Ankara’ya çok yakın, Uludağ ve Kartalkaya kadar kalabalık olmayan, kayak yapmak için elverişli bir yer. Özellikle: son günlerde kar yağışının hızlanması ile, kar ve kayak turizmi önem kazanıyor.
Evet, ülkemizde “kayak” pek tutulur spor veya uğraşı değil. Ancak burayı sadece kayak üzerine değil de, kar turizmi üzerine de yoğunlaştırmak uygundur.
Örneğin: bembeyaz bir ortamda, yürüyüş, mangal keyfi, tertemiz bir hava….. Ilgaz elbette sadece kayak değil, bu nedenle, kayak bilmeseniz, kayak merakınız olmasa bile, inanın Ilgaz Milli Parkında güzel zaman geçirebilirsiniz.
Elbette: kayak bilenler, kayak meraklıları için, Ilgaz, muhteşem bir güzellik ve kayak konusunda güzel imkanlar sunuyor ama yalnızca kayak bilenler mi, hayır, Ilgaz, özellikle bir hafta sonu tatil gününde, güzel zaman geçirmek isteyenler için, ideal ortam. Özellikle: burası hem kışın hem de yazın ayrı yaşanması gereken bir güzelliktir.
Çankırı Ilgaz
ULAŞIM
Ankara, İstanbul ve diğer İllerden, Ilgaz ilçesine otobüs ile gelindiğinde, İlçeden 16 km. uzaklıktaki kayak merkezine, taksi ve minübüsler ile ulaşmak mümkündür.
Özel araçla gelenler ise: Ilgaz-Kastamonu kara yolu üzerinde, Yenice köy mevkiinde, sağa dönerek, 6 km. düz asfalt yolu takip ederek, kolayca kayak merkezine ulaşabilirler. Vadi boyunca, kayak merkezine kadar olan yol düzdür ve bu nedenle ulaşım kolaydır.
Kayak merkezinin, doruk noktasının, belli başlı merkezleri uzaklığı şöyledir. Ankara uzaklığı: 200 km. İstanbul uzaklığı: 430 km. Samsun uzaklığı: 386 km. Kastamonu’ya uzaklığı: 45 km. Çankırı il merkezine uzaklığı: 65 km. ve Ilgaz ilçe merkezine uzaklığı: 24 km. dir. Ulaşım: devlet kara yolu ile sağlanmaktadır.
İstanbul yönünden gelindiğinde: Tem otoyolu üzerinden Ankara istikametine doğru, muhtemelen 295 km. ilerledikten sonra, Gerede çıkışından Samsun-Çankırı yönüne sapın. Yaklaşık 150 km. sonra: Ilgaz-Ankara-Samsun-Kastamonu sapağına ulaşacaksınız. Sapaktan: Kastamonu istikametine döndükten sonra, 25 km. gidiyorsunuz ve solunuzda Ilgaz Dağı Milli Park girişini göreceksiniz.
Ankara yönünden gelindiğinde ise: Çankırı-Kastamonu yolu takip edilerek, Milli Park girişine ulaşılabilir.
Çankırı Ilgaz
GENEL ÖZELLİKLERİ
ILGAZ DAĞI
Ilgaz dağı: Büyük Hacet (2587 metre) ve Küçük Hacet (2546 metre) tepeleri ile Batı Karadeniz bölümünün zirvesini teşkil eder. Dağların uzunluğu: 140 ile 150 km. olup, genişliği 30 ile 40 km. kadardır. Jeolojik yapısı karmaşıktır. Dağın güney yamaçları: meşeliklerle kaplıdır.
Kuzey yamaçlarının yüksek kısımlarında ise, nem serinden hoşlanan kayın ağaçları, daha aşağılarda ise, boyları 30-40 metreye ulaşan, ladin ve köknar ağaçları çoğunluktadır. Aşırı avlanmaya rağmen nesillerini devam ettiren: geyik, karaca, ayı, yaban domuzu, tilki, kurt, tavşan, keklik gibi yabani hayvanlara uygun yaşama ortamı bulunmaktadır.
Bunun yanında: orman örtüsünün meydana getirdiği eşsiz doğal güzelliklere sahiptir.
Ilgaz dağları eteklerinden doruklarına doğru değişen, çok değişik görünümlü ve çekici güzellikte: sarıçam, karaçam ve köknarın hakim olduğu ağaç türlerinden oluşan orman örtüsü ile kaplıdır. Bu orman örtüsü ve saha: zengin bir orman altı bitki topluluğu ile desteklenmektedir. Bu bitki topluluğu içinde: özellikle, orkidelere sık sık rastlanır.
Bölge: orkide bakımından Avrupa ve Orta doğunun en zengin yerlerinden biridir. Türkiye’de, 24 cins orkide bulunmaktadır. Bunların çoğu: mevsiminde gezildiğinde, Ilgaz dağlarında görülebilir. Orkidenin yumrularından salep elde edilmektedir. Her yıl: salep elde edilmek üzere, aşırı derecede ve bilinçsizce orkide toplanması, bu güzel bitkinin varlığını tüketmek üzeredir.
İyi bir koruma ile, son derece güzel ve gösterişli bu bitkiler, gelecek nesillere ve araştırma kurumlarına açık bir inceleme alanı yaratacaktır.
Çankırı Ilgaz
MİLLİ PARK
1986 yılında, Ilgaz dağlarının belli bir bölümü “Milli Park” olarak ayrılmıştır. Ilgaz, yalnızca kış sporları ve turizm için değil, her mevsim gidilebilecek bir yer. 1088 hektar büyüklüğündeki Milli Park; zengin bitki örtüsü ve hayvan varlığına sahip. Kış turizmine meraklı değilseniz, yazın da gidebilirsiniz.
“Ilgaz, Anadolu’nun sen yüce bir dağısın” diye şarkı mırıldanarak, orman içinde uzun yürüyüşler ve piknik yapabilirsiniz. Buz gibi pınarların suyundan için, enerji toplayabilirsiniz. Ancak: buranın bir özelliği daha var. Ülkemizin en uzun ve en hareketli fay hattı, Ilgaz dağlarının eteklerinden geçmektedir. (Kuzey Anadolu Fay Hattı)
Ayrıca: Baldıran vadisinde “Alabalık Üretme Çiftliği” var. Buradan alabalık satın alabilirsiniz veya burada bulunan lokantadan yararlanabilirsiniz. Burada avlanma göleti de var.
15 Haziran-15 Eylül tarihleri arasında, ziyaretçiler, bu sahada, sportif olta balıkçılığı yapabilmektedirler.
Çankırı Ilgaz
KAYAK ALANI
Yılın 6 ayı karlarla kaplı olan Ilgaz dağları, kış sporları imkanlarına da sahiptir.
Milli Park alanı içindeki kayak alanına: 8 km. lik dik bir asfalt yoldan çıkılıyor. Milli park içinden geçen Çankırı-Kastamonu kara yolunun Çatmalı pınar mevkiinden kuzeybatıya sapılıyor. Kış aylarında, buzlanma nedeniyle, kayganlaşan yol için hazırlıklı olmanız gerekiyor. Yanınızda: kesinlikle zincir bulunmalı ve kar lastiği kullanmalısınız.
Kayak merkezi: yaklaşık 200 metre uzunluğunda, kuzeyde 80-85 metre genişliğinde, güneye doğru daralmaktadır. Çevresi: Sarıçam ve Köknar ağaçları ile kaplıdır. Burası: Ankara Konağı olarak anılmaktadır. Ankara konağının en yüksek noktası: 1852 metredir. Bu alanın doğusu ve batısı: % 40’a varan bir eğimle alçalmaktadır.
Kayak alanı: spor turizmi için elverişli bir özellik taşımaktadır. Kayak sporu için: mevsim uzunluğu: Aralık başı ile 15 Nisan tarihleri arasındadır. Kar kalınlığı ve kalitesi uygundur. Kayak alanları: doğal çayırlarla örtülüdür ve ara ara bodur ağaçlar görülmektedir. Çevresi: Göknar-Sarıçam ormanları ile kuşatılmıştır.
Çankırı Ilgaz
PİST UZUNLUKLARI
Ana pist uzunluğu: 800-900 metredir. İkinci pistin uzunluğu ise: 750 metredir. Çocuk pistinin uzunluğu: 350-400 metredir. Bu pistlerin eğimleri: 10-28 derece arasındadır ve kayak için elverişlidir. 2 Numaralı pistin zirvesinde, 2010 metre rakımdaki “Zirve Kafe” panoramik manzaraya karşı, küçük bir mola için ideal. Hafta sonları ve tatillerde: 1 Numaralı pist gece aydınlatılıyor. Dolayısı ile, gece kayak yapmanın keyfi bir başka oluyor.
Çankırı Ilgaz
MEKANİK TESİSLER
3 tane telesiyej var. Kayak merkezinde: 900 metre uzunluğunda, çift sandalyeli telesiyej, 2 km. uzunluğunda bir teleski ve 250 metre uzunluğunda da bir baby liftten oluşan, mekanik tesisler bulunmaktadır. Özellikle: yeni kayak öğrenmek isteyenler için son derece uygun.
Zengin bitki örtüsü eşliğinde kaymanın keyfine doyum olmuyor. Uludağ ve Kartalkaya kadar kalabalık olmaması da büyük bir avantaj. Otellerden: kiralık kayak takımları bulabilirsiniz.
Çankırı Ilgaz
KONAKLAMA TESİSLERİ
Ayrıca: Türkiye Kayak Federasyonu’na ait: Ilgaz Dağı Kamp Eğitim Merkezi, 100 yatak kapasiteli Köy Hizmetleri Tesisi, 115 yatak kapasiteli Dağbaşı otel, devre mülk şeklinde yapılan Ilgaz Mountain Resort, 150 yatak kapasiteli Doruk otel, 45 yatak kapasiteli Derbent Motel, Ankara Üniversitesine ait Örsem Club, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait bir tesis olmak üzere, toplam 2000 yatak kapasitesi bulunmaktadır.
ILGAZ YÖRESİNİN LEZZETLERİ
Kastamonu ve Çankırı’ya yayılan Ilgaz ve Küre dağlarının bereketli toprakları, yetiştirdikleri ürünlerle de sofralara lezzet katmaktadır. 2014 yılında İtalya’da düzenlenen Salone Del Gusto’da “en eski ürün” olarak tanımlanan siyez bulguru, dünyada evcilleştirilen ilk buğday türüdür. Bu havzanın ayrıca elması ve eriği de ünlüdür. Ilgaz elmasının kaymaklı tatlısı, hoşafı ve turşusunun yanı sıra dolması da yapılır.
Çerkeş ilçesine, ilk kez: 2018 yılında gittim, sonra bir iki kez de geçerken uğradım. Gerçekten, burada kurulu iki sanayi tesisi, buranın tüm özelliklerini etkilemiş. Ankara’dan giderken, Işık dağını geçiyorsunuz ve karşınıza çıkıyor. Yani, bağlı bulunduğu Çankırı ilinden, Ankara daha yakın. Bir de, “Çerkeş-Çerkez”, bu iki kelimeyi karıştırmamak lazım, yani burada yaşayan insanlar, Çerkez değil.
ULAŞIM
Çerkeş, E-80 kara yolu üzerinde, ayrıca, Ankara-Zonguldak demir yolu buradan geçiyor. Yani: E-80 kara yolu, hemen ilçenin kenarından geçiyor.
Çerkeş-Kızılcahamam arası uzaklık: 54 km. Çerkeş-Gerede arası uzaklık: 69 km. Çerkeş-Ilgaz arası uzaklık; 68 km. Çerkeş-Çankırı arası uzaklık: 85 km. Çerkeş-Karabük arası uzaklık: 80 km. Çerkeş-Ankara arası uzaklık: 128 km. Çerkeş-İstanbul arası uzaklık: 365 km. Çerkeş-Samsun arası uzaklık: 343 km.
TARİH
Bölge: Roma imparatorluğu döneminde, önemli bir askeri ve dini merkez olmuştur. MÖ.41-32 yılları arasında, Roma generallerinden Antonios tarafından, buranın, Antonipolis ismi verilerek kurulduğu biliniyor. İlk kuruluş yeri ise, bugünkü Aydınlar yani Kızıllar köyünün bulunduğu yer olarak tahmin ediliyor.
1074 yılına gelindiğinde, Çankırı ve bu bölge, Danişment Beyliği komutanlarından Emir Karatekin tarafından ele geçirilir. 1392 yılında ise, Yıldırım Beyazıt, yöreyi Osmanlı topraklarına katar. 1402 yılındaki Ankara savaşı yenilgisi sonucu elden çıkan yöre, 1414 yılında yeniden Osmanlılar tarafından fethedilir.
Osmanlı döneminde, İstanbul-Bağdat arasında bulunması nedeniyle önem kazanmıştır.
1860 yılında, kaza olarak teşkilatlanmıştır.
İlçe isminin kaynağı hakkında söylenenler: ilçe merkezinin bulunduğu alan, düz bir ova ve toplanmaya elverişli. Bu nedenle, sefere çıkacak askerler, önceden buradan toplanırlarmış. Bu nedenle, asker toplayan anlamına, buraya “Çeriçeken” denilmiş ve bu kelime, günümüze “Çerkeş” olarak gelmiştir.
Çankırı Çerkeş
GENEL
Çerkeş, ilçe merkezinin rakımı: 1140 metredir.
Bölgede: Batı Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinin iklim özellikleri hakimdir. Ancak, yükseltinin fazla olması nedeniyle, karasal iklim özellikleri hakimdir. Buna bağlı olarak: kışlar soğuk ve yağışlı, yazlar ise kurak geçer. Yılın, 3 ay’ı yerde kar kalır. Bazen, Ağustos ayında bile, soba yakılmasını gerektirecek kadar soğuk bir yer.
İlçe, birinci derece deprem kuşağı üzerindedir. 1944 yılındaki depremde, yörede büyük hasar meydana gelmiştir.
Bölgedeki bitki örtüsü değerlendirildiğinde: daha çok orman ağırlıklı ağaçların bulunduğu görülür.
Çerkeş ilçesinin en öne çıkan özelliği: burada kurulu bulunan, sanayi tesisleri. Bunların başında: Aytaç Et Entegre Tesisleri ve Hey Tekstil geliyor. Her ikisi de, hemen ilçe girişinde, batı yönündedir. Bunların ilçede kurulu bulunması: ilçenin ekonomisini olumlu etkilemiş olup, işsizlik yok denecek kadar azdır. Hatta: buna bağlı olarak, ilçenin merkez nüfusu artmaktadır.
Çankırı Çerkeş
NE YENİR
Çerkeş yöresinde, size önerebileceğim yöresel lezzetler: Badıma bükmesi, sırma baklava, pirhoy, hamur köftesi. Özellikle: Çerkeş baklavası yemeyi unutmayın. Bir de, bilmiyorum belki ilginizi çekebilir, burada bir de “pırasa dolması” var.
NE SATIN ALINIR
Yörede arıcılık yapılıyor ve elde edilen bal, çok meşhur. Özellikle, buraya yolunuz düşerse, Çerkeş balı almayı ihmal etmeyin.
Çankırı Çerkeş
GEZİLECEK YERLER
PİR-İ SANİ TÜRBESİ
İlçe merkezindedir. E-80 kara yolunda ilerlerken, Dörtyol’dan ilçe merkezine sapan yola girerseniz, buraya ulaşırsınız.
Türbe, 18’nci yüzyılda: moloz taştan, 5 x 5 metre ölçülerinde yapılmıştır. Pir-i Sani isimli şahıs: Halveti Tarikatı, Şabaniye kolu büyüklerindendir. Yoğun ziyaretçi akını olmaktadır.
IV.MURAT HAMAMI
Osmanlı döneminde, Sultan IV. Murat tarafından yaptırılmıştır. Kadınlar kısmı, hasar görmüş ve tamamen yıkılmıştır.
ORMAN İŞLETMESİ FİDANLIK
İlçe merkezine, 3 km. uzaklıktadır.
Burası, ilçe merkezinde gezinti ve piknik yeri olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, 4 tane suni gölet var. Ücretli olarak girilen bu alanda: alabalık ve sazan balığı üretiliyor. Ahşap masalar, ocaklar, çeşmeler, çocuk parkları var. Olta balıkçılığına merakınız varsa, buraya yanınızda olta götürmelisiniz.
IŞIK DAĞI MESİRE YERİ
Çerkeş-Kızılcahamam kara yolu üzerindedir. İlçe merkezine 20 km. uzaklıktadır. Işık dağının kuzey yamacında bulunan mesire yerinde, piknik yapmak mümkün. Burada da, piknik yapmak için uygun ortam, oturma yerleri, ocaklar, çeşmeler, otopark var.
Çankırı Çerkeş
KEMER KÖPRÜ
Ulusu çayı üzerindedir. Bu kemer köprünün yapılış tarihi ve kim tarafından yapıldığı bilinmiyor. Ancak, tahminen 1520-1560 yıllara arasında, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapıldığı tahmin ediliyor. Taş köprünün uzunluğu: 50 metre, genişliği ise, 3.20 metredir. Yerden yükseklik: 5 metredir. Köprü, 1883 yılında tamir ettirilmiştir.
Bulunduğu konum itibarıyla, önemli yolların kavşağında bulunmaktadır ve bu yüzden, ulaşım bakımından herhangi bir sorununun bulunmaması, yörenin gelişimini olumlu yönde etkilemiştir. Evet Adıyaman ilinin en batısındaki ilçesi. Bu nedenle: Malatya gibi illeri, Gaziantep ve Kahramanmaraş gibi batıya bağlayan geçit durumundadır.
Adıyaman Gölbaşı
ULAŞIM
Gölbaşı, bağlı bulunduğu Adıyaman il merkezine 63 km. uzaklıktadır. İlçe: Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerin, Doğu Anadolu bölgesine bağlayan Gaziantep-Malatya karayolu ve Adana-Malatya demiryolu üzerinde bulunmaktadır.
Adıyaman Gölbaşı
TARİH
Gölbaşı ilçesinin en önemli tarihi yönü yol kavşağında bulunmasıdır. Bu yol Cumhuriyetin kuruluşundan sonra buradan geçen Devlet Demir yolları ve Doğu-Güneydoğu Akdeniz bağlantı yolu olan kara yolu ile pekişmiş ve özellik belirginleşmiştir. Çünkü ilk çağlarda Gölbaşı’ndan geçen transit yol “Bağdat yolu, Savaş yolu, Halep yolu, Murat yolu” gibi isimlerle anılmıştır.
Gölbaşı ilçesinin yerleşim yeri, önceleri boş bir arazi iken: 1934 yılında demir yolunun buradan geçmesi sonucunda, bir yerleşim merkezi haline gelmiştir. Çevreden buraya olan göçler, zamanla yoğunlaşmış ve 1954 yılında Besni ilçesine bağlı bir köy iken, 1958 yılında ilçe haline gelmiştir.
Hatta, öyle bir gelişim göstermiştir ki, Adıyaman ilinin en büyük ilçelerinden biri haline gelmiştir.
Ancak, yörede antik döneme ait kalıntılar yoğun değildir ve buna bağlı olarak antik dönemde burada iskan alanı bulunmadığı değerlendirilmektedir.
Yörenin tarihi geçmişindeki tek özelliği: önemli bir yol kavşağında bulunmasıdır. Şöyle ki, ilk çağlarda, buradan geçen transit yol: Bağdat yolu, Savaş yolu, Murat yolu, Halep yolu gibi isimlerle anılmıştır.
Gölbaşı, 1958 yılında Besni ilçesinden ayrılarak, Adıyaman iline bağlı ilçe haline gelmiştir. İlçe olarak ayrılmadan önce, Besni ilçesine bağlı “Karaçalık” köyü olarak bilinmektedir.
Adıyaman Gölbaşı
GENEL
Gölbaşı ilçe merkezi, önceleri boş bir arazi iken, 1934 yılında demir yolunun geçmesiyle bir yerleşim merkezi haline gelmeye başlamıştır. 1930 yılında Gölbaşı ovasından Fevzipaşa-Malatya bağlantılı demir yolu hattının geçmesi planlanmış ve ilk olarak “Gölbaşı İstasyonu” adıyla bir hizmet binası yapılmıştır. İşçe burası, Gölbaşı için yerleşmenin ilk nüvesi olmuştur.
Civar il ve ilçelerden göçler neticesinde 1954 yılında Besni ilçesine bağlı bir köy olmuş, 1958 yılında ise ilçe olmuştur. Hızlı gelişme seyri sonucu, bugün Adıyaman ilinin en büyük ilçelerinden biri haline gelmiştir. Deniz seviyesinden yükseklik 866 metredir. En yüksek dağ 2500 metre yükseklik ile Akdağ’dır. Gölbaşı’nın 7 km kuzeydoğusunda, Göksu çayı üzerinde (Kumluk köprüsü civarı) inşa edilecek Çataltepe Barajının tamamlanmasıyla Adıyaman ve Gaziantep’e içme suyu verilebileceği gibi Gölbaşı ovası ve çevresindeki arazinin sulanması imkan dahiline girecektir.
Adıyaman Gölbaşı Gölfest
GÖLFEST FESTİVALİ
Her yıl, Gölbaşı ilçesinde Tarım, Kültür, Sanat, Turizm, Eğitim, Spor ve Yardımlaşma festivali, kısa ismiyle Gölfest yapılıyor. Festivalde çeşitli yarışmalar, dans gösterileri düzenleniyor. Konser kısmı son yıllarda düzenlenmiyor.
Adıyaman Gölbaşı Meslek Yüksekokulu
ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ GÖLBAŞI MESLEK YÜKSEKOKULU
Yüksekokul, 2006 yılında yapılan değişiklik ile, Adıyaman Üniversitesine bağlanmıştır. Okulda “Bilgisayar Teknolojileri” başta olmak üzere birçok bölüm vardır.
NE YENİR-NE İÇİLİR
Gölbaşı yöresine yolunuz düşer ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, önerim: içli köfte, çiğ köfte, keklik kömbesi, yahni, borani olabilir. Patlıcan, domates ve biberden yapılan dövmeç yemeği de, buraya has ve gerçek bir lezzettir. Son olarak: çiğdem mevsiminde toplanan çiğdemlerin meyve kısmından yapılan çiğdem sütlacını mutlaka denemelisiniz.
Adıyaman Gölbaşı
GEZİLECEK YERLER
GÖLLER BÖLGESİ
Yer yapısının kuzeydoğu ucunda Gölbaşı gölü yüzölçümü itibarı ile en büyük, güneybatı ucundaki İnekli gölü en küçük olanıdır. Bu ikisi arasında Azaplı gölü vardır. Gölbaşı gölünün fazla gelen suları bir gelegenle Azaplı gölüne, bu gölün fazla suları İnekli gölüne, İnekli gölünün ve dolayısıyla sözü edilen üç gölün fazla suları da yine bir gidegenle Aksu çayına boşaltılmaktadır.
Adıyaman Gölbaşı gölü
GÖLBAŞI GÖLÜ
İlçeye ismini veren bu göl, ilçe merkezindeki göllerin en büyüğüdür. Kuzeydoğu ve Güneybatı yönündeki çöküntü hendeğinin deniz seviyesinden yüksekliği 885 metredir. Gölbaşı gölü, büyük ölçüde akarsular tarafından beslenmektedir. Göle dökülen akarsuların rejimi ile göl seviyesi arasında bağlantı vardır. Gölü besleyen en önemli akarsular, göle güney ve kuzeydoğudan karışmaktadır. Bunlar bol yağışlı dönemlerde göle doğrudan ulaşabilmektedir.
Ancak çoğunun suyu, kendi oluşturdukları alüvyon dolgu içinden sızarak yeraltına iner ve yeraltındaki gölü beslemektedirler. Oluşum bakımından, kartik tektonik göller gurubundadır. Suyu tatlı fakat içilmeye uygun değildir. Gölün uzanışı, doğu-batı yönlü olup, güneyinde bir miktar ovalık alan, sonrasında ise platoluk alan görülür. Bazı yerlerde alüvyon saha bulunur.
Gölün yüzölçümü 3 km kareye yakındır. Gölün en derin yeri 22 metredir. Göl seviyesi ilkbaharda yükselmekte, sonbaharda ise alçalmaktadır. Batı istikametinde, kanal ile Azaplı gölüne bağlanır. Gölleri birbirine bağlayan bu kanal gelecekte su sporlarının yapılması için düşünülmektedir.
Bu özelliği nedeniyle: GAP Mesire Alanı olarak ilan edilmiştir. Gölbaşı gölünün çevresi motorlu araç trafiğine kapalı, yürüyüş ve spor amaçlı, faytonların süslediği bir kıyıya sahiptir. Gölbaşı gölünün bir özelliği daha var, birçok gölde nilüfer çiçeğinin tek rengi var iken, burada iki rengi mevcuttur.
Adıyaman Gölbaşı Azaplı gölü
AZAPLI GÖLÜ
Gölbaşı gölünün bir kanalla bağlandığı Azaplı gölü, 3 km kare büyüklüğündedir. Tektonik oluğun en çukur yerinde b ulunmaktadır. Deniz seviyesinden 850 metre yüksekliktedir. Diğer göllere oranla daha derindir. Su hacmi, Gölbaşı ve İnekli göllerinden daha fazladır. Bu özellik, Azaplı gölünün tektonik oluğun merkezi kısmında bulunması, çökmenin burada fazla olması, ayrıca göl dibine Eosen kalkerlerinin hakim olması ve böylece çözünmeye bağlı olarak gölün derinleştiği ortaya çıkmaktadır.
Kıyıları: girintili çıkıntılı değildir, sazlık ve kamışlıklarla kaplıdır. Suları tatlı fakat içmeye elverişli değildir. Oluşumu karstik bir yapıya sahiptir. Azaplı gölü 25 metre derinlik ile en derin göldür. Su hacmi diğer iki gölden daha fazladır. Diğer göllere göre dar alanlı olmasına rağmen, su hacminin fazla olmasının sebebi, daha derin olmasıdır. Sazan ve yayın balığı yetiştirmek için müsait olan gölde, yılda yaklaşık 20 ton sazan ve 25-30 ton yayın balığı üretilir.
Ayrıca göl sulama amaçlı kullanılmaktadır. Gölün doğu kenarındaki Hüyük Tepe (895 metre) eski bir adadır. Burası, göl seviyesindeki değişmelere bağlı olarak zaman zaman yine ada özelliği gösterir ve üzerindeki yığıntıdan dolayı da Hüyük ismini alır.
İNEKLİ (YEŞİLOVA) GÖLÜ
Gölbaşı’nın en batısındaki göldür. Denizden yüksekliği 863 metredir. Yüz ölçümü olarak üç gölün en küçük olanıdır. Ancak beslenme havzası açısından en büyüğüdür, çünkü İnekli gölü, büyük ölçüde Gölbaşı ve Azaplı göllerinin su rejimi etkisi altındadır. Gölbaşı ve Azaplı göllerinin suları yüzeysel olarak kısmen de yer altından İnekli gölüne doğru bir akış gösterir.
Çevresi sazlık ve kamışlıktır. Suyu tatlı ama içilmez. İnekli gölü su seviyesi, kış ayları ile Mart ve Nisan aylarında yükselir. En düşük seviyesi ise, yaz aylarında ve Eylül ayındadır. Gölün azami derinliği 13.60 metredir. Bataklık alanını kurutulması için, gölün güneybatısındaki gideğeni yönünde, Gökyar boğazına doğru 1986 yılında bir tahliye kanalı açılmıştır.
Böylece gölün fazla gelen suları, bu kanal vasıtasıyla boşaltılmış ve kıyı gerisinde Gölbaşı ve Azaplı gölü çevresini de içine alacak şekilde, nispeten geniş bir alanda zirai faaliyet yapılabilir hale gelmiştir. Gölbaşı, Azaplı ve İnekli gölleri, DSİ tarafından kanallarla birleştirilmiştir.
Adıyaman Gölbaşı Gölleri Tabiat Parkı
GÖLBAŞI GÖLLERİ TABİAT PARKI
Kahramanmaraş ile Gölbaşı üzerinden gelerek Ermenek-Malatya istikametine doğru giden kırık hattının, bu civarda çökmesi sonucu, kuzeydeki Toroslardan gelen suların kaynak oluşturarak buraya dolması ile bu üç göl meydana gelmiştir. Göllerin çevresi alçak tepelerle çevrilmiştir.
Oluşum bakımından tektonik-karstik göller gurubuna girer. Gölbaşı ilçesinde, söz konusu göllerin içinde bulunduğu 16 bin dekarlık alan, 2008 yılında Gölbaşı Gölleri Tabiat Parkı olarak ilan edilmiştir. Gölbaşı, Azaplı ve İnekli gölleri, iletim kanalları ile birbirine bağlanmıştır. İnekli gölünden Çelik köyü tren istasyonuna kadar yaklaşık 2 km yaya yürünerek yaban hayatı gözleme noktasına ulaşılabilir.
Adıyaman Gölbaşı Gölleri Tabiat Parkı
Adıyaman Gölbaşı Gölleri Tabiat Parkı
Göksu çayından pompalanarak göle akıtılan su, Gaziantep’e içme suyu olarak da verildiğinden, göller arasında 40 metre genişliğinde kanallar açılarak, 50 km yi bulan bir su yolu yapılmıştır. Yoğun yağış alan yıllarda, göllerin su seviyesi artar ve göller taşkın alanları ile geçici olarak birleşir.
Göller ıslak çayırlar ve sazlıklarla çevrilidir. Dere vadisinin kuru bölgelerinde kavak toplulukları ve tarım alanları vardır. Daha dış kısımlarda ise fıstık ve meyve bahçeleri bulunur. Alanda üreyen 11 tür su kuşu vardır. Özellikle “turna” nın dünyadaki en güney üreme alanlarından biridir.
Nesli dünya ölçeğinde tehlike altında olan kız böceği, alana özel statü kazandıran en önemli türlerden biridir. Bölgede yoğun küçükbaş ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılır. İnekli ve Azaplı göllerinde balıkçılık yapılmakla birlikte kirlenme nedeniyle Gölbaşı Gölünde son yıllarda balıkçılık yapılamamaktadır. Buğday, mercimek ve arpa açısından en çok ekilen tarımsal ürünlerdir. Göllerin arasındaki kanal sistemi aracılığıyla bölgedeki su seviyesi kontrol edilmektedir.
Adıyaman Gölbaşı Tren İstasyonu
GÖLBAŞI TREN İSTASYONU
İlçe merkezindedir. İdari binalar ve su deposu binalarından oluşur. Bu binalardan bazıları yıkılmıştır, yıkılmayanlar ise özgün yapılardır. Binalar kesme taştan yapılmış olup yakın dönemde sıvalar yapılmıştır. Köşe taşlarında kapı etraflarında ve alt pencerelerinden dışa çıkıntılar bulunur.
Adıyaman Gölbaşı Altınlı Köprü
ALTINLI KÖPRÜ
Köprü Gölbaşı ilçesinin simgesidir. Yolbağ köyü sınırları içindedir. Köprüye, ilçe merkezinin 10 km kuzeyindeki Karagüney, Karahasan ve Miçolar köyü yol güzergahından gidilir. Göksu çayı üzerindedir. Gölbaşı ile Elbistan arasındaki ulaşımı sağlar. Köprü: Harmanlı kasabası yakınında Göksu üzerinde bulunan “Paşa köprüsü”, Yaylacık köyünde 6 km uzaklıkta, Göksu üzerinde bulunan “Vijne köprüsü” ile yaşıttır. Muhtemelen Selefkiler döneminde yapılmıştır.
Ancak bir rivayetlere göre, kralın kızı tarafından yaptırılmıştır ve yıkılma durumunda, eşdeğer köprüyü inşa edecek altın, civarda gömülüdür. Bu yüzden köprünün ismi “Altınlı köprü” olmuştur. Yine bir söylentiye göre, bu köprünün Deli Dumrulun meşhur köprüsü olduğuna inanılmaktadır. Köprünün uzunluğu 83 metredir. 4 kemer göze sahiptir. Köprü muhtemelen Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Besni-Elbistan kervan yolu için kullanılmıştır.
Ayrıca 16’ncı yüzyılda Osmanlı Arşiv kayıtlarında bu güzergahın “Adıyaman-Behisni-Gölbaşı-Elbistan-Maraş güzergahı” ya da “Karasungur yolu” olarak kaydedilmiştir. Bu yolun önemini ve sürekliliğini göstermesi açısından bu durum dikkat çekicidir. Evet, Çetintepe Barajının yapılması nedeniyle, su tutulmaya başlandığında köprü baraj suları altında kalacaktır. Ancak köprünün gelecek nesillere sağlam olarak aktarılması düşünüldüğünden, restorasyonu yapılarak dayanıklılığının arttırıldığı söyleniyor, ama hiç sanmıyorum, baraj sularının altında kalınca büyük olasılıkla köprü elden çıkacaktır.
Mimari
Köprünün büyük bir kemeri ve kademeli olarak küçülen üç kemeri daha vardır. Ana kemer: temelde 14 taş ve yukarı çıkıldıkça kademeli olarak daralır 9 taş olur. Kemerin batı kısmında 63 ve doğu kısmında 70 sıra taş vardır. Ana kemer, azgın suya karşı korunmak için, koni şeklinde, kemerin her iki tarafına destek yapılmıştır. İkinci kemerde, tabanda 9 sıra taş ve toplam 33 taş vardır. Üçüncü kemerde: 10 sıra taş ve toplam 26 taş vardır.
Dördüncü kemerde: 9 sıra t aş ve toplam 19 sıra taş kullanılmıştır. Köprünün önden yüksekliği 20 metreye yakındır. Sağda kaya zemine oturmakta, solda taşma kemerleriyle çay yatağını aşmaktadır. Kemerler beyaz kesme taşlardan, diğer kısımlar moloz taşlardan yapılmıştır. Taşlar harç kullanılmadan, sıkıştırma (Cendere) yöntemiyle yerleştirilmiştir.
HARMANLI
Daha önce buraya “Pervari” deniyormuş. Pervari’den şu şekilde söz edilmektedir.”Bestesha (Besni) civarına gelip yerleşen bazı Türkmen Oymakları arkadan gelen göçlerin teshiriyle küçük ovaya doğru yola çıkarlar. Türkmen oymaklarından Atlı, Çakallı ve Beydilli oymakları, düşmanlarına karşı birleşirler. Oymak beyliğini ise Beydilli aşiretlerinden Muhammed Pervari yapar. Bu büyük kafile üç göl çevresine dağılır.
Atlı ve Çakallı birliği bozularak ayrılır. Muhammet Pervari ise küçük kardeşi Mahmut Pervari ile Hz. Ali’nin atının izi olduğuna inanılan Ali Kayası civarına yerleşirler. Civardaki eşkıya baskınları bu iki kardeşi yıldırır. İskan etmiş birkaç oymakla birlikte daha yukarıda bir yerde birleşirler. Ancak büyük kardeş ölür, küçüğü ise oymakla ayrılarak Cenub tarafında iskan eder. Gittiği yer Küçük Perveridir. Büyük ve Küçük Perveri diye iki yerleşim yeri olur. Kasaba böylece adını oymak beyi olan Muhammed Pervari’den almıştır.
Uzun mağara
Mağarada 3 tane gizlenme odası vardır. Girişi doğuya bakmaktadır. Büyük ihtimalle, 1245 yılında Moğol istilasında, askerlerden gizlenmek için buraya kaçanlar tarafından oyulmuştur.
Adıyaman Gölbaşı Paşa Köprüsü
Paşa köprüsü
Harmancı kasabasında Göksu ırmağı üstündedir. Tarihi ipek yolu güzergahındadır. Ancak 1954’lerde üzerinden ağır bir iş makinası geçirilmeye çalışılmış ve bunun üzerine ağır hasar görmüş ve yine bir idareci tarafından tehlikeli olmaması için dinamitlenerek yıktırılmıştır. Malum ülkede tarihi eser, tarihi değer bilinci yok, bunlara taş diye bakan zihniyet.
Adıyaman Gölbaşı Ulupınar
Ulupınar
İpekyolu güzergahında, kesme taştan yapılmıştır. Yapım tarihi ve yaptıranlar bilinmemektedir. 6 tane oluğu var, pınarın suyu kuzeye giden kanala yönlendirildiğinde Göksu nehrine akmaktadır. Batıya giden kanala yönlendirildiğinde ise, suyu Gölbaşı gölüne karışmaktadır. Daha önce bir kısmı yıktırılmış, ancak 1993 yılında Paşa köprüsünden temin edilen 23 taş ve dışarıdan getirilen taş ustaları ile tekrar yapılarak eski görünümüne kavuşturulmuştur.
Kavkutlu Höyük
Harmanlı Beldesi Kavkutlu mevkiindedir. Gölbaşı-Harmanlı yolu üzerindedir. Düz bir arazi üzerinde yer alan höyük, yaklaşık 160 metre genişliğinde ve 120 metre uzunluğundadır. Höyük yaklaşık 5 metre yüksekliktedir. Geç Tunç çağından başlayarak Helenistik, Roma ve Geç dönemlere kadar kullanıldığı bilinmektedir.
NASIRLI
Köy ilçe merkezine 29 km uzaklıktadır. Evler iki katlı ve topraktır. Köyün ilk kuruluş yeri, Mendededir. (Minik Dede) Buradan da kız kapana göç edilmiştir. Burada da aşiret kavgaları başlamış, köy ikiye ayrılarak Yukarı ve Aşağı Nasırlı köyleri olmuştur.
Aşağı ve Yukarı Nasırlı köylerinin asıl sahipleri “Cec oğulları” dır. (Besni ağaları olarak da bilinirler.) Malatya Akçadağ ilçesindeki Levent oğulları ile Harun oğulları arasında çetin kavgalar olur. Levent oğulları, Aşağı Nasırlı’ya göç ederler. Cec oğulları ile bunlar arasında da yerleşme konusunda uzun mücadeleler olur. Köy tarihi zenginliklerle doludur.
Mendene Höyüğü
Nasırlı köyünde, köyün ilk kuruluş yeri olan Mende’dedir.
Kız Kapan
Burada su sarnıçları, basamaklarla çıkılan mağaralar vardır. Çevrede, çok sayıda cam, ok demirleri, çanak ve çömlek kalıntılarına rastlanmıştır.
Gölün başı mağarası
Köyün güneyinde, 2 km uzaklıkta Çardak veya Gölün Başı Mağarası olarak isimlendirilen bir mağara vardır. Mağarada “öküz başı rölyefi” bulunmuştur. Buraya “Musa Gediği” de denilmektedir.
Kırkbayır
Köyün kuzeyinde Kırk Bayır denilen yerdeki mağaralarda, mezarlara rastlanmıştır. Köy merkezine 2 km uzaklıktaki bu mağaralarda, 5-6 cesedin konulacağı yer ile başlarının da konulacağı seki yapılmıştır.
BELÖREN
İlçenin güneyinde 23 km uzaklıktaki Belören beldesi, Gölbaşındaki tarihi yerleşim merkezleri içinde, tarihi kalıntılar bakımından en zengin olan yerlerden biridir. Beldenin eski ismi “Belviran” olup “halkın dayanışması” anlamında kullanılmıştır. 1968 yılında belediyelik olunca “Belören” ismini almıştır.
Beldedeki tarihi kalıntılar ile mevkileri şu şekildedir:
Heyik mevkii
Köyün 6 km batısında eski yerleşim yeridir. Buranın tarihi bir şehir olduğu, dükkan olması muhtemel kalıntılardan, yine buradaki mezar kalıntılarından anlaşılmıştır. Taşlar doğal halindedir.
Keykubat kalesi
Beyören’in kuzeyinde 5 km uzaklıktadır. Çevresi surlarla çevrilidir. Kale, Roma harcı ile yapılmıştır.
Kent bölgesi
Belören beldesinin güneyinde 5 km uzaklıktadır. Burada, taş mimari parçalar ile mezar kalıntıları bulunmuştur.
Peri önü
Belören beldesinin güneyinde 2 km uzaklıkta, bu höyük vardır. Buranın da eski bir yerleşim yeri olduğu bilinmektedir.
ÇELİK
Çelik ilçe merkezinin 14 km kuzeyindedir. Köyün kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte göçer Türkmenler tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Köyün içindeki çeşme “Kürt Pınarı” adını ilk olarak bu göçerlerden alır. 1968 yılında yapılan müteahhitlik çalışmasında, atılan dinamitlerden sonra, tesadüfi olarak Bizans dönemine ait binlerce altının toprağa savrulduğu bilinmektedir.
ÇATALTEPE
İlçe merkezine 7 km uzaklıktadır. Köy ismini kurulduğu yerin birkaç dağ yamacında olmasından alır. Köyün kuruluş tarihi, kesin olarak bilinmemektedir. Çevrede “Aşağı ve Yukarı Örenli” denilen iki tane eski yerleşim merkezi olduğu söylenir. Devlet bürokrasisinin çeşitli kademelerinde yetişmiş çok sayıda elemanı vardır.
Köydeki tarihi kalıntılar ve yapılar şunlardır:
Köristan-Kölisten
Burada, dağın üzerindeki kalıntının ne olduğu kesinlik kazanmamıştır. Bu kalıntıların yel değirmeni veya bir kiliseye ait olduğu söylenir.
Kara mağara
Köyün güneybatısındadır. Doğal mağaranın üzerinde 1 metre çapında ve 2 metre derinliğinde, tahıl saklama veya şarap kuyuları olduğu söylenen kalıntılarla karşılaşılmıştır. Ayrıca burada kilise ve ev kalıntıları bulunur. Bunlar da burada bir yerleşim olduğunu gösterir.
Kara mağara bölgesinde Yolbağı mezarlardan anlaşıldığına göre gayri Müslimlerin yaşadıkları yerdir. Hangi döneme ait olduğu bilinmeyen bir kale yıkıntısı vardır. Hatta buralarda, Kurtuluş savaşına kadar Ermenilerin yaşadığı, Kurtuluş savaşından sonra Halep’e göç ettikleri söylenir.
Mezgitli Yaylası
Yaylada bulunan Gümbürtü mağarası adını, yere sertçe vurulduğunda çıkan sesten almıştır. Mağaradaki yaşam izleri burada yatak şeklindeki oyuklardan anlaşılmaktadır.
Beş Tepe
Köyün batısında, Göksu ırmağını geçtikten sonra Meydan Köyü sınırlarında birbirine sıralı beş tepe vardır. Beş Tepe Mevkii denilen bu tepelerin üzerinde Roma harcına benzer harçla yapılmış kapı kalıntıları mevcuttur. Bu tepelerin birinde bulunan bir mağarada 4x 4 metre ebadında, ikon veya benzeri eşya koymaya yarayan taştan oyma raf vardır.