Tanzanya Ngorongoro

Tanzanya Ngorongoro

Ngorongoro krateri, dünyanın sekizinci harikası olarak ve Afrika’nın en iyi bilinen yaban hayatı bölgesi olarak tanınmaktadır. Bu muhteşem ve ilginç yaban hayatı alanı: 1979 yılında, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Ngorongoro: bir yanardağdır. Bir zamanlar: konik bir şekle ve günümüzdekinden 2 misli yüksekliğe sahipmiş. Ancak: günümüzden 3 milyon yıl önce gerçekleşen son püskürtmenin şiddeti ve altındaki erimiş kaya kütlesinin lav olarak dışarı kusulması sonrasında: konik zirve içe çökmüş ve 20 km. çapındaki günümüzde de görülen bir oyuk ortaya çıkmıştır.

Yani: yer kabuğunda dev bir kırık oluşmuştur. 20 km. çapındaki bu kırık çevresinde ise, 600 metre yüksekliğinde bir caldera duvarı oluşmuş ve dış dünya ile ilişik kesilmiş ve milyonlarca yıl boyunca, deniz seviyesinden 1800 m. Yükseklikteki bu oluşum günümüze hiç bozulmadan gelmiştir.

Kalderanın eteklerinde ise delikler oluşmuş, buralar hayvanlar tarafından barınak olarak kullanılmıştır.

Ayrıca: bölgede bol su mevcuttur. Yani, daha açık ifade etmek gerekirse: 20 km. çapındaki bu volkanik krater boşluğundaki verimli ve sulak alanda, birçok hayvan türü yüzyıllardır yaşamaktadır.

Bu olaydan günümüze kalan tek sonuç: kraterin kuzey batı ucunda bulunan “Round Table Hill” yani Yuvarlak Masa Tepesidir.

Bilimsel olarak: volkanik patlama ve çöküntü sonucu ortaya çıkan volkanik kraterlere “caldera” ismi veriliyor. Burada görülen caldera: dünya üzerinde benzerleri arasında, büyüklük bakımından altıncı sıradadır. Ama çeperlerinin kırıksız olması nedeniyle, dünyanın en büyük calderası olarak da bilinir. Yani: bunun en anlaşılır tanımı büyük delikdir.

1960 yılında: yalnızca 3.5 km. uzunluğundaki bozuk ve kötü bir yol: 600 metrelik bir yükseklik kazanarak, kraterin bu tabanına yani büyük deliğe veya calderaya iniyordu. Zaten: yine bu dönemlerde, buraya, yalnızca dört çekerli ve güçlü araçların girmesine izin veriliyor ve bu araçlarla, bölgeye her yıl yaklaşık 10 bin ziyaretçi taşınıyordu.

Evet: buranın hemen batısında, Serengeti bölgesindeki düzlüklerde su ve taze ot bulmak için, her yıl göç eden hayvanlardan farklı olarak, burada yaşayan 30 bin civarındaki hayvan: yılın büyük bölümünde burada 260 km. karelik alanda yaşamaktadırlar çünkü burada en kurak sezonda bile su sorunu yaşanmıyor.

Burada: bir dizi bataklık ve sığ bir soda gölü ve ana göl “Magadi” gölü ve iki nehir (Munge ve Lonyonike) bulunuyor. Magadi gölü, bu nehirlerle besleniyor.

Magadi gölünün sularının hiçbir çıkış yolu olmaması nedeniyle, göl suları, yüzyıllardır süren buharlaşma sonucu, yüksek oranda tuz içeriyor. Bu suda: sadece bazı su yosunları ve karides türü kabuklular yaşıyorlar. Ancak: burada bulunan milyonlarca flamingo için, bunlar yeterli geliyor. Flamingolar: uzun bacakları ile, göl kenarında iz sürüyor ve karideslerle besleniyorlar.

Bir kısım flamingo ise, derin sulardaki su yosunları ile besleniyorlar. Hemen yanındaki bataklıkta ise, su aygırları yaşıyorlar. Çamurlu bu çukurların yanı sıra, krater yani caldera içinde, su kuyuları var. Filler, kara gergedanlar ve birçok su kuşu: bu su çukurları yakınlarında yaşıyorlar.

Krater otlaklarının her yıl yenilenmesindeki en büyük etken: Aralık-Nisan ayları arasında süregelen aşırı yağışlardır. Bu yağışların ardından krater otlakları, yeşile bürünüyor ve zengin volkanik topraklarda rengarenk milyonlarca çiçek yetişiyor. Mayıs-Kasım ayları arasındaki kurak dönemde ise: kraterin yani caldera’nın rengi, yeşilden aşamalı olarak sarıya, sonra kahverengiye dönüşüyor. Bu dönemde, kraterde yaşayan hayvanlar ise, Munge bataklığı çevresinde toplanıyorlar.

Evet: kraterin kenarında oluşan yüksek duvarlar:

kraterin içinin dış dünya ile ilgisini kesiyor. Kraterin içinde yaşayan hayvanlar ise, hayati ihtiyaçlarını krater içinden rahatlıkla karşılamaktadırlar. Zebra, antilop ve ceylanlar gibi otçullar: kraterin büyük bölümünü kaplayan otlaklarda beslenirler ve aslan, leopar, çıta, sırtlan ve çakal gibi etçil hayvanlara av olurlar.

Otçullar: genellikle otların en yeşil olduğu Ocak ve Şubat aylarında doğururlar. Etciller de: yine aynısını yaparak, sütten kesilmiş yavruların ve onların bakımını üstlenen annelerinin iyi beslenmesini sağlayan yeni buzağıların ve yavruların bulunduğu aylarda doğururlar.

Sonuç olarak: Ngorongoro: kendi kendine yeten bir özellik taşımaktadır. Bu durum: uluslar arası bilim çevrelerinin de ilgisini çekmiş ve zoologlar ve diğer bilim adamları, buraya gelerek, buradaki vahşi yaşam ve ekosistemi incelemek üzere, yıllarca çalışmaktadırlar.

Bu çalışmalar sonucunda: hayvanların genetik havuzlarının çok dar olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır. Örneğin: Ngorongoro bölgesindeki panterlerden, 100 tanesinin, yalnızca 15 bireyden doğduğu tespit edilmiştir.

Bu arada: krater çevresine çıkan patika üzerinden, birkaç hayvan, her yıl krateri terk etmektedirler. Bunlar: kraterin altındaki düzlüklerde, her yıl tekrarlanan kuru sezon göçüne katılırlar ve sonra geri dönerler. Ancak, çevredeki tarım alanları ve yerleşimler, bu göç rotasını her geçen yıl tehdit eder duruma gelmiştir.

Ngorongoro: bir zamanlar tarım yapılmasına izin verilmeyen Serengeti Milli Parkının bir parçasıydı. Bu durum: sığır sürüleri besleyen yerli Masai halkının sıkıntısına neden oluyordu. Bunun üzerine, 1959 yılında, krater ve çevresinde, yaklaşık 8500 km. karelik bir koruma alanı oluşturuldu.

Burada: bölgenin yerli halkı olan Masai’ler hakkında da biraz söz etmek istiyorum. Masailer: ağır başlı, kızıl saçlı yöre insanıdır. Tanzanya hükümeti: yerli Masaileri, modern yaşama uyum sağlamaları için her türlü çabayı göstermesine rağmen, Masailer buna karşı direnmişler ve kabul etmeyip bulundukları yerleri terk etmemişlerdir.

Günümüzden yaklaşık 200 yıl önce buraya gelen Masailer, günümüzde burada sığır ve keçi besliyorlar. Sayıları ise, 43 bin civarındadır. Yağmurlu sezonda: bitişikteki ormanlık alanlara, kuru sezonda ise açık ovalara hareket ediyorlar.

Burada bir özellikten daha söz etmek istiyorum. Bölge: insanlığın beşiği ve dünyanın tarih öncesinde yaşanmış en eski sitesi olarak kabul edilen “Olduvai Gorge” alanını da barındırmaktadır. Burada yapılan incelemelerde: günümüzden 50 yıl önce, dünyanın ilk insanlarına ait, burada çeşitli izler bulmuşlardır.

Oldupai Gorge: Doğu Afrikadaki en ünlü arkeolojik alandır ve burayı da ziyaret etmenizi öneririm.

Ngorongoro kraterinin batısındaki bu alanda: insansı ayak izleri bulunmuştur. Volkanik kaya üzerinde korunarak günümüze ulaşan bu ayak izlerinin, 3.5 milyon yıl öncesine dayandığı söyleniyor.

Burada bulunan baş iskeletin ise: küçük beyinli ve üç parçalı olduğu görülüyor. Bu yaratığın boyunun ise, 1.2 ile 1.4 metre olduğu tahmin edilmektedir. Bulunan bu baş iskeleti, günümüzde, Oldupai Müzesinde sergilenmektedir.

Hatta: yine söylenenlere göre: Adem ve Havva’nın cennetten kovulduktan sonra, dünya üzerinde, burada buluştukları söyleniyor.

Tanzanya Ngorongoro

Ulaşım

Ngorongoro koruma alanı: Arusha şehrinin 180 km uzağında Serengeti Milli Parkının hemen yanındadır. Buraya ulaşım: Arusha şehrinden karayolu ile yaklaşık 4 saat sürer.

Tanzanya Ngorongoro

Ne zaman gidilmelidir

Yılın tüm zamanlarında, bu park alanını ziyaret edebilirsiniz. Ancak, özellikle yağmur sezonu ardından, Magadi gölündeki filamingo sürülerini görmek mümkündür.

Tanzanya Ngorongoro
Tanzanya Ngorongoro
Tanzanya Ngorongoro

 

Neler Yapılır

Burayı ziyaret ederseniz: özellikle siyah gergedanlar, filler, manda ve zebra sürüleri görebilirsiniz. Ayrıca: aslan, leopar ve sırtlan sürüleri de görebilirsiniz. Kuş türleri ise, yaklaşık 400 civarındadır. Flamingolar, yarasa kulaklı tilkiler, çita, çakal, ceylanlar da görebileceğiniz diğer hayvanlardır.
Park alanında: bu hayvanları görebileceğiniz bir sürüş alanı bulunmaktadır. Ayrıca: piknik noktaları vardır.

Tanzanya Ngorongoro

Bu geziye: Ngorongoro koruma alanı dışında, Masai ve diğer kabilelerin yerleşim yerlerini görmeyi de ekleyebilirsiniz. Bu turda: kabilelerdeki insanların oturduğu çamur-kerpiç evleri, onların yaşam tarzlarını ve danslarını izleyebilirsiniz.

Bu arada bir uyarı: yolculuk esnasında, izinlerini istemeden Masailer ve yerli kabile üyelerinin fotoğraflarını sakın çekmeyin.

Bölgedeki Masai köyleri şunlardır: Kiloki Senyati köyü: Olduvai Gorge bölgesinde, 7 km. güneybatı yönünde, ana yol üzerindedir. Loonguku köyü: Olduvai Gorge bölgesinde, Serengeti anayolu üzerinde 10’ncu km.dedir.

Tanzanya Ngorongoro

Olduvai Gorge Müzesi gezilebilir. Bu müzede: insan atalarının ve onların dünya üzerinde birlikte yaşamlarını sürdürdükleri hayvanların iskeletleri ve fosilleri görülebilir. Burada: ayrıca yöresel el sanatları örnekleri de sergileniyor. Müzede, bir oda: insanımsı ayak izlerine ayrılmıştır. Burada: bizim erken insan atalarımızın gerçek ayak izlerini görmek mümkündür.

Bu izler: mucizevi volkanik patlamalar sonucu oluşan çamurlu kil ile korunmuş ve güneş ile sertleşerek, günümüze 3.6 milyon yıl öncesinden gelmiştir. Bu ayak izlerinde, insanların dik yürüdükleri kesin olarak görülmektedir.

Evet, Serengeti Milli Park bölgesine giderseniz, zaman ayırıp Ngororo koruma alanını da görmenizi öneririm.

Suudi Arabistan Meidan Salih

Suudi Arabistan Meidan Salih

 

Suudi Arabistan ülkesinin kuzeyinde “El ula” şehrinin 30 km. kuzeyinde bulunan ve “El hicr” olarak da isimlendirilen burası: 2008 yılında, Suudi Arabistan ülkesinde bir ilk olarak: UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmış, son derece etkileyici bir tarihi alandır. Arkeolojik alan, Medine şehrinin 400 km. kuzey batısındadır. Ürdün-Petra arkeolojik şehrinin ise, 320 km. güneydoğusundadır.

Suudi Arabistan ülkesinin kadim ve modern kültürü, dün ve bugünü, çöl ve denizin tüm zıtlıkları, burada birliktelik ve uyum oluşturuyor ve etkileyici bir görünüm ortaya çıkıyor. Yani: köklü gelenekler ve modernlik bir arada yaşıyor.

Kadim bir Arap uygarlığı olan Nebati krallığının Ürdün Petradaki merkezinin ardından, ikinci büyük şehri olan Meidan Salih’te: kayalara ve dağlara oya gibi işlenmiş evler ve tapınaklar bulunmaktadır.

Suudi Arabistan Meidan Salih

TARİHİ SÜREÇ

Bölgede ilk olarak “Lihyan” isimli eski bir Arap krallığının bulunduğu tahmin edilmektedir. Çünkü: burada, MÖ.4 ve 6’ncı yüzyıllara ait Arapça yazıtlar bulunmuştur. Lihyanites şehri, takip eden dönemde Nabataens şehriyle müttefik olur. Bunun dışında, küçük Lihyans krallığı hakkında fazlaca bilgi bulunmamaktadır.

MÖ.3 ve 2’nci yüzyıllara gelindiğinde, Athleb dağının üzerinde mağara sanatının yani oymacılığın geliştiği gözlenir. Kuzey ve güney arasındaki ticaret yollarının buradan geçmesi, tatlı su kaynakları ve verimli topraklar, buradaki insan yaşamını yoğunlaştırmıştır.

1’nci yüzyıla gelindiğinde ise, yerleşimin iyice genişlediği görülür. Burası: Nabatean krallığının ikinci başkenti haline gelir. Kral Al-Haris IV (MÖ.9-40) kuzeyde Petra ve daha sonra burayı hakimiyeti altına alarak: Nabatean kaya mimarisinin karakteristik özelliklerini buraya getirmiş, mükemmel ortamda, jeolojik anıtsal oyma teknolojisi hızla ilerlemiştir.

Bunun dışında: kaya ve yağmur suyu su tankları, kumtaşı ibadet yerleri, tarım arazileri oyularak elde edilmiştir.

106 yılına gelindiğinde, Nabatean krallığı, Roma imparatorluğu tarafından ele geçirilmiş ve Hicaz bölgesi, Roma parçası haline gelmiştir. Takip eden dönemde, güney-kuzey arasındaki ticaret karayolu, Kızıldeniz üzerinden deniz yoluna kaymıştır. Bu nedenle: bölge, bir ticaret merkezi olma özelliğini kaybetmiş ve terk edilerek yavaş yavaş önemini kaybetmeye başlamıştır. Geç Antik dönemde ise, özellikle çölleşme süreci nedeniyle, kentsel tüm fonksiyonlarını kaybetmiştir.

Evet, tarihi süreç hakkında konuşurken, şimdi “Kur’an” da Meidan Salih hakkında yazılanlara. Kur-ana göre: MÖ.3 bin yıllarında, burada “Semud” kavmi yaşıyormuş. Bu kabilede: zulüm ve baskının yaygın olduğu, Salih Peygamberin bunlarla birlikte yaşadığı belirtilmektedir. Salip Peygamber: bölgede yaşayan, zulüm ve baskının egemen olduğu ve liderleri Thamudis olan toplumu: tek tanrıya inanmaya davet etti.

Thamudis: bu uyarıları göz ardı etti. Salih Peygamber: bunun üzerine dağın arkasındaki insanlara haber gönderdi ve ancak, sadece bir azınlık onun sözlerini dinledi. Thamudis: bu insanları öldürdü ve bunun üzerine Salih peygamber ve inananları şehri terk ettiler. Ama Thamudis: Allah tarafından, bir felaket ile cezalandırıldı. Bu felaket, bazılarına göre bir deprem, bazılarına göre ise bir yıldırım düşmesidir, ancak kanıtlanamamıştır.

Daha yakın geçmişe dönülürse: 19’ncu yüzyılda: bölgedeki kuyular “El-Hicr” vahasındaki köylüler tarafından tarım yapılırken kullanılmıştır. Osmanlı imparatorluğu tarafından yapılan Hicaz Demiryolu ise, 1901-1908 yılları arasında sitenin üzerinden geçer. Hicr kuzeyinde, bu demiryolu için bir tren istasyonu inşa edilir. Bu tren istasyonunda, demiryolu personeli için yurtlar, ofisler ve lokomotiflerin bakım yerleri yapılır.

Tarihi süreci fazla uzatmaya gerek yok. 1930’lu yıllara gelindiğinde, Suudi Arabistan Krallığı, bölgedeki arkeolojik araştırmaları başlatır. Arkeolojik bölgede yaşayan Bedevi kabileleri: Hicr üzerine yerleştirilirler, burada yeni kuyular kurulur ve sitenin tarımsal özellikleri düzenlenir. Ancak: 1972 yılında, Bedevi göçebeler, yeni yerleşim yerlerine yerleşirler ve arkeolojik site, yukarıda da sözünü ettiğim gibi, 2008 yılında, UNESCO tarafından koruma altına alınır.

Suudi Arabistan Meidan Salih
Suudi Arabistan Meidan Salih
Suudi Arabistan Meidan Salih

 

Evet, burada günümüzde, 131 kaya kesme anıt mezar bulunmaktadır ki, bunların özellikle süslü cepheleri ilgi çekmektedir. 1’nci yüzyılda inşa edilen yerleşim bölgesi ve vaha çevresindeki yapılar; kumtaşından nekropol yani mezar oluşturmak için oyularak elde edilmiştir.

Dört nekropol alanını: toplam 13.4 km. karelik bir alana yapılmıştır.

Bu mezarların: cephelerinin güzelliği, yapının büyüklüğü ve süsleme: gömülen kişinin sosyal statüsünü ve zenginliğini belirlemektedir. Birçok mezarda: tabanlarda askeri rütbeleri gösteren işaretler bulunmaktadır ki, bunlar, muhtemelen yerleşimin ticari faaliyetlerini korumak için özellikle koyulmuştur.

Nabatean krallığı: yalnızca ticaretin kesiştiği bir yer olarak değil, aynı zamanda: Asur, Fenike, Mısır ve Helenistik dönemlere ait sanat tarzının özelliklerini de çeşitli motiflerle yansıtırlar. Roma imparatorluğu burada egemen olduktan sonra: Roma dekorasyon örnekleri de görülür.
Kayalara oyulan mezarlar dışında, yerleşim alanlarında ise “kerpiç” kullanılmıştır.

Yerleşim alanında, 20 metre derinlikten su çıkmaktadır ki gevşek zemin rahatlıkla kazılabilmektedir. Bunun sonucunda, özellikle batı ve kuzeybatı kesimlerinde toplam 130 su kuyusu bulunur. 4-7 metre çapındaki bu kuyuların bazıları, kumtaşı ile takviye edilmiştir. Zaten, şehir gelişmiş su toplama teknikleriyle de ünlüydü.

 

Jebel el-Mahjar

Kuzeydedir. Mezarların cephe süslemelerinin boyutu diğerlerine nazaran nispeten küçüktür.

Kasr el walad

Mezarların cephe süslemelerinde kullanılanlar: ince yazılar, kuşlar, insan yüzleri ve hayali varlıklardır. Burada toplam 31 mezar görülür. Kaya mezarlarının boyutları 16 metreye kadar çıkmaktadır ve anıtsal özellikler gösterirler.

C alanı

Burada 19 mezar bulunmaktadır ve alanın güneydoğusundadır. Mezarların cephelerine süslemeler oyulmuştur.

Jebel el-Khraymat

Alanın güneybatısındadır. Burada toplam 48 mezar bulunur. Ancak: hakim rüzgara maruz kalması ve kalitesiz koruma nedeniyle, bunların cephe süslemelerinin çoğu harap olmuştur.

Cebel İthlib

Burası, dini alan olarak bilinir ve sitenin kuzeydoğusundadır. Buranın: Nabatean tanrısı “Dushara” ya ithaf edildiği düşünülmektedir. Dar bir koridor, yüksek kayalar arasında uzanan 40 metrelik bir yol ile ulaşılır ki, bu düzen, Petra kentini anımsatır. Bu dini alanda: bir konsey odası, mahkeme salonu ve bir kaya çevresinde, yazıtlı küçük bir dini alandan oluşmaktadır.

 

Seyşeller Diğer adalar

Seyşeller Diğer adalar

Evet, Seyşeller’de genel bölümde belirttiğim gibi yüzlerce ada var ve bunların bir kısmında yerleşim ve konaklama imkanları bulunuyor. Ben sizlere görebildiğim adalar hakkında bilgi vermeye çalıştım. Önceki adalar yoğun ve kalabalık, özellikleri bol olmasına rağmen, Seyşeller’de önemli olan ama özellikleri yoğun olmayan adalar da bulunmaktadır. Bu bir kısım ada hakkındaki bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

Seyşeller Diğer adalar BİRD İSLAND ADASI

 

BİRD İSLAND ADASI

Bird adaları, Denis adasına yakındır ve takımadalar içinde en kuzeydeki granit adadır. 170 dönümlük bir alanı kaplamaktadır. 1.6 km uzunluğunda ve 600 metre genişliğindedir. Burada kuzey kenarda okyanus tabanı 2000 metreye kadar iner. Mahe adasındaki havaalanı iç hatlar terminalinden buraya ulaşmak için 30-35 dakikalık bir uçuş yapmak gereklidir.

Ekim ve Şubat ayları arasındaki dönemde, kumlu plajlara yumurtalarını bırakmak için kaplumbağalar buraya gelirler. Seyşellerin en kuzeyindeki ada olması nedeniyle özellikle göçmen kuşları burayı tercih ederler. Mayıs-Ekim ayları arasındaki üreme döneminde ise, burada 1.500.000 kuş barındığı söyleniyor.

Bunlar Alaska ve Sibirya’dan gelen göçmen sumru kuşlarıdır. Adada doğa koruma alanında: fırkateyn kuşlar, kırmızı kuyruklu tropic kuşlar ve dünyanın en büyük kuş kolonilerinde 19 tanesinin üreme alanı bulunmaktadır. Doğa severler, burada her yerde kertenkele yanı sıra çiçeklerin birkaç endemik türünü bulabilirler. Özellikle gardenya, bois ağaç kavunu, bu adaya özgüdür.

Praslin adası üzerinde çoğu otel: Aride adasındaki bu bölgeye günlük geziler düzenlerler, ancak ada genellikle kaba sörf için Mayıs-Eylül ayları arasında kapalıdır.
Kuş gözlemcileri ve fotoğrafçılar, açık görüş platformundaki kuş yuvalarını izlemekten büyük keyif alırlar.

Bird Island, lüks bungalovlar bulunan, sahilden uzak bir yürüyüş yolu mevcut bir tatil beldesidir.
Adadaki ayrıca dev kara kaplumbağaları bulunur. Bunların ağırlıkları bazen 200 kg ya kadar ulaşır. Hatta 300 kg olan ve 200 yılı aşkın yaşa sahip olanları görülmüştür. Bu kaplumbağanın ismi “esmeralda” dır ve Guinnes Rekorlar Kitabına ismi yazılmıştır. (Dünyanın en ağır kaplumbağası)

Burada konaklamak isteyenler için tek bir tesis bulunuyor. Adanın ortasındaki bu tesiste bir salon, bar, retoran, resepsiyon ve 24 basit oda bulunuyor.

Seyşeller Diğer adalar DENIS İSLAND ADASI
Seyşeller Diğer adalar DENIS İSLAND ADASI

 

DENIS İSLAND ADASI

Denis mercan adası, Seyşellerin en kuzeydoğu bölümündedir ve muhteşem bir lagün ve masmavi denizi bulunmaktadır. Mahe adasından yaklaşık 45 km uzaklıktadır. Bird adasına 95 km dir.

1.31 km karelik bu mercan ada 1773 yılında Fransız kaşif Denis de Trobriand tarafından keşfedilmiştir. Diğer birçok Seyşeller adasında olduğu gibi burada da Hindistancevizi sanayi bulunur ve ada nüfusu 70-100 kişi arasındadır. İnsanlar balıkçılık ve guanosu (çürümüş kuş pisliği toplama) ve hindistancevizi üretimiyle meşgul olurlar. 1975 yılında, ada: Fransız kağıt patronu Pierre Burkhardt tarafından satın alınmıştır.

Deniz gezginleri, yürüyüşçüler, tüplü dalış ve şnorkelle yüzme ve balık avı meraklıları için uygundur. Balıkçılar Seyşel adalarının bu derin bölgesinde balıkçılık seferlerine katılırlar ve barakuda, wahoo, kılıçbalığı ve orkinos tutma zevkine sahip olurlar.

Temmuz ve Aralık aylarında, adayı ziyaret edenler, onun kıyı şeridi boyunca yuvalanmış kaplumbağaları görmek mümkün olmaktadır.

Karada, orman ve habitat bölgelerinde yerli geniş yapraklı ağaçlar, kemirgen hayvanlar bulunur. Endemik kuş türleri, dünyada tehdit altındaki kuş türleri listesindedir ve bunlar burayı üreme alanı olarak kullanmaktadırlar.

Dünyanın başka hiçbir yerinde bir sabah yürüyüşünde: Seyşeller fody, saksağan, cennet sinekkapan ve Seyşeller ötleğen kuşu göremezsiniz. 350 dönümlük çeşitli bitki örtüsü topluluğunda bunların dışında güvercinler, kardinaller gibi deniz ve kara kuşları yoğun olarak bulunur.

Adada konaklama imkanları bulunmaktadır.

Adada gezilecek yerler olarak şunlar bulunur: 1910 yılında inşa edilmiş bir deniz feneri ve St Denis adına yapılmış bir şapel bulunur.

Seyşeller Diğer adalar SİLHOUETTE ISLAND-ADASI

 

SİLHOUETTE ISLAND-ADASI

Ada Mahe adasının batı sahilinden yalnızca 20 km uzaklıkta, kuzeybatıdadır. 1771 yılında Fransız gezgin L’Heure du Berger Anse La Passe tarafından keşfedilmiştir. Ardından ada ismini: 1759 yılındaki Fransız Ekonomi Bakanı Etienne de Silhouette’den almıştır. Söylenenlere göre bakan öyle mali politikalar uygulamış ki, adada yaşayanları adı gibi bir silüete çevirmiştir. 1801 yılında tanınmış korsan Hodoul buraya gelmiştir.

19.yüzyıldan itibaren adaya 1960 yılına kadar Fransız asıllı “Dauban” ailesi yerleşmiştir. Dauban ailesinin girişimleri sonucunda tarım ve ormancılık alanları gelişmiş ve adanın nüfusu artmıştır. Öncelikle, adada erişilmesi zor yerler başta olmak üzere, pek çok yere hindistancevizi ağacı ekilmiştir.

Çünkü arazinin hindistancevizi ağaçlarıyla kaplı olması durumunda değerli olacağı düşünülüyordu. Dauban ailesi, her evin beslenme kaynağı olarak bir ağaç ekmesi konusunda ısrarcı olunca, evlerin bahçelerine de ağaçlar dikilmiştir. Ancak Henry Dauban, adayı 1960 yılında bir Fransız oteller zincirine satmıştır. 1983 yılında ise hükümet adaya el koymuştur ve küçük bir otel yaptırmış, daha sonra bu otel Hilton Labriz Resort oteli yapılarak yenilenmiştir.

Oldukça küçük ada, 5 km uzunluğundadır. Ancak granit adaların üçüncü büyük granit adasıdır. 20 km karelik alana sahiptir. Doğal güzelliğini korumaya yardımcı olan engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Görünüşe göre granit adalara benzemesine rağmen, ada, kuzeydeki diğer adalardan daha gençtir ve büyük oranda siyenit denilen 63 milyon yıllık volkanik kayadan oluşur.

Çapı ise 3 km. dir. Aslında adada 100 civarında insan yaşamaktadır. Ziyaretçiler ve yerliler için yalnızca bir dükkan bulunur. Granit ada gurubunun üçüncü büyük adası olmasına rağmen, Seyşellerin beşinci büyük adasıdır ve nüfusu fazla değildir.

Dağlık ada zengin biyolojik çeşitlilik ile ünlüdür. Mont Dauban arasında 731 metrelik zirvede bir sis ormanı bulunur.

Adadaki park alanında: kuşlar, kertenkeleler, bukelamunlar, kaplumbağalar başta olmak üzere yaklaşık 2000 den fazla hayvan bulunduğu söyleniyor. Öte yandan, burada: keşfetmek için mağaralar ve etobur ibrik bitkileri, coco de mer, kırkayak ve salyangoz gibi bitki ve hayvan çeşitleri bulmak mümkündür.

Burada Anse Lascar, Anse Mondon ve Grande Barbe gibi plajlar özellikle ilgi çekmektedir ve bunlar el değmemiş gibidir.

Evet günümüzde bu adadan söz edilince ilk akla gelenler: 125 yaşındaki dev kaplumbağalar, tütsü ağaçları, mercan resifleri ve Hilton Seychelles Labriz Hotel’dir.

Hilton oteli adına gelen konuklar: Seyşeller uluslar arası havaalanından 15 dakikalık yolculuk için helikopterle alınmaktadırlar. Ayrıca konuklar özel bir tekne transferi de isteyebilirler.

Son bir not: söylenenlere göre efsanevi korsan Jean-François Hodoul, Silhouette adasına bir hazine gömmüştür.

Seyşeller Diğer adalar Snunggling La Passe Village

Snunggling La Passe Village

Burası Dauban ailesi tarafından 19.yüzyılın ilk yarısında kurulmuştur. Hatta söylenenlere göre efsanevi bir keman satılarak yapılmıştır. Günümüzde orijinal Dauban evi görkemli Creole mimarisiyle dikkati çekmektedir. Dauban evi: Paris’te La Madaleine tarzında inşa edilmiştir. Ev, son zamanlarda restore edilmiştir.

Seyşeller Diğer adalar Dauban Mezarı

Dauban Mezarı

Burası, hindistancevizi ağaçları arasında Silhouette’nin sakin ve tenha bir yerine yapılmıştır. Ancak görkemli mimarisi ile adanın özel bir dönüm noktasında yükseklerde yer alıyor. Onun en belirgin özelliği: cephede ve yan taraflarda hizalanmış altı büyük sütun kümesidir. Onun çekici yapısı yanında, türbe Dauban ailesinin durumunu ve bu süre sonunda adanın ekonomik refah düzeyini de yansıtması açısından önemlidir.

Evet biraz uyumsuz olan bu yapı, Dauban ailesinin tuhaflıklarına adanmış bir anıttır. Anıtın sol köşesinden yukarıya doğru kolay bir yürüyüş yolu uzanır.

Seyşeller Diğer adalar Plantasyon House

Plantasyon House

Adada La Passe denilen eski plantasyon evi: uzun ve geniş bir veranda ile birlikte Creole mimari tarzının en güzel örneklerinden birisidir. Ev muhtemelen 1861 yılında Henri Dauban zamanında yapılmıştır. Onun 2000 dönümlük arazisi üzerinde, yaklaşık 250 işçi barınıyordu. O zamanlarda burada hindistancevizi, tarçın yağı, vanilya ve hawksbill kaplumbağa kabuğu üretimi yapılıyordu.

 

Silhouette Marine Parc

740 metre yükseklikte duran, Silhouette adası ormansızlaştırma uygulamalarından kurtulmayı başaramadı. Ada üzerinde, Ekim 1987 tarihinde bu bölüm “kağıt parkı” olarak tayin edildi.

Seyşeller Diğer adalar Silhouette Natıonal Park

Silhouette Natıonal Park

Bu park Cumhurbaşkanı tarafından 7 Ağustos 2010 tarihinde açıldı. Adanın hükümet tarafından belirlenen % 93’lük bölümü koruma alanıdır. Bu dağlık alanda, Mont Dauban 740 metre, Mont Port a Eua 621 metre ve Gratte Fesse 515 metre yüksekliktedir.
Buralar Batı Hint Okyanusunda zengin biyolojik çeşitlilik sunarlar.

Seyşeller Diğer adalar Anse La Passe

Anse La Passe

Bu uzun ve dar plaj, Hilton Labriz otele komşudur. Deniz burada güneşlenmek ve yüzmek için mükemmeldir ve plaj: otele yakın gölgelikler sunan ağaçlarla çevrilidir.

Seyşeller Diğer adalar Anse Lascars

Anse Lascars

Adanın doğu tarafındadır. Bu plaj arkasında 30 Arap denizcinin antik mezarları bulunmaktadır. Söylenenlere göre, yıllar önce bir Arap yelkenlisi buraya gelmiş ve burada bir kısmı ölmüş ve gömülmüşlerdir. Kumlu plaj yüzmek için elverişlidir.

Seyşeller Diğer adalar FREGATE ADASI

 

FREGATE ADASI

Buraya ulaşmak için, Mahe adasından helikopter ile 15 dakikalık bir uçuş yapmak gereklidir veya tekne ile 1.5 saatlik yolculuk yapmak gerekiyor. Burası ile ilgili bir yasal mevzuat bulunuyor. Seyşellerde yasalara göre herkes herhangi bir zamanda herhangi bir kumsala ayak basabilirler. Ancak suların yükselme sınırı üzerinde kalan araziler şahsa aittir. Bunlardan en büyüğü olan “Fregate” adası, 219 hektarlık bir alana sahiptir.

Adanın ilk sakinleri, 17.yüzyılda İngiltere’nin Doğu Hindistan Şirketi gemilerine saldıran korsanlar olmuştur, korsanlar burayı üs olarak kullanmışlardır. 18.yüzyılda bir Fransız kolonisi adayı ele geçirmiş, ancak 1976 yılındaki bağımsızlığa kadar ada İngiliz ve Fransızlar arasında sürekli el değiştirmiştir. Robert Louis Stevenson tarafından yazılan “Treasure Island” isimli roman, burayı ölümsüzleştirmiş ve aynı zamanda kumların altında gömülü hazine sandıkları efsanesini oluşturmuştur.

Fregate adası, sık sık Holywood ünlüleri için bir kaçış ve tatil yeridir. Lüks içinde dinlenmek için buraya gelirler. Okyanus ve kıyı şeridi manzarasına sahip villalar, özel yüzme havuzlu ve egzotik bitki örtüsü ile çevrilidir. Adanın çevresinde, yelken ve yürüyüşler yapabilirsiniz. Anse Mequereau Beach, yüzmek için idealdir.

Evet bu adayı ziyaret ederseniz, yürüyüş parkurlarında 10 km boyunca yürüyüş yaparak adayı keşfedebilirsiniz.

Seyşeller Diğer adalar Anse Victorin Beach

 

Anse Victorin Beach

Burası Times dergisi tarafından “Dünyanın en iyi plajı” seçilmiştir. Plaj iyi beyaz kum ve granit kayalar ve hindistancevizi ağaçları ile sınırlandırılmıştır. (Buranın müdavimleri arasında Brad Pitt ve Pierce Brosnan bulunduğu söyleniyor)

Burada: Fregate Island Private villaları bulunmaktadır. Bunlardan 152 adımlık merdivenle sahile inilir ve plaj genellikle ıssızdır.

Plajda: yüzmek ve şnorkelle yüzmek mümkündür. Ayrıca: cennet sinekkapan kuşları görülür. Ayrıca, gün batımında muhteşem bir akşam yemeği yemek mümkündür. Tüplü dalış da yapılabilir.

Seyşeller Diğer adalar NORT ISLAND ADASI

NORT ISLAND ADASI

Burada kayalık bir tepe hakimdir. Ziyaretçiler: dört plaj ve etkileyici yerli bitki ve kuş popülasyonunun tadını çıkarırlar. Nort Island adası, mükemmel ekolojik bilgiler içerir.
Adanın kuzeyinde, yaklaşık 6 km uzaklıkta, North Island özel lüks villaları bulunur ve Cambridge Dük ve Düşes (Prens William ve Kate Middleton) ünlü 2011 yılı kraliyet düğünü sonrasında balaylarını burada geçirmişlerdir.