Ankara’nın açılım noktası. Ankara büyüdükçe sanırım bu istikamete açılacak, günümüzde Temelli gerçekten Ankara’ya uzak değil, sonuçta büyük şehirde yaşıyoruz ve Temelli, halen Ankara Büyük Şehir Belediyesinin mücavir alan sınırları içine alınmış durumda.
İleri de, sanırım çok daha büyüyüp gelişecek.
ULAŞIM
Temelli-Ankara arası: 57 km. Nereden itibaren?
Armadanın önünden itibaren uzaklık bu. Gerek toplu taşım araçları ve gerekse özel aracınız ile gidebilirsiniz. Yakın olması büyük avantaj. Ama kendi özel aracınız ile gidecekseniz, sakın hız yapmayın, öncelikle bilin ki, trafik ekipleri, bu yolda mutlaka ve mutlaka radar ile kontrol yapıyorlar, yoksa pikniğe giderken, bankaya uğrayıp, yüksek bir meblağ ceza ödemek zorunda kalmayın, yavaş gidin lütfen.
GENEL
Temelli, hiç akla gelmeyecek özellikleri olan bir yer. Ankaralılar, güney ve batıya olan seyahatlerinde, hep bu şirin ilçenin içinden geçerler ve hızla geçilen bu süreçte, buranın özellikleri kimsenin aklına gelmez.
Kısaca, anlatmak istiyorum. Şöyle ki: 1928-1935 yılları arasında, Atatürk, Bulgaristan ve Romanya’dan gelen muhacir Türklerinin buraya yerleşmelerini sağlamıştır.
İlk yapılan evler: gökyüzünden bakılınca, “ay-yıldız” şeklindedir. Türkiye’nin ilk düzenli köyü, Temellidir. Örnek köy: hilal şeklinde gelişmiş parsel dokusu ve merkezindeki yıldız şeklinde bir havuz olarak planlanmıştır. Ancak yıldız biçimli havuz daha sonra yıkılmış ve bu alana bir lojman binası yapılmıştır.
Tüm bunların yanında: hani bizim için gezginlerin düşünceleri önemli diyoruz. Temelli’de, Ankaralılara biraz göl havası tattıracak, büyükçe bir su kaynağı var. Evet: Temelli Göleti.
TEMELLİ GÖLETİ
Hafta sonunu değerlendirmek ve şehir hayatının stresinden uzaklaşmak isteyen Ankaralılar için, gerek yakın ve gerekse büyük bir alan kapsaması bakımından çok uygun.
Burası Türkiye’nin ilk yapay göletidir. Daha önce burası 1990 yılı başlarında doğal bir göldür. Bahar aylarında göl yatağının yola taşması ve trafiği aksatması nedeniyle, gölü besleyen akarsuların yataklarının değiştirilmesi sonucu, doğal göl kurutulmuştur.
Gölün kurutulması sonucu, Temelli çevresinin nemi azalmış, tarımsal alanlarda verim düşmüş, kuşlar bölgeyi terk etmiş ve bazı zararlı böcek ve kemirgenlerin çoğalmasına neden olmuştur. Belediye daha sonra kaybedilen gölün yerine, yolun iki yanındaki büyük iki havuzu yapmıştır.
Evet bu çalışmalar yani göletin yapımına 2000 yılında başlanmıştır. Bugün gölette yaklaşık 500 bin metre küp su bulunmaktadır. Armutçu çayından gölete saniyede 2 metre küp su verilmektedir.
Çevresine 40 bin ağaç dikilmiş olup, gölet, karayolunun her iyi yanında olmak üzere iki parçalıdır.
E-90 karayolunun 2.5 km lik kısmının sağ ve solunu kaplamaktadır.
Gölet 120 bin kişiyi ağırlayacak şekilde planlanan rekreasyon alanıyla, 1500 kişilik piknik alanı, 50 adet kamelya ve 144 adet barbekü, voleybol, basketbol sahaları bulunmaktadır.
Parkın ismi, 2009 yılında “Muhsin Yazıcıoğlu Parkı” olarak değiştirilmiştir.
Tabii gölet denilince akla hemen balık avı geliyor. Göl’de balık avı yasak mı-serbest mi? Tam doğru bilgiye ulaşmak mümkün değil. Ama, en son olarak Ankara’ya dönerken baktım, gölün kıyısında, çok miktarda olta başında bekleyen vardı.
Sanırım: avlanmak serbest. Gölün, bir tanesinde balık avlamak yasak iken, diğer gölet bölümünde balık avlamak serbest olabilir.
Gölde: balık türü olarak kadife ve özellikle de sazan bolca bulunuyor. Ayrıca: birçok kuş türü de bulunmakta. Bunlar: Leylek, Angıt, Yeşilbaş, Bozkaz, Ördek, Kuğu ve adı bilinmeyen bir çok kuşun bu alanda barındığı, göl suyu kıyılarında kamış, saz, peygamber çiçeği ve ılgın bitkilerinin görüldüğü anlatılmakta.
Gölette: tavşandan pekin ördeğine kadar, çeşitli evcil hayvanlarda bulunuyor.
SONUÇ
Ankara’ya yakın olması büyük avantaj. Hani, Mogan gölü var ya, inanın, Temelli gölü, Mogan gölünden daha güzel. Ancak: buranın çevresinde Mogan’da olduğu gibi tesis yani restoran, kafeterya benzeri tesisler yok. Buraya giderken, yanınızda mutlaka yiyeceklerinizi hazır götürmeniz gerek.
Kamelyalar ve barbeküleri kullanarak, güzel bir mangal keyfi yapabilirsiniz. Göl suyunun ve havanın serinliğini hissedebilirsiniz. Mutlaka zaman ayırın. Bir gün gidip, bu güzelliği bir denemenizi öneriyorum. Balık avı merakınız varsa, gerekli teçhizatı yanınızda götürmeyi unutmayın, deneme fırsatınız olabilir.
Ankaralılar, bir tatil gününüzde: güzel bir göl kıyısında, güzel ve düzenli yerleşim yerleri olan bir yerde: piknik yapmak, temiz hava almak, değişik bir ortamda bir süre yaşamak isterseniz, işte sizin için ideal güzellikte bir yer.
Gidin Temelli’ye, göl kıyısında, rekreasyon alanında, kamelyalarda oturun, mangal yakın, çayınızı yudumlayın, bir şeyler atıştırın, o güzel manzarayı seyredin, inanın güzel bir gün geçireceksiniz.
Evet, her vatandaşımızın özellikle öğrencilerin, çocukların mutlaka görmesi gereken bir yer. Atatürk’ün söylediği gibi “Türk’ün makus talihinin sona erdiği” bir yer.
Bugün bu topraklar üzerinde: özgür ve hür yaşayabiliyorsak, bunun hangi şartlarda sağlandığını mutlaka bilmemiz lazım. Biliyorsak da, görmemiz gerek, işte görmek kelimesi, burada canlanıyor, Dua tepe, mutlaka görmelisiniz.
Ankara’da; okul öğrencilerinin gerek Sakarya ve gerekse Kurtuluş Savaşının geçtiği yerler hakkında bilgilendirilmeleri için, götürülebilecekleri en yakın ve en uygun yer.
Çünkü; burada gerçekten savaş yaşanmış olması ve tepenin ulaşım sorununun bulunmaması ve o günleri anımsatan çeşitli anıt ve heykellerin bulunması, Duatepe’yi ilginç ve gidilmesi, gezilmesi gereken bir yer haline getiriyor.
Askeri yetkililer buraya bir bekçi görevlendirmişler. Keşke; buralarda yaşananları olduğu gibi anlatabilecek bir rehber de görevlendirseler. Gelen kafileler için; kesinlikle çok güzel bir uygulama olur.
Çünkü: insanlar buraya, tepenin üstüne çıkıp çevreyi seyretmeye veya tepenin üstündeki heykelleri görmeye gelmiyorlar. Buraya geliş amacının temelinde; burada yaşananlar var, ama yaşananları bilen kimse olmayınca, gelen grupların bilmesi mümkün mü?
Gerek okul bazında ve gerekse Bakanlık düzeyindeki yetkililer tarafından; özellikle, Ankara ve çevresindeki okul öğrencilerin ; ulusal bilincin geliştirilmesi açısından, buraya götürmesi ve burada yaşananları anlatılması, buranın havasını teneffüs etmelerinin sağlanmasını; kendi adıma, özellikle rica ediyorum.
Evet, biz Duatepe’yi anlatmaya devam edelim. Polatlı’nın 15 km. uzağındadır. Ankara-Eskişehir kara yolundan, Polatlı’yı geçtikten sonra, tabela ile gösterilen yola girilerek de gidilebilir.
Asfalt ve güzel, temiz, bakımlı bir yol. Zaten, anladığım kadarı ile, Genelkurmay Başkanlığınca, buranın bakımı için her türlü gayret gösterilmekte. Pırıl pırıl ve tertemiz bir yer.
TARİHSEL SÜREÇTEKİ ÖNEMİ
Ankara Polatlı Duatepe; 22 gün süren Sakarya Savaşı sırasında: 21 Ağustos 1921 günü, dua tepe düşman tarafından ele geçirilir.
Duatepe’nin kaybedilmesi, düşmanın Ankara’ya sadece 40 km. yaklaşmış olması açısından önemlidir. Yunanlılar, saldırıya başlamadan önce, 5 Eylül’de Ankara’da buluşalım diye gazetecilere ve İngilizlere randevu verirler. Randevu günü, Ankara’yı güneybatıdan çevreleyen Polatlı ve Haymana önlerine takılıp kalırlar ve kurtulma çareleri aramaya başlarlar.
Yunan Alayı tarafından savunulan tepe, 10 Eylül 1921 sabahı yapılan karşı saldırı ile 38’nci Alay tarafından geri alınır.
Tepenin alınması için 81 Türk askeri şehit olmuştur.
Büyük Taarruz öncesinde, düşmandan alınan ilk tepe olması açısından önem taşır. Buranın: Sakarya Meydan Muharebesi içinde, moral ve stratejik anlamda özel bir yeri vardır.
Türk karşı taarruzunda düşmandan geri alınan ilk yerdir. Yani, Viyana önlerinde başlayan geri çekilme, 238 yıl sonra burada bitmiştir.
Ayrıca, Dua tepe: Mustafa Kemal Paşa’nın, Gazi Tepe’de atından düşmesi sonucu kaburga kemikleri kırılmasına rağmen, görevini ısrarla sürdürdüğü ve bu nedenle Türk’ün azim ve kararlılığının simgesi olmuştur.
Duatepe’nin alınmasından 2 gün sonra cepheyi incelerden atından düşen Atatürk, kısa bir baygınlık geçirir, ardından “Benim kaburgam nasıl kırıldıysa, düşmanın direnci de öyle kırılacaktır” demiştir. Tedavisin yapan doktorun önerisine rağmen, Ankara ile Polatlı arasında mekik dokumaya devam etmiş, kırık kaburga ile nefes almak bile zorken, Duatepe’de oturarak savaşı yönetmiştir.
Büyük Türk yazarı; Halide Edip Adıvar’ın; ” Türk’ün Ateşle İmtihanı ” adlı eserinde; dua tepenin alınışını şöyle anlatır. ” Mustafa Kemal Paşanın, muharebeyi idare ettiği siperlere girdiğimde, gelin hanımefendi, harp ediyoruz, dua tepeye hücum ediyoruz” dedi.
Biraz sonra, dua tepe alınmıştı. Üstünde, tek bir Türk askerinin, güneşin batışında, elinde bayrakla, ayakta durduğunu gördüm. İşte o an ; TÜRK’ÜN MAKUS TALİHİNİN, ARTIK DEĞİŞTİĞİNİ hissettim.”
DUA TEPE ANITI
Ankara Polatlı Duatepe; Güzel, bakımlı ve asfalt bir yoldan, dönerek ve yukarı doğru çıkıyorsunuz. Tepeye vardığınızda, tüm Polatlı ve bölge, ayaklar altında. Muhteşem bir manzara sizi bekliyor.
Ayrıca: buranın alınması için yaşananlar ve verilen şehitlerimizin hatırası sanki hala canlı. Doğrudan karşınızda, simsiyah bir dağ göreceksiniz, burası: kara dağ. Tüm bunlar, tüm bölge, gerçekten; Türk’ün kahramanlıklarına ve fedakarlıklarına şahitlik etmiş, birçok şehidin verildiği yerler. O anki kahramanlıkları ve atalarımızın bizlere miras bırakmak için canlarını düşünmeden feda ettikleri bu toprakları görelim ki, bu toprakların değerini daha iyi anlayabilelim.
Duatepe de: Ekim 1999 tarihinde başlayan çalışmalar, bölgeye 20 bin ağaç dikilmiş ve anıt tamamlanarak 12 Eylül 2000 tarihinde ziyarete açılmıştır.
Duatepe de bulunan anıtların ve heykellerin yaratıcısı; Devlet Sanatçısı Heykeltıraş Metin Yurdanur.
Anıt; simgesel olarak, Anadolu halkının, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde, yüzyılların geri çekilişini tersine çevirerek, dua tepe de coşkun ırmak gibi zaferlere ve uygarlığa koşmasını tasvir ediyor. Anıt duvarlarında ise, dua tepede şehit olan 81 kişinin bilgileri, pirinç harfler ile yazılı.
Mustafa Kemal Paşa’nın, şahlanan atı üzerindeki figür, Türk milletinin önderi olmaktan duyduğu gurur ve mutluluğu ifade etmekte.
Geri planda bulunan: Atatürk, İnönü ve Fevzi Çakmak heykelleri ise: emir-komuta birliğini ifade eder. Halide Edip Adıvar’ın heykeli ise: Türk kadınının, Kurtuluş Savaşına olan katkısını anlatır.
Atatürk ve yaverinin (Salih Bozok), dürbünle ovayı izledikleri hali ise, birazdan kazanılacak zaferi ve ardından gelecek bağımsızlığı umutla bekleyen Türk ulusunu ifade eder.
Anıtta bulunan iki bayraktan biri, burayı ele geçiren 38’ncu Alayın sancağını, diğeri ise Türk Bayrağını sembolize ediyor.
Anıtta yanan meşale: tüm şehitleri temsil eder.
Evet; dua tepe, işte böyle. Gerçekten, olayın tarihi sürecini inceleyince, Türk’ün makus ve kötü talihinin tersine döndüğü bir yer olarak burayı değerlendirmek mümkün.
Çünkü; aksi olsaydı, sanırım bugün Yunan işgali, Ankara’ya kadar ve hatta Anadolu’nun birçok yerine kadar ilerleyecek ve kesinlikle, şu an sahip olduğumuz başta özgürlüğümüz olmak üzere, birçok hakkımız, hukukumuz var olmayacaktır.
Dua tepeyi ziyaret etmeli ve bizlerin bu günlere ulaşmamızı sağlamak için canını veren, kanını döken atalarımızı, şehitlerimizi rahmetle anmalıyız.
Ankara Polatlı Kurtuluş Anıtları Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk Sakarya Savaşında
Ankara Polatlı Kurtuluş Anıtları: Ankara’dan hareket ettiğinizde, yaklaşık 90 dakika bile olmadan, Polatlı ilçesine varılıyor ve bu şirin-büyük ilçemizin hemen merkezinde: çok uzaklardan bile görülebilen, Sakarya Şehitler Anıtı bulunuyor.
Binlerce yıl önce: Anadolu’nun tam merkezinde; Frigyalılar tarafından kurulan başkent Gordion; günümüzde, Polatlı’nın ilçe sınırları dahilinde kalıyor. Ama: çok eski tarihlerde yaşanan bu büyük uygarlık yanında, bu topraklar: yakın geçmişte, bugün büyük bir onur ve gururla sahiplendiğimiz ve yaşadığımız: Türkiye Cumhuriyeti ülkemizin de, düşman işgalinden kurtarılmasında dönüm noktası olmuş bir yer.
Evet: Kurtuluş Savaşımızın, en büyük mücadelelerinden olan: Sakarya Savaşı, bu topraklar üzerinde yaşanmış. Binlerce şehit kanı ile ıslanmış ve büyük mücadeleler sonucu düşmana önce dur denilmiş ve daha sonra ise, yapılan saldırılar ile, kaçmasına neden olunmuş topraklar.
Tüm bunların anısını yaşatmak ve gelecek nesillere, bunları hatırlatmak için; Polatlı’da: görülmesi gereken: 3 yer var. Bunlar: Alagöz Karargah Müzesi, Malıköy Demir yolu İstasyonu ve Sakarya Şehitleri Anıtı.
Ancak, öncelikle Sakarya Meydan Muharebesi hakkında sizlere kısa bilgi vermek istiyorum.
SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ
Sakarya Meydan Muharebesi, 23 Ağustos ile 13 Eylül 1921 tarihleri arasında Polatlı ve Haymana ilçelerinin sınırları içinde kalan Sakarya nehrinin doğu yakasında, 100 km uzunluğundaki bir cephe üzerinde yapılmıştır.
Kurtuluş savaşının dönüm noktasıdır. Savaş, Yunan ordusunun Sakarya nehri mevzilerine yönelik ileri harekatıyla başlar. Sakarya nehrinin doğusuna geçerek buradaki Türk mevzilerine taarruzu ve güneyden kuşatma teşebbüsü ile devam eder.
Savaşın ilk günlerinde, kötü gidişat üzerine, Mustafa Kemal Paşa: “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaş kanı ile ıslanmadıkça terk olunamaz” sözleri bu topraklarda hayat bulmuştur.
Bu emri izleyen günlerde, savunma hattımız yer yer kırılsa da, bazı kısımlar geri çekilerek, hemen yeniden mevzilenirler. Bu başarılı taktik ile, Yunan ordusu durdurulur ve savaş kazanılır.
Sakarya Meydan Muharebesi, 1683 yılında Viyana kapılarında başlayarak Anadolu’ya kadar uzanan 238 yıllık geri çekilmenin sonucudur. Sakarya Meydan Muharebesindeki kayıplarımız: 1389 Subay ve 32,265 erdir.
Ankara Polatlı Kurtuluş Anıtları Malıköy Demir yolu İstasyonu
MALIKÖY DEMİR YOLU İSTASYONU
Demir yolu istasyonu: Mustafa Kemal’in karargah olarak kullandığı: Alagöz’e 10 km. uzaklıktadır. Sakarya Savaşlarında: ordumuzun: iaşesiz ve cephanesiz kalmaması için: savaşın yapıldığı bu bölgelerin çok uzaklarından, geri bölgelerden: buralara gerek yiyecek ve gerekse cephane ikmali yapılması gerekiyordu. Bu ikmalin en önemli noktası olarak ise: Malıköy Demiryolu istasyonu kullanılmıştır.
Ankara Polatlı Kurtuluş Anıtları Malıköy Demir yolu İstasyonu
Yani: burası: Sakarya çatışmalarında: mühimmat deposu, lojistik ikmal sağlayan indirme ve bindirme istasyonu, hayvan reviri ve istasyon yakınlarındaki alan ise: hava üssü olarak kullanılmıştır.
Ordunun ihtiyacı olan her şey: Ankara’dan Malıköy Demir yolu istasyonuna gönderiliyordu. Demir yolu olmasaydı: her gün, yüzlerce ton yem, yiyecek ve cephanenin: Ankara’dan, 90 km. uzaktaki cephaneliğe taşınması için, çok daha büyük imkanlar ve emekler gerekecekti. Bu nedenle: buranın önemi büyüktür.
Ankara Polatlı Kurtuluş Anıtları Malıköy Demir yolu İstasyonu
Polatlı istasyonu: düşmanın top ateşi altında bulunduğu için; savaş bölgesine malzeme getiren trenler; bayağı geride durmak zorunda kalıyorlardı. Trenler, burada yüklerini boşaltıyorlar ve son çatışmalarda sayıları çok artan yaralı askerlerimizi, Ankara’ya geri götürmek için bekliyordu.
Evet, burada, bir nokta komutanlığı tesis edilmiş ve yaralı-hasta askerlerimiz, buradan büyük şehirlerdeki hastanelere trenle sevk ediliyordu. Ayrıca: hasta ve yaralıların yararlanması için, burada bir çay evi kurulmuştu. Daha doğrusu: Kızılay tarafından, yaralı ve hasta askerler için Eskişehir’de açılan çay evi, Sakarya Savaşında, buraya taşınmıştır.
Ankara Polatlı Kurtuluş Anıtları Malıköy Demir yolu İstasyonu
Ancak: çatışmaların sürdürüldüğü, güney kanattan: Malıköy tren istasyonuna ulaşmak için, yaklaşık 50 km. yürümek gerekiyordu. Yaralı bir askerin, bu mesafeyi alması, muhtemelen 3-4 gün alıyordu. Yaralı askerlerimizin, bu yürüyüşü, görenlerin yüreğini parçalıyordu. Ama: Malıköy demir yolu istasyonuna ulaşmak: hayatta kalmanın başlıca unsurdu.
Burada bulunduğunuzda: savaş sırasında, Ağustos ayı sıcaklarında, burada, yüzlerce-binlerce yaralı ve hasta askeri, kan-ter kokusunu, bunlara hizmet vermek üzere koşuşturan doktor-hemşire gibi sağlık personelinin çabalarını düşünmelisiniz.
Gerçekten: Malıköy tren istasyonu: Sakarya çatışmalarında; son savunma hattımızın hemen gerisinde, tüm gücün kullanıldığı bir destek noktası olarak öne çıkmış ve kurtuluş mücadelesinde büyük öneme sahip bir yerdir.
Bunların dışında: Malıköy’ün diğer bir özelliği de öne çıkıyor. Malıköy: konumu nedeniyle, cephe gerisinde bulunduğundan: cephedeki birliklerin ihtiyacı olan yiyecek ve mühimmat da: burada depolanıyordu.
Ayrıca: Sakarya Savaşlarında, Türk ordusu tarafından, 2 keşif uçağı ile oluşturulan, hava gücü de, burada konumlanmıştı. Burada görevli bir gurup havacı, yaptıkları keşif uçuşları ile topladıkları bilgileri: Alagöz’deki cephe komutanlığı karargahına ulaştırıyorlardı.
1 Haziran 2008 tarihinde, burada bir müze açıldı. Bahçesinde: savaş döneminden kalan tarihi trenler ve uçaklar sergileniyor. Güzel bir müze, ziyaret ederken, duygulu anlar yaşayacaksınız.
Ankara Polatlı Kurtuluş Anıtları Alagöz Karargah Müzesi
ALAGÖZ KARARGAH MÜZESİ
Kurtuluş savaşında, Türk ordusu, Sakarya hattına çekilirken, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk: karargahı ile birlikte, 1921 yılında, buradaki, bu çiftlik evine yerleşmiştir. Çiftlik evi: köy halkından, Türkoğlu Ali Ağa’ya aitti.
Sakarya savaşının bitiminde: bina, sahipleri olan Ali Türkoğlu ve oğulları tarafından, 1965 yılına kadar kullanılmıştır.
Ankara Polatlı Kurtuluş Anıtları Alagöz Karargah Müzesi
1965 yılında: varisleri tarafından, Milli Eğitim Bakanlığına devredilmiştir. 1967 yılında: Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bağlı olan Anıtkabir Müze Müdürlüğüne devredilmiş ve restorasyonu yapılarak, müze haline getirilmiştir.
10 Kasım 1968 tarihinde, zamanın Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından; sadece, üst katı tanzim edilerek ziyarete açılmış, alt kat odaları ise, 1983 yılında yapılan yeni bir düzenleme ile ziyaretçilerin hizmetine açılmıştır.
Üst kattaki sofa ve bazı odaların tavanlarında: ahşap oyma bezemeler var. Yapının giriş cephesindeki dikmeler üzerindeki üç alınlıkta, ahşaptan kanatlarını açmış tavus kuşu betimlemesi bulunuyor. Yapının alt ve üst kat planı kare biçimindedir.
Ankara Polatlı Kurtuluş Anıtları Alagöz Karargah Müzesi
Evet, Büyük önder Atatürk: bu 2 katlı çiftlik evinden savaşı yönetmiş ve 23 Ağustos tarihinden 9 Eylül 1921 tarihine kadar, burada yaşamıştır. Bütün planlar burada hazırlanmış, tarihi kararlar burada verilmiş.
Bugün 45 hane ve 290 nüfusu bulunan köy, o zamanlar, yalnızca birkaç binadan ibaret, küçük bir çiftlik imiş.
Ankara Polatlı Kurtuluş Anıtları Alagöz Karargah Müzesi
Bugün, 2 katlı binada, gezilebilecek bölümler şöyledir: Giysi odası, Kitaplık odası, Hatıra Eşya odası, Zabitan yemek odası, Mutfak, Muhabere odası, Başkumandanlık odası, Kurmay Heyeti odası, Dinlenme odası, Yaverler odası, Atatürk’ün yatak odası, Atatürk’ün yemek odası ve Hizmet eri odası. Yani: toplamda, 12 oda bulunuyor.
Alt katta: giysi odası olarak tanzim edilen birinci odada: Kurtuluş savaşında giyilen üniformalar sergileniyor. Sağdan ikinci oda: kitaplık ve hatıra eşya odası. Burada: Atatürk’ün, Gençliğe Hitabı ile, Atatürk hakkında yazılmış kitaplar bulunuyor.
Giriş kapısının karşısına gelen “Silah Vitrini”nde, İstanbul Askeri Müze ile Polatlı Topçu Okulundan temin edilen: tabanca, tüfek, kasatura, kılıç ve el bombaları sergileniyor. Steyr ve Spanday marka, 2 makineli tüfek de vitrinin iki yanında bulunuyor. Solda, dipteki oda “Zabitan Yemek Odası” olarak hazırlanmış.
Zamanında, mutfak olarak kullanılan solda, ortadaki oda, yine “Mutfak” olarak düzenlenmiştir. Girişin solundaki oda: “Muhabere odası”. Bu odada: çeşitli haberleşme araçları var.
Alt katta: hol duvarlarında, Sakarya Savaşını gösteren fotoğraflar sergileniyor.
Üst katta: sağdan ilk oda “Başkomutanlık Odası”. Atatürk’ün şapkalı bir gaz lambası ışığı altında; 22 gün 22 gece, savaş planlarını, arkadaşlarıyla birlikte hazırladığı bu oda: onun aziz hatırasını canlandıracak şekilde düzenlenmiştir. Sağdan ikinci oda: “Kurmay Heyeti Odası” olarak tanzim edilmiştir.
Bu odanın hemen yanında “Dinlenme Odası” bulunuyor. Atatürk’ün, çalışmalardan yorulduğunda, dinlenmek için kullandığı bir yer. Sol dipteki oda: “Yaverler Odası” olarak düzenlenmiştir. Sol ortadaki oda Atatürk’ün Yatak odasıdır. Bu odada: Atatürk’ün kullanmış olduğu eşyalardan bazıları bulunuyor.
Karyola örtüsü, yastıklar, pijama, tabanda serili olan seccade ile halı: Atatürk’ün eşyaları arasındadır. Bu odanın yanında: “Atatürk’ün Yemek Odası” var. Sundurmanın üzerindeki, küçük mekan ise; Atatürk’ün hizmet erine tahsis edilmişti. Üst kattaki hol duvarlarında: Sakarya Savaşını gösteren, krokiler bulunuyor.
Ankara Polatlı Kurtuluş Anıtları Sakarya Şehitler AnıtıAnkara Polatlı Kurtuluş Anıtları Sakarya Şehitler AnıtıAnkara Polatlı Kurtuluş Anıtları Sakarya Şehitler Anıtı
SAKARYA ŞEHİTLER ANITI
Evet, anıt hakkında gördüklerimi yazmadan önce, girişte belirtmek istediğim bir husus var. Anıtın kapısında, demir parmaklıklı bir kapı bulunuyor. Ancak, bu kapı, saat: 09.00’da açılıyor, aslında resmen açılıyor demeliyim, çünkü biz gurup olarak saat 08.45’de orada idik ve kapının görevlisi yoktu, kapıyı kendimiz açtık ve araçla içeriye girdik.
Yani, herhangi bir koruma önlemi yok. Umarım ilgili ve yetkililer gerekli önlemleri alır, bu demir kapının saat: 07.00’de açık bulundurulması sağlanır. Yoksa gelenler kapıda beklemek zorunda kalırlar.
Evet: Polatlı ilçesi içinden, tabelaları takip ederek anıta ulaşmak oldukça kolaydır. Yaklaşık 10 dakikalık bir yolculuktan sonra, demir parmaklıklı bir kapıya ulaşılıyor.
Kapıdan girilince, hemen solda “Sakarya Merkez Şehitliği” var, yola devam ettiğinizde ise, biraz sonra merdivenlerin başladığı yer bulunuyor, eğer burayı görmez yola devam ederseniz, merdivenlerin bittiği, yukarı bölüme ulaşırsınız ki, orada araç park yeri de var, yani aslında merdivenleri yürüyerek çıkmak isterseniz, araç sizi bıraktıktan sonra yukarıda çıkış yerinin sonunda bekleyebiliyor.
Tercih sizin, bence merdivenleri çıkarak yukarı ulaşın, çünkü olayın özelliği bu merdivenleri yürüyerek çıkmak, yukarıdan aşağıya inmek değil.
Sakarya Merkez Şehitliği
Sakarya şehitleri için anıt dikme çalışmaları, çok önceki yıllarda yani 1930’larda başlar. Bu anıt şehitlik, 2 yılda tamamlanır. Bugün, Sakarya şehitliği ve şehitlik içindeki 140 mezar ile anıt, bu bölgede yapılan ilk çalışmadır.
Evet: anıt, “Şehitler Kaşı Tepede” bulunuyor.
Heykeltıraş Haluk Tezonar tarafından yapılmıştır. Anıtın temeli, Sakarya Zaferinin 50’nci yıl dönümüne rastlayan 13 Eylül 1971 tarihinde atılmıştır. Cumhuriyetin 50’ncı yılına denk gelen 28 Ekim 1973 tarihinde ziyarete açılmıştır.
Anıt 3 bölümden oluşuyor
Bunlar
1-Anıt gövdesi.
2-Heykeller.
3-Müze.
1-Anıt Gövdesi
Anıt gövdesi: tepenin 915 metre rakımında yani yükseklikte başlıyor. Başlangıçtan itibaren daralarak, 420 basamaklı merdiven boyunca ilerler ve 970 metre rakımda/yükseklikte biter.
Yolun yani merdivenlerin her iki yanında 42 sütun var. Bunlar, savaşın üstün düşman kuvvetlerine karşı kazanıldığını ifade eder. Sütunların 42 tane olması ise, Sakarya Savaşının 21 gün, 21 gece geçtiğinin ifadesidir. Alt bölümlerde, sütunların arası geniş, yukarı çıkıldıkça sütunların arası daralır.
Aynı zamanda, yukarı çıkıldıkça, sütunların boyları uzar. Yani, merdivenlerden yukarı çıkıldıkça: nihai zafere ulaşıldığının ifadesi olarak, sütunların boyları da yüksek tutulmuştur. En üstteki sütunun uzunluğu, en alttaki sütunun uzunluğunun 10 katıdır.
420 basamaklı merdivenlerden yukarı çıkıldıkça yaklaşık 55 metre yüksekliğe çıkılmış oluyor. Aynı zamanda merdivenlerin meyli azalır ve kenarlardaki sütunlar büyür, yüksekliği artar, araları daralır.
Bu durum: Mustafa Kemal Paşa’nın, Anadolu’da yarattığı yeni kuvveti ve bu kuvvetin sonunda, karanlık ufkun aydınlanmaya başladığını ifade eder. Sıcak yaz günlerinde, merdivenleri dinlenerek çıkmalısınız, ayrıca yaşlı ziyaretçilerin bu merdivenleri çıkması sorun olabiliyor. Çünkü merdivenler özellikle başlangıçta oldukça dik, ilerledikçe merdiven çıkışları daha rahat oluyor.
Sakarya Savaşına katılan kahraman Mehmetciklerimiz
Yapının bu şekli ile ifade edilmek istenen şu: Osmanlı İmparatorluğu, I. Dünya savaşından yenilerek çıkar. Yani: gerek silahlı güçlerin ve gerekse milletin hali: sonu ne olacağı belli olmayan bir süreçtedir.
Merdivenlerden yukarı çıkıldıkça: merdivenlerin meyli azalır ve kenardaki sütunlar büyür, araları daralır. Bu durum: bizlere, Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün; Anadolu’da yarattığı yeni kuvveti ve bu kuvvetin sonucunda karanlık ufkun aydınlanmaya başladığını ifade ediyor.
Ankara Polatlı Kurtuluş Anıtları Sakarya Şehitler AnıtıAnkara Polatlı Kurtuluş Anıtları Sakarya Şehitler Anıtı
2-Heykeller
Bronz heykel gurubunun çevresinde 6 Türk bayrağı var. Bunlar Sakarya savaşına katılan gurup yani Kolordu seviyesindeki birlikleri temsil ediyor. Her bir bayrak direğinin altındaki yazıtta, birliğin adı, ast birlikleri ile komutanlarının ismi yazılıdır.
Anıtta, 3 bronz heykel kompozisyonu vardır. Bu kompozisyonlarda: kadın, asker ve genç erkek görülür. Genel anlamı: zamanla olgunlaşan milli şuur ve gittikçe yükselen milli güç temsil edilir.
Asker yani Mehmetçik: Milletin vatan ve özgürlük aşkını, silahlı gücün temel direği olduğunu simgeler. Tüfeğin dipçiği, düşmana öldürücü darbenin vurulduğu ve milletin bağımsızlığına, özgürlüğüne ve toprağına göz koyanlara karşı hıncını temsil eder.
Mermi taşıyan kadın: Kurtuluş savaşında, Mehmetçik’in yanında bulunan, asil ve vefalı Türk kadınını temsil eder.
Bomba atan genç erkek çocuk: Sakarya’da bütün milletin seferber ve ordusuna yardımcı olduğunu ifade eder.
Ankara Polatlı Kurtuluş Anıtları Sakarya Şehitler Anıtı MüzesiAnkara Polatlı Kurtuluş Anıtları Sakarya Şehitler Anıtı MüzesiAnkara Polatlı Kurtuluş Anıtları Sakarya Şehitler Anıtı Müzesi
Ankara Polatlı Kurtuluş Anıtları Sakarya Şehitler Anıtı MüzesiAnkara Polatlı Kurtuluş Anıtları Sakarya Şehitler Anıtı MüzesiAnkara Polatlı Kurtuluş Anıtları Sakarya Şehitler Anıtı Müzesi
3-Müze
Anıtın bulunduğu alanda, bir de giriş ücretsiz müze var. En uzun sütunun altındadır. Müze 2 kısımdan oluşuyor. 1971 yılında yapılmıştır. Müzeye mutlaka girin, hemen girişte sağ yanda gayet temiz bir tuvalet de bulunuyor. Müzenin girişinde ziyaretçi defteri var, duygularınızı oraya aktarabilirsiniz.
Orta Kısım
Ulu önder Atatürk, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü’nün büstleri ve Sakarya Meydan Savaşına imzasını atan: Alay’dan, Kolordu’ya kadar olan birliklere komuta etmiş komutanların isimlerinin yazılı bulunduğu bir sütun var.
İkinci Kısım
Türk milletinin, kesin zaferiyle sonuçlanan İstiklal Savaşının her safhasını, ayrı ayrı yansıtan, 12 rölyef (kabartma resim) var.
1.Rölyef: I. Dünya Savaşı sonunda, çeşitli cephelerde, birçok evladını kaybetmiş, ordusu silahtan tecrit edilmiş, her bakımdan yalnız bırakılmış bir milletin: ızdırap ve hüzün dolu yaşantısını ve bir mucizeyi bekleyişi ifade ediliyor.
2-3.Rölyef: Sevr Antlaşmasına dayanarak, Anadolu’nun çeşitli bölgelerini işgal eden düşmanın, savunmasız kişilere karşı yaptıkları, işkence ve insanlık dışı davranışlar ifade ediliyor.
4.Rölyef: Anadolu’da: Ulu önder Atatürk’ün başlattığı mücadeleyi ve mücadele edecek milletin, milli davaya inanışını ifade ediyor.
5.Rölyef: Nizami kuvvetler teşkil edilene kadar Anadolu’nun her karış toprağını kanla sulayarak savunun ve işgal kuvvetlerine beklemediği bir dersi veren milli güçlerin mücadelesi ifade ediliyor.
6.Rölyef: “Ya İstiklal Ya Ölüm” parolası ile bilinçlendirilmiş ve davaya inanmış bir milletin, her şeyi ile, milli mücadeleye katılışı ifade ediliyor.
7.Rölyef: Başkomutan Atatürk’ün, sevk ve idaresinde, birlik ve beraberliğin kurulması ve komuta heyetinin teşkil edilmesi ifade ediliyor.
8,9 ve 10 Rölyef: Yokluklara ve bütün olumsuzluklara rağmen, yeniden teşkil edilen Türk ordusunun, Yunan ordusu ile yaptığı mücadeleyi ve yapılan çatışmaların sonucunda, Türk tarihine hediye edilen “Sakarya Destanı” ifade ediliyor.
11.Rölyef: Hayal peşinde koşan bir ordu için, yalnızca ızdırap getiren bir mücadele sonunda, düşman esir ve yaralıların tahliyesi ifade ediliyor.
12.Rölyef: Savaşın bitişi ve Anadolu’da düşman temizlendikten sonra: bu zafere ismini yazan kahraman gazilerimiz, sevdiklerine kavuşurlar. İşte, bu rölyef: o heyecanlı günleri yansıtıyor.