Sicilya Kuzeybatı bölümü

Sicilya Kuzeybatı bölümü

Sicilya adasının kuzeybatı bölümünde bulunan önemli şehir ve kasabalar şunlardır:

a. Segesta
b. Solunto
c. Erice
d. Marsala
e. Trapani
f. Ustica

Sicilya Kuzeybatı bölümü Segesta

SEGESTA

Burası: Sicilya adasında, Palermo şehrinin 70 km. güneybatısındaki bir arkeolojik sitedir. Yani, burada modern bir yerleşim yeri yok. Yalnızca bir tapınak ve amfi tiyatro görülüyor. Tercih sizin, özellikle tapınak çok meşhur ve bu tapınağı görmek için binlerce kişi yöreye gidiyor, ama ülkemizde de bu tür tapınak ve amfi tiyatroların çokça bulunduğu ve hatta daha güzellerinin bulunduğu kesin.

Evet, tercih sizindir.

Segesta antik kentine, arkeolojik sit alanına giderseniz: burada birçok antik dönem uygarlıklarının izlerini görmek mümkündür. İlk olarak: Sicilya adasının ilk yerleşimcileri olan “Elymians” lar burada iken, MÖ.1100 yıllarında, Anadolu’dan ve hatta Truva’dan geldikleri öne sürülen göçmenler, buraya yerleşirler ve Elymians’lar ile yakın ilişki kurarlar ve kaynaşırlar.

Takip eden süreçte: MÖ.600 yıllarında, Yunan egemenliğinin yörede etkin olduğu dönemde: Elymians ve Yunan kültür birleşmesine, bu kez Pön yani Kartaca kültürü de birleşir ve Segesta şehri: Sicilya-Yunan şehirlerinden, askeri ve siyasi açıdan, bölgedeki en güçlü şehir olarak ortaya çıkar.

Evet, bu tarihi kısa girişten sonra, Segesta antik bölgesindeki yapacağımız gezimize gelelim. Buraya ulaştığınızda, araçlar arkeoloji parkı olarak belirlenen bölgenin dışındaki otoparka bırakılıyor ve park alanına giriliyor.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Parco Archaeologico

Parco Archaeologico-Arkeoloji Parkı

Dünyanın dört bir tarafından gelen arkeologlar: sitede arkeolojik çalışmaları sürdürmektedirler. Bu yüzden, arkeolojik park alanı, günlük: 09.00-17.00 saatleri arasında açıktır. Giriş ücretlidir, yetişkinler için 9 Euro öğrenciler için 4.5 Euro ödenir. Tapınak ve tiyatro arasındaki otobüs için alınan ilave ücret ise, 1.5 Euro’dur. Park alanı içinde, dinlenmek isterseniz, bir küçük kafe ve yemek alanı bulunuyor.

Evet, antik kentte: yapılan arkeolojik araştırmalarda: çeşitli iskan bölgeleri, bir Dor Tapınağı, klasik bir amfi tiyatro, Norman kalesi, küçük kilise ve cami kalıntıları bulunmuştur. Segesta şehri: terk edildikten sonra, Normanlar bölgeye geldiklerinde, Barbaro dağının üst kısımlarındaki hakim bir yere, kale inşa ederler. Daha önce, burada bir İslam köyünün bulunduğu düşünülüyor. Çünkü, bir cami kalıntısı bulunmaktadır.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Tempio di Segesta

Tempio di Segesta-Segesta Tapınağı

Pispisa nehri tarafından oyulmuş, derin bir uçurumun kenarında, şehir duvarlarının dışında, deniz seviyesinden 304 metre yükseklikteki bir tepe üzerinde bulunan ve bitirilemeyip, olduğu gibi bırakılan tapınakta: 39 Dor sütunu bulunmaktadır. Bu sütunların hepsi aldatıcı şekilde, aynı görülür. Ama, yakından bakıldığında, alt-orta-üst bölümlerin çaplarının farklı olduğu görülür. Bitirilmeme sebebi olarak: bir yönden, Atinalı diplomatların ziyaretinin bitmesi, öte yandan Kartacalılar tarafından şehrin ele geçirilmesi öne sürülmektedir. Bu eksiklik yani bitirilememe durumu, özellikle sütunlarda görülmektedir.

Çünkü, biraz önce söylediğim gibi, sütunlar standart değildir, farklı farklıdırlar. Tapınakta, sunak yeri bile bulunmamaktadır.
Uzunluğu 60 metre, genişliği ise 26 metredir. Binanın yanlarında: 14 sütun ve ön ve arka bölümlerde ise 6 sütun bulunur. 4 basamaklı bir platform üzerine yapılmıştır. Sicilya adasındaki diğer tüm bu tür tapınaklar kumtaşı ile yapılmış iken, bu tapınak “kireçtaşı” ile yapıldığından diğerlerinden ayrılır.

Gelelim bu güzel tapınağın kuruluş öyküsüne: MÖ.430 yılında: Segesta şehri: rakibi çevre şehirlerin (Selinunte, Sıracusa, Manga Graecia) bir araya gelerek müttefik olmaları üzerine: Sicilya dışından, Atina’dan yardım ister. Ancak: Atinalılar için, Segesta şehri, pek önem taşımamaktadır. Onlar, şehrin zenginliğini araştırmak için, bir diplomatik heyeti Segesta şehrine gönderirler.

Bunu duyan Segestalılar, şehre gelecek Yunanlı diplomatları, şehrin zenginliği konusunda etkilemek için, bu tapınağı inşa ederler. Ancak, bu muhteşem tapınak, Atinalılar ile uzlaşmayı sağlayamaz. Atinalı elçiler ayrıldıktan sonra: tapınak çalışmaları durdurulur.
Evet, bu antik dönem Yunan Tapınağının, dünya üzerinde en iyi korunarak günümüze ulaştığı söylenmektedir. Ülkemizde, Kütahya yakınlarındaki Aizonai antik kentindeki “Apollon Tapınağı” nı görmemiş olsalar ki, böyle bir yorumu yapıyorlar.

Sicilya Kuzeybatı bölümü

Amfitiyatro

Tapınağı gezdikten sonra, yaklaşık 4 km. uzaklıkta, deniz seviyesinden 431 metre yüksekteki Mount Barbaro dağının üstündeki; Akropolis alanının kuzey tarafında bulunan Amfi tiyatroya gidebiliyorsunuz. Tapınak ile tiyatro arasında, her yarım saatte bir kalkan otobüsleri kullanabilirsiniz.
Tiyatro: Tapınak kadar etkileyici değildir. Muhtemelen MS.3’ncü yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. Yerel kalker bloklarından inşa edilen yapı, tipik Yunan mimarisi özelliklerini taşır. Oditoryum, doğrudan kaya üzerine dayalı olmasına rağmen, çevrede, masif duvarlarla takviye sağlanmıştır. Eksenine dik olan orkestra bölümü: 18.40 metre çapındadır.

Tarih sürecinde, mükemmel restore edilen yapı; 63.60 metre çapında, yarım daire şeklindedir. Dağ tarafına doğru, dıştan oyulmuştur. Yapıldığında: tiyatro yaklaşık 4000 seyirci kapasitelidir. Ucuz koltuklardan, zengin halk bölümleri ayrılacak şekilde yapılan gravürler, halen görülebilmektedir.
Günümüzde: amfi tiyatro: çeşitli opera ve konserler için kullanılmaktadır. Özellikle, yaz aylarında, akşamları, burada antik Yunan yazarlarının oyunları, orijinal kostümler giymiş sanatçılar tarafından icra edilmektedir. Tiyatronun üst katlarına çıkarsanız: Castellammare körfezine kadar olan muhteşem bir manzarayı izleyebilirsiniz. Tiyatronun batı tarafında, taş döşeli bir yol bulunmaktadır.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Solunto

SOLUNTO

Burası da, Segesta gibi, Sicilya adasında bulunan antik bir sit alanıdır. Yani, yüzlerce yıl önce kurulmuş antik yerleşim yeridir. Catalfamo dağının kenarında kurulmuş antik şehir: Porticello isimli bir balıkçı kasabasının üzerinde yükselmektedir.
Palermo şehrinin batısındadır ve şehir merkezine 20 km. uzaklıktadır.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Solunto

Evet gelelim şehrin kuruluşuna ve kısa tarihi öyküsüne:

Şehir: MÖ.700 yıllarında Fenikeliler tarafından kurulmuştur. Sicilya adasında diğer Fenike yerleşimleri: Zis ve Motya’dır.

MÖ.396 yılında, Yunanlılar şehri ele geçirirler ve yağmalarlar. MÖ.254 yılında ise, I. Pön savaşı sırasında, Romalılar şehri ele geçirirler. Bu dönemde, şehrin “Büyük şehir” statüsü bulunmaktadır. Romalılar, şehre “Soluntum” değil “Solus” derler ve günümüze kalan kalıntıların birçoğu, Roma dönemine aittir.
MS.3’ncü yüzyıla kadar devam eden Roma egemenliği burada kesilir ve şehir, anlaşılamayan bir nedenle, 3’ncü yüzyılda terk edilir.

Takip eden süreçte, şehir hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
MS.16’ncı yüzyılda, şehir kalıntıları tesadüfen keşfedilir ve arkeolojik kazılar, 1952 yılına kadar sürdürülür. Kazılarda: Roma dönemine ait, antik kentin kalıntıları ortaya çıkarılır. Şehre doğru giden, büyük taş bloklarla döşenmiş iki antik yol bulunur. Dağın bütün zirvesi: eski duvar parçaları ve bina temelleriyle kaplıdır. Bunlar arasında, iki tapınak kalıntısı görülür.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Solunto
Sicilya Kuzeybatı bölümü Solunto
Sicilya Kuzeybatı bölümü Solunto

Gelelim, şehrin yerleşimine ve şehirdeki kalıntılara:

Şehir: klasik Yunan ızgara planına göre inşa edilmiştir. Ancak, Roma döneminde pazar ve büyük meydanlar oluşturmak için merkez büyütülmüştür. Merkezde “dell’Agora Via” isimli ana cadde geçer ve şehir bu ana cadde çevresinde yerleştirilmiştir. Cadde üzerinde bulunan “Leda Evi” isimli ev ilginç freskleriyle ilgi çeker.

Şehirde: hiçbir zaman tamamlanamamış yapılar görülür. Bunların: bazı duvarları ve sütunların alt kısımları günümüze kadar ulaşmıştır. Ama neden tamamlanamadıkları bilinmemektedir.

Buna rağmen: şehirdeki evlerden, günümüze kalıntıları gelenlerden, muhteşem zenginliğin ölçüsü hissedilmektedir. Bir evde: küçük bir odeon yani tiyatro ve toplantı odası bile bulunmaktadır. Evler genellikle 2 katlıdır ve üst katlara çıkan merdivenler görülür.

Antiquarium

Burası, bölgenin girişinde, bölgedeki kazılarda ortaya çıkarılan eserlerin korunması ve sergilenmesi için yapılan bir müzedir. Burada bulunan vitrinlerde: iki Solunto evinden çıkan malzemeler sergilenmektedir. Ayrıca: tütsü brülörleri, IV yüzyılda Roma dönemine ait seramikler, boyalı sıva parçaları, 3 tane Pön tarzı taş, küçük bir adak, Helenistik ve Roma dönemi heykelcikleri, sikkeler.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Solunto

Gymnasium

Burası, 19’ncu yüzyılda kazılarak restore edilmiştir. Yapının içinde: zengin mozaik döşeme kalıntıları görülmektedir.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Solunto Casa di Leda
Sicilya Kuzeybatı bölümü Solunto Casa di eLeda

Casa di Leda

Bu oldukça iyi korunmuş konut içindeki bir resim ilgi çekmektedir. Ev: 1963 yılında kazılmıştır. Odalar: zengin mozaikler ve tablolar ile dekore edilmiştir. Özellikle: siyah ve beyaz dalga desenleri olan mozaik kalıntıları güzeldir. Ayrıca: evin dekorasyonunda: kireç taşından ve mermerden yapılmış heykeller kullanılmış, bu heykeller günümüzde orijinal yerlerinden alınarak, girişteki Antiquarium’da sergilenmektedir.
Merkezin batısındaki büyük salonda: güzel bir mozaik resim görülür. Bu resimde: Leda isimli bayan, baştan çıkarıcı bir kuğu kılığındadır ve hemen yanında Zeus bulunmaktadır.

Sicilya Kuzeybatı bölümü

Sanctuary

Agora’ya dönen yoldan sonra, şehrin ana kamusal alanı başlamaktadır. Yol: Agora’ya araçların erişimini engelleyecek şekilde kesilir. Sağ yanda, bir mabet yapısı kalıntısı görülür. Sol yanda ise, Fenike-Kartaca kültlerini anımsatan, tipik üç taş sunakları bulunur. Sunağın, eğik platformunda bulunan bir kase, muhtemelen kurbanların kanlarını toplamak için kullanılmıştır.
Bu merkezi bölgenin, kesinlikle ibadet törenleri için kullanıldığı kesindir.

Tiyatro

Şehirdeki tiyatro, 1200 koltuk kapasitelidir.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Solunto Tiyatro

Solunto antik kentinin altında ise, iki balıkçı köyü bulunmaktadır. Belki ilginizi çeker ve ziyaret edersiniz diye düşünerek, bunlar hakkında da kısa bilgi vermek istiyorum.

Porticello

Bu balıkçı kasabası, Sicilya adasının ikinci büyük balıkçı filosunu barındırır. Porticello limanı boyunca uzanan geniş yoldaki evlerin zemin katlarında, balıkçı restoranları bulunur. Buralarda: limanda sallanan balıkçı teknelerini ve denizi izleyerek, bir akşam yemeği yemenizi öneririm.

Elia

Bu da diğer balıkçı kasabasıdır. Denize birkaç yüz metre uzanan bir kayanın, dar girişinin çevresinde yerleşilmiştir. Kaya burnunun yan tarafındaki küçük koyda bulunan sahilde, beyaz boyalı tekneleri çekilidir.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Erice

ERİCE

Erice: efsanevi dağ “Eryx” in “Monte San Giuliano” nun 751 metre yükseklikteki: Akdeniz’e doğru uzanan bir tepesi üzerindedir. Gayet iyi korunarak günümüze ulaşmıştır. Bu kadar yüksekte olması nedeniyle, yıllık olarak düzenlenen “Astronomi” kongresi, burada yapılmaktadır.

Burada: bir ortaçağ şehri ve içinde iki kale ve birkaç manastır ve kilise bulunuyor.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Erice

Şehir, gizimle “Elymians” yani yerli Sicilyalılar tarafından kurulmuştur. Bereketli alanların ortasında, Aşk tanrıçasının meskeni olmuştur.
Ancak, bu kasabada, son derece kaygan taşlardan oluşan, yokuşlar var. Öte yandan: çoğu zaman ve özellikle hava kötü olduğunda, birçok cazibe merkezi kapalı bulunuyor. Bulutsuz bir günde: Egadi adaları ve Trapani şehri rahatlıkla görülebilmektedir. Ancak: Erice genellikle sislerle kaplıdır.

Sicilya Kuzeybatı bölümü

Peki buraya nasıl ulaşılabilir: Erice’ye ulaşmak için ya teleferik ya da otobüs kullanmanız gerekir. Teleferik, yalnızca yaz aylarında çalışır. Otobüs ise sürekli çalışmaktadır. Teleferik: Trapani şehrinden hareket ettikten sonra Porta Trapani geçidi üzerinde geçerek, muhteşem bir manzara eşliğinde, 10 dakikalık bir yolculuktan sonra Erice şehrine varır. Otobüs yolculuğunu tercih ederseniz, yolculuk yaklaşık 40 dakika sürer.

Buraya yolunuz düşerse: tarihi kalıntıları incelemek yanında, burada meşhur olan bademli bisküvi ve hamur işlerini tatmanızı öneririm.

Sicilya Kuzeybatı bölümü

 

GÖRÜLECEK YERLER

Sicilya Kuzeybatı bölümü Erice Castello di Venere

Castello di Venere-Venüs kalesi

Erice’nin güneydoğu köşesinde, iki parçalı Norman kalesidir. 12’nci yüzyıldan kalma bu siteye, ücret ödeyerek girilebiliyor.
Kaya üzerine inşa edilmiş kale savunması oldukça güvenlidir ve bu nedenle Erice’nin ele geçirilmesi mümkün değildir. Kalenin, ayrıca: “Venüs Erycina Tapınağı” kalıntıları ve kutsal alan üzerine inşa edildiği söyleniyor. Kale içinde ise, günümüzde, bir Finike ev kalıntısı ile Roma hamamı kalıntıları görülüyor.
Castello di Venere’de hapishane olarak kullanılan bir gözetleme kulesi görülür. Buradan: havanın açık olduğu bir günde, Ustica adasına kadar olan manzara görülebilir.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Erice Castello Pepoli

Castello Pepoli

Burası da Norman kalesinin bir parçasıdır. Kalenin bu kısmı: Kont Pepoli tarafından satın alınmıştır. Böylece, 1800’lerin sonundan itibaren, kalenin bu bölümü yani burası yeniden adlandırılmıştır. Kalenin bu bölümü: Erice bölgesinin sembollerindendir. Ancak, yine bu bölümde, günümüzde bir otel bulunmaktadır.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Erice Chiesa Matrice

Chiesa Matrice

Bu kilise: Porta Trapani’ye yakın bulunmaktadır ve Porto Carmine şehir duvarı boyunca yürürseniz, otoparkı geçtikten sonra buraya ulaşabilirsiniz. Dini yapı, 1314 yılında inşa edilmiştir. Gotik cephesi oldukça sade, ama sivri kemerlerle uzanan revak bölümü oldukça güzeldir. Kilisenin önünde: ilk yapıldığında bir Aragonese gözetleme kulesi olarak kullanılan, çan kulesi görülür.
Evet, kilise: 1865 yılında orijinal durumuna uygun olarak restore edilmiştir. Yapının içinde, 15’nci yüzyıldan kalma freskler, büyük mermer bir altar ve çeşitli resimler ve heykeller bulunmaktadır.

Sicilya Kuzeybatı bölümü
Sicilya Kuzeybatı bölümü

 

Surlar ve Norman kapıları

Porta Trapani ve Porta Spada arasındaki surların alt kısımlarında, MÖ.1200-900 yıllarından yani Fenike döneminden kalma, bazı büyük boyutlu taşlar görülür. Bu taşlar içine oyulmuş Fenike harfleri dikkat çeker. Bu surları görmek için, Porta Camina yakınındaki yoldan, şehrin kuzeybatı tarafındaki diğer iki kapısı arasına doğru yürümelisiniz. Bu yol boyunca banklar ve aydınlatma lambaları bulunuyor. Surlar üzerindeki diğer küçük boyutlu taşlar ise, 6’ncı yüzyıl sonrasında Kartacalılar tarafından eklenmiştir.

Porta Camine üzerinde, Erice şehrinin kutsanmış hamisi “Albert” e ait bir heykel bulunur. Heykel: kapı üzerindeki niştedir, ancak başı eksiktir.

Piazza Umberto 1

Burası, Erice şehrinin merkezinde: Belediye Binası ve Müzenin yakınındaki bir restorandır. Ancak, restoranın fiyatları, bölgedeki diğer birçok yere göre yüksektir.

MARSALA

Marsala: Trapani havaalanına yakın, bir kıyı şehridir. Arapça “Marsa Allah” olarak söylenen şehir isminin kelime anlamı “Tanrının Limanı” demektir. Yani: bu isim: bir zamanlar, şehrin stratejik olarak ne kadar önemli olduğunun en büyük kanıtıdır.

Evet: tarihi süreç içinde Marsala şehrinde: Fenikeliler, Araplar, Kartacalılar ve Romalılar egemenlik kurmuşlardır. Ancak: şehrin geçmişini bilebilmek için “Mozia” denilen adacık hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Marsala Mozia

Mozia

Burada: Fenikeliler tarafından bir ticaret kolonisi kurulmuştur. Yani, Mozia Fenikelilerin Sicilya adasındaki ilk yerleşim yeridir.
Zamanla, bu koloni, Kuzey Afrikalı Kartacalılar’ın önemli bir sömürge kalesi haline gelir. MÖ.397 yılında ise, Syracuse şehrinde yerleşik Yunanlılar, Mozia kalesine saldırırlar ve kaleyi ele geçirirler. Bunun üzerine, kale sakinleri, ana karaya çıkarlar ve böylece ana kara üzerinde yeni bir yerleşim yeri kurarlar. Yeni yerleşim yeri, günümüzdeki Marsala şehrinin bulunduğu yerde kurulur ve ismi “Lilybaeum” dur.
Yeni kurulan şehir, zamanla gelişir ve Arap egemenliği sırasında, Sicilya adasındaki lider şehirlerden biri haline gelir. Çünkü: Kuzey Afrika’ya yakındır ve Kuzey Afrika ile yapılan ticarette, önemli bir liman kenti haline gelmiştir.

Marsala şehrinin tarihindeki diğer iki önemli gelişme ise: 1796 yılındaki ilk şarap üretimi ve 1860 yılında Garibaldi’nin buraya gelişidir.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Marsala

Ulaşım

Buraya ulaşmak için: Trapani-Marsala arasındaki yolculuk, yaklaşık 25 dakika sürer. Ayrıca: Palermo şehrinden, buraya trenle ulaşmak mümkündür. Tren istasyonu, şehir merkezine yürüyerek 15 dakika uzaklıktadır.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Marsala Şarap

Marsala Şarap

Bölgede, Romalılar döneminde, ince kabuklu üzüm üretimi başlamıştır. Bu ince kabuklu üzümlerden, Portekiz’de üretilen “Porto” şarabına benzer şarap üretilebilmektedir. İngiliz iş adamı John Woodhouse, 1773 yılında buraya geldiğinde, yerel kaynaklarda üretilen şarabı tadar ve çok beğenir. İngiltere’ye dönerken, yanında götürdüğü fıçı şaraplara, dayanıklılığı arttırmak için alkol ilave eder. Bu şaraplar, İngiltere’ye vardığında, kısa sürede popüler olur.

Bunun üzerine, Woodhouse: 1796 yılında tekrar Marsala şehrine döner ve yerel imkanlarla üretilen şarabın üretimi için, teknolojik kaynakları kullanmaya başlar. Bunun üzerine, diğer bazı firmalar da Marsala’ya gelirler ve şarap üretmek üzere şirket kurarlar. İnghan, Iyı ve Whitaker isimli firmalara, 1831 yılında, Florio ailesi de katılır.
Bu arada: üzüm üretimi yapılan bağlar: Salemi-Segesta-Sciacca bölgelerine doğru hızla büyür ve böylece gerek İtalya’nın ve gerekse Avrupa’nın en büyük, birleşik üzüm üretim sahaları oluşur.

Evet: dünya üzerinde popüler olan Marsala Şarabı: tatlı beyaz şarap olarak önem kazanır. 18’nci yüzyıldan bu yana üretilen bu şarap, % 15-20 oranında alkol içerir.
Marsala şaraplarından satın almak isterseniz, şarap üretiminin yapıldığı yerlere giderek ve tadarak satın alabilirsiniz. Rehberli turlara katılırsanız, tattırılarak sunulan şaraplardan satın alabilirsiniz. Özellikle: Strada del Vino bölgesinde, bu tür üretim yerleri bulunuyor.

Garibaldi

İtalya’nın birliğini sağlayan Garibaldi: 1860 yılında, yanındaki 1000 kişilik bir kuvvet ile, Marsala şehrine gelir. Marsala halkı onları sevinçle karşılar ve Sicilya adasının birçok yerinden, Garibaldi’nin ordusuna yüzlerce kişi katılır.
Burada gezerken, hediyelik eşya dükkanlarında, Garibaldi’nin isminin kullanıldığı birçok hediyelik eşya türünü görürseniz, şaşırmayın.

Marsala’da Deniz

Marsala şehrinde 14 km. lik sahil şeridi bulunur ve buradaki suyun temizliği nedeniyle, “Mavi Bayrak” ile takdir edilmiştir.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Marsala

GEZİLECEK YERLER

Marsala şehrinin kalbi “St Thomas a Becket” bölgesindedir. Bu meydanda: şehrin katedrali bulunur. Katedralin karşısındaki kafede, küçük bir mola vermenizi öneririm.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Marsala Duomo

Duomo-Katedral

Özgün Norman temeller üzerine, birkaç kez yeniden inşa edilmiştir. 17’nci yüzyılda yenilenen bina, 19’ncu yüzyılda yıkılarak yeniden yapılmıştır. Daha sonra ise, II. Dünya Savaşındaki bombardımanda ağır hasar görmüştür. Son olarak, 1950 yılında onarılmıştır.

Museo Archeologico

Marsala da görmenizi önereceğim en önemli yerlerden birisidir. Müze: Marsala burnu üzerinde, deniz kıyısındadır.
Burada, korunmuş Pön gemisi bulunmaktadır. Gemi, 1979 yılında bulunmuştur ve MÖ.3’ncü yüzyıldan kalmadır.
Bu gemi sayesinde, Arkeologlar, antik gemi ve deniz savaşı hakkında çok şey öğrenmişlerdir. 35 metre uzunluğundaki kadırganın, büyük bir hızla inşa edildiği anlaşılmıştır. Ahşap üzerine Fenikece yazılanlar, inşa teknikleri açısından araştırmacılara bilgi vermiştir. Geminin kürekçileri ve 68 kişilik mürettebatı bulunurdu.
Müzede, bu gemi dışında: Mozia adasından bulunan bulgular sergilenmektedir. Bunlar arasında bulunanlar: bazı zarif takılar, geniş bir ampfora koleksiyonu, kazı fotoğrafları, San Giovanni Battista kilisesinde bulunan Venüs’ün ince, başsız mermer heykeli.
Müzede bunların dışında: bir şarap üretim kompleksi de sergilenmektedir.

Sicilya Kuzeybatı bölümüMarsala Roman İnsula

Roman İnsula

1939 yılında, Bolo Cape yakınlarında, spor tesislerinin inşası için yapılan temel kazıları sırasında, MS.3’ncü yüzyıldan kalma Roma sitesine rastlanılmıştır. Site: 2 küçük ve sonra büyük bir villa ve güneyinde yine birkaç evden oluşuyordu. Villa: geniş bir salon çevresinde, renkli mozaiklerle süslü termal banyoları olan büyük bir yapıdır. Aynı bölgede: bunların dışında, Fenike ve erken Hıristiyanlık dönemlerine ait Nekropol, su sarnıçları ve depolar bulunmuştur.

Enomuseum

Burada: 19’ncu yüzyılın başından itibaren üretilen Marsala Şarapları geleneği ve araçları sergilenmektedir. Şehir merkezinin 3 km. güneybatısındadır.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani

TRAPANİ

Sicilya adasının batı bölümünde bulunan il toprakları, 2460 km. karelik bir alanı kapsamaktadır. Nüfus 70.000 civarındadır. Bu alan: Tiren denizinden, Sicilya boğazına kadar uzanır. Evet, şehir Egadi adaları karşısında, denize uzanan bir orak şeklinde yarımadadır. Bölgede: Erice dağı ve tuz üretimi önem kazanır ki, tuz üretimi çok eski dönemlerden bu yana sürdürülmektedir.

Güzel sahil şeridi, uçurumlar, büyüleyici balıkçı söyleriyle, Trapani şehri, doğal bir güzellik sunmaktadır. Ekonomi ise, denize bağlıdır. Balıkçılık yanında, tuz, mermer ve Marsala şarabı ihracatı önem kazanır.

Afrika kıtasına en yakın İtalyan şehri olarak bilinir. Tunus’a çok yakındır ve zaten bu yüzden, tarihi süreç içinde, Kartacalılar tarafından da bir süre elde bulundurulmuştur.

Yerel kültürün izleri halen görülmektedir. Örneğin: yerel bölge sakinleri, eski dini alışkanlıklarının etkisiyle; 16-17’nci yüzyıldan kalma ahşap heykeller taşırlar.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani

Şehirdeki eski bölüm: Ortaçağ döneminden kalma, barok tarzı binaların bulunduğu bir yerdir.

Buraya yolunuz düşerse: yerel lezzetleri mutlaka tatmanızı öneririm. Özellikle: balık ustalıkla hazırlanıyor.

GEZİLECEK YERLER

Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani Chiesa di Sant’Agostino

 

Sant’Agostino Kilisesi-Chiesa di Sant’Agostino

Şehir merkezindeki bu yapı: ilk olarak 1315-1332 yılları arasında kilise olarak yapılmış ve Satürn çeşmesi ile süslenmiş küçük bir meydanda bulunmaktadır. Ancak: 1942 yılında, II. Dünya Savaşı sırasındaki bombalamalardan olumsuz etkilenmiş ve hasar görmüştür.

Daha sonra ise, 1960 yılında, ana gövde üzerine bir konser salonu olarak kullanılmak üzere günümüzdeki bina inşa edilmiştir. Bu yeni bina yapılırken: eski kilise yapısının basit ön cephesi ve kemerli kısmı, günümüze ulaştırılmıştır. Cephe her ne kadar basit olsa da, bu cephedeki “gül pencere” muhteşem bir güzelliktedir. Evet: burayı, şehre gelen her turist gibi siz de ziyaret edin ve bu gül pencere ile kapıların güzelliğini mutlaka görün.

Santa Maria del Gesu Kilisesi

Yapı. 15-16’ncı yüzyıllar arasındaki bir döneme tarihlenen bir Fransisken kilisesidir. Net olarak, 1528 yılı civarında inşa edildiği düşünülmektedir. Yapının içinde: Antonello Gagini tarafından 1521 yılında yapılan mermer gölgelik altındaki “Madonna” heykeli görülebilir. Evet, bu kilise, Sicilyalıların mermer konusundaki ustalıklarını sergiledikleri bir yer olarak önem kazanıyor ve mermer ustalığının mükemmel örneklerini burada görmek mümkündür.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani San Lorenzo Katedrali

San Lorenzo Katedrali

Katedral, Corso Vittirio Emanuele caddesi üzerinde, yani şehrin tarihi merkezindedir. Yapı: 1421 yılında, Alfonso Magnanimous’un emriyle yapılmaya başlanmış ve bugünkü görünümüne, 18’nci yüzyılda ulaşmıştır. Resim ve sıva süslemeleri ise, 1794-1801 yılları arasında yapılmıştır.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani Fontana di Tritone

Fontana di Tritone

Bu “Triton havuzu” olarak da bilinir. Havuz: Barok heykeltıraş Gian Lorenzo Bernini tarafından, 17’nci yüzyılda yapılmıştır. Piazza Barberini meydanındadır. Tritone: antik küçük bir deniz tanrısı olarak bilinir ve açılan bir deniz kabuğu üzerinde, diz çökmüş deniz adamı olarak betimlenmiştir.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani Plajlar

Plajlar

Sicilya adasının batı bölümündeki bu bölge: dinlenme ve eğlence arayışındaki pek çok turisti ağırlamaktadır. Plajların muhteşem güzelliği ilgi çekmektedir. Trapani şehrinde iki ana plaj alanı bulunmaktadır. Bunlar: Marausa Lido ve Lido San Giuliano’dur.
San Giuliano: şehir merkezine yürüyerek 20 dakika uzaklıktadır. Burada, cankurtaran hizmeti veriliyor, ayrıca şezlong, şemsiye kiralayabilirsiniz.

Torre di Ligny-Deniz Feneri

Şehrin eski bölümündedir. 1671 yılında, Sicilya Kralı Lamoral Claude tarafından inşa ettirilmiştir. Yapılış amacı, Berberi korsanlara karşı şehri korumaktadır. 1861 yılında çatısına bir silah monte edilmiştir. Hatta: II. Dünya savaşı sırasında da, kulenin çatısına uçaksavar monte edildiği söylenmektedir.
Kule, 1979 yılında restore edilmiştir. Kulenin içinde günümüzde bir müze bulunmaktadır.

Museo di Preistoria e del Mare-Prehistorya ve :Deniz Müzesi

Müzede: arkeolojik nesneler, amforalar, çapalar, antik Yunan, Roma ve Kartaca dönemine ait objeler sergilenmektedir. Bu eserler: müzede bulunan iki bölümde sergileniyor. Sergilenen eserler arasında, en öne çıkanı ise: MÖ.241 yılındaki Pön savaşından kalma: bir kask parçasıdır. Ayrıca: müzenin çatı bölümünden, Edice dağı bölgesi, Trapani körfezi bölgesi görülebilmektedir. Manzara muhteşem, buraya yolunuz düşerse, mutlaka çıkın.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani Salt Flats

Salt Flats

Burada, binlerce yıldır, deniz suyundan, buharlaşma süreci kullanılarak tuz çıkarma işlemleri yapılmaktadır. Buradaki düz tavalar: her yıl Şubat ve Mart aylarında: su kanalları ve yel değirmenleri aracılığı ile tuzlu deniz suyu ile doldurulur. Mart ve Temmuz aylarında ise: su seviyesi yavaş yavaş, güneşli günlerin etkisiyle buharlaşarak iner ve su içeriğindeki konsantre tuz kalır. Evet: su tamamen buharlaştırıldıktan sonra, Temmuz ayında, tuz hasadı başlar. Tuz sonra kurutulması için istiflenir.
Tuzun nasıl yapıldığını öğrendik. Peki, bu alanın başkaca özelliği nedir? Bu alan günümüzde “Dünya Vahşi Yaşam Fonu” parçasıdır. Aynı zamanda, korunan bir “Kuş Cenneti”dir. Tavalar, bazen sırf su kuşlarının keyfi için, deniz suyu ile doldurulur. Burada: genellikle, büyük beyaz balıkçıllar, flamingolar, siyah kanatlı stits türü kuşlar görülür. Doğal olarak, kuş severler, fotoğraf çekmek üzere burayı ziyaret ediyorlar.

Museo del Sale-Salt Marshes Müzesi

Şehrin hemen güneyinde: Nubia kıyısında bulunan “Museo del Sale”: doğayı ve tuz çıkarma işlemlerini açıklamaya adanmış bir müze olarak dikkati çeker. Tuz imalatında modern makineler gelmeden önce neler yapıldığı görülüyor ki, bu aletler, 1964 yılına kadar kullanılarak, burada tuz üretilmiştir.
Müzeye giriş ücretlidir, 3 Euro. Müzenin hemen yanında bir kafe bulunuyor. Burada: tuz sürecini açıklayan fotoğraflar ve objeler bulunuyormuş, ilginizi çekerse gidebilirsiniz.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Trapani Favignana

Favignana

Burası: şehir merkezinden teknelerle ulaşılan bir balıkçı köyüdür. Burada: sezon dışında yalnızca balıkçı tekneleri ve birkaç sessiz restoran görünür.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Ustica

USTİCA

Burası: Palermo şehrinin 52 km. kuzeyinde, yaklaşık 9 km. uzunluğundaki bir adadır. Volkanik adanın kapsadığı alan, 8.6 km. karedir. Adada; 1370 kişi yaşamakta olup, bunlar balıkçılık ve turizm ile geçinirler.

Adaya ulaşmak için: Palermo şehrinden feribota binmek gerekir. Bu feribot ile, 2.5 saatlik bir yolculuktan sonra adaya ulaşılır.

Adanın en büyük özelliği: sahil kısmında bulunan çok sayıdaki mağaradır. Bu nedenle: Ustica, özellikle tüplü dalış meraklıları için yoğun olarak tercih edilen bir yer olmaktadır. Burada: birçok dalış okulu bulunur. Adanın güzel, temiz ve berrak sularında, sahil çevresinde çok sayıda su altı mağarasına dalış yapılmaktadır. Bu çok sayıda mağara arasında öne çıkanlar: Grotta Azzurra, Grotta di San Francesco il Vecchio.

Ustica çevresinde: akıntılar nedeniyle, deniz özellikle temizdir ve kirlilik görülmez. Bu yüzden: flora ve fauna, farklı türden deniz canlıları için ideal koşullar sağlamaktadır.
Görüş 40 metre derinliğe kadar uzanır. Dipte ise, Akdeniz’in ciğerleri olarak nitelendirilen etkili yosun çayırlıkları bulunur. Yüzeyin hemen altında ise: beyaz sarpa sürüleri, karagöz ve diğer balık türleri görülür.
Kaya yüzeylerinde ise, rengarenk süngerler görülür.

Adanın bu sualtı zenginlikleri; 1987 yılında, bölge milli park ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Sicilya Kuzeybatı bölümü Ustica Deniz Milli Parkı

DENİZ MİLLİ PARKI

Ustica kıyı şeridi, denizaltında habitatlarda bulunan fauna, büyük doğal çeşitlilik içermektedir. Bu doğal çeşitliliği korumak için, 1987 yılında, burası milli park ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Milli park: özel sarı renkli şamandıralarla işaretlenmiş, 350 metrelik bir bölüm boyunca uzanır. Burada, yüzmeye ve sualtı fotoğrafçılığına izin verilir ancak zıpkın, kanca ve olta balıkçılığı, ticari balıkçılık ve tekne girmesi yasaktır.

Evet, su altı dalış merakınız yoksa, bu kez: adanın su altı güzelliklerini görmek için: 20 kadar yolcu taşıyan ve cam tabanlı teknelerle, gezintiye çıkabilir ve sualtı dünyasını görebilirsiniz.

Sonuç olarak: Ustica adası: Kızıldeniz bölgesindeki su altı yaşamını izlemek isteyenler için ideal imkanlar sunmaktadır. Burada bulunan dalgıç okullarında eğitim alabilir veya dalgıç iseniz, gerekli malzemeleri temin ederek, tüplü dalış yapabilir ve su altındaki muhteşem dünyayı gözlemleyebilirsiniz. Bunun haricinde, adanın başkaca özelliği yok.

Sicilya Genel

Sicilya Genel

Sicilya denilince: çoğu insanın aklına küçük bir ada ve Mafya gelmektedir. Ama, inanın bu ada: tarihi ve turistik birçok özellik taşıyor. Öncelikle: adanın antik dönem ve Ortaçağdan kalma, muhteşem bir tarihi-kültürel yapısı var. Yani, bu adada: antik dönem Grek ve Roma dönemine ait muhteşem kalıntıları görebilirsiniz. Öte yandan: ada, Etna yanardağı ile, ziyaretçilerine başka hiçbir yerde yaşanamayacak bir heyecan yaşatıyor. Son olarak: özellikle adalar olmak üzere, adanın güney kıyılarında muhteşem koylar, plajlar ve deniz varlığını unutmamak gerekir. Bence, zaman ayırın ve Sicilya’ya gidin, inanın güzel  zaman geçireceksiniz.

Ben: Sicilya hakkındaki gezi notlarımı: beş bölüm halinde topladım ve sizlere aktarıyorum. Bunların başında: Palermo şehri geliyor. Palermo şehrini anlattığım bölümün ardından, adayı dört bölüme ayırdım ve bu bölümlerde, tarihi ve turistik özellikleri olan şehir ve kasabaları, yazılarımda sizlere anlatıyorum. Sizler: Sicilya adasını ziyaret edeceğiniz zaman, bu notların okuyup, ilginizi çeken yerleri, bir harita üzerinde işaretleyebilir ve daha sonra, oralara gitmek için, adadaki zamanınıza göre bir gezi planı-rotası yapabilirsiniz.

Evet, Sicilya Akdeniz’in en büyük adasıdır. İtalya ana karası ile arasında, Messina boğazı bulunmaktadır.

Sicilya: 25.808 km. karelik yüzölçümü ile, Akdeniz’in en büyük adasıdır. Nüfusu, yaklaşık 5 milyon civarındadır ki, bu nüfus yoğunluğu ile Akdeniz’in en kalabalık adasıdır. Aynı zamanda, İtalya’nın en büyük bölgesidir.

Ada: genellikle dağlıktır, yani burada ova ve plato gibi düzlükler çok azdır.

Adanın doğusundaki Etna yanardağı, 3323 metre yüksekliktedir ve Avrupa’nın en yüksek aktif yanardağıdır.

Adanın çevresinde: “Aeolian, Ustica, Egadi, Pantelleria, Pelagie adaları bulunur. Pelagie adalarının en büyüğü olarak bilinen “Lampedusa” aynı zamanda Avrupa kıtasının en güney ucunu oluşturur. Bu ada: Kuzey Afrika’da Tunus ülkesine 112 km ve Sicilya adasına ise 200 km. uzaklıktadır.

Adanın çevresini saran Akdeniz: bölgelere göre değişik isimlerle bilinir. Bazı yerlerde “Tiren denizi” dediğimde şaşırmamak adına bunları açıklamakta yarar var. Adanın Messina boğazı tarafına “İon denizi” deniliyor. Palermo tarafında “Tiren denizi”, Agrigento tarafına “Sicilya denizi” deniliyor. Ama, bunların hepsi temelde “Akdeniz” dir.

Sicilya Genel

TARİHİ

Sicilya, Akdeniz’in ortasındaki kritik konumu nedeniyle, uzun bir tarihi geçmişe sahiptir ve bu tarihi geçmiş sürecinde, farklı tarihlerde farklı devletler tarafından istila edilmiştir. Bu yüzden, ada, farklı kültürlerin izlerini taşır. Adanın ilk yerleşimcileri ise: Akdeniz’in diğer yerlerinden geldiği düşünülen “Sicani Uygarlığı” dır. Daha sonra, MÖ.8’nci yüzyılda: Fenikeliler, Kartacalılar ve Grekler tarafından ele geçirilmiş ve MÖ.244 yılında, Sicilya adasının tümü Roma egemenliğine girmiştir. Daha sonra takip eden 600 yıl boyunca, adada, Romalılar hüküm sürerler.
Evet, Roma imparatorluğunun çöküşünden sonra: adada, Bizans egemenliği görülür ve Bizanslıların zayıflamasının ardından, bu kez, Araplar Sicilya’yı ele geçirirler. MS. 966 yılında, tüm ada, Arap egemenliğine girer ve Palermo şehri, dünyanın önemli şehirlerinden biri haline gelir.
Takip eden süreçte, bu kez Normanlar adayı istila ederek ele geçirirler. 19’ncu yüzyılın sonlarında, adada, güçlü bir monarşi yönetimi görülür. Daha sonra ise “Norman Hauteville” hanedanı ortadan kalkar ve yerine “Hobenstaufen” hanedanı yönetimi ele geçirir. Ancak, hanedan ile Papalık arasındaki anlaşmazlık nedeniyle, 1281 yılında, bu kez Fransızlar adayı ele geçirirler. Ancak, gerek Fransız yönetimi ve gerekse ağır vergiler nedeniyle, ada halkı, 1282 yılında isyan ederler. Bu durumdan yararlanan “Aragon kralı” bu kez adayı ele geçirir ve1409 yılına kadar, Aragon hanedanı adayı yönetir. 1479 yılına gelindiğinde, bu kez İspanyollar adayı işgal ederler.
1860 yılına gelindiğinde ise, ada: “Garibaldi” tarafından işgal edilir ve “İtalya Birliği” ne katılır. Ancak, Sicilyalılar, buna tepki gösterirler. 1866 yılında, adada, İtalya’ya karşı çıkan ayaklanma, zorlukla bastırılır. Bu tür ayaklanmaların devam etmesi üzerine, bölgeye ağır ekonomik ve siyasi baskılar uygulanır. Sonucunda ise, adadan dışarıya büyük göç yaşanır.
1894 yılında merkezi hükümetin baskıları şiddetlenince, bu kez, radikal yönetime tepki olarak, adada organize suç örgütleri yani “Mafya” gelişir. 1943 yılında, II. Dünya savaşında, müttefik güçler, adaya çıkarma yaparlar ve bu hareket, yerel Mafya örgütü tarafından da desteklenir.
1948 yılına gelindiğinde: İtalya Anayasası ile, adaya, kısmı özerklik tanınır. Yani, ada, bölgesel bir parlamento tarafından yönetilmektedir. İdari yapı bakımından: 9 şehre bölünmüştür.

Bunlar

1. Palermo
2. Messina
3. Catania
4. Syracuse
5. Ragusa
6. Agrigento
7. Caltanissetta
8. Enna
9. Trapani

Sicilya, tarih boyunca çok sayıda doğal afet ile karşılaşmıştır. Messina bölgesinde 1693 ve1908 yıllarında iki büyük deprem olmuştur. 1669 yılında ise Etna yanardağı patlamış ve Catania bölgesi büyük zarar görmüştür. Etna yanardağı, takip eden yıllarda: 1923-1971-2001-2003 yıllarında tekrar faaliyete geçerek patlamıştır.

Sicilya Genel
Sicilya Genel

TURİZM

Ada: dil, doğa, kültür ve mimari stiller bakımından birbirine yakın olsa da, 4 bölgeye ayrılarak incelenmektedir.
Bunlar:

1. Kuzeybatı

Burada: arkeolojik açıdan önemli şehir ve kasabalar bulunur.
a. Palermo
b. Segesta
c. Solunto
d. Mozai
e. Erice ( bu ortaçağ kasabası, özellikle görülmeye değerdir.)
f. Marsala (burası şaraplarıyla ünlüdür)
g. Trapani
h. Ustica
i. Egadi adaları

2. Kuzeydoğu

a. Etna dağı
b. Aeolian adaları
c. Messina
d. Catania (mutlaka görülmelidir)
e. Taormina (mutlaka görülmelidir)

3. Güneybatı

a. Agrigento: Burada, Yunan dönemine ait muhteşem tapınaklar bulunan “Tapınaklar vadisi” bulunmaktadır.
b. Sciaccio
c. Piazza Armerina (burada Roma dönemine ait muhteşem bir villa bulunmaktadır.)
d. Caltanissetta
e. Enna
f. Pantelleria
g. Pelagie adaları

4. Güneydoğu

a. Ragusa
b. Noto
c. Syracuse

Sicilya denilince ilk akla gelen, adanın iç kısmında bulunan “Etna Yanardağı” dır. 3325 metre yükseklikteki Etna yanardağı: adanın doğu kısmında, Messina ve Catania şehirlerine yakın, Avrupa kıtasının aktif ve en yüksek yanardağıdır. Yükseklik denilince, bu dağın yüksekliğinin sürekli değiştiğini söylemek gerek. Çünkü: 1866 yılındaki son püskürmeden önceki yüksekliği, günümüzden 22 metre daha fazla imiş. Dağın taban çevresi: 140 km. varır.

Sicilya denilince elbette önce “Etna” yanardağı geliyor, ama hemen ardından “Mafya” akla geliyor. İlk mafya ailesi, Sicilya adasında kurulmuş ve Mafya ismi, Sicilya kökenlidir. Mafyanın adada en meşhur olduğu yer ise “Corleona” kasabasıdır.

Evet, Sicilya adasına gidecekseniz, Paskalya haftasını tercih etmemenizi öneririm. Hani, Paskalya döneminde, malum buralara ülkemizden ucuz turlar düzenleniyor ama unutmamak gerekir ki, bu dini hafta boyunca Sicilya’da hayat duruyor. Zaten, bölgenin bir diğer özelliği de, her gün saat: 13.00-16.00 arasında “siesta” geleneğinin bulunmasıdır, yani bu saatler arasında uyuyorlar, her yer kapalı, hayat duruyor.

Küçük şirin adaları bulunuyor. Bunlar

a. Eolie-Lipari
b. Ustica
c. Egadi
d. Pantelleria
e. Pelagie

Sicilya Genel

ULAŞIM

Adadaki havaalanları, yalnızca “Palermo” ve “Catania” şehirlerinde bulunur. Yaz aylarında: Palermo ve Genova ile Livorno ve Napoli arasında ise, feribot seferleri bulunmaktadır. Messina-Napoli arasında, feribot seferleri, adaya ulaşımın en etkin yoludur. Bunun dışında, adalıların birçoğu özellikle meskun mahallerde skoter kullanıyorlar ki, bazı yerlerde ulaşım için eşek kullanıldığını da görmek mümkündür.

Sicilya Genel

İKLİM

Sicilya adasında Akdeniz iklimi görülür. Buna bağlı olarak, en sıcak dönem Temmuz-Ağustos aylarıdır. Kasım-Aralık-Ocak ve Şubat aylarında ise, Avrupa’nın diğer bölgelerine nazaran daha ılıman yani yağmurlu bir iklim görülür. Dolayısı ile, burayı ziyaret etmek isterseniz, bence Temmuz-Ağustos ayları dışında gidin ve rahatlıkla gezebilirsiniz. Hatta: en güzel zaman derseniz, Eylül-Ekim aylarını önerebilirim. Ancak: elbette adanın gideceğiniz bölgesine göre, iklimde az da olsa farklılıklar görülebilecektir. Örneğin: adanın iç kesimlerinde deniz seviyesinden yüksek yerlerde, kıyılardaki gibi ılıman Akdeniz iklimi beklemek olmaz, buralar aşırı soğuk olmasa da, yağmurlara karşı tedbirli olmak gerekir.

DİL

Dil denilince, Sicilya’da İtalyanca konuşuluyor ama lehçeleri bir gariptir. Yani, İtalyanca bilenler bile bu lehçeyi konuşmakta zorluk çekerler. Bunun dışında, Sicilyalıların büyük çoğunluğunun tek kelime İngilizce bilmediklerini de söylemeliyim. Ama ada insanı gerçekten çok yardımseverdir ve beden dilini kullanarak, kolaylıkla anlaşabilirsiniz.
Evet, gerçekten Sicilyalılar, hani Mafya filmlerinde görüldüğü gibi asık suratlı insanlar değiller, gayet cana yakın ve yardımseverler.

Sicilya Genel

GÜVENLİK VE İNSANLAR

Sicilya, her ne kadar Mafya’nın ana yurdu denilse de, ada, İtalya’nın diğer birçok şehrine nazaran daha güvenlidir. Ancak, yine de tedbirli olmakta yarar vardır.
Sicilya insanı: İtalya’nın diğer birçok bölgesinden farklı olarak daha cana yakın ve yardımseverdir.

Sicilya denilince, haritalara baktığınızda görünce belki dikkatinizi çekecektir: İtalya ülkesi, çizme gibi Akdeniz’e uzanır ve bu çizme gibi görüntü, hemen önündeki bir olguyu, yani Sicilya adasını “tekmelemek” ister gibi durur. İlginç olsa da, hadi bir bakın haritaya, bu söylediğime inanacaksınız.

Takım elbiseli, bıyıklı, esmer tenli, delikanlı erkeklerin şehri. Bunları görünce, hani bir de Mafya olayını bilince, ister istemez insanın içine bir ürperti geliyor ama gerçekte turist olarak bu adayı ziyaret ettiğinizde böyle bir korkuya kapılmanıza gerek yok. Çünkü: Sicilya insanı, samimi, cana yakın ve sevecendir. Bir anlamda, bu insanları ülkemizdeki Anadolu insanına benzetmek te mümkündür. Çok farklılar ve insani yönleri ağır basıyor. Ama, bu insanlar asla İtalyan’ım demezler ve “Sicilyalıyım” demeyi tercih ederler. Öte yandan, özellikle Kuzey İtalya’da yaşayanlar da Sicilyalıları, İtalyan olarak kabul etmezler.

Sicilya Genel

YEME-İÇME

Evet, Sicilya adası tamamen turistik özellikler taşıyor ve yeme-içme çok pahalıdır. Yani, bir dilim pizzaya Roma şehrinde 7.5 Euro ödeyince şaşırmıştım ama burada, küçük bir pizza için 17 Euro ödemek gerekiyor. Bir kola içmeye kalkarsanız, Roma şehrinde, 2.5 Euro olan kola, burada 10 Euro kadar ücretle sunuluyor. Dikkat etmelisiniz, bir yere gittiğinizde menüye bakmadan bir şeyler yiyip içmemenizi öneririm.
Bunun dışında: adada, muhteşem bir deniz ürünleri yemek kültürü var. Deniz yosunu, deniz kestanesi ve daha birçok deniz ürünü ve mahsulünü yiyecek hale getirip yiyorlar ve turistlere de ikram ediyorlar. Bunun dışında ise: ada halkı domuz ve at eti tüketiyor. Ama, at eti, restoranlarda değil, yalnızca evlerde tüketiliyor.
Adada yerel lezzetlerden tatmak isterseniz “caponata” denilen bir tür patlıcanlı yemek düşünebilirsiniz. Ayrıca: “rocotto” peynirleri çok lezzetlidir. Bu peynirden bir tür tatlı da yapıyorlar ki, mutlaka deneyin derim.
İçecek olarak ise: bu adada her türlü meyvenin likörü yapılıyor, tercihinize göre bunları da deneyebilirsiniz.

Evet, tarihi geçmişinde, adanın, farklı kültürlerin etkisinde kalması: mutfağının da gelişmesine neden olmuştur. Yani, Sicilya mutfağı çok zengin ve lezzetlidir. Hatta: bize uygun olarak “ekmek” buranın vazgeçilmez gıdasıdır. Birbirinden farklı ve lezzette, çok çeşitli ekmekler bulabilirsiniz. Yine, makarna birçok çeşitte ve lezzette yapılır. Hatta, makarna düşünürseniz, deniz ürünleri ile zenginleştirilmiş makarna denemelisiniz. (mürekkep balığı ile yapılan “pasta al nero di sepia” deneyin)
Arap mutfağından gelen “pirinç” de burada etkindir. Pirinç, çeşitli yiyeceklerde sıkça kullanılır. Et olarak ise: oğlak ve kuzu eti kullanılır. Balık bol ve ucuzdur. Özellikle “Sardalya” balığı, buranın en tercih edilen deniz ürünüdür.

Sicilya Genel

İÇKİ

Adada, şarap kaliteli ve ucuzdur. Her restoran, cafe ve barda, kaliteli ev şarapları bulmak mümkündür. Ayrıca: yine adaya özgü likörler lezzetlidir. Özellikle: bademli, limonlu ve farklı meyvelerin özü ile yapılan likörleri mutlaka tatmalısınız. Bunların arasında, mutlaka deneyin diyeceğim, limon aromalı “lemonçello” likörüdür. Hatta: bunu hediyelik olarak satın alabilirsiniz. Ama, Sicilya adasına gelip te Marsala şarabı almasanız, sanırım büyük eksiklik olur. Marsala şarabı dünyaca meşhur olması ile önem kazanıyor.

Sicilya Genel

ALIŞVERİŞ

Adada, adaya özgü bir şeyler satın almak isterseniz, özellikle “Palermo” şehrinde birçok alternatif bulabilirsiniz. Sicilya’da, buraya has bir hediyelik eşya var ve bunun adı “trinacrea” dır. Bu: 3 bacaklı ve Medusa’ya benzerdir. Bunun dışında: canlı renklerle süslenmiş seramik süs eşyaları, lav taşından yapılmış eşyalar, adanın simgesi olan ve sarı-kırmızı renklerin kullanıldığı at arabaları ve el arabaları minyatürleri olabilir. Ayrıca: tahtadan yapılmış kuklalar da ilginizi çekebilir. Sicilya adasının birçok yerinde, seramik eşyalar da önem kazanıyor ve hediyelik olarak tercih ediliyorlar. Son bir not, adadan iyi bir hediyelik eşya olarak Marsala şarabı veya limon likörü satın alabilirsiniz.

İtalya Como gölü

2018.02.01-2-Como gölü.7.Genel.9c
İtalya Como gölü

Gölün ismi İtalyanca da “Lago di Como” yani “Como gölü” olarak geçer. İtalya nın kuzeyinde Lombardiya bölgesinde bulunan bir buzul gölüdür. Büyüklüğü 146 km karedir. Maksimum uzunluk 46 km. maksimim genişlik 4.5 km ve ortalama derinlik 154 metredir. Ancak bazı yerlerde derinlik 425 metre olmaktadır. Bu derinlik ile Avrupa’nın en derin göllerinden birisidir. İtalya’nın en büyük 3’ncü gölüdür. Denizden yüksekliği 198 metredir.

Como gölü: Roma döneminde itibaren günümüze kadar olan süreçte, aristokratlar ve zenginlerin popüler bir tatil merkezi olmuştur. Buna bağlı olarak göl kıyısında çok sayıda villa ve saray yapısı bulunur.

Göl kıyısında: Bellagio, Menaggio ve Lierna isimli küçük kasabalar vardır ve bunlar arasındaki ulaşım: teknelerle yapılmaktadır. Lake Como feribot servisi, ilk olarak 1826 yılında başlamıştır. 1952 yılından beri bu hizmet Gestione Comminissariale isimli bir hükümet kuruluşu tarafından yürütülmektedir.

ULAŞIM

Como gölü: Milano şehrine trenle yarım saat ve İtalya’nın İsviçre sınırından sadece birkaç kilometre uzaklıktadır. Yani ulaşım bağlantıları mükemmeldir. Milano Como arasında işletilen Ferrovie dello Stato isimli trenler, Como San Giovanni istasyonunda dururlar. Tren istasyonu kasabanın biraz dışındadır, yani yanınızda ağır bagaj varsa, merkeze ulaşmak için bir araç bulmanız gerekir. Como rıhtım yakınında ise, bir otogar bulunuyor. Ancak özellikle yaz aylarında, hafta sonlarında Milano şehrinden Como ya muhteşem bir akın olduğunu unutmayın, yani ulaşım süreleri uzamaktadır.

İKLİM

Como gölünü ziyaret etmek için en uygun zaman: Mayıs-Eylül ayları arasıdır ve en sıcak aylar Temmuz-Ağustos aylarıdır. Temmuz-Ağustos aylarında ortalama sıcaklık 22 derece civarındadır. Ancak sıcaklık 35 dereceye kadar yükselebilir. Burada yılda 200 gün güneş görülür. Kar genellikle nadiren ve yüksek rakımlarda görülür. Kalabalıktan hoşlanmıyorsanız, Haziran-Ağustos ayları arasında buraya gelmeyin.

NE SATIN ALINIR

Como, ipek ticaretinde önemli bir şehirdi ve gölün çevresinde hala yüksek kaliteli Como ipekleri satılan dükkanlar görülür. Buralardan ipek eşyalar, eşarplar ve kravatlar satın alabilirsiniz. İpekli ürünlerin sergilendiği “Museo della Seta” kasaba merkezinin hemen dışındadır.

2018.02.01-2-Como gölü.4.Katedral.3a
İtalya Como gölü

TURİZM

Harika manzara, tarihi kiliseler ve feribot ile yolculuk ve diğer bazı su etkinlikleri yapılıyor. Gölün en büyük özelliği: kıyısında ünlü Hollwood Starı George Clooney’in evinin bulunmasıdır. Ayrıca: Madonna ve Richard Branson gibi ünlülerin de burada evleri bulunuyor.

2018.02.01-2-Como gölü.7.Genel.12c
İtalya Como gölü
2018.02.01-2-Como gölü.7.Genel.10a
İtalya Como gölü

 

 

COMO KASABASI

Hareketli ve keyifli bir kasabasıdır. Como gölünün doğu güney ucunda, doğal bir konuma sahiptir. Kasabanın uzun bir geçmişi, canlı caddeleri ve yoğun bir rıhtım alanı vardır. Kasaba: iki tanınmış Romalı yazar ile (Pliny Elder ve Pliny Youngnal) burada doğmuştur ve katedrallerde heykelleri bulunmaktadır. 20’nci yüzyılın ünlü İtalyan mimarı Giuseppe Terragni de buralıdır. Como çevresinde, Terragini tarafından tasarlanan çeşitli yapılar görülebilir. Piazza Cavour: hediyelik eşya dükkanları ve kaldırım kafeleriyle doludur. Bunlar rıhtıma bakar ve feribot iskelesini görür.

2018.02.01-2-Como gölü.4.Katedral.6a
İtalya Como gölü

 

 

Katedral

Como gölünü ziyaret ederseniz, doğal güzellikler yanında, bence bu tarihi güzelliğin bulunduğu katedrali de ziyaret edin. Çünkü burası İtalya’nın en etkileyici katedrallerinden birisidir.

Giriş ücretsizdir, sadece içeri girerseniz, kilisenin rahibi kiliseye yardım adı altında “1 er Euro” para topluyor. Yani bu para giriş ücreti değil, kiliseye yardım adı altında bir anlamda isteğe bağlı olarak toplanıyor. Özellikle katedralin içindeki duvar halılarının muhteşem güzelliklerini görmek için içeriye girin. (Aslında karanlıkta bunların güzellikleri pek anlaşılmıyor ama gördüğüm kadarı ile bu halılar ince ve uzun yıllara dayalı işçilik ürünü)

Burayı ziyaret ederseniz ki bence içeriye mutlaka girin: kıyafet zorunluluğunu unutmayın özellikle erkekler başlarında şapka, bere gibi bir şey varsa, girerken mutlaka çıkarsınlar.

Bu etkileyici kilise: 1396-1740 yılları arasında yani 350 yıl boyunca inşa edilmiş, yüksek sekizgen kubbe ile taçlandırılmıştır. 1730 yılında: Romanesk çan kulesi, çukurlarla süslü gotik cephe, sivri kemerler ve bitişik çizgili logyalar, Rönesans tarak nişleri ve geç barok kubbe Filippo Juvarra tarafından eklendi. Mermer kaplı yapı: Rönesans ve gotik mimari özellikler gösterir. Cephe 15’nci yüzyıldan kalmadır. Kubbe Filippo Juvarra tarafından 18’nci yüzyılda tasarlanmıştır. Yukarı da da söz ettiğim gibi, bu katedralde, diğer birçok benzerinde olmayan bir özellik var: duvar halıları.

Füniküler

Como’nun tepesindeki muhteşem manzarayı izlemek isterseniz, tepenin üst kısmına çıkın. 1894 tarihinde açılan feniküler demiryolu hattı, Como dan Brunate ye kadar olan tepeyi geçer. Her iki yönden 15 dakikada bir hareket eden araçlar, tam ortada karşılaşırlar. Brunate denen yerdeki manzara çok güzeldir. İki durak arası 7 dakikadır. Gidiş dönüş bileti: 5.30 Euro’dur. Brunate: Deniz seviyesinden 720 metre yüksekliktedir. Burada: barok “Chiesa di San Andrea”, soluk pembe dış cephesiyle ve çan kulesiyle önem kazanır. 1927 yılında inşa edilen ilk feniküler durağı yine buranın ilgi çeken yeridir.

genel.0
İtalya Como gölü Villa Olmo

Villa Olmo

Göle bakan Neoklasik yapı kremalı cephesiyle Como sahillerindeki en görkemli binadır. Fazla abartılı olmayan yapı, 1728 yılında Odescalchi ailesinden Pope Innocent XI tarafından yaptırılmıştır. Özellikle yapının iç mekanı hayranlık uyandırır. Günümüzde çeşitli sergi ve etkinlikler için kullanılmaktadır. Villa bahçeleri halka açıktır.

villa del balbianello.2
İtalya Como gölü Villa del Balbianello-Lenno

Villa del Balbianello-Lenno

Bu yapı, gölün batı kıyısındadır. Lenno’nun ana meydanından, göl kıyısına doğru yaklaşık 1 km. lik bir yürüyüşle ulaşılır. Villa Kardinal Angelo Durini tarafından 1787 yılında yaptırılmıştır. II. Dünya Savaşından sonra, bir süre müttefik komutanlar tarafından kullanılmıştır. Bahçe Monzino tarafından Rönesans ihtişamıyla restore edilmiştir. Bölgenin büyüleyici manzarasına sahiptir. Tekne ya da kısa yürüyüşle ulaşılabilir. Buranın en önemli özelliği: 2006 yılı yapımı “Casino Royale” filmi ve “Yıldız Savaşları Episodu II” filminin bazı sahneleri burada çekildi.

Çünkü Como gölünün her yerinde, en dramatik yerlerden birisidir ve mimari ve göl manzaralarının çarpıcı bir güzelliği ve birlikteliğini sunar. Bu nedenle bakımlı bahçeleri birçok hayran ziyaretçiyi buraya çeker. Villanın içindeki  rehberli turlara katılırsanız: villanın son oturanı Guido Monzino nun 1974 yılında satın aldığı nefis koleksiyonu görebilirsiniz. Bu koleksiyon villanın içindeki odalardadır ve 18’nci yüzyıl İngiliz ve Fransız mobilyaları ile döşenmiştir. Ayrıca Çin, Afrika ve Kolomb öncesi sanat koleksiyonları vardır. Villa rehberli turlarla gezilebilir.

valla carlotto.1
İtalya Como gölü Villa Carlotta-Tremezzo

Villa Carlotta-Tremezzo

Tremezzo’daki feribot iniş limanından, kısa bir yürüyüşle ulaşılır. Prusya prensesi Carlotta: 1847 tarihinde annesinden düğün hediyesi olarak bu villayı aldı. Üst katta dönem mobilyalarına sahip odalar, kraliyet yaşam tarzına inanılmaz bir bakış görülür. Günümüzde villada bulunan botanik bahçeleri arasında dolaşıp, prensesin eski evini ziyaret edebilirsiniz. Bahçeler ziyarete açıktır. Giriş ücreti 9 Euro’dur. Burada Antonio Canova’nın heykelleri görülür. Avrupa’nın en iyi ormangülleri, açelyaları ve kameriyeleri buradadır. Burası müze olarak işlev görüyor.

george clooney villası.1
İtalya Como gölü Villa Oleandra-Villa Margherita

Villa Oleandra-Villa Margherita

Bu yan yana iki villanın sahibi George Clooney’dir. 2002 yılında bu evi, 7.5 milyon Euro ya satın aldığı söyleniyor. Ancak Clooney: bölge halkı ve magazincilerden şikayetçi olunca, mahkeme kararıyla bulunduğu villalara 100 metreden fazla yaklaşmak yasaklanmıştır. Bu durum, tur tekneleri içinde geçerlidir, eskiden gölde tur yapan tekneler, Clooney’in villasına yaklaşır ve burayı gezginlere yakından gösterirdi, ancak günümüzde bu yasaklanmıştır. Bu yasağa uymayanlara 600 dolar para cezası verileceği de bildirilmiştir.

Villa  Belmonte

Benito Mussolini ve Calaretta Petacci: 1945 yılında Como gölünün yanında ele geçirildiler. Yakalanmadan önce: XXIV Maggio’daki Villa Belmonte’nin kapısında partizanlar tarafından vurulup öldürülmeden önce, Mezzegra da bir villada kaldılar. Günümüzde: bu villanın dışında hatıra haçı görülüyor. Hatta villanın içinde, Mussolini’nin kaldığı odanın bıraktığı şekilde korunduğu söyleniyor.

Sonuç

Ben Como gölüne turla ve kış döneminde gittim. (Şubat 2018) Hava soğuk değildi, zaten buranın en ilgi çeken yanı ikliminin güzel olması. Kış dönemi olması nedeniyle göl ve çevresi çok sakindi ve hatta Como sokaklarında yani birkaç kişi bile görmek pek mümkün değildi. Bu sakinlik yanında: gerek göl ve gerekse çevresi kış nedeniyle karanlık, pusluydu ve buranın çok övülen yeşillik ve gölün maviliğinden bir şey hissedemedim. Burası yazın ziyaret edilmeli, ancak yazın da buranın aşırı kalabalık olduğu unutulmamalı. Sonuç olarak: Como gölünde kaldığım 3-4 saatlik sürede belki garip gelebilir ama beğenmedim. Belki kış olmasından belki de buraya ayrılan zamanın kısa olmasından, çevreye gidememekten, sonuç olarak buraya yazın gidin ve kesinlikle uzun zaman ayırın, yoksa turların ekstraları ile buraya sakın gitmeyin, hiç bir şey anlamazsınız.