Bayburt

Bayburt

Bayburt: Ülkemizde, en az nüfusa sahip olan ildir. Hemen il merkezinden geçen Çoruh nehri, buraya bambaşka bir hava verir.

Gezinti  derseniz, bir baştan diğer başa: yarım saat.

Turistik güzellikler derseniz: Bayburt kalesi, saat kulesi. Ama, kale de harap vaziyette.

Bayburt

ULAŞIM

Bayburt-Gümüşhane arasındaki uzaklık; 78 km. Bayburt-Erzincan arasındaki uzaklık: 135 km. Bayburt-Erzurum arasındaki uzaklık: 126 km. Bayburt-Rize arasındaki uzaklık: 250 km. Bayburt-Ankara arasındaki uzaklık: 798 km.

TARİH

Şehir, Azziler tarafından kurulmuş ve takip eden dönemlerde, Kimmerler ve İskitler tarafından ele geçirilmiştir. Daha  sonraki dönemlerde ise, Medler ve Persler burada egemenliği ele geçirirler. Sonradan, İskitler gelir. Yani: Saka Türkleri. Bunlar, şehirde, 4500-5000 yıl hüküm sürerler.

MÖ. 40 yıllarında, Romalılar bölgeye gelirler. MS.705 yılında, bu kez, Emeviler görülür. 715 yılında ise, Bizanslılar. 850 yılından sonra ise, Türkler.

1054 yılında, Selçuklular, yöreyi işgal ederler. 1081 yılında, Saltuk oğulları ve Mengücek oğulları, bölgede egemen olurlar.

14’ncü yüzyıla gelindiğinde ise, bu kez, yörede Akkoyunlu devleti görülür. 1514 yılında ise, bölge Osmanlılar tarafından ele geçirilir.

1828 yılına gelindiğinde, Rus işgali görülür ve işgal, Ekim 1829 tarihinde biter. 1916 yılına gelindiğinde ise, bu kez, Ermeniler ile birlikte, Ruslar yine bölgeyi işgal ederler.

Özellikle, Ermeniler tarafından, bu dönemde büyük katliamlar yapılır ve birçok Bayburtlu öldürülür.

İşgalin bitmesinin ardından, 1917 yılında Bayburtlular şehirlerine geri dönerler.

1927 yılına kadar Erzurum iline bağlı bir ilçe olarak bulunan yöre, bu tarihte Gümüşhane’ye bağlanır. 1989 yılında ise, İl statüsü kazanır.

Şehrin isminin kaynağı hakkında söylenenler şöyle: şehrin tarihi süreç içinde kullanılan isimleri: Payberd, Payper, Baberd, Paypert. 1647 yılında, şehri ziyaret eden Evliya Çelebi: Bayburt kelimesini, “zengin” anlamına gelen “Bay” ve “belde” anlamına gelen “yurt” ile belirlemektedir.

Osmanlı döneminde ise, şehir “Bayburt” olarak isimlendirilir.

Bayburt

GENEL

Şehir, Çoruh ırmağının kıyısında kurulmuştur. Çoruh ırmağı: bölgenin en önemli su kaynağıdır. Mescit dağlarında, 3300 metre yükseklikte doğar.

Birçok başka su kaynağını da alarak, Bayburt şehrine ulaşır. Şehir merkezinde, güney-kuzey doğrultusunda ilerler ve şehir çıkışında, Değirmencik deresinin suyunu da alır ve iyice hızlanarak akımına devam ederek il sınırlarını terk eder.

Evet, Çoruh ırmağı gerçekten bu ilin sosyal hayatında çok etkin. Sesi dinlendirir, huzur verir.

Bu nehrin kıyısında otururken yenecek bir et dönerin tadını, inanın başka bir yerde zor bulursunuz. Ancak, yine de, bu güzelim ırmak, Bayburtlular tarafından çöplük olarak kullanılır.

Ellerine ne geçerse, nehre atarlar. Yani, biraz önce söyledim ya, lezzetli bir et döneri yerken, nehir üzerinden geçen pet şişeler yanında, yatak-yorgan, teneke kutular vs. görebilirsiniz.

Bayburt

İl merkezinin denizden yüksekliği: 1560 metredir.

Yörede: Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu iklimleri, birlikte görülmektedir. Bunun sonucunda; yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve yağışlı geçer. Ancak, yükseltilerin fazla olmaması nedeniyle, Doğu Anadolu’ya göre, iklim biraz daha yumuşaktır.

Şehrin ekonomisi: tarım ve hayvancılığa dayanır.

Bayburt Taşı

BAYBURT TAŞI

Yüksek kaliteli Bayburt taşı, yörede ilkel yöntemlerle çıkarılıyor. Rezervleri yüksek olsa da, ilkel yöntemlerle çıkarılma sırasında, büyük zaiyatların söz konusu olduğu söyleniyor. Bayburt yöresinde, bu taştan yapılmış, ilginç yapılar görebilirsiniz.

Bayburt Dede Korkut Uluslararası Kültür Sanat Şöleni

BAYBURT DEDE KORKUT ULUSLAR ARASI KÜLTÜR SANAT ŞÖLENİ

Dede Korkut: bütün Türk kavimlerinin atasıdır. Türk destanları ve halk hikayelerinde: Dede Korkut adına ve onun söylediklerine, sıklıkla rastlanır. Dede Korkut’un, Bayburt ve çevresinde bir dönem yaşadığına inanılıyor.

Ancak, günümüzde de, bir diğer ismi “Korkut Ata” olarak anılan şahıs: sütün Türk  dünyası tarafından yakından bilinmektedir. Mezarının, aşağıda ayrıntılı anlatacağım üzere, il merkezine bağlı Masat köyünde olduğuna inanılıyor.

Her yıl: Temmuz ayının 3. haftasında, burada, uluslar arası düzeyde, Dede Korkut Kültür ve Sanat Şöleni düzenleniyor. Bu şölen kapsamında: konserler, sergi, sempozyum, şiir yarışmaları düzenleniyor.

BAYBURT ÜNİVERSİTESİ

Üniversite, 2008 yılında kurulmuştur.

Üniversite bünyesinde: 3 fakülte ve 2 meslek yüksek okulu var. Ayrıca: Fen Bilimleri ve Sosyal Bilimler Enstitüleri var. Fakülteler: İktisadi-İdari Bilimler, Mühendislik ve Eğitim Fakültesidir.

Meslek Yüksek Okulları ise: Bayburt Meslek Yüksekokulu ve Bayburt Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu.

Halen, Üniversite bünyesinde: 1350 öğrenci eğitim görmekte olup, ileriki yıllarda bu sayısın 3000’in üzerine çıkacağı düşünülmektedir. Eğitim kadrosu ise: 92 akademik personelden oluşmaktadır. Ayrıca: 110 idari personel görev yapmaktadır.

Öğrenciler için, barınma imkanları düşünüldüğünde: il merkezinde, 204 kız ve 292 erkek öğrencinin barınabileceği yurtlar bulunmaktadır.

Merkezdeki kampüs: Dede Korkut Kampüsü olarak isimlendirilmektedir.

Bayburt Ne Yenir

NE YENİR

Bayburt yöresine yolunuz düşerse, mahalli lezzetleri tatmak isterseniz, öncelikle önereceklerim: ekşi lahana, yeşil mercimekten yapılan galacoş, tel helvası ve yine lahana ile yapılan, yalancı dolma. Çünkü, yörede lahana çok fazla miktarda yetiştiriliyor.

Bunlarla bitmiyor, ilaveten yöreye has lezzetler: gındırlama köyfesi ( bir diğer ismi Bayburt köftesi), kefenli kebap yani Bayburt Taskebap. Aslında, bu tas kebap, bildiğimiz tas kebabından çok da farklı değil.

NE SATIN ALINIR

Bayburt yöresinde yaşayanların el sanatları olarak, ilk sırayı: ihram alır. İhram, her ne kadar yöredeki kadınların örtünmek için kullandıkları bir eşya ise de, günümüzde ihram dokunduğunda, ortaya daha değişik ürünler çıkmaya başlamış.

Bunlar: yelek, heybe, şal, fular, yatak örtüsü, kravat gibi. Bunlardan: arzu ettiklerinizi, kendiniz ve yakınlarınız için satın alabileceğiniz yerler, Halk Eğitim Merkezi.

Bunun dışında, yöreden: el işlemeli bakır ürünler satın alabilirsiniz.

GEZİLECEK YERLER

Bayburt Ulu Cami

ULU CAMİ

1285-1295 yılları arasında, Selçuklu Sultanlarından II. Gıyasettin Mesut tarafından yaptırıldığı biliniyor. 1967 yılında büyük bir onarımdan geçirilmiştir.

Günümüzde: caminin minaresi ve asıl ibadet alanına açılan iki kapı, orijinalliğini korumaktadır. Diğer bölümler, onarımlar sırasında, orijinallikten uzaklaşmıştır. Minare: caminin kuzey doğusundadır ve kare kaide üzerine, yuvarlak gövdeli olarak yapılmıştır.

Gövde üzerinde: geometrik ve bitki motifli mozaik çiniler görülüyor. Caminin en büyük özelliği: yaklaşık 2000 kişinin aynı anda ibadet edebileceği büyüklükte yapılmış olmasıdır. Ancak, yapıldığı dönem düşünüldüğünde, bu büyüklüğün nedeni anlaşılamamaktadır.

SAAT KULESİ

İl merkezinde, Vali konağı yakınındadır.

I. Dünya savaşı yıllarında, Rus işgalinden çekilerek, Çorum yöresine sığınan Bayburtlular, işgalin ardından geri dönünce, Çorumda gördükleri saat kulesinin aynısını, Bayburt’ta: Bayburtlu ustalara yaptırılmıştır.

Bu saat kulesi, Cumhuriyetin 1’nci kuruluş yıl dönümü olan, 29 Ekim 1924 tarihinde açılmıştır. Saat aksamı ise: Almanya’dan getirilmiştir. Kulenin yüksekliği: 22 metredir. En üst bölüme çıkılmak için, yaklaşık 42 basamaklı bir merdiven var.

TAŞHAN-BEDESTEN

İl merkezinde, Ulu cami yakınlarındadır. Yapılış tarihi ve yaptıran bilinmemektedir. Mimari özellikleri: taş ve tuğlada yapılmıştır. Giriş bölümü üzerinde, bir aydınlık feneri var. Bedesten yapısının: Yavuz Sultan Selim döneminde, hapishane olarak kullanıldığı biliniyor.

Günümüzde ise, bedesten: depo olarak kullanılıyor. Çevresi dükkanlarla çevrili. İçeriye girmek isterseniz, kuzeydoğu köşesinde ana kapı var.

Bayburt Şehit Osman Türbeleri

ŞEHİT OSMAN TÜRBELERİ

İl merkezinin batısında, Şehit Osman Tepesi olarak isimlendirilen: 1685 metre yükseklikteki yerde, iki türbe var. Bunların, Saltukoğulları döneminden kaldığı sanılıyor. Ancak, kitabeleri silik olduğundan, yaptıran ve yapılış yılları bilinemiyor.

Ancak: sarı taştan yapılmış bu türbeler, taş işlemeciliği açısından görülmeye değer. Mezar taşlarının, muhtemelen 600-700 yıllık oldukları sanılıyor. Yani her iki yapının da: 13-14’ncü yüzyıllarda yapıldıkları sanılıyor.

Türbelerde: Saltukoğulları Komutanlarından, Mengücük Gazinin erkek kardeşi Osman Gazi ve kız kardeşine ait olduğu sanılıyor.

Bayburt Kalesi

BAYBURT KALESİ

Urartular tarafından yapılan kale, Romalılar döneminde, onarım görmüştür. Ama, en büyük onarım, 1200’lü yılların başında, Selçuklu Sultanı Süleyman Şahın kardeşi tarafından yaptırılmıştır.

Kale üzerinde, bu büyük onarımı belirleyen, birçok “Arapça” kitabe bulunmaktadır. Bu 20 kitabeden, 17 tanesi, Tuğrul Şah dönemine aittir.

Kalenin çevresi, 3 km. dir. En geniş kısmı: 950 metre ve en dar yeri ise, 450 metredir.

Kaleye: Çinimaçin kalesi de deniliyor. Çünkü: kale yapısının batı ve güneş dış cephelerinde, mor ve yeşil firüze çinileri kullanılmıştır.

Özellikle, bu çiniler, güneşin doğuşu sırasında, güneş ışınlarını yansıtarak, muhteşem bir renk ve ışık çeşitliliği yaratıyorlarmış. Ancak, bugün bu çinileri görmeyi düşünmeyin, çünkü tamamen tahrip edilmişler.

Kale: 1514 yılında, Osmanlılar tarafından ele geçilir.1647 yılında yöreyi ziyaret eden Evliya Çelebi: kale içinde: bir mahallede, 300 ev bulunduğunu ve ayrıca bir cami bulunduğunu yazmıştır. Ancak, özellikle, 1828 yılındaki savaşta, kale, Ruslar tarafından büyük tahribata uğratılmıştır.

Bugün, kale içinde görebileceğiniz yapılar: ambar, su depoları, hapishane, koğuşlar ve hamam var. Ayrıca, surlar üzerindeki mazgallar ve siperlikler de ilgi çekici. Ayrıca, güney batı bölümünde bir cami var.

Caminin ismi: Ebul Fetih Camisi. Tüm bunların yanında, bir de kilise görülüyor. Kilise, kale içinde, hakim bir noktada. Kilise de, özellikle yabancı turistler tarafından ziyaret ediliyor.

BENT HAMAMI

Bayburt kalesi eteklerinde, Çoruh ırmağına yakın bir yerdedir. Muhtemelen 16’ncı yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. Yapının dış bölümü, çeşitli onarımlar nedeniyle orijinalliğinden uzaklaşmış olsa da, iç bölümü yani iç yapısı orijinaldir. İlginizi çekebilir.

Bayburt Bey Böyrek Türbesi

BEY BÖYREK TÜRBESİ

İl merkezinin 2 km. doğusunda, Erenli köyündedir. Peki, Bey Böyrek kimdir? Bu şahıs, Dede Korkut hikayelerinde adı geçen önemli bir kişidir. Günümüzde, burası, halk tarafından ziyaret yeri olarak değerlendiriliyor. Türbenin bulunduğu  tepe, şehir merkezinden de görülebiliyor.

KIRKPINAR KÖYÜ-ŞİFALI YILANLAR 

İl merkezine 22 km. uzaklıktadır.

Köyün eski ismi: Çıpkınıs. Cumhuriyet döneminden sonra ise, Kırkpınar olarak değiştirilmiştir. Köyün özelliği: Mayıs ayında çıkan yılanlar. Hatta: köy, bu nedenle “Yılanlı” ismiyle de anılıyor.

Gelelim, belki okurken biraz ürkeceğimiz bu yılanlar konusuna: Mayıs-Haziran aylarında, bu yılanlar toprak altından ve de özellikle köy girişinde bulunan Kırkpınar dağında ortaya çıkıyorlar.

Ancak, bu doktor yılanların: Behçet, yılancık, egzama, sedef gibi bir kısım hastalıkların tedavisinde iyi geldiği söyleniyor. Köye gelenler ve durumu bilenler: yılanları, vücutlarının rahatsız bölgelerine koyarak, rahatsızlıklarının tedavi edileceğine inanıyorlar.

Köy halkı: bu yılanlı tedaviyi ekonomik bir getiriye dönüştürmüş. Köye gelen ve yılanlardan şifa arayan ziyaretçiler, köy halkı tarafından, küçük bir ücret karşılığında, yılanlı tedaviye alınıyorlar.

Burada, her yıl Mayıs ayı içinde, Şifalı Yayınlar Festivali düzenleniyor. Bu festival sırasında, özellikle tedavi için, gerek yurt dışı ve gerekse yurt içinden birçok ziyaretçi bölgeye geliyor.

Bayburt Korgan Köprüsü

KORGAN KÖPRÜSÜ

İl merkezine bağlı Akşar beldesindedir. Yani: Bayburt-Gümüşhane kara yolunun 25’nci km. dedir.

Tarihi ipek yolu üzerinde bulunması ile önem kazanmaktadır. Halk arasında: Meliğin Köprüsü olarak da isimlendirilir.

Köprünün: 13-14’ncü yüzyıllarda yapıldığı düşünülüyor. Klasik Osmanlı dönemi köprülerine büyük benzerlik göstermektedir. Uzunluğu: 43 metre, genişliği ise 4 metredir. İki gözlüdür.

Kemerler ve korkuluklar sarı  taştan, diğer kısımlar ise moloz taştan yapılmışlardır. Kemer yüksekliği: su yüzeyinden yaklaşık 5 metredir.    Günümüzde de kullanılmaktadır.

Bayburt Aslan Dağı-Vilayet Ormanı

ASLAN DAĞI-VİLAYET ORMANI

Burada görebilecekleriniz: Orman evi, gölet, yarı olimpik yüzme havuzu, mesire alanı, çocuk oyun alanı, suni bir şelale, kamelyalar, hayvan barınakları, yürüme parkuru.

Ayrıca: 1996 yılında, yöreye çok miktarda ağaç dikilerek, yeşillendirme çalışmaları yapılmıştır.

SARUHAN KALESİ

İl merkezine yaklaşık 35 km. uzaklıkta, Saruhan köyündedir. Kitabesi bulunmadığından, hangi yıl ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmiyor. Ancak, büyük ihtimalle, Trabzon imparatoru Mithridates tarafından, savunma ve gözetleme amacıyla yaptırıldığı sanılıyor.

Bayburt Dede Korkut Türbesi

DEDE KORKUT TÜRBESİ

İl merkezine, 39 km. uzaklıkta, Masat köyündedir.

Mimari özellikleri düşünüldüğünde, çok eski dönemlerde yapıldığı belirlenmiştir. Halk arasında: “Ali Baba” yani “Büyük Baba” türbesi olarak bilinir. Ancak, buranın en büyük özelliği ve önem kazanan yanı, Dede Korkuta ait olduğunun düşünülmesidir.

Bilindiği gibi, Dede Korkut, Türk dünyası için önemli bir kişiliktir. Türbe yapısı üzerinde: 718 rakamı görülmektedir ve bu yapılış yılı olarak değerlendirilmektedir.

KOP DAĞI VE KAYAK SPORLARI TURİZM MERKEZİ

İl merkezine, yaklaşık 40 km. uzaklıktadır. Bayburt-Erzurum kara yolu üzerindedir.

Burası: Bakanlar Kurulu tarafından, 1991 yılında, Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. Ancak, Turizm Bakanlığı tarafından henüz tam olarak yatırımlar yapılmamıştır.

Bölge, özellikle kayak sporları için çok uygun. Çünkü, kış mevsimi, burada uzun ve yoğun geçiyor. Yılın, yaklaşık 8 ayında, kar var. Dolayısıyla kayak yapma imkanı oluyor. Ayrıca: 1250 metre uzunluğunda ve 70 adet askılı teleksi tesisi var.

Kayak pistleri ise: 3000 metrelik zirveden başlıyor. Konaklama derseniz: yaklaşık 100 yataklı bir kayak evi, konaklama için hizmet veriyor.

Bayburt Baksı Müzesi

Bayburt Baksı Müzesi

 

Bayburt-Baksı Müzesi: 2014 yılı için: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından “EMYA” Yılın Müzesi ödülüne layık görülüyor.

Yani: Avrupa’nın en prestijli müzesi. İnanın muhteşem bir ödül. Bu ödül, alt komisyon tarafından seçilen adaylar arasından, Baksı Müzesine verilmiş ve yarışmanın sembolü olan “Joan Miro” tarafından yapılan bronz heykel, 1 yıl boyunca bu müzede sergilenecek, gittiğinizde mutlaka görmelisiniz.

Ama: burası bir Topkapı veya Anadolu Medeniyetleri Müzesi gibi arkeolojinin ağırlıklı olduğu bir müze değil, burada görebilecekleriniz yörenin kültürel özelliklerini ortaya koyan el sanatı ağırlıklı objelerdir.

Ayrıca: yine buraya özel bir uygulama sonucu oluşturulan objeler sergileniyor. Şöyle ki, geniş bir yelpazeden bir gurup sanatçı, buraya davet ediliyorlar ve bir süre burada konaklıyorlar ve bu sırada yaptıkları eserler, bir sonraki yıl müzenin koleksiyonu olarak sergileniyor.

Müze: Bayburt şehrimizde: şehir merkezinin 45 km. dışında: Çayırlar Mevkiinde Bayraktar köyünde bulunuyor. Çoruh vadisine bakan bir tepe üzerinde bulunuyor ve ilginç mimarisi ile ilgi çekiyor.

Bayburt şehrine ulaşmak isterseniz, kara yolu dışında, Erzurum ve Trabzon hava alanlarını da kullanmak mümkündür. Bayburt ile Erzurum arasındaki uzaklık 1.5 saat, Bayburt ile Trabzon arasındaki uzaklık ise, yaklaşık 2.5 saatlik bir kara yolu ulaşımı gerektiriyor.

Bayburt Baksı Müzesi

GENEL

Öncelikle sanırım müzenin ismi ilginizi çekecektir ve anlamı düşünülecektir. Burada, yani müzenin bulunduğu mahalde, günümüzde “Bayraktar” olarak isimlendirilen, ancak daha önceden “Baksı” ismiyle bilinen bir köyden alıyor.

“Baksı” kelimesinin anlamı ise, Kırgız Türkçesine göre “Şaman” olarak biliniyor. Müzeye bu ismin verilmesinin sebebi ise, şaman sözcüğünün “yardımcı, koruyucu, şifacı” anlamına gelmesi ve müzenin misyonu ile bu değerlerin çakışmasıdır.

Günümüzde, 80 hanenin bulunduğu köyde, 500 kişi yaşıyor. Köyün son 20 yıllık geçmişteki en büyük özelliği yoğun göç vermesi. Zaten bu müzenin fikir babası sanatçı ve eğitimci Hüsamettin Koçan’da bu köyde doğmuş ve daha sonra buradan ayrılmış, ama yukarıda sözünü ettiğim gibi, tüm birikimlerini bu müze için harcamış.

Müzenin ilk kuruluş fikri ise: Bayburtlu sanatçı Hüsamettin Koçan’dan çıkmış ve Koçan 2000’li yıllarda, bu müzenin kurulması çalışmalarını başlatmıştır. Çalışmaların ilk resmi aşaması ise, 2005 yılında kurulan dernek vasıtasıyla olmuştur.

Dernek: ülke çapında, birçok gönüllü ve sanatçının yardımları ile, herhangi bir kamu yardımı almadan, 2010 yılında tamamlandı ve yine aynı yılın Temmuz ayında ziyarete açıldı.

30 dönümlük araziye kurulu bu müze kompleksinde: konferans salonu, kütüphane, konuk evleri, sergi salonları ve atölyeler bulunuyor. Sergi salonları toplam 1500 metrekarelik bir alanı kapsıyor, konuk evi ise 30 kişi kapasitelidir. Konferans merkezi 150 koltuk kapasitelidir.

Müze yatırımlarının maliyetinin, yaklaşık 10 milyon dolar olduğu söyleniyor. Bu paranın bir bölümü de çeşitli yerlerde sergilenen resimlerin satışından elde edilen paralardan oluşuyormuş.

Müzenin en büyük özelliği: geleneksel el sanatları ile çağdaş sanat eserlerini, aynı çatı altında bulunduruyor

Müzede, ziyaretçilere sunulan eserler arasında: önde gelen birçok sanatçının eserlerinden oluşan çağdaş sanat koleksiyonu, geniş halk resimleri koleksiyonu ve yerel el sanatları örnekleri bulunuyor.

Bu örnekler sunulurken: yoğun göçler nedeniyle parçalanan kültürel ortamın belleklerdeki varlığını sürdürmeyi amaçlıyor.

Çünkü, insanlar bulundukları mahalleri terk ettiklerinde, birçok kültürel özelliklerini, gittikleri yerlere beraberlerinde götürmüyorlar ve bu kültürel özellikler, bir süre sonra yok oluyor.

Öte yandan: müzenin bir diğer amacı da: söylenenlere göre, ülkemiz şehirleri içinde, dışarıya en çok göç veren Bayburt ilinin ekonomik gelişimine ve canlılığına katkı sağlamaktır. İnsanlar: bu müzeyi ziyaret ettiklerinde, elbet bölge ekonomisi canlanacaktır.

Evet, şimdi müzenin bölümleri hakkında bilgiler vermek istiyorum

Çağdaş Sanatlar Sergisi

Bu bölümün ilginç bir özelliği vardır. Şöyle ki; her yıl, farklı özellikte ve geniş bir yelpazedeki belli bir gurup sanatçı, bölgede bir süre konuk edilecek ve bu sırada oluşturulan eserler: müzenin bir sonraki yıl sergilerinde sergilenecektir.

Asma Kat Galerisi

Burada: her yıl, bir tasarımcının yerel malzemeleri kullanarak hazırladığı tasarımlar sergileniyor. Özellikle: “ehram” kumaşından yapılan, tasarlanan giysiler ilgi çekiyor. Ama dediğim gibi, her yıl tasarımcılar değiştirilecek ve tasarımları, bir sonraki yıl boyunca burada sergilenmesi hedefleniyor.

Bayburt Baksı Müzesi
Bayburt Baksı Müzesi
Bayburt Baksı Müzesi

 

Etnoğrafik Sergi

Burada görülen “Halk Resimleri” koleksiyonu: yazının başında belirttiğim gibi, müzenin fikir babası, sanatçı ve eğitimci Hüsamettin Koçan tarafından yıllar içinde oluşturulmuş resimlerden oluşuyor.

Bunlar arasında: taş baskılar, cam altı resimleri, boyamalar, işlemeler görülebiliyor.
Yöresel ürünler ise: “Ehram” ve “çömlek” diye iki bölümden oluşuyor.

Çömlek

Toprağın derinliklerinden gelen kültürün örnekleri görülüyor.

Ehram

Ehramın temelinde göçerlik bulunuyor. Ehram motifleri kırsal kültüre, doğaya bağlı ve göçerlik algısını temsil eden zengin örnekler sunuyor.

Bunlar dışında, müzenin bu bölümünde; dini yönü ağırlıklı şifa kapları, alemler ve ayrıca ölçüm aletleri, ocaklar ve metal işçiliğinin çeşitli örnekleri görülüyor.

Bayburt Evi

Burası, özgün bir Bayburt evinin yerel mimari unsurlarını barındırıyor.

Bayburt Baksı Müzesi Atölyeler

ATÖLYELER

Yazının üst bölümlerinde de belirttiğim gibi, burası yalnız bir sergileme alanı değil, aynı zamanda yöre ekonomisini canlandırmak için yapılmış atölyelerden oluşuyor. Bu atölyelerde: yöre kadın ve gençlerinin ekonomik kalkınmalarını sağlamak için dokuma ve seramik ağırlıklı çalışmalar yapılıyor.

Çünkü: bölgede alternatif gelir olanakları hiç bulunmaktadır ve bunun sonucu olarak yoğun göçler yaşanmaktadır. Evet, tarım üretiminden başka vasfı olmayan ne yöne insanı, bu atölyelerde kendileri için yeni gelir kaynakları yaratıyorlar.

Evet: herhangi bir şekilde buralardan yolu geçenler veya yakınlara yolu düşenler veya sanata ve sanatçıya düşkün guruplar: mutlaka bu müzeyi ziyaret etmelidirler.

Çünkü: gerçekten Avrupa Parlamenter Meclisinin verdiği büyük bir ödül var ve her ne kadar ulaşım belki zor olsa da, müzenin halen günde 100 civarında ziyaretçisinin bulunduğu ve hatta yurt dışından bile ziyaretçilerinin geldiği söyleniyor.

Bunu duyunca, Anadolu’nun tam ortasında bulunan Hattuşaş-Alacahöyük bölgesindeki Hitit kalıntılarında, gezdiğim esnada benimle birlikte gördüğüm insanların büyük çoğunluğunun yurt dışından olduğunu hatırlıyorum.

Yani; insanlarımızın sanırım müzelere ve tarihi yerlere pek ilgisi yok mu diye düşünmemek elde değil ki, buraya ulaşım belki sorun olabilir ama inanın Bayburt ve yöresine yapılabilecek bir gezi ve Baksı müzesi ziyareti; kesinlikle güzel bir kültür turu olacaktır.

Bayburt Demirözü

Bayburt Demirözü

Demirözü, Bayburt iline 30 km uzaklıktadır. Demirözü, Gümüşhane arası: 66 km. Demirözü, Erzincan arası: 91 km. Demirözü, Erzurum arası: 126 km. Demirözü, Trabzon arası: 167 km. Demirözü, Rize arası: 178 km.

TARİHİ

Yörenin bilinen en eski halkı: MÖ 1500’lerde yaşayan Azizi ve Ayya’lardır. İlçeye bağlı Bayrampaşa köyünün batısında Evcikler tepesi höyüğü ve Gökçedere kasabasında bulunan Pulur höyük: üzerinde yapılan yüzey araştırmalarında, İlk Tunç çağına ait çanak-çömlek parçaları bulunmuştur ve yöredeki yerleşimin MÖ 3000-2000 yıllara kadar gittiğini kanıtlar.

Osmanlı döneminde, yörede Müslüman, Ermeni ve Rumlar birlikte yaşamışlardır. 1467 yılında yörede Akkoyunlular ve 1473 tarihinde ise Osmanlılar görülür.

Bayburt Demirözü

GENEL

İlçenin rakımı 1680 metredir.

Bayburt Demirözü

GEZİLECEK YERLER

Bayburt Demirözü Pulur Ferahşad Bey Camii

PULUR (GÖKÇEDERE) FERAHŞAD BEY CAMİİ

İlçe merkezine bağlı Gökçedere beldesindedir.

Cami, Akkoyunlulardan Korkmaz Bey oğlu Ferahşad Bey tarafından 1517 yılında yaptırılmıştır. Cami: medrese, han, hamam, imaret ve konukevini içeren yapı topluluğunun bir parçasıdır. Bu yapı topluluğu Ferahşad Bey tarafından yaptırılmıştır.

Ancak han, imaret ve konukevi günümüze ulaşmamıştır. Hamam ise harap durumdadır. Yapı topluluğunun kuzeydoğu köşesinde 16’ncı yüzyıl başı yapısı, beş bölümlü bir medrese bulunuyor. Bu medresenin avluya açılan kapıları ve pencerelerinin kemerleri üzerinde Farsça yazılı kitabeler dikkati çeker.

Cami ise, Osmanlı mimarisinin tek kubbeli cami tiplerindendir. İki renkli kesme taşından yapılmıştır. Kare kaidesi üzerinde yükselen minaresi tuğladandır. Kapısı yuvarlak kemerlidir. Caminin önünde, üç sütun tarafından taşınan ve ibadet mekanının uzantısı olan, duvarlarla desteklenen kubbeli ve üç bölümlü cemaat yeri bulunur.

Cami, Akkoyunlular döneminde yapılmış olmasına rağmen, tek kubbeli mimarisi Osmanlı mimarisi örneğidir. Cami, Osmanlı döneminde tadilattan geçmiştir. Caminin bahçesinde bulunan tarihi mezar taşları bakımsızlık ve ilgisizlik nedeniyle kırılıp yok olmaktadır.

Bayburt Demirözü Pulur Medresesi

PULUR (GÖKÇEDERE) MEDRESESİ

Pulur camisi avlusundadır.

Tek katlı bir yapıdır. Yığma yapı tekniğiyle inşa edilmiştir. Malzeme olarak kesme taş kullanılmıştır. “L” planı uygulanmış, beş farklı bölümden oluşmuştur. Pencereler açık renk kesme taşlarla girintili olarak çerçevelenmiştir, üst kısımları yuvarlak kemer şeklindedir.

Kıpıların üst kısımları, yuvarlak ve dilimli kemerlerle hareketlendirilmiştir. Medresenin çatısı, çok yönlü eğimlidir ve saç malzeme ile kaplanmıştır. Saçak döşemesi, ahşap kaplıdır.

Ana girişleri, cami avlusundan, yapının güney ve batı cephelerinde bulunmaktadır. Medrese, Akkoyunlulardan Korkmaz Bey’in oğlu Ferahşat Bey tarafından yaptırılmıştır.

Daha sonra Akkoyunlular döneminde Süleyman Bey tarafından onarılmıştır. Medrese, Pulur camisi ile aynı yıl, 1517 yılında yaptırılmıştır. Medresenin girişinde Farsça beyit vardır.

SÜNÜR (ÇAYIRYOLU) KUTLU BEY CAMİİ

Akkoyunluların kurucusu Turali Bey oğlu Fahrettin Kutlubey tarafından yaptırılmıştır. Kapısı üzerinde bulunan kitabeye göre, 1550 yılında onarılmıştır.

Caminin minaresi: 1676 yılına tarihlenen bir kitabeye sahiptir. 1548 yılında İran Şahı Tahmasp ordusu ile bu bölgeye saldırmış, çevreyi yağma etmiş, insanları öldürtmüş, bazı cami ve medreseleri yıktırmıştır.

Bu arada: Kutlu Bey camii de tahrip edilmiştir. Cami, ayrıca Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1550 yılında onarımdan geçmiştir.

Bayburt Demirözü Yukarı Hınzeverek Camii

YUKARI HINZEVEREK (ÇATALÇEŞME) CAMİ

İlçe merkezine bağlı Çatalçeşme köyündedir. Köyün eski ismi “Hınzeverek” tir. Hınzeverek köyü, 1876 yılında diğer bazı köylerle birlikte, Bayburt’a bağlanmış ve bu durum günümüzde de devam etmektedir.

Köyde: tarihi açıdan en önemli eser halen ibadete açık olan camidir. Cami, çok eski bir yapı olmasına rağmen, üzerinde kitabesi bulunmaması nedeniyle, kim tarafından ve ne zaman yapıldığı anlaşılamamıştır. Tek kubbeli olarak yapılan caminin ana mekanı: 10.50 x 11 metre ebatlarında, kareye yakın planlıdır.

Camiye, batı yönünden küçük avlu içindeki bir kapıdan girilir. Minaresi, güney batı köşededir. Caminin kitabesi bulunmadığından kim tarafından yaptırıldığı konusunda çeşitli tahminler ileri sürülmüştür. Hınzeverek köyünün bulunduğu bölgede, Akkoyunlu sülalesinin merkezlerinden olan Sinür ve Pulur köyleri vardır.

Akkoyunlu devletinin kurucusu Kara Yülük Osman Bey’in babasının mezarı Sinür köyündedir. Yine bu köyde, Kutlu Bey adına inşa edilmiş bir cami vardır. Pulur köyünde de, Ferruhşad Bey tarafından yaptırılmış cami, medrese ve hamamdan oluşan külliyeler vardır.

Hınzeverek köyü, bu iki köye yakın olduğu için, köydeki cami, diğer iki köydeki cami yapılarıyla irtibatlandırılmış ve buna dayanarak caminin Akkoyunlu eseri olduğu öne sürülmüştür. Tüm bunlara karşı, köy ahalisi ile yapılan görüşmeler sonucunda, caminin İbrahim Paşa tarafından yaptırıldığı aktarılmıştır.

Ancak köy halkının bu konuda net fikri yoktur. Ancak resmi kayıtlarda yapılan araştırmalara göre, 21 Aralık 1707 tarihinde, İbrahim Paşa’nın oğlu, caminin çeşitli ihtiyaçlarının vakfın bütçesinden karşılanmasını istemektedir. Yani caminin İbrahim Paşa tarafından yaptırıldığı yazılıdır.

Peki, İbrahim Paşa kimdir? Kendisi, 1620 yılında Hınzeverek köyünde doğmuş, devletin çeşitli kademelerinde görev yapmış, son olarak Sadrazamlığa getirilmiştir.

Sadrazam Kara İbrahim Paşa, doğduğu köye bir hatıra bırakmak istemi ve hayırseverlik düşüncesiyle 17’nci yüzyıl sonlarında bu camiyi yaptırmıştır.

Camiye birçok defa tamir ve onarım yapılmış ancak bilinçsizce yapılan bu işlemler nedeniyle, caminin iç mekanı orjinalliği kaybolmuştur.

PULUR ÇAYI

İlçe merkezine 12 km uzaklıkta Gökçetepe beldesindedir.

YANBAKSI (GÜNEŞLİ ŞEHİTLER) KÜMBETİ

İl merkezi ve Demirözü köyü arasındadır.

Kitabesi yoktur. Halk arasında, bu kümbetin, 1473 yılında Fatih Sultan Mehmet ile Uzun Hasar arasında yapılan Otlukbeli savaşında şehit olan Seyyid Kasım adındaki bir komutana ait olduğuna inanılır.

Kümbetin Danişmentliler dönemine ait olduğu anlaşılmıştır. Sekizgen bir taban üzerine oturmuş, kesme sarı taştan yapılmıştır.

Bayburt Demirözü Demirözü Barajı

DEMİRÖZÜ BARAJI

Demirözü ilçesinde, tarım arazilerinin sulanması için yapılan baraj, ilçe belediyesinin girişimleriyle turizme büyük katkı sağlıyor. Lori çayı üzerinde kurulan baraj, 1996-2003 yıllarında inşa edilmiş ve halen 5.68 km. karelik bir göl alanı oluşmuştur.

Bayburt Demirözü Demirözü Barajı

Göl kenarında ahşap piknik masaları ve 30 adet kamelya konuldu, yürüyüş yolları oluşturuldu, 15 kıl çadır düzenlendi. Ama en ilginci, denizi olmayan yörede tekne turlarıdır. Bu göl alanında, yöreyi ziyaret edenler için 45 dakika süren tekne turları düzenleniyor.

Teknelerde günlük 500-750 kişi gezdiriliyor. Baraj, 1700 metre rakımdadır. Rakım önemli çünkü insanlar sıfır rakımda değil, 1700 metre rakımda tekneye binmenin ayrıcalığını yaşıyorlar.

Bayburt Demirözü Demirözü Barajı

Çevre il ve ilçelerden, buraya tekne turları düzenleniyor. Belediye, bu yoğun talebi karşılamak için, iki tane tekne çalıştırıyor. Ayrıca, barajın çevresinde, otantik bir restoran kurulmuş, oba çadırı yapılmıştır. Bu çadırda 200 kişi aynı anda yemek yiyebiliyor.

Peki balık yok mu, elbette göl kıyısından balık avlamaya çalışanlar kırmızı benekli alabalık yakalıyorlar.

Bayburt Aydıntepe