Bayburt Baksı Müzesi

Bayburt Baksı Müzesi

 

Bayburt-Baksı Müzesi: 2014 yılı için: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından “EMYA” Yılın Müzesi ödülüne layık görülüyor.

Yani: Avrupa’nın en prestijli müzesi. İnanın muhteşem bir ödül. Bu ödül, alt komisyon tarafından seçilen adaylar arasından, Baksı Müzesine verilmiş ve yarışmanın sembolü olan “Joan Miro” tarafından yapılan bronz heykel, 1 yıl boyunca bu müzede sergilenecek, gittiğinizde mutlaka görmelisiniz.

Ama: burası bir Topkapı veya Anadolu Medeniyetleri Müzesi gibi arkeolojinin ağırlıklı olduğu bir müze değil, burada görebilecekleriniz yörenin kültürel özelliklerini ortaya koyan el sanatı ağırlıklı objelerdir.

Ayrıca: yine buraya özel bir uygulama sonucu oluşturulan objeler sergileniyor. Şöyle ki, geniş bir yelpazeden bir gurup sanatçı, buraya davet ediliyorlar ve bir süre burada konaklıyorlar ve bu sırada yaptıkları eserler, bir sonraki yıl müzenin koleksiyonu olarak sergileniyor.

Müze: Bayburt şehrimizde: şehir merkezinin 45 km. dışında: Çayırlar Mevkiinde Bayraktar köyünde bulunuyor. Çoruh vadisine bakan bir tepe üzerinde bulunuyor ve ilginç mimarisi ile ilgi çekiyor.

Bayburt şehrine ulaşmak isterseniz, kara yolu dışında, Erzurum ve Trabzon hava alanlarını da kullanmak mümkündür. Bayburt ile Erzurum arasındaki uzaklık 1.5 saat, Bayburt ile Trabzon arasındaki uzaklık ise, yaklaşık 2.5 saatlik bir kara yolu ulaşımı gerektiriyor.

Bayburt Baksı Müzesi

GENEL

Öncelikle sanırım müzenin ismi ilginizi çekecektir ve anlamı düşünülecektir. Burada, yani müzenin bulunduğu mahalde, günümüzde “Bayraktar” olarak isimlendirilen, ancak daha önceden “Baksı” ismiyle bilinen bir köyden alıyor.

“Baksı” kelimesinin anlamı ise, Kırgız Türkçesine göre “Şaman” olarak biliniyor. Müzeye bu ismin verilmesinin sebebi ise, şaman sözcüğünün “yardımcı, koruyucu, şifacı” anlamına gelmesi ve müzenin misyonu ile bu değerlerin çakışmasıdır.

Günümüzde, 80 hanenin bulunduğu köyde, 500 kişi yaşıyor. Köyün son 20 yıllık geçmişteki en büyük özelliği yoğun göç vermesi. Zaten bu müzenin fikir babası sanatçı ve eğitimci Hüsamettin Koçan’da bu köyde doğmuş ve daha sonra buradan ayrılmış, ama yukarıda sözünü ettiğim gibi, tüm birikimlerini bu müze için harcamış.

Müzenin ilk kuruluş fikri ise: Bayburtlu sanatçı Hüsamettin Koçan’dan çıkmış ve Koçan 2000’li yıllarda, bu müzenin kurulması çalışmalarını başlatmıştır. Çalışmaların ilk resmi aşaması ise, 2005 yılında kurulan dernek vasıtasıyla olmuştur.

Dernek: ülke çapında, birçok gönüllü ve sanatçının yardımları ile, herhangi bir kamu yardımı almadan, 2010 yılında tamamlandı ve yine aynı yılın Temmuz ayında ziyarete açıldı.

30 dönümlük araziye kurulu bu müze kompleksinde: konferans salonu, kütüphane, konuk evleri, sergi salonları ve atölyeler bulunuyor. Sergi salonları toplam 1500 metrekarelik bir alanı kapsıyor, konuk evi ise 30 kişi kapasitelidir. Konferans merkezi 150 koltuk kapasitelidir.

Müze yatırımlarının maliyetinin, yaklaşık 10 milyon dolar olduğu söyleniyor. Bu paranın bir bölümü de çeşitli yerlerde sergilenen resimlerin satışından elde edilen paralardan oluşuyormuş.

Müzenin en büyük özelliği: geleneksel el sanatları ile çağdaş sanat eserlerini, aynı çatı altında bulunduruyor

Müzede, ziyaretçilere sunulan eserler arasında: önde gelen birçok sanatçının eserlerinden oluşan çağdaş sanat koleksiyonu, geniş halk resimleri koleksiyonu ve yerel el sanatları örnekleri bulunuyor.

Bu örnekler sunulurken: yoğun göçler nedeniyle parçalanan kültürel ortamın belleklerdeki varlığını sürdürmeyi amaçlıyor.

Çünkü, insanlar bulundukları mahalleri terk ettiklerinde, birçok kültürel özelliklerini, gittikleri yerlere beraberlerinde götürmüyorlar ve bu kültürel özellikler, bir süre sonra yok oluyor.

Öte yandan: müzenin bir diğer amacı da: söylenenlere göre, ülkemiz şehirleri içinde, dışarıya en çok göç veren Bayburt ilinin ekonomik gelişimine ve canlılığına katkı sağlamaktır. İnsanlar: bu müzeyi ziyaret ettiklerinde, elbet bölge ekonomisi canlanacaktır.

Evet, şimdi müzenin bölümleri hakkında bilgiler vermek istiyorum

Çağdaş Sanatlar Sergisi

Bu bölümün ilginç bir özelliği vardır. Şöyle ki; her yıl, farklı özellikte ve geniş bir yelpazedeki belli bir gurup sanatçı, bölgede bir süre konuk edilecek ve bu sırada oluşturulan eserler: müzenin bir sonraki yıl sergilerinde sergilenecektir.

Asma Kat Galerisi

Burada: her yıl, bir tasarımcının yerel malzemeleri kullanarak hazırladığı tasarımlar sergileniyor. Özellikle: “ehram” kumaşından yapılan, tasarlanan giysiler ilgi çekiyor. Ama dediğim gibi, her yıl tasarımcılar değiştirilecek ve tasarımları, bir sonraki yıl boyunca burada sergilenmesi hedefleniyor.

Bayburt Baksı Müzesi
Bayburt Baksı Müzesi
Bayburt Baksı Müzesi

 

Etnoğrafik Sergi

Burada görülen “Halk Resimleri” koleksiyonu: yazının başında belirttiğim gibi, müzenin fikir babası, sanatçı ve eğitimci Hüsamettin Koçan tarafından yıllar içinde oluşturulmuş resimlerden oluşuyor.

Bunlar arasında: taş baskılar, cam altı resimleri, boyamalar, işlemeler görülebiliyor.
Yöresel ürünler ise: “Ehram” ve “çömlek” diye iki bölümden oluşuyor.

Çömlek

Toprağın derinliklerinden gelen kültürün örnekleri görülüyor.

Ehram

Ehramın temelinde göçerlik bulunuyor. Ehram motifleri kırsal kültüre, doğaya bağlı ve göçerlik algısını temsil eden zengin örnekler sunuyor.

Bunlar dışında, müzenin bu bölümünde; dini yönü ağırlıklı şifa kapları, alemler ve ayrıca ölçüm aletleri, ocaklar ve metal işçiliğinin çeşitli örnekleri görülüyor.

Bayburt Evi

Burası, özgün bir Bayburt evinin yerel mimari unsurlarını barındırıyor.

Bayburt Baksı Müzesi Atölyeler

ATÖLYELER

Yazının üst bölümlerinde de belirttiğim gibi, burası yalnız bir sergileme alanı değil, aynı zamanda yöre ekonomisini canlandırmak için yapılmış atölyelerden oluşuyor. Bu atölyelerde: yöre kadın ve gençlerinin ekonomik kalkınmalarını sağlamak için dokuma ve seramik ağırlıklı çalışmalar yapılıyor.

Çünkü: bölgede alternatif gelir olanakları hiç bulunmaktadır ve bunun sonucu olarak yoğun göçler yaşanmaktadır. Evet, tarım üretiminden başka vasfı olmayan ne yöne insanı, bu atölyelerde kendileri için yeni gelir kaynakları yaratıyorlar.

Evet: herhangi bir şekilde buralardan yolu geçenler veya yakınlara yolu düşenler veya sanata ve sanatçıya düşkün guruplar: mutlaka bu müzeyi ziyaret etmelidirler.

Çünkü: gerçekten Avrupa Parlamenter Meclisinin verdiği büyük bir ödül var ve her ne kadar ulaşım belki zor olsa da, müzenin halen günde 100 civarında ziyaretçisinin bulunduğu ve hatta yurt dışından bile ziyaretçilerinin geldiği söyleniyor.

Bunu duyunca, Anadolu’nun tam ortasında bulunan Hattuşaş-Alacahöyük bölgesindeki Hitit kalıntılarında, gezdiğim esnada benimle birlikte gördüğüm insanların büyük çoğunluğunun yurt dışından olduğunu hatırlıyorum.

Yani; insanlarımızın sanırım müzelere ve tarihi yerlere pek ilgisi yok mu diye düşünmemek elde değil ki, buraya ulaşım belki sorun olabilir ama inanın Bayburt ve yöresine yapılabilecek bir gezi ve Baksı müzesi ziyareti; kesinlikle güzel bir kültür turu olacaktır.