Düzce il merkezinin güneybatısında bulunan ilçe, batıda Sakarya, güneybatıda Bolu, güneyde Gölyaka, doğuda Çilimli ve kuzeyde Cumayeri ilçeleriyle komşudur.
İlçenin büyük bölümü ormanlık alandır. Düzce il merkezine 20 km mesafededir.
En önemli turizm potansiyeli Çaybükü köyünde bulunan Dedekoru piknik ve mesire alanıdır.
Düzce Gümüşova
Tarihi
Gümüşova ilçesi, 1321 tarihinde Osman Bey’in silah arkadaşı Konuralp Gazi tarafından, Düzce ve Üskübü ile birlikte fethedilmiştir.
Bu bölge yerleşim yeri olarak Fatih Sultan Mehmet döneminden itibaren kullanılmaya başlanır.
Daha sonra, bölge, büyük askeri yararlılıklar gösteren Davut Paşa’ya tımar olarak verilir.
Osmanlı ordusunda bulunan hayvanların kışlaklayacağı ahırların Gümüşova’da yapılması sebebiyle bölge “Kışla” adını alır.
Birinci Dünya Savaşı sırasında, Kışla işgale uğrar. Milli Mücadele döneminde cereyan eden Düzce isyanları, yoğunlukla bu bölgede etkisini gösterir.
Daha sonra bu isyanlar: Ali Fuat Cebesoy ile Meraşal Fevzi Çakmak tarafından önlenmiştir.
Kışla 1927 yılında nahiye olur. 1963 yılında Belediye teşkilatı kurulur.
1987 yılında Cumayeri ile birleşerek Cumaova isimin alır.
1993 yılında Cumayeri’nden ayrılarak Gümüşova adı altında yeni ve müstakil bir ilçe olur.
Gümüşova, Aralık 1999 tarihinde Düzce’nin il olmasıyla Düzce’ye bağlanır.
Gümüşovalılar genellikle tarımla uğraşıyorlar ve halk geçimini fındıktan sağlıyor.
Bu yüzden, çevre fındık bahçeleriyle doludur, buradan fındık satın almanızı öneririm.
GEZİLECEK YERLER;
Düzce Gümüşova
Saat Kulesi
Gümüşova Belediyesi tarafından, Kültür Mahallesi, Cumhuriyet Caddesinde, Halk tarafından Beşyol Ağzı diye tabir edilen yere saat kuleli havuz yaptırılmıştır.
Saat kulesinin yüksekliği 8.5 metredir. Havuz gece aydınlatılarak daha güzel bir görüntü sağlamaktadır. Saat kulesi ay-yıldız temalıdır.
2021 yılında restorasyon yapılmıştır.
Gümüşova Dedekoru Mesire Alanı
DEDEKORU MESİRE ALANI (ÇAYBÜKÜ KÖYÜ)
İlçenin en önemli turizm potansiyeline sahip alanlarından biridir.
Çaybükü köyü sınırları içinde yer alan piknik/mesire için doğal ortamdır. Doğa içinde vakit geçirmek isteyenler için uygun bir tercihtir.
Gümüşova Koru dede türbesi
Piknik ve mesire alanı içerisinde Çaybükü camii arkasında Dede Koru Türbesi bulunmaktadır. Türbenin çevresine bırakılan bez parçaları, adak mumları ve dualar, halkın maneviyatla iç içe yaşadığının göstergesidir. Dede Koru, sadece bir ibadet yeri değil, aynı zamanda sosyal bir buluşma noktasıdır. Bayram sabahları, piknikler ve köy etkinlikleri bu türbenin etrafında şekilleniyor.
Gümüşova Dereköy Mesire Alanı ve Doğa Yürüyüş Rotaları
DEREKÖY PİKNİK VE MESİRE ALANI VE YÜRÜYÜŞ ROTALARI
İlçede doğa yürüyüşü etkinlikleri düzenlenmektedir.
Örneğin: Dereköy ve Yeşilyayla köyleri arasında doğa yürüyüşü yapılmaktadır. Bu tarz etkinlikler doğa severler için ilçe çerçevesinde bir alternatif oluşturmaktadır.
Gümüşova Selamlar köyü
Selamlar Köyü
Selamlar köyü, Gümüşova ilçe merkezine 1 km uzaklıktadır. Selamlar köyü, Gümüşova’nın en büyük köyüdür. Köy Balkan göçmenlerinden oluşmaktadır. 93 Harbinden sonra buraya göç etmişlerdir.
18 Temmuz 1934 tarihinde, Mustafa Kemal Atatürk: Ankara’dan yola çıkıp İstanbul’a 2 araçla giderken: Gümüova ilçesindeki Selamlar Köyü (eski adı İbrahimağa köyü) den geçecekti.
Güzergahta bulunan bütün il, ilçe ve köy halkı, heyecanla Atatürk’ü misafir etmek istiyordu.
Cumhuriyet döneminin ilk öğretmenlerinden Çorlulu Hafız Dayı olarak bilinen Ahmet Altan’ın girişimleriyle, Atatürk o dönem 90 kişinin yaşadığı Selamlar köyüne gelmeye karar verdi.
Atatürk köye geldiğinde onu karşılayan Hafız Dayı, köylü kadın ve erkekler ile çocukların gözlerinden sevinç gözyaşları akıyordu.
Osmanlı döneminden kalan köyün 200 yıllık çeşmesinin önünde oturan Atatürk, önce dertleri ve sorunları dinledi, sonra Hafız Dayı’ya “Bu köyün ismi bundan sonra Selamlar olsun” dedi.
Ardından kendi gibi mavi gözlü olan 13 yaşındaki Fatma ile konuşmaya başladı.
Elinde tepsi, yayıktan yapılan soğuk köpüklü ayranlarla Atatürk’ün karşısına gelen Fatma, ayranları ikram etti,
Atatürk ayranı içti ve köylüyle sohbet ettikten sonra, yola devam ettiler.
Gümüşova Selamlar Köyü Çeşmesi
Selamlar köyü sakinleri: Osmanlı döneminde yapılan ve Anıtlar Kurulu tarafından koruma altına alınan tarihi çeşmeden, Atatürk’ün ziyaret ettiği 18 Temmuz 1934 tarihinden bu yana, her yıl bir günlüğüne ayran akıtıyor.
18 Temmuz’u bir festival havasında kutlayan Selamlar Köyünde, o gün yer yerinden oynuyor.
Köylü kadınları yemek pişiriyor, yürüyüş kortejleri, protokol konuşmaları ve festival düzenleniyor.
Atatürk Müzesi
Tarihi çeşmenin hemen yanında, bir de “Atatürk Müzesi” bulunuyor.
Müzenin içinde, Atatürk’e ayran yapılan ahşaptan yayık sergileniyor. Ayrıca Atatürk’ün eşyaları ve fotoğrafları sergileniyor. Dönemin Başbakanı Turgut Özal da köyü ziyaret etmiştir.
Düzce Akçakoca hakkındaki gezi yazım için Akçakoca
Muratlı, küçük bir yer. Özellikle: bir zamanlar, burada göçmenlerin yerleşmiş olmasıyla tanınıp biliniyor.
Bunun yanında: yine bölgede olduğu gibi, burada da yoğun fabrika yapılaşması var.
Bunun doğal sonucu olarak, bu fabrikalarda çalışan işçilerin yerleştiği ve yaşadığı bir yer olarak biliniyor.
Tekirdağ Muratlı
ULAŞIM
Muratlı ilçesinin bağlı bulunduğu Tekirdağ il merkezine olan uzaklığı: 23 km. dir. Muratlı-İstanbul arasındaki uzaklık: 150 km. Muratlı-Çorlu arasındaki uzaklık: 40 km. Muratlı-Lüleburgaz arasındaki uzaklık: 36 km.
TARİH
Osmanlı Sultanı I. Murat: bir sefer dönüşü, bu bölgeden geçerken, bu bölgeyi çok beğenir ve eski kara yolu köprüsü yanında, ordugah kurar.
Bu sırada: yaveri, hükümdara: “Sultanım, bu beldeyi çok beğendiniz, buraya ne isim koyalım?” der.
Bunun üzerine, Sultan Murat “Murat Eli olsun” der. Böylece, yöreye “Muratlı” ismi verilir.
Yörenin tarihi geçmişindeki diğer öne çıkan hususlar: Sultan II Beyazıt ile oğlu Yavuz Sultan Selim’in: bu topraklarda savaşmış olmalarıdır.
Ayrıca: Yavuz Sultan Selim; Edirne istikametinde ilerlerken, Muratlı ilçesinin Yukarı Yeşilsırt köyü, Ulaz mevkiinde ölmüştür.
Muratlı yöresi: küçük bir köy iken, 1870 yılında buradan demiryolu geçirilmiş ve bunun üzerine hızla gelişerek, 1910 yılında nahiye ve 1957 yılında ilçe olmuştur.
Özellikle, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında, çeşitli yerlerden (Romanya, Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya) getirilen göçmenler buraya yerleştirilmişlerdir.
Tekirdağ Muratlı
GENEL
Yörenin büyüklüğü yani yüz ölçümü: 408 km. karedir.
İlçe arazilerinin büyük bölümü: sulanabilir durumdadır. Bunun sonucu olarak toprakların büyük bölümü, tarıma elverişlidir.
Ama, orman yapısı, yok gibidir. Bölgenin iklim özellikleri düşünülürse: karasal bir iklim yapısına bağlı olarak, kış aylarının soğuk ve yağışlı, yaz aylarının ise sıcak ve kurak geçtiği görülür.
NE YENİR/NE İÇİLİR
Buraya yolunuz düşerse “Tekirdağ köftesi” yemenizi öneririm.
Tekirdağ Muratlı
GEZİLECEK YERLER
Muratlı Tren İstasyonu
MURATLI TREN İSTASYONU
İlçe merkezindeki istasyon binası: 1870 yılında, Avrupa-İstanbul demir yolu yapımı sırasında Avusturyalılar tarafından inşa edilmiştir. 1937 yılına kadar Fransız demiryolu şirketi tarafından işletilmiştir. Aynı yıldan itibaren TCDD ye geçmiştir.
1997 yılında elektrifikasyon altyapısı yenilenerek tekrar hizmete girmiştir. 2023 yılında ise, Gar binası, Gar çay bahçesi tadilatı, Gar lojmanları tadilatı ve çevre düzenlemesi yapılmış, aslına uygun şekilde restore edilmiştir.
Muratlı İnanlı Çeşmesi
İNANLI ÇEŞMESİ
Kitabesine göre: 1914 yılında yapılmıştır. Ancak tarihi kitabesi sonradan yok olmuştur. İlçe merkezinin kuzeyinde Mesire alanının karşısındadır.
1914 yılından sonra, 1934 yılında, çeşmenin onarım gördüğü bilinmektedir.
Bu çeşmenin en büyük özelliği: suyunun, uzun yıllar boyunca Tekirdağ iline getirilerek içme suyu olarak satılmış olmasıdır.
Yılda bir defa yapılan Hıdırellez Şenlikleri burada düzenleniyor.
Muratlı Mesire Alanı
İNANLI MESİRE ALANI
2016 yılında yapılmıştır.
Mesire alanı içinde 1 tane restoran, tuvalet ve anfi tiyatro vardır. Ayrıca 29 adet bank ve oturma alanı, kiremit tozu yürüyüş yolu, 2 adet çeşme, 30 adet barbekü ocak, 2 adet çocuk oyun parkı bulunmaktadır.
Tekirdağ Muratlı
ATATÜRK TARAFINDAN ZİYARET EDİLEN GÖÇMEN EVİ
Burası: 1936 yılında, Büyük Önder Atatürk’ün, burada yapılan göçmen evlerini görmek üzere, bölgeyi ziyaret ettiğinde kaldığı evdir.
Ev: günümüzde demir yolu boyunca Gazi caddesi üzerinde bulunmaktadır.
Aynı yıllarda, Bulgaristan ve Romanya’dan göç ederek buraya gelenler için, Kazım Dirik paşa tarafından, buraya göçmen evleri yaptırılmıştır. Yapısından ve planından o sorumluymuş.
Bu göçmen evlerinde, Atatürk tarafından 3 Haziran 1936 tarihinde ziyaret edilen evin bahçesinde bir anıt bulunuyor.
Atatürk bugün demiryolu boyunda Gazi Caddesinde bulunan bu evi ziyaret etmiştir.
Anıtın üzerinde, şöyle bir yazı bulunmaktadır.” Ey bahtlı göçmen, Unutma, üç Haziran, Yurdun en büyük insanı, Konuk oldu evinize, Sevgi sundu hepimize. 03.06.1936 ”
Muratlı Müsellim göleti
MÜSELLİM GÖLETİ VE PİKNİK ALANI
Müsellim Mahallesinde bulunan gölet bir sulama göleti olarak yapılmıştır. Gölet kenarında piknik ve mesire alanları var ve Muratlı halkı burayı yoğun olarak piknik için tercih etmektedir.
YUKARISEVİNDİKLİ ESKİ CAMİİ
Muratlı ilçesinin tek tarihi camisidir. 395 yıldır dimdik ayakta durmaktadır. Osmanlı Sultanlarının en kudretlilerinden biri olarak tarihe geçen IV Murat döneminde inşa edilen ve ibadete açılan cami, o günden bu yana, 3 kez onarılmıştır, Kurtuluş Savaşında Bulgarlar tarafından yıkılan minaresi de Cumhuriyet döneminde tadilat görmüştür.
Düzce’nin 7 km. kuzeyinde, Akçakoca yolu üzerinde bir beldedir.
Konuralp, bir belde olmasına rağmen, günümüzde Düzce ile birleşmiş gibidir. Ayrıca: Düzce Üniversitesine ait Tıp Fakültesinin de burada olması, burayı anlamlandırır. Ancak, Konuralp, özellikle Roma dönemi kalıntıları ile öne çıkmaktadır.
Tarihi, Milattan önce 3’ncü yüzyıla kadar dayanan Konuralp antik kenti, Konuralp Müzesi, Roma Köprüsü, Su kemerleri ve Antik Tiyatrosu ile Düzce ilinin tarihi ve kültürel değerlerini içinde barındırıyor. Ayrıca, yine Konulalp, günümüzde, Düzce Üniversitesine ait Tıp Fakültesinin burada bulunmasıyla önem kazanıyor. Bir de Konuralp Bey’in türbesi vardır.
Düzce Konuralp
GEZİ ROTASI
Konuralp’deki gezide: antik kalıntılar görülebilir. Bunların başlıcaları: Konuralp Müzesi, Antik Şehir, Tiyatro, Roma mermer köprüsü, mozaikler, surlar, atlı kapı görülebilir.
Zamanınız yettiği sürece, buraları gezebilirsiniz. Özellikle: tiyatro ve müzeyi görmenizi öneriyorum.
Ama önce “Prusias ad Hypium” antik şehrinden söz etmek istiyorum.
Düzce Konuralp
Düzce Konuralp
Konuralp Müzesi
Prusias ad Hypium antik kentinin zengin kültürel mirasını yaşatmak üzere kurulan müze: 2003 yılında ziyarete açılmıştır.
Müzede: 3 teşhir salonu, 1 laboratuvar, 2 depo, 1 konferans salonu ve idari bölümler vardır. Müzenin envanterinde: 1848 arkeolojik eser, 491 Etnoğrafik eser ve 3989 sikke olmak üzere toplam 6237 eser vardır.
Düzce Konuralp
Bahçe
Müze bahçesinde: Konuralp (Prusias ad Hypium) antik kentinden çıkan, büyük mimari parçalar, sütunlar, bomoslar (adak yazıtları), ostothekler (ölü küllerinin konulduğu küçük taş lahitler), şehir yasası yazıtları, pythoslar (büyük depolama küpleri), mezar stelleri (mezar taşları), çeşme parçaları, İslami mezar taşları sergilenmektedir.
Düzce Konuralp
Bahçedeki eserlerden en önemlisi: MS 1’nci yüzyıla ait bir girlandlı bir lahittir. Konuralp’in batısında bulunan Tepecik Nekropolde, 1937 yılında bulunmuştur. Mermerden yapılmış lahit: 1.20 metre yükseklikte, 1.22 metre genişlikte ve 2.47 metre uzunluktadır. Lahdin uzun yüzünde, kabartma olarak öküz başlarının taşıdığı çelenkler işlenmiştir.
Bunların ortasında yazıtsız bir tabulaansata görülür. Altta ise aslan, kartal, yaban domuzu ve balıkçıl kuşu tasvirleri bulunur. Lahdin alt kısmında, çeşitli hayvan resimleri resmedilmiştir.
Düzce Konuralp
Yine bahçede mermer üzerinde bir yazıt vardır. Bu yazıtta “Roma imparatoru Hadrian Prusias ad Hypium’u ziyaret etti” ve “İmparator Caracalla Nisan ayında kentten geçerek şereflendirdi” yazılıdır.
Düzce Konuralp
Müze bahçesinde, sıralı olarak sergilenen bomoslar, yaşarken itibarlı insanların ardından dikilmiş birer övgü taşlarıdır.
Düzce Konuralp
Arkeoloji Salonu
Müzenin arkeoloji bölümündeki eserlerin bazıları, Bolu Müzesinden buraya getirilmiştir. Bunlar: günlük kullanım kapları, süs eşyaları, sikkeler, figürlerdir. Bu bölümdeki eserler: Tunç çağından, Doğu Roma’ya kadar çeşitli dönemlere aittir. Bunlar: pişmiş toprak ve mermer heykelcikler, metal eserler, takılar, cam kaplar ve mezar hediyeleridir ve kronolojik olarak sergilenmektedir.
Ayrıca: Roma imparatoru Antonius Pius (MS.138-161)un, 1991 yılında, Konuralp güneyindeki bir tarlada bulunan büstü, ostotekler, mimari elemanlar, bu bölümü tamamlıyor. Müzede bulunan çeşitli dönemlere ait mezar stelleri ise, antik Konuralp hakkında bilgi vermesi açısından ilginçtir.
Düzce Konuralp
Etnoğrafya Salonu
Geleneksel kültürlere ait eserlerin sergilendiği bu salonda: el işlemeleri, yöresel kıyafetler, süs eşyaları, mutfak kapları, aydınlatma gereçleri, tartı aletleri, kişisel eşyalar, kılıçlar, tüfekler sergilenmektedir.
Düzce Konuralp
Taş Eserler Salonu
Konuralp antik kentinde bulunan birçok heykel, çok önceden il dışına götürülmüş ve gittiği müzelerde sergilenmektedir. Bunlardan en önemlisi: burada arkeoloji salonunda sergilenen ama aslı İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunan “Tykhe” heykelidir. Orijinali MÖ 4’ncü yüzyıla ait olan bir eserin Roma döneminde, MS 2’nci yüzyılda yapılmış bir kopyasıdır.
Zengin bir süslemeye sahip: kader, şans ve başarı tanrıçası Tykhe’nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü, şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda, çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır.
Tykhe Okeanos’un kızlarından biridir. Kader, şans, başarı tanrıçasıdır. Her kentin bir Tykhe’si vardır. Tykhe’ler kentlerin koruyucu tanrıçaları olup, başlarında şehir suru şeklinde bir taçla gösterilirler.
Düzce Konuralp
Evet, müzenin bu bölümünde bir mozaik görülüyor. Oprpheus konulu mozaik: Roma dönemi bir taşınmaza ait zemin döşemesidir. Yaklaşık 45 metre kare olan mozaiğin tamamının konservasyonu yapılmış ve sergilenmektedir.
Mozaiğin merkezinde, Orpheus lirini çalar şeklinde, etrafında hayvanlar toplanmış, çevresinde ise dört mevsim, insan yüzü şeklinde betimlenmiştir.
Orpheus: çaldığı müzikle ağaçları ve kayaları harekete geçirdiği ve canavarları yatıştırdığına inanılan bir mitoloji kahramanıdır. Mozaiğin çevresinde aslan, kaplan, tavus kuşu gibi hayvan figürleri ve dört köşesinde, dört mevsim tasvirli kadın başı figürleri yer almaktadır.
Düzce Konuralp
Bir diğer önemli eser Roma Tanrısıdır. Bir yüzü sağa, bir yüzü sola bakan, iki yüzlü Roma tanrısı, taş eserler salonunda sergilenmektedir. Bu tanrı resmine Roma paralarında rastlanır. Janus’a ait olan yüzlerden biri kentten içeri girenlere, diğeri ise kentten çıkanlara bakar. Böylece kentin güvenlik içinde yaşamını sürdürdüğüne inanılır.
Tüm bunların yanında, Konuralp yöresinde bulunan eserlerin bir kısmı ise: İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergileniyor. Bunların başında: 1931 yılında bulunan bereket tanrıçası “Tyche” heykeli, Roma dönemine ait (MS.2’nci yüzyıl) oturan kadın heykeli, Konuralp’in Sarafiye Mevkiinde bulunan ve MS.3’ncü yüzyıla tarihlenen, mermer, çocuk heykeli geliyor.
Düzce Konuralp
Antik Şehir. Prusias Ad Hypium
Düzce’ye bağlı, Konuralp beldesinde, adı: Prusias ad Hypium olan bir de antik şehir kalıntısı var.
Bu şehir: MÖ.3’ncü yüzyıl başlarına tarihleniyor.
Doğudan batıya uzanan, Küçük Melen ve Tabak Çayları yakınında, ovada, bir tepenin üzerinde kurulmuş. Bugünkü Düzce şehrinin kuzeyinde bir yamaç üzerindedir. Güneyindeki ovaya hakim bir tepe üzerindedir.
Antik şehir, önceleri, Hypios olarak anılırken, daha sonraları, Kieros olarak anılmaya başlanmış.
Ancak: Kieros, MÖ.2’nci yüzyıl sonlarında, tarih sahnesinden çekilmiştir.
Bitinya Kralı Prusias, kenti ele geçirdikten sonra büyük bir imar faaliyetine girişmiştir. Şehrin adı: kralın adına izafeten, “Prusias” olarak anılmaya başlanmış.
Roma yapılarının ortaya çıkmasıyla birlikte kent, mimari olarak en üst düzeye ulaşır.
Prusias ad Hypium şehri: MÖ.74 yılına kadar, Bithyn hakimiyeti altında kalır. Bithy birliğini oluşturan 12 kentten biridir. Bereketli topraklarıyla bir tarım kentiydi. Karadeniz ticaretinde önemli bir etkinliği olan kent, Ege ile de irtibatını muhafaza etmiştir.
Özellikle ürettiği tarım ürünleri ve keresteyi nehirler aracılığı ile Karadeniz’e aktarıyor oradan da Ege ile bağlantılar kuruluyordu.
Kral 4. Nikomedes Philopater zamanında; şehirde, siyasi çalkantılar ortaya çıkar.
Büyük Pontus Kralı Mitridates; bölgedeki diğer Bithyn şehirleri gibi, burayı da istila eder ve Pontus hakimiyetine sokar.
Daha sonra, takip eden tarihi süreçte ise, bölgede, Romalılar görülür.
Roma dönemi boyunca: ekonomik hayat canlanır. Şehrin sembolü olan, tanrıça Tyche heykeli ve bu gün Tabak Çayı yatağında, toprakla kapanmaya yüz tutmuş Roma Köprüsü, bu dönemlerden günümüze kalan eserlerdir. Şehrin surlarından ise, günümüze herhangi bir iz kalmamıştır.
Roma devri: MS.395 yılında biter. 535 yılına doğru, Prusias şehri; Claudiopolis’den sonra, bölgenin en önemli ikinci şehirlerinden biri olur. Konuralp’te bulunan haç işaretli mezar mermerleri de, bu devre ait arkeolojik kalıntılar olarak dikkati çeker.
Evet, takip eden dönemde: Osman Gazi Beyliği sırasında, Düzce ve yöre, Türk hakimiyeti altına girer. Konuralp Bey; bu dönemde, bölgedeki çoğu yer gibi, burayı da fetiheder. Düzbazar’ı ele geçirir ve sonra Bizanslılar ile, Uzuncabel’de yapılan iki gün süren savaşı kazanır ve bölgenin tek hakimi olur.
Bunun üzerine: Osman Gazi; Düzce Pazarı (yani ovayı) ve Bizans Prusias şehrini, Konuralp Bey yönetimine verir. Bundan böyle, burası: “Konrapa” diye anılmaya başlanır.
Düzce Konuralp
Antik Tiyatro-Kırk Basamaklar:
Konuralp’in tarihi zenginliğini gösteren en önemli kalıntılardan biridir. Batı Karadeniz bölgesinde, günümüze gelebilen tek antik tiyatrodur. Halk arasında “Kırk Basamaklar” olarak da bilinir.
Helenistik dönemde MÖ 300-30 yılları arasında inşa edilen tiyatro, Roma döneminde (MÖ 30-MS 300) eklemelerle büyütülmüştür.
Düzce KonuralpMS.1’nci yüzyıla kadar, yöreye hakim olan Prusias krallığı döneminin sanatsal zenginliğini gösteren, en canlı eserlerdendir. Tepenin üst kısmına yaslanmış olarak durmaktadır. Yarı daire şeklindedir. İki ucu kesişmiş oturma kademeleri, yarı daireden daha kısa bir şekil almıştır. Güneye bakmaktadır.
Seyirci kapasitesi 10.000 kişiliktir.
Uzunluğu: 100 metre, genişliği ise 74 metredir. Beyaz, sağlam ve mahalli, güzel kalkerli taşlardan yapılmıştır.
Üst kısmındaki oturma kademelerinin yarısı, iyi korunmuş durumdadır. Aslan pençeleri ile süslenmiş olan oturma kademelerini, bölümlere ayıran 7 merdiven var.
Sahne binası, büyük dikdörtgen şeklindedir. Sağda ve solda, bir koridora açılan, kemerli geçitleri ile orkestrasının bulunduğu kesime geçilir. Kemerlerden, yalnızca en sağdaki, yarı daire şeklinde ve örtülü olanı, bugüne dek ayakta kalabilmiştir.
Sahnenin önündeki üç büyük kemerli kapıdan ise, bugün, yalnızca biri sağlam olarak ayakta kalabilmiştir. Cephede, korniş altında, büyük harflerle yazılı, Yunanca kitabeden ise, küçük bir parçası, bugüne kadar muhafaza edilebilmiştir.
Anlatılanlara göre, tiyatronun girişinde büyük bir kuyu varmış. Şimdi de gözüküyor fakat bugün restorasyon katliamı sonucu, ağzına kadar çakıl taşları ile doldurulmuş.
Eskiden, Roma döneminde, o arenada, aslanlarla ya da birbiriyle dövüştürülen köleler, özgürlüklerini elde etmek bir şansmış, o kuyu. Şöyle ki, galip gelen köleye, kuyuya girme izni veriliyormuş. Köle kuyuya inince, karşısına 3 tünel çıkıyormuş.
Tüneller, yalnızca bir insanın geçebileceği kadar darmış. Tünellerden biri akreplerle ve çıyanlarla son bulurmuş. Diğer tünel, yılanlarla dolu, çıkmaz bir yolmuş.
Üçüncü tünel ise, şehir surlarının dibinde, özgürlüğe açılıyormuş. Bu tünelin uzunluğu yaklaşık 500 metre imiş. Tünelin çıkışı halen gözüküyor.
Evet, bugün. Yaklaşık 2000 yıllık tiyatro alanı içindeki yapılar: Konuralp Belediyesi tarafından istimlak edilmiştir. Tiyatronun yüzde 85’lik bölümü ortaya çıkarılmıştır.
Tiyatro: düzenlenen çeşitli etkinlikler ile, yeniden canlandırılmış. Son yıllarda, burada, festivaller ve konserler düzenleniyormuş.
Düzce Konuralp
Roma Mermer Köprüsü
Konuralp’in batısından geçip, Efleni Gölüne dökülen, Tabak Deresi üzerindedir.
Akçakoca yolu ile Çilimli yol ayrımında bulunuyor. Bugün, yalnızca 10 metrelik bölümü ve üç kemeri görülebiliyor.
Beyaz mermer bloklardan ve hiç harç kullanılmadan yapılmış olması, köprünün en büyük özelliği olarak tanımlanıyor.
Mozaikler
İlk olarak, 1959 yılında, Konuralp şehir merkezinin güneyinde, Akçakoca yolu kenarında, eski Roma Yolu olduğu tahmin edilen kanal mevkiinde, tesadüfen, iki büyük ve önemli mozaik bulunur. Daha sonra, bu mozaiklerin bulunduğu alan, İstanbul Arkeoloji Müzesi ilgilileri tarafından kazılarak incelenir. Ancak, ödenek yokluğundan, çıkarılamazlar ve üzerleri yeniden toprakla kapatılır.
1997 yılında, Konuralp Turizm Tanıtma Derneği tarafından başlatılan girişimler sonucu: Kültür Bakanlığından izin alınarak, Bolu Müze Müdürlüğü gözetiminde, mozaikler için yeniden kazı yapılır. 1959 yılında bulunan ve üzerleri kumla örtülen mozaikler, yeniden ortaya çıkarılırlar.
İlk mozaikte: 40 metre karelik mozaik zeminde: Lir çalan Orpeus, çevresinde hayvanlar ve dört köşesinde dört mevsim tasvir edilen kadın başı figürleri ortaya çıkarılır.
Diğer mozaikte ise: Archilleus ve annesi Thetis ile ilgili sahneler resmedilmiştir. Mozaiklerin; MS.1’nci yüzyılda, Roma devrinde yaşayan zengin bir Romalının evinin salonuna, alt zemin döşemesi olarak yapıldığı sanılmaktadır.
Düzce Konuralp
Surlar
Roma dönemine ait olan kale duvarlarından, herhangi bir kalıntı görülmemektedir. Ancak: MS.253-268 yılları arasında, İmparator Gallienus zamanından kalan bir sikkede, Prusias ad Hypium şehrinin, iki kuleli şehir kapısının tasviri görülmektedir.
Bizans dönemine ait surların, 200 metrelik bir kısmı ise, hala ayaktadır. Bu surlar, Akçakoca yolu kenarında, antik mermer köprünün bulunduğu yerin tam karşısından başlar ve Hamam Sokağına kadar devam eder. Evlerin bahçelerinde kalan surların bir kısmı, bugün kimi yerde evlerin temeline, kimi yerde ise bahçe duvarını oluşturuyor.
Düzce Konuralp
Atlı Kapı
Şehir merkezinin güneyinde, Düzce’den gelen ana caddenin sağında, antik tiyatroya kadar uzanan, dar bir yol üzerindedir. Sokağa da adını veren atlı kapının, ikinci defa kullanılmış olan mahal taştan, büyük bir lentosu bulunuyor.
Üzerinde at tasviri ve Yunanca bir kitabe bulunan taşın, bir Prusias vatandaşı tarafından, annesine mezar kitabesi olarak yaptırıldığı sanılıyor.
Surlar, buradan itibaren bir süre daha güneydoğu istikametinde devam ediyor ve kare şeklinde bir kule ile son buluyor.
Su Kemerleri-Kemerkasım/Çiftepınarlar:
Kentteki su kemerleri ve agoraya ait kalıntılar, antik dönemdeki mühendislik ve sosyal yaşam hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.
İki farklı yerde görülür. Kemerkasım köyü yakınlarında ve Çiftepınarlar Mahallesi sınırlarındadır.
Helenistik ve Roma dönemlerinden kalmadır.
Horasan harçlı, karışık kesme taş ve moloz taş kullanılmıştır.
İki katlı bir yapı olduğu düşünülüyor.
Yaklaşık 160 metre uzunluğunda ve 20 metre yüksekliğe ulaşan kısımları vardır.
Başlıca istinat ayakları (11 tane) iyi korunmuş durumdadır.
Üst yapısı büyük oranda toprak altında kaybolmuştur.
Sonuç
Evet, Konuralp, tarihi süreç içinde, bulunduğu yer itibarı ile, önemli bir yerleşim yeri olarak kullanılmış. Özellikte: amfitiyatro ilginç. Çünkü: bu bölgede, başkaca, bu tür tiyatro kalıntısı yok. Tarihi süreç içinde, büyük bir medeniyetin kurulduğu anlaşılan burada, antik kalıntılar arasında gezmek ve tarihi yaşamak mümkün.
Merakınız varsa, bu bölgeden geçerken veya zaman ayırırsanız, bir gün içinde, bu tarihi mekanları gezmeniz mümkün. Tarihi sevenlerin bu mekanları gezmekten keyif alacaklarına inanıyor ve öneriyorum.
Düzce Konuralp
KONURALP TÜRBESİ
İl merkezine bağlı Konuralp’te: 1323 yılında şehri Bizanslılardan alan Konur Alp’in türbesi bulunmaktadır. Bugün, yeni bir yapı gibi görünen türbenin içinde 3 mezardan birinin Konur Alp’in yakınlarından Ali Hamza’ya ait olduğu bilinmektedir.