Gaziantep Zeugma

zeugma.mozak.1
Gaziantep Zeugma

Zeugma antik kenti: Gaziantep’e bağlı Nizip İlçesine 10 km. uzaklıktadır. Antik kentin şehir merkezine uzaklığı ise; 50 km. dir. Zeugma bölgesini gezmek isteyen ziyaretçilerin; Gaziantep’te konaklamaları gerekmektedir. Zaten; Zeugma tek başına bir anlam ifade etmez, Gaziantep’te bulunan Müzenin, Zeugma bölümünü mutlaka görmeniz, gezmeniz şart.

Yazının hemen başında bir husustan söz etmek istiyorum. Zeugma antik kentinin yalnızca yüzde 2’lik bölümü kazıldı ve kalan bölüm, Birecik barajı göl suları altında kaldı. Kazılar sonucu buradan ve yörenin diğer yerlerinden ele geçirilen mozaikler: günümüzde Gaziantep Mozaik Müzesinde sergileniyor.

Ben: Mayıs 2014 tarihinde Gaziantep Mozaik Müzesine yaptığım gezi sonucu derlediğim notları: yine bu  sitede, Gaziantep Mozaik Müzesi adı altında sizlere sunuyorum.

Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazıma ulaşmak için. 

GAZİANTEP’E ULAŞIM

Gaziantep, karayolu bağlantısı ile, Osmaniye üzerinden Adana’ya ve Mersin’e; Birecik köprüsü üzerinden Şanlıurfa’ya, Narlı üzerinden Kahramanmaraş’a, Fevzipaşa üzerinden Antakya’ya, Kilis üzerinden Halep’e, Kilis’ten bir yolla, Hassa üzerinden yine Antakya ve Besni üzerinden Adıyaman’a bağlanmaktadır.
Uluslar arası Gaziantep hava alanından ise, günlük olarak tarifeli uçak seferleri yapılmaktadır.
Konaklama imkanları açısından; herhangi bir sorun yaşanmamaktadır.

zeugma.şehir yerleşimi.1
Gaziantep Zeugma Belkıs/Zeugma

BELKIS/ZEUGMA

Nizip İlçesinin 10 km. doğusunda, Fırat nehri kenarında. Zamanında; büyük bir medeniyetin yaşadığı topraklar var. Antik şehir; nehir kıyısındaki yamaçta, Akropol’den, Fırat nehrine doğru inen yamaçlarda yer alıyor.

Evet, tarih sahnesinde ilk kuruluşu; MÖ.1’nci yüzyılda: bölgede egemen olan “Komagene krallığı” zamanında olmuş. Şehir; Komagene krallığının dört büyük şehrinden birisi. Hatırlayanlarınız olabilir, Komagene krallığının dini merkezi: Nemrut.

Daha sonraki süreç hakkında, herhangi bir bilgi yok.

Ta ki, bölgeyi tümüyle ele geçiren ve daha sonra genç yaşında ölen Büyük İskender’in; ele geçirilen bölgeleri kendi aralarında paylaşan ardıllarından; General Selevkos Nikator; dönemine kadar. Daha sonra: Suriye kralı da olan Nikator; burada; MÖ.300 yılında, kendi adıyla, Fırat nehrinin adını birleştirerek; Selevkos Euphrates (Fırat’ın Silifkesi) adında bir kent kurar.

Evet; Antik kent; yaklaşık: 20 bin dönümlük bir arazi büyüklüğüne kadar gelişir. Zamanla; askeri ve ticari bakımdan çok stratejik bir bölgede bulunması nedeniyle, büyük önem taşır. Helenistik özelliklerin egemen olduğu bu dönemde; şehirde, önemli imar faaliyetleri yapılır.

Selevkos kenti: MÖ.64 yılında, Roma imparatorluğunun topraklarına katılır. İsmi ise; geçit ve köprü anlamına gelen “Zeugma” olarak değiştirilir. Bu dönemde: kent, daha da muhteşem bir şekilde büyük ve gelişir. Çünkü: Antakya’dan Çin’e uzanan “İpek Yolu” buradan geçmektedir ve bu nedenle, kentin ticari potansiyeli oldukça artar.

Ayrıca: Roma tarafından; burada, Anadolulu; yaklaşık 5000 askerlerden oluşan “4’ncü Skitia Lejyonu” adı verilen askeri birlik konuşlandırılır. Bu lejyon: Roma imparatorluğunun en önemli dört kentinden birinde konuşlandırılmış olması ve Fırat kıyılarını koruma görevini üstlenmesi nedeniyle önem taşır. Bu birlik, daha sonraları, daha bir Romalı karakter kazanarak “Dördüncü Lejyon” adı ile görev yapar ve kentte; heykeltıraşların eserlerinde, asker akımının ağırlık kazanmasına neden olur. Bu durum nekropol olanında: steller, kaya kabartmaları, heykeller ve sunaklar gibi, değişik formlarda görülmektedir.

Zaten: Zeugma’yı, Anadolu’daki birçok antik kent içinde ön plana çıkaran; burada gelişen heykeltıraşlık ekolüdür. Zeugma’da ele geçirilen: heykeller, kabartmalar ve mezar stellerinde kendini gösteren bu ekolün pek çok örneğini, günümüzde Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli müzelerinde görmek mümkün.

Evet; Roma döneminde; kentin nüfusu, kısa zamanda 80 bini aşar ve dönemin önemli kentlerinden biri haline gelir. Şehir, kendi sikkesini bastırmış, Roma kentlerinden biridir. Sikkeler üzerinde: bir tarafına “Tnyke Tapınağı”,diğer tarafına da güçlülüğü simgeleyen “Roma kartalı” motifi bulunur.

zeugma.1
Gaziantep Zeugma

 

Evet, kent; Fırat’ın geçilebilir en sığ yerinde kuruludur. Ancak yine de, MS.2’nci yüzyılda; Fırat üzerine; ağaç kütüklerden yapılmış sallar üzerinde, bir köprü yapılır. Bu köprü ile; karşı kıyıdaki Apameia şehri ile irtibat sağlanır. Sınır ticareti büyük ölçüde gelişir. Zeugma; bu ticarette; bir gümrük rolü oynar. Günümüzde: İskele üstü olarak adlandırılan tepede yapılan kazılar sonucunda; bir arşiv odası bulunmuş ve burada, “Bulla” adı verilen 100.000 adet mühür baskısı ele geçirilmiştir. (Bugün, bunlar Gaziantep Arkeoloji Müzesinde sergileniyor.)

Dünyanın en büyük mühür baskısı koleksiyonu hakkında, biraz bilgi vermek istiyorum.

mühür baskıları.1
Gaziantep Zeugma Mühür Baskıları (Bullalar)

ZEUGMA MÜHÜR BASKILARI (BULLALAR)

Zeugma mühür baskıları: Geç Helenistik ve Erken Roma İmparatorluk dönemi mühürcülük sanatının (Gliptik) en büyük koleksiyonudur. Dönemin: siyasi, ekonomik, kültürel, etnografya, fauna ve florası hakkında bilgiler vermektedir.

Belkıs köylülerinin: Zeugma İskele üstü mevkiinde, yağan yağmurdan sonra kırmızı taşlar (mühür baskısı-bulla) bulduklarını söylemeleri üzerine: burada yapılan yüzey araştırmasında, birkaç adet mühür baskısı bulunmuş. Daha sonra: baraj gölünün suları altında kalacak olması nedeniyle, burada; kurtarma kazısı başlatılmış. Bu çalışmalar sonucu: arşiv odasının doğu bitişiğindeki odada bulunanlarla birlikte: toplam 100.000 mühür baskısı bulunmuş.

Bu sayı: bugüne kadar ele geçmiş olan en büyük rakam. Yani: Gaziantep Müzesinde, dünyanın en büyük mühür baskısı koleksiyonunu görebileceksiniz. Mühür baskılarını: toprak içinde görmek ve bulmak çok zor olduğundan: çalışma alanının toprağı, kalın ve ince gözenekli eleklerden geçirilir.

Duvar üst seviyesinden, tabana kadar olan 3.60 metre derinliğindeki oda içinde, kül ve toprağa karışmış olan moloz taşlar ve kireç harçlı sıva parçaları arasından ayıklanır.

Mühür baskıları; diğer antik kentlerde; tapınaklarda, agoralarda, özel evlerde, evlerin kilerlerinde ve lahit içinde bulunmuştur. Ancak, Zeugma’da: arşiv odasının doğusunda ve kuzeydoğusunda; taş döşeli yola açılan dükkanlar bulunmuştur.

Bunun sonucunda: mühür baskılarının; agora içindeki arşiv odasında korunduğu saptanır. Yani: agoradaki dükkanlar; günlük olarak mühürleniyormuş. Çoğu zaman ise, parmak iziyle mühürleniyorlarmış.

MÜHÜR BASKILARININ İŞLEVİ

Antik dönemde; mühür baskıları: papirüs, tahta tablet ve balmumu tablet, para torbası, paket gibi posta gönderilerini, yiyecek-içecek kaplarını, ahşap kutuları, değerli malların bulunduğu odaların kapılarını, gümrük mallarını, veraset ve feragat belgelerini mühürlemede kullanılırmış. Böylece: belgenin güvenliği sağlanırmış. Ayrıca: belgeler ve objelerin birbirine karışması önlenirmiş.

Helenistik ve Roma dönemlerinde: krallık ve imparatorluk posta servisleri tarafından; posta belgelerini mühürlemek için: kil çamuru, mum ve az sayıda kurşun mühür kullanılmış. Kil çamuru ile mühürlenin belgelerde; mühür baskısını açmadan, o belgeyi sahibinden bir başkasının okuyabilmesi mümkün değilmiş. Oysa; mum mühürleri açmak ve aynı mührü tekrar yapmak mümkündü.

Örneğin: sahte peygamber Alexander ve yardımcısı: sıcak bir iğne ile Oracle Mektuplarındaki mum mührü gevşetip, mektupları açıp okurlar. Sonra da, istedikleri gibi yeni bir mektup yazarlar. Değiştirdikleri mektuplara, söktükleri mum mührü tekrar takıp mühürlerler ve sanki hiç açılmamış gibi görünen bu mektupları, sahiplerine teslim ederler.

Postaya verilen papirüs belgelerinde ise; papirüs lifleri önce kil çamura yatırılarak belge tomarına bağlanıyordu. Kil onun üstüne bastırılarak mühürleniyor ve daha sonra lif belge tomarına sarılıyordu. Mühür baskıları, dökümanlara bağlanmalarının yanında, gönderildiği belge içinde de tarif ediliyordu. Mektup sahibi; bazen mühürlediği mektuba veya birlikte gönderdiği eşyasındaki belgeye kaydını yapardı. Bu şekilde; çalınma veya soygun şikayetlerinde, onun yüzük mührü geçerli sayılırdı.

MÜHÜR BASKILARI NASIL YAPILIYORDU

Üzerinde: isim veya işaret olan mühür ve yüzük taşlarının, kil çamuruna bastırılması neticesinde, üzerindeki betimlerin kil çamuruna çıkması sonucu, mühür baskıları oluşuyordu. Mühürlenin kil çamuruna: mühür veya yüzük taşı üzerindeki resimler çıkmaktaydı. Zeugma mühür baskılarında: tanrılar, tanrıçalar, krallar, karışık yaratıklardan oluşan mitolojik figürler, mitolojik hayvanlar, ikili-üçlü ve beşli masklar, Roma imparatorları ve imparatoriçeleri, düşünürler, özel şahıs büstleri, yazıtlar, bitkisel ve çeşitli semboller ve hayvanlar betimlenmiş.

Kil hamurları: kahverengi, siyah, kırmızı, gri ve mavimsi renktedir. Formları: üçgen, düz ve yemeni biçiminde olup, dairevi, düz ve oval damgalıdır. Mühür baskılarının hepsi fırınlanmıştır. Çünkü: posta gönderileri okunduktan sonra, yakılıp-yok edilmiş. Mühür ise; alındı ve açıldığının kanıtı olarak; arşive kaldırılmış. Önemli mekanların kapılarının ve sandık, küp, torba gibi kıymetli eşyaların mühür baskıları da: pişirildikten sonra, resmi arşiv odasına konuluyormuş.

ZEUGMA’DA MÜHÜR BASKILARININ ÖNEMİ

Zeugma’da bulunan 100.000 civarındaki mühür baskısı: kentin ticaret ve haberleşmedeki yoğunluğunu ortaya çıkarıyor. Bunun sebebi: Antakya’dan Çine uzanan, İpek Yolunun, Zeugma’dan geçmesi ve mevcut gümrük ile kent ticaretinin oldukça gelişmiş olmasıdır. Burada ele geçen mühür baskılarının çoğunun üzerinde: tanrı ve tanrıça resimleri vardır.

Bunlar: Tykhe, Fortuna ve tüccarların-yolcuların-habercilerin tanrısı Hermes’tir. Tykhe Tapınağı: Zeugma şehir sikkelerinin arka yüzünde resmedilmiş olup; heybetiyle, onlarca kilometre uzaktan görünmekte ve kervanlarıyla gelip-geçen tüccar ve yolculara güven vermektedir.

Ayrıca: 5000 askeri barındıran, IV. Lejyon kampının burada konuşlanmış olması, bu güveni daha da arttırmıştır. Sonuçta: şehir ekonomik olarak güçlenmiş ve posta iletimi çoğalmıştır. Ayrıca: burada bulunan mühür baskıları arasında; “Augustus” resimli olanların sayısının, on binin üzerinde olması; resmi dökümanların daha çok askeri amaçlı olduğunu göstermektedir.

zeugma.2
Gaziantep Zeugma
Evet, gezimize devam ediyoruz

Zeugma: doğunun batıya açılan gümrük kapısıydı. Doğudan gelen yolcu, kanatlarını açmış bir kartal gibi duran akropol tepesinin heybetinden titreyerek, Fırat nehri üstündeki köprüden, ağır adımlarla ve ürkek gözlerle, mühür baskılı gümrük balyalarını izleyerek, günümüzde Kelekağzı ve İskeleüstü mevkileri olarak bilinen yerde, Zeugma’ya yani batıya ayak basardı.

zeugma.antik şehir.1
Gaziantep Zeugma

ŞEHRİN YERLEŞİM PLANI

Fırat kıyısından başlayarak, batıya doğru, 300 metre yükselen engebeli yamaçlar: akropol eteklerine kadar, şehrin yerleşim yeridir. Bu yamaçların: güney ve batı kesimi: nekropol, doğu ve kuzeydoğu tarafları: mahalleler, kuzey kesimi ise: kentin yönetimi ve toplumsal bölümleri ile lejyon bölgesi idi.

Zeugma kentinin: ileri gelenleri, zenginleri ve yüksek rütbeli subayları gibi elit tabakanın oturduğu anlaşılan villalar bölgesi: tamamen Fırat nehri manzarasına hakim ve güney rüzgarlarına açıktır. Akropol’ün üzerinde ise: kentin adına bastırılan Zeugma sikkelerinde bolca rastlanan “Tykhe Tapınağı” bulunmaktaydı.

Bu dönemdeki Zeugma: komşusu sayılan Antakya ve Mısır’daki İskenderiye’den küçük, Atina ile aynı büyüklüktedir. Pompei’den ise, birkaç kat daha büyüktü.

YIKILIŞI VE TAKİP EDEN TARİHİ SÜREÇ 

MS.256 yılında: Sasani kralı Sapur; Zeugma’yı ele geçirir ve kenti yakıp-yıkar. Bu tarihten sonra: Zeugma kenti, bir daha kendini toparlayamaz ve Roma dönemindeki ihtişamına ulaşamaz.

Zeugma: MS.4’ncü yüzyılda: Geç Roma, MS.5 ve 6’ncı yüzyıllarda ise Erken Bizans hakimiyetine girer. MS.7’nci yüzyılda: Arap akınları sonucu, kent terk edilir. Daha sonraları: MS.10 ve 12’nci yüzyıllar arasında, bölgede, küçük bir Abbasi yerleşimi kurulur. MS.17’nci yüzyılda ise, Belkıs köyü kurulur.

zeugma.buluntular.1
Gaziantep Zeugma

GÜNÜMÜZ

Şimdiki haliyle şehir: yaklaşık 4-5 metre toprak altındadır ve bütün alan fıstık ağaçlarıyla kaplı. Toprak üzerinde ise; yalnızca birkaç yapı izi ve birkaç mimari parça görebilirsiniz.

Resmi arkeolojik kazılar: 1992 yılında başlar. İlk kazılarda: bir Roma villası ortaya çıkarılmış. Daha sonraları: iki villanın teras mozaikleri çıkarılır ve Gaziantep Müzesine taşınır. Kelekağzı bölgesinin doğusundaki tepede: ulaşılan ilk Roma villasının taban mozaiklerinin, kaçakçılar tarafından çalındığı anlaşılmıştır. Bu mozaikler: günümüzde, ABD Huston kenti müzesinde bulunmaktadır. Mozaik resminde: ölümsüz iki aşık olan: Metiox ve Partenope görülmektedir. Ancak: halen villanın tabanında, yalnızca bazı harfler kalmıştır.

Evet: Zeugma’nın asıl önemi; kazılarda, yalnızca küçük bir bölümü ortaya çıkarılabilen, Roma villaları ve bu villaların tabanlarını süsleyen mozaiklerdir. Benzerleri; Türkiye içinde yalnızca Efes antik kentinde görülen bu yamaç villaları; arkeolojik açıdan büyük önem taşır. Yalnızca; A bölgesi kazılarında, gün ışığına çıkarılan mozaiklerin alanı: 1000 metre kareyi buluyor.

Zeugma, tam anlamıyla bir mozaik kentidir. Kent o kadar büyük bir gelişme göstermiş ki; lejyondan emekli olan subaylar bile kente yerleşmişler. Güvenli ve zengin bir kent olan Zeugma’ya, dönemin en iyi sanatçıları akın etmeye başlamış. Böylelikle: sanatçılar, kentte, günümüzde olaylar yaratan mozaikler, freskler ve heykeller bırakmışlar.

1992 yılında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan: MS.2’nci yüzyıla tarihlenen Roma villasında: Atriumlu plana sahip olan evin, baş odası ve önündeki galeride; sanat değeri çok yüksek mozaikler bulunmuştur. 7.5 x 3.75 metre boyutunda olan mozaik döşemede: üzüm ve şarap tanrısı Dionysos ve karısı Ariadne’nin düğün merasimi tasvir edilmiştir. Fırat taşlarıyla işlenmiş olan mozaiklerde: tonlarıyla birlikte 13 renk kullanılmıştır. Bu sanat değeri çok yüksek olan mozaikler, yerinde korunarak sergilenmek üzere, gerekli önlemler alınarak, ziyarete açılmıştır.

Ancak; 1998 yılı Haziran ayı içinde: bu sanat şahaseri mozaiklerin büyük bir bölümü, bazı şahıslar tarafından, yerlerinden sökülerek çalınır. Dionysos’un düğün merasiminin işlendiği, bu eşsiz mozaiğin çalınmasından sonra, kalan diğer parçalar, korunması için yerlerinden sökülerek, Gaziantep Müze Müdürlüğüne taşınmıştır.

Evet, takip eden tarihi süreçte kazılara devam edilir. Bu kazılarda: çok kaliteli bronz eşyalar ve heykelcikler (bronzdan kanatlı ayaklar), sikkeler, heykeller, mezar stelleri ve kabartmalar bulunur. Bu eserler: günümüzde, Gaziantep Müzesindeki Zeugma Salonunda sergilenmektedir.

Ayrıca: Dianyzs ve Done evlerinin üzerine çatı kaplama çalışmaları sürdürülüyor. Bu ev kalıntılarının üzeri; çatı ile kaplanınca, kalıntıların korunması sağlanacak. Burada; bir açık hava müzesi oluşturulmaya çalışılıyor.

BARAJ İNŞAATININ BAŞLAMASI

Evet; bölgede GAP kapsamında; Birecik Barajının yapımı sürdürülmekte ve baraj yapımı bitince su tutma işlemi başlayacaktır. Su tutma işleminde ise; Zeugma’nın bulunduğu bu bölgenin bir kısmı; baraj göletinin suları altında kalacaktır. Tabii elbette, bilenler hatırlayacaklardır, Mısır’daki Assuan Barajı ve barajın gölet alanında sular altında kalacağı için bulunduğu yerden taşınarak, başka bir yerde yeniden aynısı kurulan: Ebu Simbel Tapınağı.

zeugma.kazılar.1
Gaziantep Zeugma

 

Kültür Bakanlığı, 1995 yılında, Gaziantep Müze Müdürlüğü başkanlığında; Nautes Üniversitesinden bir Fransız Arkeoloji ekibinin katılımıyla, yoğun kurtarma kazısı başlatır.

Kelekağzı bölümünde: yerleşim katları ve kanalizasyon bulunur. Daha önceki yıllarda, buradaki anıtsal bir yapının; 20 x 15 metre ebadındaki resimli taban mozaiğinin; kaçakçılar tarafından, parça parça sökülerek çalındığı tespit edilmiştir. Burada yapılan bir diğer kazıda: odalardan birinde Dionisos, diğerinde ise Nehirlerin baş tanrısı Okeanos ve Tethis mozaiği gün ışığına çıkarılmıştır.
İskele üstü mevkiinde: Roma arşivi bulunur. Bu arşiv odasında, toplam 65 bin mühür baskısı ele geçer. Bu sayı: diğer antik kentlerin tamamında bulunan ve yayınlanan mühür baskılarından daha çoktur.
Hamle deresi: Bizans ve Roma evleri ve blok kesme taşlarla örülmüş kanalizasyon bulunur.
Bahçedere bölgesi: zeytinyağı atölyesi bulundu.
Nekropol; Belkıs kentini; güneydoğu, güneybatı ve kuzey doğu yönünde; yarım ay şeklinde sarar.
Mezar üstü bölgesinde: bir Roma villasının yemek odasının zemininde; Minos boğası konusu resmedilmiş olan bir mozaik bulundu. Bu mozaikte: kanat yapıp uçan insanlar olarak bilinen: Daidalos ve oğlu Evkaros resmedilmiş.

1999 yılı sonbaharında; mezar üstü mevkiinde, ilk buluntuların ortaya çıkarıldığı alan ile, Zeugma uluslar arası bir üne kavuşur. Bundan sonra ise; kurtarma çalışmalarına hız verilir. Bu kazılarda: iki Roma villası tamamen ortaya çıkarılır. MS. 256 yılında; Sasani saldırısıyla yakılıp-yıkılan ve yangın katının altında kalan bu villalar; birinci katın eriyen kerpiç duvarları, daha sonra da yukarı teraslardan akıp gelen 3 metre kalınlığında erozyon toprağı ile örtülerek; günümüze kadar korunabilmiştir.

mars heykeli.1
Gaziantep Zeugma Ares (Mars) Heykeli

Bu yüzden: oda içlerinde çok sayıda: sikke, bronz şamdan, pişmiş topraktan kandil ve çömlekler, mozaikler ve freskler bulunur. Ayrıca: sırt üstü yatar şekilde duran bir “Mars” heykeli de bulunur. Evet; bu Mars heykeli de çok önemli bir buluntu. Şöyle ki, bu konuda da biraz bilgi vermek istiyorum.

ARES (MARS) HEYKELİ

Zeugmanın en önemli buluntusu: Roma dönemine ait, 1.50 metre boyunda, bronz Mars heykelidir. Eski Yunan’da: savaş tanrısı olan “Ares”in; Romalı karşılığı “Mars”dır. Evet: Mars; Roma’da çok önemli bir tanrı. Bereketi ve gücü simgeliyor. Savaşçı bir tanrı ve bu karakteriyle, kente çok uyuyor. Şehir, Fırat kıyısında, bereketli topraklar üzerinde kurulmuş bir kent.

Bu nedenle: Mars, Zeugma için önemli. Yaklaşık:1800 yıl, toprağın altında kalan bronz heykelin üzerini, sert bir kalker tabakası kaplamış. Bunun temizlenmesi oldukça güç. Çünkü: eserin özgün bronz yapısını bozmadan ve oksitlenmeyi harekete geçirmeden, bu temizlemeyi yapmak uzmanlık işi. Titiz bir çalışma gerekmiş. Mark heykelinin üzerinde, bir de yanık izi varmış. Arkeologlar: bunun MS.252 yılında, Partların, Zeugma’yı ele geçirerek, yakıp yıkmasından kalan izler olduğunu düşünüyorlar.

Birecik Baraj Gölünde, su tutulma işleminin tamamlanmasıyla birlikte; Zeugma’nın yaklaşık beşte birlik bölümü, sular altında kalacak. Ancak; bu tamamlanana kadar, burada çok uluslu bir ekip tarafından; kazı, belgeleme ve kurtarma çalışmaları sürdürülmektedir.

zeugma.mozaik.1
Gaziantep Zeugma Mozaikler

MOZAİKLER

Bir mozaik panoda: çok değişik renklerin kullanılması gerekir. Ancak: gelişim süreci içinde, mozaik sanatında da, süsleme malzemesinin çok değiştiğini söylemek mümkün. İlkin; süsleme malzemesi olarak: siyah-beyaz çakıl taşı kullanılır. Ancak ,zaman içinde, çakıl taşları farklı renklere boyanarak kullanılır. Daha sonra taşlar tıraşlanmasına yönelik “Tesserae” tekniği kullanılmaya başlanır. Bu teknikte, taşlar önceden: kübik, dikdörtgen ve üçgen prizmalar biçiminde, önceden kesilip hazırlanır. Ardından, mozaik panosuna işlenir. Bu tekniğin keşfi: mozaiğim, resimsel tarzda yapılmasını sağlar. Antik çağın en önemli mozaikleri: çakıl ve camdan yapılmış, Tesserae’lerden üretilmiştir.
Taş ve cam dışında: mermer, kiremit parçaları, seramik ve nihayet altın ile gümüş parçaları da kullanılmıştır.

Roma mozaikleri, yapılış olarak ikiye ayrılıyordu. Birincisi: küçük küplerin yan yana konulmasından oluşan “Opustesselatum” denilen tarz. Dörtgen ve prizmatik küplerden yapılmış olan desen çalışması bittiğinde: değişik renklere boyanırdı. İkinci teknik: “Opusvermicilatum” ya da “minyatür” mozaik. Bu teknikte: taşların doğal renkleri korunuyor ve küçük mozaik parçaları, resmin gidişine göre diziliyordu. Ancak, bu dizilme nedeni ile taşlar: adeta bir solucan gibi uzayıp gidiyordu. Opusvermicilatum’da, zaten bu anlama gelmektedir.

MOZAİKLERİN ÖYKÜLERİ

Gaziantep Müzesi, Zeugma Salonunda bir çok mozaik eser bulunmaktadır. Gitmeden önce, bu eserlerin bir kısmı hakkında sizlere bilgi vermek istiyorum. Diğerleri; gördüğünüzde, zaten hemen yanlarında bilgileri var.

mozaiklerin öyküsü.triton.1
Gaziantep Zeugma Trıton

TRITON

mozaiklerin öyküsü.dionisos ve nike.1
Gaziantep Zeugma

Kaçakçılar tarafından bulunarak, Amerika’ya kaçırılan bu mozaikte; Amphytrite Posseidon’dan olan çocuğu Triton’un üzerinde resmedilmiş. Amphitrite; dünyayı çepeçevre saran deniz’in kraliçesidir. Nereidler adı verilen; Nereus ve Doris kızları gurubuna girer. Kız kardeşlerinin korosunu o yönetiyordu.

DIONYSOS VE NIKE

mozaiklerin öyküsü.poseidon,oceanos ve tethys.1
Gaziantep Zeugma Dıonysos ve Nıke

Anadolu kökenli şarap ve doğa tanrısı Dionysos ve zafer tanrıçası Nike; bu mozaikte birlikte görülüyor. Dionysos; Nike tarafından idare edilen ve iki panter tarafından çekilen bir arabanın içinde. Panterlerin önünde ise, dans ederek ilerleyen bir bakkha görülüyor. Dionysos; aynı zamanda, kendi adında bir dinin de tanrısı. Bu dine mensup olanlar, şarap içerek gizemli bir yolculuğu çıkıyorlar.

POSEIDON, OCEANOS VE TETHYS MOZAİĞİ

Havuz zemini veya yemek odası tabanı olduğu tahmin edilen bu mozaikte; denizlerin en önemli tanrıları tasvir edilmiş. En üstte: Hippocam adı verilen ve ön tarafı at, arkası balık olan yaratığın üzerinde Posseidon görülmektedir. Posseidon’un elinde: üç dişli dirgen bulunuyor. Mozaiğin alt kısmında ise, yine bir deniz tanrısı Oceanos ve denizlerde dişiliği sembolize eden Tethys resmedilmiş.

mozaiklerin öyküsü.çingene.1
Gaziantep Zeugma Çingene Mozaiği (Gaia)

 

ÇİNGENE MOZAİĞİ (GAİA)

zeugma.mozaik.3
Gaziantep Zeugma

Zeugma kızlarının kamuoyunun henüz gündemine girmediği, 1992 yılında çıkarılan bu mozaikte: kadın figürü, gizemli bakışları ile Zeugma’nın simgesi haline gelmiş. İlk çıktığı yıllarda; kimliği konusunda kesin bir tanımlama yapılamayan bu mozaiğe, figüründeki kadın resminin çingene kızlarını andırması nedeniyle “çingene” adı verilmiş.
Bazı kaynaklarda ise, bunun yer tanrısı Gaia olduğu iddia edilmektedir.

SONUÇ

Evet; Zeugma işte bu. Şehir; ilk kazı çalışmaları yapıldığında: A, B ve C olmak üzere üç bölüme ayrılmış. A ve B bölümleri; Birecik Barajının göl suları altında kalacak olması nedeniyle, acil olarak kazılmış. C bölümü henüz tam olarak kazılmamış. Bu bölüm de kazıldığında, bölgenin bir açık hava müzesi olarak değerlendirilmesi düşünülüyor. Ayrıca: Zeugma Mozaiklerinin bulunduğu, Gaziantep Müzesinin de, genişletme çalışmaları sürdürülüyor. Çünkü: Mozaiklerin sergilenebileceği uygun alan bulmak mümkün değil. Dünyanın en büyük mozaik koleksiyonu, günümüzde Tunus’ta bulunmakta. Daha sonra ise; ülkemizde. Ülkemizdeki: gerek Zeugma ve gerekse Hatay Müzesindeki mozaikler; gerçekten çok etkileyici ve muhteşem. Bunların üzerine, mozaik olduğunu (Tunus hariç) sanmıyorum. Bu güzellikleri, mutlaka görün. Yoksa; gerçekten, büyük bir şansı kaçırmış sayılırsınız.

Nizip tanıtımı.

Gaziantep tanıtımı.

Gaziantep Nizip

Gaziantep Nizip

Gaziantep Nizip: Gaziantep il merkezine 44 km uzaklıktadır. Nizip Birecik arası 17 km, Nizip Karkamış arası 33 km, Nizip Oğuzeli arası 33 km ve Nizip Ankara arası 724 km. dir.

TARİHİ

Yörede bulunan Belkıs çayı kenarındaki mağaralar ve yerleşim yeri kalıntıları bölgenin çok eskiden bu yana yerleşim yeri olarak kullanıldığını kanıtlamaktadır. Saçagözü’nden 3 km uzaklıkta bulanan Cabahöyük ve Nizip yolu üzerindeki Turlu Şehzade höyük, diğer yerleşim yeri kalıntılarıdır. Bölgenin en ünlü harabelerinden birisi de “Karkamış” tır. Günümüzde Suriye sınırı üzerinde bulunan Karkamış, MÖ 3 ve 2’nci yüzyıllarda Etilerin başşehridir. İlçe merkezinin 8 km kuzeyinde bulunan Belkız kenti, günümüzden 2000 yıl önce, İpek yolunun bağlantı noktası konumundadır. Bölge 1516 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. 24 Haziran 1839 tarihinde, Osmanlı ve Mısır kuvvetleri arasında burada Nizip savaşı yapılmıştır. Nizip, 1904 yılında belediye oldu ve Birecik ilçesine bağlandı. 1919 yılı sonlarında bölge Fransızlar tarafından işgal edilir. Nizip yöresinde, Çete Habeş Böler öncülüğündeki kişiler Fransız işgaline karşı üstün cesaret ve kahramanlıkla koydular. 1924 yılında Nizip, Gaziantep’e bağlanır ve 1926 yılında ilçe olur.

Gelelim ilçenin isminin kaynağı

İlçenin ismi Roma döneminde “nisibin” dir. Ancak bu isim Asur döneminde Nusaybin’in ismi “nasibina” ve Nizip’in ismi ise “nasibina asur” dur ve her ikisi karıştırılmaktadır. Nizip ilçesinin tarihi kayıtlardaki ilk ismi “nisibin” dir.

İlçenin isminin kökeniyle ilgili bir diğer rivayet: Roma döneminde Zeugma kahramanlarından Perseus’un oğlu Nicippe diye bir kızla evlenmiş ve ilçenin ismi buradan gelmiştir.

Son bir iddia: Yeni ahitte yörenin ismi “nezib” diye geçer. Yabancı dildeki haritalarda ve kaynaklarda ilçenin ismi “nezib” diye yazar. Daha önceleri ise buraya “beit nuzib” deniyordu. Nezib ya da nuzib: kelime anlamı “garnizon, uç nokta, sütun” demektir.

Gaziantep Nizip

GENEL

Gaziantep ilinin en büyük ilçesidir. Fırat ırmağı havzasında yer alır. Genel olarak doğuya doğru açılan bir plato durumundadır. Güneyde ise bir ova özelliği gösterir. Fazla engebeli olmayan sade bir yapıdadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 400-500 metredir. Akdeniz ve karasal iklim özellikleri gösterir. Yaz mevsimi tamamen kuraktır. Yıllık ortalama sıcaklık 16 derece civarındadır. Yörede antep fıstığı ve zeytin bahçeleri yaygındır. Bu ürünleri işlemek için ise, bölgede yine birçok orta ölçekli fabrika ve işletme bulunur. Özellikle bölgeden elde edilen zeytinlerden elde edilen zeytinyağı ile sabun yapılır ve bu sabunlar oldukça meşhurdur. 1960’lı yıllarda ülkemizin sabun ihtiyacının büyük bölümü buradan karşılanırdı. Günümüzde ise, ilçenin en büyük özelliklerinden birisi de çok sayıdaki Suriyeliler.

Gaziantep Nizip

NİZİP EĞİTİM FAKÜLTESİ

Gaziantep Üniversitesine bağlı olarak kurulan Eğitim Fakültesi, Samandöken köyündedir. 2010 tarihinde kurulmuştur. Fakültenin tanıtım sayfasında, Fakültenin temel amacı, örgün eğitimin her kademesinde birinci öncelikle “Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı eğitimciler yetiştirmektir cümlesi gerçekten gurur vericidir.

NE YENİR

Bir kebapçıya uğrayın, kebap ve baklava yiyin. Ve hatta Nohut dürümü yemelisiniz.

NE SATIN ALINIR

Nizip’e yolunuz düşerse, mutlaka “Fıstık hali” ne uğrayın ve tuzlu antep fıstığı satın alın, genelde çuvallarla satıyorlar ama kiloluk paketlenmiş yerler de vardır.

Gaziantep Nizip

GEZİLECEK YERLER

ZEUGMA ANTİK KENTİ

Yine bu sitede, Zeugma hakkında çok ayrıntılı bir tanıtım ve gezi yazısını “Zeugma” başlığı altında bulabilirsiniz.

Gaziantep Nizip Fevkani Kilisesi

FEVKANİ KİLİSESİ

İlçe merkezinde Fevkani mahallesindedir. İlçenin en yüksek yerinde, Fırat nehri kıyısındadır.

Binanın yapılış tarihi bilinmemektedir ancak muhtemelen mirarisi ve içindeki izleri kalan fresklere bakıldığında Bizans döneminde, 6-7’nci yüzyıllar arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Yani, Van Akdamar Adası Aziz Haç kilisesinden daha eskidir. Vakıf kayıtlarına bakıldığında ise kilisenin yapılış tarihi 6’ncı yüzyıl olarak geçer. Mimari stili kapalı Yunan haçı planındadır. Tamamında düzgün kesme taş malzeme kullanılmıştır. Dış mimaride kapalı Yunan haçı son derece belirgindir. Çünkü haçın kolları dışarıya üçgen alınlık şeklinde yansıtılmıştır. Kilisenin apsisi, yarım yuvarlak olarak dışa çıkıntılıdır. İçerideki bezeme ve Aziz tasvirleri günümüze ulaşmamıştır. Rivayetlerden devam edelim “Peygamberimiz doğduğu gece, yedi büyük kilisenin tavanı patlamış, haçı, mabedin üstünden uçmuştur. Bunlardan bir tanesi de bu kilisedir” denilir.

Gaziantep Nizip Fevkani Kilisesi

Kilise, Osmanlı döneminde han olarak kullanılmıştır. Sultan I. Abdülhamit döneminde ise çıkarılan bir fermanla, 1789 yılında bir kısmı cami olarak kullanılmıştır. Yüz yıla yakın cami olarak kullanılmıştır. Ancak şu anda kullanılmamaktadır. Çünkü 1888 yılında yapılan Şıhlar camisi ve 1904 yılında yapılan Molla Ahmet Camisi hizmete girmiştir. Kilisenin çevresi, 1960 yılına kadar taştan bir duvarla çevrilidir. Ancak bu tarihten sonra duvar yok olmuş ve kilisenin çevresi briketten bir duvarla çevrilmiştir. 1970-1971 yılları arasında Belediye ambarı olarak kullanılmıştır. 1971 yılında, tabanı betonla sıvanarak tekel idaresine kiraya verilmiştir.

Gaziantep Nizip Belkıs Höyüğü

BELKIS HÖYÜĞÜ

İlçenin güneyindedir.

Höyükten güneye bakılınca, ilçenin tepe mahallesi ve Nizip höyüğü görülür ve Taşbaş dahil tüm çevre kontrol edilebilir. Bu yüzden, buranın, Nizip höyüğü ile birlikte ilk yerleşim yeri olduğu düşünülmektedir. Halk arasındaki bir rivayete göre: Belkıs höyüğünün altında yatan bir ermiş, her yüzyılda bir kalkar ve “Belkıs’ın çüt demiri altın oldu mu” diye bağırırmış. “Olmadı” diye bir ses duyar ve “Olacak olacak” der ve yeniden kalktığı yere yatarmış.

Gaziantep Nizip Karpuzatan Tesisleri

KARPUZATAN TESİSLERİ

Burası ilçe merkezinde bir mesire alanı, park alanıdır. 57 dönümlük arazi üzerinde: yürüyüş parkuru, bisiklet yolu, 600 metrelik suni gölet, iskele, otopark, kafeterya, çocuk oyun alanı, mesire alanı, barbekü alanı, spor alanları düzenlenmiştir.

 

TAŞBAŞ TEPE

Günümüzde ilçenin batısında, üstü zeytin, fıstık ağaçları ve bağlarla kaplı tepenin doğu yamacında güzel bir pınar vardır. Ama buranın en büyük özelliği, anlatılan bir efsaneyle bağlantılıdır.

Efsane “Taşbaş tepesi yakınlarında yaşayan bir ailenin 7 kızı varmış. Bu kızlar, her gün odun toplamak için dağa gelirlermiş. Yine bir gün 7 kız kardeş odun toplamak için dağa gelmişler ancak karşıdan atlıların geldiğini görürler. Kızlar endişelenir ve dua ederler.”Allah’ım eğer karşıdan gelen atlılar, bize kötülük yapacaklarsa bizi taş yap” derler. Karşıdan gelen atlılar gerçekten kızlara kötülük yapacaklardır ve kızların duaları kabul görür ve 7 kız kardeş, hemen oracıkta taşa dönüşür, atlılar kızların yanına geldiklerinde sadece 7 tane taş görürler ve çok şaşırırlar, hemen oradan uzaklaşırlar, o taşlar günümüzde de hala orada durmaktadır.

Bu efsaneye istinaden buraya “Taşbaş” ismi verilmiştir. Taşbaş kelimesi, Oğuz boyunun oymaklarından birisinin ismidir. Efsane nedeniyle, günümüzde aynı yerde 7 kız kardeşe ait mezarlar düzenlemeyle gün ışığına çıkarılmış, ziyarete gelenler 7 kız kardeş için dua ederler.

Ancak bölgeyle ilgili anlatılan bir başka rivayet daha var. I. Dünya savaşı sonrası işgal yıllarında, bölgeyi işgale gelen Fransızlar, Karkamış’taki düzlükten buraya gelirken, Nizip İplik civarına ulaştıklarında, Nizipliler Taşbaş tepesinde duran, Kavalalı Mehmet Ali Paşa zamanından kalan birkaç tane topu büyük zorlukla ateşlemişler, bunu duyan Fransızlar, tepenin ardında büyük bir birlik olduğunu düşünerek korkmuşlar ve Antep’deki birlikleriyle birleşmek için batıya doğru ilerlemeyi sürdürmüşlerdir.

Evet günümüzde ilçe merkezine 7 km uzaklıktaki Taşbaş tepesinde ilçeyi kuşbakışı tepeden gören bir mesire alanı bulunuyor. Burada piknik yapılıyor.

Birecik tanıtımı.

Karkamış tanıtımı.

Oğuzeli tanıtımı.

Gaziantep tanıtımı.