Konya Bozkır

Konya Bozkır: Bir kez gittim, özellikle hatırladığım ilçenin tam ortasından geçen ırmağın güzelliği, hemen kıyısındaki çay bahçeleri, yeşillikler.

ULAŞIM

Bozkır ilçesinin, il merkezi Konya’ya olan uzaklığı: 120 km. dir. Bozkır-Seydişehir arasındaki uzaklık: 52 km. Bozkır-Hadim arasındaki uzaklık: 80 km.

TARİH

İlçenin bulunduğu yerleşim yeri, antik dönemde “İsaura” ismi verilen ve yoğun yerleşim olan bir yerdi. İlçenin kuzeydoğusunda yapılan büyük kale: İsaura Nova olarak isimlendirilmiş, ilçenin bulunduğu yer ise “Leontopolis” ve daha sonra ise “Tris-Maden” olarak anılmıştır.

Bunun nedeni, ilçede “kurşun” madenlerinin işletilmesi ve burada çalışan ustalara “Ser-Üstad” adı verilmesidir. Aslında, bu ser-üstad kelimesinin bir de efsanesi var. Şöyle ki: bir zamanlar, Bozkır’ın Ulupınar köyünde bir demir ustası yaşarmış. Ancak, bu usta, işinin sırrını kimsenin öğrenmemesi için, atölyesine kimseyi sokmazmış.

Çevrede bu durumu bilen insanlar kendi aralarında konuşurken, nereye gidiyorsun diye sorulduğunda “Sırlı üstada” derlermiş ve bu kelime zamanla değişime uğrayarak, ser-üstat olmuş. Yani, ser-üstat kelimesi, yöredeki madencilikten geliyor. Çünkü, burada, bir zamanlar: altın, kurşun, simli kurşun ve demir madenleri çıkarılıyormuş.

Selçuklular döneminde ise, yöre, Selçuklu Bozkır Bey tarafından ele geçirilir. Bozkır bey, daha sonraki dönemlerde, burada yerleşir.

Konya Bozkır

GENEL

İlçe toprakları: yüksek tepe ve dağlardan oluşmaktadır. Toroslar’ın en yüksek kısımları, bu bölgede bulunmaktadır. Tarıma elverişli saha sayısı azdır. Arazi  daha çok: orman, mera ve herhangi bir işe yaramayan taşlık arazilerden oluşmaktadır.

Bunun sonucunda, yöre halkı, geçimini sağlamak üzere, ilçe dışına ve özellikle yurt dışına göçmüştür. Bunun dışında: ilçede, elma üretimi yoğundur. Üretilen elmaların büyük bölümü, ilçede kurulu meyve suyu fabrikaları tarafından satın alınarak işlenmektedir. 

Yörede, Akdeniz ve İç Anadolu bölgesi iklimleri arasındaki bir geçiş iklimi hakimdir. Buna bağlı olarak: kışlar kısmen ılık, kısmen sert ve yağışlı, ilkbahar ılık ve yağışlı, yazlar ise kurak ve sıcak geçmektedir.

NE YENİR

Bozkır yöresine yolunuz düşerse, köpüklü helva alıp yemeden sakın dönmeyin.

NE SATIN ALINIR

Bozkır yöresine yolunuz düşerse, buraya has ve burayla özdeşmiş bir lezzet var: kara tahin. Çifte kavrulmuş kara tahin; susamların birçok aşamadan geçirilmesiyle hazırlanıyor ve değişik ebatlardaki kaplarda satılıyor.

Buraya yolunuz düşerse, kara tahin almayı unutmayın. Sorgun kasabasında üretilen ve ilçe merkezinde teneke kutularda satılan kara tahin, umarım yerli susamdan yapılmış olanını (Hint susamı değil) bulup satın alabilirsiniz.

GEZİLECEK YERLER

MERKEZ BÜYÜK CAMİ

İlçe merkezinde, Çarşamba ırmağının hemen kıyısındaki cami, kitabesine göre, 1286 yılında yaptırılmıştır. Minaresi orijinal olmayıp, sonradan yaptırılmıştır. Cami yapısında, yer yer Neo-klasik özellikler görülmektedir.

Konya Bozkır Çarşamba Köprüsü

ÇARŞAMBA KÖPRÜSÜ

İlçe merkezinden geçmekte olan Çarşamba çayının üzerindedir. Mimari özellikleri düşünüldüğünde, Selçuklu yapısı olduğu tahmin ediliyor. Köprünün boyu: 22 metre ve genişliği, yaklaşık 4 metredir. Günümüzde, köprüden araçlar geçmiyor, sadece yayaların kullanımına açıktır.

Çarşamba çayı taştığında, bu tarihi köprü, insanların ulaşımı için büyük önem taşıyor. Bu köprünün yanında, yarısı kırılmış halde duran bir “stel” var. Bu stelin sol tarafında, at üzerinde bir binici ve sağ tarafında yine bir figür görülüyor.

Atın ön ayakları, havaya kalkmış durumda tasvir edilmiştir. Ancak, stel fazlaca tahrip olduğundan diğer detaylar görülemiyor. Ayrıca, bu stelin buraya nasıl geldiği de bilinmiyor.

Konya Bozkır Zengibar Kalesi

ZENGİBAR KALESİ

Konya-Karaman kara yolunun 35.km.den batıya dönüldükten sonra, yaklaşık 25.km. daha gidilince, Yazdamı ve Işıklar köyüne ulaşılıyor. Kale, bu yörede. Kalenin yerini gösteren tabelalar var.

MÖ.7000 yıllarında, İsaurialılar, Bozkır yöresine yerleşirler. Burada, yaklaşık 2000 yıl yaşadıktan sonra, Bozkır ilçesinin bugünkü yerleşiminin 10 km. doğusunda, bu kaleyi yapıyorlar ve buraya da “Yeni İsaura” ismini veriyorlar.

Konya Bozkır Zengibar Kalesi

Kale: 1750 metre yükseklikteki bir tepe üzerine kurulmuş olup, muhteşem yükseltisi ile, tüm çevreye hakim bir konumdadır. Antik çağda: İsaura bölgesinin sınırları içinde bulunan kale, bölgenin başkent olması ile önem kazanıyor.

İlk yapılışı: Hitit imparatorluğuna dayanmakla birlikte, daha sonraki dönemde burada yerleşik egemenlikler şunlardır: Lidyalılar, Persler, Kimmerler, Romalılar ve Bizanslılar. 16’ncı yüzyıldan sonra ise, Türkler bölgede görülürler.

Günümüzde, kaleden geriye çok şey kalmamış. Büyük bir tarih hazinesi yağmalanmış durumda. Şimdi ise, kalenin çevresi, tel örgülerle çevrilerek bir nebze korunmaya çalışılmış.

Ancak, yine de burada güvenliği sağlayabilecek bir bekçi bile yok. Hiçbir resmi arkeolojik kazı yapılmayan bölgede, kazı çalışması yapıldığında, Efes antik kenti kadar büyük bir kalıntının ortaya çıkacağı söyleniyor. Ama, bir yandan da, resmi bir arkeolojik kazının, yıllarca süreceği de kesin.

Konya Bozkır İsaura

İSAURA ANTİK KENTİ KALINTILARI

Bu antik kenti çevreleyen surların uzunluğu, yaklaşık 4 km. dir. Genişlik ise, yer yer 3.20-3.30 metre arasındadır. Ancak ,büyük kısmı tahribata uğramış ve bir kısmı, tüm görkemiyle ayakta kalarak günümüze ulaşmıştır.

Bu surlar, yaklaşık 300-350 metre uzunluktaki aralıklarda, kulelerle desteklenmiştir. Surların açık kahverengi taşları, kentin içindeki taş ocaklarından çıkartılmıştır. Çok az sayıda mermer de kullanılmıştır. Surların genişliğinden biraz önce söz etmiştim, bu geniş surların üzerindeki gezinti yerlerinden, günümüze ulaşan bir iz yok.

Bu surların üzerindeki kulelerin toplamı ise: 14 dür. Şehir kapısını koruyan kule: günümüze kadar sağlam olarak gelebilmiştir. Şehirdeki bu kulelerin bir kısmı: 3 katlıdır. Yükseklik ise, 14 metreyi bulmaktadır. Aslında, tabii ki yapıldığı dönemde, bu yüksekliğin daha fazla olduğu kesin.

İsaura kentinin kent kapısı: günümüzde yıkıntı halindedir. Kapının sağında ve solunda kuleler var. Ancak, soldaki kule ayakta olmasına rağmen, sağdaki kule yıkılmıştır. Kapının çevresindeki surlar, içeriye doğru girinti yapıyor.

Kapının zemin genişliği: 4 metredir. Kapının önündeki yıkıntılar içinde: birçok silah kabartması görülüyor. Bunlar: kalkan, kılıç, miğfer, çelenk gibi savaş aletlerine ait kabartmalardır.

İsaura kentine giderseniz, görebileceğiniz diğer bir kalıntı: Akropol kapısıdır. Kapı, günümüze kadar ayakta gelebilmiş ve kentin en görkemli yeridir. Kapı: iki kuleyle desteklenmiştir. Bu kapıdan doğrudan Akropole girilmiyor.

Önce küçük bir avlu ve sonra sağa dönerek ikinci bir kapıdan, Akropole ulaşılıyor. Bu durum, kentin savunmasının bir özelliği. Kapı: yaklaşık 4 metre genişliğindedir. İç avlu, yıkıntılar altında kalmıştır. Burada, kente girmek için ikinci bir kapı bulunmaktadır. Bu kapının genişliği, 3.46 metredir.

Zafer Takları: İsaura kentinde, günümüzde, Hadrianus Zafer Takı görülüyor. Roma imparatoru Hadrianus’un buraya gelip gelmediği bilinmiyor. Ancak, bu tak, onun anısına yapılmıştır.

İki ayak üzerine bir kemerden oluşan tak, hemen kentin merkezinde bulunuyor. Tek gözlü bu yapının yüksekliği: 7.73 metredir. Kemer gözünün genişliği ise, 5.46 metredir. Ortadaki haç motifi, Bizans dönemi sonrasında işlenmiştir.

Agora: Sütunlu caddenin hemen yanındadır. Ancak günümüzde sadece temel taş blokları görülüyor.

Basilika: Hadrianus takının hemen yanındadır. Şehrin en büyük yapısıdır. Günümüzde, duvarları yaklaşık 1 metre civarında ayaktadır. Yapı, Roma döneminde Basilika ve Bizans döneminde ve daha sonraları ise kilise olarak kullanılmıştır.

Boyu: 31 metre ve eni 18 metredir. Duvar yüksekliği, bazı yerlerde 1.5 metreyi bulmakta, genişliği ise 1 metreye ulaşmaktadır. Duvarlar, harçsız olarak bindirme tekniğiyle yapılmıştır. Yani, sur ve kulelerin inşa şekliyle aynıdır. Basilikanın yanında bir kilise görülüyor. Yıkıntılar arasındaki bir kilise. Kentte, başka kiliseler de var.

Nekropoller: İsaura kentinde, birçok nekropol sahası bulunmaktadır. Bunlardan en öne çıkanı: şehir kapısından Ulupınar köyüne giden antik yoldaki kayalara oyulmuş mezarların bulunduğu bölümdür. Mezarların cepheleri, sütunlarla yapılmış ve ortada bulunan mezar odası ile yapı tam bir mabet görünümü almıştır.

Gelelim sonucu, buraya veya yakınlara yolunuz düşerse, bir zamanlar büyük bir uygarlık kurulmuş olan İsaura antik kenti kalıntılarını mutlaka görmenizi öneririm. Çünkü: geçmiş yüz yıllık süreçte, burası tamamen yağmalanmış ve buranın taşları, çevre köylerinin cami, okul ve ev gibi yapılarının yapımında hoyratça kullanılmıştır, yani tamamen olmasa da büyük bölümü yok olmuştur.

Hatta: Bozkır ilçe merkezindeki, Çarşamba ırmağı üzerindeki köprünün taşları ve hatta ve hatta eski Askerlik Şubesi binasının bazı yapı taşlarının bile İsaura kentinden getirildiği anlaşılmıştır. İşin ilginci, bu yağmalama hadisesi, hala devam etmektedir.

Özellikle: antik kentin çevresindeki Işıklar, Ulupınar, Hisarlık ve Acılar köyündeki birçok yapı, buradan kaçırılan taşlarla yapılıyor. Hemen gidin görün, çünkü bir süre sonra, bu antik kent kalıntıları yok olacak.

Konya Bozkır Hisarlık Camisi

HİSARLIK CAMİSİ

İlçe merkezine bağlı, Hisarlık kasabasındadır. Cami: bölgede bulunan en muhteşem Osmanlı eserlerinin başında gelmektedir. Sanat değeri bakımından ileri düzeyde olan yapı: 1282 yılında yapılmıştır.

Süslemeleri ise, Bağdatlı İsmail usta eseridir. Ahşap işçiliği mükemmeldir. Ayrıca, duvar resimleri, sanatsal açıdan öne çıkmaktadır. Çünkü, caminin tüm duvarları, hiç boş yer kalmamasına dekore edilmiştir.

Seydişehir tanıtımı.

Hadim tanıtımı.

 

Konya Hüyük

Konya Hüyük

Tarih meraklıları için, mutlaka görmelerini önereceğim tarihi kalıntı: Eflatun pınarı anıtı. Hititler döneminden kalma, muhteşem bir eser. Mutlaka görün. Ayrıca: Köşk ve Çavuş kasabalarında bulunan termal tesisler büyük ilgi çekiyor.

Konya Hüyük

ULAŞIM

Hüyük ilçesinin, bağlı bulunduğu Konya il merkezine uzaklığı: 90 km. dir. Hüyük-Beyşehir arasındaki uzaklık: 35 km. Hüyük-Şarkikaraağaç arasındaki uzaklık: 35 km.

TARİHİ

Bölgede bilinen ilk yerleşimciler: Hititler. Daha sonra ise: Asurlular, Persler, Büyük İskender ve İskender’in ölümünden sonra Seleukoslar, Roma ve Bizanslılar. Malazgirt zaferinden sonra ise, Selçuklular ve daha sonra Karamanoğulları.

Konya yöresinin İlhanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine, Mevlana, öğrencilerinin güvenli yerlere kaçmalarını ister. Bunun üzerine: öğrencilerden Şeyh İdris ve Şeyh Bahri Büyük:; buraya gelirler ve ilk günümüzdeki Hüyük ilçesini kurarlar.

Takip eden tarihi süreçte: 1465 yılında, Fatih Sultan Mehmet, Karamanoğulları Beyliğini ortadan kaldırınca, yöre, Osmanlı hakimiyetine girer.

GENEL

İlçe merkezinin denizden yüksekliği, yani rakımı: 1245 metredir. Arazi yapısı genellikle düzlüktür ve güney ile güneybatı bölümleri, Beyşehir gölü kıyısını oluşturan düzlüklerdir. Beyşehir gölü nedeniyle, bölge akarsular bakımından çok zengindir.

İklim: bölgede, İç Anadolu ve Akdeniz iklimleri arasındaki bir geçiş iklimi hakimdir. Buna bağlı olarak: kışlar ılık ve sert, yazlar ise sıcak ve kurak geçer.

Ekonomik etkinlikler: yörenin ekonomisi tarıma dayanmaktadır. Tarımsal üretimde, yoğunluk: nohut. Dağlık kesimlerde ise, bağcılık yapılmaktadır.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Burada: turşu ve zamanı uygunsa çilek yemelisiniz. Zaten: turşu ve çilek o kadar meşhur ki, festival düzenleniyor.

NE SATIN ALINIR

Burada, üzüm yetiştiriciliği ön planda ve yetiştirilen üzümlerden yapılan “pekmez” muhteşem tadı ile öne çıkıyor. Pekmez severseniz, buradan mutlaka pekmez satın almalısınız.

KONAKLAMA

Hüyük Öğretmenevi                          Özel idare binası                                332-5431157

GEZİLECEK YERLER

İlçe merkezinde: tarihi kerpiç evler koruma altına alınmıştır. Bunlar: bu tür ev meraklıları için ilginç gelebilir. Ayrıca: Beyşehir gölü kıyısında, ilçe merkezine bağlı bazı köylerdeki balık lokantaları: Beyşehir gölünden yakalanan sazan balıklarının muhteşem pişirildiği menüler sunuyorlar.

Konya Hüyük Kafa Dağı

KAFA DAĞI

Kafadağ mevkiindedir. Kafadağ bölgesinin Hüyük ilçesine bakan arka kısmı: taşlık ve kayalıktır. Burada: taştan bir insan başı figürü var. Ama o kadar belirgin ki, inanılmaz güzellikte. Ama: Kafadağı’nın zirvesinde bulunan bu doğa harikası güzelliği görmek için, bayağı bir tırmanmak gerekiyor. Özellikle: fotoğraf meraklıları için ilginç.

Konya Hüyük Eflatun Pınarı Anıtı

EFLATUN PINARI ANITI

Beyşehir gölünün doğu kıyısındadır. 1849 yılında, J. Hamilton tarafından bulunmuştur. Buraya ulaşmak için: Beyşehir gölüne paralel olarak uzaman yolun: 7’nci km. de bulunan “Sadıkhacı” tabelasından, içeri girin ve köye girmeden hemen önce, tepede, sola ayrılan yolu takip edin.

Anıt: MÖ 12’nci yüzyıla tarihleniyor. Yani: Hititlerin bu yörede yerleştiklerini ifade ediyor. Özellikle: Hitit krallarından, IV. Tudhaliyanın kuzeni Kuruntu’nun, o dönemde, burada hüküm sürdüğü düşünülmektedir. Burada: yassı bir tepenin eteğinden kaynayan bir pınar var.

Anıta gelince: Ereğli yöresindeki meşhur “İvriz Kaya Kabartma” anıtını andırıyor. Ancak, Hitit sanatının, kaya yüzeyine işlenen ilk örneklerinden biri olması nedeniyle önem kazanıyor.

Kuzeyde: yüzünü pınara çevirmiş bir abide var. 14 adet düzgün taştan yapılmış abide: 4 metre yüksekliğinde ve 7 metre enindedir. Abidenin batı tarafında, yerden bir kaynak çıkıyor ve burada yani anıtın hemen önünde küçük bir gölet oluşmuş.

Abide de işlenen konu: bereket sembolü sayılan toprak, su ve güneş ön plana çıkarılmış. Tanrı sembolleriyle süslenmiştir. Yani, bir anlamda: yöreyi, su baskınlarından korumak için yapılmıştır.

Burada: Konya Müze Müdürlüğü tarafından, çeşitli zamanlarda arkeolojik kazılar yapılmış ve bu çalışmalarda: anıtın önünde, 3 x 3 metre boyutlarında bir havuz bulunmuştur.

Ayrıca: anıtın alt kısmında, 5 kabartma daha bulunduğu görülmüştür. Ayrıca, anıt çevresinde: 25 ton ağırlığında, 3 bin yıllık bir “boğa protomuise” bulunuyor. Evet, bölge, sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Eflatun ismine gelince, söylenenlere göre, ünlü Filozof Eflatun, bir süre burada yaşamış. Ancak, bu söylentinin pek mümkün olmadığı da söyleniyor. Büyük ihtimalle: Eflatun Pınar ismi, pınarın çıktığı yerdeki kalker bölümün rengi nedeniyle verilmiş olmalı.

Konya Hüyük Köşk Termal Tesisleri

KÖŞK TERMAL TESİSLERİ

İlçe merkezine bağlı, Köşk kasabasındadır. Köşk kasabası: tarihi ipek yolu üzerinde bulunuyor. Kaynak suyu yoğun olarak, florür içermektedir. Banyo olarak kullanıldığında: romatizmal ve nörolojik hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir. Ayrıca: ortopedik sıkıntıların giderilmesinde de yararlıdır. Burada: özel sektör tarafından işletilen termal bir tesis bulunuyor. Havuzlar, restoranlar, devre mülkler bulunuyor.

ÇAVUŞ KASABASI TERMAL TESİSLERİ

Çavuş kasabası, ilçe merkezine 3 km. uzaklıktadır.

Kaplıcalar: Selçuklular döneminde kalmadır ve aynı zamanda tarihi özellik te taşımaktadır. 1000 yıllık geçmişi vardır. Biri kadınlara ve diğeri erkeklere ayrılmış, iki hamam bulunmaktadır.

Kaplıca suyu: çok sıcak değildir. Suyun şifalı geldiği söylenen rahatsızlıklar: cilt hastalıkları, egzama, kaşıntı ve yaralar gibi rahatsızlıklara iyi gelmektedir. Ayrıca: suyun rahatlatıcı ve dinlendirici özelliği bulunduğu söyleniyor. Özellikle: yaz aylarında ilgi çekmektedir. Ancak, konaklama tesisi yok. Burayı bilenler, burada çadır kuruyorlar.

Beyşehir tanıtımı.

Şarkikaraağaç tanıtımı.

 

Konya Taşkent

Konya Taşkent

Taşkent denilince, Konya ilimizin bu şirin ve yeşiller içindeki kazası yanında, Özbekistan isimli ülkenin başkenti olan Taşkent de gündeme gelebiliyor. Ben: Taşkent ilçesinden geçerken, burada özellikle, günümüzde “Ballar Çeşmesi” olarak isimlendirilen su başında birkaç dakika mola verdim.

Bu sudan mutlaka için, ayrıca Taşkent ilçesinde, Belediye tarafından yaptırılan 2 yıldızlı güzel bir otel var. Umarım, ileri ki yıllarda, Alanya ile buranın arasında yol açılır ve turizm potansiyeli artar, çünkü özellikle sıcak yaz günlerinde, Alanya’da bunalan insanlar için, Taşkent tam bir yeşil cennet.

Buralarda, bir de hatırladığım kadarı ile, kara yolu kıyısında yapılan bir otel hatırlıyorum, hatta: ülkemizde ünlü bir mayo firmasının sahiplerinin buralı olduğu ve bu oteli yaptırdıklarını öğrendim, ama gerçekten tam bir kartal yuvası bir otel, ama ben gördüğümde yani 2010 yılında, bu otelin temellerinin kaydığını öğrendim, yani kullanılmıyormuş.

Bir de, burada, muhteşem bıçakçılık sanatı olan bir yer hatırlıyorum, yine kara yolu üzerinde, buraya da uğrayıp, mutfaklarınız için el yapımı bıçaklardan satın alabilirsiniz.

Konya Taşkent

ULAŞIM

Burası,  bir geçit noktasında olduğundan, günün her saatinde buraya ulaşmak mümkün. Taşkent-Konya arasındaki uzaklık: 135 km. Taşkent-Ermenek arasındaki uzaklık: 61 km. Taşkent-Anamur arasındaki uzaklık: 159 km. Taşkent-Sarıveliler arasındaki uzaklık: 36 km. Taşkent-Alanya arasındaki uzaklık: 112 km. Taşkent-Hadim arasındaki uzaklık: 14 km.

TARİHİ

12’nci yüzyılda: Orta Asya’dan yola çıkıp, Anadolu içlerine doğru gelen Afşarlar: bir süre buralarda göçebe olarak yaşarlar. Bölgede anlatılan bir söylentiye göre: bir gün, günümüzdeki Kuzan mahallesinin bulunduğu yerdeki ormanlık alanda, çobanlık yapan birisi; bir keçinin ormanlık alandaki bir patikaya girdiğini ve kaybolduğunu görür. Keçinin peşine takılıp gittiğinde ise, güzel bir su bulur.

Akşam olup oymağına döndüğünde; büyüklerine bulduğu suyu anlatır. Bunun üzerine, oymak büyükleri: yıllardır göç etmekten bıktıklarını ve yeni bulunan bu suyun yani Ballar Çeşmesinin bulunduğu yere yerleşmeye karar verirler.

Böylece: suyun çevresinde evler yaparak, yerleşik düzene geçerler ve bölgede ilk yerleşim kurulmuş olur. Yeni yerleşim yerinin ismi ile ilgili yine bir söylence var. Avşarlar, göçebe yaşantıdan, yerleşik yaşantıya geçerler ve yeni yere bir isim vermek isterler.

Köye isim vermesi, oymağın en yaşlısından istenildiğinde, o da: bizleri yeni yurdumuza kavuşturan pirimizin ismini verelim ve köyümüzün ismi “Piri kondu” olsun der. Zamanla bu isim çeşitli değişikliklere uğrayarak, devam eder. Kullanılan isimler: Pirikondu, Pirilkondu, Pirlevkanda, Pirlonda.

1930 yılına gelindiğinde, dönemin bölge valisi İzzet Bey tarafından, yörenin ismi “Taşkent” olarak  değiştirilir. Yöre, 1987 tarihinde: Hadim ilçesinden ayrılarak ilçe statüsüne kavuşur.

Konya Taşkent

GENEL

İlçe merkezinin  rakımı yani denizden  yüksekliği: 1620 metredir. Akdeniz sahiline kuş uçuşu olan uzaklık ise: 100 km. civarındadır. Yani: ilçe merkezi, heybetli bir kayalık blok üzerinden, Taşeli platosunu seyredecek şekilde yerleşmiştir.

İlçe: Akdeniz bölgesi içindedir. Ancak, bulunduğu yer Torosların üzerinde bulunduğundan, burada Akdeniz iklimi, karasal iklime doğru yönelir. Yani: yörede, karasal iklim hüküm sürmektedir ve buna bağlı olarak, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve karlı geçer. Ancak, bazı bölgelerde, Akdeniz iklimi etkileri de görülmektedir. En sıcak aylar: Haziran-Temmuz, en soğuk aylar ise: Ocak-Şubat.

Ekonomik etkinlikler değerlendirildiğinde: tarım ve hayvancılığın önde olduğu görülür. Bunun yanında, bazı kasabalarda arıcılık ve halı dokumacılığı da yapılmaktadır.

NE YENİR NE İÇİLİR

Taşkent yöresine yolunuz düşer ve yöresel lezzetlerden tatmak isterseniz: tarhana ve ayranlı çorba tercih edebilirsiniz. Yemek olarak ise: etli kabak ve etli pilav düşünebilirsiniz.

NE SATIN ALINIR

Taşkent yöresinde, gerçek bir el sanatı “bıçakçılık” yapılıyor. Taşkent’e yolunuz düşerse, mutlaka buradan bıçak satın almalısınız. Çünkü, geleneksel yöntemlere göre yapılan bıçakların üretildiği çelik, İsveç çeliği. İsveç çeliği, geleneksel yöntemlere göre dövülerek bıçak imal ediliyor.

Elle dövme sonucu, çeliğin içindeki hava çıkıyor ve çelik daha keskin ve dayanıklı hale geliyormuş. Ayrıca, çeliğe su verilerek, daha da sağlam olması sağlanıyormuş.

Bıçaklarda sap olarak kullanılan ahşap bölümler ise: söylenenlere göre Afrika’nın bazı bölgelerinden ve Karadeniz bölgemizden getiriliyormuş. Evet, bu bıçaklar günümüzde, ülkemiz dışında da birçok yere ihraç ediliyormuş.

GEZİLECEK YERLER

UZUN ŞIH CAMİSİ

İlçe merkezindedir.

Anlatılanlara göre: Yavuz Sultan Selim zamanında, buradaki medresede ders veren Uzun Şıh isimli bir din adamı: İstanbul’da kendisiyle tanışmış, Yavuz Sultan Selim’in kazanacağı zaferleri müjdelemiş ve bunun üzerine, Yavuz Sultan Selim tarafından kendisine verilen altınlar ile, ilçe merkezindeki bu camiyi yaptırmıştır.

Cami: tek minarelidir. 42 tane ahşap direk üzerinde sütun başlıkları, minber-kürsü ve tavanda ağaç süslemeleri ve ayrıca tavanda kalem işçiliği görülmeye değerdir.

Cami: 2001 yılında restore edilmiştir. Bölgeyi ziyaret eden  turistlerin ilgisini çekmektedir.

Konya Taşkent

SULTAN SUYU

Yörenin tarihi geçmişinde yaşanan, yine ilginç bir olay var. Olay: Anadolu Selçuklu beyi Alaeddin Keykubat ve Alaiye Beyi arasında geçer. Sorun: her iki beylik arasındaki sınır anlaşmazlığını çözmektir. Yapılan anlaşmaya göre: her iki bey, bulundukları yerden sabah horozların ilk ötüm zamanında karşılıklı aynı istikamette yola çıkacaklar ve karşılaştıkları yer, iki beylik arasında sınır olacaktır.

Ancak: Selçuklu Sultanı: daha uzun yol almak ve sınırını genişletmek için; horozun erken ötmesini sağlamak amacıyla, horoza baharatlı ve acı yiyecekler yedirir. Bunun sonucunda, horoz erken öter ve Selçuklu Sultanı, sabahın erken saatlerinde: atına binerek yola çıkar.

Sultan: atı ile birlikte, bir hayli yol alır, kan-ter içinde kalır ve susuzluktan dudakları çatlar. Tam bu sırada, bir yamaçta akan pınar görür. Pınarın başına varır ve yaşlı bir kadın pınar başında durmaktadır.

Sultan: “bir su ver bacım” der. Kadın: elindeki  tası doldurur ve içene bir tutam çam dalı atar. Sultan tası alır ama içindeki çam dallarına bir anlam veremez. Kadına, niye bu çam dallarını tasa koyduğunu sorar.

Kadın: “Yiğidim, hava sıcak, sen terlisin, çam yaprağı suya koku verir, hem de siz birden bire değil, süze süze içeceğiniz için, suyun soğukluğu size  dokunmayacaktır.” der.

İşte: günümüzden yüzyıllarca önce, Ballıca suyunun ilk gündeme gelişi bu şekilde olmuştur. Günümüzde  de, çam ağaçlarının arasındaki bu çeşmenin buz gibi suyundan içmeyi sakın ihmal etmeyin, hemen kara yolunun kıyısındaki bu çeşmeyi, görmeden geçmemeye dikkat edin.

Evet, Sultan suyu: Erenler Tepesinin eteğinden çıkıyor. Burada: Sultan Alaaddin Keykubat’ın at üzerinde bir anıtı var. Ama anıtın kim tarafından ve ne zaman yapıldığın meçhul. Ayrıca: yine burada, bir park var. Bu parkta: yemek ve çay molası verebilirsiniz.

Ermenek tanıtımı.

Sarıveliler tanıtımı.

Anamur tanıtımı.

Alanya tanıtımı.