Çanakkale Gökçeada

Çanakkale Gökçeada: Gökçeada, muhteşem güzel bir yer. Bozcaada’ya göre daha adadır. Çünkü, feribotla uzun bir yol alıp, ardından adaya vardığınızda, ana karayı seçemezsiniz ve adada olduğunuzu hissedersiniz.

Tek sıkıntısı: özellikle uygun mevsimde gitmez iseniz, deniz ulaşımının sık sık aksaması. Bu aksaklıklar, buranın güzelliğini, burada yaşanan güzellikleri silip-götürmeye bedel. Ayrıca, sık sık elektrik kesintileri de yaşanıyor. Bu yüzden, Gökçeada’ya, mutlaka uygun mevsimde gitmelisiniz.

Özellikle: kışın ulaşım çok sıkıntılı. Dediğim gibi elektrik kesintilerinde, mum ihtiyacı oluyor, uzun süre kalacaksanız yanınızda götürün. Ayrıca: şiddetli fırtına çıkıp ta, ana kara ile irtibat-ulaşım kesilince, buradaki askeri birlik, yöredeki insanlara ekmek dağıtıyor.

Ayrıca: ada, gece hayatı yoğun olan bir yer değil. Yani, sakin bir hayat ve tatil düşleyenler için uygun. Eğlence yerleri yok. Mayonuzu ve havlunuzu alın-gidin. Çünkü: buranın denizi, çevreye nazaran sıcak. Bir haftadan fazla kalmayı da düşünmeyin.

Çanakkale Gökçeada

ULAŞIM

Adaya ulaşım için: arabalı feribot ve deniz otobüsleri kullanılıyor. Ada içindeki ulaşım ise, otomobillerle sağlanıyor. Ulaşımın sağlandığı vapurlara, mutlaka hareket saatinden önce gitmeniz şart.

Özellikle: ada dönüşünde, mutlaka 1 saat önceden gidin ve sıraya girin. Hatta, ilk vapuru kaçırırsanız, orada bulunma süreniz iyice uzar, bu nedenle yanınızda, su-yiyecek gibi bir şeyler bulundurmanızda yarar var. Bazen, uzun süre beklemek gerekebiliyor.

Ada içindeki yolların çoğu: asfalt. Bunların toplamı: 141 km.

Gökçeada-Çanakkale arasındaki uzaklık: 32 deniz mili. Bu yolculuk, yaklaşık 2 saat sürüyor.

Ankara ve ülkemizin diğer yörelerinden, Gökçeada’ya gelecek olanlar: Çanakkale’den deniz taşıtları ile, Gökçeada’ya geçebilmektedirler. Ankara-Çanakkale arası uzaklık: 653 km. İzmir-Çanakkale arası uzaklık: 319 km. Bursa-Çanakkale arası uzaklık: 271 km.

Adaya, İstanbul’dan gelecek olanlar, genellikle: Gelibolu bölgesindeki Kabatepe Limanını kullanırlar. İstanbul-Kabatepe Limanı arasındaki uzaklık: 350 km. dir. Gelibolu-Kabatepe limanı ile, Gökçeada arasındaki uzaklık: 14 deniz milidir.

Gökçeada-Bozcaada arasındaki uzaklık: 33 deniz mili. Gökçeada-Yunan-Limni adası arasındaki uzaklık: 16 deniz mili.

Tüm bunların yanında: son aldığım bilgilere göre: Gökçeada’da, Ağustos 2010 tarihinde bir hava alanı açılmış, ancak, bu hava alanı ve buraya ne tür uçakların indiği konusunda ayrıntılı bilgi yok.

TARİHİ

Eski adı: “İmroz” Yani: Homeros’un “İlyada” destanında söylendiği üzere: “Deniz tanrısı Poseidon’un adasıdır. Ancak, burada ilk yerleşimciler hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır.

İlk yerleşimcilerin: MÖ.500’lerde, Atina ve takiben Delos birliğine katıldıkları ifade edilmektedir. Daha sonra ise, bölgede Roma ve Bizans hakimiyeti görülür. 1456 yılında ise, Fatih Sultan Mehmet tarafından, ada, Osmanlı topraklarına katılır. Takip eden süreçte ise: İtalyanlar, İngilizler ve kısa bir süre Yunanlıların egemenliğine girer. Lozan antlaşması sonucunda ise, 22 Eylül 1923 tarihinde, fiilen, ülkemiz topraklarına katılır.

Çanakkale Gökçeada

GENEL

Kuzey Ege denizindeki, ülkemize ait 2 adadan biridir. Ancak, diğer ada, yani Bozcaada’dan, yaklaşık 8 kat daha büyüktür. Ayrıca, ülkemizin en batısında olması nedeniyle, güneşin en son batığı yer olarak da öne çıkmaktadır. Kıyı şeridi: 95 km. Doğu-batı uzunluğu: 30 km. ve kuzey-güney uzunluğu ise: 13 km. dir.

Ada: zengin doğal yaşam şekilleriyle öne çıkıyor. Bitki çeşitliliği, su kaynaklarının çok olması ve ana karadan uzak olması: adanın bu güzel özelliklerinin insanlar tarafından yok edilmesini engellemiştir.

Ada denilince, hemen zeytin akla geliyor. Zeytincilik, burada çok eskilere dayanan bir uğraşı. Adada: yaklaşık 300-400 yıllık zeytin ağaçlarının bulunduğu söyleniyor. Zaten, gerek zeytincilik ve gerekse tarımın diğer alanlarında, adada, organik üretim yapılıyor. Yani: adada, organik ürün satan birçok yer görmeniz mümkün. Buralardan, alışveriş yapabiliyorsunuz.

Deniz denildiğinde ise, adanın denizinin temizliğini, gerek su altı ve gerekse su üstü temizliğini söylemeye gerek yok. Çünkü: tertemiz bir deniz, sizi bekliyor. Çok sayıda, bakir koy var. Dalış meraklıları için ise, yine çok sayıda zengin su altı mekanları bulunuyor.

Yüzme, su altı yanında, Gökçeada, sörf tutkunları için, tam bir cennet. Adanın rüzgarlı iklimi ve kendine özgü yapısı sayesinde, burası, dünyanın önde gelen “sörf” merkezlerinden biri olmuş.

Tüm bunların dışında: ada, tam bir nostalji ortamı yaratıyor. Ara sokaklarda dolaşarak, yüzyıllar öncesinden gelen yapıları izleyebilir ve havayı teneffüs edebilirsiniz.

Hatta: adada yoğun olarak yetiştirilen keçi ve koyun gibi hayvanların, tamamen özgür dolaştığı ortamlarda, siz de gezebilirsiniz. Çünkü: adada, yetiştirilen bu hayvan sürülerinin başında herhangi bir çoban veya başka biri bulunmuyor.

Ada denilince, akla ilk gelen, herhangi bir sıhhi rahatsızlık olduğunda, tıbbi tedavi imkanları nedir? Evet, Gökçeada’da, 50 yataklı bir Devlet Hastanesi var ve bu hastanede, tüm branşlarda, genellikle, doktor ve uzman personel bulunuyor. Ayrıca, bir de sağlık ocağı var.

Son olarak, adanın ikliminden söz etmek istiyorum. Adanın güney kesimlerinde Akdeniz iklimi, kuzey kesimlerinde ise Marmara iklimi hüküm sürer. Lodos ve Poyraz rüzgarları, serinlik getirir. Nem oranı ise, genellikle yüksektir. Yıllık sıcaklık ortalaması: 17 derece civarındadır.

Unutmadan, bir de, Gökçeada bölgesinde, bir askeri birlik var. Sanırım: Komando birliği. Yani: adanın korunmasını sağlamak açısından yerleştirilmiş, askeri bir birlik. Burada vatan görevini yapan askeri şahıslar için, Gökçeada’da yaşamak, ama uzun süre yaşamak ilginç olsa gerek.

Ayrıca: burada askerlik görevini yapan yakınlarını ziyarete gelenler de, Gökçeada’nın hareketliliğini arttırıyorlar.

AMATÖR OLTA VE SU ALTI BALIKÇILIĞI

Gökçeada’da, özellikle: su altında, zıpkınla balık avcılığı öne çıkmaktadır. Özellikle: ilk bahar aylarında: Kaleköy ve Uğurlu’nun bulunduğu bölgelerde, denizden 1-2 mil açıklarda kolyoz bulunmaktadır. Bunun dışında:  lüfer, akya, sinarit, torik, mercan, karagöz ve kalamar gibi deniz canlıları, mevsimine göre tutulmaktadır.

MERYEM ANA PANAYIRI

Bu panayır yani eğlence: her yıl 14-16 Ağustos tarihleri arasında veya bu tarihlere yakın günlerde; Tepeköy bölgesinde kutlanıyor. Bu kutlamalara: Yunanistan’da ve başka ülkelerde yaşayan adalılar, onların çocukları ve torunları katılıyor. Bu eğlencelerde: köy meydanına masalar kuruluyor, kurbanlar kesiliyor, yemekler ve tatlılar yapılıp dağıtılıyor.

İnsanlar: geç saatlere kadar dans ediyorlar ve şarap içiyorlar. Bunun dışında: çeşitli folklor gösterileri, belgesel film gösterileri ve turnuvalar düzenleniyor. Bunları yazmamın anlamı şu: eğer bu tarihlerde Gökçeada’ya gitmek isterseniz, mutlaka önceden hatta 1-2 ay önceden yer ayırtmanız şart.

KONAKLAMA

Gökçeada’da, özellikle yaz aylarında, ev pansiyonculuğu, yerel halkın en büyük geçim kaynaklarının başında geliyor. Özellikle: Yeni Bademli Köyü ve Uğurlu köyünde, ev pansiyonculuğu çok ileri düzeyde ve adaya gelen konukların büyük bölümü, bu ev pansiyonlarında ağırlanıyorlar.

Bunun dışında, özellikle deniz kıyısında, lüks oteller de var. Kaleköy sahilinde, 4 yıldızlı bir otel bulunuyor. Bunun yanında, başka otellerde bulunuyor.

Yani: Gökçeada’da konaklamak için 2 seçeneğiniz var. Ya, ucuz bur pansiyonda konaklayacak ve sabah kahvaltısını bile, dışarıda yapacaksınız. Ya da, deniz kıyısında, kendi plajı bulunan ve nispeten daha pahalı bir otel seçeceksiniz. O zaman, denize girme yeri aramak ve kahvaltı-yemek düşünmek sıkıntılarından kurtulursunuz. Pansiyon düşünürseniz: mutlaka “Yeni Bademli” yöresini tercih etmelisiniz.

Çünkü, burada pansiyon çok ve fiyatlar, daha uygun. Ayrıca, buradaki bir pansiyonda kalırsanız, yakınlarda kahvaltı yerleri var ve de ayrıca, Yıldız koy bölgesinden rahatlıkla denize girebilirsiniz. Deniz kısmı, taşlık. Plajda kumluk seviyorsanız, Aydıncık tarafındaki plajlardan birine gitmeniz gerekiyor. Kumsal ve deniz gerçekten müthiş, zaten adanın tek güzel tarafı, denizin bu güzelliği.

NE YENİR. NE İÇİLİR

Adada yetişen hayvanların etleri, yani kırmızı et çok lezzetli. Ama, mutlaka yerel bir lezzet tatmak istiyorum derseniz: “Cicirya” öneririm. Bu, Rumlara has, bir çeşit pizza. Özel mayalı hamur üzerine: keçi peyniri, nane, kekik ve sütten oluşan bir harç konuluyor ve fırında pişirilerek servis ediliyor.

Bunların yanında: Vişinada ve yanında servis edilen “kuşburnu kurabiyesi” ve Rum mutfağının meşhurlarından “Sakızlı muhallebi”. Bunları: Zeytinliköy’de tadabilirsiniz.

NE SATIN ALINIR

Adada, her türlü organik ürünlerin satıldığı yerler var. Buralardan, organik ürünler  satın alabiliyorsunuz. Özellikle: zeytin ürünleri ve zeytinyağını mutlaka değerlendirmelisiniz. Bunun dışında: adadan, “kekik balı” satın alabilirsiniz.

Adada satın alabileceğiniz, satın almanızı önereceğim diğer ürünler şunlar: reçel severseniz, Çakır’ın reçellerinden satın alın. Rumlara özgü bir kurabiye türü olan “Elifbadem” mutlaka almalısınız.

 

GEZİLECEK YERLER

Gezilecek yerleri anlatmadan önce, Gökçeada’da şunu bilmenizde yarar var. Gökçeada’da gezilecek yerler, merkeze ve birbirlerine uzak. Bu nedenle, kesinlikle yanınızda arabanızın bulunması şart. Zaten, adaya feribot veya deniz otobüsü ile dahi gitseniz, indikten sonra, konaklama yerleri yaklaşık 7 km. uzaklıkta. Yani, mümkünse, adaya kendi aracınız ile gidin.

Ama, ada içinde asla hız yapmayın. Yukarıda sözünü ettiğim gibi: gerek sokakların dar olması ve gerekse hayvanların yani koyun, keçi ve ineklerin yollarda başıboş dolaşmaları, her an bir kaza yapmanıza neden olabilir. O yüzden, hayatın yavaş yürüdüğü bu adada, arabanızı sizde yavaş kullanın.

Denize girmeyi düşünenler için, adanın en güzel yanı: bir taraf dalgalı iken, diğer taraf sakindir. Buna göre: örneğin Kaleköy tarafında rüzgar var ise, 7-8 km. yan taraftaki, Aydıncık sahilinden denize girebilirsiniz, orada dalga yoktur. Ayrıca: Kaleköy yakınlarındaki, su altı milli parkında, yani yıldız koyunda, şnolkerle denize girebiliyorsunuz.

Çanakkale Gökçeada

AYDINCIK

Ada merkezine 12 km. uzaklıktadır. Yaz aylarında, adanın en güzel plajı buradadır. Sahil uzunluğu, yaklaşık 2 km. dir. Bu bölgede: kamp yapmak ve çadır kurmak mümkün.

Burada: sörf yapmak ta mümkün. Bu durumu bilen birçok yerli ve yabancı turist, sörf yapmak için buraya akın ediyor. Burada: bilmeyenler için, bir de sörf okulu bulunuyor.

Aydıncık sahilinde, Tuz gölü var. Burada: yaz aylarında, sıcaklarla birlikte, suyunun kuruyup çekilmesi nedeniyle, siyah renkli bir çamur oluşuyor. Bu çamur içerik olarak, bazı hastalıklara (romatizma, sedef, kireçlenme gibi) iyi geliyormuş. Göç eden: pelikan, yaban ördeği ve kaz gibi kuşlar, değişik dönemlerde, bu göl havzasında konaklıyorlar. Eğer bu çamuru vücudunuza sürerseniz, en iyi arınma yolu, denize girmektir.

Çanakkale Gökçeada

Aydıncık-Uğurlu arasındaki yol üzerinde: Kokina mevkiinde: yoldan yaklaşık 100 metre içeride,  “Kaya Mezarı” bulunuyor. Ada merkezine 18 km. uzaklıktaki bu yapıda: kaya içine oyulmuş, 2 kişilik mezar var. Ama, hangi tarihte ve kimler tarafından yapıldığı tespit edilememiştir. Ancak, Roma  dönemine ait olduğu sanılıyor. Araba ile gitmek mümkün değil, yürüyerek gitmeniz gerekiyor.

Çanakkale Gökçeada

KALEKÖY

Ada merkezine 4 km. uzaklıktadır. Adanın deniz kenarında yer alan tek yerleşim yeridir. Aynı zamanda, burada bir liman var. Adanın en eski yerleşim yeridir. Aşağı ve Yukarı Kaleköy olmak üzere, iki bölümden oluşur.

Aşağı Kaleköy mevki: deniz kıyısında, çay bahçeleri, restoran ve barlarıyla oldukça hareketlidir. Bu bölümde: adaya özgü hediyelik eşyalar satın alabileceğiniz satış yerleri bulunuyor.

Yukarı Kaleköy mevki ise: tarihi yerleri barındırıyor. Burada, özellikle: İskiter Kalesi var. Bu kale: Cenevizliler tarafından yapılmış ve surları, günümüze kadar sağlam olarak gelmiştir. Kale: bulunduğu konum itibarıyla, çevreye hakim bir konumdadır.

YILDIZ KOY

Yukarı Kaleköy’den, yürüyerek buraya ulaşmanız mümkün.

Burada, ülkemizin ilk su altı su parkı bulunuyor. Denizdeki yaşam: Yıldızkoy ile Yelkenkaya arasında kalan bu kısımda; koruma altına alınmış. Özellikle: Sahil Güvenlik Botları ve personeli tarafından sık sık kontrol ediliyormuş. Burada: palet, maske, zıpkın alıp sakın dalış yapmaya kalkmayın.

Çünkü: bu durum, Sahil Güvenlik tarafından tespit edildiğinde, ifadeniz alınıyor ve malzemelerinize el konuluyor, dahası, bekletildiğiniz saatler de cabası. Ayrıca, para cezası var. Yani: benden size öneri, Yıldız koyu denen yeri uzaktan izleyin, buraya asla ve asla denize dalmayın.

YENİ BADEMLİ KÖYÜ

Ada merkezine 4 km. uzaklıktadır. Adanın en kalabalık köyüdür. Burada yaşayanlar: geçimlerini ev pansiyonculuğu yaparak sağlıyorlar.

Bu köy sınırları içinde: bir de “höyük” bulunuyor. Yenibademli höyük: ada merkezine 3 km. uzaklıktadır. Höyük orta büyüklükte olup, ölçüleri: uzunluğu: doğu-batı yönünde; 120 metre, kuzey-güney yönünde ise: 130 metredir.

Yüksekliği ise: 9 metredir. Höyük bölgesinde, resmi arkeolojik kazı çalışmaları yapılıyor. Bu çalışmalarda: höyükteki ilk yerleşmenin, MÖ.5000 yıllarına kadar gittiği öğrenilmiştir.

ESKİ BADEMLİ KÖYÜ (GİLİKİ)

Ada merkezine 4 km. uzaklıktadır. Buradaki evler, tarihi özellik taşıyor, ilginizi çekebilir. Ayrıca: köyün çamaşırhanesi ve eski ilkokul binası, ilginç mimarisiyle ilgi çekiyor. Çamaşırhanenin önündeki, asırlık çınar ağacını mutlaka görmelisiniz. Ayrıca: ada içinde, güneşin batışının en iyi izlendiği yer burası. Güneşin batış saatlerinde, buraya mutlaka zaman ayırın.

Çanakkale Gökçeada

ZEYTİNLİ (AYATODORİ)

Ada merkezine, 2 km. uzaklıktadır. Bir tepenin yamacında, zeytin ağaçlarının arasında kurulmuş bir yerleşim yeri.

Zamanında, Rum vatandaşların yaşadığı, adanın en canlı ve en kalabalık köylerindendir. Gökçeada’nın en sevimli yerlerinden biridir.

Bugün, burada: adaya özgü ve meşhur dibek kahvesi buradadır. Ayrıca: eski çeşmeler var. Son olarak: madamın kahvesinde, dibek kahvesi içmelisiniz. Veya, dondurmalı-sakızlı muhallebi yemelisiniz.

Burada, yani Zeytinli’de yemek yemek isterseniz: Son vapur önerebilirim. Burası, eski bir Rum evinin bahçesinde kurulmuş bir restoran. Özellikle: oğlak eti, ada sucuğu ve “Barba Yorgo” şaraplarını tadın.

TEPEKÖY (AGRİDİA)

Ada merkezine, 8 km. uzaklıktadır. Adanın en yüksek kesiminde  kurulmuş bir köydür. Rum vatandaşlar, burada, yoğun olarak yaşamaktadırlar. Yukarıda sözünü ettiğim gibi, her yıl Ağustos ayı içinde, burada “Meryem Ana Etkinlikleri” düzenlenmektedir ve bu etkinliklere, yurt dışından birçok insan katılmaktadır.

Burada, eski Gökçeada evlerini görebilirsiniz. Ayrıca: soğuk bir kaynak suyu çıkıyor. Yani: Pınarbaşı (İspilya) denilen bir yer var. Burası, köye girmeden önce, 100-150 metre uzakta, toprak yoldan yürüyerek ulaşılabilen bir piknik alanı.

Bu alanda: doğal bir su akıyor ve koruma altındaki çınar ağaçlarının gölgesinde, muhteşem bir hava yaratılmış. Özellikle, yaz aylarının bunaltıcı sıcaklarından kaçmak için, ideal bir mekan. Çünkü: serin. Son olarak, Tepeköy bölgesinde: Barba Yorgo’nun, Rum tavernasında, mükemmel şaraplarının tadına bakabilirsiniz. Bu şarapların tadına bakmanızı, özellikle öneriyorum.

Çanakkale Gökçeada

DEREKÖY (İSKİNİT)

Ada merkezine 12 km. uzaklıktadır. Batıdadır. Rum köyüdür. Mübadeleden önce, burada 1950-1960 yılları arasında, yaklaşık 600 hane ile, Türkiye’nin en büyük köyü imiş.

Çanakkale Gökçeada

Günümüzde, burada: bir şelale var, adı: Marmaros şelalesi. Şelaleye gitmek için: Dereköy’den, Uğurlu istikametine giderken, asfalt yoldan, yaklaşık 7-8 km. gitmeniz gerekiyor. Ancak, asfalt yoldan sonra, bir süre de orman içindeki patika yoldan yürümeniz gerekiyor. Özellikle, kış aylarında şelalenin suları muhteşem, ancak yaz aylarında su miktarı azalıyor.

Çanakkale Gökçeada

UĞURLU

Ada merkezine 25 km. uzaklıktadır. Adanın en batı ucundadır. Burada: turizm tesisleri, gizli liman ve ormanlık bir alan var. Ayrıca: çeşitli resmi kurumlara ait (Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı) kamp tesisleri, bu köyde bulunuyor.

Adanın: en güzel kumsallarından olan “Gizli Liman” bölgesine de, bu köyden ulaşılıyor. Yaklaşık 2 km. lik bir yürüyüş ile ulaşmanız mümkün. Burada, sahil şeridinin uzunluğu ise, yaklaşık 1-2 km. civarındadır. Sahilde hiçbir yapı bulunmamaktadır.

Çanakkale Gökçeada

KUZU LİMANI

Adayı, ana karaya bağlayan gemiler, bu limana yanaşıyorlar. Burada, liman yanında, güzel bir de plaj bulunuyor. Plajda: kafeler var. Burada: harika Rum şarkıları dinleyebileceğiniz bu kafelerde, bildiğiniz çoğu şarkımızın Rumca versiyonu çalınıyor.

Yaz aylarında ise: burada plaj voleybolu ve diğer sahil etkinlikleri düzenleniyor.

Kuzu Limanının doğusunda: Kaşkaval burnu yani peynir kayalıkları bulunuyor. Bunlar: üst üste sıralanmış kaşar peyniri kalıplarını andıran, ilginç kaya oluşumları. Ancak, burayı karadan göremiyorsunuz. Sadece, tekne ile denizden görebilmek mümkün. Bu ilginç kaya oluşumları hakkında, bir de söylenti var.

Şöyle ki: “ Bu bölgede, yaşlı ve cimri bir kadın, sayısız keçi ve koyuna sahipmiş. Yaşlı kadın: cennete gidebilmek için, birçok yuvarlak kalıp, peynir yapar ve bunları üst üste koyar. Ama, cimrilik var ya, hiç kimseyle paylaşamaz. Bunun üzerine: tanrı, ona kızar ve cezalandırır.

Yağmur, kar ve şiddetli rüzgarlar göndererek: kadını ve peynirleri dondurur. Peynir kalıpları taşa dönüşür ve peynir kayaları olarak isimlendirilerek, günümüze kadar ulaşır.

Truva tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Çanakkale tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Edremit tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Çanakkale Çan

Çanakkale Çan: Tüm çevresi deniz kıyısı veya bayağı yakın olmasına rağmen, Çan nispeten içeride kalmış durumda. Buraya gittiğimde, bir tam gün kaldım, buradaki Seramik Fabrikası, gerçekten İlçenin kalkınmasında çok önemli bir yere sahip.

İlçenin birçok merkezi yeri, muhteşem seramikler ile güzelleştirilmiş. İşin ilginç yanı, Seramik Fabrikası yönetimi, gerek burada ve gerekse çevrede, seramik ihtiyacı olan tüm kamu kurumlarına, ücretsiz seramik göndermiş ve muhteşem güzel görüntüler ortaya çıkmış.

ULAŞIM

Çan-Çanakkale arası uzaklık: 76 km. Çan-Biga arası uzaklık: 35 km. Çan-Yenice arası uzaklık: 24 km. Çan-Edremit arası uzaklık: 84 km.

TARİH

İlçenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak, günümüzde İlçe sınırları içindeki bir kısım antik yerleşim yeri, buranın antik dönemlerde bir yerleşim yeri olarak kullanıldığını kanıtlıyor.

Antik dönemlerde, yörenin ismi: Gergithes. Etili yakınlarındaki antik Kallikolone kenti: 3 tanrıça arasında yapılan güzellik yarışmasına ev sahipliği yapmıştır.

Antik dönem yazarlarından Strabon ve Heredot: Gergeslir’in yerini belirtirken, Çan yöresinden söz etmiştir.

Roma döneminde, bu yöreye verilen isim: Sergis. 188 yılında, tüm Gergis bölgesi, Roma imparatorluğu tarafından ele geçirilir.

14.yüzyıl ortalarında, Osmanlılar, bölgeyi ele geçirirler. Bu dönemde, yöreye verilen isim ise: Çan pazarı. 1897 yılında, yöre, Biga’ya bağlanır. 1945 yılında ise, İlçe olur. 1921 yılında, bölge Yunanlılar tarafından işgal edilir. 1922 yılında ise işgal sona erdirilir.

Çan isminin kaynağı: İlçe merkezinde, çok eski  dönemlerden bu yana, Pazar kurulmaktadır. Bu pazarda en çok satılan nesne ise: hayvanların boynuna takılan “Çan” Kervanlarla pazar yerine getirilen çanlar: pazar yerinde kurulan çan reyonlarında satılırmış. Çevre köy ve yörelerdeki insanlar, çan almak için bu pazara gelirlermiş ve böylece, İlçeye “Çan” ismi verilmiş.

GENEL

Çanakkale Çan: İlçe kaplıcaları ile ünlüdür. Ayrıca: Türk sanayi üretiminin en büyük fabrikalarından biri olan “Çanakkale Seramik Fabrikaları” yörenin en büyük sanayi kuruluşudur. Elbette, bu büyük sanayi kuruluşunun burada kurulu bulunmasının en büyük nedenleri: gerek tesisleri kuran kişinin buralı olması ve gerekse tesislerin çalışması için gerekli ham maddenin yöreden temin edilebilmesi.

Ama, sanırım en büyük neden, “Kalebodur” olarak isimlendirilen tesislerin sahiplerinin, bu yörenin insanı olmaları.

Ne mutlu ki, yetişip büyüdükleri yöreye, böyle büyük bir yatırım yaparak yörenin gelişmesine, kalkınmasına ve istihdam yaratılmasına etkileri olmuş.

İlçenin hemen ortasından: Karabiga’nın doğusundan Marmara denizine dökülen “Biga çayı” geçiyor.

Çan toprakları, genellikle engebelidir. Ovalar: su kenarları ve tepeler arasındadır. İlçenin, belli-başlı tek akarsuyu ise: 90 km. uzunluğundaki Kocaçay (antik dönemdeki ismi: Granikos) dır.

Yörede: genellikle Akdeniz ve Karadeniz iklimleri arasındaki geçiş iklimi hüküm sürer. Kuzey rüzgarları etkilidir. İlçe topraklarının yüzde 58’i ormanlıktır.

Yörenin madenleri değerlendirildiğinde: İlçe merkezine yakın olan yerlerde, açık ocak olarak işletilen “Linyit ocakları” bulunmaktadır.

Bunun dışında: ilçe sınırları içinde: kaolen, kuvars, kil feldispat gibi madenler de yoğun olarak çıkarılmakta olup, bunlar özellikle, yazının başında belirttiğim gibi, seramik üretiminde kullanılmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

ÇAN KAPLICASI

İlçe merkezindedir ve Belediye tarafından işletilmektedir. Buradaki konaklama tesisinde, yani otelde: kür tedavisi için havuzlar var. Kaplıca suları: sodyum sülfatlı ve 46 derece sıcaklıktadır. Kaplıca sularının şifalı geldiği rahatsızlıklar: karaciğer, bağırsak, idrar ve safra yolları hastalıkları.

ÇAN-TEPEKÖY KAPLICASI

İlçe merkezine, 16 km. uzaklıkta, Küçüktepe köyündedir. Karaılıca kaplıcaları olarak da bilinmektedir. Kaplıca: muhteşem bir tabiat güzelliğinin ortasında. Kazdağı eteklerinde, ormanlık bir alanda bulunuyor.

Burada: Küçüktepe Köyü Tüzel Kişiliği tarafından işletilen: tesis var. 40 odalı ve 90 yatak kapasiteli tesiste, her odada, kaplıca suyu bulunuyor.

Kaplıcanın suyu: 37-49 derece sıcaklıktadır. Bu suyun muhteviyatı ise: kalsiyum, karbonat, florür ve termominerallidir.

Kaplıca suyunun şifalı olduğu hastalıklar ise şunlardır: bel ve boyun fıtığı, her türlü kireçlenme, cilt hastalıkları, böbrek taşı ve kumlarının dökülmesi, kadın hastalıklarının tedavisi.

Biga tanıtımı.

Yenice tanıtımı.

Edremit tanıtımı.

Çanakkale tanıtımı.

 

Çanakkale Ayvacık

Çanakkale Ayvacık

Ayvacık denilince akla hemen, başkaca birçok özellik söz konusu olmasına rağmen: Asos ve Behramkale gelmektedir. Buraya birkaç kez gittim. Özellikle: Asos, sahil kıyısındaki yapısı ile, gerçekten muhteşem. Hemen kıyıda bulunan restoranlardan, güneşin batışını mutlaka izleyin.

Behramkale de bulunan Athena Tapınağına çıkın ve çevreye yayılan muhteşem deniz manzarasını izleyin. Behramkale de, taş duvarlar ve antik mimari kalıntılar üzerinde dolaşın, dönemin büyüsünü hissedin. Tüm bunların yanında: tarihi gezi merakınız yanında, Asos’ta bulunan taş yapı otellerde, güzel bir tatil geçirmek te mümkün.

Tek sıkıntı: Behramkale ile Asos arasındaki yolun, nispeten dar, virajlı ve eğimli olması, sanırım bu yolda ilerlerken, mümkün olduğu kadar dikkatli araç kullanmak şart.

ULAŞIM

Ayvacık-Çanakkale arasındaki uzaklık: 72 km. Ayvacık-Ezine arasındaki uzaklık: 25 km. Ayvacık-Edremit arasındaki uzaklık ise: 70 km. dir. Özellikle: İstanbul ve Trakya bölgesinden gelerek, güneye, Ege bölgesine yolculuk yapanlar, bu bölgeden geçerler.

TARİH

Ayvacık ilçesinin hangi tarihte kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Ancak, ilk çağlardan bu yana, çeşitli kavimler tarafından, bölgenin yerleşim yeri olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir.

Bölgede ilk yaşayan topluluğun: Mysyalılar ve Luviler olduğu, ardından ise Hititler, Lidyalı’lar ve Perslerin bölgede egemen oldukları öğrenilmiştir. MÖ.334 yılında, Büyük İskender bölgede egemen olur. Onun ölümü üzerine, Bergama krallığı,  daha sonra Roma ve Bizans idaresi görülür.

Selçuklu Beylerinden Emir Caka Bey, Oğuz boylarını buraya yerleştirir. Karesi Beyin ölümünden sonra ise, taht kavgalarından yararlanan Osmanlılar, Sultan I. Murat zamanında, Ayvacık bölgesini ele geçirirler. 1876 yılında, ulaşım güçlüğü nedeniyle, Ayvalıoba, bugünkü Ayvacık ilçesinin bulunduğu yere taşınmıştır.

Tarihi süreç içinde, yazılı kaynaklara göre, Ayvacık ile ilgili 1335 yılındaki bilgilere göre: burada Kızılca Tuzla adıyla anılan 15-20 evlik bir yerleşim bulunduğu bilinmektedir. Sonraları, Ayvalı oba adını alan yerleşim, Osmanlı kayıtlarında Biga sancağına bağlı bir kaza merkezi olarak geçer.

1920 yılında yaşanan Yunan işgali, 1922 yılında sona erdirilir. 1926 yılında Ezine ilçesine bağlanan Ayvacık, 1928 yılında ilçe haline getirilir.

İlçe adının temelinde şöyle bir söylenti var. Evet, söylentiye göre: 1514 yılında, bu bölgede yaşayan bir delikanlı, Çaldıran Savaşına katılır. Zaferden sonra, Osmanlı Ordusuyla Azerbaycan’ın başkenti Tebriz’e gider. Tebriz şehrinde, bir han avlusunda dinlenirken, hanın sahibesi olan Tiflisli Ümmühan Hatun ile tanışır.

Ümmühan Hatun, aşırı zengindir ve kocası, askerde iken ölmüştür. Bu genç delikanlıyı, kocasına benzetir ve bu isimsiz delikanlı ile evlenerek oradaki bütün mal varlığını satar ve bu bölgeye, delikanlının memleketine gelir.

Ümmühan Hatun: ilk olarak, çevredeki obaları dolaşır ve burada yaşayanları, Ayvalıoba’da yaşamak üzere davet eder. Böylece: Ayvalıoba köyü, kasaba haline gelir. Ayrıca yanında getirdiği para ile, kendi adını verdiği ve günümüzde de görülmekte olan “Ümmühan Hatun” camisini yaptırır.

Kasabaya su getirtir, hamam yaptırır. Böylece, kasabada rahat bir ortam sağlanır. Bu sırada, Ümmühan hatun, evinin bahçesine diktiği “ayva” ağacının cılız ve cansız kalması üzerine, kasabaya, küçük ayva anlamına gelen “Ayvacık” adını verir.

GENEL

Ayvacık: sırtını antik dönemlerin ünlü dağı İda dağına dayar, yüzünü ise, birçok efsanenin doğuşuna kaynaklık eden Ege denizine dönmüştür. Yeşilin ve mavinin her türlü tonu, bölgede görülebilir. Önemli bir kavşak noktasındadır.

İlçe, coğrafi açıdan nispeten dalgalı olup, dağlar ve tepeler, genellikle büyük çoğunluğu oluşturmaktadır. Yani, düzlükler yalnızca: yüzde 18. İlçe merkezinin denizden yüksekliği: 273 metredir. İlçenin deniz kıyısında, 88 km. lik sahil şeridi bulunmaktadır.

İklim olarak: yörede, Akdeniz ve Karadeniz ikliminin etkileri görülmektedir. İlçe merkezi ve çevresinde, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise don yapmayacak kadar soğuk ve yağışlıdır.

Yöre halkı, oldukça zengin bir kültür yapısına sahiptir. Yörük ve Türkmen köylerinde, kendilerine özgü kültürel farklılıklar yaşanmaya devam etmektedir.

Bölgenin ekonomik etkinlikleri düşünüldüğünde: turizmin yanı sıra, zeytincilik ve zeytinyağı üretimi, halı dokumacılığı, odun kömürü, peynir ve hayvancılık önemli gelir kaynakları arasındadır.

NE YENİR,. NE İÇİLİR

Ayvacık bölgesinde, özellikle Asos yöresinde: hemen deniz kıyısında bulunan restoranlarda, mutlaka deniz ürünleri ve özellikle balık yemelisiniz.

NE SATIN ALINIR

Ayvacık ilçesinde, kök boyama iplerle el dokuma halılar üretilmektedir. İlginizi çekerse, bunlardan satın alabilirsiniz.

Bunun dışında, bölgenin turistik özellikleri nedeniyle, Behramkale bölgesinde, yöresel el sanatları ve yöresel doğal ürünlerin (özellikle: kekik öneriyorum) satıldığını göreceksiniz. Asos’ta ise, el dokuma küçük çantalar-heybeler, bayanlar için ilginç oluyor, hediyelik olarak da düşünülebilir.

GEZİLECEK YERLER

Çanakkale Ayvacık

HÜDAVENDİGAR CAMİSİ

14.yüzyıl sonunda Sultan Murat Hüdavendigar döneminde yapılmıştır. 238 metre yükseklikteki bir tepe üzerinde, muhteşem bir görüntü sergilemektedir. Cami: bir kubbe ve sütunlu bir giriş kapısını da içine alan, dörtgen bir alan üzerine inşa edilmiştir. Osmanlı mimarisinin tipik bir örneğidir. Caminin yapımında: Roma ve Bizans dönemi kalıntıları kullanılmıştır.

Caminin mermer giriş kapısı: Carnelius kilisesinin kapısıdır. Kiliseyi tamir ettiren Skamandros kralının, kapıya yazdırdığı duaya dokunulmamış, ancak haç işaretinin iki kanadı kırılmış ve cami kapısı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Üzerinde haç işareti olan bir kapının, cami kapısı olarak kullanılmış olması ilginç ve etkileyicidir.

Caminin iç dekorasyon resimlerinde de, kadırga resimlerinin kullanılmış olması, daha önce bu tür bir süsleme görülmemesi nedeniyle ilgi çekmektedir. Caminin minaresi yoktur. Tonoz örtülü son cemaat yeri, yanlarda basık kemerlidir.

Çanakkale Ayvacık

ASSOS

Ayvacık ilçesinin en şöhretli yeri, Behram köyünde bulunan “Assos” tur. Büyük Filozof Aristo, yaşamının bir bölümünü burada geçirmiştir. MÖ.347-344 yılları arasında, burada “Felsefe Okulu” kurmuş ve işletmiştir. Amacı: Eflatun’un ünlü eseri Republic (Devlet) de sözünü ettiği, ideal devlet şeklini hayata geçirmekti. Bu amaçla, Atina’dan kalkıp, buraya gelmiştir. Evet, Asos ile ilgili, yine bu sitede ayrıntılı bir yazı örneği var. Oradan, Asos hakkında ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

Asos-Behramkale tanıtımı hakkındaki yazıma ulaşmak için. 

Çanakkale Ayvacık

BEHRAMKALE

Behramkale antik yerleşim yeri hakkında, yine bu sitede ayrıntılı bir yazı örneği var. Behramkale bölgesindeki gezinizden önce, siteden Behramkale arattırıp, ayrıntılı tanıtım yazısı örneğini alabilirsiniz.

BEHRAMKALE KÖPRÜSÜ

Yapılış tarihi net olarak bilinmeyen köprü, 14 yüzyıla tarihlenir. Tuzla çayı üzerindedir. Sivri kemerli olan ve yörenin taşlarıyla inşa edilen köprü, günümüzde kullanılmamaktadır.

Çanakkale Ayvacık

GÜLPINAR-CHRYSE-APOLLO SMİNTHEUS TAPINAĞI 

Bu kalıntılar, İlyada Destanında adı geçen “Apollon Smintheus Tapınağı”, burada yani Gülpınar da bulunmaktadır. Gülpınar, Ayvacık’ın güneybatısında, Bahçeleriçi kesimindedir.

Antik Troas bölgesi sınırları içindeki Chryse antik şehri, bir Aiolia şehridir. Ancak, Apollon Smintheus Tapınağı ile önem kazanmıştır. Bölgede, tapınak dışında, ayrıca Roma ve Bizans yapıları da bulunmaktadır.

Apollon Smintheus kültü, Anadolu kökenli ve Troas bölgesine özgü bir tapınma biçimidir.

Tapınağın yapıldığı Helenistik çağda, yörede suyun bol olması, Apollon kültürünün bir simgesidir. Çünkü: tanrı Apollon, kehanette bulunmak için, her zaman suya ihtiyaç duyar. Tapınağın bu nedenle, bu alanda kurulmuştur.

Tapınak: MÖ.330-30 yılları arasındaki 300 yıllık sürede, İon stilinde yapılmıştır. Troas bölgesinde, tek örnek olarak öne çıkmaktadır. Tapınağın ölçüleri: dar yüzeyler 23 metre, uzun kenarlar ise, 42 metredir. Alt yapısında, üç farklı taş kullanılmıştır. Temel ise, yöreye özgü, tüf  taşından yapılmıştır.

Üzeri ise, çevrede çok görülen, andezit-bazalt taşından yapılmıştır. Temel ve 11 basamağın son kaplaması, mermerdir. Mermer bloklarla döşenen kutsal alan ise, 3 odadan oluşur. Bunlar: kutsal ön oda, kutsal oda ve arka odadır. Kutsal oda da, Paroslu heykeltıraş Skopas’ın yaptığı düşünülen ve 110 cm. lik bacak parçası ele geçen, tanrı Apollon’un heykelinin bulunduğu biliniyor.

Tapınak hakkında antik kaynaklarda bahsedilmektedir. Ayrıca, Helenistik çağ sikkelerinde, tapınak cephesinde duran bir kutsal heykelin, 5 metre uzunluğunda bulunduğu sanılmaktadır. Ünlü Roma İmparatoru Julius Ceaser’ın burayı ziyaret ettiği biliniyor.

Tapınak kalıntıları ve tapınaktan çıkan eserler, burada bulunan müzede sergilenmektedir.

Çanakkale Ayvacık

KÜÇÜKKUYU-ZEUS ALTARI

Beldeye bağlı, Adatepe köyünün üst tarafında, Gargaran tepesinde bir mağara bulunuyor. Gargaran Tepesi; eski Yunan kültürüne göre, tanrılarına kurbanlar sunmak üzere yapılmış bulunan Zeus Altarı’na ev sahipliği yapmaktadır. Eski Yunanlılar; savaşta galip gelmek, kuraklıktan, hastalıktan kurtulmak, bereketli ürün alabilmek, felaketlerden korunmak için tanrılara kurban vermeyi adet haline getirmişlerdi.

İşte, bu alışkanlığın uygulandığı bir yer. Mağaranın ön tarafı, diklemesine uçurum. Taş duvarlarla örülen küçük odaya kadar olan bölümde bir su sarnıcı var. Sarnıca inen taş merdiven, günümüzde yıkılmıştır. Homeros, İlyada destanında, Zeus Atlarından söz etmektedir. “Hera, dosdoğru yürüdü Gargaran doruğuna. İda’nın en yüksek tepesiydi bu. Bulutları devşiren Zeus, onu gördü. Görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını ve Hera, Zeus’un dokuz eşinin birincisi oldu”.

Çanakkale Ayvacık

ADATEPE KÖYÜ

Bu köy: Türk ve Rum kültürünün bir arada uzun yıllar yaşadığı bir yer olarak öne çıkıyor. Deniz kenarında değil de, dağlara, daha güvenli yerlere yerleşmek düşüncesindeki insanlar tarafından kurulmuştur. Köydeki Rum ve Türk yerleşim yerleri, Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınmıştır.

Bu konutlar, orijinal taş yapılarıyla, yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Köyün yerli halkı, büyük yerleşim yerlerine göç ederken, büyük yerleşim yerlerinden gelen bir kısım insanlar, Adatepe köyünde yaşamaya başlamışlardır.

Çanakkale Ayvacık

KÜÇÜK ÇETMİ KÖYÜ-AFRODİT KAPLICASI

Küçük Çetmi köyünde bulunmaktadır. Adını, mitolojideki güzellik tanrıçası Afroditten almaktadır. Kaplıcanın tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmez, ancak Cenevizliler zamanında onarıldığı bilinmektedir. İlyada Destanına göre: Zeus, hastalanan güzellik tanrıçası Afrodit’i yanından uzaklaştırır.

Afrodit: İda dağında, bir mağaraya konur. Bu mağarada: 42 derece sıcaklıkta çıkan suda yıkanan Afrodit, eski güzelliğine ve sağlığına kavuşur. Ancak, Zeus’un yanına bir daha dönemez.

O zamandan, günümüze kadar, bu söylenti sonucu, güzelleşmek ve iyileşmek isteyenler, bu kaplıcanın sularına girerler. Zamanınız varsa, sizde değerlendirebilirsiniz.

Çanakkale Ayvacık

SİVRİCE-SOKAK AĞZI

Ayvacık ilçesinde, deniz kıyısındaki bir bölgedir. Burada bulunan dalgıç kulüpleri: kursiyerlerini eğitmektedirler. Ülkemizin gizli cennetlerinden biridir. Son yıllarda özellikle soft turizm konusunda, öne çıkmaktadır.

Çanakkale Ayvacık

BABAKALE

Asya kıtasının en uç noktasıdır. Assos bölgesine, 17 km. ve Küçükkuyu bölgesine ise, 25 km. uzaklıktadır.

Gözden uzak, muhteşem sakin ve dinlendirici, tertemiz havasıyla öne çıkan minik bir yerleşim yeri. Evet, Babakale bir balıkçı köyüdür.

Geçmişi ise, 1723 yılına kadar gidiyor. Bu tarihte kurulan Babakale, görkemli kalesi, antik su yolları, camisi, hamamı, çeşme ve ulu çınar ağacı ile, ziyaretçilerinin, tarih içinde, zamanda yolculuk yapmasını sağlıyor.

Çanakkale Ayvacık

Babakale’nin yine geçmişini izlemek, belki ilginizi çekebilir. Şöyle ki: bir gün, Osmanlı sultanı III. Ahmet, deniz seferinden dönerken, kötü hava nedeniyle, buradaki köye sığınır. Halk: Padişahın çevresini sarar ve korsan saldırılarından bıkıp-usandıklarını söylerler. Padişah, veziri İbrahim Paşa’ya talimat vererek, bir ferman çıkarılır.

Bu fermana göre: ülkenin bütünündeki mahkumların, Babakale’de çalışmalarından sonra, serbest bırakılacakları vaat edilir. Daha sonra, mahkumlar bölgeye gelirler. Bölgede: kaleyi yaparlar, çeşmeye su getirmek için, 5 km. künk döşerler ve liman inşaatına başlarlar.

Günümüzde, bu kale, maalesef restorasyon beklemektedir. Hemen karşı kıyıda bulunan Midilli Adasındaki kale ışıklandırılmış görüntüsüyle, muhteşem ilgi çekerken, Babakale’de bulunan kale, maalesef kaderine terk edilmiş görüntüsüyle, görenleri üzüyor.

Kalede, 2000’li yıllarda restorasyon çalışmaları başlamış olmasına rağmen, belli bir onarım yapılamamış. Çeşmeye su getirmişler dedim ya, Osmanlı Donanması, deniz seferlerine çıkarken, bu çeşmeden su alırmış. Alınan bu su, 3 ay gibi uzun sürede, asla bozulmaz ve tazeliğini muhafaza edermiş. Ama, günümüzde bu çeşmenin suyu akmıyor.

Evet, bu arada liman yapılmış dedim ya, bu yapılan liman, elbette arzu edilen gibi olmaz. Özellikle: günümüzdeki gemilerin yükleme yapabilecekleri, balıkçı teknelerinin sığınabilecekleri, turistik yatların barınabilecekleri bir liman olma özelliğini taşımaz.

Yani: uzun yıllara dayalı bir ihmal, günümüzde hala devam etmektedir. O yıllarda liman için atılan taşlar, hala eskisi gibi duruyor. Liman yapılması için çalışmaların yürümediğini öğrendim.

Evet, Babakale ve çevresinin, diğer bir ismi de: akvaryum. Balıkların yumurta bırakmak için, Akdeniz’den Karadeniz’e geçtikleri, geçiş yolu üzerinde bulunması nedeniyle, burada, her türlü balık bulunabiliyor. Özellikle, denizin temiz olması nedeniyle, dalış yaparak balık avlamak ta mümkün.

Ama avlamaktan değil de, yemekten hoşlanıyorsanız, Babakale, tam size göre bir yer. Çünkü, özellikle balık fiyatlarının düşük olması en büyük özellik. Bunun yanında, deniz ürünleri muhteşem şekilde servis ediliyor. Hatta, kırlangıç balığı çorbasını mutlaka tatmanızı öneriyorum.

Burada, günümüze kadar uzanan bir efsane var. Osmanlı donanmasında, adı “peksimet yemez Latif Baba” olarak bilinen denizci ölünce, Babaada Burnuna gömülür. Donanma, ne zaman buradan geçse, uğur getirsin diye, türbenin bulunduğu tarafa, denizciler tarafından peksimet atılırmış.

Evliya Çelebi, ünlü Seyahatnamesinde, bundan söz eder. Günümüzde, mavi yolculuğa çıkanlar da, bu yöreden geçerken, mavi sulara, peksimet atıyorlarmış.

Babakale yöresine gelirseniz, elbette balık ve deniz ürünleri yemelisiniz. Ama, satın alabileceğiniz ilginç bir şeyden söz edeceğim. Bıçak. 1723 yılında kurulan köyde, uzun yıllardır bıçakcılık yapılıyor.

El yapımı bıçakların en büyük özelliği: keskinliği ve balık ayıklamada kullanışlı olması. Tercih ederseniz, satın alabilirsiniz.

Ezine tanıtımı.

Edremit tanıtımı.

Çanakkale tanıtımı.

Gelibolu tanıtımı.

Truva tanıtımı.