İstanbul Küçükçekmece

İstanbul Küçükçekmece

 

İstanbul Küçükçekmece: Küçükçekmece gölünün kuzeyindeki “Yarımburgaz Mağaraları” kayalık bir yamaçtadır. Burada yapılan resmi arkeolojik araştırma sonuçlarına göre, tarih öncesi dönemlerde, burada insan yerleşimi olduğu ve bu insanların avcılık ve balıkçılıkla geçindikleri anlaşılmıştır.

Küçükçekmece gölünün kuzeyindeki yarımada üzerinde ise sur ve bir liman kalıntısı vardır. Bunlara göre, burası Roma ve Bizans dönemlerinde kullanılmıştır. Hatta buradaki yerleşimin isminin “Bathonea” olduğu öğrenilmiştir.

Bizans döneminde ilçe: İstanbul’u Roma’ya bağlayan “Via Egnetia” yolu üzerindedir. Bu yüzden tarih boyunca bölge, birçok akına uğramış ve istila edilmiştir.

Bizans döneminde bölgenin isminin “Region” olduğu da söylenmektedir. Burada bir Bizans sarayı bulunuyormuş. Bizans imparatorları, seferden döndüklerinde bu sarayda dinlenirlermiş.

Tarihi süreçte Bulgarlar ve Latinlerin egemenliğine giren Region şehri, 1453 yılında Rumeli Beylerbeyi Karaca Bey tarafından ele geçirilir. 1455 yılında ise Edirne’den İstanbul’a gelen Fatih Sultan Mehmet’in emriyle imar edilir.

Osmanlı döneminde bölgenin ismi “Çekme-i Küçük” yani “Küçük-Çekme” dir. Burada: camiler, medreseler, hanlar, hamamlar ve çeşmeler inşa edilmiştir. 1908 yıllarına kadar Çatalca ilçesine bağlı bir yerdir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Yeşilköy nahiyesinin bir köyüdür. 1956 yılında nahiye merkezi ve 1981 yılında Belediyelik olmuştur. 1987 yılında ise Bakırköy ilçesinden ayrılarak bağımsız ilçe olmuştur.

İstanbul Küçükçekmece

 

GENEL

Çatalca yarımadası üzerinde, Küçükçekmece lagün gölü kıyısındadır. (Lagün: kelime anlamı denizle bağlantısı olan demektir.) İstanbul şehir merkezine uzaklığı 17 km dir. Asya Avrupa bağlantısını sağlayan önemli karayolu ve Sirkeci-Avrupa bağlantılı demiryolu ağı üzerindedir.

İlçenin yüzölçümü 118 kilometre karedir. Sahil uzunluğu 7 km dir. Yerleşim yeri: geniş düzlükler hallinde, az engebeli bir alana yayılmıştır. Deniz ve göl kıyılarında, içerilere doğru yükseltiler artar. Kuzeydeki tepelerde yükseklik 200 metreyi bulur.

İstanbul Küçükçekmece gölü

 

KÜÇÜKÇEKMECE GÖLÜ

Göl: önce koy, zamanla da kıyı kordonuyla kaplanarak lagün haline gelerek oluşmuştur.

Gölün ağız kısmı kapalıdır. Ancak denizle bağlantısı vardır. Gölün denizle bağlantısı: 1.5 metre derinlikteki bir geçitle sağlanmaktadır. Bu geçit, gölün fazla suyunun Marmara denizine akmasını sağlar.

Marmara denizi ise Küçükçekmece gölü arasında köprü vazifesi gören bu geçit, gölün fazla suyunu denize aktardığı gibi, gölde su azalması ve deniz suyunun taşması durumlarında denizden göle su taşınmasını sağlar.

Bu yüzden gölün suyu, yarı tuzludur.

Gölün uzunluğu yaklaşık 10 km ve genişliği ise 6 km dir. En derin yeri 22 metredir. Göl deniz seviyesindedir.

Göl: doğusunda Nakkaş deresi ve batısında ise Eşkinoz deresi ve Sazlıdere ile beslenmektedir.

Gölün güney sahili, Marmara denizine paralel ince bir sahil şeridiyle çevrilmiştir.

Gölün doğu kısmında İstanbul ilinin banliyö ilçeleri olan Halkalı, Küçükçekmece, Soğuksu ve Menekşe bulunmaktadır. Gölün ağız kısmının, doğusunda ise Florya vardır. Bu kısımda turistik amaçlı plajlar vardır.

Kuzeydeki Altınşehir ve batıdaki Firuzköy kıyılarında, geniş sazlıklar vardır. Özellikle: gölün doğu kıyısında buluna Çekmece Nükleer Araştırma Merkezi ve askeri alan sınırlarında gölün doğal yapısı korunmuştur.

İstanbul Küçükçekmece gölü

 

Göl kış aylarında çok sayıda su kuşu barındırır.

Ancak gölde uzun yıllara dayalı aşırı kirlilik söz konusudur. Göl çevresindeki endüstriyel tesisler ve kara ve deniz ulaşım araçlarının atıkları gölde ağır metal kirliliği oluştururken, bu durum son yıllarda nispeten önlenmiştir. Ancak, evsel atıklar devam ettiği söylenmektedir.

Günümüzde gölün kıyısında: piknik alanları, mesire yerleri, koşu ve yürüyüş parkurları bulunmaktadır.

İstanbul Küçükçekmece gölü

 

Göl ve arkeoloji

Evet tüm bunların yanında, Küçükçekmece gölü ile ilgili çeşitli efsaneler anlatılmaktadır. Bunların en başında ise, MS 557 yılında meydana gelen büyük deprem sonucu yıkıldığı tahmin edilen “Bathenoa” isimli antik kentin bu gölün altında bulunduğu tahmin edilmektedir.

Döneminde önemli bir liman kenti olan Bathenoa antik kendi, Tarihçe bölümünde bahsettiğim gibi Roma ve Bizans dönemlerinde burada kurulu olan kentin ismidir.

Gölde yapılan bazı arkeolojik araştırmalarda, bu şehirle ilgili bazı kalıntılara ulaşılmıştır. Göl suları altında: bu kalıntılarla birlikte, bir deniz fenerine ait yapıların kalıntıları da bulunmuştur. Bu deniz feneri kalıntıları: gölün kuzeybatısında Firuzköy kıyısındaki yarımadanın deniz tabanında bulunmuştur.

Göl içindeki sığlığın üstünde iki taş blok görülmektedir. Blokların çevresinde ise, su altında duvar kalıntıları, mermer döşeme parçaları, seramik kalıntıları ve çok sayıda tuğla ve kiremit parçası bulunmuştur. Bu fener kalıntıları, Bathenoa kentinin önemli bir liman kenti olduğunu kanıtlamaktadır.

 

KÜÇÜKÇEKMECE GÖL FESTİVALİ

Küçükçekmece gölü amfi tiyatroda yapılmaktadır. Her yıl geleneksel olarak Temmuz ayı içinde 7 gün süreli yapılan festival: ulusal ve uluslararası düzeyde çeşitli ülkelerin katılımı ile yapılıyor. Küçükçekmece gölü kıyısında oluşturulan festival alanında: her gün farklı ülkelerin katıldığı etkinlikler düzenleniyor. Ayrıca amfi tiyatroda, birçok sanatçı tarafından konser verilmektedir.

 

GEZİLECEK YERLER

İstanbul Küçükçekmece Bathonea

BATHONEA ANTİK KENTİ KALINTILARI

İstanbul Küçükçekmece Bathonea

 

Sur duvarları

2007 yılında yapılan yüzey araştırmalarında, Küçükçekmece gölü kuzeyinde bulunan yarımadanın en uç kıyısında, kuraklık nedeniyle, 15-20 metre uzunluğunda bir duvar formunun, göl içine doğru ilerlediği görülmüştür.

2008 yılı araştırmalarında, kara ve su altı koordineli biçimde taranmaya başlanmıştır. Bir önceki yıl tespit edilen göl içine doğru ilerleyen duvar formu karadan ve su içinden takip edilmiştir.

Bu araştırmalar sonucunda: yarımadanın kuzeydoğu doğrultusunda 95 metre ve güneydoğu doğrultusunda ise 200 metre uzunlukta, ortalama 135 cm yükseklikte bir duvar formu tespit edilmiştir.

Bu iki duvar, yarımadanın ucunda bir yapı ile (kule) birleşerek üçgen biçim almaktadır.

Bunun yanında; aynı kalınlıkta bir hattın, güneydoğu tarafından karaya doğru devam ettiği görülmüştür.

Karada yapılan araştırmalara göre, denize doğru çıkıntı yapan kuzeyinden geçen başka bir duvarın varlığı tespit edilmiştir.

Bu durumda: iki yandan denize kıyısı bulunan ve kuzeyde karadan üçgeni tamamlayan uzun bir sur duvarını ortaya çıkarmaktadır.

Sur duvarlarının yapımında kullanılan malzemeler arasında devşirme olarak kullanılmış malzemeler de görülmektedir. Bu malzemelerin Hellenistik ve Roma dönemine ait oldukları anlaşılmaktadır.

Duvarların arasındaki alan Osmanlı döneminde de imar görmüştür. Duvarın iç sınırlarındaki Osmanlı yapılarına ait duvar kalıntıları ve havuz yapısı kısmen ayaktadır. Havuz bölümünde kaçakçılar tarafından açılan delikten, aşağıda daha önceki dönemlerden kalma bir sarnıç varlığı tespit edilmiştir.

Kuzeybatı tarafında, suyun içinde birbirine yakın durumda iki yapı parçası ve karada bir sütun parçası bulunmaktadır.

İstanbul Küçükçekmece Bathonea Mendirek

 

Mendirek

Çalışmalardan anlaşıldığına göre, Küçükçekmece gölü üzerindeki yarımadanın, aynı zamanda doğal bir mendirek olduğu anlaşılmıştır. Göl içinde hemen her gün esen hakim rüzgar, çoğunlukla kuzeydoğu yönünden gelir.

Yarımada bu yöndeki rüzgarın yarattığı sert dalgaları kırmaktadır. Bu doğal özellik, yarımadanın diğer yönden gelen gemiler için emniyetli bir demirleme alanı olmasını sağlamaktadır. Günümüzde yarımada yakınlarındaki su derinliği ortalama 4 metredir.

Derinlik kıyıya yaklaştıkça artar. Bu yüzden, gemilerin yarımadanın duvarına bir rıhtım gibi yaklaşması mümkün gözükmez. Aynı zamanda, göle akan akarsuların taşıdıkları alüvyonlar gölü doldurmaktadır.

Bu yüzden limanın kullanıldığı dönemde, su derinliği hakkında bilgi yoktur. Ancak mevcut derinliğe göre değerlendirildiğinde, o dönemdeki ticaret gemilerinin iskelelere yaklaşmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır.

Efsane

Nurani yüzlü, uzun sakallı, garip bir dede bütün köyü dolaşmasına rağmen, bir lokma ekmek, sıcak bir aş bulup karnını doyuramaz. Bu yoksul ihtiyarı evine davet edip sofrasını açan olmaz. Uğramadığı tek bir ev kalmıştır.

Son bir umutla o kapıyı çalar. Kapıyı açana açık der. Kapıyı açan yaşlı kadın onu içeriye davet eder ve ihtiyarın karnını doyurur.

Garip Dede adındaki bu kişi, dua ettikten sonra kadına hitaben “Çocuklarını  al ve bu köyden uzaklaş, ama uzaklaşırken arkana bakma” der. Kadıncağız çocuklarını alır ve köyden uzaklaşır, yolda aklına gelir, neden arkana bakma dedi, merakını yenemez ve döner bakar.

Ne görsün köy çökmektedir ve yerini sular kaplamaktadır. Sonra bağırır “köy çöktü, köy çöktü”

Köy çökmüş ve sulardan bir göl oluşmuştur. Çöken köyün bulunduğu yerin adına “Çökmece Gölü” denilmiştir, sonradan bu yerin adı “Çekmece Gölü” ne dönüşmüştür.

Antik Fener

Göl kıyısında, bütün yöre halkı tarafından anlatılan bir efsane vardır. Buna göre “Caminin minaresinin hala Cuma günleri sabah ezanı okunduğunda görünmesiyle sona erer”

Minarenin göründüğü iddia edilen yer, yarımadanın açıklarıdır. Gerçekten de bu yerde: yapı kalıntıları, duvar formları, mermer döşeme parçaları, seramik kalıntıları ve çok miktarda tuğla-kiremit parçası bulunmaktadır.

Kalıntıların arasında suyun hemen altında ahşap bir de kazık bulunmuştur. Bu kazık, büyük ihtimalle: Küçükçekmeceli balıkçıların, tekneleriyle oraya çarpmamak için işaret olarak yerleştirdikleri bir ağaç parçasıdır.

Gölün su seviyesi düştüğünde kazık ortaya çıkmaktadır. Böylece bu durum ezan zamanına denk geldiğinde, efsane yani inanış desteklenmektedir.

Göl tabanında, suyun içinde yapılan araştırma sonuçlarına göre: denizin altındaki söz konusu yükselti, bugün olduğu gibi, o dönemde de deniz taşıtları için tehlikeliydi. Bu yapı ile, yarımada arasında şerit şeklinde bir sığlık bulunmaktadır.

Hem bu sığlığa karşı uyarı hem de limanın yerini göstermek için farklı zamanlarda buraya deniz fenerleri yaptırıldığı düşünülmektedir. Büyük blok taşlarından yapılmış olan yapı kalıntısından alınan harç malzemesi, Tem altı ve Sazlıdere tarafından bulunan sur kalıntılarından alınan harç örneklerine benzemektedir. (MS 4’ncü yüzyılda İmparator Konstantin tarafından yaptırılmış olmalıdır.)

Deniz feneri olduğu tahmin edilen söz konusu yapının, tam işlevi, büyüklüğü ve yüksekliği tespit edilememiştir.

Antik Çapa İzleri

Gölün kuzeybatı ve güneybatı arasında kalan alanı ile yarımadanın güneyinde kalan liman bölümünde su altında sonarla yapılan araştırmalarda: 6 tane geç Roma ve Bizans dönemine ait demir çapası (V ve T çapa formunda) görülmüştür. Buna göre, yarımadanın güney ucundaki alanın bir liman olarak kullanıldığı düşünülmektedir.

 

Antik Mimari Kalıntılar

Yarımadanın kuzey kıyılarında yapılan araştırmalarda çok sayıda yapı kalıntısı izine rastlanılmıştır. Ayrıca, kıyıya paralel giden bir yol tespit edilmiştir. Bu yol tipik Roma dönemi yapılarındandır. Yolun kenarlarında ise, kısmen toprağa gömülü sütun parçaları, dağılmış halde bulunmaktadır.

Tüm bunlara yani eldeki verilere göre: Küçükçekmece gölü üzerindeki yarımada ile sahilindeki tüm alanlar, antik yazarlar ve coğrafyacılar tarafından Konstantinopolis şehrinin 20 km batısında varlığına işaret edilen ve Küçükçekmece gölü yakınlarında olması gereken ancak bugüne kadar bulunamamış “Bathonea” şehrini işaret etmektedir.

Tarihçe Procopius’a göre, Konstantinapolis soyluları, tıpkı eski başkent Roma yakınındaki Ostia’da olduğu gibi, yılın bütün yaz dönemini deniz kıyısında, kent merkezinden uzak buradaki malikhanelerinde geçiriyorlardı. İmparatorun mailetiyle birlikte senatörler ve soylular, kent dışında saray ve malikhaneler inşa ettirdikleri bilinmektedir.

Ayrıca: Konstantinopolis şehrine batıdan girişi sağlayan günümüzdeki Zeytinburnu tarafındaki “Port Aurca” (Altın kapı) Via Egnetia yolu ile Küçükçekmece gölü kıyısındaki Reigon’a bağlanmaktadır.

Antik kent Bathonea: MÖ 2000’li yıllara ait izler taşımaktadır.

Kazılarda bugüne kadar: antik liman yapıları, İmparator Büyük Konstantin tarafından yaptırıldığı düşünülen dev bir açık sarnıç, bir kale kalıntısı ve tabanları mozaik kaplı büyük bir saray-manastır kompleksi, yer altı su kanalları ve antik yollar gün yüzüne çıkarılmıştır.

Bu yapıların içinde ele geçen küçük objeler, seramikler, amforalar: yüzyıllar boyunca Akdeniz’in batısından doğusuna kadar uzanan kıyılarda, İspanya, Fas, Mısır, Sicilya, Fenike, Lübnan, Suriye ve Ege adaları gibi pek çok antik dönem merkeziyle Karadeniz arasında yapılan yoğun ticareti ortaya koyması açısından önemlidir.

Küçükçekmece gölünün Avcılar kıyılarında yapılan ilk kazılarda ortaya çıkan antik limanlar ve deniz feneri, bölgenin büyük bir liman olduğunu göstermektedir. Kıyılarda ise duvarlar, denize inen büyük yollar, caddeler ve rıhtımlar vardır.

Zamanla büyük yapılar, meydanlar, kilise ve saray kompleksi belirginleşmiştir. Damgalı ve üzerinde Konstantin ve Konstans gibi isimler yazılı tuğlalardan inşa edilen büyük bir sarnıca ulaşılmıştır. Bunun, İstanbul şehrini ismini veren İmparator Konstantin döneminden kaldığı tahmin edilmektedir.

İstanbul Küçükçekmece Bathonea

 

Kazılarda: cam ve seramikten yapılmış, yaklaşık 420 tane tıbbı şişe (bunlar merhem, ilaç ya da koku şişesi) bulunmuştur. Bunlar: şişe biçimli, avuç içine sığan, çanak-çömlek gibi pişmiş topraktan yapılan bir kap cinsidir. MÖ 4’ncü yüzyılda Hellenistik dönemde kendini göstermeye başlayan bu tip toprak kaplar, sonraları dönemin modasına uyarak biçimsel değişimler göstermiş, zamanla camdan yapılmaya başlanmıştır.

Bu kaplarda bulunan kremler/merhemler/parfümler: hamam, spor yarışmaları sonrasında erkeklerce vücutlarına sürülüyordu. Kadınlar da bunları yoğun olarak vücutlarına sürüyorlardı.

İstanbul Küçükçekmece Bathonea

 

Bu, arkeolojik bir kazıda keşfedilen en yüksek antik şişe sayısıdır.

Bunlar, MS 7’nci yüzyıldan kalmadır.

Bu şişelerin bulunduğu birimin hemen yanındaki birimde: büyüklü-küçüklü boyutlarda birçok havan ve spatül saplı havan eli ortaya çıkmıştır.

Bu buluntuların ışığında anlaşılan: Bathonea şehri bölgesinde belirli bir süre boyunca bir ilaç üretim tesisi bulunmasıdır.

Tübitak Marmara Araştırma Merkezinde, bir şişenin iç duvarına sıvanmış halde bulunan kristalize olmuş, taşlaşmış ana yapıdan, kendiliğinden dökülen küçük parçaların ilk kimyasal analizleri yapılmıştır.

Bu analiz sonuçlarına göre: bunların içinde methanone (psikoaktif sakinleştirici) ve phenanthrene (yaraları iyileştirici, iltihapları giderici, adet öncesi ve sonrası rahatsızlıkları önleyici, damarları büzücü, mikropları yok edici, bağışıklığı güçlendirici, kan dolaşımını etkileyen) türden ilaç formülleri bulunmuştur.

Her iki türün de yerel olarak mevcut olan bitkilerden hazırlandığı anlaşılmıştır.

Çünkü daha önce botanik uzmanlarının çevrede yaptıkları araştırma sonuçlarına göre: Küçükçekmece gölü çevresinde dünyada nadir görülen endemik türlerden bulunan bazı bitkilerin ilaç yapılında kullanıldığı ortaya çıkmıştır. Bitkilerin, yan birimde bulunan kaplarda ezilip karıştırıldığı düşünülmektedir.

Özellikle: dünyada nadir görülen ve Ege denizi çevresine özgü endemik türlerden “amsonia orientalis” yani “mavi yıldız” çiçeği ilaç yapımında yoğun olarak kullanılıyordu. Mavi yıldız bitkisinin, özellikle kan dolaşımı ve kansere karşı özelliklere sahip olduğu belirlenmiştir.

Sonuç olarak: antik dönem tıp pratisyenleri, psikolojik hastalıkların farkında olmakla birlikte, bunların aktif olarak tedavisini de sağlamaktaydılar. Evet bu şişeler, ateş tabakasının altında sadece 1 metre karelik alanda toplu olarak bulundu.

Çevresinde yangın izleri olan oranın çevresinde ele geçen sikkelerden yapının tarihi yaklaşık olarak MS 616-620 yılları arasına tarihlendi. Çöken çatının altında kalan ahşap sandıktaki toprak şişeler korunarak günümüze kadar gelmişti.

MS 620-640 yılları arasında bölgede büyük bir yangın olduğu anlaşılmaktadır. Bu tarihlerde, Trakya’dan İstanbul’a saldırılar olduğu bilinmektedir. MS 626 yılında Avar imparatorluğundan ciddi bir saldırı olur ve muhtemelen bu saldırı sırasında Bathonea alanında büyük bir yangın çıkar, yapı gurupları bu yangın sonunda yıkılır ve şişeler, ateş tabakasının altında kalır halde bulunmuştur. Bu durum, şehre Avar saldırısının kanıtı olabilir.

Hani şehirdeki tıbbi gelişmişlikle ilgili bilgiler verdik ya, kazılarda bir obje daha bulunmuş ki, bu da şehirdeki tıbbı gelişmeyi ortaya koymaktadır. Kazılarda bulunan bir kafatasında kesik izi vardır ve buna istinaden günümüzden bin yıl önce, burada beyin ameliyatı yapıldığı tahmin edilmektedir.

Muhtemelen MS 6’ncı yüzyılda depremde yıkıldıktan sonra mezarlık olarak kullanıldığı düşünülen bazilika içinde, 20’den fazla mezar tespit edilmiş ve mezardan çıkarılan kemikler incelenmiştir.

Roma ve geç Roma döneminden kalan, yüzey buluntularına göre, şehir 5-10 bin kişinin yaşadığı bir yerdi.

Daha da ilginci, kazı bölgesinde MÖ 2000’lere ait, erken Hitit dönemine ait iki figür/heykelcik bulunmasıdır.

Kazı bölgesinde 2015 yılında yapılan kazılarda, bazilika tipi bir dini yapının temelleri kazılırken, 5.4 cm boyunda ve 14 gram ağırlığında Hurri tipi Tanrıça heykelciği bulunmuştur. Demirden ve özel kalıpla üretildiği tahmin edilen heykelcik yüzyıllar içinde korozyona uğramıştır.

İkinci heykelcik ise 6.1 cm boyunda, 11 gram ağırlığındadır. Erkek tanrı heykeli de döküm tekniğiyle üretilmiştir. Kapı eşiklerinde, temel yapılarında, ocak altlarında bulunan bu tür eserler, yapı adak heykelciği olarak kullanılmıştır. İçlerinde nikel yoktur, cevherden kazanılan demirden üretilmiştir.

Burada yine ilginç bir gelişmeden söz etmek istiyorum, kazı ekibinin ifadelerine göre: Küçükçekmece gölü çok kirli olduğu için su altında çalışma yapılamıyormuş. Çünkü görüntü net değil, suyun büyük bölümü kanalizasyon, nükleer veya sanayi atığı ile doluymuş.

Son bir not: bu bölgedeki kazıların uzun yıllar boyunca süreceği söyleniyor.

İstanbul Küçükçekmece Sazlıdere

 

SAZLIDERE

Uzunluğu yaklaşık 40 km kadardır. Küçükçekmece gölüne dökülür. Ancak: baraj haline getirilmiş ve su tutulması için kapakları kapatıldığı için, Küçükçekmece gölünü besleme özelliği kaybolmuştur. Sazlıdere barajı, İstanbul’da içme suyu üretmek amacı ile 1991-1996 yılları arasında inşa edilmiştir. Kaya gövde dolgu tipindedir. Akarsu yatağından yüksekliği 48 metredir.

İstanbul Küçükçekmece Köprüsü

 

KÜÇÜKÇEKMECE KÖPRÜSÜ

Roma döneminde, İstanbul’u batıya bağlayan ana yolun üzerinde, Küçükçekmece gölünün Marmara deniziyle birleştiği yerde büyük bir ihtimalle ahşap bir köprü bulunuyordu.

Bizans devrinde: başkenti yani Konstantinopolis şehrini, batıya bağlayan ünlü “Via Egnetia” yolu bu köprünün üzerinden geçerek ilerliyordu. Hatta: aynı yerde göl manzaralı hakim bir tepenin üzerinde, İmparatorun büyük bir sayfiye yeri olan Region isimli bir yerleşim yeri vardı.

Bu köprü, MS 6’ncı yüzyıl ortalarında meydana gelen iki deprem sonucu yıkılır.

Daha sonra, MS 558 yıllarında ise, burada Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından yarısı kagir, yarısı ahşap bir köprü yaptırılır. Köprü, taşlardan yapılan geniş bir kemer üzerine oturmaktadır.

Bu köprü, MS 813 yılında Bulgar kralı Krum tarafından tahrip edilmiştir.

Sonrasında ise Bizans imparatoru I. Basileios tarafından tamir ettirilmiştir.

Fetihten sonra, 1455 yılında Fatih Sultan Mehmet, stratejik önemde olan köprüyü onarttırmıştır.

Batı kaynaklarında: Büyükçekmece köprüsü ile bu köprü kıyaslandığında bu köprü “Küçük Köprü” olarak isimlendirilir.

1560 yılında ise, Osmanlı döneminde Mimar Sinan’dan önce Başmimar olan Acem Alisi tarafından buraya yeni bir köprü yapılır. (köprüyü yaptıranın kimliği kesin değildir, tahmindir.)

Bu tarihi köprü: 1735 ve 1861 yıllarında onarılır. I Dünya savaşı sırasında eni genişletilir.

Son olarak: 1996 yılında köprü İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından tekrar onarılır.

2005 yılında ise restorasyon çalışmaları yapılır.

Günümüzde görülen ve “Mimar Sinan Köprüsü” olarak isimlendirilen köprü: 227 metre uzunlukta ve 7 metre genişliktedir.

 

ATATÜRK MAHALLESİ

İstanbul Küçükçekmece Mehmet Arsay Klasik Otomobil Müzesi

 

MEHMET ARSAY KLASİK OTOMOBİL MÜZESİ

İkitelli caddesindedir.

Klasik otomobil tutkunu Mehmet Arsay, eşi Meryem Aksay ile birlikte, İstanbul’da 3 tane olan klasik otomobil müzelerinden bir tanesi, Küçükçekmece ilçesinde kurmuştur. Mehmet Arsay, yaşamı boyunca: klasik nostaljik otomobilleri onarıp yeniletmiş, yeni nesillere bu araçları tanıtmak için bu müzeyi kurmuştur.

Müzede sergilenen araçlardan bazıları yurt dışından getirilmiştir. En dikkat çeken otomobiller: 1886 model Benz, 1899 model Decouvelle, 1979 model Porche markalı otomobillerdir.

Müzeye giriş ücretsizdir. Ancak sadece Cumartesi ve Pazar günleri ziyarete açıktır. Müze özellikle klasik otomobil meraklıları tarafından yoğun ziyaret edilmektedir. Mehmet Arsay, 1999 yılında vefat etti ve yerine müzeyi oğlu idame ettirmektedir.

İstanbul Küçükçekmece Mehmet Arsay Klasik Otomobil Müzesi Atatürk’ün Arabası

 

Atatürk’ün Arabası

Haziran 2015 tarihinde Atatürk’ün makam arabası, yenileme amacıyla Anıtkabir Komutanlığından teslim alınmış ve müzeye getirilmiştir. 82 yaşındaki otomobil: işinin ehli mekanik, kaporta ve elektrik ustaları tarafından özenle sökülmüş, aracın eksik ve değişmesi gereken parçaları yurtdışından temin edilmiştir. 6 aylık bir restorasyon süreci sonunda, araç 26 Ekim 2016 günü Anıtkabir Komutanlığına teslim edilmiştir. Mükemmel bir uygulama, bunu sağlayanları kendi adıma tebrik ediyorum.

 

HALKALI MERKEZ

İstanbul Küçükçekmece YKB Gösteri Merkezi-Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi

 

YKB GÖSTERİ MERKEZİ-YAHYA KEMAL BEYATLI GÖSTERİ MERKEZİ

Aytaç Mevkii Fatih Caddesindedir. 2013 yılında hizmete açılmıştır. İstanbul ilinin en büyük gösteri merkezidir. Amfi tiyatro tarzında düzenlenen merkezde: kapalı alanda 10 bin ve açık alanda ise 35 bin izleyici kapasitelidir. Burada: konser, gösteri, etkinlik, uluslararası prodüksiyonlar düzenlenmektedir.

İstanbul Küçükçekmece YKB Gösteri Merkezi-Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi

 

Sahne 704 metre kare büyüklüktedir. Bu ölçüsü ile, Türkiye ve Avrupa’nın en büyük sahnesidir. Ancak parabolik oturma düzeni nedeniyle, sahne her yerden görülebilmektedir. Sahnenin iki yanı “Efes Celsius Kütüphanesi” tarzını yansıtmaktadır. Yine merkezde, en gelişmiş ses ve ışık sistemleri bulunmaktadır.

SEFAKÖY

Yerleşim yeri ilk olarak 1879-1890 yılları arasından Bulgaristan’dan göçen Karaömeroğlu İbrahim Safra tarafından kurulmuştur.

Tarihi süreç içindeki isimleri: Zifirköy, Sofranatis, Sofraköy, Safraköy, Işıklıtepe, Sefaköy olmuştur. Bilinen ilk ismi “Zafirköy” dür. Gerçekte, Zafir kelimesinden kaynaklanan bu isim, bölgenin Rumların yerleşim yeri olarak kullanıldığı dönemde Sofranatis olarak değiştirilmiştir.

Osmanlı döneminde avlak olarak kullanılan bu bölgede: birçok Osmanlı Padişahı ve erkanı bir dönem avlanmıştır. Hatta, bir söylentiye göre: “Sultan Abdülhamid, bir gün avlanırken, eşraftan Fehim Efendi’nin konuğu olur.

Fehim Efendi’nin kendisini ağırlamak için kurduğu sofra, Padişah tarafından çok beğenilir ve bunun üzerine Sofranatis isminin değiştirerek buraya “Sofraköy” isimin verir. Daha sonra halk arasında bu isim “Safraköy” olarak değişime uğrar.

Cumhuriyet döneminde köyün ismi, kayıtlara geçerken yanlışlıkla “Safraköy” olarak geçer. 1970’li yılların başında dönemin yöneticileri bu ismin değiştirilerek yörenin isminin “Işıktepe” olmasını isterler. 1974-1975 yılları arasında yapılan girişimler sonucu, bölgenin ismi “Sefaköy” olarak değiştirilmiştir.

Bir zamanlar birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bölgede bulunan tarihi eserler, zaman içinde yok olmuş ve bölge yerleşim alanı olarak kullanılmıştır. Günümüzde bu eserlerden birkaç tanesi (su sarnıcı) kalmıştır.

İstanbul Küçükçekmece Ayamama Deresi üzerindeki köprü-Papazın köprüsü

 

AYAMAMA DERESİ ÜZERİNDEKİ KÖPRÜ-PAPAZIN KÖPRÜSÜ

Basın Ekspres yolunun Halkalı çıkışındadır. Ayamama deresi üzerindedir.

İstanbul Küçükçekmece Ayamama Deresi üzerindeki köprü-Papazın köprüsü

Yaptığım bütün araştırmalara rağmen bu köprünün yapılış tarihi ve yaptıranla ilgili net bilgilere ulaşamadım.

Yakın zaman önce, köprünün hemen yanına yeni bir köprü yapılmış olup bu yeni köprü de “Papazın Köprüsü” olarak isimlendirilmiştir. Eski köprü ise, 2009 yılındaki sel felaketinde ağır hasar görmüş durumda onarılmayı beklemektedir. Daha doğrusu kaderine terk edilmiş, yıkılması beklenmektedir.

İstanbul Küçükçekmece Halkalı Ziraat Mektebi

 

HALKALI ZİRAAT MEKTEBİ

1891 yılında eğitim-öğretime başlanan okul; sahasında Türkiye’deki ilk ve önemli kurumlardan birisidir. Okul: 1878-1879 yılları arasında Ticaret ve Ziraat Nazırı Ahmet Cevdet Paşa döneminde kurulan Ziraat Müdürlüğüne getirilen, Fransa’da eğitim görmüş Amasyan Efendi tarafından kurulmuştur.

Açıldıktan 1894 yılına değin Mülkiye Baytar Mektebinin yatılı kısmını bünyesinde barındırmıştır. Bu tarihten sonra sadece Ziraat sahasında eğitim ve öğretim devam etmiştir. Devrinde Avrupa ayarında eğitim veren okul, ilerde mesleğinde uzman olacak ve ülkeye önemli hizmetlerde bulunacak pek çok öğrenci yetiştirmiştir.

Bu okuldan mezun olan bazı şahsiyetler ise sadece meslekleriyle ilgilenmemişlerdir. Bunlardan ilk akla gelen İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’dur. 1928 yılında okul kapatılmış, öğrencileri İstanbul Orman Mektebine devredilmiştir. Okulun Halkalı’da bulunan binası ise, Halkalı Ziraat ve Tarım Lisesine dönüştürülmüştür. Okul günümüzde İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Kampüsü olarak kullanılmaktadır.

İstanbul Küçükçekmece Sabahattin Zaim Üniversitesi

 

SABAHATTİN ZAİM ÜNİVERSİTESİ

Halkalı caddesindedir. 2010 yılında kurulmuş bir vakıf üniversitesidir. Halkalı Ziraat Mektebi binasında yerleşiktir. Mektebin yemekhane salonu, günümüzde üniversite Mehmet Akif Ersoy fuayesi olarak kullanılmaktadır.

Burada: iç kapı üstü ve çevresini İstiklal Marşı ve Akif’in büyük boy bir portresi süslemektedir. Halen okulda, 87 ülkeden 1934 öğrenci eğitim görmektedir. Lisans öğrenci sayısı ise, 7490 dır.

ÇAMLIK PİKNİK ALANI

Sabahattin Zaim Üniversitesinin yanındadır. Giriş ücretsizdir. Alanda: yürüyüş ve koşu yolları, bisiklet alanı, piknik yerleri ve çocuk oyun alanları bulunmaktadır.

 

ATAKENT MAHALLESİ

İstanbul Küçükçekmece Atakent Kültür Merkezi

 

ATAKENT KÜLTÜR MERKEZİ

Halkalı Toplu Konutları 2 Ekip Girişindedir. Eski adı “Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi” dir. 2005-2006 yılında yenilenerek tekrar hizmete açılmış ve “Atakent Kültür Merkezi” ismini almıştır. Burada: çok amaçlı bir salon (386 kişilik), sergi salonu, fuaye, derslikler, kütüphane ve spor salonu bulunmaktadır.

İstanbul Küçükçekmece Arena Park Alışveriş Merkezi

 

ARENA PARK ALIŞVERİŞ MERKEZİ

Çiçekli Vadi Caddesindedir.

2011 yılında hizmete girmiştir. Yapının iki katı: alışveriş ve yaşam merkezi, bir katı ise otopark olarak düzenlenmiştir. Yarı açık mimarisiyle sokakta alışveriş yapma zevki yaşanmaktadır. Meydanları ise yemyeşil düzenlenmiştir.

Burada Türk ve dünya markalarının bulunduğu 110 mağaza bulunmaktadır. Ayrıca, sinema bölümünde 10 salon vardır.

Bölgenin en büyük sinema salonu buradadır. Arena Park alışveriş merkezinde “Starpark” isimli çocuk oyun merkezi bulunmaktadır. Starpark içinde: atlıkarınca, çarpışan arabalar, gondol, uçan salıncak ve benzeri birçok etkinlik bulunmaktadır.

 

MENEKŞE/NAKKAŞ DERESİ (ROMA) KÖPRÜSÜ

Halkalı Altınşehir İstanbul Caddesi ile 4. Caddenin sınırladığı güney ucunda, Nakkaş deresinin Menekşe deresiyle birleştiği noktadadır.

Köprü, yol ağları bağlantısı tamamen koparılmak suretiyle ulaşım işlevini kaybetmiştir. Ancak tarihi belge değerinin yüksek olduğu söyleniyor.

Köprü 3 gözlüdür. Uzunluğu 14.33 metre ve genişliği ise 4.61 metredir.

Köprünün kemerleri, tek merkezli yarım dairedir.

Ortadaki büyük gözün her iki yanında kemerli küçük gözler bulunur.

Köprünün yapılış tarihi hakkında net bilgiler yoktur. Ancak: köprü MS 4’ncü yüzyılın ilk yarısında Roma imparatoru Constantinus tarafından inşa ettirildiği söylenen ve Konstantinopolis şehrini Avrupa’ya bağlayan “Via Egnetia” adı verilen tarihi yol ağının bir parçasıdır.

Köprü: yapım tekniği, mimari özellikleri ve malzeme kullanımı değerlendirildiğinde, Roma köprü mimarisi özelliklerini taşır. Bu yüzden, Roma döneminin teknik bilgi, beceri, yapım, malzeme ve işçilik özelliklerini günümüze yansıtır.

Yalın bir tasarıma sahip köprüde süsleme yoktur. Sadece kültürel peyzaj öğesi olarak önem kazanır.

Evet, yukarıda da söz ettiğim gibi, günümüzde: dere yatağı değiştirilmiş, köprünün yol ağları ile bağlantısı kesilmiş ve çevre düzenlemesi sırasında dikkate alınmamış ve köprü işlevsiz bırakılmıştır. Ancak yine yukarıda belirttiğim gibi, köprü tasarım, malzeme ve işçilik özellikleri açısından Roma döneminin özelliklerini yansıtacak özgünlüğünü korumaktadır.

 

TEVFİKBEY MAHALLESİ

İstanbul Küçükçekmece Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi

 

SEFAKÖY KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ

Maslak Çeşme Caddesindedir. Türkiye’nin en modern kültür ve sanat merkezidir. 2009 yılında hizmete açılmıştır. Burada 1 tane 507 kişilik büyük sahne, 17 tane atölye ve sergi alanı vardır.

 

ARMONİAPARK  OUTLET CENTER

Şehit Mehmet Sevinç Sokaktadır. Merkezde: restoran ve kafeler, sinema salonları ve mağazalar bulunmaktadır. Bu mağazalarda, her türlü ürün bulup satın alabilirsiniz.

 

İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ SEFAKÖY YERLEŞKESİ

2007-2008 yılında eğitime başlamıştır.

Üniversite bünyesinde: Fen-Edebiyat, Mühendislik ve Mimarlık, Güzel Sanatlar, İktisadi ve İdari Bilimler, İletişim Fakültelerinden oluşan 5 fakülte vardır. Ayrıca Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu ve Yabancı Diller Yüksekokulu bulunmaktadır.

 

CENNET MAHALLESİ

CENNET KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ

Yahya Kemal Beyatlı Caddesindedir.2008 yılında hizmete girmiştir. Merkezde: 435 seyirci kapasiteli tiyatro salonu bulunmaktadır. Ayrıca çok amaçlı bir sergi salonu, tam donanımlı müzik atölyeleri, bale salonu ve yaşam boyu eğitim atölyeleri bulunmaktadır.

 

İSTASYON MAHALLESİ

İstanbul Küçükçekmece İstasyon Mahallesi Millet Bahçesi

MİLLET BAHÇESİ

100 dönümlük bir alana kurulmuştur.

Halkalı Çamlık Park alanında: yürüyüş yolları ve bisiklet yolları bulunmaktadır. Ayrıca barbekü alanları yapılmış ve piknik masaları bulunmaktadır. Ayrıca: oyun bahçeleri, macera parkı, uçurtma çayırı, etkinlik meydanı ve panayır alanı vardır.

 

1’NCİ ORDU MUHABERE ALAY KOMUTANLIĞI-HAMZA GÜNALP KIŞLASI

Yarımburgaz caddesindedir.

 

YARIMBURGAZ MAHALLESİ

İstanbul Küçükçekmece Yarımburgaz Mağaraları

YARIMBURGAZ MAĞARALARI

Güvercintepe Mahallesindedir.

Küçükçekmece gölünün 1.5 km kuzeyinde, Altınşehir mahallesi civarındadır. Denizden yükseklik 15 metredir. İki farklı giriş vardır. Alt mağara 500 metre ve üst mağara 52 metre uzunluktadır. Buradaki ilk araştırmalar 1838 yılında yapılmış ve bu araştırma sonuçlarına göre bu Yarımburgaz Mağaralarında, tarih öncesinde insanların yaşadığı anlaşılmıştır.

Yarımburgaz’da yaşamını sürdüren insan topluluklarının Küçükçekmece civarında avlandıkları ve hatta sonradan bölgeye yerleşmiş olabilecekleri tahmin edilmektedir. Mağaranın 6 km güneyinde Firuzköy yakınlarındaki yarımada üzerinde Paleolitik dönem insan guruplarının avladıkları hayvan derilerini yüzmüş, işlemiş, ayrıca kemik ve ağaçları sürterek sivriltmiş olabilecekleri muhtemeldir.

Yakın geçmişte ise, mağaraların kilise olarak kullanıldıkları anlaşılmıştır. Çünkü Yarımburgaz Mağarasının içine oyulan Bizans döneme kilisesinin apsisi halen görülebilmektedir. Mağaralar, 2000 yılında arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

 

ÇEKMECE NÜKLEER ARAŞTIRMA VE EĞİTİM MERKEZİ

Nükleer Araştırma ve Eğitim Yolundadır.

1955 yılında ABD ile atom enerjisinin sivil amaçlı kullanımına ait bir anlaşma imzalanmıştır. 1956 yılında ise bir araştırma reaktörü kurulması için çalışmalara başlanmıştır. Küçükçekmece gölü kıyısındaki günümüz arazisi seçilmiş ve Başbakanlık Atom Enerjisi kurumu kurulmuştur.

1959 yılında ülkemizin ilk nükleer tesisi olan araştırma reaktörünün temeli 2800 dönümlük arazide atılmıştır. 1960 yılında atom reaktörü projesinin ismi bulunduğu yere izafeten “Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi” olarak değiştirilmiştir. 1962 yılında ise tesisin açılışı yapılmıştır.

Nükleer teknoloji alanında faaliyet göstermektedir. Her yıl burada, değişik branşlardan birçok öğrenci staj yapmaktadır.

Merkez arazisi içinde kalan 3700 metre uzunluğundaki kıyı şeridi üzerinde gizli bir kuş cenneti bulunmaktadır. Burada bulunan koruluk alanda: karabatak, balıkçıl ve yaban ördeği başta olmak üzere çeşitli kuş türlerinin barındığı ve göçler sırasında ise başkaca kuşların da görüldüğü tespit edilmiştir.

 

FATİH MAHALLESİ

İstanbul Küçükçekmece Göl ağzı Parkı

KÜÇÜKÇEKMECE GÖL AĞZI PARKI

Hatboyu caddesindedir. Yürüyüş yolu ve kafeleri bulunmaktadır.

İstanbul Küçükçekmece Göl ağzı Parkı

Özellikle güneşin doğuşu ve batışını izlemek için burası tercih ediliyor. Sahil boyunca bisiklet yolu vardır.

İstanbul Küçükçekmece Göl ağzı Parkı

Ayrıca 1 tane çocuk oyun alanı ve 1 tane fitness alanı bulunuyor. İki büyük seyir iskelesi bulunur.

İstanbul Küçükçekmece Sosyal Tesisi

KÜÇÜKÇEKMECE SOSYAL TESİSİ

Yalı Caddesi Altın Sokaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılıp işletilmektedir.

Burada nezih bir ortamda ve göl manzarası eşliğinde yemek yenilebiliyor. Tesis, yeşilin her tonunun göl manzarasıyla buluştuğu bir yerde yapılmıştır. Tesiste 237 metre kare açık alan ve 283 metre kare restoran bölümü bulunur. Aynı anda 240 kişiye hizmet verilmektedir.

İstanbul Küçükçekmece Kibrithane-Kibrit Fabrikası

KİBRİTHANE-KİBRİT FABRİKASI

“Osmanlı Kibritleri Fabrikası” günümüzde de 19’ncu yüzyıl başlarında “Osmanlı Kibritleri Anonim Şirketi” tarafından kurulan fabrikada faaliyet göstermektedir. Osmanlı kibritleri fabrikası, 1888 yılında kurulmuş ve o dönemin büyük fabrikalarından birisi olarak bütün ülkeye ve hatta Avrupa’ya kibrit ihraç etmiştir. Fabrika, 1900’lü yılların başına kadar üretime devam etti, ancak bir süre sonra kapatıldı.

Üretimin sonlanmasıyla atıl duruma düşen yapı, 20’nci yüzyıl başlarında farklı mülkiyetlere, farklı kullanımlarla birlikte günümüze bazı değişikliklere uğrayarak ulaşmıştır. Çünkü: fabrikanın mülkiyet hakkı bölünmüş durumdadır ve farklı bölümler şimdiye kadar birçok kullanıcı tarafından üretim amaçlı kullanılmıştır.

İstanbul Küçükçekmece Kibrithane-Kibrit Fabrikası

 

1991 yılında kültür varlığı olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

2010’lu yıllarda, 5 bloktan oluşan Eski Kibrit Fabrikasının 1 bloğunun koruma ve restorasyon sürecine başlanmıştır. Ardından restore edilen bu blok: film ve video klipleri çekimi yapan bir şirket tarafından etkinlik mekanı ve film seti olarak kullanılmaktadır.

Günümüzde 2 ve 3’ncü bölümler: Nakil Bant Fabrikası olarak kullanılmaktadır. Bu fabrikaya ait buhar kazanı arka cephededir ve kazanın hemen arkasında günümüzde aktif olarak kullanılan bir baca yükselir.

Sonuç, bu satırları sadece bilgi amaçlı yazdım, çünkü eski yani bir zamanların oldukça ünlü kibrit fabrikası bugün bu özelliğini yitirmiş durumdadır. Yani gidilip görülecek bir şey yoktur.

İstanbul Küçükçekmece Tuğralı Çeşme-II Abdülhamit Çeşmesi

TUĞRALI ÇEŞME-II ABDÜLHAMİT ÇEŞMESİ

Fatih Mahallesinde Küçükçekmece Meydanında İstasyonun önündedir. Çeşme Sultan II Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. Çeşme: Hamidiye çeşmeleriyle aynı süsleme özelliklerine sahiptir.

İstanbul Küçükçekmece Tuğralı Çeşme-II Abdülhamit Çeşmesi

 

Çeşme üzerinde, ortadaki yuvarlak madalyon içinde Sultan II Abdülhamid’in tuğrası bulunmaktadır. Ayrıca tuğranın altında 1318 yani 1900 yılı tarihi yazılıdır. Muhtemelen 1900 yılında yapılmıştır. Gelelim günümüze, günümüzde çeşme terkedilmiş ve bakımsız durumdadır.

İstanbul Küçükçekmece Garip Dede Türbesi

GARİP DEDE TÜRBESİ

Dış Kumsal Mevkiinde Yan yoldadır.

Garip Dede: Anadolu erenlerindendir. Alevi-Bektaşi inancına göre, türbesi Macaristan’da bulunan Gül Baba’nın müsahibi olduğuna inanılmaktadır. Kimsesi olmadığı için Garip Dede ismiyle tanındığı tahmin edilmektedir.

1600’lü yıllarda yaşadığına inanılıyor. Garip Dede öldüğünde gömüldüğü mezar, 1955 yılında türbeye dönüştürülmüştür. Türbenin çevresinde, günümüzde Cemevi ve altında aşevi bulunmaktadır.

 

KARTALTEPE MAHALLESİ

İstanbul Küçükçekmece Sefaköy Çarşı Camii

SEFAKÖY ÇARŞI CAMİİ

Aytaç Mevkiinde 16/1 Sokaktadır. Fatih Sultan Mehmet dönemi yapısıdır. Bu yüzden “Fatih Camii” olarak da bilinir. Mescit olarak yaptırılan mekan, 1960 yılında halkın bağışları ile camiye çevrilmiştir. Camide, iki dükkan ve bir çay ocağı bulunmaktadır.

 

YENİ MAHALLE

 

ABDÜSSELAM ÇELEBİ EFENDİ

Kendisi: Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Başdefterdar olarak görev yapmıştır. Kendisi: Yavuz Sultan Selim tarafından, 1517 yılında Mısır seferinden dönüşte, yanında getirilmiştir.

Bölgenin gelişmesinde önemli imar faaliyetlerinde bulunmuş ve kendi adına bir külliye yaptırmıştır. Külliye günümüzde İmaret caddesindedir.

Bu külliyenin yaptırıldığı dönem Mimar Sinan dönemi, bu yüzden külliyenin yani cami, imaret ve medresenin ve ardından türbenin Mimar Sinan yapısı olduğu biliniyor. Külliyede: cami, medrese, imaret, türbe ve iki çeşme bulunmaktadır. Ancak: bunlardan sadece medrese ve imaret günümüze ulaşmamıştır. Sadece: cami, türbe ve çeşmeler günümüze ulaşmıştır.  

Tekke Camii-Abdüsselam Camii

Külliyenin merkezinde bu cami bulunmaktadır. 1526 yılında Başdefterdar Abdüsselam Bey tarafından mescit olarak yaptırılmıştır. Daha ayrıntılı bilgi verecek herhangi bir belge yoktur.

Daha sonraki süreçte, Aşçı Hüseyin Ağa tarafından minber konulmasıyla cami olmuştur. Cami, 1923 yılında Şerefnur Hanım tarafından yenilenmiştir. 1940 yılında harap durumda olan cami yine yenilenmiştir. Bu onarımda, cami kagir duvarlı ve ahşap çatılı yapılmıştır.

Son olarak 1967 yılında onarılan cami, özgün yapısını tamamen yitirmiştir. Günümüzde betonarme olan camiden geriye, sadece minarenin bir bölümü kalmıştır.

Abdüsselam Medresesi

Günümüzde yoktur. Abdüsselam Efendi, külliyeyi ilim merkezi haline getirmek için içine medrese yaptırmıştır. Bu medreseden saraya alimler ve devlet adamlarının yetiştirildiği söyleniyor.

İstanbul Küçükçekmece Abdüsselam Bey Türbesi
Abdüsselam Bey Türbesi

Türbe günümüzde Küçükçekmece’nin en önemli tarihi yapılarından birisidir.

Defterdar Abdüsselam Bey: medresesi ve imareti yakınındaki türbesinde yatmaktadır. Kendisi, 1526 yılında Kanuni Sultan Süleyman ile Mohaç seferine katılmış ve bu seferden dönüşte azledilmiş, azledildikten kısa bir süre sonra 1527 yılında vefat etmiştir.

İstanbul Küçükçekmece Abdüsselam Bey Türbesi

 

Türbeyi sağlığında yaptırıp yaptırmadığı belli değildir. Türbe, külliyenin en önemli yapısıdır. Caminin güneydoğusundadır. Batıdan doğuya doğru meyilli bir arazi üzerinde bulunmaktadır.

Yapının güneyinde kare planlı giriş kapısı vardır. Altıgen planlıdır. Köşelerde pandantif geçişli kubbe bulunur. Özellikle: güney cephede, muhdes giriş cephesi ile dikkat çekmektedir.  

İstanbul Küçükçekmece Abdüsselam Çelebi Çeşmesi
Abdüsselam Çelebi Çeşmesi

Yapım tarihi bilinmemektedir, ancak muhtemelen 1795-1796 yılları arasında yaptırılmıştır. Herhangi bir inşa ve onarım kitabesi yoktur.

İstanbul Küçükçekmece Abdüsselam Çelebi Çeşmesi

 

Çeşme, yakın zaman önce onarım görmüş olup özgün yapısını kaybetmiştir. Çeşmenin bulunduğu yer zamanla yükselmiş ve çeşme zemininin büyük kısmı, günümüzde asfalt kaldırımın altında kalmıştır. Çeşme kaidesi ve su yalağının önemli kısmı döşeme altındadır.

İstanbul Küçükçekmece Seyyid Aziz Bey Çeşmesi
Seyyid Aziz Bey Çeşmesi

Gerek tasarım ve gerekse özellikleri itibarıyla daha erken yapılan Abdüsselam Çelebi Çeşmesinden ayrılmaktadır. Çeşme: Abdüsselam Çelebi soyundan gelen Seyyid Aziz Bey tarafından yaptırılmıştır. İlk yapıldığı dönem özelliklerini tamamen kaybetmiştir. Ayrıca günümüzde çeşmeden su akmaz.

 

İNÖNÜ MAHALLESİ

MASLAK ÇEŞME SARNICI

Tarihi sarnıç Roma veya Bizans döneminde kalmadır. Üstü ızgara ile kapatılmış sarnıç, ne yazık ki günümüzde çöplük olarak kullanılmaktadır. Son olarak: tarihi sarnıç yanındaki yeşil alan Küçükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenmiştir. Halen üniversitede 39 bin öğrenci eğitim görmektedir.

 

BEŞYOL MAHALLESİ

İstanbul Küçükçekmece İstanbul Aydın Üniversitesi

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ

Florya Yerleşkesi Sefaköy İnönü Caddesindedir. 2007 yılında kurulmuştur. Ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitim verilmektedir.

İstanbul Küçükçekmece İstanbul Aydın Üniversitesi

 

12 fakülte, 2 yüksekokul, 3 meslek yüksek okulu ve lisansüstü eğitim enstitüsü programları bulunmaktadır.

Büyükçekmece tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

İstanbul günlük gezi planı yazım için.

 

İstanbul Şişli

İstanbul Şişli

İstanbul Şişli: Değerli okurlar, İstanbul merkezindeki Şişli ilçesini tanıtacak, bütünüyle tanıtacak bir yazı hazırlamak istedim, yaklaşık on günlük bir uğraşı ile sizlere aşağıdaki yazıyı hazırladım. Ancak ne yazık ki, bu yazıyı hazırlarken oldukça zorlandım, çünkü tarihi ve turistik yerlerle ilgili hiçbir tanıtım yazısı bulmak mümkün değildir.

İstanbul Şişli

İSTANBUL ŞİŞLİ

20 milyonluk İstanbul şehrinde yaşayan pek çok kişi, İstanbul’un yine pek çok semtini görmemiş iken, Şişli’yi görmeyen, buraya yolu düşmeyen İstanbullu yok gibidir. Bu yüzden, Şişli, bir anlamda İstanbul şehrinin kalbidir de denebilir.

İstanbul Şişli

TARİHİ

Yöredeki ilk yerleşim: 16’ncı yüzyılda “Tatavla” (günümüzdeki Kurtuluş) mahallesiyle başlar. Çünkü: Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520-1566) deniz fetihleri sırasında Ege ve Akdeniz adalarından esir alınan zanaatkar tutsaklar buraya getirilirmiş. Özellikle Haliç Tersanesinde çalıştırılmak için getirilen Rum denizciler buraya yerleştirilmişler ve burada bir Ortodoks cemaati oluşmuştur. Yine bu dönemlerde, Pera bölgesinde yaşayan Cenevizlilerin at ahırları burada bulunuyormuş ve bu yüzden, bölgeye “Tavla” ismi verilmiştir. Rumca bu kelimenin anlamı “at ahırı” demektir.

Osmanlı döneminde, Sultan Abdülmecit zamanında: 1839-1859 yılları arasında ülkeye gelen göçmenlerin birçoğu yerleşim yerinin kuzeyinde bulunan arpa tarlaları dutlukların bulunduğu bölgeye yerleştirilmiştir. Bunlar bölgeye padişahın adıyla yerleştikleri için, yerleştikleri yerin ismi de “Mecidiyeköy” olmuştur.

Şişli, 1954 yılında ilçe olmuştur. Ancak 1987 yılında Kağıthane ilçe olunca, burası ikiye bölünmüş ve bir kısım mahallesi Şişli’den ayrılarak Sarıyer’e bağlanmıştır.

Şişli adı nereden gelir. Burada bir zamanlar şişçilikle uğraşan bir ailenin konağı bulunmaktaymış ve bu konak “Şişçilerin Konağı” olarak isimlendirilir ve yörenin ismi de zaman içinde Şişli olarak anılmıştır.

İstanbul Şişli

GENEL

Denize sahili yoktur. Burada: çok sayıda tarihi eser, modern ticaret merkezleri, kültür ve sanat merkezleriyle iş yerleri bulunmaktadır. Bu yüzden, yörede çok az yeşil alan kalmıştır. Şişli ilçesinde 25 semt bulunmaktadır ve bunların birçoğu şehir merkezi konumundadır.

İstanbul Şişli

ŞİŞLİ MERKEZ

İstanbul Şişli Camisi

ŞİŞLİ CAMİSİ:

Şişli ilçesinin merkezindedir. Halaskargazi caddesine oldukça yakındır. 1949 yılında yapılmıştır. Özellikle: halkın yardımlarıyla yapılan ilk cami olarak önem kazanmaktadır. Mimari olarak: Klasik Osmanlı tarzını yansıtmaktadır.

İstanbul Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi

ABİDE-İ HÜRRİYET CADDESİ:

Cadde: Abide-i Hürriyet Anıtından başlar ve Fransız Latin Katolik Mezarlığında biter.

İstanbul Şişli Abide-i Hürriyet Anıtı

ABİDE-İ HÜRRİYET ANITI:

Anıt: 1909-1911 yılları arasında, 31 Mart vakasında ölenlerin anısına tamamen mermerden yapılmıştır. Kağıthane vadisine hakim bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Anıt, açılan proje yarışmasını kazanan Mimar Muzaffer Bey’in eseridir.

31 Mart vakasında 71 asker ölmüştür. Ancak İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimleri de daha sonra buraya gömülmüştür. (Bunlar: Mithat Paşa, Talat Paşa, Enver Paşa, Mahmut Şevket Paşa)

Özelliği: Osmanlı döneminde dikilen ilk ulusal anıt olmasıdır. Zeminin girişinde küçük bir taç kapısı vardır. Üzerinde “Makber-i Şuheda-i Hürriyet” yazılıdır. Anıtta gövdenin ön yüzünde Sultan V Mehmet Reşat tuğrası görülür.

Osmanlı’da “özgürlük hareketinin simgesi” dir. Anıt havaya atış yapan bir top şeklinde düzenlenmiştir. Altında ise mescit bulunur. Buraya 18 basamaklı bir merdivenle inilir. Mihrap duvarlarının içinde, şehit askerlerin lahitleri vardır.

ŞİŞLİ KAYMAKAMLIĞI:

Abide-i Hürriyet caddesi üzerindedir.

HÜRRİYET PASAJI:

Abide-i Hürriyet caddesi üzerindedir.

ŞİŞLİ ERMENİ MEZARLIĞI:

Abide-i Hürriyet caddesindedir.

1865 yılında Osmanlı döneminde devlet tarafından tahsis edilen arazide açılmıştır. Mezarlığın kemerli ve görkemli kapısı, 1903 yılında Patrik Ormanyan tarafından tasarlanmış ve Mihran Kalfa tarafından yapılmıştır. Bakımı ve işletmesi Türkiye Ermenileri tarafından yapılmaktadır. Mezarlıkta bulunan birçok hoş görünüşlü mezar taşı, ziyaretçilerin dikkatini çeker. Mezarlıkta Türkiye Ermenilerinin mezarları bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır: Oyuncu Toto Karaca, Müzisyen Onno Tunç, Oyuncu Nubar Terziyan, Gazeteci Ara Güler.

İNÖNÜ

Mahallenin kuzeyinde Halkalı, Batısında Söğütlüçeşme, Güneyinde Tevfikbey ve Doğusunda Yenibosna bulunmaktadır.

ELMADAĞ:

İnönü ve Harbiye Mahalleleri arasında kuruludur. Taksim meydanına yakındır. Mahallede: Divan Oteli, Ritz Carlton Oteli, Süzer Plaza, Avustralya Başkonsolosluğu ve Surp Agop Hastanesi gibi yerler bulunmaktadır.

Elmadağ Caddesi:

Merkezinde “Elmadağ Caddesi” vardır. Cadde: Eskişehir ve Yenişehir mahalleleri arasında, Dolapdere caddesine kadar uzanır. Uzunluğu 500 metredir. Elmadağ caddesi üzerindeki en önemli konut, yüzyıllık Arif Paşa Apartmanıdır.

İstanbul Şişli Surp Agop Hastanesi

Surp Agop Hastanesi:

25 Aralık 1831 tarihinde, Tophane Amiri Müşiri Halil Paşa ve Galata Kadısının izin yazılarına dayanılarak, Padişah Fermanı (Sultan II Mahmut) ile kilise ve hastane yapımına başlanmıştır.

İstanbul’da çıkan veba ve kolera salgınlarında: Vosgeperan kilisesi bünyesinde kurulmuş olan ve daha ziyade bakımevi gibi çalışan Vosgeperan Hastanesinde, hastaların tedavisinin sakıncalı olacağı düşünüldüğünden; Pangaltı’da Surp Agop Mızpna Patrik adına bir hastane kurulmasına karar verilmiştir. Bugünkü hastane ve çevresindeki binaların bulunduğu arsa, cemaatin yardımı ile 1836 yılında satın alınmıştır. İlk olarak çadır hastanesi kurularak: kolera ve veba hastalarının tedavisi yapılmış ve salgının durdurulmasına gayret edilmiştir.

Son aldığım bilgiye göre: yeni yapılacak Surp Agop Hastanesinin temeli atılmıştır. Hastane ve yaşlı bakımevi olarak hizmet verecektir.

Ermeni Katolik Surp Agop Hastanesi Vakfı:

Vakfın merkezi, İnönü Mahallesi Surp Agop Apartmanındadır. Azınlık vakıflarına ait malların iade edilmesiyle Ermeni Katolik Surp Agop Hastanesi Vakfı yeni girişimler peşindedir. Bu vakfın 15 dönümlük arazisi içinde: 1987 yılında yanan Şan Tiyatrosu bulunmaktadır. Bu araziye “Şancity” isimli bir proje hazırlandığı söyleniyor. Bu projeye göre: vakfın arazisine 5 yıldızlı bir otel, alışveriş merkezi, kongre ve kültür merkezi yapılacakmış. Ayrıca: mevcut Ermeni Hastanesi yenilenecek, huzurevi ise yıkılıp yenisi yapılacakmış.

İstanbul Şişli Süzer Plaza-Gökkafes

Süzer Plaza-Gökkafes:

Süzer Plaza ismi halk arasında “Gökkafes” olarak bilinir. Yapı: 1989 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından “İstanbul’un bağrına saplanmış hançer” olarak nitelendirildi.

Çünkü kentin silüetini bozmuştur. Uzun uğraşılardan sonra 1983 yılında temeli atılan bina 18 yıl sonra 2000 yılında tamamlandı ve kullanıma açıldı. Bina hakkındaki en büyük eleştiri, yeşil alan olarak ayrılmış yerde yapılmış olmasıdır. Binanın uzunluğu 153,6 metredir. 34 katlıdır. Binada: konut, ofis ve bir de otel bulunmaktadır.

Sıraevler:

Beşiktaş ilçesinde Akaretler’de bulunan tarihi sıraevler de Ermeni Vakfının malıdır. Bu evler restore edilecek, üst katları ofis ve alt katları ticari ünite olacakmış. Sıraevler’de yaşayanlar ise, Şişli’de yapılan yeni apartmana taşınacaklarmış.

İstanbul Şişli Tezveren Baba Türbesi

TEZVEREN BABA TÜRBESİ:

İnönü Çarık Sokaktadır. İstanbul’da bununla birlikte 4 tane Tezveren Baba türbesi bulunduğu söyleniyor. Tezveren Baba: Osmanlı döneminde şehit düşmüş biridir. Rivayete göre: Tezveren Baba’nın ayakları yokmuş ve takunyaları elinde dolaşırmış. Türbenin içinden bu takunyaların tıkırtıları duyulurmuş. Günümüzde türbeyi ziyarete gelenler, yanlarında takunya getiriyorlar. Çünkü Tezveren Baba’ın ibrikten abdest aldığına inanılıyor.

HACI ARİF CAMİSİ:

İnönü Babil Sokaktadır.

FULYA

Nişantaşı-Şişli Merkez-Beşiktaş-Mecidiyeköy arasındadır. Mecidiyeköy’e oldukça yakındır. Dik yokuşlarıyla tanınır. Beşiktaş’tan yürünmez, Mecidiyeköy’e tırmanılmaz, her yere çok yakın gibi olsa da arabasız ulaşım zordur. Fulya isimli eski dere yatağı günümüzde yerleşim yeri olarak kullanılmaktadır. Bu yüzden yağmur yağdığında Fulya deresi kendini gösterir. Fulya sınırları içinde bazı rezidanslar bulunmaktadır. Bunların başlıcaları: Polat Tower ve Şişli Plaza’dır.

İstanbul Şişli Polat Tower

Polat Tower:

Avrupa ve ülkemizin en büyük konut binalarından birisidir. 2002 yılında proje tamamlanmış ve yaşam başlamıştır.

İstanbul Şişli Polat Tower

Binanın yüksekliği 152.1 metredir. Burada: 42 kat ve 406 daire bulunmaktadır. Ayrıca 41 mağaza ve ofis vardır. Daireler 3.2 metre tavan yüksekliğine sahiptir.

Vital Fulya Plaza:

Fulya’da Doktorlar Vadisindedir. Burası hekim ve hastaların her türlü ihtiyaçlarını bulup satın alabilecekleri bir yerdir. Yani dünyanın en sağlıklı binasıdır. Yani, Türkiye’nin ilk doktor muayenehane plazasıdır.

İstanbul Şişli Kuştepe

KUŞTEPE

Mecidiyeköy, Şişli merkez ve İzzetpaşa mahalleleri arasındadır. Burada çoğunlukla Romanlar yaşamaktadır. Aynı zamanda gecekonduların yoğun olduğu bu bölgede, birkaç katlı evlerin arasına inşa edilen Trump Tower, oldukça tezat bir görüntü yaratır.

İstanbul Şişli Kuştepe

Koca bir alışveriş merkezinin arka sokağında bir gecekondu muhiti. Üst üste gecekondular, kat kat eski binalar, sokakta oynayan çocuklar, kapı önünde insanlar, işte Kuştepe.

İstanbul Şişli Kuştepe Trump Towers

Trump Towers:

Bu devasa yapı, Kuştepe Mecidiyeköy yolundadır. 2011 yılında hizmete girmiştir. Yapının projesinin mimarı Brigitte Weber’dir. Ankara’da bulunan Next Level alışveriş merkezi de aynı mimarın projesidir. İki kuleden oluşmaktadır. Kuştepe Futbol sahasının bulunduğu arsaya inşa edilen kulelerden bir tanesi: 39 katlı konut ve 37 katlı kule ise ofis kulesidir.

Ön kule konut ve arka kule ofis kulesi olarak tasarlanmıştır. 12 katlı bodrumun büyük bölümünde otopark ve alışveriş merkezi bulunur. Bina ana caddeden 30 metre geride, büyük bir podyum üzerindedir. Belli yerlerde, dışarıdan gün ışığı alabilmek için, alışveriş merkezi, zemin kat seviyesi ve altında oluşturulmuştur.  

İstanbul Şişli Kuştepe Trum Alışveriş Merkezi

Trump Alışveriş Merkezi:

Ayrıca 5 katlı alışveriş merkezi vardır. Burası podyumla bağlantılıdır. Podyum üzerinde: 6 bin metre karelik yeşil teras ve restoranlar bulunur. Alışveriş merkezinde: alışveriş mağazaları, yeme-içme alanları, sinema, tiyatro sahnesi, sergi salonu ve çocuklar için özel bir kat bulunmaktadır. Çocuklara özel tasarlanan bu katın büyüklüğü 9 bin metre karedir. Burada: çocuk mağazaları, çocuklara özel yeme-içme mekanları bulunmaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin ilk çocuk şehri “KidzMondo” buradadır.

Trump Kültür ve Gösteri Merkezi:

Burası 500 seyirci kapasitelidir. Burada, tiyatro oyunları sergileniyor. Ayrıca: Trump Caddede, dev konserler düzenleniyor. Komplekste, 6 tane sinema salonu bulunuyor. Türkiye’nin en büyük kaçış oyunları merkezi Escapist de buradadır.

İstanbul Şişli Kuşhane İstanbul Bilgi Üniversitesi Kampüsü

İstanbul Bilgi Üniversitesi Kampüsü:

İstanbul Bilgi Üniversitesi 7 Haziran 1996 tarihinde kurulmuştur. Üniversitenin 3 kampüsünden bir tanesi de Kuştepe Kampüsüdür. Bu kampüste İngilizce hazırlık sınıfları vardır.  Bunlar Dolapdere Kampüsünden buraya taşınmıştır. Bu kampüste: dil öğrenimine destek olacak şekilde bir merkez, geniş bir kütüphane ve donanımlı laboratuvarlar bulunmaktadır. Ayrıca: basketbol, voleybol, hentbol, kapalı salon futbolu, masa tenisi gibi sporların yapılabileceği tesisler bulunmaktadır. Kampüsün rengi: kiremit rengine yakın koyu kırmızıdır. Yeşil ağırlıklı tonlarda bulunmaktadır.

GÜLBAHAR

“Gülbağ” ismiyle de bilinmektedir. Mecidiyeköy semtine yakındır. Bu mahallenin en büyük özelliği ara sokakları ve yokuşlarıdır. Gecekondu bölgesi olmasına rağmen kentsel dönüşüme girmiştir. Günümüzde bitişik düzen gökdelenler daracık ve dik yokuşlu sokaklara eşlik ederler. Sokaklar dar ve araç doludur. Bir diğer özelliği, buraya İstanbul şehrinin “Harlem” mahallesi de denilmektedir, çünkü çok fazla miktarda zenci yoğunluğu vardır. Ayrıca “Asyalı” yoğunluğu da azımsanamaz. Özellikle Güney Koreliler vardır.

İstanbul Şişli Gülbahar Profilo Avm

Profilo Avm:

Gülbahar Cemal Sahir Sokaktadır. Profilo Fabrikasının eski yerine yapılmıştır.

1998 yılında hizmete girmiştir. Merkez, 117 bin metre karelik alana kurulmuştur. İki sokak ve cadde, üstten bir üst geçit ile Alışveriş Merkezi ve İş Merkezine bağlıdır. Bu üst geçit sadece alışveriş merkezi müşterileri tarafından kullanılıyor.

İstanbul Şişli Gülbahar Profilo Avm

Alışveriş merkezi ilk açıldığında oldukça şaşalı bir mekan iken, günümüzde yeni alışveriş merkezlerine karşı koyamamanın getirdiği sıkıntılarla uğraşır. Eski bir alışveriş merkezi olarak ilk yapıldığındaki halk ilgisini biraz yitirmiş görünüyor. Burada ayrıca “Profilo Kültür Merkezi” bulunuyor.

İstanbul Şişli 19 Mayıs

19 MAYIS

Bu mahalle, batısında Şişli Merkez ve doğusunda ise Fulya mahallesiyle çevrilidir. 19 Mayıs Caddesi: Şişli Migros önünden geçerek Fulya’ya iner. Caddede oldukça yoğun bir trafik vardır.

İstanbul Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi

Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi:

Hastane, Sultan II Abdülhamit tarafından, difteriden (kuşpalazı) dolayı küçük yaşta ölen kızı Hatice Sultan’ın hatırasına 1898 yılında yaptırılan ilk çocuk hastanesidir. Ancak Balkan Savaşları, 1’nci Dünya Savaşı ve Kurtuluş savaşı yıllarında cephede yaralanan askerler burada tedavi edilmiştir. Hastane, 2003 yılına kadar 1’nci Ordu Komutanlığına bağlı 600 yataklı bir askeri hastane olarak hizmet vermiş, daha sonra ise 2016 yılında Sağlık Bakanlığına devredilmiştir. Daha sonra Kadın sağlığı ve doğum binaları ile Çocuk hastalıkları bölümleri Sarıyer ilçesindeki yeni binasına taşınmıştır.

İstanbul Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi Saat Kulesi

Hastanenin bahçesinde bir saat kulesi bulunmaktadır. Bu saat kulesi: 1907 yılında Padişah II Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. Kule; Aronco tarafından tasarlanmış ve mimar Mahmut Şükrü Bey tarafından yapılmıştır.

İstanbul Şişli Türk Kalp Vakfı Sağlık Merkezi

Türk Kalp Vakfı Sağlık Merkezi:

19 Mayıs Mahallesi 19 Mayıs Caddesindedir. Türk Kalp Vakfı, 1975 yılında kurulmuştur. 2001 yılında ise Dünya Kalp Federasyonuna üye olmuştur. Buradaki Tıp Merkezinde, erken tanı hizmeti verilmektedir.

İstanbul Şişli Feriköy

FERİKÖY

Okmeydanı ve Osmanbey arasında kalır. İstanbul’un en yüksek noktalarından birisidir.

Semtin isminin kaynağı: 18’nci yüzyılda İstanbul’a gelen Fransız tüccar Mösyö Feri’ye Padişah Abdülmecid ve ardından gelen Abdülaziz, burada geniş topraklar verirler. O dönemde burada küçük bir Rum köyü (Aya Dimitri) bulunmaktadır. Mösyö Feri’nin bu bölgeden toprak sahibi olması ile, köyün ismi de değiştirilmiş ve “Feri’nin Köyü” olmuştur. Öte yandan: Ermenicede “Feri” kelimesinin anlamı “Yukarı” demektir. Yani “Feriköy” aynı zamanda “Yukarı Köy” demektir.

İstanbul Şişli Feriköy

Buranın en büyük özelliği: Müslüman ve gayrimüslümlerin bir arada yaşıyor olmasıdır. Çünkü burada çok sayıda: Rum ve Ermeni yaşamaktadır. Sonuç: bu semt aynı zamanda 6-7 Eylül 1955 olaylarının yaşandığı bir yer olarak hatıralarda yerini almıştır.

İstanbul Şişli Feriköy Antika Pazarı

Feriköy Antika Pazarı:

Burada: Pazartesi-Perşembe günleri sebze-meyve pazarı kuruluyor. Cumartesi günü organik Pazar, Pazar günü ise Antika Pazarı kuruluyor. Pazar günleri oldukça yoğundur, ancak Pazar yeri bağırma ve gürültü olmadığından yine de sakindir. Evet ne istiyorsanız burada bulabilirsiniz hem de fiyatları oldukça uygundur.

İstanbul Şişli Feriköy Antika Pazarı

En güzel tezgahlar lamba tezgahlarıdır. Burada değişik türlerden ve oldukça eski birçok avize ve lamba bulabilirsiniz. Ayrıca eski silahlar bölümü vardır. Eski para meraklıları için de birçok tezgahta eski para bulmak mümkündür.

İstanbul Şişli Feriköy Protestan Mezarlığı

Feriköy Protestan Mezarlığı:

Sultan I Abdülmecit döneminde, Osmanlı devleti zamanında en önemli ve önder Protestan ülkeler tarafından buradaki yeni Protestan mezarlık yeri bağışlanmıştır. Mezarlık kurulduğunda resmi adı “Evangelicorum Commüne Coemeterium” dur. Mezarlık 1859 yılında açılmıştır. Açılışından itibaren mezarlığa 5 bin insan gömülmüştür.

Ülkemizde, eski yabancı mezarlıkların kapanması ile, anıt değeri taşıyan Protestan mezarları buraya nakledilmiştir. 1965-1974 yılları arasında İzmir’de olan bazı mezarlar da buraya taşınmıştır. Çünkü anıt mezarların korunması düşünülmüş ve bu kültürel öğeler sağlıklı şekilde gelecek nesillere bırakılmak istenmiştir. Evet, 17’nci yüzyıldan kalma mezar taşları, mezarlığı açık bir cenaze müzesine dönüştürmüştür.

İstanbul Şişli Feriköy Mezarlığı

Feriköy Mezarlığı:

Okmeydanı ve Şişli arasındadır. Burada: sinema, tiyatro dünyasından ünlü sanatçılar ve bazı tanınmış siyasilerin mezarları bulunmaktadır.

Üstün Palmiye Pastanesi:

Feriköy Baruthane Caddesindedir. Paskalya döneminde önünde kuyruk olur. Ortodoksların ve Katoliklerin Paskalya dönemleri çakıştığında, ortalama 3 bin ton paskalya çöreği çıkarılıyor. Ayrıca likörlü çikolata yapılıyor ki, Türkiye’de sadece Baylan Pastanesi ve burası, likörlü çikolata üretmektedir. Ayrıca buranın büyük tavşan şeklindeki çikolataları da oldukça ünlüdür.

İstanbul Şişli Pangaltı

PANGALTI

1831 yılında Pera yangınına kadar, Taksim’in ilerisinde yerleşim yoktur. Yangının ardından halk o zamanlara kadar pek bilinmeyen ve kullanılmayan kırlara, yani bugünkü Pangaltı ve Harbiye taraflarına doğru yayılmaya başladı.

Öte yandan: 1800’lü yılların sonlarında, İstanbul’da İtalya’dan göç edenler ilk olarak bu semte yerleşmişlerdir. Yani, o yıllarda semtte: Rum, Ermeni ve Katolik İtalyanlar çoğunluktaydı.

1870’li yıllarda tamamen yeşillik olan bölgenin “Pangaltı” ismiyle anılmasının sebebi, İtalyan Giovanni Battista Pancaldi” dir.

Kendisi: aynı dönemde İtalya’da ailesini bırakarak Osmanlı’ya çalışmaya gelmiştir.

Taksim’in ötesinde, avcıların ve kıra pikniğe gelenlerin mola verdiği bir yer işletiyordu.

Bu bölgede yaşayanlar, kendi aralarında “Pancaldi’ye gidiyoruz” şeklinde konuşuyorlardı ve zamanla bu söz yörenin isminin “Pangaltı” olmasına sebep olmuştur. Hatta Pancaldi isimli bu İtalyan, yine söylentilere göre İtalya Bologna’da eşini bırakmış ve boşanmak istediği eşiyle yaptığı yazışmalarında sık sık “pancaldi” kelimesi geçmesi üzerine, yöreye “Pangaltı” ismi verilmiştir.

Yöreye bu ismin verilmesiyle ilgili bir söylenti daha vardır. Osmanbey’de ilk “Osmanlı Bankası” açılınca, yöre halkı buraya “Banka altı” ismini vermişler, bu isim zaman içinde “Panga altı” ve “Pangaltı” olarak değişerek günümüze ulaşmıştır. Söylenti o kadar çok ki, bir söylentiden daha söz edelim. Bir İtalyan bir zamanlar bu bölgede, bahçe içinde bir pastahane açmış ve özellikle “pane e galeti” isimli bir pastası bütün İstanbul’da çok meşhur olmuştur. İstanbul’un zenginleri, seçkin aileleri: güneşli günlerde kendi aralarında “hadi Pera’ya gidelim, pane e galeti” diyelim derlermiş ve bu isim zamanla yörenin “Pangaltı” olarak anılmasına sebep olmuştur.

1870’li yıllarda, İstanbul’un ilk belediye teşkilatı tarafından tasarlanmış ve ızgara sistemli olarak kurulmuştur. Günümüzde semt “Osmanbey-Harbiye-Dolapdere” üçgeninin ortasında kalır. Şişli ilçesinin ünlü: Ergenekon, Kurtuluş ve Bozkurt caddeleri bu semttedir.

MEŞRUTİYET

Mahallenin doğusunda Nişantaşı, batısında Osmanbey bulunmaktadır. Bu mahallede özellikle konfeksiyon mağazaları çoktur.

İstanbul Şişli Meşrutiyet Hamidiye Camisi

MEŞRUTİYET HAMİDİYE CAMİİ:

Valikonağı Caddesi Şehit İsmet Armağan sokaktadır. Cami 1895 yılında Padişah Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. İlk yapıldığında, yarı ahşap yarı kargir olarak inşa edilmiş küçük bir camidir. Caminin: mermerden yapılmış minber, mihrap ve kürsüsü altın varak tezhiplidir. Ancak daha sonraki süreçte çeşitli tadilatlar geçirmiştir.

İstanbul Şişli Mecidiyeköy

MECİDİYEKÖY

Padişah Abdülmecid döneminde: İstanbul’a sığınan göçmenlerin iskan edilmesi için yerleşimin kuzeydoğusunda bulunan arpa tarlaları ve dutluklar tahsis edilmiştir. Bu bölgeye de padişahın adına izafeten “Mecidiyeköy” ismi verilmiştir. Şehrin ticari olarak en gelişmiş bölgelerinden birisidir.

İstanbul Şişli Mecidiyeköy

Burada alışveriş için çeşitli mekanlar bulunmaktadır. Özellikle Boğaziçi köprüsünün bağlantı yolu olan ve Mecidiyeköy’den geçen D 100 çevre yolunun çevresi, tamamen iş yerleriyle doludur. Bilişim sektörünün birçok firması burada yerleşiktir. Ancak buranın en büyük özelliği yoğun trafiği ve kalabalığıdır. Ayrıca o kadar çok beton yapı vardır ki, bu beton yapılar yöreye beton grisi bir renk vermiştir. Bu üç husus, insanları Mecidiyeköy’den yıldırır.

Uzun süre Galatasaray Futbol Kulübünün maçlarını oynadığı Mecidiyeköy Stadyumu 2011 yılında yıkılmıştır.

İstanbul Şişli Cevahir Alışveriş Merkezi

Cevahir Alışveriş Merkezi:

Şişli ile Mecidiyeköy arasında, bir zamanların tramvay deposunun yerine inşa edilmiştir.

19 Mayıs Mahallesi Büyükdere Caddesindedir. Mecidiyeköy ve Şişli arasında merkezi bir konumda olması nedeniyle ulaşımı kolay ve bu yüzden çok fazla rağbet gören bir alışveriş merkezidir. İçeresinde metro durağı vardır. Taksim-Levent metrosu buradan geçer. 2005 yılında Avrupa ve Türkiye’nin en büyük alışveriş merkezi olarak hizmete girmiştir.

İstanbul Şişli Cevahir Alışverşi Merkezi

Halen bir İngiliz şirket tarafından yönetilmektedir. 6 katlıdır. Toplam 300 civarında mağaza bulunmaktadır. Kapalı otoparkı ücretsizdir ve 2500 araç kapasitelidir. Alışveriş merkezinde vizyon filmlerin gösterildiği sinemalar bölümü, oldukça güzel bir yemek katı ve oyun park alanı olan Fanlab bulunmaktadır. Yemek katı oldukça geniştir. Ayrıca, yine içinde güçlü zincir markaların mağazaları bulunmaktadır.

Okan Üniversitesi Mecidiyeköy Kampüsü:

Avni Dilligil Sokaktadır. Kampüste: Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü ve Sürekli Eğitim Merkezi vardır.

İstanbul Şişli Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu

GÖNÜL ÜLKÜ-GAZANFER ÖZCAN TİYATROSU:

Mecidiyeköy Ortaklar Caddesi Bahçeler Sokak Efe Han Sanat Merkezindedir.

Tiyatro, 1972 yılında “Şişli Tiyatrosu” olarak kurulmuş ve faaliyete başlamıştır. Bir kış salonudur ve sırf tiyatro amaçlı olarak dizayn edilmiştir. 1974 yılında ise “Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu” olmuştur. Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan, 1974 yılından sonra takiben 21 yıl burada tiyatro oynamıştır. Salon: 2002-2008 yılları arasında Şişli Belediyesi tarafından işletilmiştir. 2008 yılında ise “Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu” adı altında faaliyetini sürdürmeye devam etmiştir. Ancak daha sonra finansal problemler nedeniyle kapılarını kapatmış ve satışa çıkarılmıştır. Bu arada, Gönül Ülkü, 2016 yılında 85 yaşında hayatını kaybetti. Gazanfer Özcan ise, 2009 yılında 78 yaşında hayatını kaybetti.

HARBİYE

Teşvikiye ve Halaskargazi semtleriyle komşudur. Taksim ve Şişli merkeze oldukça yakındır ve Şişli ilçesinin tarihi bölgelerinden birisidir. Semt ismini, 19’ncu yüzyılda burada bulunan “Harbiye Mektebi” nden almıştır.

İstanbul Şişli Taşkışla ve İstanbul Teknik Üniversitesi Taşkışla Kampüsü

TAŞKIŞLA VE İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ TAŞKIŞLA KAMPÜSÜ:

İstanbul Teknik Üniversitesinin Mimarlık Fakültesi, Harbiye Mahallesi Taşkışla Caddesindedir.

Taşkışla inşaatına başlama sebebi: Galatasaray’da ahşap bir binada bulunan “Mekteb-i Tıbbıye” okulunun eğitim görmesi için bir bina yapılmasıdır. Taşkışla Okul binasının temeli, Padişah Abdülmecid tarafından 1847 tarihinde atıldı. Ancak İngiliz Mimar Williams James Smith tarafından 1849 yılında inşaat tamamlandığında, buranın okul değil bir kışlaya dönüştürülmesine karar verildi.

Dikdörtgen planlı yapının ortasında, büyük bir avlu ve avlunun merkezide ise oval biçimli bir havuz vardır. Havuzun çevresinde ise ıhlamur ağaçları bulunur. Bina ise bodrum kat üstüne iki katlıdır. Köşelerindeki bölümler 3 katlı olarak düzenlenmiştir. Katlar birbirinden, yatay silmelerle, bütün pencereler de birer çift gömme ayakla ayrılmıştır. İkinci kat pencereleri, üçgen alınlıklarla taçlandırılmıştır.

1853-1856 yılları arasında Taşkışla, Kırım savaşında yaralanan Fransız askerleri için hastane olarak tahsis edildi. Yapı, Padişah Abdülaziz zamanında onarılmış ve yeniden Kışla olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1861 yılında yapılan onarım kitabesi, halen Taşkışla’da bulunmaktadır.

İstanbul Şişli Taşkışla ve İstanbul Teknik Üniversitesi Taşkışla Kampüsü

1894 yılında Taşkışla depremden hasar görür. Balkan savaşları sırasında, yeniden geçici bir süre hastane olarak kullanılır. 1944 yılında ise İstanbul Teknik Üniversitesine tahsis edilir. Ardından, üniversitenin Rektörlük, Mimarlık ve İnşaat Fakülteleri buraya taşınır. Günümüzde burada bulunan bölümler şunlardır: Mimarlık Fakültesi, Güzel Sanatlar Bölümü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sürekli Eğitim Merkezidir.

İstanbul Şişli Harbiye Mektebi ve Askeri Müze

HARBİYE MEKTEBİ VE ASKERİ MÜZE

Sitede başka bir yazıda tanıtılmıştır.

İstanbul Şişli Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı

LÜTFİ KIRDAR KONGRE VE SERGİ SARAYI

Sitede başka bir yazıda tanıtılmıştır.

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı tanıtımı.

HARBİYE ORDUEVİ

Sitede başka bir yazıda tanıtılmıştır.

Harbiye Orduevi tanıtımı.

SAİNT ESPRİT KİLİSESİ

Sitede başka bir yazıda tanıtılmıştır.

Saint Esprit Kilisesi tanıtımı.

CEMİL TOPUZLU AÇIK HAVA  TİYATROSU

Sitede başka bir yazıda tanıtılmıştır.

Cemil Topuzlu açık hava tiyatrosu tanıtımı.

İSTANBUL HİLTON OTELİ

Sitede başka bir yazıda tanıtılmıştır.

İstanbul Hilton Oteli tanıtımı.

CEMAL REŞİT REY KONSER SALONU

Sitede başka bir yazıda tanıtılmıştır.

Cemal Reşit Rey Konser Salonu tanıtımı.

KURTULUŞ

Kurtuluş semti, günümüzde Taksim, Mecidiyeköy, Nişantaşı gibi şehrin önemli semtlerine yürüme mesafesindedir. Semtin eski ismi “Tatavla” dır. 1832 ve 1929 yıllarındaki büyük yangın sonrasında yangından kurtuluşun simgesi olarak semte “Kurtuluş” ismi verilmiştir. Tarihi süreçte, bu semt Rum, Yahudi ve Ermeniler tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. İlk sakinleri Rumlardır. Çünkü Osmanlı döneminde, Sakız adasından gemi yapımında çalıştırılmak üzere getirilen esir 10 bin kadar Rum, buraya yerleştirilmiştir. Hatta, daha sonra takip eden süreçte, ticaret yapmak üzere gelen bazı İngilizler de buraya yerleştirilir.

“Tatavla” kelimesi Rumca “beygir ahırı” demektir. Bu yüzden, yörede eski tarihi binalar bulunmaktadır.

Son olarak, 1955 yılında 6-7 Eylül olaylarında, İstanbul’da gayrimüslimlerin yaşadığı diğer birçok yer gibi burası da saldırıya uğrar. Bunun sonucunda ise semtte yaşayanların büyük bir bölümü burayı terk ederler. Gelelim günümüze, günümüzde burada daha çok Ermeniler yaşıyorlar.

İstanbul Şişli Aya Dimitri Kilisesi

AYA DİMİTRİ KİLİSESİ:

Kurtuluş Son durakta, Dumlupınar Bulvarı üzerindedir. Rumlara aittir. Hangi yıl yapıldığı bilinmiyor. Ancak muhtemelen 16’ncı yüzyıl sonlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Yapının dış duvarında, mermer bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabeye göre, kilisenin 1726 yılında önemli bir tamirattan geçtiği yazılıdır. Kilisenin çan kulesi, 1857 yılından kalmadır. Kilise çanı ise, 1955 yılında yaptırılmıştır. Kilisenin bahçesinde ise, 1865 yılına kadar kullanılmış bir mezarlık bulunur.

İstanbul Şişli Aya Dimitri Kilisesi

Evet, günümüzde kilise özellikle sanatsal değeri ile önem kazanıyor. Mimarisi de göz doldurur. Özellikle dinsel ritüellerin yapıldığı naos kısmı oldukça güzeldir. Piskopos koltuğu ahşap oymalı ve altın kaplamalıdır. Vaaz kürsüsü de göz alıcıdır.

HALİDE EDİP ADIVAR SEMTİ:

Semt, Sıracevizler caddesinin arkasından başlar ve Okmeydanı’na kadar devam eder. Adını: Yazar Halide Edip Adıvar’dan alır. Tepelik bir alan üzerine kuruludur. Yokuşu olmayan sokağı yok denecek kadar azdır. Bu yüzden dükkanlar, düz olan mahallenin üst kısmında bulunmaktadır. Yani alışveriş yapmak istediğinizde ve mahallenin alt kısmında oturuyor iseniz dik yokuşlar çıkmak zorunda kalırsınız.

İstanbul Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi

NAZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİ:

Darülaceze Caddesi Boruçiçeği Sokaktadır. Kültür merkezinde: 300 seyirci kapasiteli bir tiyatro salonu, 150 seyirci kapasiteli Abidin Dino Salonu, Dans Stüdyosu, sergi salonları, kütüphane ve Nazım Hikmet’e ait eşyaların sergilendiği bir oda ve bir kafeterya bulunmaktadır.

HALİL RIFAT PAŞA SEMTİ:

Şişli ilçe merkezinin güney ucundadır.

İstanbul Şişli Perpa Ticaret Merkezi

PERPA TİCARET MERKEZİ:

Halil Rıfat Paşa Yüzer Havuz Sokaktadır. Şişli ve Taksim merkeze 10 dakika uzaklıktadır. Merkez: konumu, büyüklüğü, ekonomik işlevi ve barındırdığı insan sayısı ile dev bir yapıdır. 1986 yılında “Perşembe Pazarı” olarak bilinen bölge boşaltılmıştır. O bölgede bulunan esnaf ve tüccar, 1988 yılında inşaatı tamamlanan Perpa Ticaret merkezinde modern bir iş merkezine yerleştirilmiştir.

İstanbul Şişli Perpa Ticaret Merkezi

Ticaret merkezi A ve B blok olmak üzere birbirine bitişik iki bölüme ayrılmıştır. A blok aynı zamanda “Elektrokent” olarak da adlandırılır. 14 katlıdır. 4750 işyeri bulunmaktadır. İşyerlerinde yaklaşık 25 bin kişi çalışmaktadır.

İstanbul Şişli Perpa Ticaret Merkezi

Otoparkın araç kapasitesi 3500 araçtır. Merkez içindeki yaya yolu 46 kilometredir. Çevresinde ise 38 km araba yolu vardır.

İstanbul Bağcılar

İstanbul Bağcılar

İstanbul’da Avrupa yakasındadır.

TARİHİ

İlçe: Mahmutbey, Bağcılar ve Kirazlı köyleriyle Papasköy çiftliğinin birleşmesiyle oluşmuştur.

Mahmutbey, Osmanlı döneminden itibaren bir yerleşim yeridir. İlk ismi Kalfaköydür. 1914 yılında Mahmudiye ve sonra Mahmutbey olur.

Kirazlı köyünün ilk ismi “Aypah” tır. 1939 yılında Kirazlı ismini almıştır.

Süleymaniye suyolunun doğal kaynak suyu Papasköy çiftliğinde çıkıyordu. Bu suya: “Dokuz oluklu ayazma” ismi veriliyordu. 1939 yılında Papasköy, Güneşli ismini alır.

Günümüzdeki Bağcılar ilçe merkezi: Osmanlı döneminde Yahudi Bergos (Yahudi Burgaz), Cuhud Bergos ve Çıfıtburgaz olarak tanınıyordu. Cumhuriyetin ilanı ile, bu köye “Çiftburgaz” ismi verilmiştir. 1939 yılında ise, buradaki üzüm bağlarının çok olması nedeniyle yöreye “Bağcılar” isim verilmiştir.

Bölgenin tarihi süreçteki en önemli özelliği, Anadolu’dan yoğun göç almasıdır. Ayrıca, mübadele sonucu 1924 yılında Yunanistan’dan memlekete göçen Türkler de yoğun olarak buraya yerleşmişlerdir. 1970’li yıllarda ise Bulgaristan’dan göçen soydaşlarımız buraya yerleşirler.

1992 tarihinde İlçe olmuştur. Günümüzde Bağcılar yerleşim yerinde herhangi bir tarihi eser yoktur.

İstanbul Bağcılar

GENEL

Bağcılar, İstanbul’un en hızlı gelişen ilçesidir. Son yıllarda, önemli ölçüde göç almıştır.

İlçe İstanbul ilinin Avrupa yakasında TEM ile E-5 yollarının arasında kalmaktadır. TEM Otobanı, Edirne-Ankara arasında yapılmış Türkiye’nin en önemli otobanıdır.

Gelişmiş raylı sistemler ile, İstanbul’un birçok yerine hızlı ulaşım mümkündür.

Yerleşim yerinin ortalama yüksekliği 50 ile 70 metre arasındadır. Bölgedeki akarsular, hızlı kentleşme ve sanayileşme nedeniyle kimyasal atıkları taşıyan derelere dönüşmüştür.

İlçe, İstanbul’un en önemli sanayi ve ticaret merkezlerinden birisidir. Günümüzde: burada iplik dokuma, gıda, taş ve toprak, metal ve basın sanayii bulunmaktadır. Bunlar küçük-büyük atölyeler, ticarethaneler ve ticaret merkezleri olarak bölgeye yayılmıştır.

Ülkemizin büyük basın kuruluşlarının tesisleri, Bağcılar ilçesinde bulunmaktadır.

Ancak bölgenin tarıma elverişli tarım alanları, mera ve otlakları, bu yapılaşma nedeniyle yok olmuştur.

İstanbul Bağcılar Mahmutbey Nahiyesi

MAHMUTBEY NAHİYESİ

İstanbul yöresinin en eski yerleşim yerlerinden birisidir. Osmanlı döneminde burada Rumlar yaşıyorlardı. İsmi “Kalafiki” dir. Ancak 1924 yılındaki karşılıklı mübadele anlaşması nedeniyle, Rumlar Yunanistan’da Drama şehrine gitmişler, Yunanistan’dan gelen Türkler ise buraya yerleştirilmiştir.

ÇIFITBURGAZ ÇİFTLİĞİ

1928 Yılında Bulgaristan Varna şehrinden gelen Türkler, burada oldukça büyük bir arazi satın almışlar ve ardından bölgeye yerleşmişlerdir.

İstanbul Bağcılar Çanakkale Zafer Müzesi

Çanakkale Zafer Müzesi

Müze bir park alanı içerisindedir. 2017 yılında kurulmuştur. Park alanı: Sarıkamış ve Çanakkale şehitleri için tasarlanmıştır. Park alanında: Gelibolu ve Sarıkamış isimli 2 meydan bulunur. Ayrıca, ilçeye kayıtlı şehitlerin isimlerinin yazılı olduğu bir de şehitler yolu vardır. Park alanında: 4 tane savaştan kesitler sunan resim duvarı bulunur. Bunlarda: Kurtuluş savaşından kesitler betimlenmiştir. Müze: Safranbolu evindedir. Müze binasının zemin ve birinci katında Çanakkale Müzesi bulunmaktadır.

İstanbul Bağcılar Tacettin Dergahı ve Mehmet Akif Ersoy Müzesi

Taceddin Dergahı ve Mehmet Akif Ersoy Müzesi

Müze: haftada 4 gün ziyarete açıktır. Gezi için randevu alınması gerekir. (Telefon no: 02126302626)

Ankara’da bulunan Taceddin Dergahının ölçüleri birebir alınarak yapılmıştır. Müzede: İstiklal Marşı bestesi taş plak başta olmak üzere Mehmet Akif Ersoy’a ait birçok materyal bulunmaktadır. Mısır ve Arnavutluk gibi ülkelerden getirilen özel eşyaları da sergileniyor. Türkiye’nin en zengin Mehmet Akif Ersoy Müzesidir.

İstanbul Bağcılar

Müzede: en ilginç eser: Mehmet Akif Ersoy’un vefatından sonra, öğrencilerin kendi yazdıkları makalelerden oluşan 10 sayfalık bir kitapçıktır. Öğrenciler, bu kitapçığı satarak Akif Ersoy’un mezarını yaptırmışlardır. Ayrıca Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün en çok sevdiği beyin (hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır hakka tapan milletimim istiklal) bulunduğu İstiklal Marşı hatıra kartı da görülebilir.

İstanbul Bağcılar Fuat Sezgin Bilim Merkezi

Bağcılar Fuat Sezgin Bilim Merkezi

Fuat Sezgin, 1924 Bitlis doğumludur. Kendisi dünyanın önde gelen İslim Bilim Tarihi araştırmacısıdır. Bilim merkezinde: 70 civarında deney istasyonu, atölyeler, 8D sinema, gökyüzü ve uzayın keşfedileceği Planetaryum ve Botanik bahçesi bulunmaktadır.

İstanbul Sultangazi hakkındaki gezi yazım için  Sultangazi