İngiltere Londra Tarih

İngiltere Londra Tarih

Londra (Londinium Augusta) Roma öncesi bir yerleşim yeri üzerine kurulmamıştır. Bu alan elverişli konumu yüzünden tercih edilmiştir.

Thames Nehri ağzına bir köprünün yapılabileceği en yakın noktaydı.

Bir kavşakta bulunan kent, ticari bir merkez olarak gelişti.

Kuruluş tarihi belli değildir.

Roma imparatoru Caesar, imparatorluk topraklarını genişletmek için, İngiltere’ye iki kere gelir, (MÖ 56 ve 55 yıllarında) Ama yerleşime dair herhangi bir iz bırakmadan geri döner. Ada, MS 43 yılında, İmparator Claudius tarafından ele geçirilir.

İmparator Thames nehri üzerine, ilk köprüyü kurarak, Londinium adlı ticaret limanının temellerini atar. Yani, dünyanın en eski kentlerinden biridir. İsminin kökeninin “akan nehir” olduğu düşünülmektedir.

Romalı mühendisler, bugün “City” olarak bilinen bölgeye, bir bazilika, bir meydan, tapınaklar ve yaklaşık 50.000 kişilik nüfusun yaşayabileceği büyüklükte malikaneler yaparlar. Bugün St Pauls Cathedral’ın bulunduğu tepeye, Romalılar döneminde Tanrıça Diana adına adanmış bir tapınak ve çeşitli ibadet yerleri yapılır.

MS 60’da Boudicca’nın Roma’ya karşı ayaklanması sırasında yıkılan Londra, kısa süre sonra tekrar inşa edilmiştir.

Roma’nın Britanya’daki varlığının başlarında önemli kentlerinden biri olmayan Londra (kuzeydoğuda Camulodumun, bugünkü adı Colchester ilk Roma başkentiydi) mali önemi arttıkça, zamanla gerçek bir kente dönüştü ve imparatorluğun son dönemlerinde en önemli kentlerden biri haline geldi.

Roma Londra’sının kalıntıları, parçalı halde orada burada bugünkü metropolün merkezinin altında bulunur.

Londra’nın bu erken dönemdeki mimarisine ulaşmadaki bir başka güçlük de inşaatlarda tercih edilen malzemenin pek dayanıklı olmayan ahşap olmasıydı.

Bu zorluklara rağmen, kentin temel planı bilinmektedir. Dikdörtgen biçimli kent, Thames’e bağlanan Walbrook deresiyle iki kısma ayrılıyordu. İlk yerleşimler doğu yarıdaydı. Doğu yarıda, kuzey ucunda çok büyük bir bazilika bulunan geniş bir Forum inşa edilmişti.

Kent yönetimi burada bulunuyordu.

Kent ızgara planına sahip gibi görünür. Ne var ki, modern Londra’nın son derece düzensiz planında bu birbirine dik sokaklar korunamamıştır.

Bir noktada, muhtemelen zenginlik ve nüfusun sert şekilde düşüşe geçtiği ve hakkında fazla bilgi bulunmayan 5 ve 6’ncı yüzyıllarda, kentin refah ve kentsel dokusu ciddi kesintiye uğramıştır.

İkinci yüzyıl yapıları arasında, nehir kenarında yönetim ofisleri, kuzeybatı uçta yaklaşık 5 hektar alanı kaplayan, geniş bir kale ve kale yakınlarında bir amfi tiyatro vardı.

Yapılan kazılarda güneybatı, nehir yakınlarında ve güneydoğudaki özel bir evde, hamamlar ortaya çıkarılmıştır.

Nihayet 3’ncü yüzyıl başlarında, nehir kıyısı da dahil, kentin çevresini kuşatan bir duvar yapılmıştır. Bu surların kalıntıları, günümüzde “Barbican” bölgesinde görülebilir.

Kuzeybatıdaki kalenin iki cephesi, bu savunma sistemine dahil edilmiştir.

Kuşatılan alan, 132 hektar kadar olup, Londra’yı Roma Britanyasındaki en büyük kent kılıyordu. Ek kulelerle desteklenen bu tahkimat, orta çağlara kadar hizmet verecekti.

Mitra Tapınağı:

Londra’da Roma döneminden kalma en önemli buluntulardan biri, 1953-54’te, Walbrook’un doğu kıyısı boyunca yapılan kazılarda ortaya çıkarılan “Mitra Tapınağı” idi.

2’nci yüzyıl sonlarına tarihlenen bu tapınak, muhtemelen İran kökenli olan tanrı Mitra’ya adanmıştı. Kült gizliydi. Erkeklerle kısıtlıydı ve üyelik ritüelinden geçmesi gerekiyordu. Özellikle imparatorluk sınırları boyunca konumlandırılmış ordu içinde, ama aynı zamanda Roma ve limanı Ostia’da popülerdi.

4’ncü yüzyıldan sonra popülerliği hızla söndü. Metra inancı, tam olarak anlaşılamamıştır. Metinlerden çok bilgi elde edilemediğinden, anlayış tasvirlere ve bina kalıntılarının yorumlanmasına dayanır. Mitra tapınakları, mağaraları andıracak şekilde inşa ve dekore edilirdi. Hatta, Londra’daki kısmen yeraltındaydı.

Bu dindeki kilit olay olan Mitra’nın bir kutsal boğayı öldürüşü, düzenli olarak tapınaklarda tasvir edilmiştir. Ayrıca sıkça gösterilen bir tasvirde de Mitra ile güneş tanrısı Sol’ün öldürülmüş boğanın yanında paylaştıkları ziyafettir.

Çoğunluk tarafından kozmik öneme sahip bir kurban eylemi olarak görülse de bu olayların anlamı bilinmemektedir.

Roma imparatorluğunun duraklaması ve düşüşe geçmesi üzerine, MS 410 yılında, Londra’daki Roma orduları geri çağırılır. Bu dönem, karanlık çağın başlangıcıdır. Londinium, bataklık haline gelerek, bir hayalet kasabaya dönüşür.

 

İngiltere Londra Tarih

Bu dönemde

Saksonlar, Kuzey Denizini aşarak, adaya ayak basarlar. Londra ise: bölgede bulunan son Romalıların tohumlarını attıkları Hıristiyanlığın etkisi altına girer. Aziz Aethelbert, ilk Hıristiyan kral olarak: ahşap bir kilise yaptırır ve Aziz Paulus’a adar. Bu kilise, gelişen tarihi süreçte, dört kez yıkılır ve yeniden inşa edilir.

Saksonlar ve Vikingler ve Danlar arasındaki çatışmalar sonucu: Dan’lar galip çıkarlar ve 1016 yılında, Londra, Winchester’in başkenti olur. 1040 yıllarında: dindar kral Aziz Edward:  Westminster Abbey’i yaptırır. Ancak: William, 1066 yılında, Edward’ı yener ve “Abbey”de taç giyer. Bu gelenek, devam eden yüzyıllar boyunca aynı şekilde sürer.

William: Londra’nın zenginliğini ve ticari potansiyelini fark ederek kilise ile olan ilişkilerini geliştirir. Günümüzün anıtsal kulesi: “Tower of London” ın yapımını başlatır. Başlangıçta: yalnızca, çamur ve ahşaptan basit bir kale olan bu yapı; kralın gücünün simgesi olarak, White Tower ile birlikte, muhteşem bir saray-kaleye dönüşür.

1136 yılındaki yangında: ahşap binaların yanmasından sonra; şehirde düzenli sokaklar açıldı, taş ve tuğla binalar inşa edildi. Diğer yandan ise, yabancı tüccarların kurduğu koloniler de gelişti.

İngiltere Londra Tarih

Kral Aslan Yürekli Richard döneminde

Londra Belediye Başkanı seçimle belirlenir. 1215 yılında ise, John tarafından: “Magna Carta” imzalanır. Bu anlaşma: Londra şehrine, özerklik sağlar. Palace of Westminster, hükümetin merkezi olur.

1340 yılında, şehrin nüfusu: 50.000’dir. 1348 yılında ise, kara ölüm denilen veba salgını sonucu, Avrupa’nın diğer birçok yerinde olduğu gibi, bu şehirde de, halkın yarısı ölür.

VIII. Henry’in, 1547 yılında ölümü üzerine, kızı I. Elizabeth dönemi başlar. Elizabeth’in 45 yıllık iktidarında: İngiltere, daha önce görmediği kadar zengin ve güçlü bir ülke haline gelir. 1588 yılında, İspanyol donanması, İngiliz deniz gücü tarafından yok edilir ve İngiliz denizcileri, bundan sonra, yeni zenginlikler bulmak amacı ile denizlere açılırlar ve sömürgecilik dönemi başlar.

I. Elizabeth’den sonra:

Tahta çıkan Stuartlar, başarısızlıklarıyla hatırlanırlar. Kral I. James: 1605 yılında, Barut suikastına kurban gitmekten son anda kurtulur. 5 Kasım tarihinde, Guy Fawkes denilen bir adam, kralı havaya uçurması planlanan patlayıcıyı ateşlerken yakalanır. Bu tarih, her yıl, Guy Fawkes kuklaları yakılarak, havai fişek gösterileri eşliğinde hatırlanmaktadır.

Daha sonraki tarihlerde gelişen olaylar sonucu monarşiye son verilir. Britanya, kısa bir süre için cumhuriyetle yönetilir.

1665 yılında, yine bir veba salgını görülür. Muhtemelen, 110.000 insan ölür. Şehir tam vebadan kurtulurken, 1666 yılında, büyük bir yangın çıkar. City of London bölgesinin, yaklaşık yüzde 80′ lik bölümü zarar görür ve 100.000 kişi, evsiz kalır. Yangın sırasında, şehir kısa sürede boşaltılır, yalnızca 8 kişinin öldüğü kaydedilir.

Sir Cristopher Wren

Yeni şehrin yapımı ile ilgili komisyonun başkanı olur. Wren’in, büyük yangında ölenler için diktiği anıt: 311 basamaklı merdivenine tırmanan ziyaretçilere, muhteşem bir manzara sunmaktadır.

18. yüzyıl ile 19.yüzyılın başlarında: Londra, dinamik bir başkent haline gelir. British Museum halka açılır. Bu dönemde: nehrin güney yakası ile East End bölgesi: gecekondu mahalleleriyle doludur. Şehirli yoksullar, kendilerini alkole verirler. Cin tüketiminin yaygınlaşmasıyla, suç oranları yükselir.

Britanya ve Amerika kolonileri arasındaki vergi anlaşmazlığı sonucu, Amerika bağımsızlık savaşını kazanır. Ada: 18.yüzyılda, Fransız Napoleon’un istilası ile karşı karşıya kalır.

Amiral Nelson, 1805 yılında, Trafalgar savaşında, Fransız donanmasını yenince, bu istila olasılığı biter. 10 yıl sonra, Wellington Dükü, Waterloo Savaşında, Napoleon’un yine yener.

1801 yılında: Londra, bir milyonu aşan nüfusu ile, dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri haline gelir. Kolonilerin zenginlikleriyle yüklü gemiler, East End limanlarına, yeni insanlar ve kültürler getirirler.

Zenginler, imparatorluğun yağmalarından beslenerek iyice zenginleşirler. Yoksullar ise, içler acısı ortamlarda yaşamaya devam ederler.

Londra, hızla büyümektedir. 1855 yılında: Metropol İdaresi Kanunu çıkarıldıktan sonra: şehrin metropolleri gelişmeye başladı.

Zamanla gelişen ulaşım olanakları: şehrin, dış banliyölere doğru gelişmesinde önemli rol oynadı. 1861 yılında, nüfus, 3 milyonu aşar.

Toplu taşımanın gelişmesiyle, şehir sınırları, kırsal bölgelere kadar yayılır. Otobüsler, trenler ve 1863 yılında açılan, dünyanın ilk yer altı demiryolu, yepyeni bir Londralı tipini yaratır. Her gün evle-iş arasında gidip gelen banliyö trenli kesim.

Derken, 1915 yılında, Alman zeplinleri, şehre ilk bombaları bırakmaya başlarlar. I. Dünya savaşı sonucu, Londra’nın genç nesli tükenir. Şehir, tam 57 gece bombalanır.

Savaşın sonunda, şehirde, 30.000 kişi ölmüş, 3.5 milyon ev harap olmuştur. Bütün bunlara rağmen, Winston Churchill; Britanya’nın boyun eğmeyen önderi haline gelir.

1939 yılında, çevredeki yerleşmelerle birlikte, Londra metropoliten alanının nüfusu: 8 milyona yaklaştı.

İkinci Dünya Savaşı sırasında: havadan gelen akınlarla, şehir ağır bir yıkıma uğradı, ancak sonraları yeniden inşa edildi.

Savaş sonrası: şehirde, molozların temizlenmesi ve tutumluluk dönemi başlar. 1951 yılında, Britanya Festivali, başkenti tekrar güzel sanatların merkezi haline getirir. 1960 yıllarında, şehre, rock yıldızları, sanatçılar ve moda tasarımcıları akın etmeye başlar.

İngiltere Birmingham Genel

İngiltere Birmingham Genel

Şehir, İngiltere’nin iç batı bölgesindedir. Şehrin denizden yüksekliği: 200-300 metre arasındadır. Mimarisinin güzelliği ve kanalları ile dikkat çekmektedir. Özellikle: kanalların bulunduğu bölgede gezinirken yorulduğunuzda bir mekana oturup güzel dakikalar geçirebilirsiniz. Bu kanallar: bir zamanlar teknelerle mal taşımak üzere yaptırılmıştır.

Söylenenlere göre: kanalları ile ünlü Venedik şehrinden daha çok kanalı vardır, ama: şehir Venedik şehrine göre daha büyük olduğundan, kanallar şehrin çevresini kaplamadığından, Birmingham, Venedik’ten daha ünlü olamamıştır. Ayrıca: bu kanalların büyük çoğunluğunun şehir merkezinde bulunmadığını da söylemem gerekir.

Ancak, her şeye rağmen: burada yaşamak veya eğitim görmek dışında, gezmek için burayı tercih ederseniz, 3-5 günden fazla kalmanız mutlaka canınızı sıkacaktır. Yani, genel anlamda ölü bir şehir denilebilir. Hareketlilik ve modernlik göremezsiniz. Görüntüde gri tema hakimdir.

Nüfus yoğunluğu değerlendirildiğinde, İngiltere’nin üçüncü büyük şehridir. Şehirde 200 park alanı bulunmaktadır ve bunların büyüklüğü 6000 dönümdür. River Lea kenarında Cannon Hill bölgesinde ise: büyük bitki ve hayvanların doğal ortamda yaşayabildikleri 6.5 dönümlük bir doğa merkezi bulunmaktadır.

Bizim açımızdan şehrin önemi, THY’nin buraya direkt uçuşlara başlamasıdır.

İngiltere Birmingham Genel;

 

TARİH

Şehirde, çok çok önceki tarihlere kadar uzandığı bildirilen yerleşim bulunsa da, bunu kanıtlamak mümkün olmamıştır. 1. yüzyıl boyunca İngiltere’de görülen Romalılar: Birmingham yaylası ve ormanlık alanda da görülmüşlerdir.

Bölgede: MS.48 yılında yapılan Roma yolları görülür. Edgbaston bölgesinde ise, yine aynı tarihe tarihlenen bir kale kalıntıları görülmektedir ki, ismi “Metchley Ford” dur.

Anglo-Sakson döneminde şehirde yerleşme görülür. Şehrin isminin anlamı, eski İngilizcede “ev” veya “yerleşim” demektir. Şehirdeki ilk yerleşim: MS.6. ve 7. yüzyıl başlarında görülür.
1085 yılında, Birmingham şehrinin az nüfuslu ve yoksul bir yer olduğu görülür.

1165 yılına gelindiğinde ise, şehrin bir ticaret merkezi olduğu görülür. 16.yüzyıla gelindiğinde: kömür ve demir cevheri bulunması nedeniyle bölgenin öneminin arttığı ve yeni sanayi tesislerinin kurulduğu görülür.

17.yüzyılda, İngiltere iç savaşı sırasında, şehir küçük silah üretiminin merkezi haline gelir. 1760-1850 yılları arasındaki sanayi devriminin esas merkezi ise, yine Birmingham şehri olarak bilinir. Şehirde: 1708 yılında: demir cevheri üretiminde kok kömürünün kullanılmaya başlanması sonucu “dökme demir” elde edilir.

1731 yılında ise: şehirde, mekanize pamuk endüstrisi hızla gelişmeye başlar. 1741 yılında dünyadaki ilk pamuk fabrikası, bu şehirde kurulur. 1780’li yıllarda ise, şehirde kimya endüstrisi gelişir.

En önemli gelişme ise, 1775 yılında endüstriyel buhar motorunun James Watt ve Matthew Boulton tarafından keşfedilmesiyle yaşanır. Su, hayvan ve insan kapasitesinin terk edilerek, bu gücün kullanılması ile yüzyıl boyunca sürecek sanayi devriminin temeli atılır.

19.yüzyıla gelindiğinde: Birmingham, dünyanın ilk uzun menzilli demiryolu hattına sahip olur.

1839 yılında ilk modern evrensel posta sistemi, Rowland tarafından bu şehirde icat edilir. 1889 yılında: Kraliçe Victoria tarafından buraya şehir statüsü verilir. Neville Chamberlien ilk belediye başkanı ve ardından ülkenin Başbakanı olur. 1900 yılında, şehirdeki ilk üniversite kurulur.

1950-1960’lı yıllar, şehirde büyük inşaat faaliyetlerinin olduğu dönem olarak görülür. 1951 yılında göçler nedeniyle şehrin nüfusu en yüksek düzeye ulaşır.

 

İngiltere Birmingham Genel;

DİL

Şehirde standart İngilizceden farklı bir lehçede dil kullanılıyor. Yani: farklı sözcük ve kelimeler var, mutlaka dikkatinizi çekecektir. Birminghamlılar bildiğiniz İngilizce dışında sanki ayrı bil dil konuşuyorlar. Zaten bu nedenle: İngiliz komedyenlerin birçoğu da bu şehirden çıkıyormuş.

 

 

İNSANLAR

Şehirde yaşayan insanların büyük çoğunluğu beyaz ırk ve bir kısmı Uzakdoğulu ve küçük bir kısmı da siyahi nüfustur. Yani, şehir, Londra gibi yabancı nüfusu fazla bir yer olarak öne çıkmaktadır. Şehirde bol miktarda Çinli ve Pakistanlı bulunması nedeniyle: değişik kültürel yapı ortaya çıkmaktadır ve bu durumun, İngiltere’deki ırkçıları rahatsız ettiği söylenir.

Birminghamlılar: İngiltere’nin diğer birçok bölgesindeki insanlardan farklı olarak: sıcak ve yardımseverdir denilebilir. Yerlilere “brummie” denilir ve bunlar genellikle “kızıl” olurlar. Öte yandan, sanayi şehri olması nedeniyle, Birminghamlıların birçoğu zengindir. Özellikle: orta yaş ve üstü Birminghamlılar harikadır.

 

 

İKLİM

Şehirde ılıman deniz iklimi hakimdir. Ancak ülkenin diğer şehirlerine nazaran daha yüksekte olduğundan, buranın karlı olduğu görülür. En yüksek ortalama sıcaklık değeri: Temmuz ve Ağustos aylarında 21 derece olarak ölçülmüştür.

En düşük ortalama sıcaklık ise, Aralık-Ocak-Şubat aylarında görülür ve 6 derece civarındadır. Şehir ziyaretinizde aşırı şiddetli rüzgar mutlaka size kendisini hissettirecektir.

Rüzgar, an gelir yolda yürümeyi dahi engelleyecek şekilde hızlanır. Ayrıca: ülkenin diğer şehirlerinde olduğu gibi, yağmur eksik olmaz.

 

ULAŞIM

Şehirde muhteşem bir tren yolu ağı bulunuyor. Bu yüzden: burada yaşarken, başta Londra olmak üzere, ülkenin diğer birçok yerine günübirlik gidip geri dönebilirsiniz. Şehir içinde üç tren istasyonu bulunuyor.

Bunlar: New Street, Moor Street, Snow Hill. Özellikle: New Street istasyonu: İngiltere genelinde birçok büyük kasaba ve şehirle hızlı ve sık hizmet verilen ulusal demiryolu ağının merkezi durumundadır. Buradan Londra-Euston istasyonu ile direkt bağlantı bulunmaktadır.

Gelelim havaalanına. Coventry yolu üzerinde bulunan havaalanı pek sıkıntılı değildir. İşlemler gayet hızlı ve pratik yürütülüyor ve saatlerce beklemek zorunda kalmıyorsunuz. İstanbul-Birmingham arasındaki hava yolculuğu yaklaşık 4 saat 10 dakika sürüyor.

Havaalanı şehir merkezinin 8 km. doğusundadır. Ücretsiz olarak kullanılan “Hava-Ray” bağlantısı: her gün saat: 05.00-02.00 arasında: yolcu terminallerini, havaalanı tren istasyonuna bağlamaktadır.

Yolculuk süresi 2 dakikadan azdır. Havaalanı tren istasyonu ile Birmingham uluslar arası tren istasyonu arasındaki yolculuk tek yön: 3 paund tur ve yolculuk 15-20 dakika sürer.

Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım için otobüs tercih ederseniz: 2 paund ücret ödemeniz gerekir.

Taksi düşünürseniz: 30 dakikalık taksi yolculuğu için 22 paund civarında ücret ödemeniz gerekir.

 

İngiltere Birmingham Genel

 

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Trafik Londra şehrine göre oldukça rahattır. Şehir içi ulaşımı büyük ölçüde otobüsler ile yapılır. Şehirde: otobüsler ile her yeri birbirine bağlayan çok büyük bir ağ bulunmaktadır. West Midlands denilen yerde: bilet alma, rota planlama ve gereken tüm çevrimiçi tarifeleri ve ücret bilgilerini almak mümkündür.

Otobüslere bir biniş bileti: 1.20 paund. Ancak gece saat 24.00 den sonra otobüs bulunmaz. Öte yandan: otobüslerin arka koltuklarına oturmamanızı öneririm çünkü bu arka koltuklarda bazen zencilerin esrar çektikleri görülür.

Taksiler

Şehirdeki taksiler, yanınızda ağır bagaj veya geç bir saatte bir yere ulaşmanız için idealdir. Şehirde “siyah” taksi operatörlerine, şehir içinde elinizi kaldırarak veya birçok taksi sırasında ulaşabilirsiniz. Ama bunlar genellikle: New Street istasyonu, Stephenson Street ve Digbeth otogarında bulunmaktadırlar.

Comcab olarak isimlendirilen taksiler ise şehir ve çevresindeki seyahatler için hızlı ve en uygun seçimdir. Bu taksiler büyük bir filo ile, şehir genelinde 24 saat ve haftanın 7 günü çalışırlar. Sürücüler, şehrin mükemmel coğrafyasına hakimdirler.

 

ELEKTRİK

Şehirde 230 voltluk elektrik akımı kullanılır. Ancak, priz uçları düz ve üç uçludur. Bu yüzden, ülkemizden götürdüğünüz elektrikli cihazlarınızı çalıştırabilmek için yanınızda priz ucu dönüştürücüsü bulundurmanız önerilir.

 

ÜNİVERSİTELER

Şehirde 6 üniversite bulunmaktadır. Bunlar: Birmingham Üniversitesi, Aston Üniversitesi, Birmingham City Üniversitesi, Univercity College Birmingham, Hukuk Üniversitesi, Newman Üniversitesi.

Bu üniversitelerde, yaklaşık 65 bin öğrencinin eğitim gördüğü söyleniyor. Üniversite kampus yaşamlarının çok güzel olduğu söyleniyor. Bu yüzden üniversitede çalışan ve eğitim görenlerin büyük kısmının: şehir merkezine pek inmedikleri söyleniyor.

Ancak: özellikle Aston Villa üniversitesi şehir merkezine çok yakındır ve buranın öğrencileri 4-5 dakikalık yürüyüş mesafesinde olan şehir merkezine sıkça inerler.

 

FUTBOL

Birmingham şehri, spor tarihinde önemli rol oynamıştır. Dünya üzerinde, lig tipi futbol yarışması, ilk olarak Birmingham şehrinde düzenlenmiştir. Aston Villa şehrin en ünlü futbol kulübüdür ve 1874 yılında kurulmuştur. Şehrin diğer ünlü futbol takımı ise Birmingham City takımıdır ve 1875 yılında kurulmuştur. Bir diğer ünlü takım ise “West Bronwich Albion” takımıdır ki, her üçü de İngiltere’de ünlü premier leaguda mücadele ederler.

 

TURİZM

  1. Edgbaston
  2. Broad Street
  3. New Street
  4. Digbeth
  5. Balti Triangle

 

EDGBASTON

Bu bölge şehir merkezinin biraz dışında kalmaktadır ve üniversite buradadır.

 

BROAD STREET

Şehrin en hareketli caddesidir denilebilir. Ayrıca: burada kanallar bulunuyor yani bir anlamda Venedik denilebilir mi bilmiyorum ama benzeridir gibi. Ancak: bu kanalların büyük çoğunluğunun kapalı olduğunu belirtmem gerekir.

Bu bölgede: şehrin ve hatta İngiltere’nin en büyük gece kulübü olan “gatecrasher” bulunur. Bunun çevresinde de yine birçok eğlence mekanları mevcuttur. Bu mekanlar: özellikle hafta sonlarında çok hareketli ve renklidir.

 

THE İCC

Burası gerçekten güzel bir merkezdir.

 

NEW STREET

Burası alışveriş alanı olarak bilinir. Caddenin sonunda “Bull ring” denilen büyük bir alışveriş merkezi bulunuyor. Bunun yanında ise, “Open Market” ve “China Town” bulunuyor.

 

DİGBETH

Burada “İris” bölgesi ve devamında endüstriyel alanlar yani fabrika ve tesisler bulunuyor. Öte yandan: şehirdeki büyük İrlandalı topluluklar buradadır.

 

BALTİ TRİANGLE

Burası şehirdeki Hindu bölgesidir. Ancak, bu Hindular genellikle Müslümandır.

 

 

İngiltere adım adım Londra gezisi

İngiltere adım adım Londra gezisi

Değerli okurlar; Londra şehrini aslında genel anlamda, bu sitede bulunan bir yazıda sizlere anlatmıştım. Ama bu kez: Londra için daha fazla zamanım oldu ve Londra şehrini daha ayrıntılı, hatta adım adım gezmek isteyen gezginler için; ilave olarak “adım-adım Londra” ismi altında: şehri bölge bölge ve her bölgedeki gezilmesi gereken yerleri ayrı ayrı tanıtan bir dizi yazı hazırladım ve sonraki bölümlerde: bunları size sunuyorum.

Londra şehrinde zamanınız varsa; bir şehir haritası edinin ve bu yazıları inceleyerek ilginizi çeken yerleri işaretleyin; işaretlediğiniz bu yerlere göre, kendinize çok ayrıntılı bir gezi planı yapabilirsiniz.