Pier Head: kuzey ve güney rıhtımı arasında bulunur ve önemli bir dönem noktası olarak Liverpool’un en tanınmış binalarına ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca: şehir merkezinde birkaç kamuya açık alanlardan birisi olarak bilinir.
Nehir ve şehir arasında bir bağlantı sağlar ve Liverpoollular için bir ortak odak noktası olarak hizmet verir. Öte yandan: Atlantik Savaşı anısına ve Avrupa’dan göç kutlamaları gibi büyük halk toplantıları, bu mekanda yapılmaktadır. Evet: burada büyük bir anıt ve heykel koleksiyonu bulunmaktadır diye sözlerimi bağlayıp, üç güzellere gelelim.
Üç güzeller olarak bilinen binalar bölgede özel ilgi çekmektedirler. Üç güzeller olarak bilinen üç çarpıcı bina:
a. Royal Liver Binası.
b. Cunard Binası
c. Port of Liverpool Building
Binalar: Mersey nehrinin kuzey kıyısındaki birkaç kilometre karelik alanı kapsamaktadırlar. Bu üç binanın hemen arkasında: Mathew Street bulunuyor. Daha önce “Mathew Street” yani bir anlamda “Beatles” izlerinin bulunduğu bu bölgeyi gezmediyseniz, bu üç güzel binayı gördükten sonra, Mathew Street caddesine geçebilirsiniz. Çünkü, hemen arkadadır.
Nehir üzerinde: Mersey Ferries hizmeti veren bir yüzer iskele bulunmaktadır. Ancak: geçmişte birçok transatlantik buradaki limandan hareket etmişlerdir. Hatta: Pier Head bölgesinde: Titanic gemisinin kahraman kaptanı JF Walker’ın dahi bir anıtı bulunmaktadır.
Mersey Ferry
Feribot: 800 yıldır, Mersey nehri üzerinde kullanılmaktadır. Günümüzdeki feribot seferleri ise, Mersey Feribot ekibi tarafından çalıştırılmaktadır. Her yıl, yüzbinlerce insan nehir boyunca ve muhteşem Manchester Ship Canalı boyunca yapılan gezilere katılmaktadırlar.
İngiltere Liverpool Pierhead Royal Liver Building
Royal Liver Building
Pier Head bölgesinde bulunan bu yapı: 1908-1911 yılları arasında inşa edilmiştir. Aubrey Thomas tarafından tasarlanmış ve kraliyet derneğinin ofis binası olarak kullanılmıştır. Ama, yapıldığı dönemde, İngiltere’nin ilk çok katlı betonarme binası olarak önem taşımaktadır.
Binada özellikle, saat bulunan ve diğer kulenin en tepesinde bulunan kuş heykelleri ilgi çekmektedir. Bunlar, bölgeye has, bir tür simge olarak kullanılan “karabatak” kuşlarıdır.
Bina: Mersey nehrine bakar ve Liverpool şehrinin en ünlü yapısıdır. Mersey Ferry, yolculuğu yaparsanız, o sırasında görebileceğiniz en etkileyici binadır.
Binanın en büyük özelliklerinden birisi de, nehir boyunda geçenlerin zamanı anlayabilmeleri için bulunan bir çift saat kulesidir. Saat yüzleri: aslında Londra’daki Big Ben saat yüzünden daha büyük ve her birinin çapı: 25 metredir.
Üzerlerinde ise, İngiltere’nin en büyük saat kadranları bulunur. 1953 yılında, elektronik çanlar: II. Dünya savaşı sırasında ölen Kraliyet Derneği üyeleri için kurulmuştur.
Her saat kulesinin tepesinde: kanatlarını açan kuş heykeli bulunur ve bunlar, binanın ihtişamını ve etkileyiciliğini arttırır. Bunlar: karabatak kuşlarıdır ve uzun zaman Liverpool şehrinin maskotu olarak kullanılan bu kuşlar: burada gagalarında yosunu ile Mersey Nehri boyunca uçmaktadırlar. Bu yüzden, bunlara “yosunlu kuş” denir.
Günümüzde de, bina Kraliyet Derneği tarafından Genel Müdürlük ofisi olarak kullanılmaktadır.
Royal Liver Building Cunard Building
Cunard Building
1913-1916 yılları arasında yapılmıştır. Burada: uzun yıllar, Titanic White Star ve Cunard Shipping Line şirketlerinin ofisleri bulunmuştur. Bina: Amerikalı Samuel Cunard’a aittir. Şirketin ünlü gemilerinden bazıları: Mauretania, Kraliçe Elizabeth ve Queen Mary.
Bina: Willingk ve Thicknesse tarafından tasarlanmış, İtalyan palazso formu ve Yunan neo-klasik özellikler yansıtmaktadır. Ama, aslında New York şehrindeki McKim Nead ve White gibi Amerikan Beauw-Art binalarının benzeridir. Yapının tepesinde iki yüksek kulesi bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesinin dört cephesinde saat görülüyor.
Bina: 6 kat ve ilaveten bir bodrumdan oluşur. İçeride: son derece süslü bir ana koridor bulunmaktadır. Dünya savaşı sırasında, 13.000’den fazla Liverpoollu öldü ve 1921 yılında, savaşta ölenler için Cunard Binası önüne bir anıt dikildi.
İngiltere Liverpool Pierhead Port of Liverpool Building-Liverpool Liman Binası
Port of Liverpool Building-Liverpool Liman Binası
1904-1907 yılları arasında yapılmıştır. Burası: Mersey Dock ve Liman şirketi için inşa edilmiştir. Briggs, Wolsenholme ve Thorneley tarafından tasarlanan yapıda: alınlık ve uzun boylu fener kuleleri ilgi çekmektedir. Mimari stil olarak ise Edward Barok tarzı kullanılmıştır.
Yapı: 5 katlıdır ve sekizgen kuleleri bulunmaktadır. Merkezi giriş: Charles John Allen tarafından, kaideler üzerinde serbest duran 3 metre yüksekliğindeki heykellerle çevrilidir.
Bu binanın kapısında: iki tarafında bir buharlı gemiyi ve okyanusu temsil eden bir yelkenli gemi görebilirsiniz. Dalgalar ve küreler tutan yunusları süren bir de Kral Neptün figürü bulunmaktadır. Tüm Liverpool gemileri bu binanın nerede olduğunu bilirler.
Evet, bu limanın üç güzellerini gördükten sonra, yine Pier Head bölgesindeki diğer bazı anıt ve binaları görmenizi öneririm.
Titanic Memorial
Pier Head bölgesinin güney ucundaki bu anıt: 1913 yılında Sir Alfred Lewis Jones tarafından yapılmıştır. Royal Liver Building binasının ön köşesinin çaprazındaki bu anıt: yeşillik bir alanın ortasında yükselmektedir ve hemen nehir kıyısındadır.
Anıtın hemen önünde, ferry terminal binası bulunuyor.
Pier Head Ferry Terminal
Liverpool şehrinde, muhteşem sahil manzarasını görmek ve nehir gemilerini izlemek için, Avrupa’nın bu en eski feribot hizmeti veren teknelerinde kısa bir yolculuk denemelisiniz.
Our Lady and Saint Nicholas Church of England
Royal Liver binasının karşısında, Sailor kilisesi olarak da bilinen bu dini yapı: şehir içinde sakin ve huzurlu bir ortamdadır. Her gün açık olan kilisenin çevresindeki kilise bahçesi gerçekten bir hayli güzeldir.
The Atlantic Tower Hotel
Değişik mimarisiyle ilgi çekiyor. Bir anlamda: gemi gibi, hatta Titanic gibi mimari stil uygulanmıştır.
Otelin hemen karşısındaki yapı:
Crowne Plaza
Plazanın arkasında, Liverpool Cruise Line Terminal bulunuyor. Yani: burada büyük ve lüks gemiler görmek mümkündür.
Liverpool New Waterfront
Bölgedeki yüksek kule binalardan birisidir.
West Tower
Mavi rengin hakim olduğu, yüksek kule binadır. Şehir merkezinde 140 metre yükseklikte, 2 tane çok katlı gökdelendir.
Yürümeye devam ederseniz, hemen sağınızda bu kez başka bir bina bulunuyor.
Merseyside bölgesinde, şehrin liman kısmında: Mersey nehri kıyısında bulunan bu bölüm: şehrin en önemli tarihi dokusunu oluşturmaktadır ve şehirde ilk görülmesi gereken yerlerden birisidir. Daha önce söz ettiğim gibi, buranın altından: Liverpool şehrinin iki yakasını birbirine bağlayan iki tüp geçit bulunmaktadır.
Albert Dock: geçmiş ve geleceğin bir arada yaşandığı, Liverpool rıhtım sisteminin geçmiş dönemden günümüze kalan bir parçasıdır. Mimar Jesse Hartley tarafından tasarlanan burası: 30 Nisan 1846 tarihinde Prens Albert tarafından açılmıştır.
Buradaki dökme demir, tuğla ve taş kullanılarak yapılan etkileyici binalar: dünyanın dört bir yanından gelen gemilerden indirilen şeker, pamuk, tütün ve diğer egzotik malların depolandığı yerlerdi ve 1000 ton kapasiteye kadar ulaşılıyordu.
Aynı zamanda: 19. yüzyılda Liverpool limanının büyüklüğünü simgeliyorlardı. Ancak: yeni buharlı gemileri karşılamak için yeterince derin su gerektiğinde, 1890 yılından itibaren bölgenin ticareti gerilemiş ve bu bölge zamanla kullanılmamaya başlanmış ve 1972 yılında kapatılmıştır.
Takip eden süreçte: Arrowcroft Gurubu ve Merseyside Development Corporation: zekice bir fikir geliştirerek, bölgeyi, eski ihtişamına uygun olarak restore ettiler ve 1980 yılında yeniden açtılar. Resmi açılış ise, 24 Nisan 1988 tarihinde, Prens Charles tarafından yapıldı.
Günümüzde: Albert Dock bölgesi: İngiltere’nin sınıf sınıf listelenmiş binalarının büyük bir gurubunun bulunduğu ve taban alanının 250 bin metre kare olduğu bir yer olarak önem kazanmaktadır. Bunlar içinde: mağazalar, kafeler, restoranlar, barlar, ofisler, televizyon stüdyoları, lüks daireler vardır.
Bu bölgede; Liverpool şehrinin zengin denizcilik mirasının görülebildiği “Merseyside Deniz Müzesi” bulunmaktadır ve yine aynı binada, köle gemilerin koşullarının sergilendiği “Kölelik Müzesi” bulunmaktadır. Bu müzelerde: Titanic ve Lusitania gemilerinin dramatik öykülerini keşfedebilir ve aynı zamanda: gümrüklerde yüzyıllar boyunca yapılan kaçakçılık hakkındaki objeleri görebileceğiniz “Kaçakçılık Müzesi” ni de gezebilirsiniz.
İngiltere Liverpool Albert Dock
“Liverpool Yaşam Müzesi”: Liverpool ve halkının tarihi izlerini sergilemektedir. Pop dünyasının en tanıdığı müzik gurubu olan Beatles ise: “Beatles Story” denilen yerde 60 yıldır yaşatılmaktadır.
Sanatseverler ise, “Tate Liverpool” u izlerler. Burada, modern sanatın, ulusal toplama yanında uluslar arası sanatçıların önemli eserlerinin bulunduğu sergileri de izleyebilirsiniz.
Bu bölge, 2012 yılında “Liverpool şehri Bölge Yıllık Turizm Ödülü” ne layık görülmüştür. Buraya ulaştığınızda, hemen sağda: büyük bir “Albert Dock” yazısı bulunan tabela göreceksiniz. 4 katlı binanın kiremit kaplı dış yüzeyi ilgi çekmektedir.
The Yellow Duckmarine
Bölgeye girdiğinizde ilk olarak bu ilginç durak karşınıza çıkacaktır.
Buradan hareket eden araç: bir tur otobüsüdür ve buradan hareket ederek şehirde bir tur atıyor ve sonra Mersey nehrine girerek, gezinin kalan kısmının su üzerinde sürdürüyor. Hatta: suya girerken, yolcularda ayrı bir heyecan dalgası oluşuyor.
Beatles Story
Albert Dock binasında, Gower Street adresindedir. Buranın hemen önünde “Welcome To Albert Dock” yazısını göreceksiniz.
Daha önce söylediğim gibi, Liverpool şehrini ziyaret edenler, şehirde “Beatles” müzik gurubu ile ilgili birçok obje göreceklerdir, çünkü: gurup ilk çıkışını bu şehirde yapmıştır. Beatles hayranları için, ilk durak olarak: “Beatles Story” olacaktır.
Hatta: Beatles hayranlarının: Beatles kültür ve müziğine ulaşım için bir yolculuğa çıkmak isterlerse, şehirde, Beatles izlerini takip edebilecekleri “Magical Mystery Tour” denilen otobüs yolculuğunun başlangıç noktası burası olacaktır.
Evet, buranın önünde sürekli bir kalabalık Beatles hayranı gençler topluluğu görebilirsiniz. Burayı ziyaret ederseniz: birkaç saat boyunca Beatles hakkında birçok şeyi öğrenebilirsiniz. Öte yandan: giriş kapısının hemen sağında bir kafeterya bulunuyor.
Ayrıca: hediyelik eşya satılan bölümde: Beatles simgesi bulunan çok sayıda hediyelik obje bulup satın alabilirsiniz. Liverpoollular, Beatles’ı gerçekten iyi satıyorlar, pazarlıyorlar.
Albert Dock gezdikten sonra, yürüyerek arka bölümde nehir kıyısındaki bu müzeye gidebilirsiniz.
MERSEYSİDE MARİTİME MUSEUM-DENİZCİLİK MÜZESİ
Merseyside bölgesi, Riverside Walk Albert Dock adresindedir.
Burada: denizcilik eserleri ve tarihsel sergiler bulunmaktadır. Özellikle: çocuklar açısından çok popüler olan, birçok önemli geminin orijinal ölçekli modelleri bulunmaktadır.
Buraya trenle ulaşmak isterseniz: Liverpool ana tren hattı istasyonunda trene binip, Lime Street istasyonunda inmeli ve yaklaşık 20 dakika yürümeniz gerekir.
Müzenin bulunduğu binada: 3. katta “Uluslar arası Kölelik Müzesi”, zemin katta: “Quayside kafe ve hediyelik eşya dükkanı”, 4. katta: Denizcilik Yemek Odaları” ve 1 ile 2. katlarda “Maritime Museum” bulunmaktadır.
Müzeler, hergün saat: 10.00-17.00 arasında ziyarete açıktır.
Önce: Maritime Museum’dan söz etmek istiyorum:
Müzede bulunan sergide: Maritime müzesinin geniş arşivlerindeki malzemeler de dahil olmak üzere uluslar arası öneme sahip objeler sergilenmektedir.
Müzenin daimi galerisinde: Titanik, Lusitania ve Unutulan İmparatoriçe bölümleri bulunur.
Bu galeride: müzenin birinci katında: tarihin en ünlü ve en trajik gemilerine ait 3 hikaye anlatılmaktadır. Onların isimleri: Titanic, Lusitania ve İrlandalı Empress dir. Bu üç gemi de, İngiltere’nin gurur sembolü olarak kabul edilirler ve Liverpool halkıyla güçlü bağlantıları bulunmaktadır.
Titanik
10 Nisan 1912 Çarşamba günü New York’a ulaşmak üzere hareket eden gemide 1316 yolcu ve 892 mürettebat bulunuyordu ve toplam 2208 kişi taşıyordu. Ancak: gemide yalnızca 20 filika bulunması ve bunların yalnızca gemidekilerin yarısını taşıyabilecek olması, en büyük düşüncesizlikti.14 Nisan 1912 Pazar gecesi, saat: 11.40’da gemi Newfoundland’ın güney doğusunda bir buz dağına çarptı ve 2 saat 40 dakikada battı ve 1500’den fazla insan öldü.
Lusitania
Lusitania ve benzeri Mauretania: Atlantik yolcu ticaretinde, Alman gemilerine İngiliz üstünlüğü sağlamak için, 1907 yılında, Liverpool şehrinin 700. kuruluş yıldönümü kutlamalarında hizmete girmişlerdi. Daha sonra ise, dünyanın en hızlı ve büyük gemisi olarak batana kadar hizmet vermiştir.
Lusitania’nın batışı: I. Dünya Savaşı sırasında (1914-1918) denizde yaşanan en korkunç olaylardan birisidir. 1915 yılında, Alman hükümeti, İngiliz sularında müttefik gemilerine saldırıda bulunacağını ilan etti.
Bu gemi: 1 Mayıs 1915 tarihinde, 1962 kişi ile birlikte, New York limanından hareket etti. Hatta, geminin hareketini izlemek üzere, New York şehrinde 200 bin insanın limana toplandığı söyleniyor.
Ancak: 7 Mayıs 1915 tarihinde, saat: 14.10’da, Güney İrlanda Kinsale yakınlarında, bir Alman U-20 denizaltısı tarafından torpillendi. Gemi 20 dakikada battı ve 1201 kişi öldü. Bu silahsız yolcu gemisinin batırılışı, uluslar arası camiada Almanlara karşı büyük öfke yarattı.
Ancak, Alman hükümeti, geminin askeri malzeme taşıdığını iddia etti ancak hukuksal zeminde bu görüş kabul edilmedi. Özellikle: geminin 404 kişilik mürettebatının Liverpool şehrinden olması, buradaki infiali arttırdı.
İrlanda Empress
Titanik faciasından sonra Liverpool şehri: başka bir trajedi yaşadı. Mayıs 1914 tarihinde İrlanda İmparatoriçesi olarak isimlendirilen bu gemi battı.
Bu gemi ve kardeşi olarak yapılan “İngiltere Empress” ile birlikte: özellikle Kanada ile Liverpool şehri arasında göçmen ticaretinin en büyük aracılığını yapmışlardır. Her iki gemi de: 1906 yılının Mayıs ve Haziran aylarında seferler düzenlemişlerdir. Ama: gerek daha hızlı olmaları ve gerekse daha rahat olmaları nedeniyle, aynı güzergahtaki rakiplerine göre daha popüler olmuşlardır.
29 Mayıs 1914 tarihinde, saat: 02.30 da, Kanada-Quebec şehri yakınlarında, St Lawrence nehrinde ilerlerken, kalın sis tabakası nedeniyle: Norveç bandıralı Collier Storstad gemisiyle, İrlanda İmparatoriçesi çarpışırlar ve gerek yolcular ve gerekse mürettebatın çoğunluğu uyurken olan bu kazanın sonucunda: 1000’den fazla kişi, kıyıdan 4 km. uzaklıkta hayatını kaybederler.
Evet: bu geminin batması, her zaman Titanic ve Lusiania felaketlerinin gölgesinde kalmıştır. Ancak: bu gemide, diğerlerine nazaran çoğunluğu Liverpool kökenli daha fazla yolcu ve mürettebat ölmüştür.
Evet: 1912-1915 yılları arasında, bu üç gemi battı. Özellikle: 1912 yılında “Titanic” yani “White Star” gemisinin batması, dünya çapında hüzün yarattı. Gemi her ne kadar Southampton orjinli ise de, gemi Liverpool limanından hareket ettiğinden, isminin altında “Liverpool” şehrinin ismi yazmaktaydı.
Öte yandan gemiyi yöneten şirketin merkez ofisi de, bu şehirdeydi.
Bu durum: Liverpool insanları ve limanı üzerinde büyük yıkıcı etki yaptı.
Günümüzde müzede: Titanik gemisinin üreticisi tarafından hazırlanan bir modeli bulunuyor. Ayrıca: yine müzede, Lusitania gemisinin batırılması nedeniyle savaş tazminatı olarak Almanlar tarafından verilen Cunard filosunun amiral gemisi “Berengaria” nın bir modeli bulunuyor. Ayrıca: müzede, her üç gemiden geriye kalan az sayıdaki objeler sergileniyor.
Müzede: Denizcilik Arşiv ve Kütüphanesinde: Titanik için hayatta kalan tek “birinci sınıf bileti” görülebilir.
RMS Berengaria modeli
Bu gemi: Hamburg-Amerika hattı için: 1913 yılında Almanya’da: İngiliz bandıralı gemiler: Olympic, Titanic, Lusitania ve Mauretania’ya rakip olarak inşa edilmiştir. 919 metre uzunluğunda ve 52 bin ton ağırlığındaki gemi: yapıldığı dönemde, dünya gemileri arasında, büyüklük bakımından en büyük gemi olma özelliğine sahiptir. Bu ölçüleri Titanik ile karşılaştırıldığında, gemi: Titanik gemisinden 40 metre daha uzun, 6 metre daha geniş ve 6 bin ton daha ağırdır.
Ancak: I.Dünya Savaşının ardından: Lusitania gemisine yedek olarak, Cunard Şirketi tarafından satın alınan gemi İngiltere’ye teslim edilmiştir. Cunard şirketi için ilk yolculuğunu 1920 yılında yapar ve Liverpool’dan New York’a hareket eder.
Uzun süre: Cunard filosunun amiral gemisi olarak seferlerini sürdüren gemi, son olarak 1938 yılında Atlantik okyanusunu geçmiştir. Barış zamanında Liverpool dok sistemine giren en büyük yolcu gemisi olarak tarihe geçmiştir.
Müzede: geminin 1:50 ölçekli bir modeli sergileniyor ve model: Cunard vapur şirketi tarafından müzeye bağışlanmıştır.
TATE LİVERPOOL MUSEUM
Albert Dock bölgesinde bulunan: Tate Gallery, Liverpool şehrinin en popüler galerilerinden birisidir. Albert Dock alanında: Beatles Story, Sarı Duckmarine ve Merseyside Maritime Müzesi gibi turistik mekanlara yakındır. Burada, yıl boyunca geçici sergiler düzenlenir ve ayrıca, kalıcı sergide modern sanatın muhteşem bir koleksiyonu bulunmaktadır. Tate, aynı zamanda geniş bir hediyelik eşya dükkanı ve saygın bir restorana sahiptir. Burayı ziyaret ederseniz: özellikle Picasso’nun “Ağlayan Kadın” isimli tablosunu görmenizi öneririm.
Bu müze: Maritime Museum binasının 3. katında bulunmaktadır. Müze, üç ana temalı galerilerden oluşmaktadır. Ancak, bu galerilerde görülen eserler ve objeler dışında: müzenin koleksiyonu geliştirmek için, hala yeni nesneler aranmakta ve bulunduğunda satın alınarak sergiye eklenmektedir.
Batı Afrika’da Yaşam
Müzenin birinci ana bölümünde: Batı Afrika’da hayat, insan, kültür ve uygarlıkların doğum yeri olarak kıta” tanıtılıyor. Bu galeri: Avrupalıların gelişi ve köle ticareti başlamadan önce Afrika kültürünü yansıtmaktadır. Bu galeride sergilenen nesneler: müzik aletleri, maskeler, heykel figürleri vs. dir. Bunlar: Afrika sanat formlarını içerir.
Köleleştirme ve Orta Bölüm
Burası, müzenin ikinci galerisidir. Köleleştirilmiş Afrikalıların Amerikan tarlalarında çalıştırılmaları ve devamındaki dönemi kapsamaktadır. Bu galeride: Amerika’daki yaşamla ilgili görsel ve işitsel bilgiler verilmektedir.
Köle gemileri: üçgen köle ticaret yolunda: sıkışık ve iğrenç koşullarda, Atlantik boyunca, 8-10 haftalık yolculuklar sonucu köleleri Amerika’ya taşımıştır. Bu yolculuklarda, köleleştirilmiş Afrikalıların büyük bölümü: hastalıklardan öldü veya intihar ettiler.
Afrikalı erkek, kadın ve çocuklara: Avrupalı ekipler tarafından hayvanlar gibi muamele yapıldı ve Amerika’ya vardıklarında, insanlık dışı muamelelere tabi tutuldular. Bu galeride: o gemilerde yaşanan yolculuk hakkında, 2 dakikalık bir animasyon yapılmaktadır. Bu galerinin bir başka özelliği de: 1800 yılında St Kitts şeker plantasyonunda yaşanan sahneleri içeren bir modelin bulunmasıdır.
Legacy-Miras Galerisi
Bu galeride: kölelik ticaretinin kaldırılmasının ardından: Afrika insanlarının Amerikan kültürü içinde karşılaştıkları ırkçılık ve ayrımcılık üzerine; Amerika ve Avrupa’da yapılan uygulamalar görülmektedir. Bunların başında: isyanlar ve 20.yüzyıl siyahi liderleri ve özellikle Martin Luther King ve Kara Panter Partisinin yükselişi gibi hareketlere ait filmler görülüyor.
Müzik masasında ise: Afrika müziğinden etkilenen caz, blues gibi müzik türleri ve 300’den fazla şarkı dinleyebilirsiniz.
“Siyah Achievers Duvar” galerisinde ise: Afrikalı ilham verici ünlü insanların yaptıkları anımsanmaktadır. Duvarın ünlü yüzleri arasında: Olimpiyat altın madalyalı Kelly Holmes, Martin Luther King Jr, Muhammed Ali, Oprah Winfrey ve Kırım Savaşının unutulmuş kahramanı Mary Seacole bulunmaktadır.
Bu duvarın bir özelliği de şudur: duvara resminin eklenmesi istenilen unutulmuş siyahi yüzler varsa: bunu “Kölelik Müzesi” idaresine e-posta göndererek bildiriyorsunuz ve yapılacak inceleme sonucu uygun bulunursa, gönderdiğiniz yeni yüz, duvara ekleniyor.
İngiltere Liverpool Albert Dock Özgürlük Heykeli
Özgürlük Heykeli
Haitili bir gurup sanatçı tarafından yapılan bu heykel: özgürlük ve insan hakları için yapılan mücadeleyi temsil etmektedir. Heykel: köle ticaretinin kaldırılmasının 200. yılı anısına, 2007 yılında yapılmış ve buraya konulmuştur.
Evet: İngiliz Parlamentosu, köleliği 200 yıl önce kaldırmasına rağmen: günümüzde hala, küresel eşitsizlik devam etmektedir. Özellikle: Haiti ve benzeri yerlerde, milyonlarca yoksul insan, hala sağlıksız ve tehlikeli çalışma koşullarında, yaşamak durumundadırlar.
Haiti: ilk başarılı köle isyanı sonucu ilk siyah cumhuriyetin kurulduğu yer olarak önemlidir. Ancak: Haiti: BM kayıtlarına göre: nüfusunun % 70’lik bölümünün yoksulluk sınırının altında yaşadığı bir yer olarak bilinmektedir.
Yani: batı yarımkürenin en yoksul ve işsizlik olan ülkesidir.
Bu konuda, Ronald Cadet’in bir sözü var ki, durumu en iyi şekilde anlatmaktadır: “ İnsanların artık kol ve bacakları üzerinde zincirleri yok, ama sorunlar devam ediyor. Yeterli gıda, barınma ve eğitim imkanları, özgür bir ülkede yaşasalar da insanların en büyük sıkıntılarıdır. Günümüzde, bu insanların zincirleri zihinlerindedir.”
Evet, bu heykel: İngiltere’de birinci turuna başlamadan önce, 18 Mart 2007 tarihinde burada sergilenmiştir. Daha sonra ise, ülkenin başta Londra olmak üzere, birçok şehrinde sergilenerek, halkın konuya ilgisi çekilmeye çalışılmıştır. 23 Ağustos 2007 tarihinde ise: 1791 yılında Haiti köle ayaklanmasının yıldönümü anısına, bu müzenin daimi sergisine yerleştirilmiştir.
H.M.GÜMRÜK VE VERGİ MÜZESİ
Liverpool şehri, yıllar içinde çok etkili bir liman olarak kullanılmıştır. Bu müzede: 400 yıllık geçmişte, kaçakçılık hakkında her türlü bilgi ve obje bulunmaktadır. Müzede, biraz önce söylediğim gibi, 400 yıllık geçmişte yaşanan, çeşitli kaçakçılık hikayeleri anlatılıyor.
Müze her gün saat: 10.00’da ziyarete açılmaktadır.
Hatta: çeşitli aktiviteler de bulunuyor ki, bunlar arasında en ilgi çekeni: bir kaçakçı ile bir şüpheli paket ve eşleştirmedir.
Buradan çıkınca: sahil boyunda kuzey ve güney yönüne ilerleyebilirsiniz. Sahili takip ederek, önce güneye ilerleyin ve oradaki yapıları görün. Daha sonra geriye dönün ve kuzeydeki yapıları gezebilirsiniz.
PUMP HAUSE-CHİMNEY
Müze binasının hemen önündeki, uzun kuleli bu bina ilgi çekmektedir.
Sahilin Güney Bölümü
LİVERPOOL ECHO ARENA, CAPİTAL CULTURE
Binanın hemen önünde: otopark bölümünde, John Lennon heykeli görülüyor.
LİNGUAVERSE
Qubec Quary bölgesindedir.
Sahilin kuzey bölümü
NEW MUSEUM OF LİVERPOOL
Mann Island caddesi üzerinde bulunan müzenin kapısında “Museum of Liverpool” yazısını hemen görebilirsiniz. Müzenin bulunduğu bina, ilginç görünüm veriyor. Müzenin hemen yanında: nehir kıyısında, güzel bir manzara izleyebilirsiniz. Burada: ağaçlar ve altında banklar var. Buradaki banklara oturarak mutlaka çevreyi ve muhteşem manzarayı izleyiniz.
Evet rıhtım bölümünde bulunan bu müze: 20 Temmuz 2011 tarihinde açılan yeni müze binası: gayet modern bir binadır. Renkli duvarları ile dikkat çeker.
Müzenin bölümleri
Mağaza
Her müzede olduğu gibi, burada da çeşitli hediyelik eşyaların satıldığı bir mağaza bulunuyor.
Hands of –Elle yapılan aktiviteler bölümü
Saat: 10.00-10.45 arasında açık olan bu bölümde: küçük ziyaretçiler, ebeveynlerinin kontrolünde yapılan etkinliklere katılabilmektedirler. Burada: bebekler için şarkı, hikaye ve oyun oturumları yapılıyor.
Our Irish Community-İrlandalı Topluluk
Yetişkinler için olan bu bölüm, her gün saat: 11.30 da faaliyettedir. Liverpool şehrindeki İrlandalı toplulukların: kent kimliği içinde nasıl şekillendikleri, burada anlatılmaktadır. Bu İrlandalıların şehre gelmesinde etken olan büyük açlık ve kitlesel göçler, burada ifade ediliyor.
Untold-Anlatılmamış Öyküler
Avrupa’da en eski siyah ve etnik azınlık topluluklarının fotoğrafları, çok nadir olarak I.Dünya savaşından itibaren görülmeye başlanmıştır. Bu müze: onların I.Dünya Savaşında: aile geçmişlerini araştırmaya ve yerel siyahi aileleri teşvik etmeyi amaçlayan bir proje başlatmıştır. Bu proje ile, arşivlerde: araştırma ve anıların toplanması
amaçlanmıştır.
Buradan rıhtım boyunca kuzeye ilerlediğinizde, şehrin “Pier Head” denilen bölümüne ulaşacaksınız.
Hollanda Hoorn: Ijsselmeer gölü yakınında büyülü bir liman şehridir. Şehrin nüfusu 70 bin kişidir, ancak şehrin kapladığı alanın çoğu aslında sudan oluşmaktadır.
Kasaba: 17’nci yüzyılda Hollanda Doğu Hindistan Şirketi merkezlerinden birisidir. Aynı dönemde: Amsterdam ve Enkhuizen gibi çok zengin bir kasabaya dönüştü.
Kasaba: Amerika kıtasının en güney noktası olan “Cape Horn” a adını veren yerdir. Hoorn’lu kaşif Willem Schoutens, Güney Amerika’nın fırtına püsküren güney ucuna, 1616 yılında memleketinden sonra adını vermiştir. (Horn Burnu)
Günümüzde dahi, şehrin denizcilik geçmişi, liman kentinde iz bırakmıştır, bu izleri görmek mümkündür.
Hollanda Hoorn
Bugün, şehir çok sayıda teras kafesi ve restorana sahiptir. Öte yandan, küçük bir alışveriş cennetidir.
Ayrıca: burada mükemmel su sporları imkanları bulunmaktadır.
Yakınlardaki: kum tepeleri ve plajlar: doğu severler tarafından yoğun tercih edilir.
Hollanda Hoorn
ULAŞIM
Hoorn, başkent Amsterdam ve Amsterdam Schiphol havaalanına, araba ile sadece 45 dakika uzaklıktadır. Hoorn, Amsterdam arasındaki uzaklık 43 km dir. Tren yolculuğu 35 dakika sürer.
Buraya toplu taşıma araçlarıyla (otobüs ve tren) da gitmek mümkündür. Schippol havaalanında uçaktan inince, doğrudan Hoorn’a giden bir trene binebilirsiniz.
Hollanda Hoorn
ALIŞVERİŞ
Hoorn alışveriş merkezi: oldukça canlıdır. Birçok dükkanın yanı sıra, bağımsız butikler, orijinal hediyelik eşya dükkanları, antika dükkanları olan gerçek bir alışveriş cennetidir. Ayrıca: alışveriş merkezinde, her Cumartesi günü tezgahların bulunduğu bir Pazar kurulmaktadır.
Lappendag
Her yıl, yılda bir kez Ağustos ayında kurulan özel bir yıllık pazardır. Pazarın geçmişi Ortaçağ dönemine kadar gitmektedir. Hollanda ülkesinin en büyük pazarlarından birisidir. Burada her türlü kıyafet bulunabilmektedir.
Hollanda Hoorn
GEZİLECEK YERLER
Hollanda Hoorn İjsselmeer Lake
IJSSELMEER LAKE;
Hollanda’nın en büyük gölüdür. Göl, sığdır. Eski Zuiderzee’nin güney kısmında bir baraj inşa edilerek kurulmuştur. (1932 yılında tamamlanmıştır.) Böylece: Zuiderzee bölgesini, Kuzey denizinden ayırmıştır.
Gölü oluşturan yani Kuzey denizinden ayıran baraj: deniz seviyesinden 8 metre yüksektedir. Uzunluğu ise 31 km dir ve Noord-Holland ve Friesland arasında uzanır. Baraj: kumla desteklenmiş kayalık kilden yapılmıştır. Su seviyesinin hemen altında taşla kaplıdır.
Barajın tepesinde bir otoyol ve bisiklet yolu vardır. Baraj: mavnalar ve küçük deniz araçları için geçiş sağlar. Gölde eskiden acı suyun yerini, kısmen Ren nehrinin bir kolu olan Ijssel nehrinden gelen akışla değiştirilmiştir.
Bu tatlı su kaynağı, ara sıra yani yaz kuraklığı sırasında, Noord-Holland ve Zuid-Holland ve Friesland için değerlidir. Aynı zamanda bataklık alanların iyileştirilmesine yardımcı olmuştur. Bölgedeki ringa ve pisi balığı yerine, özellikle yılan balığı olmak üzere tatlı su balıkçılığı almıştır.
Gölün toplam 3.440 kilometre karelik büyük kısmı, çevreden hendekler inşa edilerek ve suyu dışarı pompalanarak geri kazanılmıştır. Böylece, Hollanda ülkesindeki verimli arazi alanı, 1.620 kilometre kare daha büyütülmüştür.
Göl kıyısında: Hoorn, Monnickendam, Marken ve Volendam kasabaları bulunmaktadır.
Göl; Bazı su sporları olanakları sağlamaktadır.
Ayrıca göl kıyısında bisiklete binilebilmektedir. Gölün kıyı şeridi boyunca, Enkhuizen yönünde bisiklet sürebilir ve buradan feribotla Ijsselmeer üzerinden Friesland eyaletindeki Stavoren’e gidebilirsiniz.
Hollanda Hoorn De Afsluitdijk
DE AFSLUİTDİJK
Ijsselmeer gölünde seyahat ediyorsanız, mutlaka 32 kilometre uzunluğundaki ünlü Afsluitdijk i geçmelisiniz.
Burası: yılda yaklaşık 300 bin ziyaretçisiyle Hollanda’nın en popüler su mühendisliği yapılarından birisidir. Tarihin en büyük arazi ıslah projesidir.
1927-1933 yılları arasında yapılmıştır. Friesland ve Kuzey Hollanda eyaletlerini birbirine bağlar.
Hollanda Hoorn De Afsluitdijk
Burada: Dudok tarafından tasarlanmış bir gözetleme kulesinin bulunduğu “Lunchroom Het Anıtı” nda bulunan kafede bir fincan kahve içebilirsiniz.
Eşsiz bir manzara bulunmaktadır. Yapılış amacı: sellere karşı korunmaktır.
Hollanda Hoorn De Afsluitdijk
Aynı zamanda her gün, binlerce kişinin kullandığı bir otoyoldur. Bir uçtan öbür uca, araba kullanabilir, bisiklete binebilir veya yürüyebilirsiniz. Elbette muhteşem bir manzara izleyerek gidilir. Burada, bir yanda Wadden denizi ve öbür yanda Ijsselmeer gölü vardır.
Hollanda Hoorn De Afsluitdijk Wadden Center
WADDEN CENTER
Wadden Center: Kornwerzand yakınında bir binadır. Bu merkez de: UNESCO Dünya Mirası Listesinde bulunan Wadden Denizi, Ijsselmeer bölgesi ve setin çevresindeki ve üzerindeki gelişmeler hakkında interaktif bilgiler verilmektedir.
Bilgiler, heyecan verici 4 D gösterisi olarak sunuluyor. Bu gösteride, manzaralar üzerinde muhteşem bir uçuş yapabilir ve Ijsselmeen’in büyüleyici manzarasını izleyebilirsiniz.
Hollanda Hoorn Binnenhaven Hoorn
BİNNENHAVEN HOORN-ANA LİMAN;
Hoorn şehrinin ana limanı: şehrin tarihinde çok önemli bir yere sahiptir.
Hollanda’nın Altın Çağ’ında, önemli bir varış noktası olmuştur. Ticaretin merkeziydi. Bontekoe gibi büyük gemilerin gelişiyle birlikte, ticaret için önemli bir yer haline gelmiştir.
Hollanda Hoorn Binnenhaven Hoorn
Liman, etkileyici cepheleriyle geleneksel tarzdaki en güzel depolardan bazılarına sahiptir. Eski limanda, geleneksel yelkenli gemilere bakarak yemek yiyebilirsiniz.
Hollanda Hoorn Hoofdtoren Van Hoorn
DE HOOFDTOREN VAN HOORN:
Hoorn Limanındadır. Limana girerken güzel bir manzara sunmaktadır.
İsmini: büyük savunma kulesinin arkasında bulunan “Houten Hoofd” iskelesinden alır. Hoorn’un ana savunma kulesidir. Kule: deniz tarafında beyaz ve sarı doğal taşlar ile şehir tarafında ise tuğla ile yapılmıştır. Böylece denizciler tarafından çok uzaklardan görülebilmektedir.
Hollanda Hoorn De Hoofdtoren Van Hoorn
Gotik bir yapıdır. Duvar kalınlığı deniz tarafında yarım metredir. Tüfek ateşi için denize yönelik mazgal delikleri bulunmaktadır. Çünkü aslen denizden gelecek saldırılara karşı korunma için yapılmıştır.
1532-1614 yılları arasında kullanılmıştır.
Hollanda Hoorn De Hoofdtoren Van Hoorn
Daha önce burada 1464 yılında yapılmış ahşap bir iskele vardı. Bu ahşap iskelenin ismi “Houten Hoofd” idi ve kule, ismini buradan almaktadır. İskele 1609 yılında güneydoğu yönünde genişletildi. Daha sonra 1685 ve 1755 ve en son olarak 2004 yılında birkaç kez restore edildi ve tamamen yenilendi.
Yüzyıllarda ticaret ve nakliye gemilerinin geldiği bu ahşap iskele, giderek daha önemli hale geldi ve gerek Hoorn şehri ve gerekse liman büyüdü ve limandaki rıhtım ve savunma kulesi vazgeçilmez oldu.
1614 yılında kulenin savunma işlevi bitti. Kuleye: Kuzey kutbu okyanusunda balina avcılığı yapan “Nordic Company” olarak da bilinen “Compagnie van Spitsbergen” yerleşti. 1651 yılında kule çan kulesi haline geldi. Aynı tarihte kuleye bir de saat takıldı.
Ancak ana kule, yapılışından 100 yıl kadar sonra bir yıldırım çarpması sonucu yıkılır ve sonra yerine orijinal tarzda yeni kule inşa edilmiştir.
Kule, 1812 yılında Tıp Derneğinin, daha sonra ise Tıp, Cerrahi ve Kadın Hastalıkları Teşvik Derneğinin “Vis Unita Fortior” buluşma yeri oldu.
Yeni kule de hala Hoorn sahilinde göz alıcıdır. Kuleye girip, yuvarlak sarmal merdivenlerden yukarı çıktığınızda, 2015 yılında açılan güzel bir restoran görebilirsiniz. Bu restoranda: yemek yerken, Houten Hoof’a ve manzaraya hayran kalacaksınız.
Hollanda Hoorn Scheepsjongens Van Bontekoe
SCHEEPSJONGENS VAN BONTEKOE ANITI
Kulenin hemen yanında: “Scheepsjongens van Bontekoe“ (gemi çocukları) heykeli vardır. Hajo, Peter ve Rof Hoofdtoren; kulenin yanında rıhtım duvarında oturuyorlar ve denize bakıyorlar.
Kabin çocukları olarak tanınıyorlar, kitap ve filmler aracılığı ile tanındılar.
Bu heykel gurubu: heykeltıraş Jan van Druten kitabından esinlenilerek yapılmıştır. Heykelin önünde yazılı bir taş vardır.
1618 yılında üç çocuk: Kaptan Bontekoe liderliğindeki “Oos Indievaarder Nieuw Hoorn’da görev yapıyorlardı. Deniz yolculuğunda iken, bir patlama sonucunda geminin hayatta kalan tüm mürettebatı, Sumatra sahillerine çıktılar. Orada çocuklar esir alındı. Ancak yerli Dolimah yardımıyla kaçarlar ve Java’da gemi arkadaşlarıyla geri dönmek üzere buluşurlar.
Yeni Zellanda gemisindeki bir yolculuktan sonra Vlissingen’e varırlar. Bir sandalla Dordrecht’e yaklaşırlar ve Hoorn’a kayalara çıkarlar. Evet gerçek bir macera, dediğim gibi kitaplar ve filmler yolcu ile çocukların bu yolculukları ve maceraları tüm yörede tanınır.
Hollanda Hoorn Veermanskade
VEERMANSKADE
Bu cadde limanda deniz kenarındadır. Cadde üzerinde, 17’nci yüzyıldan kalma güzel Hollanda evleri ve birçok güzel tekne görülebilir.
Burada yani cadde üzerinde bulunan kafelere oturduğunuzda, denizcilerin ağlarını ve teknelerini onardıklarını gözlemleyebilirsiniz.
PEDER ABRAHAM SCHLAGER:
Limanda bulunan bu küçük kafe, 1970’li yıllarda kurulmuştur ve aynı isimli bir şarkıyla tanınmaktadır. Şarkı: 1974 yılında Pierre Kartner tarafından bu kafede yazılmıştır. Kafede: 60 koltuk, bir bilardo masası ve çok eski bir piyano vardır.
Hollanda Hoorn Oosterkerk
OOSTERKERK
Liman yakınlarındaki bu kilise, balıkçılar ve denizcilerin kilisesi olarak bilinir. Çünkü Havenkwartier’e yakındır.
Gotik kilise, 1450 yılında yapılmıştır. Aziz Anthony’ye adanmış ahşap bir şapel vardı. 1483 yılında bu şapel, yeniden taştan inşa edilmek için yıkıldı. 1519 yılında yeniden inşa edildi.
Ancak günümüzde görülen kilise yapısı, 1616 yılından kalmadır.
Hollanda Hoorn Oosterkerk
Kilisenin en büyük özelliği: kilise kulesindeki gemi şeklindeki rüzgar gülüdür.
1982 yılında kilisede büyük bir restorasyon yapılmış ve ardından Hollanda Kraliyet ailesinde Majesteleri Claus tarafından açılmıştır. Ancak kültür merkezi olarak işlev görmektedir.
Kilise, günümüzde yemek organizasyonları, düğünler ve konserler düzenlenerek bağış toplanan bir durumdadır. Ancak yine günümüzde buranın dini bir işlevi yoktur.
Hollanda Hoorn Grashaven
GRASHAVEN
Burası bir marinadır.
Ana limanın hemen köşesinde ve Oostereiland’ın yanındadır. Burada yaklaşık 700 tekne demirleme yeri bulunmaktadır. Ziyaretçiler için ise yaklaşık 100 yer vardır.
Grashaven, genellikle tekne sahipleri, yerliler ve şehri ziyaret edenler tarafından kullanılmaktadır. Limanda teknelerin küçük bakımlarının yapılabilmesi için teraslı mini market, tuvalet ve duş odaları, çamaşırhane, motor onarım şirketi ve ayrıca kaldırma tesisatı gibi imkanlar bulunmaktadır.
Ayrıca: oteller, sinema, müzeler ve restoranlar yürüme mesafesindedir. Hoorn şehrinin hareketli merkezi de 5 dakika yürüme mesafesindedir.
Hollanda Hoorn De Roode Steen
DE ROODE STEEN MEYDANI:
Kaasmarkt olarak da bilinir.
Hoorn şehrinin ana meydanıdır. İç kesimlerden birbirine karışan 6 sokak ve ara sokağın kesişme noktasındadır.
Merkezi konumdaki meydan: çeşitli alışveriş caddelerinden, şehrin limanına giden kavşaktadır.
Limanda dolaştıktan sonra, buraya gelirseniz oturmak için uygun mekanlar bulabilirsiniz. Burada: yemek yemek, içmek ve gelip geçen insanları seyretmek oldukça keyiflidir.
Meydan Roode Steen ismini, bir zamanlar bu taşların üzerinden akan kandan almıştır.
Çünkü burası geçmişte; Belediye Meclis Mahkemesi tarafından mahkum edilen kişilerin uzuvlarının kesildiği veya idam edildikleri bir yerdir. Her şey, Belediye binasının hemen önündeki Kırmızı Taş’ta gerçekleşiyordu.
Günümüzde meydan da yine bir kırmızı taş göreceksiniz, ancak bu taş orijinal değildir. Kırmızı taşın orijinali, günümüzde Westfries Müzesindedir.
Evet günümüzde meydanda sevimli bir Pazar vardır. 19’ncu yüzyılda ülkenin en büyüğü olan “Kaasmarkt” (Peynir Pazarı) olarak da bilinir.
Hollanda Hoorn Peynir Pazarı
HOORN PEYNİR PAZARI
Hoorn şehrinin en ünlü meydanı olan Rode Steen meydanında, Haziran ayı ortası ile Ağustos ayı sonu arasında, her Salı günü Peynir pazarı kurulur.
Hollanda Hoorn Peynir Pazarı
Gösteri öğleden sonra saat 1 de başlar.
Hollanda Hoorn De Waag
DE WAAG-PEYNİR TARTI EVİ
De Roode steen meydanındadır.
1609 yılından kalma “De Waag House” yüzyıllar boyunca peynirlerin tartı yeridir. Daha doğrusu Hoorn şehrinde peynir pazarlarının ana binasıdır. Burada peynir sıkı denetim altında ağırlıklandırılırdı. En yoğun yıllarında, Hoorn şehrinde peynir pazarında 3 milyon kilogram peynir ticaretinin yaptığı bilinmektedir.
Hollanda Hoorn De Waag
Günümüzde De Waag binası: rahat bir restoran-kafe olarak kullanılmaktadır. Böylece: dünyanın her yerinden gastronomi tutkunlarını ağırlamaktadır. Restoranın ismi “De Oude Waegh” dir.
Hollanda Hoorn Westfries Museum
WESTFRİES MUSEUM
Şehrin merkezindeki “Roode Steen” meydanındadır. Giriş ücreti 9 Eurodur.
Hollanda Hoorn Westfries Museum Statencollege
Müze Binası-Statencollege:
Müze, 1881 yılından bu yana, Statencollege binasında açılmıştır. Bina; 1632 yılında: West Friesland Gecommitteerde Raden ve Noorderkwartier için inşa edilmiştir. Geçmişte 1932 yılına kadar Adalet Mahkemesi olarak kullanılmıştır.
Cephesi zengin bir şekilde süslenmiştir. Cephede: idari otoriteyi temsil eden 7 şehrin arması vardır. Çünkü, şehir 7 Şehir Liginin bir üyesidir. 1569-1573 yılları arasında kasabayı işgal eden İspanyolların işgalinden, bu 7 şehir yardımıyla kurtulmuştur.
Ayrıca: cephenin basamaklı üçgeninde: toplantı odası bulunur ve halen sivil koruma odası olarak kullanılmaktadır.
Bina: Hoorn kasabasının ilk tuğla yapılarından birisidir. Binanın, Geç Ortaçağ döneminden kalma kemerli bir mahzeni vardır.
Avluyu kapatan anıtsal çit. 1729 yılından kalmadır.
Hollanda Hoorn Westfries Museum
Müzenin arkasında, Hoorn’daki anıtlara ait hatıra tabletlerinin ve diğer süslemelerin görülebileceği hoş bir bahçe vardır.
Hollanda Hoorn Westfries Museum
Müzenin Koleksiyonu;
Müzenin koleksiyonu 30 bin nesneden oluşmaktadır. En önemli eserler, Altın Çağ yani 1500-1800 yılları arasına aittir.
Koleksiyonun en önemli parçalarını: United East India Company ile ilgili nesnelerdir. Evet günümüzde müzede: resim, porselen, cam ve gümüş işçiliğiyle dolu 25 oda bulunmaktadır.
Hollanda Hoorn Westfries Museum
Müze tarihinde ilginç bir olayla son verelim, 10 Ocak 2005 tarihinde Müzenin 125’nci kuruluş yıldönümü kutlanan gece, 4 kişi müzeden gümüş koleksiyonunu bir parçası ve 21 tablo çalarak kayıplara karıştılar. Tablolardan 4 tanesi, Nisan 2016 tarihinde Ukrayna’da bulundu ve geri getirildi.
VR odası:
Burada, özel bir sanal gerçekçilik turu düzenlenmektedir. 1627 yılına kadar zamanda geri gitmek mümkündür. VR odası, belirli zamanlarda maksimum 30 kişilik sanal tur sunmaktadır. VR gözlüklerle koltuklara oturulur ve sanal çevreniz sanki yanınızda duruyormuş gibi yaşayacaksınız.
Hollanda Hoorn Jan Pieterszoon Coen heykeli
JAN PİETERSZOON COEN HEYKELİ
Jan Pieterszoon Coen: 1587 yılında Hoorn şehrinde doğmuştur. Hollanda Doğu Hindistan Şirketinin bir memuruydu ve şirket için bir tekel kurmakla görevlendirildi. Coen acımasızlığı ile biliniyordu. 1621 yılında; mallarını İngilizlere sattıkları için yerel tüccarları katletti.
Başlangıçta “Nieuw Hoorn” olarak adlandırmak istediği “Bataviastda” ın kurucusu olarak bilinir. Coen’in heykeli, 1893 yılında meydandaki yerine yerleştirilmiştir.
Günümüzde: Jan Pieterszoon Coen, hala tartışmaların merkezindedir. Çünkü aktivistler onun acımasız eylemlerini göz önünde bulundurarak, Hoorn şehrindeki heykelinin meşruiyetini sorgulamaktadırlar.
Heykelin yanında büyük bir kırmızı taş, yukarıda belirttiğim gibi meydanın geçmişinin sessiz bir tanığıdır.
Hollanda Hoorn De Grote Kerk ve Kerkplein
DE GROTE KERK VE KERKPLEİN
Het Kerkplein kelimesinin tam anlamıyla “Grote Kerk” in bulunduğu meydan yani “Kilise Meydanı” demektir.
Hoorn şehrinin en ünlü ikinci meydanı olan Roode Stein’in yanında, Het Kerkplein 1881-1883 yılları arasında inşa edilmiştir. Yapı: süslü duvar işçiliği ve zengin bir şekilde dekore edilmiş tuğla cepheleri, doğal taş bantları ve bloklara serpiştirilmiş çiçek motifleriyle oldukça güzel görünmektedir. Vitray pencereleri, yeşil ve mavi renklidir.
Hollanda Hoorn De Grote Kerk ve Kerkplein Rüzgar gülü
Kulenin yüksekliği 60 metredir. Kulenin tepesinde, “Deniz kızı” şeklinde rüzgar gülü vardır.
Grote Kerk kilisesi, 1968 yılında ibadete kapandı ve satıldı. 1984 yılında ise, dükkan ve apartman dairelerine dönüştürüldü. Beşik tonoz ile çatı arasında 36 tane rezidans daire yapıldı. Ancak kule, Belediye’ye aittir.
Hollanda Hoorn Sint Jans Gasthuis
SİNT JANS GASTHUİS
1529 yılında: şehirde nüfusun artmasıyla, bakıma muhtaç hasta ve güçsüzler için bir yer kurulmasına karar verildi. Daha sonra, buraya yetimler de alındı ve 1577 yılında ismi “Wesesmeesteren” oldu. Bunlar için bazı konutlar satın alındı veya kiralandı ve bir kompleks oluşturuldu.
1531 yılında burada komplekste mevcut evlerden biri tamamen yenilenerek “Konuk evi” oldu. 1563 yılında yeni bir hastane binası yapımına başlandı. Çünkü artık konut satın alma veya kiralama imkanı kalmamıştı. Bu bina, tüm komplekslerin günümüze kalan tek bölümüdür. 1841 yılında, Kompleks tamamen işlevsiz hale geldi ve kaldırıldı.
Hollanda Hoorn Sint Jans Gasthuis
Burada kalan sakinler başka yerlerden barındırılmaya başlandı. 1858 yılında bazalı yataklar ve diğer mobilyalar kaldırıldı.
1861-1922 yılları arasında, bina: Hoorn garnizonu için bir giyim deposu olarak kullanıldı.
1925 yılında ise, binaya tereyağı ve peynir için bir depolama işlevi verildi. Bu yüzden bina günümüzde de hala “Boterhall” olarak bilinmektedir.
Gelelim günümüze:
Günümüzde: Gable taşının üzerinde “Vaftizci Yahya” nın bir heykeli görülebilir. Kapının her iki yanındaki yivli taşların iyileştirici etkisi olduğu söylenmektedir. Bu inanışa dayanarak, Hoorn şehri sakinleri, hastalıkları önlemek için taşlara dokunurlardı. Bina günümüzde ise, Sanatçılar Derneği (Hoorn en Omreken) için bir sergi alanı olarak kullanılmaktadır.
Hollanda Hoorn Mariatoren
MARİATOREN
Burası aynı zamanda “Kruittoren” olarak da bilinir. Çünkü: eskiden burada barut depolanırmış.
Hollanda Hoorn Mariatoren
Kule: 1508 yılında, şehir surlarının bir parçası olarak Mariatoren olarak inşa edilmiş ve adını yerine yapıldığı “Mariaklooster Manastırın” dan almıştır.
Kule, 1993 yılında “Hendrick de Kayser Derneğine” bağışlandı. Dernek, 1994 yılında kuleyi restore etmeye karar verdi ve kule: 1974-2014 yılları arasında bir hat sanatçısının stüdyosu ve evi olarak kullanıldı.
Hollanda Hoorn Mariatoren
2019 yılından sonra ise, kulede bir gecelik konaklama yapılabilmektedir.
Hollanda Hoorn Statenlogement
STATENLOGEMENT
Nieuwstraat adresindedir.
1613 yılında inşa edilmiş binanın cephesinde: 7 şehrin arması vardır. 1613 tarihinde yapılmış giriş kapısında 18’nci yüzyıl vazoları bulunmaktadır.
Hollanda Hoorn Statenlogement
“Statenlogement” Noorderkwartier ve West-Friesland Yönetim Kurulu toplantılarına katılan çok önemli konuklar için bir otel olarak kullanıldı.
1977 yılına kadar Belediye binası olarak hizmet verdi. Günümüzde bu güzel bina, birçok evlilik törenlerine ev sahipliği yapmaktadır.
Hollanda Hoorn Het Park Schouwburg
HET PARK SCHOUWBURG-TİYATRO
Westerdijk 4 adresindedir.
Ijsselmeer’in güzel manzarasına sahip, şehrin kenarında bulunan Hoorn şehrindeki tiyatronun resmi ismi “Het Park” dır. Hollanda’da en güzel manzaraya sahip tiyatro ve kongre merkezidir.
Bina: benzersiz çatı rengi ve şekliyle tanınır.
2004 yılında Kraliçe tarafından resmi olarak açılmış olsa da, 2001 yılında teknik bir hata nedeniyle bina tamamen çökmüş ve sonra tekrar onarılmıştır.
Günümüzde binada yıl boyunca çeşitli şovlar yapılmaktadır. Burada konser veya bir gösteri izlemek istiyorsanız, web sitesinden programı görebilir ve bilet satın alabilirsiniz.
Hollanda Hoorn Koepelkerk
KOEPELKERK
Grote Noord 15 adresindedir.
Kilise ismini büyük kubbeden almıştır. Kubbesi, Hoorn şehrinin çeşitli yerlerinden görülebilmektedir.
Hollanda Hoorn Koepelkerk
1882 yılında mimar AC Bleys tarafından inşa edilmiş ve ibadete açılmıştır.
Arazinin sınırlı olması nedeniyle, kilisenin çoğu aslında görünmüyor ve ayrıca girişlerin kilisenin gerçek boyutlarına göre küçük olduğu hemen anlaşılmaktadır.
Hollanda Hoorn Koepelkerk
Kilise: 1990-1993 yılları arasında restore edilmiştir. Kilise hala kullanılmaya devam etmektedir.
Hollanda Hoorn Noorderkerk
NOORDERKERK
De Kleine Nord’dadır. Hoorn istasyonuna yürüyerek 5 dakika uzaklıktadır. Yani merkezi bir konumdadır.
1426 yılında inşa edilmiş güzel ve eski bir kilisedir. Yani, şehirdeki en eski yapıdır.
Mevcut kilise, orijinal ahşap şapelin yerine yapılmıştır. Orijinal haliyle günümüze ulaşan tek Ortaçağ kilisesidir. Zemin sarı tuğlalardan oluşmaktadır. 1625 yılında ölen, Horn keşişi Williem Schouten kilisede gömülüdür. Kilise konserler ve sergiler için kullanılmaktadır.
2017 yılında kilise özel mülkiyete geçmiştir. Birlikte veya ayrı ayrı kiralanabilen üç ayrı alana ayrılmıştır. Bu alanlar: Hallenkerkt, Armenkerk ve Regentenkamer dir ve etkinlik yapmak isteyenler, hangi odada yapmak istediklerini seçebilirler.
Ancak ulusal anıt olarak tescilli ve koruma altındadır.
GROTE OOST CADDESİ
Burası Hoorn şehrinin en güzel caddelerinden birisidir. Şehrin ilk caddelerinden birisidir. Bu caddede bulunan tüccar sınıfına ait evlerin çoğu 1600 ve 1700’lü yıllara dayanmaktadır. Ayrıca, yine cadde boyunca birçok sevimli dükkan bulmak mümkündür.
Hoorn Tramvay İstasyonu, tarihi bir tramvay istasyonunun tüm unsurlarını barındıran eski bir yapıdır. Burayı ziyaret ederseniz, içeriye girdiğinizde kendinizi eski zamanlarda bulacaksınız. Merkez salonda, bilet satın alınan ahşap bir tezgah vardır.
Bir bölümde ise, De Tijdlijn kalıcı sergisi, diğer bölümde ise, tarihi istasyon restorasyonunu ziyaret edebilirsiniz. İstasyonun dışında, ahşap tentenin altında yürüyebilirsiniz. İstasyon meydanında, geceleri eski gaz feneri yanıyor.
Geçmişten gelen emaye reklam panoları, cepheyi süslemeye devam ediyor. Binanın renkleri: Hoorn ve Medemblik arasındaki istasyonlarda ve çevresinde olduğu gibidir.
Hollanda Hoorn Museum Stoomtram Hoorn Medemblık
Müzede: film görüntüleri, fotoğraflar, belgeler ve röportajlardan alıntılar bulunuyor. Hollanda’daki buharlı tramvayın hikayesini anlatılıyor.
Bu otantik bir buharlı tramvaydır. Tramvay yolculuğu; Hollanda tarihi boyunca zamanda geriye heyecan verici bir yolculuk olur.
Yolculuk; katılanları Kuzey Hollanda’nın en ünlülerinden birisi olan Omringdijk seti boyunca uzanır. 126 km uzunluğundadır. Yolculuk boyunca görebilecekleriniz: Hoorn, Medemblik ve Enkhuizen şehirleri ve büyük göller, kanallar, yel değirmenleri, pompa istasyonları ve müzeler görülür.
Ayrıca: Oosterdijk kanalındaki su seviyelerindeki fark görülebilir. (Hollanda ülkesinin yüzde 60’ından fazlası deniz seviyesinin altındadır.)
Hollanda Hoorn Museum Stoomtram Hoorn Medemblık
Zaman bulursanız mutlaka bu yolculuğa katılın. Özellikle yolculuğa ilkbaharda katılmanız önerilir, çünkü güzel lale tarlalarını çiçek açmış olarak görebilirsiniz.
Hollanda Hoorn De Hoornse Straatjes
DE HOORNSE STRAATJES:
Bu cadde: iki kilise arasında, Kırmızı taş ile liman bölgesine doğru, eşsiz bir alışveriş alanıdır. Bu cadde ve sokaklarında, Hoorn şehir merkezini eşsiz kılan yaratıcı girişimcilere ait çok sayıda uzman mağaza ve sıra dışı mağaza bulunmaktadır.
Bunlar arasında: özel ve geleneksel şirketler vardır. Pastanelerden, giyim mağazalarına, kuaför salonlarından restoranlara ve eğlence mekanlarına kadar birçok yer bulunmaktadır. Ancak büyük mağazalar yoktur, tam olarak işlerinden anlayan ve mükemmel hizmet veren tutkulu küçük serbest meslek sahipleri vardır.
Giyim, ayakkabı ve çantalar, hediyelik eşyalar, mobilya, mutfak eşyaları, kitaplar, yemek, tekel, elektronik, iç çamaşırı, parfüm ve lüks ürünler, bunların hepsi De Hoornste Straatjes caddesindeki kiliseler arasında bulunmaktadır.
Hollanda Hoorn Oosterpoort
OOSTERPOORT
Hoorn şehrinin en geniş sur duvarları zamanında şehre 4 kapıdan giriliyordu.
Bu dört şehir kapısından, sadece: Kleine Oost’tan Schellinkhouterdijk’e geçişi sağlayan şu anki Oosterpoort kalmıştır.
Kapı şehir merkezini korumak yani savunma amacıyla kazılmış bir kanal olan “Draafsingel” in yanındadır. Evet, Hoorn şehrinin ana merkezinin biraz dışındadır.
Hollanda Hoorn Oosterpoort
Kapı ilk olarak 1578 yılında joost Jansz tarafından inşa edilmiştir. Yaklaşık 30 yıl sonra kapı genişletilmiş ve üzerine küçük bir ev inşa edilmiştir. Bu kapı: 1818 yılında yıkılmıştır. Günümüzde yıkılan bu kapının güney duvarı profili, rıhtım duvarından kısmen görülebilir.
Daha sonra 19’ncu yüzyılda yeni kapı yapıldı. Yeni kapı, kanalın yukarısındaki erişim yolunun ekseninde değil, kuzey tarafındaki setin hemen yanında bulunmaktadır.
Günümüzde: Oosterpoort hala büyük bir yapıdır, ancak inşaat biçimine bakıldığında, ağır bir savunma kapısı olmaktan uzaktır. Son derece basit bir kapı binasıdır. Üstü düz çatı ile örtülüdür. Taş çerçevelerde ağır ahşap kapılar bulunmaktadır.
Daha çok: şehre kimin girip çıktığının kontrol yeri olarak inşa edildiği düşünülmektedir. Çünkü; kara gezginlerini ve diğer hırsız ve asayişi bozacak kimselerin şehre girmesinin önlenmesi için yapıldığı düşünülmektedir.
Ama aynı zamanda geçiş ücretleri ve tüketim vergileri de burada alınmıştır.
Gelelim günümüze, kapı: o zamanlardaki şehrin gücünü göstermesi açısından ilgi çekmektedir. Kapıda; süslemeye büyük özen gösterilmiştir. Doğal taş gibi lüks malzeme kullanılmıştır. Basit temel şekline rağmen, Hoorn şehrinin en çarpıcı anıtsal yapılarından birisidir.
Hollanda Hoorn Het Museum Van de 20e EeUW
HET MUSEUM VAN DE 20e EeUW-20. YÜZYIL MÜZESİ
Krententuin 24 adresindedir. Göl kıyısında harika bir konumdadır.
Heybetli müze binası: Hoorn Limanı ve Markermeer arasında, Oostereiland adasındadır. Yapı, önceden hapishane olarak kullanılmıştır. Hapishanedeki mahkumlar kuru üzümleri ayıklıyorlardı ve bu yüzden hapishaneye “Üzüm Bahçesi” (Krententuin) takma adı verilmiştir. 3 yıllık tadilattan sonra, 20. Yüzyıl Müzesi, 2012 yılında buraya taşınmıştır.
Burada: geçen yüzyılda günlük yaşamın yüzlerce parçası sergileniyor. Bunlar arasında: oturma odaları dantelleri ve kauçuk bitkileri görülebilir. Ayrıca: radyolar, kayıt cihazları, karatahtalar ve ahşap okul sıraları.
Müzenin koleksiyonundaki objeler: 1900-1980 yılları arasına tarihlenir. Müzenin kafesinde harika kekler ve kahveyi tatmayı unutmayınız.