Gölbaşı Karaoğlan Mahallesindedir. Şehir merkezine 25 km uzaklıktadır. Giriş ücretsizdir.
Genel özellikleri:
Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen, Türkiye’nin en büyük tarım temalı park ve rekreasyon alanıdır.
Alan, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından 2021 yılında hizmete açılmıştır.
İnşası yaklaşık 3 ay gibi kısa bir sürede tamamlanmıştır.
Cumhuriyetin 100 yılına özel olarak 3 milyon 500 bin metre karelik alanda yapımı tamamlanan proje, 2023 yılında büyük bir törenle açılmıştır.
Proje bölgesi, 2020 yılına kadar çorak ve işlevsiz bir arazi iken, yeniden üretime kazandırılmıştır.
Doğa ve Yeşil Alanlar:
Alanda 24.500 tane süs bitkisi, 2.200.000 tane peyzaj bitkisi bulunur. Çim alan toplamı 160 bin metre karedir. Lavanta bahçeleri ise 55 bin metre karelik bir alanı kaplar. Lavanta mevsimi Haziran ortasından Temmuz sonuna kadar olan süredir. Bu dönem çiçeklenme dönemidir. Bu dönemde bahçe mor renk ile kaplanıyor ve en yoğun koku bu aylarda hissediliyor. Yaz sonrasında hasat yapılıyor, bu yüzden sonbahar ve kış aylarında görsel etki azalıyor.
Bakap’taki kafelerden biri özellikle “Lavanta Kafe” adını taşıyor.
Alanda 17.500 tane meyve ağacı, aromatik bitkiler bahçesi ve 3 tane ekolojik göl vardır.
Göletler:
Bakap’ta 3 tane ekolojik gölet var. Bunlar doğal göl değil, projenin bir parçası olarak inşa edilmiş yapay/ekolojik göletlerdir. Bu göletler bazen yağmur bendi olarak da kullanılıyormuş, yani muhtemelen yağmur suyu toplama/depolama işlevi de görüyor olabilir.
Spor ve Aktivite:
Alandaki yürüyüş yolu 39 km dir ve bisiklet yolu ise 19 km dir. Ayrıca 12 spor sahası bulunmaktadır.
Konaklama ve Kamp:
18 bin metre karelik çadır kamp alanı, 28 araçlık karavan parkı ve 30 adet glamping ünitesi yani konforlu kamp vardır.
Diğer Tesisler:
Tarım Kütüphanesi, sera, mini hayvanat bahçesi, doğal çocuk oyun alanı, festival alanı, mini go-kart alanı, konferans salonu, at çiftliği, arı hane, tarım akademisi vardır.
Satış Birimleri:
Alanda 2 adet satış birimi ile bir aktar ve bir bakkal bulunuyor. Bunlar üretilen bazı ürünlerin (özellikle aromatik bitkiler, bal, aktar ürünleri gibi) doğrudan ziyaretçilere satıldığı küçük noktalardır. Ancak büyük ölçekli bir üretici pazarı konsepti değildir.
Belediye Kafeteryası:
Belediyeye ait uygun fiyatlı kafeteryalar da vardır. Lavanta Kafe, 2 Meydan kafe, 6 adet genel kafe, ayrıca aktar ve bakkal üniteleri mevcuttur.
Ankara’nın açılım noktası. Ankara büyüdükçe sanırım bu istikamete açılacak, günümüzde Temelli gerçekten Ankara’ya uzak değil, sonuçta büyük şehirde yaşıyoruz ve Temelli, halen Ankara Büyük Şehir Belediyesinin mücavir alan sınırları içine alınmış durumda.
İleri de, sanırım çok daha büyüyüp gelişecek.
ULAŞIM
Temelli-Ankara arası: 57 km. Nereden itibaren?
Armadanın önünden itibaren uzaklık bu. Gerek toplu taşım araçları ve gerekse özel aracınız ile gidebilirsiniz. Yakın olması büyük avantaj. Ama kendi özel aracınız ile gidecekseniz, sakın hız yapmayın, öncelikle bilin ki, trafik ekipleri, bu yolda mutlaka ve mutlaka radar ile kontrol yapıyorlar, yoksa pikniğe giderken, bankaya uğrayıp, yüksek bir meblağ ceza ödemek zorunda kalmayın, yavaş gidin lütfen.
GENEL
Temelli, hiç akla gelmeyecek özellikleri olan bir yer. Ankaralılar, güney ve batıya olan seyahatlerinde, hep bu şirin ilçenin içinden geçerler ve hızla geçilen bu süreçte, buranın özellikleri kimsenin aklına gelmez.
Kısaca, anlatmak istiyorum. Şöyle ki: 1928-1935 yılları arasında, Atatürk, Bulgaristan ve Romanya’dan gelen muhacir Türklerinin buraya yerleşmelerini sağlamıştır.
İlk yapılan evler: gökyüzünden bakılınca, “ay-yıldız” şeklindedir. Türkiye’nin ilk düzenli köyü, Temellidir. Örnek köy: hilal şeklinde gelişmiş parsel dokusu ve merkezindeki yıldız şeklinde bir havuz olarak planlanmıştır. Ancak yıldız biçimli havuz daha sonra yıkılmış ve bu alana bir lojman binası yapılmıştır.
Tüm bunların yanında: hani bizim için gezginlerin düşünceleri önemli diyoruz. Temelli’de, Ankaralılara biraz göl havası tattıracak, büyükçe bir su kaynağı var. Evet: Temelli Göleti.
TEMELLİ GÖLETİ
Hafta sonunu değerlendirmek ve şehir hayatının stresinden uzaklaşmak isteyen Ankaralılar için, gerek yakın ve gerekse büyük bir alan kapsaması bakımından çok uygun.
Burası Türkiye’nin ilk yapay göletidir. Daha önce burası 1990 yılı başlarında doğal bir göldür. Bahar aylarında göl yatağının yola taşması ve trafiği aksatması nedeniyle, gölü besleyen akarsuların yataklarının değiştirilmesi sonucu, doğal göl kurutulmuştur.
Gölün kurutulması sonucu, Temelli çevresinin nemi azalmış, tarımsal alanlarda verim düşmüş, kuşlar bölgeyi terk etmiş ve bazı zararlı böcek ve kemirgenlerin çoğalmasına neden olmuştur. Belediye daha sonra kaybedilen gölün yerine, yolun iki yanındaki büyük iki havuzu yapmıştır.
Evet bu çalışmalar yani göletin yapımına 2000 yılında başlanmıştır. Bugün gölette yaklaşık 500 bin metre küp su bulunmaktadır. Armutçu çayından gölete saniyede 2 metre küp su verilmektedir.
Çevresine 40 bin ağaç dikilmiş olup, gölet, karayolunun her iyi yanında olmak üzere iki parçalıdır.
E-90 karayolunun 2.5 km lik kısmının sağ ve solunu kaplamaktadır.
Gölet 120 bin kişiyi ağırlayacak şekilde planlanan rekreasyon alanıyla, 1500 kişilik piknik alanı, 50 adet kamelya ve 144 adet barbekü, voleybol, basketbol sahaları bulunmaktadır.
Parkın ismi, 2009 yılında “Muhsin Yazıcıoğlu Parkı” olarak değiştirilmiştir.
Tabii gölet denilince akla hemen balık avı geliyor. Göl’de balık avı yasak mı-serbest mi? Tam doğru bilgiye ulaşmak mümkün değil. Ama, en son olarak Ankara’ya dönerken baktım, gölün kıyısında, çok miktarda olta başında bekleyen vardı.
Sanırım: avlanmak serbest. Gölün, bir tanesinde balık avlamak yasak iken, diğer gölet bölümünde balık avlamak serbest olabilir.
Gölde: balık türü olarak kadife ve özellikle de sazan bolca bulunuyor. Ayrıca: birçok kuş türü de bulunmakta. Bunlar: Leylek, Angıt, Yeşilbaş, Bozkaz, Ördek, Kuğu ve adı bilinmeyen bir çok kuşun bu alanda barındığı, göl suyu kıyılarında kamış, saz, peygamber çiçeği ve ılgın bitkilerinin görüldüğü anlatılmakta.
Gölette: tavşandan pekin ördeğine kadar, çeşitli evcil hayvanlarda bulunuyor.
SONUÇ
Ankara’ya yakın olması büyük avantaj. Hani, Mogan gölü var ya, inanın, Temelli gölü, Mogan gölünden daha güzel. Ancak: buranın çevresinde Mogan’da olduğu gibi tesis yani restoran, kafeterya benzeri tesisler yok. Buraya giderken, yanınızda mutlaka yiyeceklerinizi hazır götürmeniz gerek.
Kamelyalar ve barbeküleri kullanarak, güzel bir mangal keyfi yapabilirsiniz. Göl suyunun ve havanın serinliğini hissedebilirsiniz. Mutlaka zaman ayırın. Bir gün gidip, bu güzelliği bir denemenizi öneriyorum. Balık avı merakınız varsa, gerekli teçhizatı yanınızda götürmeyi unutmayın, deneme fırsatınız olabilir.
Ankaralılar, bir tatil gününüzde: güzel bir göl kıyısında, güzel ve düzenli yerleşim yerleri olan bir yerde: piknik yapmak, temiz hava almak, değişik bir ortamda bir süre yaşamak isterseniz, işte sizin için ideal güzellikte bir yer.
Gidin Temelli’ye, göl kıyısında, rekreasyon alanında, kamelyalarda oturun, mangal yakın, çayınızı yudumlayın, bir şeyler atıştırın, o güzel manzarayı seyredin, inanın güzel bir gün geçireceksiniz.
Evet, her vatandaşımızın özellikle öğrencilerin, çocukların mutlaka görmesi gereken bir yer. Atatürk’ün söylediği gibi “Türk’ün makus talihinin sona erdiği” bir yer.
Bugün bu topraklar üzerinde: özgür ve hür yaşayabiliyorsak, bunun hangi şartlarda sağlandığını mutlaka bilmemiz lazım. Biliyorsak da, görmemiz gerek, işte görmek kelimesi, burada canlanıyor, Dua tepe, mutlaka görmelisiniz.
Ankara’da; okul öğrencilerinin gerek Sakarya ve gerekse Kurtuluş Savaşının geçtiği yerler hakkında bilgilendirilmeleri için, götürülebilecekleri en yakın ve en uygun yer.
Çünkü; burada gerçekten savaş yaşanmış olması ve tepenin ulaşım sorununun bulunmaması ve o günleri anımsatan çeşitli anıt ve heykellerin bulunması, Duatepe’yi ilginç ve gidilmesi, gezilmesi gereken bir yer haline getiriyor.
Askeri yetkililer buraya bir bekçi görevlendirmişler. Keşke; buralarda yaşananları olduğu gibi anlatabilecek bir rehber de görevlendirseler. Gelen kafileler için; kesinlikle çok güzel bir uygulama olur.
Çünkü: insanlar buraya, tepenin üstüne çıkıp çevreyi seyretmeye veya tepenin üstündeki heykelleri görmeye gelmiyorlar. Buraya geliş amacının temelinde; burada yaşananlar var, ama yaşananları bilen kimse olmayınca, gelen grupların bilmesi mümkün mü?
Gerek okul bazında ve gerekse Bakanlık düzeyindeki yetkililer tarafından; özellikle, Ankara ve çevresindeki okul öğrencilerin ; ulusal bilincin geliştirilmesi açısından, buraya götürmesi ve burada yaşananları anlatılması, buranın havasını teneffüs etmelerinin sağlanmasını; kendi adıma, özellikle rica ediyorum.
Evet, biz Duatepe’yi anlatmaya devam edelim. Polatlı’nın 15 km. uzağındadır. Ankara-Eskişehir kara yolundan, Polatlı’yı geçtikten sonra, tabela ile gösterilen yola girilerek de gidilebilir.
Asfalt ve güzel, temiz, bakımlı bir yol. Zaten, anladığım kadarı ile, Genelkurmay Başkanlığınca, buranın bakımı için her türlü gayret gösterilmekte. Pırıl pırıl ve tertemiz bir yer.
TARİHSEL SÜREÇTEKİ ÖNEMİ
Ankara Polatlı Duatepe; 22 gün süren Sakarya Savaşı sırasında: 21 Ağustos 1921 günü, dua tepe düşman tarafından ele geçirilir.
Duatepe’nin kaybedilmesi, düşmanın Ankara’ya sadece 40 km. yaklaşmış olması açısından önemlidir. Yunanlılar, saldırıya başlamadan önce, 5 Eylül’de Ankara’da buluşalım diye gazetecilere ve İngilizlere randevu verirler. Randevu günü, Ankara’yı güneybatıdan çevreleyen Polatlı ve Haymana önlerine takılıp kalırlar ve kurtulma çareleri aramaya başlarlar.
Yunan Alayı tarafından savunulan tepe, 10 Eylül 1921 sabahı yapılan karşı saldırı ile 38’nci Alay tarafından geri alınır.
Tepenin alınması için 81 Türk askeri şehit olmuştur.
Büyük Taarruz öncesinde, düşmandan alınan ilk tepe olması açısından önem taşır. Buranın: Sakarya Meydan Muharebesi içinde, moral ve stratejik anlamda özel bir yeri vardır.
Türk karşı taarruzunda düşmandan geri alınan ilk yerdir. Yani, Viyana önlerinde başlayan geri çekilme, 238 yıl sonra burada bitmiştir.
Ayrıca, Dua tepe: Mustafa Kemal Paşa’nın, Gazi Tepe’de atından düşmesi sonucu kaburga kemikleri kırılmasına rağmen, görevini ısrarla sürdürdüğü ve bu nedenle Türk’ün azim ve kararlılığının simgesi olmuştur.
Duatepe’nin alınmasından 2 gün sonra cepheyi incelerden atından düşen Atatürk, kısa bir baygınlık geçirir, ardından “Benim kaburgam nasıl kırıldıysa, düşmanın direnci de öyle kırılacaktır” demiştir. Tedavisin yapan doktorun önerisine rağmen, Ankara ile Polatlı arasında mekik dokumaya devam etmiş, kırık kaburga ile nefes almak bile zorken, Duatepe’de oturarak savaşı yönetmiştir.
Büyük Türk yazarı; Halide Edip Adıvar’ın; ” Türk’ün Ateşle İmtihanı ” adlı eserinde; dua tepenin alınışını şöyle anlatır. ” Mustafa Kemal Paşanın, muharebeyi idare ettiği siperlere girdiğimde, gelin hanımefendi, harp ediyoruz, dua tepeye hücum ediyoruz” dedi.
Biraz sonra, dua tepe alınmıştı. Üstünde, tek bir Türk askerinin, güneşin batışında, elinde bayrakla, ayakta durduğunu gördüm. İşte o an ; TÜRK’ÜN MAKUS TALİHİNİN, ARTIK DEĞİŞTİĞİNİ hissettim.”
DUA TEPE ANITI
Ankara Polatlı Duatepe; Güzel, bakımlı ve asfalt bir yoldan, dönerek ve yukarı doğru çıkıyorsunuz. Tepeye vardığınızda, tüm Polatlı ve bölge, ayaklar altında. Muhteşem bir manzara sizi bekliyor.
Ayrıca: buranın alınması için yaşananlar ve verilen şehitlerimizin hatırası sanki hala canlı. Doğrudan karşınızda, simsiyah bir dağ göreceksiniz, burası: kara dağ. Tüm bunlar, tüm bölge, gerçekten; Türk’ün kahramanlıklarına ve fedakarlıklarına şahitlik etmiş, birçok şehidin verildiği yerler. O anki kahramanlıkları ve atalarımızın bizlere miras bırakmak için canlarını düşünmeden feda ettikleri bu toprakları görelim ki, bu toprakların değerini daha iyi anlayabilelim.
Duatepe de: Ekim 1999 tarihinde başlayan çalışmalar, bölgeye 20 bin ağaç dikilmiş ve anıt tamamlanarak 12 Eylül 2000 tarihinde ziyarete açılmıştır.
Duatepe de bulunan anıtların ve heykellerin yaratıcısı; Devlet Sanatçısı Heykeltıraş Metin Yurdanur.
Anıt; simgesel olarak, Anadolu halkının, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde, yüzyılların geri çekilişini tersine çevirerek, dua tepe de coşkun ırmak gibi zaferlere ve uygarlığa koşmasını tasvir ediyor. Anıt duvarlarında ise, dua tepede şehit olan 81 kişinin bilgileri, pirinç harfler ile yazılı.
Mustafa Kemal Paşa’nın, şahlanan atı üzerindeki figür, Türk milletinin önderi olmaktan duyduğu gurur ve mutluluğu ifade etmekte.
Geri planda bulunan: Atatürk, İnönü ve Fevzi Çakmak heykelleri ise: emir-komuta birliğini ifade eder. Halide Edip Adıvar’ın heykeli ise: Türk kadınının, Kurtuluş Savaşına olan katkısını anlatır.
Atatürk ve yaverinin (Salih Bozok), dürbünle ovayı izledikleri hali ise, birazdan kazanılacak zaferi ve ardından gelecek bağımsızlığı umutla bekleyen Türk ulusunu ifade eder.
Anıtta bulunan iki bayraktan biri, burayı ele geçiren 38’ncu Alayın sancağını, diğeri ise Türk Bayrağını sembolize ediyor.
Anıtta yanan meşale: tüm şehitleri temsil eder.
Evet; dua tepe, işte böyle. Gerçekten, olayın tarihi sürecini inceleyince, Türk’ün makus ve kötü talihinin tersine döndüğü bir yer olarak burayı değerlendirmek mümkün.
Çünkü; aksi olsaydı, sanırım bugün Yunan işgali, Ankara’ya kadar ve hatta Anadolu’nun birçok yerine kadar ilerleyecek ve kesinlikle, şu an sahip olduğumuz başta özgürlüğümüz olmak üzere, birçok hakkımız, hukukumuz var olmayacaktır.
Dua tepeyi ziyaret etmeli ve bizlerin bu günlere ulaşmamızı sağlamak için canını veren, kanını döken atalarımızı, şehitlerimizi rahmetle anmalıyız.