Önce müzenin yerinden söz edeceğim; Müzeye, Ulus semtinde eski Sümerbank binasının hemen sol yanında bulanan kapıdan girilerek ulaşılır.
Yani, Ulus meydanına yürüyerek sadece birkaç dakika uzaklıktadır.
Müzenin açık olduğu günler ve saatler: Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma günleri, saat: 13.30 ile 16.00 arasında ziyarete açıktır.
Ankara Hazine Müzesi
Evet, şimdi gelelim müzenin bulunduğu bina ve müze hakkında bilgiler vermeye:
Erken Cumhuriyet döneminin ilk binalarından olan ve halen Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörlüğü tarafından kullanılan yer, 1926 yılında inşa edilmiştir.
Başvekalet ve Maliye Vekaleti binası olarak yapılmıştır.
Bu bina, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Hazine Dairesine de ev sahipliği yapmaktadır.
Rektörlük Binası
Hazine Müzesine ev sahipliği yapmakta olan ve Üniversitenin Rektörlük biriminin olduğu bina, 1926 yılında inşa edilmiştir.
Cumhuriyetin ilk bakanlık binasıdır.
Mimar Halim Mehmet ve Mühendis İrfan tarafından tasarlanmıştır.
1928 yılında İş Bankası binasına doğru ikinci ve üçüncü bloğu Mühendis İrfan ve Mütahit Mimar Yahya Ahmet tarafından eklenmiştir.
Bu tarihten sonra orta bloğu Başbakanlık, sağ bloğu Gümrük Müsteşarlığı ve sol bloğu Maliye Bakanlığı olarak hizmet vermiştir.
1950’li yılların sonlarına kadar Başbakanlık makamının bulunduğu bina bunu takip eden yıllarda Maliye Bakanlığına ev sahipliği yapmıştır.
2001 yılında sonra Gümrük Müsteşarlığınca kullanılmıştır.
Türk mimari üslubundan öğeler barındıran bu eşsiz bina, yeşilliklerle ve heykel süslemeli havuzlarıyla arka cephesinde geniş ve keyifli bir bahçeye sahiptir.
Müzenin bulunduğu Maliye Vekaleti, setler halinde Çankırı Caddesine inan yeşilliklerle kaplı bir bahçe içinde yer alır.
Yaklaşık olarak 1929’da düzenlendiği düşünülen bahçede heykeller ile süslü elips biçimli iki havuz bulunur.
Ankara Hazine Müzesi
Yapılması
Hazine Dairesi, Yeni Cumhuriyetin altın ve para rezervlerini güvende tutmak için yapılmıştır.
Almanya menşeli Ostertag firmasına Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle verilen sipariş doğrultusunda 1928 yılında Maliye Bakanlığının ek binasının yapılı ile eş zamanlı olarak çevresinde bir güvenlik çemberi kurularak inşa edilmiştir.
Ankara Hazine Müzesi
Müzede
Geç Osmanlı Dönemi ile Erken Cumhuriyet Dönemi iktisadi belgelerin, Uluslararası hükümet ve şirket istikrazları ve poliçelerin tıpkı basımları sergilenmektedir.
Hazine Kasa Dairesinin memurları tarafından tutulan Hazine-i Evrak’a ait defter örnekleri, burada altın ve para dışında Geç Osmanlı Dönemi ile Erken Cumhuriyet döneminden iktisadi belgelerin korunduğunu gösterir.
Ankara Hazine Müzesi
1930 yılında Merkez Bankasının kurulmasıyla, Hazine Dairesi, önemli evrak ve nesnelerin korunduğu bir mekana dönüşmüştür.
Ankara Hazine Müzesi
Diğer özellikleri
Evet, Hazine kasa dairesinin girişinde sürekli bir muhafızın beklediği demir parmaklıklı kapı bulunmaktadır.
Hazine dairesinin 6 tane farklı anahtarı bulunuyor.
Kasa dairesinin kullanıldığı dönemde bu altı farklı anahtar, altı farklı kişiye verilerek güvenlik sağlanıyordu.
Bir kişinin kasayı açabilmesi için 5 kişiden izin alması gerekiyordu.
Ayrıca, kasa dairesine girebilmek için de üç aşamalı giriş sisteminin tamamlanması gerekiyordu.
Evet, Hazine Kasa Dairesi, Cumhuriyet dönemindeki tüm ekonomik işlemlerin yürütüldüğü, paraların basıldığı ve kıymetli eşyaların saklandığı bir yapıdır.
Böyle bir mekanda olmak, insana tarihle iç içe olmayı hissettiriyor.
Ayrıca Cumhuriyetin nasıl kurulup ve ne şekilde bu günlere geldiği görülüyor.
Bu kapının açılmasının ardından, kasa dairesinin etrafında sürekli nöbetçilerin gezdiği bir koruma şeridinden geçiliyordu.
Bu şerit sayesinde yangın, sel ve benzeri durumların, hazineye ulaşması engelleniyordu.
Son bir not: burası Müze haline getirilmeden önce, buradaki evrak, belge ve diğerleri ne oldu? Bu soru elbette kafanızı meşgul edecektir. Burada bulunan her şey, paketlenmiş ve Milli Kütüphaneye gönderilmiştir.
Yazının hemen başında “Konfüçyüs” ün ünlü bir sözünden bahsetmek istiyorum “Eğer bir bin mil seyahat bile, sadece bir adım olabilir”.
Adem Tepesinde bulunan ayak izini irdelerken: bu sözden de yararlanılıyor.
Aynen: Buda’nın ki 35 metre boyunda olduğuna inanılır, burayı ziyaret ettikten sonra, bir ayağı ile buraya bastığı, diğer ayağı ile Tayland’da bir yere bastığına inanılır. (Ülkemizde Ayvalık yöresine gidenler, orada da “şeytan ayak izi” diye bir ayak izinin bulunduğunu bilirler.
Burada anlatılan efsaneye göre: Şeytan cennetten kovulunca (cennet: Ayvalık olarak düşünülmektedir), önce buraya basmış ve sonra denize doğru bulunan adaların üzerine basarak, cennetten yani Ayvalık’tan uzaklaşmıştır)
Sri Lanka ülkesinde: 2243 metre yükseklikteki dağların bulunduğu yerde: antik dönemden kaldığı düşünülen bir ayak izi bulunmaktadır.
İz: Seylan’ın en ünlü fiziksel özelliği olan “Ratnapura” bölgesinde, 2243 metre yükseklikteki: uzun konik “Adem Tepesi” üzerinde, zirveye yakın bir kaya oluşumu üzerinde, 1.8 metre büyüklüğündedir. Tepenin bulunduğu dağda ise, Budistler tarafından tanrı Samanın evinin bulunduğu değerlendirilmektedir.
Ulaşım
Adem Tepesi: Ratnapura bölgesinin kuzeyindedir. Colombo veya Carney şehirlerinden gelen yol: 8 km. sonra buraya ulaşılır.
Tarihi Süreç
Kutsal ayak izini keşfeden ilk kişinin kral Valagambahu (104-MS.76) olduğu tahmin edilmektedir.
Bundan sonra, hacılar, eski çağlardan beri, buraya saygılarını sunmaktadırlar. Sinhala kralları: tek başına, her yıl, bağlılıklarını sunmak için tepeye çıkmışlardır. Yani, dağ yaklaşık 1000 yıldır tırmanılmaktadır.
Kral Vijayabahu (1250-1284) döneminde, orman temizlenir ve dağ üzerine bir yol ve köprüler ve barınaklar inşa edilir.
Kral Nissankamalla (1198-1206) döneminde ise: kendisi ordusu ile birlikte dağın zirvesini ziyaret etmiş ve büyük bir özveriyle ibadetini tamamlamıştır. O, ayak izini korumak için “beton döşeme” yaptırmıştır.
13’ncü yüzyılda: Vedeha adındaki bir Budist keşiş tarafından yazılan bir şiir: ayak izinin Sinhala-Budistler tarafından nasıl önemli ele alındığının kanıtıdır.
Kral Raparkamabahu II (1250-1284) da ayak izini saygıyla ziyaret etmiştir. Onun döneminde: dağa giden Devaprathiraja yolu yapılmış, çıkışı kolaylaştırmak için yol üzerine demir zincirler eklenmiş ve büyük festivaller düzenlenmiştir.
Kral Narendrasinhe (1705-1737) de, kendi döneminde: yine diğer krallar gibi, ayak izini saygıyla ziyaret etmiştir.
Kral Vimaladharmasuriya: ayak izi üzerine, gümüş bir şemsiye yaptırmıştır.
Ayak izi: tarihi süreç içinde: Arap gezgin İbn-i Batuta ve seyyah Marco Polo gibi birçok kişi tarafından ziyaret edilmiştir. Hatta, Büyük İskender’in bile burayı ziyaret ettiği söyleniyor.
Sri Lanka Adam’s PeakSri Lanka Adam’s Peak
Önemi
Bu ayak izi: Budistler tarafından “Budha” nın ve Müslümanlar tarafından ise “Adem” in ayak izi olduğuna inanılmaktadır.
Shiva, Hıristiyan geleneğinde ise, ayak izinin “St Thomas” a ait olduğu iddia edilir. Portekizliler, 16’ncı yüzyılda Seylan adasına geldiklerinde, buradaki ayak izinin: efsaneye göre: Sri Lanka’ya ilk Hıristiyanlığı getiren St Thomas’ın ayak izi olduğunu iddia ettiler.
Ayak izi: Portekizli Thomas Mahawamsa tarafından incelenmiş ve ayak izinin: bu bölgeyi üç kez ziyaret eden “Buda”ya ait olduğunu söylemiştir.
Ancak, yine de bu durum şüphelidir. Çünkü: bölge, Budist hacılar tarafından düzenli ziyaret edilen bir yer olarak kabul edilmemektedir. 1201 yılında, kral Nissankamalla: bu bölgede, kendisi için bir dinlenme eve yaptırmıştır.
Gelelim, Müslümanların inanışlarına:
bu ayak izi ilk insan olan “Adem” e aittir. Çünkü: efsaneye göre: Tanrı, itaatsizliği nedeniyle, Adem’i cennetten atmış ve “Adem Tepesi” üzerinde, bin yıl, tek ayak üstünde durmaya mahkum etmiştir. O da, daha sonra “Havva” ile bir araya gelmiştir.
Evet; bu anlatılanlar nedeniyle, bu ayak izinin bulunduğu bölge, dünyanın en kutsal yerlerinden biri haline gelmiştir. Sri Pada Budistler, Hindular, Müslümanlar ve Hıristiyanlar tarafından kutsal kabul edilen bir yerdir. Ama özellikle: Hindular ve Budistler için önemli bir hac yeridir.
Sri Lanka Adam’s PeakSri Lanka Adam’s Peak
Zirveye Çıkış
Hacılar: binlerce adım atarak, dağ yollarında yürüyerek, birkaç saatlik yolculuk sonunda buraya ulaşırlar. Tepeye 4000 adımlık metal bir tür merdivenle çıkılır ama bu çıkış güvenlidir. Tırmanış: yaklaşık 12-16 saat arasında sürmektedir.
Özellikle: hac sezonu olan “Nisan” ayında, burası yoğun ziyaretçi akımına uğrar. Özellikle: güneş doğarken dağın tepesinde bulunmak gerektiğine inanılır. Bu nedenle, hacı gurupları, gece karanlığında, dağa çıkmaya ve güneş doğarken zirvede olmaya çalışırlar.
Eskiden yollar fenerler le aydınlatılırken, günümüzde elektrik ile aydınlatılmaktadır. Ayrıca: hacılar, zirveye ulaşmadan bir köprü den geçerler ama bu köprüden geçmeden önce temiz giysiler giyilir ve bu nehirde törensel banyo yapılır.
Ancak, öte yandan: zaten dağa çıkmak için en uygun dönem Aralık-Mayıs ayları arasındaki süreçtir, çünkü diğer dönemlerde şiddetli yağmur, aşırı rüzgar ve kalın sis tabakası çıkışları engeller. Bunun dışında, uygun zamanda çıkmayı düşünürseniz yol boyunda birçok dinlenme yeri olduğunu da bilmelisiniz.
Dağ zirvesine çıkmak için en elverişli yürüyüş yolu rotası: Nallathanni-Palabaddala yollarıdır. Kuruwita-Erathna yolu da tercih edilebilir. Bu yolun eğitim diğer yollara nazaran çok daha büyük olmasına rağmen, yürüyerek yolculuk, diğer yollara nazaran 5 km. daha azdır.
Hac için buraya gelenlerin çoğu ise “Hatton” yolunu kullanırlar. Çıkış sırasında hacı gurupları ile karşılaşırsanız, bunların, tırmanırken adanmış şarkılarını duyabilirsiniz.
Zirve ve Ayak İzi
Öncelikle bilmelisiniz ki ayak izini fotoğraflamak yasaktır.
Evet: ayak izinin bulunduğu tepe bir kuleye benzemektedir ve zirvedeki küçük plato şeklinde: 164 metrekarelik bir alan bulunmaktadır. Buranın yüksekliği ise, 1776 metredir.
Zirveye çıkan ilk Avrupalı ise, 1816 yılında çıkan Malcolm isimli bir İngiliz subayıdır. 1817 yılında ise, Dr. John Davy tarafından, kutsal ayak izi görülmüştür. Onun anlatımlarına göre: ayak izi prinç tek bir marj ile süslü ve birkaç taşla doludur. Ancak, bunlar günümüzde görülmemektedir. Ayak izi boşluğu: kesinlikle kaba bir insan ayak figürüne benzerlik göstermektedir. Ama çok büyük boyutlardadır.
Ayak izinin: uzunluğu 156 cm. dir. Dev boyuttaki bu ayak izinin yüzeysel içi boştur. Genişlik ise önce 76 cm dir ve daha sonra topuğa doğru 71 cm. olur.
Gerçek ayak izi: sembolik olarak büyütülerek sunulmaktadır. Gerçek ayak izinin: büyük bir kaya altında, mavi safir üzerinde bulunduğuna inanılır. Bu gerçek ayak izinin korunmasının: tanrı Visvakarma tarafından yapıldığına inanılır.
Ancak: Budistler, Buda hakkında fikirler öne sürerken, Buda’nın yaklaşık 35 metre boyunda olduğunu öne sürerler ki, bu durumda: iki ayak uzunluğunun normalde 5 metre olması gerekir ki, görüntü zaten kaya üzerinde 5 metredir.
Öte yandan: ayak izinin bulunduğu kayanın altında ise, birçok mücevher bulunduğuna inanılıyor. Bu mücevher: Sri Lankalı eski bir kral tarafından, ayak izinin korunması için yapılmış ve altına konulmuş büyük bir safirdir diye söyleniyor.
Evet: Müslümanlar, ayak izinin Adem peygambere ait olduğuna inanıyorlar. Zaten bu yüzden, tepeye “Adem Tepesi” deniliyor. Kayanın hemen yanında: bir küçük ibadethane bulunuyor. Burada, bir Brahman rahip ve tanrı Saman’ın görüntüleri görülüyor. İbadethane önünde ise, yanan mumlar yerleştirilen bir yer bulunuyor.
İbn-i Batuta Ziyareti
Ünlü Arap gezgin İbn-i Batuta: Seylan adasına varışının ardından, kral Battala’dan, Adem Tepesini ziyaret için izin alır ve ziyaretini yazıya dökerek, ayak izinin bulunduğu bölge hakkında ayrıntılı bilgileri, günümüze kadar ulaştırır.
İslam inanışına göre Ayak İzi
İslam inanışına göre: ayak izi: tek ayak üzerinde, bir yıl durma cezası alan Hz. Adem’e aittir.
Hz. Adem: cennetten kovulduğu zaman, Tanrı, onu cezalandırmak için bir tepe üzerine koyar ve burası gerek gökyüzünde cennete ve gerekse yeryüzünde cennete (Seylan güzellikleri) yakın olması ile bilinir.
Aynı zamanda: dağ hem karadan ve hem de denizden kolayca görülebilmektedir ve bu nedenle daha etkileyicidir. Piramidal tepe: erken dönem Arap denizcileri tarafından “dünyanın en yüksek dağ” ı olarak, kayıtlarına yazılmıştır.
Sonuç
Evet, gezimizi tamamladık, yaklaşık 12-16 saat süresince, demir merdivenlerden, zincirlere tutunarak, gece karanlığında, ışıkların aydınlattığı bu sarp yamaca tırmandık ve zirveye ulaştığımızda, güneşin ilk ışıkları ile birlikte, ayak izinin bulunduğu yeri gördük.
Daha önce de söylediğim gibi: burası, tüm dinler tarafından kutsal kabul edilmektedir.
Ancak: tek gerçek şudur ki, bu soruların cevapları verilememektedir?
1. Gerçekten bu bir ayak izi midir?
2. Yoksa dev boyutlu, kaya üzerine bir baskı mıdır?
3. Neden: bu olay, yani ayak izi, dünyanın çeşitli yerlerinde aynı boyuttaki örneklerle devam ettirilir?
4. Bu izi veya baskıyı kim yapmıştır, insanlar mı, doğa mı?
5. Tepenin piramit şeklinin bir önemi var mıdır?
6. Ayak izinin bulunduğu tepe, neden, üçgen gibi görünecek şekilde seçilmiştir?
Bu soruların cevaplarını, gerçek anlamda verebildiğimiz veya bir kısmını cevaplayabildiğimiz gün, sanırım ayak izinin gerçek durumunu ortaya çıkarabileceğiz.
Günümüzde, bu küçük bölgenin kumardan elde ettiği gelir “Las Vegas Strip” in kinden çok daha fazla imiş.
Tarihi süreç içinde, burası, Doğu ile Batının karşılaştığı yer olarak bilinir ve ada: 16’ncı yüzyılda, Portekiz imparatorluğunun son kalesi olarak bilinmektedir.
1513 yılında, Portekizli kaşif Jorge Alvares: Çin ülkesinin güney kıyılarına varmış ve kendisini izleyen tüccarlarla birlikte “Pearl River” ağzında, çeşitli yerlerde “üsler” kurmuşlardır.
1557 yılında ise, bu üsler birleşerek “Macau” yu oluşturmuşlardır.
Böylece, bölge Avrupalıların, Çin’e girebildikleri tek nokta olarak uzun süre önemini korumuştur.
Aynı zamanda, Batının teknolojisi ve dini de, buradan Çin’e taşınmıştır.
Evet: Macau; konumundan dolayı, önemli bir ticaret bölgesi haline gelmiştir. Çin ve Japonya anlaşamadığında, bunlar arasındaki ticaret tarafsız bir bölgede yürütülsün denilince, Macau bu iş için hemen öne atılmıştır.
Ancak: zamanla Çin ülkesinin ticari sınırları gevşetmesi ve Honk Hong şehrinin yükselişe geçmesiyle, Macau, yalnızca bir Portekiz ileri karakolu haline düşmüştür.
1999 yılına gelindiğinde, Macau, Çin’e geri verilir.
Günümüzde: Macau, Honk Honk şehrinde olduğu gibi “tek ülke” ve “iki sistem” şeklinde “MSAR” denilen “Macau Özel Yönetim Bölgesi” olarak yönetilmektedir.
Evet: Macau’ya gitmenin birkaç yolu var
Ancak en kolay yol “feribot” dur. Şehir merkezinde “Central Feribot İskelesi” nin hemen batısındaki “Sheung Wan, Shun Tak Centra” daki “Macau Ferry Terminal”den ya da “Chek Lap Kok”daki Honk Honk İnternational Airport’un hemen yanındaki “Sky Pier” den hareket ederler.
65 kilometrelik yolculuk, yaklaşık 1 saat sürer. Macau’ya girmek için, yanınızda pasaport bulunması gerekiyor. Para birimi “pataca”: Honk Hong dolarına sabitlenmiştir. Ayrıca: burada, Honk Hong doları da kullanmak mümkündür.
“Macau Ferry Terminal”de, gümrüğü geçtikten sonra: her yere minübüs bulabilirsiniz. Özellikle: otellerin ve kumarhanelerin ücretsiz servisleri bulunmaktadır. Ayrıca, elbette taksiler de var. Ayrıca: bisikletli bir tür çek-çek olan araçlar da var. Bunlar 2 yolcu taşıyan bisikletlerdir.
Bölge: 21’nci yüzyılda yeniden canlanması sırasında, kumarhaneleriyle, Las Vegas şehrini andıran bir canlılık kazanmıştır. Özellikle, son on yıl içinde, kumar endüstrisi gerçekten yoğun gelişmiştir. Çünkü: Macau, Çin’de kumar oynatılmasına izin verilen tek yerdir. Çinliler, bahse girmeyi severler ve büyük guruplar halinde, buraya seyahat ederler.
Macau yarımadasındaki “Porto Exterior” yani “Dış Liman” denilen yerde, denizi doldurma çalışmaları yapıldı ve yeni bir alan yaratıldı. Ayrıca “Coloane” ve “Taipe” adaları birleştirilerek “Cotai” şeridi denilen bölge oluşturuldu.
Hong Kong Macau
Pedicabs
Bu, bir tür üç tekerlekli çekçek arabasıdır. Ancak, tepelere tırmanış için uygun değildir. Sahil çevresinde, bununla romantik bir ulaşım sağlanır. Ziyaretçiler, ulaşım sırasında sürücülerle sohbet edebilirler ve aynı zamanda manzaraları izleyerek, fotoğraf çekebilirler.
Bunlara binmek isterseniz: Feribot iskelesi karşısında ve Lisboa Hotel ana kapısı yanında bulabilirsiniz. Genellikle ücret, saatte 150 HKD dır. Ancak, binmeden önce, sürücü ile pazarlık yapmanızı öneririm.
Hong Kong Macau
GEZİLECEK YERLER
Yeni Macau’da ilk ilginizi çekecek yer; Dış Liman bölgesindeki “Sands” kumarhanesidir. Bunun hemen önünde ise bir park var.
Fisherman’s Wharf
Balıkçı iskelesi olarak tercüme ediliyor ve Amerika’da da bu isimle birkaç yer bulunuyor.
Bu temalı park: Tag Hanedan Sarayı, Avrupa binalarının replikaları, aktif volkan evi, lunapark turları, eğlenceler, dükkanlar ve restoranlar ile doldurulmuştur.
24 saat açıktır. Hemen denizin kıyısında, büyük bir alanda kurulmuş, hemen önünden ise, büyük bir cadde geçiyor.
Hong Kong Macau
Crazy Show
10 st Street üzerinde bulunan “Golden Dragon Hotel”in 10’ncu katındaki bu gösteri, öncelikle 18 yaş üstü ziyaretçiler içindir. Gösteri: çılgın ve vahşi bir çizgiyle sergileniyor. Bu şehvetli gösteride: Güney Amerika ve Avrupa, uluslar arası dansçıları görev almaktadırlar.
Dansçılar, dönem bir sahne üzerinde gösterilerini sergiliyorlar. Daha açıkçası “striptiz” yapıyorlar. Şehirdeki en sıcak gösterilerden birisidir, ancak yer bulmak sıkıntı yaratır. Giriş ücreti: 300-400 HKD. arasındadır.
Avenida da Amizade
Buraya “Dostluk Caddesi” de denilir. Her yıl “Kasım” ayında düzenlenen uluslar arası araba yarışı “Macau Grand Prix” burada bitirilmektedir ve bitiş çizgisi, feribot terminalinin hemen karşısındadır. Cadde üzerinde bir de “Grand Prix Müzesi” bulunuyor.
Hemen az ileride, sağ yanda, denizin kıyısında “Hong Kong-Macau” Ferry Terminali bulunuyor. Terminalin önünden geçen yolun, öbür yanı “Reservoir” yani bir anlamda havuz gibi bir yer.
Buradan: uzunca bir yol kat ederek bir yere ulaşacağız ki, burası şehirde “UNESCO” tarafından koruma altına alınmış tek yerdir.
Largo do Senado
Macau’nun tarihi merkezidir. Buraya aynı zamanda “Senato Meydanı” da denilmektedir.
Burada: koloni mimarisi görülür. Çin ve Portekiz mimarisinin etkin olduğu yapılarda: sıra sütunlu binalar, demir balkonlar, dolambaçlı sokaklar, taşlık meydanlar görülür.
Bu tarihi merkez: 2005 yılında, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi”ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Özelliği ise: Doğu ile Batı kültürünün buluşma noktasıdır. Emsalsiz mimari mirası bulunmaktadır.
Hemen biraz ileri yürüyerek ilerliyoruz ve yine tarihi bir bölgeyi geziyoruz.
Leal Senado
“Sadık Senato” olarak kelime anlamı ortaya konulan yapı: koloni mimarisinin güzel bir örneğidir. Yapının olağanüstü giriş salonunda, otantik bir Portekiz havası hissedilir.
1784 yılında inşa edilen binanın: iç duvarındaki, mavi çiçekli vitraylar ve armalar ilgi çekmektedir.
Burada, ilginç bir yazı var. Kemer üzerinde bir yazı görülmektedir. “Cidade do nome de Deus, ndo ha outra mais leal”.
Bu yazının anlamı şudur: 17’nci yüzyılda, İspanya, Portekiz’i işgal ettiğinde, Macau, mütecaviz İspanyolların bayrağını dalgalandırmayı kabul etmemiştir ve bu yüzden “sadık bir kent” olarak bilinir ve tanınır. Yazının ifade ettiği anlam budur.
Yine, yürüyerek hemen bu çevrede bulunan, şehrin en önemli anıt yapılarından birini, bir katedrali göreceğiz.
Ruins of St Paul’s
Macau’nun en unutulmaz anıtı, katedraldir.
17’nci yüzyılda yapılmış bu “Cizvit” kilisesi: Barok ön cephelidir. Şehir merkezinde bir tepe üzerinde bulunan ve merdivenle çıkılan yapının büyük bölümü, harabe haldedir.
Çünkü: 1835 yılında çıkan bir yangında, kilise ve yanındaki kolej ve Montre kalesi yanmış ve yıkılmıştır.
Kilisenin ön cephesini süsleyen heykellerde: Doğu ve Batı simgeleri bir aradadır. Bunlar: ejderhalar, azizler ve bir Portekiz karavelası.
Yine yakınlarda, yemyeşil bir ortam içinde, güzel bir müze var.
Hill Fortress
Burası, Hollandalılar tarafından şehrin savunması için kurulmuştur.
Hong Kong Macau
Museum of Macau
1998 yılında açılan müze, Monte Fortress kalesinin alt katındadır. Müze: Macau’nun tarihine ve geleneklerine ait, genel bir fikir vermesi için kurulmuştur.
Yani: şehrin iskan edilişinden günümüze kadar olan süreçteki, yaşam ve tarihi geçmişe ait tarihi ve kültürel değerler sergileniyor.
Zaten: biraz önce de sözünü ettiğim gibi, yemyeşil bir ortam ve tarihi bir kalenin içinde bulunması, müzeyi baştan ilgi çekici hale getiriyor.
Müzeyi gezdikten sonra, yürümeye devam ettiğimizde, bu kez karşımıza yine bir yeşil alan çıkıyor.
Old Protestant Cemetery
Burası bir mezarlıktır. Aynı zamanda, Çin ülkesinin ilk Protestan şapeli buradadır. Kilise, küçük ve beyaz badanalıdır.
Bu kez hedefimizde, yine şehrin yeşilliklerle dolu bir yeri var.
Lou Lim Leoc Garden
Eski Çin’de zaman geçirmek isterseniz, burayı ziyaret etmelisiniz. Bahçede: kemerli köprüler, balık göletleri, pagodalar, bambu korulukları görülebilir.
Dr.Sun Yat-Sen Anıtı
Bahçenin hemen yanındaki bu anıt: Çin Cumhuriyetinin kurucusunundur. Burada: Macau’da, bir süre yaşamasına rağmen, bu binada aslında hiç kalmadığı söylenen doktor ve devlet adamı Sun Yat-Sen’in hayat hikayesine ait fotoğraflar ve belgeler sergilenmektedir.
Kunlam Tong
“Avenida do Coronel Mesquira” denilen yerin hemen ilerisinde, gösterişli bir Buda Tapınağıdır. Tapınakta: heykeller, oymalar ve tütsülükler bulunur. İnsanlar, burada adak adarlar ve talihlerinin açık olup olmadığını sorgularlar. Ölenlerin cenaze törenleri de burada yapılır.
Manastırın bahçesinde, 1844 yılındaki bir anlaşmanın imzalandığı bir taş masa bulunmaktadır. Çin ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilk resmi anlaşmanın burada imzalandığı söyleniyor. Tarihi belgenin altında, Çin genel valisi ve ABD elçisinin isimleri yazılıdır.
Evet, şehrin bu bölgesini gezdikten sonra, tam ters, yani güney yönüne yöneliyoruz. Bu bölüme gitmek için taksi kullanabilirsiniz.
Şehrin bu bölümündeki ilk ziyaret edeceğiz yer, bir kültür merkezi.
Macau Culturel Centre
Feribot terminalinin güneybatısında, denizden kazanılan yerde yapılmıştır. Kültür merkezinde, 2 toplantı salonu, bir konferans salonu ve galeriler bulunmaktadır. Ayrıca, dans ve müzik stüdyoları da vardır.
Kültür merkezinin çok yakınında, bir müze var.
Museum of Art
Hemen kültür merkezi yanındadır. Müzenin koleksiyonunun, 3 binden fazla eserden oluştuğu söyleniyor.
Kum Lam Heykeli
Müzenin hemen yanında, Portekizli sanatçı Christina Reira tarafından yapılmış, 20 metrelik bronz bir heykeldir. Suyun üzerindeki bağlantı yolunda, heykel dikkatinizi çekecektir. Heykelin hemen altında, kubbe biçimli “lotus çiçeği” içinde küçük bir meditasyon merkezi ve kütüphane bulunur.
Hong Kong Macau
Wynn Macau Tree of Prosperity
Rua Cidade de Sintra, NAPE bölgesindedir.
Bu ağaç, bir uğur sembolüdür. 2000 tane, 24 ayar altın varak ve 98.000 tane pirinç yapraktan oluşturulmuştur. Refah ağacı: Çin ve Batı astrolojik sembolleri taşır. Ses ve ışık gösterisi, finalde, alttan yükselir ve dört mevsim, canlı renklere dönüşür. Gösteri, her 30 dakikada bir yapılır.
Hong Kong Macau
Wynn Macau Dragon of Fortune
Rua Cidade de Sintra, NAPE bölgesindedir.
Geleneksel heykel sanatı, modern aydınlatma ve ses efektleriyle birleştirilerek, canlılık, iyi şans ve refahı simgeleyen dramatik bir görüntü ortaya konulmuştur. Ejderha: sis çıkaran ve parlayan gözler ve duman çıkan burun delikleriyle tam bir animasyon harikasıdır. Yükseklik 28 metredir. 12 metre çapında açılır ve dramatik bir kristal ışık efekti oluşturulur.
Hong Kong Macau
Macau Water Fountain Show
Wynn bölgesinde, Rua Cidade de Sintra, NAPE’de yapılmaktadır. Her 15 dakikada bir tekrarlanır. 200 metre yukarı kadar püskürtülen sular: su, ışık, renk, ses armonisi düzenlenerek, izleyenlere görsel ve işitsel güzellik sunulmaktadır. Bu gösteride: ruh, ritimler ve duyguların karışık bir armonisi yaratılır.
Buradan kıyı boyunca yürüyoruz ve “Nam Van Lake” gölünü geçince, şehrin en muhteşem anıtlarından birini görüyoruz, hoş bu anıt şehrin birçok yerinden görülüyor.
Burası: “Largo da Torre” bölgesi.
Gökyüzüne doğru yükselen bu kule şehrin birçok yerinden görülüyor. Hemen deniz kıyısındadır. Kulenin zemininde, kulenin aydınlatılmasını sağlayan projektörlerin bulunduğu yerler görülüyor.
Kulenin asansörleri, tamamen dışarıdan değil, içeriden hareket ediyor ama dışa bakan yüzü cam, yani yukarı çıkarken çevreyi izleme şansı var.
Hong Kong MacauHong Kong Macau
Macau Tower
Largo da Torre de Makao bölgesindedir. Gözlem kulesi 58’nci kattadır.
Kulenin en yüksek noktası, yerden 338 metre yüksekliktedir.
Ana gözlem yeri, zeminden 223 metre yüksekliktedir. Kule: çevrede, 55 km. uzaktan görülebilmektedir. Saatte: 400 km. hızla esen bir rüzgara dayanıklı olarak yapılmıştır.
Kule üstündeki çelik direğin boyu: 90 metredir.
Kulede, 360 derece dönebilen bir restoran bulunur. Tepeye: yüksek hızlı ve camekanlı asansörlerle çıkılır.
Kuleye çıkış ücretlidir. Yetişkinler için 120 HKD, 3/11 yaş arası çocuklar için 60 HKD ödenir. Kulede yapılabilecek aktiviteler: Tower Skywalk ve Observation Lounge.
Tower Skywalk
Yerden 233 metre yükseklikte: kulenin ana dış kenarı çevresi üzerinde bir yürüyüş yapabilirsiniz. Bu yürüyüş sırasında, güvenlik, dünyanın ilk havi ray sistemi tarafından garanti edilmektedir ama heyecan doruklara ulaşıyor. Yani, herhangi bir şekilde ayağınız kaysa, güvenliğiniz sağlam ama yine de insan heyecanlanıyor.
Hong Kong Macau
Observation Lounge
Zeminden 233 metre yükseklikte, burada gözlem salonu var. Bu salon: şehrin en iyi panoramik manzarasını sunmaktadır. 233 metre yükseklikte, ayağınızın altındaki cam zeminde, muhteşem yüksekliğin heyecanını yaşıyorsunuz. Zaten, yeterince cesur iseniz, sanki havada yürüyor gibi oluyorsunuz.
Bilet fiyatları, yetişkinler için 100 HKD, çocuklar için 50 HKD. dır.
Hong Kong Macau
Bungy Jump
Kulenin: 61’nci katındadır.
Dünyanın en yüksek “Bungy Jump” burada yapılmaktadır. 200 km/saat hızla serbest düşüş olarak gerçekleşir. 233 metre yükseklikteki bir platform üzerinden yapılır. 50 metrelik kablo, nerdeyse, 4 kat uzunluğa erişebilmektedir. Yerden, yaklaşık 30 metre yükseklikte kalır. Bilet fiyatları: 2240-2300 HKD. arasındadır.
Kulenin hemen yanında, bir bina var. Burası: Macau Tower Convention&Entertainment Centre olarak biliniyor. Kuleyi ziyarete gelen turist otobüsleri, burada duruyorlar. Burada: alışveriş yapmak mümkün, özellikle “Toyrus” mağazası, yani çocuklara yönelik büyük bir mağaza ilgi çekiyor.
Kıyı boyunca yürümeye devam ediyoruz, bu kez hedefimizde güzel bir müze var.
Hong Kong Macau
Maritime Museum
Macau’nun en eski müzesidir.
Müze: bölgenin denizle ilişkisinin tarihine adanmıştır. Müzedeki sergilerde: deniz ticareti, balıkçılık, deniz ulaşımı gibi konular ele alınmıştır.
Müzede, bir de akvaryum bulunmaktadır. Müze binası, yelkenli gemi şeklindedir. Müzenin çıkış yolu üzerinde: bir mercan resifi, antik bir gemi enkazı ve akvaryumlar görülür. Dışında ise, burada yapılan “Dragon Boat Festivali” sırasında yarışan bir “Dragon” sınıfı tekne görülür.
Müzenin en büyük özelliği ise: Portekizlilerin karaya çıktıkları yere kurulmuş olmasıdır. Portekizliler, ilk kıyıya çıktıklarında, balıkçıların “Tin Hau” olarak isimlendirdikleri gözde tanrıçalarına adanmış “A-MA Temple” yani Ma Kok Tapınağını görmüşlerdir.
Bu bölge: Macau’nun isminin kaynağı olan A-Ma Gau (A-Man Körfezi) olarak da adlandırılır. Güzel bir müze, mutlaka ziyaret etmenizi öneririm.
Müzenin hemen arkasında, biraz önce sözünü ettiğim “A-MA Temple” tapınağı bulunuyor.
A-Ma Temple
“Macau” ismi (A-Ma-Gau) : 16’ncı yüzyılda buraya gelen denizcilerin, tanrıçalarına atfen yaptıkları bu tapınaktan türemiştir. Tapınak “Ming” hanedanı (1368-1644) döneminde yapılmıştır. Şehirdeki en ensi tapınaktır.
Yani, şehir burada yok iken, bu tapınak varmış. Tapınağın en büyük özelliği: tek bir kompleks içinde, farklı ilahlara ibadet edilebilen ayrı pavyonların ve kapıların bulunmasıdır. Burada: Konfüçyüsçülük, Taoizm, Budizm ve çoklu halk inançları düşünülerek, Çin kültürünün örnek bir dini ibadethanesi yapılmaya çalışılmıştır.
Bara Fortress
Stratejik konumdaki bu kale yapısı, bir zamanlar yarımadanın güney burnunu korurmuş. 1622 yılında, Hollandalıların saldırılarında, iç limanın savunmasında önemli rol oynadığı söyleniyor.
Kalenin: yalnızca bir kez kullanılan toplarının, II. Dünya Savaşında, mültecilere yiyecek sağlamak için “pirinçle” takas edildiği söyleniyor.
Günümüzde, kalenin bir kısmı otel olarak kullanılıyor. Bölgede, büyük saygı gören bir azize (Aziz Yuhanna) adanmış; “Sao Tiago Şapeli” de otelin içindedir.
DİĞER YERLER
Border Gate
Macau’nun en kuzey noktasından geçen ve iki karşıt dünyayı birbirinden ayıran sınırdır.
Hong Kong Macau
Macau Giant Panda Pavilion
Coloane bölgesinde, Seac Pai Van Park içinde, “Kai kai” ve “Xin xin” isimli iki nadir dev panda bulunmaktadır. Bunlar: Çin-Makao birleşmesinin 10’ncu yıldönümünü anmak için, Çin Hükümeti tarafından hediye edilmiştir.
Onlar, dünya üzerindeki hayvanat bahçeleri ve ıslah evlerinde mevcut, 320 pandadan iki tanesidir. Vahşi hayatta ise, yalnızca 1600 panda kaldığı ve neslinin tükenmekte olduğu tahmin ediliyor.
Bilet fiyatları, yetişkinler için 10 HKD, çocuklar ve yaşlılar ücretsizdir.
Hong Kong Macau
Dans Su evi
Cotai Strip bölgesindedir. 85 dakikalık bir gösteridir. Yetişkinler 480 HKD ve çocuklar 340 HKD. ücret ödemek gerekir.
Evet, gelelim gösteri hakkında bilgiler vermeye. Bu gösterinin bugüne kadar olan süreçte, dünya çapında 65 milyon insan tarafından izlendiği söyleniyor.
Tiyatro sahnesi: 5 olimpik yüzme havuzuna eşdeğer, 3.7 milyon galon su bulunan bir yer olarak hazırlanmıştır.
Göz kamaştırıcı kostümler, özel efektler ve hareketler, suyun içinde bir aşk hikayesinin anlatılması şeklinde sürdürülüyor. Değişik bir gösteri, zamanınız varsa, izlemenizi öneririm.
Hong Kong Macau
Macau City of Dreams-Ejder Hazinesi
Bu bir tür şovdur ve Makao şehrinin en canlı ve kubbe şeklindeki tiyatrosunda yapılır.
Bu şov içinde. Su, havuz partileri, canlı eğlenceler ve dünya starı DJ ler tarafından icra edilen müzikler izlenir. Ayrıca, 360 derecelik bir multimedya gösterisi de bulunur.
18 dakikalık gösteri “2009 yılında ilk çıktığında THEA ödülü” ne layık görülmüştür. Bu ödül: panaromik görseller, göz kamaştırıcı görüntüler için verilmektedir. Gösteride: 29 bin led ışığı kullanıldığı belirtiliyor.
Hong Kong Macau
Ruins of St Paul-Aziz Pol Harabeleri
Calcada de S.Paulo/Rua de Sao Paulo bölgesindedir.
Burası, 2005 yılında, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Evet, yapı: 18’nci yüzyılda inşa edilmiştir.
Tamir edilemeyecek derecede yandıktan sonra, 1835 yılında bir tayfundan etkilenir ve sonra yine bir yangın ve son olarak günümüzdeki yapı inşa edilir. Tüm eskiye dönük kalıntılar, taş cephede ve büyük merdivende görülür. Bu taş cephe, turistlerin ilgisini çeker.
Hong Kong Macau
Guia Fortress
Estrada do Engenheiro Trigo bölgesindedir.
Kale. 1622-1638 yılları arasında yapılmıştır. Kalenin içinde, Clarist rahibeleri tarafından kurulan “Guia Chapel” i, günümüzde de görülmektedir.
Şapelin freskleri: Makao’nun çok kültürlü hayatına ait güzel örnekleri sunmaktadır. Dini ve mitolojik motiflerde, Batı ve Çin karakteristik temaları betimlenmiştir.
Yine, burada 1865 yılı yapımı “Guia Deniz Feneri” bulunuyor. Çin kıyısındaki ilk modern deniz feneri olarak önem kazanmaktadır. Evet: Guia Fortress: Şapel ve deniz feneriyle birlikte, Makao bölgesinin denizcilik, askeri ve misyonerlik geçmişini ziyaretçilere sunmaktadır.
Hong Kong Macau
KUMARHANELER
Evet, yazının başında da belirttiğim gibi, Macau, kumarhaneleriyle ünlüdür. Las Vegas tarzı inşa edilen kumarhaneler, bölgenin çekiciliğini arttırmıştır. 24 saat açık olan kumarhaneler için giriş ücreti alınmaz, ancak erkekler için uzun pantolon giyilmesi zorunludur.
“Sands Casino”: yeni nesil kumarhanelerin öncüsüdür. “Galaxy Casino” ve “Grek Mythology”; bol gösteri sunarlar. Diğer kumarhaneler ise şunlardır: Grand Lisbo Casino, Wynn Macau, MGM Macau, Grand Lisboa
Salonları dolduran ve çoğu Çinli olan oyuncular: bildik kumar oyunlarını oynarlar, makinaların kollarına sarılırlar.
Hong Kong Macau
ADALAR
TAİPA ADASI
Macau ile şehrin uluslar arası havaalanı olan “Macau International Airport” arasında: köprüler, bağlantıyı sağlamaktadırlar. Havaalanı, denizin üzerinde, deniz doldurularak yapılmış bir alanda, pistler denizin üzerinde uzanıyor, her iki yanında deniz var, bu havaalanına iniş heyecanlı olsa gerek.
Taipa Village
Bu mahalle: dar sokakları, sarı-mavi-yeşil renkteki koloni binalarıyla doludur.
The Taipa Houses Museum
Taipa bölgesinde, Avenida da Praia, Carmo bölgesindedir.
Bu bölgede: Portekiz mimari özellikleri taşıyan, 5 tane tipik yeşil konut bulunmaktadır. Bu evler: adanın kültürel mirası ve eserleri olarak kabul edilirler.
Müze olarak kullanılan evler, yapıldıkları dönemde yani 1921 yıllarında: üstün konumdaki memurlar ve aileler için konut olarak kullanılmıştır. 1990’ların sonunda ise, bu evler, hükümet tarafından müzeye dönüştürülmüş ve koruma altına alınmıştır.
Evlerin en büyük özelliği: sömürge tarzı Makao tipik evleri olmalarıdır.
COLOANE ADASI
Burası bir adadır. Denizden kazanılmış yol ile “Taipa” ya bağlanmıştır. Yani, Taipa adasının bir devamı gibidir. Her iki ada da, sanki tek bir ada gibidir.
Adada bulunan köy: sakin ve sevimlidir. Köyün ana meydanında bulunan “Chapel of St Francis Xavier”: misyonerler tarafından, 16’ncı yüzyılda kurulmuş ve koruyucu azize adanmıştır.
Kıyı boyunca yürürseniz, bu kez, karşınıza başka bir tapınak çıkar. “Kum Lam Temple” isimli bu tapınak: savaş, cennet, servet, tıp ve marangozluk tanrısı ve tanrıçalarına adanmıştır.
Venetian Macao Resort Hotel
Muhteşem büyük ve lüks bir otel olarak dikkati çeker. 40 katlı otel bünyesinde: 3000 oda, 15 bin kişilik spor bölümü, muhteşem büyük bir kumarhane, yine gayet büyük bir tiyatro ve gösteri salonu bulunmaktadır. Otelin iç mekanının büyüklüğü “Venedik-San Marco” meydanı ölçülerindedir.
Cheoc Van Beach
Bölgenin en beğenilen plajıdır. Burada rüzgar sörfü yapmak mümkündür. Ayrıca, yine bu plajların bulunduğu bölgede, çeşitli restoranlar, yüzme havuzları ve kabinler bulunur.
Hac Sa Beach
Yine, diğerinin hemen kuzeyinde, yürüyüş mesafesinde bir plaj alanıdır. Yine burada da rüzgar sörfü yapılır ve çeşitli tesisler bulunur.
A-MA Heykeli
Adanın 170 metre rakımlı tepesinde, 20 metre yüksekliğinde “A-MA” heykeli bulunmaktadır.
A-Ma Cultural Village
Burası, bir kültür kompleksidir ve Qing hanedanı mimari tarzında inşa edilmiştir. Komplekste: tapınaklar, çan kulesi, davul kulesi, Tian Hou Palace ve bir de müze bulunmaktadır.