Isparta Uluborlu

Isparta Uluborlu

Isparta Uluborlu; Hani belki duymuşsunuzdur, kiraz severler, özellikle Apollon cinsi kirazın güzelliğine doyamazlar, işte kiraz denilince akla Uluborlu geliyor, peki ya Apollon ismi, o da, antik çağda Uluborlu’nun bulunduğu yerde kurulu, büyük bir kent.

ULAŞIM

İlçenin, Isparta merkeze uzaklığı: 65 km. dir. Uluborlu-Antalya arasındaki uzaklık: 180 km. dir. Antalya-Ankara/İstanbul karayolu ise: Tekke Tepe Mevkiine: 20 km. uzaklıktadır. Yani: bu gayet işlek yoldan, 20 km. içeri sapınca, Uluborlu’ya ulaşmak mümkün.

Isparta Uluborlu Tarihi

TARİH

İlçe toprakları, tarih boyunca, çeşitli uygarlıkların etkisinde kalmıştır. Hitit metinlerinde, bu bölge: Pitaşşa olarak geçmektedir. Bölgede daha sonra: Frig, Lidya ve Pers egemenlikleri görülür. MÖ.334-323 yılları arasında Büyük İskender ve ölümünden sonra ise, haleflerinden Seleukos’un hakimiyeti görülüyor. (MÖ.281)

Evet, tarihi süreç içinde bölgenin en önemli dönemi bu dönem. Çünkü: bu dönemde, ilçe sınırları içinde “Apollonia” antik kenti kuruluyor. Kent: Seleukos kralı Seleukos I (MÖ.312-280) tarafından kurulmuş. Kentin isimleri: Mordiaeum veya Margium olarak geçiyor.

Daha sonra: Roma imparatorluk döneminde, şehir kendini: Likya ve Trakyalıların kolonisi olarak gösteriyor ve bu durum, sikkeler ve yazıtlar üzerinde görülüyor. (MÖ.27.MS.395) Şehir: Romalılar döneminde o derece önemli ki: Roma İmparatoru Augustus, ölümünden önce yazdı vasiyetinin bir kısmı: burada bulunmuş.

MS.395 yılında, imparatorluk parçalanınca, Apollonia şehri, Bizans hakimiyeti altına girer. Ama ismi, geç dönemlerde değişir: Sozopolis olarak anılmaya başlanır.

1074 yılında

Selçuklu komutanlarından Süleyman Şah, bölgeyi ele geçirir. Ancak, bölgede, Türklerin kesin egemenliği, ancak 1182 yılında gerçekleşir. Türk egemenliğindeki: Borgulu, Burgulu, Borulu, Uluborlu isimleriyle anılan bölge, önemli bir merkez haline gelir. 1301 yılında, Hamitoğulları Beyliği hakimiyetine giren Uluborlu, bu beyliğin başkentliğini yapar.

1361 yılında, bölgede Osmanlı hakimiyeti görülür. I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı süresinde: Uluborlu, 220 yedek subay ile katılmıştır. Ayrıca; Uluborlu, 242 İstiklal Madalyası ile, Türkiye’de en çok İstiklal Madalyasına sahip olan tek kasabadır.

ULUBORLU İSMİNİN OLUŞUMU

Borlu kelimesinin anlamı, bağlık, bahçelik bölge anlamına gelmektedir. Dolayısı ile, Uluborlu kelimesi: büyük bağlık, meyvelik anlamına gelmektedir. Ayrıca: Kıpçak Türk Boylarından, birkaçının “Barlı, Borlu, Borçalı” kolu olarak adlandırılmaktadır. Bu Türk boylarından gelenlerden Uluborlu’ya yerleşenler olmuştur. İlçenin isminin, buradan geldiği de düşünülebilir.

Isparta Uluborlu Genel

GENEL

Akdeniz bölgesinde, Isparta’ya bağlı tek ilçedir. İlçe yerleşimleri: önceleri Kapı Dağının eteklerinde kurulmuş olmasına rağmen, 1950 yılından sonra, bugün bulunulan Uluborlu Ovasına yerleşilmiştir.

İlçenin ortalama rakımı: 1100 metredir.

İlçe, Akdeniz iklimi ile, karasal iklim arasında, yarı karasal iklim karakterine sahiptir. Kış mevsimi ılık geçer. İlkbahar kısa sürer. Yaz mevsimi sıcakları normaldir, ancak yaz ayları kurak geçer. Sonbahar ise, genellikle yağmurlu ve serin geçer. Pupa çayı üzerinde, 1977 yılında, Uluborlu barajı kurulmuştur.

Bitkisel üretim açısından: önce Elma, sonra ise kiraz ve vişne geliyor. Özellikle, elma olarak: Türkiye’nin bir elma deposu olarak düşünülebilir. 30-35 yıl önce üretimine başlanan Uluborlu kirazının, önemli bir kısmı: yurt dışına ihraç edilmektedir. İlçede, 17 tür kiraz yetiştiriliyor. Uluborlu kirazının başlıca özellikleri: dayanıklılığı, kalitesi ve kendisine has lezzeti. Haziran ayının son haftasında: kiraz hasadı başlar. Bu dönemde: kent nüfusuna, geçici tarım işçileri ve Uluborlu Kiraz Festivali ile birlikte yapılan, tarihi 500 yılı geçkin yağlı güreşleri izlemeye gelen turistlerde eklenir ve ilçe hareketlenir.

İlçede, Kiraz festivali ve yağlı pehlivan güreşleri, her yıl, Temmuz ayının ilk haftasında, 2 gün süresince düzenleniyor.

1976 yılında Yağlı Pehlivan Güreşlerine, Kiraz şenliği de eklenerek, ilk defa kutlanmaya başlamıştır. Aksatılmadan, 34 yıldır kutlanan Uluborlu Kiraz Festivali ve Yağlı Pehlivan Güreşleri, ülkemizin en eski festivallerinden biridir.

Isparta Uluborlu

NE YENİR

Uygun bir mevsimde gitti iseniz, elbette bolca kiraz yemelisiniz. Yemek olarak ise: Banak. Banak bir et yemeği. Etin en sağlıklı yöntemle yani haşlanarak pişirilmesinden ibarettir. Tercihan üzerine kara biber ekilir. Pide lokmalık paralara kesilerek, yayvan bir tabağa tek kat olarak dizilir. Yeterli miktarda suyu ile birlikte, etler bunun üzerine dökülüp dağıtılır. İşte, size biraz ağır da olsa, muhteşem bir lezzet. Tatmanızı öneririm.

Isparta Uluborlu

NE SATIN ALINIR

Uluborlu’dan kireç reçeli alabilirsiniz. Ayrıca: gül oyası satın alabilirsiniz. Bu: bölgenin karakteristik gül kültürü ile bütünleşmiş bir el sanatıdır. Her yaşta kadın, her durumda bu gül oyalarını yaparlar. Uluborlu yöresinde, oyalar tığ ile yapılır. Tığ ve merserize iplikle yapılan bu oyaların her rengine rastlamak mümkün. İlginizi çekerse, satın alabilirsiniz.

Uluborlu Altın Kiraz Şenlikleri

ALTIN KİRAZ ŞENLİKLERİ VE YAĞLI PEHLİVAN GÜREŞLERİ:

Önce ilçede yetişen altın kirazdan söz etmek istiyorum. 30-35 yıl önce üretimine başlanan Uluborlu kirazının başlıca özellikleri: dayanıklılığı, kalitesi ve kendine has lezzetidir. İngiltere, Almanya, Hollanda ve Belçika gibi ülkelere ihracaatı yapılmaktadır. Evet bu kirazın tanıtımını daha iyi yapmak için, 20 yıldır “Altın Kiraz ve Yağlı Pehlivan Güreş Şenlikleri” yapılmaktadır. Bu şenlikler, kiraz toplama mevsimi olan Temmuz ayının ilk haftasında 2 gün süreyle yapılır. Şenliklerde çeşitli etkinlikler düzenlenmekte, en iyi kirazı yetiştirenlere ödül verilmektedir. İlçede güreşlerin ve festivalin yapıldığı 2000 metre karelik çim alan, 6 bin kişilik kapalı tribün ile sosyal tesisler bulunmaktadır.

 

GEZİLECEK YERLER

Isparta Uluborlu Müzesi

ULUBORLU MÜZESİ

İlçe merkezinde, Güreşyeri Mahallesi, Alaaddin Keykubat Halk Kütüphanesi Binasında bulunuyor. (246-5312499) Müze: Halk Kütüphanesinin, zemin ve birinci katında yerleşmiş. 2007 yılında açılmış.

Birinci Kat: Demircilik Vitrini: Uluborlu demircilik ve bakırcılık ürünleri: sağlamlık ve keskinlikleriyle, iki asırdır, civar yerleşim yerlerinde ün kazanmıştır. Bu vitrinde, bir demirci atölyesi canlandırılmış, pek çok demir ve bakır araç ve gereç sergileniyor.

Mutfak-Hamam ve Abdest Kültürü: Uluborlu mutfağında kullanılan; özellikle kalaylı bakırdan yapılmış sini, tabak, bakraç, tas ve boynuzdan yapılmış kaşıklar, odun kömürü ile ısınan pirinçten çay semaveri ile hamam malzemeleri, su ısıtmada kullanılan güğüm, hamam tasları ve evlerde tezgahlarda dokunan peşkirler, bu vitrinde sergileniyor.

Erkeğe İlişkin Eşyalar: Erkek giysileri ve aksesuarları sergileniyor.

Kadına İlişkin Eşyalar: Kadın giysileri ve aksesuarları sergileniyor.

Alt katta: Seramik Gereçler ve Kahve Kültürü: Çini ve yeşil sırlı kaplar, Çanakkale seramiği olarak bilinen bir sürahi ve porselen tabaklardan oluşan, 19.yüzyıl mutfak ürünleri, bu vitrinde sergileniyor.

Müzik Gereçleri: Eski lambalı radyolar sergileniyor.

Okuma Vitrini: Bu vitrinde, 19.yüzyılın sonlarında, Avrupa etkisinde yapılmış gazlı lambaların yanında, bir buhurdanlık var.

Müzenin girişinde: solda, açık bir podyum üzerinde, Roma dönemi 2-3 yüzyıl mezar stelleri ve sunaklar var. Müze bahçesinde: Roma dönemi taş eserleri sergilenmiş. Sunaklar, lahitler, kapı biçimli ve alınlık biçimli mezar stelleri var.

Isparta Uluborlu Kalesi

ULUBORLU KALESİ

Kapıdağı’nın 1200 metre yüksekliğindeki yamacında yapılmış.

Çevresi kayalıklarla çevrili. Kim tarafından ve ne zaman yapıldığı, net olarak bilinmiyor. Çünkü kitabesi günümüze kadar gelmemiş. MÖ.4.yüzyılda: Phrygler döneminde yapıldığı sanılıyor. İç ve dış kale olmak üzere, iki ayrı bölümden meydana geliyor. Duvarları batı yönünde hafif eğimli yapılmış.

Üç tarafı uçurumlarla çevrili olduğu için şehir çayı olarak adlandırılan dereden Uluborlu ovasına kadar uzanan bir set şeklinde oluşturulmuştur.

Kale duvarının kalındığı yaklaşık olarak 3 metre, yüksekliği ise 6 metredir. Şu anda harap olduğu için görünmeyen ancak daha önceki kaynaklardan edinilen bilgilere göre, surlar üzerinde toplam 3 tane burç bulunmakta ve halen yaşayan halk tarafından bu kısımlara “Buruç” denilmektedir.

Uluborlu Kalesi

Uluborlu kalesinin 200 metrelik bir kısmı ayaktadır. Sağlam kalan bu kısımlar kalenin en önemli bölümlerini teşkil etmekte ve burada iki kale kapısı halen mevcuttur. Bu kapılardan büyük olanı kalenin inşası sırasında yapılmıştır. Diğer kapı ise, Tanzimat Fermanından sonra, kale içinde yaşayan gayrimüslim Türklerin giriş ve çıkışlarını sağlamak için yapılmıştır.

Surların en kuzeyinde kalan burcun yüksekliği 11 metre, kalınlığı ise 7.5metredir. Bu burcun üzerine çıkmak amacıyla kullanılan kapısının yüksekliği 4 metre, eni ise 2.5 metredir. Geometrik olarak 10 metre yüksekliğinde, yamuk şeklindeki ikinci burcun bir yüzeyinin genişliği 4.5 metre, kuzeyinde kalan yüzeyin eni 10 metre, güneyindeki yüzeyin eni ise 5 metredir.

Diğer burç 11 metre yüksekliğinde bir yapı olup, birisi 6 ve diğeri 8 metre genişliğinde yüzeyleri bulunmaktadır.

Kalenin inşası ve tamiri sırasında kullanılan taşların bir kısmı daha önceki tarihi kalıntılardan elde edilmiştir. Bunlar incelendiğinde, Helenistik dönem ve geç Roma dönemlerine ait kalıntılarla birlikte, Karamanlidika olarak kaleme alınmış kitabelere rastlanmaktadır. Bu yapının daha sonradan tamir gördüğü bu kalıntılardan anlaşılmaktadır. Osmanlı devleti zamanında Ankara Savaşından  sonra Timur Han tarafından tahrip edilen Uluborlu Kalesi, daha sonra tekrar surların kalıntılarından tamir edilmiştir.

Kalenin iç bölgesindeki mahallede, nüfus mübadelesine kadar, Hıristiyan kalmış olan Kuman Kıpçak Türkleri yaşamıştır.

 

APOLLONİA MARDİON

Evet, bu önemli antik şehir, halen kurulu olan ilçenin altında kalmıştır. Antik kent: Seleukos I (MÖ.312-280) döneminde kurulmuştur. Yeri; 1833 yılında, J. Arundell tarafından tespit edilmiştir.

Apollonia; Roma imparatorluk dönemi sikkeleri üzerinde ve yazıtlarda;  Likya ve Trakyalıların bir kolonisi olarak gösterilmektedir. Şehirde: Traklara ait 2 yazıt bulunmuştur. Muhtemelen bu kolonistler: Romalılar tarafından, kente yerleştirilmişlerdir. Bunun sonucu olarak da, şehre farklı bir statü verilmiştir.

Şehir; Geç Roma ve Bizans dönemlerinde de önemini korumuştur. İmparatorluk döneminde: İmparator Titus döneminden, İmparator Gallienus zamanına kadar sikke basmıştır. İsmi geç dönemlerde: Sozopolis olarak geçer.

Evet, bu antik şehir, Roma imparatorluğu için çok önemlidir. Bunun belirtisi: İmparator Augustus’un, ölümünden önce yazdığı vasiyetin Grekçe metninin (Res Gestae) parçalarının, burada bulunmasından bellidir. Ancak, antik kentten fazla bir kalıntı kalmamıştır. Yazının başında belirttiğim gibi, günümüz Uluborlu ilçesi, bu antik kentin üzerine kurulmuş. Şehrin kalıntıları eski kasaba mevkiinde Akropol ve ovada bazı bina temelleri ve mimari bloklar olarak karşımıza çıkar.

Isparta Uluborlu Güneş Saati

GÜNEŞ SAATİ

İlçe merkezinde, Cumhuriyet Meydanında sergileniyor. Ülkemizdeki antik döneme ait, sayılı güneş saatlerinden biridir. Yekpare mermerden yapılmıştır. Çapı: 122 cm. dir. Kalınlığı: 22 cm. ve çevresi: 586 cm. dir.

Isparta Uluborlu Alaaddin Camii

ALAADDİN CAMİSİ

Ulucami olarak da biliniyor. Sultan Alaaddin Keykubat zamanında, 1231 yılında, Tuğrul Şahın kızı tarafından yaptırılmış. Bu dönemde: Uluborlu, Hamitoğulları Beyliğinin başkenti idi.

1281 yılında tamir ettirilmiş. Caminin kuzey, doğu ve batıya açılan, üç kapısı ve tek şerefeli olarak tuğladan yapılma bir minaresi var. Dört sütun üzerine oturtulmuş iki kubbesi, 35 penceresi ve 3 kapısı var. Tarihi süreç içinde: 2 yangında çatısı hasar görmüştür. Ancak: ana bina ve minaresi, ilk yapıldığı şekilde orijinalliğini korumaktadır.

Halen, 776 yaşında olan bu tarihi eser, 2006 yılında, iç ve dış mekanlarının onarım ve restorasyonları yapılarak, ibadete açılmış.

Bu arada: caminin hemen yanında, zamanında 40 bin el yazması ve basılı eseri barındıran bir kütüphanenin bulunduğunu belirtmeden geçmemek gerek. Bu kütüphanenin kitapları, Cumhuriyet döneminin başlarında, İstanbul ve Konya kütüphanelerine nakledilerek koruma altına alınmış.

Uluborlu Salih Efendi Camii Minaresi

SALİH EFENDİ CAMİİ MİNARESİ:

Hamidoğulları dönemine ait bir eser olan Salih Efendi Mahallesindeki caminin bugün sadece minaresi ayaktadır. Halk arasında “Sallanan Minare” adıyla da bilinen bu minarenin kitabe yeri bulunmasına rağmen, kitabesi yoktur. Caminin bulunduğu yerde, üzerinde Hamidoğulları dönemini yansıtan kitabenin bulunduğu Şeyh Muhiddin çeşmesini bulunmaktadır.

 

Isparta Uluborlu Cirimbolu Köprüsü ve su kemeri

CİRİMBOLU KÖPRÜSÜ VE SU KEMERİ

Cirimbolu Köprüsü diye adlandırılan bu eser, Osmanlılar dönemine ait, Uluborlu’daki en önemli yapılardandır.

Türk mimarisinin güzel örneklerinden biridir.

Uluborlu’nun Müslüman Türkler tarafından ele geçirilmesinden sonra, Rumlar, bu bölgeyi terk etmişlerdir. Ancak, burada, Hıristiyan Türkler yaşamaya devam etmişlerdir. Bunlar: Uluborlu kalesinin iç kısmında yaşamışlardır. Zaman içinde ise, Rum olarak kabul edilmişlerdir. İşte: bu insanların yaşadığı kale mevkiine su taşımak için “Cirimbolu Su Kemeri” yapılmıştır.

Kale mahallesinde yaşayan Hıristiyan Türkler, su ihtiyaçlarını, evlerinin önünde bulunan sarnıçlarda toplanan yağmur sularından sağlıyorlarmış. Yaz mevsimlerinde ve kurak giden dönemlerde, mahalle halkı, su ihtiyacını Müslüman Türklerin mahallelerindeki çeşmelerden taşıdıkları sular ile karşılıyorlarmış.

Kale mahallesindeki halkın bu çilesine son vermek için: 1869-1872 yılları arasında, halktan toplanan paralarla, kemer yaptırılmıştır. Ancak, mimari kurallara uygun olmadan yapılan bu kemer, kullanıma açılmadan yıkılmıştır. Bunun üzerine, İstanbul’dan getirilen ustalar tarafından, çift kemerli su kemeri inşa edilmiştir. Bu, aynı zamanda bir köprü olarak kullanılmıştır.

Evet, bu su uzun süre kullanılmış. Burada yaşayan insanların, nüfus mübadelesinde, burayı terk etmelerinden sonra, 1927 yılında, kale dışındaki mahallelere nakledilmiş.

Köprünün teknik özelliklerine gelince: uzunluğu; 45 metre, yüksekliği: 21 metre, eni: 2.5 metredir. Günümüzde, sağlam olarak ayakta durmaktadır.

Uluborlu Gargılı Lala Medresesi

GARGILI LALA MEDRESESİ;

Kargılı Lala Medresesi, belli bir dönem I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in eğitim aldığı bir medresedir. Halk arasında bu yapıya “Taş Medrese” denir. Yapı, Selçuklu mimarisinin tüm özelliklerini taşır. Osmanlıların son dönemlerine kadar kullanılmıştır. Daha sonra 1965 yılında mesken olarak kullanılmıştır. Medrese içinde 10 oda vardır. Üst örtüsü bugün çökmüş durumdadır.

1970’li yıllarda insanlar tarafından ev olarak kullanılan bu medrese içinde bir türbe bulunmaktadır. Bu türbenin Yunus Emre’ye ait olduğu ileri sürülür.

Uluborlu Karabey Hamamı-Sultan Hamamı

KARABEY HAMAMI-SULTAN HAMAMI:

Selçuklu dönemine ait en eski hamamlardan birisidir. 1932 yılına kadar hizmet vermeye devam etmiştir. Vakıf defterlerinde Sultan Hamamı olarak adlandırılan bu yapı, bölgenin fethi sırasında görevli ve daha sonra Uluborlu topraklarının ikta olarak verildiği bir uç beyi olan Kara Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Kara Bey Hamamı, Selçuklu hamam mimarisinin Anadolu’daki sayılı örneklerinden biri olarak önem kazanır. Selçuklu motifleriyle bezeli yapı, restore edilmeyi beklemektedir.

Uluborlu Balta Bey Hamamı

BALTA BEY HAMAMI-MÜHTESİP HAMAMI

Muhtesip Mahallesindedir. Bu hamamın 1180 yalında yapıldığına dair kayıtlara ulaşılmıştır. Bu tarih değerlendirildiğinde, Selçuklular tarafından şehrin son fethedildiği tarih olduğu görülür. Hamam yapısı 1974 yılına kadar hizmet vermiştir. Kitabesi bulunmamasına rağmen kitabe yeri vardır. Muhtemelen yapının kitabesi yıkıntılar arasında kaybolmuştur. Günümüzde çoğu kısmıı harap olan hamamın kalıntılarının altından, kitabesinin bulunabileceği düşünülür.

 

Uluborlu Aslanlı Çeşme

ASLANLI ÇEŞME:

Çeşmenin üzerinde aslan figürü bulunan bir kabartma vardır. Halk arasında Aslanlı Çeşme olarak isimlendirilen bu yapı, Büyük Çeşme Mahallesindedir. Roma dönemine ait olan bu eserin yapısı henüz sağlam olmakla birlikte, suyu akmadığı için kullanılmamaktadır.

Uluborlu Büyük Köprü

BÜYÜK KÖPRÜ:

Ortaçağdan kalmadır. Köprü Şehir çayı üzerinde Selçuklular döneminde inşa edilmiştir. Tek kemerli taş yapı olan bu köprü, günümüzde de kullanılmaktadır.

 

 

 

Isparta Keçiborlu

Isparta Keçiborlu
 

Isparta Keçiborlu: Isparta il merkezine uzaklık 41 km dir. Akdeniz bölgesinin göller yöresindedir. Burdur gölünde 22 km kıyısı vardır. Özellikle E-24 devlet kara yolu üzerinde bulunması nedeniyle, Ankara-Antalya arasında yolculuk yapanlar, bu ilçeden geçerler.

İlçe merkezinin ortalama rakımı yani denizden yükseklik 1010 metredir. Güneyinde Eğirdir gölü bulunur.

1997 yılında açılan Süleyman Demirel Hava alanı, ilçe sınırları içindedir.

İlçenin günümüzdeki en önemli ekonomik faaliyet alanı tarım ve hayvancılıktır. Meyvecilik, sebzecilik, bağcılık, gülcülük ve lavantacılık yapılmaktadır.

Isparta Keçiborlu
 

 

TARİHİ

Isparta Keçiborlu: Niğde’nin Bor ilçesinden buraya göç edenlerin bir kısmı Uluborlu’ya ve bir kısmı ise Keçiborlu’ya yerleşirler. Keçiborlu’ya yerleşenler “Küçük Borlu” anlamında buraya “Kiçiborlu” ismini verirler. Ayrıca bölgenin küçük tepeciklerden meydana gelen arazi yapısı nedeniyle “Küçük taşlık yer” anlamında “Kiçiborlu” denildiği de söylenir. Bu isim, zamanla “Keçiborlu” olarak günümüze gelmiştir.

Bölge 1182 yılında Selçuklu egemenliğine girer. 1301 yılında Hamitoğulları Beyliği ve 1380 yılında ise Osmanlı egemenliği görülür.

Keçiborlu, 1935 yılından itibaren, ülkemizde tek kükürt üreten fabrika bulunması nedeniyle tanınmıştır. Etibank tarafından ilçe merkezinde kurulan üretim tesisi, ilçede gerek istihdam ve gerekse sosyal hayatın canlanmasını sağlamıştır.

 

KÜKÜRT VE KÜKÜRT TESİSLERİ

Yukarıda belirttiğim gibi, bir zamanlar, Ankara-Antalya yolunda ilerlerken, Keçiborlu yöresine varıldığında, muhteşem bir kötü koku hissedilirdi.

Çünkü burada Kükürt Madeni işleme tesisi vardı. Keçiborlu kükürt madeni, 1900 yılında Hüseyin Kureyşi isimli biri tarafından çalıştırılmıştır. 1914-1918 yılları arasında ise, Almanlar, basit üretim tesisiyle burada kükürt üretimi yapmışlardır.

Cumhuriyet sonrasında ise, üretim yetkisi İtalyan ve Fransızlara verilmiş, bu yetki 1934 yılında ise Sümerbank’a devredilmiştir.

1944 yılında üretim Etibank tarafından yürütülür. Bu dönemde, ilçeye üretim için gelen mühendisler ve yapılan tesisler, sosyal hayatın canlanmasını sağlamıştır.

Ancak zaman içinde üretim maliyetlerinin artması ve madenin gittikçe fakirleşmesi nedeniyle, 1980’li yıllarda tesisin kapatılması gündeme gelmiştir.

1995 yılında ise tesis ekonomik ömrünü doldurmuş olduğundan kapatılmış ve maden ocaklarının üstü betonla kapatılmıştır. Elbette tesis kapatıldıktan sonra ilçede işsizlik artmış, işçilerin ve teknik personelin başka yerlere tayin edildiği, ilçenin nüfusunun azalmaya başladığı tespit edilmiştir. (kapatma öncesi fabrikada 1200 işçi çalıyormuş.)

Sonuç olarak: artık bu yoldan geçilirken, yani Ankara-Antalya yolu üzerindeki ilçeden geçilirken, eskisi gibi kötü koku olmuyor. 

Kükürt işletmesinin sahası ve tesisleri, yeni kurulan Meslek Yüksek Okuluna devredilmiştir.

Keçiborlu Meslek Yüksek Okulu

KEÇİBORLU MESLEK YÜKSEK OKULU

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesine bağlıdır. İlçe merkezinde Cumhuriyet Mahallesi Yıldız Caddesindedir. Isparta il merkezine uzaklık 43 km dir ve araçla yaklaşık 40-45 dakika yolculuk sürer.  

Evet okul 1994 yılında kurulmuştur. Okul bünyesinde önlisans düzende toplam 8 program eğitim-öğretim faaliyeti yürütülmektedir. 

Okul fiziki alan olarak 1800 m karelik bir alanı kaplar. Bu alanda: eğitim binası, idare binası, yemekhane, kafeterya, 3 atölye, kütüphane, 3 bilgisayar laboratuvarı ve bir fittnes salonu gibi donanımlara sahiptir. 

 

 

GÜL

İlçe merkezine 15 km uzaklıktaki Senir kasabası ve ilçe merkezine 9 km uzaklıktaki Kılıç kasabası: gül bahçeleri ve gül fabrikaları ile tanınır.

Gül toplama sezonunda, buralara turistik geziler düzenlenir ve gelenler, bahçelerde gül toplarlar.

Ayrıca, yine bu kasabalarda bulunan gülyağı tesislerinden geleneksel gülyağı ve gül suyu satın almak mümkündür.

Senir kasabasında, bir de geleneksel etnografik objelerin sergilendiği, Kültür evi vardır.

Isparta Keçiborlu

 

LAVANTA

Lavanta bahçeleri Kuyucak köyündedir.

Kuyucak köyü, İl merkezi İsparta’ya 50 km uzaklıktadır.

Kuyucak köyünde yetiştirilen lavanta, sıcaklık ve yağış gibi mevsimsel durumlara bağlı olarak Temmuz ayı başında açmaya başlar ve Temmuz sonu ile Ağustos ayı ortalarına kadar hasat edilir.

Yetiştirilen lavantalar, Türkiye ihtiyacının % 90’ını karşılar.

Lavanta çiçekleri, fabrikalarda işlenip sabun, yağ, kolonya gibi ürünlere dönüştürülür.

Buradaki lavanta tarlaları, son yıllarda turizm etkinlikleri yönünden de oldukça yoğun bir turizm aktivitesine sahip olmuştur.

Lavantaların çiçek açtığı dönemde (yani Temmuz sonu ile Ağustos ayı ortalarına kadar olan sürede) bu mor renkli tarlalar ziyaret edilir, ziyaretçiler yürüyüş yapar, bisiklete binerler, fotoğraf çekerler ve lavanta ürünlerini satın alırlar.

Isparta Keçiborlu

 

GEZİLECEK YERLER

Keçiborlu Tren İstasyonu

KEÇİBORLU TREN İSTASYONU

1910 yılında İngilizler tarafından yapılmış olan Keçiborlu İstasyonu: istasyon yapısı, ambar, lojman ve tuvalet yapılarından oluşur.

Gümüşgün istasyon yapısıyla aynı mimari özelliklere sahiptir.

Tek farkı, istasyonda su deposu bulunmaması ve gazhane yapısının yıkılmış olmasıdır.

Ana istasyon, bir kısmı tek katlı bir kısmı iki katlıdır.

İki katlı kısmın üst katı misafirhane şeklinde tasarlanmıştır.

Alt katta ise bekleme salonu, gişe büro odaları, bilet gişesi gibi hizmet birimleri bulunur.

Yapı taş yığma teknikle inşa edilmiştir.

Dış cephede subasman kotundan itibaren taş duvar görülür.

Bu taş duvar arasında dört sıra tuğla hatıl, yapının etrafında dönmektedir.

Ayrıca saçaklar da tuğladır.

Kapı ve pencerelerin tamamı dikdörtgen formdadır ve çevresinde sive dönmektedir.

Bu sövelerin üzerinde de basık kemer formunda tuğla söveler yer almaktadır.

Yapı her iki kodunda da beşik çatı ile örtülüdür.

Ayrıca bodrum katı da bulunmaktadır.

İstasyon yapısının hemen karşısında rayların diğer tarafında ambar yapısı bulunur.

Bu yapıda, istasyon yapısının dış görünüşüne uyumlu taş duvar ve tuğla hatıllıdır.

Beşik çatılıdır.

Büyük tek bir mekanın yanında yapının bir ucunda iki katlı bir büro kısmı vardır.

İçinden bir ray hattı geçmektedir.

Lojman yapısı da istasyon yapısı ile aynı mimariyi gösterir.

Tek katlı, beşik çatılıdır ve iki bağımsız bölümden oluşur.

Lojman yapılarının yıkılmaya başladığı görülmektedir.

Tuvalet yapısı ise kompleksi temel mimarisine uyumlu tek katlı ve beşik çatılıdır. Panjurlu kare formu penceresi bulunmaktadır.

 

Keçiborlu Sinan Bey Camisi

SİNAN BEY CAMİSİ

İlçe merkezindeki bu tarihi caminin kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir.

Kareye yakın, dikdörtgen planlı olan cami, taş duvarlara sahip olup, marsilya kiremidi kaplı kırma çatı ile örtülüdür.

Caminin kuzey, batı ve doğu cephelerinden giriş kapısı bulunur.

Kuzeydoğu köşede bulunan minarenin kesme taştan örülmüş yüksek kare kaidesi vardır.

Üçgen papuç bölümünden sonra ince bir bilezikle silindirik gövdeye geçer.

Gövde bir bilezikle sona ermekte, şerefe, petek ve külah ile minare sonlanmaktadır.

Minarenin tamamında kesme taş kullanılmıştır.

Minare kaidesinde, iki satır halinde mermer kitabe vardır.

Kuzey cephenin alt bölümü sonradan eklenmiş betonarme bölüm yer almaktadır.

Bu cephede, alt sırada yuvarlak kemerli dört adet dikdörtgen formlu pencere ve ortalarında yuvarlak kemerli kapı bulunur.

Üst sıra cephenin özgün taş duvarları arasında beş tane dikdörtgen formlu yuvarlak kemerli pencere vardır.

 

Keçiborlu Aslanlı Çeşme

ASLANLI ÇEŞME

İncesu beldesi, Köyiçi mevkiindedir.

Belediye binasının batısında bir meydana bakan, dikdörtgen formlu, kesme moloz taşlardan yapılmış, yuvarlak kemerli, saçak ve kemer ayaklarının bastığı kotlarda kademeli silmeleri bulunan bir çeşmedir.

Çeşme içerisinde devşirme blok kesme taşın da yer aldığı görülmektedir.

Çeşmenin orta kısmında, iki tane küçük dikdörtgen formlu niş vardır.

Çeşmenin üzeri saç malzemeden kırma formlu bir çatı ile örtülmüş olup, cephesinde çeşitli resim ve motifler ile çeşmeye adını veren iki aslan kabartması bulunmaktadır.

Aslan kabartmalarının arasında 1932 tarihi yazmakla beraber bu mevkiiye yakın bir noktada bulunan “Koca çeşme” ile aynı dönemde yapıldığı düşünülmektedir. (muhtemelen 1885 yılı)

Keçiborlu Koca Çeşme

KOCA ÇEŞME

İncesu belde merkezinde, bir meydana bakan dikdörtgen formlu kesme ve moloz taşlardan yapılmıştır.

Yuvarlak kemerli bir çeşmedir.

Çeşmenin saçak ile kemer ayaklarının bastığı kotlarda kademeli silmeler vardır.

Çeşme içerisinde blok kesme devşirme bir taş da bulunmaktadır.

Kemerli kısmının içerisindeki kitabede 1885 tarihi okunmaktadır.

Çeşmenin orta kısmında da küçük dikdörtgen bir niş vardır. Çeşmeye saç malzemeden bir kırma çatı yapılmıştır.

Keçiborlu Çelikler Çeşmesi

ÇELİKLER ÇEŞMESİ

İncesu beldesi Merkezinde, sokak köşesinde ve eski çamaşırhaneye bitişik konumda olan çeşmenin sivri kemerinin iç kısmında, küçük bir niş vardır.

Sokak çeşmesi olarak tanımlanmıştır.  

Genelde moloz taşlardan yapılmış ve sıvanarak mavi renge boyanmış olan çeşmenin kemerlerinin bastığı taşlar, kesme blok taşlardır.

Çeşme yapısının üstünü kapatan kırma çatı formlu saç malzemeden yapılmış olan çatı oldukça kötü durumdadır.

 

GÜVERCİNLİK MAĞARASI

İlçe merkezine bağlı Aydoğmuş köyünde Akdağ çevresindedir.

Mağaranın isminin nedeni, mağara giriş kısmında yaşayan güvercinlerden gelmektedir. 

Deniz seviyesinden 1380 metre yüksektedir. 

Giriş kısmı dar ve kuyu biçiminde olup, buradan mağaranın ana salonuna erişilir. Tabanda kaya blokları ve molozlar bulunur. 

65 metre uzunluğundaki mağaranın yukarı doğru devam eden bölümleri: sarkıt, dikit ve sütun gibi damlataş oluşumlarıyla kaplıdır. 

 Mağara içi kuru bir ortamdır, ölçülen sıcaklık yaklaşık 11 derece civarındadır, nem oranı yüzde 75-78 arasındadır. 

Ancak ulaşım zordur, bu yüzden pek tanınmamıştır. Mağarayı görmek isteyenlerin Aydoğmuş köyü üzerinden mağaraya yürüyerek ulaşmaları gerekir. 

 

BURDUR GÖLÜ KIYISI

İlçenin Burdur gölü kıyısındaki 22 kilometrelik alanda, çeşitli mesire alanları vardır.

Keçiborlu İncesu Camisi

İNCESU KÖYÜ CAMİSİ

İncesu beldesi merkezindedir.

Kare planlı, kırma çatılı, marsilya tipi kiremit örtülü, kuzey-batı köşesinde tek şerefeli bir minareye sahip köy camisidir.

Yapım tarihi olarak, 1692 yılı tahmin edilmektedir ama net kayıt yoktur.

Bahçede yoğun olarak bulunan iğne yapraklı ağaçlar gurubu nedeniyle ile cami yapısı genel olarak algılanamamaktadır.

Cami içerisindeki ahşap tavan işleri ve mekansal özellikler açısından, kültür varlığı olarak tescilli bulunan Burdur-Çavdır İlçesi Bölmepınar köyü camii ve Burdur-Kemer ilçesi İbrahim çavuş camisi ile benzerlik gösterir.

Bu yüzden ahşap tavanların yöresel bir mimari öğe olduğu ve belli bir dönemde bu yörede uygulandığı anlaşılmaktadır.

Caminin giriş kapısı yanında, caminin adının yazılı olduğu mermer levhada 1692 tarihi yazmakla birlikte, zaman içerisinde hem caminin ayakta kalması ve onarımı, hem de günün ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi için eklentiler ve değişiklikler yapılmış, tek şerefeli minaresi de üzerindeki levhadan da anlaşıldığı üzere 1958 yılında eklenmiştir.

Yapı özellikle ahşap işçiliği ve mekansal özelliği ile yöresel-kırsal cami mimarisinin iyi bir örneğidir.

Keçiborlu Hacı Emin Sarnıcı

HACI EMİN SARNICI

Senir kasabasının kuzeyinde, kuş uçumu yaklaşık 5 km mesafede, Kırardı mevkiindedir.

Sucuk kuyusu olarak da bilinen sarnıç, yaklaşık 70 cm yüksekliğinde, 5 x 12 metre ebatlarında, doğu-batı doğrultusunda, derinlemesine dikdörtgendir.

Duvarlar moloz taş örgüdür. 1967 yılında yapılan bir onarımla tabla betonla örtülmüştür.

Batı duvarda, giriş aksında küçük bir havalandırma penceresi vardır.

Giriş doğu yüzün ortasından yaklaşık 80 cm genişliğinde ve 180 cm yüksekliğinde yuvarlak kemerli bir kapıdan sağlanır.

Sarnıç içine, güneye dönen merdivenlerden inilir.

İçeride de duvarlar moloz taş örgülüdür ve horasan harcıyla sıvanmıştır.

Sonradan yapıldığı anlaşılan bir sıvalı bölümün üzerinde tamir tarihi 1945 yazılmıştır.

Üstü düzgün kesme taştan yapılmış tonozla örtülmüştür.

Tonoz iki noktada yine düzgün kesme taşlı kemerle desteklenmiştir.

Kuzey ve güney duvarlarında sarnıcı besleyen iki adet su kanalı vardır. Şu anda sarnıçta su bulunmaktadır.

 

Keçiborlu Hacı Hüseyin Sarnıcı

HACI HÜSEYİN SARNICI

Senir kasabasının yaklaşık 6 km batısında, Tepecik mahallesine giden yolun güney kenarındadır.

Sarnıç, dıştan yaklaşık 10 x 15 metre ebatlarında ve yaklaşık 1.5 metre yüksekliktedir.

Ortasında 1.5 metre yüksekliğinde, sekizgen bir tambur vardır.

Tambur kubbeyle örtülmüştür.

Kubbenin üstü, iki kemerin birbirini kesmesiyle kapatılmış, haçvari bir görünümle kenarlar boş bırakılarak havalandırma sağlanmıştır.

Sarnıca, güneybatı köşeden kemerli bir kapıyla girilir.

İç mekan haç planlıdır.

Dışarıdan izlenen tamburun burada, yaklaşık 3 metre yüksekliğinde ve fazla yüksek olmayan ayaklar tarafından taşınan dört büyük kemere oturtulduğu görülür.

Bu kemerler iç içe iki kemer şeklinde daralarak ve yüksekliği azalarak haçın kollarını meydana getirmektedir.

Tonozlardan bir tanesi yıkılmıştır.

Sarnıcı besleyen ikisi sağlam bir tanesi tahrip olmuş üç adet suyolu vardır.

Kemerler ve ayaklar düzgün kesme taştan, diğer bölümler moloz taştan yapılmıştır. İçerisinde günümüzde su yoktur.

Keçiborlu Hasan Hüseyin Sarnıcı

HASAN HÜSEYİN SARNICI

Senir kasabasındadır.

Kuzey-güney doğrultusunda derinlemesine dikdörtgen planlıdır.

Yaklaşık 14 x 8 metre boyutlarındadır.

Yüzeyden yüksekliği 2 metre civarındadır. 25 yıl kadar önce yapılan bir onarımla sarnıcın dışı dört taraftan tamamen briketle çevrilmiş, üstü betonla örtülmüştür.

Güneydeki girişten 18 basamaklı bir merdivenle sarnıcın içine inilmektedir.

Su yoktur.

İç mekan yüksekliği 6 metre civarındadır.

Duvarlar 4 metre yüksekliğe kadar dört taraftan sıvalıdır.

Üst örtü tonozdur. Tonoz iki adet kemerle desteklenmiştir.

Kemerler zemine kadar inen duvar çıkmalarına oturtulmuştur.

Kuzey duvarında zeminden 4 metre yükseklikte sarnıcı besleyen su kanalı vardır.

Kuzey ve güney cephelerde, birer pencere mevcuttur. Sarnıcın içi orijinalliğini korumuştur.

 

 

Isparta tanıtımı.

Senirkent tanıtımı.

Uluborlu tanıtımı.

 

Isparta Davraz

Isparda Davraz
 

Isparta Davraz; Isparta il merkezine 26 km, Süleyman Demirel Havaalanına 50 km ve Antalya il merkezine 154 km uzaklıktadır. En yakın yerleşim yeri olan Çobanisa köyüne ise 8 km uzaklıktadır. Eğirdir ilçe merkezine 30 km uzaklıktadır.

Kayak merkezine kendi aracınız ile çıkmanızı öneriyorum, ancak gerektiğinde Isparta veya Eğirdir merkezinden taksi de tutabilirsiniz. Kendi aracınız ile giderseniz oldukça geniş otopark bulunmaktadır.

Isparta Davraz

Sahanın 44 hektarlık bölümü, 1995 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. 

Bu tarihten itibaren, İl Özel İdaresi Müdürlüğü tarafından bir kayak evi yaptırılır ve 1997 yılında hizmete açılır. 

Davraz dağında konumlanan Davraz Kayak Merkezinde, 1635 metre yükseklikte, Eğirdir ve Kovada göllerinin manzaralarını seyrederek kayak yapmak mümkündür.

Isparta Davraz

Kayak Sezonu:

Kar yağışı Aralık ayında başlamaktadır. Kayak sezonu ise, Aralık ayında başlayıp Mayıs ayına kadar devam eder. Kar kalınlığı ortalama: 50-250 cm arasında değişir. Davraz Kayak Merkezi en çok Ocak-Şubat aylarında rağbet görür.

Ancak unutmamak gerekir ki, bazı dönemlerde kar yağışı gecikir, sezon açılışı bu yüzden ertelenebilir. 

 

Futbol Takımları Kamp Merkezi

Yazın ise Haziran-Temmuz-Ağustos aylarında futbol takımlarının kamp merkezi olarak tercih edilmektedir. 

 

İsparta Davraz Kayak Merkezi

 

Kayak pistlerinin rakımı

Kayak pistlerinin rakımı: mevcut mekanik tesislerle ulaşılabilen 1650 metre ve 2150 metre arasında değişir.

Pistler, sabah saat 09.00’da açılır ve saat: 18.00’de kapanır.

 

Kar kalitesi:

Doğal dokunun yumuşaklığı ve mükemmel kristal kar kalitesi vardır. 

Isparta Davraz Telesiyejler

Mekanik Tesisler: 

Kayak merkezinde, saatte 1000 kişiyi taşıyabilen 1211 metre uzunluğunda 1 telesiyej, saatte 800 kişiyi taşıyabilen 936 metre uzunluğunda 2’nci telesiyej ve saatte 800 kişiyi taşıyabilen 850 metre uzunluğunda 3’ncü telesiyej olmak üzere, toplam 3 adet telesiyej bulunmaktadır. 

Ayrıca saatte 800 kişi taşıyabilen 624 metre uzunluğunda bir adet telesi ile 300’er metrelik 3 adet babylift bulunmaktadır. 

1’nci telesiyej: 2 kişilik iskemlelidir ve 1674 metrede başlayıp 1961 metrede biter. Yolculuk yaklaşık 8 dakika sürer. 

2’nci telesiyej: 2 kişilik iskemlelidir ve 936 metre uzunluğundadır. 1961 metrede başlar ve 2150 metrede biter. 

3’ncü telesiyej: 850 metre uzunluğundadır, dört kişilik iskemlelidir. 2080 metrede başlar ve 2344 metrede biter. 

T Bar ile: 624 metre uzunluğundadır ve 1961 metreden 2150 metreye çıkılabilir. 

Kayağa yeni başlayanlar için 2 adet babylift vardır. Bunlar 300’er metredir.

 

Isparta Davraz
 

Pistler

Kayak Merkezinde, Eğirdir gölünün harika manzarasını izleyerek kayak yapabilirsiniz.

Davraz Kayak Merkezinde, yeni başlayan kayakçılara tehlikesiz rotalar, profesyonel kayakçılara ise gönüllerince kayabilecekleri ortalama 8 ile 10 km kadar uzanan benzersiz parkurlar bulunmaktadır. 

Kayak pistlerinin rakımı, mevcut mekanik tesislerle ulaşılabilen, 1650 metre ile 2344 metre arasında değişir.

Ayrıca çığ ve kaybolma tehlikesi olmaması kayakçılara büyük avantaj sağlar. 

Kayak merkezinde toplam 12 pist bulunmaktadır. Bu pistlerin uzunluğu 23.500 metredir. 

Mavi Renkli Pistler:

Toplam 2 adettir. Yeni başlayan kayakçılar için uygundur. Toplam uzunluk 4000-4500metredir. Kapasitesi 750 kayakçıdır. Eğimi: % 12-15 arasında değişir. 

 

Kırmızı Renkli Pistler:

Toplam 8 adettir. Orta düzey kayakçılar için uygundur. Toplam uzunluk 15.000 metredir. Kapasitesi 1200 kayakçıdır. Eğimi: % 15-25 arasında değişir. 

 

Siyah Renkli Pistler:

Toplam 2 adettir. Usta kayakçılar için uygundur.  Toplam uzunluk 4.000 metredir. Kapasitesi 300 kayakçıdır. Eğimi: %25 üzerindedir. 

Isparta Davraz Otelleri

Konaklama

Kayak merkezinde 3 tesis vardır.

Bunlar: 4 yıldızlı ve 280 yatak kapasiteli bir otel, Isparta İl Özel İdaresine ait 120 yataklı bir Eğitim ve Uygulama Oteli ve 55 yataklı bir oberj otel bulunmaktadır. 

Ayrıca: Kayak merkezine 8 km uzaklıkta ve Davraz’ın giriş kapısı olan Çobanisa Köyünde de doğaya uygun 24 yatak kapasiteli, Davras Dağ Evleri adıyla bilinen bir pansiyon vardır. 

Ayrıca: Eğirdir ve Isparta otellerinden de yararlanabilirsiniz. 

Isparta Davraz Kafeterya

Kafeteryalar:

Kayak Merkezinde 3 kafeterya vardır. 

1950 metre rakımda bulunan kafenin terasında oturarak telesiyejle gelenleri, kayanları ve aşağıda rengi gün boyunca değişen Eğirdir Gölünü seyredebilirsiniz. 

 

Sonuç:

Evet Davraz Kayak Merkezine genellikle yerli turist gelmektedir. 

Davraz Kayak Merkezinde: kayak antrenörleri, sağlık hizmetleri ve kayak malzeme odası, sezon boyunca hizmet vermektedir. Yani, kayak malzemesi kiralayabilirsiniz.

 

 

Isparta tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Isparta çevresinde gezilecek yerler yazım için.