Meksika Mexico City Chapultepec

Meksika Mexico City Chapultepec

 

Burası şehrin en büyük ve başlıca park alanıdır. Göletler ve küçük ormanlarla kaplıdır.

Burası bir zamanlar, yerli toplumlarından Tolteklerin kalesi olmuş ve 1177 yılında son Toltek kralı Huemec, burada kendisini asmıştır.

1200 yılında Aztekler, uzun uğraşılar sonucunda tepede yerleşmişler, ancak ardından komşu kabileler tarafından 20 yıllık sürecin ardından tekrar uzağa sürülmüşlerdir.

Bu dönemde Aztek hükümdarlarının portreleri, tepenin yamaçlarında kayalara oyulmuştur ve bu kalıntılar günümüzde de doğu yamacında görülebilmektedir.

 

Park günümüzde de özellikle bataklıkların kurutulması için kullanılan sedir ağaçları ile çevrilidir.

Ayrıca yine park alanı içinde: göller, spor tesisleri, botanik bahçe, hayvanat bahçesi, müze ve kale bulunmaktadır. İnsanlar burada piknik ve yürüyüş yapıyorlar, tiyatro ve çocuk eğlence programları düzenleniyor. Özellikle hafta sonlarında çok kalabalıktır.

Evet 1600 dönümlük bu park alanı 3 bölüme ayrılmaktadır. Paseo de la Reforma ana caddesi yakınında bulunan ilk bölüm tamamen ormanlar, göller ve birçok önemli ilgi çekici yerlere ev sahipliği yapmaktadır.

Parka ana girişe yakın, uzun yolun sonunda bulunan “Monumento a los Ninos Heroes” yani “Genç Heroes Anıtı” şehrin en önemli eserlerinden birisidir. Chapultepec Parkı ziyaret ettikten sonra, Paseo de la Reforma boyunca keyifli bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Ana bulvar üzerinde çok sayıda yüksek katlı binalar, lüks oteller, alışveriş merkezleri ve ABD Büyükelçiliği bulunmaktadır. Pazar sabahları Paseo de la Reforma, şehrin bisikletçileri için araç trafiğine kapatılmaktadır.

Meksika Mexico City Chapultepec Kahraman Çocuklar Anıtı

Monumento a los Ninos Heroes Anıtı-Kahraman Çocuklar Anıtı

Anıt 1952 yılında inşa edilmiştir. 13 Eylül 1847 tarihinde Chapultepec Savaşı sırasında Amerikan askerlerine teslim olmayı kabul etmeyen 6 genç Harbiyeli onuruna yapılmıştır. Anıt heykeltıraş Ernesto Tamariz ve mimar Enrique Aragon tarafından yapılmış ve Başkan Miguel Aleman tarafından açılmıştır.

Savaşarak ölen bu gençler 13-19 yaşları arasındadırlar. Anıt Meksika vatandaşları ve yabancı gezginler tarafından ziyaret edilmektedir. Bu 6 genç Harbiyelinin ismi, Meksika’da yaşatılmaktadır.

Okullar, kamu meydanları ve sokaklara onların isimleri verilmiştir. Meksika para biriminde resimleri görülür ve hatta Mexico City şehrinde toplu taşıma metro hattının ismi “Metro Ninos Heroes” dir.

Meksika Mexico City Chapultepec Chapultepek Kalesi
Meksika Mexico City Chapultepec Chapultepek Kalesi

 

Chapultepec Castle-Kalesi

Kale: Viceroy Bernardo de Galvez emriyle 1725 yılında inşa edilmiştir. Parkın güneydoğu köşesinde bir tepenin üzerindedir. Burada bir zamanlar Aztek binaları ve daha sonra İspanyol işgalciler tarafından Viceroy Conde de Galvez tarafından bir yazlık site yaptırılmıştır.

Günümüzdeki yapının yapılış nedeni ise biraz önce söylediğim gibi İspanyol başkomutan için büyük bir malikane olmasıdır.

Meksika kurtuluş savaşı sırasında kale terk edilmiştir ve yıllarca terkedilmiş olarak kalmıştır. Sonunda yenilenmiş ve askeri akademiye dönüştürülmüştür. Kale 1847 yılında Meksika-Amerika savaşı sırasında Chapultepec savaşının yapıldığı yer olarak bilinir.

1864 yılında 2. Meksika İmparatorluk döneminde İmparator Maximilian I ve eşi İmparatoriçe Carlota tarafından resmi ikametgah olarak kullanılmıştır. Maximilian etnik Meksikalı değildir ve Habsburg hanedanından bir Avusturyalı prenstir. Kendisi imparator olunca kale de popüler olmuş, neo klasik tarzda yeniden tasarlanarak kat planı ilaveleri yapılmıştır.

1867 yılında Meksikalı Cumhuriyetin kurulması aşamasında kalenin en büyük savunucusu Maximilian, idam mangası tarafından vurulur. Ardından kale tekrar kullanılmaz ve bakıma muhtaç hale düşer.

Kale günümüzde Ulusal Tarih Müzesini barındırmaktadır. Müze 1939 yılında Lazaro Cardenas tarafından kurulmuştur. Çünkü bu yıla kadar kalede Meksika Cumhurbaşkanı ikamet etmiştir.

Müzenin dışından Mexico City şehrinin muhteşem panoramik manzarasını izleyebilirsiniz.

Meksika Mexico City Chapultepec Ulusal Tarih Müzesi

Ulusal Tarih Müzesi

1944 yılında ise Chapultepec kalesi, ulusal tarih müzesi olmuştur. Müzede bulunan 19 oda: Kolomb öncesi malzemeler, eski el yazmaları, İspanyol fethinden bu yana Meksika tarihini gösteren sergiler içermektedir.

Bunlar arasında: 300 yıllık mobilyalar, seramik, giyim, takı ve sikke, Meksika tarihinin önde gelenlerinin portreleri, devlet arabaları ve bir dizi fresk bulunmaktadır.

Meksika Mexico City Chapultepec Antropoloji Ulusal Müzesi
Meksika Mexico City Chapultepec Antropoloji Ulusal Müzesi

 

Antropoloji Ulusal Müzesi

Chapultepec Park kuzey bölümünde; çağdaş bir binada bulunan müze, Meksika’nın en iyi ve en çok ziyaret edilen müzelerinden birisidir. Müze her yıl 2 milyon kişi tarafından ziyaret edilmektedir. İspanyol fethinden önce Maya uygarlığından önce Meksika hikayesi anlatılmaktadır.

Aynı zamanda bu alanda dünyanın en iyilerinden birisi olarak kabul edilir. Müze binası: Pedro Ramirez Vazquez tarafından tasarlanmış ve 1963-1964 yılları arasında inşa edilmiştir. Bu çağdaş mimaride, eski yerli sanat hazineleri muhteşem bir ahenk ortaya koymaktadır ve harika eserler 23 salonda sergilenmektedir.

Müzede soyu tükenmiş ve çağdaş yerli kültürü üzerinde durulmaktadır. Hatta: antik Maya oyun alanında kullanılan lastik topun bir insan kafatası olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Daha sonra ölü sırlarını ortaya çıkarmak için kristal kafatası gücünü araştırmak mümkündür.

Aztek kanallarında kullanılan bir eski kano, dünyanın en keskin kılıçlarıyla silahlanmış bir Aztek savaşçısı, Modern Mexico City şehrinin toprağa batmasının nedeni, nihayet Meksika tarihinin en kötü şöhretli kadını tarafından giyilen bir elbisenin tarihi nasıl değiştirdiği ve katliama yol açtığı anlaşılabilir.

Müze ile ilgili ayrıntılı bilgelere girmeden önce, bazı ön bilgiler vermek istiyorum.

Meksika Mexico City Chapultepec Antropoloji Müzesi Kristal Kafatası

Kristal Kafatası

Müzede kaya kristallerinden oyulmuş bir insan kafatası bulunmaktadır. Tarihçiler bu kristal kafatasının Meksika’da yapıldığını düşünüyorlar, ancak kesin yaşı bilinmiyor. Büyük olasılıklar bir dini işaret ve sembol olarak kullanıldığı düşünülmektedir.

Aynı zamanda bir gizemdir. Çünkü birçok kişi kristal kafatasının mistik güçleri olduğuna inanmaktadırlar. Bu fikir: 19. yüzyılda Mezoamerikada birkaç büyülü kristal kafatası bulunduğu için yerleşmiştir.

Meksika Mexico City Chapultepec La Esperanza

La Esperanza

Eski Mayalar: her iki taraf, sadece kendi kalçalarını (el ve ayak yasaktır) kullanarak, bir çember üzerinden büyük bir lastik topu itmek için uğraşan bir takım sporu yapmışlardır. Kaybeden takım sadece kaybetmekle kalmadı aynı zamanda onlar kafalarını kaybettiler.

Tezahürat yapan kalabalıklar, onların kopmuş kafalarını mızraklar üzerinde izlediler. Müzede bu oyunun oynandığı bir insan kafatası benzeri taş oyma vardır. Tarihçiler gerçekten Mayaların topların içine insan kafatası koyup koymadıklarını merak etmektedirler. Bu sorunun cevabı bulunamamıştır.

Meksika Mexico City Chapultepec Malinche Huipil

Malinche Huipil

Cortes ve onun küçük ordusu bölgeyi ele geçirdiklerinde her iki Meksikalıdan biri öldürüldü veya çiçek nedeniyle öldü. Ama eski çizimler Cortes’in tek başına hareket etmediğini ortaya koymaktadır. Onun yanında bir yerli kadın vardır. Fatihler ile işbirliği içinde hareket eden ve onun insanları tarafından hain olarak değerlendirilen bu kadın, Meksika tarihinin en kötü şöhretli kadını olarak kabul edilmektedir.

Onun adı “Malinche” dir. O: dinsiz olarak bilinir ve 18 Ekim 1519 tarihinde giydiği basit elbise bilinmektedir. O gün farklı bir elbise giyse idi, Amerikan tarihi tamamen farklı olabilirdi.

Neden elbisesi bu kadar önemlidir ve Malinche gerçekten bir hain midir? Müzede bu sırlar ortaya çıkarılmaya çalışılıyor.

Meksika Mexico City Chapultepec Gladyatör Taşı

Gladyatör Taşı

Aztekler döneminde, savaşta amaç düşman savaşçılarını öldürmek değil onları ritüel kurban törenleri için canlı yakalamaktı. Savaş sonunda birçok esir katledildi. Onların kalpleri kesilip Güneş Tanrısına sunuldu.

Ama önemli mahkumlara kendilerini savunmak için bir şans verildi. Bu elit esirler, kalabalıklar önünde büyük bir taş diske bağlandılar ve kendilerini savunmaları için onlara kuş tüyleri ile süslenmiş ahşap bir parça verildi.

Sonra ise savaş kılıçları ile silahlanmış elit Aztek savaşçıları bunların üzerine sürüldü ve en hızlı şekilde öldürüldüler. Ama bir mahkum (ismi Tlahuicole) savaştı ve ölmeden önce 20 Aztek savaşçısını öldürdü. Bunu nasıl yaptığının sırrı da müzede bulunmaktadır.

 

Aztek Kanosu

Mexico City şehrinde 1956 yılında yeni bir otoban için temel kazan mütahitler, yeraltın mükemmel şekilde korunmuş antik bir kanoyu gün ışığına çıkardılar.

Bu, Aztek döneminde bir gölün ortasında bulunan ve insan yapımı adalardan oluşan şehir için şaşırtıcı değildi. Orada yollar yerine su kanalları vardı. İnsanlar ve mallar bu kanolarla taşınıyordu. Ama orijinal göl, uzun zaman önce boşaltıldı, çünkü günümüzdeki şehir zemine batmaktadır.

Meksika Mexico City Chapultepec Kutsal Kafatası

Kutsal Kafatası

Güney Meksika boyunca, birçok doğal tatlı su obruğu (Cenotes denilmektedir) bulunmaktadır. İspanyol gezginlere göre: Cenotes Aztek rahipleri kurbanlarını kesmeden önce onların paralarını ve kalıntılarını/cesetlerini atmışlardır.

Müzenin bilim adamları arkeolog Guillermo De Anda ile birlikte bir Cenote’i ziyaret etmişler ve altında yüzlerce insan kemikleriyle karşılaşmışlardır. Ancak: Cenote bir sulu çöp çukuru değildir. Eski Meksikalılara göre Cenote sadece bir yer değildi.

Meksika Mexico City Chapultepec Güney Taşı Aztek Takvimi
Meksika Mexico City Chapultepec Güney Taşı Aztek Takvimi

 

Güneş Taşı veya Aztek Takvimi

Müzenin 7’nolu odasında bulunmaktadır. 25 tonluk ve 11 metre çapındaki grift oyma taş, Aztek hayatını anlatmaktadır ve Meksika’nın en ünlü sembollerinden birisidir. Güneş taşında 20 sembol bulunuyor.

Nobel ödüllü şair ve denemeci Octavia Paz: onun “Piedra del Sol” isimli epik şiirinde taşı ölümsüzleştirmiştir. Taş 1400’lü yılların sonunda oyulmuştur. Başlangıçta kısa bir süre için bir takvim olduğu düşünülmüştür.

1790 yılında Zocalo denilen yerde, bur kurban sunağının altında yüzeyin 3 metre altında gömülü bulunmuştur. Görünüşe göre: İspanyol sömürge ve Katolik kilisesi yetkilileri, Zocalo katedrali önünde kilise cemaatinin ayaklarını çamurdan korumak ve aynı zamanda pagan inanışına karşı Hıristiyanlığın bir zaferinin sembolü olması açısından bu Aztek dini sembolünü hemen katedralin önüne bilerek yerleştirmişlerdir.

1882 yılında heykel, ulusal sarayın kuzey tarafında, Calle Moneda üzerinde yeni Museo Nacional için inşa edilen yere, yani birkaç blok öteye taşındı. 1885 yılında ise Antropoloji Müzesine taşındı ve 1964 yılına kadar orada kaldı.

Taşın yüzü geometrik amaçlı çeşitli mitolojik ve astrolojik rakamlar ve işaretler içermektedir. Dış bölümde, Aztek tanrılarını temsil ettiğine inanılan iki yılan bulunur. Onların kuyrukları üstte birleşir.

Bu sınırlar içinde “Tonatiuh” denilen Güneş tanrısını temsil eden temel figür bulunur. Onun yayılan ışınları görülür. Onun pençeye benzeyen elinde bir insan kalbi kavradığı, onun bared dişleri arasındaki çıkıntı: bir kurban için çakmaktaşı bıçak biçimindedir. Merkezi güneş figürünü çevreleyen değişik boyutlarda 7 halka vardır.

Güneş tanrısının karşısında, yukarıda rüzgarı simgeleyen bir ok ucu bulunur. Tanrının çevresinde dört element (hava, ateş, su, toprak) simgeleyen glifler görülür. Meksika inancına göre: yeryüzünün en eski sakinleri jaguar tarafından yenilip yok edildi. İkinci güneşin ölümü büyük rüzgarlar tarafından yıkım getirdi.

Üçüncü güneş büyük seller ve dördüncü güneş ateşli yağmurlar getirdi. Bizim şu anda beşinci güneş çağında yaşadığımız düşünülüyor. Bugünkü çağda, yeryüzündeki canlıların tanrılar tarafından sürekli sıkıntı ve testte tabi tutuldukları belirtiliyor.

Bu testlerde başarısız olunduğunda, herhangi bir tür yok edilecek ve güneşe dönmeye mahkum olacaklardır.

Evet bu taş aynı zamanda güneş tutulmalarının ne zaman gerçekleşeceğini tahmin etmeye yarıyor. Tabi bu güneş taşını incelerken Azteklerin takvim bilgilerinden de söz etmek gerekir. Aztekler iki farklı takvime sahiptirler.

Birincisi: tanrılara hangi günlerde danışabileceğinizi gösteren dini takvimdir. Bir dini yılda tanrılara paylaştırılmış 260 gün vardır. O günün tanrısı insanı kutsayabilir ya da cezalandırabilir. İkinci takvimse: güneş takvimidir. Bir yılda 365 gün ve 18 ay vardır.

Meksika Mexico City Chapultepec Kaya Mezarı
Meksika Mexico City Chapultepec Kaya Mezarı

 

Maya Mezarı-Pakalın Mezarı

8. yüzyıldan kalmadır ve mükemmel korunmuş iskelet, Aztek hükümdarı Moctezuma tüylü sikkesi ve masif olmek başkanlarının bir kopyasını içermektedir. Bu mezar: Kral Pakal içindir. Pakalın: 603-683 yılları arasında Kolomb öncesi Mezoamerika kronolojisinde, geç klasik dönemde Palenque Maya siyasi hükümdarı oldu.

Yaklaşık 68 yıllık uzun bir dönemde Pakalın Palenque en önemli yazıtlar ve anıtsal mimari ile sorumlu oldu. Kendisi 615 yılında 12 yaşında tahta çıktı, Pakalın ismi Maya dilinde “kalkan” anlamındadır ve 80 yaşına kadar yaşadı.

Pakalın ölümünden sonra Yazıtlar Tapınağında toprağa verildi. Onun mezarı arkeologlar tarafından 1948 yılında bulunmuştur. Mezara inen molozlar 4 yıllık sürecin sonunda temizlendi ve 1952 yılında mezara ulaşıldı.

Onun iskelet kalıntıları, yüzünde yeşim bir maske ve boncuk kolye ile tabut içinde yatıyordu. Yazıtlar Tapınağında bulunan büyük yontulmuş taş lahit kapağı, Maya sanatının eşsiz bir örneğidir. Pakalın mezarındaki buluntularla ilgili 1968 yılında Erich von Daniken isimli yazar tarafından yazılan “Tanrıların Arabaları” kitabında ilginç konulardan söz edilmiştir.

Daniken lahit kapağındaki bazı çizimlerin astronotlar ve roketler olarak çizildiği görüşündedir. Karenin merkezinde, öne eğilen oturan bir adam bulunduğu, adamın burnunda bir maske bulunduğu, bazı denetimler amacıyla iki elini kullandığı ve onun sol ayak topuğunda farklı ayarlamalar için bir pedal bulunduğunu iddia etmiştir.

O, karmaşık bir sandalyede oturur ve bütün bu çerçevenin dışında bir egzoz gibi küçük bir alev görülmektedir.

Meksika Mexico City Chapultepec Jade Maskesi

Oaxaca Sergi Salonunda-Zapotec Bat Tanrısının Jade Maskesi

Bu muhteşem yeşim mask: mezarda ölünün yüzüne konulmuş olarak bulunmuştur.

Evet şimdi gelelim müzenin ayrıntılı gezi planına

Girişinde büyük bir yeşim kaya bulunmaktadır. Bunun: yağmur tanrısı Tlaloc’un büyük olasılıkla kız kardeşi su tanrıçası Chalchiuhtlicue’ye ait olduğu düşünülmektedir. Taş 167 ton ağırlığındadır ve bitmemiştir. San Miguel Coatlinchan yanında bulunmuştur ve büyük zorluklarla bugün bulunduğu yere getirilmiştir.

Merkez Patio üzeri: 11 metre yüksekliğinde Jose Chavez Morado tarafından tasarlanan dev taş bir şemsiye ile kapatılmıştır. Üstten devamlı bir su perdesi yaratılır ve bu durum hayatın sonsuz döngüsünü simgelemektedir. Sular aşağıdaki havza içine düşüyor.

Müze: 2 bölüme ayrılmıştır.

Üst katta: Meksika’nın yerli sakinlerinin yaşam tarzları belgeleri bulunur. Burada özellikle Maya ve Oaxaca salonları oldukça popülerdir.

Zemin kattaki 12 odada: antropoloji ve soyu tükenmiş yerli kültürlerine ait arkeolojik buluntuları sergilemektedir. Her oda ayrı kültürlere ayrılmıştır.

1985 yılında Noel günü müzeye hırsızlar girmiştir. Palenque mezar nesneleri dahil olmak üzere 173 tane çok değerli nesneyi çalmışlardır. Haziran 1989 yılında, bir uyuşturucu baskını sırasında bu parçaların çoğu bulunmuş ve müzeye geri konulmuştur.

Giriş salonunda soldaki müze dükkanında kitaplar, klavuzlar, kataloglar ve Kolomb öncesi nesnelerin reprodüksiyonları satılmaktadır.

Evet şimdi müzeyi bölüm bölüm tanıtalım:

Antropoloji müzesini gezmek çok yorucudur. Aklınızda olsun, bu müzeye sabah erkenden gidin, çünkü bazen giriş kuyruklarının sonu görünmüyor.

 

Antropoloji

Bu odada: modeller, dioramalar, haritalar ve çizimler vasıtası ile insanlık hakkında kısa bir giriş verilmiştir. Ayrıca yine bu odada: avcılık, silah, avlanan hayvanlar, tarımsal kakınma, nüfus durumu, müzik ve kültürel gelenekler (ölü gömme, festivaller gibi), törenler dahil Mezo-Amerika halklarının temel hayatını kapsayan olaylar, takvim, yazı, tıp, mimari ve boyama ile ilgili nesneler sergilenmektedir.

Sala de Prehistorya

Amerika’da insan yerleşiminin erken tarihi, Bering Boğazı yolu ile Asya kabilelerinin gelişiyle başlar. Plato üzerinde tarıma ilk girişimler, fosiller, avcılık ve toplama kültürleri burada betimlenir.

Sala del Periodo Preclasico

MÖ.1400-300 yıllarına ait seramik ve kadın figürlerinden oluşan Tlatilc heykellerinin iyi örnekleri, burada sergilenmektedir. Özellikle “Akrobat Vazo” ve Cuicuilco de piramidinin modeli ilgi çekmektedir. Vazo üzerinde bir adamın gülünç bir biçimde çarptırılmış pozu dikkat çekmektedir.

Sala Mexica

Bu bölümde Aztek kültürleri anlatılmaktadır. Bu odada bulunan takvim taşı koleksiyonunda: özellikle “Beşinci Güneş Taşı” ilgi çekmektedir. Diğer önemli sergiler: el yazmaları, haritalar, aşk-dans ve şiir tanrısı heykelleri ve özellikle çiçek efendisi “Nahuatl” heykeli bulunmaktadır.

Miguel Covarrubia tarafından yapılan bir duvar resmi: tapınak arazilerinin bir modelini ve Tlatelolco pazarının büyüklüğünü ve ihtişamını göstermesi açısından ilgi çekmektedir.

1524 yılında, kardeşi Ferdinand tarafından yapılarak İmparator Charles V’e hediye edilen tüylü bir kalkan ilgi çekmektedir. Bu kalkan, İmparator Ferdinand II tarafından, 1806 yılında Viyana’ya gönderildi ve halen Viyana etnolojik müzesinde bulunmaktadır.

Sala de Teotihuacan

Teotihuacan platosundaki kültürün dört safhası (MÖ.200-MS.700) ve özellikle seramik alanında, çeşitli sanatsal teknikler burada örnekler ile gösterilmektedir. Burada özellikle çeşitli tanrı heykellerini görmeyi unutmayın. Yine aynı platodan gelen Quetzalcoatl Tapınağının bir bölümü, restore edilerek burada sergilenmektedir. Freskte: savaşçı ruhlar gösterilmektedir.

Sala de Tula

Burada yerli toplumlarından Tolteklerin kültürünün çarpıcı örneği olan 4 metre yüksekliğindeki Atlas heykeli, yüksek şahsiyetlerden birisidir. Toltek dönemine (MS.700-1200) ait diğer nesneler: inci mozaik set stelleri, Chac-Moon heykeller ve bir savaşçının başı görülmektedir.

Sala Maya

1985 yılında Noel zamanında müzeye giren hırsızlar: burayı talan ettiler. Chichen Itza kurbanlık kuyusunda bulunan bir yeşim mozaik maske ve çeşitli altın nesneler, inci, turkuaz ve mercan dahil olmak üzere Palenque mezar nesnelerinin büyük kısmı 1989 yılında bir uyuşturucu baskını sırasında tesadüfen bulundu ve müzeye geri getirildi.

Burada ayrıca: Palenque mezar taşı, ünlü duvar resimleri, steller ve ayrıca Jaina adasında ve Chicken Itza merkezinde bazı ince taş işçiliğinin güzel örnekleri, seramikler bulunmaktadır.

Sala de Oaxaca

Burada Zapotec-Mixtec kültürüne ait seramik ve altın nesneler sergilenmektedir ve bunlar Monte Alban denilen yerden gelmiştir. Yeşil taştan oyulmuş yarasa tanrısı maskesi, altın ve turkuaz göğüslük 1985 yılında Noel günü yapılan hırsızlıkta çalınmıştır.

Üst Kat

Üst katta etnolojik koleksiyonlar ve çeşitli soyu tükenmiş halkların kültürleri ürünleri sergilenmektedir. Koleksiyonlarda; kostümler, mutfak eşyaları ve yerlilerin bir evi örneği bulunmaktadır.

Antropoloji Milli Kütüphanesi

Müzede: 1831 yılında Lucas Alamean tarafından kurulan ve geliştirilen ulusal kütüphanede 300.000 den fazla kitap bulunmaktadır.

Meksika Mexico City Chapultepec Hayvanat Bahçesi
Meksika Mexico City Chapultepec Hayvanat Bahçesi

 

Hayvanat Bahçesi-Chapultepec Zoo

Eski dönemlere ait büyük hayvan türlerinin korunması Meksika geleneğinin bir parçasıdır. Meksika imparatorları, Aztek zamanlarından beri hepsi mezoamerikanın en uzak yerlerinden gelen egzotik hayvan türlerinin bulunduğu bahçelere sahip olmuşlardır.

6 Temmuz 1923 tarihinde, ünlü Meksikalı biyolog Alfonso L. Herrera, dünyanın diğer bölgelerindeki hayvanat bahçelerini ziyaret ettikten sonra Chapultepec Zoo hayvanat bahçesinin ilk taşını yerleştirmiştir.

O; Amerika, Fransa, Hindistan, Peru ve Brezilya gibi ülkelerden alınan hayvanlar için yeterli alan inşa edilecek şekilde proje yapmıştır. İnşaat bir yılda tamamlanmış ve hayvanat bahçesi 1924 yılında açılmış ve dünyada zamanla en çok ziyaret edilen ve en önemli hayvanat bahçelerinden biri haline gelmiştir.

Bu hayvanat bahçesi: özellikle Çin dışında panda ayılarının üretimi için ilk programa alınan yerdir. Bu pandalar hayvanat bahçesinin ana cazibesi ve kent sakinlerinin en çok sevdikleri hayvanlardır.

1994 yılında burada restorasyon çalışmaları yapılmış ve hayvanat bahçesi özel iklim ve bitki koşullarına göre 7 alana ayrılmıştır. Bu alanlar: çöl, meralar, kıyı şeridi, tundra, kuşhane, temperli orman, tropikal orman.

Burada yakın zamanda açılan bir sürüngen ve kelebek evi de ilgi çekmektedir.
Bugün burada 280 türden yaklaşık 2000 hayvan bulunmaktadır. Biraz önce de söylediğim gibi pandalar burada doğmuştur. Doğal yaşam alanı 17 hektarlık bir alanı kapsar.

Meksika Mexico City Chapultepec Frida Kahlo Müzesi
Meksika Mexico City Chapultepec Frida Kahlo Müzesi

 

Frida Kahlo Müzesi

Meksikalı sanatçı Frida Kahlo “Blue House” olarak isimlendirilen bu evde yaşamıştır.
Burada sanatçının hayatı ve çalışmaları örnekleri bulunmaktadır.

Ev: Frida’nın babası Guillermo Kahlo tarafından 1904 yılında inşa edilmiştir. Yani onun doğumundan 3 yıl önce yapılmıştır. Frida ve kocası Diego Rivera, burada sık sık solcu entelektüelleri ağırlamış ve çalkantılı bir ilişki yaşamışlardır.

Ev Frida’nın ölümünden 4 yıl sonra, 1958 yılında müze haline dönüştürülmüştür.
Burada günümüzde Frida ve Diego’nun kişisel eşyaları sergilenmektedir.

Bunlar arasında bulunanlar: mutfak aletleri, takı, giysiler, fotoğraflar, sanatçının gündelik hayatının diğer nesneleri, sanat ve özellikle İspanyol dönemi öncesine ait Meksika sanatına ait birkaç parça sergilenmektedir.

Koleksiyon 2007 yılında evin tavan arasında bulunan parçalarla genişletilmiştir. Özellikle yatağının çevresindeki Lenin ve Mao portreleri ilgi çekmektedir.
Burayı ziyaret etmek isterseniz, özellikle hafta sonlarında çok kalabalık olduğunu bilmelisiniz.

Meksika Chichen İtza

Meksika Chichen İtza

Chichen Itza: “Piste” denilen küçük bir kasaba yakınındadır. Buraya otobüs ile ulaşmayı isteyenler, Merida şehri 2 saatlık (180 km) ve Cancun şehri 2.5 saatlik otobüs yolculuğu uzaklığındadır.

Chichen Itza: Yucatan yarımadasında, Colomb öncesi dönemde kurulmuş bir şehridir. Karaib kıyı şeridinden yaklaşık 50 km içeridedir. Yaklaşık 1000 yıllık tarihi boyunca, farklı halklar şehirde izler bırakmışlardır. Mayalar: MÖ.1200 ile 750 yılları arasında burada hüküm sürmüşlerdir. Şehrin ismi “Chichen Itza” kelime anlamı “kuyunun kenarı” demektir.

Meksika Chichen İtza
Meksika Chichen İtza

 

Bir dönem Yucatan bölgesinde dini bir merkez olarak kullanılmıştır. Öte yandan burada bölgesel ticaret de gelişmiştir. Şehirdeki tüm yapılar taştan yapılmıştır ve bunlar elle değil, tekerlekle taşınmıştır.

1400’lü yıllarda insanlar Chichen Itza şehrini inanılmaz mimarlık ve sanat eserleri bırakarak terk ettiler. Ancak şehir sakinlerinin evlerini neden terk ettikleri anlaşılamamıştır.

Bilim adamları: bu terk ediş nedeni olarak: kuraklık, bitkin topraklar ve kraliyet çatışmaları olabileceğini ve hatta özellikle fetihlerin etkin olduğunu değerlendirmektedirler. Öte yandan Warriors Tapınağının ahşap çatılarının yanmış olduğu da öğrenilmiştir.

1531 yılında İspanyol fatihi Francisco de Montejo: siteyi Yucatan bölgesinin başkenti yapmak için çalışmıştır. Ancak bir Maya ayaklanması onun bu planını değiştirmiş ve bölgeyi terk etmek zorunda kalmışlardır.

Ardından bu antik şehir 1830 yılında Paul Lloyd Stephens tarafından yeniden keşfedilinceye kadar kayıt/saklı kalmaya devam etmiştir. Kendisi burayı bulunca bölgeyi asıl sahiplerinden satın almıştır. Ama günümüzde bölge federal devlete aittir.

Yucatan yarımadasındaki Maya şehirlerinin en büyüğüdür ve günümüzde Meksika’da en çok ziyaret edilen turistik yerlerin başında gelmektedir. Yüksek sezonda site günde yaklaşık 15.000 kişiyi ağırlayabilmektedir. Büyük yapılara tırmanmak mümkündür, bu yüzden yanınızda kaymayan ve rahat ayakkabılar bulundurmanızı öneririm.

Antik kalıntılar: gezinti için 3 bölüme ayrılmıştır.

Bunlar:

Meksika Chichen İtza

1.Kuzey gurubu

Burası şehrin önemli bir tören merkezi haline geldiği 7. ile 10. yüzyıl arasında inşa edilmiştir. Bu alanda: Maya yağmur tanrısı Chaac’ın birçok karakterleri temsil edilmektedir.

Meksika Chichen İtza

2.Merkez gurubu

Burası 10. yüzyılın daha sonraki kısmında inşa edilmiştir ve büyük yapıların çoğu 13. yüzyıl başına kadar olan dönemdeki Maya-Toltec dönemine aittir. Merkez gurubun en önemli yapısı: El Castillo olarak bilinen “Kukulkan Piramididir. Burası: “Dünyanın yedi harikası”ndan biri olarak kabul edilir. Üst platform dahil tam 24 metre yüksekliktedir.

 

Büyük Oyun Alanı-Ball Court

Mayalar tüm oyunlarını oynamak için büyük bir oyun alanı kurmuşlardır. Şehirdeki bu oyun alanı: 166 metre genişliğinde ve 68 metre uzunluğundadır. Tonoz duvarlar arasında mavi gökyüzü tamamen açıktır. Bu ölçüler buranın Amerika’da bilinen en büyük oyun alanı olduğunu ortaya koymaktadır.

Üzerinde kutsal oyunun kurallarının ayrıntıları görüntülenen oymalarla kaplı ve en düşüğü 7 metre olmak üzere 12 metre uzunluğa kadar yükselen bu duvarlar sayesinde: 500 metre uzunluktaki bu alanın bir ucunda nefes yolu ile yapılan bir fısıltı diğer uçtan rahatlıkla duyulabilmektedir.

Çünkü ses dalgaları: rüzgar yönü, gündüz ya da geceden etkilenmez. Arkeologlar: ses iletiminin zamanla daha güçlü ve net hale geldiğini söylemektedirler. 1931 yılında Leopold Stokowski, burada bir açık hava konseri düzenlemeden önce, akustik ilkeleri belirlemek için burada 4 gün geçirmiştir. Ancak yine de buranın sırrını öğrenememiştir. Bu sır hala açıklanamamıştır.

Oyuncular: duvarların yüksek bir yerine yerden 6 metre yüksekte gömülü olarak ayarlanmış taş puan çemberi içine 5.4 kiloluk lastik bir top atmaya çalışıyorlarmış. Bu çemberler, halkalar benzer iç içe geçmiş yılanlar ile dekore edilmiştir.

Bu top basketbol topundan biraz daha büyük ve katı kauçuktan yapılmıştır ve bu yüzden oldukça ağırdır. Oyuncular zengin giyimliydiler. Oyuncu sayısının 13 kişi olduğu düşünülüyor. Çünkü 13 rakamı Mayalarda önemlidir, Maya yer altı dünyasında 13 seviye vardır.

Oyunlar oynanırken, bir Maya kralı burada oyunları izlemiştir. Efsanelere göre: rekabet o boyutlara ulaşmıştır ki; kazanan takımın kaptanı, kaybeden takımın kaptanını hemen orada öldürmekte ve başını Maya kralına sunmaktadır. Bu çok garip bir ödül gibi gözükse de, Mayalar bunun nihai onur olduğuna inanıyorlardı.

Kazanan kaptanın öldürdüğü kaybeden takımın kaptanının böylece cennete gittiğine inanıyorlardı. Bu durum duvarlar üzerindeki bir oymada açıkça görülmektedir.

Meksika Chichen İtza Tzompantli
Meksika Chichen İtza Trompantli
Meksika Chichen İtza Tzompantli

 

Tzompantli

Burası İspanyollar tarafından ilk görüldüğünde dehşete düşülen yerdir.
Tzompantli aslında Aztek döneminde kafatasları bulunan raflardan oluşmuş bir duvardır.
Burada: kafatasları ortalarından delinmiş ve bir ahşap mile geçirilerek, ahşap raflara yerleştirilmiştir.

Tzompantli platform duvarları: dört farklı yönde güzel kabartmaların oyulmuş olması ile görülür. Bu kabartmalarda: birincil konumda insan kafataslarının konulduğu raf görülür. İkinci konumda: insan kurban edilme sahnesi gösterilir.

Tüm insan kalpleri: kartallar tarafından yenilmektedir. Savaşçılar: oklar ve kalkanlarla sembolize edilmiştir.

Gerçek kafatasları, duvarın üstündeki platformda olurmuş.

Meksika Chichen İtza El Castillo Tapınağı
Meksika Chichen İtza El Castillo Tapınağı

 

El Castillo Tapınağı-Kukulkan Piramidi

Burası Maya şehrinin en ünlü yapısıdır. Bu 30 metre yükseklikteki yapı “Kukulkan Tapınağı” olarak isimlendirilir ve “El Castillo” isminin İspanyolca kelime anlamı “kale” demektir.

Bu piramit: 7 Temmuz 2007 tarihinde “Dünyanın 7 harikasından biri” olarak seçilmiştir.
Kare tabanlı piramidin üst platformu 75 metre yüksekliktedir.

Tapınak tasarımı özel astronomik öneme sahiptir. Aynı zamanda Maya Takvimine birçok referans içermektedir.

Tapınağın dört bir tarafında gayet dik ve 91 adımlık merkez merdivenler bulunmaktadır ve bunların toplamı 365 yapar. Yani günümüzdeki 365 günlük takvim Maya bilimsel çabalarının bir başarılı sonucu olmuştur. Ayrıca piramidin üstünde 52 panel bulunmaktadır ki, bunlar yıldaki haftaları belirtir.

18 tane teras ise, dini yıldaki 18 ayı betimler. Kuzey tarafta merdivenin zemin seviyesi “tüylü yılan başları” ile çevrilidir.

Ayrıca: yılda iki kez ilkbahar (20 Mart) ve sonbaharda (21 Eylül) yaşanan ekinoks dönemlerinde saat 15.00’de: piramidin altındaki oyulmuş taş yılan kafası ile taşlı duvarlar ve hatlar gölgeleri kullanarak 37 metre uzunluğunda muazzam bir yılan gövdesi oluşmaktadır.

Bu yılanın tarım ritüelleriyle bağlantılı olabileceği değerlendirilmektedir.

Güneş batarken: bu karanlık yılan, sonunda büyük merdivenden yukarı, piramidin yan dibinde bulunan bir yılan kafasına katılmak üzere adımlarla aşağıya iner.

Mayalar: astronomik becerileri arasında güneş tutulmalarını tahmin etmekte de başarılıydılar.

Meksika Chichen İtza Venüs Platformu
Meksika Chichen İtza Venüs Platformu

 

Venüs Platormu-Platorm of Venüs

Venüs platformu: Kukulkan piramidinin kuzeyindedir. Ama gerçekte: Chichen Itza şehrinde bu isimde iki farklı yapı bulunmaktadır. Birinci ve daha iyi bilineni: Büyük Plaza (Castle Plaza) denilen yerdedir. İkincisi ise Yüksek Priest Grave yakınlarındadır.

Venüs: Maya mitolojisinde “Morning Star” yani “Sabah Yıldızı” yani “Yeniden Doğuş” sembolüdür ve bu nedenle o derisini döken ve yeniden doğmuş gibi görünen yılanla ilişkilendirilir.

Venüs platformu: kale plaza ile birbirine çok benzemektedir. Panellerinin birinin köşesinde “Yılan-kuş Adam” figürü bulunmaktadır. Köşelerde Venüs gezegeni özellikleri betimlenmiştir. Burada muhtemelen halka hitaben yapılan konuşmalar veya dans ya da kurban ritüelleri düzenlenmiştir.

Düşük, kare bir platform çevresinde merdiven vardır. Bu merdivenlerin her birinin üstünde ise “tüylü yılan başı” heykelleri görülür. Platform çevresindeki panellerde: tüylü yılan Quetzalcoatl veya Kukulcan çeneleri arasından çıkan Sabah yıldızı yani Venüs oymaları, kıvrımlı Kukulkan şekilleri, balıklar, güç sembolü paspas, bükülmüş ip ve insan başları ile dekore edilmiştir.

Merdiven önündeki paspas ise gücü simgelemektedir. Platformun başlangıcında: doğu merdiveninde: hardal sarısı, mavi, kırmızı, yeşil ve siyah boyalı bir kafatası/kelle sunan adam figürü bulunur. Evet, burası yuvarlak ve taş döşeli bir platformdur.

Burada büyük olasılıkla: ritüel törenleri yada dans gösterileri düzenlenmiştir.
Burası ışıklandırıldığında “kan kırmızısı” olarak sunulur.

Meksika Chichen İtza Sacbe Number One

 

Sacbe Number One

Bu yol: şehrin en ayrıntılı ve en büyüğüdür. Bu beyaz yol: 270 metre uzunluğunda ve 9 metre genişliğindedir. Venüs platformunun önünde alçak bir duvarın birkaç metre yakınında başlar. Arkeologlara göre: bu yolun başında sütunlu geniş bir cadde vardı.

 

Cenota Sagrado-Sacred Cenote-Kuyular

Burası antik Maya insanları için bir haç yeri olarak kabul edilmiştir. Yağmur tanrısı Chaac’ın burada yaşadığına inanılır ve insan kurban ve birçok yeşim parçaları dahil olmak üzere değerli bağışlar, burada suya atılmıştır. (Bu kuyudan çıkarılan bir kısım eserler Merida Antropoloji ve Tarih Müzesinde sergilenmektedir.

Kutsal Cenota altında: binlerce tür kabuk, altın, yeşim, ahşap, obsidiyen, bez gibi malzemeler bulunmuştur. Ayrıca: yine buranın altında kadın ve çocuk iskeletleri bulunmuştur.

Yucatan yarımadasında dere veya nehir bulunmamaktadır. Bu kireçtaşı düzlük alanda su ihtiyacı, yüzeye yakın doğal subatanlar (Cenotes) ile sağlanıyordu. Yani şehrin tek kalıcı su kaynağı bu düden kuyular dizisiydi.

Bunlardan en etkileyici olanı: 22 metre derinliktedir.

Kesme kayalıklardan oluşan bu kuyunun çapı ise 60 metredir. İspanyol kayıtlarına göre: genç kadınlar bu kuyuların derinliklerine, yağmur tanrısına kurban edilmek üzere atılıyorlarmış çünkü arkeologlar biraz önce de belirttiğim gibi bu kuyularda: kemikler ve takı ve giysiler ve çeşitli kıymetli nesneler bulmuşlardır. Çünkü buraya yağmur tanrısı için adak olarak değerli eşyaları atıyorlardı.

Meksika Chichen İtza Warriors Tapınağı
Meksika Chichen İtza Warriors Tapınağı

 

Warriors Tapınağı

Burası şehrin en etkileyici ve önemli yapılarından birisidir.
Burası büyük toplantıların yapıldığı, geç klasik dönem Maya binasıdır.
Tapınak: 200 yuvarlak ve kare sütun ile güney ve batı tarafından çevrili dört platformdan oluşmaktadır.

Tüm kare sütunlarında “Toltek” savaşçılarının kabartma şekilleri oyulmuştur. Bazı yerlerde ise bu alçak kabartmalar parlak renklerle boyanmış ve sıva ile kaplanmıştır.

Warriors tapınağı: ovada her iki tarafta bulunan rampalardan, geniş bir merdivenle çıkılmaktadır ve her rampada bayrak tutan sancaktar figürleri vardır. Her yılanın kafasında gözlerinin üzerine: astronomik işaretler ve dekoratif özellikler oyulmuştur. Bu yılan başlarının bir kandil olarak kullanıldığı düşünülmektedir.

Meksika Chichen İtza Kartallar ve Jaguarlar Platformu
Meksika Chichen İtza Kartallar ve Jaguarlar Platformu
Meksika Chichen İtza Kartallar ve Jaguarlar Platformu
Meksika Chichen İtza Kartallar ve Jaguarlar Platformu

 

Kartallar ve Jaguarlar Platformu

Bu oymalı platform: Venüs tapınağı ve kafatasları platformu arasındaki merkezi bir ovada bulunmaktadır. Burası Venüs platformuna şekil ve tasarım olarak benzemektedir. Burada da merdiven üstünde bir çift tüylü yılan kafaları bulunur.

Platformun üst kaidesinde, jaguar şeklinde standart taşıyıcılar olduğuna inanılıyor. Üzeri ise, birçok yılanbaşı ile taçlandırılmıştır. Tüylü yılan heykelleri, Toltek etkisinin bir işaretidir. Onların başı üstünde filizlenen bir tüy olurdu ama bu zamanla kaybolmuştur.

Jaguar ve kalpleri yiyen kartal figürleri, tanrılar için kurbanları kurban etmekle sorumlu savaşçıları temsil etmektedir. Bu nedenle, buranın bir kurbanlık platform olduğu düşünülmektedir.

Platform duvarlarındaki heykellerde: agresif kartallar adına, onların tüylerini olan kıyafetler giymiş savaşçılar, savaşırken temsil edilmektedir.

Jaguar şövalyeleri ise: ateşli orduyu temsil etmektedir. Onlar ellerinde obsidyen uçlu ahşap bıçaklarla savaşmışlardır. Onlar da Jaguar derilerinden yapılmış zırhlar ve kasklar ile kendilerini kaplarlarmış.

Jaguar savaşçıları, genellikle şehir tanrılarına kurban etmek üzere, esir alan askerleri temsil etmektedir. Yani bunların amacı savaşta düşmanları öldürmek değil, esir almaktı, çünkü bu esirleri tanrılara kurban ediyorlardı.

Meksika Chichen İtza El Mercado
Meksika Chichen İtza El Mercado

 

El Mercado

Burası İspanyollar tarafından adlandırılmıştır. Ama buranın hassas fonksiyonu bilim adamları arasında tartışmalara neden olmuştur. Geniş bir alan, sütunlarla desteklenmiştir. Girişin önünde: geniş bir merdivenle ulaşılan geniş varenda vardır.

Bilim adamlarına göre, burada bacalar ve öğütme taşları bulunmuştur ancak yine de buranın ne iş için kullanıldığı anlaşılamamıştır.

Ancak büyük olasılıkla konsey evi ya da törensel işlevleri olduğu düşünülmektedir. Ama en büyük gerçek buranın tam bir “Toltek” yapısı olduğudur.

Meksika Chichen İtza Las Monjas
Meksika Chichen İtza Las Monjas

 

Las Monjas

Bu bina İspanyollar tarafından “Casa de las Monjas” olarak isimlendirilmiştir. Burası: rahibeler manastırı olarak adlandırılan bir saray olarak değerlendirilmektedir. Öte yandan, buranın bir kurucu Chichen ailesi ya da bir rahibin evi, yada bir meclis evi olabileceğini de düşünmektedirler.

Yapı: MÖ.880 yılında güçlendirilmiş bir duvar ve iki kanatlı, 30 metre yükseklikteki bir platform üzerine inşa edilmiştir. Bir sonraki yenileme sırasında, ikinci bir kat eklenmiş ve taban genişletilmiştir.

Duvarlar orijinal güzel çiçeklerle süslenmiştir. Bu binanın önünde: bir kurban taşı ve jaguar tahtı bulunmuş olup bu durum buranın Toltekler geldikten sonrada kullanıldığına işaret etmektedir.

Meksika Chichen İtza El Caracol-Gözlem evi
Meksika Chichen İtza El Caracol-Gözlem evi

 

El Caracol-Gözlemevi

El Caracol: İspanyolca da merdiven ya da salyangoz sarma anlamına gelir. Çünkü kulenin içinde sarmal merdiven vardır.

Bu bina MÖ.850-600 yılları arasına tarihlenmektedir.

Kulesi: 48 metre yüksekliktedir ve ekinoks ve yaz gündönümünü gözlemlemek için birçok pencere içermektedir.

Bu kule: dört köşeli ve kare platform üzerinde yükselir ve gökyüzü ve çevreye ait mükemmel manzara verir. Özellikle: Venüs gezegeninin hareketleri ile çok uyumludur.

Çünkü Venüs gezegeni, Maya toplumu için çok önemlidir. Bu parlak gezegen: savaş tanrısı ve güneşin ikizi olarak kabul edilir. Maya liderleri: savaşlar ve baskınlar için uygun zamanı planlarken, Venüs’ün değişen konumlarını kullanmışlardır.

Yani sonuç olarak: El Carcol bir gözlemevi olarak kullanılmıştır.

Meksika Guanajuato

Meksika Guanajuato

 

Burası yerli dilinde “Kurbağalar Yatağı” anlamına gelmektedir. Yerliler bölgeye ilk geldiklerinde, bataklığa benzeyen zemini beğenmeyip “burada ancak kurbağalar yaşar” demişlerdir. Şehir başkent Mexico City şehrine otobüsle 5 saat uzaklıktadır.

1552 yılında İspanyol komutan Juan de Jaso; Guanajuato bölgesinde gümüş yataklarına rastlamıştır. 16. ve 17. yüzyıllarda İspanyollar bu kasabaya akın edince nüfus hızla artmıştır. Katolik kilisesinin gönderdiği papazlar, kasabalarda aralarında San Cayetano gibi görkemli yapıların bulunduğu 15’e yakın kilise ve manastır inşa etmişlerdir.

18. yüzyılda bölgedeki Valenciana madeni tek başına dünyanın gümüş üretiminin üçte ikisini sağlamıştır.

Daha sonra kasaba çevresinde altın, bakır, kurşun ve civa yatakları da bulununca, yerel halk bu gelişmelerden öyle memnun olmuş ki, mevcut refahları bozulmasın diye ülkelerinin bağımsızlık savaşına bile destek vermemiştir.

Meksika Guanajuato

 

Guanajuato bu bölgenin en güzel yerleşim yeridir. Kasaba, sinema yapımcılarının da dikkatini çekmiştir. 2003 yılında gösterime giren: Antonio Banderas ve Salma Hayek’li “Bir zamanlar Meksika’da” filmi burada çekilmiştir.

Birçok sokak trafiğe kapalıdır. Şehrin, biri gidiş biri geliş olmak üzere sadece iki ana caddesi vardır.

Guanajuato nehrini takip eden bu caddelerden biri yeraltındadır. Sokaklar küçük geçitlerle birbirine bağlanmıştır.

Bunların en ünlüsü yalnızca 68 cm genişliğindeki Öpücük geçididir. Zamanında iki aşık, geçidin iki yanındaki evlerinin balkonuna çıkar ve burada öpüşürlermiş.

Efsaneye göre: burada öpüşen çiftler 7 yıl mutlu olmayı garantiliyorlarmış. Guanajuato’nun rengarenk çiçeklerle dolu küçük, şirin meydanında gezinmek çok keyiflidir.

Şehir yıllık Cervantino Festivaline ev sahipliği yapmaktadır.

Şehir 1988 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Meksika Guanajuato

 

GEZİLECEK YERLER

Meksika Guanajuato San Cavetano Kilisesi

 

San Cayetano Kilisesi-Iglesia de San Cayetano

Bu dini yapı “La Valenciana” gümüş madeni girişine yakın “La Valenciana” köyündeki (bir zamanlar bu köyde 20.000 kişi yaşıyormuş) en etkileyici yapılardan birisidir.

Yapı 18. yüzyıla tarihlenmektedir. Şehir manzaralı bir tepenin üzerinde durmaktadır. Sömürge döneminde La Valenciana gümüş madeninin büyük zenginliğinin bir anıtı olarak durmaktadır.

Kilise: La Valenciana gümüş madeninin orijinal sahibi tarafından inşa ettirilmiştir. İnşaatına 1765 yılında başlanmış ve gümüş madenlerinden gelen kar ile finanse edilmiş ve 1788 yılında tamamlanmıştır.

Yapıda “cantera rosa” olarak bilinen yerel bir pembe taş kullanılmıştır. Cephe Meksika barok tarzında oyulmuş ve yan taraflar neo medejar tarzı kemerlerle süslenmiştir.

Kilise bitmiş denilse de, sağ tarafındaki ikinci çan kulesi ve saati eksiktir. Ama özellikle kilisenin içinde 18. ve 19. yüzyıla ait muhteşem güzellikler görmek mümkündür.

Günümüzde burası Guanajuato Üniversitesi Sanat Okuluna ev sahipliği yapmaktadır ve burada müzik odaklı farklı etkinlikler düzenlenmektedir.

Meksika Guanajuato Kıss Allev

 

Kıss Alley-Callejon del Beso

Eğer eşiniz veya sevgilinizle romantik bir zaman geçirmek istiyorsanız “Kiss Alley” denilen “Callejon del Beso” sokağına gitmelisiniz. Bu sokak: Alley Plaza de los Angeles yakınındadır. Burası iki genç sevgilinin dramatik bir hikayesine tanıklık etmesiyle tanınır.

Buradaki dar bir sokakta iki balkon bulunmaktadır. Bu balkonlardan birine çıkıp öpüştüğünüzde, yörenin yerlileri küçük bir ücret karşılığında fotoğrafınızı çekerler. Öte yandan bu geleneği yaparsanız, 7 yıl boyunca kötü şansın sizden uzak kalacağı söyleniyor.

Evet burası hakkında anlatılan efsaneyi de bilmelisiniz: Dona Carmen: inatçı ve öfkeli bir babanın tek kızıdır. Dona Carmen: evlerine yakın bir kilisede Don Luis ile tanışır ve birbirlerine aşık olurlar.

Ancak babası, azalan serveti nedeniyle Dona Carmen’i zengin ve soylu bir İspanyol ile evlendirmek ister. Evlenmediği takdirde kendisini kilitli bir manastırda tecrite göndermekle tehdit eder.

Dona Carmen ve arkadaşı Dona Brigida ağlarlar ve birlikte dua ederler. Daha sonra Dona Brigida: Don Luis ile arasında mesaj alıp götürmeye başlar. Dona Carmen: evindeki bir pencereden dışarı eğildiğinde karşı taraftaki duvara dokunabilmektedir.

Yani ev mümkün olduğu kadar dar bir sokaktadır. Bunun üzerine, sokağın diğer tarafındaki ev: genç sevgili fakir madenci Don Louis tarafından alınır. Böylece iki genç sevgilinin konuşmaları mümkün olacaktır.

Don Luis: o evin sahibi öğrenir ve evi satın alır. Evin balkonuna çıkıp, Dona Carmen hayalleriyle yaşamaya başlar. Dona Carmen de buna çok sevinir çünkü hayallerindeki adam çok yakındadır.

Bu iki aşığın konuşmaya başlamasının üstünden birkaç dakika geçmiştir ki, odanın arkasından Dona Carmen babasının bağırmalarını duyar. Arkadaşı Dona Brigida, babasının odaya girmesini engellemeye çalışsa da başaramaz ve babası Dona Brigida’yı iterek odaya girer ve hançeriyle tek bir darbede Dona Carmen’i öldürür.

Don Luis: sessizlik içinde şok olur. Dona Carmen’in tuttuğu eli yavaş yavaş soğur ve Don Luis: bu pürüzsüz, soluk ve cansız sevgilisine bir öpücük bırakır. Evet tam bu nokta: günümüzde “Kiss Alley” olarak bilinmektedir.

İki evin iki balkonu arasındaki mesafe, yalnızca 69 cm. dir. Don Luis: bu ayrılık sonrasında “La Valenciana” madeninde intihar etti.

Meksika Guanajuato Don Kişot Müzesi

 

Don Kişot Müzesi-Museo Iconografico del Quijote

Burası Allende Plazada Don Kişot ve onun yaratıcısı Sancho Panza’ya adanmış bir müzedir. 1987 yılının sonlarında açılan müzede 17 oda ve avlularda: Salvador Dali, Jose Guadalupe Posada gibi sanatçıların resim, baskı, heykeller ve el sanatlarını kapsayan 800 parça eser sergilenmektedir.

Öte yandan bu eşsiz koleksiyonda Don Kişot figürleri ilgi çekmektedir. Ayrıca: Honore Daumier, Pablo Picasso ve Miguel de Cervantes Savedra gibi sanatçıların eserlerine isimlerini veren kahramanların figürleri de bulunmaktadır.

Meksika Guanajuato Yer altı Sokağı

Yer altı Sokağı

Burası da şehirde kaçırılmaması gereken bir yerdir. Calle Miguel Hidalgo olarak bilinen, şehrin içinde çalışan eski bir nehir alanıdır. Günümüzde ise şehir trafiğini hafifletmek için kanal yol olarak inşa edilmiştir.

Meksika Guanajuato Plaza Mayor

Plaza Mayor-La Paz

Burası şehrin merkezinde, şehrin en güzel binalarıyla çevrili, yarı üçgen kare bir meydandır. Meydanda bulunan bronz anıt, mermer ocağı bazlı ve kurtuluş savaşının sonunu anmak için yapılmıştır. Anıt Başkan Porfirio Diaz tarafından 27 Ekim 1903 tarihinde açılmıştır.

Meksika Guanajuato Teatro Juarez

Teatro Juarez

Bu yapı 1872-1903 yılları arasında inşa edilmiş ve Meksika’nın en güzel tiyatrolarından birisidir. Tiyatro Başkan Diaz tarafından 27 Ekim 1903 tarihinde açılmıştır. Özellikle: 8 tane Roma Dor sütunları ilgi çekmektedir. Konumları arasında bir art nouveau fuaye bulunmaktadır.

Meksika Guanajuato Hidalgo Pazar

Hidalgo Pazar

Burası da Başkan Diaz tarafından 1910 yılında açılmıştır. Onun cephesi yöreye özgü pembe taştır. İnce demir kulesinin tepesinde dört yüzlü bir saat bulunur. Metal kubbede 30 pencere bulunur ve 35 metre genişliğinde ve 70 metre uzunluğundadır. Burada özellikle yöresel tatlılar ve el sanatları satın alabilirsiniz.

 

Mumya Müzesi-Museo de los Momias

Şehre gelen turistlerin ilk uğrak yerlerden birisidir.
19. yüzyılda şehirde uygulanan bir mezarlık vergisi varmış. Her mezar için yıllık vergi ödeniyormuş. Eğer ölünün yakınları bu vergiyi ödemezse, mezar yeri hakkını kaybeder ve merhumun naşı mezarından çıkarılırmış.

Sonunda, kimse bu vergiyi ödemeye yanaşmayınca gömülenlerin % 90’ının mezarları Belediye tarafından boşaltılmıştır. Bu arada 1833 yılında Guanajuato’da kolera salgını baş göstermiştir. Ölüler, salgın yayılmasın diye aceleyle gömülmüştür. Salgında ölenlerin yakınları mezarlık vergisini ödemeyince mezarlar açılmış ve bazı ölülerin bedenlerinin bozulmadan kaldığı fark edilmiştir.

Bölgenin kuru havası ve topraktaki mineraller bir nevi doğal mumyalama işlevi görmüştür. 1865 yılında Santa Paula mezarlığında yatan ilk mumyalanmış vücut ayıklanır ve yüzden fazla beden mezarlıktan alınıp sergilenmeye başlamış ve böylece 1865 yılında Mumya Müzesi resmen açılmıştır.

Ölülerin açıkça sergileniyor oluşu ürkütücülüğü bir yana, mumyaların yüzünde de korkunç ifadeler vardır. Mezarlar boşaltıldığında, mumyaların yüz ifadelerinden salgının yayılmasını engellemek isterlerken merhumların bazılarının diri diri gömüldüğü anlaşılmıştır.

Alman yönetmen Werner Herzog, bu mumya görüntülerini “Vampir Nosferatu” filminde kullanmıştır.

Ölülerin bedenlerinin bu şekilde sergilenmesinin etik olup olmadığı sorusu, yıllık bir milyona yakın ziyaretçi sayısı göz önüne alınınca boşlukta kalmıyor olabilir. Müzenin, kasabanın turizm bütçesine katkısı yadsınamaz.

Mumyalar bu müzede camlar arkasında, vitrin benzeri yerlerde sergileniyor. Kimisinin üzerinde halen yırtık pırtık elbiseleri duruyor, kimisinde ise sadece çorapları vardır.

Meksika Guanajuato Hidalgo Pazar

Müze turunun sonunda, asıl etkileyici sahneye tanık oluyorsunuz. “Dünyanın en küçük mumyası” etiketiyle sergilenen altı aylık cenin.

Sezaryan sırasında annesiyle birlikte ölmüş, bedeni şu an neon ışıklar altında sergileniyor. Yapılan araştırmalara göre kadının ölüm yaşının 40 olduğu yani 19. yüzyılda anne olmak için çok fazla yaşlı olduğu düşünülüyor.

Böyle ileri bir yaşta gebelikte gerekli besinleri alamadığı ve o nedenle kötü beslenme yüzünden öldüğü veya aynı dönemde bir kötü kadın (fahişe) olduğu düşünülüyor. Bu dünyanın en küçük mumyası, başlangıçta annesinin kollarında sergilendi, şimdi ise ayrı sergileniyor. 5 yada 6 aylık bir gebelik sürecinde olduğu düşünülüyor. Muhtemelen ölü doğmuş ya da doğum sırasında ölmüş olabilir.

Müzeye gelen bazı anne-babaların yanlarında çocuklarını da getirmeleri bence bu görüntüler nedeniyle hiç hoş olmuyor.

Meksika Guanajuato Ölüler Günü

Dia de los Muertos-Ölüler Günü

Nobel ödüllü Meksikalı yazar Octavio Paz: yurttaşlarının ölüme yaklaşımlarını şöyle değerlendirir “Meksikalılar için ölüm bilindik bir şeydir.

Ölümün şakasını yapar, onu kucaklar ve hatta onu kutlarlar. Doğrudur, onlar da herkes gibi ölümü ancak en azından ölümle yüzleşince bilirler. Ölümü bazen küçümserler”

Octavia Paz “Meksikalılar ölümü kutlar” derken aslında mecazi anlamda söylemiyor.
Meksikada 28 Ekim tarihinde “Ölüler Günü” kutlamaları, resmi tatil ilan edilen 2 Kasım’a kadar sürüyor. 2 Kasım’da: ölülerin ruhlarının ilahi izinle dünyaya indiğine inanılıyor.

Böylece merhum, arkadaş ve akrabalarını ziyaret etme, dünya zevklerini yılda bir kez de olsa tatma olanağı buluyorlar. Angelito denen küçük meleklerin, yani bebeklerin ve çocukların ruhlarıysa büyüklerden bir gün önce, 31 Ekim gecesi iniyor ve ertesi günü ailesiyle birlikte geçiriyor.

Ölüler günü öncesinde mezarlıklar çiçeklerle süsleniyor. O sabah aileler, yitirdikleri yakınlarının mezarlarını ellerinde mumlar, kadife çiçekleri, içecek ve yiyeceklerle ziyaret ediyorlar. Çocuk mezarlarına oyuncaklar, büyüklerinkine ise tekila şişeleriyle gidiliyor. Ruh mezarını bulabilsin diye ağır kokulu tütsüler yakılıyor.

Ardından mezarın yanına piknik örtüleri seriliyor ve merhumun sevdiği yiyecekleri hep birlikte yiyorlar. Ölüm yakın zamanda gerçekleşmiş ise, aileler bazen mezarlığa arkalarında müzisyenlerle birlikte geliyorlar ve yakınlarının sevdiği parçaları çaldırıyorlar.

Ruh önce mezarlığa sonra da eve geliyor. Azteklerin ölülerini hatırlamak için yetiştirdikleri sarı/turuncu renkli kadife çiçekleri, ruhun evi bulmasına yardımcı oluyor. Evde “ofrendas” denen sunaklar, yani üzeri delikli, renkli kağıt örtülerle kaplı küçük masalar ruhun gelmesini bekliyor.

Sunakların üzerinde merhumun resimleri, mumlar, tütsüler ve bu güne özel yapılan tatlımsı “pan de muertos” (ölü ekmeği) bulunuyor.

Bunların yanında, yine merhumun sevdiği yiyecekler ve şekerden yapılan, alnına merhumun isminin yazıldığı bir kurukafa var. Ruh eve gelince bu yiyeceklerin özünü ve aromasını alıyor. Ruh evi terk edince bu yiyecekler ve şekerden kurukafa, akrabalar, arkadaşlar ve komşular arasında paylaşılarak yeniliyor.

Kurukafa geleneği ise, Azteklerden geliyor. Aztekler ve diğer Mezoamerika toplumları, esirlerin kafataslarını zaferlerinin sembolü olarak saklar, törenlerinde sergilerlermiş. İnanışlara göre kurukafa ölümü ve yeniden doğuşu simgeliyor.

Yaşamın sadece bir rüya olduğuna, ancak öldükten sonra bu rüyadan uyanıldığına inanan Aztekler ölümü bir son gibi görmezlermiş.

İspanyol işgalciler bu törenleri Katolik inanışına saygısızlık diye nitelendirerek barbar dedikleri yerlileri bu geleneklerinden vazgeçirmek için çok çabalamışlardır.

Çabaları sonuçsuz kalınca da bu törenleri biraz olsun Hıristiyan dinine uygun formata sokabilmek amacıyla “Ölüler günü” tarihini kendi Azizler Günüyle çakışacak şekilde değiştirmişlerdir.

Daha önceleri Azteklerin güneş takvimine göre, Ölüler Günü Ağustos başında kutlanıyormuş.

Ölüler günü gecesinde aileler yakınlarının ruhlarıyla yine mezarlıkta buluşuyor.Ruhları dansa davet etmek için mezarlığın girişindeki çanlar çalınıyor. Azteklerin güneşe hürmet danslarının bir benzeri olan The Danza de los Viejitos’ta (Yaşlı adamın dansı) hep beraber dans ediliyor.

Daha sonra kadınlar ve çocuklar karanlıkta ellerinde mumlarla yakınlarının mezarlarını buluyorlar. Dua ve ilahiler söylemeye ölen yakınlarının sonsuz huzura kavuşması için Tanrıya yakarmaya başlıyorlar. Erkeklerse sessizce olup biteni izliyorlar.

Sosyologlar, Meksikalıların bu geleneklerine halen sıkı sıkıya bağlı kalmalarını ve ölülerine yas tutmaktansa insanoğlunun varoluşunun devamını kutlamayı yeğlemelerini Meksika’nın fırtınalı geçmişiyle açıklıyorlar.

İspanyol işgalcilerin yerli katliamları ve kanlı Meksika Devriminin yanı sıra son dönemdeki kartellerin yarattığı şiddet, ister istemez “doğal olmayan ölümlerle yüzleşmeyi gerektiriyor.

Meksikalı entelektüellerin devrim sonrasında ölüm kavramını sürekli işlemeleri, bu konunun insanların zihninde iyice yer etmesine yol açmış. Diego Rivere bir konuşmasında bu konuyla ilgili olarak şöyle söyler “Bir bakın atölyeme. Her yerde ölümü göreceksiniz. Her boyutta ve her renkte ölümü”

Meksika Guanajuato Diego Rivera

Diego Rivera-Museo Casa Diego Rivera

Mumya müzesini gezdikten sonra Diego Rivera’nın müzeye dönüştürülen evine gitmelisiniz.
Diego ve ikiz kardeşi 1886 yılında bu evde doğmuştur. Anneleri doğum sırasında komaya girince öldü sanılmış.

Neyse ki, bir hizmetli nefes aldığını fark etmiş de kadıncağız canlı canlı tabuta konmaktan kurtulmuştur. Bir sene sonra Diego ikiz kardeşini kaybetmiş ve tek çocuk olarak büyümüştür.

Daha küçük bir çocukken ilk sergisini açan Diego aldığı bursla Madrid’e gitmiş, Avrupa’nın çeşitli ülkelerini dolaştıktan sonra, 1911 yılında Paris’e yerleşmiştir. Burada Cezanne’dan çok etkilenmiş kübizme yönelmiştir.

Meksika’ya döndükten sonra duvar resimleri yapmaya başlayan Diego 1929 yılında, Frida Kahlo ile evlendiği yıl, Meksika komünist partisiyle ters düşerek partiden atılmıştır.

Komünist parti, Diego’nun devletin hizmetinde çalışmasını kabul edilemez bulmuş. Diego devletten aldığı maaşla yetinemeyince Frida’yı da alarak Amerika’ya taşınmıştır. Detroit şehrinde çalışırken Rockefeller’in daveti üzerine New York şehrine gitmiş ve yeni RCA binasında devasa bir duvar resmi yapmaya başlamıştır.

İlk yaptığı işlerden biri Moskova’daki 1 Mayıs kutlamalarını resmetmek olunca, Rockefeller bu konuda rahatsız olduğunu söylemiştir. Bunun üzerine bir de Lenin’in portresini eklemesi, Diego’nun çok geçmeden işten kovulmasına neden olmuştur. Frida ile birlikte 1934 yılında Meksika’ya dönmek zorunda kalmıştır.

Yaptığı fresklere siyasi görüşlerini yansıtan Diego halk arasında politik bir lider gibi saygınlık kazanmıştır. Meksika tarih ve geleneklerini, toprak, çiftçi ve işçileri resmettiği canlı renklere sahip eserleri, Diego’yu sadece Meksika’nın değil, dünyanın 20. yüzyıldaki en büyük sanatçılarından biri yapmıştır.

Bugün birçok Meksikalı Diego’nun Frida’dan daha büyük bir sanatçı olduğunu düşünüyor ve onun haksız bir biçimde Frida’nın gölgesinde kaldığını iddia ediyorlar.

1954 yılında Frida’yı kaybettiğinde Diego yıkılmış “Artık söylemek için çok geç ama anladım ki hayatımdaki en harika şey Frida’ya olan aşkımdı”.

Frida’nın ölümünden bir yıl sonra: kendisine kanser teşhisi konmuştur. Diego’nun 1957 yılında kalp rahatsızlığından ölmeden önce, küllerinin Frida’nınkilerle karıştırılması vasiyetinde bulunmuş, bu vasiyeti devlet tarafından yerine getirilmemiş ve başkentteki Panteon Civil de Dolores mezarlığına gömülmüştür.

Bugün bu müzede, Diego’nun kişisel eşyalarının yanı sıra kübizm dönemi eserleri ve erken dönem çalışmaları görülebilir.