İstanbul tarafından gelenler: Hendek çıkışında, TEM Otoyolundan ayrılmalılar. Ankara yönünden gelenler: Düzce çıkışında, TEM Otoyolundan ayrılmalılar. Daha sonra, Gölyaka’ya ulaşacaksınız. Gölyaka’nın içinde “Güzeldere Şelalesi” takip edin.
Güzeldere Şelalesine, 10 km. kaldığını gösteren tabelayı görünce, Güzeldere’ye sapmayıp, düz devam edin. Kısa bir süre sonra, solunuzda, göl görünecektir. Yol boyunca, oldukça güzel görüntüler ve şirin köyler göreceksiniz. Düzce’ye olan toplam uzaklık, 25 km. Gölyaka ilçe merkezine uzaklığı ise 5 km dir.
Düzce Efteni Gölü
GENEL
Efteni görü, Düzce’nin güney batısında, Gölyaka sınırları içinde kalıyor.
Ana çıkış noktası: Büyük Menderes nehri.
O kadar güzel bir göl ki; adeta bir kuş cenneti. Aslında buraya göl demekten öte, bataklık demek daha doğru olabilir.
Çünkü: gölün içinde kalmış ağaçlar ve çeşit çeşit su çiçekleri, çok güzel bir manzara oluşturuyor.
Aynı zamanda: göl, kuşlar ve bitkiler için bir doğal habitat alanı. Zaten bu özellikleri nedeniyle, 1992 yılında, 1992 yılında, Orman Bakanlığı Milli Parklar Av-Yaban Hayatı Koruma Genel Müdürlüğü tarafından, “koruma” statüsüne alınmış.
Çünkü: gerek geçici ve gerekse kalıcı kuş varlığının gelecek nesillere aktarılması için, koruma şart.
Gölün bazı yerlerinde: ortalara kadar yürüyebilmenizi sağlayan patikalar göreceksiniz.
Son zamanlarda: kuruma tehlikesi baş gösterince, su kaynakları, yeniden göle yönlendirilmiş. Ancak, yine de, eski kaynağına kavuşamamış.
Bunun nedeni ise: geçmiş yıllarda, tarımsal alanlar açmak için, yoğun bir şekilde yapılan kurutma çalışmaları.
Evet: kuşlar dedim. Burası gerçekten tam bir kuş cenneti. Türkiye’nin ikinci büyük kuş cenneti denebilir.
Göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunan, önemli ve ender merkezlerden biri. Burada, yaklaşık 150 çeşit, su kuşu bulunduğu söyleniyor.
Düzce Efteni Gölü
Kuğu, Karabatak, Flamingo, Su Tavuğu, Boz Kaz, Yeşilbaş Ördek, Sakar Meke, Sumru, Kız Kuşu, Çulluk, Balık Kartalı, Balıkçıl, Yılan Boyun, Angıt; ilk göze çarpan kuş türleri.
Bu kuşların izlenebilmesi için, göl çevresinde “Kuş Seyir Terasları” oluşturulmuş. Ayrıca, bir de tanıtım merkezi var.
Göl’de: kuş türleri yanında, ender bitki türleri de bulunuyor.
Bunlar: Nilüfer, Süsen, Düğün Çiçeği, Kamış, Nane, Su Mercimeği. Gölün kıyılarında ise: Söğüt, Dişbudak, Kızılağaç, Çınar gibi, sucul karakterli ağaçlar, göze çarpıyor.
Yaz ayları başında buraya giderseniz; gölün çevresindeki ağaçlardan dökülen polenlerin, gölün üstünü, yer yer bembeyaz kapladığını görebilirsiniz.
Göl’de 1992 yılında koruma statüsü kazanmış, gölde avlanma yasaklanmış ve alanın doğal yaşam ortamı korunuyor.
Düzce Efteni Gölü
GÖL EFSANESİ
Günün birinde, Olympos Tanrılarının en büyüğü olan Zeus; ölümlülerin arasına karışıp, hallerini öğrenmek ister.
Yanına; Hermes’i de alır ve insan görünümüne girerler.
Olympos’dan inerek, insanların arasına karışırlar. Yer yüzünde: dolaşırken, bir eve gelirler.
Kapıyı çalarlar.
– Yolunu yitirmiş iki garip insanız, kapıyı açar mısınız. Derler. Bu şekilde, birçok kapıyı çalarlar, ancak kimse kendilerine yardımcı olmaz, kapılarını açmazlar. Kimseden konukseverlik göremezler. İnsanlar: bunlara ya kapılarını açmazlar ya da hemen geri kapatırlar.
– Bizim çulsuz dilenci takımı ile işimiz yok. Derler.
Her yerden geri çevrilen gezginler, sonunda harap bir kulübeye gelirler. Saz ve samandan yapılmış kulübenin kapısını çalarlar.
Kapıyı, ihtiyar bir kadın açar. Kadın bakar, iki zavallı yolcu, çok yol yürümüşler, yoruldukları her hallerinden belli.
Kadın:
– Kimsiniz, necisiniz. Der ve evin içine buyur eder. Konuklar evin içine girerler ve kendilerine kapıyı açan kadından başka, ihtiyar ve neredeyse iki büklüm, güler yüzlü başka bir ihtiyar adam görürler.
Ev sahipleri, konuklara: ezile-büzüle, eski-püskü ama temiz bir minder gösterirler. Kendileri de, bir kütük bulup, üstüne otururlar. Ellerinde ne varsa, misafirlerine sunarlar. Onlar yemeklerini yedikçe: ihtiyar kadın ve adam mutlu olur. İçten gelen bu konukseverlikleri, misafirlerin dikkatini çeker.
Ancak, ihtiyar, sofradaki yiyeceklerin konuklar tarafından yenilmesine rağmen, hep aynı düzeyde kaldığını ve azalmadığını görür. Konuklar: “Bizler, ulu kişileriz. Sizin o komşularınız, hak ettikleri cezalara çarptırılacaklar. Ama, size hiç kötülük gelmeyecek. Yani, bırakın evlerinizi, dağın tepesine bizimle birlikte gelin.” Derler.
İhtiyarlar, bu söz üzerine: ulu kişilerin ardından yürüyerek, dağa doğru yükselirler. Tepeye varınca, yaşadıkları bütün şehrin, sular altında kaldığını görürler. Kendileri ise, çıktıkları tepede, birer ağaca dönüşürler ve çok uzun seneler, gelen-geçen insanlar, bu ağaçların dallarına çelenk asar.
Evet, Efteni gölünün oluşumu efsanesi bu.
Zaten: gölün altında bir şehir olduğu da söylenmekte. Bu şehir, sellerle, suya gömülmüş. Gölün, hemen yanında bulunan: Hacıyakup Köyü’ne, geçmişte, Sel alt (Saralt) Köyü denilmesinin de, bu nedenle olduğunu düşünmemek elde değil.
SONUÇ
Gözlem evi, sazlıkları ve gölün üzerinde uzanıp giden tahta köprüsü ile Efteni gölü; görülmeye değer bir yer. Arabanızı yol kenarında bırakıp, gölün her iki yanında uzanıp giden yeşilliklerde yürümenizi öneriyorum. Ayrıca, eğer varsa, yanınıza mutlaka bir dürbün alın. Elbette fotoğraf makinanızı unutmayın.
İlçenin doğu ve güneyinde Bolu ili, batı ve kuzeyinde ise Düzce merkez ilçesi ve kuzey doğusunda Yığılca ilçesi vardır.
İlçenin ormanlık alanı 11 hektardır. Ankara-İstanbul geçiş güzergahında bulunduğundan dolayı, dinlenme, yeme-içme tesisleri açısından önemli konumdadır.
Kaynaşlı: Düzce Ovasının doğu uzantısı olan bir vadi üzerinde kurulmuştur.
Ulusal ve uluslararası yolların kesiştiği İstanbul-Ankara gibi iki metropolü birbirine bağlayan önemli merkezlerden biridir.
Düzce’ye 15 km uzaklıkta bulunan Kaynaşlı, bozulmamış doğası ve çevresindeki turizm potansiyelleriyle alternatif spor turizminin merkezi haline gelmiştir.
TARİHİ:
Kaynaşlı’nın tarihi, MS 395’e kadar gider.
1323 yılında Osmanlı Devletinin fethettiği ilk bölgelerden biridir. Düzce ile Bakacak arasındaki gür ormanların arasından geçen tarihi İpek yolunun İstanbul-Bağdat hattı buradan geçer. Ancak 1704 yılında bu yolu kullananların eşkiyalardan korunması ve güvenlik için, yolun çevresindeki ormanlık alan açılmış ve Düzce-Kaynaşlı ovası meydana gelmiştir.
1969 yılında Belediye kurulmuş ve 1999 yılında Düzce il olunca, Kaynaşlı ilçe olmuştur.
12 Kasım 1999 Düzce depreminin merkez üstü Kaynaşlı idi. Bu depremde: Kaynaşlı büyük hasar görmüştür.
NE YENİR:
Kaynaşlı yöresinde: öne çıkan yerel lezzetlerin başında bir tür Abhaz yemeği olan Haluj başta gelir. Sonra Çerkez mutfağından Seku çorbası ve yine Çerkez mutfağından Metaz düşünülebilir.
Tatlı düşünürseniz, Oturtma Tatlısı önerebilirim.
GEZİLECEK YERLER
Kaynaşlı Topuk Yaylası ve GöletiKaynaşlı Topuk Yaylası ve Göleti
TOPUK YAYLASI VE GÖLETİ:
Kaynaşlı ilçesi Bıçkıyanı Köyü mevkiinde bulunan Topuk Yaylası ve göleti: D-100 karayoluna 10 km uzaklıktadır.
Yani: Düzce şehir merkezine 35 km, Bolu şehir merkezine 35 km, İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanına 220 km ve Ankara’ya ise 220 km uzaklıktadır. Abant gölü ve Topuk yaylası arası 28 km dir.
Kaynaşlı, Darıyeri-Bakacak Mevkiinden hareket ederek, Dipsizgöl köyüne giden yoldan devam edip Topuk Yaylası göletine ulaşılır.
İki yanı kayın, gürgen ve köknar ağaçlarıyla bezenmiş yoldan ilerlerken, bitki örtüsünün güzelliğine hayran kalacaksınız.
Topuk Yaylasından Abant Gölü Tabiat Parkı, Odayeri Yaylası, Sinekli Yaylası ve Samandere Şelalesine ulaşmak mümkündür.
Evet yaylanın rakımı 1280 metredir. Buradan: Abant gölü, Odayeri yaylası, Sinekli yaylası ve Samandere Şelalesine ulaşım mümkündür.
Topuk yaylasında önce ormanın kokusu, ardından göletle buluşan sarıçam, köknar, kayın ağaçlarının görüntüsü ile birlikte, farklı birçok kuş çeşidinden doğa konseri dinleyerek ormanın içinde bulunan patika yollarda bisiklete binebilir, dağdan çıkan kaynak sularıyla beslenen gölette, aynalı sazan, kadıncık ve Hollanda sarısı gibi balık türleri yaşamakta olup, gölette sportif amaçlı olta balıkçılığı, çadır kampı, trekking, foto-safari yapabilirsiniz.
Kaynaşlı Topuk Yaylası Fenerbahçe Kamp ve Dinlenme Tesisleri
Kaynaşlı Fenerbahçe Topuk Yaylası Kamp ve Dinlenme Tesisleri
FENERBAHÇE TOPUK YAYLASI TESİSLERİ:
Kaynaşlı sınırları içindeki Bıçkıyanı Köyünde bulunan Topuk yaylasında: Fenerbahçe Spor Kulübü tarafından 27.05.2010 tarihinde temelleri atılan Fenerbahçe Spor Kulübü Topuk Yaylası Tesisleri, 01.07.2011 tarihinde hizmete girmiştir.
Tesisler, 150 dönümlük büyük bir arazi üzerindedir.
Tamamı ahşap malzemeden yapılan tesisin kullanım alanları, üzeri açık spor alanları ve bunlara bağlı ek tesislerle birlikte yerleşiktir.
Kaynaşlı Fenerbahçe Topuk Yaylası Kamp ve Dinlenme Tesisleri
Tesiste 80 odalı lüks konaklama imkanı sağlayan otel ve 3 tane UEFA standartlarına uygun çim futbol sahası, kış turizmi için kayak pisti, gece maçları için uygun aydınlatma sistemi, 400 kişi kapasiteli seyirci tribünü, 2 kilometrelik göl çevresi yürüyüş yolu, orman içinde 4.5 kilometrelik treking parkuru, piknik alanı, saha çevresinde tartan pist, standartlara uygun kapalı voleybol ve basketbol sahaları, 2 adet sauna, fin hamamı, Türk hamamı, Fitness merkezi, masaj, kapalı yüzme havuzu bulunmaktadır.
Açık hava gölet kıyısında, 1500 kişiye kadar mesire/piknik alanı mevcuttur.
Sonuç olarak: Fenerbahçe Spor Kulübü Topak Yaylası Kamp ve Dinlenme Tesisleri, yerli ve yabancı pek çok spor kulübünü, sporcuyu ve turisti ağırlayacak kapasitedir. Yani, elbette burasının isminde Fenerbahçe Spor Kulübü geçiyor ancak buraya yani tesislere, konaklamak için herhangi bir kişi veya kişiler de gidebiliyorlar, tatil sitelerinde çokça ilan var.
Kaynaşlı Sakarca Yaylası
SAKARCA YAYLASI:
Bir kısmı Bolu, bir kısmı Düzce’ye ait olan Sakarca yaylası, Düzce il merkezine 40 km ve Kaynaşlı ilçe merkezine 25 km uzaklıktadır. Sinekli yaylasına ise 2 km uzaklıktadır. Abant gölü 6 km uzaklıktadır.
Rakım 1550 metredir. Yayla eşsiz doğal güzelliğe sahiptir.
Doğusunda çam, batısında kayın ormanı bulunan yayla, aralıksız kekikle kaplıdır. Yaylanın çevresinde doğa yürüyüşü yapılabilir, kamp yapılabilir, motosafari dağ bisikleti gibi keyifli etkinlikler de yapılabilir.
Kaynaşlı Kuru göl
KURUGÖL TABİAT PARKI:
Kurugöl, 21 hektarlık bir Tabiat Parkı içinde, 4.87 hektar büyüklüğünde bir göldür.
Mesire yeri olarak 2004 yılında, Tabiat Parkı olarak ise 2011 yılında tescil edilmiştir.
Düzce il merkezine 15 km, Kaynaşlı ilçe merkezine 6 k m uzaklıktadır.
Kayın, meşe ve gürgen ağaçlarıyla kaplı Kuru göl, foto safari, olta balıkçılığı, kampçılık aktiviteleri için oldukça uygundur.
Evet, bataklık durumunda olan göl tabanı, Orman İşletmesi tarafından temizlenip; kuzey doğudan gelen küçük bir derenin kuzey batı kesiminin sedde ile kapatılması sonucu yani önü kapatılmak suretiyle sular tutulmuş ve gölet haline getirilmiştir. Çevre halkının rağbet gösterdiği gölete, çevre illerden de yoğun bir şekilde ziyaretçiler gelmektedir.
Gölde yaban ördeği, karabatak gibi kuşlara rastlanmakta ve çeşitli balıklar bulunmaktadır.
Son bir not: Kurugöl Tabiat Parkına giriş ücretlidir. 2025 yılı için kişi başı giriş ücreti: 60 TL dir. Ayrıca zaman zaman kamp yapmak yasaklanmaktadır. Bu yüzden, giriş kontrol noktasında bulunan görevliden kamp yapmanın yasak olup olmadığını sormanızı öneririm.
Kaynaşlı Çamlıpınar Göleti
ÇAMLIPINAR GÖLETİ:
Dipsizgöl köyündedir.
İl merkezine 10 km uzaklıktadır. Yolun son 2 km de çukur çok yani dikkatli sürmek gerekir. Araç altının yüksek olması uygundur. Giriş ücretsiz.
Gölet alanında, piknik, çadır kampı, trekking, bisiklet ve foto safari aktiviteleri için oldukça uygun yerler vardır. Tuvalet ve oturma alanları var. Aydınlatma vs yok. Telefon çekmiyor.
Gölette balık tutmak mümkündür. Ancak gölde kurbağa sesi rahatsız edici boyutta fazladır. Ayrıca herhangi bir güvenlik görevlisinin bulunmaması da olumsuzdur. Çünkü burası hakkında yapılan en fazla olumsuz yorum, buraya gelen bazı kişilerin müzik sesini sonuna kadar açmalarıdır. Tabii çevreye atılan çöpleri söylemiyorum bile, çünkü çöpler tam bir rezalet.
Kaynaşlı Orhan Gazi Cuma Camii
ORHAN GAZİ CUMA CAMİİ;
Karaçalı Mahallesindedir.
1323 yılında Orhan Gazi döneminde Osmanlı topraklarına katılan Düzce ve çevresinin, Kaynaşlı’nın Sarıçökek köyünden bu çevreye yerleşen, manav Türkleri tarafından sık ağaçlarla kaplı olan bölgede, çivi kullanılmadan yaptıkları ve çandı tipi dedikleri 700 yıllık Orhan Gazi Cuma Camii, ağaç kütüklerinin birbirine kertilmesiyle inşa edilmiştir.
Son cemaat yeri 3.10 x 9.60 metredir. Caminin toplam ölçüleri ise 9.65 x 11.70 metredir. Çatısı sonradan kırma çatıya dönüştürülmüştür.
Kaynaşlı Orhan Gazi Cuma Camii
Bolu Müze Müdürlüğünün 1997 yılındaki çalışmaları neticesinde, Orhan Gazi dönemine ait olduğu tespit edilen cami, restore edilerek 2013 yılında tekrar ibadete açılmıştır.
Düzce Kaynaşlı
KAYNAŞLI MOTOR SPORLARI MERKEZİ-MOTOCROSS:
Kaynaşlı ilçesi: yaylaları, gölleri, ormanları ve coğrafi konumu ile ülkemizin doğa ve motor sporları merkezi olma yolunda hızla ilerlemektedir.
Bu amaçla, il de de 150 dönümlük bir arazi üzerine Motocross, Enduro, ATV, Off-road ve Dağ bisikleti yarışlarının yapılacağı bir “Motor Sporları Merkezi”, Ekstrem Enduro Şampiyonası ile birlikte ülkemiz ve tüm dünyadaki sporculara hizmet vermeye başlamıştır.
Sonuç: Otobana yakın olması büyük avantajdır. Motor sporlarının ihtiyacı olan bir parkur.
Düzce Kaynaşlı
KAYNAŞLI OFF-ROAD SPORLARI MERKEZİ:
Off-Road derin su geçişleri, çamur ve bataklık parkurları, dik rampa ve inişleri gibi normal araçlarla aşılması zor engelleri geçmeye yönelik yarışları ile zevkli seyir olanakları sağlayan alternatif spor dallarındandır.
Darıyeri Yörükler yaylası ile Düzce Merkeze bağlı Kocayayla da, çeşitli organizasyonlarla düzenlenen off-road yarışları, meraklılarına estetiği ve mücadeleyi bir arada sunmaktadır.
Hız ve gösteri amaçlı parkurları ile off-road yarışlarına oldukça elverişli olan bu yaylalar, aynı zamanda yemyeşil doğası ile de kamp, trekking, foto safari gibi etkinlikler için oldukça uygundur.
Kaynaşlı Kaymakamlığı ve Düzce Otomobil Sporları ve Off-Road Derneği (DOSOD) tarafından düzenlenen ve geleneksel hale gelen Yörükler Yaylası off-road etkinlikleri büyük ilgi görmektedir.
Düzce merkez sınırları içerisinde bulunan Kocayayla, Düzce’ye 35 km, en yakın yerleşim yerine 11 km uzaklıktadır.
1449 rakımı olan yayla, 86 bin metre kare alana sahiptir.
Kocayayla, Şehirli, Çiçekli ve Sinekli Yaylaları ile bütünlük arz ederek yaylalar gurubu oluşturur.
Bu yaylalar gurubu, Abant’a 7 km mesafeden ulaşılan en kısa ulaşım güzergahı üzerinde yer almaktadır.
Düzce Kaynaşlı
YÖRÜKLER YAYLASI:
Darıyeri Yörükler Yaylası ile Düzce merkeze bağlı Kocayayla’da çeşitli organizasyonlarla düzenlenen off-road yarışları, meraklılarına estetiği ve mücadeleyi bir arada sunmaktadır.
Hız ve gösteri amaçlı parkurları ile off-road yarışlarına oldukça elverişli olan bu yaylalar yemyeşil doğası, kamp, trekking, foto safari gibi aktiviteleri ile oldukça cezbedicidir.
Yörükler yaylası, Düzce’nin Kaynaşlı ilçesine bağlı Darıyeri köyündedir.
475 metre rakımı olan yayla, 4 hektarlık alana sahiptir.
Düzce il merkezine 15 km mesafede bulunan Yörükler Yaylası, özellikle her yıl düzenlenen kamp ve off-road oyunları ile dikkat çeker.
Kaynaşlı Gırgın Çayırı
GIRGIN ÇAYIRI
Eskiköy mahallesindedir. İlçe merkezine 2.5 km uzaklıktadır.
Son dönemde: barındırdığı tesislerle bölgenin en önemli mesire yerlerinden biri olmuştur. Yaz aylarında çeşitli festivaller ve etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.
Kaynaşlı Gırgın Çayırı
Alanda: çocuk oyun parkı, kamelya, piknik alanları ve yöresel yemekler tadabileceğiniz bir de restoran vardır.
Bölge doğa yürüyüşü ve dağ bisikleti için uygundur.
Kaynaşlı Ali Baba Türbesi
ALİ BABA TÜRBESİ:
Türbe Tepede orman içindedir. Sessiz ve sakin ortamıyla türbenin bulunduğu alan, Kaynaşlı’nın önemli bir turizm merkezi haline gelmiştir.
Evet türbenin yapılış tarihi bilinmiyor. Bu yöredeki bir efsaneye göre: Bu yörede: “Ali Baba isminde mütevazi bir yaşamıyla tanınan bir zat yaşarmış. Bu kişi tek öküzüyle çift sürmeye gidermiş. Bir gün karısı, Ali Baba’nın tek öküzle nasıl çift sürdüğünü merak etmiş ve tarlaya birlikte gitmek ister. Kocasını ikna eder ancak Ali Baba: “Tarlada gördüklerin için hayret ifade eden sözcükler kullanmayacaksın” der. Tarlaya vardıklarında Ali Baba, öküzünü çifte koşar ve bu sırada ormandan çıkan bir geyik tek öküzün yanına gelir. Ali Baba, çift sürmeye devam eder. Ancak eşi, bu geyiği görünce, hayretle “aaaaa” veya içini çekerek “hiiii” şeklinde bir hayret nidası atınca tek öküzün yanındaki geyik, boyunduruğu kırarak ormana kaçar. Bu olaydan sonra, Ali Baba da ortadan kaybolur.
Yöre halkı arasa da Ali Baba’yı bulamaz, ancak bir süre sonra Türbe Tepe’de bir mezar bulurlar ve bu mezarın Ali Baba’ya ait olduğuna inanırlar. O günden sonra bu bölge kutsal sayılır ve önemli günlerde ziyaret edilerek dualar okunur. 1995 yılından bu yana, Ali Baba Türbesi Mevlidi geleneksel olarak yapılır ve gelen konuklara pilav ve ayran ikram edilir.
İstanbul tarafından gelenler: Hendek çıkışında, TEM Otoyolundan ayrılmalıdırlar. Ankara yönünden gelenler: Düzce çıkışında, TEM Otoyolundan ayrılmalıdırlar.
Daha sonra, Gölyaka’ya ulaşacaksınız. Gölyaka’nın içinde “Güzeldere Şelalesi” takip edin.
Güzeldere Şelalesine, yaklaşık 10 km. lik yolunuz kalıyor. Yol boyunca, oldukça güzel görüntüler ve şirin köyler göreceksiniz.
Eftani gölünün hemen yakınında. Efteni gölünden, yukarı arabayla biraz tırmandığınızda, şelaleye ulaşıyorsunuz. Buralardan içeri girerek: Kocayayla, Kardüz, Torkul, Pürenli ve birkaç yaylaya daha çıkıldığı söyleniyor. Ben çıkmadım. Yorum yapmak istemiyorum. Deneyebilirsiniz. Şelaleye giderken, yol üzerinde, mısır ambarlarının görüntüsü çok güzel. Şelale, Düzce’ye 28 km. ve Gölyaka’ya ise 16 km. uzaklıkta.
Düzce Güzeldere Şelalesi
GENEL
Şelale, Güzeldere köyü sınırları içinde kalıyor. Köyde yaşayan insanların büyük çoğunluğu: Orta ve Doğu Karadeniz’den buraya göç etmiş insanlar. Oldukça misafirperverler ve yoldan geçerken canınız bahçeden bir şeyler çektiğinde, çekinmeden kapılarını çalabilirsiniz. Size, seve seve ikramda bulunacaklardır, göreceksiniz.
Evet, şelale: Güzeldere köyünden geçen, Bicki Deresi üzerinde bulunuyor. Kademeli olarak, blok kayaların üzerinden, 135 metre yükseklikten dökülüyor. Evet, döküldüğü bu yükseklik nedeniyle, Türkiye’nin en yüksek akan şelalesi unvanına sahip. Hatta, dünyanın da sayılı şelaleleri arasında.
Döküldüğü yerdeki rakım: 600 metre. Yani, şelalenin üst noktası, denizden 600 metre yükseklikte.
Ancak: dar bir vadide bulunması ve yoğun orman dokusu ile çevrelenmiş olması nedeniyle, şelaleyi tam olarak göremiyorsunuz. Özellikle, yakınına geldiğinizde, şelalenin tamamını görmeniz mümkün değil. Şelalenin sularına, az aşağıda bir dere daha karışıyor. Bu muhteşem görüntü, gerçekten çok büyüleyici.
Köpük köpük akan suyun şırıltısını dinlemenin zevkini tadabilmek için, zorlu bir patika yolu kat etmek gerekiyor. Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan bu yollar ile, şelalenin düşüş yaptığı, cadı kazanına kadar giden merdivenlerden iniyorsunuz. Ama emniyet tedbirleri ve ikazlara uymak şart.
Dikkatli yürümeniz gerekiyor. Bir de, en başından uyarmam gereken bir konu vardı, lütfen buraya giderken, mutlaka ve mutlaka giysi ve ayakkabı yönünden hazırlıklı gidin. Ayakkabılarınızın su ve nem geçirmeyecek sağlam bir ayakkabı olmasına mutlaka dikkat edin, üşümemek ve ıslanmamak için de, sağlam giysiler almayı sakın ihmal etmeyin.
Evet, devam ediyoruz. Şelalenin doğal oluşumu, özellikle ve estetik yönünden, ayrıca bir doğa harikası. Kuş ve su sesleri, birbirine karışıyor. Ayrıca: şelalenin bulunduğu alanda: Kayın, Gürgen, Köknar, Porsuk, Sarıçam, Karaçam, Kestane, Ihlamur, Akağaç, Dişbudak, Ceviz gibi bitkiler görülüyor. Yaban hayatı yönünden de oldukça zengin bir bölge.
Boz ayı, kurt, çakal, vaşak, karaca, geyik, yaban domuzu gibi hayvanlar görülebiliyor. Bunları söyleyince, tabii, hemen karşınıza çıkmıyorlar, bunların görünmesi tesadüflere bağlı. Yine de, dikkatli olmak gerek, normal yürüyüş patikaları dışına çıkmamak, gurup halinde bulunmak şart.
Burada: hafta sonlarında konaklayabileceğiniz ahşap evler de var. Bu evler: Orman İşletmesi tarafından kiraya veriliyormuş. Ayrıca, ziyaretçilerin dinlenme ve eğlence ihtiyaçlarını gidermek için, bir kısım tesis yapılmış ve günlük 373 kişi kapasiteli bir piknik alanı var.
Düzce Güzeldere Şelalesi
Özellikle: buraya, sonbaharda mutlaka gidin.
En güzel zamanı. Renk renk ağaçların oluşturduğu, görsel bir şölen ile karşılaşacaksınız. Fotoğraf makinanız mutlaka yanınızda olsun, muhteşem resimler çekebileceksiniz. Ama daha önce söylediğim gibi, özellikle güneş battıktan sonra, muhteşem bir nem ve soğuk başlıyor. Tedbirli olmanız şart. Su geçirmeyeceğini düşündüğünüz ayakkabıları giymelisiniz.
SONUÇ
Güzeldere şelalesi, kuş ve su sesinin birbirine kaynaştığı, bir cennet. Gördüklerinize inanamayacaksınız. Günün ve şehrin sıkıntı, yorgunluk ve stresinden kesinlikle uzaklaşacaksınız. Damarlarınızda akan kanın oksijen düzeyinin yükseldiğini hissedeceksiniz. Buralardan geçerseniz, bu doğa harikasını mutlaka görün. Yakınsanız, bir gün ayırıp mutlaka gidin.