Ülkenin kuzeyinde, Himachal Pradesh eyaletinin bir şehridir.
Şehir: Dhauladhar sıradağları eteklerindedir. İki bölümden oluşmaktadır, yaklaşık 22 km. lik bir alanı kapsar ve deniz seviyesinden yüksekliği: 2000 metreye kadar ulaşmaktadır. Vadinin aşağı bölümlerinde, pirinç, buğday ve çay yetiştirilir.
Şehir, Himalayalar’da bulunduğu için, iklimi: yazları çok hoş ama kış aylarında çok soğuktur. Sıcaklıklar, kış aylarında donma noktalarının altına düşer ve kalın-yünlü giysiler gerekir. Yaz aylarında, hava ılıktır.
Burayı ziyaret etmek için en uygun zaman: güneşli günlerin bol olduğu yaz aylarıdır. Yani: Mayıs-Ekim ayları arasıdır. Ama, özellikle muson yağmurları zamanında, buraya gidilmesi kesinlikle önerilmez, çünkü sık sık heyelan tehlikesi görülür.
Yukarı Dharamsala şehri: Mc Leod Ganj olarak da bilinir. Denizden yüksekliği: 2082 metredir. 1959 yılında, 14’ncü Dalay Lama: Çin Komünist Partisinin baskısı nedeniyle, Hindistan ülkesine kaçar ve burada kendisine tahsis edilen resmi konutta: sürgündeki Tibet Hükümeti varlığını sürdürür.
Burada, birçok Budist manastır ve evler var. 1960 yılından sonra, burası, önemli bir turizm ve Tibetliler için ziyaret yeri haline gelmiştir. Burada yaşayan Tibetliler, dansları ve müzikleriyle, kendi kültürlerini yaşatmaktadırlar. Ayrıca: burası, Tibet el sanatları, halı ve hediyelik eşyalarının satıldığı bir yer olarak önem kazanmaktadır.
TİBET MÜZESİ
Aşağı Dharamsala şehrindedir. Bu müzede: çeşitli minyatürler ve el sanatları sergileniyor. Bir de, Tibet sanat, kültür ve geleneklerinin korumak için kurulmuş Enstitü bulunuyor.
JOHN’S WİLDERNESS KİLİSESİ
Dharamsala şehir merkezine, yaklaşık 7 km. uzaklıktadır. 1852 yılında yapılmıştır. Özellikle, muhteşem güzel vitray pencereleri ilgi çekmektedir.
CHAMUNDA DEVİ TEMPLE
Şehir merkezine 15 km. uzaklıktaki, küçük bir köydedir. Buradan: dağlar ve ormanların muhteşem manzaralarını görmek mümkündür.
Hindistan Himachal Pradesh- Dharamsala-Kangra
MAHARANA PRATAP SAGAR
Burası, “Pong Barajı” olarak biliniyordu. Daha sonra ise, büyük bir yurtsever olan “Maharana Pratap (1572-1597) onuruna adanmıştır. 1976 yılında yapılmıştır. 1983 yılında ise, buraya, bir vahşi hayat bölümü eklenmiştir. Burada: 54 civarında kuş türü barınıyormuş. Bunun dışında: geyik, hint ceylanı, leopar da görülüyor.
NORBULİNKA ENSTİTÜSÜ
Şehir merkezine 4 km. uzaklıktadır. Burası, Tibet kültür enstitüsü olarak da bilinmektedir. Sürgündeki Tibetliler, sanat ve kültürlerini korumak ve teşvik etmek amacıyla, burayı kurmuşlardır. Japon etkisi görülmektedir.
TSUG-LAG-KHAN
Burası, şehir merkezindeki katedraldir. Tibet ülkesi dışında: en büyük Tibetli tapınak ve bazı güzel heykeller ve güzel duvar resimleri görülmektedir. Ayrıca, geniş bir meditasyon salonu bulunuyor. Kompleksin bodrum katında ise, Tibetli gençler için iş-eğitim merkezi olarak kullanılan bir yer bulunuyor.
Dalay Lamanın ikametgahının hemen karşısındadır. Hintliler tarafından da, Ana Tapınağı olarak bilinir. Büyüleyici bir huzur hakimdir.
Hindistan Himachal Pradesh- Dharamsala-Kangra
KANGRA ŞEHRİ
Himachal Pradesh eyaletinin batı kesiminde, Dharamsala şehrinin yakınlarındadır.
Şehir tapınaklarıyla ünlüdür. Bu mabetlerin en ünlüsü ise: tanrıça Vajresvari adına yapılmış olanıdır. Şehirdeki kale özellikle görülmeye değerdir. Çünkü: muhteşem bir vadi manzarası görülmektedir.
Şehir yani aslında küçük kasaba da denilebilir; bir zamanlar “Chand” hanedanının hükümdarlarına başkentlik yapmıştır.
Şehri ziyaret etmek için en uygun zaman: Mart-Haziran ayları arasındaki dönemdir. Temmuz-Eylül ayları arasında muson yağmurları başlar. Burası, ülkenin en fazla yağış alan, ikinci bölgesidir.
VAJRESHWARİ TAPINAĞI
Burası, geçmişte, biriken zenginlikleri nedeniyle, birçok kez yağmalanmıştır. Özellikle: 1009 yılında, altın ve gümüşlerden oluşan muhteşem bir hazine yağmalanarak buradan götürülmüştür. 1360 yılında, Delhi Sultanlığı tarafından, tapınak yeniden yağmalanır.
Ancak, 17’nci yüzyıl başlarında, Babür İmparatoru Şah Cihan zamanında, tapınak, yeniden saf gümüş plakalar ile döşenmiştir. Daha sonra, bölge İngilizler tarafından ilhak edilmiştir.
Sonuç olarak: orijinal tapınak en son olarak yıkıcı bir depremle yıkılmış olmasına rağmen, mevcut aynı sitede yeniden inşa edilmiştir.
Özellikle, Hindu festivalleri sırasında, tapınak çok kalabalık oluyor. Bu festivaller sırasında, hacılar, tanrıça Durga’ya saygı ve bağlılıklarını iletmektedirler.
ŞEHİR ÇEVRESİNDE GEZİLECEK YERLER
Şehir yakınlarında, önemli tapınaklar bulunuyor. Bunların başında, şehir merkezine 15 km. uzaklıktaki, küçük bir kasabada, kayaya oyulmuş “Masrur” tapınağı var.
Burada, yekpare kayalara oyulmuş tapınakların 10’ncu yüzyılda yapıldığı sanılıyor. Günümüzde, tapınak ve heykeller, kötü şekilde olmalarına rağmen, yine de geçmişin görkemini yansıtmaktadır.
Şehir merkezinin 34 km. güneyinde, yine bir tapınak var. Jawalamukhi tapınağı: geçmiş dönemlerde, bir kısım insan için, büyük bir ilgi odağı olmuştur.
Günümüzde 2 milyon nüfusu barındırıyor. İsfahan eyaletinin başkentidir. Tahran şehrinin 414 km. güneyindedir. Tahran ve Meşhed şehirlerinden sonra İran’ın üçüncü en büyük şehridir. İran ülkesinde, kuzey güney ve doğu batı yolları buradan geçer ve bir zamanlar dünyanın en büyük şehirlerinden biri olarak bilinir ve tanınır.
Şehir, MÖ. 1200 yıllarında İsapuran adı ile kurulmuştur. Antik dönemde Ortadoğu’da ticaretin en geliştiği yerlerden biridir. Yine geçmişe yönelik bir söylenti olarak “İsfahan nısfh-ı cihan” yani “İsfahan dünyanın yarısı” denmiştir.
Yine anlatılan bir efsaneye göre, Timur şehri işgal ettikten sonra vergi sorunları nedeniyle, şehirde yaşayan tüm insanları ki, yaklaşık 70 bin kişi olduğu söyleniyor, öldürtür ve kellelerinden kule yaptırır.
Şehrin içinden geçen Zayende Rud nehri, bölgeye ılıman hava ve verimli topraklar sağlamış, böylece tarım ve meyvecilik gelişmiş.
Son bir not: Tahran şehrinin altından büyük bir fay hattı geçmektedir ve deprem korkusu nedeniyle Tahran şehrinin buraya taşınması söz konusudur.
Havaalanı
İsfahan havaalanı “İsfahan Shahid Beheshti” olarak bilinmektedir. İslam devriminden önce, askeri bir havaalanı olarak kullanılıyormuş. Tahran ve Meşhed şehirlerine günlük uçuşlar düzenleniyor. Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım taksilerle sağlanıyor. Ancak taksi tutmadan önce, birkaç kişi ile aynı taksiyi paylaşmayı denemeli ve sürücü ile anlaşmalısınız.
İran İsfahan
Turizm
Nısf-ı Cihan (dünyanın yarısı) İsfahan da İmam Camii ve firuze taşlarla işlenmiş Şeyh Lütfullah Camileri görülmelidir. Dünyanın en büyük ikinci meydanı olan Nakş-i Cihan meydanı gezilmelidir. Meydanda kısa bir fayton turu yapılmalıdır.
Ali Kapı Köşkü, Vank Ermeni Katedrali,
Tarihi İsfahan köprüleri görülmelidir.
Toplam 360 km uzunluğu ile şehri ikiye bölün Zayenderud nehri manzarası eşliğinde çay içilmelidir.
Ne Yenir
Burada İran’a özgü safranlı dondurmanın tadına mutlaka bakılmalıdır.
İran İsfahan
GEZİLECEK YERLER
İran İsfahan Nashsh-e Cihan Meydanı-İmam Meydanı
Nashsh-e Cihan Meydanı-İmam Meydanı
Şehrin en büyük meydanlarından birisidir ve dünyada ve İran’da İslam mimarisinin en seçkin örneklerinden birisidir. Bu nedenle 1979 yılında Unesco tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
160 x 500 metre ebatlarıyla Moskova Kızıl meydanın iki katı büyüklüktedir. Yani dünyanın en büyük 2’nci meydanıdır.
Meydanın çevresinde: Mescid-i İmam, Şeyh Lütfulah Camileri, Ali Kapı Sarayı, Kayseriye Çarşısı, Chel Sütun Sarayı, Sallanan Minareler bulunur. Ayrıca havuzlar muhteşem güzeldir.
Meydanda: kuklacılar, fal bakıcıları, farsça beyitler okuyan halk şairleri görebilirsiniz.
Meydana açılan iki sıra dükkanda: el sanatları, mine işli aynalar, örtüler, minderler, nargileler, halıcılar, sedef kakmacılar, antikacılar, minyatür ustaları, gümüşçüler bulunuyor. Dinlenmek için meydanın Ali kapısındaki çıkışta çimleri düşünün zaten akşam saatlerinde, bu bölüm yani çimlerin üstü piknik tarzı dinlenen şehirlileri görebilirsiniz.
Meydan çevresinde gezmek için faytonlar vardır.
İran İsfahan İmam Camisi-Nakş-e Cihan
İmam Camisi-Nakş-e Cihan
Meydanın hakim kenarına konuşlanmış İmam Camisi vardır ve en çarpıcı yapılardan birisidir.
Cami, Safeviler döneminde, Şah Abbas tarafından 1598-1638 yılları arasındaki süreçte yapılmıştır. Çünkü Şah Abbas I, saltanatının 24’ncü yılı için bu caminin yapımını 1020 yılında başlatmıştır. Ancak binanın dekorasyonu ve uzantıları halefleri yönetimi sırasında tamamlanmıştır. Baş mimar ve binanın sorumlusu Ostad Ali Ekber İsfahani ve Moheb Ali Beik’tir.
Cami, mimarisi, çini çalışmaları ve taş oymacılığı açısından, 16’ncı yüzyıl başyapıtıdır. Yapının mimarisinde seramik ve tahta oymacılığı işleri üst düzeydedir. Ayrıca yedi renkli çini süslemeleri ve hat yazılarının güzellikleri de görülmeye değerdir. (Yedi renkli çini süslemeleri: bu çini çalışmaları, yeni bir yöntem benimsenerek ve acele renkler seçilerek yapılma yöntemidir)
Böylece bazı bölümlerde yeni tarz ile dekore edilmiş ve eski ve bu süslü çinilerle bazı ışık koşullarına göre farklı bir renk ortaya çıkmaktadır.
Caminin ilginç özelliklerinden birisi de güney bölümünde dev kubbenin ortasında sesin yankılandığı yerdir. Bu akustik özelliklerden sadece 12 tanesi insan kulağı tarafından algılanmaktadır. Bu kubbenin yüksekliği 52 metredir. Minareler ise 42 metre yüksekliğe ulaşır.
İran İsfahan Şeyh Lütfullah Camii
Şeyh Lütfullah Camii
İmam meydanının doğusundaki cami Safevi döneminde, Şah Abbas I emriyle yapılmış ve 18 yıllık süreç sonunda 1619 yılında tamamlanmıştır. 16’ncı yüzyılın mimarisi ve çini çalışması harikasıdır. Bu yapının mimarı Ostad Muhammed Rıza İsfahani’dir.
İlk yapıldığında, mekan dini sohbetler, dersler ve kişisel ibadet için yapıldığından minareleri ve avlusu yoktur. Yani sıra dışıdır.
Cami, ismini Lübnan’dan İsfahan şehrine gelen saygın İslam alimi Şeyh Lütfullah’tan almaktadır. (Lübnan’da Şii mezhebinin büyük din adamlarından biridir.) Kendisi, Şah Abbasın eşinin babasıdır ve hukuk alimidir.
Üst kaide iç döşeme çalışmaları süslemeleri, mozaik çinilerle kaplıdır. Caminin mimari ihtişamı açısından yabancı arkeologlar “pek insan eliyle yapılmış bir ürün olarak kabul edilemez” şeklinde yorum yaparlar.
Caminin kubbesi, günbatımında renk değiştirir. Pembe renkli kubbe, ışık koşullarına bağlı olarak krem renge dönüşür. Kapıda, Safeviler döneminden kalma çini süslemeler ilgi çeker. Söylenenlere göre, cami ile Ali Qapu Sarayı arasında bir tünel vardır ve bu tünel, halkın arasına karışmadan namaza katılmak isteyen eski hanedan kadınları tarafından kullanılmıştır.
İran İsfahan Ali Qapu Sarayı
Ali Qapu Sarayı
İmam meydanını batısındadır. Safevi dönemi saray mimarisinin eşsiz bir örneğidir. Eşsiz arkaik mimari, Safevi dönemiyle ilgilidir.
Şah Abbas’ın emriyle 1596 yılında yapılmıştır. Meydana hakim bir konumuyla dikkati çeker. Şah Abbas, meydanda yapılan törenleri buradan izliyormuş.
Sarayın katları duvarları ve tavanlarında, değişik süslemeler dikkat çekiyor. Bu süslemelerde, geyik, tilki, tavus kuşu, bülbül ve güvercinler resmedilmiştir. Ancak sarayda herhangi bir mobilya kalmamıştır. 6’ncı kattaki sarayın müzik odası, fars müzik aletleriyle doludur.
5 katlı sarayda, sarayın terası, şehir manzarasını seyretmek için oldukça uygundur ve çıkmayı unutmayınız. Sarayın 6’ncı katı, Şah Abbas II döneminde, bir kraliyet salonu olarak ana binaya ilave edildi.
İran İsfahan Cuma Camii-Mescid-i Cuma-Jameh Mescidi
Cuma Camii-Mescid-i Cuma-Jameh Mescidi
İran’da her şehirde Cuma namazları mülki amir tarafından kıldırılıyor ve mülki amir, namazdan sonraki hutbede siyasi ve toplumsal konularda konuşmalar yapıyor.
20 bin metrekarelik alana kurulu bu cami, İran’ın en büyük camilerinden biridir. Asıl caminin çıkan bir yangında yok olması nedeniyle 1121 yılında tekrar inşa edilmiştir. Ancak Selçuklu, Moğol ve Safavi dönemlerinde bir takım değişikliklere uğramış ve eklentiler yapılmış. Faal olan bu camiye turistler 5000 riyal (yarım dolar) ile bilet alarak girebiliyorlar. Kapalı alanı oluşturan yüksek sütunlar, havalandırma sistemi muhteşem.
Caminin içindeki kubbelerden birinin adı “Nizamül Mülk Kubbesi” dir. Cami geniş bir avlu, tonoz ve kubbeleriyle, mihrap bölümündeki hafif sivrileştirilen anıtsal kubbe ile, kendisinden sonra gelecek olan Selçuklu yapılarına örnek teşkil etmiştir. Evet, Cuma cami, İran’da İslam sonrası dönemin tarihsel eserlerinden biridir. Camide ayrı mimari farklı stiller, şiir ve nesir hatları görülebilir. İran’da İslam sonrası dönemin sanatsal başyapıtlarının en güzelidir.
Caminin hemen yanı başında kuş pazarı var. Zaten seslerden anlaşılıyor. Bu küçük pazarda güvercinden horozlara ve daha birçok kuşa kadar her türlü kuşa rastlamak mümkün.
Cami, 2012 yılında Unesco tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
Çehar Bağ
Şehrin büyümesine yön verecek şekilde tanzim edilen geniş ve uzun bir cadde, her iki tarafı ağaçlandırılmış ve Cehar Bağ olarak isimlendirilmiştir. İsminden de anlaşılacağı üzere ağaçlarla sarılmış bir caddedir. Bu cadde ile, eski şehrin tarihi dokusu, yeni şehre bağlanmıştır.
Chahar Bagh Okulu-Madar-e Şah
Kral annenin okulu olarak da bilinir. Safevi döneminin son mimari şaheseridir. Bu okul 1116-1126 yılları arasında Şah Sultan Hossain Safevi döneminde inşa edilmiştir. Çini çalışması açısından, Chahar Bagh Okulu benzersiz bir binaya dönüşmüştür. Çini eserlerin çeşitli türlerini içerir. Aslında okul “İsfahan Fayansları Müzesi” olarak da bilinir. Binanın yapılış amacı, üç asır önce en lüks yolcu konaklamaları için büyük bir kervansaraydır. Bu Kervansaray son zamanlarda İran’da en ünlü lüks otel yani Abbasi Otel olarak yeniden inşa edilmiştir. Bu otel mimari yapısı ile dünyada muhteşem ve benzersizdir.
Çehel Sütün Sarayı-40 Sütun Sarayı
Yapımına Şah Abbas döneminde başlanan saray, 1646 yılında bir resepsiyon sarayı olarak tamamlanmıştır.
67.000 metre karelik bir alanı kapsar. Çehel bağının ortasında bulunması nedeniyle bu ismi almıştır. Sarayın bahçesindeki yüksek ağaçlar ve önündeki büyük havuz dikkat çekiyor. Özellikle sarayın önündeki havuza yansıyan görüntü nedeniyle, saray 40 sütunlu saray olarak da anılıyor. Aslında sarayın selvi ağacından yapılmış, ahşap 20 sütunu var ama bunların suya yansımış hali değerlendirilerek böyle bir isim verilmiştir.
Sarayın duvarlarında, ellerinde şarap kadehleriyle raks eden kadınları izleyen Safevi hükümdarlarının saray eğlenceleri görülmektedir. Yüksek sütunlar, duvarlardaki zengin minyatürler ve işlemeli tavan ve duvarlar muhteşem güzelliktedir. Buranın bir duvarında: Osmanlı-İran ilişkilerinde Yavuz Sultan Selim’in Şah İsmail’i Çaldıran (1514) da yenilgiye uğratmasını işleyen sahne duvara işlenmiştir. Bu görüntü, hemen sarayın girişindedir.
Saray, 1705 yılında yanmış ve yeniden yapılmıştır. Günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.
Haşt Beheşth Sarayı
Burası Safevi hükümdarlarının son olarak yaşadıkları saraydır. İsmi 7 cennet anlamına gelmektedir. Süleyman Şah zamanında 1599 yılında yapılmıştır. Ancak yıllar içinde harap olmuştur. Günümüzde zemin katta sadece küçük bir bölümü ayakta kalmıştır. Ancak tarihi saray, hala değerli ve ilginç bir anıttır. İslam devriminden sonra çevresine park yapılmıştır.
Vank Katedrali
Şah Abbas döneminde buraya göç ettirilen Ermeniler tarafından 1600’lü yıllarda yapılmış bir Ermeni kilisesidir.
Ermeniler için oldukça önemliymiş. Çünkü İsfahan şehrinde oldukça önemli bir Ermeni nüfus yaşıyormuş. İran’ın Ermenistan ile iyi ilişkileri var. Katedralin giriş, diğer yerlere göre oldukça pahalı. 30.000 riyal yani 3 dolar.
Kompleksin içinde ayrıca müze, kütüphane, eğitim alanları var. Katedralin ve müzenin içinde fotoğraf çekimi yasak. Katedralin iç duvarları muhteşem resimlerle kaplı, çok iyi korunmuştur. Ancak yapının iç duvarlarında genellikle İtalyan sanatkarlar çalıştığından, yapı Floransa kiliselerine benzerlik gösterir. Ayrıca Safevi dönemi süsleme sanatı minyatür, kuşlar ve çiçeklerde görülür.
Müzede ise Ermeni tarihi ve yaşantısıyla ilgili eşyalar, kitaplar vs var. Bir de soykırım bölümü yapılmış.
Sallanan Minareler-Manar Jomban-Shaking Minarets
Giriş ücreti 5000 riyal. İsfahan merkezinin 7 km batısındadır.
İçerisi sürekli kalabalıktır. Manar Jomban, 14 yüzyılda Abu Abdullah’ın türbesi olarak yapılmıştır.
Üzerinde taş işleme kitabesiyle mezar gibi duruyor. Minareler ise 17 yüzyılda eklenmiş. Özelliği, daha doğrusu kalabalığın beklediği durum: 19 metrelik minarelere çan bağlanmış, görevli minarelerden birine girip minareyi sarsmaya başlayınca, diğer minare de buna uygun şekilde sallanıyor. Bütün bu kalabalık ise bunu mucizevi bir olay olarak kaydediyor.
İran İsfahan Ateshkadeh-ye Esfahan
Ateshkadeh-ye Esfahan
Sallanan minarelerin 2 km batısındadır.
1400 yıllık bir ateş tapınağı, Sasaniler tarafından yapılmış. Tam tepedeki devasa bir taş kadeh içinde, Zerdüşt inancı gereği 24 saat ateş yanıyormuş.
Deniz seviyesinden 1600 metre yükseklikteki bu tapınağın zorlu bir çıkışı ve inişi var. Ancak manzarası buna değer. Ancak tapınak günümüzde harabe haldedir. Dünyanın en eski tapınaklarından birisi olduğu öne sürülen yapıda, sadece birkaç kalıntı günümüze ulaşmıştır.
Hekim Camii
1000 yıl önce yapıldığı söylenen bu caminin dış görünüşü yıkık dursa da içi son derece güzel korunmuş ve faal.
Ali Mescit
48 metre yüksekliğindeki devasa minaresi birçok yerden görülüyor. Minare 1522 yılında Safaviler tarafından yapılmış. Ancak orijinali yıkıldı tekrar inşa edildi deniliyor.
Harun Vilayet Mozolesi
Hemen Ali Mescit karşısındadır. Burada hemen girişte Humeyni ve Hamaney’in mozaik resimleri görülüyor.
ÇARŞILAR
Şehir gümüş telkâriler ve metal işleriyle tanınır.
Alışveriş yapmak isteyenler, İmam meydanında caddeye bakmayan dükkanları tercih etmelidirler, böylece Tahran ve Shiraz şehirlerine nazaran daha ucuz mallar bulabilirler.
Bazaar İsfahan
17’nci yüzyıldan kalan çarşı, Ortadoğu ve İran’da en eski çarşılardan biri olarak bilinir. Çarşı eski ve yeni şehir bölgelerini birbirine bağlayan, tonozlu 2 km lik cadde boyunca uzanır. Kuzey bölümde eski şehir ve Nakş-ı Cihan meydanı vardır. Ana girişi, şehrin ve hatta İran’ın en eski camisi olan Jameh Camisi (Cuma Camisi) bölümündendir. Zaten Nakş-ı Cihan meydanının tüm çevresinde, Farsça el sanatları satılan çarşılar, tezgahlar bulunmaktadır.
Qeysarie Çarşısı
İmam meydanının kuzey tarafındadır. Bu çarşı genelde halı ve kilim satanların bulunduğu bir çarşıdır. Çarşı, Safevi döneminin ticaret merkezinde kuruludur. Nakş-i Cihan meydanının kuzey tarafında 1620 yılında inşa edilmiştir. Çarşı içinde ayrıca pek çok tarihi bina vardır. Çarşı her biri belirli bir ticaret veya ürün konusunda uzmanlaşmış çeşitli koridorlara ayrılmıştır.
Bazar-e Bozorg
1600 lü yıllarda Şah Abbas tarafından inşa edilen bu dev çarşıda yok yok.
KÖPRÜLER
Şehirde, Zagros dağlarından doğan Zayande nehri, batıdan doğuya doğru akar ve genellikle kurur. Kış mevsiminde donmasıyla meşhurdur. Söylenenlere göre, burada yılbaşı sayılan nevruz zamanlarında, sadece iki hafta süreyle su veriliyormuş. Nehir yatağının bilhassa yazın kuruyor olması, son yıllarda protestolara sebep oluyormuş. Çünkü bu durumun bir sebebi de hükümetin sanayi birimlerini desteklemek için suyun akışını değiştirmesiymiş.
Pol-e Chubi köprüsü-Siose pol köprüsü
Nehrin yukarı tarafındaki köprü şehrin en popüler yerlerinin başındadır. Köprünün kemerleri altında şarkı söyleyen, gazel okuyan insanlara rastlayabilirsiniz.
Başlangıçta, muhtemelen Selçuklular döneminde, 12’nci yüzyılda nehrin kuzey kısmında, saray bahçelerinin ihtiyacını karşılamak için su kemeri olarak yapılmıştır.
Daha sonra ise Şah Abbas yönetimi sırasında, Safevi Şahı Abbas döneminde Şah’ın en şanlı komutanlarından Allah Verdi Han’ın gözetiminde 33 kemerli köprüye dönüştürülmüştür.
295 metre uzunluğundaki köprü, şehrin en uzun köprüsüdür. Genişliği 14 metredir. Seo-se Farsçada 33 anlamına gelir. Pol ise köprü anlamındadır. Köprü: meşhur Çağar Bağ caddesi ile dışarıdan getirilen Ermeni ustaların yaşadığı Yeni Colfa mahallelerini birbirine bağlamak için inşa edilmiştir. Halen bir Ermeni mahallesi olarak kabul edilen Yeni Colfa, pek çok başka tarihi eserin yanı sıra dört asırlık Vank Katedraline de ev sahipliği yapar.
Köprüde yürümek muhteşem bir keyiftir. Özellikle köprünün ayağındaki çayhaneye mutlaka uğramalısınız.
Pol-e Khaju köprüsü-Shanrestan
Daha yukarıda, 24 kemerli, 123 metre uzunluğunda ve 12 metre genişliğinde, 1650 yılında Şah Abbas II tarafından yapılmıştır. 2 katlıdır. Burası aynı zamanda bir bent kapağı olarak görev yapmaktadır.
Köprünün üst tarafında yayaların kullandığı kemerli bir yol vardır. Yolun ortasındaki ana şeritte ise, eskiden atlar ve at arabaları geçermiş. Köprünün orta kısmında çini ve sanatsal işlerle süslenmiş teras benzeri yapıda ise, eskiden şahlar oturur manzaranın tadını çıkarırmış. Onlarca oda benzeri bölmeden oluşan alt kat ise yerel yöneticiler tarafından kullanılırmış.
Yerel yöneticiler, merasim günlerinde yapılan kürek yarışlarını buradan seyredermiş.
Köprünün batı ayağındaki merdivenler ise, sosyal etkinliklerde ve buluşma noktası olarak kullanılırmış. Pol-e Khaju köprüsü, yapımından 350 yıl geçmesine rağmen, hala cıvıl cıvıl bir yerdir.
Ülkenin güneybatısında bulunan şehir, en kalabalık 5’nci şehirdir. Basra körfezine yaklaşık 200 km olan şehir, deniz seviyesinden 1800 metre yüksektedir.
Şehir Allahu Ekber dağlarının eteğinde, yemyeşil bir ova üzerinde bir bahçe gibi yayılmıştır. Başkent Tahran’a 929 km uzaklıktadır. Bu yolculuk otobüsler yaklaşık 15 saat sürer. Shiraz şehrine, Tebriz 24 saat ve Yezd 7 saat uzaklıktadır.
Şehir İranlıların anavatanı olan Fars bölgesinin merkezindedir ve İranlılar dili ve adını buradan alırlar. Yani bu şehir yaklaşık 2000 yıldır Pers kültürünün merkezindedir. Çünkü yerleşim bölgesinin ismi, Persepolis kalıntılarında bulunan kil tabletlerde yazılıdır.
Şehir İran’ın nüfus bakımından 6’ncı büyük şehridir.
Şehir ılıman bir iklime sahiptir. Çünkü çevresi dağlarla çevrili bir çanak gibidir.
Şehir özellikle üzüm ve şarapları ile ünlüdür. Meşhur Shiraz üzümleri, şehrin kuzeyinde yetişiyormuş ancak ülkede günümüzde şeriat kanunları geçerli olduğundan şarap üretimi yapılamıyormuş. Şehrin diğer popüler özellikleri, birçok bahçeleri ve meyve ağaçlarıdır.
Şehir: ünlü Pers şairler Hafız ve Sadi’nin hem doğum yeri, hem de mezarlarının bulunduğu yer olarak ünlenmiştir. Şehirde ayrıca bu iki önemli ismin anıtları vardır. Hafız: İran lirik şiirinin ustasıdır. Sadi ise, Golestan yani Güller bahçesi denilen bir kitabın yazarı olarak tanınır. Her ikisinin şehirdeki mezarları yoğun ziyaretçi çekmektedir.
Şehir günümüzde ise ülkede: büyük bir petrol rafinerisi ve elektronik endüstri merkezi olarak tanınır. Ülkenin ilk güneş enerji santrali burada kurulmuştur.
Ulaşım
İstanbul-Şiraz arasında tarifeli uçak seferleri vardır. Uçak yolculuğu yaklaşık 3 saat 45 dakika sürüyor.
Eğer İran içinde gezerken buraya gelmeyi düşünürseniz, İsfahan-Şiraz arası otobüsle 7 saat sürüyor.
Kerim Han
Kerim Han, 18’nci yüzyılda yaşamış ve Şiraz bölgesinde, Zand hanedanlığını kurmuştur. Tarihi kayıtlara göre, son derece dürüst, adil ve başarılı bir liderdir. Hatta son derece mütevazi olduğu için, halkın vekili anlamında, kendisine “Vekil” denilmesini istemiştir.
Ancak bir kısım söylentiye göre ise, kendisini “Hz Muhammed” in vekili olarak gördüğü için bu ismi kullanmıştır. Bu yüzden, şehrin birçok yerinde “vekil” ismini taşıyan yapılar görmek mümkündür.
Shiraz ve Şarap
Pers kralı Cemşid üzümü çok severmiş ve iktidarı döneminde, ülkede birçok üzüm bağı kurdurmuş. Ancak üretilen üzümlerin suyunun çok acı ve hatta zehirli olduğuna inanılmış. Bir gün, kralın cariyesi hastalanır ve güzel cariye şiddetli baş ağrısı çeker.
Bunun üzerine birçok tabip, kendisini iyileştirmeye çalışsa da çare bulamaz. Cariye, hayatına son vermeye karar verir ve zehirli olarak nitelendirilen üzüm suyundan içer.
Ancak bu içtiği su ile, dinmek bilmeyen baş ağrılarının hemen geçtiğini anlar. Bu durum kralın kulağına gittiğinde zehirli olduğuna inanılan üzüm suyuna “Abı Hayat” ismi verilir.
Böylece bekletilen üzüm suyunun zehirli olmadığına inanılmaya başlanır.
Evet, Şiraz üzümü dünyaca meşhurdur. Çünkü İran İslam Devrimi sırasında Kanada ve Amerika’ya göç eden Yahudiler, bu üzümü dünyaya tanıtmışlardır.
Günümüzde birçok ülkede ve hatta Türkiye’de Şiraz üzümü yetiştiriliyor. İslam devrimiyle birlikte birçok üzüm bağı Şiraz şehrinde tahrip edilmiş, ancak bu ünlü üzüm dünyanın birçok yerinde yetiştirilmeye başlanmıştır.
İran Shiraz Şiraz
Alışveriş
Şehirde birçok alışveriş merkezi ve çarşılar vardır. Dükkan sayısı bakımından değerlendirildiğinde, dünyanın en büyük, sayılı alışveriş merkezlerinden biri olarak düşünülebilir. Şehirden: halı, baharat, bakır el sanatları ve antikalar satın alınabilir. Ayrıca, yine meşhur İran hurması satın alabilirsiniz.
Ne Yenir
Burada gezerken, Şiraz şehrinin meşhur tatlısı falude’yi (yöresel ismi “paloodeh”)mutlaka tatmanızı öneririm. Felude, nişasta ve buz karışımına, limon suyu dökülerek yapılan bir tatlı türüdür. Bir tür dondurma da denilebilir.
Ayrıca Abguşt adlı geleneksel yemeği de tatmanızı öneririm. Restoran önerim ise “Shapori Garden” olacaktır. Burada fiyatlar gayet normal yani makuldür. Bir diğer seçenek Vekil camii yakınlarındaki Sharzeh restoranıdır. Açık büfe kişi başı 10 dolarlık fiyat gayet normaldir.
İran Shiraz Şiraz
Turizm
Şehirdeki ilginç binalar, şehrin eski bölümündedir. Aralarında armut biçimli kubbeler olan bir düzine cami ilgi çeker. Bu camiler, genellikle eski evlerin arasına dağılmıştır.
Kerim Han Zend-e Zand Bulvarı, şehri ikiye böler. Ancak tarihsel ve turistik önemi olan yerlerin birçoğu bu ana cadde üzerindedir. Zand caddesine paralel bir nehir yatağı var ama genellikle kurudur.
Ağaçlarla kaplı geniş bulvarları, mimari eserleri ve bahçeleriyle ünlü Şiraz şehrinde: Kur’an kapısı, Pazar yeri, ünlü şairler Sadi ve Hafız’ın kabirleri ve bahçeleri, Kaçar Sarayının havuzunu çevreleyen muhteşem İrem Bahçeleri ve Şah-ı Çerağ Mozolesi, gezilmelidir.
Şehri ziyaret ettiğinizde, yaklaşık şehrin 50 km kuzeybatısında, Rahman dağları eteklerindeki geniş bir platformda bulunan Persepolis şehrini ziyaret etmeyi sakın unutmayın. Persepolis şehirden 75-80 dakika uzaklıktadır.
GEZİLECEK YERLER
İran Shiraz Şiraz Darvazeh Kuran Kapısı
Darvazeh Kur’an Kapısı
Şehre girerken, bu süslü kapı mutlaka görülmelidir. Mazisi bin yıl öncesine kadar giden bu kapı: Kur’an Kapısı olarak bilinir. Anıt, Karim Khan tarafından yaptırılmıştır.
Üst katta bir odada, kutsal kitaptan bazı bölümler bulunur ve bu yüzden, kapı Kur-an Kapısı olarak isimlendirilir.
Kapıdan çıkan gezginlerin, güvenli ve sağlıklı bir şekilde Şiraz şehrine geri döneceklerine inanılır. Kapı 1950 yılında yıkılmış ve yerel bir tüccarın bağışlarıyla yeniden yapılmıştır.
Bu kapıda uzun yıllar bulunan ve yolcuların altından geçtikleri, 2 Kuran-ı Kerim, günümüzde Pars Müzesinde muhafaza edilmektedir.
Karım Khan Kalesi-Vekil kalesi
Kerimhan, İsfahan’da yapılan eserleri görünce, Shiraz şehrinde de bazı eserler yaptırmak istemiş ve bunun üzerine bu kaleyi yaptırmıştır. Kalenin yapımında 12 bin kişinin çalıştığı söyleniyor. Kaleye giriş ücretlidir.
Kale: saraya bitişik bahçenin bir parçası olarak inşa edilmiştir. Ancak, sadece tuğladan yapılmış bu kale, bir anlamda şehrin savunması için değil, güzelliği için yapıldığı intibaını vermektedir. Toprak renkli ve Kerim Han tarafından yaptırılmış yuvarlak 4 tane burçları dikkat çeker.
Bunların yüksekliği 14 metredir. Gezerken bu surlara çıkılmasına izin vermiyorlar. İlginç olan bu burçlardan bir tanesinin Pisa kulesi gibi eğri duruyor olması, bilim adamları ne kadar uğraştılarsa bu eğriliği düzeltememişler.
Kalenin geniş iç avlusundaki bahçede, ortada dikdörtgen bir havuz ve çevresinde kale duvarlarının yarattığı gölgelikler var. Hemen köşede ise, eski bir hamam görülüyor. Bu hamam bir zamanlar han tarafından kullanılmıştır.
Avlunun hemen yanındaki bölümde, bal mumu heykeller ilgi çekiyor. Bu heykellerle “Kerim Han’ın, makamında bir Fransız sefirini kabul töreni” canlandırılmıştır.
Yapının duvarlarındaki çiniler, vitraylar, minyatürler ve özellikle cam işçiliği muhteşem güzelliktedir. Hemen girişteki bir çini tabloda, İran’ın efsanevi kahramanı Rüstem’in beyaz bir devi öldürmesi resmedilmiştir.
Kale, Şah Pehlevi döneminde cezaevi olarak kullanılmıştır.
Fars Müzesi
Hemen kalenin yakınındadır. Burada, yörede egemenlik kurmuş eski uygarlıklara ait buluntular sergileniyor. Özellikle Büyük İskender dönemine ait paralar ilgi çekiyor. İskender, özellikle Persepolis’ten 2.5 ton altın götürmüş, geriye sadece bu paraları bırakmış.
İran Shiraz Şiraz Vakil Çarşı
Vakil Çarşı-Vakil Bazaar
Çarşı şehir merkezindedir. Yapısı nedeniyle İstanbul Kapalı çarşıya benzetiliyor ancak esnaf sanırım biraz farklı çünkü burada farklı olarak asla çığırtkanlık yapan, ziyaretçileri kolundan çekiştirenler yok.
Karim Khan Zand tarafından yaptırılmıştır. Burada gümüşçü ve kuyumcular, hala nefis kakma çalışmaları yapar ve sergilerler. Çarşıdan, İran halıları ve diğer geleneksel Fars el sanatları satın alabilirsiniz.
1773 yılında inşa edilen camının, çiçek desenli fayansları Qajars zamanında yaptırılmıştır. Kubbe 48 sütun tarafından desteklenir ve her sütun, taşlardan tek parça olarak kesilmiştir.
Tonozlu tuğla tavan çarşı iç mekanını yazın serin tutar. Özellikle Fars göçebeler tarafından dokunan bir tür kilim olan Gabbeh satın almanız önerilir. Alışveriş sırasında mutlaka pazarlık yapmalısınız, ama öyle çok büyük indirimler beklemeyin.
Kilim dışında, buradan baharat ve çay satın alabilirsiniz. Baharat olarak “safran” düşünülebilir. Çay olarak İran’ın yöresel çayı “Lahjan” düşünebilirsiniz. Çay seviyorsanız, mutlaka almanızı öneririm.
İran Shiraz Şiraz Vakil Camiiİran Shiraz Şiraz Vakil Camii
Vekil Cami-Mescid-i Vakil-Regent Camii
Vakil çarşısının batısındadır. İran ülkesinde barok mimari stil etkisi taşıyan, sivri kemerli, burma sütunlu ve oldukça güzel süslemeleri olan değişik bir mimariye sahiptir. Camiyi ayakkabılarınızı çıkarmadan gezebilirsiniz, çünkü caminin sadece bir kısmı ibadete açık, diğer büyük kısmı ise müze olarak ziyarete açıktır.
Caminin girişinde bir zincir asılıdır. Bu “Y” şeklindeki zincirin her bir sırası, (3 sıra) din, siyaset ve bilimi temsil ediyormuş. Ortadaki zincirin sembolü “din” imiş.
Cami Zand hanedanlığı döneminde, 1187 yılında yapılmıştır. Günümüzde görülen cami ise, Karim Khan tarafından 1773 yılında yaptırılmıştır. Caminin mermer minberi, bir blok mermerden kesilmiş ve Azerbaycan’dan getirilmiştir.
Özellikle giriş kapısının iki yanındaki muhteşem çiniler görülmelidir. Kuzey eyvan: genellikle güller, çalılar ve çiçeklerle dekore edilmiştir. Mihrap bölümü, bükülmüş sütunlar üzerine oturan küçük bir kubbe ile örtülüdür.
Caminin içindeki mihraba dikkat edin, imamın durduğu yerin, zeminden yani halkın bulunduğu seviyeden daha aşağıda olduğunu göreceksiniz.
Vekil hamamı
Caminin hemen öbür yanındaki bu hamam, sadece müze olarak kullanılan bir yer olarak dikkat çekiyor. Yani, burası düşündüğünüz gibi kullanılan bir hamam değil, hamam yapısı içinde balmumu heykeller var, hamamın atmosferi heykellerle canlandırılmış, yani sadece gezip görmek için bir hamamdır.
İran Shiraz Şiraz Şah Türbesi
Şah-e Cheragh-Işığın prensi
Bilindiği gibi İran büyük miktarda Şii inancına sahip insanlardan oluşuyor. Özellikle Şiiler için önemli bir hac mekanı olarak Meşhed şehrinde bulunan ve 12 imamdan biri olan İmam Rıza türbesi çok özeldir.
Bu şehirde ise, İmam Rıza’nın kardeşi Seyyid Mir Ahmed’in mezarı var.
14’ncü yüzyılda inşa edilen yapı: Işığın Efendisi Tapınak olarak bilinen yapıda, 835 yılında ölen Seyyid Mir Ahmet (12 imamdan biri olarak kabul edilen İmam Rıza’nın Kardeşi) mezarı vardır. Seyyid Mih Ahmet, ışıkların şahı olarak biliniyor.
Türbe yani yapı, ilk olarak 14’ncü yüzyılda mezarın üzerine inşa edilmiş ve o zamandan beri, Şiiler için bir hac yeri olarak kabul edilmektedir. Geniş avluda oturan Şiiler, önemli dini ayinlerini burada yaparlar.
Türbe, sarı ve yeşil renklerin ustaca kullanıldığı, altın renkli soğan kubbesiyle ilgi çeker.
Yapının iç duvarları, milyonlarca küçük aynalar ve mozaiklerle süslenmiştir. Pencerelerden giren gün ışığı, bu aynalardan yansıyarak türbenin içindeki karanlıkları aydınlatır. İnsanlar burayı ziyaret ederek namaz kılıyorlar.
Ancak namaz kılanlarda bir özellik dikkatinizi çekecektir. Namaz kılanlar secdeye vardıklarında alınlarını bir minik kil parçasına deydiriyorlar. Söylenenlere göre bu disk şeklindeki kil parçası yani toprak Karbela ve Necef şehirlerinden getiriliyormuş.
Burayı ziyaret ederken, bayanların Chador ismi verilen uzun siyah kumaş giymeleri zorunludur ve girişte ödünç olarak verilebilir. Türbenin gümüş korkulukları, ziyaretçilerin elledikleri ve öptükleri yerdir. Burayı ziyaret etmeyi sakın unutmayın, gerçekten çok güzel ve görkemli bir yerdir.
Bagh-e Eram Bahçesi
Bahçeyi anlatmadan önce, şunu belirtmekte yarar. Bahçeye giriş ücretli ve turistlerden, normal vatandaşın giriş ücretinin 20 katını aldıklarını bilmeniz gerek ama değer, mutlaka girin.
Bahçe, Muhammed Hasan tarafından yapılmıştır. Güzel bir konak ve çevresine yayılmış büyük bir bahçedir. Bu bitkilerden en göze çarpanı, sadece bu bölgede yetişen “Serve naz” isimli bir selvi ağacıdır. Ayrıca bahçede sarmaşıklar da çok yoğun ve bunların Ahmet Sancar’ın saltanatına ithaf edildiği söyleniyor.
Binanın ne zaman yapıldığı bilinmiyor ancak tarihi kalıntılara bakılarak Selçuklu döneminde yapıldığına inanılıyor. Bir zamanlar, burası özellikle Şah’ın favori yerlerinden birisi olarak kullanılmış ve halka kapalıymış.
Hatta Şah Rıza Pehlevi’nin annesinin burada sürekli kaldığı ve Şah’ın da ara sıra dinlenmek için buraya geldiği söyleniyor. Ancak İslam devriminden sonra bahçe halkın ziyaretine açılmış, ancak bina kapalıdır.
Bahçenin iç kısımlarına gittiğinizde, bir göl göreceksiniz. Gölün içindeki kırmızı balıklara ve nasıl yüzdüklerine dikkat edin. Balıklar, gölün ortasına doğru sema yapar gibi dönerek yüzüyorlar.
Aralarında yorulanlar ise, duruyorlar, bu duranların önceleri öldüğü düşünülmüş ama sonradan ölen balığın yanına başka bir balığın geldiği ve ölü gözüken balığa dokunarak balığı tekrar harekete geçirdiği görülüyor. Yani, bir anlamda görev devir-teslimi gibidir.
İran Shiraz Şiraz Atik Camisiİran Shiraz Şiraz Atik Camisi
Jame Atiq Camii-Atik camisi
İran’daki en eski camilerden biridir ve Saffarid Amr bin Leys zamanında yaptırılmıştır. Ünlü gezginler Bin Battuta ve Madame Dieulafoy yazılarında bu yapıdan bahsederler. Bu şehrin en güzel camisinin en önemli özelliği 7 renkli, sır altı mozaik çini tekniğinin kullanıldığı ilk yer olmasıdır.
Bin Leys, kendi egemenliği sırasında Bağdat halifeleri ve yerel rakipleri ile çatışmalarına rağmen, şehirde oldukça güzel kamu binaları inşa etmeyi ihmal etmedi. Caminin inşaatı, Abasid Halife el-Movaffaq ordularını yenmeleri üzerine, zaferin anısına bir şükran eylemi olarak 894 yılında yapılmıştır.
Ancak 12 ve 13’ncü yüzyıllarda cami birçok kez yeniden inşa ve restore edildi ve 18’nci yüzyılda Arkeoloji bölümü işbirliği ve Fars eyaletinin hayırseverleri yardımıyla, Pehlevi hanedanı döneminde günümüzdeki şeklini almıştır.
Caminin büyük bölümü yavaş yavaş harabeye dönmüştür. Günümüzde ayakta kalan bölümleri, dua salonları ve odalarıdır. Portal bölümü, her iki tarafı camlı mozaik çinilerle dekore edilmiştir. Dekorasyonda Kur-andan güzel ayetler yazılmış, çiçek ve kuş motifleri kullanılmıştır. Caminin en ilgi çeken yazıtı, ünlü hattat Ali Johani tarafından Safeviler döneminde yapılmıştır.
Nasır el Mülk-Pembe Cami
Cami, Kaçar hanedanından Mirza Hasam Al Nasir tarafından yaptırılmış ve 1888 yılında açılmıştır. Camiye pembe cami denmesinin sebebi, iç tasarımda pembe fayansların kullanılması ve camlardan yansıyan ışıklardır.
Caminin en büyük özelliği, muhteşem renklerle düzenlenmiş vitray ve çinilerdir. Bunları görmek için mutlaka camiyi ziyaret etmelisiniz. Ama mutlaka sabah gün doğumunda gitmelisiniz.
Qashqai Bahçesi
18’nci yüzyıl başında, Selçuklu soyundan gelenler tarafından yapılmıştır. Bahçe özellikle çam ve portakal ağaçları ile dikkat çeker. Bahçenin çağdaş görünümü, Muhammed Hasan döneminde olur ve bahçe içindeki yapılar bir mimar tarafından dizayn edilir. Günümüzde bahçe, Shiraz Üniversitesi tarafından yönetilen bir müze barındırmaktadır. Müze ziyarete açıktır. Bahçe özellikle ilkbaharda ziyaret edilmelidir.
İran Shiraz Şiraz Hafız Mezarıİran Shiraz Şiraz Hafız Mezarı
Hafız Mezarı
İranlı ünlü şair, 14’ncü yüzyılda yaşamıştır. (1320-1389) Ustalığı ile herkesi etkilemiş bir şairdir.
Halk arasında “Hafezieh” olarak bilinen yer, şehrin en sevilen şairi olan Hafız’ın mezarıdır. Fars dili ve edebiyatının bu ünlü yazarı, isteği üzerine Shiraz şehrine gömülmüştür. Hayatı boyunca hiç Şiraz şehrinden ayrılmamıştır.
Mezarın bulunduğu yapı, 8 sütunlu mavi bir kubbeli yapıdır.
Mezar: iki havuzlu bir bahçe içindedir. Mezar diğer birçok mezarda olduğu gibi, hemen girişte bir fıskiyeli bir havuz, çevresinde çok güzel çiçekler ve havuzun arkasında ünlü şairin mezarı görülüyor.
Mezar taşı, 1773 yılında Karim Khan tarafından yerleştirilen ve şairin çalışmaları kazınmış mermer mezar taşı şeklindedir. Mermerden mezar taşının üstünde, Hafız’ın şiirleri işlenmiştir.
Mezar, 8 taş sütunla desteklenen sekizgen köşk üzerine konulmuştur. Küçük bir kütüphane, bir çayevi ve hatıra ve kitapların satıldığı satış yeri vardır.
Mezarı ziyaret ettiğinizde, buradaki birçok ziyaretçinin elinde, ünlü şairin “Fal-e Hafız” isimli kitabını görebilirsiniz. Çünkü İranlılar, bu kitabın herhangi bir sayfasını açarak okuduklarında, geleceklerine dair işaretler bulunduğuna inanırlar. Özellikle kızların bunu uyguladıkları söyleniyor. Hafız’ın kitabından rastgele seçtikleri bir şiiri okuduklarında, şiirin anlamını kendilerine yorumlarlarmış.
Mezar, akşam saatlerinde aydınlatılır ve Hafız’ın şiirleri hoperlörlerle okunur. Bu yüzden burayı akşam saatlerinde ziyaret etmenizi öneririm.
Hafızla ilgili son bir not: yani şiire meraklı olmasanız bile, Hafız’ın şiirleri hakkında genel bir kanı var. Kendisi tüm şiirlerinde aşk ve şarap konusuna yüklenmiştir. Yani, günümüzdeki İslam cumhuriyeti vatandaşlarının koşa koşa geldikleri şairin mezarının duvarlarında yazılı şairin şiirlerinde şarap kelimesi bolca geçiyor.
Yine de günümüzde hala, mezarının başına oturup duygulanan bolca insan görebilirsiniz. Bu insanlar mezarın başucunda otururken Farsça bir şeyler okuyup duruyorlar, başta bunların dua ettiklerini düşünmek mümkün ancak Hafız’ın kitabı ellerinde, açık ve sanırım onun şiirlerini okuyorlar.
Mezarın girişinde, İranlı satıcılar var. Ayrıca burada Hafız usulü fal bakılıyor. Hafızın beyitleri kağıtlara yazılmış, bir kuş hafızın beyitlerinden bir beyit seçiyor ve o falınızı yorumluyor. Kuş muhabbet kuşudur.
Ancak elbette bu niyetler Farsça yazılı yani okumak imkansız. Türbenin bir diğer özelliği de, ülkemizde de görüldüğü gibi İranlı yöre çocuklarının yanınıza yaklaşarak Hafız’ın hayatını anlatıp bahşiş istemeleri olacaktır. Son bir not, türbenin bulunduğu alan, aynı zamanda bir Pazar yeri olarak düzenlenmiş ve yöre insanı, kendi yaptıkları halı, resim, takı, seramik gibi el işlerini satıyorlar.
İran Shiraz Şiraz Sadi Mezarıİran Shiraz Şiraz Sadi Mezarı
Sadi Mezarı
Bu da Şirazlı bir şairdir. 13’ncü yüzyılda (1207-1291) yaşamıştır. Ünlü bir şair ve filozoftur. Yaklaşık 700 yıl önce, o farklı ülke ve şehirlere gitti. Sonra Boustan ve Gülistan adlı iki kitap yazarak tüm yaşadıklarını bu kitaplarda topladı.
Mezarı, bir tepenin eteklerinde, Qanat denilen bir kanat ile süslenmiş, bir balık havuzu olan, sessiz ve huzurlu atmosfer yaratılan yerdedir. 1860 yılında yapılan mermer mezar, sekizgen planlı yapıdadır ve duvarlar, Sadi’nin çalışmaları yazılı çinilerle süslenmiştir.
Beyaz mermerden yapılmış mezar, aynı zamanda mermerden yapılmış ve seramik bezeli bir ayağı içerir. Mezarın altında bulunan kafede, bir çay içmenizi öneririm.
Burayı ziyaret ettiğinizde, türbenin altında bulunan mahzendeki yer altı havuzuna para atarak dilek tutmayı unutmayın. Para atarken havuza arkanızı dönmeniz gerekiyor.
Narencistan Sarayı-Narenciye Bahçesi
19’ncu yüzyılda batıdan gelenleri ağırlamak için kullanılmıştır. Burada palmiye, limon, portakal ağaçlarının ortasında bulunan bina, üniversite tarafından kullanılıyor. Binada, yuvarlak alınlıkta sırtında güneş doğarken, imparatoru temsil eden aslan ilgi çekiyor. Elindeki kılıç “Zülfikar” dır. Şah döneminde, İran bayrağında da aynen bu motif bulunmaktadır.
ŞEHİR YAKINLARI
İran Shiraz Şiraz Pasargadİran Shiraz Şiraz Pasargat
Pasargad
Unesco tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
Şehir merkezine yaklaşık 77 km uzaklıktadır.
Büyük Cyrus: MÖ 599-530 arasında Ahameniş imparatorluğunu kurdu ve MÖ 549-530 yılları arasında Persler ve Medler arasında kalıcı bir birlik kurdu. Tüm plato ve sonunda Hindistan ve Afrika’ya kadar sınırları uzanan Ahameniş imparatorluğunu (MÖ 550 MS 330) kurdu.
Cyrus ölümünden sonra (MÖ 529) burada gömüldü. Mezarı bir kireçtaşı mozole ve üçgen ahşap ev şeklinde yapılmıştır. Aslında türbesi daha uzundu ama bugüne kadar gelen mezar kaidesi, Pasargade kalıntılarından en iyi korunmuş ve en etkileyici olan taş bloktur.
Pasargade kalıntıları arasında: bir kutsal alan içinde Solomon (Süleyman) ın annesi, Cezaevi tahtı olarak bilinen üç Achaemenian saray kalıntıları görülebilir.
Evet, burası Achaemenian imparatorluğunun ilk başkentidir. Persepolis şehrinin 87 km kuzeydoğusundadır.
İran’ın İslam orduları tarafından fethi sırasında, Arap orduları mezara geldiler ve İslam prensipleri gereği mezarı yok etmeyi planladılar. Ancak mezar bakıcıları, yapının Cyrus’u onurlandırmak için inşa edilmediği konusunda Arap komutanı ikna ettiler.
Ancak mezardaki yazıt, Kur-an ayetleriyle değiştirildi ve mezar Solomon (Süleyman) ın annesinin mezarı olarak tanıtıldı. Hala yaygın olarak günümüzde de bu isimle bilinmektedir. (Qabr-e Madar-e Sulaiman)
Pasargad’daki en önemli anıt, kuşkusuz “Büyük Cyrus” mezarıdır. Mezara doğru yükselen 7 basamaklı merdiven vardır. Genişlik 531 metredir. Alçak ve dar bir giriş görülür. Persepolis şehrinin yağmalanması sırasında, buradaki Cyrus mezarı da İskender tarafından ziyaret edilmiş ve yağmalanmıştır.
İskender ordusundaki Aristobulus isimli bir savaşçı komutanın mezara girdiği söylenmektedir. Mezarda, altın bir yatak, bir masa seti, altın tabut bulunduğu ve ayrıca bazı süs eşyaları, değerli taşlar ve bir çivi yazılı yazıt bulunduğu anlatılmaktadır.
Bu yazıtta “Ben Büyük Kiros, ben Perslere bir imparatorluk verdim ve Asya’da hükmettim. Yani bu mezarın bana gıpta yok”