Ankara Gölbaşı Mogan-Eymir Gölü

Ankara Gölbaşı Mogan-Eymir Gölü

 

Gölbaşı, Ankara şehir merkezine 20 km. uzaklıkta. Özel araç ile veya toplu taşım araçları ile gitmeniz mümkün. Ankara’nın kendi çapında bir sayfiye yeri denebilir. Bu bölgede: aslında iki tane göl var. Bunlardan; biri Mogan gölü ve diğeri ise, özel bir alan içinde olan Eymir gölü.

 

Ankara Gölbaşı Mogan-Eymir Gölü

Yaklaşık 20 km. gittikten sonra ki, gayet geniş ve güzel bir yol, hafif bir rampadan inerken, Mogan gölünü görebilirsiniz.

Gölbaşı girişinde kara yolu ikiye ayrılıyor, Konya istikametine giden ve Haymana istikametine giden her iki yolda, gölün iki yanından geçerek gidiyor.

Mogan gölü, nasıl oluşmuş?

Öncelikle, burada iki tane göl olduğunu belirtmem gerek. Büyük olan “Mogan” ismini taşımasına rağmen daha çok “Gölbaşı” olarak anılıyor ve bende yazımda buradan yani büyük gölden “Gölbaşı” olarak söz edeceğim.

Ankara Gölbaşı Mogan-Eymir Gölü

Biraz daha batıda bulunan ve küçük ve göze batmayan, daha doğrusu uzaklardan görülmeyen göl ise “Eymir” gölüdür.

Gölbaşı: Teknonik olaylar yani yer kabuğunun çeşitli hareketleri sonucu meydana gelen bir göçme ile oluşmuş. Jeolojik oluşum bakımından; bir alivyonal set gölü. Su girdisi; yağmur ve kar suları ve genelde yazın kuruyan dereler. Gölün büyük bölümü, yazın kuruyor. Ancak: 2015 yılı kış aylarındaki aşırı yağışlar, sanırım gölün bu kuruma özelliğini, hiç olmazsa bir süre için unutturacak seviyededir.

Suyu hafif tuzlu. Ortalama derinlik: 3-5 metre civarında. Gölün uzunluğu 5.5 km. Çevresinin uzunluğu ise, 14 km. Göl alanı: muhtemelen 1900’lü yıllarda oluşmuş. Ancak: aradan geçen yıllarda, sürekli olarak küçülmekte, derinliği azalmakta, kirliliği artmakta, bataklaşma ve sığlaşma izlenmekte imiş.

Son yıllarda, su seviyesinin yeterli seviyede tutulması için, göle, Kızılırmak suyu verilmektedir. Gölün küçüldüğü, göl üzerinden çeşitli zamanlarda çekilen hava fotoğraflarından gayet net olarak görülebiliyormuş.

Göl kıyılarının büyük bölümünde; genişliği 100 metreye ulaşan sazlıklar var. Bu sazlıklar, tarım alanlarından göle ulaşan suların doğal arıtımını sağlıyor. Sazlık bölgeler, aynı zamanda, önemli kuş türlerinin üreme, beslenme ve barınma alanı. Göl; 1990 yılında, Bakanlar Kurulu kararı ile, özel çevre koruma bölgesi olarak ilan edilmiş. Türkiye’deki 13 özel çevre koruma alanından biri.

Sebebi ise, gölün barındırdığı, bitki ve hayvan türlerinin çeşitliliği, nadir ve nesli tehlikedeki kuş türlerinin önemli üreme bölgesi olması. Bulunduğu ortam itibarı ile, göl, köklü su bitkilerinin büyümesine çok uygun.

Bu nedenle, su dip bitkilerinde büyük artış oluyor ve göl, bir çeşit su çayırı haline gelerek kirleniyor. Yani, gölün kıyısında ve yakın çevresindeki yerleşim alanlarının atıkları yanında, gölün bu doğal özelliği de, kirliliğin hızla ilerlemesine neden oluyor.

Dünya kuşları koruma kurulunca geliştirilen bilimsel verilere göre; Türkiye’deki 184 önemli kuş alanından bir tanesi burada. Mogan gölü alanı; Türkiye’de yaşayan 456 kuş türünden, 201 kuş türüne, farklı dönemlerde ev sahipliği yapıyormuş.

Yani: burada, dikkatli gözler, 201 farklı kuş türü görebiliyorlar. Dikkuyruk ve paspaş ördeğinin, dünyadaki en önemli üreme alanlarından biri burası. Zaten: genellikle göl kıyısında gezinirken, bu ördek türlerini mutlaka göreceksiniz.

Gölde yaşayan balık türleri; turna, pullu sazan, kadife, yayın, gümüş ve kerevit. Gölde yaşayan turna balıkları, genelde avcı balıklar. Ancak, son yıllarda, gölde, turnaların sayısının azalması nedeniyle, sazan balıklarının sayısında hızla artış kaydedilmiş. Sazan balıkları, tatlı suların, bulanık olan yerlerinde yaşamayı tercih ederler.

Mogan gölünün dibinin çamurla kaplı olması nedeniyle, göl bulanık. Son yıllarda, hava sıcaklıklarının artması ve güneş ışınlarının gölün dibine kadar ulaşması, göldeki sazan balıklarını rahatsız etmiş.

Güneş ışınlarını fazla alan sazan balıkları, kendilerine yaşamsal hayat alanı yaratmak için, dip çamurunu bulandırıyorlar ve bunun sonucunda zaman zaman gölün rengi bulanıklaşarak, yeşil bir renge bürünüyormuş. Bu durum, göl kıyısındaki yerleşim yerlerinde yaşayanlar tarafından net olarak sezilebiliyor.

Evet; efsane olmadan olmaz.

Mogan gölünün, basit bir oluşum efsanesi var. Şöyle: ” Bir zamanlar, burada, bir köyde yaşayan Monza ve Ganey adında iki genç, birbirlerine aşık olurlar. Ama, her iki gencin ailesi de, bu sevgiye karşı çıkar. Bunun üzerine, iki genç, evlerinden kaçarlar ve birbirlerinden habersiz, iki ayrı tepeye çıkarlar. Bu tepelerin üzerinde, tamı tamamına 8-10 yıl, hiç durmadan ağlarlar.

Gözyaşları, tepelerden inip, şimdiki gölün yatağına birikir ve göl oluşur. Monza ve Ganey’in göz pınırları kurur ve kör olurlar. Mogan ismi: Monza ve Ganey isimlerinden gelir” Her ne kadar basit bir efsane olarak değerlendirseniz de, buranın köylerinde anlatılan bir efsane.

Ankara Gölbaşı Mogan-Eymir Gölü Mogan gölü rekreasyon alanı

REKREASYON ALANI


Rekreasyon: yenilenme, yeniden yaratılma veya yeniden yapılanma anlamına gelir.

Peki, rekreasyon insana ne sağlar? Fiziki sağlık gelişimi yaratır, ruh sağlığı kazandırır, insanı sosyalleştirir, diğer kişilerle kültürel ve sosyal ilişkiler kurularak toplumsal dayanışma ve bütünleşmeyi sağlar ve sonuç olarak insanı mutlu eder. Rekreasyon bunlardır. Rekreasyon alanı ise, bunların sağlandığı mekan olarak düşünülür.

Evet, Ankara’da Büyük Şehir Belediyesinin son yıllarda yaptığı rekreasyon alanlarından bir tanesi de burada, yani Mogan gölünde. Rekreasyon alanı, kelime gayet havalı, inanın mekan da güzel. Gölbaşı-Haymana yolundan ilerlerken, sapaktan yaklaşık 1 km. sonra, sola dönüyorsunuz.  Giriş paralıdır.

2 Temmuz 2005 tarihinde açılmış, 602 bin metrekarelik bir alana kurulu. Avrupa’nın en büyük rekreasyon alanı. Alan içinde: piknik alanları, asma köprüler, marina adası, ahşap kıyı yürüyüş yolu, koşu yolları, çocuk oyun alanları, istasyonlu koşu pisti, üç adet (biri kapalı) tenis kortu, iki adet mini futbol sahası ve basketbol sahaları var. Ahşap yürüyüş yolu 4 km. uzunluğunda ve sahil boyunca ilerliyor.

Yol üzerinde: 3 seyir terası ve 400 oturma bankı var. Piknik alanından, aynı anda 200 ailenin yararlanabileceği bir sistem kurulmuş. 200 piknik masası, barbekü ve 50 çeşme var. Kıyıdaki deniz feneri ise, 25 metre yüksekliğinde. Balkonundan, gölün tüm güzellikleri izlenebilir. Akşamları, deniz fenerinin tepesindeki lazer ile, gölün yüzeyi aydınlatılıyor.

Burayı gezerken, ücret ödeyip, içeri girdiğiniz andan itibaren: solda, otopark blokları var. Gidilen yolun, sağ bölümü de otopark olarak ayrılmış. Dolayısı ile, gittiğiniz yol tek yönlü, yani geri dönme şansınız yok.

Bu yüzden; girişte, nereye duracağınıza karar verin, son bölümlere geldiğinizde, geri dönme şansınız yok. Çünkü; yol tek yönlü. Girişten sonra ilk solda bir amfi tiyatro, sahil yürüme yolu, çocuk oyun alanı ve tuvalet var. Go-cart araba pisti var. 3 Nolu otoparkta; kafeler başlıyor.

Burada; yiyecek ve içecek bulabilir, gölün hemen kıyısındaki ve hatta gölün üzerine yapılmış ahşap teras üzerindeki masalarda oturabilirsiniz. Gölün daha önce belirttiğim gibi sularının rengi yeşil. Göl üzerinde ise, binlerce ördek ve çeşitli kuşlar var. İlerlediğinizde, çok şirin bir açık hava sineması var.

Çevresi tamamen açık. Sonra, kapalı ve açık tenis kortları. 5 Numaralı otopark: burada da pek kafe yok gibi, deniz feneri var burada. 7 ve 8 Numaralı otoparklarda; günübirlik piknik yerleri var. 9 Numaralı otoparkta bir şey yok.

Evet; rekreasyon alanı bundan ibaret. Dediğim gibi; burada kesinlikle işletmecilik adına, hoşunuza gitmeyen konular olacaktır. Ama; gerçekten halkın parası ile yapılan ve güzel bir yer. Mogan gölünde; bundan yani rekreasyon alanından başka gidilebilecek yer yok mu?

Var, elbette. Özel mekanlar var. Ama bunlar tahmin edebileceğiniz gibi, yiyecek ve içeceklerin çok yüksek fiyatlarla sunulduğu özel mekanlar.

Ankara Gölbaşı Mogan-Eymir Gölü

EYMİR GÖLÜ

Mogan gölünden ayrılıyoruz. Ankara-Konya yolundan gelirken, Gölbaşı ilçesine gelmeden; Haymana sapağını geçin, büyük bir market var, onun yanından sağa dönün ve Teaş, Polis Akademisi levhalarını takip ederek, önce Teaş’ı geçin ve sağa doğru virajı alın, sonra sola dönüp, doğruca Eymir Gölü nizamiyesine kadar gitmek mümkün.

Buraya gelen toplu taşım aracı yok. Sadece, özel aracınız ile gidebilirsiniz. Hoş; durumu anlattıktan sonra, zaten, özel aracınız ile de olsa gitmeyin demek sanırım daha doğru olacak.

Evet; Eymir gölü: çevresi tepelerle çevrili, şehir gürültüsünden ve kirliliğinden uzak. Gölün su girdisi: yağmur suları ve Elmadağ’dan gelen kar suları. Mogan gölü, buraya nazaran, 3 metre daha yukarıda olduğundan, su akımı Eymir gölü yönünde. Bu nedenle; Mogan gölünden de, buraya su gelmekte. Zaten ana su kaynağı, Mogan gölü.

Ortalama derinlik, 6-10 metre. Gölün uzunluğu: 4.2 km. ve göl çevresinin uzunluğu ise, 11 km ve asfalt bir yol var. Yürüyüş için ideal bir mekan. Su kalitesi, nispeten kirlilik nedeniyle düşük olup, göl suyu, kullanma amacıyla ve tarımsal sulamada kullanılmıyor. ODTÜ kürek takımı, gölde çalışıyor. Göl kıyısında, takıma ait bir kayıkhane var.

Ayrıca: bir büfe ve bunların yanında bir lokal binası mevcut. Gölde yaşayan balık türleri: turna, pullu sazan, kadife, yayın, gümüş ve kerevit. Göl; kuzeybatıda, bir kanal ile, İmrahor deresine bağlanıyor ve imrahor deresi: imrahor vadisinden akıyor ama genelde kuru veya çok az suyu olan bir dere denilebilir. Büyükşehir Belediyesi sanırım ileride İmrahor vadisinde bir kısım düzenleme yapacak ve bu dereyi büyüterek, burada bir boğaz benzeri görüntü yaratacakmış.

Evet: Eymir gölüne bu giriş dışında bir giriş daha var. Oran Mahallesi TRT Genel Müdürlüğü binasının hemen yanından aşağıya doğru inen bir yol ile buraya ulaşmak mümkündür. Hatta: TRT Genel Müdürlüğü-Panora Alışveriş Merkezinin hemen karşısındaki ormanlık alandan da Eymir gölüne ulaşmak mümkündür.

Bu ormanlık alan, aslında ziyarete kapalı olmasına rağmen, bir kısım tel örgü tahrip edilerek giriş kapıları oluşturulmuş, ancak hemen girişte karşılaşacağınız üzere “İçeride başıboş köpekler vardır” tabelası ilginizi çekecektir ve bu tabelada yazanın gerçek olduğunu, ormanlık alanda kısa bir yürüyüş sırasında görebilirsiniz.

İçeride, tam bir köpek imparatorluğu var denilebilir, ancak bu köpeklerin birçoğu gayet uyuşuk ve insanlara zarar vermekten uzak, ama yine de ziyaret etmeyi düşünürseniz tedbirli olmakta yarar var.

TRT Genel Müdürlüğü yanındaki yolu takiben giderseniz: Eymir gölü girişinde: büyük bisiklet ve MTV denilen araçların kiralandıkları mekanlarla karşılaşıyorsunuz.

Bir de: at çiftliği var ki, burada at binmek mümkün. Ziyaretçilerin birçoğu, bu bisiklet yerlerinden bisiklet kiralayarak gölün çevresinde bisiklet binmeyi tercih ediyorlar ki, bu mümkün, gayet güzel bir bisiklet yolu var.

Bu arada: ben gittiğimde gölün çevresindeki bu yolun uzunluğunu merak ettim, internette birkaç siteye baktığımda, göl kıyısındaki bu yolun uzunluğu için 9, 11, 13.5 gibi rakamlar kullanılmış, tabii şaşırdım, kendim yürürken ölçtüm, gölün çevresindeki yolun uzunluğu tam 11 km.

Göl, halen de olduğu gibi ODTÜ arazisi olarak kullanılıyor, ama eskiden sadece kendi mensuplarının kullanımına açık iken, günümüzde arazi tüm halka açık hale getirilmiş. Eskiden: sadece ODTÜ mensupları kart göstererek buraya girebiliyorlardı, artık herkes girebiliyor.

Cumartesi-Pazar ve tatil günlerinde, göl kıyısına araç sokulmuyor (bu günlerde özel araçlar saat: 19.00 dan sonra içeri girebiliyor ama göreceksiniz, özel araçlar içeri girince, ne bisiklete binecek ne de yürüyerek yer kalmıyor, gürültü ve egzoz kokuları da elbette yoğun) , özel araçlar giriş yakınındaki gayet büyük otoparka bırakılıyor ve yine buradan hareket eden, ücretsiz servis araçları ile göl kıyısına ulaşılıyor.

Ama bisiklet veya yürüyerek ulaşmak isterseniz, tabiatın muhteşem kokularını hissedebilirsiniz. İlk olarak karşınıza, “Bağ evi” denilen bir bir restoran, kafeterya olarak kullanılan, hemen göl kıyısındaki oturma yerleri ile gayet cazip bir mekanla karşılaşacaksınız.

Bu arada: bu yürüyüş yolunda bolca ve nispeten temiz tuvaletler bulmak ta mümkün. Fiyatların nispeten uygun olduğu düşünülen bu bağ evinden sonra yürümeye devam ederseniz, bu kez: karşınıza daha önce sözünü ettiğim, Gölbaşı istikametinden buraya gelen yolun giriş kapısı geliyor.

Burayı da geçerek yürümeye devam ettiğinizde: yine restoran türü bazı tesislerle karşılaşılıyor. Özellikle: bu restoran türü tesislerin yakınlarında yine bir köpek, başıboş köpek ordusu var. ODTÜ Kayıkhanesi ve ardından yine bir restoran ve ardından 11 km. lik asfalt yol bitiyor ve yine bisiklet kiralanan veya özel otoların park edildiği alana ulaşılıyor.

Evet: bir önceki yazımda, burası ODTÜ arazisi, gitmeyin giremezsiniz demiştim, ama artık serbest, yalnız özellikle burada mangal yakarak piknik yapılmasına asla izin vermiyorlar ve bir anlamda iyi ediyorlar çünkü yangın çıkması durumunda, Ankara’nın hemen merkezindeki bu cennet, yanarak yok olabilir.

Bence: bir tatil günü, kendiniz ve aileniz için burada zaman ayırın. Bisiklet kiralayın, bisikletle veya yürüyerek gölün kıyısındaki yolu takip ederek, muhteşem doğa kokuları içinde zaman geçirin. Yorulursanız veya bir şeyler yemek ve içmek isterseniz: bağ evi veya diğer tesislere girebilirsiniz. Göl kıyısının yeşille birleştiği muhteşem ortam, göl üzerindeki çeşitli  kuşların ve ördeklerin gösterisi, ortamın kokusu inanın güzel bir gün geçirmenizi sağlayacaktır.

Ankara İncek Ahlatlıbel Atatürk Parkı

Ankara İncek Ahlatlıbel Atatürk Parkı

 

Evet, Ankaralıların belki de çoğu biliyor. Ama, ben burayı yeni keşfettim ve bilmeyenlere önermek istiyorum. Hatta; Ankara dışından gelenler için bile, ilginç olabilir. Ahlatlıbel ve İncek hakkında bilgi vermek istiyorum. Tercih sizin. Bu arada, özellikle toplu okul gezilerinde de burası tercihlerin başında geliyor. Yani, öğrenciler için muhteşem güzel bir ortam.

ULAŞIM

Ankara-Konya kara yolunda, Aşti’nin önünden Gölbaşı-Konya istikametine ilerlediğinizde, Dikmen sapağını geçtikten sonra, ilk sağa, yani Ahlatlıbel sapağına dönüyorsunuz ve yaklaşık 300 m. sonra, yeni yapılan Anayasa Mahkemesi binasının hemen karşısında.

Çankaya istikametinden gelişte ise, Oran şehri, yani TRT Genel Müdürlüğü binası önündeki bulvardan İncek istikametinde ilerliyorsunuz ve Ankara-Konya kara yolunun üzerindeki köprüden ilerleyip, yaklaşık 400 m. sonra, buraya varıyorsunuz. Atakule’ye 9.5 km. ve Aşti’ye ise 10 km. uzaklıkta.

GİRİŞ

Evet, giriş ücretlidir. Yalnız giriş kapısında ücret ödenmiyor. Çıkışta, farklı bir kapıdan, otoparkın devamından çıkarken, ücret ödeyeceksiniz. 1500 araçlık otopark var, yani otopark sıkıntısı yok. Mangal yakmak yasak, götürmeyiniz.

GENEL

Yaban armuduna “Ahlat” deniliyor. “Bel” sözcüğü çok çeşitli anlamlara geliyorsa da coğrafi bir yerin adından söz ettiğimize göre “Tepe, yüksek yer, üzeri yassı tepe, ufak tepe, sırt, bayır, yamaç, dağ eteği, dağ üzerindeki yüksek geçit, yol, dönemeçli dik dağ yolu” seçilmesi uygun karşılıklarıdır.

Bu  durumda “Ahlatlıbel”: Yaban armudu ağaçlı tepe/ufak tepe/bayır/geçit/yol anlamına geliyor. (Burada arkeolojik buluntular çıkarıldığına göre, bir “tepe” den, üzeri Sivritepe’den söz edildiğini savunmak mümkündür. Söz konusu tepe, bir höyük olabilir.) Ahlatlıbel’deki kazılarda elde edilen buluntular ODTÜ Müzesinde sergileniyor.

Gelelim günümüze

Ankara İncek Ahlatlıbel Atatürk Parkı; Evet, buranı ismi: Ahlatlıbel Spor ve Dinlenme Tesisleri. Çankaya Belediyesi tarafından yaptırılmış ve işletiliyor. En büyük özelliği: şehir merkezine çok yakın olması.

Böyle, büyük bir yeşil alan bulmak imkansız. “Çimlere özgürce basın” yazılı tabelaları görünce, şaşırmamak elde değil. Evet, burada çimlere basın. Bu özgürlüğü yaşayın, muhteşem bir duygu. 25 bin metre karelik çim alan var.

Çam ağaçlarının gölgelediği, kuş seslerini dinleyip, çam kokularını hissedebileceğiniz ormanlık alanda yürüyüş yapın. 180 bin metre karelik orman alanı var. Ankara-Konya kara yolu güzergahında, rüzgar koridorunda çam ormanı var.

Bunun dışında; bölgede, yine birçok ağaç göreceksiniz. Hamak varsa, iki çam ağacının arasına bağlayın ve bu zevki yaşayın. Çimlere oturmak isterseniz, serin yere bir örtü, özgürce oturun. Hayır, şezlongumu kullanırım derseniz, götürün yanınızda bütün teçhizatı (şezlong, masa, piknik malzemesi, piknik tüpü vs.) çayınızı yapın, evde hazırladığınız yemeklerinizi tadın.

Evde hazırlık yapamam derseniz; gözleme, pide, lahmacun var. Bunun dışında; her türlü içecek ve çay var. Gözlemenin mutlaka tadına bakın, yanında kolalı bir içecek alın ve ardından da bir çay düşünebilirsiniz.

Özellikle: en uçta, kamelyaların ve havuzlu bahçenin bulunduğu bölüme gidin ve Mogan gölünü de içine alan, muhteşem manzarayı izleyin.

Spor yapmak istiyorum derseniz; 3 tenis kortu, 2 halı futbol sahası, 3 basketbol sahası, 2 voleybol sahası var. Buyurun. Hayır, yürüyüş veya koşu yapmak istiyorum derseniz, koşu ve yürüyüş parkurları, hem de tartan pist, sizleri bekliyor. Bunların bağlantı noktalarında ise; birçok kondisyon aletinin bulunduğu açık hava spor bahçesi var.

Alternatif ne yapabilirim derseniz; gokart arabalarına binip, bu keyfi yaşayabilirsiniz. Çocuğunuzla birlikte, rengareng uçurtmanızı burada uçurabilirsiniz. Eyer, evcil hayvanınız varsa, onu da yanınızda getirebilirsiniz, getirin, birlikte olun.

Hiçbir hazırlık yapmadan giderseniz, yine hoşça zaman geçirmeniz mümkün. Kafeteryalar var. Burada; kahvenizi veya çayınızı yudumlarken, aperatif bir şeyler yiyebilirsiniz. Ayrıca; self servis düzeni kurulmuş.

Yani; tepenizde garson beklemiyor, hadi bir şeyler yiyin-için diye baskı unsuru yok. Tek sıkıntı; kafeteryanın ve kamelyaların bulunduğu bölüme, masalara; dışarıdan yiyecek-içecek getirilmesi yasaklanmış. Haklı olsalar gerek. Sonuçta, burası da bir ticari anlayışın yaşatılması şart, yoksa tesis nasıl ayakta kalabilir?

Evet; burası, özellikle hafta sonları 50 binden fazla ziyaretçiyi ağırlıyormuş. Hafta içi, özellikle gündüz saatlerinde nispeten rahat ve ferah, yani fazla kalabalık değil. Akşamları, saat 21.00’e kadar açık imiş. Güvenlik derseniz, 24 saat güvenliğin sağlandığı söyleniyor. Zorunlu tesisler (tuvaletler) merkezi yerde, bulunması kolay olacak şekilde, tabelalar ile işaretlenmiş ve tuvaletler temiz-bakımlı.

Sonuçta; sessiz ve sakin bir ortamda; kitap-gazete okumak, güneşlenmek, yanınızdaki veya yanınızdakilerle güzel bir sohbet ortamı düşlüyorsanız, Ankara’nın şehir merkezine çok yakın bu cennet köşesini mutlaka ziyaret edin.

Özellikle; zamanınız varsa, hafta içinde ziyaret edin. Hafta sonu kalabalık oluyor. Lütfen bunu göze alarak gidin.

Ama, hafta içi gerçekten muhteşem bir doğa ile beraber olabilirsiniz. Ankara’da doğa ile baş başa olabilmek, kalabilmek için nereye gidelim, nereyi görelim derseniz, hemen şehir merkezine yakın burayı tercih edin derim.

Hoşça zaman geçireceğinize inanıyorum.