Mısır Genel

Mısır Genel

Evet, Mısır;  Mısır’ın ünlü antik tarihi, modern dünyanın ilgisini çekmektedir. MÖ. 3200 yıllarından sonra, Hıristiyanlığın ortaya çıkışına kadar, bu coğrafyada gelişen imparatorluk: dünyanın gelmiş geçmiş en büyük uygarlıklarından biriydi. Napolyon: 19’ncu yüzyılın başında: subaylarını, ülkeye keşfetmeye gönderdikten sonra, bu subaylar ülkelerine, yarı gömülü heykellerin ve sütunların çizimleriyle döndüler. Bunun üzerine: dünya, bu kadarı ile yetinmek istemedi.

Howard Carter

1922 yılında Tutankhamon’un tozlu mezarını incelerken; gördüklerini “muhteşem şeyler” olarak tanımlar. Firavunların ölçülmez servetlerine tanık olur. Kazıyı destekleyen Lord Carnarvon’un; birkaç ay sonra ani ölümü, halk arasında Firavunun mumyasının laneti olarak yorumlanır. Sonuçta: günümüzde, kitapevi rafları ve belgesel kanallarının programları, piramitlerin kökenleri ve amacı hakkında, sözde birçok bilimsel teoriyle doludur. Öyle görülüyor ki; Mısır’a duyulan merak ve ilgi hiçbir zaman azalmayacak.

Evet: coğrafi olarak, Aşağı ve Yukarı şeklinde tanımlanan Mısır’da ekonomi: turizm, Nil ve alüvyonlu topraklarda yetişen, dünyanın en kaliteli ve uzun elyaflı pamuğu ile tekstil ürünleri ihracatına dayanmaktadır.

Müslüman Kardeşler Örgütü’nün çeşitli zamanlarda:

Piramitlerde ve Şarm El Şeyh’te gerçekleştirdikleri bombalı saldırılar, turizm gelirlerini olarak olumsuz etkilese de, Uzak Doğulu turistler için Mısır, her zaman bir çekim merkezi olmuştur. Özellikle: turizmin olumsuz etkilendiği bu dönemde: Mısır hükümeti, aldığı bir kısım tedbirlerle, turizmi yeniden canlandırmayı başarmış. Hatırlarsanız, terörist saldırıları takiben, Mısır’a olan ilgili yine canlı tutabilmek için, Mısır Hükümeti, Antik Mısır dönemine ait bir çok yazılı eser çıkmasını, romanlar yazılmasını sağladı. Kleopatra’nın aşklarını ve diğer firavunların yaşamlarını anlatan romanlar, bir anda piyasada bayağı artmıştı.

Kahire; dünyanın en büyük zincirlerinin, beş yıldızlı otellerinin yoğun konaklama imkanlarına sahiptir. Ülkemiz yani Türkiye açısından durum ise, son birkaç yıldır her iki devletin üst düzey yetkililerinin resmi yakınlaşması nedeniyle, Mısır’a çok sayıda Türk turist gitmeye başlamıştır.

Nil boyunca:

Dünyanın en önemli üç medeniyetinden biri olarak tanımlanan: Eski Mısır tapınaklarını görebileceğiniz, Aswan’a kadar yapılan gemi turları var. Aswan Müzesinde: Yukarı Mısır medeniyetinin örneklerini ve günlük yaşamın sergilenmesini göreceksiniz.

Nil boyundaki bu gezide: ayrıca: dünyanın en büyük barajlarından biri olarak: Cemal Abdülnasır tarafından inşa ettirilen Aswan Barajının yapımı sırasında: yerinden taşınan “Büyük Tapınak” ı (Abu Simbel Tapınağı) görebilirsiniz.

Nil nehrinin iki kıyısında kurulmuş şehirlerde, geleneksel ürünlerin temin edilebileceği pazarlarda: özellikle dünyaca ünlü “Papirüs” bulabilirsiniz. Gize bölgesindeki dükkanlarda yüksek fiyatlardan; büyük indirim yapılarak satılan papirüsleri, Kahire içinde, Han el-Halil gibi çarşılarda, size önerilen son fiyatın dörtte biri fiyata satın alabilirsiniz.

Buraya gidenlere Mısır’ı sorarsanız: eğer tarihe merakı yoksa, size sadece: gürültü, toz, kalabalık, pislik, gerek yiyecek ve gerekse içecek açısından hijyen olmayan şartları ve en önemlisi satıcılar ve dilencilerin sizlere yaptıkları akıl almaz ölçüdeki aşırı bezginlik yaratan ısrarlı tavırlarını anlatacaktır.

Evet: bunlar yalan değil, gerçek, bunların hepsi gerçek. Ama: bunların yanında; başka bir gerçek daha var, birazcık tarihe ilginiz varsa, bu muhteşem yapıları gördüğünüzde etkilenmemeniz mümkün değil. Mutlaka gidin, mutlaka görün.

Mısır

ÜLKEYE GİRMEDEN ÖNCE, TÜRKİYE DE YAPMANIZ GEREKENLER:

1-Para durumunuzu belirleyin ve kredi kartınızı mutlaka yurt dışı kullanımına açtırın. Kredi kartı çok önemli çünkü tapınak, mabet ve müze gibi yerlerin girişlerindeki biletler sadece kredi kartı ile satılıyor, peşin para kesinlikle kabul etmiyorlar.

2-Paranızı (Dolar ve Euro) mutlaka Türkiye de bozdurun. Çünkü: Mısır da para bozdurma şansınız yok. Örneğin: Mısır da sokakta 5 dolarlık bir nesne satın aldınız, eğer yanınızda bozuk para yok ta, satıcıya 100 Dolar veya 50 Dolar verdiniz mi yandınız. Çünkü satıcı paranızın geri kalanını yani üstünü ödememek için size mutlaka başka mallar da satmak için aşırı ısrar edecektir, kabul etmezseniz, paranızın üstünü vermek için sizi uzun süre bekletecektir.

3-Mısır Lirası edinin. Mısır Lirası: demir paraları yok, kağıt paralar 5-10-20-50-100 lük banknotlar şeklindedir. Aralık 2025 tarihi itibarıyla: 1 Mısır Lirası= 1 Türk Lirasıdır. Mısır Lirası uluslararası geçerliliği olmayan bir para olduğu için, zor bulunur, sadece Sabiha Gökçen Havaalanındaki döviz bürolarında var, buradan bence Mısır da kalış süresine göre, 4000-5000 TL verip Mısır Lirası satın alın, bu döviz büroları dönüşte üstünüzde kalan Mısır Lirasını aldıklarını söylüyorlar.

Mısır Lirası nerede lazım olur? Örneğin: tuvalete girmeniz gerekti, Mısır Lirası verirsiniz. (Genelde 20 Mısır Lirası) Yanınızda yoksa Dolar veya Euro vermek durumunda kalırsınız. Veya 1 veya 2 şişe küçük su aldınız, yine Mısır Lirası verirseniz uygun fiyata gelir. Tercih sizin.

Bu arada, Mısır ülkesinde kurumsal satış yerleri (örneğin: Kahire Müzesi satış yeri, Müzede bulunan kafe ve restoranlar) Dolar ve Euro kabul etmezler, ya Mısır Lirası vereceksiniz ya da Kredi kartı kullanacaksınız.

4- Seyahat Sağlık Sigortası: Birçok kişi bu seyahat sağlık sigortasını ihmal ediyorlar. Mısır girişinde bana kimse seyahat sağlık sigortan varmı yokmu diye sormadı, ben yaptırdım, karar sizin.

5-Bavul ve bavullarınız için mutlaka küçük kilitler satın alın, yanınızda plastik şeffaf bant bulunsun. Kilitler bavulların açılıp içinden bir şeylerin çalınmaması için, şeffaf bant ise, bavullar yerlere atılır patlar, çatlarsa yapıştırmak içindir.

6-Kılık-Kıyafet: Mısır öncesinde özellikle bayanlar kılık-kıyafet konusunda tedirgin olurlar. Elbette cami vb ibadet yerlerine girmek isteyenleri dışarıda bırakırsam, Mısır ülkesinde turistlerin kılık-kıyafetine karışanı görmedim hatta birçok turist, tapınaklarda rahat kıyafetler ile geziyorlardı. Ayakkabı da önemli, sakın topuklu ayakkabı ile gelmeyin, tapınaklarda ve piramitlerde yürümek oldukça zor, düz, rahat ayakkabıları tercih edin, bir de elbette şapka ve yaz dönemi için güney kremi olmalı.

7-Mısır da, gerek otel odaları ve gerekse Cruise gemilerinde kış döneminde (Kasım-Aralık-Ocak-Şubat) odalarda klima olmasına rağmen, klimalar sadece soğuğa ayarlı, ısıtma ayarları yok, bu yüzden kesinlikle kalın pijamalar getirmelisiniz, akşamlar ve sabahın serinlikleri için ise, kalın üstler getirmelisiniz.

8-Mısır da sinek, sivrisinek, haşarat varmı? Ben Türkiye den giderken, yanıma sinek-sivrisinek ilacı aldım, Nil nehri malum, mutlaka sivri sinek olur diye, ama kaldığım 7 gün boyunca gerek otellerde ve gerekse gemide sinek-sivri sinek yoktu.

9-Paranızı ve pasaportunuzu iyi korumanız gerekir. Özellikle: bir satıcıdan bir şeyler satın aldığınızda, bir faytoncu veya taksici veya tekneci ile pazarlık yapıp anlaştınız, sonunda asla cüzdanınızdan para çıkarırken sizi görmesinler, özellikle bunu takip ederler, eğer fazla paranız olduğunu görürse, bahşiş bahşiş diye yırtınır ve anlaştığınız paradan daha fazla para ister veya para üstü vermek istemez.

Mısır

 

MISIR, ÜLKEYE GİRİŞ

VİZE-HAVA ALANI:

Evet, Mısır Türk vatandaşlarından yeşil pasaportu olmayanlara vize uyguluyor ancak vize vermek için sıkıntı yaratmıyorlar, kapı vizesi var, yani Mısır da herhangi bir hava alanına uçaktan indiğinizde, alanda bulunan Mısır Bankasına gidip 25 Dolar yatırdığınızda vizenizi hemen veriyorlar, yani “Kapıda vize” uygulaması var. Evet 25 Dolar ödediniz, vize pulunuzu aldınız, pasaportunuza yapıştırın.

Söylediğim gibi Yeşil Pasaportlulara vize yok.

Gelelim, biraz daha önceye, uçaktaki durumlara. Uçakta size bir karton belge dağıtılıyor, bu karton belgeyi doldurun ve hava alanında pasaport kontrol görevlisine vereceksiniz. Bu karton belgede neler yazılı: adınız, soyadınız, pasaport numarası, pasaport geçerlilik tarihi ve Mısır da hangi şehirde kalacaksınız. Bu sorunun cevabı olarak, sadece şehir adı yazmanız yeterli, Avrupa girişi gibi ayrıntılı kalma yeri adresi istemiyorlar.

Evet havaalanından devam edelim. Yeşil pasaportlular pasaport giriş damgası için kuyruğa girdiler, normal pasaportlular vize pulu aldıktan sonra onlar da aynı kuyruğa girerler.

Pasaport kontrol görevlisine pasaportunuz ile birlikte uçakta size verilen ve doldurduğunuz karton formu teslim edersiniz. Görevli polis, pasaportunuzu onaylar ve ülkeye girişiniz sağlanır.

Mısır

Pasaport kontrolünden geçtiniz, 10 adım sonra, başka bir görevli tekrar pasaport kontrolü yapıyor, şaşırıyorsunuz hangi biraz önce olmuştu diye, derdinizi anlatacak kimse yok, yine pasaportunuzu görevliye çıkarıp gösteriyorsunuz.

Sonra; bavulları bekliyoruz, hani Mısır da çok bavul kaybı oluyor deniyor ya, bavullarınızı dört gözle bekliyorsunuz, derken bavullar geliyor, bavullarınızı kontrol edin, açılmış mı, açıldığını düşünürseniz, içindeki eşyalarınızı kontrol edin, çünkü Mısır gümrüklerinde eşya kaybolması nadir vukuat değil, sık olan bir durum.

Evet, bavulları aldınız, sonra x ray cihazlarının bulunduğu bölüme yönlendirildiniz, bavulları kontrol edecekler, bir bakıyorsunuz, kadın-erkek ayrı sıralara yönlendiriliyorsunuz.

İnanılmaz, bugüne kadar 5 kıta 65 ülke gezdim, böyle bir uygulama görmedim. Neyse kadın erkek ayrı sıralara girdiniz, cihazdan bavullarınız geçiyor, bu arada siz de üst baş kontrolüne tabi tutuluyorsunuz, burada yine bir ilginç olay, üzerinizdeki tüm metal eşyalarla birlikte, ayakkabılarınızı da çıkartıp, cihazdan geçmesi için bir sepete koyuyorlar. Hatta üzerinizde hani boyun cüzdanı varsa, onu da çıkarın yoksa, dedektörden geçerken öterse, ayrı bir bölüme alıp üstünüzü tamamen çıkarttırıyorlar.

Sonra: cihazdan geçen bavullarınızın başına gelin, mutlaka bir şekilde bavullarınızı açmanız için masalara yönlendiriyorlar, bu masalarda gümrük görevlileri başlıyorlar bavulları karıştırmaya, bu arada gözünüzü dört açın, mutlaka bir karışıklık esnasında bavulunuzdan bir şeylerin kaybolması mümkün, benin girişte değil, Mısır dan çıkışta, bavuldaki hayati öneme haiz ilaçlarım çalındı, bir de hani sandviç yapar yeriz belki diye aldığım, 250 gramlık eski kaşar peyniri gözümün önünde çalındı, itiraz şansın yok, şikayet şansın hiç yok, çünkü şikayet mercii yok.

Neyse, burayı da geçtiniz, yine 10 adım sonra, bir görevli, tekrar pasaport kontrolü var. Arkadaşlar burada benim kafama takılan bir soru var? Mısırlı görevliler bu saçma sapan uygulamaları Türk olduğumuz için bize mi yaptılar bilmiyorum. Yoksa bu tür uygulamaları, İspanyol, İngiliz veya Fransızlara veya Çinlilere de yaptıklarını, yapabildiklerini sanmıyorum. Çünkü muhtemelen adamlar bir daha bu ülkeye ayak basmamaya yemin ederler.

Bu kontrolden sonra havaalanı free shop mağazaları var, bence hiç zaman ayırmayın, sigara, parfüm ve içkiler oldukça pahalı.

Yanınızda Mısır Lirası getirmesiyseniz, havaalanında bulunan Bankamatik makinası ile biraz Mısır Lirası almanızı öneririm, biraz sonra bu konuyu daha ayrıntılı anlatacağım.

Ayrıca yine Havaalanında, bir e-sim yani cep telefonu hattı satan dükkan gördüm, ama sayın rehberimiz havaalanında oyalanacak vakit yok araçlar bekliyor cep telefonu işini Türkiye de halledin dediği için, buradan hızla uzaklaşıyoruz, halbuki buradan satın almak kesinlikle daha ekonomik olur diye düşünüyorum. Benim Türkiye de kullandığım cep telefonu hattı, Mısır da birçok yerde çekmedi. Mısır ın kendi cep tel hattını kullanmak daha mantıklı ve daha ucuz.

Mısır

 

DÖVİZ SINIRLAMASI

Ülkeye girerken, bana kimse yanında ne kadar para var diye sormadı. O yüzden bu konuda başka bir şey söylemeyeceğim.

Mısır

HAVAALANI

Eyer tur gurubu ile gittiyseniz zaten araç sizi kapıda bekliyor olacaktır. Hayır ise, yine kapıda birçok taksi şöförü bekliyor ve bunlarla sıkı bir pazarlık yaparak istediğiniz yere gidebilirsiniz. Pazarlıkta taktik, gideceğiniz yeri söyledikten sonra şöförün size yapacağı teklifin beşte birini ona karşı teklif olarak sunmanızdır, uzun uğraşlar sonucu beşte iki ücrete mutlaka istediğiniz yere gidebilirsiniz. Bu da olmazsa telefonunuza yükseleceğiniz Uber programı ile taksi çağırabilirsiniz.

Bir de, elbette bu şehirdeki akıl almaz berbat trafik var. Bu sizi olumsuz etkilemesin. Uçağınız, saat: 08.00-10.00 arasında kalkacaksa Kahire’den havaalanına gitmek için en az 2 saat zaman ayırın, trafik berbat yoğun. İskenderiye, Assuan, Hurgada, Luksor ve Şanüş-Şeyh’de de havaalanları var. Kahire’den kalkan yurt içi uçuşların yanı sıra, Batı Avrupa’dan uluslar arası charter seferleri için de bu havaalanları kullanılıyor.

Mısır

PARA VE KREDİ KARTI

Mısır Lirasının (Paund) işareti “LE” dir. Demir paraları yok, kağıt banknotlar: 5-10-20-50-100’lük banknotları var. Mısır ülkesinde Dolar ve Euro her yerde geçerli paradır ama bence yanınıza bir miktar Mısır Lirası almanızı öneririm. Yoksa sorunlar yaşarsınız.

Ne gibi sorunlar? Örneğin alışverişlerde birçok ürünü, sokak satıcılarından veya derme-çatma dükkanlardan 1, 2, 5, 10 dolara satın alacaksınız. (10 dolar Mısır da büyük paradır, nadir harcanır) Satıcıya 50 veya 100 Dolar verirseniz, satıcı paranın üstünü vermemek için size dükkanından başka ürünler satmak için çırpınır durur, kabul etmezseniz, paranın üstünü almak için mutlaka uzunca bir  süre sizi bekletir.

Bu yüzden: yanınızda mutlaka bozuk para bulundurun. Mısır da para (Dolar-Euro) asla bozduramazsınız, tek kaynak bankalardır, ama bankalar aşırı kalabalıktır.

Hani Mısır Lirası alın dedim ya, tapınak, müze gibi yerlere girerken asla nakit para kabul etmezler, yukarıda açıkladığım gibi sadece kredi kartı kabul ederler.

Mısır

ALIŞVERİŞ

Alışverişte, cüzdanınızda para çıkarırken, asla satıcının önünde para çıkarmayın, arkanızı dönün ve kontrollü olarak cüzdandan para çıkarın.

Aksi halde, satıcı sizde çok para bulunduğunu öğrenirse, ısrarlarını sürdürür, fiyatı yükseltir, başka bir şeyler daha satmak için sizi perişan edene kadar uğraşır.

Öte yandan: o kadar çok satıcı göreceksiniz ki, küçük çocuklar ellerinde küçük objeleri satmak için uğraşırlar, büyükler özellikle tekstil ürünleri (masa örtüsü, erkek ve bayan için tişörtler vb) satmak için uğraşırlar. Hatta en keyifli ve ilginç alışveriş: Cruise gemisiyle giderken, gemiye tekneyle yanaşan satıcıların yaptıkları alışveriştir. Ürünlerini naylon poşetlere koyarak teknenin üzerindeki alıcılara hızla atarlar, alıcı malı kabul ederse, naylon torbaya parasını koyar ve aşağıya atar. Adamlar Nil nehri üzerinde bu konuda tam uzman olmuşlar. Ama unutmayın burada da pazarlık önemli.

 

Mısır

BAHŞİŞ:

Bence Mısır ülkesindeki en büyük sıkıntı bu bahşiş konusudur. Ülkeye girmeden bu konuda mutlaka bilgi sahibi ve tedbirli olmanız gerekir. Mısır da belki en çok duyacağınız ve bezeceğiniz kelime bu bahşiş kelimesidir. Hatta o kadar çok yaygındır ki, sizi bıktırana kadar, en ufak bir yardım yaptıklarında mutlaka ısrarla bahşiş isterler.

Faytoncu ile anlaşırsınız, inerken anlaştığınız parayı vereceksiniz, adam atı için bahşiş ister. Otelde gülümsediğiniz garson, bahşiş ister. Deveci, sandal kullanıcısı bahşiş ister. Taksi şöförü, anlaştığınız parayı ödersiniz, ilave bahşiş ister. Tapınaklara bilet alıp girersiniz, içeride yöresel kıyafetle dolaşan adamlar görürsünüz, bunlar resmini çeker bahşiş ister, sizi inanılmaz şekilde tapınakta ziyarete kapalı yerlere götürür, bahşiş isterler.

Peki çare? Arkadaşlar bu bahşiş isteyen kişilerden kurtulmak için asla gülümsemeyin, asla göz teması kurmayın, asla bir şeyler söylemeyin, yoksa kurtulamazsınız, size asla temas etmez ama önünüzde durur, sözle taciz eder. Hatta İngilizce “No no , go go go” deseniz bile gitmez, halbuki tüm hepsi bu basit kelimelerin anlamını gayet iyi bilir, ama dedim ya, bıktırana kadar sözlü taciz sürer. Asla: bağırıp çağırmayın, asla adam veya çocukla fiziksel temas etmeyin, kolunu tutmayın, çekmeyin, itmeyin, yoksa başınız derde girer. Sabırla gitmesini bekleyin, bir noktada mutlaka ayrılıp gidiyorlar.

Bu arada bir konuya değinmek istiyorum. Sanırım Mısır devleti, turizmden elde ettiği gelirlerin sıkıntıya girmemesi için, halkı turistlere asla dokunmamaları konusunda bilinçlendirmiş ve sanırım turistlere dokunanlara büyük cezalar var. Dediğim gibi her türlü sözlü taciz var ama temas yok.

Son bir not, bahşişi Mısır Lirası verirsiniz, surat asarlar, Dolar-Euro isterler.

Mısır

SERVİS BEDELİ:

Mısır’a tur operatörü ile giderseniz, sizden servis bedeli olarak Mısır girişinde para talep ederler. (Örneğin: 25 Dolar) Bu ne parası derseniz, tur belgelerinde ücrete dahil olmayan hizmetler bölümünde yazılı olduğunu söylerler. Bakarsınız, yazılı ama miktar yazılı değil. Bu miktar turu satın aldıktan sonra, tur görevlisi tarafından belirlenir.

Peki bu ne ücretidir. Görevlinin söylediklerine göre, Mısır da kalacağınız otel veya gemideki çalışanlara ve yerel rehbere, önceden bahşiş adı altında para veriliyormuş, bu toplanan para onlara dağıtılmak üzere toplanıyormuş. Tabii içinizden gelmese de bu parayı vermek zorunda kalıyorsunuz. Çünkü tur görevlisi, bu parayı vermezsek, otele varışta oda anahtarlarını vermediler vs gibi hikayeler anlatır. Böyle bir şey olabileceğine elbette inanmıyorsunuz ama Mısır ı görünce başınıza böyle bir şey gelmesinin mümkün olabileceğine inanıyorsunuz, çünkü derdinizi anlatabileceğiniz, şikayette bulunabileceğiniz bir merci yok, en basiti dil problemi yaşarsınız.

Son bir not: Mısır ülkesinde inanın 1-5-10 Dolar bahşiş veya servis ücreti çok çok büyük paralardır. Sizden toplanan parayı düşünün.

Mısır

İKLİM:

Mısır a gideceklerin en büyük merakı, acaba orada havalar nasıl? Evet, Mısır a gitmek için en uygun zamanlar: Ekim, Kasım, Nisan ve Mayıs aylarıdır. Genellikle yaz aylarında hava sıcaklıkları 40 derece civarında seyreder. Güneşin yakıcılığından kaçınmak için, gezi programınızı yaz dönemlerinde kesinlikle sabah erken veya akşam geç saatlere ayarlamanızı öneririm. Kış döneminde, günlük sıcaklıklar, gündüz 20-22 derece civarındadır. Ancak akşamları ve sabahın ilk saatleri soğuktur. Özellikle: gece yatarken, otel odaları ve Cruise gemi kamaralarındaki klimalar sadece soğuk ayarlı olduğundan, ısınamazsınız, ısıtıcı yoktur, bu yüzden kalın pijamalar almalısınız. Yine geceleri üşümemek için kalın bir giysi mutlaka bulundurun.

Mısır

CEP TELEFONU KULLANIMI-Wİ Fİ :

Mısır da cep telefonu kullanmak isterseniz,

Birinci yol: Türkiye’den ayrılmadan önce kendi cep tel operatörünüz ile görüşmeniz ve Mısır için yurt dışı hazır paketi satın almanızdır. Örneğin: ben kendi operatörümden, yurt dışında geçerli 3 gb internet (yeterli geliyor) ve 200 dakika konuşma paketi satın aldım, 1200 TL idi.

Diğer operatörlerde daha uygun fiyatlı paketler var. Ancak böyle bir hat satın aldığınızda, telefonunuzdaki “uluslararası dolaşıma” açmayı unutmayın, eğer hattınız yine de açılmaz ise, telefonla Türkiye deki operatörünüzü aramanız gerekir.

Oteller ve Cruise gemilerinde wifi hattı yok, daha doğrusu arızalı diyorlar, zaten olsa da ücretliymiş. Bu yüzden, mutlaka cep telefonu hattınızı bir şekilde (Mısır girişinde havaalanında e-sim mağazası vardı ama sayın görevli, zamanımız yok, orada bekleyemeyiz dediği için, Türkiye den halletmek zorunda kaldık) halletmeniz gerekir. Şunu da söylemem gerek, bizim operatörler, Mısır da çok sağlıklı çalışmıyorlar, hat çekmeyen birçok bölgeye rastladım ve telefonu kullanamadım.

Mısır

DİL:

Mısır da yerel ve resmi dil Arapçadır. Ama tapınakların bulunduğu yerlerde taksiciler, faytoncular, deve sürücüleri, satıcılar, sokakta ayak üstü satış yapanlar, tekne kullananlar inanın hepsi çat-pat İngilizce konuşurlar. Özellikle nereli olduğunuzu sorarlar, TÜRKİYE deyince, ilk tepkileri YAVAŞ YAVAŞ, HASAN ŞAŞ derler, böylece yakınlık kurup size ürünlerini satmaya, hatta yüksek fiyattan satmaya çalışırlar.

En sevdikleri kelime, “BAHŞİŞ” ve 1 Dolar, 1 Dolar, 1 Dolar kelimesidir. Yani: Türkleri severler ama parayı daha çok severler. Malum: Arap kelimesini tersten okuyun “Para” demektir.

Mısır

TUVALET:

Mısır da tuvalet var mı, temiz mi, bu soru da çok sorulur.

Ben Mısır da bulunduğu 7 gün boyunca (otel ve gemi tuvaletleri hariç) sokaklarda birçok yerde tuvalet bulunduğunu gördüm. Özellikle turistik yerlerde tuvaletler vardı, ama bu tuvaletlerin kapısında bir adam oturur, sizden para ister (genellikle 20 Mısır Lirası verebilirsiniz) ve karşılığında fiş filan beklemeyin, tuvaleti kullanın ve çıkın gezmeye devam edin. Yanınızda Mısır Lirası yoksa, elbette Dolar-Euro verirseniz, adamı çok mutlu edersiniz. Tercih sizin.

Peki tuvalet temiz mi, elbette değil, Mısır da oteller ve gemiler dışında her yer kirli ve pis. Bunu unutmamak gerek. Kahire de bir kafenin tuvaletine girmek istedik, adam bekleyin dedi, tuvalete girdi ve inanın 15 dakika temizledi, sonra hadi şimdi girin dedir. İşte durum bu.

Son bir not, gezerken restoran veya kafelerin tuvaletine girmek isterseniz, mutlaka para isterler, sonuçta tuvaleti kullanırsanız, para vermeniz şart.

Mısır

TEMİZLİK:

Mısır da gezerken, 7 günlük süre boyunca asla büyük çöp konteyneri görmedim. Çöpler genellikle sağa-sola atılmıştı. Daha ayrıntıya girmek istemiyorum, hijyen çok sıkı değil, hatta hiç yok.

Yanınızda dezenfektan bulundurmanız işe yarayabilir, en azından paraları tutuyorsunuz, onlardan her türlü bakteri ve mikrop geçme olasılığı yüksek. Bu arada eğer maske takarsanız, garip garip bakan tipler görebilirsiniz.

Mısır

 

OTEL ODALARI-CRUİSE GEMİLERİ  KAMARALARI;

Mısır da kaldığım 7 gün boyunca, iki otelde (biri 4 yıldızlı, biri 5 yıldızlı) kaldım ayrıca Cruise gemisinde 4 gün kaldım. Odalar gayet temizdi, odalarda lavabo, klozetli tuvalet ve banyo bölümleri var. Banyoda kişilere göre bir büyük, bir küçük havlu var. Duş şampuanı ve saç kremi var, el yıkama sabunu var.

Büyük otellerin oda ve restoranlarında tuvaletler temizdir, tuvalet kağıdı bulunur. Ancak otellerin ve Cruise gemilerinin yatak takımlarının her farklı yolcuda değiştirilmediği, ütülenmediği konusunda çok sık yorum alabilirsiniz. Ben yanımda yastık kılıfı ve çarşaf götürdüm. Ama inanın kaldığım 2 otel ve gemide yatak takımları kirli değildi, bilemem belki temiz veya kirli yatak takımları tamamen tesadüflere göre değişmektedir.

Otel odaları ve Curuise gemilerindeki kamaralarda, klimalar var ama bu klimalar sadece soğuk için ayarlanmış, sıcak ayarları yok, yani buraya kış döneminde giderseniz, mutlaka özellikle gece yatarken kalın pijamalar almayı sakın unutmayın, ayrıca akşamları ve sabahın erken saatlerinde de hava serin oluyor.

Elektrik tesisatı iki girişli, İngiliz tipi 3 girişli değil, 220 Volt. İlginç olan, Mısır da kaldığım süre boyunca hiç elektrik kesintisine rastlamadım.

Mısır

YEMEKLER-İÇECEKLER:

Hemen en başta belirtmek istediğim bir husus var. Oteller ve gemide restoranlarda asla ne aldın, ne kadar aldın diye tabağına bakan kimse yok. Hatta, mekan dışına bir şeyler çıkarmak istenseniz, aleni olmamak şartıyla kimse bir şey söylemiyor.

Yukarıda da sözünü ettiğim gibi, Otellerde ve Cruise gemide kaldım. Oteller ve gemide kahvaltı ve yemekler açık büfedir. Hani söylendiği gibi, yani kötü senaryolarda belirtildiği gibi, yemekler oteller ve gemide asla aşırı baharatlı ve aşırı acı, sarımsaklı değildir.

Yemekler tamamen bizim damak tadımıza uygundur.

Kahvaltıda: açık büfedir, birçok ürün bulunur (Örneğin: 3-4 çeşit kaşar peyniri, beyaz peynir, yumurta, omlet, çörekler, kekler, meyveli yoğurtlar, zeytin, reçeller, ballar, tereyağı vs. ) İçecek olarak çay ve kahve makinası var, kahve çeşitleri tercih edebilirsiniz.

Öğle ve Akşam yemekleri: Yine açık büfedir. Yine damak tadımıza uygun yemekler var. Öyle ki yemeklerde aşırı tuz bile olmuyor. Önce bir ekmek reyonu bulunur ki, mutlaka 4-5 çeşit değişik lezzetlerde ekmekler vardır.

Her öğünde önce bir veya iki çeşit çorba (tanıdık mercimek çorbası gibi) sonra 6-7 çeşit sıcak yemek (her öğünde mutlaka pirinç pilavı ve patates kızartma olur) bulunur. Genellikle her öğünde mutlaka: kırmızı et, beyaz et ve balık bulunur. Hatta bir öğünde “suşi” çıktı. Sonrasında yemeklerden sonra tatlı reyonu var. Mutlaka 6-7 çeşit pasta türü ve 3-4 çeşit şekerli tatlılar bulunur. Sonrasında meyve reyonu var. Burada da en az 5-6 çeşit meyve bulunur. (Sanırım benim bulunduğu sezonda bol bulunan meyveler: kavun, çilek, taze hurma vs.)

Evet: içecek olarak gerek otel ve gerekse gemi restoranlarında tüm içecekler ilave ücrete tabidir. Örneğin: 1 kutu kola 150 Mısır Lirası.

Peki şehirde, dışarıda ne yenir ne içilir? Tek kelime, asla hiçbir şey yenmez, hiçbir şey içilmez arkadaşlar. Yanınızda mutlaka bir bisküvi benzeri atıştırmalık ve küçük bir şişe su bulundurun. Su kapalı olarak satılıyor zor durumda satın alabilirsiniz ama yemek asla önermem. Tek önerim: büyük zincir marketlerin ürünlerinin (hamburger) satış yerleri var, bunları deneyebilirsiniz, ben denedim sorun yok.

Mısır

MISIR DA ULAŞIM ŞEKİLLERİ:

TAKSİ:

Genellikle büyük şehirlerde (Kahire gibi) Uber üzerinden taksi çağırmak en mantıklısı ve uygun fiyatlısıdır.

Ancak özellikle tapınakların bulunduğu küçük şehirlerde, taksi tutabilirsiniz. Ancak sıkı bir pazarlık yapmanız şart. Size şöyle bir örnek vereyim: Luksor şehrinde bir taksi tuttum, pazarlık şu şekildeydi, Luksor şehir merkezinden, Nil nehrinin karşı kıyısına geç, orada Krallar vadisine uğra, 2 saat bekle, sonra Hatshepsut Tapınağına git, orada 2 saat bekle, sonra Memnon heykellerini git, orada yarım saat bekle, sonra beni Luksor şehrinde aldığın yere geri getir, evet arkadaşlar bu pazarlık sadece 20 dolardır.

Ama sizden önce, elbette bu iş için 40 hatta 50 dolar ister. Pazarlık gücünüzü konuşturun çünkü zaten insanlar fakir, insanlar muhtemelen zor geçiniyorlar ve paraya ihtiyaçları var, sonuçta sizin dediğinizi kabul ediyorlar. Bu arada, taksicilerin çoğu, İngilizce biliyor.

Mısır

FAYTON:

Kahire hariç diğer küçük şehirlerde çok miktarda fayton var ve turistler için ana ulaşım aracı olarak kullanılıyor. Piramitlerde bile fayton var, piramit bölgesinde gezi için, tam bir turist kazığı 30 Dolar istiyorlar.

Evet devam edelim. Turist olarak bir yola, kaldırıma çıktığınızda, çevrenizi hemen yöresel kıyafetler giymiş, birçok faytoncunun sardığını görürsünüz, yine klasik sözle tacizler başlar. İngilizce den çat pat anlarlar. Siz gitmek istediğiniz yeri söylersiniz, örneğin: şehir turu yapalım dersiniz, o hemen 15-20 dolar der, sonunda uğraşın, 5 dolara, hatta 4 dolara razı olacaktır. Dediğim gibi paraya ihtiyaçları var, birkaç Dolar onlar için büyük para.

Neyse faytona binersiniz, ne demiştiniz, şehir turu, hayır faytoncu sizi hemen kendi önceden anlaştığı mekanlara götürür. Bunların başında: mutlaka bir Papirüs satan yer ve yine mutlaka bir baharatçı olacaktır. Eğer buralardan alışveriş yapmazsanız, suratını asar ve en kısa yoldan otele yakın bir yerde sizi indirir. Buyurun bu adamı şikayet edin, anlaşmaya uymadı kime şikayet edeceksiniz, yetkili merci, polis filan yok.

Herhangi bir turistik yere (Örneğin: Luksor ve Karnak Tapınağı) gitmek istediniz, faytoncu ile anlaşabilirsiniz, önce Luksor Tapınağı, orada 2 saat beklersin, sonra Karnak Tapınağı orada da 2 saat beklersin, sonra beni aldığın yere bırakırsın) inanın bu turun maliyeti yani vermeniz gereken ücret en fazla 5 dolardır.

 

TEKNE:

Nil nehri üzerinde birçok kiralık tekneler bulunmaktadır. Bunların kullanıcıları, zaten kıyı şeridine gittiğinizde, hemen çevrenizde biterler ve başlarla önerilerini hızlı ve sıkıcı bir şekilde söylemeye ve ikna etmeye çalışmaya.

Bu teknelerle Nil nehrinde gezinti yapabilirsiniz. Ben, tekne ile Nübye köyüne gitmeyi denedim. Tekneciyle gidiş orada 3 saat kalış ve aynı yere geri  dönüş için kişi başı (6 kişi) 3 dolardan anlaştım ve gayet güzel bir tur oldu. Ama şunu özellikle belirtmek isterim ki, bu teknelerin hiç birinde en ufak bir güvenlik önlemi yok, cankurtaran simidi yok, yani en ufak bir tehlike durumunda ne olacağını düşünmek bile istemiyorum, çünkü Nil nehri akıntısı hızı yüksek bir nehir, ayrıca bolca girdap var. Tercih sizin.

Mısır

FOTOĞRAF VE VİDEO ÇEKİMİ

Mısır da tarihi ve turistik yerlerde, tapınaklarda, piramitler bölgesinde yürüme yolları oldukça engebelidir. Yani düz yolda yürümeyeceksiniz, bu arada resim veya video çekmeye çalışırsanız, muhtemelen düşme tehlikesi yaşamanız kaçınılmazdır. Bu yüzden, fotoğraf ve video çekerken dikkatli olmanızı öneririm. Bir de Mısırlılara ve özellikle kadınlara doğrudan fotoğraf çekmek için fotoğraf makinanızı veya cep telefonunuzu yöneltmeyin, bundan rahatsız oluyorlar.

 

SUÇ VE GÜVENLİK:

Mısır ülkesinde kaldığım 7 günlük süre boyunca, çarşı ve alışveriş yerlerinde ve sokaklarda polis görmedim, sadece bazı yerlerde konuşlandırılmış askerler vardı.

Mısır güvenlik güçleri, zor durumdaki turistlere yardımdan çok, sanırım terör saldırılarına karşı önlem almakla meşguller.

Mısır da kaldığım 7 günlük sürede, ne kendim ne de çevremdeki gurupta hırsızlıkla karşılaşan olmadı. (gümrükler hariç) Dolayısıyla polisle veya emniyet yetkilileriyle işimiz olmadı, olsa ne olurdu bilmiyorum, bu konuda çok iyimser olduğum söylenemez.

Size tavsiyem, sakın polis ve askerlere müdahale etmeyin, sesinizi yükseltmeyin. Dediğim gibi teröre karşı aşırı dikkatli ve tedbirliler.

Luksor-Kahire arasındaki karayolu yolculuğu boyunca, tur otobüslerine polis-asker araçlarının refakat ettiğini duydum.

 

Mısır ülkesinin tarihi hakkındaki yazım için.

 

 

Mısır ülkesinde ne yenir, ne içilir hakkındaki yazım için.

Mısır ülkesinde alışveriş, ne satın alınır yazım için.

Mısır ülkesinde, eğlence yazım için.

Mısır ülkesi gezi planı yazım için.

Fas Ulaşım

Fas Ulaşım

 

 

 

 

 

Fas Ulaşım: Yolculuğa çıkmadan önce; çantanızı hazırlarken; aman dikkat, hava durumuna kanıp, yanınıza kalın giysiler alın.

Çünkü; Fas’ın iklimi, ileride anlatacağım gibi orijinal. Üşümemek istiyorsanız, çantanıza mutlaka birkaç parça kalın giysi koymayı sakın ama sakın ihmal etmeyin.

Gidiş yolculuğu:

İstanbul-Casablanca arası uçak yolculuğu; yaklaşık 4.5 saat. Yani; İstanbul-Fas arası uçak yolculuğu: 4.5 saat sürüyor. Fas Kraliyet Havayollarını tercih ederseniz, biraz hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Çünkü; uçağın sefer öncesi tam olarak temizlendiğini sanmıyorum. Ayrıca; görevli personel ve servis yeterli değildi.

Özellikle: hani Fas’a ulaşmadan, uçakta Fas yemek kültürünü tanıma imkanı olacağı hakkındaki yazılar, sanırım yanıltıcı. Çünkü: giderken, uçakta yalnızca bir kez yiyecek servisi yapıldı. Ama; ikram edilen yiyecekler, asla Fas yemek kültürünü yansıtacak düzeyde ve kalitede değildi. Yol boyunca, başkaca bir kez çay/kahve servisi yapıldı ve daha sonra herhangi bir ikramda bulunulmadı.

Ayrıca; televizyon/dvd seyretme imkanı yok (çünkü Arapça ve Fransızca ve ekran sayısı az ve uzak).

Dolayısı ile; sıkıcı bir yolculuk. Uçakta size bir form verilecek. Malum; ülkeye vizesiz giriliyor. Ama: girişte bir form doldurmanız isteniyor. Bu form; havaalanına indiğinizde zaman kazanmanız açısından, uçaktan inmeden önce doldurulmalı. Formu doldurmanız için: ülkede kalacağınız adres veya adreslerin bilinmesi gerek.

Yani: hangi otelde kalacağınızı bildirmenizi istiyorlar. Bu formun diğer önemli bir noktası da şu: girişte, pasaport polisi tarafından bu forma ve pasaportunuza, beş rakam ve iki harften oluşan bir numara basılıyor.

Bu numara; Fas’ta bulunduğunuz sürede, size ait bir kimlik numarası gibi. Bundan sonra, bu ülkeye gelişlerinizde de, bu numara kullanılacak. Casablanca havaalanı güzel, modern yapılı ve anlaşılabilir düzende. Ama; dikkat, uygulamaları, ülkemize veya birçok başka ülkeye benzemiyor.

Havaalanında, sürekli kontrolden geçiriliyorsunuz. Alana indiğinizde: önce pasaport kontrolü, bu kontrolde, uçakta doldurduğunuz giriş formunu görevli alacak, sonra yine kontrol, sonra bagajlarınızı alıyorsunuz ve bu sefer bagajlar ile birlikte kontrol. Yani; sanırım biraz aşırılık durumu var.

Bu arada: tabii ki ülkemiz ile Fas arasında saat farkı var. Kışın; Fas bizden, 2 saat ileride. Bunun sonucunda; Fas’a ulaştığınızda, biyolojik vücut saatiniz oraya alışmakta çok kısa bir süre etkileniyor. Ama; bu saat farkı özellikle dönüşte çok etkin. Çünkü; oradan uçağa saat: 10 da bindiğinizde, 4 saat uçuş ve 2 saat zaman farkı sonucu, Türkiye’ye ulaşım saatiniz: 16 oluyor. Bu durum; İstanbul’dan başka şehirlere ulaşım için bilet almanız gerektiğinde önem kazanıyor.

Dönüş yolculuğu:

Evet; dönüş. Dönüş için havaalanına gittiğinizde, ayrı bir sürpriz sizi bekliyor. Muhteşem bir yağmur yağıyor ve havaalanı binası kapı önünde, yüzlerce kişi kuyrukta. Binaya giriş için; bagaj kontrolü var, ama niye bina dışında veya binanın ön cephesinin üstünün kapatılması düşünülmemiş, insanlar yağmur altında ve kimsenin umuru değil.

Yağmurun altında; homurdana homurdana beklenecek. Sonra; içeri giriyorsunuz, check-in işlemleri ve sonra yine kontrol, çıkış kaydı (dikkat: çıkış kaydı için yine gelirken uçakta doldurduğunuz formun aynısını doldurmak zorundasınız, check-in işleminden hemen sonra, bu formun bulunduğu bankolara gidin ve formu doldurun), ülkeden çıkış işlemi sırasında bu formu pasaportunuz ile birlikte görevliye veriyorsunuz, işlem bitince free-shop mağazalarının bulunduğu bölüme geçiyorsunuz.

Burada; yine çok dikkat edilmesi gereken bir husus var.

Fas para birimi olan Dirhem, uluslararası geçerliliği olan bir para birimi değil. Bu nedenle; buraya kadar, yanınızda dirhem kaldı ise (kalmaması için ya dengeli para bozdurun yada elinizde kalan dirhemleri, sizi alana getiren otobüs şöförüne bağışlayın) rehberiniz tarafından, burada bir banka şubesinin bulunduğu ve 24 saat açık olduğu bildirilmesine rağmen, boş yere açık bir banka şubesi aramayın, yok.

Dirhemleri, bu mağazalarda kullanma şansınız da yok, çünkü Euro geçerli. Dolayısı ile; dirhemleri bu saatten sonra, yalnızca hatıra olarak saklama şansınız kalıyor. Free Shop bölümü; rehberiniz tarafından; büyük ve güzel olmamakla bildirilmiş olsa da; bir hayli mağaza var, zaman ayırıp gezebilirsiniz. Alışveriş mi? Bizim ülkemizdekiler elbette daha ucuz, sonuçta aynı mal. Tercih sizin.

Evet; uçak yolculuğu, dönüş de de pek keyifli değil. Uçuş süresi daha kısa.

Evet Fas Ulaşım devam ediyoruz. Dönüş yaklaşık: 4 saat civarında. Malum, dünyanın dönüşü istikametinde hareket edildiğinde, uçak yolculukları nispeten biraz daha kısa kalıyor. Servis yine, tam olarak yeterli değildi. Yani; uçağa binerken, süre uzun olduğu için, aç kalma ihtimalinize karşı önlem almanızda bence yarar var.

Çünkü; yemek seçme şansınız dahi yok. Ne verirlerse, onu yeme durumundasınız. Uçaktaki tek rahatlık, pilotların Calablanca havaalanına iniş ve kalkışlarındaki ustalıkları. Kabin personelinin yetersizlik ve ilgisizliklerini unutmanız için, pilotların iniş ve kalkıştaki ustalıklarını düşünebilirsiniz.

Sonuç olarak; yol uzun, yolculuk sıkıcı. Dikkat, mutlaka zaman geçirmek için önleminizi almalısınız. Ne gibi? Örneğin; giderken yanınıza birkaç gazete alabilir, dönüş için ise, kitap bulundurabilirsiniz.

Veya; uyuyabilme alışkanlığınız varsa, uyursunuz. Bu arada; Kraliyet Havayollarının güzel bir yönünü de belirtmeden geçmek istemiyorum. Evet; havayollarının en büyük handikap yani rötar, bizim seferlerimizde, gerek giderken ve gerekse dönerken olmadı. Güzel bir olay. İyi yolculuklar.

Amerika Genel

Amerika Genel

COFRAFYA

Amerika Genel; Amerika: Alaska ve Hawai ile birlikte: 9.362.850 kilometre karelik bir alanı kapsamaktadır. Bu büyüklük ile, ülke, dünyanın en büyük 4’ncü ülkesidir.
Bu ölçüler, İngiltere’nin dört katı anlamına gelir.

Amerika: 48 Eyaletten oluşmaktadır. Alaska 49’ncu ve Hawai 50’nci eyaletlerdir.
Atlantik-Pasifik okyanusları arasındaki uzaklık: 4827 kilometre ve Kanada sınırından Meksika sınırına kadar olan uzaklık ise: 1930 kilometredir. Ülkenin başkenti: herkesin yanıldığı üzere New York değil; Washington şehridir.

Ülkenin en yüksek yeri: 6194 metre yükseklikteki “Mc Kinley” yani “Alaska” dağıdır.
Amerika’nın nüfusu: 268 milyon kişidir. Bunun: % 83 beyaz, % 12 Afro-Amerikalı, % 1 yerliler ve % 4 diğer ırklardan oluşur. Kilometre kareye: 70 kişi düşer. Nüfusun: % 75’i şehirlerde yaşamaktadır.

Ülkenin başlıca şehirleri şunlardır: New York, Los Angeles, Chicago, Philadelphia, Houston, San Diego, Detroit, Dallas.

Amerika’da yönetim: iki partili sisteme göre yürütülmektedir. Bu iki parti: Demokratlar ve Cumhuriyetçiler olarak ikiye ayrılır. Ülke genelde Federal Cumhuriyettir ve 50 eyalet ile 1 federal bölgeden oluşur.

Hükümet: 1787 Anayasasına dayanmaktadır. Başkan: 4 yıllık süre için seçilir. Kongre: Senato ve Temsilciler Meclisinden oluşur. Senato: her eyaletten seçilen 2 senatörden oluşur. Temsilciler meclisi ise, 435 üyeden oluşur. Her eyaletin başında, seçilmiş bir vali bulunur. Yani, kendi yarı özerk hükümet ve yerel yasalar da vardır.

Ülkede yaşayanların, % 55’lik bölümü: Protestan’dır. % 37 Katolik, % 4 Yahudi, % 3 Ortodoks ve % 1 diğer dinlere mensupturlar.

VİZE

Amerika Genel; Amerika’ya gitmek için vize almanız gerekiyor. Yeşil pasaport sahipleri de ülkeye girişte vize bulundurmak zorundalar. Vize, İstanbul veya Ankara’daki ABD resmi makamlarından alınıyor.
Vize almak isterseniz, bu resmi makamlara telefon ile ulaşın ve randevu talebinde bulunun. Daha sonra, vize ücretini, yine telefon ile size bildirilecek banka hesap numarasına yatırıyorsunuz ve sonra: randevu günü geldiğinde Konsolosluk veya Büyükelçiliğe gidiyorsunuz.

Ancak, buraya gitmeden önce, internetten, konsolosluk sayfasından ilgili belgeleri indirip, önceden yani randevuya gitmeden önce, doldurmanız gerekiyor ki, İngilizce bilmeyenler için bu sorun oluyor, İngilizce bilen birilerine veya bu işi para karşılığı yapan birilerine doldurtmanız gerekiyor.

Randevu geldiğinde, konsolosluk veya büyükelçiliğe gidiyorsunuz, kapıda: sizinle görüşecek ilgilinin Türkçe mi yoksa İngilizce mi görüşmesini size soruyorlar.
Vereceğiniz cevaba göre, içeride bir ilgili-yetkili sizi karşısına alıyor ve sorular sorarak, durumunuzu inceliyor ve o anda, sizinle ilgili kararını veriyor, yani onun “iki dudağı arasında”.

Sizin Amerika’ya ne için, neden gittiğiniz önemli değil, önemli olan o görevlinin size inanıp güvenmesi.

Amerikalılar, ülkelerine: öncelikle terörist ve kaçak işçi potansiyelindeki insanların girmesini istemiyorlar ki, bence bu gayet normal. Kaçak işçi potansiyeli: genç nüfus ama görüşmede, güven sağlanamaz ise, kim olursa olsun vize vermiyorlar.
Bence, görüşmeye giderken: ekonomik imkanlarınızı ve varlığınızı kanıtlayan belgeleri yanınızda götürmeyi ihmal etmeyin.

Ayrıca: Amerika’da kalacağınız yer, kalacağınız süre, kimi ziyarete gittiğiniz, otel de mi kalacağınız konusunda ve hatta gidiş-dönüş uçak bileti rezervasyonu yaptırdığınız konusunda, yanınızda belge bulundurmanızı öneririm.

Bunun dışında, eğer vizeyi alabilirseniz: yine aynı yerde bulunan kargo firmasına küçük bir ücret ödüyorsunuz ve evinize gidip, pasaportunuzun gelmesini bekliyorsunuz.
Sonuç olarak: daha önce vizesi olmayan birinin, pat diye Amerika’ya gitme şansı yok. Yani, en azından: görüşme yani randevu tarihi ve ardından, on günlük sürecin ardından, Amerika’ya gidebilecek şekilde hazırlıklarınızı yapmanız gerekir.

Amerika Genel

HAVAALANI

Amerika Genel; Amerika, malum özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra, girişi bir hayli zorlaştırılan bir ülkedir. Zaten: siz İstanbul’da uçağa binmeden önce, Amerika’ya gideceğiniz belli olunca, dünyanın diğer birçok yerine gidenler dışında özel güvenlik önlemlerine tabi oluyorsunuz.
Öncelikli önerim: Amerika’ya gitme durumunda, gerek oradaki veya gerek Türkiye’deki herhangi bir yakın veya arkadaşınız veya bir başka birinin, size sipariş verdiği ürünleri götürmeyin.

Örneğin: Amerika’da gözlükler pahalı iken, Türkiye’den ucuz Çin malı gözlüklerden, 100-150 tane alıp, çantanıza koyup götürmenizi isteyen bir arkadaşınız, kendisi para kazanmayı düşünürken, sizin yakalanmanız halinde başınıza gelecekleri bilse de size söylemez, yani böyle bir riski sakın almayın ve yanınızda, hiçbir mal veya malzemeden, 3-4 tane dışında bulundurmayın. Tabii, her türlü gıda maddesi sokmanın yasak olduğunu söylememe gerek yok, tamamen yasak.

Bunun dışında: yine hatırlatmakta yarar var, tanıdık veya tanımadık herhangi bir kişi: bagaj hakkının dolduğunu, sizin bagaj hakkınızın bulunduğunu, bu yüzden, kendisine ait bir küçük çanta veya bavulu kendi bagajınız gibi geçirmenizi isterse, sakın ola kabul etmeyin veya zor da kalırsanız o çanta veya bavulun içini iyice kontrol edin, sonra emniyet güçlerinin taramasında bir sürprizle karşılaşabilirsiniz.

Havaalanlarında, bavulunuz veya bagajınız, yürüyen sistemde ikinci veya üçüncü turda teslim alınmasa, bunu gözleyen hırsızlar tarafından çalınacaktır, bu yüzden, uçaktan inince, zaman kaybetmeden, bavul veya bagajınızı teslim almanızı öneririm.

Hoş bu durum, yalnız Amerika için geçerli değil, tüm uçak yolculuklarınızda bunu dikkate almanızı öneririm, yoksa çalınmış veya yanlışlıkla karıştırılarak başkası tarafından alınmış bavulunuzun peşinden koşmanız gerekir ki, bu konuda son bir not: bavulunuz içinde ne olduğunu önemsemeyen hava yolu şirketi, bavulunuz kaybolduğunda bavul başına yalnızca 100 dolar ücret ödemesi yapmaktadır, artık içindekilerin değeri size kalmış, onlar için önemli değil.

Son bir not: Amerikalılar nazik insanlar. Dönüşümde, şifreli bavulumun kapağının özel bir cihazla açıldığını ve içinin arandığını öğrendim.

Yalnız bavulumun hemen üstüne bir not bırakılmıştı. “Bavulunuz, emniyet birimleri tarafından açılmış, kontrol edilmiştir, içinden bir şey eksik olduğunu düşünüyorsanız, ………. Numarayı arayınız”
Evet: Amerika’dan, minik, tüfek şeklinde metal bir çakmak almıştım, onu cihazlarda görünce merak edip, bavulu açmışlar ve incelemişler, ancak: notun son bölümü ilgili çekti “içinden bir şeylerin eksik olduğunu düşünüyorsanız, yani açıkçası, bir şeyinizin çalındığını düşünüyorsanız, bizi arayın” .Elbette böyle bir olasılık yok, hayır, hiçbir şey eksik değildi.

Amerika Genel

EYALETLER

Amerika Genel; En başından şunu bilmenizde yarar var. Amerika’da birçok federal uygulama yanında, her eyalette ayrı özel uygulamalar da görülmektedir.

Yani: siz veya bir yabancı: bir eyalette bir uygulama görüp, diğer bir eyalete geçtiğinde farklı bir uygulama görürseniz, asla şaşırmayın ki, her eyalette uygulamalar farklılıklar gösterebilmektedir. Bu farklılıklar: örneğin vergi uygulamalarında görülür.

Bir eyalette: bir malın satın alırken, % 11 vergi öderken, başka bir eyalette, aynı malı veya benzeri malı satın alırken ödeyeceğiniz vergi bir anda, % 18 olabilmektedir ve bu durum elbette fiyata ve sizin cebinize yansıyacaktır. Yani, aynı marka-model bir malı, komşu iki eyaletten, farklı fiyatlardan bulup satın alabiliyorsunuz.

Bir eyalette: yollarda polis radarı tespit eden algılayıcılar yasak iken, başka bir eyalette serbest olabilmektedir.

Bir eyalette: yollarda hız sınırı 65 mil iken, başka bir eyalette 75 mil olabilmektedir. Bir eyalette: ikametgahlardan alınan yıllık vergiler, yıllık: 11.000 dolar iken, başka bir eyalette bu vergilerin, yıllık: 20.000 Dolar olduğu rahatlıkla görülür.

(Biz: evimiz için, yıllık küçük meblağlarda Belediyelere vergi ödüyoruz. Bunu okuyunca, niye bu kadar fazla diye düşünebilirsiniz. Ancak: unutmamalısınız, Amerika’da yerel yönetimler bu kadar büyük miktarda vergi alırken, bunun karşılığını da vermektedirler.

Amerika’da: asla kirli-pis-çöpleri toplanmamış cadde-sokak göremezsiniz. Bu tür hizmetler tam zamanında ve aksaksız yapılır. Amerika’da: yerel yönetimlerin polis-emniyet teşkilatları, telefonla 911 aradığınızda, çevirip ihbar verdiğinizde “3 dakika” içinde bulunduğunuz yere ulaşmak, gelmek zorundadırlar. İtfaiye içinde böyledir.

Yani: yerel yönetimler vatandaşlardan aldıkları bu büyük vergilerin karşılıklarını, haddiyle ödemektedirler ama yine de birçok Amerikalı, bu vergilerin çok olduğunu söylemektedirler.
Öte yandan: Amerika’da, cinayete eş tutulan suçun, vergi kaçırmak, vergi ödememek olduğunu da bilmenizi isterim.

EHLİYET

Türk ehliyeti: Eyaletten eyalete değişmesine rağmen, bulunduğunuz ilk 6 aylık dönemde geçerli kabul edilmektedir.

Amerika Genel

POLİS

Amerika Genel; Yollarda, kesinlikle hız sınırını aşmamanız gerekmektedir. Her hangi bir şekilde: yanınıza veya arkanıza veya önünüze polis aracı geldiğinde ve sizi durdurduğunda: her iki elinizi sakın direksiyon simidi üzerinden ayırmayın ve elleriniz görünsün, aksi halde, polisin sürücüyü vurma hakkı var.

Çünkü: her yıl yaklaşık 350 civarında polis sürücüler tarafından vurulmaktadır. Bu yüzden: polis aracınızı durdurduğunda, ellerinizin her ikisini de direksiyon simidi üzerine koyun ve polis yanınıza gelip istediğinde evraklarınızı çıkarmak için hamle yapın. Ayrıca, aracınızda bulunan diğer kişilerinde gayet sakin bulunmasının şart olduğunu bilmeniz gerek.

Ayrıca, böyle bir durumda sakın aracınızdan inmeyin, elbette polis söyleyene kadar. Yoksa: polis söylemeden aracınızdan inmeye kalkarsanız, polis, kendisine saldıracağınızı düşünüp sizi vurabilirmiş.

Son bir not: Amerika’da park cezalarının en az 100 Dolardan başladığını bilmeniz gerekir. Çok fazla, bu yüzden saçma-sapan park cezası yememek gerekir. Bu arada ceza yerseniz, kredi kartı ile ödeyebilirsiniz.

Olur a, ceza aldınız, sonra ödeyeceğim dediniz ve ülkeyi terk ettiniz, unutmayın yıllarca sonra bile Amerika’ya giderseniz, o cezanın sizi bulacağını ve başınıza dert olacağını sakın unutmayın.

OTOYOLLAR VE HIZ UYGULAMASI

Amerika’da çok güzel yol haritaları var. Hatta: birçok eyalet yollarını kapsayan, atlas şeklinde, kitap şeklinde haritalar var ki, bence birçok yeri gezecekseniz, mutlaka bu haritalardan bir tane satın almanızdır.

Amerika yolları ve özellikle kuzey bölgesi dümdüzdür. Bu yüzden: yollar genellikle kuzey-güney ve doğu-batı şeklinde ayrılırlar. Örneğin: D90-East denildiğinde, unutmayın ki, D90 –West de bulunmaktadır ve siz gideceğiniz yolun East veya West olmasını özellikle kontrol etmelisiniz, yoksa yanlış istikamete gidersiniz.

Yollarda: birçok yerde polis radar ile hız kontrolü yapmaktadır. Bu hız kontrollerinde, polis: elindeki bir tabanca benzeri alet ile aracınızın hızını tespit edebilmektedir. Yani, ülkemizdeki gibi, yol kıyısına park etmiş bir araç beklemeyin.

Yollarda, otoyollarda hız sınırı 65 mildir. Bu hızı aşmamanızı öneririm, ama söylediğim gibi bomboş yollarda saatlerce bu hızla gitmek insanı sıkıyor. Ama kesinlikle, otoyollarda “75 mil” sınırını aşmayın derim.

Yolların bir diğer özelliği de: yollar hep düzdür ve otoyollar canınızın sıkılmasına neden olabilir.

Canınız sıkılmaması için ve aceleniz yoksa, elinizdeki haritaları kontrol ederek, sık sık otoyoldan çıkıp, mahalli yerleri gezmenizi ve sonra yeniden otoyola girmenizi öneririm. Söylediğim gibi: bu otoyollar üzerinde boşluk nedeniyle canınız sıkılabilir ama unutmayın ki, sık sık mola yerleri göreceksiniz ve buralara girip küçük bir kahve molası verebilirsiniz. Mola yerlerinin bir özelliğinden söz etmek istiyorum.

Mola yerlerinde, tam orta yerde, tepede büyük bir televizyon bulunmaktadır ve sürekli yayın yapan bu televizyonda; bölgenin hava durumu, meteorolojik şartları sürekli verilmektedir. Amerikalılar, buna bakarak yollarına devam ederler, yolları üzerinde, kötü meteorolojik şartlar varsa, mola yerinde beklemeyi tercih ederler.

Eğer bunlara bakmaz ve yola devam ederseniz, benim gibi, bir süre sonra göz gözü görmeyen bir sis ve fırtına ortamının tam ortasına düşüp, adım atamayacak hale gelebilirsiniz. Aman, bu mola yerlerinde, gideceğiniz bölgenin meteorolojik şartlarını kontrol edin ve ona göre yola devam edin.

Yollarda “Detour” yazılı turuncu bir tabela görürseniz: bilmelisiniz ki, bu yol kapalıdır ve alternatif yola girmeniz gerekmektedir ki, bu alternatif yol “Detour” yazılı tabela ile size gösterilmektedir. Bunu takip etmez ve yola devam ederseniz, bir süre sonra geri dönmeniz gerekecektir.

Yolların bir diğer özelliği: yol üzerinde, bazı yerlerde: hayvan ve özellikle geyik işareti göreceksiniz.

Bu işaretler, yolun o bölümünden, kenardaki yeşillik-ormanlık-ağaçlık alanlardan hayvanların yolun karşı kıyısına geçebileceklerini göstermektedir. Hatta: bazı yerlerde: yolun kıyısındaki bu ormanlık-ağaçlık-yeşillik alanların ön bölümünde: herhangi bir hayvan yola doğru hareketlendiğinde bunu tespit eden ve ışıklar yakıp söndürerek yol üzerindeki sürücülere bunu haber veren: bir elektronik algılama sistemi bulunuyor.

Yani: siz otoyolda hızla ilerlerken; yola doğru herhangi bir hayvan hareketlendiğinde, bu durum, algılanıyor ve otoyol üzerindeki sinyal lambaları yanıp sönüyor, tabii sürücüler yavaşlayarak ve durumu kontrol ederek, yollarına devam ediyorlar.

Unutmayın ki: Amerika’da, gerek otoyollar ve gerekse şehir içindeki yollarda: asla korna sesi duymayacaksınız. Çünkü: sürücüler kornayı çok çok acil durumlar haricinde asla çalmıyorlar.

Amerikalı sürücüler: yollarda, şerit değiştirirken dahi, sinyal veriyorlar. Buna şaşırmayın, önünüzdeki sürücü: sol şeritten sağ şeride geçerken sağ sinyalini verecektir. Sinyal düzenini yalnızca sağa-sola dönerken değil, şerit değiştirirken de kullanıyorlar.

Amerikalı sürücüler: üzerinde ilerledikleri yola herhangi bir canlı yani insan veya hayvan ayak bastığında hemen yavaşlıyorlar ve hatta duruyorlar.

Asla ve asla: yolun kendilerine ait olduğunu düşünmüyorlar. Hatta: kendilerine yeşil ışığı yandığında veya yayalara kırmızı yanarken, bir yaya yola indiğinde bile, inanın gariptir, hemen yavaşlıyorlar ve duruyorlar, yayaya yol veriyorlar. Yani, öncelik insanlarda.

AFRO AMİREKALILAR – ZENCİLER

Amerika’da, Afro Amerikalılar (bunlar: bir zamanlar Amerika’ya Afrika’dan getirilen kölelerin kökenlerini ifade etmekte kullanılmaktadır) yani zenciler: birçok bölgede ve şehirde çoğunluktadırlar.
Ancak: bunların yine çoğunluğu: bizler gibi beyazlar ve özellikle yabancılar için; rahatsız edici olabilmektedirler. Hatta: bunlara yan bakılmaması, bunlarla tartışmaya veya çatışmaya girilmemesi özellikle önerilir. Akşam saatlerinde bunların yoğun bulunduğu yerlere gidilmemesi de özellikle önerilir.

Bunlar: bazı yerlerde, pantolonları düşük, donları görülür şekilde gezerler. Sizden, sigara veya para isterler ki, bu isteklerine uygun cevap vermeniz önerilir. Aksi halde sıkıntı yaşayabilirsiniz. Özellikle: bunların yoğun bulunduğu yerlere yalnız başınıza ve akşam saatlerinde gitmemeniz önerilir.

Hatta: metro bölgelerinde bile, bunların birkaçının bulunduğu anda, yalnız başınıza bulunmamanızda yarar olduğu söylenir.

Elbette: Amerika’da bulunan tüm Afro Amerikalılar için böyle şeyleri söylemek mümkün değildir ve birçok saygın insan da bulunmaktadır ki, malum Amerika’nın günümüzdeki başkanı da, bunlardan birisidir.

BENZİN

Amerika’da bazı eyaletlerde benzinliklerde aracınızı benzin pompasına yanaştırıyorsunuz, market içine gidiyorsunuz ve almak istediğiniz benzin ücretini ödüyorsunuz ve sonra: marketteki görevli, pompanın otomatını açıyor, siz gidip deponuzu açıp, benzin pompası ile benzin alıyorsunuz.

Yani: pompa görevlisi yok, kendi benzininizi kendiniz alıyorsunuz. Benzin istasyonların çoğunda, Amerikalıların en büyük beğenisi olan “kahve” bulunabiliyor. Yani, her Amerikalı, arabasına benzin alırken, kendisine de kahve almayı ihmal etmiyor.

Benzin “galon” olarak satılıyor. Yani: 1 galon = 3.5 litre benzin demektir. Düşünün: Amerika’da 1 galon benzinin fiyatı: ülkemizdeki 1 litre benzin fiyatından biraz daha ucuzdur. Amerikalının en beğenmediği zam; akaryakıta yapılan zamdır, çünkü her Amerikalı araç kullanmayı tercih eder ve her evde, aile bireyi sayısı kadar araç bulunmaktadır.

Ancak: son yıllarda hibrit yani elektrikli araçlar da revaçtadır ve Amerikalılar hızla elektrikli araçlara yönelmektedirler.

Bunlar: belli bir kilometrenin altında (genellikle 40 denilebilir) benzinli hareket ederken, bu hızın üzerine çıkınca elektrikli hareket etmektedirler. Amerikalıların birçoğunun evlerinde kapalı araba garajları bulunduğundan, araçlarını bu garajlarda şarj edebilmektedirler.

Son bir not: Amerika’da, dizel araçlar ve dizel yakıt, benzinli araçlara ve benzine göre daha pahalıdır. Çünkü: dizel yakıtların benzine nazaran çevreyi daha fazla kirlettiği anlaşılmıştır ve dizel yakıtların kullanımını kısıtlamak için, Amerikalılar dizel araçları daha pahalıya satarlar. Doğal olarak dizel yakıtları da, bizde olduğundan farklı olarak, benzinden daha pahalıdır.

Amerika Genel

AMERİKALILARİN İKAMET ETTİKLERİ EVLERİ

Amerika’da, şehir merkezleri: ikametgah için pek kullanılmaz. Şehir merkezlerinde: genellikle ofis yerleri, ticari yerler ve hükümet-yerel yönetim yerleri bulunmaktadır.
Amerikalılar: ikametgah için şehir merkezi yakınlarındaki banliyöleri tercih ederler.

Bu banliyölerde: apartman değil, müstakil evlerde oturmayı tercih ederler. Bu evler: genellikle bir bodrum, zemin kat, üzerinde bir kat olmak üzere konumlandırılır.

Evlerinin içinde: bodrum katta: büyük olasılıkla masa tenisi oynamak için bir masa bulundururlar ve burada spor yaparlar. Zemin katta: oturma odası olarak düzenlenen bir yer, mutfak ve yemek masası bulunur. Mutfaklarında: büyük bir buzdolabı ve sürekli açık kahve makinası görülür. Üst katta ise: yatak odası, banyo, tuvalet ve yine bir çalışma salonu görülür.

Bahçeleri bulunur, bahçelerinde kapalı araba garajları olur. Bahçelerinin bakımı:

küçük meblağlar ödedikleri, Kolombiyalılar veya Meksikalılar tarafından yapılır. Bahçeyi: genellikle mangal yakmak için kullanırlar. Bu mangallarda: en az 2 parmak kalınlığındaki et parçalarını, az pişmiş ve hatta kanlı kanlı yapıp servis ederek yemeyi tercih ederler.

Son bir not: Amerikalılar asla komşularını tanımazlar, belki bir kısmı tanıyabilir ama komşuluk ilişkileri çok sınırlıdır.

Son bir not: Amerika’daki evler genellikle paneller ile yapılır. Bizim gibi beton sık kullanılmaz, çünkü Amerika da çimento fabrikası bulunmaz. Çimento fabrikalarının çevreye ve doğaya en fazla zarar veren endüstriyel yatırım olduğunu kabul ederler ve ülkelerinde çimento fabrikası bulundurmazlar. Dolayısı ile çimentoyu ülke dışından ithal ederler ve bu durumda fiyat yükseldiği için, ülkede çimentodan üretilmiş ev azdır, evler genellikle paneller şeklinde yapılır.

ARABA KİRALAMA

Amerika’da kiralık arabalar: o yılın modeli olması gerekiyor. Yani; 2012 yılında bir araba kiralamak istediğinizde, size 2012 model araç vermek zorundadırlar.
Araç kiralama ücretlerine gelince: bunlar muhtemelen 20-30 dolar arasındadır. İstediğiniz aracın büyüklüğüne göre bu ücret değişir.

Bir de ücreti etkileyen şu husus vardır ki: sigortadır. Kiraladığınız aracı, tam sigorta yaptırırsanız, bir kaza halinde, aracı bırakıp gidebilirsiniz, aksi takdirde aracı bırakmayıp, polisin gelmesini ve gerekli belgelerin-evrakların-raporların hazırlanmasını beklemek zorundasınız. Bence, sigortalı araç kiralayın ve hiçbir formalite ile uğraşmayın.

Aracı size verirken, bir rapor tutarlar ve bu raporda, aracın üzerindeki çizikler, vuruklar ve hatta benzin deposundaki benzin miktarı yazılıdır.

Siz de aracı geri teslim ederken, o benzin miktarını geri iade etmek zorundasınız. Hani, çeyrek depo benzinli araç aldınız, çeyrek depo benzinli araç bırakmanız gerekir.

Şunu da unutmamak gerekir ki, Amerika’nın birçok büyük ve ünlü şehrinde, otopark büyük problemdir, yani araba kiralayayım rahat edeyim derken, yüzlerce dolar otopark ücreti ödemek veya otopark bulamayıp, saatlerce otopark aramak veya araba ile gezineyim derken şehir sokaklarında kaybolmak da mümkün. Bu yüzden, büyük şehirlerde kesinlikle araç kiralamayın veya kiralar iseniz, metro hattına bakın ve bir metro istasyonu parkına aracınızı park ederek, öyle gezin.

SOKAK HAYVANLARI

Amerika’da sokaklarda başı boş köpek veya kedi göremezsiniz. Çünkü yoktur. Amerika’da sokaklarda başı boş olarak dolaşan yalnızca “sincap” görebilirsiniz.

Bu sincaplar, başıboş olarak dolaşıyorlar ama elbette insanlara hiçbir zarar vermiyorlar, hatta yaklaşmıyorlar. Peki, bu kadar kedi-köpek nerede derseniz: bilmiyorum, büyük olasılıkla kedi-köpekleri evlerinde besliyorlar.

ALIŞVERİŞ

Amerika’da bir şey satın aldığınızda: bunu beğenmeseniz veya almaktan vazgeçerseniz, birkaç gün içinde faturası ve ambalaj malzemesi ile birlikte geri götürdüğünüzde, hiç bir şey sormadan sizden teslim alırlar ve açılmış ve bir süre kullanılmış olsa da o ürünü geri alarak ödediğiniz ücreti size geri öderler.

Alışverişte: Amerika’da, bir Amerikalıya “kaç taksit yaparsın” veya “pazarlık var mı” gibi sorular sorarsanız, garip garip suratınıza bakarlar çünkü o cümleleri bilmiyorlar, tanımıyorlar. Amerikalılar: alışveriş için ya peşin para öderler ya da kredi kartlarından tek çekim yaparlar. Pazarlık kelimesini tanımaz ve bilmezler. Fiyatlar etiket üzerinde sabittir ve tek geçerlidir.

Zaten: Amerika’daki ekonomik krizin nedeni de budur. Yani: Amerikalı cebinde para varsa harcar, yoksa harcamaz. Bizler ise, malum cebimizde para olmasa da, öyle bir alıştırılmışız ki, kredi kartları ile, milyonları bir çırpıda harcarız ve daha sonra aylarca onu ödemeye çalışırız.

Amerikalı harcamadığı için ekonomisi durgunluğa girdi, bizler ise, kredi kartları ile harcamaya devam ettik ve ekonomimiz sıkıntıya girmedi ve hala, yani günümüzde bile, büyük ekonomik şirketler: Türk insanının bu kredi kartı ile harcama çılgınlığına inanıp güvenerek, ülkemizde pazarlama yapmaktadırlar.

Evet: Amerika’da pazarlık yapmayın, düşünmeyin bile. Ödemenizi peşin veya kredi kartı ile tek çekim olarak yapabilirsiniz. Aldığınız ürünü beğenmeseniz, birkaç gün içinde faturası ve ambalajı ile birlikte aldığınız yere rahatlıkla iade edip paranızı geri alabilirsiniz.

Amerika’da gireceğiniz her mağazada: görevli sizi “hi” diyerek karşılamaktadır.

Peki, Amerika’dan ne alınır? Amerika’da, şehir merkezlerinde bir şeyler almak isterseniz, alamazsınız, çünkü fiyatlar çok pahalıdır. Amerika’da alışveriş yapmak istiyorsanız, genellikle şehir yakınlarında, şehir dışında bulunan “Out city” alışveriş merkezlerine bir şekilde ulaşmanız gerekiyor.

Buralarda yapacağınız alışverişler, uygun fiyatlı olacaktır. Özellikle: spor malzemeleri ve Nike marka spor malzemeleri ucuzdur, çünkü bu ülkede üretilmektedir. Bunun dışında, saat almak isterseniz. Yine Fosil yani bu ülkede üretilen saat markası düşünülebilir.

Bunun dışında, yine bu ülkede üretilen triko ürünleri, yani tişört, gömlek gibi ürünleri uygun fiyatla satın alabilirsiniz. Dediğim gibi, satın alacağınız ürünün, bu ülkede üretilmesi şart, yoksa dışarıdan gelen ürünlere vergi uygulaması nedeniyle fiyatlar düşüyor. Bu arada, Çin malları da bulunuyor, ama Çin mallarının kalitesizliği söz konusu. Bunun haricinde, Amerika içinde veya dışında üretilen moda tasarım ürünleri, çok yüksek fiyatlarla satılıyor.

Yalnızca: bir kısım elektronik ürünlerinde (özellikle notebook vs.) uygun fiyat bulabilirsiniz, ama bunların nakit veya kredi kartı ile tek çekim olduğunu unutmayın. Yani, Sony marka bir notbook, ülkemizde 1000 dolar iken, orada 600-700 dolar fiyatla bulabilirsiniz, ancak burada taksitli, orada nakit olduğunu unutmamak gerek.

Amerika Genel

YEMEK KÜLTÜRÜ

Amerika’nın kendi öz yemek kültürü yok. Onların yemek kültürünün temelinde: iki parmak kalınlığındaki sığır etinin, barbeküde yani ızgarada pişirilmesidir, hatta az pişirilmiş, yani kanlı kanlı tercih ederler.

Amerika’da: diğer en çok tercih edilen yemek kültürü “Meksika” yemek kültürüdür. Bolca, Meksika yemekleri yapan restoranlar görebilirsiniz. Bunun dışında, ikinci sırada İtalyan restoranları ve takiben diğer ülkelere ait yemek kültürlerinin bulunduğu restoranlar (Hindistan, Çin, Yunan vs.) bulabilirsiniz.

Bunun dışında: açık büfe şeklinde hizmet veren yerler de var. Buralarda, bir kişinin açık büfe yemek yemesi: yerine ve kalitesine göre: 15-20 dolar arasında değişiyor. Restoranlardaki yemek ücretleri ise, genellikle yüksek.

Ama, Amerika’nın diğer yüzü, fast-foot restoranlarıdır. Yani, dünyaca ünlü fast-food markalarının bu ülkede, yaygın olduğunu kesin. Bu fast-food restoranlarında, 1 hamburger’in 1 dolar olduğunu ve içecek olarak kolanın sınırsız olduğunu bilmelisiniz. Yani: parası olmayan için, her öğünde bir hamburger.

Bir de, şunu belirtmek isterim ki: ülkemiz de dahil, Amerika’ya çalışmaya giden üniversite öğrencilerinin (Work and Travel) birçoğu, ülkedeki restoranlarda ve özellikle fast-food restoranlarında çalışıyorlar. Ayrıca: ülkenin üniversite öğrencilerinin de birçoğu yine restoranlarda garsonluk yapıyorlar. Bir otelde, kahvaltı servisi yapan elemanın, tıp fakültesi öğrencisi olduğunu duyunca, şaşırmıştım.

AMERİKALILAR

Amerikalılar yardımsever insanlar. Yolda, herhangi bir soru sorduğunuzda: size gayet içten bir şekilde yardım ediyorlar ve gitmek istediğiniz yeri, tarif etmekten sıkıntı duymuyorlar.

Avrupalılar gibi değiller, malum Avrupa’da özellikle bizlere yani Türklere yaklaşımları belli, ama Amerika’da böyle bir durum yok, Amerikalılar gerçekten dışarıdan gelenlere yardımseverce yaklaşıyorlar.

Amerikalılar ile ilgili size en büyük önerim: sakın ola, bir Amerikalı çocuk gördüğünüzde, sevgi duygularınız egemen olup, onu sevmeye, saçlarına, yüzüne veya koluna dokunmaya kalkmayın, sakın.

Tanımadığınız bir Amerikalı çocuğu sevmeye kalktığınızda, başınıza sıkıntılı durumlar gelebilir, böyle bir davranışta bulunmayın. Çocuklu aileler, Amerika’ya gittiğinizde, elbette İngilizce bilmeyen ve derdini anlatamayacak çocuğunuzun, kolay bulunur bir cebine: çocuğu bulan emniyet birimlerinin sizinle temasa geçebileceği bir adres, cep telefon numarası yazılı kağıt bırakmayı unutmayın.

Amerika Genel

TURİZM

Amerika Genel; Amerika’da; bir şehre gittiğinizde, bence yapmanız gereken ilk iş: oranın bir şehir haritasını temin etmenizdir. Bu şehir haritası ile, şehri rahatlıkla gezebilirsiniz. Ayrıca: yine bir öneri: o şehrin metro hatları planını, metro hatlarının istasyonlarının gösterildiği bir metro haritası edinin. Bu metro haritası üzerinde kısa bir süre çalışınca, inanın şehri gezmeniz çok kolay olacaktır.

Amerika Chicago şehri gezi yazım için Chicago Gezilecek yerler

Amerika Los Angeles şehri gezi yazım için  Los Angeles

Amerika Houston şehri gezi yazım için Houston

Amerika Yellowstone parkı gezi yazım için Yellowstone Parkı