Fransa Aix-en-Provence

Fransa Aix-en-Provence

 

Çok fazla özellikleri olmayan bir yer, tek özelliği: Marsilya şehrine çok yakın olması. Marsilya ile bu şehir arasındaki uzaklık, topu topu 25 km.

Yani: Marsilya şehrinin kalabalığından, gürültüsünden kaçmak isteyenler, bu minik, çekici ve coşkulu yerleşim yerine geliyorlar.

Ama, buranın bir diğer özelliği kaplıcalarıdır. Öte yandan, yine bu şehrin en büyük özelliği: burada bulunan 4 üniversite nedeniyle, genç nüfusun yoğunluğudur.

Evet: Akdeniz ikliminin egemen olduğu, yani sıcak iklim şartlarının hüküm sürdüğü bu şehir: Galya bölgesinde, Romalılar tarafından ilk kurulan şehirdir. Romalılar, buradaki yerleşim yerini, MÖ.126 yılında “Sextiae” ismiyle kurmuşlardır.

Zamanla: iklimin elverişli olması nedeniyle, burada zeytin üretimi başlatılmış ve gelişen dönemle birlikte, bölge, Fransa’nın zeytin üretim merkezi haline gelmiştir. Burada: sofra zeytini yanında, zeytinyağı yapımında kullanılan zeytinler üretilir ve muhteşem lezzetli zeytin ezmeleri yapılır.

Burada: ayrıca, gezinirken: yöreye has bir tatlı türü olan “calisson” tatmalısınız. Bu tatlı: portakal, badem ve şekerlendirilmiş kavundan yapılıyor.

 

Peki: şehirde gezilecek yerler, aktiviteler var mı?

Öncelikle: şehrin tam merkezinde, buranın en büyük özelliğini yansıtan bir cadde bulunuyor. Cadde: çınar ağaçlarının oluşturduğu bir tünel gibi uzanıyor ve bu çınar ağaçlarının oluşturduğu kemer altından yürüyebilirsiniz.

Ayrıca: bu caddenin ortasında, yosun kaplı çeşmede, 34 derece sıcaklıkta çıkan kaplıca suyunu görebilirsiniz.

Fransa Aix-en-Provence
Fransa Aix-en-Provence

Evet, bu caddenin ismi “Cours Marabeau” caddesidir. Cadde: at arabalarının geçebilmesi için, gayet geniş olarak, 17’nci yüzyılda yapılmıştır.

Caddenin kıyısında ise, görkemli konaklar ve şık binalar bulunuyor. Bu binaların girişlerinde bulunan kafelerde, şehir sakinleri oturup sohbet ediyorlar. Günümüzde de bulvar boyunca birçok restoran ve kafe bulunuyor.

Giriş kısmı için son bir not: yazının başında da belirttiğim gibi, Marsilya şehrine gelip te zamanınız varsa, burayı ziyaret ederek, sessiz ve sakin bir gün geçirebilirsiniz. Bunun dışında, burayı ziyaret edeceklerin büyük çoğunluğunun, burada Üniversite eğitimine giden gençler olacağı kesindir, çünkü, turistik açıdan, burası ziyaretçilerine çok fazla imkanlar sunmamaktadır.

Burada: bol miktarda ki, 200 civarında bulunduğu söyleniyor, havuz ve çeşme görebilirsiniz.

Fransa Aix-en-Provence

GEZİLECEK YERLER

Fransa Aix-en-Provence

TOWN CENTRE

Entremont Oppidum

Burada: mağaza, depo ve atölyeler yanında: büyük bir tapınak yapısı bulunmuştur. 1946 yılında yapılan kazılarda: buranın, Cello-Ligurya kabilesi tarafından, MÖ.1’nci yüzyılın başlarından itibaren yerleşim yeri olarak kullanıldığı anlaşılmıştır.

Kazılarda: bir savunma sitesinin izleri bulunmuştur. Burada bulunanları görmek isterseniz “Granet Müzesi”ni ziyaret etmeniz gerekir. Özellikle: heykel ve kabartmalar muhteşem güzelliktedir.

Thermes Sextius

19’ncu yüzyılda, burada: Roma döneminden kalma “Sextius kaplıcaları” bulunmuştur. Yeni termal kompleksin girişinde, bu döneme ait bir termal havuz görülür.

Sextius Termal Tesisleri

Romalılar zamanından bu yana, bölgenin altında doğal termal su kaynakları bulunmaktadır. Termal tesisler “Aix” bölgesinin merkezindedir. Antik Roma dönemine ait bir sitenin içine inşa edilmiştir. Biraz önce söylediğim gibi, hemen girişte, Roma dönemine ait bir termal havuz görülür. Mevcut binalar ise: ultra-modern ve mükemmel konfor sunmaktadırlar.

Kaplıca suyu: 34 derece sıcaklıkta çıkar. Tesislerde: Hidro masaj, jet masajı, jet duşları, aktif havuzlar ve termal çamur kürleri bölümleri bulunmaktadır. Bu tedaviler: enerji dengeleme, selülit ve çeşitli güzellik terapilerinde kullanılır. Evet, burayı ziyaret etmek isteyenler, 3 yıldızlı bir otelde konaklayabilirler.

Vendome Pavilion

Burası, güzel bir Fransız bahçesidir. Vendome Dükü tarafından, 1665 yılında yaptırılmıştır. Bahçe içindeki yapı: günümüzde bölgesel mobilya, resim ve 18’nci yüzyıldan kalma kumaşlara ve goblenlere ait güzel bir koleksiyonu, izleyenlere sunmaktadır.

Fransa Aix-en-Provence

Atelier de Cezanne

Ünlü ressam Cezanne’nin resimlerini yaptığı atölyedir. Atölyede: ziyaretçilere filimler izletilerek, görsel ve işitsel bilgi verilir. Burada ayrıca, sanatçının: kişisel eşyaları ve paleti sergilenmektedir.

Paul Cezanne

1839 yılında, Aix şehrinde doğmuştur. O: Pissaro, Monet ve Renoir ile birlikte İsviçre Akademisinde çalışmıştır. 1886 yılından sonraki dönemde, ünü giderek büyümüştür.

Şehir merkezinin hemen yakınlarındaki “St. Victorie dağı”: kendisine ve Picasso’ya ilham kaynağı olmuş, lavanta tarlalarının resimleri buradan esinlenerek yapılmıştır. Eğer siz de Haziran-Temmuz aylarında bölgeyi ziyaret ederseniz, burada, yine lavanta tarlalarını görebilirsiniz.

Montagne Saint-Victoire

Aix merkezinin, 14 km. doğusunda ise, ünlü ressam Cezanne’nin; ünlü manzara resimlerinin pek çoğu, bu müzede sergilenmektedir.

VİLLENEUVE

1590 yılı ile 17’nci yüzyıl arasında, burada önemli yapılaşma görülür, ama bu yapılar, zengin bezemeli cepheleri olan konaklar olarak öne çıkmaktadırlar.

Fransa Aix-en-Provence

ESKİ ŞEHİR BÖLGESİ

Fransa Aix-en-Provence

Saint Sauveur Cathedrale

Burası: söylenenlere göre: Apollon Tapınağı üzerine inşa edilmiştir. Yapılış tarihi olarak: 5 ile 18’nci yüzyıllar arasındaki dönemden söz ediliyor. Bu yüzyıllar süren yapım tekniği, yapının çeşitli yerlerindeki farklılıklardan hissedilmektedir.

Yapının güney bölümü, sağ tarafında bulunan Romanesk kapı: bir Roma dönemi duvarına bitişiktir. Kuzeyde, sol bölümde bulunan, zengin oymalı Gotik kapının: 15-16’ncı yüzyıllarda yapıldığı biliniyor. Kule ise: 1323-1425 yılları arasında inşa edilmiştir.

Katedral yapısının, küçük Romanesk avlusu (Cloitre Saint-Sauveur); katedralden d aha fazla ilgi çekicidir. Çünkü, burada konserler düzenlenmektedir. Avlunun hemen arasındaki “Palais de I’Ancien Archeveche” de ise, operalar sahnelenir.

Katedral içinde, Fransız bir başyapıt resim görebilirsiniz. Buisson Ardent ve Nicolas Froment tarafından, Kral Rene için, 1476 yılında yapılan bu resim: lateral panel üzerindedir.

Yapının kapısının kanatları: 16’ncı yüzyıl başında: Jean Guiramand tarafından, ceviz ağacından oyulmuştur.

Katedralin hemen bitişiğinde: Başpiskopos eski sarayı bulunuyor. Yapı: 1650-1730 yılları arasında yapılmıştır. Kapısı ise, heykeltıraş Toro yapımıdır.

Cite Comtale

Burası: sakin bir yürüyüş yeri ve aynı zamanda, yaya alışveriş alanıdır.

Fransa Aix-en-Provence

Saat Kulesi

Burası: yerel yönetimin, yani kasabanın sembolü eski çan kulesidir. Roma dönemine ait bir yapının temelleri üzerine, 1510 yılında yapılmıştır. 1661 yılında, buraya bazı evler ilave edilmiştir.

Rue Gaston de Saporta

Burası, eski bir sokak olup, burada 17 ve 18’nci yüzyıllardan kalma, özellikle 4 muhteşem konak ilgi çekmektedir.

Town Hall

Kulenin dibinde, 14’ncü yüzyılda, İtalyan stilinde inşa edilmiştir.

Fransa Aix-en-Provence

MAZARİN MAHALLESİ

Burası: Başpiskopos Mazarin’in kardinal kardeşi tarafından, 17’nci yüzyılda tasarlanmıştır. Bu iki ana cadde ekseni çevresinde, bölgenin lüks konutları yerleştirilmiştir.

Arbaud Müzesi

Bölgede bulunan 18’nci yüzyıl yapımı konaklardan birinde: Arbaud denilen şahıs tarafından, 1910 yılında şehre miras bırakılan çok sayıda “el yazması” ve “resim” bu müzede sergileniyor.

Hotel de Caumont

Marques isimli Ulusal Denetim Ofisi Başkanı tarafından, 1715-1742 yılları arasında inşa ettirilmiştir. Günümüzde, müzik ve dans okulu olarak kullanılmaktadır.

Dört Yunuslar Havuzu

Bölgenin merkezindedir. 1667 yılında, heykeltıraş Jean-Claude Rambot tarafından yapılmıştır. Havuzun ilgi çeken yönü: 4 yunus ve dalgalardır. Barok sanatının önemli bir örneği olarak izlenmektedir.

COURS MİRABEAU ÇEVRESİ

Şehrin tüm geçmişine ait kalıntıları görmek isterseniz, burada yürümeniz gerekir. Eski surların yerine, 17’nci yüzyılda bir yol inşa edilmiştir. Bu yol üzerinde, şık evler bulunur. Bu evler: zengin bezemeli cephelere ve gizli bahçelere sahip olağanüstü bir mimariye sahiptir.

Hotel d’Arbaud-Jouques

Cadde üzerindeki bu bina: 1700 yılında yapılmıştır ve kesme taşlardan yapılan cephesinin güzelliği ile, cadde üzerindeki en güzel yapı olarak ilgi çeker.

Sivas Kangal

Sivas Kangal

Kangal denilince: aklımıza öncelikle kangal köpekleri gelse de, bu şirin ilçenin; özellikle sedef hastalığına iyi geldiği söylenen kaplıcası da ön plana çıkıyor.

ULAŞIM

Sivas ilinin güneyindeki ilçesi. Ulaş yolu takip edilerek gidiliyor. İl merkezine uzaklık: 88 km. dir.

KANGAL İSMİ

Kangal bölgesinde yapılan savaşların durması ve akan kanın bitmesi anlamında: buraya “Kangal” denilmiş. Başka bir rivayete göre ise: bu yörede yetişen kangal bitkisi nedeniyle, ilçeye “Kangal” ismi verilmiş.

Sivas Kangal Köpeği

KANGAL KÖPEĞİ

Kangal köpeğiyle ilgili olarak Sivas tanıtım ana sayfasında yeterli bilgi verildi. Ancak: Kangal İlçesinde: Kangal Özel İdare Müdürlüğüne ait “Kangal Üretim Çiftliği” ve Ulaş İlçesindeki Tarım İşletmeleri Müdürlüğü’ne ait yine bir üretim çiftliği bulunuyor.

Buralarda: 1 veya 2 aylık kangal ırkı köpekler satılabiliyor. Ancak: elbette talebin yoğun olması nedeniyle: köpek almak isteyenlerin sıraya konulduğu da bir gerçek.

BALIKLI KAPLICA

Sivas il merkezine: 90 km. ve Kangal ilçe merkezine: 13 km. uzaklıktadır. Kaplıca: kırsal bir alanda olup, yeşil bir vadi; Hamam Deresi (Topardıç Deresi) vadisi içindedir. Balıklı Kaplıca-Yılanlı Çermik adıyla da anılır.

Sivas Kangal Balıklı Kaplıca

Kaplıcanın rakımı: 1425 metredir. Kaynaklar: kuzey-güney doğrultusunda dizilmiştir. 5 ayrı yerden kaynak almaktadır.
1917 yılında sazlık bir alan olan kaplıca: 1966 yılında, 4 havuz ve 2 katlı-16 odalı bir motel ile hizmete açılmıştır.

Günümüzde ise: 4 kısım otel, 16 özel banyo, lokanta, market ve çay bahçesi bulunmaktadır. Bayanlar ve erkekler için: ayrı ayrı girilebilen, 2 adet üstü açık, 2 adet üstü kapalı havuz ve 2 adet yüzme havuzu ve soyunma yerleri var. Havuzlar: günde 1500 kişiye kadar hizmet verebilme kapasitesindedir.

Kaplıcada: özellikle deri hastalıkları, sedef hastalığı (psoriasis) ve romatizmal hastalıkların tedavisi mümkündür. Tahriş olmuş durumdaki veya herhangi bir enfeksiyondan oluşmuş, cilt dokusundaki yaraları; egzama, cerahatli sivilceler ve hatta tıpta tedavisinin imkansız olduğu bilinen “sedef” hastalığı gibi cilt hastalıkları; 2-10 cm. büyüklüğündeki “Cyprinide (sazangiller) familyasından: Cyrinion Macrostamus (beni balığı) ve Gara rufa (yağlı balık) türündeki balıklar tarafından iyileştirilmekte ve izleri kaybolmaktadır.

Kaplıca suyunun önemi: kimyasal özellikleri ve içinde yaşayan bu balıklardan ileri gelmektedir. Suyun içinde yaşayan balıklar: insan vücuduna, saldırırcasına gelmektedirler ve balıkların, özellikle cilt-deri hastalıklarını iyileştirdikleri söylenir.

Bu balıkların: kaplıcanın 36-37 derece sıcaklıktaki suyunda yaşıyor olmaları ve mucizevi bir tedavi yöntemi uygulaması: burayı dünyada tek yapan başlıca özelliktir. Zaten: kaplıca, 2003 yılında, Sağlık Bakanlığı tarafından “Sağlık Tesisi” olarak tescil edilmiştir.

Kaplıcaya ilk kez girenler: bir ürperti yaşarlar. Çünkü: suya girer girmez: ince, kahverengi, gri, bej renginde sazan ve kaya balığı türündeki balıklar: hastanın çevresinde dolaşmaya ve ciltte hastalık belirtisi olan yerleri temizlemeye başlarlar.

Hastaların: bu balıklara alışmaları, muhtemelen 2-3 gün sürer. Dişleri olmayan bu balıklar: 36-37 derece sıcaklıktaki suyun yumuşatmış olduğu: kabarık, yara kabuklarını, yavaş ağız hareketleriyle, acıtmadan ve kanatmadan kopararak, cilt pürüzsüz hale gelinceye kadar temizlerler.

Tedaviden olumlu sonuç alınması için: 3 hafta (21 gün) süresince: günde 2 seans şeklinde, 4’er saat havuza girmek ve toplam 8 saat suda kalmak gerekir. Ayrıca: sabahları, herhangi bir şey yemeden önce, birkaç bardak şifalı sudan içmek gerekir.

Sivas hakkındaki gezi yazım için Sivas

Ankara Haymana

Ankara Haymana

Dünyanın en yararlı ikinci kaplıca suyunun burada bulunduğu tescillenmiş. Ankara yakınlarında, tam bir tedavi merkezi, güzel bir dinlenmeye ihtiyacınız bulunduğunda, mutlaka Haymana’ya gidip, buradaki tesislerde, kısa bir tatil yapmalısınız.

ULAŞIM

Ankara’nın güneyinde yer alır. Ankara şehir merkezine uzaklığı, 74 km. dir. Gölbaşı’na uzaklığı ise, 55 km. dir. Polatlı’ya uzaklık ise: 42 km. dir. Ormanlık yok denecek kadar azdır.

Ankara Haymana

TARİHİ

Bölgede: Gavur kalesi denilen yerde yapılan kazılarda: üç kültür tabakası ortaya çıkarılmıştır. Bu üç kültür tabakasının ilk yerleşimi: Hititler, büyük bir imparatorluk kurarak, 600 yıl süresince, Anadolu’da egemenlik kurmuşlardır.

Bunun sonucu olarak: bu kalenin, MÖ. 1600 yıllarında yapıldığı düşünülmektedir.

Hititlerden sonra; bölgede, egemenlik kuran kavim: Frigler. Gavur Kale bölgesinde: ikinci kültür bölümünde; Frigyalıların, Haymana civarında yaşadıkları tespit edilmiştir.

Son olarak: bölgede, Galatların egemenlikleri görülüyor. Ankara ve yöresi, bir süre, Galatların en büyük merkezi olur.

Bölge: MÖ. 25 yıllarında, Romalıların hakimiyetine girer. Bugünkü kaplıcaların: 1-1.5 km. doğusunda, Yılanteseri denilen bölgede bulunan harabeler: Romalılar dönemine aittir. Romalılar: bu bölgeyi, şifa merkezi olarak kullanmışlar.

Romalılardan sonra, Bizanslılar, bölgede egemen olurlar. İmparatorluk ordularının, kışlık konaklama yeri olarak, bu bölge öne çıkar. Bu nedenle: bölgede, bol miktarda Bizans kalıntısı görülür.

1127 yılından itibaren: bölge, Selçukluların hakimiyeti altına girer. Selçuklular; kaldıkları sürede, Haymana’da, günümüze kadar ulaşan iki eser bırakırlar. Günümüzde: Haymana’nın Kutluhan köyünün yakınında bulunan, Kutluhan Camisi ve 1188 yılında yapılmış, Yenice köprüsüdür.

Timur: 1402 yılında, Ankara Savaşını kazandıktan sonra: Haymana ovasını ele geçirir. Timur döneminden sonra ise, 1521 yılında, bölge Osmanlı topraklarına katılır.

Tarihi süreç içinde: bugünkü ilçe merkezi, başlangıçta Sivri köyünde imiş. 1862 yılında, büyük bir yangın sonucu: Hükümet Konağı yanınca: geçici olarak, Sarı Değirmen köyüne yerleşilmiştir. Orada, 6 yıl kaldıktan sonra: 1880 yılında, kasaba merkezi, şimdiki yerinde kurulmuştur. O yıllarda kasaba yeri, boş bir arazi olup, yalnızca kaplıcaları ile tanınmakta idi.

Takip eden süreçte: Haymana, Kurtuluş Savaşında, Türklerin son cephesi olmuş ve 12 Eylül 1921 tarihinde, Kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır. Bu tarih, aynı zamanda, Yunan ordusunun dağılıp kaçmaya başladığı tarihtir.

Ankara Haymana

GENEL

İlçenin esas geçim kaynağı: tarıma dayanıyor. Bölgede: karasal iklim hüküm sürmektedir. Yükseklik: 1251 metredir. Ormanlık alanların az olması nedeniyle, yıllık yağış miktarı: oldukça düşüktür. Bu yüzden: kuru tarım ağırlıklı ziraat yaygındır.

Bölge: akarsular bakımından fakirdir. Orman alanları: yaklaşık 500 hektardır. Arazi genelde küçük tepecikler şeklindedir, büyük dağlar yok.

2006 yılında yapılan araştırmalarda, termal sularının, dünyanın en iyi termal suları olduğu belirtilmiştir.

KONAKLAMA

Haymana Öğretmenevi 312-6581113    9 oda, 24 yatak var.     Ankara caddesi. No. 52/1.

GEZİLECEK YERLER

KAPLICALAR

Kaplıcalar, şifa noktasında, dünyanın önce gelen kaplıcalarından birisidir. Tarihi Kral Yolu güzergahında bulunan Haymana Kaplıcalarının, tarihi süreç içinde, birçok kavim tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Galatlar: bu bölgeye, “Galatia Salutaris” yani “sıcak su menbası” adını vermişlerdir. Kaplıca, ilk büyük  tamiratı: 1929 yılında görmüştür.

Evet: kaplıcalar, her yıl ortalama 200 bin kişi kaplıcalarda şifa bulmak için ilçeye gelir.

Kaplıca sularının kimyasal özellikleri.

Sıcaklığı, kaynakta 44 ve havuzda 42-43, küvette, 41 derecedir.

İyileştirdiği hastalıklar.

Bikarbonat bakımından zengin, 44 c. Sıcaklığındaki bir sudur. İçinde bulunan radyoaktif zenginlik nedeniyle, özellikle eklem ve kas hastalıklarında, sinir sisteminde, kalp-donanım sistemi hastalıklarında, kadın hastalıklarında yararlanılır.

TESİSLER

İlçe merkezinde, belediyeye ait üç kaplıca ve iki otel var. Medrese, seyran ve merkez kaplıcaları ile, birlikte haymananın termal yatak kapasitesi, günlük 2000 kişiye ulaşır. 68 yataklı cimcime kaplıca oteli ile 120 yataklı termal oteli arasında, bir fizik tedavi merkezi bulunur. Bu kaplıca merkezinde küvet, havuz banyosu, ışın ve fizik tedavi hizmetleri verilir.

CİMCİME SULTAN SÖYLENCESİ

İlçe merkezinde, Cimcime Sultan Türbesi bulunuyor. Bunun enteresan bir söylencesi var. Şöyle ki: “ çocuğu olmayan bir aile; o tarihte, Saraydan, Cimcime isimli bir kız çocuğunu evlatlık olarak alırlar.

Cimcime Sultan, gün geçtikçe büyük ve gelişir. Aile, onu kendi öz evlatları gibi bağırlarına basarlar. Ancak, bir süre sonra, bu ailenin kendi çocukları da olur. Bu yeni doğan kız çocuğu; Cimcime Sultan ile birlikte büyür, ancak, onu kıskanmaya başlar.

Zamanla: annesiyle birlikte, bu kıskançlık duygusu sonucu, Cimcime’yi evden uzaklaştırmaya karar verirler. Sonunda: baba Bizar’da, evlatlık Cimcime’nin evden uzaklaştırılmasını kabul eder.

Baba, bir gece, Cimcime’yi evden çıkarır ve bugünkü kaplıcanın sıcak suyunun kaynağının bulunduğu: sık ormanlık alana götürür. Onu, orada uyutur ve bırakır kaçar. Cimcime; bir süre sonra, korku içinde uyanır. Sıkılır ve üzülür.

Bütün vücudunu sivilceler kaplar ve kabuklu yaralar oluşur. Bu sivilce ve yaraların ağrı ve sızılarına dayanamayan Cimcime; yakınından çıkan sıcak suda yıkanmaya karar verir. Bu sıcak suda, birkaç kez yıkanınca, ağrılarının geçtiğini ve yaraların iyileştiğini görür.

Sonuçta: Cimcime sultan, yer altından çıkan bu suyun yararına ve şifasına inanır ve suyu sahiplenir. Suyu; çevresinde, herkese önermeye başlar. Bu arada:  kendisini orada terk eden, babalığı, bir süre sonra merakını yenemez ve gelir Cimcime’yi görür. Cimcime’nin daha da serpilmiş ve el-yüzü, nur içinde olduğuna inanamaz.

“ Kızım, sana ne oldu ki, değişiverdin?” der. Cimcime:

“ Uyandığım zaman her tarafım ağrı ve sızılar içinde idi, şu kaynayan suda yıkandım, böyle oldum, iyileştim” der.

Daha sonra ise, ilaveten:

“ Baba, öldüğüm zaman, beni buraya gömün, bana bir türbe yaptırın, adını Cimcime Sultan koyun” der.

O gün, bugündür şifalı su: şifa kaynağı olduğu biliniyor ve birçok hastaya deva oluyor.

Gavurkale

GAVURKALE

Haymana Dereköy Mahallesinde, kireç taşı kayalığın tepesindedir. Ankara merkeze yaklaşık 60 km uzaklıktadır.

Burada: rölyef ve çevresindeki iri yapının bir tören yolu ve rampa ile ulaşılan bir dağ tapınağı olabileceği düşünülür. Bir kraliyet mezar anıtı olabileceği de iddia edilir.

Tepede ayrıca Hitit dönemlerinde kullanıldığı düşünülen bina temelleri vardır. Bu yüzden, tepedeki yapıların (mezar veya tapınak) izole değil, bir yerleşim yeri içindedir. Bu yapıların muhtemelen rahipler için evler olduğu düşünülür.

Tepenin eteklerinde:

Babayakup deresinin bir kolu olan çok sayıda pınar var.

Tepenin dik güney yüzündeki kaya cephesi üzerinde:

Bu kabartma çok net değildir, muhtemelen bir tanrıça betimlenmiştir.

MÖ 11-13’ncü yüzyıllarda yapılmış, tahtına oturan bir tanrıça (muhtemelen “Arinna Şehri Güneş Tanrıçası”) ve ona yönelik tapınır vaziyette betimlenmiş 2 silahlı erkek figürü var. Tanrıçanın konik bir başlığı var.

Çevresinde muhtemelen yazıt da vardı ama günümüzde görülmez. Tanrıça figürü, kaya yüzeyinin daha yukarına yapıldığından, muhtemelen erozyona uğramıştır.

Bu erkekler, muhtemelen Hitit kralı ve Hava Tanrısıdır. Bunlar insan boyutlarındadır. Sivri uçla başlıkları ve kıvrık uçlu ayakkabıları var. Kemerlerinde kılıç taşıyorlar. Figürlerin şapkalarında, tanrısallığın sembolü olan boynuzlar var.

Öndeki figür: sakalsız, arkadaki figür sakallıdır. Tanrılardan birinin başlığı: hem önden hem de arkadan, üçer boynuzla bezenmiştir. Diğer tanrının başlığı ise, sadece önde üç boynuz vardır.

Doğu yamacında:

Bu kabartmalara doğru yükselen ve tören yolu olarak nitelenen bir rampa ve kabartmaların solunda, muhtemelen törenler sırasında sunuların ve tanrı figürlerinin konulması için düzenlenmiş bir kaya bankı var.

Kaya kabartmaların tam karşısında, kayalık tepe üzerindeki düzlükte;

Bu odaya ulaşmak için: tören yolundan geçilmesi gerekir.

Burada kiklopik tarzda bazalt/andezit bloklarla yapılmış olan yapının, kuzey duvarında monolit taşlarla yapılmış, içine merdivenle inilen kemerli bir yeraltı odası var. Bu yapının bir tapınak veya mezar odasından oluştuğu ve “Taş Ev” olarak nitelendirildiği düşünülür.

Ölçülere 3 x 4 metredir. Yalancı  tonozla örülmüştür. Büyük oda blok taşlarla kapanmıştır. Bu tepenin içine doğru giden bir tünelin olduğunu kanıtlamaktadır.