Düzce Efteni Gölü

Düzce Efteni Gölü

ULAŞIM

İstanbul tarafından gelenler: Hendek çıkışında, TEM Otoyolundan ayrılmalılar. Ankara yönünden gelenler: Düzce çıkışında, TEM Otoyolundan ayrılmalılar. Daha sonra, Gölyaka’ya ulaşacaksınız. Gölyaka’nın içinde “Güzeldere Şelalesi” takip edin.

Güzeldere Şelalesine, 10 km. kaldığını gösteren tabelayı görünce, Güzeldere’ye sapmayıp, düz devam edin. Kısa bir süre sonra, solunuzda, göl görünecektir. Yol boyunca, oldukça güzel görüntüler ve şirin köyler göreceksiniz. Düzce’ye olan toplam uzaklık, 25 km. Gölyaka ilçe merkezine uzaklığı ise 5 km dir.

Düzce Efteni Gölü

GENEL

Efteni görü, Düzce’nin güney batısında, Gölyaka sınırları içinde kalıyor.

Ana çıkış noktası: Büyük Menderes nehri.

O kadar güzel bir göl ki; adeta bir kuş cenneti. Aslında buraya göl demekten öte, bataklık demek daha doğru olabilir.

Çünkü: gölün içinde kalmış ağaçlar ve çeşit çeşit su çiçekleri, çok güzel bir manzara oluşturuyor.

Aynı zamanda: göl, kuşlar ve bitkiler için bir doğal habitat alanı. Zaten bu özellikleri nedeniyle, 1992 yılında, 1992 yılında, Orman Bakanlığı Milli Parklar Av-Yaban Hayatı Koruma Genel Müdürlüğü tarafından, “koruma” statüsüne alınmış.

Çünkü: gerek geçici ve gerekse kalıcı kuş varlığının gelecek nesillere aktarılması için, koruma şart.

Gölün bazı yerlerinde: ortalara kadar yürüyebilmenizi sağlayan patikalar göreceksiniz.

Son zamanlarda: kuruma tehlikesi baş gösterince, su kaynakları, yeniden göle yönlendirilmiş. Ancak, yine de, eski kaynağına kavuşamamış.

Bunun nedeni ise: geçmiş yıllarda, tarımsal alanlar açmak için, yoğun bir şekilde yapılan kurutma çalışmaları.

Evet: kuşlar dedim. Burası gerçekten tam bir kuş cenneti. Türkiye’nin ikinci büyük kuş cenneti denebilir.

Göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunan, önemli ve ender merkezlerden biri. Burada, yaklaşık 150 çeşit, su kuşu bulunduğu söyleniyor.

Düzce Efteni Gölü

Kuğu, Karabatak, Flamingo, Su Tavuğu, Boz Kaz, Yeşilbaş Ördek, Sakar Meke, Sumru, Kız Kuşu, Çulluk, Balık Kartalı, Balıkçıl, Yılan Boyun, Angıt; ilk göze çarpan kuş türleri.

Bu kuşların izlenebilmesi için, göl çevresinde “Kuş Seyir Terasları” oluşturulmuş. Ayrıca, bir de tanıtım merkezi var.

Göl’de: kuş türleri yanında, ender bitki türleri de bulunuyor.

Bunlar: Nilüfer, Süsen, Düğün Çiçeği, Kamış, Nane, Su Mercimeği. Gölün kıyılarında ise: Söğüt, Dişbudak, Kızılağaç, Çınar gibi, sucul karakterli ağaçlar, göze çarpıyor.

Yaz ayları başında buraya giderseniz; gölün çevresindeki ağaçlardan dökülen polenlerin, gölün üstünü, yer yer bembeyaz kapladığını görebilirsiniz.

Göl’de 1992 yılında koruma statüsü kazanmış, gölde avlanma yasaklanmış ve alanın doğal yaşam ortamı korunuyor.

Düzce Efteni Gölü

GÖL EFSANESİ

Günün birinde, Olympos Tanrılarının en büyüğü olan Zeus; ölümlülerin arasına karışıp, hallerini öğrenmek ister.

Yanına; Hermes’i de alır ve insan görünümüne girerler.

Olympos’dan inerek, insanların arasına karışırlar. Yer yüzünde: dolaşırken, bir eve gelirler.

Kapıyı çalarlar.

– Yolunu yitirmiş iki garip insanız, kapıyı açar mısınız. Derler. Bu şekilde, birçok kapıyı çalarlar, ancak kimse kendilerine yardımcı olmaz, kapılarını açmazlar. Kimseden konukseverlik göremezler. İnsanlar: bunlara ya kapılarını açmazlar ya da hemen geri kapatırlar.

– Bizim çulsuz dilenci takımı ile işimiz yok. Derler.

Her yerden geri çevrilen gezginler, sonunda harap bir kulübeye gelirler. Saz ve samandan yapılmış kulübenin kapısını çalarlar.

Kapıyı, ihtiyar bir kadın açar. Kadın bakar, iki zavallı yolcu, çok yol yürümüşler, yoruldukları her hallerinden belli.

Kadın:
– Kimsiniz, necisiniz. Der ve evin içine buyur eder. Konuklar evin içine girerler ve kendilerine kapıyı açan kadından başka, ihtiyar ve neredeyse iki büklüm, güler yüzlü başka bir ihtiyar adam görürler.

Ev sahipleri, konuklara: ezile-büzüle, eski-püskü ama temiz bir minder gösterirler. Kendileri de, bir kütük bulup, üstüne otururlar. Ellerinde ne varsa, misafirlerine sunarlar. Onlar yemeklerini yedikçe: ihtiyar kadın ve adam mutlu olur. İçten gelen bu konukseverlikleri, misafirlerin dikkatini çeker.

Ancak, ihtiyar, sofradaki yiyeceklerin konuklar tarafından yenilmesine rağmen, hep aynı düzeyde kaldığını ve azalmadığını görür. Konuklar: “Bizler, ulu kişileriz. Sizin o komşularınız, hak ettikleri cezalara çarptırılacaklar. Ama, size hiç kötülük gelmeyecek. Yani, bırakın evlerinizi, dağın tepesine bizimle birlikte gelin.” Derler.

İhtiyarlar, bu söz üzerine: ulu kişilerin ardından yürüyerek, dağa doğru yükselirler. Tepeye varınca, yaşadıkları bütün şehrin, sular altında kaldığını görürler. Kendileri ise, çıktıkları tepede, birer ağaca dönüşürler ve çok uzun seneler, gelen-geçen insanlar, bu ağaçların dallarına çelenk asar.

Evet, Efteni gölünün oluşumu efsanesi bu.

Zaten: gölün altında bir şehir olduğu da söylenmekte. Bu şehir, sellerle, suya gömülmüş. Gölün, hemen yanında bulunan: Hacıyakup Köyü’ne, geçmişte, Sel alt (Saralt) Köyü denilmesinin de, bu nedenle olduğunu düşünmemek elde değil.

SONUÇ

Gözlem evi, sazlıkları ve gölün üzerinde uzanıp giden tahta köprüsü ile Efteni gölü; görülmeye değer bir yer. Arabanızı yol kenarında bırakıp, gölün her iki yanında uzanıp giden yeşilliklerde yürümenizi öneriyorum. Ayrıca, eğer varsa, yanınıza mutlaka bir dürbün alın. Elbette fotoğraf makinanızı unutmayın.

Düzce Kaynaşlı

Düzce Kaynaşlı

 

İlçenin doğu ve güneyinde Bolu ili, batı ve kuzeyinde ise Düzce merkez ilçesi ve kuzey doğusunda Yığılca ilçesi vardır.

İlçenin ormanlık alanı 11 hektardır. Ankara-İstanbul geçiş güzergahında bulunduğundan dolayı, dinlenme, yeme-içme tesisleri açısından önemli konumdadır.

Kaynaşlı: Düzce Ovasının doğu uzantısı olan bir vadi üzerinde kurulmuştur.

Ulusal ve uluslararası yolların kesiştiği İstanbul-Ankara gibi iki metropolü birbirine bağlayan önemli merkezlerden biridir.

Düzce’ye 15 km uzaklıkta bulunan Kaynaşlı, bozulmamış doğası ve çevresindeki turizm potansiyelleriyle alternatif spor turizminin merkezi haline gelmiştir.

 

TARİHİ:

Kaynaşlı’nın tarihi, MS 395’e kadar gider. 

1323 yılında Osmanlı Devletinin fethettiği ilk bölgelerden biridir. Düzce ile Bakacak arasındaki gür ormanların arasından geçen tarihi İpek yolunun İstanbul-Bağdat hattı buradan geçer. Ancak 1704 yılında bu yolu kullananların eşkiyalardan korunması ve güvenlik için, yolun çevresindeki ormanlık alan açılmış ve Düzce-Kaynaşlı ovası meydana gelmiştir. 

1969 yılında Belediye kurulmuş ve 1999 yılında Düzce il olunca, Kaynaşlı ilçe olmuştur. 

12 Kasım 1999 Düzce depreminin merkez üstü Kaynaşlı idi. Bu depremde: Kaynaşlı büyük hasar görmüştür. 

 

NE YENİR:

Kaynaşlı yöresinde: öne çıkan yerel lezzetlerin başında bir tür Abhaz yemeği olan Haluj başta gelir. Sonra Çerkez mutfağından Seku çorbası ve yine Çerkez mutfağından Metaz düşünülebilir. 

Tatlı düşünürseniz, Oturtma Tatlısı önerebilirim.

 

GEZİLECEK YERLER

Kaynaşlı Topuk Yaylası ve Göleti
Kaynaşlı Topuk Yaylası ve Göleti

TOPUK YAYLASI VE GÖLETİ:

Kaynaşlı ilçesi Bıçkıyanı Köyü mevkiinde bulunan Topuk Yaylası ve göleti: D-100 karayoluna 10 km uzaklıktadır.

Yani: Düzce şehir merkezine 35 km, Bolu şehir merkezine 35 km, İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanına 220 km ve Ankara’ya ise 220 km uzaklıktadır. Abant gölü ve Topuk yaylası arası 28 km dir. 

Kaynaşlı, Darıyeri-Bakacak Mevkiinden hareket ederek, Dipsizgöl köyüne giden yoldan devam edip Topuk Yaylası göletine ulaşılır.

İki yanı kayın, gürgen ve köknar ağaçlarıyla bezenmiş yoldan ilerlerken, bitki örtüsünün güzelliğine hayran kalacaksınız.

Topuk Yaylasından Abant Gölü Tabiat Parkı, Odayeri Yaylası, Sinekli Yaylası ve Samandere Şelalesine ulaşmak mümkündür. 

Evet yaylanın rakımı 1280 metredir. Buradan: Abant gölü, Odayeri yaylası, Sinekli yaylası ve Samandere Şelalesine ulaşım mümkündür.

Topuk yaylasında önce ormanın kokusu, ardından göletle buluşan sarıçam, köknar, kayın ağaçlarının görüntüsü ile birlikte, farklı birçok kuş çeşidinden doğa konseri dinleyerek ormanın içinde bulunan patika yollarda bisiklete binebilir, dağdan çıkan kaynak sularıyla beslenen gölette, aynalı sazan, kadıncık ve Hollanda sarısı gibi balık türleri yaşamakta olup, gölette sportif amaçlı olta balıkçılığı, çadır kampı, trekking, foto-safari yapabilirsiniz.

 

Kaynaşlı Topuk Yaylası Fenerbahçe Kamp ve Dinlenme Tesisleri

 

Kaynaşlı Fenerbahçe Topuk Yaylası Kamp ve Dinlenme Tesisleri

FENERBAHÇE TOPUK YAYLASI TESİSLERİ:

Kaynaşlı sınırları içindeki Bıçkıyanı Köyünde bulunan Topuk yaylasında: Fenerbahçe Spor Kulübü tarafından 27.05.2010 tarihinde temelleri atılan Fenerbahçe Spor Kulübü Topuk Yaylası Tesisleri, 01.07.2011 tarihinde hizmete girmiştir.

 Tesisler, 150 dönümlük büyük bir arazi üzerindedir. 

Tamamı ahşap malzemeden yapılan tesisin kullanım alanları, üzeri açık spor alanları ve bunlara bağlı ek tesislerle birlikte yerleşiktir. 

Kaynaşlı Fenerbahçe Topuk Yaylası Kamp ve Dinlenme Tesisleri

Tesiste 80 odalı lüks konaklama imkanı sağlayan otel ve 3 tane UEFA standartlarına uygun çim futbol sahası, kış turizmi için kayak pisti, gece maçları için uygun aydınlatma sistemi, 400 kişi kapasiteli seyirci tribünü, 2 kilometrelik göl çevresi yürüyüş yolu, orman içinde 4.5 kilometrelik treking parkuru, piknik alanı, saha çevresinde tartan pist, standartlara uygun kapalı voleybol ve basketbol sahaları, 2 adet sauna, fin hamamı, Türk hamamı, Fitness merkezi, masaj, kapalı yüzme havuzu bulunmaktadır. 

Açık hava gölet kıyısında, 1500 kişiye kadar mesire/piknik alanı mevcuttur. 

Sonuç olarak: Fenerbahçe Spor Kulübü Topak Yaylası Kamp ve Dinlenme Tesisleri, yerli ve yabancı pek çok spor kulübünü, sporcuyu ve turisti ağırlayacak kapasitedir. Yani, elbette burasının isminde Fenerbahçe Spor Kulübü geçiyor ancak buraya yani tesislere, konaklamak için herhangi bir kişi veya kişiler de gidebiliyorlar, tatil sitelerinde çokça ilan var.

 

Kaynaşlı Sakarca Yaylası

SAKARCA YAYLASI:

Bir kısmı Bolu, bir kısmı Düzce’ye ait olan Sakarca yaylası, Düzce il merkezine 40 km ve Kaynaşlı ilçe merkezine 25 km uzaklıktadır. Sinekli yaylasına ise 2 km uzaklıktadır. Abant gölü 6 km uzaklıktadır. 

Rakım 1550 metredir. Yayla eşsiz doğal güzelliğe sahiptir.

Doğusunda çam, batısında kayın ormanı bulunan yayla, aralıksız kekikle kaplıdır. Yaylanın çevresinde doğa yürüyüşü yapılabilir, kamp yapılabilir, motosafari dağ bisikleti gibi keyifli etkinlikler de yapılabilir. 

Kaynaşlı Kuru göl

KURUGÖL TABİAT PARKI:

Kurugöl, 21 hektarlık bir Tabiat Parkı içinde, 4.87 hektar büyüklüğünde bir göldür.

Mesire yeri olarak 2004 yılında, Tabiat Parkı olarak ise 2011 yılında tescil edilmiştir.

Düzce il merkezine 15 km, Kaynaşlı ilçe merkezine 6 k m uzaklıktadır. 

Kayın, meşe ve gürgen ağaçlarıyla kaplı Kuru göl, foto safari, olta balıkçılığı, kampçılık aktiviteleri için oldukça uygundur.

Evet, bataklık durumunda olan göl tabanı, Orman İşletmesi tarafından temizlenip; kuzey doğudan gelen küçük bir derenin kuzey batı kesiminin sedde ile kapatılması sonucu yani  önü kapatılmak suretiyle sular tutulmuş ve gölet haline getirilmiştir. Çevre halkının rağbet gösterdiği gölete, çevre illerden de yoğun bir şekilde ziyaretçiler gelmektedir. 

Gölde yaban ördeği, karabatak gibi kuşlara rastlanmakta ve çeşitli balıklar bulunmaktadır. 

Son bir not: Kurugöl Tabiat Parkına giriş ücretlidir. 2025 yılı için kişi başı giriş ücreti: 60 TL dir. Ayrıca zaman zaman kamp yapmak yasaklanmaktadır. Bu yüzden, giriş kontrol noktasında bulunan görevliden kamp yapmanın yasak olup olmadığını sormanızı öneririm. 

Kaynaşlı Çamlıpınar Göleti

ÇAMLIPINAR GÖLETİ:

Dipsizgöl köyündedir.

İl merkezine 10 km uzaklıktadır. Yolun son 2 km de çukur çok yani dikkatli sürmek gerekir. Araç altının yüksek olması uygundur. Giriş ücretsiz. 

Gölet alanında, piknik, çadır kampı, trekking, bisiklet ve foto safari aktiviteleri için oldukça uygun yerler vardır. Tuvalet ve oturma alanları var. Aydınlatma vs yok. Telefon çekmiyor. 

Gölette balık tutmak mümkündür. Ancak gölde kurbağa sesi rahatsız edici boyutta fazladır. Ayrıca herhangi bir güvenlik görevlisinin bulunmaması da olumsuzdur. Çünkü burası hakkında yapılan en fazla olumsuz yorum, buraya gelen bazı kişilerin müzik sesini sonuna kadar açmalarıdır. Tabii çevreye atılan çöpleri söylemiyorum bile, çünkü çöpler tam bir rezalet.

 

Kaynaşlı Orhan Gazi Cuma Camii

ORHAN GAZİ CUMA CAMİİ;

Karaçalı Mahallesindedir. 

1323 yılında Orhan Gazi döneminde Osmanlı topraklarına katılan Düzce ve çevresinin, Kaynaşlı’nın Sarıçökek köyünden bu çevreye yerleşen, manav Türkleri tarafından sık ağaçlarla kaplı olan bölgede, çivi kullanılmadan yaptıkları ve çandı tipi dedikleri 700 yıllık Orhan Gazi Cuma Camii, ağaç kütüklerinin birbirine kertilmesiyle inşa edilmiştir. 

Son cemaat yeri 3.10 x 9.60 metredir. Caminin toplam ölçüleri ise 9.65 x 11.70 metredir. Çatısı sonradan kırma çatıya dönüştürülmüştür. 

Kaynaşlı Orhan Gazi Cuma Camii

Bolu Müze Müdürlüğünün 1997 yılındaki çalışmaları neticesinde, Orhan Gazi dönemine ait olduğu tespit edilen cami, restore edilerek 2013 yılında tekrar ibadete açılmıştır. 

 

Düzce Kaynaşlı

KAYNAŞLI MOTOR SPORLARI MERKEZİ-MOTOCROSS:

Kaynaşlı ilçesi: yaylaları, gölleri, ormanları ve coğrafi konumu ile ülkemizin doğa ve motor sporları merkezi olma yolunda hızla ilerlemektedir.

Bu amaçla, il de de 150 dönümlük bir arazi üzerine Motocross, Enduro, ATV, Off-road ve Dağ bisikleti yarışlarının yapılacağı bir “Motor Sporları Merkezi”, Ekstrem Enduro Şampiyonası ile birlikte ülkemiz ve tüm dünyadaki sporculara hizmet vermeye başlamıştır.

Sonuç: Otobana yakın olması büyük avantajdır. Motor sporlarının ihtiyacı olan bir parkur. 

Düzce Kaynaşlı

KAYNAŞLI OFF-ROAD SPORLARI MERKEZİ:

Off-Road derin su geçişleri, çamur ve bataklık  parkurları, dik rampa ve inişleri gibi normal araçlarla aşılması zor engelleri geçmeye yönelik yarışları ile zevkli seyir olanakları sağlayan alternatif spor dallarındandır.

Darıyeri Yörükler yaylası ile Düzce Merkeze bağlı Kocayayla da, çeşitli organizasyonlarla düzenlenen off-road yarışları, meraklılarına estetiği ve mücadeleyi bir arada sunmaktadır.

Hız ve gösteri amaçlı parkurları ile off-road yarışlarına oldukça elverişli olan bu yaylalar, aynı zamanda yemyeşil doğası ile de kamp, trekking, foto safari gibi etkinlikler için oldukça uygundur.

Kaynaşlı Kaymakamlığı ve Düzce Otomobil Sporları ve Off-Road Derneği (DOSOD) tarafından düzenlenen ve geleneksel hale gelen Yörükler Yaylası off-road etkinlikleri büyük ilgi görmektedir.

Düzce merkez sınırları içerisinde bulunan Kocayayla, Düzce’ye 35 km, en yakın yerleşim yerine 11 km uzaklıktadır.

1449 rakımı olan yayla, 86 bin metre kare alana sahiptir.

Kocayayla, Şehirli, Çiçekli ve Sinekli Yaylaları ile bütünlük arz ederek yaylalar gurubu oluşturur.

Bu yaylalar gurubu, Abant’a 7 km mesafeden ulaşılan en kısa ulaşım güzergahı üzerinde yer almaktadır.

Düzce Kaynaşlı

YÖRÜKLER YAYLASI:

Darıyeri Yörükler Yaylası ile Düzce merkeze bağlı Kocayayla’da çeşitli organizasyonlarla düzenlenen off-road yarışları, meraklılarına estetiği ve mücadeleyi bir arada sunmaktadır.

Hız ve gösteri amaçlı parkurları ile off-road yarışlarına oldukça elverişli olan bu yaylalar yemyeşil doğası, kamp, trekking, foto safari gibi aktiviteleri ile oldukça cezbedicidir.

Yörükler yaylası, Düzce’nin Kaynaşlı ilçesine bağlı Darıyeri köyündedir.

475 metre rakımı olan yayla, 4 hektarlık alana sahiptir.

Düzce il merkezine 15 km mesafede bulunan Yörükler Yaylası, özellikle her yıl düzenlenen kamp ve off-road oyunları ile dikkat çeker.

Kaynaşlı Gırgın Çayırı

GIRGIN ÇAYIRI   

Eskiköy mahallesindedir. İlçe merkezine 2.5 km uzaklıktadır. 

Son dönemde: barındırdığı tesislerle bölgenin en önemli mesire yerlerinden biri olmuştur. Yaz aylarında çeşitli festivaller ve etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır. 

Kaynaşlı Gırgın Çayırı

Alanda: çocuk oyun parkı, kamelya, piknik alanları ve yöresel yemekler tadabileceğiniz bir de restoran vardır.

Bölge doğa yürüyüşü ve dağ bisikleti için uygundur.

 

Kaynaşlı Ali Baba Türbesi

ALİ BABA TÜRBESİ:

Türbe Tepede orman içindedir. Sessiz ve sakin ortamıyla türbenin bulunduğu alan, Kaynaşlı’nın önemli bir turizm merkezi haline gelmiştir. 

Evet türbenin yapılış tarihi bilinmiyor. Bu yöredeki bir efsaneye göre: Bu yörede: “Ali Baba isminde mütevazi bir yaşamıyla tanınan bir zat yaşarmış. Bu kişi tek öküzüyle çift sürmeye gidermiş. Bir gün karısı, Ali Baba’nın tek öküzle nasıl çift sürdüğünü merak etmiş ve tarlaya birlikte gitmek ister. Kocasını ikna eder ancak Ali Baba: “Tarlada gördüklerin için hayret ifade eden sözcükler kullanmayacaksın” der. Tarlaya vardıklarında Ali Baba, öküzünü çifte koşar ve bu sırada ormandan çıkan bir geyik tek öküzün yanına gelir. Ali Baba, çift sürmeye devam eder. Ancak eşi, bu geyiği görünce, hayretle “aaaaa” veya içini çekerek “hiiii” şeklinde bir hayret nidası atınca tek öküzün yanındaki geyik, boyunduruğu kırarak ormana kaçar. Bu olaydan sonra, Ali Baba da ortadan  kaybolur. 

Yöre halkı arasa da Ali Baba’yı bulamaz, ancak bir süre sonra Türbe Tepe’de bir mezar bulurlar ve bu mezarın Ali Baba’ya ait olduğuna inanırlar. O günden sonra bu bölge kutsal sayılır ve önemli günlerde ziyaret edilerek dualar okunur. 1995 yılından bu yana, Ali Baba Türbesi Mevlidi geleneksel olarak yapılır ve gelen konuklara pilav ve ayran ikram edilir. 

 

 

 

Düzce Akçakoca gezi yazım için  Akçakoca

Düzce Konuralp

Düzce Konuralp

Düzce’nin 7 km. kuzeyinde, Akçakoca yolu üzerinde bir beldedir.

Konuralp, bir belde olmasına rağmen, günümüzde Düzce ile birleşmiş gibidir. Ayrıca: Düzce Üniversitesine ait Tıp Fakültesinin de burada olması, burayı anlamlandırır. Ancak, Konuralp, özellikle Roma dönemi kalıntıları ile öne çıkmaktadır.

Tarihi, Milattan önce 3’ncü yüzyıla kadar dayanan Konuralp antik kenti, Konuralp Müzesi, Roma Köprüsü, Su kemerleri ve Antik Tiyatrosu ile Düzce ilinin tarihi ve kültürel değerlerini içinde barındırıyor. Ayrıca, yine Konulalp, günümüzde, Düzce Üniversitesine ait Tıp Fakültesinin burada bulunmasıyla önem kazanıyor. Bir de Konuralp Bey’in türbesi vardır.

Düzce Konuralp

GEZİ ROTASI

Konuralp’deki gezide: antik kalıntılar görülebilir. Bunların başlıcaları: Konuralp Müzesi, Antik Şehir, Tiyatro, Roma mermer köprüsü, mozaikler, surlar, atlı kapı görülebilir.
Zamanınız yettiği sürece, buraları gezebilirsiniz. Özellikle: tiyatro ve müzeyi görmenizi öneriyorum.

Ama önce “Prusias ad Hypium” antik şehrinden söz etmek istiyorum.

 

Düzce Konuralp

Düzce Konuralp

Konuralp Müzesi

Prusias ad Hypium antik kentinin zengin kültürel mirasını yaşatmak üzere kurulan müze: 2003 yılında ziyarete açılmıştır.

Müzede: 3 teşhir salonu, 1 laboratuvar, 2 depo, 1 konferans salonu ve idari bölümler vardır. Müzenin envanterinde: 1848 arkeolojik eser, 491 Etnoğrafik eser ve 3989 sikke olmak üzere toplam 6237 eser vardır.

Düzce Konuralp

Bahçe

Müze bahçesinde: Konuralp (Prusias ad Hypium) antik kentinden çıkan, büyük mimari parçalar, sütunlar, bomoslar (adak yazıtları), ostothekler (ölü küllerinin konulduğu küçük taş lahitler), şehir yasası yazıtları, pythoslar (büyük depolama küpleri), mezar stelleri (mezar taşları), çeşme parçaları, İslami mezar taşları sergilenmektedir.

Düzce Konuralp

Bahçedeki eserlerden en önemlisi: MS 1’nci yüzyıla ait bir girlandlı bir lahittir. Konuralp’in batısında bulunan Tepecik Nekropolde, 1937 yılında bulunmuştur. Mermerden yapılmış lahit: 1.20 metre yükseklikte, 1.22 metre genişlikte ve 2.47 metre uzunluktadır. Lahdin uzun yüzünde, kabartma olarak öküz başlarının taşıdığı çelenkler işlenmiştir.

Bunların ortasında yazıtsız bir tabulaansata görülür. Altta ise aslan, kartal, yaban domuzu ve balıkçıl kuşu tasvirleri bulunur. Lahdin alt kısmında, çeşitli hayvan resimleri resmedilmiştir.

Düzce Konuralp

Yine bahçede mermer üzerinde bir yazıt vardır. Bu yazıtta “Roma imparatoru Hadrian Prusias ad Hypium’u ziyaret etti” ve “İmparator Caracalla Nisan ayında kentten geçerek şereflendirdi” yazılıdır.

Düzce Konuralp

Müze bahçesinde, sıralı olarak sergilenen bomoslar, yaşarken itibarlı insanların ardından dikilmiş birer övgü taşlarıdır.

Düzce Konuralp

Arkeoloji Salonu

Müzenin arkeoloji bölümündeki eserlerin bazıları, Bolu Müzesinden buraya getirilmiştir. Bunlar: günlük kullanım kapları, süs eşyaları, sikkeler, figürlerdir. Bu bölümdeki eserler: Tunç çağından, Doğu Roma’ya kadar çeşitli dönemlere aittir. Bunlar: pişmiş toprak ve mermer heykelcikler, metal eserler, takılar, cam kaplar ve mezar hediyeleridir ve kronolojik olarak sergilenmektedir.

Ayrıca: Roma imparatoru Antonius Pius (MS.138-161)un, 1991 yılında, Konuralp güneyindeki bir tarlada bulunan büstü, ostotekler, mimari elemanlar, bu bölümü tamamlıyor. Müzede bulunan çeşitli dönemlere ait mezar stelleri ise, antik Konuralp hakkında bilgi vermesi açısından ilginçtir.

Düzce Konuralp

Etnoğrafya Salonu

Geleneksel kültürlere ait eserlerin sergilendiği bu salonda: el işlemeleri, yöresel kıyafetler, süs eşyaları, mutfak kapları, aydınlatma gereçleri, tartı aletleri, kişisel eşyalar, kılıçlar, tüfekler sergilenmektedir.

Düzce Konuralp

Taş Eserler Salonu

Konuralp antik kentinde bulunan birçok heykel, çok önceden il dışına götürülmüş ve gittiği müzelerde sergilenmektedir. Bunlardan en önemlisi: burada arkeoloji salonunda sergilenen ama aslı İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunan “Tykhe” heykelidir. Orijinali MÖ 4’ncü yüzyıla ait olan bir eserin Roma döneminde, MS 2’nci yüzyılda yapılmış bir kopyasıdır.

Zengin bir süslemeye sahip: kader, şans ve başarı tanrıçası Tykhe’nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü, şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda, çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır.

Tykhe Okeanos’un kızlarından biridir. Kader, şans, başarı tanrıçasıdır. Her kentin bir Tykhe’si vardır.  Tykhe’ler kentlerin koruyucu tanrıçaları olup, başlarında şehir suru şeklinde bir taçla gösterilirler.

Düzce Konuralp

Evet, müzenin bu bölümünde bir mozaik görülüyor. Oprpheus konulu mozaik: Roma dönemi bir taşınmaza ait zemin döşemesidir. Yaklaşık 45 metre kare olan mozaiğin tamamının konservasyonu yapılmış ve sergilenmektedir.

Mozaiğin merkezinde, Orpheus lirini çalar şeklinde, etrafında hayvanlar toplanmış, çevresinde ise dört mevsim, insan yüzü şeklinde betimlenmiştir.

Orpheus: çaldığı müzikle ağaçları ve kayaları harekete geçirdiği ve canavarları yatıştırdığına inanılan bir mitoloji kahramanıdır. Mozaiğin çevresinde aslan, kaplan, tavus kuşu gibi hayvan figürleri ve dört köşesinde, dört mevsim tasvirli kadın başı figürleri yer almaktadır.

Düzce Konuralp

Bir diğer önemli eser Roma Tanrısıdır. Bir yüzü sağa, bir yüzü sola bakan, iki yüzlü Roma tanrısı, taş eserler salonunda sergilenmektedir. Bu tanrı resmine Roma paralarında rastlanır. Janus’a ait olan yüzlerden biri kentten içeri girenlere, diğeri ise kentten çıkanlara bakar. Böylece kentin güvenlik içinde yaşamını sürdürdüğüne inanılır.

Tüm bunların yanında, Konuralp yöresinde bulunan eserlerin bir kısmı ise: İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergileniyor. Bunların başında: 1931 yılında bulunan bereket tanrıçası “Tyche” heykeli, Roma dönemine ait (MS.2’nci yüzyıl) oturan kadın heykeli, Konuralp’in Sarafiye Mevkiinde bulunan ve MS.3’ncü yüzyıla tarihlenen, mermer, çocuk heykeli geliyor.

Düzce Konuralp

Antik Şehir. Prusias Ad Hypium

Düzce’ye bağlı, Konuralp beldesinde, adı: Prusias ad Hypium olan bir de antik şehir kalıntısı var.

Bu şehir: MÖ.3’ncü yüzyıl başlarına tarihleniyor.

Doğudan batıya uzanan, Küçük Melen ve Tabak Çayları yakınında, ovada, bir tepenin üzerinde kurulmuş. Bugünkü Düzce şehrinin kuzeyinde bir yamaç üzerindedir. Güneyindeki ovaya hakim bir tepe üzerindedir.

Antik şehir, önceleri, Hypios olarak anılırken, daha sonraları, Kieros olarak anılmaya başlanmış.

Ancak: Kieros, MÖ.2’nci yüzyıl sonlarında, tarih sahnesinden çekilmiştir.

Bitinya Kralı Prusias, kenti ele geçirdikten sonra büyük bir imar faaliyetine girişmiştir. Şehrin adı: kralın adına izafeten, “Prusias” olarak anılmaya başlanmış.

Roma yapılarının ortaya çıkmasıyla birlikte kent, mimari olarak en üst düzeye ulaşır.

Prusias ad Hypium şehri: MÖ.74 yılına kadar, Bithyn hakimiyeti altında kalır. Bithy birliğini oluşturan 12 kentten biridir. Bereketli topraklarıyla bir tarım kentiydi. Karadeniz ticaretinde önemli bir etkinliği olan kent, Ege ile de irtibatını muhafaza etmiştir.

Özellikle ürettiği tarım ürünleri ve keresteyi nehirler aracılığı ile Karadeniz’e aktarıyor oradan da Ege ile bağlantılar kuruluyordu.

Kral 4. Nikomedes Philopater zamanında; şehirde, siyasi çalkantılar ortaya çıkar.

Büyük Pontus Kralı Mitridates; bölgedeki diğer Bithyn şehirleri gibi, burayı da istila eder ve Pontus hakimiyetine sokar.

Daha sonra, takip eden tarihi süreçte ise, bölgede, Romalılar görülür.

Roma dönemi boyunca: ekonomik hayat canlanır. Şehrin sembolü olan, tanrıça Tyche heykeli ve bu gün Tabak Çayı yatağında, toprakla kapanmaya yüz tutmuş Roma Köprüsü, bu dönemlerden günümüze kalan eserlerdir. Şehrin surlarından ise, günümüze herhangi bir iz kalmamıştır.

Roma devri: MS.395 yılında biter. 535 yılına doğru, Prusias şehri; Claudiopolis’den sonra, bölgenin en önemli ikinci şehirlerinden biri olur. Konuralp’te bulunan haç işaretli mezar mermerleri de, bu devre ait arkeolojik kalıntılar olarak dikkati çeker.

Evet, takip eden dönemde: Osman Gazi Beyliği sırasında, Düzce ve yöre, Türk hakimiyeti altına girer. Konuralp Bey; bu dönemde, bölgedeki çoğu yer gibi, burayı da fetiheder. Düzbazar’ı ele geçirir ve sonra Bizanslılar ile, Uzuncabel’de yapılan iki gün süren savaşı kazanır ve bölgenin tek hakimi olur.

Bunun üzerine: Osman Gazi; Düzce Pazarı (yani ovayı) ve Bizans Prusias şehrini, Konuralp Bey yönetimine verir. Bundan böyle, burası: “Konrapa” diye anılmaya başlanır.

Düzce Konuralp

Antik Tiyatro-Kırk Basamaklar:

Konuralp’in tarihi zenginliğini gösteren en önemli kalıntılardan biridir. Batı Karadeniz bölgesinde, günümüze gelebilen tek antik tiyatrodur. Halk arasında “Kırk Basamaklar” olarak da bilinir.

Helenistik dönemde MÖ 300-30 yılları arasında inşa edilen tiyatro, Roma döneminde (MÖ 30-MS 300) eklemelerle büyütülmüştür.

Düzce KonuralpMS.1’nci yüzyıla kadar, yöreye hakim olan Prusias krallığı döneminin sanatsal zenginliğini gösteren, en canlı eserlerdendir. Tepenin üst kısmına yaslanmış olarak durmaktadır. Yarı daire şeklindedir. İki ucu kesişmiş oturma kademeleri, yarı daireden daha kısa bir şekil almıştır. Güneye bakmaktadır.

Seyirci kapasitesi 10.000 kişiliktir.

Uzunluğu: 100 metre, genişliği ise 74 metredir. Beyaz, sağlam ve mahalli, güzel kalkerli taşlardan yapılmıştır.

Üst kısmındaki oturma kademelerinin yarısı, iyi korunmuş durumdadır. Aslan pençeleri ile süslenmiş olan oturma kademelerini, bölümlere ayıran 7 merdiven var.

Sahne binası, büyük dikdörtgen şeklindedir. Sağda ve solda, bir koridora açılan, kemerli geçitleri ile orkestrasının bulunduğu kesime geçilir. Kemerlerden, yalnızca en sağdaki, yarı daire şeklinde ve örtülü olanı, bugüne dek ayakta kalabilmiştir.

Sahnenin önündeki üç büyük kemerli kapıdan ise, bugün, yalnızca biri sağlam olarak ayakta kalabilmiştir. Cephede, korniş altında, büyük harflerle yazılı, Yunanca kitabeden ise, küçük bir parçası, bugüne kadar muhafaza edilebilmiştir.

Anlatılanlara göre, tiyatronun girişinde büyük bir kuyu varmış. Şimdi de gözüküyor fakat bugün restorasyon katliamı sonucu, ağzına kadar çakıl taşları ile doldurulmuş.

Eskiden, Roma döneminde, o arenada, aslanlarla ya da birbiriyle dövüştürülen köleler, özgürlüklerini elde etmek bir şansmış, o kuyu. Şöyle ki, galip gelen köleye, kuyuya girme izni veriliyormuş. Köle kuyuya inince, karşısına 3 tünel çıkıyormuş.

Tüneller, yalnızca bir insanın geçebileceği kadar darmış. Tünellerden biri akreplerle ve çıyanlarla son bulurmuş. Diğer tünel, yılanlarla dolu, çıkmaz bir yolmuş.

Üçüncü tünel ise, şehir surlarının dibinde, özgürlüğe açılıyormuş. Bu tünelin uzunluğu yaklaşık 500 metre imiş. Tünelin çıkışı halen gözüküyor.

Evet, bugün. Yaklaşık 2000 yıllık tiyatro alanı içindeki yapılar: Konuralp Belediyesi tarafından istimlak edilmiştir. Tiyatronun yüzde 85’lik bölümü ortaya çıkarılmıştır.

Tiyatro: düzenlenen çeşitli etkinlikler ile, yeniden canlandırılmış. Son yıllarda, burada, festivaller ve konserler düzenleniyormuş.

Düzce Konuralp

Roma Mermer Köprüsü

Konuralp’in batısından geçip, Efleni Gölüne dökülen, Tabak Deresi üzerindedir.

Akçakoca yolu ile Çilimli yol ayrımında bulunuyor. Bugün, yalnızca 10 metrelik bölümü ve üç kemeri görülebiliyor.
Beyaz mermer bloklardan ve hiç harç kullanılmadan yapılmış olması, köprünün en büyük özelliği olarak tanımlanıyor.

Mozaikler

İlk olarak, 1959 yılında, Konuralp şehir merkezinin güneyinde, Akçakoca yolu kenarında, eski Roma Yolu olduğu tahmin edilen kanal mevkiinde, tesadüfen, iki büyük ve önemli mozaik bulunur. Daha sonra, bu mozaiklerin bulunduğu alan, İstanbul Arkeoloji Müzesi ilgilileri tarafından kazılarak incelenir. Ancak, ödenek yokluğundan, çıkarılamazlar ve üzerleri yeniden toprakla kapatılır.

1997 yılında, Konuralp Turizm Tanıtma Derneği tarafından başlatılan girişimler sonucu: Kültür Bakanlığından izin alınarak, Bolu Müze Müdürlüğü gözetiminde, mozaikler için yeniden kazı yapılır. 1959 yılında bulunan ve üzerleri kumla örtülen mozaikler, yeniden ortaya çıkarılırlar.

İlk mozaikte: 40 metre karelik mozaik zeminde: Lir çalan Orpeus, çevresinde hayvanlar ve dört köşesinde dört mevsim tasvir edilen kadın başı figürleri ortaya çıkarılır.

Diğer mozaikte ise: Archilleus ve annesi Thetis ile ilgili sahneler resmedilmiştir. Mozaiklerin; MS.1’nci yüzyılda, Roma devrinde yaşayan zengin bir Romalının evinin salonuna, alt zemin döşemesi olarak yapıldığı sanılmaktadır.

Düzce Konuralp

Surlar

Roma dönemine ait olan kale duvarlarından, herhangi bir kalıntı görülmemektedir. Ancak: MS.253-268 yılları arasında, İmparator Gallienus zamanından kalan bir sikkede, Prusias ad Hypium şehrinin, iki kuleli şehir kapısının tasviri görülmektedir.

Bizans dönemine ait surların, 200 metrelik bir kısmı ise, hala ayaktadır. Bu surlar, Akçakoca yolu kenarında, antik mermer köprünün bulunduğu yerin tam karşısından başlar ve Hamam Sokağına kadar devam eder. Evlerin bahçelerinde kalan surların bir kısmı, bugün kimi yerde evlerin temeline, kimi yerde ise bahçe duvarını oluşturuyor.

Düzce Konuralp

Atlı Kapı

Şehir merkezinin güneyinde, Düzce’den gelen ana caddenin sağında, antik tiyatroya kadar uzanan, dar bir yol üzerindedir. Sokağa da adını veren atlı kapının, ikinci defa kullanılmış olan mahal taştan, büyük bir lentosu bulunuyor.

Üzerinde at tasviri ve Yunanca bir kitabe bulunan taşın, bir Prusias vatandaşı tarafından, annesine mezar kitabesi olarak yaptırıldığı sanılıyor.
Surlar, buradan itibaren bir süre daha güneydoğu istikametinde devam ediyor ve kare şeklinde bir kule ile son buluyor.

Su Kemerleri-Kemerkasım/Çiftepınarlar:

Kentteki su kemerleri ve agoraya ait kalıntılar, antik dönemdeki mühendislik ve sosyal yaşam hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.

İki farklı yerde görülür. Kemerkasım köyü yakınlarında ve Çiftepınarlar Mahallesi sınırlarındadır.

Helenistik ve Roma dönemlerinden kalmadır.

Horasan harçlı, karışık kesme taş ve moloz taş kullanılmıştır.

İki katlı bir yapı olduğu düşünülüyor.

Yaklaşık 160 metre uzunluğunda ve 20 metre yüksekliğe ulaşan kısımları vardır.

Başlıca istinat ayakları (11 tane) iyi korunmuş durumdadır.

Üst yapısı büyük oranda toprak altında kaybolmuştur.

Sonuç

Evet, Konuralp, tarihi süreç içinde, bulunduğu yer itibarı ile, önemli bir yerleşim yeri olarak kullanılmış. Özellikte: amfitiyatro ilginç. Çünkü: bu bölgede, başkaca, bu tür tiyatro kalıntısı yok. Tarihi süreç içinde, büyük bir medeniyetin kurulduğu anlaşılan burada, antik kalıntılar arasında gezmek ve tarihi yaşamak mümkün.

Merakınız varsa, bu bölgeden geçerken veya zaman ayırırsanız, bir gün içinde, bu tarihi mekanları gezmeniz mümkün. Tarihi sevenlerin bu mekanları gezmekten keyif alacaklarına inanıyor ve öneriyorum.

Düzce Konuralp

KONURALP TÜRBESİ

İl merkezine bağlı Konuralp’te: 1323 yılında şehri Bizanslılardan alan Konur Alp’in türbesi bulunmaktadır. Bugün, yeni bir yapı gibi görünen türbenin içinde 3 mezardan birinin Konur Alp’in yakınlarından Ali Hamza’ya ait olduğu bilinmektedir.