Mısır Abu Simbel Tapınağı

Mısır Abu Simbel Tapınağı

Assuan’dan Abu Simmel’e giderken: yaklaşık 50 dakika süren tarifeli uçuşlar tercih ediliyor.

Ama yeterli zamanınız varsa, dört saat süren karayolunu tercih ederek, turistik Mısır kentlerinin dışındaki hayata da tanık olabilirsiniz.

Tercih sizin. Zamanınıza göre hareket edin.

Abu Simbel Tapınakları: antik Mısır uygarlığının en önemli arkeolojik anıtları arasında anılır.

Kayaya oyulmuş, tek parça blok tapınak olarak tekdir. Bu özelliğiyle öne çıkar.

Sabah gün doğumundan, ses ve ışık gösterilerinin başladığı saat: 19.00 a kadar açık.

Bu anıtın diğer bir özelliği de: dünya çapında en çok tanınan anıtlardan biri olması. Giriş ücreti: 36 EP.

Normal ulaşım aracı yok.

Dolayısı ile, herhangi bir tur şirketiyle gitmeyip, yalnız gitti iseniz, kaldığınız otel aracılığı ile, bir tur şirketinden rezervasyon yaptırmalısınız.

Tur şirketleri 75 EP karşılığında, sizi buraya götürebilir, ancak bu ücrete ilaveten giriş ücretini de ödemeniz gerekir.

Bu ücret içinde, rehber de yok.

II. Ramses

II Ramses sadece 2 yıl tahtta kalmasına rağmen, soyundan gelen 19. Hanedan firavunları ülkeyi 100 yıl daha yönetecekti. (MÖ yaklaşık 1295-1186) Oğlu I. Seti ve özellikle de torunu II. Ramses, Mısır’ın özellikle güçlü olduğu bir dönemde iktidardaydılar.

II. Ramses özellikle ünlüdür. 67 yıl boyunca (MÖ yaklaşık 1279-1213), ülkeyi Teb ve Delta’daki Per-Ramessu’da bulunan idari merkezlerden yönetti. Mısır anıtlarının en iyi durumdaki ve en büyüklerinden bazılarını inşa ettirdi, Hititlerle çarpışmalarıyla ünlü oldu.

Duvar süslemeleri ve kendisinin dev heykelleriyle donatılmış yapım projeleriyle hırslı bir şekilde şanını yaymaya çalıştı. Luksor ve Karnak’taki Amon tapınaklarına eklemeler yaptı. Bir anıttan daha bahsetmek gerekir. Modern Mısır’ın güney sınırında, ücra bir noktada yer alan olağanüstü Abu Simbel Tapınağı.

Tapınak, Nübye bölgesinde, Sudan sınırının 7 km yakınında, Nil vadisinin sarp kayalarına oyulmuştur.

MÖ 13’ncü yüzyılda, gücünün zirvesindeyken krallığının tamamına otoritesini göstermek amacıyla yaptırmıştır.

Yapılma gerekçesi: Ramses’in karısına duyduğu aşkın ifadesi olmasının yanı sıra, ülkesini Mısır’ın düşmanlarına (Sudan) ne kadar güçlü olduğunu göstermek istemesidir. Ayrıca, tapınak Orta Afrika’dan develerle gelen altınları ve  diğer değerli eşyaları saklamak için de kullanılmıştır.

 

Tapınağın yerinden taşınması:

Bu tapınak ile kraliçesi Nefertari’nin buna eşlik eden daha küçük tapınağı, Nübye’de Nil boyunca uzanan kumtaşı yarlarda oyulmuştu.

Tıpkı Buhen’deki kale gibi, bu anıtlar da Asvan’daki barajın inşasından sonra su altında kalacak bölgede yer alıyordu. 1972 yılında Assuan yüksek barajının inşa edilmesi ve Nasır gölünün oluşturulması, tapınakların sular altında kalmasına yol açacaktı.

Ama bu tapınakların yazgısı Buhen’inkinden daha parlaktı.

UNESCO destekli uluslararası bir ekip, tapınakları bloklar halinde keserek sonra da kuru toprakta, yaklaşık 210 metre daha içeride ve 65 metre yüksekte tekrar birleştirdi. Yüksek zeminde, her detayı orijinalinin aynısı olan yapay bir sarp kayalık, arka plan oluşturuldu. Tapınak bazıları 15 ton ağırlığında olan onbinlerce parçaya bölündü ve toplam 300 bin tonluk bu tapınak, önceden düzenlenen yüksek bir yere taşınarak, yeniden kuruldu.

 

Tapınağın özellikleri:

Görünüşte tanrıları yücelten Abu Simbel’deki bu tapınağın aslında II. Ramses’i yüceltiyor olması hükümdarların büyüklüklerini halk karşısında sergilemekten nadiren kaçındıkları bir kültürde bile kralın istisnai gücünün bir göstergesidir.

Tapınaklardan daha büyük olanın cephesi II Ramses’in, her biri 20.1 metre yüksekliğinde 4 dev heykeliyle kendisine bakanları adeta ezer. Tapınağın bu ön cephesi, Mısır’ın en çok kullanılan sembolü olmuştur. Pek çok rehberin ve broşürün kapağı olmuştur. Ama hiç biri sizi tapınağın gerçek görüntüsüne hazırlayamaz. Tek kelimeyle büyüleyici bir yapı.

Evet devam edelim. Cephedeki heykellerin anlamı, başka herkes daha küçük ve ona tabidir.

Bacaklarının alt kısmında duran eşleri ve çocukları, girişin önünde tahtının altında geçit yapan tutsaklar, hatta girişin üzerindeki tanrı Ra-Harakte.

 

Tapınağın iç planı:

İçeride, tapınak bir eksen üzerindeki 4 odadan meydana gelir.

Büyük bir hol, daha küçük bir hol, giriş holü ve kutsal oda.

Muhtemelen depo olarak kullanılan birkaç yan oda ise bu eksenin yanlarındadır.

Büyük hole, üzerinde kralın önemli öbür dünya tanrısı Osiris olarak görüntüsünün oyulduğu iki sıra sütun egemendir.

Yan duvarlarda kralın Suriye’de Hititlere karşı yaptığı Kadeş Savaşı da dahil askeri zaferlerinin rölyefleri vardır.

Araştırmacılar aslında bu savaşın galibi olmadığını düşünseler de II Ramses’in bu konuda nesnel olmak gibi bir derdi yoktur.

Arkadaki kutsal odada oturur halde, II Ramses ile 3 önemli tanrı Ra-Harakte, Amon ve Memphis’in baştanrısı Ptah duruyordu.

 

ebu simbel.çok güzel resim.1

Mısır Abu Simbel TapınağıTapınağın içine gelen ışık:

Tapınağın konumu, yılda 2 kere, Şubat ve Ekimde sadece bir gün, güneşin ışıklarının tapınağın dibine erişip üç tanrı ile firavunun üzerine düşmesine imkan veriyordu.

İlk tarih, II Ramses’in taç giydiği gün veya belki de ilk jübilesinin tarihi olabilir, zira tapınak bu olayı kutlamak için yapılmıştır.

21 Haziran gününde, yani Ramses’in doğum gününde, güneş ışığı, tapınma taşına doğrudan yansır. Yalnız, tapınak taşındığı yeni yerinde, güneş ışığı, tapınma taşına, 20 Haziran tarihinde geliyormuş.

abu simbel.taşınıyor.1
Mısır Abu Simbel Tapınağı

 

TAPINAK İÇİNDE GEZİ

Girişin hemen yanlarında, II. Ramses’in 20 metre boyunda dört anıtsal heykeli var. Kaideleriyle birlikte yükseklikleri 33 metreyi buluyor. Firavunu, firavunun annesini, eşi Nefertari’yi temsil ediyor.

Ayrıca, firavunun çocuklarını temsil eden küçük heykeller de bulunuyor. Her gün: güneş tanrısının enerjisiyle yeniden dolmak için yüzlerini güneşin doğuşuna döndürmüşler.

Hem Aşağı ve hem de Yukarı Mısır’ın hakimi olduğunu gösteren, çifte tacı giyen firavun, ağırbaşlı bir biçimde oturuyor.

Ayaklarının ucundaki küçük figürler; ailesini temsil ediyor. Firavunun tahtına oyulmuş, yarım kabartmalarda, Nil tanrıları betimlenmiş.

Ortadaki iki heykelin arasında, Ramses’in tapınağı paylaştığı Ra-Herekti’nin (Horus’la birleşen güneş tanrısı Ra) küçük bir heykelinin bulunduğu niş var.

abusimbel.2
Mısır Abu Simbel Tapınağı

Büyük tapınak: 55 metre, kaya içinde uzanıyor. Eski Mısır’ın: 3 büyük tanrısı (Ra, Amon, Herakhkes) na ve firavunun kendisine sunulmuştur.

Tapınağın girişinde 18 metre genişlikte, büyük bir yer altı salonu bulunuyor. Tavanı, sütunlarla sırtını dayamış, hepsi de II. Ramses’i temsil eden ve tanrı Osiris’e benzetilerek yapılmış, 8 adet heykel var.

Tapınağın ön avlusu olmadığı için, doğrudan ”Hipostil Salonu” giriliyor. Sütunlardaki oymalarda (Osiris olarak betimlenmiş): Ramses, tanrılara adak sunarken görülüyor.

Duvarlarda: Ramses’in yüzlerce Hitit savaş esiriyle askeri seferden dönüşü ve zaferi anlatılmış.(Yalan, daha önce sözünü ettim, Kadeş Savaşının galibi yok, tam Mısır ordusu, Hitit ordusu tarafından yok edilecekken, ay tutulması oluyor ve savaş bırakılıp, barış imzalanıyor)

Neyse, devam edelim.

Kuzey bölümü neredeyse tamamıyla: genç firavunun katıldığı Kadeş Savaşına ayrılmış. Büyük salondan sonra, daha küçük olan ikinci salona geçiliyor. Bu salonun en dibinde de, büyük Mısır tanrısı ile karşılaşılıyor.

abusimbel.küçüktapınak resim.1
Mısır Abu Simbel Tapınağı Küçük Tapınak

KÜÇÜK TAPINAK

Diğerinin yanındadır. Tanrıça Hathor ve Kraliçe Nefertari’ye sunulmuştur. Cephede, firavunu ve kraliçeyi temsil eden, 6 büyük heykel var. Ayrıca: II. Ramses’i at üstünde gösteren, 10 metre yüksekliğinde bir heykel daha var.

Mısır’da bir eşe çok nadir bahşedilen bir onurla; kocasınınki ile aynı boyda olan, 11.5 metrelik altı heykeli, tapınağın ön cephesine yerleştirilmiş.

Heykeller doğuya bakıyorlar. Ama: altı heykelin, yalnızca ikisi Nefertari’nin. Diğer dört heykel: Ramses’e aittir.

Yani: konumunun üstünlüğünü koruyor. “İnek başlı” olarak temsil edilen Hathor’a adanan tapınakta: Ramses ile Nefertari’nin, tanrılara adak sunduğu ve firavunun ilahlaşan karısına tapındığı bir oda bulunuyor.

Mısır hakkında genel bilgiler içeren yazı için.

Düzce Efteni Gölü

Düzce Efteni Gölü

ULAŞIM

İstanbul tarafından gelenler: Hendek çıkışında, TEM Otoyolundan ayrılmalılar. Ankara yönünden gelenler: Düzce çıkışında, TEM Otoyolundan ayrılmalılar. Daha sonra, Gölyaka’ya ulaşacaksınız. Gölyaka’nın içinde “Güzeldere Şelalesi” takip edin.

Güzeldere Şelalesine, 10 km. kaldığını gösteren tabelayı görünce, Güzeldere’ye sapmayıp, düz devam edin. Kısa bir süre sonra, solunuzda, göl görünecektir. Yol boyunca, oldukça güzel görüntüler ve şirin köyler göreceksiniz. Düzce’ye olan toplam uzaklık, 25 km. Gölyaka ilçe merkezine uzaklığı ise 5 km dir.

Düzce Efteni Gölü

GENEL

Efteni görü, Düzce’nin güney batısında, Gölyaka sınırları içinde kalıyor.

Ana çıkış noktası: Büyük Menderes nehri.

O kadar güzel bir göl ki; adeta bir kuş cenneti. Aslında buraya göl demekten öte, bataklık demek daha doğru olabilir.

Çünkü: gölün içinde kalmış ağaçlar ve çeşit çeşit su çiçekleri, çok güzel bir manzara oluşturuyor.

Aynı zamanda: göl, kuşlar ve bitkiler için bir doğal habitat alanı. Zaten bu özellikleri nedeniyle, 1992 yılında, 1992 yılında, Orman Bakanlığı Milli Parklar Av-Yaban Hayatı Koruma Genel Müdürlüğü tarafından, “koruma” statüsüne alınmış.

Çünkü: gerek geçici ve gerekse kalıcı kuş varlığının gelecek nesillere aktarılması için, koruma şart.

Gölün bazı yerlerinde: ortalara kadar yürüyebilmenizi sağlayan patikalar göreceksiniz.

Son zamanlarda: kuruma tehlikesi baş gösterince, su kaynakları, yeniden göle yönlendirilmiş. Ancak, yine de, eski kaynağına kavuşamamış.

Bunun nedeni ise: geçmiş yıllarda, tarımsal alanlar açmak için, yoğun bir şekilde yapılan kurutma çalışmaları.

Evet: kuşlar dedim. Burası gerçekten tam bir kuş cenneti. Türkiye’nin ikinci büyük kuş cenneti denebilir.

Göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunan, önemli ve ender merkezlerden biri. Burada, yaklaşık 150 çeşit, su kuşu bulunduğu söyleniyor.

Düzce Efteni Gölü

Kuğu, Karabatak, Flamingo, Su Tavuğu, Boz Kaz, Yeşilbaş Ördek, Sakar Meke, Sumru, Kız Kuşu, Çulluk, Balık Kartalı, Balıkçıl, Yılan Boyun, Angıt; ilk göze çarpan kuş türleri.

Bu kuşların izlenebilmesi için, göl çevresinde “Kuş Seyir Terasları” oluşturulmuş. Ayrıca, bir de tanıtım merkezi var.

Göl’de: kuş türleri yanında, ender bitki türleri de bulunuyor.

Bunlar: Nilüfer, Süsen, Düğün Çiçeği, Kamış, Nane, Su Mercimeği. Gölün kıyılarında ise: Söğüt, Dişbudak, Kızılağaç, Çınar gibi, sucul karakterli ağaçlar, göze çarpıyor.

Yaz ayları başında buraya giderseniz; gölün çevresindeki ağaçlardan dökülen polenlerin, gölün üstünü, yer yer bembeyaz kapladığını görebilirsiniz.

Göl’de 1992 yılında koruma statüsü kazanmış, gölde avlanma yasaklanmış ve alanın doğal yaşam ortamı korunuyor.

Düzce Efteni Gölü

GÖL EFSANESİ

Günün birinde, Olympos Tanrılarının en büyüğü olan Zeus; ölümlülerin arasına karışıp, hallerini öğrenmek ister.

Yanına; Hermes’i de alır ve insan görünümüne girerler.

Olympos’dan inerek, insanların arasına karışırlar. Yer yüzünde: dolaşırken, bir eve gelirler.

Kapıyı çalarlar.

– Yolunu yitirmiş iki garip insanız, kapıyı açar mısınız. Derler. Bu şekilde, birçok kapıyı çalarlar, ancak kimse kendilerine yardımcı olmaz, kapılarını açmazlar. Kimseden konukseverlik göremezler. İnsanlar: bunlara ya kapılarını açmazlar ya da hemen geri kapatırlar.

– Bizim çulsuz dilenci takımı ile işimiz yok. Derler.

Her yerden geri çevrilen gezginler, sonunda harap bir kulübeye gelirler. Saz ve samandan yapılmış kulübenin kapısını çalarlar.

Kapıyı, ihtiyar bir kadın açar. Kadın bakar, iki zavallı yolcu, çok yol yürümüşler, yoruldukları her hallerinden belli.

Kadın:
– Kimsiniz, necisiniz. Der ve evin içine buyur eder. Konuklar evin içine girerler ve kendilerine kapıyı açan kadından başka, ihtiyar ve neredeyse iki büklüm, güler yüzlü başka bir ihtiyar adam görürler.

Ev sahipleri, konuklara: ezile-büzüle, eski-püskü ama temiz bir minder gösterirler. Kendileri de, bir kütük bulup, üstüne otururlar. Ellerinde ne varsa, misafirlerine sunarlar. Onlar yemeklerini yedikçe: ihtiyar kadın ve adam mutlu olur. İçten gelen bu konukseverlikleri, misafirlerin dikkatini çeker.

Ancak, ihtiyar, sofradaki yiyeceklerin konuklar tarafından yenilmesine rağmen, hep aynı düzeyde kaldığını ve azalmadığını görür. Konuklar: “Bizler, ulu kişileriz. Sizin o komşularınız, hak ettikleri cezalara çarptırılacaklar. Ama, size hiç kötülük gelmeyecek. Yani, bırakın evlerinizi, dağın tepesine bizimle birlikte gelin.” Derler.

İhtiyarlar, bu söz üzerine: ulu kişilerin ardından yürüyerek, dağa doğru yükselirler. Tepeye varınca, yaşadıkları bütün şehrin, sular altında kaldığını görürler. Kendileri ise, çıktıkları tepede, birer ağaca dönüşürler ve çok uzun seneler, gelen-geçen insanlar, bu ağaçların dallarına çelenk asar.

Evet, Efteni gölünün oluşumu efsanesi bu.

Zaten: gölün altında bir şehir olduğu da söylenmekte. Bu şehir, sellerle, suya gömülmüş. Gölün, hemen yanında bulunan: Hacıyakup Köyü’ne, geçmişte, Sel alt (Saralt) Köyü denilmesinin de, bu nedenle olduğunu düşünmemek elde değil.

SONUÇ

Gözlem evi, sazlıkları ve gölün üzerinde uzanıp giden tahta köprüsü ile Efteni gölü; görülmeye değer bir yer. Arabanızı yol kenarında bırakıp, gölün her iki yanında uzanıp giden yeşilliklerde yürümenizi öneriyorum. Ayrıca, eğer varsa, yanınıza mutlaka bir dürbün alın. Elbette fotoğraf makinanızı unutmayın.

Tayland Masajı

Tayland Masajı

 

 

 

 

 

Tayland denince, bu ülkeyi ziyaret etmeyi düşünen ve ziyaret eden insanların aklına, mutlaka Tayland masajı (Tai masajı) gelmektedir.

Çünkü; dünya üzerinde bu masajın bu kadar muhteşem yapıldığı başka bir yer olduğunu sanmıyorum.

Yalnız; bu masajın yapılışındaki çeşitli faktörler, elbette sizin seçiminize bağlı olarak değişmektedir.

Tai Masajı

Tai masajı çoğu yerde, çok masum bir şekilde yapılırken, bir kısım yerde de, bu masaj daha yoğun olarak cinsel temaların ağırlıklı olduğu biçimde yapılmakta, tercih sizin.

Sokaklarda, her 15-20 metrede bir, masaj salonu görebilirsiniz.

Dünyaca ünlü, Tai masajının yapıldığı bu salonlarda çalışan Taylandlı bayanların öğle tatillerinde bile masaj yaptıklarını görebilirsiniz.

Tai masajı; vücuda daha iyi enerji akımını sağlamak, gerginliği azaltmak için uygulanan bir tekniktir.

Tütsüleri, kokulu mumları, aromatik yağları eşliğinde yapılan bu masajın ardından, kendinizi, yılların yorgunluğunu üzerinizden atmış gibi hissedeceksiniz.

Ayak parmaklarınızdan başlayarak, şakaklarınıza kadar süren bu masaj, yaklaşık iki saat sürüyor. Bu süre sonunda vereceğiniz meblağ, yaklaşık 400-600 baht arasındadır. 

Tai Masajının özellikleri

Mutlaka yaptırın. Thai masajı, özellikle bacaklara, kollara ve sırtınıza uygulanan, yağsız bir tür esnetme masajıdır.

Fazla zamanınız yoksa, foot masajı yani daha kısa süren ayak masajı yaptırabilirsiniz.

Ayak masajını, Tayland şehirlerinde, cadde ve sokaklarda, camekanlı bölümlerde yapıyorlar, yani caddeye ve sokağa cepheli, camekan var, içeride oturanlara ayak masajı yapılıyor. 

Ancak, yazının başında da belirttiğim gibi, Bankonk şehrinde, bu masajın farklı şekilde yapıldığı mekanlar var.

Bunlar; üç-dört katlı, birçok odası olan masaj merkezleri. Hatta ve hatta, yalnızca Japon turistlerin girebildiği “Kleopatra” olarak isimlendirilen masaj salonu çok ünlü.

Burada çalışan yüzlerce masajcı kızı seçme, banyo küveti veya jakuzi içinde değişik masaj yaptırma ortamları sunuluyor muş, bilmiyorum, gitmek mümkün değil, çünkü sadece Japon turistleri alıyorlarmış, bahanesi de, Tayland turizminin gelir kaynağının büyük bölümünü karşılayan Japonlar için Taylandlılar böyle bir jest yapmışlar, Japonların hastalık kapmaması için buraya başka hiçbir kimseyi almıyorlar. 

Tabii bu tür masajların yapıldığı, her turistin girebileceği masaj salonları yoğun olarak bulunmakta şehirde.

Masajcılık, Tayland’da çok yaygın mesleklerden biri, Çünkü bu işi yapanlar, en fazla 25-27 yaşına kadar çalışabiliyorlarmış.

Büyük bir aileye bakıyorlar, evlerinde büyük saygı görüyorlarmış.

Cinsel şartlardan dolayı, toplumda asla aşağılanmıyorlarmış.

Tai masajı mutlaka yaptırın, tercihinizi iyi yapmalısınız, iyi bir Tai masajı yaptırmadan bu ülkeden ayrılmayın.