Antalya Aksu

Antalya Aksu

Aksu, Antalya Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde bulunan 4 ilçeden birisidir ve Antalya’nın en yeni ilçesidir.

ULAŞIM

Aksu, Antalya arasındaki uzaklık 16 km. dir. Antalya-Alanya karayolunun 15’nci kilometresindedir. İlçe: Antalya Hava alanı ile D-400 karayolu ulaşım ağı içerisinde kalır.

TARİHİ

Yerleşim yeri, bir nahiye iken, 1977 yılında Belde olarak teşkilatlanmıştır. Çünkü: günümüzdeki ilçe merkezinin Antalya-Alanya kara yolu üzerinde bulunması, çevredeki köylerin pazarının burada kurulması, eski Anadolu Öğretmen Okulunun bulunması ve İplik fabrikasının yakında olması gibi nedenlerle, yerleşim yeri hızla büyümüş ve gelişmiştir.

Yerli halk tarafından yerleşim yerinin ismi “Karanlık Sokak” olarak bilinir. Bu konudan biraz söz etmek istiyorum. Aksu yöresi, bir dönem yoksullukla anılıyordu. İlçe halkı 1500 kişilik nüfus toplamının 250 kişisini Çanakkale Savaşında şehit vermiştir. Yani, ilçe halkının altı da biri şehit olmuştur.

Burada bir ayrıntı var. “Köy Enstitüsü” Aksu nahiyesinde kurulmuştur. Çünkü, burada yetişen gençlerin Perge harabelerinin onarımında görev alabilecekleri düşünülmüştür. Böylece öğrencilere tarih bilinci verilecek, ülkenin değerlerine sahip çıkmaları sağlanacaktır. Böylece bu köy enstitüsü, Karanlık Sokağı aydınlatmıştır. İlçe 2008 tarihinde ilçe statüsü kazanmıştır.

Antalya Aksu

GENEL

İlçe ismini doğusundaki Serik ilçesi ile sınır çizen Aksu (eski ismi Kestros) ırmağından alır. Antalya il merkezinin doğusundadır. Düden ve Aksu akarsuları arasında kurulmuştur. Akdeniz kıyısına küçük bir kıyı şeridiyle bağlantılıdır. Denizden yüksekliği 46 metredir. Bölgede Akdeniz iklimi hakimdir, önemli ölçüde turfanda sebzecilik ve narenciye üretimi yapılır. Ekonomik kaynaklar arasında turizm de oldukça etkilidir.

GEZİLECEK YERLER

Antalya Aksu Kundu

KUNDU TURİZM BÖLGESİ

Kundu, Aksu ve Acısu derelerinin arasında kalan bir köydür. Denize 3 km uzaklıktadır. Eskiden bunun 1.5 km lik bölümü ormanlıktı, ancak ormanlık alanda yangın çıkar, orman yanar ve hemen arkasından buraya oteller yapılmaya başlanır.

Antalya bölgesinin konsept otelleri buradadır. Burada faaliyet gösteren belgeli konaklama tesislerinde her yıl binlerce yerli ve yabancı turist kalır. Sahil tarafından yan yana dizilmiş, ultra lüks otellerin karşısında, hala yer yer pamuk tarlaları ve bataklıklar görülür. Otellerin karşısında, bu bataklık alanlara, otel personelinin kalması için çok katlı apartmanlar yapılmıştır.

Ana cadde üzerinde, birçok alışveriş merkezi bulunmaktadır. Ancak bu AVM’lerin sadece yola bakan bölümlerinde dükkanlar vardır ve bu dükkanlarda turistlere yönelik olarak imitasyon tekstil ürünleri satılır.

Antalya Aksu Ağalar Camii

AĞALAR CAMİSİ

1800’lü yılların başında, inşa edilmiştir. Cami: Türkiye’nin sayılı camilerindendir. Çünkü: değişik özelliklere, mimari tekniğe ve malzemelere sahiptir. Perge antik kentinden alınan antik döneme ait üzerinde yazıt bulunan taşlar kullanılarak ve çok iyi bir işçilikle inşa edilmiştir. Yapı 2016 yılında restore edilmiş olup günümüze kadar ayakta kalmayı başarmıştır.

KARAÖZ KÖYÜ AKSU ÇAYI PİKNİK BÖLGESİ

Karaöz beldesi, Antalya il merkezine 40 km uzaklıktadır. Antalya-Isparta karayolu beldenin içinden geçer. Beldenin içinde, Aksu ırmağı çevresinde piknik alanları bulunmaktadır.

Antalya Aksu Kurşunlu Şelalesi

KURŞUNLU ŞELALESİ

Kurşunlu şelalesi hakkında ayrıntılı gezi yazısını yine bu sitede “Kurşunlu Şelalesi” adı altında bulabilirsiniz.

Antalya Kurşunlu Şelalesi tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Antalya Aksu Perge

PERGE-ANTİK TİYATRO KALINTILARI

Pamfilya bölgesinin en ünlü kenti olan Perge hakkında ayrıntılı gezi yazısını yine bu sitede “Aspendos Tiyatrosu” adı altında bulabilirsiniz.

Antalya Perge hakkındaki tanıtım yazım için.

EXPO 2016 FUAR MERKEZİ

Fuar merkezi hakkında ayrıntılı gezi yazısı yine bu sitede “Expo 2016 Fuar Merkezi” adı altında bulabilirsiniz.

Antalya Expo 2016 fuar merkezi tanıtımı hakkındaki yazım için.

 

Antalya Ne Yenir Ne Alınır

Antalya Ne Yenir Ne Alınır

ANTALYA’DA NE YENİR

Antalya Ne Yenir Ne Alınır: Evet; Antalya’da, taratorlu piyaz yemenizi öneriyorum. Kuru fasulye (dikkat, Antalya’nın Çandır Köyünde yetiştirilen, çok küçük bir fasulye türü ile yapılmış olması gerekiyor), tahin, sirke, soğan, sarımsak, yeşilbiber ve limon tuzu ile yapılıyor. Antalya’nın en önemli yemeğidir.

Antalyalılar yemek niyetine, dışarıdan gelenler ise ara yemek yani salata olarak yerler. Kendisine has, tahinli sosu ile muhteşem bir tat. Başka piyazlara benzemez. Sıcak olarak yenildiğinde, tadı daha bir güzel olur. İlk kez yenildiğinde tadı biraz garip gelebilir ama ikinci ve daha sonraki kerelerde, bu muhteşem tada bayılacaksınız.

Sanayi Mahallesindeki Özdoyum’da yada Tekel Binasının hemen arkasındaki Piyazcı Mustafa’da yiyebilirsiniz. Konyaaltı sahilinde, çöp şiş yemeyi de unutmayın sakın. Muhteşem bir tat, beğeneceğiniz kesin.

ANTALYA’DAN NE ALINIR

Antalya’da, yerli ve yabancı turistlerin her türlü ihtiyaçlarını karşılayacak mağazalar var. Antalya; hemen her türlü meyve ve sebzeden yapılan reçelleriyle ünlü. Antalya’ya özgü: greyfurt, limon, portakal, turunç, bergamut, patlıcan, karpuz ve incir reçelleri en gözdeleri.

Aslında; bir firma tarafından; 1914 yılından bu yana, bu reçeller, Antalya’da üretilmekte ve günümüzde dünyanın birçok ülkesine ihraç edilmekte. Toplamda, 27 çeşit reçel üretiliyor. Reçellerin yapımında, yüzde 70 civarında meyve kullanılmakta.

Mutlaka tercihinize göre, reçel alın. Gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınıza hediyelik olarak alabilirsiniz. Önerim; özellikle incir reçeli almanız. Reçel yanında: lokumlar, turşular, bal, pekmez ve tahin gibi gıda maddeleri de satılıyor. Ama, söylediğim gibi, buraya özgü reçel var ve en güzeli (tercih yine de size ait) incir reçeli.
  

Antalya şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için. 

 

Antalya Tarihi Kuruluş Öyküsü

Antalya Tarihi Kuruluş Öyküsü

Antalya, Türkiye’de, bugüne kadar bilinen en eski yerleşimlerin bulunduğu bölgelerden biridir. Şöyle ki; Antalya’ya 20 km. uzaklıkta ve Toros dağlarının Akdeniz’e bakan yamaçlarındaki Karain Mağarasında yapılan kazılarda; Paleolitik yerleşmenin varlığı ortaya çıkarılmıştır. Yani; MÖ.220 bin yılına kadar inilmiştir.

Evet, daha sonra antik çağ. Homeros’un İlyada destanında, bu bölgede, bazı yer isimleri geçmekte. Dolayısı ile, antik çağlarda, Pamphylıa denilen bu bölge; MÖ.1200 yıllarında, bir yerli halkın varlığını ortaya koyuyor.

Bölge; ilk çağlarda, Lidya Krallığının, Persler’in ve Büyük İskender’in egemenliğine girmiş. MÖ.2’nci yüzyılda ise, Pamphylıa’nın batı kesimi olan bu bölge , Bergama Kralı II. Attalos’un eline geçer. Kral II. Attalos;” bana bir yeryüzü cenneti bulun ” diye emir verdiğinde, adamları, kendisine, Anadolu’nun en bereketli coğrafyası üzerindeki burayı gösterirler.

Bunun üzerine, Akdeniz’in batı kıyısında, kendi adı ile anılan (antik çağlarda, kentler, kurucusunun adı ile anılırdı) “Attalıa” kentini, yani bugünkü Antalya şehrini kurar. Attalıa ismi: “Attalos’un yurdu” anlamına gelir.
Arap kaynaklarında, şehrin adı: Antaliye olarak geçer. Türk kaynaklarında şehrin adı olarak ise: Adalya geçer. Şehir; 20’nci yüzyılın başından itibaren ise, Antalya olarak anılmaya başlanır.

Antalya’nın ilk surları; Kral II. Attalos zamanında inşa ettirilir. Ancak: III. Attalosun ölümünden ve Bergama Krallığının sona ermesinden (MÖ.133) sonra; kent, bir süre bağımsız kalır, daha sonra ise korsanlar tarafından ele geçirilir.

Daha sonraki dönemde, kent; MÖ.77 de, Komutan Servilıus Isaurıcus tarafından Roma topraklarına katılır. MÖ.67’de, Pompeıusun donanmasına üs olur. MS.130’da, Roma İmparatoru Hadrıanus’un, Attaleıa’yı ziyaret etmesi, şehrin gelişimini sağlar. Hadrıanus kapısı yaptırılır, surların doğu bölümü onarılır.

Roma imparatorluğundan sonra, MS.4’ncü yüzyılda ise, bölgede, Bizans egemenliği dönemi başlar. Şehir, piskoposluk merkezi olur. 1096 yılında ise; Selçuklu Sultanı I. Rüknettin Süleyman Şah tarafından, şehit fethedilir.1096 yılında haçlı seferleri başlayınca, şehir, Türklerin elinden çıkar.

Antalya Tarihi Kuruluş Öyküsü: Bu dönemde; Selçuklular; kara yolu ticaretini geliştirmeye çalışmaktadırlar ve en önemli hedeflerinde biri de, Akdeniz ticaretini ele geçirmektir. Stratejik öneminin yanı sıra, ticari açıdan da, Anadolu’yu diğer Akdeniz ülkelerine bağlayan bir liman olması nedeniyle, Antalya’yı almalarının gerekliliğine inanırlar. Mısır ve Suriye’den gelen tacirlerin, Antalya’yı geçiş yolu olarak kullanmaları da, onların Antalya’yı ele geçirme yönündeki isteklerini güçlendirir.

Nitekim; 1182 yılında, Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan, Antalya’yı kuşatır, ancak ele geçiremez. Takip eden dönemde, 1207 yılında ise; Selçuklu Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev, yerli halkında yardımı ile, iki aylık kuşatma sonunda, Antalya’yı ele geçirir.

Bunun üzerine: Antalya’ya: kadı, imam, hatip, müezzinler tayin edilir. Kale ve burçları onarılır, silah ve erzak depolanır. Böylelikle; Selçuklulara Akdeniz yolu açılmış olur. Antalya, Avrupa ve Mısır’la yapılan ticaretin merkezi olması yanı sıra, Selçuklu donanmasının da üssü haline gelir.

1212 yılında, Antalya’da yerli halk isyan eder ve yöneticileri öldürür. Bunun üzerine, Selçuklu Sultanı I. İzzettin Keykavuz, 1216 yılında, şehri yeniden ele geçirir.

Hıristiyan ve Müslümanların birlikte yaşama deneyimi, başarısızlıkla sonuçlanınca, güvenliği sağlamak için, şehir ikiye bölünür. Müslümanlarla, Hıristiyanların yaşadıkları mahalleleri birbirinden ayırmak için, iç sur yapılır. Hıristiyanlar şehrin doğusuna, Müslümanlar batısına yerleştirilir. Kentin batısındaki Türk nüfusunun artmasıyla, yeni bir sura gereksinim duyulur.

Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat döneminde, 1225 yılında, daha doğuda, denize doğru, ikinci bir sur yapılır. Böylelikle, şehir, Selçuklu Sultanlarının kışlık merkezi konumuna gelir. Kışları, çoğu zaman, Antalya’da ve 1223 yılında fetih edilen Alanya’da geçirmeye başlarlar. Hıristiyan nüfus ise, kentten ayrılıp, Tarsus ve Mersin çevrelerine yerleşir.

1389 yılında, Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıt; Antalya ve çevresini Osmanlı topraklarına katar. Bu dönemde, surlarda fazla bir değişiklik olmaz. Bazı kapılar açılır, bazıları onarılır. Antalya, birinci dünya savaşına kadar, bir Osmanlı sancağı olarak görülür.

1917-1921 tarihleri arasında, şehir, İtalyanların işgali altında kalır. 1921 yılında ise; Cumhuriyet Hükümeti’ne bağlanır.

Modern şehir; antik yerleşmenin üzerine kurulduğundan, Antalya’da antik çağ kalıntılarına çok az rastlanır.

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk; 1930 tarihinde ilkbaharda, Antalya’ya ilk kez geldiğinde gördüğü; mavi deniz ve ardındaki dağların renk değişimlerini izlerken: ” Antalya, hiç şüphesiz ki Dünyanın en güzel yeridir ” sözünü söyler. Bu söz, halen: şehir girişinde, varyanttan inerken, görülmekte olup, gerek söyleyenin büyüklüğü ve gerekse şehrin büyüsü açısından, önem arz etmektedir.

Antalya şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.