Lagünün sığ adaları arasında dolaşan balıkçı ve kayıkçılar: ilk Venedikliler olarak kabul edilirler. İlk büyük yerleşim: MS.568 yılında, Lombardların istilası sonucu kurulmuş.
Kıyı boylarında yaşayanlar: Lombardların saldırılarından kaçarak: Torcello ve Malamocco gibi, Lido dizilerine ve Adriyatik sahillerine yerleşmişlerdir.
Roma imparatorluğu döneminde: Adriyatik’in kuzey sahillerini kapsayan bölgeye, Venetia veya Venezia adı verilirdi.
Venedik: Kuzey İtalya’ya hakim olan Lombard krallığının ulaşamadığı ve Roma-Bizans imparatorluğunun, Konstantinapolis’e bağlı olan Ravenna merkezinin gevşek yönetimi altındaki bu küçük adacıklar kümesi üzerinde: yavaş yavaş gelişmiştir.
MS.697 yılı civarında: lagün üzerinde yaşayan topluluklar: Malamocco’da bağımsız bir askeri komutanlık kurdular. Bir “dux” (Latince: lider), yani “dük” altında birleştiler.
Dükler: lagün sakinleri tarafından seçilmelerine rağmen, emirleri Bizans İmparatorluğundan alırlardı.
Anakara; 774 yılında: Lombardların hakimiyetinden, İmparator Charlemagne komutasındaki Frankların eline geçti. Lagün topluluklarını fethetmek üzere, 810 yılında, oğlu Pepin gönderildi. Pepin: Malamocco adasını ele geçirdi.
Ama: dük ve maiyeti: Rivo Alto’ya (yükse kıyı) kaçtılar. Dükler Sarayının bulunduğu alana, bir kale inşa ettirdiler. Daha sonra, buraya: Rialto adı verildi.
CUMHURİYETİN DOĞUŞU
Yeni şehir: zaman içinde, bağımsızlığını kazandı. Kuzey İtalya nehir deltaları üzerinde ve denizde sağladığı hakimiyetle zenginleşmeye başladı.
Köle ticaretinin yanı sıra: balıkçılık, tuz ve kereste ticaretiyle zenginleşen kent; kısa sürede rakiplerini devre dışı bıraktı.
Papanın ve Bizans İmparatorunun karşı çıkmalarına rağmen, 9’ncü yüzyıldan itibaren, Venedik’liler: İslam dünyasıyla ticaret yapmaya, Konstantinapolis’ten, gösterişli eşyalar getirip yüksek karla Avrupa’ya satmaya başladılar. Venedik, bu tarihlerde, artık Bizans İmparatorluğundan kopmaya başlamıştı.
Venedikliler, 829 yılında: Müslümanların kontrolünde bulunan İskenderiye’den Aziz Marcos’un naşını çalarak kaçırdılar.
Aziz Marcos: Bizans azizi Theodoros’un yerine, şehrin hamisi olarak kabul edildi.
İMPARATORLUĞUN BÜYÜMESİ
Şehrin, yeni kurulan Arsenale’sinde (tersane): daha hızlı ve daha sağlam kadırgalar inşa edilmeye başlandı. Böylece: Venedikliler, Adriyatik’e indiler ve burada Dalmaçyalılarla savaştılar.
1000 yılında: Cumhuriyet önemli bir zafer kazandı. Bu “Venedik’in denizle evliliği” töreniyle kutlandı. Bu tören: her yıl tekrarlanmaktadır.
Aziz Marcos flaması çekilmiş olan gemiler: Ege ve Doğu Akdeniz sularında gezinerek, ticaret ve yağmacılık yapıp, ganimetlerle ülkelerini güçlendirdiler. Venedik: bir süre sonra: Serenisma (En Yüce Cumhuriyet) veya “Denizlerin Kraliçesi” adıyla anılmaya başlandı.
1095 yılında: Haçlı seferleri sonrasında: Venedik, değerli ganimetler elde etti. Avrupa ve Doğu arasında, siyasi ve coğrafi olarak ideal konuma sahip olan Venedik’te gemiler yapıldı, şövalyelere gerekli teçhizatlar sağlandı.
1204 yılında: Haçlı Orduları, 90 yaşındaki Dük Enrico Dandalo’nun liderliğinde: Konstantinapolis’i yağmaladı. Hazineler arasındaki: dört bronz at heykeli, günümüzde San Marco Bazilikasını süslemektedir.
Cumhuriyet, artık Mısır’dan Kırım’a kadar, önemli merkezleri kontrol altında tutuyordu.
13’ncü yüzyılın sonunda, Venedikliler bir çeşit soylu oligarşisine geçerek, dükün yetkilerini sınırlandırdılar. Dükler, danışmanların rızası olmadan, dış dünyayla bağlantı kuramayan, yalnızca hürmet gösterilen tutsaklar haline getirildi. Görevleri: Cumhuriyetin festivallerine başkanlık etmekti.
1310 yılından: Cumhuriyetin yıkıldığı, 1797 yılına kadar; Venedik’in tarihinde, büyük değişiklikler meydana gelmedi.
SAVAŞLAR VE ENTRİKALAR
Venedik: 14’ncü yüzyılın büyük bir kısmını: Cenova ile, Karadeniz’deki köle ve tahıl ticareti için savaşarak geçirdi. Akdeniz’den: Brugge ve Anvers’e uzanan, kaliteli baharatların ve değerli malların; Flaman giysileri, İngiliz yünü ve kalay ile değiş-tokuş edildiği güzergah için çarpıştı.
1379 yılında: Ceneviz Savaşlarının dördüncü ve sonuncusunda: Venedikliler, tarihlerinin en büyük bozgununa uğradılar. Ceneviz filoları: Macar ve Padovalı askerlerin de yardımıyla, Venedik gemilerini, kendi sularında ele geçirdi ve batırdılar.
Venedik’in güneyindeki: Chioggia Limanının ele geçirilmesiyle, Serenissima kaybedildi. Venedikliler, limanı geri almayı başardılar ve 1380 yılında: Cenevizlilerin pes etmesiyle, denizcilik konusunda çok gelişmiş bir güç, tarih sahnesinden silindi.
14’ncü yüzyıl: iç çatışmalara ve sorunlara sahne oldu. 1310 yılında: Baiamonte Tiepolo önderliğinde toplanan bir gurup muhalif aristokrat: iktidarı ele geçirmek için, dükü öldürmeyi denedi. Ama: isyan kısa sürede bastırıldı. 120.000 kişilik nüfusun neredeyse yarısı “veba” dan öldü.
1382 yılında: 20.000 Venedikli, başka bir salgın hastalıktan öldü ve bunu takip eden 300 yıl boyunca, salgın hastalıklar şehirde, eksik olmadı.
Cumhuriyet, komşu topraklara göz dikti. 15’nci yüzyılda genişleyen üretim için: gıda, kereste ve maden temin etmek gerekiyordu. Kuzey İtalya nehirlerine ve Lombard ovasına düzenlenen baskınlar: direnişle karşılaştı.
1425 yılında: Lombard Savaşları olarak bilinen karmaşık dönem başladı. Cumhuriyet, bu bölgeyi vermemek için öyle bir savunma sergiledi ki; Milano, Floransa ve Napoli; Venedik’e karşı bir koalisyon oluşturdular.
Avrupa ülkelerinin tümü; Venedik’in bütün İtalya yarımadasını ele geçirmesinden kaygı duyuyorlardı.
ALTIN ÇAĞDA YENİ TEHDİTLER
Doğudan gelebilecek tehlikelere karşı: tampon olan Bizans İmparatorluğunun yıkılması ile, yeni rakip Osmanlılar ortaya çıktı. İlk başlarda, genç Fatih Sultan Mehmet, ciddiye alınmadı.
Konstantinapolis’i korumak üzere Venedikliler tarafından gönderilen kuvvet yetersiz kaldı. Sonuçta: Osmanlılar, 1453 yılında, şehri ele geçirdiler.
Venedik’in hakimiyetindeki ticaret yollarına sık sık saldırılar düzenlediler. 1470 yılında: Kuzey Ege’de Eğriboz’da: önemli bir deniz savaşını kazandılar.
Venedik; Akdeniz’in en büyük deniz gücü olmayı sürdürmesine rağmen, bu yenilgiler, gerileme döneminin başlangıcı oldu.
Lagün dışından elde edilen kazançların azalmasıyla, Venedik başka alanlarda gelişme göstermeye başladı. Batı dünyasında: Palazzo Ducale’den (Dükler Sarayı) daha gösterişli bir yapı ve San Marco kadar kıymetli hazinelere sahip bir başka kilise yoktu.
Bu dönemde: Bellini, Giorgione, Carpaccio, Tintoretto, Veronese ve Tiziano gibi sanatçılar yetişti. Andrea Palladio’nun devrimci fikirleri, gelişen mimarinin oluşumuna damgasını vurmuştu.
Bu dönemde, Venedik, Avrupa’nın en kompleks ekonomisine ve en zengin kültürüne sahipti.
Venedik için tehlike oluşturan unsurlar, zamanlar artmaya başladı. 1498 yılında: Portekizli Vasco da Gama’nın, Ümit Burnu’ndan Hindistan’a yaptığı efsanevi yolculuğun ardından, yeni ticaret yolları bulundu.
Venedik’in baharat ticaretindeki hakimiyeti sona erdi. Büyük keşiflerin yapıldığı bu dönemde: Kristof Kolomb’un Atlantik’in öte yakasında, yeni bir kara parçası keşfetmesi de; Venedik Cumhuriyetini etkiledi.
Avrupa’daki güç ekseni, yavaş yavaş Atlantik kıyısındaki ülkelere kaydı. Yeni Dünya ile ticaretin gelişmesiyle, uzun zamandır Venedik’in zenginliğine kaynak sağlayan Doğu ticaretinin önemi azalmaya başladı.
GERİLEME VE ÇÖKÜŞ DÖNEMİ
İtalya Venedik Tarihi; 1494 yılında: Fransızların İtalya’ya saldırması üzerine, Venedik’te, kendi topraklarına yakın bölgeleri işgal etmeye başladı.
Dünya çapında, ünlü taktiklerini kullanarak, savaşan gurupları başarılı bir şekilde, kendi lehine çevirdi ve İtalya’nın içlerine kadar ilerledi. Ancak: bu uluslar arası oluşumlar, Avrupa’daki güçleri tedirgin etti ve Cumhuriyeti yıkmak üzere: 1508 yılında; Papa II. Julius ve İspanya kralının önderliğinde, Cambrai Birliği kuruldu.
20.000 paralı askerden oluşan Cumhuriyet ordusu, arka arkaya yenilgi alınca ve Birlik, anlaşmazlıklarla bölününce, Venedik; topraklarını geri aldı. Yedi yıl süren savaş: pahalıya mal oldu ve İtalya’yı ele geçirme çabaları dizginlendi.
V. Karl’ın, İtalya’nın sınırlarını genişletmek istemesi karşısında, Venedik, diplomatik hünerlerini sergileyerek, bağımsızlığını koruyabildi.
Doğu ve Güney Akdeniz’de: Osmanlıların hakimiyeti, giderek artmaya başladı. 1571 yılında: İnebahtı Savaşı, Akdeniz’deki güç dengelerini değiştirdi. Venedik komutasında; bir Haçlı Seferi düzenlendi. Venedik konusunda şüpheleri olan müttefikler: şehrin, bu zaferden kazanç sağlamaması için, ellerinden geleni yaptılar.
Doğuya saldırılara devam etmek yerine; Venedik’in kalesi olan Kıbrıs, bir anlaşmayla Osmanlılara verildi.
1575 ve 1577 yılları arasında yayılan veba ile nüfus: 150.000’den, 100.000’e düştü. Yine de Venedik: İtalya yarımadası ve İspanya’dan gelen Yahudilerin becerileri sayesinde, 16 ve 17’nci yüzyıllarda zenginliğini sürdürdü.
17’nci yüzyılda: Claudio Monteverdi, 18’nci yüzyılda: Antonio Vivaldi gibi dehalarla, müzikte önemli gelişmeler yaşandı.
Venedik sanat geleneği: Tiepolo, Canaletto gibi ustalarla sürdü ve Carlo Goldoni’nin “commedia dell’arte” uyarlamaları, tiyatro tarihinde çığır açtı. Venedik hakimiyetini kaybetmeye başlayınca; Avrupa’nın eğlence merkezi haline geldi. Karnaval baloları düzenleniyor ve şehir, kumarbazlarıyla dillere düşüyordu.
CUMHURİYETİN SONU
İtalya Venedik Tarihi; 18’nci yüzyılın sonlarına doğru, herkes Napoleon’un kapıda olduğunun farkındaydı.
Ama, şehir bunu engelleyebilecek güçte değildi. Napoleon: şehre girdi ve yönetimin Fransız ordusunun himayesinde, demokratik bir konsey sistemine devredilmesini talep etti.
1797 yılında: son dük Ludovico Manin, görevden çekildi. Büyük Konsey; oylamasını yaparak kendini feshetti. Seranissima, tarih sahnesinden çekildi. Napoleon’un Tugayları: hazineleri yağmaladı ve Arsenale’yi harap etti.
Napoleon; şehri Avusturya kontrolünde bırakarak çekilmeden önce, burada 5 ay kaldı. 1805 yılında: Avusturyalıları, Austerlitz’de yenerek geri geldi ve şehri İtalya Krallığına bağladı, ancak bu pek uzun ömürlü olmadı.
Avusturyalılar, Waterloo’dan sonra Venedik’i tekrar ele geçirdiler ve 1866 yılına kadar burada kaldılar. Avusturyalılar, Venedikliler tarafından küçümsenmelerine rağmen, Nepoleon’un yağmaladığı pek çok hazineyi yeniden şehre kazandırdılar.
1846 yılında: zevksiz bir tren köprüsü inşa ederek, Venedik’in ana karayla bağlantısını sağladılar. 1848 yılında: devrimci Daniele Manin önderliğinde Venedikliler, Avusturya garnizonunu şehirden attılar. Geçici Cumhuriyet kuruldu, ancak ertesi yıl yıkıldı.
1866 yılında; Avusturya’nın Prusya’ya yenilmesinin ardından yapılan referandumla, Venedikliler, ezici bir çoğunlukla İtalya Krallığına katılmayı seçtiler ve Venedik, yarımadanın 20 bölgesinden birinin başkenti oldu.
GÜNÜMÜZDE ŞEHİR
İtalya Venedik Tarihi; Venedik, 20’nci yüzyılda sorunlarla boğuşmuştur. Porto Marghera’daki geniş liman ve petrol rafinerisi: 1920’li ve 1930’lu yıllarda, önemli kirlilik sorunlarına neden oldu.
Bölgenin su seviyesiyle oynanması sonucunda, sel tehlikesi ortaya çıktı ve zararlı su yosunları gelişti. Şehrin: 13 saat boyunca, 2 metre yüksekliğinde suların altında kaldığı, Kasım 1966 tarihindeki sel felaketinden sonra, Venedikliler ve uluslar arası camia, şehrin tarihi dokusunu korumak üzere harekete geçti.
1992 yılında, İtalyan Hükümeti, lagündeki gelgitleri kontrol altına almak için, Pordo di Lido’da, Porto di Malamocco’da ve Pordo di Chioggia’da: hareketli, büyük bariyerler inşa etti.
Buna rağmen: uluslar arası uzmanlar tarafından yapılan dayanıklılık testlerinden sonra, “Moses (Musa)” olarak bilinen proje: 1998 yılı sonunda, hükümet tarafından durduruldu. Fakat; 2001 yılında, bu projeye yeniden başlandı.
Şehrin en önemli sorunu: aynı zamanda en önemli gelir kaynağı olan turizmdir. Yoğun sezonlarda, günlük turist sayısı 25.000’in üzerine çıkar. Bu da, şehrin alt yapısı için tehlike oluşturuyor. Turistlerin şehre akın etme nedeni olan güzellikleri tehdit ediyor.
Ziyaretçi sayısına sınır koymak, su taşkınlarına karşı çözümler bulmak, kirliliği kontrol altında tutmak ve genç nüfusun sayısındaki azalmaya çözüm bulmak gibi meseleler, şehrin geleceğini güvence altına almak için çözülmesi gereken sorunlar olarak, Venedik’in önünde durmaktadır.
Sicilya adasının kuzeydoğu bölümünde bulunan tarihi ve turistik özellik taşıyan şehir ve kasabalar şunlardır:
a. Etna dağı
b. Aeolian adaları
c. Messina
d. Catania
e. Taormina
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Messina
MESSİNA
Şehir: Sicilya adasının İtalya anakarasına en yakın bölümündedir ki, aradaki uzaklık yalnızca 3 km. dir. Bu arada, yani Messina ve ana karadaki “Calabria” arasında, düzenli olarak feribot seferleri yapılmaktadır.
Evet: şehrin tarihi süreci incelendiğinde, Yunanlılar tarafından kurulduğu görülür. Stratejik konumu nedeniyle, bir zamanlar, adanın önemli şehirlerinden biri olmuştur. Ancak: 1783 ve 1908 yıllarındaki depremler, II. Dünya Savaşı sırasındaki İtalya’nın en çok bombalanan şehri olması: buranın önemini azaltmıştır. Bu büyük felaketler sonucu yıkılan şehir, yeniden inşa edilmiştir. Bu yüzden, şehirde, tarihi eser bulunmamaktadır.
Şehir
Peloritani dağı eteklerinde kuruludur ve uzun bir sahil şeridine sahiptir. Liman ise: ekonomik, askeri ve turistik açıdan büyük önem taşır. Evet, şehir merkezi kısa sürede yürüyerek gezilebilecek konumdadır.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Taormina Train ride to
Taormina Train ride to
Bu tren yolculuğuna katılırsanız: kırlar, varoşlar ve denizi izleyerek, güzel bir yolculuk yapabilirsiniz.
Mount Etna Ziyareti
Etna: yazının en başında belirttiğim gibi, halen aktif bir volkandır.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi
GEZİLECEK YERLER
Via Vittorio Emanuelle II
Şehrin en önemli caddelerinden birisidir. Caddenin liman boyunca uzanan kısmında, çok sayıda anıtsal bina bulunur.
Caddenin liman girişinde, şehre gelenleri karşılayan, büyük tarihi heykel “Madonnina dei Porto” görülür.
Via Garibaldi
Emanuelle caddesinin hemen arka tarafından, ona paralel uzanır. Cadde: palmiyerle süslüdür. Caddenin üzerinde bulunan yapılar şunlardır: Palazzo Municipale (Belediye Sarayı), Satatua di Messina (Messina Heykeli), Teatro Vittorio Emanuelle (Tiyatro), Chiesa S.Govanni di Malta (kilise), Fountana Nettuno (tarihi çeşme), Museo Regionale (Bölge Müzesi).
Piazza del Duomo
Şehrin tarihi merkezidir.
Messina Katedrali
Katedral: ilk olarak: 1198 yılında yapılmış ve 1908 depremi ve 1943 yılı bombardımanında yıkılınca, yeniden inşa edilmiştir. Katedralin “Astrolojik Saat Kulesi”; 16’ncı yüzyılda , 90 metre yükseklikte iken, depremlerden zarar gördükten sonra 60 metreye indirilmiştir.
Katedralin önündeki “Piazza del Duomo” meydanında: saat tam 12.00’de bulunursanız, saat kulesindeki hareketli figürlerin horoz sesi ile biten hareketlerini izleyebilirsiniz. Gerçekten ilginç, buraya yolunuz düşerse, bunu kaçırmayın. Saat kulesi “II Campanile” olarak isimlendiriliyor. Kulenin sivri tepe ucunda: bir saat bulunuyor. Bu astronomik saat, 1933 yılında Strazburglu bir firma tarafından yerleştirilmiştir ve dünyanın en büyük saatidir.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Fontana d’Orione
Fontana d’Orione-Orion Havuzu
Piazza del Duamo meydanında bulunan bu havuz: 1547 yılında, Bernard Berenson tarafından yapılmıştır. Kendisi Floransalı ve Michelangelo’nun öğrencisidir. Evet, havuz tam katedralin karşısındadır. Depremlerden hasar görünce yenilenmiştir. Üzerinde, dört büyük nehri temsil eden çeşitli heykeller bulunmaktadır.
Piazza dei Catalani
Şehrin diğer bir tarihi meydanıdır.
Santissima Annunziata dei Catalani
12’nci yüzyıl yapısıdır, ancak 1908 depreminde hasar görünce yenilenmiş bir Norman kilisesidir. Kilise önündeki heykel, 1571 yılında, Osmanlılara karşı kazanılan Leponto Zaferini simgelemektedir.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Chiesa dei Catalani
Chiesa dei Catalani
Kilise: Neptün’e adanmış bir pagan tapınak kalıntıları üzerine, 1150 ve 1200 yılları arasında inşa edilmiştir. Kilise, uzun önce, Messina Senatosu tarafından, Katalan tüccarlar loncasına tahsis edilmiş ve bu yüzden, 16’ncı yüzyıldan sonra adının sonuna “Catalani” kelimesi eklenmiştir. Bu yüzden, kilisenin ana girişinin üstüne “Katalonya arması” eklenmiştir. 1908 yılındaki deprem sonrasında, deprem molozları, kilisenin çevresindeki bölüme yerleştirilmiş ve kilisenin zemininin bulunduğu yer ile olan yükseklik farkı ortadan kaldırılmıştır.
Piazza Carducci
Üniversite binaları buradadır. Üniversite: 1548 yılında kuruluş, 1679 yılında İspanyollar tarafından kapatılmış, 1927 yılında yeniden açılmıştır.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Catania
CATANİA
Şehir, adanın ikinci büyük şehridir. Etna dağı ile deniz arasında, yani “su” ile “ateş” arasında bulunur. Bu yüzden, tarihi süreç içinde, şehir sürekli olarak depremler ve Etna yanardağının patlamalarından oluşan, dokuz büyük doğal felakete maruz kalmıştır. Bunlardan, özellikle: 1169-1693 yılı depremleri ve 1669 Etna yanardağı patlaması, büyük hasarlara neden olmuştur.
Bunların doğal sonucu olarak, şehirdeki bütün tarihi binalar olumsuz etkilenmiş ve büyük kısmı tümüyle yıkılmıştır.
Evet: bu şehri yürüyerek gezebilirsiniz. Yürümek istemeyenler için, Piazza del Duomo meydanından kalkan turist otobüsleri tercih edilebilir.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Etna yanardağı
GEZİLECEK YERLER
Piazza Duomo
Şehrin tarihi merkezidir. Meydan: Barok tarzda yapılmış tarihi binalarla çevrilidir.
Catherdale Basilica-Duomo:
Meydanın en görkemli binasıdır. Katedral: 1073-1093 yılları arasında, Roma termal hamamı kalıntıları üzerine, şehrin koruyucu azizi “Sant Agata” için yapılmıştır. Roma termal hamamının kalıntılarının bir bölümü, sergilenmektedir. Katedral: 1693 yılındaki depremde büyük hasar görmüştür ve defalarca yenilenmiş ve genişletilmiştir. Yapı içinde: üç ünlü kişinin mezarı bulunmaktadır ki, bunların en ünlüsü, Catania doğumlu, ünlü müzisyen “Vincenzo Bellini” dir.
Palazzo Del Municipio
Bu eski saray, halen Şehir Meclisi olarak kullanılmaktadır. Yapının girişinde, şehrin korucu azizi olan “Sant’Agata” için, her yıl 3-5 ŞUBAT tarihlerinde yapılan festival için kullanılan tarihi arabalar sergilenmektedir.
Palazzo dei Chierici
Municipio sarayının hemen karşısındadır.
Porta Uzeda-Porta di Carlo V
Kapı: 1696 yılında yapılmıştır ve Etna caddesini, liman alanına bağlar.
Museo Diocesanno
Bir pasaj içindeki müzedir.
Fontana dell”Elefante
Meydanın ortasında, şehrin sembolü olan bu çeşme: 1737 yılında yapılmıştır. Özelliği: pagan ve Hıristiyan unsurları bir araya getirmiş olmasıdır. Heykellerle süslü kaide üzerinde, bazalttan yapılmış bir “fil” ve onun üzerinde, 61 metre yükseklikteki bir granit mısır obeliski bulunur. Obeliskin üstünde, dallar arasında dünya ve haç görülür.
Fontana dell’Amenano
Meydanda bulunan bu havuz ise 1867 yılında yapılmıştır ve yeraltından gelen “Amenano Nehri” suları ile beslenir. Havuzun üstünde bulunan heykeldeki genç: bu nehri simgelemektedir. Çeşmenin arkasında ve dar sokaklarda: her sabah renkli ve canlı bir Pazar olan “Perscheria” pazarı kurulur.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Castella Ursino
Castella Ursino
Çeşmenin arkasında bulunan Via Calogero caddesini takip ederseniz, Piazza Federico di Svevia meydanındaki bu kaleye ulaşırsınız. Kale: 1239-1250 yılları arasında yapılmış, 1500’lü yılların başında yeniden inşa edilmiştir. Kalenin dört tarafında: dört yuvarlak kule görülüyor. Üst katında ise, “Museo Civico” denilen bir müze vardır. Bu müzede, farklı dönemlere ait, üç özel koleksiyon sergileniyor.
Theatro Massimo V Bellini
Victoria Emanuelle II caddesinin kuzeyindeki Via Leonardi caddesi üzerinde bulunan Piazza Bellini meydanındadır. Ünlü müzisyen Vincenzo Bellini adını taşıyan bu tiyatro, 1890 yılında açılmıştır. Gerek dışı ve gerekse içi görülmeye değerdir.
Museo Bellini
Victoria Emanuelle II caddesinin sol yanına doğru yürüyüp, Piazza San Francesco D’assini meydanına vardığınızda, bu müzeyi görebilirsiniz.
Müze, 1930 yılında açılmıştır ve ünlü müzisyen Bellini’nin eşyaları sergilenmektedir.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Etna caddesi
Etna Caddesi
Şehrin en uzun ve en canlı caddesidir. Cadde: Duomo meydanından başlar ve kuzeyde Parco Gioeni’ye kadar uzanır. Açık havada, cadde üzerinde yürürken Etna dağını görmek mümkündür. Caddenin her iki yanı, tarihi binalar ve saraylarla doludur. Cadde, aynı zamanda şehrin alışveriş caddesidir. Ara sokaklarda, yüzlerce mağaza, dükkan ve pastane bulunur.
Villa Bellini
Caddedeki bu park: önceden soylu bir aileye ait iken, 1860 yılında şehir konseyi tarafından aileden satın alınarak halka açılmıştır. Park alanında, iki küçük meydan bulunur ve yüzlerce yıllık ağaçların arasında dolaşmak, büyük bir keyif verir. Park alanında, ayrıca şehrin ünlü kişilerinin büstleri, yürüyüş alanları ve çeşitli yapılar bulunmaktadır.
La Plaja
Catania şehri, oldukça uzun bir sahil şeridine sahiptir. Syracuse tarafında bulunan güney sahili “La Plaja” ismiyle anılır. Kumlu olan bu sahilde, çok sayıda plaj bulunmaktadır.
La Scogliera
Şehrin, Taormina bölgesine yakın, kuzey sahiline ise, La Scogliera ismi verilir. Burada: Etna dağı üzerinden akan lavlar üzerine kurulmuş oteller, villalar görülür. Bu sahildeki plajlar, kayalık ve taşlıktır.
Etna Via
Burası, şehir merkezindeki bir mesire yeridir. Burada: Catanialı aileler, çiftçiler, gençler ve guruplar, özellikle hafta sonlarında yoğunlaşırlar. Siz de burayı ziyaret ederek, bir kafede oturduğunuzda şehir yaşantısını gözlemleyebilirsiniz.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Etna dağı
Etna Dağı gezisi
Catania şehrini ziyaret ettiğinizde, Etna dağını görmek isterseniz: turizm ofislerinden bilgi alabilir ve seyahat acentaları’nın düzenlediği turlara katılabilirsiniz. Çünkü: gerek Sicilya ve gerekse Catania denilince, akla Etna yanardağı gelir. Etna, bu bölge için hem bir felaket, hem de bir verimli lav topraklarıyla zenginlik kaynağı olmuştur. Catania şehrinden, Etna yanardağına çıkan yol: son derece güzel manzaraya sahiptir. Yolun bir bölümünde ise, çok güzel evlerin bulunduğu küçük kasabalar görülür. Etna yanardağına çıktıktan sonra, bu küçük kasabalarda insanların nasıl korkmadan oturduklarına şaşacaksınız.
Evet: Etna dağının, ancak 1800 metre yüksekliğine kadar olan bölümüne araçlar ile çıkmak mümkün oluyor. Bu bölümde: dağdan akan sönmüş lavlarla karşılaşıyorsunuz. Bu simsiyah lavlar arasından fışkıran bitkileri gördüğünüzde ise şaşıracaksınız. Evet: volkanın çevresinde trekking yani yürüyüş yapabileceğiniz yerler olmasına rağmen, tirenle de yanardağ çevresini gezebilirsiniz. Trekking maliyeti olarak, kılavuzlu turlarda, kişi başına yaklaşık 55 Euro ödemek gerekir. Bu yürüyüş turu, hem eğlenceli, hem de güvenlidir. Tur boyunca, buhar ve kükürt kaplı bölgeleri görüyorsunuz. Tur, yaklaşık 5 saat sürüyor. Ancak bu yürüyüşe katılmak isterseniz uygun yürüyüş ayakkabıları ve ceketinizin bulunması gerekir.
Daha yukarı çıkabilmek için: feniküler veya arazi araçları kullanmak gerekiyor. Zaten, Etna dağını gezmek istiyorsanız, tam bir gününüzü buraya ayırmanız şart. Hatta: uygun hava koşullarını beklemek gerektiğini de unutmayın.
TAORMINA
Sicilya adasının en güzel Ortaçağ kasabalarından birisidir. Yalnızca 7000 nüfus barınan şehir, özellikle yaz ve kış dönemlerinde turistler nedeniyle yoğun kalabalıklaşır. Dolayısı ile, günümüzde halen Avrupa’nın en gözde tatil merkezlerinden birisidir.
Kasaba: Tauro dağının kayalık eteklerinde: denizden 200 metre yükseklikte kurulmuştur ve Etna dağı ile İon denizinin muhteşem manzarasına hakimdir.
Corco Umberto
Kasabanın merkezini oluşturur. Kuzeydeki “Port Messina” dan, güneydeki “Port Catania” bölgesine kadar uzanır. Trafiğe kapalı bu caddenin her iki kıyısında: 15’nci yüzyıldan kalma evler görülür. Bu evlerin ilk katlarında, küçük mağazalar, restoranlar ve kafeler görülür. Her biri büyük zevkle döşenmiş bu dükkanlarda, son derece lüks ve kaliteli mallar satılır. Yine bu cadde üzerinde, çok sayıda kilise bulunur. Caddenin ara sokaklarında ise; meyve ağaçlarıyla süslü villalar bulunur.
Piazza V. Emanuele Badia
Caddenin kuzeyinde: “Port Messina” yani “ Messina kapı” geçildikten sonra, bu meydana ulaşılır.
Palazzo Corvaja
Kuleli bu saray: 11’nci yüzyılda, Arap döneminde yapılmış, 14 ve 15’nci yüzyıllarda genişletilmiştir. Bir dönem Sicilya Parlamentosu olarak kullanılan yapı, günümüzde turizm bürosu ve Foklor Müzesi olarak kullanılmaktadır. Yapı: Arap, Norman, Gotik, Katalan ve Chiaromontena sanatının özelliklerini, hep bir arada barındırır.
Santa Caterina D’Alessandria
Sarayın hemen yanındaki bu kilise: buradaki eski bir mabet üzerine, 12 ile 13’ncü yüzyıllar arasında inşa edilmiştir. Kilisenin arka tarafından, 11’nci yüzyılda inşa edilmiş “Odeon” görülmektedir.
Teatro Greco
Corjava sarayının hemen karşısındaki sokaktan girerseniz, adanın ikinci büyük Grek-Roma tiyatrosu olan bu tiyatroya ulaşırsınız. Tiyatro, Helenistik dönemde, yani MÖ.3’ncü yüzyılda yapılmaya başlanmış, ancak Roma imparatorluğu döneminde tamamlanabilmiş ve gladyatör dövüşleri için kullanılmıştır. Yarım daire şeklindeki tiyatroda, günümüzde çeşitli müzik ve tiyatro gösterileri sunulmaktadır. Tiyatrosun özellikle, üst kısımlarına çıkarsanız, muhteşem bir manzara ile karşılaşırsınız.
Villa Communale Duca Colonna Di Cessaro
Hemen tiyatronun alt tarafındaki yamaçlarda bulunan bu park alanında: binlerce çeşit ağaç, bitki ve çiçek bulunur. Park: 19’ncu yüzyılda yapılmıştır.
Piazza IX. April:
Corso Umberto caddesi üzerindedir. Bu meydanda, ünlü kafe ve barlar bulunmaktadır ki, bunlar arasında “Wünderbar” öne çıkar.
Torre Dell’Orologio
Meydandaki bu saat kulesi: 17’nci yüzyılda yapılmıştır.
Piazza del Duomo
Corso Umberto caddesi üzerindedir. Burada: Ortaçağ ve Rönesans dönemi izleri taşıyan mimari yapılar bulunmaktadır.
San Nicolo Katedrali
Meydanın bu en önemli eseri, 16’nci yüzyılda yapılmış ve daha sonra ilavelerle zenginleştirilmiştir.
Barok Çeşme:
Meydanın ortasında, 1638 yılında yapılmıştır. Çeşme: mitolojik figürlerle süslüdür ve en üstünde, kasabanın simgesi de olan heykel görülür.
Palazzo Dei Duchi Di Santo Stefano
Duomo Meydanı ile Porta Catania arasındadır. Yapı: Norman sanatının en güzel örneğidir. Ancak, Arap etkisinin had safhada hissedildiği bu saray: 13’ncü yüzyılda, İspanyol Dükü’nün konutu olarak inşa edilmiş ve günümüze kadar çok iyi korunarak gelmiştir.
DİĞER GEZİLECEK YERLER
San Domenico Manastırı
Kasabanın en güzel yapılarından biridir ve günümüzde otel olarak kullanılmaktadır. Yapı: muhteşem manzarası, revaklı avlusu, güzel bahçeleri ve geniş ve şık iç alanlarıyla, ilgi çeker.
Castelmola
Kasabanın dışında, üst tarafta, İon denizinden, yaklaşık 530 metre yükseklikte, Ortaçağ kale kalıntılarının bulunduğu küçük bir köydür.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Aeolian/Lipari Island
AEOLİAN/LİPARİ ISLAND-ADALAR
Bu adalar: Tiren denizindeki volkanik adalar olarak bilinirler. Adalar: özellikle yaz aylarında popüler turizm mekanı haline gelirler ve yıllık 200.000 ziyaretçi çekerler. Adalar: 2000 yılında, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Hatta: Filicudi Cana adası, ada üzerinde bulunan doğal hayatın tehlikeye düşmesi nedeniyle, ziyarete kapatılmıştır. Evet: adalar, 200 yıldır patlama örnekleriyle doludur ve volkanoloji bilim dalına önemli örnekler sağlamışlardır.
Messine şehrinden, bu adalara ulaşmak için, 45 dakika ile, 1 saat 15 dakika arasında bir yolculuk yapmak gerekir. Ada mimarisi: yerel lav ve ponza taşından inşa edilmiştir ve ağırlıklı olarak beyaz badanalı evlerden oluşmaktadır. Yalnızca: Lipari ve Salina adalarında otomobil bulunmaktadır. Adalar arasındaki iletişim: feribotlar ve küçük teknelerle yapılır.
Adalardan en büyüğü: Lipari ve diğerleri ise: Vulcano, Salina, Stromboli, Filicudi, Alicudi, Panarea ve Basiluzzo’dur. Evet, bu ıssız adaların: volkanik kökenli siyah kumlu plajları, yanan kraterleri ve kayalık sahilleri ilgi çeker. Buradaki nakliye işlerinin birçoğu eşekler tarafından sağlanır.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Lipari Island
LİPARİ ADASI
Adaların en büyüğüdür. Adada yerleşik nüfus az olmasına rağmen, özellikle yaz aylarında turist akını sonucu, nüfus iki hatta üç katına ulaşmaktadır. Ada üzerindeki küçük köyler arasındaki ulaşım için otobüs hizmeti bulunmaktadır. Ancak, adadaki ulaşımın en kolay yolu, scooter kiralamaktır.
Adanın tarihi geçmişinde: 1544 yılında, Barbaros Hayrettin komutasındaki bir Osmanlı donanmasının saldırısı ve sonucunda bütün ada halkının esir alındığı bilinmektedir. 1693 yılındaki büyük depremde ise adalarda yaşayan 140.000 kişi hayatını kaybeder. 1930-1940 yılları arasında ise, Lipari adası, siyasi tutukluların hapishanesi olarak kullanılmıştır.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Lipari Island
Evet, Lipari adası, Sicilya adasına 30 km. uzaklıktadır. Ada üzerinde bulunan volkan: halen aktiftir. Son patlamalar, MS.5’nci yüzyılda meydana gelmiş ve adanın Roma köyleri, volkanik küllerle kaplanmıştır. Bu volkanik patlamalar sonucunda: ada pomza ve obsidyen ile kaplıdır. Zaten: pomza madenciliği, adanın en büyük endüstrisi haline gelmiştir. Ancak, UNESCO tarafından, günümüzde bu madencilik faaliyetleri yasaklanmıştır. Ama yine de Pomza ocaklarının, dağlarda büyük bir ısırık almış gibi görüntü yaratması, günümüzde de ilginç görünümler ortaya sunmaktadır.
Adanın sahilleri: vahşi ve kayalıktır. Sahillerdeki büyük kaya kütleleri ve deniz, olağanüstü manzaralar oluştururlar. Plajlara: araba ile ulaşılamaz, sezonda limandan tekne ile ulaşılabilen plajlara, istenildiğinde yürüyerek de ulaşılmaktadır.
Ada üzerinde: ana şehir dışında, 4 köy bulunur. Bunlar: batıda: Quattropani, kuzeybatıda: Acquacalda, kuzey kıyısında Canneto ve doğu kıyısında Lipari.
Lipari Şehri
Adanın ana şehridir.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Lipari şehri
Akropolis
V Charles: 1556 yılında, antik Yunan surları üzerine, büyük surlar inşa ettirerek, güçlü bir kale oluşturmuştur. Duvarlar bugünde hala ayakta durmaktadır. Eski şehrin kalbidir.
Lipari Catherdal
Kont Roger tarafından inşa ettirilen katedral: Aeolian adaları koruyucu azizi San Bartolo’ya adanmıştır. Katedral: antik Norman binasına yeniden inşa edilmiştir. Katedralin içinde: St. Bartholonew’in gümüş bir heykeli ve 17’nci yüzyıldan kalma bir resmi görülür.
Piskoposlar Sarayı
Katedral ve müze evin sağ bölümünde bulunan yapı, 18’nci yüzyılda inşa edilmiştir ve zengin freskleriyle ilgi çeker.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Aeolian Arkeoloji Müzesi
Aeolian Arkeoloji Müzesi
Müze: adalardaki insanlık tarihinin geçmişinin izlerine ait objeleri bulundurmaktadır. Bunlar: Volkanoloji ve deniz geçmişini izah edecek şekilde Paleontoloji bölümü olarak ikiye ayrılır. Müze sergileri, Neolitik çağdan günümüze kadar olan 27 bölümden oluşur. Özellikle; “bothros” ve “Acropolis” bölgeleri üzerinde bulunan “Aeolus türbesinden gelene adak çukuru ilgi çekmektedir. Ayrıca: müzede, yine pişmiş bazı seramik heykeller görebilirsiniz. Müzenin bahçesinde ise: lav taşından oyulmuş ve Yunan-Roma mezarlarında ölülerin adlarını taşıyan tabutlar ve mezar stelleri görülür. Müzenin volkanoloji bölümünde: takımada jeolojisi, şaraplar ve yerel ürünlerin üretimi gibi bölgenin diğer doğal kaynakları tanıtılır.
Carasco
Burada, Sicilyalı soylu Marco del Bono tarafından, 1960 yılında bir site inşa edilmiş olup, adanın en iyi sitesidir. Havuzda değil de, denizde yüzmek isterseniz: bir uçurumun aşağısında bulunan iskeleye inerek, denize girebilirsiniz. Burada bulunan tüm odalar deniz manzaralıdır ve büyük teraslar ve havuz başında iyi bir restoran bulunmaktadır.
VULCANO ADASI
Tüm volkanların adı, bu adaya verilmiştir.
Bu ada: sürekli yanan volkanı, denizin ortasında köpüren suları, yukarıdaki sıcak çamur banyoları ile ilgi çekmektedir. Özellikle: sigara gibi tüten, ana krateri meşhurdur.
Ancak: adada bulunan küçük kasaba: dikkatsiz şekilde gelişmiştir. Vulcanello burnu üzerinde, lüks oteller bulunur.
Evet: bu adayı ziyaret ederseniz, kükürt kaplı olması nedeniyle, çürük yumurta kokusuna bir nebze olsun alışmanız gerekir. Bu kötü koku, iştahı da kapatıyor. Zaten: krater yolunda, volkanik gazların solunmasının tehlikeli olduğuna dair uyarı işaretleri bulunuyor. Bu işaretler, ada merkezindeki yerleşim yerinin, hemen 1 km. dışında başlamaktadır.
Eğer: adanın merkezindeki volkana tırmanmak isterseniz, rehberli turlara 3 euro ödemeniz ve uygun bir yürüyüş ayakkabınızın bulunması gerekir. Yürüyüş, yani tırmanış, 1 saatten az sürer.
Adadaki çamur banyoları ise: limana birkaç dakikalık yürüyüş mesafesindedir. Çocukların, çamur içinde oynamalarına izin verilmez.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Salina adası
SALİNA ADASI
Santa Marina Salina: şık butikleri, ana limanı ve gıda mağazaları ile ilgi çekmektedir. Ana caddede bulunan 19’ncu yüzyıl yapımı evlerin zemin katlarında, dükkan ve mağazalar bulunur.
Ada geçmişinde, bir göç olayı yaşanmıştır. Adada yapılan bağcılık sonucu, Malvasia şarabı üretilirken, filoksera nedeniyle, bağlarda bulunan üzümlerin yüzde 90’lık bölümü yok olunca: 1890 yılında, ada halkı tüm servetini kaybeder ve topluca Avustralya’ya göç ederler.
Takip eden süreçte, bölgede bağcılık ve şarap üreticiliği gelişmiştir. Yerel şarapların lezzetine bakarak satın alabileceğiniz yerler var.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Salina adası
Evet: Salina yeşil ve verimli toprakları, 400 farklı türden bitkileri ve ikiz volkanları ile tanınır ve bilinir. Ada üzerinde sürekli yerleşik 2500 kişi bulunur. İkiz volkanlar, 965 ve 860 metre yüksekliktedirler.
Adada iki tane müze bulunuyor. Bunlardan Göç Müzesinde: göç hikayesi ve Lingua Etnografya Müzesinde ise ada halkının yaşamına ait objeler sergilenmektedir.
Evet, bu adayı ziyaret ederseniz: taşlı plajlarda güneşlenebilir veya ünlü “Da Alfredo” barda zaman geçirebilirsiniz.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Salina adası
Adanın en yüksek tepesi olan “Fossa Felci” ye tırmanmak isterseniz: ilkbahar ve sonbahar ayları, en uygun zamandır. Çünkü: yazın çok sıcaklarda ve kışın ani fırtınalar çıkabilmektedir. Adanın güneyinde: siyah kumlu plajlar bulunuyor.
Sicilya Kuzeydoğu bölgesi Panarea adası
PANAREA ADASI
Özellikle, Ağustos ayında Panerea adası muhteşem güzel olmaktadır. Ama yüzmek istiyorsanız, muhtemelen ilkbahar ve sonbaharda gelmelisiniz. Bu dönemde en büyük güzellik, ada çevresinde yapılan tekne gezileridir. Oteller, genellikle oldukça pahalıdır. Bu nedenle, Avrupa’nın jet sosyetesi buraya gelmektedir. Özellikle “Hotel Raya” adanın en muhteşem lüks oteli olarak bilinir. Düşük sezonda ise, burası tamamen ıssızlaşır ve güzel yürüyüşler ve eşsiz yüzme olanakları sağlar.
Zammara koyu: altın kumlu plajı ile bilinir. Buraya ulaşmak için, 40 dakikalık bir yürüyüş yapmak gerekir. Cala Junca köyünün diğer tarafında ise, 20 dakikalık bir yürüyüş ile, kükürt lekeli ve buhar çıkan kayalıkları görebilirsiniz.
Sicilya adasının kuzeybatı bölümünde bulunan önemli şehir ve kasabalar şunlardır:
a. Segesta
b. Solunto
c. Erice
d. Marsala
e. Trapani
f. Ustica
Sicilya Kuzeybatı bölümü Segesta
SEGESTA
Burası: Sicilya adasında, Palermo şehrinin 70 km. güneybatısındaki bir arkeolojik sitedir. Yani, burada modern bir yerleşim yeri yok. Yalnızca bir tapınak ve amfi tiyatro görülüyor. Tercih sizin, özellikle tapınak çok meşhur ve bu tapınağı görmek için binlerce kişi yöreye gidiyor, ama ülkemizde de bu tür tapınak ve amfi tiyatroların çokça bulunduğu ve hatta daha güzellerinin bulunduğu kesin.
Evet, tercih sizindir.
Segesta antik kentine, arkeolojik sit alanına giderseniz: burada birçok antik dönem uygarlıklarının izlerini görmek mümkündür. İlk olarak: Sicilya adasının ilk yerleşimcileri olan “Elymians” lar burada iken, MÖ.1100 yıllarında, Anadolu’dan ve hatta Truva’dan geldikleri öne sürülen göçmenler, buraya yerleşirler ve Elymians’lar ile yakın ilişki kurarlar ve kaynaşırlar.
Takip eden süreçte: MÖ.600 yıllarında, Yunan egemenliğinin yörede etkin olduğu dönemde: Elymians ve Yunan kültür birleşmesine, bu kez Pön yani Kartaca kültürü de birleşir ve Segesta şehri: Sicilya-Yunan şehirlerinden, askeri ve siyasi açıdan, bölgedeki en güçlü şehir olarak ortaya çıkar.
Evet, bu tarihi kısa girişten sonra, Segesta antik bölgesindeki yapacağımız gezimize gelelim. Buraya ulaştığınızda, araçlar arkeoloji parkı olarak belirlenen bölgenin dışındaki otoparka bırakılıyor ve park alanına giriliyor.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Parco Archaeologico
Parco Archaeologico-Arkeoloji Parkı
Dünyanın dört bir tarafından gelen arkeologlar: sitede arkeolojik çalışmaları sürdürmektedirler. Bu yüzden, arkeolojik park alanı, günlük: 09.00-17.00 saatleri arasında açıktır. Giriş ücretlidir, yetişkinler için 9 Euro öğrenciler için 4.5 Euro ödenir. Tapınak ve tiyatro arasındaki otobüs için alınan ilave ücret ise, 1.5 Euro’dur. Park alanı içinde, dinlenmek isterseniz, bir küçük kafe ve yemek alanı bulunuyor.
Evet, antik kentte: yapılan arkeolojik araştırmalarda: çeşitli iskan bölgeleri, bir Dor Tapınağı, klasik bir amfi tiyatro, Norman kalesi, küçük kilise ve cami kalıntıları bulunmuştur. Segesta şehri: terk edildikten sonra, Normanlar bölgeye geldiklerinde, Barbaro dağının üst kısımlarındaki hakim bir yere, kale inşa ederler. Daha önce, burada bir İslam köyünün bulunduğu düşünülüyor. Çünkü, bir cami kalıntısı bulunmaktadır.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Tempio di Segesta
Tempio di Segesta-Segesta Tapınağı
Pispisa nehri tarafından oyulmuş, derin bir uçurumun kenarında, şehir duvarlarının dışında, deniz seviyesinden 304 metre yükseklikteki bir tepe üzerinde bulunan ve bitirilemeyip, olduğu gibi bırakılan tapınakta: 39 Dor sütunu bulunmaktadır. Bu sütunların hepsi aldatıcı şekilde, aynı görülür. Ama, yakından bakıldığında, alt-orta-üst bölümlerin çaplarının farklı olduğu görülür. Bitirilmeme sebebi olarak: bir yönden, Atinalı diplomatların ziyaretinin bitmesi, öte yandan Kartacalılar tarafından şehrin ele geçirilmesi öne sürülmektedir. Bu eksiklik yani bitirilememe durumu, özellikle sütunlarda görülmektedir.
Çünkü, biraz önce söylediğim gibi, sütunlar standart değildir, farklı farklıdırlar. Tapınakta, sunak yeri bile bulunmamaktadır.
Uzunluğu 60 metre, genişliği ise 26 metredir. Binanın yanlarında: 14 sütun ve ön ve arka bölümlerde ise 6 sütun bulunur. 4 basamaklı bir platform üzerine yapılmıştır. Sicilya adasındaki diğer tüm bu tür tapınaklar kumtaşı ile yapılmış iken, bu tapınak “kireçtaşı” ile yapıldığından diğerlerinden ayrılır.
Gelelim bu güzel tapınağın kuruluş öyküsüne: MÖ.430 yılında: Segesta şehri: rakibi çevre şehirlerin (Selinunte, Sıracusa, Manga Graecia) bir araya gelerek müttefik olmaları üzerine: Sicilya dışından, Atina’dan yardım ister. Ancak: Atinalılar için, Segesta şehri, pek önem taşımamaktadır. Onlar, şehrin zenginliğini araştırmak için, bir diplomatik heyeti Segesta şehrine gönderirler.
Bunu duyan Segestalılar, şehre gelecek Yunanlı diplomatları, şehrin zenginliği konusunda etkilemek için, bu tapınağı inşa ederler. Ancak, bu muhteşem tapınak, Atinalılar ile uzlaşmayı sağlayamaz. Atinalı elçiler ayrıldıktan sonra: tapınak çalışmaları durdurulur.
Evet, bu antik dönem Yunan Tapınağının, dünya üzerinde en iyi korunarak günümüze ulaştığı söylenmektedir. Ülkemizde, Kütahya yakınlarındaki Aizonai antik kentindeki “Apollon Tapınağı” nı görmemiş olsalar ki, böyle bir yorumu yapıyorlar.
Sicilya Kuzeybatı bölümü
Amfitiyatro
Tapınağı gezdikten sonra, yaklaşık 4 km. uzaklıkta, deniz seviyesinden 431 metre yüksekteki Mount Barbaro dağının üstündeki; Akropolis alanının kuzey tarafında bulunan Amfi tiyatroya gidebiliyorsunuz. Tapınak ile tiyatro arasında, her yarım saatte bir kalkan otobüsleri kullanabilirsiniz.
Tiyatro: Tapınak kadar etkileyici değildir. Muhtemelen MS.3’ncü yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. Yerel kalker bloklarından inşa edilen yapı, tipik Yunan mimarisi özelliklerini taşır. Oditoryum, doğrudan kaya üzerine dayalı olmasına rağmen, çevrede, masif duvarlarla takviye sağlanmıştır. Eksenine dik olan orkestra bölümü: 18.40 metre çapındadır.
Tarih sürecinde, mükemmel restore edilen yapı; 63.60 metre çapında, yarım daire şeklindedir. Dağ tarafına doğru, dıştan oyulmuştur. Yapıldığında: tiyatro yaklaşık 4000 seyirci kapasitelidir. Ucuz koltuklardan, zengin halk bölümleri ayrılacak şekilde yapılan gravürler, halen görülebilmektedir.
Günümüzde: amfi tiyatro: çeşitli opera ve konserler için kullanılmaktadır. Özellikle, yaz aylarında, akşamları, burada antik Yunan yazarlarının oyunları, orijinal kostümler giymiş sanatçılar tarafından icra edilmektedir. Tiyatronun üst katlarına çıkarsanız: Castellammare körfezine kadar olan muhteşem bir manzarayı izleyebilirsiniz. Tiyatronun batı tarafında, taş döşeli bir yol bulunmaktadır.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Solunto
SOLUNTO
Burası da, Segesta gibi, Sicilya adasında bulunan antik bir sit alanıdır. Yani, yüzlerce yıl önce kurulmuş antik yerleşim yeridir. Catalfamo dağının kenarında kurulmuş antik şehir: Porticello isimli bir balıkçı kasabasının üzerinde yükselmektedir.
Palermo şehrinin batısındadır ve şehir merkezine 20 km. uzaklıktadır.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Solunto
Evet gelelim şehrin kuruluşuna ve kısa tarihi öyküsüne:
Şehir: MÖ.700 yıllarında Fenikeliler tarafından kurulmuştur. Sicilya adasında diğer Fenike yerleşimleri: Zis ve Motya’dır.
MÖ.396 yılında, Yunanlılar şehri ele geçirirler ve yağmalarlar. MÖ.254 yılında ise, I. Pön savaşı sırasında, Romalılar şehri ele geçirirler. Bu dönemde, şehrin “Büyük şehir” statüsü bulunmaktadır. Romalılar, şehre “Soluntum” değil “Solus” derler ve günümüze kalan kalıntıların birçoğu, Roma dönemine aittir.
MS.3’ncü yüzyıla kadar devam eden Roma egemenliği burada kesilir ve şehir, anlaşılamayan bir nedenle, 3’ncü yüzyılda terk edilir.
Takip eden süreçte, şehir hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
MS.16’ncı yüzyılda, şehir kalıntıları tesadüfen keşfedilir ve arkeolojik kazılar, 1952 yılına kadar sürdürülür. Kazılarda: Roma dönemine ait, antik kentin kalıntıları ortaya çıkarılır. Şehre doğru giden, büyük taş bloklarla döşenmiş iki antik yol bulunur. Dağın bütün zirvesi: eski duvar parçaları ve bina temelleriyle kaplıdır. Bunlar arasında, iki tapınak kalıntısı görülür.
Sicilya Kuzeybatı bölümü SoluntoSicilya Kuzeybatı bölümü SoluntoSicilya Kuzeybatı bölümü Solunto
Gelelim, şehrin yerleşimine ve şehirdeki kalıntılara:
Şehir: klasik Yunan ızgara planına göre inşa edilmiştir. Ancak, Roma döneminde pazar ve büyük meydanlar oluşturmak için merkez büyütülmüştür. Merkezde “dell’Agora Via” isimli ana cadde geçer ve şehir bu ana cadde çevresinde yerleştirilmiştir. Cadde üzerinde bulunan “Leda Evi” isimli ev ilginç freskleriyle ilgi çeker.
Şehirde: hiçbir zaman tamamlanamamış yapılar görülür. Bunların: bazı duvarları ve sütunların alt kısımları günümüze kadar ulaşmıştır. Ama neden tamamlanamadıkları bilinmemektedir.
Buna rağmen: şehirdeki evlerden, günümüze kalıntıları gelenlerden, muhteşem zenginliğin ölçüsü hissedilmektedir. Bir evde: küçük bir odeon yani tiyatro ve toplantı odası bile bulunmaktadır. Evler genellikle 2 katlıdır ve üst katlara çıkan merdivenler görülür.
Antiquarium
Burası, bölgenin girişinde, bölgedeki kazılarda ortaya çıkarılan eserlerin korunması ve sergilenmesi için yapılan bir müzedir. Burada bulunan vitrinlerde: iki Solunto evinden çıkan malzemeler sergilenmektedir. Ayrıca: tütsü brülörleri, IV yüzyılda Roma dönemine ait seramikler, boyalı sıva parçaları, 3 tane Pön tarzı taş, küçük bir adak, Helenistik ve Roma dönemi heykelcikleri, sikkeler.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Solunto
Gymnasium
Burası, 19’ncu yüzyılda kazılarak restore edilmiştir. Yapının içinde: zengin mozaik döşeme kalıntıları görülmektedir.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Solunto Casa di LedaSicilya Kuzeybatı bölümü Solunto Casa di eLeda
Casa di Leda
Bu oldukça iyi korunmuş konut içindeki bir resim ilgi çekmektedir. Ev: 1963 yılında kazılmıştır. Odalar: zengin mozaikler ve tablolar ile dekore edilmiştir. Özellikle: siyah ve beyaz dalga desenleri olan mozaik kalıntıları güzeldir. Ayrıca: evin dekorasyonunda: kireç taşından ve mermerden yapılmış heykeller kullanılmış, bu heykeller günümüzde orijinal yerlerinden alınarak, girişteki Antiquarium’da sergilenmektedir.
Merkezin batısındaki büyük salonda: güzel bir mozaik resim görülür. Bu resimde: Leda isimli bayan, baştan çıkarıcı bir kuğu kılığındadır ve hemen yanında Zeus bulunmaktadır.
Sicilya Kuzeybatı bölümü
Sanctuary
Agora’ya dönen yoldan sonra, şehrin ana kamusal alanı başlamaktadır. Yol: Agora’ya araçların erişimini engelleyecek şekilde kesilir. Sağ yanda, bir mabet yapısı kalıntısı görülür. Sol yanda ise, Fenike-Kartaca kültlerini anımsatan, tipik üç taş sunakları bulunur. Sunağın, eğik platformunda bulunan bir kase, muhtemelen kurbanların kanlarını toplamak için kullanılmıştır.
Bu merkezi bölgenin, kesinlikle ibadet törenleri için kullanıldığı kesindir.
Tiyatro
Şehirdeki tiyatro, 1200 koltuk kapasitelidir.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Solunto Tiyatro
Solunto antik kentinin altında ise, iki balıkçı köyü bulunmaktadır. Belki ilginizi çeker ve ziyaret edersiniz diye düşünerek, bunlar hakkında da kısa bilgi vermek istiyorum.
Porticello
Bu balıkçı kasabası, Sicilya adasının ikinci büyük balıkçı filosunu barındırır. Porticello limanı boyunca uzanan geniş yoldaki evlerin zemin katlarında, balıkçı restoranları bulunur. Buralarda: limanda sallanan balıkçı teknelerini ve denizi izleyerek, bir akşam yemeği yemenizi öneririm.
Elia
Bu da diğer balıkçı kasabasıdır. Denize birkaç yüz metre uzanan bir kayanın, dar girişinin çevresinde yerleşilmiştir. Kaya burnunun yan tarafındaki küçük koyda bulunan sahilde, beyaz boyalı tekneleri çekilidir.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Erice
ERİCE
Erice: efsanevi dağ “Eryx” in “Monte San Giuliano” nun 751 metre yükseklikteki: Akdeniz’e doğru uzanan bir tepesi üzerindedir. Gayet iyi korunarak günümüze ulaşmıştır. Bu kadar yüksekte olması nedeniyle, yıllık olarak düzenlenen “Astronomi” kongresi, burada yapılmaktadır.
Burada: bir ortaçağ şehri ve içinde iki kale ve birkaç manastır ve kilise bulunuyor.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Erice
Şehir, gizimle “Elymians” yani yerli Sicilyalılar tarafından kurulmuştur. Bereketli alanların ortasında, Aşk tanrıçasının meskeni olmuştur.
Ancak, bu kasabada, son derece kaygan taşlardan oluşan, yokuşlar var. Öte yandan: çoğu zaman ve özellikle hava kötü olduğunda, birçok cazibe merkezi kapalı bulunuyor. Bulutsuz bir günde: Egadi adaları ve Trapani şehri rahatlıkla görülebilmektedir. Ancak: Erice genellikle sislerle kaplıdır.
Sicilya Kuzeybatı bölümü
Peki buraya nasıl ulaşılabilir: Erice’ye ulaşmak için ya teleferik ya da otobüs kullanmanız gerekir. Teleferik, yalnızca yaz aylarında çalışır. Otobüs ise sürekli çalışmaktadır. Teleferik: Trapani şehrinden hareket ettikten sonra Porta Trapani geçidi üzerinde geçerek, muhteşem bir manzara eşliğinde, 10 dakikalık bir yolculuktan sonra Erice şehrine varır. Otobüs yolculuğunu tercih ederseniz, yolculuk yaklaşık 40 dakika sürer.
Buraya yolunuz düşerse: tarihi kalıntıları incelemek yanında, burada meşhur olan bademli bisküvi ve hamur işlerini tatmanızı öneririm.
Sicilya Kuzeybatı bölümü
GÖRÜLECEK YERLER
Sicilya Kuzeybatı bölümü Erice Castello di Venere
Castello di Venere-Venüs kalesi
Erice’nin güneydoğu köşesinde, iki parçalı Norman kalesidir. 12’nci yüzyıldan kalma bu siteye, ücret ödeyerek girilebiliyor.
Kaya üzerine inşa edilmiş kale savunması oldukça güvenlidir ve bu nedenle Erice’nin ele geçirilmesi mümkün değildir. Kalenin, ayrıca: “Venüs Erycina Tapınağı” kalıntıları ve kutsal alan üzerine inşa edildiği söyleniyor. Kale içinde ise, günümüzde, bir Finike ev kalıntısı ile Roma hamamı kalıntıları görülüyor.
Castello di Venere’de hapishane olarak kullanılan bir gözetleme kulesi görülür. Buradan: havanın açık olduğu bir günde, Ustica adasına kadar olan manzara görülebilir.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Erice Castello Pepoli
Castello Pepoli
Burası da Norman kalesinin bir parçasıdır. Kalenin bu kısmı: Kont Pepoli tarafından satın alınmıştır. Böylece, 1800’lerin sonundan itibaren, kalenin bu bölümü yani burası yeniden adlandırılmıştır. Kalenin bu bölümü: Erice bölgesinin sembollerindendir. Ancak, yine bu bölümde, günümüzde bir otel bulunmaktadır.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Erice Chiesa Matrice
Chiesa Matrice
Bu kilise: Porta Trapani’ye yakın bulunmaktadır ve Porto Carmine şehir duvarı boyunca yürürseniz, otoparkı geçtikten sonra buraya ulaşabilirsiniz. Dini yapı, 1314 yılında inşa edilmiştir. Gotik cephesi oldukça sade, ama sivri kemerlerle uzanan revak bölümü oldukça güzeldir. Kilisenin önünde: ilk yapıldığında bir Aragonese gözetleme kulesi olarak kullanılan, çan kulesi görülür.
Evet, kilise: 1865 yılında orijinal durumuna uygun olarak restore edilmiştir. Yapının içinde, 15’nci yüzyıldan kalma freskler, büyük mermer bir altar ve çeşitli resimler ve heykeller bulunmaktadır.
Sicilya Kuzeybatı bölümüSicilya Kuzeybatı bölümü
Surlar ve Norman kapıları
Porta Trapani ve Porta Spada arasındaki surların alt kısımlarında, MÖ.1200-900 yıllarından yani Fenike döneminden kalma, bazı büyük boyutlu taşlar görülür. Bu taşlar içine oyulmuş Fenike harfleri dikkat çeker. Bu surları görmek için, Porta Camina yakınındaki yoldan, şehrin kuzeybatı tarafındaki diğer iki kapısı arasına doğru yürümelisiniz. Bu yol boyunca banklar ve aydınlatma lambaları bulunuyor. Surlar üzerindeki diğer küçük boyutlu taşlar ise, 6’ncı yüzyıl sonrasında Kartacalılar tarafından eklenmiştir.
Porta Camine üzerinde, Erice şehrinin kutsanmış hamisi “Albert” e ait bir heykel bulunur. Heykel: kapı üzerindeki niştedir, ancak başı eksiktir.
Piazza Umberto 1
Burası, Erice şehrinin merkezinde: Belediye Binası ve Müzenin yakınındaki bir restorandır. Ancak, restoranın fiyatları, bölgedeki diğer birçok yere göre yüksektir.
MARSALA
Marsala: Trapani havaalanına yakın, bir kıyı şehridir. Arapça “Marsa Allah” olarak söylenen şehir isminin kelime anlamı “Tanrının Limanı” demektir. Yani: bu isim: bir zamanlar, şehrin stratejik olarak ne kadar önemli olduğunun en büyük kanıtıdır.
Evet: tarihi süreç içinde Marsala şehrinde: Fenikeliler, Araplar, Kartacalılar ve Romalılar egemenlik kurmuşlardır. Ancak: şehrin geçmişini bilebilmek için “Mozia” denilen adacık hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Marsala Mozia
Mozia
Burada: Fenikeliler tarafından bir ticaret kolonisi kurulmuştur. Yani, Mozia Fenikelilerin Sicilya adasındaki ilk yerleşim yeridir.
Zamanla, bu koloni, Kuzey Afrikalı Kartacalılar’ın önemli bir sömürge kalesi haline gelir. MÖ.397 yılında ise, Syracuse şehrinde yerleşik Yunanlılar, Mozia kalesine saldırırlar ve kaleyi ele geçirirler. Bunun üzerine, kale sakinleri, ana karaya çıkarlar ve böylece ana kara üzerinde yeni bir yerleşim yeri kurarlar. Yeni yerleşim yeri, günümüzdeki Marsala şehrinin bulunduğu yerde kurulur ve ismi “Lilybaeum” dur.
Yeni kurulan şehir, zamanla gelişir ve Arap egemenliği sırasında, Sicilya adasındaki lider şehirlerden biri haline gelir. Çünkü: Kuzey Afrika’ya yakındır ve Kuzey Afrika ile yapılan ticarette, önemli bir liman kenti haline gelmiştir.
Marsala şehrinin tarihindeki diğer iki önemli gelişme ise: 1796 yılındaki ilk şarap üretimi ve 1860 yılında Garibaldi’nin buraya gelişidir.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Marsala
Ulaşım
Buraya ulaşmak için: Trapani-Marsala arasındaki yolculuk, yaklaşık 25 dakika sürer. Ayrıca: Palermo şehrinden, buraya trenle ulaşmak mümkündür. Tren istasyonu, şehir merkezine yürüyerek 15 dakika uzaklıktadır.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Marsala Şarap
Marsala Şarap
Bölgede, Romalılar döneminde, ince kabuklu üzüm üretimi başlamıştır. Bu ince kabuklu üzümlerden, Portekiz’de üretilen “Porto” şarabına benzer şarap üretilebilmektedir. İngiliz iş adamı John Woodhouse, 1773 yılında buraya geldiğinde, yerel kaynaklarda üretilen şarabı tadar ve çok beğenir. İngiltere’ye dönerken, yanında götürdüğü fıçı şaraplara, dayanıklılığı arttırmak için alkol ilave eder. Bu şaraplar, İngiltere’ye vardığında, kısa sürede popüler olur.
Bunun üzerine, Woodhouse: 1796 yılında tekrar Marsala şehrine döner ve yerel imkanlarla üretilen şarabın üretimi için, teknolojik kaynakları kullanmaya başlar. Bunun üzerine, diğer bazı firmalar da Marsala’ya gelirler ve şarap üretmek üzere şirket kurarlar. İnghan, Iyı ve Whitaker isimli firmalara, 1831 yılında, Florio ailesi de katılır.
Bu arada: üzüm üretimi yapılan bağlar: Salemi-Segesta-Sciacca bölgelerine doğru hızla büyür ve böylece gerek İtalya’nın ve gerekse Avrupa’nın en büyük, birleşik üzüm üretim sahaları oluşur.
Evet: dünya üzerinde popüler olan Marsala Şarabı: tatlı beyaz şarap olarak önem kazanır. 18’nci yüzyıldan bu yana üretilen bu şarap, % 15-20 oranında alkol içerir.
Marsala şaraplarından satın almak isterseniz, şarap üretiminin yapıldığı yerlere giderek ve tadarak satın alabilirsiniz. Rehberli turlara katılırsanız, tattırılarak sunulan şaraplardan satın alabilirsiniz. Özellikle: Strada del Vino bölgesinde, bu tür üretim yerleri bulunuyor.
Garibaldi
İtalya’nın birliğini sağlayan Garibaldi: 1860 yılında, yanındaki 1000 kişilik bir kuvvet ile, Marsala şehrine gelir. Marsala halkı onları sevinçle karşılar ve Sicilya adasının birçok yerinden, Garibaldi’nin ordusuna yüzlerce kişi katılır.
Burada gezerken, hediyelik eşya dükkanlarında, Garibaldi’nin isminin kullanıldığı birçok hediyelik eşya türünü görürseniz, şaşırmayın.
Marsala’da Deniz
Marsala şehrinde 14 km. lik sahil şeridi bulunur ve buradaki suyun temizliği nedeniyle, “Mavi Bayrak” ile takdir edilmiştir.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Marsala
GEZİLECEK YERLER
Marsala şehrinin kalbi “St Thomas a Becket” bölgesindedir. Bu meydanda: şehrin katedrali bulunur. Katedralin karşısındaki kafede, küçük bir mola vermenizi öneririm.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Marsala Duomo
Duomo-Katedral
Özgün Norman temeller üzerine, birkaç kez yeniden inşa edilmiştir. 17’nci yüzyılda yenilenen bina, 19’ncu yüzyılda yıkılarak yeniden yapılmıştır. Daha sonra ise, II. Dünya Savaşındaki bombardımanda ağır hasar görmüştür. Son olarak, 1950 yılında onarılmıştır.
Museo Archeologico
Marsala da görmenizi önereceğim en önemli yerlerden birisidir. Müze: Marsala burnu üzerinde, deniz kıyısındadır.
Burada, korunmuş Pön gemisi bulunmaktadır. Gemi, 1979 yılında bulunmuştur ve MÖ.3’ncü yüzyıldan kalmadır.
Bu gemi sayesinde, Arkeologlar, antik gemi ve deniz savaşı hakkında çok şey öğrenmişlerdir. 35 metre uzunluğundaki kadırganın, büyük bir hızla inşa edildiği anlaşılmıştır. Ahşap üzerine Fenikece yazılanlar, inşa teknikleri açısından araştırmacılara bilgi vermiştir. Geminin kürekçileri ve 68 kişilik mürettebatı bulunurdu.
Müzede, bu gemi dışında: Mozia adasından bulunan bulgular sergilenmektedir. Bunlar arasında bulunanlar: bazı zarif takılar, geniş bir ampfora koleksiyonu, kazı fotoğrafları, San Giovanni Battista kilisesinde bulunan Venüs’ün ince, başsız mermer heykeli.
Müzede bunların dışında: bir şarap üretim kompleksi de sergilenmektedir.
Sicilya Kuzeybatı bölümüMarsala Roman İnsula
Roman İnsula
1939 yılında, Bolo Cape yakınlarında, spor tesislerinin inşası için yapılan temel kazıları sırasında, MS.3’ncü yüzyıldan kalma Roma sitesine rastlanılmıştır. Site: 2 küçük ve sonra büyük bir villa ve güneyinde yine birkaç evden oluşuyordu. Villa: geniş bir salon çevresinde, renkli mozaiklerle süslü termal banyoları olan büyük bir yapıdır. Aynı bölgede: bunların dışında, Fenike ve erken Hıristiyanlık dönemlerine ait Nekropol, su sarnıçları ve depolar bulunmuştur.
Enomuseum
Burada: 19’ncu yüzyılın başından itibaren üretilen Marsala Şarapları geleneği ve araçları sergilenmektedir. Şehir merkezinin 3 km. güneybatısındadır.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani
TRAPANİ
Sicilya adasının batı bölümünde bulunan il toprakları, 2460 km. karelik bir alanı kapsamaktadır. Nüfus 70.000 civarındadır. Bu alan: Tiren denizinden, Sicilya boğazına kadar uzanır. Evet, şehir Egadi adaları karşısında, denize uzanan bir orak şeklinde yarımadadır. Bölgede: Erice dağı ve tuz üretimi önem kazanır ki, tuz üretimi çok eski dönemlerden bu yana sürdürülmektedir.
Güzel sahil şeridi, uçurumlar, büyüleyici balıkçı söyleriyle, Trapani şehri, doğal bir güzellik sunmaktadır. Ekonomi ise, denize bağlıdır. Balıkçılık yanında, tuz, mermer ve Marsala şarabı ihracatı önem kazanır.
Afrika kıtasına en yakın İtalyan şehri olarak bilinir. Tunus’a çok yakındır ve zaten bu yüzden, tarihi süreç içinde, Kartacalılar tarafından da bir süre elde bulundurulmuştur.
Yerel kültürün izleri halen görülmektedir. Örneğin: yerel bölge sakinleri, eski dini alışkanlıklarının etkisiyle; 16-17’nci yüzyıldan kalma ahşap heykeller taşırlar.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani
Şehirdeki eski bölüm: Ortaçağ döneminden kalma, barok tarzı binaların bulunduğu bir yerdir.
Buraya yolunuz düşerse: yerel lezzetleri mutlaka tatmanızı öneririm. Özellikle: balık ustalıkla hazırlanıyor.
GEZİLECEK YERLER
Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani Chiesa di Sant’Agostino
Sant’Agostino Kilisesi-Chiesa di Sant’Agostino
Şehir merkezindeki bu yapı: ilk olarak 1315-1332 yılları arasında kilise olarak yapılmış ve Satürn çeşmesi ile süslenmiş küçük bir meydanda bulunmaktadır. Ancak: 1942 yılında, II. Dünya Savaşı sırasındaki bombalamalardan olumsuz etkilenmiş ve hasar görmüştür.
Daha sonra ise, 1960 yılında, ana gövde üzerine bir konser salonu olarak kullanılmak üzere günümüzdeki bina inşa edilmiştir. Bu yeni bina yapılırken: eski kilise yapısının basit ön cephesi ve kemerli kısmı, günümüze ulaştırılmıştır. Cephe her ne kadar basit olsa da, bu cephedeki “gül pencere” muhteşem bir güzelliktedir. Evet: burayı, şehre gelen her turist gibi siz de ziyaret edin ve bu gül pencere ile kapıların güzelliğini mutlaka görün.
Santa Maria del Gesu Kilisesi
Yapı. 15-16’ncı yüzyıllar arasındaki bir döneme tarihlenen bir Fransisken kilisesidir. Net olarak, 1528 yılı civarında inşa edildiği düşünülmektedir. Yapının içinde: Antonello Gagini tarafından 1521 yılında yapılan mermer gölgelik altındaki “Madonna” heykeli görülebilir. Evet, bu kilise, Sicilyalıların mermer konusundaki ustalıklarını sergiledikleri bir yer olarak önem kazanıyor ve mermer ustalığının mükemmel örneklerini burada görmek mümkündür.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani San Lorenzo Katedrali
San Lorenzo Katedrali
Katedral, Corso Vittirio Emanuele caddesi üzerinde, yani şehrin tarihi merkezindedir. Yapı: 1421 yılında, Alfonso Magnanimous’un emriyle yapılmaya başlanmış ve bugünkü görünümüne, 18’nci yüzyılda ulaşmıştır. Resim ve sıva süslemeleri ise, 1794-1801 yılları arasında yapılmıştır.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani Fontana di Tritone
Fontana di Tritone
Bu “Triton havuzu” olarak da bilinir. Havuz: Barok heykeltıraş Gian Lorenzo Bernini tarafından, 17’nci yüzyılda yapılmıştır. Piazza Barberini meydanındadır. Tritone: antik küçük bir deniz tanrısı olarak bilinir ve açılan bir deniz kabuğu üzerinde, diz çökmüş deniz adamı olarak betimlenmiştir.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani Plajlar
Plajlar
Sicilya adasının batı bölümündeki bu bölge: dinlenme ve eğlence arayışındaki pek çok turisti ağırlamaktadır. Plajların muhteşem güzelliği ilgi çekmektedir. Trapani şehrinde iki ana plaj alanı bulunmaktadır. Bunlar: Marausa Lido ve Lido San Giuliano’dur.
San Giuliano: şehir merkezine yürüyerek 20 dakika uzaklıktadır. Burada, cankurtaran hizmeti veriliyor, ayrıca şezlong, şemsiye kiralayabilirsiniz.
Torre di Ligny-Deniz Feneri
Şehrin eski bölümündedir. 1671 yılında, Sicilya Kralı Lamoral Claude tarafından inşa ettirilmiştir. Yapılış amacı, Berberi korsanlara karşı şehri korumaktadır. 1861 yılında çatısına bir silah monte edilmiştir. Hatta: II. Dünya savaşı sırasında da, kulenin çatısına uçaksavar monte edildiği söylenmektedir.
Kule, 1979 yılında restore edilmiştir. Kulenin içinde günümüzde bir müze bulunmaktadır.
Museo di Preistoria e del Mare-Prehistorya ve :Deniz Müzesi
Müzede: arkeolojik nesneler, amforalar, çapalar, antik Yunan, Roma ve Kartaca dönemine ait objeler sergilenmektedir. Bu eserler: müzede bulunan iki bölümde sergileniyor. Sergilenen eserler arasında, en öne çıkanı ise: MÖ.241 yılındaki Pön savaşından kalma: bir kask parçasıdır. Ayrıca: müzenin çatı bölümünden, Edice dağı bölgesi, Trapani körfezi bölgesi görülebilmektedir. Manzara muhteşem, buraya yolunuz düşerse, mutlaka çıkın.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani Salt Flats
Salt Flats
Burada, binlerce yıldır, deniz suyundan, buharlaşma süreci kullanılarak tuz çıkarma işlemleri yapılmaktadır. Buradaki düz tavalar: her yıl Şubat ve Mart aylarında: su kanalları ve yel değirmenleri aracılığı ile tuzlu deniz suyu ile doldurulur. Mart ve Temmuz aylarında ise: su seviyesi yavaş yavaş, güneşli günlerin etkisiyle buharlaşarak iner ve su içeriğindeki konsantre tuz kalır. Evet: su tamamen buharlaştırıldıktan sonra, Temmuz ayında, tuz hasadı başlar. Tuz sonra kurutulması için istiflenir.
Tuzun nasıl yapıldığını öğrendik. Peki, bu alanın başkaca özelliği nedir? Bu alan günümüzde “Dünya Vahşi Yaşam Fonu” parçasıdır. Aynı zamanda, korunan bir “Kuş Cenneti”dir. Tavalar, bazen sırf su kuşlarının keyfi için, deniz suyu ile doldurulur. Burada: genellikle, büyük beyaz balıkçıllar, flamingolar, siyah kanatlı stits türü kuşlar görülür. Doğal olarak, kuş severler, fotoğraf çekmek üzere burayı ziyaret ediyorlar.
Museo del Sale-Salt Marshes Müzesi
Şehrin hemen güneyinde: Nubia kıyısında bulunan “Museo del Sale”: doğayı ve tuz çıkarma işlemlerini açıklamaya adanmış bir müze olarak dikkati çeker. Tuz imalatında modern makineler gelmeden önce neler yapıldığı görülüyor ki, bu aletler, 1964 yılına kadar kullanılarak, burada tuz üretilmiştir.
Müzeye giriş ücretlidir, 3 Euro. Müzenin hemen yanında bir kafe bulunuyor. Burada: tuz sürecini açıklayan fotoğraflar ve objeler bulunuyormuş, ilginizi çekerse gidebilirsiniz.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani Favignana
Favignana
Burası: şehir merkezinden teknelerle ulaşılan bir balıkçı köyüdür. Burada: sezon dışında yalnızca balıkçı tekneleri ve birkaç sessiz restoran görünür.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Ustica
USTİCA
Burası: Palermo şehrinin 52 km. kuzeyinde, yaklaşık 9 km. uzunluğundaki bir adadır. Volkanik adanın kapsadığı alan, 8.6 km. karedir. Adada; 1370 kişi yaşamakta olup, bunlar balıkçılık ve turizm ile geçinirler.
Adaya ulaşmak için: Palermo şehrinden feribota binmek gerekir. Bu feribot ile, 2.5 saatlik bir yolculuktan sonra adaya ulaşılır.
Adanın en büyük özelliği: sahil kısmında bulunan çok sayıdaki mağaradır. Bu nedenle: Ustica, özellikle tüplü dalış meraklıları için yoğun olarak tercih edilen bir yer olmaktadır. Burada: birçok dalış okulu bulunur. Adanın güzel, temiz ve berrak sularında, sahil çevresinde çok sayıda su altı mağarasına dalış yapılmaktadır. Bu çok sayıda mağara arasında öne çıkanlar: Grotta Azzurra, Grotta di San Francesco il Vecchio.
Ustica çevresinde: akıntılar nedeniyle, deniz özellikle temizdir ve kirlilik görülmez. Bu yüzden: flora ve fauna, farklı türden deniz canlıları için ideal koşullar sağlamaktadır.
Görüş 40 metre derinliğe kadar uzanır. Dipte ise, Akdeniz’in ciğerleri olarak nitelendirilen etkili yosun çayırlıkları bulunur. Yüzeyin hemen altında ise: beyaz sarpa sürüleri, karagöz ve diğer balık türleri görülür.
Kaya yüzeylerinde ise, rengarenk süngerler görülür.
Adanın bu sualtı zenginlikleri; 1987 yılında, bölge milli park ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Sicilya Kuzeybatı bölümü Ustica Deniz Milli Parkı
DENİZ MİLLİ PARKI
Ustica kıyı şeridi, denizaltında habitatlarda bulunan fauna, büyük doğal çeşitlilik içermektedir. Bu doğal çeşitliliği korumak için, 1987 yılında, burası milli park ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Milli park: özel sarı renkli şamandıralarla işaretlenmiş, 350 metrelik bir bölüm boyunca uzanır. Burada, yüzmeye ve sualtı fotoğrafçılığına izin verilir ancak zıpkın, kanca ve olta balıkçılığı, ticari balıkçılık ve tekne girmesi yasaktır.
Evet, su altı dalış merakınız yoksa, bu kez: adanın su altı güzelliklerini görmek için: 20 kadar yolcu taşıyan ve cam tabanlı teknelerle, gezintiye çıkabilir ve sualtı dünyasını görebilirsiniz.
Sonuç olarak: Ustica adası: Kızıldeniz bölgesindeki su altı yaşamını izlemek isteyenler için ideal imkanlar sunmaktadır. Burada bulunan dalgıç okullarında eğitim alabilir veya dalgıç iseniz, gerekli malzemeleri temin ederek, tüplü dalış yapabilir ve su altındaki muhteşem dünyayı gözlemleyebilirsiniz. Bunun haricinde, adanın başkaca özelliği yok.