Denizli

Denizli

Denizli: Bu güzel kentimize, defalarca gittim. İlçelerinin tümünü gezdim, gördüm. Özellikle: Denizli şehir merkezinin, benim için ifade ettiği anlam: öncelikle Pamukkale, Karahayıt, şehir merkezindeki ve yakınlardaki yemyeşil parklar, yine şehir merkezindeki tekstil ürünlerinin ( özellikle havlu, bornoz, yatak takımları gibi) satıldığı çarşılar, mağazalar ve şehrin tam merkezinde bulunan havuzun üstündeki horoz heykeli.

Denizli

ULAŞIM

İl merkezi: kara, demir ve havayolu ulaşım imkanlarına sahiptir. Manisa ve Aydın üzerinden olmak üzere, iki farklı yoldan: İzmir’e bağlantı mevcuttur. Denizli-İstanbul arası uzaklık: 740 km. Denizli-Eskişehir arası uzaklık: 440 km. Denizli-İzmir arası uzaklık: 240 km. Denizli-Afyonkarahisar arası uzaklık: 264 km. Denizli-Ankara arasındaki uzaklık: 477 km. Denizli-Antalya arasındaki uzaklık: 222 km. Denizli-Muğla arasındaki uzaklık: 145 km.

Denizli Havaalanı, Çardak ilçesinde: ilçe merkezine 5 km. uzaklıktadır.

Denizli

TARİH

Denizli, tarih sahnesinde ilk kez, bugün bulunduğu yerden 6 km. kuzeyde, Eskihisar köyü çevresinde kurulmuştur. Bu antik şehir: MÖ.261-245 yılları arasında hüküm süren, Suriye kralı II. Antiyoküstheos tarafından kurulmuş ve ismi, karısının adına izafeten: Laodıcıa’dır.

Şehir, Türkler tarafından ele geçirilince, bugünkü “Kaleiçi” mevkiine taşınmıştır, çünkü burada su boldur. Selçuklular  döneminde, şehrin ismi, kayıtlarda: Ladik olarak geçer. Diğer bazı yazılarda ise “Tengizli” olarak geçer. Tengiz kelimesi: eski Türkçede “deniz” olarak geçer. Tengüzlü ise, değişerek, günümüze “Denizli” olarak gelmiştir.

Şehirde, tarihi süreç içinde: Hitit, Frig, Lidya, İon, Roma ve Bizans medeniyetleri görülür. Sonraki dönemlerde ise, Selçuklular ve Osmanlılar var. Türkler, ilk kez, 1070 yılında görülürler. Afşin Bey: bütün Anadolu’yu geçerek, Laodikya ve Honaz bölgesini ele geçirir. 1207 yılında, Selçuklu Hükümdarı Gıyasettin Keyhüsrev zamanında, Denizli ve çevresi, Selçuklulara bağlanır. 1306 yılında ise, Denizli’nin Türkleştirilmesi tamamlanır.

Şehir: 1366 yılında, bir deprem sonucu tamamen harap olur.

1391 yılında, Yıldırım Beyazıt, Denizli topraklarını Osmanlı hakimiyeti altına alır.

1702-1880 yılları arasında, bölgede yine büyük depremler görülür ve 12 bin civarında insan ölür. O dönemde, kale civarında bulunan şehir merkezi: depremler sonucu oturulamayacak hale gelir. Bunun üzerine, şehir daha yukarıya, günümüzdeki şehir merkezine doğru çekilir.

15 Mayıs 1919 tarihinde; Yunanlılar İzmir’i işgal edince, Denizli ve yöresinde kurtuluş mücadelesine etkin katılımlar olur. 24 Haziran 1920 tarihinde, Buldan Yunanlılar tarafından işgal edilir. 4 Eylül 1922 tarihinde ise, buradan atılırlar.

Denizli

GENEL

İl topraklarının: yüzde 47 dağlar, yüzde 28 ovalar, yüzde 23 platolar ve yüzde 2 yaylalardan oluşur.

Denizden yüksekliği, rakımı: 428 metredir.

İl merkezi yakınlarında, hemen göze batacak şekilde bir dağ var: Honaz Dağı. Yüksekliği: 2571 metredir. İl merkezinin, 17 km. güneydoğusundadır. Yamaçları dik ve meyillidir. Tüm bunların yanında: Honaz dağı koruma altına alınarak, “Milli Park” ilan edilerek, koruma altına alınmıştır. Yılın büyük bölümünde, tepelerinde yükseklik nedeniyle kar görülebiliyor.

İl, Ege bölgesinde bulunmasına rağmen, Ege bölgesinin iklimi görülmez. Az da olsa iç bölgelerin karasal iklimi hissedilir. Kışlar: ılık ve yağışlı geçmektedir.

Denizli

DENİZLİ CAM

Paşabahçe tarafından, Denizli Cam üretim tesislerinde: el imalatı cam ev eşyaları üretiliyor. Burada üretilen ürünler, dünyada belli bir ün kazanmış durumda. El imalatı şeklinde üretim yapan ve emek-yoğun çalışılan “Denizli Cam” tesislerinde, 5000 yıllık camcılık geleneği sürdürülüyor. Kuruluş: “Denizli” markasıyla; el imalatı cam ev eşyası üretiyor.

1500 derecede çalışan yüksek fırınlarda ergitilen ham maddeden elde edilen sıvı cam: pipo denilen çelik çubuklara alınarak, üfleme yöntemiyle, çeşitli kalıplarda şekillendiriliyor. Bu kalıplar: sabit ve döner üfleme şeklindedir. Tasarım konusunda büyük çalışmalar yapılıyor. Her yıl 300 adet özgün ürün, müşterilerin beğenisine sunuluyor. Günümüz itibarıyla, fabrika: yıllık 10 400 ton üretim kapasitesine ve 20 bin adet ürün çeşidine sahiptir.

Buranın alışveriş mağazasını ziyaret ettiğinizde, mutlaka hoşunuza gidecek ve satın almak isteyeceğiniz ürünler bulacaksınız.

Denizli Horozu

DENİZLİ HOROZU

Uzun ve güzel ötüşleriyle, renk ve vücut yapısıyla tanınıyor. Gözleri: siyah ve sürmelidir. Bacakları: koyu gri veya mor, ibik: balta ibik şeklinde, genel rengi ise: siyah-kirli beyaz karışım halindedir. Canlı ağırlığı: ortalama: 3-3.5 kg. civarındadır. Sesi: tonuna ve netliğine göre sınıflandırılır.

Ses tonuna göre: ince, davudi ve kalın ses olmak üzere, üç tür vardır. Birinci yılda ötüş uzunluğu: 20-25 saniye sürmektedir. Bir Denizli horozu, 58 saniye sürekli öterek, Guiness Dünya Rekorlar kitabına girmiştir.

İyi bir Denizli horuzunda: görünüş canlı, bacaklar ve boyun uzun, göğüs kuvvetli ve geniş, kuyruk geniş, dik ve uzun olmalıdır. Bazı antik yazıt ve figürlerde, horoz resmi görülmektedir. Bu da, Denizli horozunun antik dönemlerden bu yana, bölgede bulunduğunun en büyük kanıtıdır.

Denizli

TEKSTİL SANAYİİ

Denizli’nin önde gelen sanayi sektörü durumundadır. 1950’li yıllarda, Denizli yöresinde, ev ve atölye tipi küçük sanayi şeklinde, ham bez üretimi yapılmaktaymış. Ancak, özel girişimcilik ve  modern sanayi tesislerinin kurulmasıyla, Denizli de ilk tekstil tesisleri ortaya çıkmıştır. Tekstil tesisleri: Çırçır sanayi, iplik sanayi, dokuma sanayi, boya-apre-baskı ve terbiye sanayi olarak gelişmiştir.

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ

Pamukkale Üniversitesi, 1992 yılında kurulmuştur. Günümüzde, burada: 32 bin civarında öğrenci, 1420 akademik personel, 1034 idari personel bulunmaktadır. 17 yıllık eğitim döneminde: 29 bin öğrenci mezun olmuştur.

Üniversite bünyesinde: 3 enstitü, 7 fakülte, 5 dört yıllık yüksek okul, 8 meslek yüksek okulu bulunmaktadır. Bu kurumlarda: tıp, mühendislik, iktisadi ve idari bilimler, fen bilimleri, sosyal bilimler, güzel sanatlar, eğitim bilimleri ve teknik bilimler gibi alanlarda, öğrenciler yetiştirilmektedir.

NE YENİR.NE İÇİLİR

Denizli  denilince, elbette bir sürü yemek akla geliyor ama öncelikle “Denizli Kebabı” sizler için önereceğim başlıca yemek. Konya’daki tandır  kebabına benzer. Etin yenilebileceği en güzel kebap türüdür. Kuyuda değil, odun ateşinde pişer. Etler, fırına kancalarla asılır. Koyun etinin ön kolundan yapılır.

Özellikle: çarşı içinde: Bayram yerinde ki lokantalarda, tandır yemeği sakın ihmal etmeyin. Buraya gittiğinizde, hangi mekan kalabalık ise, onu tercih etmenizde yarar var. (reklam nedeniyle, isim vermek istemiyorum)

Ancak, sadece gündüz bulabilirsiniz. Fiyat biraz yüksektir, buna da hazırlıklı olmak gerek. Öğleden sonra, saat: 14.00-15.00 gibi giderseniz, büyük olasılıkla, usta, size kebap kalmadı diyecektir. Öğle yemeğinde de tıklım-tıklım dolu olduğundan yer bulmakta zorlanırsınız. Yine de değer, mutlaka yemelisiniz.

Elinizle yemek zorundasınız. Çünkü, çatal-bıçak verilmiyor. Yerken: bir parça pide, bir parça et kavranır, tuza banılarak yenilir. Özellikle, etlerin altındaki pidenin tadına doyulmaz. Bu kebap, bünyenize hiçbir ağırlık vermez, yağlı filandır diye korkmayın. Ama rahatsız olabilecek olanlar, yazın sıcaklarında yememelidirler. Yanında kuru soğanı sakın ihmal etmeyin.

NE SATIN ALINIR

İl merkezinde, özellikle Kale içinde, bakırcılık meşhurdur. Burada: birçok sofra takımı, çanaklar, kaşık, kepçe, kevgir, sini, leğen, yemek tencereleri, kazanlar, ibrik gibi mutfak eşyaları imal ediliyor. Daha çok  turistlere yönelik, bakır süs eşyaları da çok görülüyor. İlginizi çekerse, satın alabilirsiniz.

Bunun dışında: Denizli yöresinden alabileceğiniz başlıca hediyelikler: özellikle ve özellikle, havlu ve bornoz. Bunun dışında: ev tekstil ürünleri, masa örtüleri, yatak takımları, sehpa örtüleri, çeyizlikler, giysiler. Özellikle: Denizli yöresinde bolca bulunan tekstil ürünü satan: mağaza ve çarşılardan, hiç düşünmeden, her fiyatta ve her zevke uygun tekstil ürünü satın alabilirsiniz.

BABADAĞLILAR ÇARŞISI

Şehrin tam merkezindedir. Havlu, bornoz ve diğer tekstil ürünlerinin satıldığı bir çarşı. Babadağlı bir gurup iş adamının girişimiyle, 1976 yılında hizmete açılmış. Halen, çarşıda 200 dükkan var. İli ziyaret eden, yerli ve yabancı turistlerin mutlaka uğradıkları bir yer. Burada, yerli üretim, her türlü tekstil ürünü, toptan veya parekende bulmak ve satın almak mümkün.

Burayı gezerken: kumaşlar ve havluların kokularının birbirine karıştığını ve bu şekilde bir çarşı parfümü oluştuğunu göreceksiniz. Burada satılan ürünlerin başında, “okuluk” el havluları geliyor.

Okuluk havlu, aslında, bir mesaj içeren, küçük el havlularına verilen genel bir ad. Düğün, sünnet, hayır yemeği gibi özel gün ve törenler için, bölgede, geleneksel ve yöresel olarak dağıtılan bir tür havlu. Son günlerde, kilo ve düzineler halinde, paketlerle ve uygun fiyatlarla satın alınabiliyor. Tane olarak da alabiliyorsunuz.

GEZİLECEK YERLER

Denizli il merkezinde: daha önce söylediğim gibi: gayet rahatlıkla gezebileceğiniz merkez çarşısı var. Bunun dışında: tekstil atölyelerinin alışveriş mağazalarına gidip, ucuz ve uygun alışverişler yapabilirsiniz. Ana kara yolu üzerinde bulunan çeşitli tekstil fabrikalarının alışveriş mağazalarından alışveriş yapabilirsiniz.

Ayrıca: Denizli de son yıllarda açılan Alışveriş Merkezlerinin sosyal tesislerinden yararlanabilir, buralarda bir şeyler yiyebileceğiniz restoranlardan ve alışveriş mekanlarından yararlanabilirsiniz. Bunun dışında: Çamlık mevkiinde ve diğer yeşilin egemen olduğu parklarda gezinebilirsiniz.

Şehir dışındaki gezintileriniz için ise, şehir merkezine yakın: dünyaca ünlü “Pamukkale”.

Denizli Pamukkale, Karahayıt, Travertenler, Hierapolis Antik Kenti

PAMUKKALE, KARAHAYIT, TRAVERTENLER, HİERAPOLİS ANTİK KENTİ

Pamukkale bölgesi ve bölgedeki diğer yerleri (Karahayıt, Travertenler, Hierapolis antik kenti ve çevresini) gezmek isteyenler için, yine bu sitede “PAMUKKALE” adı altında, uzunca ve ayrıntılı bir yazı bulunmaktadır. Bu yazıdan yararlanabilirsiniz. Türkiye’nin turistik ilk beş resmi içinde, Pamukkale daima kendine yer bulur. Bu dünyaca ünlü turizm merkezimizi, bu yörede bulunmanız halinde, mutlaka ve mutlaka gezmelisiniz.

Pamukkale tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazıma ulaşmak için. 

Denizli Atatürk Evi Etnografya Müzesi

ATATÜRK EVİ ETNOGRAFYA MÜZESİ

Saraylar mahallesindedir. Müzenin bulunduğu binanın, yapılış tarihi hakkında kesin bilgiler yok. Ancak, 19.yüzyıl sonlarında yapıldığı düşünülüyor. Bina: 2 katlıdır. Plan olarak, orta sofalı ve sofaya açılan odalardan oluşmaktadır. Bina: Cumhuriyetin ilk yıllarında parti binası olarak kullanılmış. Ulu önder Atatürk, 4 Şubat 1931 tarihinde, Denizli’ye geldiğinde, burada kalmış. 1 Şubat 1984 tarihinde ise, müze olarak ziyarete açılmış.

Evet, müzenin gezilmesiyle ilgili önerilerim şunlar:

Alt Kat: burada, kadın takıları, işlemeli kadın cepkenleri ve el işlemeleri sergileniyor. Ayrıca: ahşap oyma hat örnekleri de var. En geniş odada ise, tüfekler, kılıçlar, Yatağan palaları, tabancalar, işlemeli kadın giysileri, el işlemeleri sergileniyor. Burada, bir de sancak var. Bu sancak: İzmir’in düşman işgalinden kurtarılmasının ardından, Denizli Bayramyerinde düzenlenen mitingde kullanılmış.

Denizli Atatürk Evi Etnografya Müzesi

Üst Kat: Burada, mankenlerle canlı görüntüler yaratılmaya çalışılmış. Sedirler üzerinde, üstlerinde işlemeli kadın ve erkek giysileri bulunan mankenler oturtulmuş. Oda içinde: dede, nine ve diğer aile bireyleri görülüyor. Bu katta: Atatürk’ün Denizli’yi ziyaretinde kaldığı oda, çalışma odası olarak düzenlenmiş. Atatürk’ün yatak odası olarak kullandığı oda da, bu katta.

Denizli İncilipınar Vali Recep Yazıcıoğlu Kültür Parkı

İNCİLİPINAR VALİ RECEP YAZICIOĞLU KÜLTÜR PARKI 

Ege bölgesinin en büyük parkıdır. Ortada bir gölet var. Türk büyüklerinin anıtları ile süslenmiş bir park. Burada, büyük çınar ağaçları var. Soğuk su kaynakları, havuzlar, çocuk parkları, piknik alanları ve spor alanları bulunuyor. Güzel bir mesire yeri. Özellikle sıcak yaz günlerinde ziyaret edilebilir.

CANKURTARAN

Burası, bir orman içi dinlenme yeri. Vali çeşmesi olarak da biliniyor. Denizli-Acıpayam yolu üzerinde, il merkezine 20 km. uzaklıktadır. Ulaşım sorunsuz, asfalt yol var. Honaz dağı milli park sınırları içindedir. Buranın denizden yüksekliği: 1400 metredir. Yıllık ziyaretçi kapasitesi: günlük, 500 civarındadır. Burada: soğuk sular, kır kahvesi, bungalov, seyir terası, futbol sahası, masa-banklar, çeşmeler ve tuvaletler var.

Denizli Çamlık

ÇAMLIK

İl merkezine 3 km. uzaklıktadır. Çamlık, Denizli ilinin en lüks ve sosyetik semti. Özellikle, Çamlık girişinde, lüks restoranlar bulunuyor. Çamlık: günübirlik gezintiye uygundur. Çamlık orman içi dinlenme yerinde: kır gazinosu, büfe, otopark, çocuk oyun alanları, çeşmeler, tuvaletler, yağmur barınakları, koşu parkuru bulunmaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: 400 metredir. Şehir içinden kısa sürede ulaşılabilen, güzel bir piknik ve mesire yeri. Buranın diğer bir özelliği de, çok iyi ışıklandırılmış olması nedeniyle, gece de piknik yapılabilmesidir. Işıklandırma ve emniyet önlemleri yeterli. Ancak, giriş ücretli. Park içinde, orman yangın söndürme ekibi, sürekli olarak nöbet tutuyor.

GÖLEMEZLİ ŞANLIALP ÇAMUR KAPLICALARI

Merkeze bağlı, Gölemezli kasabasının, Kavakbaşı köyündedir. Pamukkale’ye 4 km. uzaklıktadır. Aslında bu kasabada, dört ayrı kaynak kullanılıyor. Çamur kaplıcaları: özellikle, deri, sedef, mantar, egzama hemoroit, kireçlenme, romatizmal hastalıklara iyi geldiği söyleniyor.

Denizli Laodikya

LAODİKYA

İl merkezinin 6 km. kuzeyindedir. Kent, MÖ.261 yılında, II. Antiokhos tarafından kurulmuştur. Kentin ismi ise, Antiokhos’un eşinin isminden (Laodike) gelmektedir.

Kent: MÖ.1.yüzyılda, Anadolu’nun en önemli yerlerinden biridir. Özellikle, Romalılar kente büyük önem vermişler ve Romalılar zamanında, kentte büyük sanat eserleri yapılmıştır.

İmparator Caracalla zamanında, burada sikke basılmış, halkın da katkılarıyla, şehirde, imar faaliyetlerini girişilmiştir. Tüm bunların yanında, Anadolu’nun 7 ünlü kilisesinden biri, bu şehirde kurulmuştur. Doğal olarak, burada Hıristiyanlığın çok önemli olduğu ortala çıkmaktadır.

Kent, MS.60 yılındaki bir deprem sonucu yıkılarak yok olmuştur.

Denizli Laodikya

Günümüzde, kentte günümüze kadar gelebilmiş, ayaktaki yapılar şunlar:

Denizli Laodikya
Büyük Tiyatro:

Kentin kuzeydoğusundadır. Roma döneminde yapılmıştır. Yaklaşık 20 bin kişiliktir. Cavea ve orkestra bölümleri oldukça sağlam durumdadır.

Küçük  Tiyatro:

Büyük tiyatronun, 300 metre yakınındadır. Roma döneminde inşa edilmiştir. Yaklaşık 15 bin kişilik olduğu düşünülmektedir.

Stadyum ve Gymnasium:

Kentin güneybatısındadır. Her iki yapı da, bir bütün olarak yapılmıştır. Stadyum: MS.79 yılında yapılmıştır. Uzunluğu: 350 metre, genişliği: 60 metredir. Oturma sıralarında: 24 basamak bulunmaktadır. Ancak, büyük bölümü tahrip olmuştur. Gymnasium: MS.2.yüzyılda yapılmıştır. İmparator Hadrianus ve eşi Sabina’ya ithaf edildiğine dair yazıtı bulunmaktadır.

Denizli Laodikya Meclis Binası
Meclis Binası:

Kentin güneybatısındadır. Dikdörtgen planlıdır. Ana girişi, doğu cephededir.

Denizli Laodikya Zeus Tapınağı
Zeus Tapınağı:

Kentin sütunlu caddesinin doğu kesiminde, küçük tiyatronun yanındadır.

Anıtsal Çeşme:

Kentin ana caddesi üzerindedir. Roma  döneminde yapılmıştır. Havuz ve nişleri var. Bizans döneminde onarım görmüştür.

Büyük Kilise:

Sütunlu caddenin güneyindedir. Yalnızca, taşıyıcı bölümlerinden bir kısmı günümüze kadar ulaşmış, ayaktadır. Ana girişi batıdadır.

Denizli Honaz Dağı

HONAZ DAĞI

Afyon-Denizli ile Afyon-İzmir kara yolu üzerinde bulunan Milli Park: Ege Bölgesinin en yüksek dağı olan, 2528 metre yüksekliğindeki Honaz Dağı bünyesinde kurulmuştur.

Düşey yönlerdeki faylanmalar sonucu, dağ, oldukça dik bir görünüm kazanmıştır. Dağ üzerinde, yoğun bitki örtüsü görülür. Yaban hayatı açısından da, oldukça zengindir. Özellikle: dağ keçisi yoğun olarak bulunmaktadır. Ayrıca: yaban domuzu, tavşan,  tilki, porsuk, sansar gibi hayvanlar görülmektedir.

Bayburt Baksı Müzesi

Bayburt Baksı Müzesi

 

Bayburt-Baksı Müzesi: 2014 yılı için: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından “EMYA” Yılın Müzesi ödülüne layık görülüyor.

Yani: Avrupa’nın en prestijli müzesi. İnanın muhteşem bir ödül. Bu ödül, alt komisyon tarafından seçilen adaylar arasından, Baksı Müzesine verilmiş ve yarışmanın sembolü olan “Joan Miro” tarafından yapılan bronz heykel, 1 yıl boyunca bu müzede sergilenecek, gittiğinizde mutlaka görmelisiniz.

Ama: burası bir Topkapı veya Anadolu Medeniyetleri Müzesi gibi arkeolojinin ağırlıklı olduğu bir müze değil, burada görebilecekleriniz yörenin kültürel özelliklerini ortaya koyan el sanatı ağırlıklı objelerdir.

Ayrıca: yine buraya özel bir uygulama sonucu oluşturulan objeler sergileniyor. Şöyle ki, geniş bir yelpazeden bir gurup sanatçı, buraya davet ediliyorlar ve bir süre burada konaklıyorlar ve bu sırada yaptıkları eserler, bir sonraki yıl müzenin koleksiyonu olarak sergileniyor.

Müze: Bayburt şehrimizde: şehir merkezinin 45 km. dışında: Çayırlar Mevkiinde Bayraktar köyünde bulunuyor. Çoruh vadisine bakan bir tepe üzerinde bulunuyor ve ilginç mimarisi ile ilgi çekiyor.

Bayburt şehrine ulaşmak isterseniz, kara yolu dışında, Erzurum ve Trabzon hava alanlarını da kullanmak mümkündür. Bayburt ile Erzurum arasındaki uzaklık 1.5 saat, Bayburt ile Trabzon arasındaki uzaklık ise, yaklaşık 2.5 saatlik bir kara yolu ulaşımı gerektiriyor.

Bayburt Baksı Müzesi

GENEL

Öncelikle sanırım müzenin ismi ilginizi çekecektir ve anlamı düşünülecektir. Burada, yani müzenin bulunduğu mahalde, günümüzde “Bayraktar” olarak isimlendirilen, ancak daha önceden “Baksı” ismiyle bilinen bir köyden alıyor.

“Baksı” kelimesinin anlamı ise, Kırgız Türkçesine göre “Şaman” olarak biliniyor. Müzeye bu ismin verilmesinin sebebi ise, şaman sözcüğünün “yardımcı, koruyucu, şifacı” anlamına gelmesi ve müzenin misyonu ile bu değerlerin çakışmasıdır.

Günümüzde, 80 hanenin bulunduğu köyde, 500 kişi yaşıyor. Köyün son 20 yıllık geçmişteki en büyük özelliği yoğun göç vermesi. Zaten bu müzenin fikir babası sanatçı ve eğitimci Hüsamettin Koçan’da bu köyde doğmuş ve daha sonra buradan ayrılmış, ama yukarıda sözünü ettiğim gibi, tüm birikimlerini bu müze için harcamış.

Müzenin ilk kuruluş fikri ise: Bayburtlu sanatçı Hüsamettin Koçan’dan çıkmış ve Koçan 2000’li yıllarda, bu müzenin kurulması çalışmalarını başlatmıştır. Çalışmaların ilk resmi aşaması ise, 2005 yılında kurulan dernek vasıtasıyla olmuştur.

Dernek: ülke çapında, birçok gönüllü ve sanatçının yardımları ile, herhangi bir kamu yardımı almadan, 2010 yılında tamamlandı ve yine aynı yılın Temmuz ayında ziyarete açıldı.

30 dönümlük araziye kurulu bu müze kompleksinde: konferans salonu, kütüphane, konuk evleri, sergi salonları ve atölyeler bulunuyor. Sergi salonları toplam 1500 metrekarelik bir alanı kapsıyor, konuk evi ise 30 kişi kapasitelidir. Konferans merkezi 150 koltuk kapasitelidir.

Müze yatırımlarının maliyetinin, yaklaşık 10 milyon dolar olduğu söyleniyor. Bu paranın bir bölümü de çeşitli yerlerde sergilenen resimlerin satışından elde edilen paralardan oluşuyormuş.

Müzenin en büyük özelliği: geleneksel el sanatları ile çağdaş sanat eserlerini, aynı çatı altında bulunduruyor

Müzede, ziyaretçilere sunulan eserler arasında: önde gelen birçok sanatçının eserlerinden oluşan çağdaş sanat koleksiyonu, geniş halk resimleri koleksiyonu ve yerel el sanatları örnekleri bulunuyor.

Bu örnekler sunulurken: yoğun göçler nedeniyle parçalanan kültürel ortamın belleklerdeki varlığını sürdürmeyi amaçlıyor.

Çünkü, insanlar bulundukları mahalleri terk ettiklerinde, birçok kültürel özelliklerini, gittikleri yerlere beraberlerinde götürmüyorlar ve bu kültürel özellikler, bir süre sonra yok oluyor.

Öte yandan: müzenin bir diğer amacı da: söylenenlere göre, ülkemiz şehirleri içinde, dışarıya en çok göç veren Bayburt ilinin ekonomik gelişimine ve canlılığına katkı sağlamaktır. İnsanlar: bu müzeyi ziyaret ettiklerinde, elbet bölge ekonomisi canlanacaktır.

Evet, şimdi müzenin bölümleri hakkında bilgiler vermek istiyorum

Çağdaş Sanatlar Sergisi

Bu bölümün ilginç bir özelliği vardır. Şöyle ki; her yıl, farklı özellikte ve geniş bir yelpazedeki belli bir gurup sanatçı, bölgede bir süre konuk edilecek ve bu sırada oluşturulan eserler: müzenin bir sonraki yıl sergilerinde sergilenecektir.

Asma Kat Galerisi

Burada: her yıl, bir tasarımcının yerel malzemeleri kullanarak hazırladığı tasarımlar sergileniyor. Özellikle: “ehram” kumaşından yapılan, tasarlanan giysiler ilgi çekiyor. Ama dediğim gibi, her yıl tasarımcılar değiştirilecek ve tasarımları, bir sonraki yıl boyunca burada sergilenmesi hedefleniyor.

Bayburt Baksı Müzesi
Bayburt Baksı Müzesi
Bayburt Baksı Müzesi

 

Etnoğrafik Sergi

Burada görülen “Halk Resimleri” koleksiyonu: yazının başında belirttiğim gibi, müzenin fikir babası, sanatçı ve eğitimci Hüsamettin Koçan tarafından yıllar içinde oluşturulmuş resimlerden oluşuyor.

Bunlar arasında: taş baskılar, cam altı resimleri, boyamalar, işlemeler görülebiliyor.
Yöresel ürünler ise: “Ehram” ve “çömlek” diye iki bölümden oluşuyor.

Çömlek

Toprağın derinliklerinden gelen kültürün örnekleri görülüyor.

Ehram

Ehramın temelinde göçerlik bulunuyor. Ehram motifleri kırsal kültüre, doğaya bağlı ve göçerlik algısını temsil eden zengin örnekler sunuyor.

Bunlar dışında, müzenin bu bölümünde; dini yönü ağırlıklı şifa kapları, alemler ve ayrıca ölçüm aletleri, ocaklar ve metal işçiliğinin çeşitli örnekleri görülüyor.

Bayburt Evi

Burası, özgün bir Bayburt evinin yerel mimari unsurlarını barındırıyor.

Bayburt Baksı Müzesi Atölyeler

ATÖLYELER

Yazının üst bölümlerinde de belirttiğim gibi, burası yalnız bir sergileme alanı değil, aynı zamanda yöre ekonomisini canlandırmak için yapılmış atölyelerden oluşuyor. Bu atölyelerde: yöre kadın ve gençlerinin ekonomik kalkınmalarını sağlamak için dokuma ve seramik ağırlıklı çalışmalar yapılıyor.

Çünkü: bölgede alternatif gelir olanakları hiç bulunmaktadır ve bunun sonucu olarak yoğun göçler yaşanmaktadır. Evet, tarım üretiminden başka vasfı olmayan ne yöne insanı, bu atölyelerde kendileri için yeni gelir kaynakları yaratıyorlar.

Evet: herhangi bir şekilde buralardan yolu geçenler veya yakınlara yolu düşenler veya sanata ve sanatçıya düşkün guruplar: mutlaka bu müzeyi ziyaret etmelidirler.

Çünkü: gerçekten Avrupa Parlamenter Meclisinin verdiği büyük bir ödül var ve her ne kadar ulaşım belki zor olsa da, müzenin halen günde 100 civarında ziyaretçisinin bulunduğu ve hatta yurt dışından bile ziyaretçilerinin geldiği söyleniyor.

Bunu duyunca, Anadolu’nun tam ortasında bulunan Hattuşaş-Alacahöyük bölgesindeki Hitit kalıntılarında, gezdiğim esnada benimle birlikte gördüğüm insanların büyük çoğunluğunun yurt dışından olduğunu hatırlıyorum.

Yani; insanlarımızın sanırım müzelere ve tarihi yerlere pek ilgisi yok mu diye düşünmemek elde değil ki, buraya ulaşım belki sorun olabilir ama inanın Bayburt ve yöresine yapılabilecek bir gezi ve Baksı müzesi ziyareti; kesinlikle güzel bir kültür turu olacaktır.