İspanya Malaga

İspanya Malaga


Malaga denilince insanların ilk aklına gelenler: Costa del Sol denilen yerde bulunan muhteşem plajlardır. Genelde insanlar bu plajlardan yararlanmak ve denize girmek için bölgeye gelirler. Ancak, bu sırada, şehir merkezindeki birkaç tarihi kalıntıyı ve anıtı ziyaret ederler.

İspanya Malaga

ULAŞIM


Malaga şehrinde “Malaga Costa Del Sol” havaalanı bulunmaktadır. İspanya’nın en işlek dördüncü havaalanıdır. Yani, birçok yer ile bağlantılıdır. THY, Malaga şehrine doğrudan uçuşlar düzenlemektedir.

Çarşamba, Cuma ve Pazar günü düzenlenen seferler, İspanya’daki dördüncü varış noktası olarak, 2011 yılında başlamıştır. Yolculuk yaklaşık 4 saat sürmektedir.

Malaga şehrinde tren bağlantıları “Malaga-Maria Zambrano Tren İstasyonu” ile karşılanmaktadır. Buradan “AVE” yüksek hızlı tren sistemi hareket etmektedir. Bu hızlı tren sistemi, İspanya’da mevcut 18 şehir ile bağlantılıdır.

Malaga şehrine otobüs ile ulaşmak isterseniz: bu kez şehir merkezine on dakika uzaklıktaki “Malaga Otobüs İstasyonu” kullanılır. Buradan, toplu taşım otobüsü ile, şehir merkezine ulaşmak mümkündür.

İspanya Malaga

GENEL

Yarım milyondan fazla nüfusu ile, Endülüs bölgesinde Sevilla şehrinden sonra, ikinci en büyük şehirdir. İspanya’nın ise en kalabalık altıncı büyük şehridir.

Malaga, ziyaretçilerin ana giriş kapısıdır.

Şehrin kültürel yapısının en büyük şahsiyetleri: Uluslar arası üne sahip ressam ve heykeltıraş “Pablo Picasso” ve aktör “Antonio Banderas” ın bu şehirde doğmuş olmasıdır. Öte yandan: Kübalı besteci Ernesto Lecuona, başyapıtı olan “Malaguena” adlı yapısının ismi, bu bölgeden alınmıştır.

Birçok resmi kurumun idari merkezidir ve yurt dışı konsolosluklarını veya onların temsilciliklerini bulabileceğiniz yerdir. Malaga limanı, İspanya’nın en önemli limanıdır.
Birçok kişi, Costa del Sol de tatil yapmak için Malaga ya uçup şehrin kendisini gezmeye tenezzül etmese de Malaga en azından yarım günlük bir keşif hak eder.

Evet, Malaga şehrinin en büyük özelliği: Akdeniz sahilinde “Costa del Sol” yani “Güneş Sahili” üzerinde olmasıdır. Costa del Sol sahilinde nispeten dar bir şerit içinde şehirleşme görülür. Malaga şehirleşmiş bölgesini: birbirine bitişik olan, sahildeki: Rincon de la Victoria, Torremolinos, Benalmadena, Fuengirola, Alhuirin de la Torre, Mijas, Marbella ve San Pedro Ancantara adlı şehirler oluşturur. Malaga şehir merkezinden, bu yerleşimlerin en yakın yeri 20 dakika, en uzak yeri 45 dakika uzaklıktadır.

Malaga-Cebelitarık boğazı arasındaki uzaklık: 100 km. ve şehrin Kuzey Afrika sahillerine olan uzaklığı ise, 130 km. dir.

İKLİM

Şehirde, Subtropikal Akdeniz iklimi hakimdir. Buna bağlı olarak: kışlar ılıman ve yazlar sıcak geçer. Malaga şehrinde güneş yılın 300 günü görülmektedir. Yağış ise, yalnızca 50 gün sürer. Burayı ziyaret etmek isterseniz, aşırı sıcak Temmuz-Ağustos ayları dışında ziyaret edebilirsiniz. Ancak: yoğun yağmur dönemiyle karlışabilirsiniz. Özellikle kışın buraya gitmeyi düşünürseniz, yanınıza yağmurluk almanız şart.

 

TARİHİ

Malaga’nın tarihi, şehri Akdeniz in ana limanı olarak kuran Fenikelilere kadar uzanır. Yani, dünyanın en eski şehirlerinden birisidir. Fenikelilerin burada yerleşim yeri kurmalarının en büyük nedeni, yakınlardaki “tuz” yataklarıdır ve bu tuz, balık tuzu olarak kullanılmıştır.

Bu rol Magribiler ve Hıristiyanların dönemini de geçerek bugünlere kadar devam etmiştir.
Fenikeliler aynı zamanda şehrin tatlı ve sertleştirilmiş şaraplarıyla büyüyüp gelişen bağcılık kültürünü de ortaya koymuştur.

Ancak, bu sanayi 19. yüzyıldaki asma biti salgını nedeniyle yıkıma uğramıştır. Larios ailesi, bugün halen anonim sınavlarda İngiliz markalarına fark atan damıtılmış Malaga cini ile daha iyi iş çıkarmıştır.

Şehir İspanya’nın ve hatta 20. yüzyılın en ünlü ressamı Picosso’nun da doğum yeridir ve iç savaş döneminde Barselona dan sonra en çok kavga sebebi olan cumhuriyetçi istihkamıdır.

Alameda Principal nehir yatağı ve Carreteria ile Alamos yollarının sınır oluşturduğu şehir merkezi, cadde ve sokaklardan oluşan kalabalık bir yerdir.

Malaga aynı zamanda bir bahçe şehridir ve en büyük bahçesi Paseo del Parque dir.

FERİA DE AGOSTO-MALAGA FUARI

“Feria de Agosto” yani “Ağustos Fuarı” her yıl, Malaga şehrinde, Ağustos ayında yapılır. Kutlamaların temelinde: Katolik hükümdarlar (İsabella ve Ferdinand) tarafından, 18 Ağustos 1487 tarihinde, Malaga şehrinin ele geçirilmesi bulunmaktadır.

İlk kutlamalar: Ağustos 1491 tarihinde gerçekleşir. Ertesi yıl ise, 18 Ağustos günü kutlamalar yapılır. 17’nci yüzyılda, kutlamalarda havai fişekler ve roketler kullanılmaya başlandı. 1887 yılından sonra ise, fuar şehrin çeşitli yerlerinde kutlanmaktadır.

Başlangıçta: su bulunan “Muelle de Heredia” yakınlarında iken sonradan “Parque de Malaga” bölümü kullanılmaya başlanmıştır.
Günümüzdeki kutlamalar: Cuma günü gece yarısından hemen sonra b aşlar ve Pazar gecesi biter. Toplam: 10 gece ve 9 gün kutlamalar sürer.

Kutlamalarda çeşitli eğlenceler düzenlenir. Şehrin tarihi merkezinde “Feria de dia” yani “Day Fuarı” açılır. Akşamları ise “Feria de la Noche” yani “Night Fuarı” düzenlenir. Fuar sırasında: şehir merkezindeki sokaklar: çiçek görünümlü kağıt fenerlerle bezenir.

Çocuklar ve yetişkinler, müzik ve dans coşkusunu yaşarlar. Her yerde, Flamenko müzik sesleri duyulur. Her öğleden sonra: “La Malagueta” da, boğa güreşleri düzenlenir.

Fuar süresince, kentin toplu taşıma düzeni yeniden planlanır ve fuar süresince taşımada hiçbir aksaklık yaşanmaz.

 

MALAGA KUTSAL HAFTA KUTLAMALARI

Bu kutlamalar, 500 yıl boyunca sürdürülmektedir. Kutlamalar: Paskalya Pazar gününden bir hafta önceki Pazar günü başlar ve Paskalya Pazar gününe kadar sürer. Bu kutlamalara katılan “Tronos” olarak isimlendirilen kişiler: sivri şapkaları, uzun mor elbiseleri, taşıdıkları siyah mumlarla dikkat çekerler. Müzik olarak: davul ve trompet çalınır.

İspanya Malaga

MALAGA ŞEHRİNDEKİ GECE-EĞLENCE HAYATI

Malaga şehrinde: gerek sabaha kadar eylenebileceğiniz mekanlar ve gerekse sakin bir yerde dinlenme şansınız bulunmaktadır. Şehirdeki bazı gece kulüpleri hakkında kısa bilgi vermek istiyorum.

Plaza de Uncibay

Granada ve Beates caddeleri arasındadır. Çoğu kişi, gece burada eylenmeyi tercih ederler.

La Malagueta

Arenanın güneyinde, şehrin en modern yeridir ve burada gençler için çeşitli eğlence mekanları bulunmaktadır. Kaliteli barlar, publar ve diskolar vardır. Ayrıca, burada yine geleneksel Endülüs yemeklerini tadabileceğiniz restoranlar bulunuyor.

El Palo

Burada bulunan barlarda, çeşitli ülkelerden gelen öğrencilerle, özellikle Erasmus öğrencileriyle karşılaşabilirsiniz. Dolayısı ile farklı bir hava hissedeceksiniz. Burada: lezzetli tapaslar tadabilir, biranızı içebilirsiniz.

İspanya Malaga

MALAGA-DENİZ KEYFİ

Malaga şehrini ziyaret eder ve denize de girmeyi düşünürseniz: tek öneri “Costa del Sol” yani Güneş Sahilidir.

Burası: çok sayıda ziyaretçi çeker. Çünkü, eşsiz kumsalı ve tertemiz denizi, yörenin en iyilerindendir. Hatta, batı sahilinde gizli koyları ve kayalıkları da keşfedebilirsiniz.

Buradaki plajlar: 35-40 metre genişliktedir, uzunlukları ise 15 km. bulur. Batıdan doğuya bilmek isterseniz, bölgedeki plajlar şunlardır: El Candado, Las Acacias, Barons del Carmen, La Malagueta, San Andres, Misericordia, Guadalhorca. Guadalmar bölgesindeki plajda: çıplaklar için özel bir bölüm bulunmaktadır.

İspanya Malaga

MALAGA ŞEHRİNDE GEZİLECEK YERLER

İspanya Malaga

MALAGA ESKİ TARİHİ MERKEZİ

Burası, güneyde limana ve kuzeyde ise yüksek tepelere doğru uzanır. Her iki tarafından: Akdeniz’e ulaşan “Guadalmedina” ve “Guadalhorce” ırmakları bulunmaktadır.

İspanya Malaga

TEATRO ROMANO-ROMA AMFİTİYATRO

Alcazaba bölgesindeki bu yapı, antik Roma dönemine aittir.

MÖ 27’den MS 14’teki ölümüne kadar Roma İmparatorluğunun 1’nci İmparatoru olarak kabul edilen Augustus’un ilk günlerine aittir. Roma tiyatrosu tamamen kaybolmuş bir halde iken, 1951 yılından itibaren kazılarla büyük kısmı ortaya çıkarılmıştır.

Kazılar sırasında, sahne, orkestra kalıntıları, senatörler ve savea için ayrılan yer, 31 metre yarıçaplı, 16 metre yükseklikte, 13 ayaklı stantlar ortaya çıkarılmıştır. Evet, tiyatro, Alcazaba altındadır. Tiyatroya girip gezebilir ve taş basamaklarda oturabilirsiniz. Giriş ücretsizdir.

GIBRALFARAO KALESİ

Gibralfaro dağı ve çevresinde bir tepede bulunan kale, 1340 yılında Nasıra kralı I Yusuf tarafından, tepeye adını veren bir deniz fenerinin de bulunduğu, Fenike kökenli eski bir çitin üstüne yapılmıştır. Yani, Araplardan kalma bir kaledir. 

Kale deniz seviyesinden 130 metre yüksektedir. Malaga şehrine ve Akdeniz’e bakmaktadır. 

Kale, 1487 yılında Katolik hükümdarlar tarafından kuşatıldı ve Fernando del Catolico, zaferden sonra burayı geçici ikametgahı yaptı. Ayrıca kaleyi şehrin armasının bir parçası olarak belirledi.

Bir süre, İber yarımadasının en zapt edilemez kalesi olarak kabul edildi. İki sıra duvarı ve 8 kulesi vardı. Dış duvarlar, kaleyi Alcazaba ile birleştiren zikzak şeklinde düzenlenmişti.

Kalenin geçmiş dönemdeki en büyük önemi, Katolik krallığına karşı, Malagalı yerli Müslümanların isyanına tanıklık etmiş olmasıdır. Bu isyan üç ay sürmüş ve Kral Ferdinand’ın karısı İsabel’i alıp, şehrin kulesine gitmesiyle bitmiştir. Bu hikaye, yörede uzun zamandır bilinip kulaktan kulağa anlatılmaktadır. 

Gibralfaro dağı eteğinde, Müslümanlık döneminden kalma görkemli bir sur olan Alcazaba ve Alcazaba yokuşunun kuzey yamacında ise Roma Tiyatrosu var. 

Evet, kale günümüzde Malaga şehrinin en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir. Günümüzde kalede, devlet tarafından işletilen Paardor otel bulunmaktadır. 

2005 yılında, kalenin bulunduğu tepelik alana: çam ve okaliptus ağaçları dikilmiştir.

           

LA ALCAZABA

Burası, Endülüs döneminden kalma, önemli bir kale ve hükümdar konutudur.

Yapı: şehre hakim bir tepe üzerinde kurulmuştur. Kuruluş amacı: şehrin korsanlardan korunmasıdır.

11’nci yüzyıla gelindiğinde ise, genişletilerek daha büyük olarak yeniden yapılmıştır. Buranın girişinin bitişiğinde, MÖ.2’nci yüzyılda yapılmış bir “Roma tiyatrosu” nun kalıntıları bulunmaktadır. Hatta: Roma dönemine ait bu yapının malzemeleri: Alcazaba’nın bir kısmının yapımında kullanılmıştır.

Kale: denizden yükselen bir tepenin doğu bölümündedir. Çevresinde: palmiye ve çam ağaçlarından oluşan koruluk bölümler bulunmaktadır.

Yapının planı: genel olarak dikdörtkendir. Ancak, meyilli arazide kurulduğu için, araziye uyarak tam kare veya dikdörtgen şekil almaz. Kalın dış ve iç duvarlar vardır. Bu iki duvar arasında ise, üzeri kapalı yollar bulunur.

Bu yollar: kalenin değişik kısımları arasında, korunaklı ulaşım sağlamak için yapılmıştır. Zaten: Alcazaba ve Gıbralfarao kalelerinin arasında da, her iki kaleyi birleştiren, korunaklı yol bulunmaktadır.

Duvarlarda, yer yer dörtgen kuleler görülür.

Kompleksin girişinde: diğerlerinden daha büyük bir kule bulunur. Bu kule altından, kaleye giriş: zikzaklı ve kapılı bir yolla olur. Kalenin dış giriş kapısı olan “Puerta de la Boveda” yani “Kasa kapısı” kaleye girmek isteyen düşman güçlerinin zorlanması için, geriye doğru iki katlıdır, günümüzde burası bir asansör ile aşılmaktadır.

Hıristiyanlar şehri ele geçirince, zaferlerini bu kale kapısında kutlamışlardır. Buradan eşsiz dağ manzarasını izleyebilirsiniz.

Kalenin iç bölümünün giriş kapısı ise: “Puerta de la Boveda” yani “Kasa kapısı” olarak isimlendirilir.

Bu yol üzerinde, birkaç kapıdan geçtikten sonra: güzel bahçeli avlulara gelinir. Bu avlulardaki bahçelerde: güzel kokulu çam, okaliptus ağaçları ile yasemin ve sümbüller bulunmaktadır.

“Puerto da Granada” olarak isimlendirilen iç surlarda da geçtikten sonra: 11 ve 14’ncü yüzyıllar arasında kullanılan “vali sarayı” bölümüne gelinir.

Vali sarayı: bir avlu çevresinde kurulmuştur. Bu avlunun, üç kemerli kenarları vardır ve güney bölümü açıktır, bir yandan bahçeler ve öte yandan deniz manzarası görülür. Sarayın içindeki odalardan bazıları, Hıristiyanların işgalinin ardından sağlam kalarak günümüze ulaşabilmiştir.

Vali sarayının kuzeyinde, bir su değirmeni görülür. Ayrıca: dönerek inilen bir merdivenli, 40 metre derinlikte bir kuyu, bir hamam, çeşitli atölye odaları ve kalenin en kuzey kısmında ise: “Puerta de la Torre del Homonaje” isimli süslü anıtsal bir kapı bulunur.

Buraya ulaşmak için: “Plaza de Aduana” dan kısa bir yürüyüş yapmanız gerekir.

İspanya Malaga
İspanya Malaga

MALAGA PİCASSO MÜZESİ

Giriş ücretlidir. Giriş ücreti: 8 Euro’dur.
Müze: Palacio de Buenavista bölgesinde; “Palacio de los Condes de Buenavista” sarayındadır.

Yapı: 16’ncı yüzyılda inşa edilmiştir. Daha önce burada bir Nasrid dönemi yapısı olduğu tahmin edilmektedir. Çünkü: bu döneme ait bazı kalıntılar görülmektedir. Bu yüzden, yapı: “Ulusal Anıt” olarak ilan edilerek, koruma altına alınmıştır.

Pablo Ruiz Picasso: Malaga şehrinde doğmuş ve 10 yaşında iken Malaga şehrinden ayrılmıştır. Ancak, bu durum, onu olumsuz etkilememiş ve yaşamı boyunca bu doğduğu şehre karşı ilgisi devam etmiştir.

Müze: 2003 yılında açılmıştır. Müzede: Picasso ailesinin üyeleri (üvey kızı Christine ve torunu Bernard) tarafından bağışlanan 285 eser sergilenmektedir. Christina ve Bernard: bu eserlerden 204 tanesini bağışlamışlardır.

Bu eserler: sanatçının gençliğinden ölümüne kadar hayatındaki tüm dönemleri kapsamakta ve yansıtmaktadır. Müzede: Picasso’nun eserlerinin yanı sıra: şehrin kültürel hayatını ifade eden eserler de sergilenmektedir.

Son bir not: Müzenin bodrum katında: şehirdeki en eski kalıntılar olan, Fenikeliler döneminde yapılan sur kalıntılarını görebilirsiniz.

İspanya Malaga

FUNDACİON PİCASSO-PİCASSO DOĞUM YERİ MÜZESİ

2009 yılında, Picasso’nun doğduğu ev: “Museo Casa Natal” olarak ziyarete açılmıştır.

Müze: “Plaza de la Merced” üzerindeki bir evdedir. Picasso’nun doğduğu ve kısa bir süre yaşadığı bu ev yani “Casa Natal” Picasso’nun eserleriyle ilgili sergiler için bir sanat galerisine dönüştürülmüştür.

Eğer sanatçı ve sanatına ilgi duyuyorsanız burayı ziyaret etmenizi öneririm.
Giriş ücretlidir. Giriş ücreti: 1 Euro’dur.

 

MUSEO CARMEN THYSSEN- MÜZESİ

Müze: “Palacio de Villaon da Carmen” sarayındadır. 2011 yılında açılan müzede: 19 ve 20’nci yüzyıl İspanyol ressamlarına ait muhteşem bir koleksiyon sergilenmektedir. Giriş ücretlidir, giriş ücreti 8 Euro’dur.

İspanya Malaga

MUSEO DE MALAGA-GÜZEL SANATLAR VE ARKEOLOJİ MÜZESİ

Müze: La Alcazaba bölgesinde “Palacio de la Aduana” sarayındadır.
Müze: daha önce kurulan iki müzenin birleştirilmesiyle, 2010 yılında kurulmuştur. Güzel sanatlar bölümünde 15 bin civarında ve arkeoloji bölümünde ise 2 bin civarında eser bulunmaktadır.

Müzenin güzel sanatlar bölümü: 1913 yılında, kraliyet kararnamesiyle kurulmuştur. Müzede çalışmaları bulunan bazı sanatçılar şunlardır: Esteban Murillo, Luis de Morales, Luca Giordano, Velazquez, Francisco de Goya, Leon Bonnat, Pablo Picasso.

Müzenin arkeoloji bölümünde: 1930 yılından bu yana, Eyalette yapılan kazılarda bulunan eserler sergilenmektedir. Bunların başlıcaları: Fars dönemine ait ve Fenikelilerden kalmadır.

 

PLAZA DE TOROS D E LA MALAGUETA- BOĞA GÜREŞİ ARENASI

Paseo de Reding bölgesindedir. Malaga şehrindeki boğa güreşleri burada yapılmaktadır. Yapı: 1874 yılında inşa edilmiştir. 1876 yılında, efsanevi boğa güreşçisi Rafael Molina Lagartijo’nun diğerleriyle birlikte mücadele ettiği bir boğa güreşi ile açılmıştır. 

Arena: 9032 seyirci kapasitelidir. Yapının çapı: 52 metredir. Yapıda: 10 ağıl, ahır, atların test odası ve boğa güreşçileri için revir bulunmaktadır. Her yıl Ağustos ayında, burada harika bir boğa güreşi programı bulmak mümkündür.

Çünkü yıllık büyük Boğa Güreşi Fuarı düzenlenmektedir. Günümüzde burada Boğa Güreşi Müzesi var.

İspanya Malaga

MALAGA KATEDRALİ VE MÜZESİ 

Endülüs bölgesinin en değerli Rönesans eserlerinden biridir.

1487 yılında Katolik hükümdarlar İsabel ve Fernando, şehri ele geçirince, şehirde Aljama camiinin bulunduğu yere bir Hıristiyan tapınağı dikilmesini emrederler.

Katedralin yapımına 1525 yılında başlanır ve eksik de olsa 1782 yılında sona erer. 18’nci yüzyıl başında, katedralin yapımı yaklaşık 100 yıl durur.

Çünkü bağımsızlıklarını kazanmak için İngiltere’ye karşı ayaklanan Amerikalılara yardım gönderildiği söyleniyor. (Bunun bir efsane olduğu da iddia edilir, çünkü bu paranın gerçekten de acil bayındırlık işlerini finanse etmek için kullanıldığı kanıtlanmıştır.)

Böylece katedralin yapımı yarım kalır. Bir kule (Güney kule) inşa edilemez. Ayrıca ana cephesi de yarım kalır. 

Kulelerden birinin eksikliği nedeniyle, yapıya “La Manquita” (Tek silahlı kadın) lakabı verilir. 

2012 yılına kadar Endülüs bölgesindeki en yüksek binadır. Ancak Giralda tarafından geçilmiş ve 2’nci en yüksek bina olmuştur. 

Katedralin kendine ait bahçeleri ve eski camiyi hatırlatan portakal ağaçlarıyla bezeli güzel bir varendası vardır.

Katedralin üzeri: değişik biçimde dekore edilmiş kubbelerle kapatılmıştır.

Kapılar:

Yapının dışındaki mermer kapılar farklı renklerde yapılmıştır. 

Sadece bazıları madalyon taşırlar. 

Ortadaki kapı: diğerlerine göre daha geniştir. 

Ana Cephe Kapısı: Yaklaşık 1510 yılında Gotik tarzda yapılmıştır. Süleyman sütunlarıyla örülmüştür. Kapıların üstünde madalyonlar bulunur. Kapı, günümüzde bahçelere açılan kutsal kapıdır.

 

Kuzey Kulesi:

Ana cephenin solundadır. 84 metre yüksekliktedir. Kulede, 8 çan ve usta Venero tarafından 1784 yılında dökülen 14 çan vardır.

 

Koro Tezgahları:

Katedralin en değerli bölümüdür. Koro bölümündeki 42 koltuğun oyma dekorasyonu Barok marangozluğunun bir başyapıtıdır. Heykeltıraş Pedro de Mena tarafından yapılmıştır. 

 

Hazine Odası:

Tapınakta birkaç parça sanat eseri bulunmaktadır. Ana şapelde İtalyan ressam Arbasian’ın tabloları görülmeye değerdir. 

Evet, katedral yapısı günümüzde Piskoposluk sarayı olarak kullanılmaktadır. 

Mimari detayları zayıf olan yapı, son derece heybetli görüntü verir. Yani küçük bir dağ büyüklüğündedir. 

 
Son bir not: Katedral içinde, bir de müze bulunuyor. Müzede: resimler, heykeller ve el yazması metinler bulunuyor.

MARTİRES KİLİSESİ


Kilise yapısı, 1847 yılında yapılmıştır. Mimari stil: Mudejat özellikleri yani Arap-İspanyol mimari özelliklerini gösterir. Kilise yapısı içinde: Francisco Ortiz’in heykelini görmelisiniz.

IGLESİA DE SANTİAGO APOSTOL-SANTİAGO KİLİSESİ

Katedralin bitişiğindedir. 15’nci  yüzyılda daha önce burada bulunan caminin yerine inşa edilmiştir. 

İspanya Müslümanlardan alındıktan sonra ortaya çıkan mimari akım olan “Mudejar” stiline uygun olarak yapılmıştır. Kilisenin Gotik portalı, 1714 yılında yeniden inşa edilen orijinal yapıdan geriye kalan tek parçadır. 

1490 yılında inşa edilmiştir. İçinde Mudejar stili kuleleri ve değişik tarzdaki şapeli ilgi çeker. Pablo Picasso’nun “Vaftiz töreni” isimli eseri, burada sergilenmektedir. İç mekan zengin bir şekilde dekore edilmiştir ve 16’ncı yüzyıl yapımı ana sunak, özellikle muhteşem güzelliktedir. 

 

İGLESİA DEL SAGRARİO


Hıristiyanların bölgeyi almalarının ardından, bu cami kiliseye çevrilmiştir. Gotik mimari tarzdaki ön cephesinin süslemeleri görülmeye değerdir.

İspanya Malaga

MALAGA ŞEHİR DIŞINDA GEZİLECEK YERLER

ANTEQUERA

Tarihi Antequera kasabası, kayıtlı tarihin öncesinden beri Endülüs için önemli olmuştur.
Kasaba bugün Sevilla, Granada, Malaga ve Cordoba yı birbirine bağlayan ve otoyolların kesişme noktasında yer almakta ve her yerden kolayca ulaşılabilmektedir.

Antequera’yı kronolojik olarak gezmek istiyorsanız, kasabanın dışında yer alan hem boyutsal hem de yapısal anlamda gerçek ten etkileyici tarih öncesi dolmenden başlayabilirsiniz.

Dolmen de Menga (en eskisi MÖ.2500 civarında inşa edilmiştir) ve Dolmen de Viera bir petrol istasyonu yanındaki bir alanda birlikte yer almaktadırlar.

Dolmen de Romeral daha uzakta kalır, ancak görülmeye değerdir. Çünkü ustaca yapılmış kubbeli bir odanın çevresinde inşa edilmiştir.

Nispeten daha güncel anıtlardan oluşan büyük yığın, turizm danışma ofisinin yanındaki bir yoldan ulaşabileceğiniz kasaba merkezinde yer alır.

16. yüzyıldan kalma Arco de los Gigantes (Devlerin kemeri) sizi, Rönesans dönemine ait bir kilisenin bulunduğu bir meydana çıkarır. Burada Magribi kalesi Alcazaba ya geçiş vardır.

 

EL TORCAL

Antequera nın yukarısındaki tepelerde yer alan bir gurup kaya rüzgar ve su erozyonları sonucu doğal heykellere dönüşmüşlerdir.

Renklerle işaretlenmiş iki yoldan birini kullanarak El Torcal a yürüyebilirsiniz. Bugün bir doğa koruma alanıdır.

Yeşil yol: ruta verde (1.5 km. yaklaşık 45 dakika) ve sarı yol: ruta amarillo (3 km. yaklaşık 2 saat)

 

FUENTA DE PİEDRA

Antequera nın kuzeyindeki ovalar bir parça sıkıcıdır. Ama otoyoldan çıkıp kısa bir süre Sevilla istikametinde ilerlediğinizde, Endülüs ün en büyük doğal gölüne rastlarsınız.

Bu göl, mevsiminde flamingo sürülerine ev sahipliği yapar. Gölün yanında bir ziyaretçi merkezi vardır. İyi bir dürbüne ihtiyaç duyabilirsiniz.

BENALMADENA

Sea Life ve Tivoli Parque tematico (eğlence parkı) gibi Torremolinos un daha sakin turistik yerleri, bu uydu kentte yer alır.

Kasabanın tepelere giden bir teleferiği vardır. Alışılmadık bir şekilde Benalmadena aynı zamanda Avrupa’nın en büyük Budist stupa sının (tapınak) da bulunduğu yerdir. Tapınak sahile bakan muhteşem bir manzaraya sahiptir.

 

ESTEPONA

Büyük bir gurbetçi topluluğunu barındıran oldukça sade bir tatil yeridir.
Ancak yine de faal bir İspanyol kasabasıdır.

Kalabalık sahilden uzakta yer alan, iki keyifli meydanın (Plaza las Flores ve Plaza Arces) arasından geçen yan bulvarlar ve Arnavut kaldırımlı caddelerin olduğu merkezin büyük bölümü trafiğe kapalıdır.

Kasabanın yenilikçi kalabalık meydanı Plaza de Toros, arada sırada İspanya’yı turlayan uluslar arası sanatçıların verdiği konserlere ev sahipliği yapar.

Meydanın aşağısında, deniz fenerinin yanındaki marinanın bar ve restoranları Puerto Banüs tekilerden daha salaştır. Casares ve yakındaki Pueblos Blancos kısa bir sürüş veya araba yolculuğu mesafesinde kuzeyde kalmaktadır.

 

İspanya Ronda

İspanya Ronda

Malaga şehrine bağlı bir kasabadır. Malaga Ronda arasındaki uzaklık, araba ile 1.5 saattir.

Endülüs bölgesinin en çok ziyaret edilen 3’ncü şehridir.

İspanya’nın en çok ziyaret edilen, beyaz Endülüs kasabalarından biridir. Nüfusu yaklaşık 34 bin kişidir.

Yüksek kayalık bir vadi üstünde kurulmuş olan ve tarih kokan bir yerdir. Kasaba Ronda dağlarında, 723 metre yükseklikte kurulmuştur. Yıl boyunca, kıyıdan daha soğuk bir iklime sahiptir.

Guadiaro nehrinin bir kolu olan Grande nehrinin bulunduğu derin bir vadi (El Tajo de Ronda) ile bölünmüş iki tepe üzerinde yer almaktadır.

Tarihi şehir bölgesi ve farklı mimarisiyle, kesinlikle görülmesi gereken yerlerin başında gelir.

Amerikalı sanatçılar Ernest Hemingway ve Orson Welles, birçok yaz dönemini Rondo’da geçirmişlerdir. Her ikisi de Ronda’nın güzelliği ve ünlü boğa güreşi gelenekleri hakkında yazılar yazmıştır. Böylece Rondo’nın zaman içinde popülitesine katkıda bulunmuşlardır.

 

Tarihi

İspanya’nın en eski şehirlerinden birisidir.

711 yılında Moors tarafından fetih edilince, Rondo tüm bölgeyi kontrol eden bir şehir haline gelir.

Roma ve Vizigot binalarının yerini, Müslüman camileri ve binaları alır.

Arap hamamları, Mondragon Sarayı gibi birçok önemli yapı inşa edilirken, surlar, yüzyıllar boyunca geliştirilip güçlendirilir.

Daha sonra, Cordoba Halifeliğinin düşmesiyle, şehir, Ronda’nın eski mahallesindeki mevcut İslami anıtsal mirasın büyük bir kısmının yaratılacağı, bağımsız bir krallık olan Ronda’nın Taifası oldu.

Uzun bir kuşatmanın ardından, su yatakları işgal edilerek şehir susuz bırakıldı ve 22 Mayıs 1485 tarihinde Katolikler (Katolik hükümdarlar Ferdinand ve Isabella) şehri ele geçirdi ve İslami dönem bitti.

Fetihten sonra İslami yapıların üzerine, yeni unsurlar inşa edildi, camiler kiliseye dönüştürüldü.

1570 yılında bir ayaklanmadan sonra Moors, şehirden kovuldu ve Ronda tamamen Hıristiyan kasabası oldu.

18’nci yüzyılda şehrin sembolü olan, Puente Nuevo (Yeni köprü) ve arena inşa edildi.

 

GEZİLECEK YERLER

İspanya Ronda

Plaza de Toros de Ronda-Ronda Kraliyet Süvarileri Arenası

Kral II Felibe, 1573 yılında Ronda’da sürücü eğitimini geliştirdi ve böylece atların gerekli yönetimi sağlandı. Burada kurulan birim, şehirde Orta Çağdan beri, İspanya’da geleneksel olduğu gibi boğalarla beceri oyunları da dahil olmak üzere, binicilik egzersizleri için bir alan ayrıldı.

Endülüs boğa güreşleri için inşa edilen, en eski arenadır ve halen kullanımdadır. Burada yılda bir kez boğa güreşi düzenleniyor.

Yörede boğa güreşinin yükselmesi, Tagus of Ronda üzerindeki büyük yeni köprünün mimarı Martin de Aldehuela tarafından 1784 yılında arenanın açılmasıyla arttı. İnşaat altı yıl sürdü. Yapı: anıtsal bir planla kumtaşından tasarlandı. Mimari tasarımın asaleti, çift revak galerisi ve açık sıraların çıkarılması öne çıktı. Meydan dairesel şekildedir.

66 metre çapındadır. 136 Toskana sütunu bulunur. 6000 seyirci kapasitelidir. Seyircilerin göremediği, koltuk sıralarının altında bekleyen boğalar ve atlar için kafes kutular var.

Ancak, arena, açıldıktan bir süre sonra o yılki boğa güreşi etkinliği, tribünlerin kısmen çökmesine neden olmuş ve bu da yapının 1785 yılında tamamlanana kadar onarım için geçici olarak kapatılmasına neden olmuştur.

18’nci yüzyılda, yaya boğa güreşleri, boğayla oynanan oyunlarda şövalyelerin yerini aldığında, Ronda’da Romero ailesi ortaya çıktı ve üç nesil boyunca ilk kez en eşsiz boğa güreşçilerini bir araya getirdi.

Ama özellikle Pedro Romero (1754-1839) öne çıktı. Kendisi, 5000 den fazla boğayı öldürdükten sonra emekli oldu. Kişiliği, cesareti, becerisi ve estetik duygusuyla toplamsal saygı kazandı.

Dikkat burayı ziyaret ederseniz, her yere giriş ücretlidir ve boğa güreşleri arenasına gitmenizi önermiyorum. Çünkü verilen ücrete değmez. Sadece müze bölümü çok güzel. Müze bölümünde Pablo Picasso’nun bazı eserleri sergileniyor.

 

La Casa del Rey Moro

18’nci yüzyılda inşa edilmiştir.

Yapı, Ronda’nın Magribi dönemine ait gerçek ve önemli kalıntıyı bünyesinde barındırıyor. (Su madeni) 14’ncü yüzyılda Ronda sürekli olarak Granada’nın Moors’u ile Sevilla’nın Hıristiyanları arasındaki çatışmalarda, sık sık kuşatıldı ve kuşatan her ordunun ilk hedefi su kaynağıydı.

İddiaya göre, Hıristiyan esirleri köle işçi olarak kullanan Ronda’nın Mağribi kralı Abomelik, aşağıdaki Guadelevin nehrinden su getirilmesini sağlamak için, geçidin taş duvarlarına basamakların kesilmesini emretti. Bir sır olarak tasarlanmış olsa da oldukça açık olmalı, çünkü Hıristiyanlar arasında “Ronda’nın su tulumları taşırken ölürsünüz” yaygın bir bilgiydi.

Yıkılan merdivenler 1911 yılında restore edildi. Başlangıçta 365 basamak vardı. Bugün gizemli bir şekilde, 300’den az vardır. Bu dolu bir su tulumu olmadan bile, çıkılması oldukça zor bir merdivendir.

Basamaklar: en önemlisi Sala de Secretos (Sırlar Odası) olmak üzere çeşitli odadan geçer. İsim, karanlık işler ve gizli ayinler hakkında ürkütücü düşünceler çağrıştırıyor, ancak gerçek böyle değildir. Duvara yakın, ancak odanın zıt uçlarında duran iki kişi, birbiriyle mükemmel bir şekilde konuşabiliyor. Ancak sözleri ortada duran hiç kimse tarafından tamamen duyulmuyor.

Sonunda, sonsuz gibi gelen bir yürüyüşten sonra, son kapıya ulaşılır ve ziyaretçi vadinin dibinde bozulmamış bir ortamı görür. Ronda şehrinin trafiğinin sesleri biter ve duyulabilen tek şey kuşların cıvıltısı ve suyun sesidir.

60 metre derinliktedir.

206 basamaklı bir merdivenden inilince, oldukça güzel bir bahçe ve tavus kuşları görülebilir.

Magribi tarzı bahçeler, daha da yenidir.1912 yılında Fransız bahçıvan Jean Claude Forestier tarafından tasarlanmıştır.

Ancak merdivenler son derece tehlikelidir. Özellikle çıkışta aşırı zahmetlidir. Bu arada, merdiven basamaklarının düzensiz, ara sıra nemli ve birçok yerin kötü aydınlatılmış olduğunu da unutmamak gerekir.

Ernest Hemingway “Çanlar kimin için çalıyor” isimli eserinde, bu köprüden ilham almıştır. Romanda, İspanya iç savaşının başlarında, Milliyetçi sempatizanların infazı anlatılıyor. Cumhuriyetçiler, Milliyetçileri, bir Endülüs köyündeki uçurumdan atarak öldürürler. Hemingway romanda, Ronda’da El Tajo kayalıklarında meydana gelen cinayetlerden etkilenmiştir.

 

KÖPRÜLER

Tajo kanyonu üstünde, 3 köprü bulunmaktadır. Hepsi de şehrin en etkileyici özelliklerinden bazılarıdır. Bunlar:

1-Puente Romana (Roma Köprüsü): Köprünün temeli Roma dönemine dayanır. Ancak Arap döneminde yeniden inşa edilmiştir ve bu yüzden “Puente Araba” yani “Arap köprüsü” olarak bilinir.

2-Puente Viejo (Eski köprü): Puente San Miguel olarak da bilinir.

3-Kanyon boyunca uzanan Puente Nuevo (Yeni Köprü): Bu köprünü inşasına 1751 yılında başlanır ve 1793 yılında tamamlanır. Bu yüzden Nuevo yani Yeni köprü denilmiştir. Köprü, kanyon tabanından 120 metre yüksektedir. Köprülerin en uzunudur.

İspanya Ronda

Puente Viejo-Köprü

Ronda merkezindeki bu köprü, kesinlikle ziyaret edilmeye değerdir.

Guadelevin nehrini oluşturan geçit üzerindeki, üç köprüden birisidir.

Buradan, Ronda’nın eski kısımlarının duvarları boyunca güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Evet, köprü ilk olarak 17’nci yüzyılda inşa edilmiştir.

Yeni köprü ise, 18’nci yüzyıl yapımıdır.

Yapılma nedeni: eski İslam Medinası (şehrin eski bölümü) ile Katolik Ferdinand’ın Mayıs 1485 yılında, şehrin fetih edilmesinden sonra ortaya çıkan ve şimdi Padre Jesus mahallesi olarak bilinen yeni kasaba ile rahat bir şekilde iletişim kurabilmekti.

Ayrıca, basamaklı bir yokuştan geçerek, Arap hamamına ve Arap köprüsüne çıkılır.

Guadelevin nehrinin sellerinden, farklı zamanlarda hasar gören veya yıkılan köprü, farklı zamanlarda yeniden inşa veya restore edilmiştir.

Son olarak 1960 yılında yapılan restorasyon ile günümüzdeki görünümüne kavuşmuştur.

Köprü, tek kemerli olup, 31 metre yüksekliktedir.

Sonuç, mutlaka görün, ancak çok fazla güvenlik bariyeri ve korkuluk olmadığı için dikkatli olmanızı öneririm.

 

Puento Nuevo (Yeni Köprü)

Yeni köprü, Plaza de Toros de la Real Maestranza de Caballeria de Ronda ile birlikte, şehrin sembolü ve ruhunu oluşturur. Köprünün yapımı için iki proje vardı. 1735 yılında ilki, 35 metre yüksekliğinde bir kemerden oluşan ve çalışmaları sadece 8 ay süren, ancak 6 yıl sonra çökerek, yaklaşık 50 kişinin ölmesine neden olduğu için başarısız sayılan V. Felibe dönemi köprüsüdür.

Birkaç yıl sonra, 1751 yılında yeni bir çalışma başlar ve Mayıs 1793 tarihinde Ronda’daki Kraliyet Mayıs Bayramı kutlamalarına denk gelecek şekilde tamamlanır. Mimar Jose Martin de Aldehuela başkanlığındaki çalışmalarla: kesme taşlar üzerine 98 metre büyüklükteki yeni köprü yapılır. Böylece modern mahalle ve eski mahalle birleştirilir.

 

Plaza del Socorro

Yeni Ronda merkezindedir.

Ronda şehrinin en ikonik bölgelerinden biridir.

Merkezde: 1956 yılı yapımı Socorro of Ronda kilisesi ve meydanın çevresinde, ona canlı bir hava katan çeşitli barlar ve restoranlar bulunuyor.

 

Mondragon Sarayı

Marques de Villasierra Sarayı olarak da bilinir. Şehirdeki en önemli sivil anıttır.

Efsaneye göre, 14’ncü yüzyılda Fas Sultanı Abul Asan’ın oğlu, büyük kral Abbel Malik veya Abomelic’in ikametgahı olarak yaptırılmıştır.

Abomelic’in ölümünden birkaç yıl sonra, son Müslüman vali Hamet el Zengri’nin de bu sarayda ikamet ettiği bilinmektedir.

Hıristiyanlık dönemi; sarayın en önemli işlerinin yapıldığı dönemdir.

1569 yılında, Felibe II tarafından, Kaptan Don Melchor de Mohdragon’a hediye edilmiştir.

Ancak günümüzde binanın içinde Magribi dönemine ait hiçbir şey kalmamıştır.

Binanın cephesi, orijinal özellikleri ve çarpıcı detayları nedeniyle, belki de tüm Ronda’nın en ilginç ve mimari açıdan önemli yeridir.

Olağanüstü Mudejar kasetli tavanıyla, sarayın “Soylu Salonu” özel olarak anılmayı hak ediyor.

Günümüzde “Ronda Müzesi” buradadır.

 

Santa Maria La Mayor Kilisesi

Bölgede yapılan arkeolojik araştırmalara göre, bu kilise MS 5’nci yüzyıldan kalmadır. Erken dönem Hıristiyanlık bazilikası kalıntılarının çok yakınındadır. Aynı yerde, Medine yani eski Müslüman şehir yerleşiminin en büyük camisi İslami yönetim sırasında inşa edilmiştir. Bu camiden günümüze sadece mihrabın kemeri ve sunağın arkasına gizlenmiş süslemeli duvarın bir parçası gelmiştir.

Caminin yerine, Katolik hükümdarlar, şehrin fetih edilmesinden sonra, 1485 yılında yapımına başlanan ve ancak 17’nci yüzyıl sonunda bitirilen bir mabet yaptırmışlardır.

1580 depreminde bu yeni yapılan yapının bir kısmı yıkılmıştır. Ceviz ve sedir ağacından yapılmış, iki katlı zarif bir koro görülüyor.

İspanya Endülüs Genel

İspanya Endülüs Genel

 

Endülüs bölgesi: İber yarımadasında, Akdeniz kıyılarından Atlantik okyanusu kıyılarına kadar uzanan bölgenin ismidir. Batıda Portekiz sınırına kadar uzanan bölge: İspanya’nın diğer bölgelerinde: Sierra Morena dağları ile ayrılır. Buna bağlı olarak, hem Akdeniz hem de Atlantik Okyanusunda kıyıları bulunmaktadır.

Akdeniz kıyısında, yani en güneyde, Fas ülkesi, bölgeye yalnızca 15 km. uzaklıktadır. Cebelitarık boğazının karşısındaki Fas ülkesinin kıyısı, bölgeye çok yakındır.

Endülüs: İspanya’nın yüzölçümünün % 17’sini oluşturur. Yani, bir anlamda, Avrupa’daki Danimarka, İrlanda veya İsviçre ülkelerinden daha büyüktür. Nüfus ise, 8 milyon civarındadır ve bu nüfus miktarı ile, İspanya’nın en kalabalık bölgelerinin başında gelir.

Endülüs kültürünü keşfetmek istiyorsanız, öncelikle UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine alınarak koruma altına alınmış yerleri gezmenizi öneririm. Bunlar arasında görebilecekleriniz:

1. Cordoba şehrinde: Büyük cami ve tarihi merkez.
2. Sevilla şehrinde: Katedral, Alcazar sarayı ve Hint Adaları Arşivi.
3. Granada şehrinde: Elhamra sarayı, Generaralife bahçesi ve Ortaçağ Albaicin mahallesi, Jaen, Übeda ve Baea anıtsal siteleri.

Ayrıca: bölgede Paskalya festivallerini yaşamalısınız. Cadiz, Huelva Rocio şehirlerinde ise haç törenleri ve Sevilla şehrinde: Nisan Fuarı ve Karnaval törenlerini mutlaka görmelisiniz.

Sen Costa del Sol, Costa del la Luz ve Almeria plajları: Jaen şehrinin geniş zeytinlikleri ilginizi çekecektir.

Daha sonra: Donana Milli Parkı, Sierra Nevada kayak tesisleri, bölgenin önem kazanan diğer tesisleridir.

Mutfak kültürü derseniz: Andalucia’da binlerce farklı tat olduğunu unutmamalısınız. Cadiz ve Montilla sherries, Cordoba, Cadiz, Malaga bölgelerinde: Pescaito friti olarak isimlendirilen taze kızarmış balık, mutlaka tatmanız gereken lezzetlerdir.

Huelva ve Cordoba bölgelerindeki yemekler zeytinyağı ağırlıklıdır. Özellikle: gaspaço ve salmorejo isimli yemekleri mutlaka tatmalısınız.

İspanya Endülüs Genel

TARİHİ SÜREÇ

İspanya Endülüs Genel; Tarihi süreç içinde, bir zamanlar, Güney İspanya’nın doğal güzellikleri, Akdeniz kıyısında yerleşik ulusların dikkatini çeker.
Bunun sonucunda ise, Avrupa’nın en eski kasabalarından biri olarak nitelenen “Cadiz”in: MÖ.1100 yıllarında Fenikeliler tarafından kurulduğu ortaya çıkmıştır.

MÖ.3’ncü yüzyılın sonlarında ise, Endülüs bölgesi, özellikle Roma imparatorluğunun önemli bir parçası haline gelmiş ve yine aynı dönemde, bölgede, MÖ.206 yılında “Sevilla” şehri kurulmuştur.

Takip eden süreçte: MS.4’ncü yüzyılda, bölge, Vizigotların istilasına uğramıştır. Hıristiyan Vizigotlar, Endülüs bölgesini ve özellikle Sevilla şehrini: bir ticaret, kültür ve eğitim merkezi haline getirirler.

MS.711 yılında ise, bu kez, bölgede Kuzey Afrikalılar görülür. Bölgede kolayca yayılan bu yeni istilacılar, bölgenin kültür ve görünüşünde büyük değişiklikler yaratırlar. Mağribi olarak adlandırılan bu yeni yerleşimciler: su teknolojisi konusunda bilgi ve tecrübelerini kullanarak, büyük bölümü adeta çöl şeklinde olan bölgenin toprak yapısını değiştirirler ve aynı zamanda, kendileri Müslüman olmalarına rağmen, gerek Hıristiyanlara ve gerekse Yahudilere din ve ticarette özgürlük tanırlar.

Mağribilerin bu kültürel etkisi, zamanla bütün İber yarımadasına yayılır. En kalıcı etkileri ise, kentsel yapı ve mimaride olmuştur. Sevilla, Granada ve Cordoba şehirlerindeki gösterişli sarayların yanında, diğer birçok yerlerde küçük ölçekli yapılar ve kaleler inşa etmişlerdir.

Bu dönemde ortaya çıkan şehirlerde, evler birbirine girer ve bazen surlar bile ayırt edilemez. Böylece: değişik sokak planları ortaya çıkar. Mimaride, en göze batan özellik ise, binaları yaparken, mevcut arkeolojik unsurların bolca kullanılmasıdır.

Örneğin: Cordoba şehrindeki Mezquita (Kutuba Camisi) da görülen, klasik at nalı kemerler, Vizigotların kilise tasarımlarında kullandıkları modelden alınmıştır.

Sonuç olarak, Mağribi mimarisi, zaman içinde büyük bir değişim ve gelişim göstermiştir. Ancak, özellikle bazı sabit öğeler göze çarpar şekilde öne çıkmıştır. Bunlar: hava, ışık, alan ve sudur. Işık: kemerli geçitlerin ve desenli bölmelerin arasından geçerek süzülmektedir.

Alan: El Hamra Sarayında görüleceği gibi, orantılı olarak kullanılır ve nadiren kısıtlanır. Akan su: havalandırma görevi görür, havayı temizleyerek iyonize eder ve meditasyona yardımcı olur.

Mağribiler

İspanya Endülüs Genel; Bu mimari özellikler dışında, Endülüs bölgesine, entelektüel alanlarda birçok şey katmışlardır. Özellikle: matematik, felsefe, hukuk ve tıp alanlarında çalışmaları görülür.

Bunlara örnek olarak: modern tıbbın babası sayılan Yahudi Filozof, hukukçu, tabip ve hahambaşı Musa İbn Meynun (1135-1203) Cordoba şehrinde yaşamıştır. Yine, aynı dönemde, Cordoba şehrinde tabip ve filozof Averroes görülür.

Ancak, devam eden süreçte: yarımadanın kuzeyinde bulunan Katolik kralları: topraklarını parça parça geri almaya başlarlar. 11’nci yüzyıldaki bu süreç ile, Kuzey Afrikalıları güneye doğru püskürtürler. Sonunda ise: Mağribi hükümdarı Muhammed: 1492 yılında, Granada şehrinden kaçmak zorunda kalır.

Bu tarih: yani 1492 tarihi, İspanyollar için bu yüzden büyük önem taşır. Hıristiyanlık yerleşik Ortodoks’luk halini alınca, Mağribiler dağlara sürülürler ve sonunda din değiştirerek yaşamak veya ülkeyi terk etmek zorunda kalırlar.

Kazananlar ise: onların İslami kültürlerini aşağılamaya ve kökten yok etmeye yönelik hamlelerde bulunurlar. Buna örnek olarak: Cordoba camisinin orta yerine yerleştirilen katedral ve El Hamra sarayının yakınlarındaki V. Charles Rönesans sarayıdır.

Evet, yarımadanın büyük bölümüne sahip olan Katolik krallıklar döneminde: Sevilla şehri, İspanyol yayılmacılığının en etkin yerlerinden birisi olur. Hatta: 16’ncı yüzyılın başlarında, Sevilla şehri, Amerika kıtası ile olan ticaretin merkezi olur.

Ancak, zamanla Amerika ile yapılan ticarette düşüş görülür ve bağımsızlık hareketleri, İspanyolların kolonilerinin tek tek düşmesine neden olur.

Bunun sonucunda ise, elbette, Endülüs ekonomisi düşüşe geçer ve bölge, İber yarımadasında, güneyde, fakir bir bölge haline gelir.

Uzunca bir süre devam eden bu düşüş ve durgunluk: İspanyollar tarafından bölgenin turizm hizmetine açılması ve İspanya’nın Avrupa Birliğine katılması ile son bulur ve bölge yeniden hareketlenir.

Evet: günümüzde bölgenin üç büyük şehri şunlardır

1. Sevilla
2. Cordoba
3. Granada.

Bölgenin diğer şehirleri ise şunlardır

1. Cadiz
2. Huelva
3. Jaen
4. Costa del Sol
5. Malaga

Evet, Endülüs özerk topluluğu içinde, 8 tane şehir bulunuyor.

FLAMENKO KÜLTÜRÜ

Flamenko’nun kökleri: 18’nci yüzyılda, İspanya ülkesine gelen Doğu Avrupa Roman halkına, yani Çingenelere dayanmaktadır. Hatta: bazı araştırmacılar, daha gerilere giderek, Flamenko’yu 15’nci yüzyılda, Arap halk müziğinin uttan-gitara geçişi olarak değerlendirirler. Hatta, kimi araştırmacılar, Flamenko’yu, Roma dönemine kadar bile götürürler.

Flamenko’nun kökeni konusundaki tüm bu farklı görüşler, bir noktada birleşmektedirler ki, Flamenko’yu dinlemek zordur. Flamenko’nun yuvası olan: 19’ncu yüzyıl Sevilla ve Jerez şehirlerinin kafeleri, barları ve kulüpleri, 20’nci yüzyılın başlarında, yerlerini, tabloa (şov) ya bırakırlar.

Bir dönemde, Granada şehrinde, dillere destan Flamenko yerleri bile, günümüzde turistik mekanlar haline gelmişlerdir.

Evet, Flamenko’nun temeli: el perküsyonu haricinde, eşlik edilmeden uygulanan ve derin şarkı (cante jonda) olarak nitelenen bir vokal türüdür. Flamenko’nun özü olan ruh (duende) burada bulunur. Bu özel partilerde karşılaşılan ve ölçülemez bir maneviyattır. Hatta: 20’nci yüzyılın en büyük erkek şarkıcısı El Camaron; 1992 yılında, 40 yaşında öldüğünde aşırı alkolik ve uyuşturucu kullanan biri olarak tanınıyordu.

Devam eden süreçte, Flamenko’nun yolu: rok ve dans müziğiyle kesişmiştir.

PASKALYA

Yılın en büyük etkinliği olan Paskalya: Şubat-Mart ayının ortasındaki “Büyük Perhiz” ile Mayıs-Haziran ortalarına denk gelen “Karnaval” ve “Hamsin Yortusu” arasındaki dönemde kutlanır.

Eğer, Endülüs bölgesinin en büyük etkinliklerinden birine katılmayı düşünürseniz, bu dönemden çok önce, rezervasyon yaptırmanız gerekir.

ENDÜLÜS BÖLGESİNDE YAPILAN KUTLAMALAR

OCAK

Fiesta de San Anton: 16-17 Ocak tarihlerinde kutlanır. Muhteşem havai fişek gösterileriyle sürdürülen kutlamalar, şenlik ateşi ve geçit töreni ile son bulur.

ŞUBAT

Karnaval: Cadiz şehrinde yapılan karnaval kutlamaları: geçit törenleri ve kostümleriyle İspanya ülkesinde yapılan en büyük karnavaldır. Toplulukların çoğu kutlamalara katılırlar.

Flamenco viene del sur gösterileri ise, Cordoba şehrinin çeşitli yerlerindeki mekanlarda, Şubat-Mayıs ayları arasında sunulur.

MART-NİSAN

Mart ayı sonundan, Nisan ayı sonuna kadar, Endülüs bölgesinin her yerinde: Semana Santa (Kutsal Hafta) şenlikleri kutlanır. Bu şenliklerde, Sevilla şehri, tören alaylarıyla öne çıkar. Granada ve Malaga şehirlerinde yapılan kutlamalar da, görülmeye değerdir.

Nisan ayının sonunda, Kutsal Haftanın hemen ardından ise, bu kez: Feria de Abril kutlamaları yapılır. Bu kutlamalar: Sevilla şehrinde, nehrin, şehir merkezinin bulunduğu bölümünün karşısındaki gösteri alanında, Flamenko giysileri giymiş göstericiler tarafından, bir hafta süreyle yapılır.

MAYIS

Mayıs ayı başında, Cordoba şehrinde “Crusez de Mayo” şenlikleri yapılır. Bu şenliklerde, eski şehir merkezinde, en iyi çiçek düzenlemesi yarışması düzenlenir.

Yine, Mayıs ayının ilk haftasında: Cordoba şehrinde, eski şehir evlerinin avlularının açıldığı, Feria de los Patios kutlamaları yapılır.

Mayıs ayının ortalarında ise: Feria del Caballo kutlamaları yapılır. Bu kutlamalarda: tüccarlar, Endülüs bölgesinin en eski kırsal etkinliğine ve en büyük hayvancılık fuarına katılırlar.

Hamsin Yortusu Haftasında ise, Endülüs bölgesindeki en ünlü dini hac etkinliği olan “Romeria el Rocio” kutlamaları yapılır. Bu kutlamalarda, yüzbinlerce hacı, Bakire ikonasını kutlamak için, El Rocio denilen küçük kasabaya inerler.

MAYIS-HAZİRAN

Zahara de la Sierra şehrinde: bir günlüğüne bütün kasaba merkezi, yemyeşil bitkilerle kaplanarak “Corpus Christi” kutlamaları yapılır.

Haziran ayı ortalarında: Virgen de la Sierra kasabasındaki mabede, büyük bir gitano haccı olan “Romeria de los Gitanos” düzenlenir.

23 Haziran tarihinde, Vejer de la Frontera kasabasında, şenlik ateşleri ve yanıcı maddelerden yapılan büyük bir öküz: bu beyaz kasabayı aydınlatır ve böylece “Candelas de San Juan” kutlamaları yapılır.

TEMMUZ

Bir ay süren ve kasabanın mağaralarında sürdürülen bu klasik ve pop müzik konserleri: birinci sınıf sanatçılar tarafından sunulur ve “Festival İnternacional de Müsica y Danza de la Cueva de Nerja” olarak isimlendirilir.

16 Temmuz tarihinde; Marbella ve kıyıdaki diğer yerlerde, “Fiesta de la Virgen del Carmen” festivali kutlanır. Kutlamalarda, bakirenin resimleri, geçit törenlerinde, süslenmiş balıkçı tekneleriyle taşınır.

AĞUSTOS

Ağustos ayının son iki haftasında, Sancular de Barrameda köyünde: “Exaltacion del Rio Guadalquivir” festivali kutlamaları yapılır. Binlerce yıllık geçmişi olduğu söylenen bu kutlamalarda: etkileyici at yarışları ve sahilde koşu yapılır. Bu kutlamalarda, deniz ürünleri önem kazanır.

AĞUSTOS-EYLÜL

Endülüs bölgesinin dört bir yanındaki kasabalarda, birbirlerini ziyaret edebilsinler diye, “Ferias” denilen fuarlar düzenlenir. Bu fuarların en ünlüleri ise, Granada ve Malaga şehirlerinde yapılır.

EYLÜL

Eylül ayının ilk haftasında, Ronda köyünde “La Goyescat” isimli sonbahar fuarı düzenlenir. Festival, boğa güreşleriyle sona erer.

EYLÜL-EKİM

Bu dönemde, Endülüs bölgesinde, şarap üretimi yapılan kasabalarda üzümler toplanır ve o yılın şarabının yapımı kutlanır ve kutlamalara “Vendimia” ismi verilir. En büyük festival, Jerez de la Frontera şehrinde yapılır.

ENDÜLÜS BÖLGESİNDE GENEL TURİZM DURUMU

Endülüs bölgesinde gezinmek ve işlerinizi halletmek için biraz sabırlı olmanız gerekir. Çünkü: yerel yaşama ayak uydurmak için, yavaşlamanız gerekecektir.

Bölgede: iyi işleyen bir ulaşım düzeni bulunmaktadır. Bu nedenle, seyahat etmek kolaydır. Eğer gezinirken kaybolursanız, yöre insanı size yol gösterir ve bunu severek yapar.

Yeni bir yere geldiğinizde, bence ilk iş olarak: bulunduğunuz yerdeki “Plaza Mayor” (Büyük Meydan) u bulmalısınız. Çünkü: bu meydan, şehirdeki gezinizde size rehberlik edecek ve yönünüzü bulmanızı kolaylaştıracaktır. Zaten “Turizm Danışma Ofisleri” de genellikle bu meydanlardadır.

İspanya Endülüs Genel

NE ZAMAN GİTMEK UYGUNDUR

Endülüs bölgesini ziyaret etmek için en uygun zaman: genelde ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Kış ortasında: bölgede ılık ve yumuşak bir hava görebilirsiniz. Yaz ortasında ise: genellikle kuraklık hakimdir ve beklenmedik şekilde bazen yağmur da yağabilir.

Sevilla şehrinde “Semana Santa” kutlamalarına katılmak isterseniz: önceden rezervasyonlar yaptırmanız ve diğer dönemlere göre daha fazla para harcamanız gerekecektir. Çünkü, bölgedeki oteller, bu dönem için, altı ay önceden dolarlar ve oda fiyatları, üçe-dörde katlar. Hatta, bazı yörelerde, kutlamalar 24 saate yayıldığından, uyuyamama gibi sıkıntılar da ortaya çıkabilir.

Ağustos ayında, birçok şehirli, sahil tarafındaki yerlere giderler. Bunun sonucunda, sakin şehir turları yapmak isterseniz, Ağustos ayını tercih edebilirsiniz. Ancak, yine Ağustos ayının sıcaklığına dayanmanız gerektiğini de unutmamak gerekir.

Şubat ayı, seyahat için en uygun zamandır.

Evet, sonuç olarak, Endülüs bölgesini bu denli verimli kılan yağmurlara daima hazırlıklı olmanız şarttır. İnce bir yağmurluk, buradaki gezilerinizde inanın iyi bir yardımcınız olacaktır.

İspanya Endülüs Genel

OTOBÜS YOLCULUĞU

Endülüs bölgesinin tüm büyük şehirleri ve kasabaları, birbirlerine otobüs ile bağlanırlar. Toplu taşıtlar: temiz ve güvenlidir. Şehir merkezlerinde dolaşmak için: toplu taşıtları kullanmayı, yürümeyi veya gerektiğinde taksiye binmeyi düşünmelisiniz.

BİSİKLETE BİNMEK

Endülüs bölgesinde: birçok turistik tesiste, bisiklet kiralama imkanı bulunmaktadır. Bazı şehirlerde ise “Vias Verdes” (Yeşil Yol) denilen bisiklet parkurları bulunmaktadır. Ancak, yine de Endülüs bölgesinde, bisiklet sık kullanılan bir ulaşım aracı değil, yani yeterli işaretler yok. Özellikle, ana yol girişlerinde ve anayollarda bisiklet kullanıyorsanız çok dikkatli olmanız gerekir. Zira, sürücüler, bisiklet kullanıcılarına yeterli dikkat ve özeni göstermiyorlar.

ARABA KULLANMAK

Endülüs bölgesinde, anayolları birbirine bağlayan muhteşem güzel otoyollar bulunmaktadır. Ancak, tali yollara girerseniz, kötü ve bozuk yol yapılarıyla karşılaşma riski var. Eğer araba ile geziyorsanız, özellikle park problemi olan büyük şehirlere girmemenizi öneririm.

Ayrıca, konaklamayı düşündüğünüz otelinizin otoparkı bulunmasına da dikkat etmeniz gerekir.
Küçük köylere ise, yine araba ile gitmenizi önermem. Çünkü, dar sokaklar, arabaların geçmesini engeller. Bu yüzden, köyün dışına park edip, yürüyerek gezmeniz en doğru karardır. Bu arada, arabanızı park ederken, içinde, hırsızlığa sebebiyet verecek bir şeyler bırakmamanız şarttır.

TAKSİLER

Taksiler: taksimetrelerine ve bulundurdukları bir güzergah listesindeki sabit ücretlere göre çalışırlar. Ayrıca, bagaja koyduğunuz bavul adedine göre, fazladan ücret ödemeniz gerekir. Gece geç saatlerde ve festival günlerinde ise, yüksek tarifeler uygulanır. Bu yüzden, taksiye binerken tahmini ne kadar ücret ödeyeceğinizi sormanızda yarar var.

TRENLER

Endülüs bölgesindeki her yere ulaşım sağlanamasa da: RENFE demiryolu hatta, temiz ve ucuz olması nedeniyle elverişlidir. Yol haritaları, bilet satışları ve zaman çizelgeleri, RENFE’nin internet sitesinden temin edilebilmektedir.

Hatta, bölgenin kırsal kesimini görmek isterseniz, mutlaka treni tercih etmelisiniz.
Bobadilla-Jimene de La Frontera demiryolu rotası: Avrupa’nın en iyi dağlık demiryolu seyahat rotasıdır.

İspanya Endülüs Genel

RESTORANLAR-BARLAR

İspanyollar: geç saatte yemek yerler.
Öğle yemekleri: nadiren saat: 14.00’den önce olur.
Akşam yemekleri: saat 21.00 ile gece yarısı arasındaki herhangi bir saatte yenilir.

Öğle yemeği: Genellikle büyük öğündür.

Akşam yemeği: Hafif olur. İspanyol mezeleriyle geçiştirilir.

Hesapta yazılı değilse, servis bedeli ücrete dahil edilmiştir. Hesap bedelini yuvarlayıp bir miktar ilave etmek, nezaket olarak kabul edilir. Bunun dışında, bahşiş ücret içine ilave edilmediyse, genellikle hesabın % 10’luk bir bölümü, bahşiş olarak verilebilir.

GECE HAYATI

Özellikle yaz aylarında, İspanyollar, saat geç olmadan dışarı çıkmazlar. Bunun sonucunda, çoğu kez, sabaha kadar ve hatta işe gitme zamanları gelene kadar eğlenceye devam ederler. Ama, genellikle çok az içki içerler.

Çoğu gece kulübü: gece saat ikiden sonra veya daha geç saatte açılırlar. Gözde gece kulüplerinin bir çoğuna, saat dörtten önce gidilmemelidir.

Geç saatlere kadar açık olan barların çoğu ücretsizdir. Birçok gece kulübü de, gecenin erken saatlerinde, girişte ücret almazlar. Giriş ücretleri, saatler ilerledikçe artar. Şehir merkezlerine yakın bazı gece kulüplerinde, kot pantolon ve spor ayakkabısının yasaklandığı, kıyafet zorunluluğu uygulanan durumlar bulunur.

EMNİYET GÜÇLERİ

İspanya ülkesinde emniyet güçleri, 3 bölüme ayrılmıştır.

1. Guardia Civil: Bunlar, avcı tipi yeşil askeri üniforma giyerler. Bunları: otoyollarda trafik kontrolü yaparken görebilirsiniz. Kırsal kesimlerde, bunlar tek güvenlik gücüdür.

2. Policia Nacional (PN): Denizci mavisi üniforma giyerler. Bunlar, kentlerdeki başlıca polis gücüdür. Bir şehir veya tatil beldesinde, bir suçu bunlara iletmeniz gerekir. Suçu iletmek için “Comisarias” yani “Karakol” a başvurmanız gerekir.

3. Policia Local-Municipal: Bazı kasaba ve şehirlerin, kendi emniyet ekipleri bulunmaktadır. Üniforma renkleri bölgeden bölgeye değişir. Bu ekiplerin görevleri: hatalı park edilen araçları çekmek, sarhoşlarla baş etmek gibi faaliyetlerdir. Bunlar, herhangi bir sorununuzda size yardımcı olamasa da, ne yapmanız gerektiği konusunda sizi aydınlatabilir.

KİMLİK BELGESİ

İspanya ülkesinde gerek kendi vatandaşları ve gerekse ziyaretçiler, mutlaka yanlarında birer kimlik belgesiyle dolaşmak zorundadırlar.

Herhangi bir şekilde polis tarafından durdurulduğunuzda, yanınızda kimlik belgesi yoksa: ceza ödemeniz gerekebilir ve hatta tutuklanıp hapse bile atılmak mümkündür.

Bu yüzden, yanınızda mutlaka pasaportunuzu bulundurmanızı öneririm.