Mısır Genel

Mısır Genel

Evet, Mısır;  Mısır’ın ünlü antik tarihi, modern dünyanın ilgisini çekmektedir. MÖ. 3200 yıllarından sonra, Hıristiyanlığın ortaya çıkışına kadar, bu coğrafyada gelişen imparatorluk: dünyanın gelmiş geçmiş en büyük uygarlıklarından biriydi. Napolyon: 19’ncu yüzyılın başında: subaylarını, ülkeye keşfetmeye gönderdikten sonra, bu subaylar ülkelerine, yarı gömülü heykellerin ve sütunların çizimleriyle döndüler. Bunun üzerine: dünya, bu kadarı ile yetinmek istemedi.

Howard Carter

1922 yılında Tutankhamon’un tozlu mezarını incelerken; gördüklerini “muhteşem şeyler” olarak tanımlar. Firavunların ölçülmez servetlerine tanık olur. Kazıyı destekleyen Lord Carnarvon’un; birkaç ay sonra ani ölümü, halk arasında Firavunun mumyasının laneti olarak yorumlanır. Sonuçta: günümüzde, kitapevi rafları ve belgesel kanallarının programları, piramitlerin kökenleri ve amacı hakkında, sözde birçok bilimsel teoriyle doludur. Öyle görülüyor ki; Mısır’a duyulan merak ve ilgi hiçbir zaman azalmayacak.

Evet: coğrafi olarak, Aşağı ve Yukarı şeklinde tanımlanan Mısır’da ekonomi: turizm, Nil ve alüvyonlu topraklarda yetişen, dünyanın en kaliteli ve uzun elyaflı pamuğu ile tekstil ürünleri ihracatına dayanmaktadır.

Müslüman Kardeşler Örgütü’nün çeşitli zamanlarda:

Piramitlerde ve Şarm El Şeyh’te gerçekleştirdikleri bombalı saldırılar, turizm gelirlerini olarak olumsuz etkilese de, Uzak Doğulu turistler için Mısır, her zaman bir çekim merkezi olmuştur. Özellikle: turizmin olumsuz etkilendiği bu dönemde: Mısır hükümeti, aldığı bir kısım tedbirlerle, turizmi yeniden canlandırmayı başarmış. Hatırlarsanız, terörist saldırıları takiben, Mısır’a olan ilgili yine canlı tutabilmek için, Mısır Hükümeti, Antik Mısır dönemine ait bir çok yazılı eser çıkmasını, romanlar yazılmasını sağladı. Kleopatra’nın aşklarını ve diğer firavunların yaşamlarını anlatan romanlar, bir anda piyasada bayağı artmıştı.

Kahire; dünyanın en büyük zincirlerinin, beş yıldızlı otellerinin yoğun konaklama imkanlarına sahiptir. Ülkemiz yani Türkiye açısından durum ise, son birkaç yıldır her iki devletin üst düzey yetkililerinin resmi yakınlaşması nedeniyle, Mısır’a çok sayıda Türk turist gitmeye başlamıştır.

Nil boyunca:

Dünyanın en önemli üç medeniyetinden biri olarak tanımlanan: Eski Mısır tapınaklarını görebileceğiniz, Aswan’a kadar yapılan gemi turları var. Aswan Müzesinde: Yukarı Mısır medeniyetinin örneklerini ve günlük yaşamın sergilenmesini göreceksiniz.

Nil boyundaki bu gezide: ayrıca: dünyanın en büyük barajlarından biri olarak: Cemal Abdülnasır tarafından inşa ettirilen Aswan Barajının yapımı sırasında: yerinden taşınan “Büyük Tapınak” ı (Abu Simbel Tapınağı) görebilirsiniz.

Nil nehrinin iki kıyısında kurulmuş şehirlerde, geleneksel ürünlerin temin edilebileceği pazarlarda: özellikle dünyaca ünlü “Papirüs” bulabilirsiniz. Gize bölgesindeki dükkanlarda yüksek fiyatlardan; büyük indirim yapılarak satılan papirüsleri, Kahire içinde, Han el-Halil gibi çarşılarda, size önerilen son fiyatın dörtte biri fiyata satın alabilirsiniz.

Buraya gidenlere Mısır’ı sorarsanız: eğer tarihe merakı yoksa, size sadece: gürültü, toz, kalabalık, pislik, gerek yiyecek ve gerekse içecek açısından hijyen olmayan şartları ve en önemlisi satıcılar ve dilencilerin sizlere yaptıkları akıl almaz ölçüdeki aşırı bezginlik yaratan ısrarlı tavırlarını anlatacaktır.

Evet: bunlar yalan değil, gerçek, bunların hepsi gerçek. Ama: bunların yanında; başka bir gerçek daha var, birazcık tarihe ilginiz varsa, bu muhteşem yapıları gördüğünüzde etkilenmemeniz mümkün değil. Mutlaka gidin, mutlaka görün.

Mısır

ÜLKEYE GİRMEDEN ÖNCE, TÜRKİYE DE YAPMANIZ GEREKENLER:

1-Para durumunuzu belirleyin ve kredi kartınızı mutlaka yurt dışı kullanımına açtırın. Kredi kartı çok önemli çünkü tapınak, mabet ve müze gibi yerlerin girişlerindeki biletler sadece kredi kartı ile satılıyor, peşin para kesinlikle kabul etmiyorlar.

2-Paranızı (Dolar ve Euro) mutlaka Türkiye de bozdurun. Çünkü: Mısır da para bozdurma şansınız yok. Örneğin: Mısır da sokakta 5 dolarlık bir nesne satın aldınız, eğer yanınızda bozuk para yok ta, satıcıya 100 Dolar veya 50 Dolar verdiniz mi yandınız. Çünkü satıcı paranızın geri kalanını yani üstünü ödememek için size mutlaka başka mallar da satmak için aşırı ısrar edecektir, kabul etmezseniz, paranızın üstünü vermek için sizi uzun süre bekletecektir.

3-Mısır Lirası edinin. Mısır Lirası: demir paraları yok, kağıt paralar 5-10-20-50-100 lük banknotlar şeklindedir. Aralık 2025 tarihi itibarıyla: 1 Mısır Lirası= 1 Türk Lirasıdır. Mısır Lirası uluslararası geçerliliği olmayan bir para olduğu için, zor bulunur, sadece Sabiha Gökçen Havaalanındaki döviz bürolarında var, buradan bence Mısır da kalış süresine göre, 4000-5000 TL verip Mısır Lirası satın alın, bu döviz büroları dönüşte üstünüzde kalan Mısır Lirasını aldıklarını söylüyorlar.

Mısır Lirası nerede lazım olur? Örneğin: tuvalete girmeniz gerekti, Mısır Lirası verirsiniz. (Genelde 20 Mısır Lirası) Yanınızda yoksa Dolar veya Euro vermek durumunda kalırsınız. Veya 1 veya 2 şişe küçük su aldınız, yine Mısır Lirası verirseniz uygun fiyata gelir. Tercih sizin.

Bu arada, Mısır ülkesinde kurumsal satış yerleri (örneğin: Kahire Müzesi satış yeri, Müzede bulunan kafe ve restoranlar) Dolar ve Euro kabul etmezler, ya Mısır Lirası vereceksiniz ya da Kredi kartı kullanacaksınız.

4- Seyahat Sağlık Sigortası: Birçok kişi bu seyahat sağlık sigortasını ihmal ediyorlar. Mısır girişinde bana kimse seyahat sağlık sigortan varmı yokmu diye sormadı, ben yaptırdım, karar sizin.

5-Bavul ve bavullarınız için mutlaka küçük kilitler satın alın, yanınızda plastik şeffaf bant bulunsun. Kilitler bavulların açılıp içinden bir şeylerin çalınmaması için, şeffaf bant ise, bavullar yerlere atılır patlar, çatlarsa yapıştırmak içindir.

6-Kılık-Kıyafet: Mısır öncesinde özellikle bayanlar kılık-kıyafet konusunda tedirgin olurlar. Elbette cami vb ibadet yerlerine girmek isteyenleri dışarıda bırakırsam, Mısır ülkesinde turistlerin kılık-kıyafetine karışanı görmedim hatta birçok turist, tapınaklarda rahat kıyafetler ile geziyorlardı. Ayakkabı da önemli, sakın topuklu ayakkabı ile gelmeyin, tapınaklarda ve piramitlerde yürümek oldukça zor, düz, rahat ayakkabıları tercih edin, bir de elbette şapka ve yaz dönemi için güney kremi olmalı.

7-Mısır da, gerek otel odaları ve gerekse Cruise gemilerinde kış döneminde (Kasım-Aralık-Ocak-Şubat) odalarda klima olmasına rağmen, klimalar sadece soğuğa ayarlı, ısıtma ayarları yok, bu yüzden kesinlikle kalın pijamalar getirmelisiniz, akşamlar ve sabahın serinlikleri için ise, kalın üstler getirmelisiniz.

8-Mısır da sinek, sivrisinek, haşarat varmı? Ben Türkiye den giderken, yanıma sinek-sivrisinek ilacı aldım, Nil nehri malum, mutlaka sivri sinek olur diye, ama kaldığım 7 gün boyunca gerek otellerde ve gerekse gemide sinek-sivri sinek yoktu.

9-Paranızı ve pasaportunuzu iyi korumanız gerekir. Özellikle: bir satıcıdan bir şeyler satın aldığınızda, bir faytoncu veya taksici veya tekneci ile pazarlık yapıp anlaştınız, sonunda asla cüzdanınızdan para çıkarırken sizi görmesinler, özellikle bunu takip ederler, eğer fazla paranız olduğunu görürse, bahşiş bahşiş diye yırtınır ve anlaştığınız paradan daha fazla para ister veya para üstü vermek istemez.

Mısır

 

MISIR, ÜLKEYE GİRİŞ

VİZE-HAVA ALANI:

Evet, Mısır Türk vatandaşlarından yeşil pasaportu olmayanlara vize uyguluyor ancak vize vermek için sıkıntı yaratmıyorlar, kapı vizesi var, yani Mısır da herhangi bir hava alanına uçaktan indiğinizde, alanda bulunan Mısır Bankasına gidip 25 Dolar yatırdığınızda vizenizi hemen veriyorlar, yani “Kapıda vize” uygulaması var. Evet 25 Dolar ödediniz, vize pulunuzu aldınız, pasaportunuza yapıştırın.

Söylediğim gibi Yeşil Pasaportlulara vize yok.

Gelelim, biraz daha önceye, uçaktaki durumlara. Uçakta size bir karton belge dağıtılıyor, bu karton belgeyi doldurun ve hava alanında pasaport kontrol görevlisine vereceksiniz. Bu karton belgede neler yazılı: adınız, soyadınız, pasaport numarası, pasaport geçerlilik tarihi ve Mısır da hangi şehirde kalacaksınız. Bu sorunun cevabı olarak, sadece şehir adı yazmanız yeterli, Avrupa girişi gibi ayrıntılı kalma yeri adresi istemiyorlar.

Evet havaalanından devam edelim. Yeşil pasaportlular pasaport giriş damgası için kuyruğa girdiler, normal pasaportlular vize pulu aldıktan sonra onlar da aynı kuyruğa girerler.

Pasaport kontrol görevlisine pasaportunuz ile birlikte uçakta size verilen ve doldurduğunuz karton formu teslim edersiniz. Görevli polis, pasaportunuzu onaylar ve ülkeye girişiniz sağlanır.

Mısır

Pasaport kontrolünden geçtiniz, 10 adım sonra, başka bir görevli tekrar pasaport kontrolü yapıyor, şaşırıyorsunuz hangi biraz önce olmuştu diye, derdinizi anlatacak kimse yok, yine pasaportunuzu görevliye çıkarıp gösteriyorsunuz.

Sonra; bavulları bekliyoruz, hani Mısır da çok bavul kaybı oluyor deniyor ya, bavullarınızı dört gözle bekliyorsunuz, derken bavullar geliyor, bavullarınızı kontrol edin, açılmış mı, açıldığını düşünürseniz, içindeki eşyalarınızı kontrol edin, çünkü Mısır gümrüklerinde eşya kaybolması nadir vukuat değil, sık olan bir durum.

Evet, bavulları aldınız, sonra x ray cihazlarının bulunduğu bölüme yönlendirildiniz, bavulları kontrol edecekler, bir bakıyorsunuz, kadın-erkek ayrı sıralara yönlendiriliyorsunuz.

İnanılmaz, bugüne kadar 5 kıta 65 ülke gezdim, böyle bir uygulama görmedim. Neyse kadın erkek ayrı sıralara girdiniz, cihazdan bavullarınız geçiyor, bu arada siz de üst baş kontrolüne tabi tutuluyorsunuz, burada yine bir ilginç olay, üzerinizdeki tüm metal eşyalarla birlikte, ayakkabılarınızı da çıkartıp, cihazdan geçmesi için bir sepete koyuyorlar. Hatta üzerinizde hani boyun cüzdanı varsa, onu da çıkarın yoksa, dedektörden geçerken öterse, ayrı bir bölüme alıp üstünüzü tamamen çıkarttırıyorlar.

Sonra: cihazdan geçen bavullarınızın başına gelin, mutlaka bir şekilde bavullarınızı açmanız için masalara yönlendiriyorlar, bu masalarda gümrük görevlileri başlıyorlar bavulları karıştırmaya, bu arada gözünüzü dört açın, mutlaka bir karışıklık esnasında bavulunuzdan bir şeylerin kaybolması mümkün, benin girişte değil, Mısır dan çıkışta, bavuldaki hayati öneme haiz ilaçlarım çalındı, bir de hani sandviç yapar yeriz belki diye aldığım, 250 gramlık eski kaşar peyniri gözümün önünde çalındı, itiraz şansın yok, şikayet şansın hiç yok, çünkü şikayet mercii yok.

Neyse, burayı da geçtiniz, yine 10 adım sonra, bir görevli, tekrar pasaport kontrolü var. Arkadaşlar burada benim kafama takılan bir soru var? Mısırlı görevliler bu saçma sapan uygulamaları Türk olduğumuz için bize mi yaptılar bilmiyorum. Yoksa bu tür uygulamaları, İspanyol, İngiliz veya Fransızlara veya Çinlilere de yaptıklarını, yapabildiklerini sanmıyorum. Çünkü muhtemelen adamlar bir daha bu ülkeye ayak basmamaya yemin ederler.

Bu kontrolden sonra havaalanı free shop mağazaları var, bence hiç zaman ayırmayın, sigara, parfüm ve içkiler oldukça pahalı.

Yanınızda Mısır Lirası getirmesiyseniz, havaalanında bulunan Bankamatik makinası ile biraz Mısır Lirası almanızı öneririm, biraz sonra bu konuyu daha ayrıntılı anlatacağım.

Ayrıca yine Havaalanında, bir e-sim yani cep telefonu hattı satan dükkan gördüm, ama sayın rehberimiz havaalanında oyalanacak vakit yok araçlar bekliyor cep telefonu işini Türkiye de halledin dediği için, buradan hızla uzaklaşıyoruz, halbuki buradan satın almak kesinlikle daha ekonomik olur diye düşünüyorum. Benim Türkiye de kullandığım cep telefonu hattı, Mısır da birçok yerde çekmedi. Mısır ın kendi cep tel hattını kullanmak daha mantıklı ve daha ucuz.

Mısır

 

DÖVİZ SINIRLAMASI

Ülkeye girerken, bana kimse yanında ne kadar para var diye sormadı. O yüzden bu konuda başka bir şey söylemeyeceğim.

Mısır

HAVAALANI

Eyer tur gurubu ile gittiyseniz zaten araç sizi kapıda bekliyor olacaktır. Hayır ise, yine kapıda birçok taksi şöförü bekliyor ve bunlarla sıkı bir pazarlık yaparak istediğiniz yere gidebilirsiniz. Pazarlıkta taktik, gideceğiniz yeri söyledikten sonra şöförün size yapacağı teklifin beşte birini ona karşı teklif olarak sunmanızdır, uzun uğraşlar sonucu beşte iki ücrete mutlaka istediğiniz yere gidebilirsiniz. Bu da olmazsa telefonunuza yükseleceğiniz Uber programı ile taksi çağırabilirsiniz.

Bir de, elbette bu şehirdeki akıl almaz berbat trafik var. Bu sizi olumsuz etkilemesin. Uçağınız, saat: 08.00-10.00 arasında kalkacaksa Kahire’den havaalanına gitmek için en az 2 saat zaman ayırın, trafik berbat yoğun. İskenderiye, Assuan, Hurgada, Luksor ve Şanüş-Şeyh’de de havaalanları var. Kahire’den kalkan yurt içi uçuşların yanı sıra, Batı Avrupa’dan uluslar arası charter seferleri için de bu havaalanları kullanılıyor.

Mısır

PARA VE KREDİ KARTI

Mısır Lirasının (Paund) işareti “LE” dir. Demir paraları yok, kağıt banknotlar: 5-10-20-50-100’lük banknotları var. Mısır ülkesinde Dolar ve Euro her yerde geçerli paradır ama bence yanınıza bir miktar Mısır Lirası almanızı öneririm. Yoksa sorunlar yaşarsınız.

Ne gibi sorunlar? Örneğin alışverişlerde birçok ürünü, sokak satıcılarından veya derme-çatma dükkanlardan 1, 2, 5, 10 dolara satın alacaksınız. (10 dolar Mısır da büyük paradır, nadir harcanır) Satıcıya 50 veya 100 Dolar verirseniz, satıcı paranın üstünü vermemek için size dükkanından başka ürünler satmak için çırpınır durur, kabul etmezseniz, paranın üstünü almak için mutlaka uzunca bir  süre sizi bekletir.

Bu yüzden: yanınızda mutlaka bozuk para bulundurun. Mısır da para (Dolar-Euro) asla bozduramazsınız, tek kaynak bankalardır, ama bankalar aşırı kalabalıktır.

Hani Mısır Lirası alın dedim ya, tapınak, müze gibi yerlere girerken asla nakit para kabul etmezler, yukarıda açıkladığım gibi sadece kredi kartı kabul ederler.

Mısır

ALIŞVERİŞ

Alışverişte, cüzdanınızda para çıkarırken, asla satıcının önünde para çıkarmayın, arkanızı dönün ve kontrollü olarak cüzdandan para çıkarın.

Aksi halde, satıcı sizde çok para bulunduğunu öğrenirse, ısrarlarını sürdürür, fiyatı yükseltir, başka bir şeyler daha satmak için sizi perişan edene kadar uğraşır.

Öte yandan: o kadar çok satıcı göreceksiniz ki, küçük çocuklar ellerinde küçük objeleri satmak için uğraşırlar, büyükler özellikle tekstil ürünleri (masa örtüsü, erkek ve bayan için tişörtler vb) satmak için uğraşırlar. Hatta en keyifli ve ilginç alışveriş: Cruise gemisiyle giderken, gemiye tekneyle yanaşan satıcıların yaptıkları alışveriştir. Ürünlerini naylon poşetlere koyarak teknenin üzerindeki alıcılara hızla atarlar, alıcı malı kabul ederse, naylon torbaya parasını koyar ve aşağıya atar. Adamlar Nil nehri üzerinde bu konuda tam uzman olmuşlar. Ama unutmayın burada da pazarlık önemli.

 

Mısır

BAHŞİŞ:

Bence Mısır ülkesindeki en büyük sıkıntı bu bahşiş konusudur. Ülkeye girmeden bu konuda mutlaka bilgi sahibi ve tedbirli olmanız gerekir. Mısır da belki en çok duyacağınız ve bezeceğiniz kelime bu bahşiş kelimesidir. Hatta o kadar çok yaygındır ki, sizi bıktırana kadar, en ufak bir yardım yaptıklarında mutlaka ısrarla bahşiş isterler.

Faytoncu ile anlaşırsınız, inerken anlaştığınız parayı vereceksiniz, adam atı için bahşiş ister. Otelde gülümsediğiniz garson, bahşiş ister. Deveci, sandal kullanıcısı bahşiş ister. Taksi şöförü, anlaştığınız parayı ödersiniz, ilave bahşiş ister. Tapınaklara bilet alıp girersiniz, içeride yöresel kıyafetle dolaşan adamlar görürsünüz, bunlar resmini çeker bahşiş ister, sizi inanılmaz şekilde tapınakta ziyarete kapalı yerlere götürür, bahşiş isterler.

Peki çare? Arkadaşlar bu bahşiş isteyen kişilerden kurtulmak için asla gülümsemeyin, asla göz teması kurmayın, asla bir şeyler söylemeyin, yoksa kurtulamazsınız, size asla temas etmez ama önünüzde durur, sözle taciz eder. Hatta İngilizce “No no , go go go” deseniz bile gitmez, halbuki tüm hepsi bu basit kelimelerin anlamını gayet iyi bilir, ama dedim ya, bıktırana kadar sözlü taciz sürer. Asla: bağırıp çağırmayın, asla adam veya çocukla fiziksel temas etmeyin, kolunu tutmayın, çekmeyin, itmeyin, yoksa başınız derde girer. Sabırla gitmesini bekleyin, bir noktada mutlaka ayrılıp gidiyorlar.

Bu arada bir konuya değinmek istiyorum. Sanırım Mısır devleti, turizmden elde ettiği gelirlerin sıkıntıya girmemesi için, halkı turistlere asla dokunmamaları konusunda bilinçlendirmiş ve sanırım turistlere dokunanlara büyük cezalar var. Dediğim gibi her türlü sözlü taciz var ama temas yok.

Son bir not, bahşişi Mısır Lirası verirsiniz, surat asarlar, Dolar-Euro isterler.

Mısır

SERVİS BEDELİ:

Mısır’a tur operatörü ile giderseniz, sizden servis bedeli olarak Mısır girişinde para talep ederler. (Örneğin: 25 Dolar) Bu ne parası derseniz, tur belgelerinde ücrete dahil olmayan hizmetler bölümünde yazılı olduğunu söylerler. Bakarsınız, yazılı ama miktar yazılı değil. Bu miktar turu satın aldıktan sonra, tur görevlisi tarafından belirlenir.

Peki bu ne ücretidir. Görevlinin söylediklerine göre, Mısır da kalacağınız otel veya gemideki çalışanlara ve yerel rehbere, önceden bahşiş adı altında para veriliyormuş, bu toplanan para onlara dağıtılmak üzere toplanıyormuş. Tabii içinizden gelmese de bu parayı vermek zorunda kalıyorsunuz. Çünkü tur görevlisi, bu parayı vermezsek, otele varışta oda anahtarlarını vermediler vs gibi hikayeler anlatır. Böyle bir şey olabileceğine elbette inanmıyorsunuz ama Mısır ı görünce başınıza böyle bir şey gelmesinin mümkün olabileceğine inanıyorsunuz, çünkü derdinizi anlatabileceğiniz, şikayette bulunabileceğiniz bir merci yok, en basiti dil problemi yaşarsınız.

Son bir not: Mısır ülkesinde inanın 1-5-10 Dolar bahşiş veya servis ücreti çok çok büyük paralardır. Sizden toplanan parayı düşünün.

Mısır

İKLİM:

Mısır a gideceklerin en büyük merakı, acaba orada havalar nasıl? Evet, Mısır a gitmek için en uygun zamanlar: Ekim, Kasım, Nisan ve Mayıs aylarıdır. Genellikle yaz aylarında hava sıcaklıkları 40 derece civarında seyreder. Güneşin yakıcılığından kaçınmak için, gezi programınızı yaz dönemlerinde kesinlikle sabah erken veya akşam geç saatlere ayarlamanızı öneririm. Kış döneminde, günlük sıcaklıklar, gündüz 20-22 derece civarındadır. Ancak akşamları ve sabahın ilk saatleri soğuktur. Özellikle: gece yatarken, otel odaları ve Cruise gemi kamaralarındaki klimalar sadece soğuk ayarlı olduğundan, ısınamazsınız, ısıtıcı yoktur, bu yüzden kalın pijamalar almalısınız. Yine geceleri üşümemek için kalın bir giysi mutlaka bulundurun.

Mısır

CEP TELEFONU KULLANIMI-Wİ Fİ :

Mısır da cep telefonu kullanmak isterseniz,

Birinci yol: Türkiye’den ayrılmadan önce kendi cep tel operatörünüz ile görüşmeniz ve Mısır için yurt dışı hazır paketi satın almanızdır. Örneğin: ben kendi operatörümden, yurt dışında geçerli 3 gb internet (yeterli geliyor) ve 200 dakika konuşma paketi satın aldım, 1200 TL idi.

Diğer operatörlerde daha uygun fiyatlı paketler var. Ancak böyle bir hat satın aldığınızda, telefonunuzdaki “uluslararası dolaşıma” açmayı unutmayın, eğer hattınız yine de açılmaz ise, telefonla Türkiye deki operatörünüzü aramanız gerekir.

Oteller ve Cruise gemilerinde wifi hattı yok, daha doğrusu arızalı diyorlar, zaten olsa da ücretliymiş. Bu yüzden, mutlaka cep telefonu hattınızı bir şekilde (Mısır girişinde havaalanında e-sim mağazası vardı ama sayın görevli, zamanımız yok, orada bekleyemeyiz dediği için, Türkiye den halletmek zorunda kaldık) halletmeniz gerekir. Şunu da söylemem gerek, bizim operatörler, Mısır da çok sağlıklı çalışmıyorlar, hat çekmeyen birçok bölgeye rastladım ve telefonu kullanamadım.

Mısır

DİL:

Mısır da yerel ve resmi dil Arapçadır. Ama tapınakların bulunduğu yerlerde taksiciler, faytoncular, deve sürücüleri, satıcılar, sokakta ayak üstü satış yapanlar, tekne kullananlar inanın hepsi çat-pat İngilizce konuşurlar. Özellikle nereli olduğunuzu sorarlar, TÜRKİYE deyince, ilk tepkileri YAVAŞ YAVAŞ, HASAN ŞAŞ derler, böylece yakınlık kurup size ürünlerini satmaya, hatta yüksek fiyattan satmaya çalışırlar.

En sevdikleri kelime, “BAHŞİŞ” ve 1 Dolar, 1 Dolar, 1 Dolar kelimesidir. Yani: Türkleri severler ama parayı daha çok severler. Malum: Arap kelimesini tersten okuyun “Para” demektir.

Mısır

TUVALET:

Mısır da tuvalet var mı, temiz mi, bu soru da çok sorulur.

Ben Mısır da bulunduğu 7 gün boyunca (otel ve gemi tuvaletleri hariç) sokaklarda birçok yerde tuvalet bulunduğunu gördüm. Özellikle turistik yerlerde tuvaletler vardı, ama bu tuvaletlerin kapısında bir adam oturur, sizden para ister (genellikle 20 Mısır Lirası verebilirsiniz) ve karşılığında fiş filan beklemeyin, tuvaleti kullanın ve çıkın gezmeye devam edin. Yanınızda Mısır Lirası yoksa, elbette Dolar-Euro verirseniz, adamı çok mutlu edersiniz. Tercih sizin.

Peki tuvalet temiz mi, elbette değil, Mısır da oteller ve gemiler dışında her yer kirli ve pis. Bunu unutmamak gerek. Kahire de bir kafenin tuvaletine girmek istedik, adam bekleyin dedi, tuvalete girdi ve inanın 15 dakika temizledi, sonra hadi şimdi girin dedir. İşte durum bu.

Son bir not, gezerken restoran veya kafelerin tuvaletine girmek isterseniz, mutlaka para isterler, sonuçta tuvaleti kullanırsanız, para vermeniz şart.

Mısır

TEMİZLİK:

Mısır da gezerken, 7 günlük süre boyunca asla büyük çöp konteyneri görmedim. Çöpler genellikle sağa-sola atılmıştı. Daha ayrıntıya girmek istemiyorum, hijyen çok sıkı değil, hatta hiç yok.

Yanınızda dezenfektan bulundurmanız işe yarayabilir, en azından paraları tutuyorsunuz, onlardan her türlü bakteri ve mikrop geçme olasılığı yüksek. Bu arada eğer maske takarsanız, garip garip bakan tipler görebilirsiniz.

Mısır

 

OTEL ODALARI-CRUİSE GEMİLERİ  KAMARALARI;

Mısır da kaldığım 7 gün boyunca, iki otelde (biri 4 yıldızlı, biri 5 yıldızlı) kaldım ayrıca Cruise gemisinde 4 gün kaldım. Odalar gayet temizdi, odalarda lavabo, klozetli tuvalet ve banyo bölümleri var. Banyoda kişilere göre bir büyük, bir küçük havlu var. Duş şampuanı ve saç kremi var, el yıkama sabunu var.

Büyük otellerin oda ve restoranlarında tuvaletler temizdir, tuvalet kağıdı bulunur. Ancak otellerin ve Cruise gemilerinin yatak takımlarının her farklı yolcuda değiştirilmediği, ütülenmediği konusunda çok sık yorum alabilirsiniz. Ben yanımda yastık kılıfı ve çarşaf götürdüm. Ama inanın kaldığım 2 otel ve gemide yatak takımları kirli değildi, bilemem belki temiz veya kirli yatak takımları tamamen tesadüflere göre değişmektedir.

Otel odaları ve Curuise gemilerindeki kamaralarda, klimalar var ama bu klimalar sadece soğuk için ayarlanmış, sıcak ayarları yok, yani buraya kış döneminde giderseniz, mutlaka özellikle gece yatarken kalın pijamalar almayı sakın unutmayın, ayrıca akşamları ve sabahın erken saatlerinde de hava serin oluyor.

Elektrik tesisatı iki girişli, İngiliz tipi 3 girişli değil, 220 Volt. İlginç olan, Mısır da kaldığım süre boyunca hiç elektrik kesintisine rastlamadım.

Mısır

YEMEKLER-İÇECEKLER:

Hemen en başta belirtmek istediğim bir husus var. Oteller ve gemide restoranlarda asla ne aldın, ne kadar aldın diye tabağına bakan kimse yok. Hatta, mekan dışına bir şeyler çıkarmak istenseniz, aleni olmamak şartıyla kimse bir şey söylemiyor.

Yukarıda da sözünü ettiğim gibi, Otellerde ve Cruise gemide kaldım. Oteller ve gemide kahvaltı ve yemekler açık büfedir. Hani söylendiği gibi, yani kötü senaryolarda belirtildiği gibi, yemekler oteller ve gemide asla aşırı baharatlı ve aşırı acı, sarımsaklı değildir.

Yemekler tamamen bizim damak tadımıza uygundur.

Kahvaltıda: açık büfedir, birçok ürün bulunur (Örneğin: 3-4 çeşit kaşar peyniri, beyaz peynir, yumurta, omlet, çörekler, kekler, meyveli yoğurtlar, zeytin, reçeller, ballar, tereyağı vs. ) İçecek olarak çay ve kahve makinası var, kahve çeşitleri tercih edebilirsiniz.

Öğle ve Akşam yemekleri: Yine açık büfedir. Yine damak tadımıza uygun yemekler var. Öyle ki yemeklerde aşırı tuz bile olmuyor. Önce bir ekmek reyonu bulunur ki, mutlaka 4-5 çeşit değişik lezzetlerde ekmekler vardır.

Her öğünde önce bir veya iki çeşit çorba (tanıdık mercimek çorbası gibi) sonra 6-7 çeşit sıcak yemek (her öğünde mutlaka pirinç pilavı ve patates kızartma olur) bulunur. Genellikle her öğünde mutlaka: kırmızı et, beyaz et ve balık bulunur. Hatta bir öğünde “suşi” çıktı. Sonrasında yemeklerden sonra tatlı reyonu var. Mutlaka 6-7 çeşit pasta türü ve 3-4 çeşit şekerli tatlılar bulunur. Sonrasında meyve reyonu var. Burada da en az 5-6 çeşit meyve bulunur. (Sanırım benim bulunduğu sezonda bol bulunan meyveler: kavun, çilek, taze hurma vs.)

Evet: içecek olarak gerek otel ve gerekse gemi restoranlarında tüm içecekler ilave ücrete tabidir. Örneğin: 1 kutu kola 150 Mısır Lirası.

Peki şehirde, dışarıda ne yenir ne içilir? Tek kelime, asla hiçbir şey yenmez, hiçbir şey içilmez arkadaşlar. Yanınızda mutlaka bir bisküvi benzeri atıştırmalık ve küçük bir şişe su bulundurun. Su kapalı olarak satılıyor zor durumda satın alabilirsiniz ama yemek asla önermem. Tek önerim: büyük zincir marketlerin ürünlerinin (hamburger) satış yerleri var, bunları deneyebilirsiniz, ben denedim sorun yok.

Mısır

MISIR DA ULAŞIM ŞEKİLLERİ:

TAKSİ:

Genellikle büyük şehirlerde (Kahire gibi) Uber üzerinden taksi çağırmak en mantıklısı ve uygun fiyatlısıdır.

Ancak özellikle tapınakların bulunduğu küçük şehirlerde, taksi tutabilirsiniz. Ancak sıkı bir pazarlık yapmanız şart. Size şöyle bir örnek vereyim: Luksor şehrinde bir taksi tuttum, pazarlık şu şekildeydi, Luksor şehir merkezinden, Nil nehrinin karşı kıyısına geç, orada Krallar vadisine uğra, 2 saat bekle, sonra Hatshepsut Tapınağına git, orada 2 saat bekle, sonra Memnon heykellerini git, orada yarım saat bekle, sonra beni Luksor şehrinde aldığın yere geri getir, evet arkadaşlar bu pazarlık sadece 20 dolardır.

Ama sizden önce, elbette bu iş için 40 hatta 50 dolar ister. Pazarlık gücünüzü konuşturun çünkü zaten insanlar fakir, insanlar muhtemelen zor geçiniyorlar ve paraya ihtiyaçları var, sonuçta sizin dediğinizi kabul ediyorlar. Bu arada, taksicilerin çoğu, İngilizce biliyor.

Mısır

FAYTON:

Kahire hariç diğer küçük şehirlerde çok miktarda fayton var ve turistler için ana ulaşım aracı olarak kullanılıyor. Piramitlerde bile fayton var, piramit bölgesinde gezi için, tam bir turist kazığı 30 Dolar istiyorlar.

Evet devam edelim. Turist olarak bir yola, kaldırıma çıktığınızda, çevrenizi hemen yöresel kıyafetler giymiş, birçok faytoncunun sardığını görürsünüz, yine klasik sözle tacizler başlar. İngilizce den çat pat anlarlar. Siz gitmek istediğiniz yeri söylersiniz, örneğin: şehir turu yapalım dersiniz, o hemen 15-20 dolar der, sonunda uğraşın, 5 dolara, hatta 4 dolara razı olacaktır. Dediğim gibi paraya ihtiyaçları var, birkaç Dolar onlar için büyük para.

Neyse faytona binersiniz, ne demiştiniz, şehir turu, hayır faytoncu sizi hemen kendi önceden anlaştığı mekanlara götürür. Bunların başında: mutlaka bir Papirüs satan yer ve yine mutlaka bir baharatçı olacaktır. Eğer buralardan alışveriş yapmazsanız, suratını asar ve en kısa yoldan otele yakın bir yerde sizi indirir. Buyurun bu adamı şikayet edin, anlaşmaya uymadı kime şikayet edeceksiniz, yetkili merci, polis filan yok.

Herhangi bir turistik yere (Örneğin: Luksor ve Karnak Tapınağı) gitmek istediniz, faytoncu ile anlaşabilirsiniz, önce Luksor Tapınağı, orada 2 saat beklersin, sonra Karnak Tapınağı orada da 2 saat beklersin, sonra beni aldığın yere bırakırsın) inanın bu turun maliyeti yani vermeniz gereken ücret en fazla 5 dolardır.

 

TEKNE:

Nil nehri üzerinde birçok kiralık tekneler bulunmaktadır. Bunların kullanıcıları, zaten kıyı şeridine gittiğinizde, hemen çevrenizde biterler ve başlarla önerilerini hızlı ve sıkıcı bir şekilde söylemeye ve ikna etmeye çalışmaya.

Bu teknelerle Nil nehrinde gezinti yapabilirsiniz. Ben, tekne ile Nübye köyüne gitmeyi denedim. Tekneciyle gidiş orada 3 saat kalış ve aynı yere geri  dönüş için kişi başı (6 kişi) 3 dolardan anlaştım ve gayet güzel bir tur oldu. Ama şunu özellikle belirtmek isterim ki, bu teknelerin hiç birinde en ufak bir güvenlik önlemi yok, cankurtaran simidi yok, yani en ufak bir tehlike durumunda ne olacağını düşünmek bile istemiyorum, çünkü Nil nehri akıntısı hızı yüksek bir nehir, ayrıca bolca girdap var. Tercih sizin.

Mısır

FOTOĞRAF VE VİDEO ÇEKİMİ

Mısır da tarihi ve turistik yerlerde, tapınaklarda, piramitler bölgesinde yürüme yolları oldukça engebelidir. Yani düz yolda yürümeyeceksiniz, bu arada resim veya video çekmeye çalışırsanız, muhtemelen düşme tehlikesi yaşamanız kaçınılmazdır. Bu yüzden, fotoğraf ve video çekerken dikkatli olmanızı öneririm. Bir de Mısırlılara ve özellikle kadınlara doğrudan fotoğraf çekmek için fotoğraf makinanızı veya cep telefonunuzu yöneltmeyin, bundan rahatsız oluyorlar.

 

SUÇ VE GÜVENLİK:

Mısır ülkesinde kaldığım 7 günlük süre boyunca, çarşı ve alışveriş yerlerinde ve sokaklarda polis görmedim, sadece bazı yerlerde konuşlandırılmış askerler vardı.

Mısır güvenlik güçleri, zor durumdaki turistlere yardımdan çok, sanırım terör saldırılarına karşı önlem almakla meşguller.

Mısır da kaldığım 7 günlük sürede, ne kendim ne de çevremdeki gurupta hırsızlıkla karşılaşan olmadı. (gümrükler hariç) Dolayısıyla polisle veya emniyet yetkilileriyle işimiz olmadı, olsa ne olurdu bilmiyorum, bu konuda çok iyimser olduğum söylenemez.

Size tavsiyem, sakın polis ve askerlere müdahale etmeyin, sesinizi yükseltmeyin. Dediğim gibi teröre karşı aşırı dikkatli ve tedbirliler.

Luksor-Kahire arasındaki karayolu yolculuğu boyunca, tur otobüslerine polis-asker araçlarının refakat ettiğini duydum.

 

Mısır ülkesinin tarihi hakkındaki yazım için.

 

 

Mısır ülkesinde ne yenir, ne içilir hakkındaki yazım için.

Mısır ülkesinde alışveriş, ne satın alınır yazım için.

Mısır ülkesinde, eğlence yazım için.

Mısır ülkesi gezi planı yazım için.

Belarus Minsk

Beyaz Rusya Belarus Minsk

Ukrayna’nın kuzeyinde, Litvanya’nın güneyinde: Beyaz Rusya ve Belarus olarak isimlendirilen ülkenin başkenti. Polonya ve Rusya arasında; tam bir geçiş noktası.

Bu konumu ile; stratejik önemi var. Ama, Minsk şehrinde: ne tarih, ne doğallık. Buraya giden ziyaretçilerin büyük çoğunluğunun ana amacı : sessiz ve sakin bir ortam bulmak ve gerçekten bu derece güzel bir ırk olarak yaratılan, Beyaz Rus kadınlarını görmek.

Çünkü: burada sizi bekleyen tarihi kalıntılar yok. Büyük alışveriş merkezleri de yok.

ULAŞIM

İstanbul’dan uçağa bindiğinizde: muhtemelen 2 saatlik bir yolculuktan sonra: Minsk şehrine ulaşıyorsunuz. Ülkeye girebilmek için: 15 günlük turist vizesi almanız yeterliyken 1 Haziran 2014 tarihinden itibaren vize sistemi değiştirildi.  Daha uzun süreli kalmak için, uzun süreli vize almanız gerekiyor ve uzun süreli vize alabilmek için, bu ülkeden gönderilmiş ticari bir davetiyeniz olması gerekiyor.

Uçaktan inmeden önce, pasaport kontrolünden önce: bir form doldurmanız gerekiyor. Bu formda: nereden geldiğiniz, nerede kalacağınız gibi, bir takım basit sorular soruluyor. Form: Rusça ve İngilizce olarak hazırlanmış. Bu formu doldurup, pasaport kontrolünden önce, ilgililere teslim etmeniz gerekiyor.

Bunun dışında: yine pasaport kontrolüne girmeden önce; sizi, sigorta görevlileri karşılıyorlar. Bu görevliler: sigortanızı yapıyorlar. Bu, asgari 15 günlük sigortanın bedeli: 8-10 dolar.

Ülkeye girişiniz için: gerek sigorta, gerek giriş formu ve gerekse vizeniz bulunan pasaport bulundurmanız şart.

Beyaz Rusya Belarus Minsk

İKLİM

Evet, Minsk; karasal iklimin hakim olduğu bir yerde bulunuyor. Bu şehre: kışın ve özellikle, Şubat ayında giderseniz, her yanın donmuş olduğunu göreceksiniz. Şehrin ortasından geçen nehir bile, donuyor. Ama: bu soğuklara rağmen, şehrin insanları, yine de sokaklara çıkıyorlar.

Şehrin orta yerinde bulunan paten alanında, gençler buz pateni yapıyorlar. Özellikle: hafta sonları ve akşamları, buralar dolup taşıyor. Bir yandan içki içiyorlar, bir yandan da buz pateni yapıyorlar. Ama, öylesine çok içiyorlar ki, ortalıkta, bir sürü, sarhoş kız-erkek görmek mümkün.

Sonuç olarak: Minsk şehrine; yaz aylarında, yani kış dışında gitmenizde yarar var.

Bunun dışında, genel iklim özellikleri olarak: Şehir, nemli karasal iklime sahiptir. Hava genellikle nemlidir.

Beyaz Rusya Belarus Minsk

HAVAALANI-ŞEHİR ULAŞIM

Biraz önce anlattığım gibi: gerekli belgeleri hazırladıktan sonra; pasaport kontrolünden geçiyorsunuz. Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki uzaklık: 42 km. Havaalanı terminali; 1982 yılında hizmete açılmış. Terminalden, şehir merkezine ulaşım için: taksiler var. Bu taksiler ile, şehir merkezine: 30-35 dolar arasında bir bedel ile ulaşabilirsiniz.

Beyaz Rusya Belarus Minsk

GENEL

Minsk şehri: 1067 yılında kurulmuş, yani eski bir kent. Başlangıçta: tepeler üzerine kurulmuş. Ancak: 20. yüzyılda, güneydoğudaki düz ovalar üzerine doğru gelişme göstermiş.

Varşova ve Kiev şehirlerinden daha az kalabalık. Moskova şehrinden daha temizdir. Vilnus şehrine uzaklık: 215 km. Varşova 550 km. Riga 470 km. Kiev 580 km. Moskova 700 km.

Şehrin ekonomisi incelendiğinde: buranın, Belarus ülkesinin en büyük sanayi merkezi konumunda. Kentte: 250 civarında fabrika ve sanayi tesisi var. Başlıca sanayi tesisleri: Minsk Traktör Fabrikası, Otomobil Fabrikası, Buzdolabı Fabrikası.

Tarihi süreç içinde, kent açısından öne çıkan olay; II. Dünya Savaşı sırasında yaşanmış. 22 Haziran 1941 tarihinde, Rus Kızıl ordusu, Minsk şehrine giriyor ve şehri, 3 yıl süren Alman işgalinden kurtarıyor. Dolayısı ile; Kızıl ordunun şehre girdiği bu caddeye: Kazananlar (Pabediteli) caddesi ismi verilmiş. Günümüzde ise, bu cadde, şehrin en önemli ve işlek caddelerinden biridir. Şehrin merkezinden; kışın tamamen donan, Svislac nehri geçiyor.

Evet: Minsk şehri

Beyaz Rusya ve diğer adı ile Belarus ülkesinin başkenti. Ama, hassas bir nokta var. Burası: Rusya değil. Yani: Rusya’nın belirgin özelliklerini burada görmek mümkün değil. Buranın coğrafi konumunun en büyük özelliği: Doğu-batı ve Kuzey-güney doğrultusunda, stratejik bir merkez konumunda olması.

Bu yüzden: bu ülke, Rusya için çok önemli. Rusya’nın gözü, hep bu ülkenin üzerinde. Öyle olunca da, birçok Avrupa ülkesinin, hem dikkat ve hem de cazibe merkezi.

Bu ülkede; düzen, insanlarının mutluluğu ve güvenliği üzerine kurulmuş. Buraya: dünyanın en güvenli ülkesi demek mümkün. Güvenlik üst düzeyde. Gecenin bir yarısı, sokaklarda, yalnız başınıza, güvenle dolaşabilirsiniz. Şehirde, asla darp-gasp olaylarına rastlanılmıyor.

Çünkü: şehirde yaşayan insanlar, resmi giysili polisten çok, sivil giysili polis bulunduğunu biliyorlar. Bunun yanında, polise saygı da var. Ama, tüm bunların yanında: sizler, asla herhangi bir suça karışmayın. Çünkü: turist olmanız nedeniyle, bütün suçun size kalabileceğini unutmamalısınız.

Şehir merkezi: gayet modern ve planlı. Özellikle: bu şehirde, trafik konusunda: herhangi bir yoğunluk yok. Yollar: 4-4 şeritli ve gayet geniş. Asla araç korna sesi duyamazsınız. Asla; trafik kazası olmuyor. İçkili olarak, asla araba kullanmıyorlar. Yollarda: trafik hiç aksamadan akıp gidiyor.

Yer altı geçitleri ve çarşılarda

Seyyar satıcı ve dilenci yok. Sokaklarda: başıboş dolaşan hayvan göremezsiniz. Rüşvetle iş yaptırmak, asla mümkün değil.

Binalar ise: otantik görünümlü. Tüm bunların yanında: tertemiz bir şehir. Şehirdeki: caddelerin, yolların, alt geçitlerin temizliğini gördüğünüzde şaşıracaksınız. Bu kadar temiz bir şehri; başka bir yerde görmek, gerçekten zor. Singapur şehrinin çok temiz olduğunu hatırlıyorum.

Ama o şehirde: çok sıkı tedbirler alınmış olduğunu görmüştüm. Örneğin: Singapur şehrinde o temizliği sağlamak uğruna, yere bir sakız atana verilecek cezanın, 500 dolar olduğunu hatırlatmak istiyorum. Burada: böyle cezai bir uygulama yok, yalnızca insanlar bilinçlendirilmiş.

Minsk şehrinin diğer özelliklerinden söz etmek istiyorum. Şehir: fuarlar bakımından oldukça hareketli. Hemen hemen her hafta, burada fuar düzenleniyor. Bunun dışında: şehir, tam bir kültür mabedi gibi. 16 müze, 11 tiyatro, 20 sinema, 139 kütüphane var. Özellikle, hafta sonlarında: parklar, kiliseler, Sinegog’lar dolup taşıyor. Pazar günleri ise, bir bakıyorsunuz; her yer gelin-damat dolu. Çünkü: düğün törenleri, sokaklarda kutlanıyor.

Beyaz Rusya Belarus Minsk

KONAKLAMA

Şehirdeki oteller devlete ait. Gelmeden önce, mutlaka rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Dolayısı ile, konaklama için pek fazla çok seçenek yok. Otellerin çoğu:  3 ve 4 yıldızlı.

4 yıldızlı, yalnızca iki otel var. Bunlar: biraz önce söylediğim gibi, Minsk Otel ve Victoria Hotel. 3 Yıldızlı oteller ise: Belarus Otel. Oteller dışında: ülkede yaygın olarak kullanılan, mobilyalı evler de var. Bu evlerde: iki kişi rahatlıkla kalabilir. Şehir merkezindeki bu evlerin kiraları: yaklaşık olarak 60-80 dolar arasındadır.

Beyaz Rusya Belarus Minsk

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Şehirde, toplu taşıma çok yaygın. Otobüsler ve metro var. Bunun dışında: taksilerde çok uygun. Çünkü: benzin çok ucuz.

TAKSİ

Taksiler, ucuz. Zaten, gideceğiniz en uzak mesafe, şehrin konumu nedeniyle : 5-8 km. arasındadır. 1 km. için taksiye ödemeniz gereken ücret: 0.5 cent. Geceleri, eğlence yerleri önünde bekleyen taksilere binmek durumunda kalırsanız, binmeden önce mutlaka pazarlık yapın. Gündüzleri: yoldan geçen taksiler sizi asla almaz, boşuna el sallamayın.

Taksiler: telefon ile çağrıldıklarında gelirler. Şehre gittiğinizde, otel resepsiyonundan, taksi çağırma numaralarını öğrenebilirsiniz. Bu numaralara telefon açtığınızda: adresi verirseniz, taksi geliyor. Size gelecek olan taksinin: markası, size ulaşacağı dakika ve rengi: tüm bu bilgileri, telefon açtığınız merkez, size telefonda iletiyor.

Geceleri ise: yoldan geçen bir taksiye, el salladığınızda, taksi durur ve sizi, yine makul bir ücret karşılığında, gitmek istediğiniz yere götürür. Tüm bunların yanında, son olarak bir uyarı: Resmi taksilere binmeye özen gösterin, bunlara vereceğiniz para, en fazla: 3-5 dolar civarında. Bunun yanında: kaçak taksilere sakın binmeyin.

Bunların yanında: taksilere bindiğinizde: klasik bir alışkanlık var. Taksi şoförlerinin büyük çoğunluğu, hemen kadın muhabbeti açıyorlar. Hemen, “diayvuskalar”ı, nasıl bulduğunuzu soruyorlar.

Beyaz Rusya Belarus Minsk

METRO

Şehirde, metro sistemi, 1977 yılında yapılmış. Başlangıçta, 8 olan istasyon sayısı, daha sonra 14 olmuş. 2007 yılı itibarı ile: 25 istasyon ve 33 km. lik hat var. Normal bir günde, metroda, 800 bin yolcu taşınıyormuş. Yoğun saatlerde: 2-2.5 dakikada bir tren çalışıyor.

OTOBÜSLER

Şehir içinde, yeşil otobüsler var. Bunlar: 600 ruble (30 cent) yani çok cüzi bir ücret karşılığı kullanılabiliyor. Ancak: otobüse binerken, ücret ödemeyen insanlardan, bu şehrin nazik insanları ücret istemiyorlar. Yani: bu yeşil otobüsler aslında ücretsiz değil. Lütfen, bunlara bindiğinizde, ücret ödemeyi ihmal etmeyin.

Çünkü: ücretsiz binmeyi kafaya koyarsanız, aniden kontrolör karşınıza çıkabilir. Bu arada; mutlaka dikkatinizi çekecektir, bu otobüs sürücülerinin çoğu bayan. Zaten; Minsk şehrinde, bayanları, her türlü hizmet dalında görmek mümkün.

Beyaz Rusya Belarus Minsk

İNSANLAR

Şehirde yaşayan insanlar: spor ve müziğe, çok önem veriyorlar. Aynı zamanda: eğitimi de büyük önem veriliyor. Zaten: insanların eğitim seviyesi; yüzde yüze çok yakın. Şehirde yaşayan insanlar: kültürlü ve aklı başında.

Bu şehirde: en çok dikkatinizi çekecek husus: 2 milyon nüfusu olan şehirde yaşayanların, üçte ikisinin bayan olması.

Tüm işyerlerinde çalışanların yoğunluğu bayan ve inanın, daima bakımlılar. Her yerde, her çeşit hizmet alanında, bayanlara rastlamak mümkün. Bir ırkın kadınının, bu kadar mı güzel ve çekici olabileceğini, sürekli sorgulayacaksınız. Ama: bu sorgulama sırasında: bazı duyumların etkisinde kalarak, bu ülkede göreceğiniz her bayanı; asla ve asla yanlış algılamamanız gerek. Bu şekilde değişik yaklaşımlar veya değişik teklifler sonucu ; ters durumlar ile karşılaşabilirsiniz.

Peki, şehirde Türk var mı? Evet, şehirde yaşayan pek çok Türk var. Türkler: inşaat ve yiyecek sektörüne girmişler. Bir de, öğrenci olarak buraya gelmiş olanlar var. Özellikle: Minsk State Linguistik Ünivercity.

Burada: Türk öğrenciler, yoğunlukta.

DİL

1980’li yıllara kadar, bu ülkede yaşayan herkes “Rusça” konuşuyormuş. 1990’lı yıllardan sonra ise, dil eğitimi tersine dönmüş. Şehir sakinlerinin çoğu: Rusçayı, sadece günlük yaşantılarında; evlerinde ve işyerlerinde kullanıyorlar. Genç kuşak arasında ise: özellikle İngilizce yaygın.

Bu ülkede yaşayan insanlar, en az 2-3 yabancı dil biliyorlar. İkinci en yaygın konuşulan diller: Almanca, Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca. Bu insanlarla anlaşabilmek için, mutlaka iyi bir yabancı diliniz olması gerekiyor.

Beyaz Rusya Belarus Minsk

GECE HAYATI

Minsk’de: 30 civarında gece kulübü var. Bunlar: 23.00-05.00 saatleri arasında açık. Şehirde, her gece: tüm disko ve gece kulüpleri; insanlarla doluyor. Dolayısıyla, özellikle hafta sonlarında gece kulüplerinin kapısında, uzun sıralar oluyor.

Buralara giriş ücreti: 10-15 dolar civarında. Sabah saatlerine kadar, aralıksız eğlence mümkün. Her türlü müziklerin olduğu, her yaşa hitap eden diskolar var. Gece eğlenceleri, gerçekten görülmeye değer.

PRİNCESS OTEL

Kumar oynamak isterseniz, çeşitli seçenekler olmasına rağmen, en güzeli burada.

JURAVİNKA

Şehir merkezinde ve Türkler tarafından işletilen, büyük bir eğlence kompleksidir. İçinde: casino, restoran, gece kulübü, bowling salonu var. Restoran kısmı: gecenin geç saatlerinde, kulüp haline dönüşüyor.

Ayrıca: haftanın bazı günlerinde: geceleri, show programları düzenleniyor. Casino kısmında: kıyafete önem vermek gerekiyor ve ayrıca pasaport bulundurulması şart.

VERSUS

Şehir merkezinde, Minsk Otel içindedir. Lüks bir striptiz kulübüdür. Giriş ücretlidir.

MAXİ SHOW

Şehir merkezinden, taksi ile 5 dakika uzaklıktadır. Giriş ücretlidir. Haftanın her günü açık ve çok hareketli bir yerdir. İçeride: özel showlar sergileniyor. Buraya: saat: 01.00’e kadar, metro ile ulaşabilirsiniz.

MADİSON CLUB

Gece hayatının yoğun olduğu mekanlardan biridir. Burada: güzel müzik ve keyifli bir ortam bulabilirsiniz. Diskosu ve bowling salonu ile hoş bir mekan. Biraz pahalı ama, kentin en iyi mekanlarından biri. Bu arada: buraya girişte, zaman zaman “giyime göre, engelleme” yapabiliyorlar.

WEST WORLD

Hotel Minsk’in hemen yanında. İyi bir mekan, ama çok fazla hayat kadını var. Bir süre sonra: “Do you want sex” lafı, sıkıcı olabiliyor.

REAKTOR

Genç insanlarla bir arada olmak isterseniz, burayı tercih etmelisiniz. Tam bir öğrenci diskosu. Yaş ortalaması, 20-21 olan bir dolu insan. Kendini kasmalar, havalara girmeler yok.

RESTORANLAR-NE YENİR

Bu şehirde: yemekler çok kötü değil. Ama çok miktarda domuz eti kullanıyorlar. Bunun dışında: çorbaları gayet güzel. Kremalı mantar çorbası, özellikle tatmanızı önereceğim bir lezzet. Bu şehirde: yemeklerde bol miktarda et kullanılıyor. Bir de: mantar kullanılıyor.

Bu şehirde: her ülke mutfağını tadabileceğiniz restoranlar bulunuyor. Ama, özellikle hafta sonlarında bu restoranlara gitmeden önce, mutlaka rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Restoranlar, bayağı ekonomik. Özellikle: bazı barlardaki özel yapım, taze biraları mutlaka tatmalısınız. Zaten: şehir insanları: bira, votka ve martini içmeyi çok seviyorlar.

Yemekler genellikle lezzetli. Dünya mutfaklarını bulmak mümkün. Geleneksel yemeklerinde: mantar ve patates ağırlıklı olarak kullanılıyor. Ayrıca: her türlü et kullanılmaktadır.

Etler: çok lezzetli. Mantar çorbası, muhteşem bir tat. Mutlaka tadın. Yemeklerde: bazı restoranlarda, canlı müzik sunuluyor. Özellikle: Tarkan şarkılarını duyarsanız, şaşırmayın.

Restoranlar hakkında, birkaç bilgi vermek gerekirse: Astara restoran (Azerbaycan yemekleri sunuluyor), Salon restoran (yemekleri çok lezzetli, özellikle: salatası ve ızgara somon tercih etmelisiniz), Üzüm restoran (park içinde, şık bir restoran. Salata ve et yemekleri muhteşem).

Bunlar dışında

Goodwin, James, Il Patzio (güzel İtalyan yemekleri sunuluyor) , keyifli yemekler yiyebileceğiniz yerlerden birkaçı. Bir de, çok sevilen “0.5” denilen bir restoran var. Burada: canlı müzik eşliğinde, tavuk ve bira önerebilirim.

Restoran: hemen beyaz kilisenin yanında. Bir porsiyon yemek için: 10-15 dolar ödemeniz yeterli. Her ne kadar yurt dışında olsanız da, Türk yemekleri tercih etmek isterseniz, hemen Tren İstasyonu yanında, sahibi Türk olan ve Türk yemekleri yapan, bir lokanta var.

Bunların dışında: tanıdık tatlar isterseniz: Mc Donalts, Valilik caddesi üzerinde bulunuyor.

PARA BİRİMİ

Minsk şehrinde kullanılan para birimi adı: Ruble. 1 Amerikan doları, yaklaşık 2000 Ruble. Buna göre para değerlerini hesaplayabilirsiniz. Yani: 1000 Ruble; 0.5 cent ve bizim paramız ile, 1 TL, 1300 Rubleye karşılık geliyor.

 

ALIŞVERİŞ

Şehirde: 3 alışveriş merkezi var. Bunların isimleri: Gum, Sum, Nimiga. Buralarda: hediyelik eşyalar, elbise, kumaş, defter, halı gibi birçok hediyelik eşya bulup satın alabilirsiniz. Çünkü: biraz önce de söz ettiğim gibi: ülke çok ucuz. Benzin çok ucuz. Türkiye’de göremediğimiz araçları, burada görmek mümkün. Ama: alışverişte, çok öne çıkan ve mutlaka satın alın diyebileceğim bir şey yok.

Beyaz Rusya Belarus Minsk

GEZİ PLANI

Minsk şehrine indiğinizde, ilk dikkatinizi çekecek olan, uçsuz-bucaksız bir düzlük. Geniş bir ova. Kocaman ve geniş yollar. Sosyal altyapı tamam. Sağlık, eğitim, ısınma ve ulaşım mükemmel. Mimari gayet güzel. Bol yeşillik var. Hemen her yerde. Bir de, her mahallede göletler, su kaynakları ve havuzlar oluşturulmuş. Yalnızca: bu şehirde, 50’den fazla: çeşme, havuz, gölet var. Bunların en eskisi ise: 130 yıllık.

Şehir: pırıl-pırıl. Büyük meydanlar, tarihi dokusu özenle korunmuş mimari-şirin evler, şirin parklar. Minsk nehri: kentte, ayrı bir hava veriyor.

KGB binasını geçtikten sonra: Bağımsızlık caddesi var. Caddenin sonunda ise: Bağımsızlık meydanı bulunuyor. Cafe ve restoranlar: genellikle, Bağımsızlık caddesi üzerinde bulunuyor.

Şehrin önemli otellerinden olan: Minsk Otel’de, bu cadde üzerinde. Ayrıca: Mc. Donalts restoranı ve hemen karşısında, Patzio Pizza, Fridays ve Pechki Lovechlei bulunuyor.

Şehirdeki: Yanki Kupalı Parkı: gezinti için güzel bir yer. Burada: yazın, tekneye binmek te mümkün. Parkın yanında: Zafer Anıtı ve Yıldızı bulunuyor. Ayrıca: sönmez bir ateş var.

Botanik Parkı: dünyanın her bölgesinden getirilen bitkilerden oluşturulmuş. Şehirli bayanlar: bu parkta gezmeyi oldukça romantik bulurlar.

Şehrin dışına çıkarken görülen büyük gölde: insanlar, her mevsim balık tutuyorlar.

GEZİLECEK YERLER

Beyaz Rusya Belarus Minsk Aleksandrovsky Meydanı

ALEKSANDROVSKY MEYDANI

Şehrin tam merkezindedir. Burası: zengin bir tarih dokusundan öte, küçük bir halk bahçesi olarak öne çıkıyor. 1972 yılında, vali tarafından yaptırılmış. Bahçenin ortasında: bir çeşme ve bir yüzme havuzu bulunuyor. Çeşmede, bir heykel var. Bu kuğu heykeli: İtalyan Bernini tarafından tasarlanmış ve bir çocuk ile süslenmiş. Çeşme ve heykel; şehrin bir sembolü olarak kullanılıyor.

Meydanın bir köşesinde: Ulusal Tiyatro var. 1888 yılında açılmış.

KİLİSELER

Beyaz Rusya Belarus Minsk Calvary Kilisesi

CALVARY

Eski bir mezarlık yanında yapılmış bir kilisedir. Bu alanda: 17.yüzyıldan kalma bir tapınak bulunduğu tespit edilmiştir. Bugünkü yapı ise, 19. yüzyılın başında yapılmıştır. Kilise çevresinde ortaya çıkan mezarlık: şehir halkı tarafından çok iyi biliniyor. Ancak, 1967 yılından sonra, bu mezarlık kapatılmış. 1990 yılından sonra ise, yeniden açılmış.

Beyaz Rusya Belarus Minsk Kızıl Kilise

KIZIL KİLİSE

Kırmızı tuğlalardan yapıldığı için, bu ismi almıştır. Neo-Gotik tarz bir yapıdır. 1906-1910 yılları arasında inşa edilmiştir. Sovyetler Birliği döneminde, burada sinema varmış. Daha sonra, 1990 yılları başında, sinema, kilise olarak hizmet vermeye başlamış.

Kilisenin: geniş bir salonu, zarif süslemeleri var. Vitray pencereler, Belarus ulusal sanat geleneklerine göre yapılmış. Ana portalı: Vojnilovich ailesinin silahı süslüyor.

Beyaz Rusya Belarus Minsk Kutsal Ruh Kilisesi

KUTSAL RUH KİLİSESİ

Kilise, Zolotaja Gorka (Altın Tepe ) bölgesinde bulunuyor. Kilisenin enteresan bir yapılış öyküsü var. O zamanlar: kentte kolera salgını olur. Polonyalı bir doktor, şehir halkından para toplar ve bu paralar ile, Katolik mezarlık topraklarının üzerine, bu kiliseyi inşa ettirir.

Buraya: Kutsal Ruh ahşap heykeli konulur. Bu heykelin: bulaşıcı hastalıklardan, insan ve hayvanları koruduğuna inanılır. Evet: daha sonraki yıllarda, buranın restorasyonu için, devlet tarafından büyük harcamalar yapılmış.

Beyaz Rusya Belarus Minsk Parlamento Binası

PARLAMENTO BİNASI

Şehrin önemli yapılarından biri de: ana cadde üzerindeki “Parlamento Binası.” Belarus Devleti: geçmişlerine duyduğu saygı nedeniyle. Binanın önündeki, dev “Lenin” heykelini, muhafaza etmiş ve heykel tüm ihtişamı ile, görüntüye farklı bir hava katıyor.

Beyaz Rusya Belarus Minsk Town Hall

TOWN HALL (BELEDİYE BİNASI)

Yapı, 16.yüzyılda: katedral meydanı üzerine yaptırılmış ve 2004 yılında restore edilmiştir. Mahkeme ve Belediye binası olarak kullanıldı. Zemin katta: Minsk Müzesi var.

Müzede: cam bir kubbeli sergi salonu var. Şehrin tarihi ve manzarası, showroom ve anlatım ile sergileniyor. Müzedeki sergiler: tarihi kazılar sırasında toplanan objelerden oluşuyor.

Beyaz Rusya Belarus Minsk Vankocivh Evi

VANKOVİCH EVİ (KLASİK MÜZE)

Yapı: 19.yüzyılın mimari harikalarından biridir. Bu evin: bembeyaz sütunlu, mavi cephesi var. Bu cephe ile binanın uyumu, çok güzel. Sanatçı: Valentij Vankovich’in burada yaşamış olması nedeniyle, bu isim verilmiş.

Mükemmel, romantik portreler çizdi ve galeriye bıraktı. Bunların yalnızca, küçük bir bölümü: Müzede sergileniyor.

Beyaz Rusya Belarus Minsk Pischalovskij Castle-Prison Hotel

PİSCHALOVSKİJ CASTLE – PRİSON HOTEL

Burası, yıllarca, şehir merkezinde bir hapishane olarak kullanılmıştır. Yapı: 1825 yılında, mimar Pischala tarafından, Gotik kale tarzında inşa edilmiştir. Köşelerinde: 4 yuvarlak kuleleri olan, 3 katlı, dikdörtgen bir yapıdır. Her bir kule: bir kademeli korniş üzerinde, dikdörtgen yapıdadır.

Kalenin çevresi: çitle çevrilidir. Ülkenin bir kısım şair ve yazarları: bu cezaevinde hapis yatmışlar. Devrimci Pulihov idam edilmiş. Uzun yıllar: bu kale, erişilemez bir yapı topluluğu olarak kalmış. Günümüzde ise, turistler için, egzotik bir otel konumunda.

Beyaz Rusya Belarus Minsk Bearuz Opera ve Balesi

BELARUS OPERA VE BALESİ

Bunlar: Ulusal Akademik Opera Tiyatrosu ve Ulusal Akademik Bale Tiyatrodur. Tiyatro binasının kuleleri muhteşem ve şehrin çoğu yerinden görülüyor. Tiyatro: Fransız ve Rus klasik bale kurucusu Marius Petipa’nın görüşlerine göre restore edilmiştir.

Burada: daima, ünlü bestecilerin eserleri sergileniyor. Bu eserlerde: zengin süslemeler ve göz alıcı kostümler var.

Beyaz Rusya Belarus Minsk Zafer Meydanı

ZAFER MEYDANI

Burası: II. Dünya savaşı kahramanlarının anısına yapılmıştır. Dikilitaş şeklinde, büyük bir anıt dikilmiş. 40 metre yüksekliğindedir. 1954 yılında açılmıştır. 1941-1945 yılları arasındaki vatanseverlik savaşında, hayatını kaybedenlere atfen dikilmiş bir anıt. Kaidesinde; sonsuz ateş yanıyor.

Beyaz Rusya Belarus Minsk

Burada: bir anıt daha var. Gözyaşı adası anıtı. Afganistan Savaşında ölen, Belarus’lular için dikilen bir anıt. Afganistan savaşında, 771 Belarus’lu asker ölmüş. Anıt: Ağustos 1996 yılında açılmıştır.

Beyaz Rusya Belarus Minsk St Spirit Katedrali

ST. SPİRİT KATEDRALİ

1852 yılında, rahibeler manastırı olarak inşa edilmiştir. 1870 yılında ise, Ortodoks manastırı olarak ibadete açılmıştır.

NEZAVİSİMOSTY AVENUE

Şehirde: kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan bir caddedir. Cadde üzerinde: mağazalar, restoranlar, müzeler, ticaret merkezleri, milli kütüphane, bankalar ve çeşitli üniversiteler bulunuyor.

Beyaz Rusya Belarus Minsk Milli Kütüphane

MİLLİ KÜTÜPHANE

Muazzam görünüşlü bir milli kütüphanesi vardır ki, insan dışını görünce içinden çıkası gelmez. Minsk Devlet Kütüphanesi: oldukça ihtişamlı bir bina. İçinde: 14 milyon kitap var.

ŞEHİR DIŞI GEZİLECEK YERLER

Beyaz Rusya Belarus Minsk Nazi Kampı Turu

NAZİ KAMPI TURU

Şehir merkezinden, yaklaşık 50 km. uzaklıktadır. Burası: II. Dünya Savaşında, Nazi subaylarının, Beyaz Rusya’da tamamen yaktıkları: 620 köyden biridir. Savaşta hayatını kaybeden askerlerin anısına yapılmış, Büyük Anıt var. Ayrıca: savaşta kullanılan tanklar görülebiliyor.

DUDUKİ KÖYÜ

Şehir merkezine, 50 km. uzaklıktadır. Bu köyde: eski model araba ve motosiklet müzesi, el sanatları ve eski takılar sergisini gezebilirsiniz. Yöresel el yapımı peynir eşliğinde, yöresel şaraplardan tadabilirsiniz.

Bu alan: şehrin güneyinde bulunuyor. Buraya ulaşmak için: eski köyler, bostanlar ve ormanlar arasından, yaklaşık 1 saatlik bir yolculuk yapmak gerekiyor. Köy: yaklaşık 150 yıl önce, derebeylik zamanında, bir aile tarafından yönetiliyormuş.

Burada: votka üretimi yapılıyor. Kuas denilen ve buğdaydan elde edilen özel votkalar: 7 yıl bekletilip, dinlendiriliyor. 48-52 alkol derecesindeki bu votkalar: yine, köyde üretilen ballı-turşulu ekmek ile servis ediliyor.

10 Ekim 1998 tarihinde, burada, 2 katlı el sanatları galerisi yapılmış.

Köydeki geziniz sırasında: köyde üretilen peynir, tereyağı, otlu peynir tatma şansınız oluyor. Ayrıca: ekmek yapımını da izleyebiliyorsunuz. Demir dövülerek nal yapımı, kumaş yapımı izlenebilir, arzu ederseniz, ata binebilirsiniz. Ayrıca: köyün yakınlarında, değirmen var, burası da gezilebiliyor.

STALİN HATTI VE JANOST

Şehir merkezine, 15 km. uzaklıktadır. Burası: Moskova’nın düşmemesi için, Alman ordusuna karşı, Kızıl ordu tarafından yüksek yerlere konumlanmış bir savunma hattıdır. Stalin hattında, II. Dünya savaşında kullanılan, çok çeşitli silahlarla kurulan, savunma hattı gezilebiliyor.

Buradaki açık hava müzesinde : askeri ekipmanlar, tanklar, uçaklar, helikopterler ve toplar sergileniyor. Stalin Hattı: II. Dünya Savaşında, savunma hattı olarak biliniyor. Yemek için: özellikle, havanın sıcak olduğu dönemlerde, Junost Gölü kıyısında, ızgara balık önerebilirim.

Burada; deniz motoru ile, “Junost” eğlence kompleksine gidiliyor.

BELOVEZHSKAYA PUSCHA

Burada, ülkenin en büyük ormanı bulunuyor. Bu doğal dünya: UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır. Buranın en büyük özelliği: tamamen doğallık, hayranlık uyandıran bir doğallık.

Norveç Oslo

Norveç Oslo

Bu şehir, dünyanın en pahalı şehirleri listesinde en üst sırada bulunmaktadır. Yani: ne kadar turistik olursa olsun, o kadar da pahalılığı nedeniyle turizmden uzaktır.

Şehir, Norveç ülkesinin hem en kalabalık şehri hem de başkentidir. Deniz sanayinde ve Avrupa deniz ticaretinde önemli bir yere sahiptir. Şehirde: denizcilik sektöründe çalışan birçok kuruluşun merkezi veya şubesi bulunmaktadır.

Şehirde: 1.5 milyon insan yaşamaktadır. Avrupa’da, nüfus hızının en yüksek olduğu şehirlerden birisidir. Çünkü: özellikle şehirde yerleşik göçmenler arasında, nüfus artış hızı çok yüksektir. Böylece, şehrin göçmen nüfusu hızla artmaktadır.

Yapılan araştırmalara göre: Oslo şehri: dünyanın en pahalı şehirleri listesinde, en üst sırada bulunmaktadır.

Gelelim coğrafi özelliklerine: şehir, yeşil tepeler ve dağlarla çevrilidir. Şehir sınırları içinde, 40 ada bulunmaktadır ki, bunlardan en büyüğü “Malmoya” adasıdır. Ayrıca, yine şehir bölgesinde 343 göl bulunur. Bunlar, aynı zamanda, şehrin içme suyu kaynağıdırlar.

Norveç Oslo

TARİH

Oslo şehri: 1000 yılı civarında kurulmuştur. 1048 yılında, Kral Harald döneminde, şehrin ticari faaliyetlerinin önem kazandığı görülür. 1070 yılında ise, şehir piskoposluk merkezi olur.
1299-1319 yılları arasında, şehir, Kral Haakon döneminde, başkent olarak kabul edilmiş ve kraliyet, burada ikamet etmeye başlamıştır.

Akerhus kalesi de, bu dönemde yapılmıştır.

1300 yılına gelindiğinde Danimarka ve 1539-1814 yılları arasında İsveç’ten gelenler ile, şehrin nüfusu hızla artar. 1624 yılında ise, şehirde, büyük bir yangın felaketi görülür ve yeni şehir, hemen yakınlara yeniden kurulur ve Kral Christian onuruna, yeni kurulan şehre “Christiania” ismi verilir.

1838 yılında, şehirde ilk Belediye teşkilatının kurulduğu görülür. 1877-1925 yılları arasında, şehrin ismi revize edilerek “Kristiania”olarak kullanılmaya başlanır.

ULAŞIM

Şehrin ana havaalanı “Gardenmoen”(OSL): şehir merkezine 45 km. uzaklıkta ve kuzeydedir. Norveç ülkesinin en büyük havaalanıdır. Terminal ve park alanları arasında, her 15 dakikada bir hareket eden ücretsiz otobüs servisleri vardır. Havaalanındaki gümrüksüz satış mağazaları, 24 saat süresince açıktır.

Havaalanından, şehir merkezine ulaşabilmek için: ekspres tren, ekspres otobüs, yerel tren ve taksi kullanılmaktadır. Ancak, havaalanı ile şehir merkezi arasında çalışan otobüs için 50 Euro ücret ödediğinizde, gerçekten dünyanın en pahalı şehrine geldiğinizi hemen anlıyorsunuz.

İNSANLAR

Bu şehirde yaşayanların % 30 kadarı göçmendir. Bunlar arasında 6 binden fazla Türk bulunduğu da söyleniyor. Yani, bu şehirde yaşayan dört kişiden birinin göçmen yani yabancı olduğu söyleniyor. Çünkü: yabancılar arasında nüfus artış hızı da çok yüksekmiş ve şehirdeki yabancı yani göçmenler hızla çoğalıyorlar.

İKLİM

Şehirde: karasal iklim hakimdir. Şehrin kıyıda bulunması nedeniyle, kışın, kara bölgelerine göre, daha ılıman hava durumu mevcuttur. Yaz dönemindeki sıcaklık ortalamaları 20-24 arasındadır. Kışlar ise, genellikle soğuk ve karlı geçer ve ısı ortalaması, eksi 7 derece civarındadır.

Yani, kışın bu şehri ziyaret ederseniz, soğuktan donmaya karşı hazırlıklı gitmeniz şarttır.

Öte yandan: kuzey enlem bölgesinde bulunması nedeniyle: gündüzler, yaz ortasında 18 saat ve kış ortasında ise 6 saat olur. Geceler ise, tamamen karanlık geçmez. Yani, özellikle yaz aylarında hava kararın ancak gece olmaz. Özellikle: Opera binasının üstünden, havanın kararmasını izlemenizi öneririm.

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Oslo şehrinde, şehir içi ulaşımın en büyük özelliği: şehir merkezine giren her türlü aracın: bir ücret ödeme durumunda olmasıdır. Şehir merkezindeki trafik yoğunluğunu azaltmak için böyle bir uygulama yapıyorlarmış.

“Ruter” denilen sistem: Oslo şehrindeki ulaşım sisteminin adıdır ve buna kayıtlı: yerel otobüsler, tramvay, metro ve vapurlar bulunmaktadır. Bu araçlara binebilmek için gereken biletler: Ruter satış noktalarından satın alınır. Vapurlarda yapılan seyahatlerde kullanılan biletler diğerlerine nazaran 20 NOK daha pahalıdır.

Ancak: şehir merkezini bisikletle gezmek isterseniz, şehir merkezinde birçok yerde bulunan bisiklet parklarından bir bisiklet kiralayabilirsiniz.

Norveç Oslo

ALIŞVERİŞ

Oslo şehrinde, hediyelik bir şeyler satın almak isterseniz, en iyi tercih “City Hall” çevresinde bulabilirsiniz.
Şehirdeki alışveriş merkezlerine ulaşmanın en iyi yolu: yürüyerek gezmektir ve böylece birçok büyük alışveriş merkezi ve mağazaları görebilirsiniz.
Bunlar arasında öne çıkanlar: Byporten, Glasmagasinet, Sten&Strom, Palet, Karl Johan, Aker Brygge.

Norveç Oslo City Alışveriş Merkezi

Oslo City Alışveriş Merkezi

Stenersgata bölgesindedir. Yani şehir merkezindedir.
Norveç ülkesinin en çok ziyaret edilen alışveriş merkezidir ve 5 katlı yapıda, 90’dan fazla farkı mağaza ve restoranlar dizilmiştir. Bunlarda: giysi, ayakkabı, müzik, elektronik, kozmetik, mücevher, yiyecek vs. gibi çok çeşitli ürünler satışa sunulmaktadır.

Byporten

Jernbanetoget bölgesindedir. Yani, Oslo Merkez İstasyonunun hemen yanındadır.
Burada, 71 mağaza ve 12 restoran bulunmaktadır. Restoranlar arasında bulunan “Egon restoran” ülkenin en büyük restoranıdır.

GlasMagasinet Stortorvet

Stortorvet bölgesindedir. Norveç ülkesinin en eski ve en ünlü mağazalarından birisidir. Zemin katta: kozmetik ve bunun yanı sıra birçok küçük hediyelik eşyaların ve cam ve kristal objelerin satıldığı dükkanlar bulunuyor. 1’nci katta: 24 adet moda mağazası bulunur. 2’nci katta: bir kafe ve Alt katta ise: Norveç ülkesinin en büyük mutfak bölümü bulunur.

Norveç Oslo Sten&Strom

Sten&Strom

Nerde Slottsgate bölgesindedir.
Burada: tek bir çatı altında, çok iyi bilinen ve çekici: Norveç, İskandinavya ve uluslar arası markaların satıldığı yerler bulunmaktadır.
Bu yerlerde: kadın, erkek ve çocuk giysileri, tasarım öğeleri, gıda, şarap ve yemek ve içmek üzerine ürünler satılır.

Norveç Oslo Eger Karl Johan

Eger Karl Johan

Karl Johans gate bölgesindedir. Yani: Egertorget meydanındadır.
Burada: 300 uluslar arası moda, güzellik ve yaşam tarzı markaları sunulmaktadır.

Aker Brygge

Oslo Sentrum bölgesindedir.
Liman boyunca uzanan bu alışveriş alanında: 30 mağaza, 40 restoran ve çeşitli barlar ve yemek alanları bulunmaktadır. Eski tersane binaları ve modern mimari yapıları: gayet güzel şekilde, burada birbiriyle bütünleştirilmiştir.
Marina bölümü, 125 tekne kapasitelidir. Restoran ve barlar ise, 5000 ziyaretçi kapasitelidir.

GECE HAYATI

Şehir merkezinde, özellikle “Karl Johans Kapısı” çevresinde: popüler gece hayatı mekanlarını bulmak mümkündür. Bunlar arasında öne çıkanlar: Nasjonal Jazzscene, Herr Nilsen, Buckleys.
Oslo şehrinde, ucuz bira içmek isterseniz, bu kere “Gronland” yani şehrin doğu kısmına gitmeniz gerekir.

Norveç Oslo
Norveç Oslo
Norveç Oslo

GEZİLECEK YERLER

Norveç Oslo Akershus Festning
Norveç Oslo Akershus Festnign

AKERSHUS FESTNİNG-AKERHUS KALESİ

Kale, şehir merkezinde, Oslo Liman bölgesindedir.
Oslo şehrindeki bir ortaçağ kalesidir. Ancak, kale işlevi yanında, hapishane olarak da kullanılmıştır. Kale ilk olarak, tarihçe bölümünde de belirttiğim gibi: 1290 yılı civarında, Kral Haakon döneminde yapılmaya başlanmıştır.
1309 yılında, kalenin, İsveç Dükü tarafından kuşatıldığı görülür.
Özellikle: 17’nci yüzyılda, Kral Charles XII döneminde, etkin olarak kullanılmıştır.

Takip eden süreçte ise: herhangi bir askeri saldırı sonucu ele geçirilemeyen kale: II. Dünya savaşında, Nazi Almanya’sına, savaşsız olarak teslim edilmiştir. Bu dönemde: kalede: bazı Danimarka ve Norveç kökenli milliyetçiler, infaz edilmiştir. Kale: 11 Mayıs 1945 tarihinde, Norveç direniş hareketine teslim edilmiştir. Savaşın ardından: savaş suçlusu Norveçliler burada yargılanmış ve infaz edilmişlerdir.

II. Dünya Savaşının ardından, kale: hapishane olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Evet: tarihi süreç içinde birçok etkinlikte başrol oynayan ve 700 yıllık süreçte inşa edilen kale, günümüzde: çeşitli restorasyonlar sonucu yeniden düzenlenmiş ve ana bina: yabancı devlet adamları ve devlet başkanları için resmi etkinliklerde ve özellikle yemeklerde kullanılır olmuştur. Ancak: kale, Norveç Silahlı Kuvvetlerinin kullanımına ayrılmıştır. Norveç Savunma Bakanlığının, kale içinde modern bir merkezi bulunmaktadır.

Kaleyi ziyaret etmek mümkündür. Kale içinde bulunanlar:

Akershus Kalesi Kilisesi

Burası: Norveç Silahlı Kuvvetlerinin başlıca kilisesidir. Norveç Silahlı Kuvvetleri personelinin düğün törenleri burada yapılmaktadır. Ziyarete açıktır.

Norveç Oslo Armed Forces Museum

Norveç Armed Forces Museum-Norveç Silahlı Kuvvetleri Müzesi

Müzede genellikle ordu malzemesi sergilenmektedir. 1946 yılında kurulmuş ve 1978 yılında halka açılmıştır. Müzenin temel amacı: Norveç’in askeri tarihini ziyaretçilere göstermektir ve 6 bölümden oluşmaktadır.

Norveç Oslo Resistence Museum

Norveç Resistance Museum-Norveç Direniş Müzesi

Kale bölgesi içinde, 17’nci yüzyıldan kalma bir binada bulunmaktadır.
Müzede sergilenen koleksiyon içinde: Nazi Almanya’sının işgali sırasında, yani 1940-1945 yılları arasında, Norveç direnişine ait ekipmanlar, fotoğraflar, gazete kayıtları ve belgeler bulunmaktadır.
Müze, 1966 yılında kurulmuş ve 1970 yılında ziyarete açılmıştır.

Norveç Kraliyet Mezarlığı

Burada gömülü bulunan hanedan üyelerinden bazıları şunlardır: Kral Haakon, Kraliçe Eufemia, Kraliçe Maud, Kral Olav, Veliaht Prenses Martha, Kral Sigurd Ben.

Norveç Oslo Opera ve Bale
Norveç Oslo Opera ve Bale
Norveç Oslo Opera ve Bale

NORVEÇ OPERA VE BALE

Yapı: Bjorvika semtinde: borsa ve merkez istasyonu yakınında, kıyıdadır.
Bjorvika yılında: mermer ve cam ile yapılan bu bina: mimari stil olarak ödül kazanmıştır. Nisan 2008 tarihinde açılan bina: ünlü Norveçli mimarlık firması “Snohetta” tarafından tasarlanmıştır. Yapımı, 5 yıl sürmüştür. Norveç ülkesinde bulunan en büyük kültürel yapıdır. Açılışından bu yana, burada düzenlenen gösteriler için 8 milyon insan ziyaretçi olmuştur.

Yapının en büyük özelliği: dışarıda, ziyaretçilerin yürüyerek çıktıkları ve şehir manzarasını izledikleri, beyaz eğimli mermer çatı bölümüdür. Burada: güneş panelleri görülmektedir ki, bunlardan elde edilen enerjinin bir kısmı, yapının kendi ihtiyaçları için kullanılmaktadır.
Evet, günümüzde, opera binasını gezmek isterseniz, rehberli turlara katılabilirsiniz ve bu turlar, yaklaşık 50 dakika sürüyor.

Norveç Oslo Holmenkollen
Norveç Oslo Hollenkollen

HOLMENKOLLEN

Holmenkollen: Oslo şehir merkezinden, 20-30 dakika uzaklıkta bulunmaktadır. Metro ile, buraya rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
Burası, dünyaca ünlü, kayakla atlama pistidir. Bu nedenle: “Holmenkollen Ski Jump” olarak bilinir. Bu beton ve çelik görkemli yapı: dünyanın en modern kayak atlama pistidir. Mart 2010 tarihinde açılmıştır. Başlangıçta: yerden yaklaşık 60 metre yüksektedir ve yapının çelik ağırlığı yaklaşık 100 tondur.
Geceleri: ışıklandırılan kayak pisti, uzaklardan görülebilmektedir. Burayı ziyaret etmek isterseniz: üst platformu ziyaret edebilirsiniz.

Ski Jump Tower

Architects tarafından tasarlanan kayak atlama pisti: tam bir mühendislik harikasıdır ve sporcular için özel olarak üretilmiştir. Özellikle: sürekli rüzgar koruması, buz parça makinesi, gelişmiş kar üretim tesisleri, ışık ve ses sistemleri ilgi çekmektedir.

Ski Museum

Müze: kulenin tabanı içinde bulunmaktadır. Türünün tek örneği olan müze, 1923 yılında açılmıştır.

Müzede: Norveçli kutup kaşifi Fridtjof Nansen ve Roald Amundsen’in keşifleri ve kayak tarihine ait objeler sergilenmektedir. Ayrıca: 1952 ve 1994 yıllarında, Oslo şehrinde yapılan “Kış Olimpiyatları” hakkında da, çeşitli objeler ve fotoğraflar sergilenmektedir.

Norveç Oslo National Gallery

NATİONAL GALLERY

Universitetsgata bölgesindedir.
Ulusal Galeri içinde bulunanlar: heykeller, çizimler ve tablolardır. Bunlar: Norveç ülkesinin en büyük koleksiyonunu oluştururlar.

Norveç Oslo Doğa Tarihi Müzesi

DOĞA TARİHİ MÜZESİ

Sars/Monrads kapısı-Toyen bölgesindedir.
Oslo şehir merkezinin doğusundaki bu müzenin bünyesinde: “Zooloji Müzesi” ve “Jeoloji Müzesi” bulunmaktadır. Müzede: dünyanın dört bir yanından getirilen 7500 bitki türünün sergilendiği bir “Botanik Bahçesi” görülür. Bu bahçe: huzurlu bir zaman geçirmek için idealdir ve müzenin açık bulunduğu saatler dışında da ziyarete açıktır.
Ayrıca: müze içinde “Dinozor Bölümü” de bulunmaktadır.

Norveç Oslo Tusenfryd

TUSENFRYD

Şehir merkezinin yalnızca 20 dakika güneyindedir. Vinterbro bölgesindedir.
Burası bir eğlence merkezidir. Merkezde: 30 civarında etkinlik cihazı bulunmaktadır ki, özellikle roller coaster ilgi çeker. Bu saatte 100 km. hıza yolculuk sırasında 12 kez ulaşır ve bu maksimum hızı ile, Avrupa’da, en iyi ve hızlı 5’nci roller coaster olarak seçilmiştir.
Ayrıca: 2 saniyede 0-90 km. hıza ulaşan “SpeedMonster”: yolcularına 4G dikey hissi verir.
Evet, Norveç ülkesinin bu en büyük eğlence parkına mutlaka uğramanızı öneririm.

Norveç Oslo Polar Ship Fram

FRAM MÜZESİ-POLAR SHİP FRAM

Bygdoynesveien bölgesindedir.
Burası: dünyanın en ünlü kutup gemisi olan “Fram” a ev sahipliği yapmaktadır. Gemi: günümüze kadar yapılmış, en güçlü ahşap ve yelkenli gemidir. Gemide: kutuplara yolculuk yapan mürettebat ve onların köpekleri yaşamıştır. Unutmamak gerekir ki, bunlar: dünyanın en soğuk ve en tehlikeli yerlerine yolculuk yaparken, hayatta kalmak için büyük çaba sarf etmişlerdir.

Özellikle: 1903-1906 yılları arasında, kutuplara yolculuk yapan “Roalt Amundsen” ile ilgili objeler de sergilenmektedir.
Burayı ziyaret ederseniz: kutuplarda, günümüzden 100 yıl önce keşifler yapmış ve yeryüzünün en soğuk yerlerindeki hayatın nasıl sürdürüldüğünü görebilirsiniz.

Norveç Oslo Norsk Teknisk Museum

NORSK TEKNİSK MUSEUM-NORVEÇ BİLİM, TEKNOLOJİ VE TIP MÜZESİ

Kjelsasveien bölgesindedir.
Müzede: enerji, sanayi, petrol, tıp, uçaklar, arabalar ve trenler hakkında, 20 üzerinde kalıcı ve geçici sergiler düzenlenmektedir.
Tıp Müzesi bölümünde: halk sağlığı, tıp ve sağlık iyileştirmeleri alanında, son 150 yıl içinde yapılan değişimler sergilenmektedir. Bilim Merkezi ise, meraklı zihinler için ideal bir yer olarak kabul edilir.

Norveç Oslo Astrup Fearnley Museum
Norveç Oslo Astrup Fearnley Museum

ASTRUP FEARNLEY MUSEUM

Strandpromenaden bölgesindedir. Tjuvholmen adasında bulunan bu bölge: daha önce kirli bir sanayi bölgesiyken, daha sonra bir kültür adası haline getirilmiştir.
Müze binası, Eylül 2012 tarihinde buradaki yeni binasına taşınmıştır. Yeni müze binası: İtalyan mimar Renzo Piano tarafından tasarlanmıştır. Adada bulunan bu çağdaş sanat galerisi: toplam 7000 m. karelik bir alanı kapsamaktadır.

Yapının tasarımı: gemi biçiminde, tek bir kemer yelken şeklinde cam çatı altında, dar bir su kanalı boyunca uzanan üç bağımsız pavyondan oluşmaktadır. İç alan, doğal ışık ile aydınlatılmaktadır. Cam, çelik ve ahşap malzeme: Norveç sanatına göre: basitlik ve özgürlükçülük duygularını vurgulamaktadır.
Evet, bu sanat atölyesinde: geçici sergiler yanı sıra, özellikle çocuklar için sanat atölyelerinde çeşitli etkinlikler sunulmaktadır.

Norveç Oslo Royal Place
Norveç Oslo Royal Place
Norveç Oslo Royal Place

ROYAL PLACE-KRALİYET SARAYI

Saray: Oslo şehrinin ana caddesi “Karl Johans” üzerindedir. Norveç ülkesinin en önemli yapılarından birisidir.
Sarayın bahçesinde insanlar dolaşıyorlar, bir heykel var. Bu heykel: İsveç ve Norveç tek bir ülke iken başlarındaki krala ait bir heykeldir. Bu kral: Fransız asıllı imiş ve kendisini kral olmak üzere, bölgeye Napolyon göndermiş. Ama: Norveç halkı bu kralı çok sevmiş, hatta onun meşhur bir sözünü sürekli gündemde tutuyorlar “Benim için en büyük hediye halkın sevgisidir”

Evet, başlangıç için bir not daha verip, saray hakkında bilgi vermeye başlayacağım. Burayı ziyaret ettiğinizde: saray önünde ilginç giysili askerlerin nöbet değişim törenini izlemenizi öneririm, ilginç gelecektir. Sarayın dört bir köşesinde nöbet tutan kraliyet muhafızları, turistlere hoş gelecek şekilde nöbet değişimi yapıyorlar.

Gelelim, sarayı anlatmaya

Oslo şehir merkezinin batısında, 19’ncu yüzyılda, hanedan için ikametgah olarak inşa edilmiş ve takip eden süreçte de, Norveç hükümdarlarının resmi konutu olarak kullanılmıştır. Sarayın temel taşı: 1825 yılında Kral Carl Johan tarafından konulmuştur. Resmen kullanıma ise, 1849 yılında, Kral Oscar I tarafından başlanmıştır.

Yapıda, 173 oda bulunmaktadır. Burada, Norveç kralı tarafından: devlete ait işler yürütülür. Yani, kral ve kraliçe; günlük çalışmalarını burada yaparlar. Ayrıca: Oslo şehrini ziyaret eden devlet başkanları, bu sarayda ağırlanırlar. Kraliyet mahkemesinin üyeleri de burada çalışırlar. Sarayın önünde: Norveç-İsveç kralı Karl Johan’ın bir heykeli bulunuyor.

Evet: yaz aylarında, kraliyet sarayının belli bölümleri, rehberli turla gezilebiliyor. (rehberli tura katılım bedeli olarak yaklaşık 12 Euro ücret alınıyor)
Ayrıca: saray çevresindeki küçük park alanında güzel bir yürüyüş yapılabiliyor ve bu sırada küçük göller ve heykeller görülüyor. En büyük cazibe ise, her gün saat 13.30’da yapılan nöbet değişim törenidir.

Norveç Oslo Nobel Enstitüsü ve Peace Center
Norveç Oslo Nobel Enstitüsü ve Peace Center
Norveç Oslo Nobel Enstitüsü ve Peace Center

NOBEL ENSTİTÜSÜ VE PEACE CENTER

Norveç Nobel Enstitüsü: Nobel Barış Ödülüne layık bulunacak kişiyi seçen Nobel Komitesinin çalışması için, 1 Şubat 1904 tarihinde kurulmuştur.

Enstitü içinde: araştırma departmanı, toplantı odası, ofisler, okuma odası ve bir kütüphane bulunmaktadır.

Nobel Komitesi, bu toplantı odasında toplanır ve Barış Ödülü verilecek kişiyi seçer. Tören ise: Oslo City Hall denilen yerde yapılır.

Nobel Barış Merkezi ise: Brynjulf Bulls Plass bölgesindedir. 2005 yılında, Norveç ve İsveç kraliyet ailesi üyelerinin katıldığı bir törenle, Kral Harald tarafından açılmıştır. Yapı: İngiliz mimar David Adjaye tarafından tasarlanmıştır.

Merkezin finansmanı: Norveç Kültür Bakanlığı, özel sponsorlar ve giriş ücretleriyle sağlanmaktadır. Merkez: Barış ödülü kazananlar ve faaliyetlerinin yanı sıra, Alfred Nobel’in yaşamı hakkında bir bilgi merkezidir. Ayrıca: sergiler, tartışmalar, savaş, barış ve çatışmaların çözümü ile ilgili toplantılar burada yapılmaktadır.

Buradaki geçici sergiler, sponsor bulunarak yapılır. Bu geçici sergileri ve merkezi gezmek isterseniz, 80 NOK giriş ücreti ödemeniz gerekir. Burada, ayrıca bir kafe ve dükkan bulunmaktadır.

Nobel Barış Ödülü Törenleri: her yıl, 10 Aralık tarihinde biraz önce de söylediğim gibi, Oslo City Hall binasında yapılmaktadır.

PARKLAR

Norveç Oslo Frogner Park

Frogner Park

Şehir merkezine, birkaç dakikalık yürüyüş mesafesindedir.

İlk olarak: 18’nci yüzyılda, Hans Jacob Schell tarafından, küçük bir malikane çevresinde yapılan peyzajlı bir alan olarak ortaya çıkmıştır. 19’ncu yüzyılda genişletilen park alanı, 1896 yılında, Christiania Belediyesi tarafından satın alınarak, halkın kullanımına açılmıştır. Günümüzde, park alanı, yıllık 1 milyon civarında turist tarafından ziyaret edilmektedir.

Özellikle yaz aylarında: yüzlerce Norveçli: bu park alanında barbekü ile piknik yaparlar, aşağıda söz edeceğim park alanındaki heykeller arasında oynarlar, zaman geçirirler. Kış aylarında da, park alanı yürüyüş için gayet güzeldir.
Heykeller yanında: havuzlar ve köprüler görülür. Özellikle, parkın merkezindeki “Frogner Göleti” ilgi çekmektedir.
Parkın güneyinde “Oslo Şehir Müzesi” bulunmaktadır.

Norveç Oslo Vigelandsparken Heykel Parkı

Vigelandsparken Heykel Parkı

Evet: Norveç ülkesine gidip, Oslo şehrini gezerseniz, burayı görmeden sakın şehirden ayrılmayın. Muhteşem güzel ve etkileyici bir yer.

Bu büyük parkta, geniş bir heykel koleksiyonu bulunmaktadır. Bu koleksiyondaki heykeller: çimler ve ağaçlarla çevrili uzun bir caddenin üzerinde tasarlanmıştır.

Bu heykeller: Gustav Vigeland tarafından tasarlanmıştır ve dünyaca ünlüdür. Sanatçı: tam boyutlu bu heykelleri yaparken, diğer sanatçılardan ve öğrencilerinden herhangi bir yardım almamıştır.

Aslında: Gustav Vigeland: Oslo Belediyesiyle bir anlaşma yapmıştır. Buna göre: evinin ve atölyesinin bulunduğu bölge, kendisine tahsis edilecek ve yaşamı boyunca parasal yardım görecek ve bunun karşılığında ise, tüm heykellerini, Oslo Belediyesi için yapacaktır. Ancak: parkın son halini göremeden, yaşama veda ettiği de bir gerçektir.

Evet, dünyanın tek bir sanatçı tarafından düzenlenmiş en büyük heykel parkı olarak önem kazanır. Park alanında 212 tane bronz ve granit heykel bulunmaktadır.

Bu heykellerin bazılarından söz etmek istiyorum. En ünlü heykel “Monolith” isimli heykeldir. Bu sütun: 14 metreden daha yüksektir ve taş oyma olarak yapılmıştır.

Bu sütun üzerinde, 121 insan figürü bulunmaktadır. Bunlar arasında betimlenenler: insanın dirilişi, yaşam mücadelesi, manevi küreler, özlem, günlük yaşam, döngüsel tekrar. Park alanındaki bir diğer meşhur heykel ise kızgın çocuk heykelidir.

Norveç Oslo Vigeland Museum

Vigeland Museum

Park alanı içinde, Nobels kapısı yakınlarındadır. Müze esas olarak: heykeltıraş Vigeland (1869-1943) tarafından kullanılan bir stüdyo ve evdir. Yapı: neo-klasik mimari özellikler taşır ve Norveç ülkesindeki en güzel mimari yapılardan birisidir. Müzede bulunan koleksiyon içindekiler: Vigeland’ın erken dönem eserleri, portre ve anıtı, alçı modelleridir.

Vigeland Cafe

Cafe: park alanı içinde, ana girişte bulunur ve pastane ve hediyelik eşya satış yeri olarak kullanılır. Burada: kekler, hamur işleri, sandviçler, çeşitli içecekler, kahve çeşitleri bulabilirsiniz.

Bygdoy Parkı

Bu büyük yeşil alan, aynı zamanda “Oslo Müzesi Yarımadası” olarak da isimlendirilir. Denizle çevrilidir ve Norveç ülkesinin en pahalı yöresi olarak tanınır ve bilinir.
Burada bulunan müzeler şunlardır:

Norveç Tarihi Kültür Müzesi-Norsk Folke museum

Müzede: ülkedeki tüm sosyal guruplara ait eserler ve ülkenin çeşitli yerlerinden gelmiş koleksiyonlar bulunmaktadır. Yani bir anlamda “Etnoğrafya” ağırlıklı bir müzedir.

Norveç Oslo Vikingskipshuset

Vikingskipshuset-Viking Gemi Müzesi

Huk Aveny bölgesindedir.
9’ncu yüzyıldan kalma, dünyanın en iyi korunmuş Viking gemilerinin sergilendiği bu müze içinde, özellikle dikkati çekenler şunlardır: Gokstad gemi, Dinle gemi ve Oseberg gemi. Ayrıca, yine müzenin koleksiyonu içinde: Viking dönemine ait: çadırlar, mezarlar, ahşap oyma örnekleri, kızaklar ve bir at arabası görülmektedir.

Bu arada: Gökstad ve Oseberg gemileri: 1913 yılında, İsveçli Gabriel Gustafson tarafından bulunmuş ve Oslo Üniversitesindeki geçici barınaklarda uzun süre saklanmıştır. 1957 yılında, bu müze tamamlanınca: özellikle Oseberg araştırmalarında bulunan birçok buluntu buraya nakledilmiş ve sergilenmektedir.

Norss Maritimt Museum-Norveç Denizcilik Müzesi

1914 yılında kurulan müzenin binası: mimari ödül kazanmış olmasıyla dikkati çeker. Müzenin daimi koleksiyonu içinde bulunanlar şunlardır: deniz resimleri, gemi inşa teknikleri, tekne modelleri, balıkçılık ve deniz arkeolojisine ait objelerdir.

ŞEHİR DIŞINDA GEZİLECEK YERLER

Norveç Oslo Drammem

DRAMMEN ŞEHRİ

Oslo şehir merkezinin 40 km. güneybatısındadır. Buradan: Oslofjord nehrinin bir kolu geçmektedir. Bu yüzden, şehrin kelime anlamı “nehir şehri” demektir. Şehir: Norveç ülkesinin en büyük yollarının bir kavşağında yani kritik bir noktada bulunmaktadır.

Evet, Oslo’ya oldukça yakın bu şehri ziyaret ederseniz: özellikle, şehir merkezindeki “Bragernes Torg” denilen şehir meydanını görmenizi öneririm. Bu meydanın özelliği: çok geniş bir alana yayılmış olmasıdır.

Hatta: Avrupa kıtasındaki en büyük şehir meydanı olduğu bile söylenmektedir. 1866 yılında şehirde çıkan yangın sonucu şehrin büyük bölümü harap olduğundan, yeni şehir planında, bina ve yerleşim yerlerini yangından etkilenmesinler diye birbirlerine uzak yapmak istemişler ve böylece, büyük bir şehir meydanı ortaya çıkmıştır.

Evet, bu şehir meydanı, şehirde görmeniz gereken birçok şeyi barındırıyor. Burada: pazarlar kuruluyor, şehrin bütün eğlence mekanları, kafeteryalar ve barlar, publar burada bulunuyor.
Bu şehirde, daha ilginç bir yer daha var. Spiralen denilen bu yer: bir tirbüşon gibi inşa edilen bir tünel.

Tünel, II. Dünya savaşı döneminde, Almanlar tarafından, Norveçlilere zorla yaptırılmış ve Drammen şehri üstündeki tepelere kolay erişimi sağlıyor. Almanlar: toplarını bu tepelere yerleştirmek için, bu tüneli yaptırmışlar ve tünel, günümüzde araba ile geçilerek, tepelere ulaşımı sağlıyor ama tepelerde, muhteşem bir manzara izlemek mümkün.

Bu yüzden: ışıklandırılmış bu tünel içinde, araba ile ilerleyerek rahatlıkla tepelere ulaşabilirsiniz ki, bence buraya yolunuz düşerse, bu tünele çıkmayı sakın ihmal etmeyin. Sert kayadan oluşan tepeye oyulmuş ve ilginç bir yol açılmış tünel.

Evet, bu şehir hakkındaki son bir not. Ülkemiz insanı, yani Türkler, yıllarca önce bu şehre gelmişler. Bu şehirde, büyük bir kağıt endüstrisi ve fabrikaları bulunuyormuş.

Ormanlardan kesilen ağaçlar-tomruklar nehirden aşağıya gönderiliyormuş ve fabrikanın önüne gelince, bu tomruklar fabrikalara çekilerek işleniyor ve kağıt haline getiriliyormuş ki, yıllar önce, ülkemizden birçok insan bu kağıt fabrikalarında çalışmaya bu şehre gelmişler.