İspanya Cordoba

İspanya Cordoba

Şehrin eski adı “Corduba” dır. Şehir: “Guadalquvir” nehrinin kıyısında, vadinin ortasında kurulmuştur.

Endülüs bölgesinde Cordoba eyaletinin başkentidir.

Şehrin tarihi merkezi, 1984 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Çünkü: 10 ve 11’nci yüzyıllarda: Cordoba şehrinin, dünyanın en kalabalık şehri olduğu biliniyor.

Şehirde, UNESCO tarafından onaylanmış dört kültür mirası bulunmaktadır.
Günümüzde ise, Sevilla ve Granada şehirleriyle birlikte, Endülüs bölgesinin en büyük üçüncü şehridir.

İspanya Cordoba

ULAŞIM

Cordoba havaalanı şehir merkezine 6 km. uzaklıktadır. Şehrin diğer bazı şehirlere olan uzaklıkları ise şöyledir: Cordoba-Almeria: 310 km.
Cordoba-Barselona: 880 km.
Cordoba-Granada: 232 km.
Cordoba-Malaga: 162 km.
Cordoba-Sevilla: 143 km.

İKLİM

Şehirde, Subtropikal-Akdeniz iklimi egemendir ve buna bağlı olarak, yaz döneminde ortalama günlük sıcaklıklar yüksektir. Hatta, Avrupa’nın en sıcak şehirlerinin başında geldiği söylenmektedir.

TURİZM

Şehrin en büyük özelliği: tarihi ve mimari özellikler taşıyan bir cami üzerine yoğunlaşılır. Yani, çoğu ziyaretçinin buraya gelme nedeni bu camidir. Ancak, şehirde bu cami dışında: kale, saraylar ve birkaç müze de bulunmaktadır. Burayı ziyaret ederseniz: ortaçağdan kalan caddeler ve sokaklarda dolaşabilir, kalabalık mahallelerde, ağaçlıklı avlularda ilginç yerler keşfedebilirsiniz.

Son bir not: şehir Avrupa’nın ikinci büyük “Old Town” yani “Tarihi şehir” bölgesine sahiptir.

Los Patios Festivali:

UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilmiştir. Mayıs ayının 2 ve 3’ncü haftasında kutlanır.

Tarihi merkezdeki birçok ev, özel varendalarını çiçeklerle süsleyerek bir yarışmaya katılırlar. En güzel süslemeyi yapan yarışmayı kazanır. Ancak festival döneminde, şehirde kalacak yer bulmak oldukça zor ve fiyatlar son derece pahalı, bilmekte yarar var.

 

TARİHİ

MÖ.2’nci yüzyılda Roma döneminde, şehir önemli bir merkez haline gelmiştir.

MÖ.150 yılında, bölgedeki Roma Eyaletinin başkenti olmuştur. Takip eden dönemde, şehir: tarım ve madencilikle kalkınmıştır. Roma döneminde şehrin ismi “Corduba” dır.

Roma etkisinin azalması sonucu: burası da, İber yarımadasındaki Vizigot ve Vandal ayaklanmalarından etkilenmiştir. Şehir Vizigotlar tarafından ele geçirilir.

711-712 yıllarına gelindiğinde ise, şehrin Magribiler tarafından ele geçirildiği görülür.

756 yılında, şehir: kendini “Al-Andalus Emiri” (Cordoba Emevi Halifesi) olarak ilan eden Emevi Hanedanlığının başı I. Abdurrahman yönetimde bir başkent ilan edilmiştir. Şehrin yeni ismi “Qurtubah” olur.

Abdurrahman; 785-787 yılları arasındaki dönemde “cami” nin inşaatını yönetmiştir. Daha sonra gelen hükümdarlar ise, camiyi büyütüp genişletmişlerdir.

929 yılında: III Abdurrahman döneminde, şehir, Avrupa’nın en büyük şehri olmuştur. Hatta: bilgi, kültür ve gücün yoğunlaştığı şehir, Batı Dünyasının merkezi haline gelmiştir. Şehirde 80’den fazla kütüphane ve öğretim kurumu vardır.

Tıp, matematik, astronomi ve botanik bilgisi, o dönemde Avrupa’nın geri kalanından çok üstündü. Şehrin ulaştığı bu zirve noktası: dönemin ünlü düşünürlerinin şehirden yetişmesine neden olmuştur.

Burada: Averroes (İslam filozofu), İbn Hazm (İslam ilahiyatçısı ve hukukçusu) ve Al-Zahrawi (İslami cerrah ve hekim) gibi kişiler yetişir.

11’nci yüzyıla gelindiğinde ise, bölgedeki Emevi hükümdarlığı, kuzeyden gelen Hıristiyan orduları tarafından parçalanmıştır.

1236 yılında, şehirde Hıristiyanlar egemenlik kurarlar. Cami, Meryem Ana’ya adanmış bir Katolik katedraline dönüştürülür. Ancak, aynı tarihten sonra, şehir büyük bir ekonomik çöküş içine girer.

GEZİLECEK YERLER

ALCAZAR DE LOS REYES CRİSTİANOS

Giriş ücreti kişi başı 5 Eurodur.

Alcazar, devasa kale ve kraliyet sarayından oluşan bir yapı kompleksidir. Kalenin tamamı, 4 kuleli devasa duvarlarla/surlarla çevrilidir. Kuleler: Aslan kulesi, Nehir kulesi, Homoneja kulesi ve Vela kulesidir.

Yapılar ve bahçeler kompleksi, ilk olarak 8’nci yüzyılda Hilafet konutu olarak inşa edilmiştir.

Daha sonra burası Hıristiyan hükümdarların kalesi olmuştur. Katolik hükümdar Ferdinand ve Isabella, burada 8 yıl ikamet etmiştir. Böylece, Ortaçağ döneminde burası önem kazanmıştır.

1328 yılında, Alfonso XI tarafından, saray binaları günümüzdeki şekline dönüştürülmüştür. Daha sonra Alcazar hükümdarların 160 yıl boyunca sarayda bulundukları bir yer olmuştur.

Hatta, Ferdinand ve Isabella, Hindistan’a batıya giden bir deniz yolu bulmayı planlayan Kristof Kolomb’u burada karşılamışlardır. Daha sonra engizisyon döneminde kale sivil ve askeri bir hapishane olur.

1931 yılında ise, Belediye kaleyi “ulusal anıt” olarak ilan eder ve 1984 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Evet kalede bugün neler var?

Kalenin salonlarında, 3’ncü yüzyıldan kalma, Roma lahitleri ve 2’nci yüzyıldan kalma mozaikler var. Ancak buranın en büyük özelliği muhteşem arka bahçeleridir. Burada güzel havuzlar, iyi kesilmiş çitler görülür.

 

MEDİNA AZAHARA

III Abdurrahman, kendini “Halife” ilan ettikten sonra, şehrin 7 km. batısında yeni bir başkent yaptırmıştır. Hatta: hükümdarlığın zirvede olduğu dönemde, Medina Azahara şehri, iddialı bir konuma gelmiştir.

30 yıl boyunca: burası, yıkımına kadar, halife III Abdurrahman’ın gelirinin büyük bölümünü: tuhaf zevklerine harcamıştır. Bu tuhaf zevkler hakkında, birkaç örnek şunlar olabilir:

Büyük salonların birinde: kristallerin yardımıyla gökkuşakları oluşturulmaktadır.
Bir diğer salonda: halife, ziyaretçilerini etkilemek için: bir kölenin çevirdiği, geniş bir civa tavası ile “şimşek” etkisi yaratılmıştır.

Evet, Medina Azahara: III Abdurrahman ve kendisini yıkmaya çalışan veziri El Mansur arasındaki çatışmalar sonucunda, Berberi paralı askerleri tarafından, yerle bir edilmiş ve ancak 20’nci yüzyılın başında yeniden keşfedilmiştir. Günümüzde, bu alanın yalnızca küçük bir kısmı kazılarak ortaya çıkarılmıştır.

İspanya Cordoba
İspanya Cordoba
İspanya Cordoba

LA MEZQUİTA-CAMİ

Burayı her yıl 1.5 milyon kişinin ziyaret ettiği söyleniyor.

Giriş ücreti kişi başı 13 Eurodur. Bakın burada ilginç bir durum var, yerel sakinler yani İspanyollar buraya ücretsiz girebiliyorlar, yani sadece turistlere ücretlidir. Malum ülkemizde böyle bir uygulama yok, giren her kez aynı ücreti ödüyor.

Caminin bilet gişesi, 14’ncü yüzyıldan kalma Mudejar kemeri olan Puerta del Perdon’dur.

Önemi:

Yapı, 1984 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Evet, buraya Araplar “Cordoba Camii” ve İspanyollar ise “Mezquita” ismini vermişlerdir.

Yapı. 10’ncu yüzyıldan kalma bir Magribi ibadethanesidir.

Batı İslam sanatının en etkileyici yapılarından biridir.

Tüm dünyadaki, en büyük camidir. Aynı zamanda, dünyanın en büyük tapınağıdır. İçinde aynı anda 40 bin kişi ibadet edebilmektedir.

 

Yapım Aşamaları:

Emevi ailesinin Suriye Şam’da Abbasiler tarafından devrilmesinin ardından, Emevi Prens Abd al-Rahman I, İspanya’nın güneyine kaçtı. Hızla İber yarımadasının neredeyse tamamı üzerinde kontrol sağladı ve yeni başkenti Cordoba’da, Şam ihtişamını yeniden yaratmaya çalıştı.

784 yılında, şehirde Müslüman nüfus arttı ve Vizigotlar dönemi Christian Saint Vincent bazilikası, onun emriyle satın alındı, kilise yıkıldı ve Cordoba şehrindeki büyük cami inşaatı başladı. Caminin mimarı: Sidi ben Ayub’dur.

(Bu konuda anlatılan efsaneler var. Abdurrahman, meleksel bir vizyon gördükten sonra camiyi inşa ettirmeye karar vermiştir.

Melek efsanesine göre, el-Rusafa sarayında uyurken, bir meleğin göründüğünü ve kendisine aldıklarının karşılığında Allah için ne yaptığını sorduğunu gördü. Bu nedenle, Allah için camiyi yapmaya karar verdi.)

Yapım da, dış duvar da dahil olmak üzere, eski Vizigot kilisesinin malzemeleri kullanılmıştır.

Ve caminin yapımına, 785 yılında yaklaşık 200 yıl süren inşaata başlandı ve 990 yılında tamamlandı. I Abd al-Rahman, rakip bir siyasi hanedan tarafından katledildi.

833-852 yılları arasında II Abd al-Rahman döneminde camide ilk büyük genişleme gerçekleşti. Bunda şehirde meydana gelen demografik gelişme etkili oldu.

960 yılında II El Hakim tarafından, süslü “mihrap” eklendi.

961-966 yılları arasında III Abd al-Rahman döneminde cami yine genişletildi ve yeni bir minare eklendi. Camide daha önceki dönemde, I Hişam tarafından yaptırılan orijinal bir minarenin varlığına dair bazı kanıtlar olmasına rağmen, bu dönemde yapılan minare, kare planlı ve farklı yüksekliklerde iki bölümden oluşmuştur.

987 yılında, Al-Mansur tarafından cami doğu yönünde genişletilmiştir. Yapının günümüzde görülen “dikdörtgen” şekli bu dönemde yapılmıştır. Al-Mansur’un yapıdaki en büyük katkısı: namaz kılınan alanın, granit, yeşim taşı ve mermerden oluşan bir yer haline getirilmesidir.

Evet, cami nehir nedeniyle, güneye doğru genişleyememiştir.

 

Caminin Katedrale Dönüştürülmesi-Catedral de Nuestra Senora de la Asuncion:

1236 yılında, Kral III Ferdinand, şehri ele geçirince, cami, şehrin katedrali olarak kutsandı. Ancak, yaklaşık 300 yıl boyunca büyük değişikliğe uğramadan aynen kaldı.

Çünkü şehirliler yani Cordobalılar bu konuda ısrarcı olmuşlardır.

16’ncı yüzyıl başlarında, Katedralin Piskoposu yeni bir katedral inşasını ve inşa etmek için de caminin yakılmasını önerdi. Ancak, bu yıkıma, şehir halkı karşı çıktı.

Bunun üzerine, Kral I Carlos, caminin merkezine, yeni bir ana sunak alanı ve koro inşa etmeleri için, Katedral yetkililerine izin verdi.

Ardından, 1523 yılında, caminin tam merkezinde, Piskopos Alonso Marniwue tarafından bir Rönesans stili katedral inşa edilmeye başlandı. Bu sırada, sütunlu salonun bazı bölümleri yıkıldı.

Yine bu yapılanma sırasında, namaz kılınan alan, duvarla çevrilmiştir. Böylece, aydınlık ve havadar bir yer olan ibadethane karanlık ve kasvetli bir alan haline gelmiştir.

Ancak, efsaneye göre: Kral sonucu görünce, dehşete kapılmış ve inşaatçılara “Dünyada benzeri olmayan bir şeyi yok ettiklerini” haykırmıştır.

Katedralin tamamlanması, yaklaşık 250 yıl sürdü. (1523-1766)

CAMİNİN GEZİLMESİ:

Giriş Bölümü:

Caminin girişinde: eskiden burada hurma ağaçları varmış. Çünkü Sultan memleketinden gelirken yanında bir hurma ağacı çekirdeği getirmiş ve memleket (Şam) hasretini gidermek için buraya hurma ağacı diktirmiş.

Günümüzde ise, burada: portakal, palmiye ve selvi ağaçları ve havuzların bulunduğu güzel bir avlu var. Burası, camide namazdan önce abdest alma yeri olarak düzenlenmiştir ve Portakal ağaçlarının altında büyük bir sarnıç bulunmaktadır.

Buraya 13’ncü yüzyılda Palmiye ağaçları dikilmiş ve 15’nci yüzyıldan beri Portakal ağaçlarının varlığı bilinmektedir.

Bu Portakal ağaçları, Emevi sürgününün bir hatırlatıcısıdır. (Bu konudaki ayrıntı aşağıda) 18’nci yüzyılda ise zeytin ve selvi ağaçları dikilmiştir.

Sayısal Bilgiler:

Cami binası, 24 bin metre karelik bir alanı kapsar.

Kompleksin toplum boyutları, 180 metreye 130 metredir.

 

Mimari Özellikleri:

Orijinal cami, Kudüs, Şam ve El-Aksa camilerinden esinlenilerek yapılmıştır.

Orijinal basit İslami ibadet yeri: genellikle bir çöl evinin açık avlusu gibi, yatay ve basit olarak tasarlanmıştır.

İlk ibadethane: bugünkü ziyaretçi giriş yerinin hemen karşısındaki alanda, kırmızı tuğla ve beyaz taştan, çizgili kemer sıralarıyla, kıble duvarına dik olarak, 11 nefe bölünmüştür.

Katedral bölümü ise, 16 ve 17’nci yüzyıl mimari stillerini yansıtmaktadır.

Duvarlar:

Kireçtaşı kesme taşlarla örülmüştür.

Orijinal Zemin:

Sıkıştırılmış toprak üzerine, kalın bir harç tabakasından oluşur. Kompakt, kırmızımsı sönmüş kireç ve kumdan yapılmış olan argamasa üzerinde, yan yana dua edilmektedir.

Çatı:

Çatının iç kısmı, oyma süslemeli ahşap kirişlerden yapılmıştır.

Düz çatı, altın ve rengarenk motiflerle süslenmiştir.

Kemerler ve Sütunlar:

Kırmızı-beyaz dev çizgili, üst üste bindirilmiş kemerler, bir hurma ağaç ormanını andırır.

Cami ilk yapıldığında 1293 tane kemer vardır.

Kemerler: mermer, granit, jasper ve diğer kaliteli malzemeden yapılmış sütunlara dayanıyordu.

Kemerlerin bu sütunları: bölgedeki eski kiliselerden ve Cordoba’nın Roma yapılarından toplanan malzemelerin bir karışımıdır.

Ancak bu sütunlardan günümüze sadece 856 tanesi kalmıştır. (Cami katedrale dönüştürülürken sütunların bir kısmı sökülmüştür.)

Yapıda kısa ve uzun sütunlar kullanılarak, tavanda bir açıklık hissi yaratılmış, üst üste yerleştirilen iki katmanlı bir yapı fikri ortaya atılmıştır.

Kapılar:

Caminin kuzey tarafında, içeriyi ışıkla dolduran ve bir açıklık hissi veren 19 kapı varmış. Ancak daha sonra bu kapıların tamamı kapatılmış, kırmızı-beyaz çift kemerlerin canlı etkisi azaltılmıştır.

Bizans Mozaiği:

Yapının güney kesiminde, övgü dolu yazıtlara sahip bir Bizans mozaiği vardır.

Sunak:

Burada yine bir efsaneden söz edilmektedir.

Öküz efsanesine göre, Ana Sunak’ın minberinin yanında bulunan öküz heykelinin, son sütunları taşıyana kadar canına sımsıkı tutunan, beyaz bir öküzün anısına yapıldığı söylenir. Böylece caminin inşasında kilit rol oynamıştır.

Mihrap:

Camilerde mihrap, Kabe’nin yönünü gösteren kıbleyi işaret eden bir niştir. Yani, camide önemli bir odak noktasıdır. Mihrapların hat süslemeleri genellikle “Kur-an” dan alıntıdır.

Mihrabın bulunduğu duvar, kıble duvarıdır.

Evet, Kurtuba camiindeki mihrap oldukça süslüdür. Niş yerine, bütün odayı kaplamaktadır. Bu yüzden, diğer mihraplardan farklıdır. Bir camide ibadethane veya mihrap güneydoğu yani Mekke yönüne bakması gerekirken, Kurtuba camiinin mihrabı, Şam camii gibi, güneye bakmaktadır.

960 yıllarında, Al-Hakim II tarafından, ibadethanenin nefleri uzatılmış, güney ucunda yeni bir kıble duvarı yani mihrap yaratılmıştır.

Al-Hakim, portalın dekorasyonu için, Bizans İmparatoru II Nicephoras Phocas’tan, kendisine 8’nci yüzyıldan kalma büyük Suriye Emevi yapılarından biri olan Şam Ulu camiinin muhteşem mozaiklerini taklit edebilecek bir mozaik ustası göndermesini ister.

Hıristiyan İmparator, Müslüman Halifeye, sadece bir mozaik ustası değil, aynı zamanda 1600 kg altın mozaik küp hediye gönderir. Kur-an’dan çiçek motifleri ve yazılarla şekillendirilen bu altın, mihrap portalına büyülü bir parıltı verir.

Mozaikler: geometrik ve bitki temelli tasarımlarla kemerler boyunca uzanır. Ayrıca: Kur-an’dan ayetlerin kaydedildiği yazıtlar bulunur. Ayrıca: at nalı kemer, oyma sıva ve cam mozaikler de kullanılmıştır.

Mihrap içinde, Kur-an sembolü olan deniz tarağı kabuğu şeklinde yontulmuş, tek bir beyaz mermer blok: cami boyunca imamın sesini yükselten kubbeyi oluşturur.

Güzelliği ve yaldızlı tasarımıyla, ziyaretçilerin hayranlığını kazanan mihrap, camide bir toplanma yeridir.

Maksura:

Mihrabın hemen önündeki bölge ve buranın her iki tarafındaki bölmeler, halifelerin ve saray mensuplarının dua edecekleri bölümdür ve Maksura olarak isimlendirilir.

Maksura’nın kemerleri, caminin en güzel kemerleridir. İç içe geçmiş, at nalı şekillerinden dolayı, bir orman görüntüsü yansıtır.

Maksura’nın kubbeleri: Yıldız desenli taş tonozlarla dekore edilmiş, gökyüzü ışıklı kubbeleri gibidir.

Her bir kubbe: 10’ncu yüzyıl Avrupa’sı için, oldukça gelişmiş bir teknik olarak, birbirine kenetlenen, dört çift paralel nervür tarafından desteklenir.

 

Hazine Odası:

Burada, 15 ve 16’ncı yüzyıllardan kalma, önemli dini eserler bulunmaktadır. Odanın en görkemli eseri: Alman kuyumcu Heinrich von Arfe tarafından 1510-1516 yılları arasında yapılmış “canavar” dır.

Evet son bir not:

2010 yılında, burada bir olay olduğunu duydum ve kısaca bilgi vermek istiyorum. Avrupalı genç Müslümanlardan oluşan 120 kişilik bir gurup, ziyaret amacıyla yapıya girerler ve bir anda, aynı yerde diz çökerek dua etmeye başlarlar.

Bunun üzerine, güvenlik görevlileri, devreye girerler ve kendilerini yapının dışına davet ederler. Bunun üzerine, guruptan iki kişi, güvenlik görevlilerine saldırır, güvenlik görevlilerinden biri ağır yaralanır ve saldırganlar göz altına alınır.

İspanya Cordoba

BEL TOWER-SAN JUAN MİNARESİ-ÇAN KULESİ:

Mezquita çan kulesi, ziyarete açıktır. Giriş kişi başı 3 Eurodur.

Abdurrahman III tarafından, 930 yılında yaptırılmıştır. Kemerli pencereler, çift at nalı şeklindedir. Kule, 1236 yılında, Hıristiyanlar şehri ele geçirince, çan kulesine dönüştürülmüştür.

Kulenin yüksekliği 40 metredir. Kulenin üstünde Cordoba şehri ve çevresinin güzel bir manzarasını izlemek mümkündür.

ROMA SURLARI

Büyük eski kenti çevreleyen Roma dönemi yapımı surlar bulunmaktadır. Bu surlarda, ilk yapıldığında mevcut 13 kapıdan, sadece 3 tanesi günümüze ulaşmıştır.

 

İspanya Cordoba

CORDOBA ROMA KÖPRÜSÜ

20’nci yüzyıl ortalarında, San Rafael köprüsü yapılana kadar, 2000 yıl boyunca, şehrin tek köprüsü olarak kalmıştır.

Köprü ilk olarak MÖ 1’nci yüzyıl başlarında Roma İmparatoru Augustus döneminde yapılmıştır. Çünkü bu köprü, bir zamanlar önemli bir Roma ticari ve askeri yolunun bir parçasıydı.

Ancak sonraki dönemlerde yeniden inşa edilmiştir. Günümüzde görülen köprü, MS 8’nci yüzyılda Araplar tarafından (Emevi hanedanının Müslüman valisi Al-Samb İbn Malik al-Khawlani tarafından) yeniden inşa edilen köprüdür.

Uzunluğu 250 metre, genişliği 9 metredir. Yarı silindir payandalara sahip sağlam mahmuzlarla desteklenen 16 kemeri vardır.

Köprünün kuzey ve güney uçlarında, kuleler var.

Köprünün ortasında, Cordoba’nın hamisi San Rafael’in bir heykeli bulunuyor. Heykel 1651 yılında buraya konulmuştur. Heykeli yapan Bernabe Gomez del Rio isimli bir sanatçıdır. Birçok Cordobalı burada dua etmek ve mum yakmak için kısa mola verirler.

Köprü 2004 yılında yayalaştırılmıştır.

Torre de la Calahorra-Calahorra Kulesi

Giriş ücreti 4.5 Eurodur. Köprünün güney ucundadır. Şehirdeki en eski savunma yapısıdır. Orijinal yapı: Almohad dönemine aittir. Şehrin saldırıya uğramasını önlemek için, Moors tarafından dikilmiştir.

1369 yılında ise, II Henry tarafından büyük çaplı bir yenileme ve güçlendirme çalışması yapılmıştır.

Kuleyi bir kale haline dönüştürmek için, üçüncü bir kule eklenmiştir. Çünkü Henry, kardeşi Peter I’e (Zalim Peter) karşı bir savunma aracı olarak kullanmıştır.

Günümüzde burada 8 odadan oluşan bir müze var. Müzede, yüzyıllar boyunca Yahudilerin, Müslümanların ve Hıristiyanların barış içinde bir arada yaşamalarını anlatan, zengin Cordoba tarihinin eserleri ve belgeleri sergileniyor. Ayrıca Mezquita camisinin orijinal haliyle bir maketi, bir dizi belge ve resim var.

 

CORDOBA ROMA TAPINAĞI

Tapınak, şehrin genişletilmesi çalışmaları sırasında, 1950 yılında tesadüfen bulunmuştur. Yapı 32 metre uzunluğunda ve 16 metre genişliğindedir.

Korint düzeninde yapılmıştır. Yapımına ise, İmparator Claudius (MS.41-54) döneminde başlanmış ve İmparator Domitian (MS.81-96) döneminde, yani yaklaşık 40 yıllık bir sürecin ardından tamamlanmıştır.

Günümüzde tapınak alanında, tüm mimari elemanlar bulunmuştur. Bir podyum üzerinde bulunan yapıda, ön cephesinde 6 sütun bulunur. Diğer yanlarında ise 10 sütun bulunmaktadır.

Yani, merdiven-sunak-sütunlar ve diğer bazı mimari elemanlar görülüyor. Tapınağın bazı önemli parçaları, Cordoba Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

İspanya Cordoba

CORDOBA ROMA MOZOLESİ

Bu silindir şeklinde bir tür mezar anıtıdır. MS.1’nci yüzyılda inşa edilmiştir. 1993 yılında yapılan bir çalışma sırasında tesadüfen bulunmuştur.

Yapıda: mezar odası ve bodrum, kornişler ve mazgallı parapet bölümü görülmektedir. Varlıklı bir aileye ait olduğu düşünülmektedir.

İspanya Cordoba

ALCAZAR DE LOS REYES CHİSTİANOS

Burası: Guadalquvir nehri ve Büyük camiye yakın bölümdeki bahçedir.

İspanya Cordoba

TORRE DE LA MALMUERTA

Kule, kralın emriyle, 1406-1410 yılları arasındaki süreçte yapılmıştır. Önceleri bir savunma kulesi olarak yapılan yapı, daha sonra soylular için hapishane olarak kullanılmıştır. Sekizgen planlı kule de, bir de kemer bulunmaktadır.

Kulenin isminin bir anlamı var: İspanyolca da “Ölü kadın kulesi” anlamına gelen kulenin ismi: söylenenlere göre, zina suçu nedeniyle kocası tarafından öldürülen bir kadının adına hitaben verilmiştir.

MUSEO ARQUEOLOGİCO

Müze: şehrin Roma ve Magribi geçmişine ait birçok kalıntıyı barındırmaktadır. Müze yapısı: 16’ncı yüzyıldan kalma Casa Paez Köşkündedir. Burada, köşkün yenileme çalışmaları sırasında ortaya çıkan, bir Roma mozaiği de görülmektedir.

Zemin katı, tamamen mozaikler, heykeller ve Roma arkeolojisine adanmıştır. Birinci katta: yakındaki antik kentin (Medina Azahara) birçok Magribi eseri sergilenmektedir.
Giriş, 50 cent’tir.

MUSEO DE BELLAS ARTES VE PALACİO DE VİANA

Şehrin güzel sanatlar müzesi: birçok tablosunu Madrid şehrindeki Prado Müzesine kaptırmış olsa da, günümüzde burada da halen “Murillo, Leal ve Zurbaran” gibi sanatçıların eserlerini görebilirsiniz.

Palacio de Viana: sarayının yapımına 14’ncü yüzyılda başlanmış ve 1980’lerda yapı, Viyanalı bir aileye satılmıştır ve bu yüzden ismi değiştirilmiştir.
Sarayın ondan fazla avlusu var ve gezilmeye değerdir.

PLAZAS

Şehrin geçmişi ve bugünü, meydanlarında rahatlıkla görülebilmektedir. Plaza del Porto, bir zamanlar bir hayvan pazarı olarak kullanılmıştır. Yenilenen bölge: günümüzde “Posade del Porto” nun evi ve bir sanat galerisi olarak kullanılmaktadır.

Plaza de las Tendilas ise: modern şehrin merkezidir. Ancak, aynı zamanda, şehrin birçok tarihi kilisesi, burada bulunmaktadır.

 

YAHUDİ MAHALLESİ-JURERİA:

Katedralin yakınındadır. 1984 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Mahalle, özellikle III Abd al-Rahman döneminde, tüm bölgenin entellektüel ve kültürel merkezi olmuştur.

Şehrin Ortaçağ görünümünü koruyan, düzensiz sokaklardan oluşur. Magribi mimarisinin hazinelerini barındırır. Burada, güzel beyaz badanalı evler, muhteşem balkonlar ve rengarenk çiçeklerle dolup taşan avlular bulunur. Ayrıca, 1315 yılı yapımı bir Sinegog bulunuyor. Bu sinegog, İspanya’da günümüzde var olan üç sinegogdan biridir.

ŞEHİR ÇEVRESİNDE GEZİLECEK YERLER

Şehrin çevresi: güneyde: geniş zeytinliklerle, kuzeyde Sierra Morena bölgesinin ıssız yamaçlarına kadar uzanmaktadır. Bu bölgede gezilebilecek birkaç yer hakkında bilgi vermek istiyorum.

ALMODOVAR DEL RİO

Şehir merkezinin 17 km. güneyinde, ilk olarak 760 yılında Araplar tarafından yapılan bu yapı: daha sonra Hıristiyanların bölgeyi ele geçirmesiyle büyük ölçüde yeniden inşa edilmiş, muhteşem büyük bir şatodur. Burada, tam bir ortaçağ dönemi havası teneffüs edebilirsiniz.

MONTİLLA

Burası, Cordoba şehri yöresinde, şarapları ile ünlenen bir yerdir. Lezzetli şarapları bulunmaktadır. Şarap üreticilerinin tesislerinde küçük bir tur atabilirsiniz.

Montilla’nın, güneyinde kısa bir mesafede bulunan “Agular de la Frontera”: 19’ncu yüzyıldan kalma, sekizgen, büyük bir meydanı ile ilgi çekmektedir.

Yine kuzeyde: 1780’lerde inşa edilmiş “Fernan Nunez” sarayı görülebilir. Sarayın teraslı arka bahçesi ilgi çekmektedir.

PRİEGO DE CORDOBA

Cordoba eyaletinin en güzel kasabasıdır. Kasaba: 17 ve 18’nci yüzyıllarda, ipek ve tekstil endüstrisinin merkezi konumuna gelmiştir. Bu döneme ait barok yapılarla kaplıdır. Burada, görmenizi önereceğim yer: “La Fuente del Rey” çeşmesidir.

Çeşme: 139 fıskiye bulunan üç havuzun yanındadır. Burada, bir de “Barrio de la Villa” isimli Magribi mahallesi bulunuyor.

SİERRA SUBBETİCA

Burada, kendine özgü manzaralar ve ilginç köyler görebilirsiniz. Zuheros denilen yer: bir şatonun altında, parlak beyaz evler bulunan ve kıvrılarak inen caddesiyle ilgi çeken kasabadır.

Kasabanın altında: taş devri resimleriyle dekore edilmiş ve 700 basamaklı ve 2 km. uzunluğundaki “Cuevo de los Murcielagos” bulunmaktadır ve görülmelidir.

Yine bu bölgedeki “Baena” kasabası: üstün kaliteli zeytinlikleriyle ünlüdür. Ayrıca, birkaç eski kilise ve aristokrat bir köşke sahiptir.

İrlanda Dublin Alışveriş

İrlanda Dublin Alışveriş

Dublin şehrindeki mağazalar: genellikle Pazartesi-Cumartesi günleri arasındaki süreçte: saat: 09.00-18.00 arasında açıktır. Dükkanların birçoğu ise, akşam saat 20.00 kadar açık kalırlar.

 

ALIŞVERİŞ MEKANLARI

Dublin şehrinde alışveriş yapılabilecek başlıca mekanlar: Grafton Street ve Nassau Street boyunda, Temple Bar ve O’Connell Street ve Henry Street üzerindedir.

Grafton Street

Burası, İrlanda’nın önde gelen alışveriş yerlerindendir. Bir yaya bölgesidir ve cadde boyunca: Body Shop, HMV records, Mark&Spencer ve Laura Ashley gibi tanınmış mağazaların şubelerini bulabilirsiniz. Ayrıca, yine bu cadde üzerinde yüksek gelir gurubuna hitap eden “Brown Thomas” mağazası da görülür.

Bu mağaza özellikle güzel art nouveau cephesiyle de ilgi çeker.

Caddenin yukarı kısmında, 3 katlı “St Stephen’s Green Shopping Centre” bulunur. Bu alışveriş merkezinin camla çevrili çatı katında alışveriş yapılabilir ve bahçe manzaralı kubbesinin altındaki restoranda akşam yemeği yenebilir.

Grafton Street’in Dawson Street’e açılan bölümünde ise, küçük bir alışveriş merkezi olan “Royal Hibernian Way” bulunur.

Dawson Street

Cadde boyunca: birçok butik ve kitapevi bulunur.

Henry Street

Cadde üzerindeki “Jerwis Centre” denilen alışveriş merkezinde: birkaç İngiliz mağazalar zincirinin de bulunduğu birçok mağaza bulunmaktadır. Burada: doğrudan ilaç alışveriş merkezi, kitaplar, çocuk oyuncakları ve el sanatları ile bayan ve erkek moda mağazalarının geniş bir yelpazesi bulunmaktadır.

Yine bu cadde üzerinde bulunan “II.AC Centre”: birçok giysi mağazasının yanı sıra İrlanda giysileri satan “Dunnes Stores’s” ait büyük bir mağaza ve yemek yerleri bulunmaktadır.

Caddenin, Mary Street ile kesiştiği ve Dublin Northside bölgesi olarak belirlenen yer: popüler bir alışveriş merkezidir. Burada: Asya, Afrika ve Ortadoğu yiyecek ve baharat ticareti ve birçok etnik dükkan bulabilirsiniz.

O’Connell Street

Bu cadde daha çok alt gelir guruplarına dahil insanların tercih ettikleri mağazaların bulunduğu bir yer olarak tanınır. Yine de burada önemli marka: kitap ve sanat malzemeleri satan “Eason’s” ve Dublin şehrindeki en büyük alışveriş mağazası olan ve çalar saati ile ünlü “Clerys” bulunur.

Clarendon Street

Cadde üzerinde bulunan “Powerscourt Townhouse” denilen yer: daha çok yüksek gelir guruplarına hitap etmektedir. Burada: özellikle güzel restoran ve kafeler ile, antika mücevherler ve özel tasarım giyseler satılmaktadır.
Yine buradaki “Westbury Mall” ise: kafeleri ve şık mücevher dükkanları ile tanınır.

Moore Street

Dublin şehrinin en eski açık hava çarşısı bu cadde üzerindedir. Burası: herkesçe bilinen “Molly Malone” şarkısına ilham kaynağı olmuş satıcıların bağırışlarıyla ünlüdür. Burada: elektronik eşyaların yanı sıra, sebze-meyve ve aklınıza gelebilecek her şeyi bulup satın alabilirsiniz.

George’s Street Arcade

Burada sokaklar arasında “George Street Market” denilen şirin bir kapalı çarşı bulunmaktadır. Süslü kırmızı tuğla cephe ve cam çatı ile kaplı bu Victoria dönemi tarzı çarşı boyunca bulunan dükkan ve tezgahlarda: müzik, giysiler, etnik eşyalar ve ikinci el kitaplar bulup satın alabilirsiniz. Burada ayrıca sokak gıda satıcıları, şarküteri ve şarap dükkanları da bulunmaktadır.

Temple Bar-Meeting House Square

Temple Bar merkezindeki meydanda bulunan “Temple Bar Food Market” ağzının tadını bilenlerin çeşitli spesiyalleri bulup satın alabileceği bir yer olarak bilinir.

Temple Bar-Funky Streetwear

Burada: 1950’lerden bu yana kurulu bulunan “vintage” butikler yanında, özel tasarımlı küçük tişört mağazaları da yaygındır. Ayrıca: el yapımı takılar, dövme ve piercing salonları bulunur.

Nassau Street

Dublin şehrindeki ünlü Trinity College kampüsüne paralel uzanan bu cadde: el örgü yün kazaklar ve İrlanda el sanatları, geleneksel İrlanda müzik ve müzik aletleri gibi tipik İrlandalı hediyeleri bulup satın alabileceğiniz büyük bir alışveriş mekanıdır. Bu cadde üzerinde yaklaşık bir kilometrelik bir yürüyüş yaparsanız, birçok yerel hediyelik eşya bulabilirsiniz.

Kilkenny Design Centre

Bu tasarım merkezi: İrlandalı tasarımcıların merkezidir. Trinity College karşısında: aydınlık ve havadar bir binada bulabileceğiniz: seramik, kristal, cam, gümüş, ahşap el işleri, el yapımı takılar, bayan giysileri, çantalar ve aksesuarlar ilgi çekmektedir. Üst katta: Trinity College bakan, çok popüler bir restoran bulunmaktadır.

Wickllow Street

Burası, Dublin şehrinin en güzel butikleri ve bazı dükkanlarına ev sahipliği yapmaktadır. Caddede aşağıya doğru yürürseniz, daha şık butikler görebilirsiniz.

 

NELER SATIN ALINIR

Genellikle: İrlanda’yı hatırlatacak hediyelik nesneler düşünürseniz: Trinity College yanındaki Nassau Street’e gitmeniz gerekir. Burada: İrlanda’ya özgü: yün, triko ve İrlanda el sanatı ürünleri bulup satın alabilirsiniz.

Avoca

Avoca kurucuları: Wicklow dağlarındaki küçük bir köyde, parlak, şık tasarımları ile geleneksel İrlanda yün dokumalarını birleştirirler. Avoca marka bayan giyim eşyaları ve ev aksesuarları yaygındır.

Şehir merkezindeki 4 katlı “Emprium” mağazası, İrlanda tarzı bir mağaza olarak Avoca türü ürünlerin yoğun satıldığı bir yerdir. Bu mağazaya yolunuz düşerse, üst kattaki restorana uğramayı sakın ihmal etmeyin.

Antikalar

St Stephen’s Green South üzerindeki “Newman House”ta: her ayın ikinci Pazar günü “Antika Fuarı” açılır. Eğer antikalarla ilgileniyorsanız, Dublin şehrinin antikacılar caddesi olarak bilinen ve birçok antikacı ve sanat mağazasını bulabileceğiniz “Francis Street” tam size göredir.

Resim

İrlandalı sanatçıların eserlerinin bulunduğu bir çağdaş sanat merkezi arıyorsanız: Kerlin Gallery, Taylor Gallery veya Solomon Gallery denilen yerlere gitmeniz gerekir.
Temple Bar Gallery: 40 kadar yerel ressamın eserlerini sergilediği bir yerdir.
Dawson Street üzerinde bulunan “Apollo Art Gallery” de: etkileyici ve satışa sunular koleksiyon barındırır.

Kitap

O’Connel Street üzerinde bulunan “Eason’s”: popüler kitaplar ve gazeteler, dergiler ve sanat malzemelerinin satıldığı bir yerdir. Dawson Street üzerinde: karşılıklı bulunan “Waterstones” ve “Ulyses” yine ünlü kitap satış mağazaları olarak tanınırlar.

South Street üzerindeki “İnternational Book” denilen yer, özellikle dil yayınları üzerinedir. Temple Bar bölgesindeki “Gallery of Photography” denilen kitapevi: fotoğraf hakkında birçok kaynağın satıldığı yer olarak bilinir.

 

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1

İrlanda, Dublin, Gezilecek yerler-3

İrlanda, Dublin, Ne yenir

Fransa Korsika

Fransa Korsika

Yazının hemen başında, birkaç kelime ile Korsika derseniz: şunlar söylenebilir “muhteşem bir doğa ve tabiat”, “özellikle adanın güneyinde, muhteşem bir deniz ve kumsal”, ulaşımın zor olması nedeniyle bakir kalmış yani bozulmamış, yıpranmamış bu adayı ziyaret etmenizi öneririm, güzel tatil köyleri var.

Korsika: Fransa’nın güneydoğusunda bir adadır. Akdeniz’de: Sicilya, Kıbrıs ve Sardinya’dan sonra dördüncü büyük adadır.

Adada, 1000 km. kıyı şeridi ve 200 civarında plaj bulunmaktadır. 2706 metre rakımlı “Monte Cinto” tepesi, adanın en yüksek noktasıdır ve ayrıca, adada rakımı 2000 metrenin üzerinde 20 tepe bulunmaktadır.

Ada: güzel bir sahil şeridine ve iç kısımlarda sık ormanlık tepelere sahiptir ki, bu ormanlık kısımlarda, yaban hayatı sürmektedir. Doğa severler, bu ormanlık tepelerde yürüyüşler yapabilirler. Her yerden yeşil çıkıyor, tam bir cennet görünümü var.

Bu yürüyüş sırasında, yeşillikler arasına gizlenmiş, büyük konak türü yapılar göreceksiniz, ama bunların birçoğu boş ve bakımsızdır.

Çünkü: bir zamanlar, burada yaşayanlar arasında büyük kan davaları varmış ve bu yüzden, bu konakların, yapıların birçoğu geçmişte terk edilmiş ve öylece kaderine bırakılmıştır.

Burada yaşayanlar için onur ve haysiyet her şeyin önünde gelmektedir. Bu yüzden, biraz önce sözünü ettiğim kan davası sonucu ölenler için, yastaki kadınlar, yıllarca “siyah” giyinirler.

Ada üzerinde bulunan 315.000 kişilik nüfus yoğunluğu: 2 şehir üzerinde toplanmıştır. Bu şehirler ise, 5 ilçeden oluşur. Zaten: adaya gitmeden önce, kuzeyde mi, yoksa güneyde mi kalacağınıza karar vermeniz gerekir.

Çünkü: adanın doğal şartları nedeniyle ulaşım çok zor ve sıkıntılıdır ki, kuzey ile güney arasındaki ulaşım, en az 3 saat sürmektedir. Bu yüzden: buraya günübirlik gidip dönmeyi düşünenleri, büyük bir yorgunluk beklemektedir.

Fransa Korsika

Evet, biz adanın idari durumunu incelemeye devam edelim.

1. Corse-du-Sud (adanın güneyindedir)

a. Ajaccio
b. Sartene
c. Bonifacio
d. La Maddelena

2. Haute-Corse (adanın yukarısındadır)

a. Bastia
b. Calvi
c. Corte
d. Bigugia
e. L’İle-Rousse

Adanın en iyi tatil kasabaları ise: batı ve güney sahillerinde, sahil şeridindedir. Buralara gidebilmek için: limanı kullanabilirsiniz. Ana karada: Nice, Toulon ve Marsilya şehirlerinden buraya feribot seferleri bulunuyor. Ancak, bu feribot seferlerinin 3-4 saat sürdüğünü ve feribotların rahatsız ve sıkıcı olduğunu bilmeniz gerekir.

Ayrıca: ülkemizden doğrudan buraya gitmeyi düşünürseniz, İstanbul-Milano uçak yolculuğu ve sonrasında, Milano’dan, “Corsica Ferries” ile bir saatlik feribot yolculuğu ve sonrasında, adanın “Bastia” bölgesine varırsınız ve oradan da adanın istediğiniz yerine ulaşmak mümkündür.

Evet, adaya ulaşım kolay değil ve zaten adayı bakir kılan en büyük etken, bu ulaşım zorluğudur. Adaya ulaşmak için: İstanbul-Marsilya aktarmalı ve Marsilya-Calvi aktarmalı uçuş kullanmak isterseniz, bu uçuş, İstanbul-Marsilya 3.5 saat ve Marsilya-Calvi arasında ise, 45 dakika sürmektedir. Buna, Marsilya şehrindeki 1 saatlik aktarma bekleme süresini eklemelisiniz.

Adanın iklimine gelince: yazları sıcak ve kurudur.

Hatta, kış aylarında bile, kıyı düzeyinde hafif Akdeniz iklimi etkisi görülür. Dağlar elbette biraz soğuktur. Adayı ziyaret etmenin en uygun zamanı, yaz dönemidir.

Özellikle adanın güneyindeki sahiller muhteşem güzeldir. İç kesimler, doğa severler için, güneydeki sahiller ve kumsallar ise, deniz sevenler içindir. Bu adada, her sabah “kruvasan” yiyeceksiniz, öğlen ve akşam ise, harika şarapları tadacaksınız ve dönüşte, inanın bir cennet gibi güzel bir yerden ayrıldığınızı düşüneceksiniz.

Son bir not: Korsika adasında, UNESCO tarafından “Dünya Mirası Listesine” dahil edilerek koruma altına alınmış, “Scandola Doğal Rezervi” denilen ve adanın en yüksek dağlarını içeren ve yalnızca tekne ile ulaşılabilen bir yer bulunuyor.

Fransa Korsika
Fransa Korsika
Fransa Korsika
Fransa Korsika

CORSE-DU-SUD-Adanın güneyi

Fransa Korsika
Fransa Korsika

AJACCİO

Günümüzde, yaklaşık 50.000 nüfus barındıran ve adanın hemen başında bulunan burası: 1492 yılında, Cenevizliler tarafından kurulduğundan bu yana, Korsika adasının yönetim merkezi yani başkenti olmuştur. Ajaccio körfezinde, dağlarla çevrili, yeşil ve mavinin kucaklaştığı bir yer olarak önem kazanır. Bu yüzden: iklim, kış aylarında bile ılık kalır.

Ancak: buraya ulaştığınızda göreceğiniz gibi, çarpık şehirleşme, betonlaşma egemen olmuştur. Kumsalın hemen dibinden yükselen tepelere, birçok beton bina yapılmış göreceksiniz. Deniz kıyısında ise, bir nebze de olsa sanayileşme belirtileri, birkaç depo bulunuyor.

Şehrin limanı: ünlü şarkıcı “Tino Rossi” nin adını taşıyor. Ancak: günümüzde, geçmişte olduğu gibi romantik müziklerin yerini, hızlı ve hareketli pop müzikleri almıştır.

Burası, aynı zamanda Napolyon’un doğum yeridir. Aynı zamanda, Korsika kasabaları içinde, en hareketli olanıdır. Buranın kalabalık sokakları ve palmiyelerin gölgelediği caddelerinde yürüyün. Kalenin surlarına çıkıp, limandaki tekneleri izleyin.

Bu arada: şehir merkezinin 8 km. doğusunda “Aeroport d’Ajaccio-Compo dell’Oro” havaalanı bulunuyor. (Air France buraya uçuşlar yapıyor)

Eski şehrin dar sokaklarında yürürken, Ajaccio merkezinde, 16’ncı yüzyıldan kalma kalenin (halka açık değil, askeri kullanım alanıdır) batı ve kuzey yanında “Ajaccio Exploring” denilen bölge bulunur. Burada: dar sokaklar boyunca yürürken, pastoral boyalı evler göreceksiniz.

Ayrıca: yine burada, birçok market, kafe ve süpermarket bulunuyor.
Şehrin bu eski bölümünde (Old Town) görebileceğiniz veya görmenizi önereceğim yerler şunlardır:

a. Maison Bonaparte
b. Katedral
c. Rue Cardinal Fesch
d. Sahile yakın yerde Marcehal Foch

Maison Bonaparte

Rue-Saint-Charles bölgesindedir. Şehrin Cenevizlilerden kalma dar sokaklarında yürürken; Napolyon’un evini gösteren tabelaları göreceksiniz. Napolyon Bonaparte: tarih bilgisi olanlar tarafından yakından tanınır.

Çünkü: Moskova yenilgisine kadar olan süreçte, Avrupa düzeyinde birçok yeri ele geçirmiş, birçok savaş kazanmış ve peşinden sürüklediği Fransız halkı ile Cumhuriyetçi fikirleri, Avrupa’nın birçok yerine yaymıştır.

Tüm bunları yaptıktan sonra ise, sürgünde, yine bir adada ama bu kez çok uzaklarda; okyanus ötesinde “Saint-Helene” isimli bir adada yapayalnız ölmüştür. Kemikleri daha sonra, Paris’e getirilerek, şehrin ortasında yapılan bir mezara gömülmüş ve bir anıt dikilmiştir.

Evet, bu ünlü asker ve siyaset adamı: Napolyon, burada doğmuş ve yaşamının ilk 9 yılını burada geçirmiştir. Ev: kasabanın eski mahallelerinden birisindedir ve merkezdeki konaklara, yapılara oranla daha küçüktür. 17’nci yüzyılda bir tüccar evi olarak, 2 katlı yapılmıştır.

Bonapart ailesi: 1769 yılından, yani Napolyon’un doğumundan sonra, ikinci kata çıkmıştır. Zaten, ada da, bundan bir yıl önce, Fransız egemenliğine girmiştir.

Öte yandan yine söylenenlere göre: Bonapart ailesinin kökeninin Cenevizlilere kadar uzandığı, kasabanın kurulması ile buraya gelerek yerleştikleri, babasının avukat olduğu, 1764 yılında annesi Letezia ile evlendikleri ve bu evlilikten 8 çocuklarının olduğu bellidir ve bunlar, evin duvarlarındaki panolarda ziyaretçilere açıklanmaktadır.

Korsika’nın Fransız Devrimi sonrasında Fransızlar tarafından ele geçirilmesinin ardından, Bonapart ailesi, adana sürgün edilir ve bu arada Napolyon da Ajaccio kasabasındaki askeri okula gider.

Ancak: Bonapart ailesi, 1796 yılında, sürgünden dönerek, yeniden adaya yerleşirler. Napolyon ise, biraz önce söylediğim gibi, 9 yaşında ayrıldığı bu eve; aradan uzun yıllar geçtikten sonra, Mısır seferi dönüşünde birkaç günlüğüne uğrayabilir.

Ada ziyaretçileri, bu evi mutlaka ziyaret ediyorlar.

Evde yapılan rehberli turda: 1769 yılında; Meryem’in “Göğe yükseliş” gününde, yani 15 Ağustos gününde, Napolyon’un annesi Letiza’nın, ilk doğum sancılarıyla birlikte, kiliseden, nasıl acilen çıkarıldığı anlatılır. Küçük Napolyon: birinci kattaki kanepe de dünyaya gelmiştir.

Günümüzde burada görülen kanepe, elbette orijinal değildir, orijinali “Fransız Devrimi” sırasında çalınmıştır ve akıbeti meçhuldür. Bu arada: 1799 yılında Mısır seferi dönüşü, imparatorun uyuduğu yatak, mobilyalar hala duruyor.

Biraz önce söylediğim gibi, duvarlardaki panolarda, gerek Bonapart ailesi ve gerekse Napolyon hakkında, ayrıntılı bilgiler var.

Ajaccio kasabasında ise: yine Napolyon ile ilgili bir anıt var. “Jardins de Casone” isimli bu anıt: kendisinin ünlü zaferlerinden birinin adını taşıyor ve kasabanın Austerlitz meydanındadır.

Bu anıtta: imparatorluğun simgesi bir kartal ile Napolyon’un ünlü şapkası ve çizmeleriyle gösteren bir heykeli var. Mermer kaidede ise: “Fransızların İmparatoru, 1804-1815” yazısı kazınmıştır.

Fransa Korsika

Cathedrale Notre Dame de la Assomption

Katedral yapısının içindeki en önemli ve görülmesini önereceğim obje bir tablodur. “Din zaferi” olarak isimlendirilen bu tablo “Delacroix” e aittir.

Bu katedralde: Napolyon Bonapart vaftiz edilmiştir. Buna ait, mermer bir yazı görülüyor.

Fesch Müzesi

Şehir merkezinin 200 metre kuzeyinde bulunan bu müze, başlangıçta Napolyon’un amcası tarafından toplanan, İtalyan Rönesans resimlerinden ibaret, güzel bir koleksiyona sahiptir.

Fransa Korsika

İles Sanguinaires

Şehir merkezinden bu takımadaların bulunduğu yere, tekne ile 15 dakikalık bir yolculuk yapmak gerekmektedir. Burada “Parata” burnu denilen yerdeki Ceneviz gözetleme kulesi ilgi çekmektedir. Kule: 1608 yılı yapımıdır. Takımadaların, güney sonuna doğrudur.

Fransa Korsika
Fransa Korsika

Filitosa

Sollacaro de Taravo vadisinin, 17 km. kuzeyindedir. Burada bulunan site, 1946 yılında keşfedilmiş ve kazılan zeytinlik ve ormanlık tepelerle çevrili bölgede, bazı heykellere ulaşılmıştır.

Bu heykellerin: prehistorik döneme ait, insan temsilleri olarak oyulmuş sert granit heykeller olduğu görülmüştür. Heykellerin: bölgeyi işgal etmek üzere gelenleri savuşturmak için yapıldıkları düşünülmektedir.

Evet: buranın yaklaşık 7000 yıl önce işgal edildiği ve sitenin ise 3000 yıl önce kurulduğu düşünülmektedir.

Fransa Korsika
Fransa Korsika

Cargese

Porto merkezinin, en güney ucundaki kıyıda, 20 km. uzaklıkta küçük bir kasabadır.
Burada bir “Rum köyü” bulunuyor. Çünkü: 1676 yılında, Yunanistan’dan kaçan 600 Yunanlı, buraya gelerek yerleşmişlerdir.

Evet: Cargese: mavi bir koya bakan, kayalık bir çıkıntı üzerinde, kıyısında bir marina bulunan, beyaz badanalı evlerin bulunduğu çekici bir kasabadır. Kasabada, güzel restoranlar bulunur.

Kasabanın kaliteli plajları vardır. Bunlar: hemen kuzeyde bulunan “Plage de Peru” dur ve en iyisi burasıdır. Ayrıca: “Monachi” ve “Stagnoli” isimli plajlarda, tercih edilebilir.

Şehrin merkezinde görülebilecek yer olarak, kiliseler bulunuyor ve bunların kuleleri, şehrin silüetini etkiliyorlar. Bu kiliseler: biri Roma kilisesi ve diğeri Yunan kilisesidir. Yunun kilisesi, 1676 yılında buraya getirilen çeşitli simgeleriyle ilgi çekmektedir.

Fransa Korsika

Propriano

Valinco körfezinin kuzey-batı başında bir sahil kasabasıdır. Kasabadaki binaların çoğunluğu 19’ncu yüzyılda inşa edilmiştir. Erken dönemde ise, burada Romalılar ve Yunanlılar tarafından yerleşim görülür. Ayrıca: 18’nci yüzyılda, bölge, korsanlar tarafından sık taciz edilmiştir.

Kasabanın en heybetli anıtı: kasaba merkezinde bulunan “Notre-Dame de la Misericorde” kilisesidir. Ayrıca: limanda, güzel tekneler ve mütevazi balıkçı tekneleri görebilirsiniz. Yine kasaba merkezinde, geleneksel evlerde yerleşik lüks mağazalar, kafeler ve barlar bulunur.

  

Corsica Doğal Parkı

1972 yılında kurulan Korsika Tabiat parkı, adanın 3500 km. karelik bir bölümünü kapsamaktadır. Yani, adanın toplam yüzölçümünün % 40’lık bölümü bu doğal park alanı içindedir. Park alanı içinde, yaban hayatı korunmaktadır. Park alanında: ormanlar, göller, dağlar, boğazlar bulunur.

Park alanına giderseniz, görebilecekleriniz şunlardır: altın kartallar, sakallı akbabalar, geyik, yabanı kediler, flora ve faunanın birçok türü. Ancak, burada adada bulunan nadir habitat parçası koruma altına alınmıştır. Park: adadaki en yüksek dağ zirvelerinden bazılarını ve doğal güzellikleri içerir.

Yazının üst kısımlarında belirttiğim gibi, UNESCO tarafından koruma altına alınan “Scandola Nature Reserve (Doğal parkın batı kısmı) “ bölgesine ulaşabilmek için, tek yol, tekne gezisidir.

SARTANE

Şehirde: korsanlık, gangasterlik ve eşkiyalık olarak uzun ve etkili bir geçmiş söz konusudur. Günümüzde ise, huzurun hakim olduğu söylenmektedir.

Öte yandan, şehrin esas zenginliğini, ünlü “Sartene Şarapları” oluşturmaktadır. Evet, burayı ziyaret ederseniz, ilk görecekleriniz yüksek binaların üzerinde durduğu dik ve kayalık bir tepedir. Şehir meydanının hemen kenarında, karakteristik Korsika belltower Sainte Marie kilisesi bulunur. Her Paskalya döneminde, tövbekarlar özel giysileriyle, uzun bir geçit alayı oluştururlar.

Fransa Korsika
Fransa Korsika

BONİFACİO

Bu kasaba: yüksek kayalıklar üzerine kurulmuştur. Şehrin ortaçağ dönemini yansıtan eski şehir kısmı: beyaz kireçtaşından, yarımadanın üzerinde, uçurumların üstünde, muhteşem bir ortamda, Arnavut kaldırımlı sokaklar boyunca uzanan evlerden oluşmaktadır ve Korsika adasının en eski şehridir.

Bu kasabaya gitmek isterseniz: Sdragonato mağarasının sularından geçerek, kayalıklara çapraz biçimde oyulmuş merdivenlerden çıkabilirsiniz. Bu merdivenler: 15’nci yüzyılda: kasabayı kuşatmak amacıyla İspanya kralının askerleri tarafından da kullanılmıştır. Evet, kaleyi görmek isterseniz, bacaklarınızın güçlü olması gerekiyor.

Evet, kasaba: oldukça seçkin bir İtalyan yaşam tarzı yansıtmaktadır, çünkü Sardinya adasının yalnızca 12 km. güney ucundadır. Bu yüzden, limandan Sardinya adasını ziyaret etmek için, kıyı boyunca tekne gezileri düzenlenir.

Kasabada: zarif bir iskele çevresinde yerleşik, palmiye ağaçları, pahalı restoranlar görülür.

Fransa Korsika
Fransa Korsika
Fransa Korsika

 

PORTO VECCHİO

Burada: kırmızı kayalıklar üzerinde, muhteşem manzarası ile, tarihsel bir alan olan, 16’ncı yüzyıl yapımı gözetleme kulesi ilgi çekmektedir. Kasaba: yaklaşık 50 yıldır burada bulunmaktadır.

Özellikle yaz aylarında yoğun turist akımı, yolları ve şehir merkezini aşırı kalabalık hale getirir.

Burada bulunan “Palombaggia” plajları, muhteşem güzelliktedir.

Bu kasaba bünyesinde: çok sayıda lüks tatil köyü bulunmaktadır. Çevresinde ise, çok sayıda hoş kokulu okaliptüs ormanı bulunur. Buraya yolunuz düşerse, mutlaka tekne gezisi yapmanızı öneririm.

Tatil köyleri arasında en öne çıkanı:

Cala Rossa

Burası ince kumlu plajı ile dikkati çeker.

Bavella

Bu dağ geçidinde , güzel piknik alanları bulunur.

Fransa Korsika
Fransa Korsika
Fransa Korsika

 

HAUTE-CORSE-Adanın kuzeyi

Fransa Korsika
Fransa Korsika
Fransa Korsika

 

BASTİA

Adanın kuzeydoğusunda bulunan bir ticari liman ve yoğun bir sanayi şehridir. Şehir: Fransa’da, bir “Sanat ve Tarih Şehri” olarak bilinmektedir.

Plajları: sakindir, korsan mağaralarına tekne gezintisi yapabilirsiniz.

Veya adanın iç kısımlarındaki nehirlerde, kano gezintileri yapabilirsiniz. Dağlarda piknik ve yürüyüş veya balık avcılığı da mümkündür.

Şehirde gezebileceğiniz yerler şunlardır: eski şehir, kale ve eski liman.

Eski şehir bölümünde: dar cadde ve sokaklarda, 18’nci yüzyıldan kalan, antik kepenkli pencereleri olan binalar görülür. Limanda ise, pahalı yatlar ve tekneler demirlemiş görülebilir.

Bastia Limanı: feribot ile İtalya ve Fransa’dan (Nice şehri) gelenlerin bağlantı noktasıdır. Eski liman bölgesinde, birçok bar ve restoran bulunur.

Fransa Korsika
Fransa Korsika
Fransa Korsika

CALVİ

Burası: sevimli ve tarih kokan bir yerdir. Geleneksel Korsikalı kültürünün merkezidir.
Ayrıca: beyaz kumlu cennet plajları ve muhteşem doğası ilgi çeker. Calvi plajları, birçok ziyaretçi için cazibe merkezidir.

Plaj, beyaz kum ve körfezin uzunluğu boyunca, yaklaşık 6 km. uzanır. Deniz sığdır. Plaj bölgesinde: cankurtaranlar, piknik alanları ve snack bar bulunur. Ayrıca: rüzgar sörfü, su kayağı, ski, yamaç paraşütü yapılabilir.

Şehirde görülecek yerler olarak şunlar bulunur:

Kale

Kale: şehrin ana parçası ve en önemli tarihsel anıtıdır. Yapı: şehri saldırılara karşı korumak için, 15’nci yüzyılda yapılmıştır. Kalenin kuleleri, deniz üzerinde yükselerek Calvi’nin en yüksek noktaları olarak yerleşirler.

Kalenin eski şehir içinde, çok sayıda tünel ve uzun ve dolambaçlı merdivenler, evler arasına sıkışmış dar geçitler bulunur.

Kalenin diğer ilgi çeken bir yönü: Christopher Colombus’un doğduğu söylenen evin, burada bulunmasıdır. Orijinal evin, 1794 tarihinde Amiral Nelson askerleri tarafından tahrip edildiği söylenir.

Günümüzde, burada bir Colomb heykeli bulunuyor. Korsika Etnografya Müzesi de: kalede bulunmaktadır. Adanın tarihi ve kültürüne ışık tutan müze, gezilebilmektedir. Hemen yanında, bir de askeri müze bulunuyor.

Notre-Dame De La Serra Şapeli

Keyifli bir yürüyüş ile, bu kilisenin bulunduğu tepeye çıkabilirsiniz.

Fransa Korsika

CORTE

Adanın kalbinde küçük bir kasabadır. Dağlar, vadiler ve Tabiat parkını keşfetmek için harika bir konumdadır.

Yürüyüş yapmak isteyenlerin burayı ziyaret etmesi gerekir. Burası, adanın merkez dağlık bölgesindedir. Corte ve Val Restonica Milli Parkları ve bunlardan farklı olarak, ünlü “GR20” ismi verilen, trek yani dağ yürüyüşü parkuru buradadır.

Fransa Korsika
Fransa Korsika

ALERİA

Corte şehrinin güney-doğusunda, “Etang de Diane” denilen bir doğal giriş üzerindedir. Yapılan arkeolojik kazılar sonucunda, bu sitede, yaklaşık 8000 yıldır yerleşim bulunduğu anlaşılmıştır.

MÖ.565 yılında, Fenikeliler ve Persler, burada teorik topluluklar kurmuşlardır. Takip eden süreçte ise bölge Romalılar tarafından işgal edilmiştir. Roma imparatorluğu dağıldıktan sonra ise, şehir terk edilmiş ve harabeye dönmüştür.

Buraya giderseniz görebileceklerinizin başında: Roma kenti kalıntıları, villa ve Nekropol kalıntılarıdır. Ayrıca: 16’ncı yüzyılın sonlarında Cenevizliler tarafından inşa edilmiş bir kale var. Kale içinde, günümüzde bir müze bulunuyor. Müzede: büstler, heykeller, para ve seramikler sergileniyor.

Fransa Korsika

Castigniccia

Aleria şehir merkezinin, yaklaşık 30 km. kuzeyindedir. Burada, dünyanın en büyük kestane ormanı bulunur. Bu kestane ağaçlarının, gıda gereksinimini karşılamak için, ortaçağ döneminde dikildiği söylenmektedir. Evet, bu köy, adanın en seyrek nüfuslu yeridir.

Fransa Korsika
Fransa Korsika

SAİNT FLORENT

Burası, kuzey Korsika kıyısında küçük bir kasabadır. Popüler bir turizm merkezidir. Çünkü: dağlar, burada Akdeniz’de doğal bir koy oluşturmuştur ve iklim ve yakındaki plajlar, turizmin gelişmesine neden olmuştur.

Kasaba: 15’nci yüzyılda inşa edilen kalenin çevresinde genişlemeye başlamıştır.

Şehrin diğer ilgi çeken yapısı “Nebbio The Cathedral of Saint Florent” tarihsel anıtıdır. Burası, küçük bir kireçtaşı yapıdır.

Şehir, ilk olarak, 12’nci yüzyılda, şu an bulunduğu yere yakın Roma şehir sitesinde inşa edilmiştir.

Fransa Korsika
Fransa Korsika

L’İLE-ROUSSE

Calvi şehrinin kuzeyinde, 20 km. uzaklıktadır.
Denize girmeyi düşünenlerin burayı tercih etmesi gerekir. Burada, muhteşem ve turkuaz deniz var. Ayrıca: kasaba merkezindeki güzel lokantalar yoğun tercih edilmektedir.

Evet, bu kasabanın isminin kelime anlamı kırmızı adadır. 1758 yılında, Pasquale Paoli tarafından kurulmuştur. Ancak, MÖ.1000 yılından bu yana, burada yerleşim bulunduğu tespit edilmiştir.

Şehirde, limanın açılması ile, turizm önemli bir etkinlik haline gelmiştir. Güneyde güzel bir plaja sahiptir ki, günümüzde, bu kasaba, pek çok ziyaretçi çeken bir duruma gelmiştir. Kasabanın sokakları: pahalı butikler ve restoranlar ile kaplanmıştır.

Şehir içindeki binalar ve yapılar, 18’nci yüzyıl sonu ve 19’ncu yüzyıl başına aittir. Şehir merkezinde: bağımsız Korsika’nın kurucusu Pasquale Paoli’nin bir büstü görülür.