Diyarbakır Çüngüş

Diyarbakır Çüngüş

Diyarbakır Çüngüş, Diyarbakır arası uzaklık: 112 km. Çüngüş, Çermik arası uzaklık: 24 km. Çüngüş, Gerger arası uzaklık: 148 km. Çüngüş, Adıyaman arası uzaklık: 202 km. Çüngüş, Elazığ arası uzaklık: 155 km. Çüngüş, Ergani arası uzaklık: 57 km.

Diyarbakır Çüngüş

 

TARİHİ

Verimli toprakları olan, dağlık bir bölge bu yüzden uzun yıllar, çeşitli medeniyetler tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Çeşitli kaynaklara göre, 1475 yılında ilçede üç mahalle kurulmuş ve bir manastır yapılmıştır.

1596 yılında mahiyetiyle birlikte Çüngüş’e gelen Osmanlı Paşası Kapıkıran Mehmet Ali Paşa, yörenin kalkınması için büyük gayret göstermiş, dağınık Çüngüş yerleşkesine son vererek, yöreye toplu bir şehir görünüşü kazandırmıştır. Yöredeki yerli Ermeni ve Türklerle birleşerek yaptığı çalışmalar sonunda, içme suyu ve ulaşım şebekesi sorunlarını çözmüştür.

Kapıkıran Mehmet Ali Paşa, yöreyi Çün-Guş yani “tutarsız” olarak nitelendirmiş ve yöreye bu isim verilmiştir. İlçenin ismiyle ilgili bir diğer rivayet ise, Çüngüş kelimesinin “Çoban aldatan kuş” (Çınkuş) kelimesinden geldiğidir. Ermeni kayıtlarında da ilçeden “Çınkuş” olarak bahsedilmektedir.

Eski dönemlerde burada çok sayıda Ermeni yaşıyormuş. Bu durum, yöredeki birçok yerleşim biriminin isminin Ermenice oluşudur. Ermeniler ve Türkler uzun yıllar birlikte yaşamışlar ancak zaman içinde birçok isyan çıkaran Ermeniler, daha sonra Lübnan taraflarına göç etmişlerdir. Diğer bir kısım Ermeni ise, Ermenistan’a göç etmiştir ve orada yaşadıkları Nubaraşen şehrinin sokaklarından birisi de günümüzde Çınkuş ismiyle bilinir.

1880 yılında, İlçe Elazığ-Siverek ilçesine bağlı bir bucaktır. 1953 yılında ilçe olmuştur.

Diyarbakır Çüngüş

 

GENEL

İlçe Diyarbakır-Malatya-Elazığ ve Adıyaman illerinin kesişim noktasındadır.

Köklü bir kültürel geçmişe sahiptir. Ancak İpek yolu döneminde oldukça güçlü olan bölge, İpek yolunun devre dışı kalmasıyla önemini kaybetmiştir.

Denizden yüksekliği 1049 metredir.

Batısında Fırat nehri vardır. Çevresi dağlarla çevrilidir. En fazla yüksekliğe Karaoğlan dağlarında ulaşılır.(2200 metre) İlçenin en önemli akarsuyu olan Çüngüş çayı, Çüngüş dağlarından doğar ve Fırat nehrine akar. Fırat nehri üzerinde bulunan Karakaya Barajı, ilçenin en önemli yapısıdır.

Diyarbakır Çüngüş

 

GEZİLECEK YERLER

Diyarbakır Çüngüş Manastır-Sırahayyats Surp Asdvadzadtin

 

MANASTIR-SIRAHAYYATS SURP ASDVADZADTİN

Manastır, ilçe merkezinin 500 metre kadar doğusunda Adiş köyündedir.

Şehir dışında olmasının en önemli özelliği, öğrencilerin din eğitimi aldığı bir yer olmasıdır. Bizans dönemine ait olan tarihi Meryem Ana Manastırıdır. Manastırın Bizans döneminde 6 veya 7’nci yüzyılda inşa edilen ve uzunca bir süre faal olarak çalıştığı, 1915 yılından sonra tahrip olmuştur.

Manastırın önemli merkezini kiliseler oluşturur. 1313 tarihli bir belgede, hangi birimlerden oluştuğu yazılıyor. Bu belgede manastırın onarılması isteniyor. Ayrıca, belgede manastır bünyesinde mezarlık, şaraphane, fırın, hamam, öğrencilerin kaldığı odaların bulunduğu öğreniliyor. Günümüze ulaşın kısmı, manastırın kilise kısmıdır. Diğer kısımların hepsi tahrip olmuş, sadece temelleri günümüze ulaşmıştır. Mimari olarak bakıldığında, genelde düzgün kesme taş ve moloz taş malzeme kullanılmıştır.

Diyarbakır Çüngüş Surp Garabed Ermeni Kilisesi

 

SURP GARABED ERMENİ KİLİSESİ

Kilisenin cephe duvarlarında veya iç mekan duvarlarında kitabe yoktur.

Ermeni kilisesi olduğu bilinmesine rağmen, ne zaman yapıldığı bilinmez. Yöredeki Ermeni yapıları: 15-19’ncu yüzyıllar arasından kalmadır. (Çüngüş Manastırı: 15’nci yüzyıl yapısıdır)

Bishop Mgrditch: 14’ncü yüzyılda, Diyarbakır yöresinde bir dizi manastırda onarım yaptırmıştır. Bu dönemde bölgede bulunan manastırların hepsi “Meryem” e adanmıştır. Her biri aynı ismi taşıyan manastırları ayırt edebilmek için, Mgrdith, her manastıra sıfatlar vermiştir. Çüngüş’de bulunan bu kiliseye “sevgiyle bakan” sıfatı vermiştir.

Üç nefli, beşik tonoz örtülü, pastaforium odaları yapının kuzeydoğu ve güneydoğu dış cephe duvarlarına bitişik olarak yapıldığı görülür. Kilisenin güneybatı ve kuzeybatı cephe duvarlarına bitişik, kilisenin ihtiyacına binaen kiliseyi genişletmek için dikdörtgen planlı küçük odalar eklenmiştir.

Diyarbakır Çüngüş Surp Garabed Ermeni Kilisesi

 

Her iki dini yapının değerlendirilmesi

Surp Asdvadzadtin kilisesi ve Çüngüş Surp Garabed Ermeni kilisesi, aynı mimari özellikleri taşıdığından ve bölgede bulunan diğer yapılarla birebir örtüştüğünden, iki kilisenin de aynı dönemde yapıldığı tahmin edilmektedir. Ancak plan tipolojisi ve duvar dokusu bağlamında, Anadolu’daki diğer Ermeni kiliseleriyle karşılaştırıldığında, daha eski tarihli bir yapının yerine 19’ncu yüzyıl ortalarında yeniden inşa edildiği tahmin edilmektedir. Bu arada, 1841 yılında, Manastır onarılmış, Garabed kilisesi ise yenilenmiştir.

Diyarbakır Çüngüş Kalesi

 

ÇÜNGÜŞ KALESİ

İlçe merkezinde Cami-i Kebir mahallesindedir.

İlçe içinden geçen çayın kenarında yükselen 150 metre yükseklikteki bir kaya üzerine kurulmuştur. Fırat nehrine bakmaktadır.

Diyarbakır Çüngüş Kalesi

Çevre ile bağlantısı eskiden asma köprü tarafından sağlanan bu kalenin günümüzde sadece su sarnıçları kalmıştır. Günümüzde mesire yeri durumundadır.

Diyarbakır Çüngüş Ali Bey Camisi

 

ÇÜNGÜŞ ALİ BEY CAMİSİ

İl merkezinin Kale mahallesindedir.

Kitabesine göre, cami, Yulad Oğlu Ali tarafından, 1681 yılında yaptırılmıştır. Yapıya ait diğer bir kitabe, caminin minaresindedir. Minare kitabesinde, minare camiden 22 yıl sonra 1703 tarihinde Kapıkıran Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1850 yılında bölgede meydana gelen bir deprem sonrasında yıkılan minaresi, daha sonra   yaptırılmıştır.

Cami: enine dikdörtgen planlı ve mihraba paralel üç neften oluşur. Osmanlı dönemi yapısı olan caminin Cumhuriyet döneminde yapılan izleri muhtelif yerlerde görülebilir. Cami, mihraba paralel üç sahınlı bir düzenlemeye sahiptir. Kuzey cephedeki son cemaat mekanıyla 18.40 x 16.10 metrelik bir alanı kaplamaktadır. Caminin üst kısmı, ahşap kirişleme sistemiyle kapatılmış ve üstten kırma saç kaplama ile kapatılmıştır.

Yapının kuzeyinde yamuk planlı küçük bir avlu vardır. Kuzeydoğuda yer alan anıtsal bir kapı ile cami avlusuna girilmektedir. Avlunun kuzey duvarının iç yüzeyine abdest muslukları dış yüzeyine de bir çeşme yerleştirilmiştir. Avlunun batı tarafında son cemaat mekanından bir kapıyla girilen ve depo olarak kullanılan küçük bir oda vardır. Cami düzgün dikdörtgen planlı bir harime sahip olup camiye iki sivri kemerli son cemaat yerinden sonra basık kemerli metal bir kapı ile giriş sağlanmaktadır. Son olarak 1963 yılında caminin iç kısmı yenilenmiştir.

Diyarbakır Çüngüş Tarihi Hamam

 

TARİHİ HAMAM

İlçe içinde bulunan hamam, ilçenin tek hamamıdır. 2004 yılında tescillenerek koruma altına alınmıştır.

Hamam, Çüngüş’ün merkezine, eğimli yaklaşık 250 metre karelik bir alana inşa edilmiştir. Günümüze büyük oranda tahrip olarak gelmiştir. Hamama ulaşım dar sokaklar vasıtasıyla sağlanmakta ve çevresinde haneler bulunmaktadır. Tarihi Çüngüş hamamında kitabe bulunmadığından, yapı hakkında kesin bilgiler yoktur. Kitabenin bulunmaması yanı sıra, bugüne kadar kapsamlı bir araştırma da yapılmamıştır.

Yapının plan ve mimari özelliklerine bakılarak, hamam hakkında tarihlendirme yapılabilir. Hamamın mimari üslubundan yola çıkılarak yapılan araştırmalar, inşa tarihinin 16’nci yüzyılın sonu ile 17’nci yüzyılın başı olduğunu düşündürür. Bazı kaynaklarda ise hamamın Mehmet Ali Paşa ardılları tarafından 17’nci yüzyılda yaptırıldığı bilgisi bulunmaktadır.

Çüngüş hamamı, üç eyvanlı ve köşe hücreli hamamlar gurubuna girer. Oldukça sade tutulan hamam, dışarıdan sağlam içeriden ise harabe bir şekilde günümüze ulaşmıştır. Klasik Osmanlı hamam plan şeması gösteren hamam, Çermik ilçesindeki Saray Hamamının bir tekrarı gibi inşa edilmiştir. Hamama giriş sade bir kapıyla sağlanır. Son dönemlerde girişin önüne, mahremiyet amaçlı odalar yapılarak hamamın girişi değiştirilmiştir.

Girişin batı duvarında günümüze gelemeyen bir çeşme bulunur fakat çeşme de sonraki dönemlerde yok olmuştur. Hamamın soğukluk bölümü alan ve hacim olarak en büyük mekandır. Yıkanılmayan, dinlenilen, beklenilen ve havlu değiştirilen bölümüdür. Hamamın bu bölümü, kare planlı olup pandantiflerle geçişi sağlanan bir kubbe ile örtülüdür. Bu kare mekan, kırık kemerli tromplarla sekizgene dönüştürülmüş ve yarım küre biçimli bir kubbe ile örtülmüş durumdadır. Kubbe dışarıdan sekizgen bir kasnağa oturmaktadır.

Kubbenin ortasında küçük bir aydınlanma feneri bulunur. Bu fener, kubbenin ortasında tek ışık deliği görevini görür. Bu fenerin açılmasının sebebi ışıklandırmayı ve havalandırmayı sağlamaktır. Yapı malzemesi olarak kolay işlenebilen sarı kalker taşının kullanıldığı yapıda herhangi bir süsleme öğesi yoktur. Plandaki etkin mekanların tek tek cepheleri hamamın tüm cephe düzenini bir parçasıdır. Mahalle hamamı niteliğinde olan bu hamam, şehrin merkezinde olan tek hamam olmasına rağmen herhangi bir süsleme unsuru kullanılmamıştır. Yapıda görülen tek süsleme unsuru, sıcaklık kısmının kubbeye geçişinde kullanılan testere dişi çıkıntılarla oluşturulmuş pandantiflerdir.

Diyarbakır Çüngüş Tarihi Köprü

 

TARİHİ KÖPRÜ

Çüngüş çayı üzerindedir.

Köprüde kitabesi yoktur.  Köprünün, Ali Bey camisi ile birlikte Kapıkıran Mehmet Ali Paşa tarafından, 17’nci yüzyılda yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Köprü tek gözlü, sivri kemerli, üstü düz köprüler gurubuna girer. Ana yapım malzemesi olarak, yöreden elde edilen sarı kalker taşı kullanılmıştır. Ayakları ise doğal kayalara oturtulmuştur. Köprünün uzunluğu: 18.72 metredir. Genişliği 5 metre, yüksekliği ise 15.20 metredir. Kemer açıklığı, ayakların kayalara oturduğu uçlardan 10 metredir. Köprü yakın zamanda onarılmıştır. Üst döşeme kilitli parke taşla kaplanmıştır.

HASAN DEDE TÜRBESİ

İlçedeki Kubbe mezarlığındadır. İlçeye giden yolun sağındadır.

Türbede: Fatih Sultan Mehmet zamanında kadılık yapan Hasan Dede’nin mezarı bulunur. Hasan Dede, 15’nci yüzyılda yaşamış bir derviştir. Betonarme olan türbe, 1965 yılında yapılmıştır. Eskiden sıtma hastalığına yakalananlar bu türbeyi ziyaret ediyorlarmış, ancak zamanla sıtma hastalığı azaldığından, türbeyi ziyaret edenler de başka dileklerde bulunmaktadırlar.

HİNDİBABA KÖYÜ

1515 yılında Diyarbakır Yavuz Sultan Selim tarafından fetih edildikten 3 yıl sonra 1518 yılında hazırlanan Tahrir Defterinde, köyün ismi geçer. Yani, köy 1518-1526 yılları arasında kurulmuştur. Kayıtlarda: köyde 5 dervişin bulunduğu ve köyün ziraat yerlerinin az olduğu, bu 5 dervişin 200 baş koyunu olduğu ve vergiden muaf tutulduğu yazılıdır.

Ayrıca, 1566 yılındaki Tahrir Defterinde de Hindibaba köyünden söz edilmiştir. Rivayete göre, Hindibaba köyü, Hindistan’dan göç edip gelen üç kardeş tarafından kurulmuştur. Başka bir rivayete göre ise, köyü kuran kardeşlerden birinin ismi “Hindi” imiş. Ona “Hindi Baba” deniyormuş. Onun adı köye verilmiştir.

SEYYİDLER BELDESİ

Peygamberimizin neslinden gelen Zeynel Abidin Hazretleri, Çaldıran savaşından sonra Şah İsmail’in zülüm ve işkencelerine dayanamayarak 3 oğlu ile birlikte Bağdat’tan Mardin’e göç etmiştir. Mezarı hala Mardin-Nusaybin ilçesinde bulunmaktadır. Oğulları ise, Çermik kazasına gelerek üç bölgeye yerleşirler. Büyük kardeşleri olan Şeyh Caferi Sıddık, 1514 yılında Yukarı Şeyhler köyünde ocak kurarak buraya yerleşmiştir. Köy, ismini bu kişiden almıştır.

Diyarbakır Çüngüş Karakaya Barajı

 

KARAKAYA BARAJI

İlçe topraklarından geçen Fırat nehri üzerinde kurulmuştur. Baraj ilçe merkezine 15 km uzaklıktadır. Türkiye’nin 3’ncü ve Diyarbakır’ın ise en büyük enerji santralidir. DSİ tarafından inşa edilen baraj, 1987 tarihinde faaliyete geçmiştir. Fırat nehri üzerinde, Atatürk Barajından sonra en büyük ikinci barajdır. Evet, burası elbette gidilip gezilip görülecek bir yer değil, ama Çüngüş ilçesi için önemli bir eserdir.

 

Diyarbakır şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Diyarbakır Çınar

Diyarbakır Çınar

Diyarbakır-Mardin karayolu üzerindedir ve bu karayolunda yolculuk yaparken, Çınar ilçesinden geçenler, ilçedeki karayolu üzerinde, gayet güzel bir cadde görürler.

ULAŞIM

İlçenin, Diyarbakır şehir merkezine uzaklığı: 35 km. dir. Çınar-Mardin arasındaki uzaklık 63 km.dir.

TARİHİ

Buranın yerleşimi, yüzyıllar öncesine kadar gitmektedir. Çünkü: günümüzdeki ilçe merkezine bağlı, Sırımkesen köyü ve bu köyün batısına düşen Beneklitaş köyüne doğru ilerleyen, Huriler deresi vadisinde, MÖ.2000’li yıllarda, bu yörede hüküm süren, Hurri-Mitani devleti tarafından büyük bir yerleşim yeri kurulmuştur. Bu yerleşim yeri, Asurlular tarafından “Toşhan-Toşhana” olarak bilinmektedir. Ancak, bu yerleşim yeri, daha sonra, Akpınar yakınlarına taşınmıştır.

Cumhuriyetin ilk dönemlerinde, büyük bir köy olarak görülen Çınar ilçesi, 1937 yılında ilçe statüsüne kavuşmuştur. Yöredeki insanlar: 1940-1950 yılları arasında, Bulgaristan ve Kudüs bölgelerinden ülkemize gelen göçmenlerden oluşmaktadırlar.

Diyarbakır Çınar

GENEL

İlçe merkezinin denizden yüksekliği, 660 metredir. Yöre topraklarının güney ve batı bölümleri dağlıktır. Batısında ise Karacadağ bulunmaktadır.
Yöre insanının ekonomik getirisi, tarıma dayanmaktadır. Başlıca tarım ürünleri: tahıl, pamuk, üzüm ve pirinçtir.

GEZİLECEK YERLER

SÜLEYMAN AĞA MAĞARALARI VE TAHTI

Aşağı konak köyü yakınlarında, Göksu çayının bulunduğu yerdedir.
Burada, büyük bir kayalık oyularak, kayalık içinde odalar açılmıştır. Ancak, bu odalar, günümüzden 2000 yıl öncesinin izlerini taşımaktadır.
Söylentilere göre, bir zamanlar, burada “Süleyman Ağa” isimli biri yaşıyormuş ve bu yüzden, bu isim kullanılmıştır.

Diyarbakır Çınar

ZERZEVAN KALESİ

Zerzevan kalesi hakkındaki ayrıntılı tanıtım ve gezi yazımı, yine bu sitede “Zerzevan Kalesi” adı altında bulabilirsiniz.

Zerzevan kalesi tanıtımı ve ayrıntılı gezi yazısına ulaşmak için. 

AKTEPE MİNARESİ

İlçe merkezine bağlı, Aktepe köyündedir.
Osmanlı dönemi yapısıdır. Yapı kesme taştan yapılmıştır, külahı bulunmamaktadır. Yanındaki cami yapısından ise, günümüze, yalnızca duvar kalıntıları ve sütunlar gelmiştir.

ŞEYH GÜZEL YAZLIK SARAYI

İlçe merkezinin 9 km. uzağında, Altınakar köyünde, yüksekçe bir tepe üzerindedir. Saray: Şeyh Kasım isimli birisi tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde, burada, anılan yazlık sarayın harabeleri görülmektedir.

AKTEPE ŞEYHLERİ TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı, Aktepe köyünde, Aktepelilere ait türbe ve mezarlar bulunmaktadır ki, bu mezarlar, her yıl, Mayıs ayının 7’nci günü, yöre halkı tarafından ziyaret edilmektedir.

Diyarbakır Çınar

KARACADAĞ

Karacadağ, Şanlıurfa’nın Siverek ve Viranşehir, Diyarbakır’ın Çınar ve Mardin ilinin Derik ilçelerine yayılmıştır. Volkanik yapıda olmasına rağmen, volkanlarının akışkan olması nedeniyle, yüksek bir volkan dağı oluşmamıştır. Lavların renginden dolayı, Karacadağ ismini almıştır. Ayrıca, lavlar üzerinde toprak oluşabilmiştir. En yüksek doruğu: 1957 metrelik, Kollubaba tepesidir. 20’nci yüzyılın ortalarında, buranın orman açısından zengin olduğu bilinmektedir. Ancak, kaçak kesimler nedeniyle, bu orman örtüsü yok edilmiştir.

Karacadağ yöresinde 250’den fazla bitki türü bulunduğu söylenmektedir. Ayrıca, Karacadağ’ın güney yönü, Mahal Mitanan olarak isimlendirilir. Karacadağ yöresinde, kışın kar turizmi de gelişmekte ve kayak yapılabilmektedir.
Karacadağ hakkında son bir not: “Kanuni Sultan Süleyman, Bağdat seferine giderken, Karacadağ bölgesinden getirilen “Hamravat suyu” içer ve bunun üzerine, şu ünlü sözünü söyler “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya cihanda devlet bir nefes sıhhat gibi””

Diyarbakır şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Gaziantep Nizip

Gaziantep Nizip

Gaziantep Nizip: Gaziantep il merkezine 44 km uzaklıktadır. Nizip Birecik arası 17 km, Nizip Karkamış arası 33 km, Nizip Oğuzeli arası 33 km ve Nizip Ankara arası 724 km. dir.

TARİHİ

Yörede bulunan Belkıs çayı kenarındaki mağaralar ve yerleşim yeri kalıntıları bölgenin çok eskiden bu yana yerleşim yeri olarak kullanıldığını kanıtlamaktadır. Saçagözü’nden 3 km uzaklıkta bulanan Cabahöyük ve Nizip yolu üzerindeki Turlu Şehzade höyük, diğer yerleşim yeri kalıntılarıdır. Bölgenin en ünlü harabelerinden birisi de “Karkamış” tır. Günümüzde Suriye sınırı üzerinde bulunan Karkamış, MÖ 3 ve 2’nci yüzyıllarda Etilerin başşehridir. İlçe merkezinin 8 km kuzeyinde bulunan Belkız kenti, günümüzden 2000 yıl önce, İpek yolunun bağlantı noktası konumundadır. Bölge 1516 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. 24 Haziran 1839 tarihinde, Osmanlı ve Mısır kuvvetleri arasında burada Nizip savaşı yapılmıştır. Nizip, 1904 yılında belediye oldu ve Birecik ilçesine bağlandı. 1919 yılı sonlarında bölge Fransızlar tarafından işgal edilir. Nizip yöresinde, Çete Habeş Böler öncülüğündeki kişiler Fransız işgaline karşı üstün cesaret ve kahramanlıkla koydular. 1924 yılında Nizip, Gaziantep’e bağlanır ve 1926 yılında ilçe olur.

Gelelim ilçenin isminin kaynağı

İlçenin ismi Roma döneminde “nisibin” dir. Ancak bu isim Asur döneminde Nusaybin’in ismi “nasibina” ve Nizip’in ismi ise “nasibina asur” dur ve her ikisi karıştırılmaktadır. Nizip ilçesinin tarihi kayıtlardaki ilk ismi “nisibin” dir.

İlçenin isminin kökeniyle ilgili bir diğer rivayet: Roma döneminde Zeugma kahramanlarından Perseus’un oğlu Nicippe diye bir kızla evlenmiş ve ilçenin ismi buradan gelmiştir.

Son bir iddia: Yeni ahitte yörenin ismi “nezib” diye geçer. Yabancı dildeki haritalarda ve kaynaklarda ilçenin ismi “nezib” diye yazar. Daha önceleri ise buraya “beit nuzib” deniyordu. Nezib ya da nuzib: kelime anlamı “garnizon, uç nokta, sütun” demektir.

Gaziantep Nizip

GENEL

Gaziantep ilinin en büyük ilçesidir. Fırat ırmağı havzasında yer alır. Genel olarak doğuya doğru açılan bir plato durumundadır. Güneyde ise bir ova özelliği gösterir. Fazla engebeli olmayan sade bir yapıdadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 400-500 metredir. Akdeniz ve karasal iklim özellikleri gösterir. Yaz mevsimi tamamen kuraktır. Yıllık ortalama sıcaklık 16 derece civarındadır. Yörede antep fıstığı ve zeytin bahçeleri yaygındır. Bu ürünleri işlemek için ise, bölgede yine birçok orta ölçekli fabrika ve işletme bulunur. Özellikle bölgeden elde edilen zeytinlerden elde edilen zeytinyağı ile sabun yapılır ve bu sabunlar oldukça meşhurdur. 1960’lı yıllarda ülkemizin sabun ihtiyacının büyük bölümü buradan karşılanırdı. Günümüzde ise, ilçenin en büyük özelliklerinden birisi de çok sayıdaki Suriyeliler.

Gaziantep Nizip

NİZİP EĞİTİM FAKÜLTESİ

Gaziantep Üniversitesine bağlı olarak kurulan Eğitim Fakültesi, Samandöken köyündedir. 2010 tarihinde kurulmuştur. Fakültenin tanıtım sayfasında, Fakültenin temel amacı, örgün eğitimin her kademesinde birinci öncelikle “Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı eğitimciler yetiştirmektir cümlesi gerçekten gurur vericidir.

NE YENİR

Bir kebapçıya uğrayın, kebap ve baklava yiyin. Ve hatta Nohut dürümü yemelisiniz.

NE SATIN ALINIR

Nizip’e yolunuz düşerse, mutlaka “Fıstık hali” ne uğrayın ve tuzlu antep fıstığı satın alın, genelde çuvallarla satıyorlar ama kiloluk paketlenmiş yerler de vardır.

Gaziantep Nizip

GEZİLECEK YERLER

ZEUGMA ANTİK KENTİ

Yine bu sitede, Zeugma hakkında çok ayrıntılı bir tanıtım ve gezi yazısını “Zeugma” başlığı altında bulabilirsiniz.

Gaziantep Nizip Fevkani Kilisesi

FEVKANİ KİLİSESİ

İlçe merkezinde Fevkani mahallesindedir. İlçenin en yüksek yerinde, Fırat nehri kıyısındadır.

Binanın yapılış tarihi bilinmemektedir ancak muhtemelen mirarisi ve içindeki izleri kalan fresklere bakıldığında Bizans döneminde, 6-7’nci yüzyıllar arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Yani, Van Akdamar Adası Aziz Haç kilisesinden daha eskidir. Vakıf kayıtlarına bakıldığında ise kilisenin yapılış tarihi 6’ncı yüzyıl olarak geçer. Mimari stili kapalı Yunan haçı planındadır. Tamamında düzgün kesme taş malzeme kullanılmıştır. Dış mimaride kapalı Yunan haçı son derece belirgindir. Çünkü haçın kolları dışarıya üçgen alınlık şeklinde yansıtılmıştır. Kilisenin apsisi, yarım yuvarlak olarak dışa çıkıntılıdır. İçerideki bezeme ve Aziz tasvirleri günümüze ulaşmamıştır. Rivayetlerden devam edelim “Peygamberimiz doğduğu gece, yedi büyük kilisenin tavanı patlamış, haçı, mabedin üstünden uçmuştur. Bunlardan bir tanesi de bu kilisedir” denilir.

Gaziantep Nizip Fevkani Kilisesi

Kilise, Osmanlı döneminde han olarak kullanılmıştır. Sultan I. Abdülhamit döneminde ise çıkarılan bir fermanla, 1789 yılında bir kısmı cami olarak kullanılmıştır. Yüz yıla yakın cami olarak kullanılmıştır. Ancak şu anda kullanılmamaktadır. Çünkü 1888 yılında yapılan Şıhlar camisi ve 1904 yılında yapılan Molla Ahmet Camisi hizmete girmiştir. Kilisenin çevresi, 1960 yılına kadar taştan bir duvarla çevrilidir. Ancak bu tarihten sonra duvar yok olmuş ve kilisenin çevresi briketten bir duvarla çevrilmiştir. 1970-1971 yılları arasında Belediye ambarı olarak kullanılmıştır. 1971 yılında, tabanı betonla sıvanarak tekel idaresine kiraya verilmiştir.

Gaziantep Nizip Belkıs Höyüğü

BELKIS HÖYÜĞÜ

İlçenin güneyindedir.

Höyükten güneye bakılınca, ilçenin tepe mahallesi ve Nizip höyüğü görülür ve Taşbaş dahil tüm çevre kontrol edilebilir. Bu yüzden, buranın, Nizip höyüğü ile birlikte ilk yerleşim yeri olduğu düşünülmektedir. Halk arasındaki bir rivayete göre: Belkıs höyüğünün altında yatan bir ermiş, her yüzyılda bir kalkar ve “Belkıs’ın çüt demiri altın oldu mu” diye bağırırmış. “Olmadı” diye bir ses duyar ve “Olacak olacak” der ve yeniden kalktığı yere yatarmış.

Gaziantep Nizip Karpuzatan Tesisleri

KARPUZATAN TESİSLERİ

Burası ilçe merkezinde bir mesire alanı, park alanıdır. 57 dönümlük arazi üzerinde: yürüyüş parkuru, bisiklet yolu, 600 metrelik suni gölet, iskele, otopark, kafeterya, çocuk oyun alanı, mesire alanı, barbekü alanı, spor alanları düzenlenmiştir.

 

TAŞBAŞ TEPE

Günümüzde ilçenin batısında, üstü zeytin, fıstık ağaçları ve bağlarla kaplı tepenin doğu yamacında güzel bir pınar vardır. Ama buranın en büyük özelliği, anlatılan bir efsaneyle bağlantılıdır.

Efsane “Taşbaş tepesi yakınlarında yaşayan bir ailenin 7 kızı varmış. Bu kızlar, her gün odun toplamak için dağa gelirlermiş. Yine bir gün 7 kız kardeş odun toplamak için dağa gelmişler ancak karşıdan atlıların geldiğini görürler. Kızlar endişelenir ve dua ederler.”Allah’ım eğer karşıdan gelen atlılar, bize kötülük yapacaklarsa bizi taş yap” derler. Karşıdan gelen atlılar gerçekten kızlara kötülük yapacaklardır ve kızların duaları kabul görür ve 7 kız kardeş, hemen oracıkta taşa dönüşür, atlılar kızların yanına geldiklerinde sadece 7 tane taş görürler ve çok şaşırırlar, hemen oradan uzaklaşırlar, o taşlar günümüzde de hala orada durmaktadır.

Bu efsaneye istinaden buraya “Taşbaş” ismi verilmiştir. Taşbaş kelimesi, Oğuz boyunun oymaklarından birisinin ismidir. Efsane nedeniyle, günümüzde aynı yerde 7 kız kardeşe ait mezarlar düzenlemeyle gün ışığına çıkarılmış, ziyarete gelenler 7 kız kardeş için dua ederler.

Ancak bölgeyle ilgili anlatılan bir başka rivayet daha var. I. Dünya savaşı sonrası işgal yıllarında, bölgeyi işgale gelen Fransızlar, Karkamış’taki düzlükten buraya gelirken, Nizip İplik civarına ulaştıklarında, Nizipliler Taşbaş tepesinde duran, Kavalalı Mehmet Ali Paşa zamanından kalan birkaç tane topu büyük zorlukla ateşlemişler, bunu duyan Fransızlar, tepenin ardında büyük bir birlik olduğunu düşünerek korkmuşlar ve Antep’deki birlikleriyle birleşmek için batıya doğru ilerlemeyi sürdürmüşlerdir.

Evet günümüzde ilçe merkezine 7 km uzaklıktaki Taşbaş tepesinde ilçeyi kuşbakışı tepeden gören bir mesire alanı bulunuyor. Burada piknik yapılıyor.

Birecik tanıtımı.

Karkamış tanıtımı.

Oğuzeli tanıtımı.

Gaziantep tanıtımı.