Burası, gezginlerin uğrak yeri olan güzel bir kent olarak öne çıkıyor. Her ne kadar ülkenin iç kesimlerinde ve ulaşım zor gibi görünse de, şehir merkezine 1 saat uzaklıktaki “Dali Havaalanı” nedeniyle, şehre gezginler sık sık uğramaktadırlar.
Dali kelimesinin anlamı: taş yani mermer. Çünkü, şehirde, inşaatlarda dekoratif objelerde kullanılan mermer üretimi yaygındır.
Çin Yunnan eyaleti Dali
Kentin çevresinde, Ortaçağ döneminden kalan surlar var. Günümüzde, bu surların bir kısmı ayaktadır. Surların çevrelediği bölge, turistik bir merkez olarak restore edilmiştir.
Bu turistik bölgedeki eski evler: hediyelik eşya dükkanları, restoranlar, kafeler ve hostellere dönüştürülmüştür.
Özellikle: kafeler, şehirdeki yaşantıyı tatmak ve hissetmek için en uygun mekanlardır.
Buralarda: Bai yerlileri, şehir halkı ve diğer gezginlerle birlikte, sohbet ederek hoş vakit geçirebilirsiniz.
Çin Yunnan eyaleti Dali
Kafelerde oturmaktan sıkılırsanız, şehirde gezilecek yerler de var.
Özellikle: Dali Old Town: şehirde yaşayan azınlıkların etnik kostümleri ile bulundukları, ilginç bir yer olarak öne çıkıyor.
Şehir merkezine, yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüş uzaklığında bulunan: Erhai gölünü gezebilirsiniz. Göl; Çince, kulak şeklinde deniz anlamına gelir. Çünkü, görünüşü kulak şeklindedir.
Çin Yunnan eyaleti Dali
Göl kıyısında: yerel köyler ve balçık yollar, ilginizi çekebilir. Göl üzerindeki: Putuo adasında ise, Budacı bir tapınak var.
Çin Yunnan eyaleti Dali
Şehir merkezindeki en önemli yapı ise:
Üç Pagoda Tapınağı (Santasi). Erhai gölü ile karşı karşıyadır. Şehir merkezinin 1.5 km. kuzeyindedir.
Çin Yunnan eyaleti Dali
Tapınak içinde, birbirine simetrik duran, üç eski pagoda bulunuyor. 1800 yıllık bir geçmişi olan bu üç pagoda, eski Dali şehrinin sembolik yapıları olmuştur.
Bu yapılar: tuğladan yapılmış ve beyaz çamur ile kaplanmıştır. Zarif, dengeli ve görkemli tarzları ile, şehrin turizm sembolleridir. Kilometrelerce uzaktan görülmektedirler.
Bunlar, başlangıçta: uğur olsun diye yapılmışlardır. Yapılış efsanesine göre: Dali şehri bir zamanlar, ejderhaların yaşadığı bir üreme alanı, bir bataklık imiş.
Ejderhalar, kasten doğal afetler yaratmaktadırlar ve insanlar, ejderhaların bu kasıtlı doğal afet yaratmalarını önlemek için, bu pagodaları inşa etmişlerdir.
Dali
Qianxum Pagoda:
Burası ana pagodadır. Kral Quan Fengyou tarafından, 823-840 yılları arasında yaptırılmıştır. 69.6 metre yüksekliktedir. Çin ülkesindeki en yüksek pagodadır. 16 katlıdır. Her cephenin merkezinde, Buda heykeli bulunmaktadır. Pagodanın gövdesi: 3.3 metrelik kalın duvarlarla çevrilidir.
Diğer 2 Pagoda:
Bunlar, iki kardeş pagodalardır. Ana pagodadan, 100 yıl sonra yapılmışlardır. Ana pagodanın kuzeybatısındaki pagoda: 42.19 metredir. 10 katlı ve sekizgendir.
Pagodaların arkasında, bir göl var. Bu göle, 3 pagodanın görüntüsü Yansı dağında, muhteşem bir görüntü ortaya çıkıyor.
Bölgede birçok deprem olmasına rağmen ayakta kalarak günümüze gelebilen pagodalar, gerçekten görülmeye değer. Bölgedeki en büyük deprem: 1925 yılında olmuştur. Bu depremde, şehirde yalnızca 101 bina ayakta kalmış, ama pagodalar hiç zarar görmemişlerdir.
Burası, Pekin şehir merkezinin doğusunda, Uygur Özerk Bölgesi yakınlarında yani ülkenin, iç-orta kesimlerindeki bir şehirdir. Issız ve ulaşımı zor bir bölge.
Uçak ile ulaşmak mümkün.
Tarihi önemi olan bir vahada kurulmuştur.
Zaten büyük ihtimalle sırf bu yüzden, yani ulaşımın zorluğu nedeniyle; buradaki binlerce heykel ve kalıntı, günümüze sağlam olarak gelmiştir.
Çin Gansu eyaleti Dunhuang
Yerleşim yeri: MÖ.117 yılında, İmparator Han Wudi tarafından şehir yapılmıştır. Han ve Tang hanedanları döneminde ise, Çin ile dış dünya arasındaki iletişimin önemli bir kapısı olmuştur.
Kuzey ve Güney ipek yolları, burada kesişmiştir. Bu önemli ticari etkinlik yanında, uzun yıllar önemli bir askeri merkez olarak da kullanılmıştır.
Hatta: günümüzden 700 yıl önce, ünlü gezgin Marco Polo’nun buralarda bulunduğu ve yaşadığını düşünmek, buraya başka bir hava veriyor.
Yolları buradan geçen gezginler: Mogao mağaralarının duvarlarına, duvar resimleri yapmışlardır.
Bu nedenle, çalışmalarda Hint Budist sanatının izleri dikkati çekmektedir. İpek yoluna çıkacak kervanlar, çöle girmeden önce, buradan tüm gıda ve su ihtiyaçlarının ikmalini yapmışlardır.
Çin Gansu eyaleti Dunhuang
Günümüzde:
Şehir merkezi, önemli bir turizm ve ticaret merkezi olarak öne çıkmaktadır. Nüfus: 200.000 civarındadır. Şehir yakınlarındaki Mingsha Shan kum tepeleri ilgi çekmektedir. Çünkü, bu kum dağının, sürekli kendini yenilediği ve tepe üzerinden gelen rüzgarın sesinin, kumun şarkısı olduğu düşünülmektedir.
Çin Gansu eyaleti Dunhuang
Buradan kendiniz veya yakınlarınız için hediyelik bir şeyler satın almak isterseniz: Huyang denilen çok yumuşak ağaçtan yapılmış biblolar satın alabilirsiniz. Ancak, yanılmamak gerek, Huyang ağacından yapılmış olduğu söylenen ama farklı ağaçlardan oyulan bibloları da satıyorlar.
Çin Gansu eyaleti Dunhuang
Dunhuang Bowuguan Müzesi
Kent merkezindedir. Ama, bu müze, tam bir tarih hazinesi koleksiyonların sergilendiği yer. İpek yolundan, şehre miras kalan binlerce yıllık objeler sergileniyor. Müzeye girince, hemen ilk bölümde: Mogao mağaralarında bulunan nadir yazma eserler görülüyor.
Mağaraların kuru ortamı, bu kağıt eserlerin binlerce yıl sonra, günümüze ulaşmasını sağlamıştır. Müzenin diğer salonlarında ise: çömlekler, zırh, tarımda kullanılan bir saban ve antik mezarlardan çıkarılan adak eşyaları görülebiliyor. Son olarak ise: eski bir satranç takımının da bulunduğu, el sanatı eserleri var.
Mogao Mağaraları
Burası: şehir merkezine 25 km. uzaklıktadır. Giriş ücreti: 160 yuandır. İngilizce rehberli turlar ise, 180 yuandır.
Açılış saatleri: 08.30-18.00 arasındadır. Burayı ziyaret için, muhtemelen 4-5 saat zaman ayırmanız gerekmektedir. Bu zaman içinde, ziyarete açık 15 mağara gezmeniz mümkün oluyor. Geri kalan mağaralar kapalı, çünkü resimlerin yıpranacağından çekiniyorlar ve yeni bir proje hazırlıyorlarmış.
Yani, bu 492 mağarada bulunan orijinal resimler, sanal bir mağara yaratılarak, aynen orijinal mağaralardaki resimler canlandırılacakmış. Bu resimlerin tümü, yaklaşık 450.000 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Resimler yan yana konulsa, yaklaşık 30 kilometrelik bir galeriyi doldururlar. Heykel derseniz, 2000 den fazla renkli heykel figürü bulunduğu söyleniyor.
Mağaraların geçmişi, yaklaşık 2000 yıl öncesine dayanmaktadır. Çöldeki bir kayalığın yamacına oyulmuş bu mağaraların yapımının, yaklaşık 1000 yıl sürdüğü ve Budacı sanatın burada geliştiği söylenmektedir.
Hatta: ilk mağaranın Budacı keşiş Lezun tarafından, 366 yılında ve son mağaranın ise 1278 yılında, Moğol saldırıları sırasında oyulduğu söyleniyor.
Mağaralar, 11’nci yüzyılda bir duvar örülerek dış dünyaya kapatılmıştır. 1900 yılında ise, Wang Yuan adlı bir Çinli Taoist, kendini buradaki tapınakların koruyucusu olarak atar. Wang, ana mağaraya giden koridorun bir tarafının arkasında bir duvarlı alan bulur.
Duvarın arkasındaki küçük bir mağarada: yüzlerce el yazması bulur. Bunlar: kenevir-ipek-kağıt üzerine Çince ve diğer birçok dilde yazılmıştır ve resimlerle süslenmiştir. Bu keşif üzerine, 1910 yılında, bölgeye çok sayıda Avrupalı gelir.
Mağaralar,
Bin Budanın mağaraları olarak bilinir. Arkeologlara göre, dünyadaki Budist sanatın en büyük ve eksiksiz deposudur. Taş mağaralar, 1987 yılında, UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek, koruma altına alınmıştır.
Mağaralarda ki duvar resimleri de ilgi çekmektedir. Bu resimlerde; tanrılar, insanlar ve sonsuzluk betimlemelerine yer verilmiştir. Kuru çöl iklimi, iç kısımların ışık görmemesi ve kullanılan boyalar nedeniyle: bu duvar resimleri, yüzlerce yıldan sonra, günümüze sağlam olarak gelebilmiştir.
Ama gittiğinizde göreceğiniz gibi, bu resimlerin korunması için, hala gerekli önlemler alınıyor. Yaklaşık 40 civarında mağara var, ama bunlardan bir günlük rehberli tur ile, yalnızca 10-12 tanesini gezebiliyorsunuz.
Çin Gansu eyaleti Dunhuang
17 Nolu Mağara:
Burada, yaklaşık 4000 civarında el yazması bulunmuştur. Bunlar, günümüzde müzede sergileniyor.
96 Nolu Mağara:
Burada, 7.yüzyıldan, Tang hanedanı döneminden kalma bir tapınak var. Bu dokuz katlı tapınakta: dev “Oturan Buda” heykeli var. O kadar büyük boyutlarda ki, ayak parmaklarının boyu, kol büyüklüğündedir.
158 Nolu Mağara:
Burada, “Uzanan Buda Heykeli” var. Bu heykelin yüzüne uzaktan bakıldığında, tanrısal bir hava seziliyor.
Mağaralar içinde:
Flash ışığı kullanmak yasak. Rehberli turlarla geziliyor ve rehberin elindeki el feneri ışığında, mağara resimlerini görebiliyorsunuz ve kendinizi sanki bir arkeolojik keşifte sanıyorsunuz. Tabii bu arada, Kapadokya bölgemizdeki mağaraların durumunu da düşünmemek mümkün değil.
Çünkü, Kapadokya ve Ihlara vadisindeki mağaralarda bulunan resimlerin ve ülkemizin diğer birçok yerinde bulunan bu tür resimlerin nasıl tahrip edildiğini, üzerlerine nasıl sprey boyalarla yazılar yazılarak tahrip edildiklerini hatırlamadan geçemiyorum.
Bu arada, mağara resimlerinin orijinal kopyaları, mağara girişlerindeki satıcılarda satılıyor, pazarlık yapmayı unutmayın.
Çin Gansu eyaleti Dunhuang
ECHOİNG-KUM DAĞI (MİNGSHA SHAN)
Şehir merkezine, 5 km. uzaklıktadır. Buraya deve ile ulaşmak mümkündür. Dağın yanına vardığınızda ise, yürüyerek dağa tırmanıyorsunuz. Bu ilginç gezinin ücreti ise, 120 yuan.
Evet, uzaktan bakıldığında, bu dağın, ufuk hattındaki görüntüsünün, dolambaçlı bir ejderha gibi olduğu görülür. Ancak yaklaştığınızda, kumların renginin: kırmızı-sarı-yeşil-siyah-beyaz renkler arasında değiştiğini göreceksiniz.
Aynı zamanda, güçlü bir rüzgar estiğinde, kumlar yer değiştirir. Ama, rüzgar hafif estiğinde ise, bu kez, kumlardan müzik sesine benzer sesler gelir.
Burası hakkında anlatılan bir efsane var. Bir zamanlar, burada iki askeri birlik, şiddetli bir savaşa tutuşurlar.
Bu sırada, rüzgar büyük bir kum fırtınası yaratır ve tüm savaşçılar kumlara gömülür ve kum dağı ortaya çıkar. Ancak, askerler, kum altında savaşmaya devam ederler. Böylece, burada duyulan seslerin, askerlerin kükremesi olduğu söylenir.
Çin Gansu eyaleti Dunhuang
Crescent Lake
Şehir merkezinin 6 km. güneyinde ve yineleyen kum dağı ile çevrilidir. Buraya develer ile gidiliyor. Yenileyen kum tepesi turu dahil, burayı ziyaret etmenin ücreti: 120 yuandır. Açılış saatleri ise: 06.00-17.30 saatleri arasındadır. Gobi çölünde tam bir doğa harikasıdır. Çölde, aşağıya düşmüş bir hilal şeklindedir.
Göl suları, kum çölü içinde, tam bir zümrüt gibi görünüyor. Hatta, burayı ziyaret edenlerin birçoğu, gölden su içmek istiyorlar ve göl kıyısına kadar gidiyorlar. İşin ilginç yanı, yüzyıllardır, kumların bu gölü kapatamamış olmasıdır. Yani, tam bir jeoloji harikası.
Ülkemizden hareket eden Balkan turlarının birçoğu buraya uğramaktadır, ancak fazla kalmıyorlar çünkü bu şehrin çevresinde, bu şehirden kat ve kat daha ünlü ve cazip turizm merkezleri bulunuyor. Ama, yine de sizlere Budva şehri hakkında kısa bilgi vereceğim. Bu şehrin en büyük cazibe merkezi Sveti Stefan dır.
Balkanlarda, Karadağ sahilinde küçük bir yerleşim yeridir. Karadağ ülkesinin turizm merkezidir. Şehri uzaktan incelediğinizde, ormanlık alanların yukarılara doğru nasıl talan edildiği çıplak gözle görülür. Titonun manzaralı tünelleri, plajları, nefistir. Ülkemizden, birçok kişi, Budva şehrine tatile giderler. Ancak: burada ve diğer turistik yörelerde her şey dahil sistemi uygulanmıyor, Sadece konaklama ve kahvaltı sistemi vardır.
Karadağ Budva
Tarihi
Sahile yakın Budva şehri, zengin bir tarihi geçmişi gizler. Şehrin tarihi geçmişinin MÖ 5’nci yüzyıla kadar uzandığı söylenir. Birçok efsaneye göre: şehir ilk olarak “İllyrian” kasabasıdır. Yunan trajedi yazarlarından Sofokles, eserlerinde şehirden eski yerli insanların kullandığı ismiyle yani “İllyria” olarak bahseder. İlk kralları ise Harmonia’dır.
Şehir zengin bir ticaret merkezi olunca, MÖ 4’ncü yüzyılda Yunanlılar ve MÖ 2’nci yüzyılda Romalılar tarafından fetih edilir ve aynı dönemlerde şehirde ticaret çok gelişir. Özellikle üzüm ve zeytin yetiştiriciliği üst seviyelere ulaşır.
MÖ 168 yılında, Romalı yazar Plinius, şehirden söz ederken “Roma vatandaşlarının güçlendirdiği şehir” olarak belirtir. Bu dönemde, şehir, anıtsal binalar, döşeli sokaklar, masif duvarlar ile gerçek bir Roma şehri olarak tüm niteliklere sahiptir.
Takip eden dönemde, şehir büyük depremlerle sarsılır.
Roma’nın çöküşünün ardından, bölgede Bizans hakimiyeti görülür. 535 yılında, bölge halkı Bizanslılara karşı mücadeleye başlar.
Bizans hakimiyetinin bitişinin ardından, 1184-1186 yılları arasında, Nemancı hanedanı, eski Karadağ kıyılarına gelir.
11’nci yüzyılın ortalarında, burası Sırp Devletinin ilk başkenti olur ve Sırp kral Dusan, bu şehirde yaşar.
1442 yılında, şehirde Venedik hakimiyeti görülür. Bu dönemde, şehirde küçük gemiler inşa edilen bir de tersane kurulur.
Yine aynı dönemde, Venediklilerle savaşan Türkler, bölgede egemen olurlar. 1807 yılında, şehri Fransızlar işgal eder. 2’nci Dünya Savaşında Naziler ve 1941 yılında ise, İtalyanlar şehri işgal ederler. 22 Kasım 1944 tarihinde, Nazi işgali sona erer.
Ulaşım
Tarihi şehir, Dubrovnik şehrinin 90 km güneyinde ve Ulcinj şehrinin ise 60 km kuzeyinde, Adriyatik denizi kıyısındadır. Şehre en yakın havaalanı, yaklaşık 20 km uzaklıktaki Tivat’taki küçük havaalanıdır.
Ama en uygun havaalanı, 65 km uzaklıkta bulunan Podgorica hava alanıdır. İstanbul-Potgorica arasındaki hava yolu yolculuğu yaklaşık 1.5 saat sürer. Buradan otobüs veya taksilerle şehir merkezine gelmek mümkündür.
Para Birimi
Karadağ Avrupa Birliği üyesi olmamasına rağmen, Eurozon sistemine girmiştir ve bu yüzden ülkede Euro kullanılmaktadır.
İklim
Budva şehrinde, tipik Akdeniz iklimi görülür. Buna göre kışlar ılık ve yazlar genellikle kuru ve çok sıcaktır. Yılda, 2300 saat güneş görülür. Temmuz ayında hava sıcaklığı 30 derecelerin üzerine çıkar. Ocak ayındaki sıcaklık ise 2 derece civarındadır. Yüzme sezonu 10 Mayıs ile 8 Kasım tarihleri arasındaki 182 gün sürer. Yaz aylarında deniz suyu sıcaklığı 21-25 derece arasındadır.
Karadağ Budva
Kültürel etkinlikler
Her yıl, Haziran ayı ortalarında, burada uluslar arası müzik festivali düzenlenir. Müzik dünyasının birçok ünlü ismini bir araya getiren bu festival, şehirde “Old Town” denen bölümdeki “Ressamlar Meydanında” yapılır ve 3 gün sürer.
Karadağ Budva
Ne yenir
Özellikle ev yapımı “ballı börek” ve ev yapımı “bal” meşhurdur. Yaz aylarında toplanan incirler güneş ve rüzgarda kurutulur ve muhteşem lezzetli olurlar. Ayrıca: yine burada keçi ya da inek peyniri tatmalısınız.
Özel peynir, zeytinyağında tutulur. Yeşil salatalar: maydanoz, yeşil ve siyah zeytinlerle çok güzel servis edilir. Malum şehir deniz kıyısında olduğundan, Budva mutfağı balık bakımından zengindir.
Özellikle: ahtapot salatası, siyah pirinç, soslu midye ve ızgara balıklar muhteşem güzelliktedir. Tüm geleneksel yemeklerde geleneksel içkiler sunulur.
Bunlar: Karadağ Rakia, beyaz ve kırmızı şaraplardır. Oryantal müziği sevenler için, birer tane Çin ve Japon restoranları bulunuyor.
Karadağ BudvaKaradağ Budva
Sahil-Plajlar
Budva Rivierası, 122 km kare alana sahiptir. Sahil şeridinde 35 tane güzel kumlu plaj vardır ve bunlardan 8 tanesi mavi bayraklıdır. Bir çok kumlu koylar, barınaklar ve küçük adacıklar dahil olmak ezere, sahil 38 km boyunca yayılır.
Şehirde, plaj turizmi ilk olarak 1930’lu yıllarda, Çeklerin Budva Riviera sahillerine gelişiyle başlar. Jaz’dan Petroviç’e kadar uzanan 12 km lik sahildeki 20 kumsalda, ılık güneşte, her yıl, 10 Mayıs tarihinden 8 Kasım tarihine kadar, 182 gün boyunca denize girmek ve güneşlenmek mümkündür.
Karadağ Budva
Jaz plajı
Körfezdeki bu plajın toplam uzunluğu 1200 metredir. Şehir merkezine 2.5 km uzaklıktadır. Yaklaşık 2000 şezlong kapasitelidir.
Karadağ Budva
Przno plajı
Budra şehir merkezine 10 dakika uzaklıktaki bu plajın en büyük özelliği: hemen yakınındaki sedir ağaçlarıyla ünlü Milocer Parkıdır.
Çam ağaçlarının gölgesindeki mesire yerinde, pahalı yani lüks restoranlar bulunmaktadır.
Karadağ Budva
Mogren plajı
Birbirine kısa tünelle bağlanan iki plajdan oluşur ve toplam uzunluğu 350 metredir. Old Town bölgesinden buraya yürüyerek ulaşmak mümkündür.
Plaj olağanüstü güneş ışığı ve güney rüzgarına sahiptir. Plajda: St Anton adına adanmış bir kilise kalıntıları görülebilir.
Efsaneye göre: korsanlar tarafından batırılan bir İspanyol kalyonundan kurtulan bir denizci, plaja çıktığında kurtulması anısına bu kiliseyi yapmıştır.
Her yıl, 13 Haziran günü, burada ayin düzenlenir. Kilise çok küçük olduğundan ayin sahilde düzenlenmektedir.
Karadağ Budva
GEZİLECEK YERLER
Karadağ Budva
Eski Şehir-Stari Grad-Old Town
Eski şehir bölümü, küçük bir yarımadada yer alır. Ada, karaya kumlu bir örtü ile bağlanmış ve böylece yarım adaya dönüşmüştür. Bazı tarihi kaynaklara göre, burası, Adriyatik kıyısındaki en eski şehirlerden biridir. (2500 yıllık olduğu söylenir)
Eski şehrin surları, bugün bile, hem ülkeden gelen turistlerin ve hem de dünyanın en uzak bölgelerinden gelenler için cazibe merkezidir.
Eski şehrin, kentsel çekirdeği ilk olarak 1667 yılında Venedik döneminde kurulmuş, daha sonra 1979 yılındaki büyük deprem buraya büyük zarar vermiştir. Ancak, daha sonra burası tamamen yenilenmiştir.
Dar sokaklar ve meydanlar, ünlü binalar gezilebilir. Stari Grad yani Eski şehir bölümünde, birçok dükkan, kafe, restoran ve galeriyi ziyaret edebilirsiniz.
Birçok binanın giriş katı: kafe, butik, sanat galerisi ve mağazaya dönüştürülmüştür. Gündüzleri yeme-içme ve alışveriş, geceleriyse eğlence için buralar tercih edilir.
Etnoğrafya Müzesi
Eski şehrin tam merkezindedir. Şehrin köklü tarihinin aksine, burada son 20 yıl içinde kullanılan objeler ve özellikle giysiler sergileniyor. Ayrıca: Helenistik döneme ait vazolar ve takılar da görülebilir.
Karadağ Budva
Dans eden kız heykeli
Şehirde en çok fotoğraflanan yerdir. Söylenenlere göre, bu heykel, şehirde denizde boğulan bir kızın anısına buraya dikilmiştir. Heykele dokunmanın uğur getireceğine inanılır.
ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER
Karadağ Budva
Kale Kosmac
Budra şehri çevresindeki Brajici köyü yakınlarındaki kaleye mutlaka çıkmanızı öneririm. Çünkü oldukça güzel manzarası vardır, giriş ücreti 5 Eurodur. Kale: 1841-1850 yılları arasında yapılmıştır.
Deniz seviyesinden yüksekliği 800 metredir. Avusturya-Macaristan ve Karadağ arasındaki sınırı oluşturur ve eskiden Avusturya kalesi olarak bilinirdi. Günümüzde ise, Karadağ ülkesini ziyaret eden turistler burayı mutlaka görürler.
Karadağ Budva
Petrovaç
Budva şehrine bağlı bu sahil kasabası, yılın 300 günü güneşli ılıman Akdeniz iklimine sahip olmasıyla dikkat çekiyor. Ayrıca: kasaba tam bir yeşillik cennetin içindedir. Her yanda zeytin, portakal, defneyaprağı ve limon ağaçları görülür.
Ayrıca: geçmişin izlerini taşıyan birçok doğal, kültürel ve tarihi anıtlar vardır. İskelesinde ise: burayı bir turizm merkezi haline getiren birçok tekne, yat ve yelkenliler görülür.
Karadağ Budva
Aziz Nikola Adası
Budva şehrinin en büyük turizm cazibe merkezidir. Sezonunda, Budva şehir merkezinden adaya teknelerle ulaşılır, ücret 3 Euro, yolculuk yaklaşık 15-20 dakika sürer.
Ada, Adriyatik denizinin güney kesimindeki en büyük adadır. Uzunluğu yaklaşık 2 km kadardır. Kıyılar, denize dik iner ve birçok gizli koylar oluşturur. Bu gizli koylar; Akdeniz bölgesinin çeşitli bitkileriyle kaplıdır.
Adada, 840 metre uzunluğunda, 3 kumlu plaj yoğundur. Bu plajların derinlikleri çoğu yerde, yarım metre veya daha sığdır. Çünkü efsaneye göre: Aziz Nikola, büyük dalgaların ve kalyonların buraya gelmemesi için, denize birkaç taş atmış ve deniz sığ olmuştur.
Karadağ Budva
Becici
Budva şehir merkezinin 2 km güneyindeki Becici otel kompleksi ve plajı, Parisli uzmanlar tarafından 1935 yılında Akdeniz’in en güzel plajı olarak seçildi. Güney Adriyatik denizinin en güzel ve en büyük plajlarından birisi olarak kabul edilir.
Burada kumsalın uzunluğu 1950 metredir. Deniz sakin, plaj bölümünde eğlence boldur. Özellikle, aileler burayı tatil için tercih ederler.