Macaristan Budapeşte

20160807_170234
Macaristan Budapeşte

Budapeşte’yi ziyaret ettiğinizde, çeşitli yüzyıllara ait mimari ve kültürel mirasın, günümüzün modern hayatının getirdiği yeniliklerle çok iyi bir karışımını göreceksiniz.

Tarihi binalar ve anıtlar: yenilenmiş ancak tarihsel dokuları hiç bozulmamış, bunun sonucunda ziyaretçiler için muhteşem görsel güzellikler oluşturulmuştur. Büyük bir şehirle karşılayacaksınız.

Özellikle şehrin tam ortasından geçen ve şehri ikiye ayıran Tuna nehri ilginizi çekecektir. Tarihe ve tarihi yerlere meraklılar doğruca Buda şehrini gezebilirler.

Tarihe ilgisi olmayanlar ve daha çok modern yerlerden hoşlananlar ise, Buda bölümüne geçmeden doğruca Peşte bölümüne geçip modern şehrin dükkan, mağaza ve evleri arasında dolaşıp zaman geçirebilirler.

Budapeşte, 1-2 günlük süreç için uygun, daha fazla kalırsanız büyük olasılıkla sıkılırsınız, ama kaldığımız süreçte güzel zaman geçireceğinize inanıyorum. Yani, Budapeşte gidilip görülesi bir yerdir.

TARİH

Buda kalesi: tarihi süreç içinde, defalarca muhtelif uygarlıklar tarafından ele geçirilmiş, yıkılıp baştan yapılmıştır. Kalenin tarihi: 12.yüzyıla kadar gidiyor. Burada: müzeye çevrilmiş binalar ve de özellikle bilhassa tarih müzesi görülmeye değerdir. Mattias Kilisesi de, burada bulunuyor. Bölge: Tuna nehrinin en güzel yerlerinden biri olduğu için, bölgedeki ilk yaşamın izleri, tarih öncesine kadar gitmektedir.

Macarlar: 12. yüzyılda bu bölgeye gelmişlerdir. Macarların; Türk oldukları savı kısmen doğru sayılmaktadır. Çünkü: kuzeyde bir yerlerde olan Macar kavimleri, Oğuz Türkleri ile birleşip kaynaşmış ve batıya birlikte göç etmişler ve 12’nci yüzyılda, burayı beğenip yerleşmişlerdir. .

Macar dilinde yani “Macarcada” ki birçok Türkçe terim de o zamanlardan kalmadır. Yani: Osmanlı etkisi değil. Budapeşte: 1542 yılından itibaren, 150 yıl boyunca Osmanlı yönetiminde kalmış. Osmanlılar: özellikle, hamamlar başta olmak üzere, bayağı yatırım yapmışlar.

Tabii kiliseleri camiye çevirerek verdiği tahribatı da göz önünde bulundurmak lazım. Fakat, Osmanlılardan şehri ele geçirince, hiçbir Osmanlı anısı kalmamak üzere, hepsini yıkmışlar ve yok etmişler sadece bir hamam ve Gül baba türbesi kalmış, 150 yıllık egemenliğin anıları böylece yok edilmiştir.

GENEL

Tuna nehrinin iki yanındaki: Buda ve Peşte bölümlerinin birleşmesiyle oluşmuş bir şehir. Buda kelimesinin yerel dilde anlamı “su” dur. Buda şehri, tarih sürecinde: Budin olarak geçiyor.

Buda tarafı: daha eski olup, Osmanlı döneminden de birkaç tarihi eser barındırıyor. Peşte tarafı ise, daha yeni ve modern. Buda tarafı dağlık-tepelik, peşte tarafı ise düzdür. Buda tarafı: İstanbul’u fazlasıyla hatırlatır.

Özellikle: İstenhegy (Tanrı Tepesi) ye çıkarken, arkada kalan manzara, tepeden gece bakıldığında Tuna nehri; İstanbul boğazına benziyor. Özellikle: Peşte tarafında kıyıda: Parlamento binası aydınlatıldığında, ışıklar nehrin üzerine düşüyor. Peşte tarafında, daha çok müzeler ve çeşitli kiliseler var.

Evet, Budapeşte: Almanya-Berlin’den sonra, Orta Avrupa’nın en büyük şehridir. Yine de, yürümeyi seven insanlar için, en güzel şehirlerden biridir. Ama bu büyük şehrin sokaklarında yürürken: aman köpek pisliğine basmayın çünkü çok sayıda köpek gezdiriyorlar.

2 milyon insanın yaşadığı şehirde, köpek sayısının 1.5 milyon olduğu söyleniyor. Her yerde, köpek seven çocuk heykeli görebilirsiniz. Evlilik kurumu çok iyi işlemediği için: köpek besleyenlerin sayısının oldukça yüksek olduğu söyleniyor. İnsanlar, yalnızlıklarını gidermek için, hayvan besliyorlarmış.

Macaristan: bir Avrupa ülkesi, ancak diğer Avrupa ülkeleri gibi çok gelişmiş olduğunu söylemek mümkün değil. Macarların, emekli olduklarında aldıkları maaşı duyduğunuzda, bizim ülkemizdeki emeklilerin daha iyi durumda olduğunu anlayacaksınız. Macar emeklileri, bir aylık süre için: yalnızca 300 dolar civarında maaş alıyorlarmış.

Ülkede: Sanayi yok, çalışan yalnızca 1 fabrika var. Yani, tek geçim kaynakları: turizm ve oldukça fazla turist çekiyorlar. Avrupa Topluluğuna girmiş olmaktan da çok mutlu değiller. Bu geçiş onlara pahalık ve işsizlik getirmiş gözüküyor.

Topluluğu girdiklerinde, ülkenin tek şeker fabrikasını, Avrupalı bir başka firma satın almış ancak bir süre sonra imalatın pahalıya mal olduğunu söyleyerek, fabrikayı kapatıp Macaristan’a şeker ithalatına başlamışlar. Böylece, birçok insan, işsizler ordusuna katılmış.

Macaristan Budapeşte

Budapeşte

Dünyanın en romantik şehri olarak tanımlanıyor. Ayrıca: Brezilya-Rio de Jenerio’dan sonra: dünyanın en güzel manzaralı şehri seçilmiş. İtalya’nın başkenti Roma ile, mimari yapı olarak çok benzerlikler gösteriyor. Tarihi süreçte: Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun bir parçası olarak yaşayan şehir: sürekli ikinci planda kalmanın yarattığı eziklik ile mimarisini bütünleştirmiş.

Macarlar: nerede güzel bir bina veya yapı görseler: aynısını, hemen kendi şehirlerinde yapmışlar. Yani: II. Dünya Savaşından sonra bütün binalar yenilenmiş. Tarihi diye gezdiğiniz bir binanın, kesinlikle yeni yapım olduğunu unutmayın.

Tuna nehrinin iki yakasını birleştiren köprüler: özellikle geceleri ışıklandırıldığında, çok güzel görünüyor.

Tuna nehrinin sularına bakıp ta, sakın “Mavi Tuna” aramayın. Çünkü: Tuna nehrinin suları mavi değil, alenen kahverengimsi. Neden Tuna nehrinin suları mavi değil diye, bir bilene de sormayın, çünkü: “Tuna nehrinin sularının, yalnızca aşık olanlara mavi göründüğünü söylerler.”

O anda yanınızda, eşiniz, kız arkadaşınız var ise, bu söz elbette çok büyük anlam kazanıyor. Bir de niye “Mavi Tuna” diye merak ederseniz, Tuna nehrinde tekne gezisine çıkarsanız, teknede sürekli “Mavi Tuna Valsi” ni dinleyerek gezdiğinizde bunu anlarsınız. Ünlü bir besteci “Mavi Tuna” diye vals bestelemiştir.

Budapeşte’ye eğer 20 Ağustos tarihinde giderseniz: deyim yerinde ise, Macaristan’ın doğum gününe rastlarsınız. Chain Brıdge üzerinde, akla hayale gelmeyen ve Tuna nehri manzarası eşliğinde, havai fişekler patlatılır. Muhteşem görüntülere şahit olursunuz.

Ancak: 15 Mart tarihinde de “Bağımsızlık günü” kutlamaları var. Ama, bu kutlamalar: eğer bu tarihte orada olursanız göreceğiniz üzere, biraz fazlaca polis eşliğinde yapılıyor. Yani: sağda solda birçok polis, tepede uçan helikopterler, böyle bağımsızlık günü kutlanır mı, bilmiyorum? Biraz garip.

HAVAALANI

İstanbul-Budapeşte arası uçuş süresi: yaklaşık: 2 saat. Yabancı havayollarının hepsi, Budapeşte’ye aktarmalı uçuşlar yapıyor. Malev (Macar) Hava yollarının, İstanbul’dan Budapeşte’ye direkt uçuşları bulunuyor. Bilet: 296 dolar civarında. Ancak: gerek servis ve gerekse uçak konforu bakımından pek de güzel bir havayolu şirketi sayılamaz.

Bunun dışında: THY’da: Salı, Perşembe ve Pazar günleri, Budapeşte’ye direkt uçuyor. Bilet fiyatları: 385 dolar civarında. Budapeşte’de: Ferihegy Hava alanı var. Gayet küçük bir alan. Buradan şehrin her tarafına: minibüs ile ulaşabilirsiniz. Havaalanından minibüs servislerini organize eden birimler bulunuyor.

Havaalanı otobüsleri, yarım saat aralıklarla hareket ediyor. Şehir merkezine ulaşım: 30 dakika sürüyor. Bunun dışında: hava alanından şehre ulaşım için: zone-taksi tercih edebilirsiniz. Yaklaşık 12 Euro’ya, hava alanından şehir merkezinde istediğiniz noktaya ulaşabilirsiniz.  Hava alanından şehir merkezine, metro yok.

DİL

Ülkede: Macarca dili kullanıyorlar. Türkçe ile, yaklaşık 450 benzer kelime, Macarca da bulunuyor. Daha önce de söylediğim gibi, bu kelimelerin, Osmanlılar döneminde değil, daha önceki tarihi süreçten, Macarcaya girdiği düşünülüyor. Ülkede: İngilizce bilen sayısı az.

Yoğun olarak Almanca biliyorlar. Yani: Macar insanlarıyla anlaşmakta problem yaşayabilirsiniz. Size önerim: kaldığınız otelin resepsiyonunda, birkaç tane adres kartı alın. Dönüşlerinizde taksi sürücüsüne bu kartı verin. Çünkü: konuşarak anlaşmak bayağı sıkıntılı oluyor.

Macaristan Budapeşte

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Şehir içi ulaşımı için: “Budapeşte Card” almanızı öneririm. Kart: 48 ve72 saat geçerli olarak satılıyor. Bu kart ile: tüm Transportasyon araçlarına “ücretsiz” binebiliyorsunuz. Ayrıca: bu kartı bulunanlar: bazı müzelere ücretsiz, bazılarına ise indirimli olarak girebiliyorlar. Yani: sonuçta çok müze gezecek iseniz, bu kartı almanızı mutlaka öneriyorum.

Evet, şehir içinde ulaşım çok rahat. Birçok ulaşım aracı: saat: 04.30-23.00 arasında hizmet veriyor. Ancak: bu ulaşım araçlarında mutlaka Card veya bilet bulundurun, çünkü kontroller çok sıkı. Bileti olmayan yolculardan, belirli bir miktarda para cezası alıyorlar.

Özellikle: metro istasyonlarında bilet kontrolleri yapılıyor. Bu arada, yalnızca bilet almanız yetmiyor, bu biletinizi girişte okutmanız gerekiyor. Biletinizi okutmasanız, 5000 forint yani yaklaşık 20 Euro para cezası ödemek zorunda kalıyorsunuz. Biletsiz yakalanırsanız, görevliye derdinizi anlatmanız çok zor.

Metro Sistemi

4 ana hattan oluşuyor. Komünizmden kalma, harika bir ulaşım altyapısı var. İç içe geçen, 3 yuvarlak tramvay hattı, onları yıldız şeklinde kesen tramvay hatları, otobüs hatları ve metrolar. Karmaşık bir metro sistemi var. Bu dört hattan biri: dünyanın en eski yer altı raylı sistemi imiş.

Kendinizi ne kadar zorlarsanız ve ne kadar dikkat ederseniz edin: sonuçta, mutlaka bir yerlerde yanlış bir kapıdan giriyor ve Macar görevliler tarafından heyecanla ve büyük bir arzu ile kesilen cezayı ödüyorsunuz. Tartışmaya kalkarsanız, olay, pasaportunuzun alınacağı tehditlerine kadar gidiyor.

Taksi

Sokaktan çevirdiğiniz taksiler ve telefon taksileri diye, iki gurup taksi var. Telefon taksilerine telefon edip yerinizi söylediğinizde, en yakın taksiyi merkezden yönlendiriyorlar ve bu taksilerin tarifesi daha ucuz. Taksi ihtiyacınız bulunduğunda, bunu öneriyorum.

Bunun dışında: serbest çalışan yani sokaktan çevirdiğiniz taksilere binerseniz: büyük ihtimalle taksimetre açılmayacak ve sonuçta gideceğiniz yere vardığınızda, yüklüce bir miktar ödemek zorunda kalacaksınız.

Bu yüzden: yoldan çevirdiğiniz taksilere binmeden önce, bineceğiniz yeri söyleyin ve pazarlık yapıp, fiyatı sabitleyin. Bu arada taksilerin en güzel tarafı: tüm taksilerin sürücülerinin, söylediğiniz her türlü adresi kolayca buluyor olması. Sokak adını ve blok numarasını verince, kapının önüne kadar götürüyorlar.

PARA BİRİMİ

Macaristan; Avrupa Birliğine girmiş, ama henüz Euro’ya geçmemişler. Burada: para birimi: forint. Ancak: Euro da geçiyor. 1 Euro: 300 Forint’e karşılık geliyor. Döviz bozdururken: döviz ofislerinin ışıklı panolarında, döviz kurunun yazılı olmasına dikkat edin. Eğer döviz kuru yazılı değilse, beklediğiniz parayı alamayabilirsiniz. Paranızı vermeden önce, son defa yazılı olan rakamın komisyonsuz net fiyat olup olmadığını mutlaka sorun.

Ama bence en iyisi, paranızı kaldığınız otelin resepsiyonunda  bozdurun. Bir husus daha var, fazla para bozdurmayın, çünkü dönüşte forint elinizde kalır, Türkiye’de bozduracak yer bulamazsınız. Bu yüzden: paranızı günlük olarak bozdurun ve hatta, şehirdeki birçok yerde Euro geçiyor, bunu da değerlendirin.

İKLİM

Şehirde, yılın en sıcak ayları: Temmuz-Ağustos. Yılın en soğuk ayları ise: Ocak-Şubat. Macaristan gezinizi: bu tarih aralıklarına göre planlamanızda yarar var.

RESMİ TATİL GÜNLERİ

Macarların resmi tatil günlerinde: dükkanlar, müzeler ve bankalar kapalı. İşte resmi tatil günleri: 1 Ocak yılbaşı, 15 Mart Ulusal Tatil, 20 Ağustos St.Stephen’s Day, 23 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 1 Kasım All Saint’s Day, 26 Aralık Christmas.

Macaristan Budapeşte

NE YENİR

Macar yemeklerin, genelde aşırı baharatlı ve sıcak servis ediliyor. Yemekleri çok yağlı. Malum domuz yağı. Alışık olmayan bünyeye iyi gelmiyor. Tuz ve biber oldukça çok kullanılıyor. Yemeğin güzel kokulu olmasına önem veriyorlar. En sık rastlayabileceğiniz iki yemek türü var.

Kaposzta

Bir tür lahana yemeği.

Pörköl

Macar tas kebabı olarak biliniyor.

Bunun dışında: çorbalar önemli bir yer tutuyor. Özellikle: bol malzemeli ve zengin çorbalar öne çıkıyor. Belki de, soğuk kış günlerinin bir sonucu, bu çorba merakları. Yemek diye devamlı çorba sunuluyor. Her çeşit çorbayı deneme şansınız var. Gelen çorbaya bakıyorsunuz ki, domates çorbasına benziyor, seviniyorsunuz, ancak: soğuk olduğunu görüyorsunuz ve tüm hevesiniz gidiyor. Bardağa koyup, meyve suyu niyetine içesiniz geliyor.

Osmanlı mutfağı

Macar mutfağını büyük ölçüde etkilemiş. Özellikle: poğaca ve kahve. Tatlılar büyük porsiyonlar halinde tüketiliyor. Pankekler ve ekmekli tatlılar: değişik krema veya reçellerle birlikte servis ediliyor.

“Goulas” denilen bir yemek türü daha var. Bundan sipariş verirseniz: porsiyon çok büyük geliyor ve bir türlü bitiremiyorsunuz.

Raday caddesinde “soul” isimli cafe/restorana mutlaka uğramalısınız.

Evet, yemeklere alışamazsanız, her zaman olduğu gibi: Mcdonalts. Her caddesinde: mutlaka Burgerking veya McDonalt var. Lezzetler klasik ve her yerde aynı, fiyatlara gelince orta standart bir hamburger menüsü 6-7 Euro’dur. Ancak: ketçap, mayonez gibi soslar isterseniz, buna ilave para istiyorlar.

Otellerdeki kahvaltı kültürüne gelince: kaldığınız otelin durumuna göre elbette değişecektir ama benim kaldığım otelde, gayet zengin kahvaltı veriliyordu. Kahvaltıda: portakal ve elma suyu, çay, kahve var. Ayrıca: küçük ekmekler, kaşar türü bir peynir, reçel türleri, poğaça türleri, rafadan pişmiş yumurta, tavada pişirilmiş yumurta, sosis, her türlü salam gibi gıdalar bulunuyor, yani kahvaltı kültürü bayağı iyi, aç kalmıyorsunuz.

NE İÇİLİR

Öncelikle şundan söz etmek istiyorum. Budapeşte’de, içme suyu problemi var. Şehrin yerlileri: gazlı su içiyorlar. Ama bu su: tatsız-tuzsuz bir şey. Marketlerden su alacağınız zaman: mutlaka pembe kapaklı olanı seçmelisiniz, onlar nispeten içilebilir lezzette. Ama şunu da belirtmek isterim ki, şehri bilip tanıyanlar, yani şehrin yerlileri, çeşmeden akan  suyu rahatlıkla içtiklerini söylüyorlar, tercih sizin.

Şehirde: içkiler oldukça kaliteli. Özellikle: barackpalinka. Bu bir brendi, kayısıdan yapılıyor. Aslında: hangi meyvenin Palinka’sını içecekseniz, önce o meyvenin kurutulmuşunu ağzınıza atıyorsunuz, sonra da kocaman olan palinka shotu dikmeniz gerekiyor. Oldukça acı, ama içip kendinizi sokağa atınca asla üşümüyorsunuz. Eğer Estergon tarafına gideceksiniz, Palinka denen bu içkinin her çeşidini, orada gayet uygun fiyatla bulup satın alabilirsiniz. (14-15 Euro civarında)

Bunun yanında: şaraplar da oldukça iyi ve ucuz. Tokaj isimli şarap: güzel, deneyebilirsiniz. Mutlaka öneriyorum. Hatta: birçok turist, bu marka şarabı satın alarak, hediyelik olarak yanlarında götürüyorlar. Yine Estergon tarafına gitmeyi düşünenler, bu Tokaj şaraplarını oradan bulup uygun fiyatla satın alabilirler. Oradaki satış fiyatı: 6-7 Euro civarındadır.

Bira derseniz: Dreher ve obanyai denen iki marka önerebilirim. Bunlar: geleneksel Macar biraları arasından ,en iyileridir. Bira severler burada gayet uygun fiyatla birçok çeşit bira bulabilirler, en iyi bira fiyatı yaklaşık 0.80-0.90 cent civarındadır.

Macaristan Budapeşte

EĞLENCE

Şehirde, gece hayatı pek hareketli ve canlı değil. Yalnızca: birkaç bar ve eğlence merkezi var. Açık hava mekanları: saat 22.00 gibi kapanıyor. Bunun dışında: kapalı mekanlar, saatlerce açık.

Yani: sabaha kadar eğlence imkanı bulunan yerler de var. Tabii burada canlı müzik denilince: akla hemen Çigan müziği geliyor. Tüm bunların yanında: Budapeşte şehrinde, eğlencenin değişik bir stili bulunan barlar da var. Bunlar: striptiz barlar.

İNSANLAR

Budapeşte: Avrupa’da intihar konusunda, açık ara birinci olan bir şehir. Çalışmaktan zevk almayan, her daim asık suratla dolaşan insanlar göreceksiniz. Bir şehir bu kadar çok güzel olup ta, insanları niye bu kadar mutsuz olurlar, anlamak mümkün değildir. Bunun yanında: şehir halkı;  hırsızlığa ve turist kazıklamaya aşırı meyilli. Her hatayı yüzünüze vurmaktan aşırı zevk alırlar.

Ama, çevreyi düzeltmeyi amaç edinirken, kendilerine çeki düzen vermeyi akıllarına getirmezler. Yabancı sevmezler ve kendilerinden olmayanla iletişim kurmazlar. Trafikte, en fazla kornayı yabancılara ait olduğu belli olan arabalara çalarlar. Ama; bir Macar hata yaptığında, asla tepki vermezler. Özellikle: yaşlılar, komünizm dönemlerinden kalma soğukluklarını hala üzerlerinden atamamışlardır. Bu arada: şehirle ilgili bir anıyı anlatmak istiyorum.

Böyle bir hataya düşmemeniz açısından: şehirde; eğer yalnız veya bir-iki erkek olarak gitti iseniz, “Vörösmarty” veya diğer bir meydanda: bir süre aylak aylak dolaştığınızda, iki genç, bazen de orta yaşlı kadın, yol sorma bahanesiyle yanınıza gelir. Kurnazca tekniklerle: sizi, soyup-soğana çevirecekleri bir bara çekmeye çalışırlar. Bunlar öyle çoktur ki; bir tanesinden kurtulursanız, hemen yanınızda diğer bir gurup biter.

Bunlar: sizi, kendileri ile daha önce anlaşmış olan bir bara davet ettirirler ve o bar çıkışında: size çok yüklü bir hesap ödemek kalır. Bunlardan kurtulmak için: gidilecek bara gelindiğinde, para çekme bahanesiyle kaybolabilirsiniz. Ayrıca: göstermelik samimiyet bağı kurulduktan sonra, kızlara ne kadar açık fikirli olduğunuzu söyleyerek, abartılı cinsel içerikli bir sohbete girmek suretiyle, onları yanınızdan uzaklaştırabilirsiniz.

Veya, en kolay yol, onları anlamıyor rolüne bürünmektir. Aman dikkat, buraya has bir söz var: “Saatte Nacar, Bayanda Macar” Malum: “Nacar” marka saatler,  dünyanın en iyi saatleri olarak öne çıkıyor. Son olarak: bu ülkede yaşayan insanlar, cinsellik ve çıplaklık konusunda rahatlar. Yazın, kızlar fazlaca bir şey giymeden sokaklarda dolaşırlar. Özellikle, Tuna nehri üzerindeki adada, üstsüz güneşleniyorlar.

Macaristan Budapeşte Alışveriş Merkezleri

ALIŞVERİŞ VE ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ

Budapeşte’de alışveriş merkezi: “Vaci utca” olarak biliniyor. Burası ve çevresindeki birçok cadde ve sokak: turistlerin uğrak yerlerinin başında geliyor.

Macaristan Budapeşte Vaci Utca

Vaci Utca

Budapeşte’nin alışveriş sokağıdır. İstanbul’daki İstiklal Caddesine benzer bir yer. Modanın tüm nimetlerini gözler önüne seren bir caddedir. Bu caddede bulunan alışveriş merkezlerinin bol olması, alışveriş tutkunlarının buraya hücum etmesine neden olur. Özellikle, burada bulunan “Duna Plaza”:koni biçimindeki dış görüntüsü ile, bir alışveriş cennetini andırıyor.

Ancak: şunu unutmayın, eğer Estergon kalesi yani Szentendre denen yere geziye gitmeyi düşünüyorsanız, alışveriş için buraları tercih etmeyin, Szentendre gerçekten çok ucuz bir yer, kesinlikle oradan alışverişinizi yapın derim. Bu caddede: yemek yiyebilir, döviz bozdurabilir ve keyifli yürüyüşler yapabilirsiniz.

Macaristan Budapeşte Duna Plaza

Duna Plaza

“Vaci üt” bölgesindedir. Pazartesi-Cuma günleri: saat: 09.00-21.00 arasında açık. Cumartesi-Pazar günleri ise: 10.00-19.00 arasında açık kalıyor. Merkeze uzak olması kötü. Ancak: buraya mavi metro ağları ile ulaşmanız mümkün. Burada: merkezin içinde; sinema ve bowling salonları bulunuyor.

Corvin AruHaz

“Blaha Lujza ter” bölgesindedir. Kumaş ve iç giyim malzemeleri satılan mağazalar var. Burada: daha çok nakit ödeme yapılması isteniyor. Kredi kartı kullanılması durumunda: bayağı bekletiyorlar. Bunu göze alarak: bu alışveriş merkezine gidebilirsiniz, yani fazla zamanınız yoksa, gitmeyin.

Flavius Center

Kıyafet ve ayakkabıların satıldığı bir yer. Fazla pahalı değil, bu durum bir avantaj. “Rakoczi üt” bölgesinde bulunuyor.

Great Hall

Ucuz alışveriş için seçilebilecek bir yer.

Lurrd Haz

Daha çok: krom ve cam eşyalar satılıyor. İçinde: bir de sinema ve butik var.

Macaristan’a özgü: bez, örtü, porselen: buda bölümündeki kale de daha ucuz.

NE SATIN ALINIR

Şehirde: bayanlar için, incik-boncuk sektörü fazlasıyla etkileyici. El yapımı takılar ve dokumalar satın alabilirsiniz. Ayrıca: bu şehre has, en güzel hediyelik: Macar Şarabı. Bunun yanında: genellikle kayısılı olan, Macar geleneksel içkisi: palinka da alınabilir. Süpermarketlerden birine gidip: Turo Rudi çikolatası da alabilirsiniz. Veya birer tane magnet olabilir.

Macaristan Budapeşte Buda bölümü

20160807_170234
Macaristan Budapeşte Buda bölümü

Budapeşte şehrinin “Buda” olarak bilinen bölümü, Tuna nehrinin bir kıyısında ve şehrin tarihi özellikleri ve güzellikleri öne çıkan bölümüdür.

Burası, Peşte bölümünden ayrı olarak tamamen tarihin öne çıktığı bir yerdir. Tarihi yerleri sevenler, burada bol miktarda tarihi güzellik bulacaklardır.

ZİNCİRLİ KÖPRÜ-LANC HİD

Orijinal ismi “İsnat Lansit” dir. Burası, çok büyük bir Macar olarak kabul edilen Macar Bilimler Akademisi Başkanı olan Kont İsvan Seçeni tarafından yaptırılmıştır. İsvan Seçeni babasını bir kış döneminde babasını kaybeder, ancak Tuna nehri buz tutmuştur ve karşıya geçemez.

Bunun üzerine “buraya bir köprü yaptırmamız lazım” diyerek çalışmaları başlatır. Önce maddi anlamda çalışmalar tamamlanır ve arkasından İngiltere’den demir malzemeler satın alınır.

İskoç inşaat mühendisiyle anlaşılır ve 1842 yılında bu köprünün yapımına başlanır. Yapılış 7 yıl sürer ve köprü 1849 yılında tamamlanır. Ancak 1945 yılında, Naziler, müttefik kuvvetlerin kullanımını önlemek için köprüyü havaya uçururlar.

Tam 100 sene sonra, 1949 yılında, köprü tekrar ayağa kaldırılır. Şehrin ilk köprüsü ismini, birer gerdanlığı andıran asma zincirlerden almaktadır.

Uzunluğu 380 metre, genişliği 16 metredir. Her iki ayak başında da aslan heykelleri vardır. Söylentiye göre: köprüyü yapan mimar, eğer köprü bittiğinde hata olursa, kendini öldüreceğini söyler ve köprüyü hatasız yapar.

Halk, köprüde hiçbir statik ve mimari hata bulamaz. Ama, bir çocuk hata bulur.

Aslan heykellerini yapan heykeltıraş, aslanların dillerini yapmayı unutmuştur. Çocuk, aslanların dillerini yutup yutmadıklarını sorar. Bunun üzerine, aslanların dillerinin olmadığı anlaşılır ve köprüyü yapan mimar, Tuna nehrine atlayarak intihar eder ve ölür. Köprü üzerinde, her zaman, hediyelik eşya satıcılarını görebilirsiniz.

20160807_164253
Macaristan Budapeşte Buda bölümü

Şehrin bu bölümünde, en büyük özellik taşıyan yer “kale” bölümüdür. Zincirli köprüden geçerek ulaşacağınız bölümde, “coğ-wheel tran” isimli feniküler kullanarak kaleye çıkabilirsiniz. Tabii yorulmayı göze alanlar için, hemen fenikülerin yanında yaya yolu da var.

Macaristan Budapeşte Buda bölümü Kale Tepesi
20160807_163541
Macaristan Budapeşte Buda bölümü Kale Tepesi
20160807_163459
Macaristan Budapeşte Buda bölümü Kale Tepesi

KALE TEPESİ

13.yüzyılda, Buda şehri, burada gelişmeye başlamış. Moğol saldırılarından sonra, 1255 yılında, Kral Bela, kalesini buraya kurarak, Buda’yı başkent yapmış. (Daha önceki başkent, Moğol saldırıları sonucu yıkılan Estergon) Osmanlı saldırıları sonucu kale yıkılmış, ancak daha sonra yeniden yapılmış. Surlar, orijinaline uygun olarak yeniden inşa edilmiş.

Macaristan Budapeşte Buda bölümü

Burası

UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası Listesine konularak, koruma altına alınmış. Zamanında, kaleyi kuşatan Türkler, hiçbir direnişle karşılaşmadan kaleyi ele geçirmişlerdir. Ancak: Türklerin, buradaki sarayı harabeye çevirdiğini söylüyorlar.

Daha sonra: Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun sarayı olacağı zaman, saray yeniden inşa edilmiş. Sonra, II. Dünya Savaşında tekrar hasar görmüş. Şu an göreceğiniz saray: geçmişi size hatırlatacak seviyede değildir.

Kale yakınlarında bulunan “Terör Müzesini” gezdiğinizde, bu sarayın eski halini ve geçirdiği evreleri anlamak mümkündür.

Bu gezintiyi akşam saatlerine bırakırsanız: Tuna nehrinin gün batımında ne kadar güzelleştiğini görebilirsiniz. Zaten, Budapeşte şehri dünyanın en iyi ışıklandırılan 3’ncü şehri olarak seçilmiştir.

Kalenin ortasında, hemen kilisenin yanında bulunan avluda bir kuyu göreceksiniz. Bu kuyu, söylenenlere göre “zina” yapanların canlı canlı atıldıkları bir kuyu imiş.

Bu arada, unutmadan, Kale tepesinde, Lovas sokağında, Son Buda valisi Abdurrahman Avni Arnavut Paşa’ya ait bir mezar taşı var. Son vali Paşa; şehri kuşatan Avusturya ordusuna karşı, 2.5 ay direnmiş.

Ancak, Avusturyalılar, 1666 yılında, Budin şehrine girerek, 145 yıllık Türk hakimiyetine son verirler. Paşa, çarpışmalar sırasında şehit düşer.

Ancak, Macarlar Paşayı unutmazlar ve şehit düştüğü yere, çok daha sonraları dikilen bir anıt üzerine, son derece centilmence bir yazı yazarlar.

145 yıllık Türk egemenliğinin son Buda valisi Abdurrahman Arnavut Paşa, bu yerin yakınında 1686 Eylül ayının 2.günü, yaşamının 70 yılında, maktul düştü, kahraman düşmandı, rahat uyusun.” Bir tepede: yolun ortasında, minik bir anıt, daha doğrusu üzeri yazılı bir taş görülüyor.

20160807_163821
Macaristan Budapeşte Buda bölümü SZENT MATTHİAS KİLİSESİ
20160807_164652
Macaristan Budapeşte Buda bölümü SZENT MATTHİAS KİLİSESİ

 

20160807_164253
Macaristan Budapeşte Buda bölümü SZENT MATTHİAS KİLİSESİ
20160807_165130
Macaristan Budapeşte Buda bölümü SZENT MATTHİAS KİLİSESİ

 

SZENT MATTHİAS KİLİSESİ

1015 yılında yapılmış. Meryem Ana adına inşa edilmiş. Çatısı: renkli Macar çinileriyle kaplı. Ülkenin ikinci büyük kilisesidir. Burası var olan bir kiliseye Kral Matthias tarafından ilave edilerek yaptırıldığı için ve Matthias’ın evlilik töreni burada yapıldığı için onun adı ile anılmaktadır.

Kanuni Sultan Süleyman, şehri ele geçirdiğinde: burası yaklaşık 150 yıl boyunca cami olarak kullanılmış ve kendisi, ilk cuma namazını, burada kılmıştır. Günümüzdeki kulelerden biri, o dönemde cami minaresi olarak kullanılmıştır.

150 yıl boyunca cami olarak kullanılan yapı, daha sonra kiliseye çevrilmesine rağmen: kıbleyi gösteren Osmanlı Mihrabı yerinde bırakılmış. Vaiz kürsüsü, Fresk ve Gotik şapel, ayrıca görülmeye değer diğer unsurlardır.

Takip eden tarihi süreçte: 1896 yılında: büyük bir restorasyon yapılmış ve bugünkü görünümünü o zaman almıştır. Yani, 19’ncu yüzyıl sonlarında, Milenyum döneminde yeni Gotik mimari tarzı ile ortaya çıkmıştır.

Kilisenin dış cephesindeki muhteşem mozaikler mutlaka ilginizi çekecektir, bu mozaiklerde İncil’den alıntı birçok olay tasvir edilmiştir. Kilisenin içine girmedim. Günümüzde: kilisenin önündeki meydan: turistlerin uğrak yerlerinden biridir ve her zaman kalabalıktır.

Zaten, turla gelenler, doğruca buraya getiriliyorlar. Biraz ileride, Tuna nehrinin ve şehrin muhteşem manzarasını görmek mümkündür. Macarlar; burada turistlere sanatlarını sergiliyorlar, özellikle: keman çalanları görebilirsiniz.

Zaten: keman, Çigan müziğinin etkileşimi sonucu, Macaristan’ın çoğu yerinde, etkin olarak çalınıyor. Kilisenin önünden: aşağıya doğru yürüyoruz. Bu yol sizi, doğruca bir saraya götürüyor. Kilisenin yanındaki düz bina Hilton Otelidir.

Dünyanın en pahalı “Hilton” u, hemen bu tarihi kilise ve burcun yanında, tüm modernliği ile sırıtıyor. Macarlar bundan hoşlanmıyorlar ve buraya “kalenin çıbanı” diyorlarmış. Hani: en başta söylemiştim ya, eski ve yeni yan yana. Nasıl becermişler, buna nasıl izin verilmiş bilmiyorum, muhteşem bir tarihi eser, hemen yanı başında, muhteşem bir modern yapı, ama elbette sırıtıyor.

20160807_164622-1
Macaristan Budapeşte Buda bölümü Sandor Sarayı
20160807_164338-1
Macaristan Budapeşte Buda bölümü Sandor Sarayı
20160807_163137-1
Macaristan Budapeşte Buda bölümü Sandor Sarayı

KRALİYET SARAYI-SANDOR SARAYI

Kalenin alt bölümünde kurulmuştur. Kraliyet Sarayı deniliyor ama burada kraliyet ailesi yaşamamıştır. Osmanlı şehri terk ettikten sonraki gelişme sürecinde 1700’lü yılların ortalarında, Maria Teressa’nın başlattığı bir çalışma, sonrasında 19’ncu yüzyıl sonlarında özellikle Milenyum dönemini içine alan süreçte, Kayzer Joseph’in tamamlattığı bir yerdir.

O yüzden, kraliyet sarayı unvanını almıştır. Burası: ülkenin ulusal sembollerinden biri. Çünkü: yapıldığı 13.yüzyıldan bugüne kadar, birçok savaşlara ve işgallere şahitlik etmiş. 3 kez tahrip edilmiş ve o dönemlerin mimari usullerine göre, yeniden yapılmış.

Günümüzdeki Neo-klasik yapısına: II. Dünya Savaşından sonra kavuşmuş. Peşte bölümündeki Parlamento Sarayı gibi, Buda bölümünde de, Kraliyet Sarayı, bölgelerin simgesi olmuş durumdalar. Günümüzde müze olarak kullanılıyor. İçinde ulusal galeri, ulusal kütüphane ve müze bölümleri vardır.

Hemen arkasında, muhteşem bir müze var. Kraliyet Sarayı içinde: Macar Ulusal Galerisi var. Bu bölgede: bunlar dışında: Macar Milli Galerisi (Nemzeti Galeria: giriş ücreti, 300 Macar Florinti) ve Milli Szechenyi Kütüphanesi de bulunuyor. Burada: tarihi değerlere sahip, Macar sanatı örnekleri sergileniyor.

Ortaçağdan kalan dini motifler, ahşap ikonlar, Altar panoları ve çeşitli dönemlere ait yağlı boya tablolar var. Evet, gerçekten çok zengin bir koleksiyon var.

Bu koleksiyonun yelpazesi ise, çok geniştir. Kraliyet Sarayı bahçesinden: Tuna nehrinin görüntüsü muhteşem. Evet, burayı da gezdikten sonra, kiliseye doğru geri yürümeye devam ediyoruz.

Macaristan Budapeşte Buda bölümü Fısherman’s Bastion

FISHERMAN’S BASTİON. (BALIKÇILAR BURCU)

Burada: 7 tane kule/burç var. Bu burçlar, buraya gelen 7 Macar boyunu temsil ediyor. Yapının başlangıç tarihi: 1895 yılı olmasına rağmen, bitirilişi 1902 yılı civarıdır. Yani “Milenyum” düzenlemeleri sırasında yapılmıştır. Burçlar: oldukça estetik ve akşam güneşi, üstlerine vurduğu zaman, oldukça fotojenik oluyorlar.

Ortaçağdan kalma bir balık pazarı olarak yapıldığı için, bu ismi almış. Burç: Tuna nehri ve Peşte bölümüne: tepeden bakıyor. Merdivenleri ve terasları ile, etkileyici bir manzarası var. Kilise ile arasında: Hıristiyanlığın Macaristan’ın resmi dini olarak benimsenmesini sağlayan Aziz İstvanın, at üzerinde bir heykeli var. Kilisenin biraz daha batısında: 18.yüzyılda veba salgınından kurtulmanın anısına bir heykel dikilmiş.

Burcun bulunduğu meydanın arkasında ünlü bir kafe var.

MİRO KAFE

Burası: Ressam Miro’nun yeri gibi bir yer. Dekorasyonu ilginç. Sandalyeleri: eğri-büğrü ve demirden yapılmış. Turuncu, lacivert duvarları ve hoş atmosferi ilginizi çekebilir. Burada: dinlenme molası vermenizi öneriyorum. Akşamları: canlı müzik eşliğinde yemek servisi de yapılıyor.

Özellikle: Macarların ünlü çorbası olan: gulyaş tadabilirsiniz. Gulyaş: yemek bölümünde açıkladığım gibi: ülkemizde yapılan tas kebaba benziyor. Bunun daha sulu hali. İçinde bulunan ana malzemeler ise: patates ve sığır eti. Bu çorba: küçük bir bakraç içinde servis ediliyor. Suyu: kıvamlı ve baharatlı, kırmızı.

Buda kalesine çok yakın bir yerde: bir müze var.

TÖRTENETİ MUSEUM (BUDAPEŞTE TARİH MÜZESİ)

Budapeşte’de bulunan arkeolojik nesneler sergileniyor. Budapeşte’nin Roma döneminden, Ortaçağ’a, Ortaçağ’dan günümüze uzanan yolculuğuna ilişkin, her türlü nesne sergileniyor.

Macaristan Budapeşte Buda bölümü Buda Yakasının diğer Bölümü

BUDA YAKASININ DİĞER BÖLÜMÜ

Buda yakasının, diğer bir önemli bölümü: Geller Tepesi. Buraya: hem yürüyerek, hem de araba ile çıkabilirsiniz. İsmini: zamanın başpiskoposu Gellert’den almış.

GELLERT TEPESİ

Burası, şehrin diğer bir yüksek noktası. Bu tepede: 14 metre yükseklikte, barışı simgeleyen ve elinde defne dalı tutan bir kadın heykeli var. Bu heykelin adı: Özgürlük Anıtı. Bu anıt: 1945 yılında, Rus ordusu tarafından, Budapeşte şehrinin kurtarılışı anısına dikilmiş. Tuna boyunca, hemen her yerden görülüyor. İhtişamlı ve devasa bir anıt.

Macaristan Budapeşte Buda bölümü Gallert Tepesi

Tepenin eteklerinde, Gellert’in bir anıtı var. Anıtın kaidesinden aşağıya kat kat yapılmış şelale de huzur dolu bir etki yaratıyor. Bu tepede: ünlü Kazanova’nın evi de bulunuyor, zaman bulursanız bu evi de görün. Buradan yani tepeden şehri seyredip, aşağı inince, bu bölgedeki son görülecek yer olan: Gülbaba Türbesi var.

GELLERT TEPESİNİN HİKAYESİ

Bu tepede: Bishop Gellert’in bir heykeli bulunuyor. Gellert: Macarların Hıristiyanlığa geçmesinde önemli rol oynamış bir isim. Başlangıçta pagan olan Macarlar, kendilerine sorulmadan Hıristiyanlığı zorla kabul etmek zorunda kalmışlar.

1000 yılında, Macar kralı St. Stephen: bir misyoner olan St. Gellert’i; Macaristan’a davet eder. Gellert: krala, Macarların Hıristiyanlığı kabul ettiğine dair bir kağıt imzalatır ve Macarlar istemeden, Hıristiyanlığı seçmiş olurlar.

Ama, bu duruma kızan Paganistler: St. Gellert’i bir fıçının içine koyarak, bu tepeden aşağıya yuvarlarlar ve o günden sonra, bu tepenin adı: Gellert tepesi olarak anılmaya başlanır.

RUDAS KAPLICASI

Gellert tepesinde. Bu kaplıca: Sokullu Mehmet Paşa tarafından yaptırılmış. Yalnızca, belli gün ve saatlerde, erkek ve bayanlar, aynı anda kaplıcayı kullanabiliyorlar. O yüzden, buraya gitmeden önce açık olup olmadığını öğrenmenizde yarar var.

GELLERT OTELİ

Görsellik açısından, muhteşem bir otel. Daha önce söylediğim gibi: Macarlar, bu şehirde, eski yapılar ile yeni ve son derece lüks, modern yapıları, aynı bölgede tasarlayarak, eski ve yeni arasında muhteşem bir görsellik yaratmışlar.

Hoş bu durum, bazılarınca garipseniyor. Ama: sonuçta, bu onların tercihi. Evet, bu lüks ve muhteşem görüntülü otelin, kaplıcası da var.

Gellert tepesine çıkarken veya inişte: bir mağara var. Bu mağaranın içine oyularak yapılmış bir kilise var. Bunu da gezebilirsiniz. Burası halen faaliyetle olan bir kilise.

Gellert Tepesinden, Tuna nehrinin kıyısına inerken, karşınıza: Edıms Meydanı ve sıfır taşı çıkıyor. Bu nokta: şehirden, bütün mesafelerin hesaplandığı bir başlangıç noktası. Hatta, şehir ile İstanbul arasındaki uzaklığın: 1335 km. olduğu sıfır şeklindeki bu büyük taşa yazılı. Sıfır taşının hemen karşısında: zincirli, diğer adı ile aslanlı köprü bulunuyor.

Macaristan Budapeşte Buda bölümü Gülbaba Türbesi

GÜLBABA TÜRBESİ

Tuna nehrinin sağ tarafında yükselen tepenin doğuya bakan yamacında bulunuyor. Türbenin bulunduğu semt; şehrin en pahalı semtlerinden birisidir. Osmanlıların Macaristan’ı ele geçirmesi sırasında: Gülbaba, Buda şehrinin kuşatmasına katılmış. Söylenenlere göre: Buda şehrine, gülü ilk tanıtan, gül baba olmuş.

Kendisini, Türkler kadar Macarlar da sevmişler. 1548 yılında öldüğünde: cenaze namazına, Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte, 200 bin kişi katılmıştır. Aslen Ispartalı olan Gül baba; başında taşıdığı güllerden dolayı, bu adla anılmış.

Ancak, aksi bir görüş daha vardır. Yine güvenilir kaynaklardan edindiğim bilgilere göre: Gül baba olarak tanınan bu kişi: İstanbul, Taksim’de şu anda Galatarasay Lisesinin bulunduğu yerde yaşayan ve aynı yerde muhteşem gül bahçelerinin olmasıyla tanınan bir kişidir, bu kişi güllere karşı meraklıdır ve Buda şehrine geldiğinde, burada da gül kültürünü geliştirmiştir. Evet, hangisi doğru, yorum yapmıyorum.

Türbe: Avrupa’da, Türkiye Cumhuriyetinin restore etmesine izin verilmiş, ilk Türk mimari eseri olma özelliğini taşıyor. İçinde: yeşil sandukası var. Ayrıca: bahçesinde, gül babanın bir heykeli bulunuyor.

Başındaki güllere dikkat edin. Kendisi için burada yapılan türbe: günümüzde Macarlar tarafından, o günlerdeki sevgi ve saygının anısına: titizlikle ve saygıyla korunuyor. Mayıs-Ekim ayları arasında, burayı ziyaret etmeniz mümkündür.

Ancak, şehre tur ile gittiyseniz, büyük olasılıkla tur sizi buraya götürmeyecektir. Bence görmelisiniz.

ŞEHRİN BUDA BÖLÜMÜNDE ALIŞVERİŞ

Buda yakasında alışveriş düşünürseniz, burada önerebileceğim yer: Moskova Meydanındaki: Mamut isimli alışveriş merkezidir. Bu merkez: aynı zamanda uygun fiyatları ile tercih edilmelidir.

Ayrıca, yine bu alışveriş merkezinin hemen altında çok büyük bir süpermarket var, bütün ihtiyaçlarınızı en uygun fiyatla, buradan karşılayabilirsiniz.

Moskova Meydanı: gerek metro hattı, gerek otobüsler ve gerekse alışveriş merkezleri ve fast food yemek yerleri ve restoranları ile çok canlı bir yer, akşam geç saatlere kadar açık kalan bakkal türü küçük satıcılar var.

Macaristan Budapeşte şehrinin Peşte bölümü gezi yazısı için Budapeşte Peşte bölümü

Çin Sichuan eyaleti Leshan

Çin Sichuan eyaleti Leshan

Burada: Buda felsefesinin dört büyük dağından biri olan “Emei dağı” ve nehir kıyısındaki “Büyük Buda Heykeli” görülebilmektedir. Şehir nüfusu: yaklaşık 3.500.000 kişidir.

Elbette, şehirde, yerel tatlardan  tatmak isteyenler olabilir. Onlar için, burada: sıcak ve baharatlı çorba, bir tür tavuk yemeği olan “Bobo” önerebilirim. Son olarak meraklıları için, balık var. Alışveriş denilirse, burada: Hongqi ve Sanba isimli alışveriş merkezleri önerebilirim. Buralardan, Dev Buda heykeli bibloları, çay satın alabilirsiniz. Ayrıca, bambu dokuma satın alabilirsiniz.

Çin Sichuan eyaleti Leshan

Evet, şehirde: 3 ırmak birleşiyor ve sisler arasında, uzaktan Emei dağı görüntüsü, muhteşem bir manzara yaratıyor. Ancak, buraya gidiş zamanınızı iyi ayarlamanız gerekiyor. Çünkü: şehir bol yağış alıyor. Özellikle muson yağmurları yağdığında, şemsiye, yağmurluk kafi gelmiyor. Sanki üstünüze kova ile su döker gibi bir yağmur ve tamamen ıslanıyorsunuz. Bu yüzde, gidiş tarihini iyi belirlemek şart. Burayı  ziyaret etmek isterseniz en uygun mevsim ilkbahar ve yaz dönemleridir. Ama, yaz  döneminde de, özellikle Emei dağında, güneş çarpmasını önlemek için tedbir almanız şart.

Çin Sichuan eyaleti Leshan

BÜYÜK BUDA HEYKELİ (DAFO)

Bunu görmek için, tekneyle nehri geçmeniz gerekiyor. 1996 yılında, UNESCO tarafından, dünyanın en büyük taş oyma Buda heykeli olarak tescil edilmiştir. Heykel: Linyun dağının; Min ve Dadu nehirlerine bakan batı yamacında, dağın uçurum yüzüne oyulmuştur. Büyük bir dini öneme sahiptir. Buraya giriş ücreti: 90 yuan. İlaveten tekne turu isterseniz, vermeniz gereken ücret: 70 yuan.

Çin Sichuan eyaleti Leshan

Gerçekten, muhteşem büyük heykeli gördüğünüzde, çok şaşıracağınız kesin. Çünkü: dünyanın en büyük Buda heykeli karşınıza çıkıyor.

Çin Sichuan eyaleti Leshan

Yüksekliği: 71 metredir. Ayağının uzunluğu: 8.5 metredir. Üzerine: 100 insan oturabilir. Genişliği: 24 metredir. Kafasının uzunluğu: 14,7 metredir. Genişliği ise, 10 metredir. Her kaş uzunluğu: 18 metredir. Afganistan’da bulunan “Duran Buda” heykeline göre, 17 metre daha uzundur. Bu ölçüleriyle, buradaki heykel,  dünyanın en yüksek ve en büyük Buda heykelidir. Hatta: “Dağ bir Buda, Buda bir Dağ” denilmektedir. Heykel: elleri dizlerinin üstünde, oturtulmuş bir Buda şeklindedir.

Heykelin yapımına: 713 yılında Tang hanedanı döneminde başlanmış ve 803 yılında tamamlanmıştır. Yani, yaklaşık 1200 yıllık bir eser karşınızda duruyor.

Çin Sichuan eyaleti Leshan
Heykelin bulunduğu yere geçtiğinizde

Karşınıza önce bir tapınak çıkıyor. Burası:  Koyu Yeşil Tapınak (Wuyousi) dir. Tapınaktan sonra ise, bir patikadan yürüyerek, Büyük Buda heykelinin bulunduğu yere varılıyor. Heykelin gerek baş bölümüne ve gerekse ayaklarının bulunduğu bölüme kadar gitmek mümkün. Buradaki tabelaları  takip ederek ulaşabilirsiniz. Ancak, günün yoğunluğuna göre, kuyrukta bekleyip, tek tek geçmek gerekiyor.

Çin Sichuan eyaleti Leshan

EMEİ DAĞI

Dağın yüksekliği, yaklaşık 3000 metre civarındadır. Çin ülkesindeki yüce  dağların en yücesi olarak tanınmaktadır.

Hoş havası, hoş atmosferi ve etkileyici doğal manzarası ile, Budist kültürünün en iyi bilinen yerlerinden biridir. Yani, kutsal bir Budist cennetidir. Çin ülkesindeki  dört, en ilahi Budizm dağlarından biridir. Budistler arasında büyük ilgi görür.

Dağı ziyaret etmek isteyenler için birkaç ipucu: gündoğumu manzarası izlemek isterseniz, sabah saat: 06.00 da dağda bulunmanız gerekiyor. Maymun sürülerini izlemek isterseniz: Haziran-Eylül ayları arasında, açelya çiçeklerini görmek isterseniz: Mayıs-Haziran arasında ve Kırmızı-altın renkli sonbahar görmek isterseniz: Ekim ayında, Emei dağında bulunmanız gerekmektedir.

Yüzyıllardır, Batının zirvesi olarak bilinen ve kutsanan dağ: aralarında imparatorların da bulunduğu, sayısız hacı adayının mezarını barındırmaktadır. Dağ üzerinde görecekleriniz: etkileyici şelale, tertemiz dere ve çok sayıda Budist tapınaklardır. Dağın etekleriyle zirvesi arasındaki sıcaklık farkı yüksektir, yaklaşık 14  derecedir.

Dağın eteklerinde: Baoguo Tempe tapınağı var. Burası, dağın en büyük tapınağıdır. Dağda yapılacak turun başlangıç noktasıdır. Tapınak: Ming hanedanı döneminde yapılmıştır. Tapınağın yatay tableti: Qing hanedanı imparatoru Kangxi tarafından yazılmıştır. Tapınağın Huizong diye adlandırılan salonu: Budizm, Taoizm ve Konfüçyusluk gibi üç dinin harmanlandığı bir yer olarak önem kazanmaktadır.

Wannian Temple tapınağı

Dağ üzerinde bulunan, sekiz büyük tapınaktan biridir. Jin hanedanı döneminde inşa edilmiştir. Tapınakta, dağ kapısı, Buda Miatreye Salonu, Tuğla salonu, Weie hazina salonu, Büyük kahraman hazine salonu olmak üzere, 5 salon bulunmaktadır. Tapınak, son 400 yıl boyunca, 5 büyük deprem geçirmiştir. Ancak, yine de günümüze kadar ayakta kalmayı başarmıştır.

Bu nedenle, Çin ülkesinde en eski mimarlık tarihi mucizesi olarak görülmektedir. Tapınakta: Maozhen adında bir Budist rahip tarafından dökme olarak yapılan bronz fil heykeli ilgi çekiyor. Bu bronz heykel, üstün döküm işi ve simetrik oranları ile önem kazanıyor. Heykelin yüksekliği: 7.85 metre ve ağırlığı ise, 62 tondur. Böyle büyük bir heykelin, buraya nasıl taşındığı tam bir sır.

Son olarak, burada teleferik var. Dağ gezinizde, turunuzun bitiş noktası olarak burayı düşünün ve buradan sonra teleferikle aşağıya inin. Buraya giriş ücreti: 10 yuandır.

Golden Buda Heykeli

Dağın altın zirve bölümündedir. Bakır döküm heykel, altın kaplamadır. Heykelin boyu: 48 metre ve ağırlığı 660 tondur. 48 metrelik yüksek, Budanın 48 dileğini ifade etmektedir.

Fil İzleme Havuzu

Bu yüksek tepe: deniz seviyesinden 2070 metre yüksekliktedir. Buradan: manzarayı izlediğinizde, puslu-beyaz bulutlar ve eski, uzun boylu ağaçlar göreceksiniz. Özellikle, gökyüzüne baktığınızda, muhteşem bir duygu, belki de ölümsüzlüğü hissedeceksiniz. Özellikle: sonbahar döneminde, gökyüzündeki parlak ay, sınırsız saf ve sessiz görüntüsüyle, insana bu  duyguyu yaşatıyormuş. Evet, buradaki manzara muhteşem.

Vatana Sadakat Tapınağı (Baoguosi) 

Tapınak, 16.yüzyılda yapılmıştır. Burada. Ülkenin ikinci büyük çanı var. İlk büyük çan: Pekin şehrindedir. Buradaki çan: Shengji çanı olarak biliniyor.

Berrak Sular Mabedi (Jinshui)

Dağın zirvesine ulaşmak günlerce sürebilmektedir. Bu yüzden, birçok turist ve ziyaretçi, burada bir gece konaklamakta ve gündoğumu manzarasını izlemektedirler. Buradan, zirveye araçlar ile de ulaşmak mümkündür.

Çin yemek kültürü

Çin seddi

Pekin