İspanya Malaga

İspanya Malaga


Malaga denilince insanların ilk aklına gelenler: Costa del Sol denilen yerde bulunan muhteşem plajlardır. Genelde insanlar bu plajlardan yararlanmak ve denize girmek için bölgeye gelirler. Ancak, bu sırada, şehir merkezindeki birkaç tarihi kalıntıyı ve anıtı ziyaret ederler.

İspanya Malaga

ULAŞIM


Malaga şehrinde “Malaga Costa Del Sol” havaalanı bulunmaktadır. İspanya’nın en işlek dördüncü havaalanıdır. Yani, birçok yer ile bağlantılıdır. THY, Malaga şehrine doğrudan uçuşlar düzenlemektedir.

Çarşamba, Cuma ve Pazar günü düzenlenen seferler, İspanya’daki dördüncü varış noktası olarak, 2011 yılında başlamıştır. Yolculuk yaklaşık 4 saat sürmektedir.

Malaga şehrinde tren bağlantıları “Malaga-Maria Zambrano Tren İstasyonu” ile karşılanmaktadır. Buradan “AVE” yüksek hızlı tren sistemi hareket etmektedir. Bu hızlı tren sistemi, İspanya’da mevcut 18 şehir ile bağlantılıdır.

Malaga şehrine otobüs ile ulaşmak isterseniz: bu kez şehir merkezine on dakika uzaklıktaki “Malaga Otobüs İstasyonu” kullanılır. Buradan, toplu taşım otobüsü ile, şehir merkezine ulaşmak mümkündür.

İspanya Malaga

GENEL

Yarım milyondan fazla nüfusu ile, Endülüs bölgesinde Sevilla şehrinden sonra, ikinci en büyük şehirdir. İspanya’nın ise en kalabalık altıncı büyük şehridir.

Malaga, ziyaretçilerin ana giriş kapısıdır.

Şehrin kültürel yapısının en büyük şahsiyetleri: Uluslar arası üne sahip ressam ve heykeltıraş “Pablo Picasso” ve aktör “Antonio Banderas” ın bu şehirde doğmuş olmasıdır. Öte yandan: Kübalı besteci Ernesto Lecuona, başyapıtı olan “Malaguena” adlı yapısının ismi, bu bölgeden alınmıştır.

Birçok resmi kurumun idari merkezidir ve yurt dışı konsolosluklarını veya onların temsilciliklerini bulabileceğiniz yerdir. Malaga limanı, İspanya’nın en önemli limanıdır.
Birçok kişi, Costa del Sol de tatil yapmak için Malaga ya uçup şehrin kendisini gezmeye tenezzül etmese de Malaga en azından yarım günlük bir keşif hak eder.

Evet, Malaga şehrinin en büyük özelliği: Akdeniz sahilinde “Costa del Sol” yani “Güneş Sahili” üzerinde olmasıdır. Costa del Sol sahilinde nispeten dar bir şerit içinde şehirleşme görülür. Malaga şehirleşmiş bölgesini: birbirine bitişik olan, sahildeki: Rincon de la Victoria, Torremolinos, Benalmadena, Fuengirola, Alhuirin de la Torre, Mijas, Marbella ve San Pedro Ancantara adlı şehirler oluşturur. Malaga şehir merkezinden, bu yerleşimlerin en yakın yeri 20 dakika, en uzak yeri 45 dakika uzaklıktadır.

Malaga-Cebelitarık boğazı arasındaki uzaklık: 100 km. ve şehrin Kuzey Afrika sahillerine olan uzaklığı ise, 130 km. dir.

İKLİM

Şehirde, Subtropikal Akdeniz iklimi hakimdir. Buna bağlı olarak: kışlar ılıman ve yazlar sıcak geçer. Malaga şehrinde güneş yılın 300 günü görülmektedir. Yağış ise, yalnızca 50 gün sürer. Burayı ziyaret etmek isterseniz, aşırı sıcak Temmuz-Ağustos ayları dışında ziyaret edebilirsiniz. Ancak: yoğun yağmur dönemiyle karlışabilirsiniz. Özellikle kışın buraya gitmeyi düşünürseniz, yanınıza yağmurluk almanız şart.

 

TARİHİ

Malaga’nın tarihi, şehri Akdeniz in ana limanı olarak kuran Fenikelilere kadar uzanır. Yani, dünyanın en eski şehirlerinden birisidir. Fenikelilerin burada yerleşim yeri kurmalarının en büyük nedeni, yakınlardaki “tuz” yataklarıdır ve bu tuz, balık tuzu olarak kullanılmıştır.

Bu rol Magribiler ve Hıristiyanların dönemini de geçerek bugünlere kadar devam etmiştir.
Fenikeliler aynı zamanda şehrin tatlı ve sertleştirilmiş şaraplarıyla büyüyüp gelişen bağcılık kültürünü de ortaya koymuştur.

Ancak, bu sanayi 19. yüzyıldaki asma biti salgını nedeniyle yıkıma uğramıştır. Larios ailesi, bugün halen anonim sınavlarda İngiliz markalarına fark atan damıtılmış Malaga cini ile daha iyi iş çıkarmıştır.

Şehir İspanya’nın ve hatta 20. yüzyılın en ünlü ressamı Picosso’nun da doğum yeridir ve iç savaş döneminde Barselona dan sonra en çok kavga sebebi olan cumhuriyetçi istihkamıdır.

Alameda Principal nehir yatağı ve Carreteria ile Alamos yollarının sınır oluşturduğu şehir merkezi, cadde ve sokaklardan oluşan kalabalık bir yerdir.

Malaga aynı zamanda bir bahçe şehridir ve en büyük bahçesi Paseo del Parque dir.

FERİA DE AGOSTO-MALAGA FUARI

“Feria de Agosto” yani “Ağustos Fuarı” her yıl, Malaga şehrinde, Ağustos ayında yapılır. Kutlamaların temelinde: Katolik hükümdarlar (İsabella ve Ferdinand) tarafından, 18 Ağustos 1487 tarihinde, Malaga şehrinin ele geçirilmesi bulunmaktadır.

İlk kutlamalar: Ağustos 1491 tarihinde gerçekleşir. Ertesi yıl ise, 18 Ağustos günü kutlamalar yapılır. 17’nci yüzyılda, kutlamalarda havai fişekler ve roketler kullanılmaya başlandı. 1887 yılından sonra ise, fuar şehrin çeşitli yerlerinde kutlanmaktadır.

Başlangıçta: su bulunan “Muelle de Heredia” yakınlarında iken sonradan “Parque de Malaga” bölümü kullanılmaya başlanmıştır.
Günümüzdeki kutlamalar: Cuma günü gece yarısından hemen sonra b aşlar ve Pazar gecesi biter. Toplam: 10 gece ve 9 gün kutlamalar sürer.

Kutlamalarda çeşitli eğlenceler düzenlenir. Şehrin tarihi merkezinde “Feria de dia” yani “Day Fuarı” açılır. Akşamları ise “Feria de la Noche” yani “Night Fuarı” düzenlenir. Fuar sırasında: şehir merkezindeki sokaklar: çiçek görünümlü kağıt fenerlerle bezenir.

Çocuklar ve yetişkinler, müzik ve dans coşkusunu yaşarlar. Her yerde, Flamenko müzik sesleri duyulur. Her öğleden sonra: “La Malagueta” da, boğa güreşleri düzenlenir.

Fuar süresince, kentin toplu taşıma düzeni yeniden planlanır ve fuar süresince taşımada hiçbir aksaklık yaşanmaz.

 

MALAGA KUTSAL HAFTA KUTLAMALARI

Bu kutlamalar, 500 yıl boyunca sürdürülmektedir. Kutlamalar: Paskalya Pazar gününden bir hafta önceki Pazar günü başlar ve Paskalya Pazar gününe kadar sürer. Bu kutlamalara katılan “Tronos” olarak isimlendirilen kişiler: sivri şapkaları, uzun mor elbiseleri, taşıdıkları siyah mumlarla dikkat çekerler. Müzik olarak: davul ve trompet çalınır.

İspanya Malaga

MALAGA ŞEHRİNDEKİ GECE-EĞLENCE HAYATI

Malaga şehrinde: gerek sabaha kadar eylenebileceğiniz mekanlar ve gerekse sakin bir yerde dinlenme şansınız bulunmaktadır. Şehirdeki bazı gece kulüpleri hakkında kısa bilgi vermek istiyorum.

Plaza de Uncibay

Granada ve Beates caddeleri arasındadır. Çoğu kişi, gece burada eylenmeyi tercih ederler.

La Malagueta

Arenanın güneyinde, şehrin en modern yeridir ve burada gençler için çeşitli eğlence mekanları bulunmaktadır. Kaliteli barlar, publar ve diskolar vardır. Ayrıca, burada yine geleneksel Endülüs yemeklerini tadabileceğiniz restoranlar bulunuyor.

El Palo

Burada bulunan barlarda, çeşitli ülkelerden gelen öğrencilerle, özellikle Erasmus öğrencileriyle karşılaşabilirsiniz. Dolayısı ile farklı bir hava hissedeceksiniz. Burada: lezzetli tapaslar tadabilir, biranızı içebilirsiniz.

İspanya Malaga

MALAGA-DENİZ KEYFİ

Malaga şehrini ziyaret eder ve denize de girmeyi düşünürseniz: tek öneri “Costa del Sol” yani Güneş Sahilidir.

Burası: çok sayıda ziyaretçi çeker. Çünkü, eşsiz kumsalı ve tertemiz denizi, yörenin en iyilerindendir. Hatta, batı sahilinde gizli koyları ve kayalıkları da keşfedebilirsiniz.

Buradaki plajlar: 35-40 metre genişliktedir, uzunlukları ise 15 km. bulur. Batıdan doğuya bilmek isterseniz, bölgedeki plajlar şunlardır: El Candado, Las Acacias, Barons del Carmen, La Malagueta, San Andres, Misericordia, Guadalhorca. Guadalmar bölgesindeki plajda: çıplaklar için özel bir bölüm bulunmaktadır.

İspanya Malaga

MALAGA ŞEHRİNDE GEZİLECEK YERLER

İspanya Malaga

MALAGA ESKİ TARİHİ MERKEZİ

Burası, güneyde limana ve kuzeyde ise yüksek tepelere doğru uzanır. Her iki tarafından: Akdeniz’e ulaşan “Guadalmedina” ve “Guadalhorce” ırmakları bulunmaktadır.

İspanya Malaga

TEATRO ROMANO-ROMA AMFİTİYATRO

Alcazaba bölgesindeki bu yapı, antik Roma dönemine aittir.

MÖ 27’den MS 14’teki ölümüne kadar Roma İmparatorluğunun 1’nci İmparatoru olarak kabul edilen Augustus’un ilk günlerine aittir. Roma tiyatrosu tamamen kaybolmuş bir halde iken, 1951 yılından itibaren kazılarla büyük kısmı ortaya çıkarılmıştır.

Kazılar sırasında, sahne, orkestra kalıntıları, senatörler ve savea için ayrılan yer, 31 metre yarıçaplı, 16 metre yükseklikte, 13 ayaklı stantlar ortaya çıkarılmıştır. Evet, tiyatro, Alcazaba altındadır. Tiyatroya girip gezebilir ve taş basamaklarda oturabilirsiniz. Giriş ücretsizdir.

GIBRALFARAO KALESİ

Gibralfaro dağı ve çevresinde bir tepede bulunan kale, 1340 yılında Nasıra kralı I Yusuf tarafından, tepeye adını veren bir deniz fenerinin de bulunduğu, Fenike kökenli eski bir çitin üstüne yapılmıştır. Yani, Araplardan kalma bir kaledir. 

Kale deniz seviyesinden 130 metre yüksektedir. Malaga şehrine ve Akdeniz’e bakmaktadır. 

Kale, 1487 yılında Katolik hükümdarlar tarafından kuşatıldı ve Fernando del Catolico, zaferden sonra burayı geçici ikametgahı yaptı. Ayrıca kaleyi şehrin armasının bir parçası olarak belirledi.

Bir süre, İber yarımadasının en zapt edilemez kalesi olarak kabul edildi. İki sıra duvarı ve 8 kulesi vardı. Dış duvarlar, kaleyi Alcazaba ile birleştiren zikzak şeklinde düzenlenmişti.

Kalenin geçmiş dönemdeki en büyük önemi, Katolik krallığına karşı, Malagalı yerli Müslümanların isyanına tanıklık etmiş olmasıdır. Bu isyan üç ay sürmüş ve Kral Ferdinand’ın karısı İsabel’i alıp, şehrin kulesine gitmesiyle bitmiştir. Bu hikaye, yörede uzun zamandır bilinip kulaktan kulağa anlatılmaktadır. 

Gibralfaro dağı eteğinde, Müslümanlık döneminden kalma görkemli bir sur olan Alcazaba ve Alcazaba yokuşunun kuzey yamacında ise Roma Tiyatrosu var. 

Evet, kale günümüzde Malaga şehrinin en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir. Günümüzde kalede, devlet tarafından işletilen Paardor otel bulunmaktadır. 

2005 yılında, kalenin bulunduğu tepelik alana: çam ve okaliptus ağaçları dikilmiştir.

           

LA ALCAZABA

Burası, Endülüs döneminden kalma, önemli bir kale ve hükümdar konutudur.

Yapı: şehre hakim bir tepe üzerinde kurulmuştur. Kuruluş amacı: şehrin korsanlardan korunmasıdır.

11’nci yüzyıla gelindiğinde ise, genişletilerek daha büyük olarak yeniden yapılmıştır. Buranın girişinin bitişiğinde, MÖ.2’nci yüzyılda yapılmış bir “Roma tiyatrosu” nun kalıntıları bulunmaktadır. Hatta: Roma dönemine ait bu yapının malzemeleri: Alcazaba’nın bir kısmının yapımında kullanılmıştır.

Kale: denizden yükselen bir tepenin doğu bölümündedir. Çevresinde: palmiye ve çam ağaçlarından oluşan koruluk bölümler bulunmaktadır.

Yapının planı: genel olarak dikdörtkendir. Ancak, meyilli arazide kurulduğu için, araziye uyarak tam kare veya dikdörtgen şekil almaz. Kalın dış ve iç duvarlar vardır. Bu iki duvar arasında ise, üzeri kapalı yollar bulunur.

Bu yollar: kalenin değişik kısımları arasında, korunaklı ulaşım sağlamak için yapılmıştır. Zaten: Alcazaba ve Gıbralfarao kalelerinin arasında da, her iki kaleyi birleştiren, korunaklı yol bulunmaktadır.

Duvarlarda, yer yer dörtgen kuleler görülür.

Kompleksin girişinde: diğerlerinden daha büyük bir kule bulunur. Bu kule altından, kaleye giriş: zikzaklı ve kapılı bir yolla olur. Kalenin dış giriş kapısı olan “Puerta de la Boveda” yani “Kasa kapısı” kaleye girmek isteyen düşman güçlerinin zorlanması için, geriye doğru iki katlıdır, günümüzde burası bir asansör ile aşılmaktadır.

Hıristiyanlar şehri ele geçirince, zaferlerini bu kale kapısında kutlamışlardır. Buradan eşsiz dağ manzarasını izleyebilirsiniz.

Kalenin iç bölümünün giriş kapısı ise: “Puerta de la Boveda” yani “Kasa kapısı” olarak isimlendirilir.

Bu yol üzerinde, birkaç kapıdan geçtikten sonra: güzel bahçeli avlulara gelinir. Bu avlulardaki bahçelerde: güzel kokulu çam, okaliptus ağaçları ile yasemin ve sümbüller bulunmaktadır.

“Puerto da Granada” olarak isimlendirilen iç surlarda da geçtikten sonra: 11 ve 14’ncü yüzyıllar arasında kullanılan “vali sarayı” bölümüne gelinir.

Vali sarayı: bir avlu çevresinde kurulmuştur. Bu avlunun, üç kemerli kenarları vardır ve güney bölümü açıktır, bir yandan bahçeler ve öte yandan deniz manzarası görülür. Sarayın içindeki odalardan bazıları, Hıristiyanların işgalinin ardından sağlam kalarak günümüze ulaşabilmiştir.

Vali sarayının kuzeyinde, bir su değirmeni görülür. Ayrıca: dönerek inilen bir merdivenli, 40 metre derinlikte bir kuyu, bir hamam, çeşitli atölye odaları ve kalenin en kuzey kısmında ise: “Puerta de la Torre del Homonaje” isimli süslü anıtsal bir kapı bulunur.

Buraya ulaşmak için: “Plaza de Aduana” dan kısa bir yürüyüş yapmanız gerekir.

İspanya Malaga
İspanya Malaga

MALAGA PİCASSO MÜZESİ

Giriş ücretlidir. Giriş ücreti: 8 Euro’dur.
Müze: Palacio de Buenavista bölgesinde; “Palacio de los Condes de Buenavista” sarayındadır.

Yapı: 16’ncı yüzyılda inşa edilmiştir. Daha önce burada bir Nasrid dönemi yapısı olduğu tahmin edilmektedir. Çünkü: bu döneme ait bazı kalıntılar görülmektedir. Bu yüzden, yapı: “Ulusal Anıt” olarak ilan edilerek, koruma altına alınmıştır.

Pablo Ruiz Picasso: Malaga şehrinde doğmuş ve 10 yaşında iken Malaga şehrinden ayrılmıştır. Ancak, bu durum, onu olumsuz etkilememiş ve yaşamı boyunca bu doğduğu şehre karşı ilgisi devam etmiştir.

Müze: 2003 yılında açılmıştır. Müzede: Picasso ailesinin üyeleri (üvey kızı Christine ve torunu Bernard) tarafından bağışlanan 285 eser sergilenmektedir. Christina ve Bernard: bu eserlerden 204 tanesini bağışlamışlardır.

Bu eserler: sanatçının gençliğinden ölümüne kadar hayatındaki tüm dönemleri kapsamakta ve yansıtmaktadır. Müzede: Picasso’nun eserlerinin yanı sıra: şehrin kültürel hayatını ifade eden eserler de sergilenmektedir.

Son bir not: Müzenin bodrum katında: şehirdeki en eski kalıntılar olan, Fenikeliler döneminde yapılan sur kalıntılarını görebilirsiniz.

İspanya Malaga

FUNDACİON PİCASSO-PİCASSO DOĞUM YERİ MÜZESİ

2009 yılında, Picasso’nun doğduğu ev: “Museo Casa Natal” olarak ziyarete açılmıştır.

Müze: “Plaza de la Merced” üzerindeki bir evdedir. Picasso’nun doğduğu ve kısa bir süre yaşadığı bu ev yani “Casa Natal” Picasso’nun eserleriyle ilgili sergiler için bir sanat galerisine dönüştürülmüştür.

Eğer sanatçı ve sanatına ilgi duyuyorsanız burayı ziyaret etmenizi öneririm.
Giriş ücretlidir. Giriş ücreti: 1 Euro’dur.

 

MUSEO CARMEN THYSSEN- MÜZESİ

Müze: “Palacio de Villaon da Carmen” sarayındadır. 2011 yılında açılan müzede: 19 ve 20’nci yüzyıl İspanyol ressamlarına ait muhteşem bir koleksiyon sergilenmektedir. Giriş ücretlidir, giriş ücreti 8 Euro’dur.

İspanya Malaga

MUSEO DE MALAGA-GÜZEL SANATLAR VE ARKEOLOJİ MÜZESİ

Müze: La Alcazaba bölgesinde “Palacio de la Aduana” sarayındadır.
Müze: daha önce kurulan iki müzenin birleştirilmesiyle, 2010 yılında kurulmuştur. Güzel sanatlar bölümünde 15 bin civarında ve arkeoloji bölümünde ise 2 bin civarında eser bulunmaktadır.

Müzenin güzel sanatlar bölümü: 1913 yılında, kraliyet kararnamesiyle kurulmuştur. Müzede çalışmaları bulunan bazı sanatçılar şunlardır: Esteban Murillo, Luis de Morales, Luca Giordano, Velazquez, Francisco de Goya, Leon Bonnat, Pablo Picasso.

Müzenin arkeoloji bölümünde: 1930 yılından bu yana, Eyalette yapılan kazılarda bulunan eserler sergilenmektedir. Bunların başlıcaları: Fars dönemine ait ve Fenikelilerden kalmadır.

 

PLAZA DE TOROS D E LA MALAGUETA- BOĞA GÜREŞİ ARENASI

Paseo de Reding bölgesindedir. Malaga şehrindeki boğa güreşleri burada yapılmaktadır. Yapı: 1874 yılında inşa edilmiştir. 1876 yılında, efsanevi boğa güreşçisi Rafael Molina Lagartijo’nun diğerleriyle birlikte mücadele ettiği bir boğa güreşi ile açılmıştır. 

Arena: 9032 seyirci kapasitelidir. Yapının çapı: 52 metredir. Yapıda: 10 ağıl, ahır, atların test odası ve boğa güreşçileri için revir bulunmaktadır. Her yıl Ağustos ayında, burada harika bir boğa güreşi programı bulmak mümkündür.

Çünkü yıllık büyük Boğa Güreşi Fuarı düzenlenmektedir. Günümüzde burada Boğa Güreşi Müzesi var.

İspanya Malaga

MALAGA KATEDRALİ VE MÜZESİ 

Endülüs bölgesinin en değerli Rönesans eserlerinden biridir.

1487 yılında Katolik hükümdarlar İsabel ve Fernando, şehri ele geçirince, şehirde Aljama camiinin bulunduğu yere bir Hıristiyan tapınağı dikilmesini emrederler.

Katedralin yapımına 1525 yılında başlanır ve eksik de olsa 1782 yılında sona erer. 18’nci yüzyıl başında, katedralin yapımı yaklaşık 100 yıl durur.

Çünkü bağımsızlıklarını kazanmak için İngiltere’ye karşı ayaklanan Amerikalılara yardım gönderildiği söyleniyor. (Bunun bir efsane olduğu da iddia edilir, çünkü bu paranın gerçekten de acil bayındırlık işlerini finanse etmek için kullanıldığı kanıtlanmıştır.)

Böylece katedralin yapımı yarım kalır. Bir kule (Güney kule) inşa edilemez. Ayrıca ana cephesi de yarım kalır. 

Kulelerden birinin eksikliği nedeniyle, yapıya “La Manquita” (Tek silahlı kadın) lakabı verilir. 

2012 yılına kadar Endülüs bölgesindeki en yüksek binadır. Ancak Giralda tarafından geçilmiş ve 2’nci en yüksek bina olmuştur. 

Katedralin kendine ait bahçeleri ve eski camiyi hatırlatan portakal ağaçlarıyla bezeli güzel bir varendası vardır.

Katedralin üzeri: değişik biçimde dekore edilmiş kubbelerle kapatılmıştır.

Kapılar:

Yapının dışındaki mermer kapılar farklı renklerde yapılmıştır. 

Sadece bazıları madalyon taşırlar. 

Ortadaki kapı: diğerlerine göre daha geniştir. 

Ana Cephe Kapısı: Yaklaşık 1510 yılında Gotik tarzda yapılmıştır. Süleyman sütunlarıyla örülmüştür. Kapıların üstünde madalyonlar bulunur. Kapı, günümüzde bahçelere açılan kutsal kapıdır.

 

Kuzey Kulesi:

Ana cephenin solundadır. 84 metre yüksekliktedir. Kulede, 8 çan ve usta Venero tarafından 1784 yılında dökülen 14 çan vardır.

 

Koro Tezgahları:

Katedralin en değerli bölümüdür. Koro bölümündeki 42 koltuğun oyma dekorasyonu Barok marangozluğunun bir başyapıtıdır. Heykeltıraş Pedro de Mena tarafından yapılmıştır. 

 

Hazine Odası:

Tapınakta birkaç parça sanat eseri bulunmaktadır. Ana şapelde İtalyan ressam Arbasian’ın tabloları görülmeye değerdir. 

Evet, katedral yapısı günümüzde Piskoposluk sarayı olarak kullanılmaktadır. 

Mimari detayları zayıf olan yapı, son derece heybetli görüntü verir. Yani küçük bir dağ büyüklüğündedir. 

 
Son bir not: Katedral içinde, bir de müze bulunuyor. Müzede: resimler, heykeller ve el yazması metinler bulunuyor.

MARTİRES KİLİSESİ


Kilise yapısı, 1847 yılında yapılmıştır. Mimari stil: Mudejat özellikleri yani Arap-İspanyol mimari özelliklerini gösterir. Kilise yapısı içinde: Francisco Ortiz’in heykelini görmelisiniz.

IGLESİA DE SANTİAGO APOSTOL-SANTİAGO KİLİSESİ

Katedralin bitişiğindedir. 15’nci  yüzyılda daha önce burada bulunan caminin yerine inşa edilmiştir. 

İspanya Müslümanlardan alındıktan sonra ortaya çıkan mimari akım olan “Mudejar” stiline uygun olarak yapılmıştır. Kilisenin Gotik portalı, 1714 yılında yeniden inşa edilen orijinal yapıdan geriye kalan tek parçadır. 

1490 yılında inşa edilmiştir. İçinde Mudejar stili kuleleri ve değişik tarzdaki şapeli ilgi çeker. Pablo Picasso’nun “Vaftiz töreni” isimli eseri, burada sergilenmektedir. İç mekan zengin bir şekilde dekore edilmiştir ve 16’ncı yüzyıl yapımı ana sunak, özellikle muhteşem güzelliktedir. 

 

İGLESİA DEL SAGRARİO


Hıristiyanların bölgeyi almalarının ardından, bu cami kiliseye çevrilmiştir. Gotik mimari tarzdaki ön cephesinin süslemeleri görülmeye değerdir.

İspanya Malaga

MALAGA ŞEHİR DIŞINDA GEZİLECEK YERLER

ANTEQUERA

Tarihi Antequera kasabası, kayıtlı tarihin öncesinden beri Endülüs için önemli olmuştur.
Kasaba bugün Sevilla, Granada, Malaga ve Cordoba yı birbirine bağlayan ve otoyolların kesişme noktasında yer almakta ve her yerden kolayca ulaşılabilmektedir.

Antequera’yı kronolojik olarak gezmek istiyorsanız, kasabanın dışında yer alan hem boyutsal hem de yapısal anlamda gerçek ten etkileyici tarih öncesi dolmenden başlayabilirsiniz.

Dolmen de Menga (en eskisi MÖ.2500 civarında inşa edilmiştir) ve Dolmen de Viera bir petrol istasyonu yanındaki bir alanda birlikte yer almaktadırlar.

Dolmen de Romeral daha uzakta kalır, ancak görülmeye değerdir. Çünkü ustaca yapılmış kubbeli bir odanın çevresinde inşa edilmiştir.

Nispeten daha güncel anıtlardan oluşan büyük yığın, turizm danışma ofisinin yanındaki bir yoldan ulaşabileceğiniz kasaba merkezinde yer alır.

16. yüzyıldan kalma Arco de los Gigantes (Devlerin kemeri) sizi, Rönesans dönemine ait bir kilisenin bulunduğu bir meydana çıkarır. Burada Magribi kalesi Alcazaba ya geçiş vardır.

 

EL TORCAL

Antequera nın yukarısındaki tepelerde yer alan bir gurup kaya rüzgar ve su erozyonları sonucu doğal heykellere dönüşmüşlerdir.

Renklerle işaretlenmiş iki yoldan birini kullanarak El Torcal a yürüyebilirsiniz. Bugün bir doğa koruma alanıdır.

Yeşil yol: ruta verde (1.5 km. yaklaşık 45 dakika) ve sarı yol: ruta amarillo (3 km. yaklaşık 2 saat)

 

FUENTA DE PİEDRA

Antequera nın kuzeyindeki ovalar bir parça sıkıcıdır. Ama otoyoldan çıkıp kısa bir süre Sevilla istikametinde ilerlediğinizde, Endülüs ün en büyük doğal gölüne rastlarsınız.

Bu göl, mevsiminde flamingo sürülerine ev sahipliği yapar. Gölün yanında bir ziyaretçi merkezi vardır. İyi bir dürbüne ihtiyaç duyabilirsiniz.

BENALMADENA

Sea Life ve Tivoli Parque tematico (eğlence parkı) gibi Torremolinos un daha sakin turistik yerleri, bu uydu kentte yer alır.

Kasabanın tepelere giden bir teleferiği vardır. Alışılmadık bir şekilde Benalmadena aynı zamanda Avrupa’nın en büyük Budist stupa sının (tapınak) da bulunduğu yerdir. Tapınak sahile bakan muhteşem bir manzaraya sahiptir.

 

ESTEPONA

Büyük bir gurbetçi topluluğunu barındıran oldukça sade bir tatil yeridir.
Ancak yine de faal bir İspanyol kasabasıdır.

Kalabalık sahilden uzakta yer alan, iki keyifli meydanın (Plaza las Flores ve Plaza Arces) arasından geçen yan bulvarlar ve Arnavut kaldırımlı caddelerin olduğu merkezin büyük bölümü trafiğe kapalıdır.

Kasabanın yenilikçi kalabalık meydanı Plaza de Toros, arada sırada İspanya’yı turlayan uluslar arası sanatçıların verdiği konserlere ev sahipliği yapar.

Meydanın aşağısında, deniz fenerinin yanındaki marinanın bar ve restoranları Puerto Banüs tekilerden daha salaştır. Casares ve yakındaki Pueblos Blancos kısa bir sürüş veya araba yolculuğu mesafesinde kuzeyde kalmaktadır.

 

Romanya Sibiu

Romanya Sibiu

 

Romanya denilince, akla ilk gelenlerden birisi de “Transilvanya” ve “Karpatlar” bölgeleridir.

Bu bölgelerde yer alan şehirlerin başında ise “Sibiu” geliyor.

Sibiu: Avrupa’nın en iyi korunan ortaçağ şehirlerinden birisidir.

1849-1865 yılları arasında, Transilvanya Prensliğinin başkenti olarak önem kazanmıştır.

Şehir, 2007 yılında Avrupa Kültür Başkenti seçilmiştir.

Eski şehir bölümü: nehirden yaklaşık 200 metre yukarıda bir tepede, nehrin sağ kıyısında bulunmaktadır. Yukarı şehir ve Aşağı şehir, iki ayrı bölümdür. Aşağı şehirde üretim yaygın iken, yukarı şehirde: ticaret yapılır.

Şehrin deniz seviyesinden yüksekliği 430 metredir. Şehirdeki ilk yerleşimcilerin MÖ.300 yıllarında buraya yerleştikleri tahmin edilmekle birlikte, ilk yazılı kaynaklar, MS.1191 yılında, şehirden söz etmektedir. Zaten şehrin tarihi sürecine bakıldığında: Alman yerleşimciler tarafından 12’nci yüzyılda inşa edildiği, 7 duvarlı kale olarak tanındığı, zamanla büyüyüp zenginleştiği görülür.

Romanya ülkesindeki ilk eczane, 1292 yılında Sibiu şehrinde açılmıştır. Brukenthal müzesi, yine ülkenin en eski müzesidir ve yine ülkede ilk hastane, 1187 yılında bu şehirde açılmıştır. 1544 yılında, Romen dilindeki ilk kitap, bu şehirde basılmıştır.

İklim durumuna gelince: şehir yakınlardaki dağların etkileriyle, ılıman iklim bölgesindedir. Yıllık yağış ortalamaları Şubat ayında en düşük seviyededir. Haziran ayında ise en yüksek düzeydedir. Nüfusun büyük bölümü: 17’nci yüzyılda buraya göç eden Sakson sömürgecileri Almanların torunlarından ve Romenlerden oluşmaktadır. Küçük bir Macar ve Yahudi topluluğu da bulunur.

Şehir: iki bölümden oluşmaktadır

Aşağı Şehir

Aşağı şehir: nehir ve tepe arasındadır. Oldukça uzun ve geniş bu bölümde, küçük ara sokaklar ve meydanlar bulunur. Dış surların çoğu: 19’ncu yüzyıldan kalmadır. Günümüzde, surlarda 4 kule görülür. Bölgenin en eski yapısı, 1292 yılından kalma bir kilisedir. Burası genel olarak üretim alanı olarak görev yapmıştır.

Yukarı Şehir

Burada Arnavut kaldırımlı sokaklar, renkli evler ve heybetli surlar görülür. Surlar üzerinde, Cibin nehrine bakan kuleler önem kazanır. Burası daha çok şehrin ticari merkezi olarak kullanılmıştır.

Romanya Sibiu

TURİZM

Şehirde: Transilvanya’nın en önemli sembollerinden olan; küçük evleri, mimari yapıları, parke taşlarıyla döşeli kaldırımları bulunan dar sokakları görebilirsiniz. Şehir gezisi, muhtemelen en fazla 2-3 saatinizi alacaktır. Kompakt bir şehir olması nedeniyle, kısa mesafelerde yürüyerek gezebilirsiniz.

Ancak, araç kullanmak isterseniz, şehirdeki toplu taşıma “Tursib” denilen yerel konsey denetimindeki bir şirket tarafından sağlanmaktadır.

Şehir içinde 20 otobüs güzergahı bulunur. Bu otobüslere, bir biniş bileti 1.5 ley olup, biletleri satış makineleri veya bilet kabinlerinden satın alabilirsiniz.

Romanya Sibiu

RESMİ TATİL GÜNLERİ

1-2 Ocak : Yeni yıl tatili
24 Nisan : Paskalya
1 Mayıs : İşçi Bayramı
1 Aralık : Milli Gün
25-26 Aralık : Noel tatili

Romanya Sibiu

ULAŞIM

Sibiu şehrine ulaşım için: Bükreş’ten trene binmeniz gerekiyor. Bükreş-Sibiu arasındaki tren yolculuğu yaklaşık 7 saat sürüyor. Uzaklık, 215 kilometredir. Tren istasyonu ile şehir merkezi arasındaki uzaklık: 10-15 dakikalık yürüme mesafesindedir .

Romanya Sibiu

GEZİLECEK YERLER

Romanya Sibiu

THE UPPER TOWN-ORASUL DE SUS-YUKARI ŞEHİR-ŞEHRİN TARİHİ MERKEZİ

Bu bölüm: şehirde: Roma-Katolik kilisesi ve Romanya’nın en önemli sanatsal bölümlerinden birisidir ve manzarası mükemmeldir.

Romanya Sibiu

THE GREAT SQUARE-PİATA MARE

Şehrin en büyük bu meydanı, ilk olarak, 1411 yılında tahıl pazarı olarak açılmıştır. Aslında, meydanın varlığı 1366 yılından bu yana bilinmektedir ancak yazılı belgelerde ilk olarak 1411 tarihinde söz edilmiştir. Sibiu şehrinin tarihi merkezidir.

Özellikle, 16’ncı yüzyılda şehrin merkezi haline gelmiştir. Önce “Kral Ferdinand Meydanı” denilirken, II Dünya savaşı arasındaki komünist dönemde, meydanın ismi “Der Grosse” olmuş, 1990 yılında ise, ilk ve özgün adı tekrar geri verilmiştir.

Takip eden yüzyıllarda da, ticari etkinlikler ve hatta ceza infazları için kullanılmıştır. Ortaçağ boyunca şehrin günlük yaşamında pek çok önemli olay ve halk toplantıları ve infazlar burada yapılmıştır. 1703 yılında ilçe yöneticisi Zabanius Sachs von Harteneck burada idam edilmiştir.
Meydanın uzunluğu 142 metre, genişliği 93 metredir. Bu ölçüler ile Transilvanya’nın en büyük meydanıdır.

Eski duvarlı şehir merkezindeki bu meydan: UNESCO tarafından “Dünyü Kültür Mirası Listesi”ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Romanya Sibiu

Romanya Sibiu

Brukenthal Palace-Palatul Brukental-Brukenthal Müzesi

Meydanın kuzeybatısında bulunan saray: Romanya’nın en önemli anıtlarından birisidir. 1777-1787 yılları arasındaki 10 yıllık süreçte, Transilvanya Valisi Baron Samuel von Brukenthal için konut olarak yapılmıştır. Viyanalı mimar tarafından yapılmıştır.

Günümüzde: müze olarak kullanılmaktadır ve 1817 yılında açılmıştır. Sarayın hemen yanındaki “Moringer House” ise, şehrin 18’nci yüzyıldan kalan Barok mimari stildeki bir ev yapısı olarak önem kazanmaktadır.

Avrupa’nın ilk müzelerinden olan müzede: 15-18’nci yüzyıllar arasındaki döneme ait yaklaşık 1200 eser sergilenmektedir. Eserler, genel olarak Baron Von Brukenthal’ın: ilk koleksiyonlarından ağırlıklı olarak, 1759-1774 yılları arasında Viyana’da yaşadığı dönemde topladıklarından oluşmaktadır.

Baron: Transilvanya Büyük Prensliği Valisi olarak şehre döndükten sonra (1777-1787) yanında koleksiyonlarını getirmiş ve 800 resimden oluşan koleksiyonunu: Brukenthal Sarayı salonlarına yerleştirmiştir. Zamanla: koleksiyonlar satın almalar ve bağışlar yolu ile zenginleşmiştir. Şu anda: müze, sarayın zemin ve birinci katında bulunmaktadır.

Bunlar arasında: dini heykeller, simgeler, pul ve paralar bulunuyor. Özellikle: Baron Samuel von Brukenthal’in Avrupa resimleri koleksiyonu, 15-18’nci yüzyıllar arasında, Avrupa okullarına ait 1200 parça eseri barındırmaktadır.

Bunlar arasında: Rubens, Van Dyck ve Teniers gibi resim ustalarının eserleri görülmektedir. Ayrıca: 16’ncı yüzyıldan kalma bir gümüş koleksiyonu, cam simgeler ve başkaca 350 nadir eser sergilenmektedir.

Hatta: yukarıda da belirttiğim gibi, ilk Romence kitap burada basılmıştır, ilk matbaa makinası da burada görülebilmektedir.

Ayrıca, yine günümüzde burada etkileyici bir kütüphane bulunuyor. Kütüphanede, 300 bin civarında obje (el yazmaları, nadir yabancı kitaplar, eski Romanya ve Transilvanya kitapları, yeni kitapları, uzman dergileri) bulunmaktadır.

Romanya Sibiu

Biserica Romano-Catolica Church

Bu kilise, meydanın bir köşesinde, kuzey tarafında bulunmaktadır. Kilise şehirdeki “Cizvitler” tarafından kullanılmaktadır. Yapı: 1726-1738 yılları arasında, Barok tarzda yapılmıştır. Özellikle: iç duvarlardaki ve tavanlardaki freskler ve renkli resimler muhteşemdir.

Yan sunaklar pembe mermerler ve taş oymalar ile süslenmiştir. Sunak arkasındaki fresk: 1777 yılında, Anton Steinwald tarafından yapılmıştır.

Kilisenin içinde: 1744-1747 yılları arasında Transilvanya komutanı olan Otto Ferdinand de Abensberg’in taş mezarı bulunmaktadır.
Kilisenin arkasında ise “Catedrala Evenghelica” görülür.

Romanya Sibiu

Romanya Sibiu

Romanya Sibiu

Surlar

Şehir, Ortaçağ döneminde, Orta Avrupa’nın en önemli müstahkem şehirlerinden biri olmuştur. Şehrin çevresi tamamen surlarla çevrilmiştir. Güneydoğu surlarının büyük bölümü, günümüze kadar ulaşmıştır. Çünkü: en çok bu yönde saldırılar olmuş ve bu yüzden bu yöndeki surlar çok sağlam yapılmıştır.

Surlar: ilk olarak dış bölümde toprak höyük, sonra ikinci bir 10 metrelik sur ve sonra başka bir hatta: yine 10 metrelik duvar-sur bulunur. Bunlar arasındaki bağlantılar kulelerle sağlanır. Şehir ve savunma hatları arasındaki ulaşım ise, tüneller ve geçitlerle sağlanmıştır.

Evet: yüzlerce yıl boyunca etkinliğini sürdüren surlar nedeniyle, şehir, Avrupa’nın en güçlü ve korunaklı kalelerinden biri olmuştur. Şehrin orijinal surları: 39 savunma kulesi, 4 kapı ve 5 topçu bataryası ile desteklenmiştir. Kulelerden en önem kazananları: Harquebusiers kulesi, Marangozlar kulesi, Çömlekçiler kulesi ve Büyük kuledir.

Romanya Sibiu

Romanya Sibiu

Sibiu en Towers-Turnurile Sibiului-Konsey Kulesi

Cizvit kilisesinin hemen yanındaki bu kule: şehrin sembolü ve en ünlü eseridir. Giriş ücreti 2 leydir.

Yapı: 13’ncü yüzyıldan kalmadır ve yıllar içinde yenilerek günümüze kadar ulaşmıştır. Son olarak 1778 yılında düzenlenmiştir. Aslında piramit şeklinde yapılan çatı: 1826 yılında dört köşe kuleler yapılarak değişikliğe uğramıştır.

Kulenin güney duvarında, 2 aslan taş kabartması bulunuyor ki, bunların 13’ncü yüzyıldan kalma yani kulenin ilk orijinal yapısından kalma oldukları sanılıyor.

Kule: şehri çevreleyen surlardan şehre giriş kapısı olarak kullanılmıştır. Kule, yapıldıktan sonra: yüzyıllar boyunca, bir botanik müzesi, depo, bir yangın gözetleme kulesi, geçici bir hapishane olarak görev yapmıştır.

Günümüzde, kulenin en üst katındaki gözlem güvertesinden, tarihi şehir ve ötesinde Faragas dağlarının güzel görüntüsünü izlemek mümkündür. Kuleye dar bir kapıdan giriliyor ve spiral merdivenle, bir üst kata ulaşılıyor. Saat mekanizması sondan bir önceki kattadır ve son katta, biraz önce de söylediğim gibi, bir gözlem güvertesi bulunmaktadır.

1962-1998 yılları arasında, kule, Brukenthal Müzesinin bir bölümü olarak bazı sergilere ev sahipliği yapmıştır.

 

Belediye Başkanı Ofisi

Meydanın kuzey bölümünde bulunan ve 20’nci yüzyılın başlarında inşa edilen bina, günümüzde Belediye Başkanının ofisi olarak kullanılmaktadır.

 

COUNCİL TOWER-TURNUL SFATULUİ

Burası, eski Belediye Başkanının ikametgahı ve Konsey kulesidir. Kule: 12’nci yüzyılda inşa edilmiş ve şehir çevresindeki kale duvarlarında, ikinci bir giriş kapısı olarak kullanılmıştır. Kule: tarihi süreç içinde: botanik müzesi, tahıl ambarı, yangın gözetleme kulesi ve bir aralar da hapishane olarak kullanılmıştır.

Romanya Sibiu

THE LİTTLE SQUARE-PİATA MİKA

Konsey kulesinin kemerleri altındaki iki tünel kullanılarak: Büyük Meydandan, küçük meydana yani buraya ulaşılır. Günümüzde, küçük meydanın çevresinde: kafeler ve dükkanlar bulunur.

 

Muzeul de Etnoğraphie si Arta Popualara-Emil Sigerus Sakson Etnoğrafya Müzesi

Müzede: 19’ncu yüzyılda, Emil Sigerus tarafından toplanan: Transilvanya Sakson Halk Sanatı eserleri ve objeleri sergilenmektedir. Bunlar arasında bulunanlar: boyalı mobilyalar, kostümler, tekstil-nakış ürünleri ve seramik koleksiyonları görülür.

 

Muzeul de Istorie bir Farmaciei-Eczacılık Müzesi

Romanya ülkesinin en eski eczanesi yani 150 yıldır işletilen eczanesi, 16’ncı yüzyıldan kalma bir bina içindedir. 1972 yılında açılmıştır. Bir ofis, bir laboratuvar ve bir homeopatik sergiden oluşmaktadır.

Müzedeki vitrinlerde, 6000 adet tıbbı ekipman bulunur. Bunlar arasında bulunanlar: cerrahi torbalar, mikroskoplar, ahşap-çini-cam-bronz havanlar, kaseler, tıbbi aletler bulunmaktadır.
Özellikle: 1597 yılına tarihlenen, ilaç hazırlamak için kullanılan bronz havan ilgi çekmektedir. Ayrıca: Viyana tarzı dengeler ve ağırlık ölçüleri de bulunur.

Romanya Sibiu

HUET SQUARE-PİATA HUET

Bu meydanda: “Evanjelist Katedrali” ve birkaç gotik yapı daha bulunmaktadır.
Katedral: 1520 yılında, eski bir Roma Bazilika sitesinde yapılmıştır ve 5 sivri kulesi dikkat çekmektedir.

Kuzey duvarının büyük kısmında: 1445 yılında, Rosenau Johannes tarafından yapılmış büyük bir fresk görülür. Meydanın çevresindeki diğer binalarda, ağırlıklı olarak”Gotik” mimari stil görülür.

Şapelin hemen yakınında, Rahipler kulesi bulunuyor. Bunun yanında “City Hall” olarak kullanılan ve Thomas Gülden tarafından şehre bağışlanan bir ev bulunuyor. Katedralin çevresindeki yapılar 15-18’nci yüzyıla kadar uzanan kültür izlerini taşımaktadırlar.

Romanya Sibiu

THE LOWER TOWN-ORASUL DE JOS-AŞAĞI ŞEHİR

Nehir ve tepe arasında, aşağı şehir bulunur. Zaten ilk surlar ,bu aşağı şehir çevresinde gelişmiştir. Burada, dar sokaklarda dolaşırken, küçük meydanlara rastlayabilirsiniz. Ancak, mimari oldukça basittir.

 

Podul Minciunilor-Lies The Bridge

Dövme demirden yapılan bu köprü, şehrin en önemli sembollerinden birisidir.

Alt şehre: çeşitli dik sokaklar ve merdivenlerle ulaşılır. Bunlardan birisi de, Lies demir köprüsü altından geçmektedir.

Bu ferforje demir köprü: 1859 yılında, Fredericus Hutte tarafından inşa edilmiştir. Köprü süslemelerinde: rozetler, bitkisel ve neo-gotik geometrik motifler kullanılmıştır. Sibiu arması ise, kuzey taraftadır.

Burası: genç çiftler için bir gezinme yeridir.

Romanya Sibiu

Pasajul Scaritor-Passage

Alt şehir ve üst şehir bölümlerini birbirine bağlamaktadır. 13’ncü yüzyılda yapılmış, mimari bir şaheserdir ve şehrin en güzel yerlerinden birisidir. Geçidin bir ucunda, Romanya’nın en eski restoranlarından “Altın Namlı” yani “Butoiul de Aur” bulunur.

 

Piata Aurarilor-Kuyumcu Meydanı

Burası, huzurlu, sessiz ve sakin bir meydandır. Meydanı çevreleyen evlerde: ortaçağ dönemi pencereleri, kapı ve kuleleri görülür. Uzun yıllar boyunca: bu küçük meydan, şehrin iki bölümü arasında önemli bir geçiş yeri olarak kullanılmıştır.

 

ŞEHİR ÇEVRESİNDE DİĞER GEZİLECEK YERLER

Romanya Sibiu

Romanya Sibiu

ASTRA Açık Hava Müzesi-Aer Liber ASTRA-Dubbrava Sibiului in Muzeul

Calea Rasinarilor bölgesindedir. Tramvayla, şehir merkezine 30 dakika uzaklıktadır.
250 dönüm büyüklüğündeki müze, dünya üzerinde bu ölçüsü ile en büyük ikinci açık hava müzesidir.

Yoğun bir ormanlık alanın ortasındadır. Güzel bir göl ile çevrilidir. Burada: Romanya kültürüne ait, 300’den fazla: değirmen, yel değirmeni, köy mimarisini gösteren evler, ağıllar, bir ahşap kilise, balık depoları, geleneksel işletmeler, şarap, meyve ve yağ yapılan yapılar görülür.

Yani, bir anlamda: Müze, Romen halkının teknolojik mirasını göstermektedir.

Ziyarete açık bu müzede gezmek isterseniz: rehberli ve hatta faytonlu turları tercih edebilirsiniz.

Romanya Sibiu

Cisnadie-Heltau

Sibiu şehir merkezinin 6 km. güneyindedir. Kasabanın ismine, ilk olarak 1024 yılındaki bir yazılı belgede rastlanılmıştır.

12’nci yüzyılda; 1323 yılında Sakson sömürgeciler buraya yerleşmişlerdir. Takip eden yüzyıllar boyunca, şehirde özellikle yüncüler gelişmiştir. Dokuma dalında büyük tekstil fabrikaları inşa edilmiştir.

Şehirde gezilmesini önereceğim yerler arasında şunlar bulunur: Tekstil Müzesi, Cisnadie Kilisesidir.

Romanya Sibiu

Curtea de Arges-Horezu Manastırı

Burası: UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Çünkü: burası bir “çömlekçi” merkezidir ve Sibiu şehir merkezine 70 km. uzaklıktadır.

Curtea de Arges: Walachia başkenti olarak: Prens Radu Negru tarafından, 14’ncü yüzyılın başında kurulmuştur. Şehirdeki: “Curtea de Arges Manastırı” ise: 16’ncı yüzyıldan kalmadır ve helezonik iki kulesiyle dikkat çekmektedir. Romanya’nın ilk 2 kralı ve kraliçeleri burada gömülüdür.

Evet: Horezu Manastırı: 1690 yılında, Prens Konstantin Brancoveanu tarafından kurulmuştur. Walachia yerleşim bölgesinin en büyük manastırıdır.

Burayı ziyaret etmelisiniz. Burada: dini kompozisyonlar, boyalı dekoratif eserler ünlüdür. Manastırın değerli freskleri: 17’nci yüzyılın sonuna ve 18’nci yüzyıla ait eser ve objelere ev sahipliği yapmaktadır.

Horezu’ya yakın bir köy: Romanya’nın en büyük seramik merkezlerinden birisine ev sahipliği yapmaktadır. Yaklaşık yüz yıl önce, yerel rahipler, çanak-çömlek yapmak ve boyamak hünerlerini, yerel köylülere öğretirler ve o zamandan bu yana, yöre insanı: en önemli ve güzel seramikleri üretmektedirler.

Bükreş

Köstence

Genel

İngiltere Manchester Gece hayatı

İngiltere Manchester Gece hayatı

 

İngilizler, hafta içinde saat: 18.00-19.00 dan sonra sokağa çıkmazlar, yani şehri ziyaret ettiğinizde, bu saatlerde sokakların bomboş olduğunu görebilirsiniz.

Ancak: şehir ziyaretinizi özellikle hafta sonuna denk getirirseniz, özellikle Cuma ve Cumartesi geceleri, İngilizlerin sabahlara kadar eğlence mekanlarında eğlendiklerini görebilir ve onlara katılabilirsiniz.

Evet: şehirde gerçekten, İngiliz kültürünün en önemli mekanı olan publar çok miktarda bulunmaktadır.

Bunların bu kadar çok olmasının en büyük nedeni: İngilizlerin evlerinde misafir ağırlama gibi bir huyları ve geleneklerinin olmamasıdır. Bu yüzden, İngilizler, arkadaşları veya misafirleriyle, publarda buluşur ve sohbet ederek veya bir şeyler içerek zaman geçirirler.

Şehirde gece hayatı oldukça aktiftir. Özellikle “Tiger Tiger” ve “Venüs” denilen gece kulüpleri mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerdir. Buralarda, ünlü Dj ler canlı müzik yapıyorlar.

 

Manchester Printworks

With Grove bölgesinde, Exchange Meydanında bulunan bu eğlence merkezi: bütün Avrupa’da türünün en büyük örneği olarak bilinir. Manchester şehrinde gece hayatı burada yaşanır.

Burada: birçok kafe, bar, restoran, pub ve büyük bir fitnes merkezi ve modern bir IMAX sinema merkezi bulunmaktadır. Buradaki kulüplerin bazıları için giriş ücreti istenilmez, bazıları ise 10 paund giriş ücreti talep ederler.

Ancak, daha öncede söylediğim gibi, hafta içinde buralar boş olur. İngilizler, Cuma ve Cumartesi geceleri eğlenmeye buraya gelirler ve sabahlara kadar eğlenirler. Hatta: Cuma ve Cumartesi günü gecelerinde, buradaki kulüplere girmek için uzun kuyruklar görürseniz şaşırmayın.

Özellikle, saat: 22.00 den sonra çok kalabalık olur. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise, sokaklarda sarhoş veya baygın, yerlere yatan insanlar görebilirsiniz. Hatta: ambülans geldiği bile görülür. Burada kulüpleri ziyaret etmek isterseniz, önerilerim:

 

Tiger

Bu kulüp: bölgenin en popüler kulübüdür ve önünde sürekli uzun kuyruklar bulunur. 3 katlı ve birbirinden farklı salonları barındırmaktadır. Her salonda, farklı müzik türü bulunmaktadır.

Deansgate

Burası da şehirdeki bir eğlence bölgesidir. Ancak: burası daha çok bir şeyler içip sohbet etmek isteyenlerin tercih ettiği yerdir. Burada bulunan kulüplere gelen insanlar: belli bir saatten sonra ve genellikle 23.00 den sonra Printwork denilen bölgedeki eğlence mekanlarına giderler.

Şehir yakınlarında gezilecek yerler

Manchester, Alışveriş