Ovacık, Tunceli arası uzaklık: 29 km. Ovacık, Hozat arası uzaklık: 39 km.
TARİHİ
1200’lü yılların başında: Mengüç Beylerinden Ahmet Gazi, Erzincan ve Ovacık yöresine hakim olmuştur. 1886 yılında yerleşim yeri, Mamuret-ül Aziz (günümüzdeki ismiyle Elazığ) vilayetine bağlanır.
1908 yılında ise, ayrı bir ilçe olarak Yeşilyazı’da kurulur. 1’nci Dünya savaşında, Rus işgali görülür. 1935 yılında yerleşim yeri Tunceli iline bağlanır. 1938 yılında ilçe merkezi, Yeşilyazı’dan alınarak günümüzdeki Pulur Mahallesine nakledilir ve Belediye kurulur.
GENEL
Yerleşim yeri ismini, dağların arasında bulunan ovadan alır. Arazinin büyük bölümü dağlardan oluşur. Bu yüzden, rakım ortalama 1300 metredir.
GEZİLECEK YERLER
Tunceli Ovacık Munzur gözeleri
MUNZUR GÖZELERİ
Tunceli il merkezine 80 km ve Ovacık ilçe merkezine 17 km uzaklıktadır. Burası yöre halkının en sık kullandığı mesire alanıdır. Ama aynı zamanda bölge halkı tarafından kutsal kabul edilirler. Ovacık ilçesinin Ziyaret köyü yakınlarındadır.
Munzur dağlarının eteklerinde, 250-300 metrekarelik alanda bulunan yaklaşık 40 kadar gözeden: beyaz köpüklü, buz gibi sular fışkırır. Bunlar: yamaçlardan aşağıya çağlayanlar oluşturarak akar ve Munzur çayına dökülürler. Çayın çeşitli yerlerine ahşap masalar yerleştirilmiştir. Girişinde bayanlar tarafından yapılıp satılan gözlemelerden tatmalısınız.
Bu gözlemeleri, ahşap masalarla yiyebilirsiniz. Gözelerin muhteşem manzarası yanında, sularından çıkarılan alabalıkları da çok ünlüdür. Bunları tanımak için bölgede yaygın olarak anlatılan “Munzur Baba Efsanesi” ni bilmek gerekir.
Munzur Baba Efsanesi
Bir zamanlar bölgede bir Pir vardır. Pir’in tek kızı bir gün ölür. Dede, birkaç gün sonra rüyasında kızını görür. Kızı “Baba benim mezarımı aç, bende bir emanet var, onu al” der. Bunun üzerine Dede ve beraberindekiler mezarı açarlar, kızın tabutu içinde, beşiğe benzeyen bir şeyin içinde, şehadet parmağını emen bir çocuk görürler.
Çocuğu alırlar. Dede bir gece sonra rüyasında yine kızını görür. Kızı “Çocuğun adını Munzur bırakın” der. Zaman geçer ve Munzur, 7 yaşına gelir, Ovacık yöresinde bağlı Koyungölü civarında yaşayan bir ağanın koyunlarını gütmek için çoban olur.
Munzur’un ağası, hac zamanı gelip hacca gider. Ağasının hacda bulunduğu sırada, Munzur, ağasının hanımının yanına gider “Hanımım, ağamın canı sıcak helva ister, helvayı yaparsan ben kendisine götürürüm” der.
Ağanın hanımı önce şaşırır, sonra zavallı çobanın canı helva istedi diye düşünür ve helvayı pişirir, bir bohçanın içine bağlar ve Munzur’a “Al evladım, götür” der. O sırada, ağa hacda namaz kılmaktadır.
Namaz sırasında sağa selam verirken, bir de bakar ki sağ yanında, elinde bohça ile Munzur dikilmiş duruyor. Namazı bitirip Munzur’a “Hoş geldin evladım, burada ne arıyorsun, nedir o elindeki” der. Munzur da “Ağam canın sıcak helva istemişti, onu sana getirdim” der.
Elindeki bohçayı ağasına uzatır. Ağası bohçayı açar ve bakar ki içinde sıcacık helva paketlenmiş duruyor. Ağa hayretler içinde Munzur’a bir şeyler söylemek ister, ancak başını kaldırıp baktığında Munzur yanında yoktur.
Ağa, hac görevini tamamlayıp köyüne döndüğünde, komşuları herkes elinde bir hediye ile hacıyı karşılamaya giderler. Munzur’da götürecek bir hediyesi olmadığından, bir çanağın içerisine, koyunlarından sağdığı bir miktar sütü koyar ve ağasını karşılamak için gider.
Ağa, Munzur’u görünce, yanındakilere “Asıl hacı Munzur’dur, öpülecek el varsa Munzur’un elidir. Önce ben öpeceğim” der ve Munzur’a doğru koşar.
Munzur bu konuşmayı duyduğunda, “Aman ağam Allah aşkına, böyle bir şey olmaz, ben yıllarca senin ekmeğini, aşını yedim, sen nasıl benim elimi öpersin, ben sana elimi öptürmem” der ve kaçmaya başlar.
Munzur önde, ağa ve yanındakiler arkasında, bir kovalamaca başlar. Günümüzde, Munzur ırmağının ilk çıktığı yere geldiklerinde, Munzur’un elindeki süt dolu çanak dökülür. Sütün döküldüğü yerde, süt gibi bembeyaz bir su fışkırır.
Munzur, 40 adım daha atar. Fışkıran bu sulardan bir ırmak meydana gelir.
Munzur’un arkasından koşanlar bu ırmaktan öteye geçemezler. Munzur da dağlarda kaybolur gider.
Evet: sonuç, Munzur ırmağı günümüzde de yer yer sanki bir süt görünümünde akmaya devam etmektedir.
Özellikle Haziran ayında dağlardan sular fışkırdığı görülür.
EFKAR TEPESİ HÖYÜĞÜ
Köyönü mevkiindedir. 1994 yılında 2’nci derece arkeolojik Sit alanı olarak koruma altına alınmıştır.
Tunceli Nazimiye hakkındaki gezi yazım için Nazımiye
Burası: eski bir krallık olan “Anuradhapura krallığının” başkentidir. Günümüzde ise, Sri Lanka ülkesinin büyük şehirlerinden birisi olarak tanınmaktadır. Nort Centra Province bölgesinin başkentidir.
Buraya ulaşmak için: Colombo şehrinden, 206 km. uzaklıkta olup 5 saat otobüs yolculuğu yapmak gerekir. Ayrıca: tren ile de buraya ulaşmak mümkündür.
Şehrin yeni bölümü: oldukça küçüktür ve gerek “tuk tuk” denilen motorla çekilen yerel araçlar ve gerekse otobüsler ile, yarım saat içinde, bir ucundan öbür ucuna ulaşılır. Ancak: Old Town denilen tarihi şehir bölümü: oldukça büyüktür ve sakın yürüyerek denemeyin, kesinlikle bir “tuk tuk” kiralayın ve öyle gezin.
Tarihi şehir: 2005 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Sri Lanka ülkesinde, UNESCO tarafından koruma altına alınmış, sekiz yerden birisidir. Koruma altına alınmasının nedeni: dünya üzerinde insanların yerleştiği en eski şehirlerden birisi olarak kabul edilmesidir.
Sri Lanka Anuradhapura
TARİHİ SÜREÇ
Burası: Sinhalar döneminde, 4’ncü yüzyıl ile 11’nci yüzyıl arasında başkent olarak kullanılmıştır. Çünkü: bu dönem, güneydoğu Asya’da: siyasi ve kentsel yaşamın en güçlü olduğu dönem olarak kabul edilmektedir. Şehirdeki manastır: Budistler tarafından, şehrin kutsal kabul edilmesine neden olmuştur.
Tabii: şehrin bilenen tarihi süreci budur. Yoksa, tarihsel kayıtlara göre, şehrin ilk olarak MÖ.5’nci yüzyılda kurulduğu düşünülüyor. Hatta: arkeolojik veriler, ilk kuruluşun MÖ.10’ncu yüzyıla kadar uzandığını gösteriyor. Yazı bulunmadan önce, insanların buraya yerleştiğine dair kalıntılar ele geçirilmiştir.
Evet: bu antik kalıntılarla dolu başkentte, tarihi kalıntılara meraklı olanlar güzel bir gezinti yapabilirler. Çünkü: tarihi kalıntılar iyi korunarak günümüze ulaşmıştır.
Sri Lanka Anuradhapura
Giriş kısmı için son birkaç not: unutmayın ki, Budist tapınaklar ve manastırların içinde ve yakınlarında dolaşırken: Budist ibadet edenlere saygı göstermek gerekir. Tapınak ve manastırların içine girerken, ayakkabı ve şapka çıkarmak gerekir. Bayan ziyaretçilerin giysilerinin omuzlarını ve kollarını örtecek şekilde olması tercih edilir.
Fotoğraf çekmek için, mutlaka uygun ortam kollanmalı, fotoğrafını çekeceğiniz kişilerin bunu kabullenmemesi halinde, asla ısrar edilmemelidir. Ayrıca: bölgede, ormanlık alan olması nedeniyle, maymunlar bulunuyor.
Bunlar, özellikle küçük makak cinsi maymunlar oldukça agresif olabiliyorlar ve bunlar, ziyaretçilerin bazı eşyalarını çalabiliyorlar, dikkatli olmanız gerekir. Sri Lanka hakkında genel konularda belirttiğim üzere: bu ülkede “sıtma” çok saygındır. Bu yüzden: yanınızda mutlaka sivri sinek kovucu losyonlar kullanın, karanlık ve loş dehlizlere, boşluklara ellerinizi sokmayın (yılan ısırıklarına karşı tedbir olması açısından)
Sri Lanka Anuradhapura
Kalıntılar
Kalıntılar: 3 bölümden oluşur. Bunlar:
1. Dagobas (Burada, 340 metre yükseklikte, birkaç metre aralıklarda değişen, duvar kalıntıları bulunuyor. )
2. Manastır binaları (burada: ortada taş platformlar ve taş sütunlara rastlanılmaktadır.)
3. Pokunas. (burası bir ormandır ve ormanda her yere dağılmış, içme suyu temini için kullanılan tesisat kalıntıları bulunmaktadır. Ayrıca: Dutugamunu denilen ve MÖ.164 yılında yapıldığı düşünülen bir kral sarayı kalıntıları da bulunuyor.)
NEW TOWN
Şehrin bu yeni bölümünde: birçok mağaza ve dükkan, ilginç bir Pazar yeri bulunmaktadır ki, bunlar da ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.
Sri Lanka Anuradhapura
OLD TOWN-MAWATHA ANTİK KENTİ
Bu kutsal şehir “Sanghamitta” ismiyle, Budist rahipler tarafından, MÖ.3’ncü yüzyılda, Buda’nın “aydınlanma ağacı” yani “kutsal ağacı” çevresinde kurulmuştur. 1300 yıl boyunca siyasi ve dini olarak gelişen şehir; 993 yılındaki işgalden sonra terk edilmiştir. Daha sonra, uzun yıllar: ormanlık arazide bulunması nedeniyle çalılar-otlar ve ağaçlarla gizlenmiş: daha sonra ise: sarayları, manastırları ve anıtları ile bir kez daha gün yüzüne çıkarılmıştır.
Buradaki tapınakları gezebilirsiniz. Adım başı tapınak bulunuyor. Ancak: bu tapınaklar: yapıldıkları dönemin en yüksek yapıları olmaları nedeniyle özel bir önem kazanıyor. Yani, o dönemde, bu kadar yüksek yapıların yapılmış olması, bir mühendislik harikası olarak kabul ediliyor.
Sri Lanka Anuradhapura
Sri Maha Bodhi-Bodhi Tree
Buraya giriş ücretlidir, ücret 100 Rs.dir.
Bu bir ağaçtır ve Sinhalar tarafından “Bo” olarak bilinir. Ağaç yerden 6.5 metre yüksek bir terasta dikilmiştir.
Ağacın bulunduğu yere giden platformdaki merdivenler çok eski ama çevresindeki altın korkuluk oldukça moderndir. Ağaçların çevresindeki korkuluk ve diğer yapıların üzerine, dua bayrakları asılmıştır. Bunlar bir anlamda, adak bayraklarıdır. Ayrıca: vahşi fillerden korumak için ağacın çevresinde bir de duvar bulunmaktadır.
Evet, burası: Sri Lanka ülkesinde en kutsal ikinci yerdir. Nepal ve Bhutan ülkelerinde de, benzeri ağaçlar bulunur. Kutsal ağacın: yaşının çok eski olduğu düşünülüyor. Bodhi ağacının altında: Buda’nın: ruhsal gelişim ve aydınlanma geçirdiği söyleniyor ve zaten ağaç bu yüzden kutsal olarak kabul ediliyor ve her Budist tapınak yakınlarına, mutlaka bu ağaçtan dikiliyor. Ağacın kalp şeklindeki yapraklarına dikkat edin. Bu ağacın: MÖ.288 yılında dikildiği söyleniyor. Tapınak alanının çevresi: duvarlarla çevrilidir.
Çünkü: 1980 yılından sonraki dönemde artan terörist faaliyetler, tapınakta aşırı koruma tedbirlerinin alınmasına neden olmuştur. Tapınağa girerken, metal dedektörleriyle arama yapıyorlar. Ayrıca: burayı ziyaret etmeyi düşünürseniz, yanınızdaki çantaları sokmanıza izin verilmiyor, bilmelisiniz. Bu tür büyük çantalarınızı, otelde bırakmanızı öneririm. Ayrıca: tapınak içine ayakkabı ile de girilmiyor ve ayakkabılar, tapınak girişinde bırakılıyor.
Son bir not: her yıl 8 ARALIK tarihi, dünya “Bodhi günü” olarak: Hindistan, Japonya, Nepal ve diğer Budist yaşayan yerlerde kutlanmaktadır. Bu kutlamalarda, Budistler birbirlerini “Budu saranai” yani “Buda’nın barışı seninle olsun” diye selamlarlar.
Sri Lanka Anuradhapura
Abhayagiri Vihara
Dünya üzerinde, Budizm ile ilgili olarak en geniş kalıntıların bulunduğu kutsal yerlerin başında gelmektedir. Merkezde: tarihsel, büyük bir manastır bulunur. Şehrin kraliyet başkenti olduğu dönemde, bu manastır: parlak renkli sırlarla bezenmiş, yaldızlı ve bronz kiremitlerle örtülü olarak muhteşem görüntü vermektedir. Şehrin, kuzeyinde bir tepe üzerindedir.
MÖ.2’nci yüzyılda kurulan manastır: takip eden süreçte, MS.1’nci yüzyıla kadar, tüm çevreden Budist felsefesini incelemek için gelen akademisyenlerin ve ziyaretçilerin odak yeri olmuştur. Buranın etkisi: başka yerlerde kurulan şubeleri aracılığı ile takip edilmiştir. Böylece: Abhayagiri Vihara: büyük bir kurum gibi işlev görmüştür.
Yapılan kazılarda ortaya çıkarılanlara göre:
Mimari elemanlar: sosyal inanç ve dini uygulamaları yansıtmaktadır. Budizm, o dönemde devletin resmi dini ve halkın çoğunluğu tarafından takip edilen bir inanış olmasına rağmen, bu yapıda, yerel insanların da inandığı “Hinduizm” etkilerini de görmek mümkündür. Mimarinin diğer özelliği: koruyucu tanrıların, koruduklarına inandıkları binaların girişlerine figüre edilmesidir.
Bina giriş bölümlerinde bulunan bu koruma taşlarının bir kısmının üzerinde: temsili Hindu sembolleri de bulunmuştur.
Sri Lanka Anuradhapura
Jetavanaramaya-Dagoba
Kutsal manastırın yapımına: kral Mahasena (MS.273-300) döneminde başlanmıştır. Manastırın yapımı, oğlu Maghavanna zamanında tamamlanmıştır. Antik dünyanın en yüksek yapılarından biri olduğu düşünülmektedir. Yükseklik: 122 metredir. Bu yükseklik, buranın antik dünyada, dünya üzerindeki en yüksek üçüncü yapı olmasını sağlamıştır. (diğerleri Mısır piramitleridir)
Yapıda: 94 milyon adet pişmiş tuğla kullanıldığı hesaplanmıştır.
Ancak: yapının, yapıldığı dönemdeki mühendislik harikası olduğu aşikardır. Diğer bir özelliği ise: Budist rahipler arasındaki mezhep farklılıklarının, yapı içinde ayrı ayrı bölümlerde temsil edilmesidir. O dönemde, yapıda 10 bin rahip bulunduğu tahmin edilmektedir. Stupanın uzunluğu 177 metre, genişlik ise, merdiven uçlarından 9 metredir.
Avluda yükseklik 8 metredir ve yapının temeli, 8 metre derinlikteki bir kayanın üzerine oturtulmuştur. Avludaki taş yazıt üzerinde, yapıya bağışta bulunanların kimlikleri yazılıdır.
1909 yılına kadar, bu devasa yapı: ormanlık bir alanda bulunması nedeniyle, çalılarla kaplıydı.
Tapınağın rahibi, tapınağı temizlemek için onay aldıktan sonra toplanan keşişlerle birlikte tapınak alanını temizlediler, ancak temizliğe katılan keşişler daha sonra burayı terk etmek istemediler, ancak yasal işlemler nedeniyle ayrılmak zorunda kaldılar.
Sri Lanka Anuradhapura
Ruwanwelisaya
Burası, şehirde, Budistler tarafından kutsal olarak kabul edilen bir ibadet yeri-stupa’dır.
Yapı: kral Dutugemunu tarafından yaptırılmıştır. Kral: MÖ.140 yılında, yapılan bir savaşın ardından tüm Sri Lanka’nın hakimi olmuştur. Yapının yüksekliği: 102 metredir ve çevresi ise, 292 metredir.
Bu ölçüleri nedeniyle: dünyanın en yüksek yapılarından biri olarak sayılmaktadır. Yani: antik şehrin en eski ve en büyük stupasıdır. Tamamen restore edilmiştir. Beyaz boyalı burada günümüzde ibadet sürdürülmektedir. Bu yüzden burayı ziyaret ederseniz, ibadet sürdürenlere karşı saygılı olmalısınız.
Sri Lanka Anuradhapura
Thuparamaya
Burası da, Budist bir ibadet yeridir. Burada: kutsal Buda’nın köprücük kemiğinin bulunduğu kabul ediliyor. Hatta: Sri Lanka ülkesinde inşa edilen ilk dagaba olarak da değerlendiriliyor. Yapı: bir çeltik yığını şeklinde inşa edilmiştir.
Ancak, yapıldıktan sonraki süreçte zaman zaman yıkılmıştır. En son olarak: tamamen tahrip olan mekan: Kral Agbo II döneminde yeniden restore edilmiştir. MS.1862 yılından bu yana, günümüzdeki varlığı bilinmektedir. Bugün yapının tabanı 19 metre çapındadır. Kubbe: 12 ayak ile yere tutunur ve 50 metre çapında, 3.5 metre yüksekliktedir. Duvarlar: granit döşelidir.
Sri Lanka Anuradhapura
Mirisawetiya Vihara
Kral Elara tarafından, kral Dutugamunu’yu yenmesinin ardından, bu stupayı inşa ettirmiştir. Yapı inşa edildikten sonra, Buda’nın birkaç kutsal emanetinin (özellikle “asa”) buraya yerleştirildiği söyleniyor. Stupa, zaten asanın durduğu yere inşa edilmiştir.
Sri Lanka Anuradhapura
Lankarama ve Eth Pokuna (Elephant Pond)
Kral Valagamba tarafından, antik dönemde inşa edilmiştir. Ancak, daha sonra yenilenmiştir. Taş sütunlar, eski yapının kalıntılarıdır. Avlu: yerden 3 metre yüksekte, çapı: 45 metredir ve daireseldir.
Stupanın hemen yakınında “Eth Pokuna” isimli bir göl bulunuyor. Bu gölün genişliği 52 metre, derinliği 9.5 metre ve uzunluğu 160 metredir. Gölün suları: kanallarla Periyamkulama’dan temin edilmektedir. Bu yeraltında bulunan kanallar, aradan yüzyıllar geçmesine rağmen, halen çalışır durumdadır. Bunlar, muhtemelen rahipler tarafından kullanılmıştır. Burada: bir zamanlar 5 bin rahip yaşadığı tahmin ediliyor.
Sri Lanka Anuradhapura
Isurumuniye
Bu tapınak: kral Devanampiya Tissa tarafından, şehrin başkent olduğu dönemde yaptırılmıştır. Kral Kasyapa (477-492) döneminde ise, yenilenmiştir. Tapınağın ismi: kralın 2 kızı ve onun isminden türetilmiştir.
Isurumuniye Aşıkları:
Bu: 6’ncı yüzyıldan kalma bir oymadır. Figürler büyük olasılıkla: Dutugemunu’nun oğlu Saliya ve sevdiği kız olan Asokamala’yı temsil etmektedir. Bu sevdiği kız uğruna: oğul, tahttan feragat etmiştir. Kompozisyonda ise: adamın kucağına oturmuş kadın, muhtemelen naz yapmak adına, bir parmağını uyarı mahiyetinde kaldırmış olmasına rağmen, adam devam etmektedir.
Sri Lanka Anuradhapura
Kuttam Pokuna
Burada, 2 tane havuz görülmektedir. Havuzların: Singala krallığı döneminde inşa edildiği bilinmektedir. Ancak: yine burada da bir mühendislik dehası hissedilmektedir. Olağanüstü mimari ve sanatsal kreasyonlar görülmektedir.
Bu iki havuzun derinlikleri: 14 ve 18 metredir. Uzunlukları ise: 52 ve 131 metredir. İki havuzu birbirinden ayıran, peyzajlı küçük bir havuz bulunmaktadır. Bunların: yıkanma havuzları olduğu düşünülüyor.
Havuzların yüzleri, granit döşemelerle kesilmiştir. Havuzlara su: yer altı kanallarıyla aktarılır ve havuza akan sular filitre edilerek akar ve benzer şekilde boşaltılması sağlanır.
Sri Lanka Anuradhapura
Ruvanvelisaya Dagoba
Halk müzesinin hemen arkasında duran, bu ince-beyaz dagoba: omuz omuza duran yüzlerce fillerden oluşan bir firiz işlenmiş duvar ile korunuyor. Batı girişinin hemen yanındaki firizlerin, MÖ.140 yılına ait olduğu düşünülüyor.
Dagoba: kral Dutugemunu tarafından yaptırılmıştır ama bitişini görememiştir. Hint güçlerinin verdiği tahribata rağmen yapının büyüklüğü 55 metredir. Eski formunu yani “balonu” şeklini korumaktadır.
Dagoba çevresindeki arazi: oldukça hoştur. Bu yeşil park alanında: çeşitli kalıntılar, gölet ve havuzlar, sütunlar görülmektedir.
Sri Lanka Anuradhapura
Lovamahapaya
Şehirde: Ruvanvelisaya ve Sri Mahabodiya arasındadır.
Bronz ve fayanstan bir çatı ile kaplıdır, duvarlarının ise gümüş ve değerli taşlarla süslü olduğu ve bu yüzden “saray” olarak da bilinir. Antik dönemde: yapı yemekhane ve ibadet yeri olarak kullanılmıştır. Daha doğrusu bu 9 katlı yapıda, bin civarında rahibin yaşadığı düşünülüyor.
120 metre uzunluğundaki binanın yapımının 6 yıl sürdüğü biliniyor. Ne kadar ütopya da olsa: binanın planının uzaydan getirildiğine inanılıyor. Yapı: kral Saddatissa döneminde tahrip edildi. Merkezinde, küçük bir bölüm kaldı ve günümüzde burası görülmektedir.
Sri Lanka Anuradhapura
Samadhi Heykeli
Şehirde “Mahamevnawa Parkı” içindedir. Heykelde, Budanın, ilk aydınlanma ile ilgili meditasyon duruşu canlandırılmıştır. Heykelde: kalkık avuçiçi ile bacağının biri kucağının üzerinde durmaktadır ve çarpraz oturur. Bu heykel: bu nedenle, yani bu görüntüsü ile: Budist inanışın en tipik parçalarından birisi olarak kabul edilir ve dünya çapında bilinir.
Evet heykelin yüksekliği 8 metredir ve granitten oyulmuştur.
Toluvila Heykeli
Buda’nın oturur görüntüsünü yansıtan bu heykel, 1900 yılında bulunmuştur. Heykelin: 4 veya 5’nci yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. Granitten oyulmuş ve Sri Lanka’da en iyi korunarak günümüze ulaşmış heykel olarak kabul edilir.
Günümüzde: heykel “Colombo Ulusal Müzesi”nde muhafaza edilmektedir. Çünkü: heykel, Sri Lanka heykel sanatının bir başyapıtı olarak kabul edilmektedir. Tek bir parça granitten oyulmuştur ve Samadhi heykeline benzemektedir. Yüksekliği 5 metredir. Omuzları arasındaki mesafe 3 metredir. Heykelde: Buda, bacak bacak üstüne atmış, meditasyon durumundadır.
Archelogy Museum
Müzede sergilenen objeler: genellikle dini özellikleri olan objelerdir. Ayrıca: mücevherler, sikkeler, çanak-çömlek de bulunuyor.
Geniş bir alt yapı hizmetleri, ticaret ve özel şirketleriyle, şehir, Şili’nin en büyük ikinci şehridir. Şehrin kuzeydoğusunda Santiago şehri bulunmakta olup, aralarındaki uzaklık 500 km.dir. Dört üniversite ve yakınlardaki deniz üssü nedeniyle, şehirde genç bir nüfus yoğunluğu ve gece hayatı vardır.
Özellikle Üniversite Mahallesi, Sanat merkezi, San Pedro Gölleri (Küçük ve Büyük Göl), Amarillo ve Caracol Tepeleri, Katedral, Ecuador Parkı, Concepcion Müzesi, ziyaret edilecek yerlerin başında gelir.
Şehir: 1550 yılında, bugün “Penco” olarak bilinen yerde kurulmuştur. Ancak, takip eden tarihi süreçte, birçok kez deprem ve tusunami tarafından tahrip edilmiştir. Bunun üzerine, şehir: 25 Mayıs 1751 tarihinde, deniz kıyısından, bugünkü yerine taşınmıştır.
27 Şubat 2010 tarihinde, 8.8 büyüklüğündeki deprem, ülkenin birçok yerinde olduğu gibi, burada da büyük yıkıma neden olmuş ve binlerce yaralı yanında, 521 kişi ölmüştür. Deprem sonucunda, şehir, batıya doğru 3 metre kaymıştır.
Şili Concepcion
UNİVERSİDAD DE CONCEPTİON
1919 yılında kurulmuş, Şili’de ilk özel üniversitedir. Üniversite mahallesi, büyüklüğü ve yoğunluğu ile şehirde önem kazanmaktadır.
Şili Concepcion
GEZİLECEK YERLER
Şili Concepcion
Şili Concepcion
PLAZA LE ARMAS
Şehirdeki “Bağımsızlık” meydanıdır. Şehrin kalbi olarak bilinir. İnsanlar, meydanda bulunan havuz kıyısında zaman geçiriyorlar.
Meydanın ortasında: büyük bir anıt olarak tasarlanan, tarımsal bereketi temsil eden bir tanrıça heykeli var. Büyük sütunda: dört heybetli demir lamba görülüyor. Bu havuz: aslında 1750 yılında planlanmış, ancak 1856 yılına kadar bitirilememiştir.
Havuzu benzersiz kılan bir diğer özelliği: üzerinde ulusal amblemlerin olmasıdır. 2004-2005 yıllarında meydan yeniden düzenlenmiş ve yer altına otopark yapılmıştır. (katedral için)
Evet, meydan büyük tarihi ve kültürel önem taşıyan binalarla çevrilidir. Bunların arasında özellikle dikkati çekenler:
Şili Concepcion
Cathedral
Ülkenin en büyük Katolik kilisesidir. Şehrin, mimari mirası olarak kabul edilir. Nef yüksekliği 22 metredir. Aynı yerde bulunan şehrin eski katedrali, 1939 büyük depreminde zarar görünce tamamen yıkılmış ve yeni yapı yapılmıştır. Yeni, yani günümüzdeki yapı, 1940 yılında resmen açılmıştır.
Katedralin içinde “Kutsal Sanat Müzesi” bulunmaktadır. Bu müzede: katedralde görev yapan papazların resimleri, ayin eşyaları gibi dini objeler bulunmaktadır. İspanya kralı II. Philip tarafından bağışlanan, 17’nci yüzyıldan kalma, Hz. İsa’nın sedir ağacı üzerine işlenen fildişi ve gümüş resmi özellikle görmenizi öneririm.
Başpiskoposluk
Ülkenin başpiskoposu: burada yaşamaktadır.
Şili Concepcion
Katolik Üniversitesi
Özel dini üniversitedir. 1991 tarihinde kurulmuştur. Üniversite bünyesinde: hukuk, ilahiyat ve Aile Yüksek Enstitüsü bulunmaktadır.
Concepcion Üniversitesi
1919 yılında kurulmuştur. Şili ülkesinde bulunan 25 üniversiteden, en eski üçüncü üniversitedir. Dünya üniversiteleri sıralamasında, Latin Amerika’da bulunan 30 üniversite arasında, dokuzuncu sıradadır.
Şili Concepcion
Corpbanca
Burası: bir İspanyol merkezli banka şubesidir. 1871 yılında kurulmuştur. 1980 yılında ismi değiştirilmiştir. 1986 yılında ise millileştirilmiştir.
CONCEPTİON PİNACOTECA-SANAT MÜZESİ
Bu müzede: Şilili ressamların çalışmalarının yer aldığı geniş bir koleksiyonu görmek mümkündür.
Şili Concepcion
Şili Concepcion
HUALPEN BÖLGESİ
Şehrin bir metropolüdür. Büyük petrol rafinerisi ENAP burada bulunmaktadır. Ayrıca “Santa Maria Federico Teknik Üniversitesi” de buradadır.
Bu bölgede bulunan turistik yerler şunlardır:
Zanartu Pedro River Park
Burası, bölgenin güneyinde, büyük bir yeşil alan olarak önem kazanmaktadır. Buradaki yeşil alanda, yerel ve dışarıdan getirilip yetiştirilen ağaçlar ilgi çekmektedir.
Conception Binicilik Kulübü
Burası: büyük bir alana yapılmış binicilik kulübüdür. 1987 yılında, Papa II. John Paul, şehri ziyaretinde, halk ile burada karşılaşmış ve ayin yapılmıştır.
Biobio River
Burası, Arauco körfezi kıyısındadır. Bu nehir, ülkenin en geniş nehridir ve körfezde denize döküldüğü yerin çevresinde yemyeşil bir orman ve hemen deniz kıyısında, yüzmek için güzel plajlar vardır.
Caleta Lenga
Burası: San Vicente körfezinin güney kıyısında, Hualpen yarımadasında bulunan güzel bir yerdir. Burada: deniz ürünleri yiyebileceğiniz güzel restoranlar bulunuyor.
Şili Concepcion
Museo Hualpen
Giriş 3 dolardır.
Müzede: Yakın Doğu, Antik Mısır (bir mumya sergileniyor), Uzakdoğu, Şili ülkelerinin kültürlerine ait sanat eserleri sergileniyor. Özellikle: Paskalya Adasından getirilen: 18’nci yüzyıla ait: silahlar, dini simgeler ve malzemeler de görülebilir.
Şili Concepcion
MURO DE LA MERCED
Şehirde, sürekli tekrarlanan depremlerin ardından kalan, sömürge dönemine ait son ulusal anıttır. Burası, sömürge döneminden kalma bir manastıra ait duvar kalıntılarıdır. Duvar: 1770-1772 yılları arasında inşa edilen bir manastırın parçasıdır. Duvarın temellerinde, büyük granit taşlar kullanılmıştır.
PARQUE SALTO DEL LAJA
Bu park alanında muhteşem bir şelale var. Bu şehre yolunuz düşerse, bu şelaleyi görmeden sakın ayrılmayın.
PARQUE NACİONAL NAHUELBUTA
Burası: son Araucaria ormanlarını korumak için, 1939 yılında oluşturulmuştur. Parkta, ayrıca: Chiloe tilkisi ve Pudu olarak bilinen minyatür Şili geyiklerini görmek mümkündür. Parkta: bir de müze bulunuyor.
PARQUE EKVADOR
Burada: şehir tarihinin her döneminden görüntülerin bulunduğu “Tarih Galerisi” ni özellikle görmenizi öneririm.
CERRA CARACOL
Bu tepeden, şehrin mükemmel bir görünümünü izlemek mümkündür.
HUASCAR-DENİZ ÜSSÜ
Burası bir deniz üssüdür ve buraya turlar düzenlenmektedir. Pasifik savaşları sırasında, Şili donanması burada bulunmuştur. Deniz üssü: 1900 yılına kadar, Şili donanması için aktif görev yapmıştır. Daha sonra ise, bir restorasyon yapılarak, en kutsal emanetlerin saklandığı ve sergilendiği bir yer olarak kullanılmaya başlanmıştır. 21 Mayıs tarihinde kutlanan “Glorias Navales” kutlamaları burada gerçekleştiriliyor. Bu kutlamalar: Şili Pasifik savaşları anısına yapılıyor. Bu kutlamalarda: yat yarışları, bisiklet yarışları, maraton ve diğer sportif etkinlikler düzenleniyor.
Şili Concepcion
EL CHİFLON DEL DİABLO LOTA
Burası, tur düzenlenen kömür madenidir. Şehir merkezine 70 km. uzaklıktaki bu madene, söylediğim gibi, turlar düzenleniyor, ilgisi olan için ilginç olabilir.