İstanbul Karaköy Meydanı

İstanbul Karaköy Meydanı
 

 

Karaköy: Haliç ile İstanbul boğazının kesiştiği yerdedir. Haliç’in ağzındadır.

Bizans döneminde: İmparator Cenovalı tüccarlara bu bölgeye yerleşmeleri ve iş yapmaları için izin vermiştir.

Cenovalılar bunun üzerine, kendileri ve ambarlarını korumak için çeşitli istihkamlar yapmışlardır ve günümüzde de bu duvarların bazıları görülebilmektedir.

Ancak bu yapıların arasında en önemlisi “Galata Kulesi” dir.

Çünkü Galata Kulesi: Cenova döneminde yapılan duvarların en yüksek ve en kuvvetli noktasındadır.

İstanbul şehrinin fethinden sonra ise; bölgede 3 yerleşim bölgesi vardır. Bunlar: Ceneviz, Venedik ve Katalan tüccarların yerleşim bölgeleridir.

Bu bölgelerde: Ceneviz ve Osmanlı vatandaşları, Rum, Ermeni, Gürcü ve Yahudiler yaşamaktaydı.

1500’lü yıllarda, İspanya’dan kaçan Yahudiler, bölgeye yerleşmişlerdir.

1850’li yıllarda ise, Kırım savaşında savaşmak üzere şehre gelen Avrupalılar, bu bölgeye akın ederler.

Ancak: bölgede rıhtım yoktu. Bu yüzden: gerek askeri ekipmanlar ve gerekse ordunun ekipmanlarının şehre boşaltılmasında büyük korun çıkıyordu.

Bunun çözümü için, 1895 yılında bir Fransız şirketi, Karaköy bölgesine bir iskele yapar.

İstanbul Karaköy Meydanı

19’ncu yüzyılda ise bölgede banka ve sigorta şirketleri toplanır. Böylece, Karaköy gerek bankaları ve gerekse İşhanlarıyla şehrin önemli bir ticaret merkezi olur.

20’nci yüzyılda ise, Karaköy rıhtımında: deniz antreposu, yolcu terminalleri ve gümrük binaları yapılır. Yine aynı dönemde, iskele boyunca Yunan tavernaları kurulur. 1917 yılında Rusya’dan Bolşevik ihtilalinden kaçan binlerce Beyaz Rus, yine bu bölgeye yerleşir.

Günümüzde: semtte elektrik, elektronik, mekanik ve su tesisat ekipmanları satan yerler yoğunluktadır. Ayrıca: Galata köprüsü ile tarihi yarımadaya, Karaköy iskelesi ile Kadıköy’e ve tarihi Tünel ile Beyoğlu’na bağlantısı olan son derece önemli bir konumdadır. Yani ulaşım odaklı, ticaretin de devam ettiği bir merkezdir. Başta banka binaları olmak üzere, zamanla inşa edilen iş hanları, sigorta şirketleri, liman gümrük binaları ve yolcu terminalleri de bölgeyi mimari yapı zengini bir merkeze çevirmiştir.

Karaköy semti: Arap Camii ve Galata Rıhtımındaki antrepoların sonuna (İstanbul Modern) kadar olan kısım boyunca uzanır.

istanbul galata kulesi
İstanbul Karaköy Meydanı

KARAKÖY MEYDANI

Karaköy meydanı: Ceneviz surlarının bir ve üçüncü bölgelerinin birleştiği yerdedir.

Meydanın dönüşümü: 1838 yılında İngiltere ve Fransa ile yapılan dış ticaret anlaşmaları sonucu, uluslararası finans ve ticaret merkezi olmasıdır. Çünkü meydan o tarihten sonra yeni dinamiklerin merkezi olmuştur. Batılı devletler birbiri ardına bölgede bankalar açmışlardır. Borsa faaliyetleri, deniz ulaşımı ve ticaret yoğunlaşmıştır.

1857-1858 yılları arasında Karaköy Kapısı yıkılınca, Karaköy meydanı genişlemiştir.

1859 yılında meydanın batısındaki bölüme, Belediyeye gelir sağlamak için bir han yaptırılması düşünülür. Aynı yıl açılan bir proje yarışması ile “Karaköy Han” (diğer ismi Komisyon Han) yapılır ve 1861 yılında hizmete açılır.

1800’lü yılların sonu ve 1900’lü yılların başında: Karaköy meydanında iki önemli han göze çarpar.

Bunlar: ilk borsa faaliyetlerinin yürütüldüğü “Havyar Han” ve Havyar Han karşısındaki Komisyon Handır.

Sultan Abdülaziz döneminde, Karaköy meydanının Galata köprüsüne bağlanan yerinde bir “Karakol Binası” yaptırılır. Bu bina daha sonra yıkılmış ve yerine “Karaköy Seyrü Sefain Acenta Binası” yapılır.

Bugünkü Karaköy Meydanı: 1956-1958 yılları arasındaki geniş çaplı yıkımlarla oluşturulmuştur.

Bu yıkım sırasında Karaköy Palas’ın önündeki yapı adası yıktırılıp boşluk meydana katılmıştır. Yıktırılan binalar şunlardır: Voyvoda caddesi ile Karaköy Sokağı ve Galata Caddesi arasında kalan yapı adası üstü tamamen yıkılmış, Havyar Hanın bir bölümü ve Karaköy Mescidinin üzerinde bulunduğu adanın bir kısmı yıkılmıştır. Ayrıca: Borsa Han ve Karaköy Karakolu yerine yapılan “Karaköy Seyrü Sefain Acentası” (yani Vagon Li) binası da yıkılmıştır.

Böylece Karaköy Palas yapısı doğrudan meydana açılacak bir düzene girmiştir.

Karaköy tramvayı, yolcularını Galata köprüsünün hemen üstündeki Karaköy Meydanında boşaltır.

Ayrıca: yine 1958 yılında meydanda bulunan: günümüzdeki Ziraat Bankası arkasındaki mescit ve ünlü Havyar Han da yıktırılmıştır.

KARAKÖY MEYDANINDA BULUNAN YAPILAR

istanbul galata kulesi
İstanbul Karaköy Meydanı Karaköy Palas

KARAKÖY PALAS

Karaköy vapur iskelesinin olduğu tarafta, tramvay durağının hemen arkasında yükselir.

1920 yılında İtalyan mimar Giulio Mongeri tarafından yapılmıştır. Kendisi “Sanayi-i Nefise Mektebi” yani “Güzel Sanatlar Akademisi” hocalarındandır. İlk yapıldığında bina merkezi konumda ve oldukça değerli bir binaydı.

Mimarın ismi: sağda, ilk kat pencerelerinden birinin yanında yazılıdır. Mongeri, yapıyı yaparken çok titiz davranmış ve bitiminde de kendi işyerini buraya taşımıştır.

Yüksek bir kaide üstünde oturan bina, başlangıçta 4 kat olması planlanmasına rağmen: üç ayrı kuruluş tarafından beraberce kullanılma koşulu gündeme gelince 3 kat olarak yapılmıştır.

istanbul galata kulesi
İstanbul Karaköy Meydanı Karaköy Palas

Ortadaki giriş: İş hanı girişidir. Sağ ve soldaki girişler ise, bağımsız bankacılık kurumlarına tahsis edilen girişlerdir.

Soldaki giriş: yarım daire bir kemerle vurgulanmıştır. Benzeri kemerler, kapılar ve pencerelerde de görülür.

Soldaki giriş: çatıya uzanan üst bölümü, tüm cephenin en değişken bölümüdür. Girişin hemen üstünde bulunan iki katlı cumba, üçüncü katta balkona dönüşür.

Tüm cephede: yoğun bitkisel ve geometrik bezemeler kullanılmıştır. Ayrıca klasik dönem Bizans yapı öğeleri görülür. Çünkü mimar Mongeri, Bizans mimarlığını çok iyi seviyede bilmektedir.

Bina günümüzde: Halkbank ve Yapı Kredi Bankaları tarafından ortaklaşa kullanılmaktadır. Ön cepheden bakıldığında: sol blok Halkbank ve sağ blok ise Yapı Kredi Bankası girişidir.

Bir ayrıntı: Karaköy Palas binasının hemen yanında, yıllar sonra, güney köşedeki küçük parsele 4 katlı kagir bir yapı yapılmıştır. Bu yapı: Karaköy Palas’ın 45 metrelik cephesinin yanında yer alır. 1947 yılında özel bir şirket tarafından yaptırılmak istenen bu bina için mimarlık yarışması açtırılmıştır. Bu yapı, günümüzde de varlığını sürdürmektedir.

1958 yılında, Karaköy Palas ve yanındaki Safa-Aru yapısının önündeki yapı adası kaldırılmıştır.

istanbul galata kulesi
İstanbul Karaköy Meydanı Alemdar Kardeşler Binası

ALEMDAR KARDEŞLER BİNASI

Karaköy Palas binasının bitişiğindedir. Günümüzdeki ismi “Şeref Hanı” dır.

Bu yapının yerinde, daha önce kagir bir yapı, hatta mescit bulunduğu söyleniyor. Bu yapı için, 1947 yılında mimarlık projesi yarışması düzenlendi. Alemdar Kardeşler Büro binası yapımı için müracaat eden 25 aday arasından birinci seçilen değil, sebebi bilinmemekle birlikte ikinci seçilen proje kabul edildi.

Proje: Orhan Safa ve Kemal Ahmet Aru’ya aittir. Muhtemelen birinci seçilen binanın cephesi, yandaki Karaköy Palas ile ahenk için taş kaplama yapılması düşünülmüştü, ancak bu durumda duvar kalınlaşacak ve maliyet yükselecekti.

Bu yüzden, ikinci proje seçilmiş olabilir. Proje Alman mimar Erich Mendelson tarafından uygulanan o dönemin modası “eğrisel çizgiler” taşıyordu. Ancak inşaatın uygulanması sırasında bu modern projeye uyulmadı.

Kat sayısı aynı olmasına rağmen, yanındaki Karaköy Palas’dan daha aşağıda kaldı.

Evet, yapı bitirildikten sonra, bir kısım katları Türk Ticaret Bankası mülkiyetindeydi. 2004 yılında ise Finansbank’a satıldı. Binanın 4,5 ve 6 katları ise büro olarak kullanılmaktadır.

 

NORDSTERN HAN

Voyvoda caddesinin meydana ulaştığı köşesinde, tünelin hemen karşısındadır.

Oldukça süslü bir yapıdır. Mimari bilinmemektedir. Ancak kullanılan mimari üslup nedeniyle, İtalyan bir stili hatta Mongeri’yi anımsatmaktadır. Han: 1889 yılında yapılmıştır. Sivri kemerleri, bezemeli pencereleri ile Gotikten Rönesansa geçiş dönemlerinin mimari stilini gösterir.

Günümüzde han, bir Sigorta Şirketi tarafından kullanılmaktadır. Öte yandan, şirket: giriş katını İstanbulluların sanatla buluşmasını sağlayacak bir mekan olarak düzenlemiştir. Çünkü yeni nazım planında yapı “Kültür Aksında” bulunmaktadır.

TÜTÜN HAN

Karaköy Bankalar caddesinin başındadır.

Union Han olarak da bilinir. Yapı: Fransız Union Insutarce Company için, 1905-1911 yılları arasında, İtalyan mimar Eduardo De Nare tarafından yapılmıştır. 4000 metre kare kapalı alanı bulunmaktadır.

Daha sonra, yapı “İşbankası Galata Şubesi” olarak hizmet vermiştir. Günümüzde kullanılmamaktadır. Dış cephesi; taş, sıva ve çini kaplamadır. 5 katlıdır. Pencereleri dikdörtgen silmelerle çevrilmiştir, silme üzerinde çini kaplamalar vardır. Her bir pencere gurubu üzerinde, metal payandalara oturan ahşap sundurmalar mevcuttur. Giriş kapısı: çift kanatlı ve ahşaptır.

Yapı, 1’nci derece tarihi eser olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır.

 

HAVYAR HAN

Han, Karaköy Meydanının doğu sınırını oluşturmaktadır. Bu durum, han içinde kalan sur duvarı kalıntılarından da anlaşılmaktadır.

Havyar Han: 1859 yılında bölgede borsa işlevi gören bir han olarak bilinmektedir. Daha doğrusu Karaköy Meydanı ve Karaköy Caddesinin doğu cephesinde bulunan bütün yapılar Havyar Han olarak isimlendiriliyordu. 1958 yılındaki imar hareketleri sırasında hanı oluşturan yapıların bir bölümü yıkılmıştır.

 

KOMİSYON HAN

1859 yılında Karaköy meydanında borsa işlemlerinin yürütüldüğü bir handır ve Havyar Han’ın  tam karşısındadır. “Yeni Han” olarak da bilinmekteydi.

Komisyon Han, 1912 yılında elektrikli tramvayın geçebilmesi için daha geriye çekilerek tek katlı olarak yeniden inşa edilir.

istanbul galata kulesi
İstanbul Karaköy Meydanı Tünel Girişi

TÜNEL GİRİŞİ

istanbul galata kulesi
İstanbul Karaköy Meydanı Galata Zülfaris Sinigogu

GALATA ZÜLFARİS SİNAGOGU-KALKADOS-500. YIL VAKFI TÜRK MUSEVİLERİ MÜZESİ

Karaköy Meydanı Tünel girişi Perçemli Sokaktadır.

Yapının 1671 yılından beri var olduğu iddia edilmektedir.

Neve Şalom Sinegogundadır.

Ancak sinegogun bugün görülen binası, 1823 yılında yapılmıştır.

1890 yılında Banker Kamondo ailesi yardımı ile tamir ettirilir.

1856 yılında Kırım Savaşında, Rusya’ya karşı Osmanlının yanında yer alan Fransız ordusunda, şehit düşen Yahudi askerleri anma töreni yapılır ve Albay Garbi Bey komutasında bir askeri müfreze de törene katılır.

1909 yılında ise, burada yeni Hahambaşı seçimi yapılır.

1985 yılında sinegog, cemaat azlığı nedeniyle kapanır.

Safahad Yahudilerinin Anadolu, Trakya ve İstanbul topraklarına gelişlerinin 500’ncü yılı nedeniyle 1989 yılında kurulmuştur. Müze binası 3 katlıdır. Müze binası ve Neve Şalom sinegogu arasındaki fiziki bağlantı “Midraş Hölü” ile kurulur. Bu hol bölümünde, Sinegog içinde yapılan dini törenleri canlı izleme imkanı bulunmaktadır.

istanbul galata kulesi
İstanbul Karaköy Meydanı

Müze: tarihçe, Etnoğrafya, dini objelerin sergilendiği bir bölüm ve geleneklerin, yaşam döngüsünün ve yerleşim yerlerinin anlatıldığı bölümlerden oluşmaktadır. Müzenin tarihçe bölümünde: Kamondo ailesi hakkında bilgiler bulunmaktadır.

Müzede: interaktif panolar bulunur. Dokunmatik ekranlarla teknoloji de vardır. Binanın bodrum katında: geçici sergiler için kullanılan Kültür Merkezi bulunur. Galerinin ana giriş katında ise, müze dükkanı vardır. Dükkanda hediyelik eşyalar bulunmaktadır.

Ayrıca günümüzde müzenin avlusunda “Yükselen Ateş” heykeli görülür. Ülkelerini savunmak için ölen Türk Musevi askerlerinin anısına yapılan bu heykel Nadia Arditti’ye aittir.

Beyoğlu hakkındaki yazımı da alttaki linkten okuyabilirsiniz. Beyoğlu

İstanbul depremi hakkında okumak için bu yazımı da okuyabilirsiniz. İstanbul depremi

 

Brezilya Sao Paulo Turizm

Brezilya Sao Paulo Turizm

Sao Paulo şehrinde gezilecek başlıca yerler: şehir merkezine toplanmış konumdadır.

Şehir merkezinde: 20. yüzyılın en büyük Brezilyalı mimarlarından biri olan “Oscar Niemeyer” in eserlerini görebilirsiniz. Onun çalışmalarının en büyük özelliği: çizgilerin eğri (yani bir kadın bedenine benzetmek istemiştir) ve yerçekimine meydan okuyan bir etki yaratmasıdır. Bu ilginç binalar: Sao Paulo şehrinde tipik sonsuz beyaz apartman kuleler şeklinde görülür. Ama şehrin belirli yerlerinde, modern mimarinin yanı sıra bazı sömürge dönemi ve tarihi mimari örneklerini de görmek mümkündür.

Öte yandan: Sao Paulo şehri sokakları: sokak sanatının yaratıcılığı bakımından dünyanın en iyi şehirlerinden birisi olarak kabul edilir. Şehrin sokakları muhteşem örneklerle doludur. Özellikle şehir merkezinde “Villa Madalena” denilen yerde ve “Beco Batman do Rua Luis” denilen yerde: sokaklardaki muhteşem örnekleri görmek mümkündür.

Şehirde: 125 müze, 164 tiyatro ve 39 kültür merkezi bulunmaktadır.

Şehrin tarihi merkezi “beyaz levhalar” ile belirlenmiştir. Genişletilmiş şehir merkezi: çeşitli renklerle kodlanmıştır. Şehri gezerken: bu renk levhalara dikkat etmelisiniz.

Kuzeybatı bölümü : gri
Kuzey bölümü : yeşil
Kuzeydoğu bölümü : koyu mavi

Doğu bölümü : sarı
Güneydoğu bölümü : kırmızı
Güney bölümü : koyu yeşil
Güney batı bölümü : açık mavi

Batı bölümü : mor

Şehir merkezi: şehrin merkezinde tam sıfır noktasını belirten bir taş bulunan “Praça da Se” bölgesinin çevresinde genişlemiştir.

Şehir merkezi 7 ana bölgeye ayrılmıştır.

Centro Historico: Burası şehrin kozmopolit bölgesidir.
Bixiga: İtalyan bölgesidir.
Liberdade: Japon bölgesidir.
Se ve Vale Anhanggabau:
Republica:
Bom Retiro:
Luz:

Genişletilmiş şehir merkezi: 20. yüzyıl boyunca “Centro Expandido” denilen şehir merkezi çevresine çizilmiş bir çember gibi büyümüştür. Sizin gezmeniz önerilen bölgeler: genellikle bu çember içindedir.

Güney Bölgesi

Genellikle yeşil alanlar ve bir göl çevresinde gelişmiştir. Burada yerel ticaretle uğraşan orta sınıf yaşamaktadır ve köy yaşamından şehir yaşamına geçiş sergilenmektedir. Bu bölüm, şehir merkezindeki gökdelenlerle son buluyor.

Batı Bölgesi

Burada: Sao Paulo Üniversitesi ve Hükümet Sarayı bulunmaktadır. Ayrıca şehrin en büyük stadyumu da buradadır.
Bu bölüm: karışık şehir görüntüsünden uzak yeşil bir banliyö görüntüsü vermektedir. Bölgede düşük gelir düzeyli yerleşimcilerin yaşam alanları bulunuyor.

Kuzey Bölgesi

Şehrin bu bölümünde bulunan “Freguesia” mahallesinde küçük kasaba görüntüsü egemendir. Ayrıca yine bu bölgede: Güney Amerika’nın en büyüklerinden biri olan “Expo Center Notre” fuar alanı ve gösteri merkezi görülür. “Serra da Cantareira” isimli devlet parkı ve “Anhembi” park da ilgi çeker. Bölge öte yandan samba okulları ile popülerdir.

Doğu Bölgesi

Burası şehrin en eski sanayi bölgesidir ve 20. yüzyılın başında binlerce göçmene ev sahipliği yapmıştır. Şehrin en büyük nüfuslu mahalleleri olan “Lituanya” ve “Vila Zeline” ve İtalyan yerleşimi “Mooca” mahalleleri buradadır.

Brezilya Ouro Preto

Brezilya Ouro Preto

Kasaba: Rio de Jeneiro şehrine 395 km, Sao Paulo şehrine 682 km, Bresilia şehrine 824 km uzaklıktadır. Rio şehrinden yaklaşık 7 saatlik bir otobüs yolculuğu ardından buraya varılır.

Kasaba “Minas Gerais” bölgesinin en güzel kasabasıdır. UNESCO tarafından 1980 yılında Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Çünkü: Brezilya sömürge mimari döneminin tam bir başyapıtı olarak kabul edilmektedir. Yani: “Siyah Altın” anlamına gelen “Ouro Preto”: Güney Amerika’nın sömürge dönemine ait en görülmeye değer yerlerden birisidir.

Brezilya Ouro Preto

 

1698 yılında “Antonio Dias de Oliveira” bu bölgede keşif yaparken: siyah bir metalin bulunduğu madenlere ulaşır ve bu metalin altın olduğunu anlayınca “El Dorado” efsanevi Kayıp Altın Şehrini bulduğunu düşünür.

Ardından ise yeni keşfedilen altın yatakları yüzünden, binlerce hazine avcısı buraya akın eder ve hatta madenlerde çalıştırılmak üzere Afrika’dan binlerce köle getirtilir. Çeşitli yerlerden gelenler, bölgenin çeşitli yerlerinde kendi şapellerini ve küçük kamplarını oluşturdular.

1711 yılına gelindiğinde ise bu dağınık yerleşimler bir araya gelerek “Villa Rica de Albuquerque” yani bugünkü “Ouro Preto” denen kasabayı oluşturdular.

18. yüzyıl ortalarına gelindiğinde, o döneme kadar hızla büyüyen kasabanın nüfusu Rio şehrinin tam beş katına ulaşmıştır. Ancak: insanlar altınları nereye harcayacaklarını bilmediklerinden, kiliselerde dekor olarak kullanmışlardır.

Öte yandan: altın aramak için buraya gelenlerle birlikte, Antonio Francisco Lisboa tarafından yaratılan “Assis kilisesi” ve diğer yerlerde, üstün kaliteli eserler üretmek üzere Sao Francisco (Aleijadinho) gibi diğer birçok sanatçı da buraya gelmiştir.

Barok heykeltıraş Aleijadinho burada birçok kilise, köprü ve çeşme yapmıştır. Bunlar: geçmişte yani o dönemdeki refahı temsil etmesi açısından son derece önemlidir. Çünkü: 19. yüzyılda altın madeni tükenince şehir olduğu gibi kalarak günümüze gelmiştir.

Brezilya Ouro Preto

Brezilya Ouro Preto

 

Çoğunlukla tek veya iki katlı evler: birbirini destekler gibi görünerek bir tepenin üzerine gurup şeklinde yerleşmiş ve düzensiz bir peyzaj hattı oluşturmuş olmalarına rağmen: bunlar arasında Aleijadinho ve diğerleri gibi seçkin ve yetenekli sanatçıların mimari ve sanatsal başyapıtları da bulunmaktadır.

Avrupa’da başarıyla uygulanan Barok ve Rokoko mimari stilleri: Brezilya’da 18. yüzyılın ikinci yarısında “Maden Barok” tipi tarzında ilk olarak burada gelişmiştir. Brezilya kıyı şehirlerinin aksine Barok Ouro Preto şehri: tipik Brezilyalı olarak kabul edilir. Özellikle Aleijadinho tarafından iç dekorasyonları yapılan “Sao Francisco de Assis” ve “Santa Efigenia dos Pretos” kiliseleri mükemmeldir.

Evet, kısa zaman sonra altın kaynakları ve madencilik rezervleri hızla düşünce, şehir ekonomisi bozulmuştur. 1823 yılında şehir “Ouro Preto” olarak yeni isim almıştır. 1897 yılında eyaletin başkenti “Belo Horizonte” şehri olmuştur. Böylece “Ouro Preto” şehrinde şaşalı günler sona ermiş, ancak kasaba yine de zengin mirasını korumayı başarmış ve muhteşem güzel mimari anıtlarıyla 1930’lardan bu yana Brezilya’nın en çok turist çeken yerlerinin başında gelmektedir.

Şehir dar bir vadiye kurulmuş olduğundan: bolca dik yokuş bulunmaktadır ve burayı gezmek biraz zahmetlidir. Bu yüzden: yanınızda rahat ve kaymaz tabanlı ayakkabı bulundurmanızı öneririm. Ancak: bu dik yokuşlar, taş yollara rağmen: çeşmeler, köprüler ve evler o kadar renklidir ki, her sokağa girmek ve görmek isteyebilirsiniz. Bunların yanında burada rakım yaklaşık 1100 metre olduğundan, diğer şehirlere nazaran hava daha serindir. Yani yanınızda kalın giysiler bulundurmanız önerilir.

Brezilya Ouro Preto

Brezilya Ouro Preto

 

Bu güzellikleri korumak adına: günümüzde burada bir ev yapılmak istendiğinde, 18. yüzyıl mimarisine uygun olarak inşa edilmesi zorunluymuş.

Şehrin gezilecek yerlerine gelmeden önce, yine çok özel bir durumdan söz etmek istiyorum. Bu şehir: Brezilya tarihinde turistik yönü ötesinde ayrı bir önemi daha vardır. Burada altın bulunduğunda, ülkede Portekiz sömürge dönemi yaşanmaktadır.

Portekizliler: bu zenginlikten başları dönünce, altın satışından vergi almaya kalkarlar, ancak bunun üzerine Ouro Preto halkı ayaklanır. Bu ayaklanma hareketi, Brezilya’nın ilk devrimci bağımsızlık hareketi olarak tarih sayfalarına işlenir. Yani “İnconfidencia” nın temelleri burada atılmıştır.

Buradaki bu ayaklanma hareketinin kahramanı “Tridendes” yani “diş çeken” lakabı ile anılan “Jose de Silva Xavier” dir. Bu özgürlük savaşçısı: planlarının ayrıntılarını harekete geçiremeden hareket içinde yer alan biri tarafından yetkililere bildirildiğinde 1792 yılında yakalanır ve Rio şehrinde idam edilir. Bu yüzden, kasabanın en güzel meydanında bir heykeli vardır ve meydan onun ismiyle “Praça Tiradentes” olarak isimlendirilir. Kendisinin idam edildiği 21 Nisan tarihi ise, her yıl resmi tatil olarak belirlenmiştir ve kutlamalar yapılır.

Gelelim günümüze: bugün burası bir üniversite şehri olarak biliniyor. “Universidade Federal de Ouro Preto” üniversitesi, yaklaşık 10 bin öğrenci bulundurmaktadır.

Öte yandan: şehir “karnaval” eğlenceleriyle de çok ünlüdür. Özellikle gençler karnaval kutlamalarına Rio şehri yerine, burada katılmaktadırlar.

Brezilya Ouro Preto

 

GEZİLECEK YERLER

Brezilya Ouro Preto Sao Francisco de Assis Kilisesi

 

Sao Francisco de Assis Kilisesi

Burası Brezilya mimarisinin bir başyapıtı olarak kabul edilmektedir. Brezilya’da Portekiz menşeli dünya harikası olarak 2009 yılında ilan edilmiştir.

Yapı: Aleijadinho tarafından tasarlanmış ve Antonio Francisco Lisboa tarafından dekore edilmiştir. Yapımı: 1766-1809 yılları arasındaki dönemdedir. Kilisenin içindeki dekorasyonda yer yer altın kaplama kullanılmıştır. Parça detay ve mükemmelliği ve zenginliği etkileyicidir. Özellikle cephe sömürge dönemi mimarisinin bir başyapıtıdır.

Özellikle “Manuel de Costa Athayde” tarafından yapılmış tavan paneli mükemmeldir. 10 yıllık çalışma sonucunda yapılan ve gökyüzünün taklidi olan bu panelde “melekler gökyüzüne doğru gider” şekilde gösterilmiştir. Panel: ilizyon yanında muhteşem bir perspektife sahiptir. Latince yazılarla süslenmiştir. Bu panelin yapımında kullanılan malzemeler, yani boyalar Portekiz’den getirilmiştir.

Brezilya Ouro Preto Santa Efigenia dos Pretos Kilisesi-Siyah kilise

 

Santa Efigenia dos Pretos Kilisesi-Siyah kilise

Bir tepenin üzerinde bulunan ve 18.yüzyıla tarihlenen kilise: altın madencileri tarafından finanse edilmiş ve köleler tarafından 1730-1790 yılları arasındaki 60 yıllık süreçte inşa edilmiştir. Bir tepenin üstünde bulunmasının nedeni, merkezden görülen şehrin panoramasında önemli yer kaplamasıdır. Ancak tepenin üstüne bu kiliseye ulaşana kadar yorulmamak mümkün değildir.

Projenin mimarı Manuel Francisco Lisboa’dır ama Francisco Xavier de Brito da katılmıştır.
Cephesindeki taş saat; şehrin en eski saatlerindendir. Sunak Francisco Xavier De Brito ve Aleijadinho tarafından oyulmuştur.

Nef boyunca yan koridorlarda bölgedeki madenciliğin evrimi anlatılmaktadır. Yapının içinde bazı detay ve boyamalarda Makao (Çin) etkisi görülmektedir. Bunlar iki resimde Çin kırmızısı kullanılmasıyla gündeme gelmektedir.

Yapının iç dekorasyonu da çok zengindir. Tavan boyamasında “siyah papa” görülür ve bu yüzden kiliseye “siyah kilise” ismi verilmiştir. Bu tavan boyaması Manuel Rabelo de Souza tarafından yapılmıştır.

Söylenenlere göre: burayı yapan ve Afrika’dan Kongo’dan getirilen köleler: saçları, tırnakları ve diş aralarına sakladıkları altın tozu kaçakçılığı ile kilise yapımına katkıda bulunmuşlardır. Kilisenin girişindeki taş lavaboda: siyah kadınlar kiliseye girmeden önce saçlarının arasına sakladıkları altın tozlarını yıkıyorlarmış.

Süzülmüş altın bir bağış olarak bırakılıyormuş.

Neden? Çünkü: bu dini yapı “Kral Chico” isimli popüler bir efsaneye bağlıdır. Şair Manuel Bandeira tarafından anlatılan bu efsaneye göre: “Afrika-Kongo kralı Chico Rei: savaşçı hükümdar ve tanrı Zambi Apungo’nun yüksek rahibidir. Ancak kendisi ve tüm kabilesi Portekizli tüccarlar tarafından yakalanır ve köle tacirlerine satılırlar.

O, 1740 yılında köle gemizi “Magdalena” ile Brezilya’ya gelir. Ancak aile üyeleri arasında Atlantiği geçerken yalnızca kendisi ve oğlu sağ kalır. Kraliçe Djalo ve kızı prenses Itulo: fırtına tanrılarının öfkesini yatıştırmak için köle gemisi “Magdalene”lı denizciler tarafından okyanusa atıldılar.

Daha sonra köleler Augusto isimli bir binbaşı tarafından satın alındılar ve Chico Rei, oğlu ile birlikte Vila Rica şehrine götürüldü. Ancak bir köle olarak çalışmalarına rağmen kendisi ve oğlu köleler tarafından “kral” olarak kabul edildi. Kral Chico’nun oğlu Manumission; daha sonra evlenir ve kendi kral, eşi kraliçe olur.

Onlar tarafından koruyucu olarak Aziz Iphigenia seçilir ve Vila Rica şehrindeki bu siyah gurup: siyahların ilk kardeşliği topluluğu olarak Santa Iphigenia kilisesini yaparlar ve 6 Ocak tarihi, her yıl sadık Afrikalılar tarafından, sokaklarda danslar edilerek kutlanır.

 

Padre Faria Chapel

St Iphigenia kilisesinden siyah insanlar tarafından atılan beyaz insanlar kardeşlik gurubu tarafından 1740 yılında kurulmuştur. Şapelin tarihi ayrıntıları hakkında pek bilgi yoktur. Sadece çanı 1750 ve avlusu 1756 yılına tarihlenmektedir. Dış alanda soğanlı bir piramit çatı ve aynı zamanda küçük çan kulesi vardır.

 

Aleijadinho Müzesi

1968 yılında kurulmuştur. Müzede: değerli kutsal koleksiyonları korumak amaçlanmıştır ve bunlar arasında kutsal sanat ve grafik belgeleri bulunmaktadır.

Brezilya Ouro Preto Museu de Ciencia e Tecnica-Mineral Müzesi

 

Museu de Ciencia e Tecnica-Mineral Müzesi

Mineraloji koleksiyonu 1875 yılında Fransız bilim adamı Claude Henri Gorceix tarafından getirilen numunelerle kurulmuştur. Kendisi Rio de Jenerio şehrinde kurulan Mineroloji ve Jeoloji Laboratuvarı kurucusudur.

Zamanla çeşitli bağışlar yolu ile müzenin koleksiyonu büyümüş ve dünyanın en büyüklerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Özellikle: elmas ve uranyum gibi minerallerin numuneleri ilgi çekmektedir.

Müzenin bulunduğu bina: 1741-1748 yılları arasında Jose Fernandes Pinto Lucknow tarafından tasarlanmış eski Guvernörler sarayıdır. Valiler, 1897 yılına kadar burada ikamet etmişlerdir. Binada 1752 yılından kalma bir çeşme bulunmaktadır. Daha sonra bu saray Ouro Preto Üniversitesinin “Madencilik Okulu” ve “Minaral Müzesi” tarafından işgal edilmiştir.

Brezilya Ouro Preto Komplo Müzesi-Museu da Inconfidencia

 

Komplo Müzesi-Museu da Inconfidencia

Müzenin bulunduğu binanın yapımına 1785 yılında başlanmıştır. Yapımda mahkum köleler, marangozlar ve bazı sanatçılar çalışmışlardır. Bunlar arasında: Aleijadinho ve Xavier de Brito gibi sanatçılar da vardır.

Bina: bir devlet hapishanesi olarak ve eski Town Hall olarak kullanıldıktan sonra 1938 yılında boşaltılmıştır. Ardından bu müze oluşturulmuştur.
Müze: 1789 yılındaki Brezilyanın bağımsızlığını ifade eden “Minas Komplosu” için düzenlenmiştir. Ayrıca: madenci toplumunun zengin kültürünü yansıtmaktadır. Koleksiyonda 4000 den fazla parça bulunduğu söyleniyor.

Müzede komplo ile ilgili el yazmaları ve eserlerin koleksiyonu bulunmaktadır. Ayrıca: mobilyalar, kostümler ve 18. ve 19. yüzyıldan kalma çeşitli nesneler görülebilmektedir.
Evet, adından da anlaşılacağı üzere, yukarıda sözünü ettiğim burada başlatılan bağımsızlık hareketi ile ilgili yani “Tridentes” e yapılan komplo ile ilgilidir. Burada hareketin önde gelen isimleri, Tridentes’in asıldığı darağacı parçaları ve yine onun tarafından yazılan “Marilia de Dirceu”nun ilk baskısı bulunuyor.

Brezilya Ouro Preto Masalların House-Casa dos Contos

 

Masalların House-Casa dos Contos

Rua Sao Jose adresindedir. Barok mimarinin önemli bir örneğidir.
Şehrin ana meydanında, beyaz parlak boyalı ve pencereleri olan burası: 1782-1787 yılları arasındaki beş yıllık süreçte, bir vergi yöneticisi konutu ve 18. yüzyıl sömürge döneminde Brezilyalı bir zengin evi olarak kullanılmıştır.

Macedo isimli bu zengin kişi: 1789 yılında “Minas Gerais” yer altı bağımsızlık hareketi (Inconfidencia) nın en seçkin destekçilerinden birisiydi. Ayrılıkçı hareketin bastırılması sırasında, ev, sadık askerler ve müttefik isyancılar için bir konaklama yeri olarak kullanılmıştır. Ancak Macedo: şüphelerden sıyrılmayı başardı, ancak parasını yönetemedi ve büyük borç içine düşünce 1803 yılında evini satmak zorunda kaldı ve ev “Kraliyet Hazinesi” tarafından ele geçirildi.

Daha sonra ise “Tales House” ismini almış ve kraliyet hazineleri ve Altın kurulu evi olarak kullanılmıştır. Portekiz döneminde vergiler buraya ödeniyordu.

Claudio Manuel de Costa: tutuklandığında burada hücresinde idam edilmiştir. Günümüzde müze olarak kullanılan yapıda sergilenenler: 18. ve 19. yüzyıla ait mobilyalar, belgeler, mektuplar, zengin kütüphane ve sikkelerdir.

Ev takip eden süreçte uzun yıllar boyunca: bir postane, bir banka ve belediye başkanının ofisi olarak kullanılmıştır. Brezilya Maliye Bakanlığı evi 1973 yılında teslim almış ve bugünkü görünümünü kazandırmıştır.

 

Oratory Müzesi-Museu do Oratorio

Şehir merkezinde, Mount Carmel Our Lady kilisesinin avlusundadır.
Burada dünya çapında benzersiz 162 oratories sergilenmektedir ve Ekim 1998 tarihinde Flavio Gutierres Kültür Enstitüsü bünyesinde açılmıştır. Burada sergilenen koleksiyon, koleksiyoncu Angela Gutierrez tarafından Brezilya hükümetine bağışlanmıştır.

 

Tasarrufların Müzesi-Museu das Reduçoes

Rua Sao Gonçalo-Amarantina ilçesi adresindedir.
Ouro Preto kasabasının tarihi merkezine yaklaşık 25 km uzaklıktadır. Burada madenci insanların yetenek ve sanatları hakkında nesneler sergilenmektedir. Burada: orijinal binalarda kullanılan aynı malzeme kullanılarak yapılmış tarihi evler ve tarihi anıtlar koleksiyonu sanatsal düşük ölçekte yeniden yapılarak sergilenmektedir. Zengin mimari: 500 yıllık asma bahçeleri ile bezenerek süslenmiştir. Ayrıca 15 devletten gelen 25 anıt kopyası da sergilenmektedir.

 

Guignard Evi Müzesi-Museu Casa Guignard

Bobadela Earl Street caddesindedir.
Alberto da Veiga Guignard: yüzyılın en başarılı Brezilyalı sanatçısıdır. Kendisi “Minas Gerais” tarihi kentlerinin manzaralarını yansıtan çalışmaları ile tanınır.
Guignard Evi Müzesi: 1987 yılında Ouro Preto merkezinde tarihi bir binada açılmıştır. Burada onun eserleri görülmektedir.

 

Madenler

Şehrin eski altın madenlerine turistler için tur düzenleniyor. Bunların en popüler olanları “Chico Rei” dir ve Mina Senhora da Conceiçao kutsal alanına yakındır.

 

Carnaval

Şehir sokakları her yıl Şubat ya da Mart ayında; karnaval nedeniyle binlerce ziyaretçi çekmektedir. Bu karnaval etkinliklerinde birçok kişi özel kostümler giyerler ve Samba okulları ile birlikte kasaba sokaklarında geçit törenleri düzenlenir.