İspanya Barselona La Rambla

Barselona La Rambla

İspanya Barselona La Rambla; Victor Hugo; buraya; “dünyanın en güzel caddesi” demiştir.

Barselona’nın en ünlü bulvarıdır. Hiç bir zaman tenha değil, oldukça kalabalık, neşeli ve keyifli bir cadde. Özellikle: hafta içi öğle yemeklerinden önce ve akşamın erken saatlerinde ve hafta sonu akşamüstü çok aşırı kalabalıktır.

Hayat, sabahın erken saatlerine kadar devam ediyor. Renkli, cıvıl cıvıl mağazaları, kafeleri, hepsi birer mimari değer taşıyan evleridir. Burası sanki, Barselona’nın kalbi. Şehirde kaldığınız sürece, birkaç kez buraya gelmeyi isteyeceksiniz. Dikkat, burada pastaneler ünlüdür.

Barselona La Rambla

La Rambla Caddesinin Özellikleri

“La rambla” kelimesi Arapça bir kelimedir. Kelimenin anlamı: “kumlu, kurumuş akarsu yatağı” dır. Eskiden, burada bir akarsu varmış, zamanla kurumuş ve üstü kapatılmıştır. İki yana dizilmiş ağaçlar var.

Şehrin merkezinden yani; Plaça de Kalalonya (burada metro istasyonu var) meydanından başlıyor. Metro istasyonu ilginç, ben burayı gece geç saatlerde kullanmak istedim, gişede bilet satan adam, ortam güvenliğine güvenmediğinden, trene binene kadar bana eşlik etti.

Yani, garip bir yer, ne kadar şehir merkezi de olsa geç saatlerde burada özellikle karanlık sokaklarda bulunmayınız. İngiliz gençleri, ellerinde içki şişeleriyle nara atarak cadde ve sokaklarda yürüyorlar. Sonuç olarak buranın gezmek için en uygun zamanı gündüz saatleridir. 

Bu meydan çok hareketli bir mekan. Otobüslerin, metronun ve şehirler ve bölgeler arası trenlerin hareket noktası buradadır. Meydanın kuzeyini; El corte ingles mağazası kaplamıştır. Mağaza oldukça büyük, birkaç katlı ve ne ararsanız içinde var, ama turistik bölge, fiyatların uçuk olduğunu unutmamak gerekir. 

Kuzeydeki Rambla de Catalonya caddesinde; şık dükkanlar, tapas barlar, restoranlar ve sanat galerileri var.

Çift yönlü araç trafiğine açık olan bu caddede bir şey ilginizi çekebilir. Yayalar, caddenin tam ortasında, kendilerine ayrılan bölümde yürüyorlar. Araçlar ise, her iki yandan akıp gitmektedir. Her iki yanda: bir tane araç geçecek kadar yol var, ortada ise geniş bir yaya yolu, bu yaya yolunda bazı yerlerde büfeler, özellikle çiçekçiler ve bazı yerlerde ise kafelerin oturma yerleri bulunuyor.

Özellikle zincir fast food markalarından birinin oturma yeri oldukça güzel. Bunlarda oturduğunuzda, garson başınıza gelip ne istersin diye sormuyor, sıkıştırmıyor, yer bulursanız rahat rahat oturabilirsiniz.

Tuvalet kullanmaya gelince, burada restoran ve kafelerde bir şeyler yiyip içmeden tuvaleti kullandırmıyorlar. Biraz önce sözünü ettiğim fast food yerinde ise, tuvaletler şifreli, ayrıca 1 Euro atarsanız kapısı açılan tuvaletler var, bizimkiler işi öğrenmiş, kapıda bekliyor, biri dışarı çıktımı, kapı kapanmadan hemen tuvalete ücretsiz giriyorlar. 

Barselona La Rambla

Evet; La Rambla; 2 km. boyunca ilerleyen bir cadde ve liman bölgesinde, Kolomb heykelinde son buluyor. Kolomb heykelinin hemen birkaç metre ötesinde liman ve iskele bulunuyor. Orayı da ayrı bir yazıda anlatıyorum. 

Buradaki barlarda: “tapas” yiyebilirsiniz. (Genel bölümde, tapas ile ilgili bilgi vermiştim). Kısa bilgi: tapas, bizim içki mezelerine benzer pratik ve aperatif yiyecek türleri, onlarca çeşidi var ve çok küçük tabaklarda, az miktarda servis ediliyor, her bir minik tabak yani tabas çeşidi, 3-5 Euro arasında, menülere bakmak lazım, fiyatlar farklı olabilir. 

Tercihinize göre: buraya has bölgesel bir şarap türü olan; köpüklü cava deneyebilirsiniz. Böyle yazdım ama ben denemedim, meşhur olduğu rivayet ediliyor, buralarda daha da meşhur olan içecek, Katalanların bir türlü gazlı içeceği niyetine, oldukça fazla tüketilen, alkol oranı az olan bir tür meyveli içecek “Sangria”, merakınız varsa bunun tadına bakın, muhteşem bir lezzet. Hatta bunun tadına bakanlar, yanlarında alıp kendi ülkelerine de götürüyorlar. 

Ayrıca; ilginç pozlar veren pandomim sanatçılarını göreceksiniz, bunlar ilginç kıyafetler giyen ve kıpırdamadan duran kişilerdir. Bu kişiler, giydikleri ilginç kıyafetlerle kıpırdamadan durarak gelip geçenin ilgisini çekiyorlar, eğer onlarla fotoğraf çektirirseniz, önlerinde bulunan tabaklara 1-2 Euro bırakmanızı bekliyorlar. 

Gelip geçenleri izlemek veya biraz dinlenmek isterseniz, çok sayıda banklar var. Ancak caddede gezen çok sayıda insan olduğunu da unutmayın, banklar genellikle dolu oluyor. 

La Rambla Caddesinin Bölümleri

La Rambla caddesinin, beş farklı bölümü var. Bunları, sıra ile birlikte gezelim. Cadde oldukça uzun ve hareketli, ben size bölüm bölüm anlatacağım ve her bölümde gezmenizi ve görmenizi önereceğim yerleri anlatacağım, karar sizin, ilginizi çeken yerleri görebilirsiniz. 

 

Barselona La Rambla Rambla de Canaletes

A-RAMBLA DE CANALETES

 La Rambla’nın Plaça de Catalunya’ya yakın, en üst (kuzey) bölümüne verilen isimdir. Bu bölümün en simgesel yapısı, üzerinde sokak lambası bulunan süslü bir çeşme olan Font de Canaletes’tir. 

 

Barselona La Rambla Font de Canalates

1-Font de Canalates  

Çeşme, antik dönemlerden bu yana, aynı yerde durmaktadır.

 

İsminin kökeni:

İsim, antik bir su altyapısından geliyor. “Canaletes” ismi 14 yüzyıla kadar uzanır ve Collserola sırtlarından Barselona’ya su getiren su kanallarına atıfta bulunur. Çeşme, bu adı şehrin 14 yüzyıldan kalan kuzey duvarından alır, bu duvar, Barselona’nın eski şehir merkezini (Ciutat Vella) besleyen su borularından geçtiği için “Canaletes” olarak anılırdı. 

Barselona La Rambla Font de Canaletes

Tarihçe:

Bu noktanın su kaynağı olarak kullanımı çok eskidir. 18 yüzyıldan kalma orijinal çeşme, eski ortaçağ duvarlarının Torre de Sant Sever kısmındaki bir depodan geliyordu ve Les Rambles ile Raval bölgelerini besliyordu. 18 yüzyılda bu noktada Estudis Generals adlı bir üniversite inşa edildi ve buradaki su jeti bir çeşme oluşturmak için kullanıldı. 

19 yüzyılda büyük bir dönüşüm yaşandı. 19 yüzyılda duvarların yıkılmasıyla eski çeşme ortadan kalktı, kule 1862’de yıkıldığında yerine geçici olarak iki demir çeşme kuruldu. 19 yüzyılın sonunda üniversitenin yıkılması, bugün gördüğümüz şekliyle Canalates çeşmesinin inşasına yol açtı. Barselona’nın armasıyla taçlandırılmış dört su musluğundan oluşan demir bir anıt. 

Çeşmenin bugünkü hali, 1892 yılında Jaume Rodelles’e adanmıştır. Dökme demirden yapılmış olup dairesel bir tabana ve her biri kendi musluğuna sahip dört havuzla çevrili yuvarlak bir gövdeye sahiptir. Yapının üzerinde dört fenerden oluşan zarif bir sokak lambası bulunur. 

 

Barselona La Rambla Font de Canalates

Efsanesi:

Çeşmenin en bilinen özelliği taşıdığı efsanedir. Efsaneye göre, çeşmeden su içen herkes Barselona’ya aşık olur ve şehre tekrar geri döner. Yere yazılı bir yazıt da bu geleneği destekler. “Çeşmeden içen Barselona’ya geri döner”

 

FC Barselona Bağlantısı:

Çeşme, futbol kültürüyle de derinden bağlantılıdır. 1930’lardan beri çeşme, FC Barselona kutlamalarının da merkez noktası haline gelmiştir. Takım galibiyetlerinden sonra coşkulu taraftarlar burada toplanır. Bu geleneğin kökeni oldukça ilginçtir. Gelenek, çeşmenin yakınındaki bir spor dergisi olan La Rambla’nın maç skorlarını bir kara tahtaya yazmasıyla başlamış, bu da çeşmeyi futbolseverler için doğal bir buluşma noktası haline getirmiştir. Maç kaybedilmişse, kalabalıkta muhteşem bir hüzün hakimdir. Sizler bu bölgede gezerken buna dikkat etmelisiniz, çünkü gerçekten bu taraftarlar oldukça fazla fanatiktir. 

Barselona La Rambla Font de Canaletes

Bugünkü Durum:

Çeşme bugün hem turistler hem de yerel halk için önemli bir simgedir. Şehrin bir sembolü ve günlük olarak birçok ziyaretçinin su içmek için durduğu bir buluşma noktasıdır. Ziyaretçi deneyimleri de bu konuda ilginçtir. Ziyaretçiler çeşmenin yakınında çeşitli yiyecek seçeneklerini ve FC Barselona’nın kutlamalarıyla bağlantısını takdir ederken, akşamları senkronize ışık gösterisinin de şehir merkezinde kaçırılmaması gereken bir manzara olduğunu belirtiyorlar. Yani, özelle bu küçük ama sembolik çeşme, hem Barselona’nın su alt yapısının tarihinin bir kalıntısı, hem romantik bir geri dönüş efsanesinin merkezi, hem de futbol tuttusunun buluşma noktasıdır. La Rambla’yı yukarıdan aşağı gezerken görülecek ilk simge yapılardan biridir. 

 

 

Barselona La Rambla  Boades Kokteyl Bar

2-BOADAS KOKTELY BAR

Genel bilgi ve konum:

Boadas, Carrer dels Tallers 1 adresinde, La Rambla’nın hemen yanında yer alan küçük, üçgen şekilli bir mekandır. Barselona’nın en eski barı, İspanya’nın ise ikinci en eski kokteyl barıdır. La Rambla’dan birkaç adım ötede, sadece iki küçük kapısı ve bir tezgahıyla bilinir. 

 

Kuruluş Hikayesi:

Bar, 1933 yılında Miguel Boadas tarafından kurulmuştur ve açılış, Barselona için tarihi bir andı çünkü şehrin bu türden ilk kokteyl barıydı. Kurucusunun hikayesi oldukça renkli. Miguel Boadas, 1895’te Küba’da Katalan ebeveynlerden doğmuş ve büyük tarih ve edebiyat figürlerinin (içki dünyasında da önemli isimlerin) hareketlendirdiği Havana’da deneyim kazandıktan sonra Barselona’da kendi mekanını açmıştır. Daha spesifik olarak Miguel Boadas, mixoloji sanatını dünyaca tanınan Havana’daki La Floridita barında öğrenmiştir. O dönemde Küba, bugünkü İbiza’nın sahip olduğu parti statüsüne sahipti.

 

Ünlü Müşteriler;

Bar, açıldığı dönemden beri edebiyat ve sanat dünyasının önemli isimlerini ağırlamıştır. Boadas, Barselona ve İspanya’da kokteyl kültürünün referans noktası haline gelerek Ernest Hemingway ve Salvador Dali gibi ünlü müşterileri kendisine çekmiştir. 

 

Tarihsel Dayanıklılık:

Barın en dikkat çekici özelliği, tarih boyunca yaşadığı zorluklara karşı gösterdiği dirençtir. İspanya iç savaşı ve II Dünya Savaşı kokteyl shakerlarını durdurmadı, Covid ise durdurdu ama sadece birkaç ay için.

 

Aile Mirası:

Mekan, kurucu ailenin elinde nesiller boyu yönetilmiştir. Miguel Boadas 1967’de hayatını kaybettiğinde, kızı Maria Dolores Boadas mekanı devraldı ve babasının mirasını ustalıkla sürdürdü. İlginç bir tarihi not: Maria kadınların barlara bile girmesine izin verilmediği bir dönemde İspanya’nın ilk kadın barmeni olmuştur. Sonraki süreçte yönetim değilti. Miras kızı Maria Dolors ve damadı Josep Lluis’e geçti. Zamanla Jeronimo Vaquero mekanın liderliğini üstlendi, ardından bugünün sahipleri Simone Caporale ve Marc Alvarez’e geçti.

 

90 Yıl Kutlaması:

2023 yılında bar önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Boadas, 90 yıl dönümünü altı ay süren özel etkinliklerle kutladı. Tnadem, Dry Martini ve Belvedere gibi Barselona’nın en iyi barlarını ağırladı, ayrıca Paris’teki Harry’s Bar ile özel bir işbirliği gerçekleştirdi.

Barselona Boadas Cocktail Bar

Atmosfer ve Deneyim:

Bar “Katedral” lakabıyla anılan eski usul mixoloji kültürünün simgesidir. Boadas, eski okul mixolojinin bir karakolu olarak kabul edilir. Belki de bu yüzden ona “Katedral” derler. Mekanın içi tarihi fotoğraflar, hatıra eşyaları ve yıllar boyunca ünlü müşterilerinin resimleri ile doludur ve papyon kravatlı barmenler küçük tezgahın arkasında klasik kokteyller hazırlar. Mekanda klasik bir koktely menüsü yoktur. Kokteyl menüsü bulunmaz, barmenlere güvenmek gerekir, çünkü ne yaptıklarını çok iyi bilirler.

 

Pratik Bilgiler:

Koktely fiyatları konusunda bölgenin en ucuzu değildir. Kokteyl fiyatları 9-12 euro arasında değişir. Ancak güçlü ve lezzetli içecekler sunulur. Burası Operaya gidenlerin de uğrak noktasıdır. Liceu’dan çıkan opera severlerin favori mekanı olarak da bilinir. La Rambla’yı gezerken kırmızı kapılara  dikkat eden, fark etmeden yanından geçmek oldukça kolaydır. Ama içeriye girdiğinizde 1930’lardan kalma bir zaman kapsülüne atım atıyorsunuz. 

 

 

Canaletes Elektrik Direği

3-CANALATES ELEKTRİK DİREĞİ

La Ramra caddesindeki elektrik direği: art deco tarzındadır ve mimar Felix de Azua tarafından tasarlanmıştır. Elektrik direği, 1929 yılında Evrensel Serginin başlangıcında, La Rambla caddesinin tepesinde bir döner kavşakta bulunuyordu. Ancak kentsel değişiklikler sonrasında günümüzdeki yerine taşınmıştır. 

Barselona Hotel Contınental

4-HOTEL CONTINENTAL

Konum ve Genel Bilgi:

Hotel Continental, La Rambla’nın tepesinde, La Rambla 138 adresinde, Canalates Çeşmesinin tam karşısında yer alır. La Rambla’daki tüm oteller arasında en önemlisi olup, Hotel Oriente ile birlikte şehrin en eski otellerinden biridir. Bugün 3 yıldızlı  bir otel olarak hizmet vermekte ve şehrin en simgesel mekanlarına kolay erişim sağlamaktadır.

Tarihçesi ve Konum değişikliği:

Otelin geçmişi 100 yılı aşkın bir süreye dayanır ve ilginç bir yer değişikliği hikayesi taşır. Otel başlangıçta La Rambla ile Plaza Catalunya’nın köşesinde bir otel ve restoran olarak hizmet veriyordu. 1931’de Malagarriga Vallet ailesi tarafından satın alındığında, otel konumunu değiştirerek hemen yanındaki Marquise of Palleja Sarayına taşındı. 

 

George Orwell ile Bağlantısı:

Otelin en bilinen özelliği, ünlü İngiliz yazar George Orwell ile olan tarihi bağlantısıdır. George Orwell ve eşi Eilleen O’Shaughnessy, İspanya iç savaşının (1936-1939) başladığı sırada, Aralık 1936’da ilk kez otele geldiler. O dönemde otel, La Rambla 140’daki tüm binayı kaplıyordu ve Orwell muhtemelen oteli, sıkça ziyaret ettiği ve kendisini büyüleyen iki nokta olan Las Ramblas ile Plaza Catalunya’nın köşesinde olduğu için seçmişti. Savaş döneminde otel önemli bir dönüşüm geçirdi. İngiliz yazar, bu süreçte ismi otelde tekrar tekrar geçen ünlü romanı “Katalonya’ya saygı” (1937) yazdı. Hikayenin daha gerilimli bir kısmı da var. Orwell, 20 Haziran’da Eileen ile buluşmak için otele gittiğinde, eşi onu kendine çekip “Kaç” diye fısıldadı. Bu, tasfiyenin başladığını duyduğu ilk haberdi. Orwell ve Eileen, gizli polisten kaçarak Fransa’ya geçmeyi başardı. Stalinist ajanlar Orwell yokken otele gelip eşini tehdit etmiş, odasını aramış ve günlüğünü çalmıştır. 

Barselona La Rambla Otel Continental

Diğer ünlü misafirler:

Otel, tarihte birçok önemli ismi ağırlamıştır. Hindistan’ın eski Başbakanı Jawaharlal Nehru ve kızı Indira Gandhi de Hotel Continental’de konaklamıştır. Orwell’in otelde olduğu dönemde, daha sonra ABD Başkanı olacak genç bir adam, John Fitzgeral Kennedy de bir süre otelde kalmıştır. Diğer ünlü isimler de oteli ziyaret etmiştir. 

 

İlginç bir olay. 1981 Banka Soygunu.

Otelin tarihinde dikkat çekici bir olay daha var. Mayıs 1981’de, Plaza de Cataluna da bulunan Banco Central’e yapılan saldırıda, polis bankaya girdiğinde rehineler ve soyguncular dışarı çıktı, suçlulardan beşi Continental otele sığındı.

 

 

Barselona Hotel Continental

Bugünkü Durum:

Otel, kuruluşundan beri aynı ailenin elinde kalmıştır. Otel hala Malagarriga ailesi tarafından işletilmektedir. Aile üyeleri, birçok misafirin oteldeki ünlü eski sakini hakkında sorular sorması üzerine otelin tarihini öğrenmek zorunda kalmıştır. Bugün otelde George Orwell’e adanmış bir oda bulunmaktadır. 

Sonuç olarak Hotel Continental, sadece bir konaklama yeri değil, İspanya iç savaşının edebi tarihine doğrudan tanıklık eden, Katalonya’ya Saygı kitabının yazıldığı mekan olarak edebiyat dünyasında özel bir yere sahip, La Rambla’nın simgesel yapılarından biridir. 

Barselona La Rambla dels Estudis

B-RAMBLA DELS ESTUDİS  

Barselona’nın en hareketli caddesi La Rambla’nın bu ilk bölümü, Rambla dels Entudis (veya Rambla de Canaletes’in devamı), Placa de Catalunya’dan başlayıp güneye doğru inen yaklaşık 1.2 km uzunluğundaki bu büyük bulvarın kuzey kesimini oluşturur. 

 

İsminin kökeni:

“Estudis” adını, bölgede eski dönemlerde bulunan bir üniversite binasından (Estudi General) alır. La Rambla’nın her bölümü farklı bir tarihsel özelliğe göre adlandırılmıştır. 

Barselona La Rambla dels Estudis

Genel Atmosfer:

Geniş, ortası yaya yolu olan ve iki yanında trafiğin aktığı bu bulvar, plaze ağaçlarının gölgesinde uzanır. Sokak sanatçıları, ressamlar, kuş ve hayvan satıcıları (tarihsel olarak), gazete büfeleri ve kafeler caddenin karakteristik özelliklerindendir. 

Cadde yaya trafiğine açık olduğundan özellikle akşamları kabalalık olabilir. Değerli eşyalara dikkat etmek (cep telefonu, çanta hırsızlığı) turist yoğun bölgelerde önemli bir tavsiyedir. Cadde boyunca yürüyerek Liceu Tiyatrosu, Boqueria Pazarı ve sonunda Christopher Colombus Anıtına (Mirador de Colom) kadar devam edebilir. 

Barselona La Rambla Casa de la Caritat

1-CASA DE LA CARİTAT-BARSELONA ÇAĞDAŞ KÜLTÜR MERKEZİ

Bina, 14 yüzyıllık bir geçmişe sahiptir. Alan tarihsel olarak farklı dönemlerde çeşitli amaçlarla kullanılmıştır. 12 yüzyılda bir kilise, 13 yüzyılda Montalegre manastırı, 16 yüzyılda bir Cizvit semineri olarak hizmet vermiş, 18 yüzyılda ise askeri kışla ve hapishane olarak kullanılmıştır. 

Asıl “Casa de la Caritat” (Hayırsever Evi) kimliğini ise 19 yüzyılın başında almıştır. 1802 yılında İspanya Kralı IV Charles, şehrin en yoksul kesimini barındırmak amacıyla bir hayır kurumu olan Casa de la Caritat’ın kurulmasına izin vermiştir. Kurum, kendi kendini finanse eden bir yapıya sahipti. Çekilişler, maskeli balolar ve boğa güreşleri düzenleyerek, ayrıca bisküvi, iğne, kumaş, makarna, halat sandalet ve giysi gibi temel ihtiyaç maddeleri üreterek gelir sağlıyordu. Bu kendi kendini finansman sistemi, marangozluk, demircilik, matbaacılık, ayakkabıcılık gibi mesleklerin kurum içinde öğretilmesiyle mümkün olmuştur.

Kurum 1957 yılında Vall d’Herban semtindeki yeni binalara (Llars Mundet) taşınmasıyla faaliyetine son vermiştir. 

 

Günümüzdeki Kullanımı:

Bina bugün, CCCB (Centre de Cultura Contemporania de Barcelona) olarak hizmet vermektedir. Mimarlar Helio Pinon ve Albert Viaplana tarafından gerçekleştirilen restorasyonla 19 yüzyıldan kalma yapı kompleksini, Pati de les Dones (Kadınlar Avlusu) üzerine sarkmış gibi görünen, aynalar ve yansımalar kullanan camlı cepheli prizmatik bir yapıya dönüştürdüğü için 1993 FAD Tasarım Ödülünü kazanmıştır. 

Merkez, yaratıcı araştırma, tematik sergiler, uluslararası tartışmalar, edebiyat, deneysel sinema ve teknolojik dönüşüm içeren yoğun bir kültürel faaliyet sunmaktadır. 2011 yılında ise komplekse, eski Casa de Caritat tiyatrosunun yerine Teatre CCCB adında yeni bir bina eklenmiştir. 

Pati de les Dones’in duvarlarındaki seramik fayanslarda, orada yaşayan yetimlerin tekrarlamak zorunda olduğu 19 atasözü ve ahlaki söz hala okunabilmektedir. Bunlardan biri “İnsanlar rüzgar gibi gelip geçerler, Tanrı’nın gerçeği ebedidir” şeklindedir. 

 

Barselona La Rambla Real Academia de Ciencias y Artes Barcelona-RACAB

2-REAL ACADEMİA DE CIENCIAS ARTES DE BARCELONA-RACAB

La Rambla’nın en köklü ve bilimsel açıdan en değerli yapılarından biridir. 

Kurum, 18 Ocak 1764 tarihinde “Deneysel Fizik-Matematik Konseyi” adıyla özel bir edebiyat topluluğu olarak kurulmuştur. İlk başkanı Francisco Subiras olan kurum, daha sonra Kraliyet Kararnamesi ile “Real Conferencia Fisica” adını almış ve Katalonya Prensliği ile ilgili konuları ele almıştır. İsmi tekrar “Real Academia de Ciencias Naturales y Artes” olarak değişmiş, 1887’den itibaren ise günümüzdeki ismini taşımaktadır. 

La Rambla caddesindeki görkemli bina, mimar Josep Domenech tarafından tasarlanmış etkileyici bir modernista yapıdır. Akademi, 29 Eylül 1786 tarihinde kalıcı bir Kraliyet Bağışı olarak aldığı arazide, 1894 yılında açılan bu binada yer almaktadır. Binanın en dikkat çekici özelliklerinden biri, astronomik ölçümlerle bağlantılı ve 1893 tarihinde tamamlanan iki kuledir. Bu kuleler, onlarca yıl boyunca Barselona’nın resmi saatini belirleyen bir saati çevreler. Saat, bilimi pusula ile temsil eden ve sanatsal dehayı simgeleyen heykellerle çevrelenmiştir. Bu iki figür, La Rambla’nın sonundaki Kristof Kolonb heykelinin de yaratıcısı olan Rafael Atche’i Farre’ye aittir. 

 

Koleksiyon ve Miras:

RACAB’ın bıraktığı miras oldukça kapsamlıdır. Fabra Gözlemevi: La Rambla üzerindeki bina, bir kütüphane, arşivler, bir saat koleksiyonu, astronomik, meteorolojik ve sismolojik ekipmanlar ve Montseny’de bulunan Fontmartina sismoloji istasyonu.

Kütüphane özellikle değerlidir. Akademi, yüz bin ciltten fazla esere sahip, üç yüzyılı kapsayan bilimsel eserlerin bolluğu nedeniyle İspanya’nın en önemli kütüphanelerinden biri sayılan bir kütüphaneye, tarihi bir arşive ve 1904’te açılan astronomik, sismolojik ve meteorolojik ekipmanlara sahip Fabra Astronomi Gözlemevini içeren bir komplekse sahiptir. 

 

Fabra Gözlemevi:

Tibidabo’da bulanan ve Camil Fabra i Fontanillis’in bağışıyla inşa edilen gözlemevi, 7 Nisan 1904’te açılmış ve 2 Mayıs 1916 Kraliyet Emri ile kamu yararına olduğu ilan edilmiştir. 

 

Tarihsel Anlar:

Salon binası özellikle önemli bir tarihi olaya ev sahipliği yapmıştır. Albert Einstein’in görelilik kuramının temellerini açıkladığı yer burasıdır.

Barselona La Rambla RACAB binası Billeter Saati
Billeter Saati:

Yanındaki odada ise 1869 tarihli Billeter astronomik saati bulunmaktadır. Bu saat saatin yanı sıra bazı gezegenlerin, Dünya’nın, Ay’ın ve Güneş’in konumunu 2029’a kadar doğru şekilde göstermektedir. 

Saat İsviçreli bir usta olan Alberto Billeter tarafından 1869 yılında yapılmıştır. Saatin hikayesi oldukça ilginçtir. Billeter, 1854-1857 yılları arasında Barselona’nın Villa d Gracia semtindeki atölyesinde, Mebusan Meclisi için bir astronomik saat üretmişti ve bu eser Madrid siyasi çevresinde büyük başarı kazanmıştı. Muhtemelen Meclis ile bir rekabet sonucu, 1858’de Senato, Kraliçe II İsabel aracılığıyla Billeter’den, işlevsel olarak aynı ancak daha büyük boyutlarda bir saatin Senato Sarayı için yapılmasını talep etmiştir. Ancak yapım süreci hiç de kolay geçmemiştir. Billeter saatin inşasına 1859’da başlamış ve eseri tamamlaması 10 yıl sürmüştür. Bu durum sanatçı için olumsuz sonuçlar doğurmuş, kendisine bu projeyi gerçekleştirmesi için bazı kişilerin sağladığı önemli mali kaynakları kaybetmişti. 1869’da ise Kraliçe sürgündeyken (bir önceki yıl gerçekleşen ve halk arasında La Gloriosa olarak bilinen devrimle tahttan indirilmiştir) ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle Senato saate olan ilgisini kaybetmişti. Saat el değiştirerek günümüze ulaşmıştır. Mebusan Meclisi için yapılan daha küçük saatin başarısının ardından Senato tarafından sipariş edilen bu saat, anlaşmanın bozulması üzerine marangoza, oradan da Barselona Belediyesine geçmiş ve bugün RACAB’da çalışır halde sergilenmektedir. 

Saat, döneminin bilim ve mekanik ustalığını yansıtan son derece karmaşık bir yapıya sahiptir. 

Saat, bugün salon binasına yakın bir koridorda, vitrin masasında sergilenen azafea’nın (İspanyol-Arap bilim aletleri) karşısında bulunmaktadır ve RACAB’ın düzenlediği rehberli turlarda ziyaret edilmektedir. 

 

Ödüller:

2014 yılında kuruluşunun 250 yılı anısına, Generalitat Hükümeti kuruma Sant Jordi Haçı ödülünü vermiştir. RACAB, günümüzde ALLEA federasyonunun bir üyesidir. 

 

Ziyaret Bilgisi:

Bina, rehberli turlarla salon binasına ve Billeter saatinin bulunduğu odaya erişim sağlanabilmektedir. 

 

 

Barselona La Rambla Teatre Polıorama

3-TEATRE POLIORAMA

Tiyatro, Barselona’nın ünlü La Rambla caddesinde, Barselona Bilimler ve Sanatlar Akademisinin bulunduğu binanın zemin katındadır. Bina 1899 yılında sinema salonu olarak açılmış, 1982 yılından itibaren tiyatro olarak hizmet vermeye başlamıştır. 1937-1939 yılları arasında Teatre Catala de Comedia adıyla anılmıştır. Yani 120 yılı aşkın bir geçmişe sahiptir. 

Toplam 705 koltuk kapasiteye sahip ve üç farklı bölümden oluşur. Parter, balkon ve amfitiyatro. Erişilebilirlik açısından zemin kat tamamen erişilebilir durumda, rampa girişi, özel koltuklar ve uyumlu tuvaletler bulunuyor. 

Barselona La Rambla Teatre Polıorama

Tiyatro dans ve komedi gösterileri ağırlıktadır. Son yıllarda Polonia ve Merda gibi müzikaller, Els homes son  de Mart ve Venus ve Bits de Tricicle gibi oyunlar sahnelenmiştir. Ayrıca uzun süredir flamenko gösterileri de düzenleniyor. 

Barselona Esglesia de Betlem

4-BETLEM KİLİSESİ-ESGLESİA DE BETLEM:

La Rambla ile Carrer del Carme’nin kesişimindedir. Liceu Tiyatrosu ve Virreina Meydanına çok yakın, tarihi Raval bölgesinde bulunuyor. 

1460 yılında, Barselona’nın Sant Sever ve Santa Anna kapıları arasında Santa Maria de Betlem adına bir şapel inşasına başlanıldığına dair kayıtlar var. 1522’de Aziz Ignatius Loyola Barselona’yı ziyaret etmiş ve hep Betlem şapelinin yakınında kalmış, 1539’da burada Cizvit tarikatını kurmuştur. 1553’de Cizvitler aynı yerde bir kilise inşa etme izni almıştır. 

1671’deki bir yangında, 15 yüzyıldan kalma eski kilise tahrip olmuş, bunun üzerine Josep Juli tarafından tasarlanan, Cizvit rahipleri Francesc Tort ve Pau Digo de Lacarre yönetiminde, 1680-1729 yılları arasında barok tarzda yeni bir yapı inşa edilmiştir. 

1936’da İspanya iç savaşı sırasında en büyük yıkım yaşanmış, kilise ateşe verilmiş, çatısı ve içindeki tüm gösterişli barok süslemeleriyle ana nefi kaybolmuştur. 

 

Bugünkü durumu:

Kilise, Katalan ve İspanyolca konuşan topluluğun yanı sıra Filipinli, Latin, Amerikalı ve Portekizce konuşan cemaatleri de bir araya getiren canlı bir mahalle kilisesi olarak işlevini sürdürüyor. Her ayın son Pazarı saat 12.00 de Uluslararası Ayin düzenleniyor. Ayrıca her yıl Barselona Doğuş Sahnesi Derneği tarafından düzenlenen geleneksel Doğuş Sahnesi sergisine ev sahipliği yapıyor. 

Yapının iç bölümü: renkli mermer ve cilalı İtalyan sıva mermerleri, bir sunak ve tribünlerde büyük kafes işçiliğiyle süslenmiş, çok renkli ve yaldızlı oyma figürlerle zenginleştirilmiştir. 

Barselona Teatre Nacional de Catalunya

5-KATALAN TİYATROSU-THEATRE NACİONAL DE CATALUNYA -TNC

Tiyatro,  Barselona’nın Eixample bölgesinde, Plaça de les Glories Catalanes yakınındadır. Auditori’nin (Barselona Konser Salonu) hemen yanında, Plaça de les Arts’ta bulunuyor. 

TNC’nin kökleri, ülkenin her zaman zengin, yaratıcı ve cesur olan tiyatro geleneğine bağlıdır. 1980’lerde Katalan toplumu, oyuncuların ve yönetmenlerin özgürce çalışabileceği bir mekana ihtiyaç duyduğunu fark etti. TNC’nin kuruluşu, Franco diktatörlüğünün sona ermesinin ardından 1980’lerde Fransa’dan dönen ve Katalan tiyatrosunun kurumsallaşmasında önemli rol oynayan ünlü oyuncu Josep Maria Flotats ile yakından ilişkilidir. 

Ana bina, 20.000 metre kare alan kaplıyor. 12 metre yüksekliğinde, 26 sütun tarafından desteklenen eğimli bir çatıya sahiptir. Bu yapı, Yunan tapınağının görkemini andırıyor. Bu etki, palmiye ağaçları ve zeytin çalılarıyla donatılmış çimenlik bir alanın önünde ana girişe çıkan beyaz merdivenlerle de güçleniyor. Bu dış mekan, Plaça de les Arts olarak biliniyor ve bazen açık hava performans alanı olarak da kullanılıyor. 

Barselona Teatre Nacional de Catalunya
Ziyaretçi bilgileri:

Gişe çalışma saatleri, Pazartesi-Cumartesi 11.00-20.00 arasındadır. Tiyatro kapıları her gösteriden 30 dakika önce açılır. Bilet satışı online, gişeden veya telefonla yapılabiliyor. Mimariyi, sahne arkasını ve tarihi keşfetmek için çeşitli dillerde rehberli turlar da düzenleniyor. 

 

 

Barselona La Rambla  Markisi Sarayı-Palau Moja

6-COMİLLAS MARKİSİ SARAYI-PALAU MOJA

Rambla caddesinin sol tarafında, Carrer de la Portaferissa’nın köşesindedir. Betlem kilisesinin tam karşısında konumlanmıştır. 

Saray, Moja Markisi Joseph de Copons ve eşi Maria Lluisa Deccatlar tarafından mimar Josep Mas’a sipariş edilmiştir. Saray, şehrin Rambla boyunca uzanan eski ortaçağ surunun ve Porta Ferissa adlı kapının yıkıldığı yerde inşa edilmiştir. Maria Lluisa Descatlar, Haziran 1776’da Belediyeden ailesinden miras kalan arazide ev inşa etme izni istemiştir.

İnşaatlar 10 yıl sürmüş, sonunda 1784’te açılışı yapılmıştır. Moja markilerinin büyük kızının evlilik töreniyle birlikte büyük bir kutlama gerçekleştirilmiştir. Mimari tarzı, sade çizgiler, düz hatların hakimiyeti ve süslemeden uzak yapısıyla geç barok detayları hissedilir. İlginç bir not: ana giriş kapısı Rampla’da henüz bir dere yatağıydı. Bu nedenle ana cephe Portaferrisa caddesine yönlenmiştir. 

 

Büyük Salon-Gran Salon:

Üç kat yüksekliğinde, kare planlı ve Rambla’ya açılan büyük pencerelere sahip bu salon, sarayın gösterişli kutlamaları için mükemmel bir sahneydi. Odanın tüm duvarları ve tavanı, 18 yüzyılın en iyi Katalan duvar ressamı Francesc Pla el Vigata’nın tablolarıyla kaplı, tarihi sahneler, çiçek çelenkleri, Moga ailesinin görüntüleri bulunmaktadır. 

 

Şair Jacint Verdaguer:

Verdaguer, 1876’da saraya yerleşmiş ve 15 yıl burada yaşamıştır. Önce ailenin papazı, 1883’ten sonra ise sadaka dağıtıcısı olarak hem en yüksek hem de en yoksul sosyal çevrelerle ilişki kurmuştur. Mossen Cinto’nun en önemli edebi üretimi Palau Moja’daki yaşamıyla yakından bağlantılıdır. 

 

Bugünkü Durumu ve Ziyaret:

Sarayın asıl bölümüne sadece etkinlikler sırasında veya randevulu ziyaretlerle girilebiliyor. Zemin katta Espai Moja bulunuyor. Katalan mirasını tanıtan bir merkez turizm bilgi ofisi ve kafeterya var. Kültürel Miras Genel Müdürlüğü, her ayın ikinci ve dördüncü hafta sonu ücretsiz rehberli turlar düzenliyor. Önceden rezervasyon gerekiyor, guruplar en fazla 25 kişiyle sınırlı ve turlar yaklaşık 70 dakika sürüyor. 

 

 

Barselona Sabassona Dükü Sarayı

7-PALAU SAVASSONA-SABASSONA DÜKÜ SARAYI;

Bina, Barselona şehrinde Carrer de la Canuda ve Plaça de la Vila de Madrid’de yer alıyor ve Ulusal Kültürel ilgi varlığı olarak ilan edilmiştir. Şu anda Areneu Barcelones’in merkezi olarak kullanılıyor. 

1776’da Savassona Baronu Antoni de Ferrer Brossa, Canuda ve Bot caddelerindeki çeşitli mülkleri satın almaya başladı. 1782’de yapıları yıkıp zemin kat, ara kat ve iki kat yeni bir bina inşa etmek için izin istedi. 1776’da Annon Ferrek ve Llupia, Canuda Caddesi ile Bot Caddesinin köşesindeki, komşu Immaculada Concepcio manastırının Carmelite rahibelerine ait mülkleri de içeren bazı arazileri satın aldı. İnşaata bizzat başlayan Anton Ferrer’di ancak yapının asıl mimarı ve sorumlusu olarak inşaat izninde adı geçen kişi oğlu Josep Francesc de Ferrer idi. 

Baron 1787’de vefat edince, oğlu ve varisi Josep Francs çalışmalara devam etti ve 1796’da Cnuda Caddesindeki yeni cephenin projesini, belediye yapı ustası Pau Mas Dordal’ın olumlu raporuyla sundu. Baron 1826’da soyundan kimse bırakmadan vefat etti ve saray dul eşi Maria Raimunda Desvall’i de Ribes’in eline geçti. 

Barselona Sabassona Dükü Sarayı
Mimari Tarz:

Saray 18 yüzyılda inşa edilmiş olsa da, yapısal olarak Gotik mimariden etkilenmiştir, ancak kendi döneminin tarzına uyarlanmış, yani neoklasik bir görünüme sahiptir. Binanın sonuç hali, cephesi, asıl kattaki ana odaları, araba girişi ve merkezi avlusu, birinci kata çıkan onur merdiveni, klasik mimarinin günümüze kadar gelen en açık mimari devamlılığını oluşturmaktadır. 

Yapı, 1981’de ulusal tarihi anıt olarak ilan edilmiştir. 

 

İç Mekan özellikleri:

Ressam Francesc Pla’nın mitolojik fresklerinin altında ve Jujol’un modernist dekorasyonuyla çevrili olarak okumak büyük bir lüks, eski toplantı salonu olan ve bugün kütüphanenin bir parçası olan Cunda Salonu, coğrafi olarak Barselona’nın tam merkezinde olduğunu unutturan, yüksek palmiyeleri ve küçük çeşmeli gölüyle bir barış vahası olan romantik bahçe ve eski saray sakinlerinin konut bölümüne çıktığı onur merdiveni bu yapının görülmeye değer köşelerinden bazılarıdır. Kütüphane muhtemelen sarayın en büyük hazinesi, yaklaşık 300.000 ciltle Katalonya’nın en önemli kütüphanelerinden biridir. 

 

Bugünkü kullanımı:

Ateneu Barcelones, 150 yılı aşkın geçmişiyle, Katalan toplumunu ve kültürüyle ilgili entelektüel tartışmanın ana merkezlerinden biri olmayı amaçlayan bir dernektir. Kurum, halka açık rehberli turlar da düzenliyor. 

 

Barselona Estidi General de Barcelona

8-ESTUDİ GENERAL-ÜNİVERSİTAT

 Barselona’da bir studium generale kurma fikrini ilk öne süren Kral Marti Huma (İnsancıl Marti) oldu. 1398’de bu öneriyi yaptı. Şehir temsilcileri talebi rettetti, ancak kral buna rağmen 10 Ocak 1401’de Barselona Tıp Estudi General’i kurdu. Montpellier Üniversitesine tanınan ayrıcalıkların aynısını verdi. 1402’de buna bir Sanatlar Fakültesi eklendi. Bu noktadan itibaren Barselona’daki ünivertisi çalışmaları “Tıp ve Sanatlar Estudi General” adını aldı. 

Barselona’da bir üniversite kurulması 1450 yılına kadar beklemek zorunda kaldı. O yıl Kral Alfons V’in verdiği bir ayrıcalık ve Papa V Nicolau’nun papalık bullası, önceki tüm yüksek öğretim merkezlerini birleştiren Estudi General de Barselona’yı kurdu. 

 

Binanın inşası:

17 Ekim 1536’da usta inşaatçı Tomas Barsa’nın liderliğinde, Barselona’nın Yüzler Konseyinin bağışladığı, Rambla’nın yukarı kısmındaki arazide studium generale’nin tüm fakülteleri için inşaata başlandı. Kurumun kuruluşu Kutsal Roma İmparatoru V Karl tarafından onaylandı ve masraflar Barselona şehri, katedral şapteri ve birkaç özel vatandaş tarafından karşılandı. 

 

 Sonuç:


1971’e kadar Katalonya’daki tek üniversiteydi. O yıl daha teknik fakülteleri içeren Üniversitat Politecnica de Catalunya bağımsız bir kurum haline geldi. 1968’de ise Universitat Autonoma de Barcelona kuruldu. 

Barselona Rambla de Sant Josep

C-RAMBLA DE SANT JOSEP-RAMBLA DE LES FLORS BÖLÜMÜ

Bölüm: adını taşıyan meydana yakınlığı nedeniyle “Rambla de Sant Josep” olarak biliniyor. La Rambla’nın orta bölümlerinden biri ve Barselona’nın en ünlü pazarına ev sahipliği yapması nedeniyle dikkat çekiyor. Bu bölümün en büyük özelliği, hemen kenarında bulunan La Boqueria pazarı. Caddenin bu kısmı, çift sıra çınar ağaçlarının gölgelediği geniş bir yürüyüş yolu şeklindedir. Cafe terasları, çiçekçi tezgahları, gazete büfeleri ve sokak sanatçıları caddenin karakteristik unsurları arasındadır. Caddenin zemininde ünlü sanatçı Joan Miro’nun tasarladığı mozaik bir desen de genel Rambla hattı üzerinde bulunoyr. 

La Boqueria genellikle sabahtan akşama kadar açık, pazar günleri kapalıdır. Bölge tüm gün boyu kalabalık olabiliyor, özellikle öğleden sonra saatlerinde, daha sakin bir deneyim için sabah erken saatler tercih edilmelidir. Cep telefonu hırsızlığı gibi küçük suçlar bu turistik bölgede yaygın olduğu için kalabalık anlarda eşyalarınıza dikkat etmenizi öneririm.

 

Barselona Mercat de la Boqueria

1-MERCAT DE LA BOQUERIA-LA BUQUERİA PAZARI

La Rambla caddesinde sağda, 91 numaradadır. Sarayın hemen yanındadır. En ilgi çekici yerlerden biridir, çok hareketli bir yerdir. 

Pazarın kökleri çok eskilere dayanıyor. 1217 yılına ait belgelerde, şehir kapısının yakınındaki Pla de la Boqueria meydanında et satışı için kurulan tezgahlardan bahsediliyor. 1827’de pazarda 200 tezgah bulunuyordu, bunların 100 tanesi taze ve tuzlanmış et, 48 tanesi balık, kalanı çeşitli ürünler içindi. 1836’da pazar, bir ayaklanma sırasında ateşe verilen Carmelitas Descalzos manastırının bulunduğu alana taşındı ve bir daha buradan ayrılmadı. Bugün görülen resmi yapının inşası 1840’da başladı ve 1914 yılında tamamlandı. İkonik metal çatı ise daha sonra eklendi. Giriş kısmındaki modernist demir kemer, mimar Antoni de Falguera tarafından tasarlandı. 

İsminin kökeni:

Çoğu kişi pazarı “La Boqueria” olarak tanısa da, gerçek adı el Mercat de Sant Josep’tir. (Aziz Joseph Pazarı) Bu girişten görülebilen tabelada da yazılıdır. İsim “Josepets” olarak bilinen Carmelitas Descalzos manastırından geliyor. 

Büyüklük ve ürün çeşitleri:

Pazar oldukça büyük bir alana sahiptir ve 300’den fazla tezgah ile şehrin ikinci en büyük pazarı konumundadır. Mercado de la Boqueria, taze meyve ve sebzelerden deniz ürünlerine, şekerlemelerden dünyanın dört bir yanından gelen ürünlere kadar çok çeşitli yiyecek tezgahlarıyla tanınıyor. 

 

Barselona Mercat de la Boquuerıa-La Buqueria Pazarı

2005 yılında “Dünyanın en iyi pazarı” seçilmiştir. Aynı zamanda, Barselona şehrinin en çok resmedilen binalarından birisidir. Tarihi geçmişi oldukça eski olmasına rağmen, en son olarak 2001 yılında yenilenmiştir. 

Pazar; dünyanın dört bir yanından gelen yiyeceklerle kurulur, pazarda tatlar, kokular, renkler ve dokular birbirini tamamlar. 

Evet son bir not, bu pazarla ilgili bir not, biz Türkler, alışkınız, satıcılarımız da alışkın, bir şey almadan önce tatmak isteriz, bizim ülkemizde satıcılar bunu hoş görür, ancak burası farklıdır. Ben burayı gezerken, tezgahta bulunan ilginç bir yiyecekten tatmak istedim, ancak satıcı büyük bir tepki verdi ve kabul etmedi. Sizler de buraya giderseniz, bu uyarımı hatırlamanız dileğiyle.

Barselona Parades de Flors

2-PARADES DE FLORS-ÇİÇEK PAZARI

Çiçek tezgahları, La Rambra caddesinin en büyük özelliklerindendir. Bu kısım La Rambla’nın Plaça de Catalunya’dan La Boqueria Pazarına uzanan orta bölümde yer alır. 

Barselona Parades de Flors

Bu çiçek satış geleneği 19 yüzyıla kadar uzanır. Eskiden bu tezgahlar caddenin çok daha büyük bir bölümünü kaplıyordu. Zamanla sayıları azaldı ama hala varlıklarını sürdürüyorlar. Günümüzde sadece 16 tezgah kalmıştır. Bazı tezgahlar aynı aile tarafından nesiller boyunca işletiliyor. Yani üçüncü dördüncü kuşak çiçekçilerle karşılaşmak mümkün.

Bu tezgahlarda: rengarenk taze kesme çiçekler, saksı bitkileri, mevsimlik buketler ve bazı tezgahlarda küçük hediyelik eşyalar ve süs bitkileri bulunur. 

Tezgahlar sabahtan akşama kadar açıktır. Turistik bölge olduğu için fiyatlar biraz yüksektir. 

 

Barselona Carrer Petritxol

3-Carrer Petritxol sokağı-Çikolata sokağı:

Tarihi Gotik Mahallesi (Barri Gotic) içinde, La Rambla’ya çok yakın, dar ve şirin bir sokaktır. Plaça del Pi’nin hemen yanından başlar. Çok kısa bir sokaktır, birkaç dakikada baştan sona yürünür. Ama mutluku durup bir mekana oturmaya değer. 

Bu sokak Carrer de la Xocolata (Çikolata Sokağı) lakabıyla tanınır. 19 yüzyıl sonlarından beri burada geleneksel granizado (buzlu içecek) ve sıcak çikolata salonları (xocolaterias) bulunur. En meşhur mekan Granja Dulcinea ve Granja La Pallaresa’dır. Bunlar yıllardır aynı tarifle servis yapan, nostaljik dekorlu çikolata evleridir. 

Gelelim atmosfere: dar, taş döşeli, arabaların giremediği yaya sokağıdır. Klasik demir balkonlar, eski tip levhalar ve küçük butik dükkanlar bulunur. Sanat galerileri de bu sokakta yoğunlaşmıştır. Bu yüzden sanatseverler içinde bilinen bir noktadır. Gündüz sakin, akşam üstü ve hafta sonlarında yerel halk ve turistlerle doludur. 

Evet buraya giderseniz: Xocolata amb xurros (sıcak çikolataya batırılmış churros) yemelisiniz. Ayrıca Granizado de limon (yazın serinletici limonlu buzlu içecek) içebilirsiniz. 

 

Barselona Palau Güell

4-Palau Güell:

Carrer Noue de La Rambla caddesindedir. 1979’a kadar bu caddenin adı Conde del Asalto’ydu ve Barselona’da kaldırımları, drenaj sistemi ve iki şeritli trafiği olan ilk caddeydi. La Rambla’ya çok yakın konumdadır. 

Antoni Gaudi’nin sanayici Eesebi Güell için tasarladığı bir kent sarayıdır. 1886-1888 yılları arasında inşa edilmiştir ve Antoni Gaudi’nin Eserleri başlığı altında UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alır. 

Dışı sade ve süslemeden yoksun görünse de içi son derece lüks ve gösterişlidir. Odalar, ışık kaynağı görevi gören iç avlu benzeri merkezi bir salon çevresinde dizilmiştir. 

Cephe 22 metre yüksekliğinde ve 23.60 m genişliğindedir. Üç yatay seviyeden oluşur. Büyük sepet kulpu kemerli alt kat, büyük galeriyle alt seviyenin üstünde orta kat ve korkuluklarla taçlandırılmış sade üst kat.

Giriş kapıları 4.9 m yüksekliğinde olup bitki, hayvan ve sembolik motiflerle süslenmiştir. Bu süslemeler arasında Güell’in baş harfleri de vardır. Gaudi, Mudejar ve Nazarı sanatından ilham almıştır ve bina hem konut hem de sosyal/kültürel bir buluşma mekanı olarak tasarlanmıştır. Bodrum katında atların tutulduğu ahır bölümü vardır. Burada sıra dışı sütun ve tonozlar binanın temelinin önemli bir parçasını oluşturur. Çatıda Gaudi imzası haline gelen renkli, mozaikli bacalar bulunur. 

1945 yılında Eusebi Güell’in en küçük kızı Merce Güell i Lopez, sarayı kültürel amaçlarla korunması koşuluyla Barselona Eyalet Konseyine bağışlamıştır. İspanya iç savaşı sırasında Polis karakolu olarak kullanılmıştır. 1948 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edilmiştir. 

Gelelim ziyarete. Her ayın ilk pazar günü ücretsiz giriş vardır. Ziyaret için yaklaşık 1.5 saat ayırmanızı öneririm. Aynı anda binaya sınırlı sayıda ziyaretçi alınmaktadır, yani beklemeniz gerekebilir. 

 

 

Barselona Museu de les II-Iusions (İllüzyonlar Müzesi)

5-MUSEU D’LL-IUSLONS D’ENTRETENİMENT

Carrer Pintor Fortuny 17 Ciutat Vella adresindedir. La Rambla’ya çok yakın bir konumdadır. Las Ramblas’a birkaç adım uzaklıktadır.

Burası özellikle çocukların çok hoşuna gidiyor, şehri gezerken yanınızda çocuklarınız varsa burayı atlamayın mutlaka gidin. Ancak giriş ücreti 10 Euro. Evet, burası eğlenceye adanmış bir müzedir.

Barselona Museu de les II-Iusions (İllüzyonlar Müzesi)

Barselona’da optik illüzyonları ve görsel oyunları sevenler için Avrupa’nın ilk illüzyon Müzesi olarak açılmıştır. Müze, gözlerinizin önünde canlanan bir dizi optik illüzyon ve 3D duvar resmi içinde aktif bir yolculuk sunar. 

Müzede yaklaşık 60 duvar resmi bulunur ve her biri için en gerçekçi fotoğrafı çekmek üzere tam olarak nerede durmanız gerektiği işaretlenmiştir. Sahneler fantastik ortamlardan komik durumlara kadar çeşitlilik gösterir. Bir ejderhaya binmek, asma bir köprüden geçmek veya bir dinozordan kaçmak gibi. Bir denizkaplumbağasıyla denizin altında bulunabilir, fantastik canavarların kapısını açabilir, sirk topundan fırlayan bir adam gibi olabilir, atlı bir tramvaya binebilir veya timsahlardan kaçabilirsiniz. Picasso, Dali ve Goya gibi ünlü ressamların eserlerinin bir parçası olabilir, Titanic’te yolculuk edebilir, Barça oyunlarıyla gol kutlayabilir, flamenko dansı yapabilir veya dev/cüce ülkelerinde gezintiye çıkabilirsiniz. 

Resimler insan figürlerinden daha büyük ölçekte, el çizimiyle yapılmış ve tüm detaylarıyla, ziyaretçinin önünde durduğundan görüntünün bir parçası haline geleceği şekilde projelendirilmiştir. 

Müzede fotoğraf çekmek tur boyunca serbesttir. Aslında müzenin asıl amacı budur. Ziyaretçilerin albümlerini şaşırtıcı gerçek gibi fotoğraflarla doldurmaktır. 

Aynı bina içinde, 9 farklı temalı dünya sunan Big Fun Museum da bulunur. 

Evet, müzeye girmek için yetişkin bileti 10 eurodur. Ziyaret yaklaşık 1 saat sürer. Bazı illüzyon fotoğraflarını çekmek için fotoğrafı belirli bir açıdan ve uzaktan çekmek gerekir, bu yüzden bir arkadaşla gitmek ya da tripot taşımak işinizi kolaylaştırabilir. 

 

 

Barselona Casa Beethoven

6-CASA BEETHOVEN

1880’den beri Barselona’nın Rambla de Sant Josep’inde bulunan, müzik notaları ve müzikle ilgili ürünleri satan küçük ve sıcak bir dükkandır. La Rambla’da hala faaliyette olan en eski dükkan unvanına sahiptir. 

La Rambla, 97 numarada bulunur. 

Casa Beethoven, 1880 yılında “Casa Guardia” adıyla kurulmuştur. O dönem La Rambla, nota satan dükkanlarla dolu bir caddeydi. 1910 yılında Lluis Gonzaga Jorda dükkanı satın almış, 1915 yılında ismini Casa Beethoven olarak değiştirmiş ve bugünkü müzikal referans noktası haline getirmiştir. Gonzaga, Meksika’da zarsuela (İspanyol operet türü) konusunda uzmanlaşmış bir besteci oluştur. Ancak kariyeri 1910’daki Emilliana Zapata Devrimiyle kesintiye uğramıştır. Dükkanı satın aldığı yıl da tam bu yıldır. O dönemde La Rambla’da nota satan birçok dükkan vardı, bugün ayakta kalan tek dükkan budur. Şu anki sahibi Jaume Doncos dükkanda yaklaşık 50 yıldır çalışmaktadır ve 1978’den ber işletmeyi yönetmektedir. 

Dükkanda şu anda 30.000 den fazla farklı nota bulunmaktadır. Beethoven’den Taylor Swift’e, Pink Floyd’dan Paco de Lucia’ya, sardana ve flamenko’ya kadar her tarz. Ayrıca yüzyıl önce popüler olmuş eski bolerolar veya 1920’lerin meşhur cuple şarkıları gibi nadir arşiv parçaları da korunmaktadır. Müzik tarihi teorisi üzerine kitaplar, özellikle opera ağırlıklı olmak üzere CD ler de modern ve klasik İspanyol müziği konusunda zengindir. 

Evet, üzerinde fenerlerin yandığı ahşap vitrin, uzun tezgah, bir Beethoven büstü ve eskiden sürekli çalan bir piyano, açıldığı günden beri değişmeyen unsurlardır. Tarihi bir filmden çıkmış gibi görünen küçük vitrin, antika ahşap mobilyalar, notalarla dolu raflar ve dükkanın ortasındaki piyano bu dükkanı büyüleyici kılan unsurlardır. 

 

 

Barselona Palau de la Virreina Sarayı:

7-PALAU DE LA VİRREİNA SARAYI

La Rambla caddesinde 99 numaradadır. Katalonya’nın barok üslubundaki sivil mimarisinin en iyi örneklerinden biridir. Boqueria pazarına yakındır. 

1776’da Peru Valisi (Virrery) olarak 1761’den beri görev yapan Manuel de Amat y Junyent, büyük bir servetle Barselona’ya geri dönmüş ve bu zenginliğini göstermek için barok ve rokoko süslemelerin birleştiği bu gösterişli sarayı inşa ettirmiştir. Saray 1772-1778 yılları arasında inşa edilmiş, Amat’ın ölümünden sonra dul eşi Maria Francesca de Fiveller y Bru tarafından kullanılmıştır. Bu yüzden “Virreina Sarayı” (Valinin karısının sarayı) adını almıştır. 

Manuel de Amat, Amerika’dan döndükten sonra sarayda pek az süre yaşama fırsatı bulmuş, 1782’de vefat etmiştir. Sarayın tadını çıkaran kişi eşi Maria Francesca de Fiveller olmuştur. Efsaneye göre asılg önül bağı olan kişi, Limalı dansçı “La Perricholi” olarak tanınan Micaela Villegas’tı, ancak saray resmi olarak karısının adını almıştır. Sarayın mimarı Josep Ribes’tir. Tasarım Fransız Barok üslubunda yapılmış, iç dekorasyon kararlarını ise bizzat Manuel de Amat vermiştir. 

 

Bugünkü kullanım;

Bugün “La Virreina” fotoğraf ve çağdaş kültür üzerine uzmanlaşmış kamu kurumu olarak hizmet vermektedir. Programı, büyük fotoğraf isimlerini, medya, hafıza, siyaset ve kentsel imgelem üzerine projelerle birleştirir. Sarayın salonları ve avlusu, Barselona Belediye Kültür Bölümü’nün merkezi olarak kullanılmakta ve geçici sergilere ev sahipliği yapmaktadır. İçeride, sürekli sergide Barselona’nın Şehir Devleri (Geganst de la Ciutat) ve Barselona Kartalı (Aliga de Barcelona) sergilenmektedir. Bu devler, Kral I Jaume ve eşi Macaristanlı Violant’ı temsil eden, kağıt hamurundan yapılış aşırı büyük figürlerdir. 16 yüzyıldan beri belgelenmiş olup Katalonya’nın en eski devleridir. (Mevcut figürler 1992’de yapılmıştır)

Giriş tüm yıl boyunca ücretsizdir. Barok sarayın iç avlusu, tam La Rambla’nın ortasında küçük bir nefes alma alanı sunar. Ziyaretten önce veya sonra durup dinlenmek için idealdir. 

 

Barselona Casa del s Parigües

8-CASA DELS PARAIGÜES-ŞEMSİYELER EVİ

La Rambla 82 numarada bulunan, 1880’lerde bir şemsiye dükkanı olarak hizmet veren çarpıcı bir binadır. Resmi adı Casa Bruno Cuadros’tur. Ama yerel halk arasında “Casa dels Paraigües” (Şemsiyeler evi) olarak tanınır. La Rambla’daki en çok fotoğraflanan binalardan biridir. 

Tüccar Brono Cuadros i Vidal (Segarro/Biosca doğumlu), 1854’ten beri bu binanın altındaki bir dükkanı kiralamıştır. Şemsiye, güneş şemsiyesi, yelpaze ve şal sattığı bu dükkan ona, 3 evi  tek tek satın alarak yeni bir bina inşa edecek kadar gelir  sağladı. 

Bina 1858’de inşa edilmişti, ama şemsiye, yelpaze ve şal işine ancak yıllar sonra yerleşen Bruno Cuandros, 1883’te üst katları da devralarak Katalan mimar Josep Vilaseca y Casanover’e cephe tasarımı yaptırmıştır. 

Bina ve dükkan, 1888 Evrensel Sergisi öncesinde, 1883-1885 yılları arasında Josep Vilaseca i Casanovas tarafından tamamen yeniden tasarlanmıştır. Bu yenileme evin iç yapısının tamamen değiştirilmesini, üst kata bir kat eklenmesini ve cephelerin süslenmesini içeriyordu. Söylenene göre, Vilaseca, projeyi kabul ettiğinde, Japonya’dan henüz dönmüştü. Bu yüzden binanın içine ve dışına doğru esintili ilhamını yansıtmıştı. O dönemde dönemin entellektüel çevreleri, Mısır, Arap ve Doğu sanatına yoğun bir ilgi duyuyordu. Bu ilgi binanın dekorasyonunda da yansımıtrı. Mısır sembolleri, Japon baskıları ve sayısız ejderha figürlerinden oluşan eklektik bir karışım.

Evet binada en dikkat çekici unsur, La Rambla’ya bakan köşede bambu taklidi bir demir fener tutan, Josep Lomas’ın eseri olan büyük, polikorm çinko Japon ejderhasıdır. Bu ejderha figürü, modernizmin bir sembolü haline gelmiştir. Barselona’nın çeşitli yerlerinde dağılmış yaklaşık 400 ejderha figürü bulunmaktadır. 

Bina, günümüzde bir banka binası olarak kullanılmaktadır. İç mekan, şu anda halka kapalıdır. Yani sadece dışarıdan, cepheyi inceleyebilirsiniz. Ama bu zaten binanın asıl çekiciliğidir. 

 

Barselona Fond de Portaferrıssa

9-FOND DE PORTAFERRISSA

Çeşme, La Rabmla’ya bitişik aynı adı taşıyan caddenin başında, Casa Josepa Nadal binasının altındadır. La Rambla’dan Carrer de la Portaferrissa’ya sağa  dönüp yürüdüğünüzde 2 numarada görebilirsiniz.

Ciutat Vella semtinin canlı bölgesinde, Carrer de la Portaferrissa’da bulunan, 1681’e dayanan tarihi bir çeşmedir. Sadece bir çeşme değil aynı zamanda Barselona tarihini anlatan seramik bir mozaik panodur.

Çeşmenin kökeni, 1604’te La Rambla’nın diğer tarafında kurulan cizvitlerin Porta Ferrica’yı çevreleyen kulelerde birine taşınmasını istediği halk çeşmesine dayanır. 15 Mayıs 1680’de Betlem Okulunun rektörü, 1671’de yanan kilisenin yerine yeni bir kilise inşa ettirmek için Carrer del Carme’nin  başındaki çeşmenin taşınmasını Consell de Cent’ten talep etmiştir. Cizvitler giderleri üstlenecek ve danışmanlar onlara, Rambla surundaki Porta Ferrisa’nın deniz tarafındaki kuleyi göstermiştir. Çeşme taşındığında, halkın La Rambla deresini geçmeden suya ulaşabilmesini istemeleri bu değişimin ana nedenidir. Bu çeşmenin saygınlığı o kadar yüksekti ki, Montcada’dan gelen yüksek kaliteli sular Barselona’ya ulaştığında, kullanıcıları bu suya atfettikleri şifa özellikleri yüzünden tedarik değişikliğine karşı çıkmışlardır. 8 Nisan 1861’de çeşme, Portaferrissa-Rambla köşesinde resme açılmıştır. 

 

İsminin kökeni:

Sokağın adı, şehrin surunun kapısındaki demir çubuklardan (barres de ferro) gelir. Bu çubuklar Barselona’da kullanılan bir uzunluk ölçüsüydü. Portaferrissa Kapısı, 13 yüzyılda inşa edilen Barselona’nın ikinci surunun kapılarından biriydi. 

 

Seramik Mozaik:

Çeşmenin duvarını süsleyen pano, dışarıda bir kemerin altındadır ve dörtgen sırlı seramik karolardan yapılmıştır. Dekorasyon, şehrin giriş kapısını iki kule ve surlarla çevrili şekilde tasvir eden 373 renkli karodan oluşur. 

Ön planda 18 yüzyıl gündelik hayatından  sahneler resmedilmiştir. Bulutların üzerinde, kulelerin arasında tasvir edilen Aziz Josep Oriol sahneye hakimdir. 

Panonun altında, çeşmenin iki musluğu arasında üç yazıt bulunur ve burada Portaferrissa Kapısının tarihi anlatılır. 

Pano merkezinde, Roma döneminde şehit edilen Barselona’nın ortak koruyucu azizesi Aziz Eulalia yer alır. Aziz Eulaila’nın altında ellerinde “Algua potable” (içilebilir su) yazılı tomarlar tutan iki figür görülür. Bunlar Barselona’ya su sağlayan Ter ve Llobregat nehirlerini temsil eder. Ayrıca “Renaixement de les aigües” (suların yeniden doğuşu) yazısı, 1959’da şehrin su sistemini modernize edildiğini eklenmiştir. 

Bu eserin yaratıcısı seramikçi Joan Baptista Guivernau Sans’tır. Yazı metni Pere Voltes tarafından kaleme alınmıştır. 1959’da Mare de Deu la Merce festivali için yapılmıştır. 

Çeşmesi:

Çeşmenin çevresinde Boqueira Pazarı, Gran Teatre del Liceu ve Plaça Reial gibi pek çok cazibe noktası bulunur. Yakındaki Gotik Mahalle ise  dar sokakları ve Barselona Katedrali gibi tarihi binalarla geçmişe yolculuk sunar. Bu çeşme, La Rambla’nın bitiş noktasında, Plaça Catalunya’ya yakın ve Barri Gotic’e girişin tam başında yer alır. 

 

Sonuç:

Çeşme genellikle gözden kaçan, sakin ve dikkatli bakmazsanız fark edilmesi zor bir yerdedir. Yani, La Rambla’da yürürken bilerek aramanız gerekir. En iyi ziyaret zamanı, daha sakin bir atmosfer ve daha iyi fotoğraflar için sabah erken saatlerdir. 

 

 . 

Barselona Museu de L’Erotıca de Barselona

10-MUSEU DE L’EROTICA DE BARCELONA-EROTİCA MÜZESİ

La Rambla caddesinde 96 numaradadır. Tam Boqueria Pazarının karşısında, La Rambla’nın merkezindedir. Yetişkin bileti 15 euro, öğrenci bileti 12 euro dur. 

1986’da kurulan ve İspanya’nın ilk erotik müzesi olan bu kurum, ziyaretçilerin insanlığın çeşitli sanatsal ve kültürel yönlerinden erotizmin gelişimini görebileceği eğitici bir merkez olarak tasarlanmıştır. 

Müze, 1997’de, Rambla üzerindeki oldukça büyük bir daire içinde açılmıştır ve 9 odadan oluşur, küçük bir avlu terası bulunur. Müzenin sanat koleksiyonu: ritüel ve dini açıdan olduğu kadar eğlence amaçlı da olmak üzere, Yunan ve Roma’dan 1920’lere kadar farklı dönemleri kapsayan, çok geniş bir kültür yelpazesindeki 800’den fazla yüksek tarihi değere sahip eserden oluşur. Son zamanlarda ünlü Avusturyalı sanatçı Gustav Klimt’in eserlerine adanmış yeni bir sürekli sergi açılmıştır. Burada onun en ikonik eserlerinden  bazıları sergilenmekte ve sanatsal mirası hakkında bilgi verilmektedir. 

Barselona Museu de I’Erotica de Barcelona

Müzede ne görebilirsiniz.

Ziyaretin sonuna doğru, müzenin en eğlenceli odası sayılan, erotizmle ilgili en tuhaf ve en gülünç dünya rekorlarının anlatıldığı bir bölüm bulunur. Homoseksüel sanata da yer verilmiştir. Bazıları orijinal, bazıları reprodüksiyon olan “Homo Art” eserlerinin sergilendiği küçük bir oda mevcuttur. En vahşi cinsel pratiklerden biri olan fetişm ve sadomazoşizm için de ayrı bir alan ayrılmıştır. “Erotik Bahçe” adlı küçük bir dış mekan da bulunur. Burada doğanın bize sunduğu erotik imgelerle ilgili eserler sergilenir ve müzenin bazı etkinlikleri de bu alanda gerçekleştirilir. Sergiler arasında Picasso’nun eserleri, bir John Lennon duvarı ve korseler de bulunur. 

 

İtalya Pompeki freskleri:

Pompei, insan kültürlerindeki cinsel ifadeyi anlamak isteyenler için kesinlikle görülmesi gereken bir bölümdür. Sergide, Pompei’den genelevleri veya özel evleri gösteren freskler ele alınır. Bu göröntüler o dönemde gizlenmemiş, günlük hayatın bir parçası olarak kabul edilmiştir. Antik Romalıların erotik yağ lambaları ve uğur getirdiğine inanılan fallik tılsımları kullandığı da müzede gösterilen ilginç detaylardandır. Pompei’de evlerin kapılarında bulunan fallik semboller, genellikle çekicilik amaçlı değil, uğur getirme veya bereket göstergesi olarak görülen objelerdi. Müze antik bereket tanrıçalarını, cinsel sahnelerle bezeli karmaşık seramikleri ve erken toplumların insan cinselliğini hayat verici bir güç olarak gördüğünü gösteren kabartmaları sergiler. 

Sergilenen 800 civarındaki eserin çoğu orijinaldir. Ancak bazıları reprodüksiyondur. 

 

Turlar:

Müzede her gün rehberli turlar düzenlenir ve bu türler giriş ücretine dahildir. Turlar genellikle Marilyn Monreo gibi erotizmle ilişkilendirilen tanınmış karakterler kılığına girmiş kişiler tarafından yapılır. Son bir not: içerik bazı bölümlerde oldukça açık sahneler içerdiğinden, çocuklarla ya da bu tür temalarla rahat olmayan kişilerle ziyaret etmeden önce bunu göz önünde bulundurmanızı öneririm. 

 

 

Barselona Pattisreria Escriba

11-PASTİSSERİA ESCRİBA:

La Rambla 83’de, Boqueria Pazarına yakın, görkemli “Antiga Casa Figueras” binasında bulunan, tarihi bir pastane ve kafedir. Bina, hem mimari hem de pastacılık tarihi açısından özel bir öneme sahiptir. 

Binanın Tarihçesi:

Bu mekan, iki çok özel ailenin tarihine tanıklık eder. 1820’de işine başlayan ve 1846’da bu adrese taşınan makarna ve irmik üreticisi Figueras ailesi ve 1906’da aile işletmesini kuran fırıncı/şekerci Escbira ailesi. Bina aslen 1820’de kurulan bir makarna fabrikasıydı. 1902’de ressam ve sahne tasarımcısı Antoni Ros i Güell tarafından modernist üslupta tamamen yeniden dekore edilmiştir. O dönemin en ünlü sanatçıları ve sanatkarlarıyla çalışarak mozaikler, art nouveau dekorasyonlar, heykeller ve insanı içeriyi keşfetmeye davet eden vitrinler yaratmıştır. 

Binanın köşesini süsleyen büyük heykelsi kabartma, eskiden fabrikada yapılan işe bir saygı duruşu olarak orak biçen bir kadını tasvir eder.

Cephe modernist üsluptadır. Merkezi kemerler, çok renkli mozaiklerle, vitraylarla ve dövme demirle dolu pencerelerle bezelidir. 

  Pastanenin duvarlarında: İspanya krallarının fotoğrafları bulunmaktadır.

Günümüzdeki durumu:

Vitrin tasarımları, gizemli veya hayali dünyaları yeniden canlandıran pastalar sunar. Escriba şefleri gerçek anlamda tasarımcı olarak görülebilir. “Rambla” isimli özel pastaları vardır. Portakal reçeli ve % 70 çikolata trüflü, kakao kaplamalı portakallı kek tatmanızı öneririm. Pastane, 1961’de şehirde kendi tereyağlı krusavan tarifini geliştiren ilk yer olmuştur, bu hala ürünlerden biridir, tadabilirsiniz. Ama asıl denenmesi gereken ürün “cremadet” tir. Klasik krema katalana ile doldurulmuş, dışı karamelize edilmiş çıtır çıtır bir hamur işidir. Tarif 1976’dan beri Escriba’ya aittir. 

Markanın sloganı “sadece pasta yapmıyoruz, illüzyonlar yaratıyoruz” dur. Paskalya dönemindeki özel “mona de Pasqua” (geleneksel Katalan Paskalya pastası) ve çikolata figürleriyle ünlüdür. 

Evet, mekanın küçük bir tadım terası bulunuyor, bir sıcak çikolata veya bonbon eşliğinde durup dinlenebilirsiniz. 

 

Barselona Rambla dels Caputxins

4-RAMBLA DELS CAPUTXİNS-RAMBLA DEL CENTER BÖLÜMÜ

La Rambla’nın beş bölümünden biri olan bu kesim “Rambla del Centre” (Merkez Rambla) olarak da bilinir. Pla de la Boqueria’dan Plaça del Teatre’ye kadar uzanır. 

İsminin kökeni:

Adını, 1835’deki anti-klerikal ayaklanmalarda yakılan Kapucin keşişlerinin manastırından alır. Bu manastır eskiden bu bölgede bulunuyordu. 

 

Tarihi önemi:

Bu bölüm, 19 yüzyıl Barselona’sının en önemli kesimiydi, ana mağazalar, oteller ve lüks kafeler buradaydı. Rambla dels Caputxins, La Rambla’nın yaya bölgesi haline gelen ilk kesimiydi. Bu durum, Belediye ile Liceu Tiyatrosunun ortakları arasında çatışmaya neden olmuştu. Çünkü yayaların oyun günlerinde performansları etkilemesinden korkuluyordu. O dönemden kalma hala ayakta olan birkaç kuruluş vardır. Stendhal ve Hans Christian Andersen gibi önemli yazarlar bu bölgeyi ziyaret etmiş, zenginler, işçiler, balıkçılar, askerler, meyve-sebze satıcıları, gazete satıcıları ve garsonlarla karışmıştır. 

Evet, bu bölge zengin orta sınıfın komşu Raval semtinden gelen daha yoksul halkla yan yana yürüdüğü, çelişkilerle dolu bir alandır. 

Bu bölümde görülecekler:

Barselona Mosaic del Pla de I’Os. Joan Miro Mozaiği

1-MOZAİK BÖLÜM:

Pla del Boqueria’dan başlayarak, Joan Miro tarafından yere döşenmiş bir mozaik bölümle karşılaşılır. 

La Boqueria’nın karşısında, sanatçı Joan Miro’nun 1976’da Barselona’ya hediye ettiği, denizden gelen gezginleri karşılamak amacıyla yapılmış bir mozaik bulunur. Paviment Miro (Miro Döşemesi) olarak da bilinir. 

1968’de Barselona Belediyesi, Miro’dan, şehre Barselona Havalimanına gelen ziyaretçileri karşılamak için ünlü seramik duvar resimlerinden birini yapmasını önerdi. Miro bu fikri çok beğendi ve sadece havalimanı için bir eser yapmakla kalmayıp, şehre kara, deniz ve hava yoluyla gelen ziyaretçileri karşılayacak 3 eser tasarlamayı taahhüt etti. Miro, kağıt üzerinde bir  taslakla başladı, bu taslak şu anda Barselona’daki Fundacio Joan Miro’da korunmaktadır. Eserin canlılığının büyük bir kısmı ise, Miro’nun tasarladığı renklere hayat veren Joan Gardy Artgas’ın katkılarıyla ortaya çıkmıştır. 

TARİHİ:

Mozaiğin bulunduğu alan eskiden Boquerie Kapısının bulunduğu yerdi. Efsaneye göre, Kont Berenguer IV’ün Almeria’dan savaş ganimeti olarak getirttiği bu kapı, Barselona halkını hayrete düşürmüştü. Bu güzel arabesk işçilik, Santa Eulalia’nın eski kapısının yerini almış ve Bouqueria Kapısı adını almıştır. Kapı, 1760’da şehir surları yıkıldığında ortadan kalkmış ve yerine Pla de I’Os adlı açık bir alan bırakılmıştır. Bugün mozaik, 2017 Barselona saldırılarının kurbanlarını anma ve saygı sembolü haline gelmiştir. 17 Ağustos 2017’de terörist Younes Abouyaaqoub’un yüzden fazla kişiyi ezdiği ve yakındaki Bouqeria Pazarından kaçtığı ölümcül yolculuğun bittiği nokta, tam olarak bu mozaiğin üzerindeydi. O dönemde çoğu turist ve hatta birçok Barselonalı tarafından fark edilmeyen bu 400 metre karelik mozaik, o günlerde kurbanlara saygı için çiçek, mum, peluş oyuncak ve duygusal yazılarla dolu geçici bir an8ma yerine dönüşmüştür. 

Detaylar:

Mozaik, beyaz çimentonun renkli kırık camlarla boyanmasıyla yapılmış terrazo karolardan oluşan bir döşemedir. Yaklaşık 8 metre çapında, düzensiz bir  daire şeklindedir ve beyaz, siyah, mavi, kırmızı ve sarı renklerden oluşur. Mozaik, 10 cm kenar uzunluğunda kare şeklinde yaklaşık 6000 panodan oluşan vibrat terrazo tekniğiyle yapılmıştır. Eser 1976 yılında seramikçi Joan Gardy-Artiges tarafından, terrazo parçalarında uzmanlaşmış Escofet atölyelerinin katkısıyla uygulanmıştır. Mozaik, kozmos gibi dairesel bir formdadır. Sarı, mavi ve kırmızı temel renkleri ve sade biçimleri, Miro’nun çocukluk dünyasının saflığını koruyan sezgisel dilini yansıtır. 

Miro, eserin halkın tepkisini izlerken, bir duvarcı ona durup karoların yanlış döşendiğini söylemiş. Miro, ona “Parçaları düzensiz dizmeleri için işçileri ikna etmenin bana ne kadar zora mal olduğunu bilemezsiniz” diye cevap vermiştir. 

En ilginç olan: sanatçı eserinin her döşemesinin görevini yerine getirmesini, yani üzerine basılmasını istemiştir. Bu yüzden eser, düzenli hijyenik bakımlar dışında özel bir korumaya sahip değildir, yani üzerine basabilirsiniz. 

 

Barselona Gran Teatre del Liceu

2-GRAN TEATRE DEL LİCEU

Sağ tarafta, 31 Ocak 1994’teki yangında yok olan eski tiyatronun modeline sadık kalınarak yeniden inşa edilen yeni Liceu Tiyatrosu yer alır. Evet tiyatro La Rambla’da bulunan Barselona’nın hala orijinal işlevi için kullanılan en eski tiyatro binasıdır. 1837’de başka bir korumda kurulmuş, 4 Nisan 1847’de şu anki adresinde açılmıştır. 

 

Tarihçesi:

Liceu’nun başlangıcı 1837’ye dayanır. Manuel Gibert’in girişiyle, Milicia Nacional taburunun, eski Montsio manastırında geleceğin opera evinin kurumsal çekirdeğini oluşturmasıyla başlamıştır. La Rambla’daki Trinitarian manastırı binası satın alınmış ve Liceu yöneticileri yeni binanın inşasını Gespert Angli’ye emanet etmiştir. 

İnşaat, 1845’de başlamış ve tüm proje 1847’de tamamlanmıştır. Tiyatro nal şeklinde bir plana sahiptir ve açıldığında dönemin Avrupa’sındaki en büyük tiyatrolarından biri olarak tanınmıştır. 1861’de bir yangın salonu ve sahneyi yok etmiş, ancak Josep Oriol Mestres tarafından bu seferki ikinci kat imfitiyatrosu olmadan yeniden inşa edilmiştir. 7 Kasım 1893’de sezon açılış gecesinde, bir anarşist koltuk alanına iki bomba atmıştır. Yaklaşık 20 kişi ölmüş, çok daha fazlası yaralanmıştır. 1847-1989 yılları arasında, 2338 koltuk kapasiteyle, Liceu kapasite açısından Avrupa’nın en büyük opera evi olmuştur. 

31 Ocak 1994’de tiyatro yine bir yangında yok olmuş ve sadece giriş ile nal şeklindeki kemer ayakta kalmıştır. Bugün Liceu, kamu vakfı tarafından sahiplenilmekte ve yönetilmektedir. Vakfın yönetim kurulu İspanya Hükümeti Kültür Bakanlığı, Katalonya Özerk Yönetimi ve diğer kurumların temsilcilerinden oluşur. 

 

Mimari ve iç mekan:

Milona’daki La Scala’dan ilham alan salon, nal şeklinde tasarlanmış ve 5 kat koltuk barındırır. Şu anda 2292 izleyici alabilmekte ve Avrupa’nın en büyük performans sanatları mekanlarından biri olarak kabul edilmektedir. 

Salonun iç  dekorasyonu, altın ve polikrom dökme alçı kullanılarak 1909 yenilemesine de bir göndermedir. Dönemin dekoratif unsurları 19 yüzyıl Avrupa opera evlerinin çeşitli yönleriyle üst üste bindirilmiştir. Prinç aydınlatma armatürleri ejderha ve cam lale şeklinde  dökülmüştür. Tiyatronun koltukları dökme demirden yapılmış ve ince kırmızı kadifeyle kaplanmıştır. 

Ana cephe ve büyük giriş holü (büyük merdiveni ve Aynalar salonu ile) yangından neredeyse tamamen sağlam kalan kısımlardı.

1847’de kurulan İngiliz tarzı bir kulup olan Cerle del Liceu de tiyatroya bitişik bölümlerde yer almıştır. 20 yüzyıl başında modernizmin parlak döneminde bu mekanlar yenilenmiş ve şömine, marküteri ve La Pecera (sokağa bakan, Katalan dekoratör Josep Paco Mansa tarafından yenilenen bir oda) gibi detaylar eklenmiştir. 

 

Turlar:

Rehberli turlarda ziyaretçiler ana salonu, fuayeyi ve Aynalar Salonunu, ayrıca Katalan art nouveaiu’nun mükemmel bir örneği olan özel kulup Cercle del Liceu’yu görebilir. Burada dönemine ait mobilyalar ve ressam Ramon Casas’ın orijinal eserleri bulunur. 

Barselona Hoter Oriente-Oriente Atiram Hotel Barcelona

3-ORİENTA ATİRAM HOTEL

Union caddesini geçtikten sonra, 1882’ye dayanan Hotel Oriente binasıyla karşılaşılır. Yani La Rambla caddesi üzerindedir. 

Otelin temelleri 1652 yılına kadar uzanıyor, bina daha sonra modernize edilmiş, tarihi dokusu korunarak güncel konfor standartlarına kavuşturulmuştur. La Rambla üzerindeki mükemmel konumu, metro, liman (PortVell), Opera binası, Sagrada Familina ve plaja yakındır. Kahvaltı çok beğeniliyor, odalar temiz, yataklar ve havlular  konforludur. Bazı misafirler, metro/tren geçişlerinde odanın titrediğini belirtmektedirler. Otele bitişik restoranla otelin bağlantısı yoktur. Bazı yorumlarda bu restoranın fahiş fiyatları olduğu bildirilmiştir. 

 

Barselona Unitat Territorial de la Guardia Urbana-Ciutat Vella

4-UNİTAT TERRİTORİAL DE LA GUARDİA URBANA-CİUTAT VELLA-KENT MUHAFIZLARI KIŞLASI

Otelin yanında, I Bölge Kent Muhafızlarının kışlası bulunur. La Rambla 43 numaradadır. 

Burası Barselona şehrinin Guardia Urbana (Kent Muhafızları/Belediye Polisi) biriminin Ciutat Vella (Eski Şehir) bölge karakoludur. La Rambla, Gotik Mahalle ve çevresindeki turistik bölgenin güvenlik ve düzenini sağlamakla görevlidir. Bina, La Rambla’nın tarihi dokusuna uygun bir cephe ile inşa edilmiştir. Günümüzde hala aktif bir karakol/idari bina olarak kullanılıyor. 

Turistler için yani sizin için çok önemli bir özellik:

Cadde üzerinde kaybolan eşya, taciz, cep telefonu, cüzdan hırsızlığı gibi olaylarda (La Rambla’da yankesicilik yaygındır) en yakın başvuru noktası burasıdır. 

Barselona Plaça Reial-Plaza Real

 

5-PLAÇA REİAL-PLAZZA REAL:

Palau Guell’in hemen karşısındaki küçük yolu takip ederek buraya ulaşılır. La Rambla, Gotik Katedral, Palau Güell ve Mercat de la Boqueria pazarına yürüme mesafesindedir. 

 

Tarihçesi:

19 yüzyılda 1848-1860 yılları arasında neoklasik bir tasarımla inşa edilmiş, Barselona şehrinin en eski ve en ünlü meydanlarından biridir. 

Mimar Daniel Molina tarafından tasarlanmış, o döneme kadar bölgede bulunan bir manastırın yıkılmasının ardından bu alana yapılmıştır. 

İspanyol meydan mimarisinin klasik örneklerinden biri sayılır. Etrafı simetrik sütunlu binalarla çevrili kapalı bir avlu görünümündedir. 

Meydanın ortasında “Üç Güzeller Çeşmesi” (Fontana de les Tres Gracies) bulunur. Çeşmenin çevresinde genç Antoni Gaudi tarafından tasarlanmış  demir sokak lambaları dikkat çeker. Gaudi’nin Barselona’daki ilk kamusal tasarım işlerinden biridir. Meydanı çevreleyen binalar, kemerli galeriler ile birbirine bağlanıyor. Palmiye ağaçları ve düzenli aralıklarla yerleştirilmiş sokak lambaları meydana Akdeniz havası katıyor. 

Gündüzleri sakin bir kafe/restoran meydanı, akşamları ise canlı bir gece hayatı merkezi, çevresinde barlar, caz kulupleri ve flamenko mekanları bulunuyor. Turistler ve yerel halk için popüler bir buluşma noktasıdır. Geçmişte bazı dönemlerde güvenlik sorunları yaşanan bir bölge olarak da bilinir. Özellikle gece saatlerinde eşyalara dikkat edilmesi öneriliyor. 

Barselona Les Tres Gracies

6-LES TRES GRACİAS ÇEŞMESİ-ÜÇ GÜZELLER ÇEŞMESİ

Plaça Reial meydanının tam merkezindedir. Hotel Oriente, Palau Güell ve La Rambla caddesine yürüme mesafesindedir. 

Çeşmenin bulunduğu yer aslında Fernando VII heykelinin dikilmesi için ayrılmış bir noktaydı, ancak o heykel yerine bugün üç tanrıçaya adanmış bu anıtsal çeşme yer almaktadır. 

Heykel tasarımı Louis-Tullius-Joachim Visconti’ye aittir. Üretimi 1867’de Fransız dökümcü Antoine Durenne tarafından yapılmıştır. 1876’da mimar Antoni Rovira İ Trias’ın mimari projesiyle meydana yerleştirilmiştir. Merkezdeki figürler, Paris’teki bir kiliseden (Celestins kilisesi) Germain Pilon’un 1560 civarında yaptığı, şu an Louvre Müzesinde bulunan heykellerin bir kopyasından esinlenilmiştir. 

Heykeller Yunan mitolojisinden üç tanrıçayı temsil ediyor. Aglaya (Güzellik/Cazibe), Eufrosine (Yaratıcılık/Sevinç), Talia (Bereket/Çiçeklenme)

Barselona Plaça Reial’deki Font de les Tres Gracies Sokak Lambaları

Çeşmenin çevresinde genç Antoni Gaudi’nin 1879’da tasarladığı dökme demir sokak lambaları yer alıyor. Gaudi’nin şehirden aldığı ilk resmi sipariş olan bu lambalar, kanatlı miğferli ve yılan motifleriyle ticaret ve bilgeliği simgeliyor. Bunlar çeşmenin her iki yanında, simetrik şekilde yerleştirilmiştir. 

Evet bu lambalar, Gaudi’nin mimarlık diplomasını aldıktan sonraki ilk işi ve aldığı ilk maaş bu sokak lambaları için olmuştur. Bunlar 1879 yılında yerlerine monte edilmiştir. 

Bu lambalar gerçekten organik, dallanan bir yapıya sahiptir. Taş bir taban üzerine oturan dökme demir sütun, altı kola ayrılıyor ve her kolun ucunda bir gaz lambası bulunuyor. Bu altı kol, merkezi gövdeden farklı açılarla ve kademeli olarak dışa açılıyor. Tam da bir ağacın dallarının farklı yükseklik ve açılarda gövdeden ayrılması gibi bir görsel etki yaratıyor. Direklerin üzerinde kırmızı çiçek motifleri de bulunuyor, doğadan ilham alan bu tasarımı tamamlıyor. Gaudi, her sütunun ortasına Barselona şehir amblemini yerleştirmiştir. Son bir not: Gaudi’nin benzer ama farklı detaylarla tasarladığı bir başka lamba gurubu da Pla de Palau caddesinde bulunuyor. Orada 1890’da yapılmış, yılan motifli versiyonları görülebilir. 

Barselona Font del Pla de la Boqueria

5-FONT DEL PLA DE LA BOQUERIA

Boqueria Pazarına çok yakın bir noktada bulunan tarihi bir çeşmedir. Çeşmenin hemen yanında La Rambla’nın yer döşemesinde ünlü Joan Miro mozaiği bulunur. 

Bu noktada eskiden Barselona’nın orta çağ surlarının kapılarından biri (Boqueria Kapısı) vardı. Burası, surun yıkımından dolayı vergi ödemeden mal satmak isteyen gezgin satıcıların ve civar köy ve çiftliklerden gelen köylülerin buluşma noktasıydı. Bugünkü çeşme, 1818’de surun bir bölümüyle birlikte yıkılan daha eski bir çeşmenin yerine 1830’da inşa edildi. 24 Aralık 1830’da açıldı. Zamanla şehrin manzarasındaki görünürlüğü değişti. Hotel Intercontinental inşa edilince çeşme, otelin yan cephesine gömülü kaldı. 

Barselona Font del Pla de la Boqueria

Çeşmenin yapımcısı yani mimari tam olarak bilinmiyor. Çeşmenin boyutları 3.17 m yükseklik, 2.77 m genişlik ve 1.08 m derinliktedir. Yarım daire taş kemerli bir niş içinde, Herkül sembolleri (topuz ve aslan postu) ve ayaklarının dibinde bir aslan başıyla birlikte büyük bir Barselona arması yer alır. Suyun aktığı musluk kısmı insan yüzleriyle süslenmiştir. Üç musluğun üzerinde üç taş kabartma vardır. Her birinde defne çelenkli ve aslan yelesiyle çevrili bir yüz tasviri bulunuyor. 

Evet meydanın eski adı “Pla de I’Os” (Ayı düzlüğü idi) Bu isim alışveriş tezgahları arasında amaçsızca dolaşan “ayı gibi gezinen” yayalara atfen verilmiştir. Çeşmenin armasının üzerindeki miğfer, yıllar içinde birkaç vandallar tarafından kırılmış, son olarak 2002 yılında başı koparılmıştır. Yöre halkı arasında uğursuz bir efsane de var. Bir keresinde musluklardan  birinin içinde kesilmiş bir çocuk parmağı bulunduğu için bu çeşmeden su almaya karşı bir tedirginlik olduğu söylenir. Buna rağmen stratejik konumu, kötü ününe galip gelmiştir.

Barselona Rambla de Santa Monica

 

5-RAMBLA DE SANTA MONİCA

La Rambla’nın son-deniz tarafındaki bölümüdür. Teatre Principal’ın bulunduğu meydandan başlayıp Kristof Kolomb Anıtına kadar uzanır. Bu bölüm, caddenin  en geç şehirleşen kısmıdır, bu yüzden de en geniş bölümüdür. 

İsmin Kökeni:

Bu bölüm, 1636’da Discalced Augustinian Tarikatı tarafından Aziz Monica onuruna inşa edilen bir manastırdan adını alır. Sade, klasik stilde bir yapıydı. Bugün sadece kalan tek unsur olan kloster en dikkat çekici özelliğiydi. (Bazı kaynaklara göre yapım tarihi 1626’dır)

Tarihçe:

Rambla de Santa Monica, ikinci surun dışında, ilk zamanlar çok az kişinin yerleşmek istediği boş bir arazide bulunuyordu. Bugünkü Centre d’Art Santa Monica binası, 1811’de Fransız işgalinin sıkıntılarını yaşamış bir Rönesans yapısıdır. Daha sonra saman deposu, jandarma binası, askeri operasyon merkezi gibi pek çok farklı amaçla kullanılarak orijinal yapısı değişikliğe uğramıştır. Eski manastır, 1909’da Barselona’nın Trajik Hafta (Semana Tragica) olaylarında yıkıma uğradı.

 Evet bugün Santa Monica limanında: çağdaş güzel sanatlar sergileri düzenleniyor. Sağdaki dar sokaklar, bir zamanlar adı kötüye çıkan “Bari Xino (Çin Mahallesi) dir. Burayı da gündüz gezmenizi öneririm, gece güvenlik sıkıntılıdır. 

 

Sonuç:

Bu bölüm, La Rambla’nın diğer  kısımlarına göre biraz daha sakin ve gece hayatı, tarihi tiyatrolar ve sanat mekanlarıyla daha lokal bir atmosfere sahiptir. 

 

Barselona Teatro Principal

1-TEATRE PRİNCİPAL:

La Rambla caddesinde 27/29 numaradadır. 

Kuruluşu ve Erken Tarih:

Teatre Principal’in kökeni 1579 yılına dayanır. Hospital de la Santa Creu yöneticileri, gelirlerinin hastaneye aktarılması amacıyla şehirde tiyatro temsillerinin yapılacağı yeri belirleme hakkını Vali D. Fernando de Toledo’dan talep ettiler. Hospital de la Santa Creu i Sant Pau, eski Barselona’nın büyük sağlık kurumuydu. 1401’de şehirdeki altı hastanenin birleşmesiyle kurulmuştu ve 16 yüzyılda ciddi ekonomik sıkıntılar yaşıyordu, bu yüzden tiyatro gelirleriyle rahatlamayı umuyordu. 

Tiyatro, başlangıçta İspanyolca “Teatro de la Santa Cruz” (Katalanca: Teatre de la Santa Creu) adıyla biliniyordu ve Bosch’un La Rambla üzerindeki arazi ve evleri Hospital’e bağışlaması sayesinde kuruldu. 1667’de Casa de las Comedias adıyla resmi olarak açıldı. İspanya’nın corrales de comedias tarzına benzer şekilde yaklaşık 800 seyirci kapasitesiyle şehrin başlıca  drama sanatları mekanı haline geldi. 

1787’de büyük bir yangında tamamen yıkıldı. Sonrasında bağışlarla yeniden inşa edilen, öncekinden daha gösterişli yeni tiyatro 4 Kasım 1788(re El cafe de Barcelona adlı eserle açıldı. Bugüne kadar ayakta kalan yapı bu dönemden kalmadır. 

1845’de mimar Molina tarafından yenilenerek kavisli ve üç bölümlü cephesiyle bugünkü görünümünü kazandı, cephe oyuncuların büstleriyle süslendi. 

Bugün bina geçmişin izlerini taşıyan, ama kapalı duran ve geleceği belirsiz, şehrin önemli kültürel mirası niteliğinde bir yapı olarak La Rambla üzerinde durmaktadır. 

Barselona Drassanes Reials de Barcelona-Kraliyet Tersaneleri

2-DRASSANES (ESKİ TERSANELER)

Port Vell bölgesi, Montjuic eteğinde, La Rambla’nın deniz ucuna yakın bir konumdadır. 

Drassanes Reials, Barselona Limanının Port Vell bölgesinde bulunan, Gotik mimari tarzında bir tersane ve eski askeri yapıdır. Bugün Barselona Deniz Müzesine (Museu Maritim) ev sahipliği yapmaktadır. 

Her şey 13 yüzyılın ortasında, şehir surlarının dışında ve Montjuic Dağının eteğinde Barselona sahilinde kurulan bir tesisle başladı. Dört kule ve üç sur parçası. Aragon kralı Büyük Pedro’nun hizmetindeki kadırga ve savaş gemilerinin inşa ve bakımı için bir alanı çevreliyordu. Gemilerin denize açılıp girebilmesi için bu alan denize açıktı. İnşaat Aragon kralı III Pedro yönetiminde 13 yüzyılda başladı. 

İlk yapının kurulmasından sonra kompleks büyümeye devam etti. Güçlü duvarlar ve istihkamlar eklendi. Alan sonunda büyük bir ortaçağ cephaneliğine dönüştü. Yapı daha sonra Kral III Pedro tarafından geliştirildi ve şehir, batıya El Raval’ı da içine alacak şekilde genişletildi. 

2012 yılındaki kazılar sırasında 16 yüzyılın sonlarında eski orta çağ tersanesinin üzerine yeni bir bina inşa edildiği ve bugünkü yapıya bu şeklin verildiği ortaya çıktı. Bu yapılar ayrıca bir Roma mezarlığını da gözler önüne çıkardı. Yani bugün görülen bina, düşünüldüğü gibi 14 yüzyılda değil 16 yüzyıldandır. Ancak yine de Gotik üslubu korumuştur. 

20 yüzyılın başında büyük kentsel yenileme projesi sırasında Drassanes Reials yıkılmanın eşiğine geldi, ama sonunda kurtarıldı, ordu tarafından terk edilerek 1935’de şehre devredildi. 

 

BARSELONA DENİZ MÜZESİ

Ekim 1936’da Barselona Deniz Müzesi kuruldu ve bu yüzyıllar boyunca denizcilik tarihine şahitlik etmiş binanın, müzeyi barındırması için en uygun mekan olduğuna karar verildi. Drassanes Reials, ilk kez bu şekilde kültürel bir mekana dönüştü ve bugün de bu rolü sürdürmektedir. 

Evet müze 2014 yılında açıldı. Müze Katalan denizcilik tarihi ve kültürü üzerine sergiler düzenlemekte ve Akdeniz’deki en kapsamlı koleksiyonlardan birini barındırmaktadır. 2006 yılında Ulusal İlgi Müzesi (Museo de Interes Nacional) ilan edilmiştir.

Barselona Denizcilik Müzesi Galera Real (Don Juan de Austria’nın Kraliyet Kalyonu-Kadırgası)

En dikkat çeken parçalardan biri: 1571’de İnebahtı Deniz Savaşında Avusturyalı Don Juan’ın komuta ettiği kraliyet kalyonunun bire bir ölçekli replikasıdır. Bu gemi, Barselona’daki Reales Atarazanas (Drassanes Reials) tersanelerinde inşa edilmiş ve 1568’de denize indirilmiştir. Kendi döneminin en büyük kadırgasıydı ve 1571 İnebahtı savaşında İspanyol donanmasının amiral gemisi olarak görev yaptı. İnebahtı savaşı tarihteki kadırgalar arasındaki en  büyük deniz savaşıydı. İnebahtı savaşıyla ilgili saçma sapan hikayeler anlatılıyor, burada da bunu duyacaksınız, ben bu konulara girmek istemiyorum. 

Evet orijinal gemi 60 m uzunluğunda, 6.20 m genişliğinde, 2.08 m derinliğindeydi. 59 kürekle ve 236 kürekçinin gücüyle hareket ediyordu. Ayrıca latin yelkenli bir ana direği ve bir ön  direği vardı. Amiral gemisi olarak lüks bir şekilde süslenmiş, kırmızı ve altın renklerle boyanmıştı. Kıç tarafı, çoğu dini temalardan esinlenen pek çok heykel, kabartma ve diğer süslemelerle donatılmıştı. Bu süsleme programını, Sevillalı hümanist Mal Lara tasarlamıştı. 

1971’de savaşın 400 yıldönümü anısına, Museu Maritim de Barcelona, kadırganın gerçek boyutlarda bir replikasının yapımını organize etti. Bu replika müzenin teknik ekibinin tavsiyeleriyle Astilleros Cardona tersanesinde inşa edildi. Bu etkileyici replika “Roger de Lauria” salonunda sergileniyor. Müzenin büyük bir kısmını kaplıyor. Geminin tasvir edildiği yüksek duvarda Don Juan de Austria’nın bir portresi de bulunuyor.  

Müze koleksiyonunda haritalar, pusulalar, gemi modelleri, gemi başı süslemeleri ve denizcilik tarihine ait sayısız eser yer alır. 

Barselona Museu de Cera

 

3-MUBEU DE CERA-BALMUMU MÜZESİ

Kristof Kolomb anıtısan yakın bir geçitten girilir. Giriş ücreti yetişkinler için 21 euro.

Bina aslen bir bankaydı. Barselona Balmumu Müzesi, koleksiyonunu Banco de Barcelona’ya ev sahipliği yapmış, 1867’de inşa edilen neoklasik bir konakta sergiliyor. Mimar Rogent tarafından tasarlanmıştır ve uzun yıllar boyunca Barselona burjuvazisinin servetini korumuştur.

Bina, Ignatius Girona tarafından kurulan “El Comercio” genel kredi şirketi tarafından 1867’de inşa edildi. 1874’de Barselona elit kesiminin mücevher, nakit ve banka senetleri gibi pek çok değerli varlığı bu binada saklanıyordu. 

1973 yılına kadar bina banka olarak kullanılmaya devam etti. O yıl Enrique Alarcon, binayı bir balmumu müzesine döndürmeye karar verdi. 

Covid kapanması, koleksiyonu yenileme, sergileme alanlarını modernize etmek ve daha interaktif hale getirmek için mükemmel bir fırsat oldu. Sonuç, müzeyi 21 yüzyıla 2020’lere taşıdı.

 

Koleksiyon:

Müzede 28 farklı sahne tasarımında 150’den fazla figür sergileniyor. Müzik, spor, sinema, mutfak ve tarih alanlarından ünlü kişileri temsil eden 120’den fazla figür bulunmaktadır. Albert Einstein gibi tarihi figürler ve Pablo Picasso, Salvador Dali gibi kültürel ikonlar var. Şöhretler Salonunda: David Bowie, Brad Pitt, Michael Jackson, The Beatles, Taylor Swit gibi ünlülerin balmumu figürleri var. Star Wars Galaktik yolculuğu salonunda, Chewbacca’nın yanında oturabilirsiniz. 

Korku filmleri temalı alan, Dehşet Sokağı (Alley of Terror) gerçek bir Dehşet Tüneli gibi kurulmuş, karakterlerin hareket ediyormuş gibi göründüğü ama belki de hareket ettiği iki tam oda var. Devasa King Kong figürü: yumruğunun içinde sıkışmış gibi fotoğraf çektirebilirsiniz. Rambla 360 odasında ise, ziyaretçiyi Barselona’nın göklerine taşıyan sanal bir asansör vardır. 

Evet müzenin figürlerini tamir etmek için bitişikte bir atölye var. En çok kırılan parçalar eller ve özellikle parmaklarmış. Çünkü ziyaretçiler bazen figürün gerçekten balmumundan yapılıp yapılmadığını kontrol etmek için  dokunup çekiştiriyorlarmış. 

Özel Kafe, Bosch de les Fades (Periler Ormanı)

Ağaçların canlıymış gibi göründüğü, su kaynağının etrafında perilerin bulunduğu ve bazı odaların Alice Harikalar Diyarından veya bir zencefilli kurabiye evinden çıkmış gibi görünen muhteşem bir mekan. Bir içecek sipariş verip bu fantastik atmosferin tadını çıkarın. 

Barselona Palau Marc-Palau March de Reus

4-PALAU MARC-PALAU MARCH DE REUS

La Rambla Santa Monica bölümünde 8 numaradadır. Günümüzde Katalonya Hükümeti Kültür Bakanlığının merkezidir. 

12 Eylül 1768’de Reus’lu tüccar Salvador de March Bellver (1718-1787) Barselona’da yerleşik Alman tüccar Andreas Tilebein ile (yönetici olarak) 5 yıllık 40.000 Barselona lirası sermayeli bir ticaret şirketi kurdu. İş, tekstil ürünlerinin ithalatı ve Camp de Tarragona ile diğer Katalan Prelitoral bölgelerinden şarap ve likör ihracatıyla büyüdü. 1 Eylül 1773’te 5 yıl daha uzatıldı. March, karını Barselona’nın La Rambla’sında bir saray inşa ettirmeye yatırdı. 

Saray, 1775-1780 yılları arasında Reus’lu iş adamı Francesc March’ın ailesinin ikametgahı olarak inşa edildi. 

Bugün Generalitat de Catalunya’nın Kültür Bakanlığının merkez binasıdır. Santa Monica bölümünün en şık tarihi yapılarından biri olarak öne çıkmaktadır. 

Barselona Antiga Foneria de Canons- Eski Top Dökümhanesi

5-ANTİGA FONERİA DE CANONS-TOP DÖKÜMHANESİ-FUNDİCİON DE CANONES

La Rambla caddesi no 2 dedir. Drassanes/Plaça del Portal de la Pau’ya yakındır. 

1537 yılında İmparator I Carlos (V Karl), Consell de Cent’e (Yüzler Konseyi) Barselonanın La Ramblasında, Şehir Tersaneleriyle bitişik bir kraliyet top dökümhanesi kurulmasını emretti. 1714’deki yenilgiden  sonra, V Felibe yerel topçu üretimin yasakladı. Bu üretim artık sadece Tersaneler içinde yapılacaktı. Bu nedenle dökümhane başka ürünler üretmeye başladı. Bu tesirlerde, çan ustası, Barnola tarafından 1758(re Barselona Katedralinin Tomassa ve Honorata çanları döküldü. 

1680-1700 yılları arasında inşa edilen bina, Real Fundicion de Artilleria Refino de Metales’in (Kraliyet Topçu ve Metal Arıtma Dökümhanesi) bir uzantısı olarak hizmet ediyordu ve döneminde La Refino olarak biliniyordu. 

 

Bugünkü Bina:

Bugünkü bina, 13 yüzyıldan beri Rambla de Santa Monica’yı koruyan surun yıkılmasından sonra, 1777’de inşa edildi. Buna rağmen, 18 yüzyılda dökümhane sadece zemin kat ve bir üst kattan oluşan basit bir yapıydı. 1844’te Manuel Girona tarafından kurulan Banco de Barcelona’nın merkezi olarak yenilendi ve genişletildi. Ancak Banka 1920’de iflas etti ve bina kapılarını kapattı. 1934’e kadar boş kaldı. O tarihte Sometents Genel Komutanlığının merkezi olarak kullanıldı. 

Mimar Mestres, binayı şu an görülen saatle taçlandırdı, ancak İç Savaştan sonra bina askeri amaçla kullanıldığı için bu saat Franco rejiminin armasıyla değiştirildi. 

Bina, 20 yıl boyunca kapalı kaldı ve geleceği belirsizdi. 2020’de Başkan Torra, mekanı sosyal kullanımlara ayırmayı taahhüt etti, şimdi ise bir kültür merkezi olacağı açıklandı. Merkezin 2027’de tam olarak işlevsel olması planlanıyor. 

 

Barselona Carrer dels Escudellers

 

6-CARRER D’ESCUDELLERS CADDESİ

Barri Gotik Mahallesinde, La Rambla’dan Plaça del Teatre yakınında ayrılan, Barselona’nın eski şehir merkezinin tam göbeğinde uzanan tarihi bir sokaktır. 

Sokağın adı, orta çağa kadar uzanan büyüleyici bir geçmişe sahiptir. Burası, çörekçi (terrissaire) loncasının yuvasıydı. Escudellers kelimesi, burada bir zamanlar çalışan çanak-çömlek ustalarına atıfta bulunur. Bu kelime aynı zamanda escudella denilen çorba/güveç kaseleri yapan sanatkarları işaret eder. 

O dönemde, Romalılar tarafından şekillendirilmiş bir tepenin sarı tonlu killerinden yararlanılarak etkileyici çömlekçilik eserleri üretiyorlardı. 

Burada çorba kaseleri veya güveç tencereleri yapan çömlekçilerin adını taşıyan bu renkli rota, La Rambla’dan ayrılan ilginç bir yan gezintidir. 

Sokak, bir zamanlar evleri bitişik bahçeleriyle birleştiren iki zarif köprüyle kemerlenmiştir. 

Sokağın sonunda Nostra Senyora de la Merce bazilikası bulunur. Barselona’nın koruyucu azizesinin devasa bir tasviri, 18 yüzyıl kilisesine 20 yüzyılda eklenmiştir. Güneş ışığında parlayan, kollarında bebeği olan La Merce manzarası, Barselona sahil şeridinin en etkileyici görüntülerinden biridir. 

Canlı atmosferiyle tanınan sokak, çok çeşitli bar, restoran ve kulüplerle dolu olup, gece hayatı arayan hem yerli hem de turistler için popüler bir destinasyondur. Bugün sokak, butik mağazalardan sevimli kafelere ve resimli restoranlara kadar geniş bir çeşitlilik sunan özel bir mekan olmayı sürdürüyor. Sokak bugün bölgenin çoğu sokağı gibi, yaya yoluna dönüştürülmüştür. 

 

Barselona Mirador de Colomb

7-MİRADOR DE COLOM:

La Rambla caddesinin bittiği yerde, Plaça Portal de la Pau, Port Vell’e bakan noktadadır. Denizden anıta doğru yönelirseniz, kırmızı bir tabela ve yer altına inen merdivenlerle karşılaşacaksınız. Bunlar sizi bir hediyelik eşya dükkanına bağlı bilet gişesinin bulunduğu alana götürür. Asansör küçük olduğu için sırada beklemek gerekebilir. 

Anıt, Kristof Colomb’a adanmış, 60 m yüksekliğinde bir yapıdır ve 1888 yılında Barselona Dünya Sergisi (Exposicion Universal) için inşa edilmiştir. Kolomb’un Amerika’ya ilk yolculuğunu onurlandırmak amacıyla yapılmıştır. 1 Haziran 188 tarihinde Kralie Maria Cristine de Borbon tarafından açılmıştır. 

Anıtın yüksekliği 60 metredir. Anıtın dairesel kaidesi 6 metre genişliğindedir. Dört erişim merdiveni vardır. Her merdivenin iki yanında, iki aslan heykeli vardır. 

 

Sembolik Anlamı:

Anıt, Krastof Kolomb’un yeni kıtaya ilk yolculuğundan sonra Kraliçe I Isabelle ve Kral V Ferdinand’a Barselona’da rapor verdiğinin bir hatırlatıcısı olarak hizmet eder. 

 

Sütun vE HEYKEL:

Anıtın en tepesinde 40 m yüksekliğindeki Korint tarzı bir sütun vardır.  

Sütunun yapımında 205 ton demir eritilerek kullanılmış ve 1 yılda tamamlanmıştır. Sütunun hemen üstünde, heykellerin ayaklarının  dayandığı yarım küre vardır. 

Sütunun tepesinde 7.2 metre yüksekliğinde bronz bir heykel vardır. Heykel 42 ton ağırlığındadır. 

Heykel, Rafael Atche tarafından yontulmuştur ve Kolomb’u sağ eliyle Yeni Dünya’yı işaret ederken, sol elinde bir parşömen tutarken tasvir etmektedir. 

Colombus’un parmağı denizi işaret etmektedir. Bu durumun, geleneksel olarak Amerika’yı işaret ettiğini gösterdiğine inanılır. Ancak Amerika onun arkasında kalmaktadır. Parmağı yarım metre uzunluğundadır ve işaret ettiği yön farklı teoriler üretilmesine sebep olmuştur. 

İşte bunlardan bazıları: 

1 Teori: Colombus heykelinin hareketlerinin metaforik olduğu ve  denizi işaret ettiği için yönün önemi olmadığı söylenir. 

2 Teori: Heykelin parmağının deniz yoluyla Amerika(ya gidilen yolu gösterdiğidir. 

3 Teori: Keşfin memleketi Cenova’yı işaret ettiği söylenir. 

Evet, heykeli anlatmaya devam edelim. Heykelde Colombus’un ayakları farklı boydadır. Sağ ayak 1 metre, sol ayak 1.13 metre uzunluğundadır. 

 

Kaide:

Kaide, alegorik heykellerle süslenmiştir. Dört karakter, İspanya’nın dört bölgesini temsil eder. Katalonya Prensliği ve Leon, Aragon, Kastilya Krallıkları. Ayrıca Kolomb’un yolculuğunun önemli sahnelerinin tasvirleri ve armalar da bulunur. Bu kabartmalar farklı heykeltıraşlık atölyelerinin eserleridir. 

 

Aslan figürleri:

Anıtın tabanı her yönden 8 aslan tarafından korunur ve her biri İspanyol eyaletlerinden birinin armasını taşır. Aslanların yarısı oturur pozisyonda, yarısı ayakta durmaya hazırlanır pozisyondadır. Oturur pozisyondaki aslan figürleri barışı işaret eder. 

 

Gözlem platformu:

Gözlem terasına çıkan bir asansör vardır. Genelde kalabalık olsa da manzara buna değer. Çoğu turistin gözden kaçırdığı bir sır: anıtın en tepesi sadece bir heykel değil, fatihin ayaklarının altındaki kubbede bir gözlem güvertesi bulunmasıdır. Buradan Barselona’nın muhteşem bir kuşbakışı manzarasını görmek mümkündür. 

Platformdan, kuzeye doğru tarihi Gotik Mahalle, Santa Maria del Mar’ın çan kuleleri, La Merce, Rambla, Plaça de Catalunya ve Gaudi’nin Sagrada Familiası da görülebilir. 

 

 

Barselona Arts of Santa Monica

8-ARTS SANTA MONİCA:

La Rambla caddesi 7 numaradadır. Kristof Colomb anıtına yakındır. 

Discalced Augustinian (Çıplak ayaklı Augustinler) tarikatının bir manastırı, Barselona’nın La Rambla’sının sonunda 1626’dan beri var olmuştur. Manastır, sadece klasik üslupta bir yapıydı, bugün geriye kalan tek unsur olan kloster, en dikkat çekici özelilğidir. 

Bu eski manastır, 1909’daki Barselona’nın Trajik Hafta (Semana Tragica) olaylarında yıkıma uğramıştır. 

1984’de mimarlar Pinon ve Vipalana tarafından yenilenerek Barselona’nın bir Sanat ve Kültür Merkezine dönüştürülmüştür. 

Dış cephedeki modern rampa, La Rambla(ya muhteşem bir gözlem terası sunar ve aynı zamanda binanın iç ve dış mekanını birbirine bağlayan bir koridor işlevi görür. 

Bugün merkez çeşitli ücretsiz sergiler ve etkinlikler sunar. Merkezin sunduğu özel projeler arasında, Katolonya’da çalışan farklı sanatçıların eserlerini bir araya getiren ve çağdaş Katalan sanatına dikkat çekmeyi amaçlayan Arxiu Dossiers ve bilim ile beşeri bilimler arasında köprü kurmayı hedefleyen Science Blog bulunur. 

 

Barselona Casa Napolein

 9-CASA NAPOLEON-NAPOLEON EVİ:

Napoleon adının kökeni:

Bu isim, Kristof Colomb değil bir fotoğrafçılık hanedanına aittir. Anais Tiffon,  daha çok Anais Napoleon olarak bilinen, 18 Mart 1831’de Narbonne’da doğdu, ebeveynleri Napoleon Tiffon ve Marie Casan, 1846’da Barselona’ya taşındı. Aile Napoleon lakaplı Anais’in babasının evinde, Rambla de Santa Monica No 17’ye yerleşti ve hanedan ticari adını ondan aldı. 

Bugün görülen bina, 1892’de inşa edilmiştir. Bina, fotoğraf  stüdyosunun açılışından sonra, 1893’te inşa edilmiştir. 1890’da Napoleon ailesi, zemin kat ve ana katta iç tasarım yapması için Josep Maria Puig ile iletişime geçti. Burada fotoğraf stüdyoları kurdular. Merdivene vitrinler ve binanın girişine de bir tabela yerleştirerek Napoleon Fotoğraf Stüdyoları haline geldiler.

Evet bugün, günümüzde Centre Esportiu Municipal Colom’a ev sahipliği yapmaktadır. Bu fotoğrafçılık dükkanına ev sahipliği yapmış, hala ayakta olan az sayıdaki bina/mekandan biridir ancak elbette iç mekan tamamen değiştirilmiştir. 

Barselona Rambla de Mar

6-RAMBLA DE MAR

Ciutat Vella (Eski Şehir) bölgesinde bulunan Plaça del Portal de la Pau’yu Muelle de Espana’ya bağlayan yüzer bir köprüdür. Burada Barselona Akvaryum ve Maremagnum alışveriş merkezi yer alıyor. La Rambla’nın doğal bir uzantısı, caddenin resim olmayan altıncı bölümü sayılır. 

1994 yılında açılan köprü, Helio Pinon ve Albert Viaplana tarafından 1992 Olimpiyatlarına yönelik Barselona’nın kentsel yenileme projesinin bir parçası olarak tasarlandı. Akdeniz’in dalgalarını taklit eden dalgalı tasarımıyla, şehir merkezini canlı Port Vell bölgesine bağlıyor ve ünlü La Rambla bulvarının modern bir uzantısı niteliğindedir.

Barselona Rambla de Mar

Köprünün en ilginç özelliği hareketli yapısıdır. Dönerek açılıyor ve limana giriş-çıkış yapan tekneleri geçiriyor. Çelik ve ahşabın bir karışımını kullanan tasarım, modernlik ile gelenek arasında bir denge kuruyor ve çağdaş Katalan mimarisinin tipik bir örneğidir. 

Köprü yaklaşık 380 m uzunluğundadır. Halka açık ve giriş ücretsizdir. Gece ışıklandırılıyor. Günde birkaç kez açılarak marinadan giriş-çıkış yapan yelkenli tekneleri geçiriyor. Barselonalılar için bu dönüş sırasında trafik ışıklarının önünde beklemek alışıldık bir görüntü. 

Dikkat köprünün bazı bölümlerinde korkuluk yoktur yani denize düşme riski vardır. Yoğun turistik sezonda ve hafta sonları bölge çok kalabalık oluyor, ayrıca sokak satıcıları ve cep hırsızlığına dikkat etmek gerekir. 

 

 

Barselona Maremagnum

MAREMAGNUM:

Dalgalı ahşap bir iskelenin ucunda suya doğru uzanan, kendine özgü bir binadır. Aynalı duvarları ve kemerli çatısı çevresindeki suyu yansıtarak parıldayan mavi bir ışıltı verir. Bina çevresinde insanlar ahşap güverte üzerinde güneşlenip, limana giriş-çıkış yapan tekneleri izleyerek dinleniyorlar. 

Üç katlı bir merkez, giyim, ayakkabı, mücevher, gıda, ev eşyası, elektronik, kozmetik ve oyuncak kategorileri var. Barselona şehrinde pazar günleri açık olan nadir yerlerden biridir. Normalde Barselona’da pazar günü her yer kapalıdır. 

Alışveriş yapılan mağazalar yanında, yeme-içme mekanları da var. Tapas ve deniz ürünleri sunan Tapa Tapa, İtalyan-Akdeniz mutfağı Ginos, Lübnan/Arap yemekleri sunan Alrouche, geleneksel Katalan yemekleri sunan Mirandoalmar gibi çeşitli restoranlar var. Üst katta Time Out Market var. 13 den fazla yemek standı ve bar barındırıyor, açık terası yemek ve içki için keyifli bir noktadır. 

Mağazalar yanında sinema ve akvaryum bulunuyor. Ayrıca yıl boyunca kentsel pazarlar, el sanatları fuarları, çocuklar için gösteriler, canlı müzik ve dans gösterileri gibi etkinlikler düzenleniyor. 

Barselona L’Aquarium

L’AQUARİUM DE BARCELONA:

Port Vell’de yer alan Avrupa’nın en büyük Akdeniz akvaryumudur. Magnum alışveriş merkezinin bitişiğindedir. Ziyaret için 1.5 ile 3 saat arasında zaman ayırmanızı öneririm. Giriş ücretleri yetişkinler için 29 Eurodur. 

1995 yılında açıldı ve 14 milyondan fazla ziyaretçi tarafından ziyaret edilmiştir. 

35 akvaryumda 6 milyon litre deniz suyu içinde 450’den fazla farklı türden 1.000 deniz canlısı bulunuyor. Köpekbalıkları, kabuklular ve omurgasızlar dahildir. Her tank farklı birdeniz bölgesini simüle ediyor, örneğin: tropikal ve Akdeniz tankları gibi.

 

Oceanarium (Okyanusarium)

En spektaküler bölümdür. Avrupa’da tek olan, 5 metre derinliğinde ve 36 metre çapında devasa bir okyanusaryum. Bu okyanusaryumun içinden geçen 80 m uzunluğunda şeffaf bir tünel var. Burada köpekbalıkları, çipuralar, midyeler ve büyük güneş balıkları arasında yürüyebilirsiniz. Tünel 3.7 milyon litre su tutuyor ve Avrupa’da tek örneği olan 360 derece manzara sunuyor. 

 

Diğer alanlar:

Penguen alanı: Özel bir penguen kolonisi ve tatlı su sergileri barındıran bölümdür. 

Planeta Aqua ve Explora: Gezegenimizin gelişiminde suyun önemini gösteriyor. Explora’da çocuklar 5 duyularını kullanarak su altı dünyasını keşfedebiliyorlar. 

 

Barselona Miraestels

MİRAESTELS

Katalanca’da “Yıldızlara Bakan” anlamına gelir. Rambla de Mar köprüsünün hemen yanında, suyun üzerinde yüzen ikonik bir heykel gurubudur. 

Eseri yaratan Katalan sanatçı Llimos, Katalonya’nın farklı yerlerinde Miraestels’in birkaç farklı versiyonunu yapmış, ama Port Vell’deki Maremagnum bölgesinde 2005’ten beri bulunan iki heykel en bilinenleridir. Bu heykellerin en önemli özelliği konumlarıdır. Denizin üzerinde yüzüyorlar. 

Sanatçı Llimos, 1943’de Barselona’da doğru ve uzun kavramsal sanat kariyeri boyunca çok çeşitli eserler yaptı. Miraestels, onun en tanınan eseridir. 

Heykeller kesinlikle beyaz renkte ve sessizce yüzerek, başları yukarı doğru kalkmış halde gökyüzüne bakıyor. Sanatçı bu figürleri, Yıldız Bakanlar veya Miraestels olarak adlandırdığı ve insanlığı temsil ettiğini söylüyor. Miraestels, Akdeniz sularında gece gündüz her zaman oradadır. Gündüz güneş ışığında görünür, ay ışığının karanlığında gizli kalır, ama gözyüzüne sürekli sorular sorarak yüzen insan figürü artık her zaman görünür hale getirilmiştir, çünkü aydınlatılmıştır. 

Evet, 3.55 m yükseklikteki heykeller, polyester ve fiberglas malzemeden yapılmıştır. İnsanların geçtiği yerlere biraz uzak olduğu için boyutlarını tam fark etmek zordur. 

 

 

Barselona Montjuic Tepesi

 

Barselona Montjuic Tepesi

 

Montjuic Tepesi, Barselona’nın güneybatısında yer alan bir tepedir. Adı “Yahudi Dağı” anlamına gelen Latince “Mons Judaicus” kelimesinden türetilmiştir.

Tepenin üzerinde bulunan tarihi Musevi mezarlıkları nedeniyle Romalılar tarafından “Mont Jois” olarak adlandırılan bu tepe, zamanla Montjuic (Yahudi Tepesi) ismini almıştır. 19 yüzyıla dek otlak olarak kullanılan bu yeşil tepe, bugün Barselonalıların piknik ve spor için, turistlerin ise şehri panoramik fotoğraflamak için uğradıkları başlıca noktalardan biridir.

Tepenin yüksekliği 173-184.8 metredir. Tepeden Akdeniz ve şehir panoraması izlenebilmektedir.

Tepenin limana bakan tarafı, kuzeyden gelen soğuk rüzgarlara kapalıdır ve hava sıcaklığının şehrin diğer bölgelerine göre iki derece daha fazla olduğu bir mikroiklime sahiptir.

 

Barselona Montjuic Tepesi teleferik

TELEFERİC DE MONTJUİC-MONTJUİC TELEFERİĞİ:

Öncelikle bilmeniz gereken bir husus var. Barselona şehrinde iki ayrı teleferik bulunmaktadır. Teleferic de Montjuic, Montjuic dağının üzerinde işlemektedir. Yolcuları Montjuic kalesine taşır. Liman teleferiği (Transbordador Aeri del Port) ise Barseloneta’dan limanın üzerinden Montjuic eteklerine uzanan farklı bir hattır, bu ikisi birbiriyle karıştırılmamalıdır.

Evet, gelelim biniş ücretlerine:

Tek yön 10.5 Euro veya gidiş-dönüş 16 eurodur. Biletin geçerlilik süresi 1 gündür. Biletinizi çevrimiçi olarak önceden rezerve edebilir ve kuyruklardan kaçınabilirsiniz. Teleferik, Haziran-Eylül ayları arasında her gün saat 10.00-21.00 arasında çalışmaktadır. Diğer aylarda ise 10.00-18.00 arasında hizmet verir.

Teleferik: Montjuic kalesine çıkar, ulaşım sırasında harika bir Barselona şehir manzarası izlenir. Teleferik yolculuğu yaklaşık 750 metredir. Yolculuk yaklaşık 5 dakika sürer ve Montjuic kalesinin bulunduğu tepenin zirvesinde biter.

Yolculuk boyunca isterseniz, 3 farklı istasyonda inme şansı vardır. (Parc, Monjuic, Mirador, Kale istasyonları) Mirador istasyonu orta istasyondur ve seyir terası bulunur. Castell de Montjuic İstasyonu ise üst istasyondur, tarihi kale girişidir.

Başlangıç ve bitiş istasyonları arasındaki yükseklik farkı 84.5 metredir.

210 metre yükseklikte bir tepe.

Barselona’nın dar sokaklarını ve sivri kulelerini görmek isterseniz, bu tepeye mutlaka çıkmalısınız. Barselona’yı ayaklar altına seren tepe burasıdır.

Müzeyi gezmeseniz de, bence buraya şehir manzarasını izlemek için mutlaka çıkın. Yorulma ihtimaline karış İspanyollar tepeye çıkmak için yürüyen merdiven yapmışlar. Tepeye çıktığınızda: karşınızda Plaça de Espanya ve sağ tarafta Sagrada Familia görülüyor. Ayrıca Barselona limanlarının muhteşem manzarasını da görebilirsiniz.

Barselona Montjuic kalesi

CASTELL D EMONTJUİC-MONTJUİC KALESİ:

Castell de Montjuic, 1640 yılında askeri kamp olarak inşa edilmiş tarihi bir yapıdır ve Montjuic tepesinin zirvesinde yer almaktadır. Kale, 1652 yılında İspanya Krallığına geçmiş ve 1705-1714 yılları arasında yaşanan İspanyol Veraset Savaşları süresince stratejik konumu önem kazanmıştır. 1751 yılına kadar ciddi hasar alan kale, İspanyol mühendis ve mimar Juan Martin Cermeno tarafından yıkılmış ve halen ayakta olan mevcut yapı oluşturulmuştur. Montjuic kalesi son halini 1779-1799 yılları arasında yürütülen büyük inşaat çalışmaları sonucu almıştır. Bu süre zarfında kale 120 top ile donatılmıştır.

Son 350 yılda Montjuic kalesi, Barselona tarihinde belirleyici bir rol oynamış ve Katalanların İspanya’ya yenildikleri 1714’ün ardından önemli bir sembol haline gelmiştir. Kale, önemli bir süre hapishane ve işkence merkezi olarak kullanılmaya devam etmiş, 19 yüzyılın sonlarında anarşistlerin gördüğü barbarlıklarla özdeştirilmiştir. 1842 yılında kale, şehrin bazı bölgelerini top ateşiyle bombalamak için kullanılmıştır. 1897 yılında “Els processos de Montjuic” olarak bilinen olayda anarşist destekçiler bu kalede infaz edilmiştir.

Katalonyanın sevilen hükümet başkanlarından Lluis Companys, 15 Ekim 1940’da Diktatör Franco tarafından burada kurşuna dizilerek idam edilmiştir.

 Franco Dönemi ve Müzeye dönüşüm:

Kale şehre iade edildikten sonra 1960’a dek hapishane ve askeri üs olarak kullanıldı. Montjuic Kalesi, 1963 yılında Francisco Franco tarafından Askeri Zırh Müzesi adıyla ziyarete açıldı. 2007 yılında kale, Barselona Şehir Meclisinin mülkiyetine geçti ve böylece Barselonalılara ait oldu. General Franco’nun kendisinin çılışını yaptığı müzenin avlusunda yer alan at üstündeki Franco heykeli depoya kaldırılmıştır.

 

Mimari özellikleri:

Kale,  dış duvarları aştıktan sonra bile içeri girmeyi zorlaştıran ustaca bir duvar ve hendek sistemiyle donatılmıştır. Kaleye varır varmaz neoklasik köprüye hayran kalacaksınız. Geçmişte önemli bir savunma unsuru olan bu köprünün ucunda ayrı bir ahşap ve demir asma köprü vardır. İkincisi, kaleye dışarıdan erişimi engellemek için tehlike durumunda yükselir. Saldırganlar için aşılmaz bir engel olan tüm kalenin etrafında derin bir hendek uzanır, ancak günümüzde bu hendek bahçe olarak hizmet vermektedir.

Montjuic’in tümzirve alanı, geçilmez surlarla çevrili bu müthiş kalenin geniş binaları ve arazileri tarafından işgal edilmiştir. Kale, liman bölgesini savunmak için kullanılan birkaç büyük kalibreli topa sahiptir.

 

Manzara ve gezilecek bölümler:

Deniz, liman, şehir ve dağların panoramik manzarasını görmek için kalenin düz çatısında ve surlarında köşe burçlarında yürüyebilirsiniz. Kalenin çevresini saran yeşyeşil bahçeler ziyaretçileri karşılar. Yaz aylarında “Sala Montjuic” adında, kalenin duvarında açık hava sineması etkinlikleri düzenlenmektedir.

Kalenin içinde eski casemarlarda bulunan ziyaretçi merkezi vardır. Burada dönem çizimleri ve fotoğraflar dahil olmak üzere kalenin renkli tarihi sunulmaktadır. Aynı yerde kafe ve tuvalet de mevcuttur.

 

Askeri Müze:

Kalenin içerisindeki Askeri Müze’de (Museu Miiltar) eski ve modern silahlar, minyatür asker ve kale motifleri, üniformalar ve askeri haritalardan oluşan bir koleksiyon sergilenmektedir.

 

Ziyaret saatleri ve giriş ücreti-kaleye ulaşım;

Montjuic kalesi, haftanın her günü saat: 10.00-20.00 saatleri arasında hizmet vermektedir. Giriş ücretleri, tam bilet 5 euro, indirimli bilet 3 eurodur. Pazar günleri saat 15.00’den sonra her ayın ilk pazar günü girişler ücretsizdir.

Kaleye Füniküler de Montjuic ve Montjuic Teleferiğiyle ulaşılmaktadır.

Barselona Sihirli Çeşme-Font Magica-Işık ve Müzik gösterisi

SİHİRLİ ÇEŞME-FONT MAGİCA-IŞIK VE MÜZİK GÖSTERİSİ:

Kalenin kendisinde değil, Montjuic’in eteğindeki meydanda gerçekleşen bu gösteri bölgenin en büyük gece cazibesidir.

100’den fazla hidrolik valf, fışkıran su ve 4000 ışık, çeşmeyi müzik eşliğinde muhteşem ışık şovları ve dans eden su akrobasisine hazır hale getirir. Çeşmenin su havuzu 50 x 65 metre boyutlarındadır.

Gösteriler yaz aylarında Perşembe’den Pazar’a, kışın ise Cuma ve Cumartesi günleri yapılır. Ocak başından Şubat ortasına kadar kapalıdır.

Fıskiyeler dans ederken rock’tan operaya ve klasiğe kadar farklı müzik türleri çalınmaktadır.

 

 

Museum National d’Art de Catalunya-MNAC (Katalonya Ulusal Sanat Müzesi)

MUSEUM NATİONAL D’ART DE CATALUNYA-MNAC

Giriş ücreti 12 euro (kalıcı koleksiyon+geçici segriler+çatı terası  dahil), Her cumartesi 15.00’ten itibaren ve her ayın ilk pazar günü giriş ücretsizdir. Öne çıkan eserleri görmek için 1.5-2 saat tüm müze için ise yarım gün zaman ayırmalısınız.

Bina ve konum:

Müze, 1929 Uluslararası Sergisi için inşa edilen Palau Nacional’da yer almakta olup Montjuic dağının yamacında konuşlanarak Barselona’ya nefes kesen bir manzara sunmaktadır.

Neo-Barok üslupta tasarlanan bu muhteşem saray, Aziz Petrus Bazilikasından ilham alan görkemli bir kubbe ile Avrupa’nın en büyük etkinlik alanlarından biri olan Oval Salonu (Sala Oval) barındırmaktadır.

Evet, müze, şehrin dünyaca ünlü sanat müzesidir. Müzenin hemen yanında bir saray binası bulunuyor. Çevresinde ise oldukça büyük bir park alanı var.

Müze binasının önündeki merdivenlerde sürekli bir canlılık var, siz de bu merdivenlere oturup şehrin manzarasını izleyebilirsiniz. Müze girişinde bir kafe var, burada yiyecek ve içecek bir şeyler satın almak mümkün.

Museum National d’Art de Catalunya-MNAC (Katalonya Ulusal Sanat Müzesi)

Koleksiyon ve Bölümleri:

Müzenin koleksiyonu 4 ana galeriye ayrılmaktadır. Romanesk Sanat, Gotik Sanat, Rönesans ve Barok Sanat ve Modern Sanat bölümleri.

En güzel Orta çağ sanat koleksiyonu buradadır. Heykel sanatının ve Katalan ekolünün bazı tablolarının eşsiz örnekleri burada sergileniyor. Müzenin en değerli eserleri 12 yüzyıldan kalma fresklerdir.

Şimdi: sanat koleksiyonu ile ilgili ayrıntılı bilgiler:

1-Romaneks Sanat Koleksiyonu (En Önemli Bölüm):

MNAC, dünyanın rakipsiz Romaneks sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapmakta olup büyük çoğunluğu yakınlardaki Pirineler’deki terk edilmiş kiliselerden getirilen çok sayıda duvar resmi bulunmaktadır.

Museum National d’Art de Catalunya-MNAC (Katalonya Ulusal Sanat Müzesi) Christ in Majesty/Pantokrator

Majeste’deki Mesih-Christ in Majest

En önemli eser: Kuzey Katalonya’da küçük bir köy olan Taull’deki Sant Climent kilisesinin apsisinden alınan ve güçlü Bizans etkileri taşıyan renkli bir Hz İsa tasvirini içeren “Majeste’deki Mesih” (Christ in Majest) freskosudur. Sanatçının kimliği bilinmiyor. Tarih 1123. Fresko (taze sıva üzerine boya, sonra tuvale aktarılmış) Köken: Sant Climent de Taull Kilisesi, Boi vadisi, Lleida, Katalanya.

Museum National d’Art de Catalunya-MNAC (Katalonya Ulusal Sanat Müzesi) Christ in Majesty/Pantokrator

Pirinelerin içinde yer alan Boi vadisinden geçen ortaçağ yolcuları, kırsal köy kiliselerinin betimlediği yüksek bir araziyle karşılaşırdı. 11 ve 12 yüzyıllar arasında inşa edilen bu küçük taş kiliseler, benzer mimari özelliklere sahipti. Kilise dışlarının mütevazi görünümünün aksine, içleri çarpıcı boyalı programlar barındırıyordu. Taull köyü dışında Sant Climent (Aziz Klemens) kilisesinin merkezi apsisindeki Majeste’deki Mesih duvar resmi, Boi vadisinin en olağanüstü örneğidir. Eser: Vahiy, Yeşaya ve Hezekiel’den farklı İncil görünümlerindeki unsurları birleştirerek Kıyamet Günü’nün Mesih’ini sunar. Hz İsa, kompozisyonun merkezinden dışa doğru bir hareket yaratarak ön plana çıkmaktadır. Bu etki, konturların süslemeci anlayışı ve hacim yaratmak için rengin ustaca kullanımıyla sağlanmaktadır.

Bu eser halk oylamasıyla Barselona’nın en  temsili tablosu seçilmiştir. Bu sakin Pantocrator yüzü o denli bir ikon haline gelmiştir ki, 20 yüzyılın avangard sanatçıları olan Picasso ve Francis Picabia gibi isimleri büyülemiştir. Mandorla içinde sunulan Hz İsa’nın anıtsal betimlemesi, bugün hala dikkat çekmeye devam etmektedir. Güçlü figürlerden gözlerimizi çektiğimizde, dekorasyon daha küçük ancak bir o kadar ilgi çekici detaylarla doludur. İncil yazarlarının sembolleri, köpeğiyle acı çeken Lazarus ve çok gözlü Tanrı’nın kuzusu gibi. Müze ortamı, fresklerin orijinal kilise ortamını yeniden canlandırmaktadır. Yani MNAC’ta bu eseri gördüğünüzde sanki gerçek kilisenin apsisinin içindeymiş gibi hissediyorsunuz, bu deneyim müzenin en güçlü yanlarından biridir.

Evet, müzede ayrıca 12 ve 13 yüzyıllara ait boyalı paneller, ahşap oymalar, heykeller ve metal sanat eserleri de yer almaktadır.

 

 

Museum National d’Art de Catalunya-MNAC (Katalonya Ulusal Sanat Müzesi)

2-Gotik Sanat Koleksiyonu:

Gotik Sanat Koleksiyonu da son derece etkileyici olup 13 ile 14 yüzyıllara ait eşsiz dini ahşap boyalı panellerden oluşmaktadır.

Museum National d’Art de Catalunya-MNAC (Katalonya Ulusal Sanat Müzesi)

3-Rönesans ve Barok Sanat:

Tziano, Tintoretto, El Greco, Rubens, Valesquez ve Francisco de Zurbaran gibi büyük ustaların eserleri öne çıkan yapıtlar arasındadır. Öne çıkan eserler arasında Herrara Şapelinin duvar resimleri, El Greco’nun Aziz Petrus ve Aziz Pavlus tablosu ile Zurbaran’ın Makulhammele tablosu sayılabilir.

Museum National d’Art de Catalunya-MNAC (Katalonya Ulusal Sanat Müzesi) içi

4-Modern Sanat Koleksiyonu:

Modern Sanat Galerileri, Modernista’nın (Katalonya’nın Art Nouveau yorumu) ve ardından gelen Noucentisme akımının doruk noktasına ulaştığı 19 ve 20 yüzyıllara ait ağırlıklı olarak Katalan sanatını sergilemektedir. Koleksiyonda Gaudi, Ramon Casas, Julio Gonzalez ve Dali gibi isimlerin eserleri yer almaktadır.

 

Fundacıo Joan Miro (Miro Müzesi)

FUHRACIO JOAH LİNA (MİRO MÜZESİ)

Müze giriş ücreti 13 eurodur. Binada: kafe, kütüphane, kitapçı ve çatı teras bulunur. Müzeyi gezmek için ortalama 1.5-2 saat zaman ayırmalısınız. Ben yine de az zamanı olanlar için müzenin star eserleri hakkında aşağıda bilgi vereceğim.

Müze, Montjuik dağında, çevreyle uyum içinde ancak kendine özgü bir kimlikle yükselen Fundacio Joan Miro, Katalan sanatçının 14.000 eserini barındıran, rasyonalist mimarinin bir şaheseridir. İki dahinin işbirliğiyle hayata geçirilmiştir. Sanatçı Joan Miro ve mimar Joseph Lluis Sert.

Müze, 10 Haziran 1975 tarihinde sanatçının kendi koleksiyonundan bağışlarla, eşi Pilar Juncosa ve dostu Joan Prats’ın katkılarıyla açılmıştır. Miro, Barselona’daki çalışmaları için bir referans alanı yaratmak istemiş, burası, sadece bir müze değil, aynı zamanda araştırmalar için bir kütüphane ve arşiv işlevi görmektedir.

Ferah beyaz bina, Barselona’ya kuzeyde panaromik manzarası, sanatçının yakın dostu ve iş arkadaşı Josep Lluis Sert tarafından tasarlanmış ve 1975 yılında açılmıştır. Sert’in öğrencisi Jaume Freixa tarafından 1988 ve 2000’de eklemeler yapılmıştır. Miro’nun Akdeniz ışığı ve mizahla dolu oyuncu ve renkli üslubu, çevresiyle mükemmel bir uyum içindedir.

 

Koleksiyon Rakamları:

217 tablo, 178 heykel, 9 tekstil eseri ile neredeyse eksiksiz baskı koleksiyonu ve 8000’i aşkın çizim. Katalan dahinin yaratıcı sürecine derin bir anlayış kazandırmaktadır.

Barselona Fundacio Joan Miro

Öne çıkan başyapıtlar:

Barselona Fundacio Joan Miro-Sabah Yıldızı-Constellation The Morning Star

1-Sabah Yıldızı-Morning Star (1940)

Bu eser, Miro’nun Almanya’nın ilerleyişinden kaçmak için Mallorca’ya geçmesiyle birlikte 1940-1941 yılları arasında yarattığı ve büyük korku ve belirsizlik döneminde ortaya çıkan 23 tabloluk Constellations (Takımyıldızları) serisinin bir parçasıdır.

Suluboya yıkamalar ve hassas mürekkep çizgilerinin narin etkileşimi, doku ve derinlik katmanları yaratırken yinelenen göz sembolleri algıya ve farkındalığa gönderme yapmaktadır. Eser, savaşın kaosundan uzaklaşarak iç dünyaya ve bilinçlatına yönelişi simgeler.

Evet tablonun boyutları 38 x 46 cm dir. 23 eserden oluşur. Miro’nun eşi Pilar Juncosa’ya hediye ettiği, Pilar’ın da vakfa bağışladığı eserdir.

Bu eserin doğuşu son derece dramatik bir hikayeye dayanmaktadır. Ağustos 1939’da, II Dünya Savaşının başlamasından bir ay önce, Miro ailesiyle birlikte Paris’ten kaçarak Normandiya’nın küçük bir kasabası olan Varengeville-Sur-Mer’e yerleşti. Miro şöyle anlatır. “Her zaman geceleri pencereden dışarıya, gökyüzüne, yıldızlara ve aya bakmaktan zevk alırdım, ama artık buna izin yoktu. Bu yüzden pencereleri maviye boyadım, fırçalarımı ve boyalarımı aldım.” İşte takımyıldızları serisi böyle başladı.

20 Mayıs’ta Alman kuvvetlerinin ilerlemesiyle, eşini ve kızımı Paris’e giden son trene bindirmeyi başardı. Yanına hiçbir şey almadı, sadece yıldızlı tablolardan oluşan bir ruloyu aldı.

Palma’dan sanatçı Hitler’in dünyanın yarısını ele geçireceğine ve Nazizm’in kazanacağına emindi. Savaş  haberleri bu inancını daha da pekiştiriyordu.

Evet, eser, yüzen görsel motifler ve organik formlardan oluşan canlı bir kompozisyon sergilemektedir. Bu unsurlar hassas bir çizgi ağıyla birbirine bağlı görünmektedir. Yumuşak bir geçiş zemininden oluşan arka plan, grafiksel öğeleri hem şeffaflık hem de derinlik katarak kozmik bir manzara hissi yaratır. Mavi, kırmızı ve turuncu  canlı tonlar bu geniş alana serpiştirilirken, siyah formlar ve çizgiler çarpıcı bir kontrast sağlamaktadır.

Göz şekillerini, yıldızları ve hücresel formları bir arada görebilirsiniz. Kuş kafalarını, gagaları ya da kanatlarıyla, bir yıldız ya da insan figürü, kuyruk ya da baca gibi unsurları seçmek mümkündür. Ancak tıpkı gerçek takımyıldızlarında olduğu gibi, ki bunlar tek tek dağınık yıldızlar halinde vak olur ve sadece bakışın gücüyle hayali bir figüre dönüşür, Miro’nun tablolarındaki unsurlar da ayni hayal gücü çalışmasını gerektirir.

Canstellations serisi, Miro’nun kariyerinin önemli bir evresi olarak değerlendirilmekte ve dünya görüşünün şiirsel ve sürreal vizyonunu temsil eden, kariyerinin doruk noktalarından biri olarak kabul edilmektedir. Sabah Yıldızı: savaşın kaosundan kozmosun sessiz düzenine sığının bir sanatçının iç dünyasının belgesi, hem kişisel bir kaçış hem de evrensel bir umut simgesidir.

Barselona Fundacio Joan Miro- Lazurun Altını-L’Or de I’azur/The Gold of the Azure

2-Lazurun Altını-The Gold of the Azure/L’Or de I’azur (1967)

1967 yılında tamamlana bu eser 205 x 173 cm boyutlarında etkileyici bir akrilik tuval çalışmasıdır. Miro’nun imzası haline gelen birincil renkler (kırmızı, mavi ve sarı) çarpıcı bir görsel etki yaratmaktadır. Mavi rüyaları ve gökyüzünü, kırmızı tutku ve canlığı, sarı ise sıcaklık ve ışığı simgelemektedir.

Eserde yıldızlar ve gezegenler sonsuzluğu, soyut erkek ve kadın figürleri dengeyi ve ikiliği temsil ederken, dalgalı organik çizgi hem kuşu hem de ufku simgelemekte olup Miro’nun doğayı, hareketi ve sınırsız evreni keşfetmesinin bir göstergesidir.

Gelelim ayrıntılara:

Bu eser, Miro’nun olgunluk döneminin en saf ve en şiirsel ifadelerinden biridir. Tablo, ışık sarısı bir zemin üzerine kurulmuş, birkaç beyaz boşluk tuvalin “nefes almasına” izin verecek şekilde bırakılmıştır. İnce saç telleri kadar zarif çizgiler ve kasvetli siyah noktalar bu alana dağılmış, noktaların bir kısmı çok ince çizgilerle birbirine bağlanmıştır. Büyük siyah ve süpürücü bir hareket, sağdaki mavi şekle doğru atılır. Ancak bu mavi oval, sarı zemin üzerine değil ki, ona belirgin bir yeşil ton verirdi, beyaz tuval üzerindeki oval bir boşluğa yerleştirilmiştir. Sol üst köşedeki kırmızı nokta da aynı yöntemle boyanmıştır. Böylece bu iki renk, sarının güçlü baskınlığına karşı dengesini korur. Mavi, şekil, yarı kuru bir fırçanın dairesel hareketleriyle boyanmış, böylece beyaz zemin hafifçe görünür kalmış ve bu da şekle özel bir doku kazandırmıştır.

Eser Asya sanatını anımsatan harika bir şiirsel nitelik taşımaktadır. Tablo, Soyut Dışavurumculu ve Sürrealizm’in kaynaşmasını örneklemekte, kozmik ya da göksel imgeler, sanki bir uzay manzarasında yıldızlar ve gezegenler varmış izlenimi uyandırmaktadır. Pek çok Miro  tablosunun bir takımyıldız görünümü vardır, gezegenler ve yıldızları temsil ediyor gibi görünürler. Bu eser de bu bakımdan son derece benzerdir, ancak onu bu denli akılda kalıcı kılan şey özellikle parlak renk kombinasyonlarıdır. Bu  tablo, Miro’nun 74 yaşındayken yarattığı olgunluk dönemi şaheserlerinden biridir. Eser, müzenin 1975’teki açılış sergisinde yer almış ve o günden bu yana Fundacio Joan Miro’nun kalıcı koleksiyonunun simgelerinden biri olmuştur.

Barselona Fundacio Joan Miro- Bir Gübre yığınının önündeki adam ve kadın-Homme et femme devant un tas d’excrements (1935)

3-Bir Gübre yığınının önündeki adam ve kadın-Man and Women in Front of a Pile of Excrement (1935)

Bakır üzerine yağlı boya olan bu eser, 15/22 Ekim 1935 haftası arasında tamamlanmıştır. Miro, konunun İspanya İç Savaşının trajesini ve işkencesini temsil etme çabasından doğduğunu belirtmiştir. “Vahşi Tablolar” olarak bilinen 12 eserden birini oluşturmaktadır.

Tablo, birbirini kucaklamak için uzanan ancak hiçbirinin hareket etmediği bir adam ve kadını göstermektedir. Büyütülmüş cinsel organlar ve canlı renkler “iğrenme ve tiksindirici bir cinsellik” olarak tanımlanmış, figürler Miro’nun Katalonya’daki durum karşısındaki kötümserliğini yansıtmaktadır. Bu tablo, Miro’nun yaklaşan iç savaşa ilişkin karamsar önsezisini temsil eden “anahtar tablo” olarak nitelendirilmektedir.

Gelelim ayrıntılı bilgiye:

Bu tablo, son derece kritik bir dönemin tam ortasında doğmuştur. 1930’larda Büyük Buhran’ın yol açtığı yoksulluk yıllarında Katalonya, iki kez özerk hükümet talep etmiş, krallıkçılar ile sosyalistler arasındaki eski gerilimler faşizm ve komünizm ekseninde yeniden alevlenmiştir. Bu kaos ortamında İspanya sokakları ayaklanmalarla çalkalanıyordu. Bu ayaklanmalar 1936 İspanya İç Savaşının fitilini ateşleyecekti.

Miro, tablonun konusunun İspanya İç Savaşının trajedisini ve işkencesini temsil etme çabasından doğduğunu bizzaz açıklamıştır. Tablo, İç savaşa zemin hazırlayan kamuoyu ayaklanmaları döneminde, yani savaş öncesinin huzursuzluk atmosferinde yaratılmıştır.

Miro’nun bu seri için bakır levha tercih etmesi tesadüfi değildir. Bakır yüzey, yağlıboyanın alışılmadık biçimde yayılmasını sağlayarak parlak, canlı ve neredeyse metalik bir yüzey kalitesi üretir. Bu etki, tablonun karanlık temasıyla çarpıcı bir kontrast oluşturur. “Vahşi Tablolar” serisinin on ikisinden altısı bakır üzerine, diğer altısı ise Masonit adı verilen bir tür sert levha üzerine yapılmıştır.

Barselona Fundacio Joan Miro- Vakfın duvar halısı-Tapestry of the Fundacio

4-Vakfın Duvar Halısı-Foundakion Tapestry (1979)

Şarap Şisesi (1924), Bir Gözyaşının Gülümsemesi (1974) ve Vakıf Halısı (1979) gibi eserler aracılığıyla Miro’nun tüm yaratıcılığına tanıklık etmek mümkündür. Bu devasa halı, müzenin içindeki en büyük eserlerin başında gelmekte ve Miro’nun tekstil sanatındaki ustalığını gözler önüne sermektedir.

Gelelim ayrıntılara:

Eseri Miro tasarladı, gerçek dokuma işini ise yakın çalışma arkadaşı Joseph Royo gerçekleştirdi. İkili 1970’lerin başında Barselona’daki Sala Gaspar’da bir sergi vesilesiyle tanıştı ve birlikte çalışmaya başladı. Duvar halısının boyutları 750 x 500 cm dir. Konusu: Miro’nun sıkça işlediği bir kadın ve kuş figürüdür. Eser, 1979’dan beri aynı yerde sergilenmektedir. Miro tarafından devasa bir fresk gibi tasarlanmıştır. Müzedeki büyük, yüksek tavanlı bir mekanda sergilenmektedir. Eser tasarlandığı bu boşluğu doldurmak amacıyla yapılmıştır.

Barselona Caixa Forum Expensiciones horarios

Şehirdeki eserleri;

Havalimanı Terminal 2’de, 50 metrelik bir mozaiği, La Rambla’da bir mozaiği ve Katalonya’nın en büyük bankasının logosu olan La Caixa’nın tasarımı Miro’ya aittir.

 

 

Barselona Anella Olimpica (Olimpiyat Köyü)

ANELLA OLİMPİCA (Olimpiyat Köyü)

Olimpiyat köyü, Montjuic Tepesinin yamacında, geniş bir alanı kaplamaktadır.

Anella Olimpica (Olimpiyat Halkası)

Montjuic tepesinde yer alan Anella Olimpica, Katalanca’da “Olimpiyat Halkası” anlamına gelir ve Lluis Companys Olimpiyat Stadyumu, Palau Sant Jordi ve Anella Olimpiyat Esplanadı’ndan oluşan anıtsal bir komplekstir. Bu alan 1992 Olimpiyat Oyunlarının mirasını taşır, o dönemde Barselona dünyanın spor başkenti haline gelmiştir.

Barselona Anella Olimpica

Tarihçe:

Stadyum aslında yeni değil :1929 Dünya Sergisi için 60 yıldan fazla bir süre önce inşa edilmişti. 1992 Olimpiyatları için stadyum 65.000 kişilik kapasiteye genişletilmiş ve açılış-kapanış törenleri ile atletizm yarışmalarına ev sahipliği yapmıştır.

Barselona Anella Olimpica Telekominikasyon Kulesi

Kompleksteki Yapılar:

Stadyumun yanı sıra, kompleks 17.000 izleyici kapasiteli kapalı etkinlikler için Palau Sant Jordi’yi ve Piscines Bernat Picornell ile Piscine Municipal de Montjuic adlı iki ayrı yüzme havuzu kompleksini içerir. Palau Sant Jordi, Japon mimar Arata Isozaki tarafından tasarlanmış olup jimnastik ve voleybol gibi olimpiyat etkinliklerine ev sahipliği yapmıştır.

 

Telekominikasyon kulesi:

Kompleksin en dikkat çekici simgesi ise Valensiyalı mimar Santiaga Calatrava tarafından inşa edilen Tekekomünikasyon Kulesidir. Montjuic’teki ana spor tesisleri gurubuna hakim bir konumda yer alır ve Palau Sant Jordi Arena’nın hemen yanında kurulmuştur.

Beyaz kule, Telefonica Şirketi için 1992 Barselona Olimpiyat Oyunlarının televizyon yayınını iletmek amacıyla inşa edilmiştir. Bu yüzden kule “Terro Telefonica” olarak da anılır.

136 metre yüksekliğimdeki bu kule, eğik gövdesiyle bir sporcu imajı yansıtır.

Daha ayrıntılı olarak şöyledir: Kule, olimpiyat alevini tutan bir atleti temsil eder. Devasa beyaz ve kıvrımlı silüet, Olimpiyat meşalesini tutan bir sporcuyu çağrıştırır ve şehrin birçok noktasından görülebilir. Kulenin tabanı özel bir teknikle kaplanmıştır. Taban, Gaudi’nin kırık fayans parçalarından oluşturduğu mozaik tekniği olan trencadis ile kaplanmıştır ki böylece Calatrava, Katalan modernizminin en büyük ustasına açık bir saygı duruşunda bulunmuştur.

Kule sadece estetik değil, aynı zamanda işlevsel bir özelliği de sahiptir. Kulenin yönelimi nedeniyle aynı zamanda devasa bir güneş saati gibi çalışır ve merkez iğnesinin gölgesi yanında Plaça d’Europa meydanına düşerek saati gösterir.

Yapıldığında yerel halk tarafından bu kule çok yadırganmış, ama günümüzde mevcut manzara ile bütünleşmiş görünüyor, pek sırıtmıyor.

Bugünkü Durum:

Stadyum, 2009 yılına kadar Barselona’nın ikinci futbol kulübü Espanyol tarafından kullanılmış, ancak takım yeni stadyumuna taşınmıştır. Şu an stadyum çoğunlukla 2010 Avrupa Atletizm Şampiyonası gibi özel etkinlikler için kullanılmaktadır. Yüzme havuzları konusunda ise Piscina Municipal de Mantjuic sadece yazın açık olup, 2003 yılında Kylie Minogue’un “Slow” şarkısının klibine mekan olmasıyla dünya çapında tanınmıştır.

Günümüzde burayı yani tesisleri gezmek isterseniz: su havuzları, heykeller ve bina ilginizi çekebilir.

Museu Arquelogıco de Catalunya (MAC) (Katalonya Arkeoloji Müzesi)

MUSEU ARQUELOGICO (KATALONYA ARKEOLOJİ MÜZESİ)

Yer ve Bina:

Müze, Montjuic Parkı içinde, 1929 Uluslararası Sergisi için inşa edilen eski Palau de les Arts Grafiques (Grafik Sanatlar Sarayı) binasında yer alır. Bu bina aslında geçici bir yapı olarak tasarlanmıştı ama sergiden sonra korunarak yeni bir işlev kazandı. 1932 yılında, II Cumhuriyet döneminde, Generalitat (Katalan Hükümeti) burada Katalonya Arkeoloji Müzesini kurdu.

 

Koleksiyon:

Müzenin Barselona şubesi 700’den fazla farklı kazı alanından gelen 50.000’in üzerinde arkeoloji eseri korumaktadır. Bir milyondan fazla orijinal parçadan oluşan kalıcı sergi, ziyaretçileri tarih öncesi dönemden, proto-tarihten, Yunan ve Fenike kolonizasyonlarından Roma İmparatorluğunun kuruluşuna kadar bir yolculuğa çıkarır. Sergi alanı 3000 metrekareden fazla olup Katalonya’nın tarih öncesinden Orta Çağ’a kadar tarihi köklerini Avrupa ve Akdeniz bağlamında sunar.

Sergilenen eserler, Katalonya ve İber Yarımadasının diğer bölgeleriyle Akdeniz’deki başka şehirlerden gelen ana arkeolojik alanlardan toplanan koleksiyonlardır ve Katalonya ve çevresinin tarih ve öncesinden Orta Çağ’ın başlarına kadarki gelişimini gözler önüne serer.

 

Müze Ağı:

Bu müze tek başına değil, Barselona, Empuries, Girona, Olerdola ve Ullastret olmak üzere ziyaret edilebilir 5 merkez ile Sualtı Arkeoloji Merkezi ve İberia Graeca Merkezi adlı iki araştırma merkezinden oluşan daha büyük bir ağın merkezi konumundadır.

Evet, sonuç olarak tepenin yukarı tarafındaki bu müze, fazla kalabalık olmayan bir müzedir.

 

Museu Arquelogıco (Katalonya Arkeoloji Müzesi)

Gelelim müzenin en değerli eserlerinden bazılarına:

1-Esculapius (Asklepios) Heykeli:

Müzenin en simgesel parçası budur. Orijinal heykel 2008 yılında Empuries’teki şubeye taşındığı için Barselona’da artık bir kopyası sergilenmektedir. Sağlık ve Şifa tanrısını temsil eden bu Yunan-Roma heykeli, müzenin en tanınmış eseri olarak kabul edilir.

 

2-Sitges Neandertal Çene Kemiği:

53.200 yıllık bu Neandertal çene kemiği, Katalonya’daki insan varlığının en eski kanıtlarından biri olarak büyük bilimsel ve tarihi değer taşır.

 

3-Tivissa İber Hazinesi (Tesoro de Tivissa)

İber dönemine ait bu hazine, antik Katalonya’nın yerli halklarının metal işçiliğini ve maddi kültürünü gözler önüne seren en önemli arkeolojik buluntulardan biridir.

 

Palau D’esports Sant Jordi (Spor Salonu)

PALAU D’ESPPORTS SANT JORDİ (SPOR SALONU)

Tasarım ve inşaat:

Palau Sant Jordi, Montjuic’teki Anella Olimpica kompleksinin parçası olarak 1986-1990 yılları arasında inşa edilmiş, Japon mimar Arata Isoaki ve Mamoru Kawaguchi tarafından tasarlanmış kapalı bir spor ve etkinlik salonudur. İnşaat süreci aslında 1983’de başlamıştır ve 21 Eylül 1990’da, 1992 Olimpiyatlarından 2 yıl önce resmen açılmıştır. İnşaat maliyeti 54 milyon euro olmuştur.

 

Palau D’esports Sant Jordi (Spor Salonu)

Mimari özellikleri:

Bina, kubbesi yenilikçi hidrolik teknoloji kullanılarak yerden yükseltilmiş ve etkileyici hattı bir kaplumbağayı andırarak, Antoni Gaudi’nin eserleriyle ve dağlık çevresiyle bağ kuran organik bir öğe taşımaktadır. Yapının çevresindeki konik metal kaplama, hemen yakınında bulunan Akdeniz’i çağrıştıracak şekilde tasarlanmıştır. Mimar Isozaki’nin tarzı, Doğu ve Batı unsurlarını yoğun teknik ve teknolojik kaynaklarla birleştirerek binalarına modernlik katmasıyla bilinir.

Bina 45 m yüksekliğindedir ve kendi sözleriyle mimar İsozaki, Palau Sant Jordi(nin ve bitişiğindeki salonun (şimdi Sant Jordi Club) evrensel bir karaktere sahip olmasını amaçlamıştır.

 

 

Mimar hakkında:

2019 Pritzker Ödülü sahimi Arata Isozaki, 91 yaşında Japonya’da hayatını kaybetmiştir. Palau Sant Jordi onun Katalonya’daki en önemli ve tanınmış mirası olarak kabul edilir. İlginç bir not: Isozaki, Palau Sant Jordi’nin yakınındaki Caixa Forum’un giriş alanının tasarımını da üstlenmiştir.

 

Kapasite:

Ana salon 17.960 kişi kapasiteli. Sant Jordi Club ise 3.000 kişi kapasitelidir. Açıldığından beri İspanya’nın en yüksek kapasiteli kapalı arenası unvanını taşımaktadır.

 

Konser Mekanı Olarak:

Bina, sporun yanı sıra Barselona’nın en büyük konser mekanı haline gelmiştir. Madonna, Frank Sinatra ve Beyonce gibi sanatçıların performanslarına ev sahipliği yapmış ve yerel halk bu mekanı büyük ölçekli müzik etkinlikleriyle ilişkilendirme eğilimindedir. 2003 yılından itibaren Anella Olimpica’nın yönetimi Barselona Belediyesinin kamu şirketi BSM ye geçmiştir. Pandemi döneminden hatırlanan özel bir an ise 27 Mart 2021 tarihinde gerçekleşen Love of Lesbian konseri olup bir yıl canlı müziksiz geçen sürecin ardından pandemi döneminin ilk büyük ölçekli konseri olmuştur.

 

Barselona Poble Esyanyol (İspanyol Köyü)

POBLE ESPANYOL (İSPANYOL KÖYÜ)

Tarihçe ve Amaç:

Polbe Espanyol, Montjuic tepesinde yer alan açık hava mimari müzesidir. 1929 yılında mimar Josep Pugi i Cadafalch tarafından Barselona Uluslararası Sergisi’nin (Expo) cazibe merkezlerinden biri olarak tasarlanmıştır.

Projenin asıl amacı oldukça özgündü. İspanya’nın çeşitli bölgelerindeki mimari mirası sergilemek için tasarlanan köy, 1600’den fazla İspanyol köyünden ilham alınarak Andalucia avluları, Galiçya evleri ve Kastilya kuleleri gibi yeniden yaratılmış sokaklar, meydanlar ve cepheler içeriyordu. Tasarımda mimar Puig i Cadafalch’a, sanat eleştirmeni Miquel Utrillo ve ressam Xavier Nogues yardımcı olmuş, bu ikili gerçek İspanyol mimarisinin özünü yakalamak için ülke çapında yaklaşık 1600 köyü gezerek notlar ve çizimler almıştır.

Köy, inşasına 1928 Ocak ayında başlanarak 20 Mayıs 1929 tarihinde açılmıştır.

 

Yıkılmaktan Nasıl Kurtuldu.

İlginç bir gerçek, bu yapı asla kalıcı olarak planlanmamıştı. Plan, sergi bittikten sonra İspanyol köyünü tekrar yıkmaktı, ancak bunu hiçbir zaman yapmadılar çünkü köy, hem turistler hem de yerel halk arasında çok popüler hale gelmişti.

 

Franco Dönemindeki Düşüş:

Köyün tarihinde zorlu bir dönem de yaşanmıştır. Franco döneminde ve Katalan kültürünün bastırılmasıyla birlikte, Poble Espanyol giderek gerilemiştir. Ancak 1990’lardan itibaren yeniden onarılıp restore edilmiştir.

 

Poble Esyanyol (İspanyol Köyü)

Mimari Yapı ve Büyüklük:

Köy, İspanya’nın farklı yerlerinden kopyalanmış 117 tam ölçekli binadan oluşur, bunlar birleşerek farklı mimari tarzlara sahip yerlerin kentsel atmosferini yeniden yaratan küçük bir kasaba meydana getirir. Ayrıca bir tiyatro, restoranlar, zanaat atölyeleri ve bir çağdaş sanat müzesi de barındırır. Alan büyüklüğü konusunda kaynaklar yaklaşık 50.000 metrekaredir. Yani şehrin ortasında gerçek bir kasaba büyüklüğündedir.

 

Poble Esyanyol (İspanyol Köyü)

Bugünkü kullanım:

Yetişkin biletleri, internetten önceden alındığında 13.50 euro, aynı gün internetten veya gişeden alındığında ise 15 eurodur.

Köy artık sadece bir müze değil, canlı bir etkinlik mekanı, gastronomi etkinlikleri, festivaller, yaz konserleri, flamenko gösterileri, düğün gibi özel etkinlikler ve çocuk aktiviteleri düzenlenmektedir. Ayrıca 30’dan fazla zanaatkar dükkanında üflemeli cam, deri, seramik, mücevher, maske, sepet ve İspanyol gitarları gibi el yapımı ürünler ziyaretçilere satılmaktadır. Ancak ürünlerin çok pahalı olduğunu belirtmem gerek.

İspanya Barselona Ayrıntılı Gezi Planı

İspanya Barselona Ayrıntılı Gezi Planı

İspanya Barselona Ayrıntılı Gezi Planı; Barselona şehrinde, son gidişimde, 5 gün kaldım. Sizin, burayı ziyaretinizde, kalış sürenizi bilmediğim için, ben her zaman olduğu gibi, aşağıda şehrin özellik arz eden bölgeleriyle ilgili ayrıntılı bilgiler veriyorum.

Sizler bu bilgileri okuduğunuzda, sizin için orijinal veya gezmeyi-görmeyi düşündüğünüz yerleri işaretleyin ve buna göre, kendinize güzel bir gezi planı-rotası yapabilirsiniz.

Şehir: Madrid şehrine nazaran büyük değil. Daha derli toplu ve küçük. Yani: yine, bu şehirde de yürüyerek birçok yere ulaşmak mümkün. Çok yararlı bir de metro hattı var.

Yani: şehre ilk vardığınızda, bence otel lobisinden bir şehir haritası ve metro tren gişesinden, bir metro hattı haritası alın. Benim size önerdiğim yerleri, o haritalar üzerinde işaretleyin ve şehirde kalış sürenize göre, şehri rahatça gezin.

BARSELONA ŞEHRİNDE MUTLAKA GÖRMENİZİ ÖNERECEĞİM YERLER

BARSELONA ŞEHRİNDE MUTLAKA GÖRMENİZİ ÖNERECEĞİM YERLER

  1. La SagradaFamilia(Burası, bir katedral ama şehrin en çok ilgi çeken yapısıdır.)
  2. La RamblaCaddesi(Şehrin en kalabalık, canlı ve hareketli caddesidir. Adeta şehrin kalbidir.)
  3. Casa Milla (Gaudin tarafından yapılan, her yönüyle değişik, UNESCO Listesindeki bir yapı)
  4. Parc del Gunardo (Gaudinin muhteşem sanat eserlerini görmek isterseniz, UNESCO Listesindeki bu parkı görmelisiniz.)
  5. Port Olimpic (Şehrin deniz kıyısındaki bu bölümü, mutlaka gezip-görmeniz gereken  bir yer)
  6. Sue katedrali (1298 yılında yapılıp, günümüze ulaşan ve süslemeleri 150 yıl süren bir sanat şaheseri yapı)
  7. Palau dela Musica(UNESCO tarafından, Dünyanın en değerli mirasi listesine dahil edilerek, koruma altına alınmış, muhteşem bir yapı)
  8. Montjuic Tepesi.Museum Natıonal de Art de Catalunya (Katalonya Ulusal Sanat Müzesi, ilginizi çekebilir.)
  9. Montjuic Tepesi.Fundacıo Joan Miro (Ünlü sanatçı Mironun eserleri sergileniyor)

BARSELONA ŞEHRİ:

BARSELONA ŞEHRİ:

1.GÜN GEZİ PLANI:

İspanya Barselona Ayrıntılı Gezi Planı; Bulunduğunuz yerden, metro hattına biniyorsunuz ve SAGRADA FAMİLİA istasyonunda iniyorsunuz. İlk durak, şehrin en çok ilgi çeken yapısı olan bir katedral.

LA SAGRADA FAMİLİA:

LA SAGRADA FAMİLİA:

Yapı: Barselonalı mimar Gaudinin, şehirdeki eserlerinin en ünlüsü ve muhteşemidir. Kelime anlamı: “kutsal aile”.

Barselona şehrinin simgesi olan yapıdır. Gökyüzünü delercesine uzanan kuleler, çok uzaklardan bile görülebiliyor. Ancak, bu yüksek 8 kule: henüz bitirilmemiş bir kiliseye aittir.

Zaten, kulelerin hemen yanında, aynı yükseklikte ve hatta daha da yüksekteki vinçleri göreceksiniz. Bunlar, elbette burada hala devam eden bir faaliyetin işaretçileridir.

Ama Barselonalılar, söylenenlere göre bu durumdan  pek rahatsız değiller ve burayı bitirmeye niyetleri yok, çünkü bu haliyle muhteşem paralar kazanıyorlar.

Evet: 1890 yılında, buradaki kilisenin yapımına kadar verilir ve bir mimara teslim edilir.

Ancak, net olarak bilinmeyen bir nedenle, bir yıl sonra, burası mimar Gaudi teslim edilir. Gaudi: küçüklüğünde, babasının demir atölyesinde çalışmıştır. 12 yaşına geldiğinde ise, din eğitimi almıştır.

Bu yüzden, eserlerinde dini temalar ağırlıktadır, ayrıca: doğada ne varsa kullanmaya çalışır, bazı eserlerinde kırık mozaik ve çini parçalarını gayet yoğun olarak kullanmıştır. Hatta: çiçek, böcek, yaprak gibi öğeleri de eserlerinde sıkça kullanır.

Gaudi: 1891 yılında, kilisenin inşaatını devralır. Yaşamının geri kalan kısmını, burada geçirmeye başlar ve 1926 yılına gelindiğinde, hemen kilisenin yanından geçen bir tramvayın altında kalarak, ölür.

Bugün mezarı, kilisenin içinde bulunmaktadır. Evet, Gaudi aniden ölünce, geriye bırakılmış bir proje olmadığından, kilisenin inşaatı uzun süre öylece kalır.

Ancak: bu arada, Gaudi, kilisenin ön cephesinde: büyük bir bölümü bitirmiştir. Bu sırada: mimaride, belki de hayatındaki tüm yaşadıklarını dışa vurmayı yeğleyen stil kullanmıştır. İnanılmaz çelişkilerle dolu bir yapı.

Duvarları, renkleri, kuleleri ile, ilk bakışta,  tam bir karmaşa gibi görülüyor veya öyle hissediliyor. Her yüzünde, cephesindeki mimari farklıdır. Cennet kapısı: doğadan ve iyimser çizgiler taşıyor. Cehennem kapısı: keskin ve karamsar bir havaya bürünmüştür. Hiçbir alan, boş bırakılmamıştır.

Taştan: 3 giriş var.

Bunların anlamı ise: sadakat, umut ve merhamet kapılarıdır. Ayrıca: birçok heykel görülüyor. Bunlar: melekler korusunu, müzisyenlerini, İsa’nın doğumunu, Mısıra kaçışı, Masumların katlini, Çarmıh ağacını betimliyor.

Girişlerde, dörder tane olmak üzere, toplamda 12 kule var. Bunların, dördü: havarileri, daha yüksek olan dört: İncil yazarlarını, apsis üzerindeki kule: Meryem’i, merkezdeki kule yani en yüksek olan ise: İsa’yı simgeliyor.

Gaudi’nin ölümünden  sonra: kilisenin inşaatı bir süre, onun bıraktığı gibi kalmıştır. Ancak: 1950 yılından sonra çalışmalar yeniden başlatılmıştır. Ancak, mimar Gaudi: arkasında çok az plan bıraktığından, çalışmalar yürümemiştir.

Zaten, Barselonalıların çoğu da, burayı bir katedral olarak görmüyor. Yani, kilisenin, büyük usta Gaudi’nin anısına,  tamamlanmadan böylece bırakılmasından yanalar. Yine de, Gaudi’nin yardımcılarından birinin oğlu olan mimar Armengol: kilisenin tamamlanması yönünde çalışmalar yürütüyor.

Japon-Katalan ortaklığındaki bir firma tarafından yürütülen çalışmalar sonucu, özellikle ön cephede, bir takım mimari güzellikler yaratılmıştır. Ancak, bunlar, baktığınızda hemen göreceğiniz gibi, Gaudi’nin stilinden tamamen farklıdır. En basitinden, keskin kenarlar kullanılmıştır.

Yani: Japon-Katalan firmasının bu çalışmaları, gerek Barselonalılar ve gerekse ziyaretçiler tarafından hoş karşılanmamaktadır.

Yine de, düşünülene göre: Gaudi’nin ölümünün 100 yılı olan 2026 yılında, kilisenin tamamlanmasına çalışılıyormuş. Arka cephede ise, payandalar görülüyor. Payandalar: genellikle ortaçağ döneminde ön yüzlerde veya arka taraflarda kullanılırdı.

Ama, normalde, Gaudi’nin projesinde payanda kullanımı yoktur. Japon-Katalan firmasının yapı çalışmalarında payanda kullanılmıştır. Bunlar tamamen destek amaçlı kullanılan  payandalardır.

Ön cephede görülen heykellerle betimlenenler: İsa’nın çarmıha gerildiği yer gösteriliyor. Çevrede: ağlaşan insanlar, yani İsa’ya inananlar ağlaşıyorlar. Altta da, Barselona kontluğu döneminde, kontluğun yaptığı savaşlar, başarılar ve o dönemle ilgili bazı askeri heykeller görülüyor.

Evet, burayı şehirde ilk görmeniz gereken yer olarak öneriyorum.

Ancak: buraya has bir diğer özellik, burada bol miktarda hırsızlık olmasıdır. İnsanlar, burayı gördüklerinde güzellik karşısında şaşıp kalıyor veya rehberi dinlerken, soyuluyorlar. Çantalarından bir şeylerin alındığını fark etmiyorlar. Lütfen, burayı ziyaretinizde, hırsızlık olayına denk gelmemek için özellikle  tedbir alın.

Yapının çevresinde dolaşın ve bütün cephelerinin güzelliklerini görün. Hatta: yapının içine girmek için, yüzlerce metre uzayan kuyruk sizi bıktırmaz ise, ki bence şehirdeki zamanınız uygun ise, bu kuyruğa girin ve yapının içini de görün. Hatta: asansör ile çıkılan kulelerden birine çıkın ve buradan şehrin manzarasını da izleyin.

Oradan ayrılıyoruz.

İspanya Barselona Ayrıntılı Gezi Planı; Yine metroya biniyoruz ve metro hat haritasından bulduğumuz DIAGONAL metro istasyonuna gidiyoruz ve burada metrodan iniyoruz. Paseing de Gracia caddesinden, güneye, yani denize doğru ilerliyoruz.

Bu cadde üzerinde: birçok alışveriş mağazası, restoran ve kafeler bulunuyor. Gayet keyifli bir cadde ama benim size bu cadde üzerinde görmenizi önereceğim iki yer var. Bunlar yine Gaudi’nin eserleri olan yapılardır.

CASA MİLLA:

CASA MİLLA:

Hemen cadde başında, sağ kolda bulunuyor. Gaudi tarafından Milla ailesi için yapılmış bir apartmandır.

Burası, Gaudi’nin başyapıtlarından birisidir. La Pedrara olarak da biliniyor. Çünkü: bu isim: binanın kireç taşından yapılmış ön yüzüne bir göndermedir. Muhteşem bir apartman. 1905-1910 yılları arasında inşa edilmiştir. UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek, koruma altına alınmıştır.

Ön kısmını süsleyen harika ferforje balkonları, iki cepheyi de görmektedir.

Apartmanın iç kısmı büyük hasara uğramış ve Gaudi’nin muhteşem tavan arası mühürlenmiş iken, 1990’ların ortasında yenilenerek orijinal görünümüne kavuşturulmuştur.

Tavan arası katı, şimdi Gaudi’nin eserlerinin sergilendiği, şık bir ileri teknoloji müzesi haline getirilmiştir. Tuhaf biçimler, el yapımı kapı  tokmakları ve özgün detaylarla dolu dairelerden biridir. Çoğu, Gaudi’nin tasarımı olan, o döneme özgü mobilyalarla dekore edilmiştir.

Burası, aynı zamanda, o dönemlerin ilk otoparkını da barındırıyor.

Otopark alanı, günümüzde, kültürel konferanslara ev sahipliği yapan, bir amfi tiyatroya  dönüştürülmüştür. Binanın ikinci katı ise, görkemli bir sergi salonu yapılmıştır. Yalnız, binanın en ilgi çeken bölümü, cadı korkutan olarak bilinen, bacalarıyla öne çıkan çatısıdır.

Bu bacaların da bir hikayesi var. Bu bacalar: ülkemizdeki Peri Bacalarına benzemektedir. Genelde, Katalanlar bu bacaları sevmiyorlarmış. Barselonalıların söylediklerine göre: ya Gaudi, bu  peri bacalarını gidip görmüş ya da bunların resmini görmüş ve çok etkilenerek, bacaları, peri bacası gibi yapmıştır.

Buradan, Barselona şehrinin muhteşem manzarasını izlemek mümkün. Elbette: bilet alarak ,içeriye giriliyor. Üst katı ziyaret etmek mümkündür. Değişik yüzlü bir bina göreceksiniz.

CASA BATTİO:

CASA BATTİO:

İspanya Barselona Ayrıntılı Gezi Planı; 1904-1906 yılları arasında yapılmıştır. İlk kattaki odalarıyla, büyük ilgi görmektedir. Yapıdaki dini ve ulusal sembollerin yanı sıra, kıvrımlı dış hatlar, farklı doku ve malzeme kombinasyonları, parlak renkler ve sınırsız detaylar, Gaudi’nin özgün üslubunun ipuçlarıdır.

Evet, bu yapı: Katalonya’nın koruyucu azizi, St. George anısına yapılmıştır. Ancak, yapı incelendiğinde, Gaudi’nin niyetinin ne olduğu hakkında, en ufak bir belirti hissedilmiyor. Dalgalı mavi seramikten yapılmış çatı, bir ejderin pullu derisini ve balkonlar ise onun kurbanlarının kafatası ve kemiklerine benzetiliyor.

Bazıları da, bunların Venedik karnaval maskelerine benzediklerini söylüyorlar. Sant Jordi Haçı ve mızrak sapı: ejderin sırtına saplanmış bir mızrağı çağrıştırıyor.

Binanın cephesi: kırılmış seramik ve plaka parçalarıyla süslenmiştir. Bu, Gaudi’nin, çok kullandığı süsleme tekniğidir. Gaudi, tüm binayı inşa etmemiştir. 1906 yılında, dış ve iç kısımları yeniden tasarlanmıştır.

Bilet alarak, binanın birinci katını gezebiliyorsunuz.

CASA AMATİLER:

İspanya Barselona Ayrıntılı Gezi Planı; Hemen, cadde üstünde, solda, Casa Battio binasının yanındadır.

Burası, bir çikolata üreticisi için inşa edilmiştir. Sırlanmış seramik kaplı, basamaklı çatıyı tasarlarken, flander bölgesinden esinlenmiştir.

Yürümeye devam ediyoruz. Katalunya meydanı karşımıza çıkıyor.

KATALUNYA MEYDANI:

İspanya Barselona Ayrıntılı Gezi Planı; Bu meydan da çok hareketlidir. Otobüslerin, metronun ve şehirler ve bölgeler arası trenlerin hareket noktasıdır. Meydanın kuzeyini: El Corte İngles mağazası kaplamıştır. Buraya girdim, ülkemizdeki çok katlı, büyük alışveriş merkezlerine benziyor.

Ne ararsanız var, ama fiyatlar yüksek, malum etiket fiyatlarını 2.5 ile çarpmanız gerekiyor ve sonuçta, ortaya yüksek rakamlar çıkıyor. Yine de girip kısa bir gezinti yapabilirsiniz.

Meydanı geçtikten sonra ise, şehrin en büyük, önemli ve ünlü caddesi karşınıza çıkıyor.

LA RAMBLA CADDESİ:

LA RAMBLA CADDESİ:

İspanya Barselona Ayrıntılı Gezi Planı; Burası, bir ucu Catalunya Meydanı ve diğer ucu, sahil yani iskele yani  deniz olan bir caddedir. Bu caddeyi bugün geziyorsunuz ama inanıyorum ki, şehirde kalış sürenizce, bu caddeden birçok kez geçeceksiniz. Çünkü, gerçekten hareketli, canlı ve yaşayan bir cadde.

Caddenin: her iki yanında, restoranlar, kafeteryalar ve butikler, dükkanlar ve mağazalarla doludur. Bunların hemen önünde,  yalnızca bir araç geçecek şekilde trafik var. Bunların hemen ortasında ise: yaklaşık 4-5 metre genişliğinde: bir yaya bölgesi oluşturulmuş. Yani, muhteşem bir şehir  planı.

İnsanlar: bu ortadaki bölümde: restoran ve kafeteryaların oturma guruplarında oturabiliyorlar.

Banklarda oturup kısa molalar verebiliyorlar, sokak sanatçıları-canlı mankenlerin şovlarını izliyorlar, hatta karakalem resim çizen sanatçıları görüyorlar, büfelerde her türlü şeyi (çiçek, kuş, balık, hediyelik eşya gibi) bulup satın almak mümkün.

Özellikle: akşam saatlerinde, burada insanlar omuz omuza yürüyorlar. Hatta, gecenin ilerleyen saatlerinde, ellerinde içki kutu-şişeleri olan insanları görmek te mümkün. Ama, asla şehrini  diğer tüm yörelerinde olduğu gibi, burada da güvenlik sıkıntısı yok. Barselona polisini, sık sık görmeniz mümkün.

LA RAMBLA CADDESİ:

Evet, gelelim caddeyi daha teknik detaylarıyla anlatmaya. Söze şöyle başlamakta da yarar var. Victor Hugo, buraya “Dünyanın en güzel caddesi”  demiş. Bilmiyorum ne kadar doğru, ama gerçekten benim şahsen hoşuma gitti. Barselona şehrinin en önemli bulvarı.

Burası, sanki Barselona şehrinin kalbi. Caddenin isminin Arapça kelime anlamı: kumlu, kurumuş akarsu yatağıdır. Çünkü: bir zamanlar, burada bir akarsu varmış ve zamanla kurumuş ve üstü kapatılmış.

Cadde özellikle pastaneleriyle ünlüdür.

Cadde: yaklaşık2 km. uzunluğundadır. Ancak, bu kadar uzun cadde, beş bölüme ayrılmıştır.

Rambla de Canalates:

Rambla de Canalates:

İspanya Barselona Ayrıntılı Gezi Planı; meydanından sonra, caddeye girince ilk karşımıza çıkan yerdir. Burada: bir çeşme var. Font de Canalates çeşmesi. Burası: şehrin sembolüdür. Metro ve tren istasyonları da buradadır. Özellikle: Barselona Futbol takımının fanatikleri, burada yoğunlaşırlar.

Maç kazanılmış ise, burada kutlamalar yapılır. Maç kaybedildiğinde ise, muhteşem bir hüzün ortamı kaplar. Bu fanatiklere dikkat etmek lazım, bunlar bulunduğunda, uzaktan izlemeyi tercih etmenizi öneririm. Bunun dışında, İspanyanın yayıncılık merkezi buradadır. Yabancı kitap, gazete, dergi satan tezgahlar var. Ayrıca: hediyelik eşya satan büfeler bulunuyor.

Rambla de Estudis:

Bu bölümde, birçok kuş türü satılıyor. Satıcılar, gündüz saatlerinde kuş kafeslerini büfelerin dışına diziyorlar. Kafesler kaldırıldığında bile, büfelerin içinden kuş seslerini duymak mümkün.

Rambla de Sant Joseph:

Burası, çiçek satıcılarının bulunduğu bölümdür. Özellikle, buradaki “Escriba” isimli pastaneye girmenizi öneririm. Caddenin sağında: pasta ve çikolataları çok ünlü ve güzel. Ayrıca: bu bölümde, bir de saray var. Palau de Virreina sarayı. Burası: 1778 yılında yapılmıştır. Sarayda, günümüzde çeşitli koleksiyonlar sergileniyor.

La Buqueria:

İspanya Barselona Ayrıntılı Gezi Planı; Caddenin sahile inerken, solunda kalıyor. Caddenin en ilgi çeken yerlerinden biridir. 19’ncu yüzyılda yapılmış, kapalı bir pazar yeridir. Demirlerle tutturulmuş, yüksek bir tavanı var. Pazar yeri: her gün, sabahın erken saatlerinde açılıyor ve akşam saatlerinde kapanıyor.

Tam yemek düşkünlerine göre. Taze balık, et, sosis, meyve, sebze, her türlü baharat, kurutulmuş domates, biber, reçeller, şekerlemeler bulmak mümkün. Ancak, size bir öneri: ben şahsen daha önce görmediğim bir şekerlemeden, satın almadan önce tatmak istedim.

İspanyol satıcıya “deneye bilir miyim” dediğimde, adam, asla dedi ve hatta dalga geçti. Denemek ne demek gibisinden. Düşünün ülkemizi, bizim ülkemizde, bu tür bir olay olsa: bizim satıcı insanımız, o turiste, malın yarısını yedirir.

Pla de Boqueria:

Burası, yine cadde üzerinde Liceu metro istasyonunun yakınındadır. Avrupa’nın en büyük opera sahnelerinden biri olan: Gran Teatre del Liceu buradadır. 1861 yılında açılan yapı: Katalan Rönesansı’nın abidelerinden biridir.

Katalan sosyetesinin buluşma yeridir. Bina: 1994 yılında çıkan yangında, büyük hasar görür. Fakat, tarihsel ayrıntılar korunarak ve teknolojik eklemeler yapılarak restore edilmiştir. İç mekanın genişliği, iki katına çıkarılmıştır. 1999 yılında yeniden açılmıştır.

Yürümeye devam ediyoruz. Hemen sol yanda: yine bir bina var.

Hotel Oriente:

Burası, ünlü yazar Hemingway’in, Barselona şehrinde, kalmaktan en çok hoşlandığı otel imiş.

Palau Gauel:

Otelin hemen arkasında, 1885 yılında, Gaudi tarafından yapılmış: Palau Guell malikanesi var. Muhteşem bir yapı. İçine girmelisiniz. Merkezinde, büyük bir salon var. Salonun mozaikler ile bezeli konu biçimindeki çatısı ve tuhaf biçimli bacaları, alışılmadık bir görüntü ortaya koyuyor.

Palau Gauel’in hemen karşısında, sahile inerken, sizin sağınızda, yine buraların ilginç bir mekanı var.

Place Reıal:

İspanya Barselona Ayrıntılı Gezi Planı; Burası, geniş ve şık bir meydandır. Palmiye ağaçları ve ferforje sokak lambaları görülüyor. Bir manastırın yıkılmasıyla ortaya çıkmış bir meydan. Ama burada da dikkatli olmak gerekiyor.

Küçük çaplı  hırsızlıklar çok yaygın. Sokak serserileri var. Daha önce sözünü ettiğim gibi, özellikle göçmenler var. Ama yine de, burayı gündüz saatlerinde görmelisiniz. Barları, kafeleri, restoranları ve Flemenko türü eğlence tarzı olan gece kulüpleri var.

Yine ana caddeye dönüp, denize doğru yürümeye devam ediyoruz. Bu kez karşımıza, caddenin son noktası olan bir meydan çıkıyor.

MİRADOR DE COLOM-KOLOMB MEYDANI-ANITI:

MİRADOR DE COLOM-KOLOMB MEYDANI-ANITI:

Burada,60 metre yüksekliğinde bir anıt var. Kolomb: Amerika’yı keşfettikten sonra,  dönüşünde ilk kez burada karaya ayak basmıştır.

Kolomb’un bu anıtında, parmağı ile işaret ettiği yer, Amerika’dır. Anıtın içinde küçük bir asansör var. Bunula tepeye çıkılabildiği söyleniyor. Anıtın: hemen altında, çevresinde 8 tane aslan anıtı var.

Bunlar: C. Colomb’un Amerika keşfinden döndüğünde, yanında getirdiği, kraliçe İsabel’in huzuruna çıkarılan ve daha sonra Katolik yapılan, 8 Amerikalı yerliyi temsil ediyor. Anıtın hemen karşısında, yeşil park alanları var. İnsanlar burada: çimlere yatıyor, dinleniyor, kitap okuyorlar.

Meydanın diğer yanı: liman. Limanın hemen ötesinde: Dünya Ticaret Merkezi binası görülüyor ve sanki deniz üzerinde yüzüyor gibi bir görünüm kazandırılmıştır.

RAMBLA DE MAR:

RAMBLA DE MAR:

İspanya Barselona Ayrıntılı Gezi Planı; Burası: önce tahta bir iskele ile ilerliyor ve biraz sonra, açılır-kapanır bir köprü haline geliyor. Bu tahta bölümdeki banklarda mola verebilir ve denizi ve limana yanaşmış muhteşem büyük yolcu gemilerini izleyebilirsiniz. Birçok gün, bu limana, 10 civarında yolcu gemisi yanaştığı söyleniyor.

Ufuktaki görüntüde ise, yelken şeklinde denizin içine yapılmış gibi bir izlenim veren, ünlü “W” oteli görülüyor. Yelken şeklindeki görüntüsü muhteşem.

Limanda: şehrin iki önemli tesisi daha var. Bunlar:

  1. L’Aquarium.
  2. Cine Imax.

Akvaryum: Avrupa’nın en büyük üç akvaryumundan biridir. Deniz yatağına kurulmuş cam tünel özellikle çocukların büyük ilgisini çekiyor. Ancak: giriş ücreti yüksek. Giriş: 17 Euro. Saat 21.00’e kadar açıktır.

Cine Imax sineması ise, üç boyutlu sinema filmlerinin gösterildiği bir yer. Ben buralara girmedim.

RAMBLA DE MAR:

Evet, bugünkü gezimiz, burada bitiyor. Cadde üzerindeki Drassanes metro istasyonundan metroya binerek, kaldığınız yere geri dönmeniz mümkündür.

La Ramblas caddesiyle ilgili son notlar: cadde çok uzun ama yürüyerek rahatlıkla gezebilirsiniz. Cadde üzerinde: umumi tuvalet yok. Tuvalet ihtiyacı için, restoran ve kafeleri kullanırsanız, bir şeyler yemenizi ve içmenizi istiyorlar.

Siz: cadde üzerinde bulunan ünlü Amerikan fast-foot mağazalar zincirlerinin tuvaletlerini ücretsiz kullanabilirsiniz.

Ayrıca: tapas veya değişik bir şeyler yemek istemezseniz: yine damak tadı bizim ülkemizdekilere uygun, bu fast-foot restoranlarını  deneyebilirsiniz, gerek lezzet ve gerekse maddi bakımdan uygunlar.

Bunun dışında: caddede banklar var.

Yorulduğunuzda, bu banklar üzerinde kısa molalar verebilirsiniz. Cadde üzerinde: ayrıca, ülkemizde de bulunan büyük bir süpermarketin şubesi var. Buradan,  her türlü ve de özellikle gıda ve içecek alışverişinizi uygun fiyatla yapabilirsiniz.

Ayrıca: eğer “FLAMENKO DANS GÖSTERİSİ” izlemek isterseniz, tur organizasyonlarına, 50 euro vermekten se, yine bu cadde üzerinde bulunan opera binasında, 25 Euro vererek, güzel bir Flemenko dans gösterisi izleyebilirsiniz. (Dikkat, başlangıçta, 35-30-25 Euro gibi fiyat verseler de, gösteri saatine yakın, fiyatlar düşüyor, pazarlık yapın)

Cadde daha önce de söylediğim gibi, çok hareketli ve canlı.

Hintli satıcıların, havaya fırlattıkları, renkli-ışıklı oyuncakları, Afrika kökenli zencilerin bezler üzerinde sattıkları markalı ama sahte çantaları, canlı heykellerin yarattıkları çeşitli şovları, birkaç dakika içinde resminizi çizen ressamları görebilirsiniz.

Alışveriş mi, cadde üzerindeki mağazalar pahalı. Özellikle: Hintli, yani ten rengi nispeten biraz koyu satıcı gördüğünüzde, bunların fiyatları önce yükselttiğini ve sonra indirdiğini unutmayın ve mutlaka pazarlık yapın.

BARSELONA ŞEHRİ:

BARSELONA ŞEHRİ:

2.GÜN GEZİ PLANI:

İspanya Barselona Ayrıntılı Gezi Planı; Bugünkü gezi bölgemiz: şehrin sahili. Denize girmeyi düşünenler için (denize rahatlıkla girebilirsiniz) yanınıza mayo ve havlu almayı unutmamalısınız.

Dün gezimizi sonlandırdığımız Colomb meydanından başlıyoruz. Kaldığımız yerden, bir şekilde Colomb meydanına geliyoruz. Colomb meydanında, hemen solda, bir müze var.

Museu Maritim olarak isimlendirilen, Denizcilik Müzesi: Ağustos 2011  tarihinde kapalı idi, duyduğuma göre, bu müzeyi başka bir yere taşıyorlarmış. Bu yüzden: bu müze hakkında bir şeyler söylemeye gerek olmadığını düşünüyorum.

Colomb meydanından sonra: Passeig de Colom caddesinden ilerliyoruz ve d’Antonio Lopez meydanından, denize doğru yöneliyoruz. Escola Nautica ve buradan sonra, karşımıza bir müze çıkıyor.

MUSEO HİSTORİA DE CATALUNYA-KATALONYA TARİH MÜZESİ:

Burası: bilgilendirici ve eğlenceli bir müzedir. Eğlence nasıl oluyor derseniz? Özellikle, müzenin ortaçağ bölümünde, şövalyelerin giydiği kıyafetleri ve kılıçları, sizde, yani ziyaretçiler de giyip deneyebiliyorlar.

Gerçek boyutlarında hazırlanmış şövalye atlarına binebiliyorsunuz. Şövalyelerin kullandıkları zırh, kılıç ve diğer kıyafetlerin özellikle muhteşem ağırlıkları, üzerinize giydiğinizde veya elinize aldığınızda daha güzel hissediliyor.

Müzeden çıktıktan sonra: veya girmez iseniz Barbo Conte de Barscelona caddesinde ilerliyoruz. Buralar, nispeten sakin yerler yani pek eğlenceli değil. Ama, güzel yerlere ulaşmak için, burayı geçiyoruz ve hemen karşımıza: Torre de St.Sebatsia denilen, teleferiğe binilen bir kule çıkıyor.

Bu kuleden hareket eden teleferiğe binmeyi düşünürseniz, şehrin öte yanındaki Montjuic Tepesine ulaşabilirsiniz. Yalnız teleferik ücreti biraz fazla. Teleferik ücreti: 20 Euro. Tercih sizin, aslında şehrin yüksekten manzarasını izlemek güzel olabilir ama ücreti yüksek, dediğim gibi tercih sizin. Teleferik yolculuğu, yaklaşık 20 dakika sürüyor.

Evet, şu anda, şehrin Barcelonette denilen bölgesindeyiz.

BARCELONETTE:

Burası, şehrin eski semtlerinden biridir. Buradaki ilk yerleşim, 18’nci yüzyılda başlamıştır. Ciuatadelle kalesinin yapımı sırasında evlerinden olan ailelerin yerleştirilmesi için oluşturulmuştur.

Uzun yıllar, burada işçi sınıfı yaşamıştır. Ancak, 1992 yılı öncesinde gelindiğinde, olimpiyat hazırlıkları nedeniyle, sahil şeridinde oluşturulan eğlence ve ticaret mekanlarıyla, buranın görünümü de değiştirilmiştir. Burada: güzel balık restoranları var. Özellikle deniz gören restoranlarda, fiyatlar yüksek.

Son olarak: teleferik kulesini gördükten sonra, Plaja de Sant Miquel istikametine yöneliyoruz. Yani, hedefimiz deniz kıyısı, sahil, plajlar.

BARSELONA ŞEHRİ:

Burada: hemen uçta, denizin yanında, şehirde yeni yapılan ve yarım yelken görüntüsüyle, değişik bir fon oluşturan “W” oteli görülüyor. Otelin hemen önünden, plajlar başlıyor. Plajların hemen arkasında ise, beton-asfalt bir bölüm, bunun arkasında ise, bazı yerlerde spor tesisleri ve bazı yerlerde ise, yeşil alanlar bulunuyor.

Plaj bölümünde: denize giren insanlar, kumsalda güneşlenen insanlar var.

Kumsalın hemen gerisinde ise: soyunma kabinleri, duşlar ve tuvaletler bulunuyor. Özellikle, tuvaletleri gördüğünüzde, kesinlikle şaşıracaksınız. Plastikten yapılmış, kabin şeklindeki tuvaletler, seyyar. Kapısında sıraya giriyorsunuz ve sıranız geldiğinde, tertemiz kullanılan bu tuvaletleri kullanma imkanı oluyor.

Erkekler için daha da ilginç bir tuvalet sistemi kurulmuş, yine aynı şekilde, büyük bir sert plastikten yapılmış tesisatın, yanlarında, dört yönde, açıkta, pisuvarlar var, erkekler, açık havada, herkesin ortasında, burada küçük tuvaletlerini yapıyorlar.

BARSELONA ŞEHRİ:

Evet, plaj bölümünde, kumsalın gerisindeki beton alanda: sık ahşap banklar var ve burada oturup, denizi ve çevrenizi seyrederek, kısa molalar verebilirsiniz. Ayrıca: kaykay binenler, köpeğini gezdirenler ve özellikle: müzik yapanlar, (üç-beş kişi bir araya gelmiştir.

Harika müzikler yapıyorlar) mutlaka ilginizi çekecektir. Zaten, müzik yapan çeşitli gurupların önünde, Barselonalı genç-yaşlı insanlar toplanıyor, hepsinin ellerinde, buraya özgü kırmızı teneke kutular içinde satılan kırmızı yıldızlı biralar, hareketli müziğe eşlik ediyorlar. Evet, bu insanlar, eğlenmeyi gerçekten seviyorlar.

BARSELONA ŞEHRİ:

Bu arada: kumsal derseniz, yine buraya özgü ve çok ilginç bir durumla karşılaşıyoruz. Kumsalda gezerken, küçük bir metal tabela, tabii üzerinde Katalunca yazdığı için anlamak mümkün değil, birdenbire karşınıza, kumsalda, muhtemelen 100 metre uzunluğunda bir alanda, yani normal güneşlenen ve denize girenlerin tamamen içinde “Çıplaklar bölümü” görülüyor.

Yani: bu bölümdeki kadın-erkek,  hepsi çırılçıplak. İlginç olanı, bu durum için ayrı bir bölüm tahsis edilmemesi. Yani, plajda yürürken, birdenbire karşınıza, bu görüntüler çıkıyor ve elbette şaşırıyorsunuz, hadi üstsüz neyse de, tamamen kadın-erkek çırılçıplak.

Evet, bence bu plaj-kumsal bölümünde, denize girmeyi  deneyebilirsiniz. Deniz: fazla derin değil, kumsal ince kumlu, deniz içi de, ince kumlu. Isısı ise, her ne kadar Akdeniz olsa da, bizim Antalya veya güney bölgeleri denizinden biraz daha serin, yani Bodrum denizi ısısında denilebilir.

Evet, yine aynı cadde üzerinde yürümeye devam ediyoruz ve bu kez: burada, iki gökdelen gibi yükselen binaların arasındaki: Placa dels Voluntains meydanına ulaşıyoruz.

PORT OLİMPİK:

Buralar, şehrin “Port Olimpik” olarak isimlendirilen yerleridir. 1992 Olimpiyatları, şehre çok şey katmıştır. Şehrin çehresi değiştirilmiş, yeni binalar yapılmıştır. Burada: biraz önce söylediğim gibi, birbirine paralel iki çok katlı bina var.

Bunlardan biri “Art otel” ( ülkemizden gelen, devlet erkanının, şehrin en pahalı bu otelinde kaldığı söyleniyor) ve diğer bina “sigorta” binasıdır.

Yani, bu bölümde, deniz kıyısındaki bütün binalar, 1992 Olimpiyatları öncesinde yapılmıştır. Sahilin ön tarafı: plaj, arka tarafında ise gece kulüpleri ve güzel restoranlar bulunuyor. Bu bölgede: bir de, bakırdan yapılmış, büyük bir balık heykeli görülüyor.

Hemen arka tarafta bulunan: “Villa Olimpica” bölgesi ise: Olimpiyatlar öncesinde yapılmış ve olimpiyatlarda görevli, hakem-gözlemci-görevli gibilerin kalması için tasarlanmıştır. Sonuçta, bunlar, 1.5-2 ay burada kalıyorlar. Olimpiyatlar bittikten sonra ise, bu küçük daireler birleştirilmiş, büyütülmüş ve Belediye tarafından, Barselonalılara satılmıştır.

Bu arada, Barselona şehrine gelip te, CASİNO hayatını yaşamak isteyenler olursa:

hemen burada şehrin CASİNO’su var. Kişisel oyunlara katılmak için pasaport istiyorlar. Ancak, makinalı oyunlar için pasaporta gerek yok. Bir  de lastik ayakkabı ile sokmuyorlar. İlgilenenlere duyurulur.

Evet, burayı da gezdikten sonra: geri dönüşe başlıyoruz. Yorulanlar için: hemen yakınlardaki “Citudella Villi Olimpica” metro istasyonundan, metroya binerek, kaldıkları yere ulaşmayı önerebilirim. Yorulmayanlar için ise, Colomb meydanına kadar olan, sahilin iç kesimindeki: kalabalık, yoğun ve canlı caddeyi yürüyerek geçmelerini önerebilirim.

Ronda del caddesi üzerinden ilerlediğinizde, d’Antoni Cardone meydanından sonra, Passeig de Colon caddesinde ilerleyerek, Colomb meydanına ulaşabilirsiniz. Bu cadde: çok hareketli ve keyiflidir.

Restoranlar, çeşitli hediyelik eşyaların satıldığı dükkanlar ve mağazalar var. Özellikle, ülkemiz yemeklerini düşleyenler için, burada İstanbul Restoranı da bulmak mümkündür. Evet: bu cadde üzerinde keyifli bir yürüyüş yapabilir, yorulduğunuzda banklarda kısa molalar verebilirsiniz.

Bu geri dönüş yolculuğu sırasında: Passeig de Colomb caddesi üzerinde, şehrin simgesi bir kilise var. Görmek isterseniz, caddenin hemen bir arka sokağında bulunuyor.

LA MERCE KİLİSESİ:

İhtişamlı kilisenin kubbesinin üstündeki “Meryem Ana” heykeli, çok uzaklardan bile görülebilmektedir ve bu nedenle, bölgenin en önemli kilisesi ve yörenin simgesidir.

Günümüzü, Colomb meydanında noktalıyoruz. Buradan, metro ile kaldığınız yere ulaşabilirsiniz.

BARSELONA ŞEHRİ:

BARSELONA ŞEHRİ:

3.GÜN GEZİ PLANI:

Bugünkü gezimizde: La Rambla caddenin arka bölümleri ve rıhtımın gerisini; BARRİGOTIC” bölgesini gezeceğiz. İlk olarak, bulunduğunuz yerden, metro ile “Ciutadella Villi Olimpica” metro istasyonuna gidiyorsunuz ve burada inerek, şehrin en güzel parklarından birine giriyorsunuz.

PARC DE LA CİUTADELLA:

PARC DE LA CİUTADELLA:

Şehrin, en büyük parkıdır. Parkın içinde: Parc Zoologic (Hayvanat Bahçesi) bulunuyor. Ancak: giriş ücreti bir hayli yüksek. Büyükler: 16.5 Euro, küçükler ise: 9.5 Eurodur. Ben hayvanat bahçesine girmedim. Ancak, parkın içinde, muhteşem güzel kuş sesleri duyuluyor. Bunlar, bir ara uçarken gördüm, serbestçe uçan, cennet papağanlarıdır.

Parkın kurulduğu alanda, daha önce , 1714 yılında, Ciutadella kalesi varmış ve yine bu alanda, 1888 yılında, Dünya Fuarı kurulmuş.

Dünya Fuarı için tasarlanan binalarda, günümüzde, zooloji ve jeoloji müzeleri ve Katalan Meclis binası bulunuyor. Ciutadella kalesi yıkılmış ve burada yaşayan halk: Barselonetta bölgesinde yeni yapılan evlere yerleştirilmişler.

PARC DE LA CİUTADELLA:

Parkta, bir de yapay göl var. Burada: sandal gezintisi yapmak mümkün. Yüksek ağaçların gölgesinde, kuş sesleri eşliğinde banklara oturup dinlenebilirsiniz. Hatta: çimenlerin üzerine oturmak, yatmak bile mümkün.

Park içinde, ayrıca: çeşitli heykeller görülüyor. Josep Fontere tarafından yapılmış, büyük barok la Cascada çeşmesi görülüyor. Büyük camekanları andıran, iki büyük bitki evi var. Bunlardan birinde, zaman zaman müzik konserleri düzenleniyormuş.

Parkı gezdikten sonra, parkın “Estatua A Pirim” kapısından çıkıyoruz. Burada, hemen sağ kenarda: Estacio Terme o de França tren istasyonu var. Tren istasyonunun hemen çapraz köşesinde: bizim yemek lezzetlerinin benzeri yemeklerin sunulduğu bir Yunan restoranı var.

Bunu geçip devam ettiğinizde ise, Argentera caddesi üzerinde, yemekler bölümünde sözünü ettiğim, muhteşem beğendiğim restoran bulunuyor. Eğer, İspanyol mutfağına özgü bir yemek yemek isterseniz, mutlaka ama mutlaka bu restorana uğrayın. (Ayrıntılı bilgi, yemekler bölümündedir)

Buradan sonra Barrigotıc bölgesine, yani deniz kıyısının tam tersi istikametinde, şehir merkezine giriyoruz. Burada ilk durağımız: bir kilise.

SANTA MARİA DEL MAR KİLİSESİ:

SANTA MARİA DEL MAR KİLİSESİ:

Kilise: 1329 yılında yapılmıştır.  Dış duvarlarında süsleme yok. Ön cephesinin yanlarında yükselen üç katlı, sekizgen çan kuleleri görülüyor. Girişin üzerinde ise, güzel bir pencere var. Katolik gotik tarzının en güzel örnek yapılarından biridir. Kilisenin iç mekanının boyutları ve sadeliği muhteşem.

1936 yılında, İspanya iç savaşı sırasında, burası, çok zarar görmüş. Çıkan yangınlarda, şapellerin, koro yerlerinin ve sunakların süslemeleri yanmış. Kilisenin, üç nefi,13 metre aralıklarla dikilmiş olan, sekizgen sütunlarla desteklenmiş. İç mekanda: kusursuz bir simetri hakim. Kilisenin akustiği ise, muhteşem.

Bu nedenle, kilisede, yıl boyunca, klasik müzik konserleri düzenleniyor ve yöresel düğünlerin yapılmasında, evlenen çiftler tarafından özellikle tercih ediliyor. Zaten bu yüzden, gittiğinizde, büyük olasılıkla, bir düğün töreniyle karşılaşacak olmanızdır. Ama, en kötü yanı, böyle bir tören sırasında, kilisenin ziyarete kapatılıyor olmasıdır.

MERCAT  DEL BORN:

Kilisenin hemen arka kapısından geçilen bir yerdir. Burada, ortaçağda, şövalyelerin at üzerinde mızrak dövüşü yaptıkları, dikdörtgen bir alan görülüyor. Günümüzde, burada sanat galerileri, barlar ve kulüpler var. Özellikle, gençlerin ilgisini çeken ve toplandıkları bir yer olarak öne çıkıyor.

Evet, hemen yakınlarda bir müze var.

MUSEU PİCASSO:

Picasso: 20’nci yüzyılın en önemli sanatçılarından biridir. 1881 yılında, Malaga kentinde doğmuştur. Sanat eğitimine, Barselona’da başlamış ve yenilikçi gurup üyesi olarak, 1904 yılında Paris’e yerleşmiştir ve bir daha Barselona’ya hiç geri dönmemiştir. Çünkü: İspanyadaki baskıcı Franco rejimi, dönmesine izin vermemiştir.

Yine de, çalışmalarında daima İspanyanın derin etkilerini görmek mümkündür. Picasso’nun ölümünden sonra, bugün Paris’te sergilenen kişisel koleksiyonunun büyük bölümü, yapılan bir anlaşma ile, Fransa hükümetine teslim edilmiştir.

Evet, şimdi müzeyi gezmeye başlayabiliriz. Müze, dar bir sokakta, büyük bir binanın içindedir. Müze: 1963 yılında açılmış ve Picasso’nun yaşamı boyunca yanında olan arkadaşı ve sekreteri, Jauma Sabartes tarafından bağışlanan, yağlıboya ve kara kalem çalışmaları ile seramiklerin sergilenmesinden oluşmaktadır. Yani, burada sanatçının ünlü yağlıboya tabloları yok.

Ama, müzede, Picasso’nun 3000’den fazla eserini bir arada görmek mümkün. Sergilenen eserler: Picasso’nun, çocukluk, mavi dönem, pembe  dönem, kübizm, seramikler, Valausquez uyarlamaları gibi bölümlere ayrılarak sergileniyor. Sanatçının, sergilenen en eski çalışması, 9 yaşında iken yaptığı bir kara kalem resim.

Bu müzedeki eserler; Paris’te sergilenenlerden sonra, en büyük Picasso koleksiyonudur. Ancak, biraz önce söylediğim gibi, sanatçının önemli yağlıboya tablolarını bulmayı ummayın. Sadece, mavi döneme ait: 1917 tarihli “Soytarı” ve “Nedimeler” serisi eserleri görülüyor.

PLACA SANT JUAME MEYDANI:

Bu kez, yolumuz üzerindeki bu meydanda: iki bina görüyoruz. Bunlardan birincisi: Ajuntament binasıdır. 1372 yılında yapılan bu bina, Barselona Belediye Binası olarak kullanılıyor. Diğer bina: Generalitat binasıdır. 1359 yılında yapılan bina: günümüzde, Meclis Binası olarak kullanılıyor.

Her iki yapıda, günümüzde dediğim gibi aktif olarak kullanılmaktadır. Ama, içlerine girip görmek mümkün değil. Ajuntament binasının hemen arkasında: Sants Justi Pastor isimli bir kilise var. Bu kilise: şehrin en eski kiliselerinden biridir.

Söylentiye göre, 10’ncu yüzyıldan kalan bir gelenek olarak; bu kilisenin sunağının önünde vasiyet edilen her şey: Barselona mahkemelerinde geçerli sayılırmış.

SUE KATEDRALİ:

Günümüzdeki görüntüsüne, 1298 yılında ulaşmıştır. Eski bir Vizigot kilisesinin yerine yapılmıştır. Ancak, süslemeleri ve detaylarının inşaatı, yaklaşık 150 yıl kadar sürmüştür. Şehirde, gotik mimarisinin, en güzel örneklerinden biridir.

Basit sekizgen kulelerle çelişen bir görünüm yansıtıyor. Çünkü: daha önce de söylediğim gibi, yapımı çok uzun sürmüş ve değişik mimari tarzlardan etkilenmiştir. Nefin ortasında, süslemeli kuleler var. Koro sıralarının arkasındaki frizde ise, Avrupalı kral ve prenslerin, hanedan armaları görülüyor. Katedralde, ilk ve tek toplantı, 1519 yılında yapılmıştır.

Sunağın altındaki merdivenler, şehrin iki koruyucu azizlerinden biri olan ve 4’ncü yüzyılda şehit edilen: Santa Eulalianın mezarına iniyor. Sunağın arkasındaki şapellerde bulunan, Katalan gotik altar  panolarını, mutlaka görmelisiniz.

İsa’nın göğe yükselişini simgeleyen, dokuz parçalı bir pano, 15’nci yüzyılda, Sant Salvador şapeli için, Bernat Martorell tarafından yapılmıştır.

Evet, gezimize devam ediyoruz. Adım attığınız yerlere dikkat etmelisiniz. Katedrale maddi yardımda bulunmuş olan: ayakkabıcılar, terziler ve diğer esnaf loncalarının amblemlerini görebilirsiniz.

Buradan: Cpalle de Santa Lluciye gelin. Şapelin arka duvarlarında asılı, zırhlı bir haçlı şövalyesi anıtı var. Şapelin ön kısmına çıkın, sola dönün ve fenerler, tabelalar, balkonlardan sarkan bitkileri göreceksiniz. Katedralin ve Belediye Binasının bulunduğu yüksek alanda: devasa duvarlarla çevrili, Roma kalesi kalıntılarını görebilirsiniz.

PLACA DEL REİ MEYDANI-MUSEUM HİSTORİA DE LA CİUTAT:

Katedralin yakınlarındadır. Bu meydanın bulunduğu yerde: Museum Historia de La Ciutat(Şehir Tarih Müzesi) görebilirsiniz. Müze binası: gotik tarzda yapılmış bir malikanedir.

Daha önce bulunduğu yerde yapılan kazılarda, binanın temelinde Roma duvarlarının çevrelediği dükkanları da içine alan bir Roma şehir kalıntısı ortaya çıkarılmıştır. Bunun üzerine, her taşı tek tek taşınarak, bugün bulunduğu yere getirilmiştir. Bu kalıntılar içinde, ayrıca: tekstil sanayiinde kullanılan boya fıçıları ve şarap yapımına işaret eden bulgulara da rastlanmıştır.

MUSEU FREDERIC MARES:

Hemen katedralin yan tarafındadır. Bahçesi çok güzeldir. Şehirdeki heykellerin yaratıcılarından olan Frederic Mares: özgün sanat eserlerinden oluşan koleksiyonunu, Barselona’ya miras bırakmıştır. Müzenin alt katları: İber adak heykelcikleri, limoges mineleri ve dini heykellerle doludur. Burada, ayrıca, Portekizlilerden kalma, öküz boyundurukları, demir anahtarlar, eski dikiş makinaları, bastonlar, kurmalı oyuncaklar görebiliyorsunuz.

SANTA MARİA DEL Pİ KİLİSESİ:

Placa del Pi meydanındadır. Kilise: uzun sekizgen çan kulesi ve 15’nci yüzyıldan kalma, büyük bir pencerenin süslediği ön cephesiyle, çok zarif bir yapıdır. “Pi” çam ağacı anlamına geliyor. Eskiden, belki hatırlayanlarınız olabilir; ülkemizde de beğeniyle kullanılan bir parfüm vardı, ismi “Pi” ve tamamen çam kokusunu andırıyordu.

Evet, gezimize devam ediyoruz. Pi, çam ağacı anlamına geliyor demiştim. Burada, eskiden yetişen çam türünün anısına, bugün yalnızca ön cephede, küçük bir çam ağacı yaşatılıyormuş. Kilisede, sık sık düğün törenlerinin yapıldığı söyleniyor. Kilisenin bulunduğu meydandaki binalar, 1700’lü yıllardan kalmadır.

Bu binalar, özellikle, ön cephelerindeki, renkli alçıyla desen kazıma tekniği kullanılarak bezenmiştir. Heykelle bezeme pahalı olduğundan, bir dönem, bu tür bezeme, yaygın olarak, binaların süslemelerinde tercih edilmiş ve kullanılmıştır.

Şimdi, bölgenin kuzeyine doğru yöneliyoruz. Burada, yine güzel bir mekan var ve mutlaka görmelisiniz.

PALAU DE LA MUSİCA:

1905 yılında, Katalan Orfeo korosunun konserler vermesi için planlanmış ve mimar Oscar Tuspuet tarafından yapılmıştır. 1997 yılında ise, UNESCO tarafından, Dünyanın en değerli mirasları listesine dahil edilerek, koruma altına alınmıştır.

Yapı: modernista mimarisinin şehirdeki en önemli örneklerinden birisidir. Mozaik, çini, vitray, mine, heykel ve oymalarıyla, renklerin ve formların cesurca bir birleşimidir. Çiçekli çinilerle bezeli, Magribi kemer ve sütunlarıyla süslenmiş dış kısmı, muhteşem iç kısmının yanında mütevazi kalıyor.

Burası tasarlanırken, iç kısmın, mümkün olduğunca, gün ışığı alması düşünülmüştür. Nitekim, salon aydınlık ve ferah. Yapı iskeletinin demirden olması, binanın duvarlarının camdan yapılmasına imkan vermiştir.

Öğleden sonra yapılan konserlerde, içeri sızan güneş ışığı, muhteşem bir atmosfer yaratıyormuş. Sanki, salon yanıyormuş gibi bir görüntü oluştuğu söyleniyor. Sahnenin iki tarafında, müzisyenlerin dev heykelleri bulunuyor.

Heykellerin arasında, gümişi borular var. Kavisli duvarda, müzik aletleri çalan sanat perilerinin mozaiklerini görebilirsiniz. Tavanda ise, renkli cam küre, muhteşem.

BARSELONA

BARSELONA ŞEHRİNDE GEZİLECEK DİĞER YERLER:

Montjuic Tepesi:

 

Montjuic Tepesi:

Buraya: yürüyerek ulaşım mümkün değil. Bence: Placa Espanya metro istasyonuna kadar metro ile gidin, burayı gezin ve taksi ile MNAC müzesine gidin. Ama, önce bu tepe hakkında, sizlere kısa bilgi vermek istiyorum.

Çünkü: tur organizasyonlarında: panoramik şehir gezilerinde, bu tepede, bir teras bölümüne çıkarılıyorsunuz ve başkaca bir yeri görmeden ve hatta bilgi sahibi olmadan buradan ayrılıyorsunuz.

Montjuic Tepesi:210 metre yüksekliğinde bir tepedir. Buradan: Barselona şehrinin dar sokaklarını ve sivri kulelerini görebilirsiniz. Barselona, tamamen ayaklar altında görülüyor. Tepe: müzeler ve sportif etkinliklere ayrılmıştır. Burada: bir de kale bulunuyor. Kale çok aşağıda kalıyor. Kalenin ismi: Castell de Montjuic kalesidir.

Kale: Barselona şehri için kötü anılarla doludur. 18 ve 19’ncu yüzyıllarda çıkan ayaklanmaları bastırmak için, şehir, bu kaleden top atışına tutulmuştur. Uzun süre siyasi suçluların idamları burada yapılmıştır. Kale hakkında, sizlere söyleyeceğim son sözler: günümüzde burada yalnızca toplar bulunduruluyor.

Bu topları, burada bulundurma nedenleri ise, söylenenlere göre: Katalanlar, bir gün özerklik yani devlet statüsü kazanırlarsa, 21 pare top atışlarını, bu kaleden yapacaklarmış. Bu bir söylenti.

Evet, burada, ilk göreceğimiz yer: Poble Espanlol.

POBLE ESPANYOL-İSPANYOL KÖYÜ:

Tepenin kuzeydoğusundadır. Ailelerin gezintisi için, çok uygun ve güzel bir yerdir. İlk yapıldığında, Dünya Fuarı için inşa edilmiştir. Cadde, sokak, köy meydanı, ev, kilise kulesi, çeşme, meydan, saray kopyalarını görebilirsiniz.

Ayrıca, Barselona şehrinin farklı bölgelerini temsil eden, mimari üslupları barındırıyor. Dokumacılık, çömlekçilik ve üflemecilik gibi, bölgesel el işleri sergilerini görebilirsiniz. Ayrıca, kaliteli hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz.

Buradan sonraki gezinti güzergahımızda, bir müze var. Güneye doğru yürüyoruz.

MUSEUM NATİONAL DE ART DE CATALUNYA-KATALONYA ULUSAL SANAT MÜZESİ:

Burada, çok güzel, ortaçağ sanat koleksiyonları sergileniyor. Heykel sanatının ve Katalan ekolunun, bazı tablolarının eşsiz örneklerini burada görebilirsiniz. 20’nci yüzyılın başlarında, şehirdeki birçok kilise, manastır ve eski yapıdaki eserler toplanarak, buraya getirilmiş ve sergileniyorlar.

Müzenin tüm salonlarında: bu eserleri görmek mümkündür. Müzeyi gezmeniz bayağı zamanınızı alabilir, çünkü çok geniş bir eser koleksiyonu var. Roma döneminden kalma freskler ve ayrıca geniş bir para koleksiyonu görülüyor.

Müzeden sonra, yine bir müze gezebiliriz.

MUSEU ARQUELOGIC-KATALUNYA ARKEOLOJİ MÜZESİ:

Katalunya bölgesinde kurulmuş olan: İber, Yunan ve Roma uygarlıklarına ait buluntu eserlerin sergilendiği bir müzedir.

Müzeden sonra: bir spor salonu göreceğiz.

PALAU ESPORTS SANT JORDİ-SPOR SALONU:

Japon mimar Arata İsazaki tarafından tasarlanan, ileri teknoloji ürünü bir salon.45 metre yüksekliğinde, 17 bin seyirci kapasitelidir. Üzerinde,188 metre yüksekliğinde, bir iletişim kulesi bulunuyor. Yapıldığında, yerel halk tarafından bu kule çok yadırganmış. Ancak, günümüzde, mevcut manzara ile bütünleşmiş görünüyor, yani pek sırıtmıyor.

Bunun hemen yanında, bir stadyum var.

ANELLE OLİMPİCA-OLİMPİYAT KÖYÜ:

1992 Olimpiyatları öncesinde, buradaki eski stadyum genişletilmiştir. Ama, bu genişletme, yeni trübünler eklenerek değil, çevrenin doğal dokusunu bozmadan, stadyumun zemini kazılıp derinleştirilerek yapılmıştır. Ayrıca, çevreye yeni spor kompleksi inşa edilmiştir. Pist yarışlarının çoğu, açılış ve kapanış törenleri burada yapılmıştır.

Tepede, görmenizi önereceğim son yer, yine bir müze.

FUNDACIO JOAN MİRO-MİRO MÜZESİ:

Bu eşsiz müzede: 1983 yılında, 90 yaşında ölen, Katalan sanatçı Miro’nun yağlıboya ve kara kalem çalışmaları, duvar halıları ve heykelleri sergileniyor. 1975 yılında açılmıştır. Sergilenen eserler: Miro’nun, 1914 yılından sonraki gelişimini de ifade edecek şekilde düzenlenmiş ve en iyi biçimde görülmeleri için, doğal ışıkla aydınlatılmıştır. Bahçede ise, sanatçının pek çok heykelini görmek mümkündür.

Evet, Montjuic Tepesindeki gezimiz burada bitiyor.

Park de Guinardo:

Park de Guinardo:

Burası: Temple de La Sagrada Familla kilisesi’nin hemen kuzeyinde bir yer. Buradan, yürüyerek ulaşabilirsiniz. Veya, başka bir gün, şehir gezinizde, metro hattı ile buraya ulaşmanız mümkün. Metro hattında Guinardi istasyonunda inerseniz, biraz yürüyerek, buraya ulaşmanız mümkün.

Ünlü mimar Gaudi’nin hamisi olan kont Eusebi Guell: 1900 yılında, Barselona’da, kel tepe olarak isimlendirilen, şehre ve denize bakan bu bölgede, 6  hektarlık bir arazi satın alır. İçine, 60 tane çok özel villa yapılmasını ister.

Doğa ile iç içe bir yerleşim yeri olarak tasarlanan bu mekanda, takip eden 14 yıl boyunca, Gaudi, tüm hayal gücü ile işe koyulur. Park ve iki villa tamamlanabilir. Ancak, I. Dünya Savaşı çıkar ve proje yarım kalır.

Bölgeye giriş: iki gösterişli bina arasından yapılıyor. Soldaki: bir dükkan ve sağdaki ise, sergi salonu. Bunların önünde ise: ağaç gövdelerinin desteklediği, kertenkele biçiminde, seramikten yapılmış bir çeşme var. Parka girdiğinizde, renkli seramik parçalarıyla dekore edilmiş banklar göreceksiniz.

Bankların bulunduğu alanın aşağısında ise; Salo les Colunmes (100 sütun geçidi) var. Buranın bitiminde, Dor mimari tarzında inşa edilmiş, 86 sütun olan ve villa kompleksinin kapalı pazar yeri bulunuyor. Oyuncak bebek kafaları, şişeler, camlar ve plakalar, taban mozaikleri arasına yerleştirilmiş.

Tamamlanan iki villadan, Gaudi’nin uzun yıllar yaşadığı villa, bugün usta mimarın mobilyalarının ve hatıra eşyalarının sergilendiği bir müze konumundadır. Özellikle: parkın giriş bölümündeki, Gaudi’n heykelleri, parkın terası ve sütunlu bölüm, gerçekten görülmeye değer güzelliktedir.

Parkın içinde, ayrıca 3 km. lik bir yürüyüş parkuru var. Temiz havada, yeşillikler içinde bulunan çok güzel bir park. İçerisinde bulunan her şey suni olarak yapılmış. Ama doğal parklardan hiçbir farkı yok. UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.