Samsun Alaçam

Samsun Alaçam

Alaçam, Samsun arasındaki uzaklık 78 km. dir.

Samsun Alaçam

TARİHİ

İlçede en eski yerleşimciler konusunda yapılan araştırmalarda, Sivri Tepe kesiminde yapılan kazılar sonucunda Hitit dönemine ait çanak-çömlek, seramik parçaları, bıçak, balta ve çeşitli aletler bulunmuştur. Buna göre, Hititlerin MÖ 5000-3000 yılları arasında bu bölgeye geldikleri tahmin edilmektedir.

İlk dönemlerde bölgenin ismi “Zalikus” dur. O dönemde deniz kıyısında bulunan Alaçam merkezi, günümüzde 2 km daha içeridedir. Çünkü Alaçam çayının getirdiği alüvyonlar, dere ağzı kısmında birikerek bir alüvyon ovası oluşturmuştur. Daha sonra yörede Danişmentliler görülür ve yörenin ismi “Tralköy” olur. 1183 yılında ise Selçuklular bölgeye gelirler ve yerleşim yerinin ismi “Uluköy” olarak değiştirilir.

1365 yılında ise, İlhanlı devletinin hükümdarı Bedirhan, ilçenin Uluköy olan ismini “Alaçam” olarak değiştirir. Alaçam isminin kasabanın ortasından geçen Uluçay’ın kenarında bulunan Uluçam denen büyük çam ağaçlarından aldığı düşünülür.

Alaçam 1398 yılında Osmanlı hakimiyetine girer. 1460 yılından 1922 yılına kadar Osmanlı devletinin hakimiyetinde kalan yöre, 1944 yılında Bafra kazasından ayrılarak Samsun iline bağlı bir ilçe olur.

Samsun Alaçam

GENEL

İlçe halkının yüzde 60’ı mübadil (Lozan antlaşmasından sonra Yunanistan topraklarından zorunlu göçe tabi tutularak Anadolu’ya gelenler) dir. Denizden yükseklik 15 metredir. İlçe halkının ekonomik faaliyeti tarım ve hayvancılığa dayanır. Ayrıca balıkçılık yapılır.

NE YENİR

Alaçam yöresine yolunuz düşerse ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, herse (tavuk etinden yapılır), Aluş, kaparlı pidesi ve özellikle ve mutlaka palamut balığından yapılan “Palamut dolması” önerebilirim.

 

Samsun Alaçam Koyu

ALAÇAM KOYU

Alaçam ilçesinde denize girmek isterseniz, ilçe merkezine yakın sahilde Alaçam koyu düşünülebilir. Burada güzel bir kumsal vardır. Ancak, deniz oldukça derindir, denizde birkaç adım atınca derinlik boy mesafesine gelir.

ALAÇAM MESLEK YÜKSEK OKULU

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesine bağlı olarak 2009 yılında açılmıştır.

MÜBADELE DÖNEMİ

30 Ocak 1923 tarihinde Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan “Türk ve Yunan Halklarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol” ile, 1 Mayıs 1923 tarihinden itibaren Türkiye’de oturan Rum-Ortodoks dinine mensup olanlarla, Yunanistan’da bulunan Türkler, mecburi mübadeleye tabi tutulmuştur.

Mübadele deniz yolu ile yapılmış ve mübadillerin Türkiye’de indirildikleri önemli iskelelerden birisi de Samsun limanı olmuştur. Samsun’da geçici barınmayı sağlayacak misafirhaneler belirlenmiş, ancak bu alanların yetersizliği nedeniyle mübadillerin bir kısmı kasaba ve köylere yönlendirilmiştir.

Tütüncülükle uğraşanlar, Alaçam-Bafra ve Çarşamba bölgelerinde ve çoğunlukla Rumların terk ettikleri arsa ve evlere yerleştirilmiştir. 1950’li yıllarda ise Bulgaristan’dan Alaçam’a göç gerçekleşmiş ve yeni konut alanları belirlenmiştir.

Samsun Alaçam

GEZİLECEK YERLER

Samsun Alaçam Mübadele Müzesi

MÜBADELE MÜZESİ

İlçe merkezinde Çeşme Mahallesi Eski Şube Sokaktadır. Her gün saat 08.00-17.30 arasında ziyarete açıktır.

Müzenin bulunduğu bina, 19’ncu yüzyılın son çeyreğinde İptidai Mektebi olarak yapılmış, daha sonraki dönemlerde farklı işlevlerde yine kamu binası olarak hizmet vermiştir. Yapı 2010 yılında restore edilmiş ve 2012 yılından itibaren müze olarak ziyarete açılmıştır.

Yığma tuğladan yapılmış, 2 katlıdır. Giriş katı: idari bölüm, dökümantasyon ve depo bölümlerinden oluşur. İkinci katta ise, eserlerin tefrişi yapılmaktadır. Bu bölümdeki eserler Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün girişte yazılı şu sözü ile sergilenmektedir. “Mübadiller kaybedilmiş toprakların aziz hatıralarıdır.” Müzede: Etnografik eserler sergilenmektedir.

Bunlar: 1923 yılındaki Lozan Antlaşmasına konan ek protokolle zorunlu göçe tabi tutulan mübadillerin yanlarında getirdikleri günlük kullanım eşyaları, belgeler ve fotoğraflardan oluşmaktadır.

Vitrinlerde, müadil kadınlara ait özel günlerde kullanılan elbiseler (bindallı, gelinlik, cepken, şalvar, gelin başörtüsü gibi) günlük kıyafetler ve ayrıca erkek giysileri vardır. Bunlar üzerlerinde zincir, tel kırma, tel sarma gibi tekniklerle yoğun olarak işlenmiştir.

Vitrinlerde, mübadele yıllarına ait fotoğraflar ve belgeler de sergilenmektedir. Bunlar mübadillerin göç esnasında ve gemilere taşınırken çekilen fotoğrafları, mübadillere verilen yol belgeleri ve Kurtuluş Savaşına ait bazı belgelerdir. Ayrıca birinci kuşak mübadillerden hayatta olanların müzeye bağışladıkları bireysel kullanım eşyaları da sergilenmektedir.

Evet, ilginç bir müze, benzerlerine ülkemizin başkaca bir yerinde rastlamadım, Lozan antlaşmasının ardından Anadolu’dan Yunanistan’a 1.250.000 ve Yunanistan’dan ülkemize 500.000 göçmen geldi.

Her iki taraf için de oldukça zor şartlar, yıllar idi, ama bu yaşananların günümüze ve gelecek nesillere aktarılması yönünde böyle bir müze, başka bir yerde yok, yakınlarda iseniz burayı mutlaka ziyaret ediniz.

Samsun Alaçam Geyik koşan Plajı ve Mesire Alanı

GEYİKKOŞAN PLAJI VE MESİRE ALANI

İlçe merkezine 2 km uzaklıkta bir mesire yeridir.

Samsun Alaçam Geyik koşan plajı ve mesire alanı

Burada her yıl 6 Mayıs tarihinde Hıdırellez şenlikleri yapılır. Bu şenliklerde tertip edilen güreş müsabakalarına, Türkiye’nin birçok yerinden davet edilen güreşçiler katılır. Şenlikler: 600 yıllık bir efsaneye dayanır.

Samsun Alaçam Geyik koşan plajı ve mesire alanı

Efsaneye göre: Bir zamanlar sık ve büyük ağaçlarla dolu bir orman olan Geyikkoşan mevkiinde bir dede yaşarmış. Küçük tarlasını çevresindekilerden habersizce eğittiği iki geyik ile gizlice sürermiş. Aynı zamanda Arap ordusu komutanı olan Geyik Baba lakaplı dede, her yılın 6 Mayıs günü, tüm işlerini bırakarak o mevkideki koyun, kuzu, inek cinsinden hayvanları kesip fakir halka ziyafet verirmiş.

Altın boyunduruk ve altın sabanıyla yine bir gün tarlada çift sürerken birkaç kişi tarafından görülmüş. Yabancılardan ürken geyikler, kontrolden çıkıp bugün Kışlakonak Mahallesi başlarında bulunan Meydancık dağına kaçmışlar. Altından yapılmış boyunduruk ve sabanın halen dağın bir yerinde bulunduğuna inanılıyor.

Geyikkoşan’da vefat ettiği söylenen Geyik Baba’nın mezarını Arap Ordusu Komutanı Ebu Eyüp El-Ensari Hazretleri de askerleriyle ilçeden geçerken ziyaret etmiştir.

Halk da, Geyik Baba ismindeki komutan adına türbe yapmıştır ve türbe günümüze ulaşmıştır. Sahilde çınar, kavak ve çam ağaçlarından oluşan bir koruluk var. Koruluğun içinde ise Geyik Baba türbesi bulunuyor.

Samsun Alaçam Geyikkoşan Plajı

Geyikkoşan sahili ise, tertemiz kumsalı ile tercih edilir.

Samsun Alaçam Sivri Tepe

SİVRİ TEPE

İlçe sınırları içinde Karşıyaka Mahallesini karşıdan görebilecek bir konumda olan Sivri Tepe, yöredeki ilk yerleşim yeridir.

700 metre yüksekliktedir. Yapılan kazılarda çanak-çömlek parçalarına rastlanılmıştır.

Tepenin çevresi ekili ve dikili arazilerle doludur. Tepe eteklerinde yer yer sur duvarı kalıntıları görülür. Höyüğün üstünde bulunan baz istasyonu, höyüğe zarar vermiş ve bir düzlük oluşturmuştur.

Baz istasyonuna, bölgeden elektrik hattı çekilmiştir. Tepenin üstü ağaçlarla çevrilidir. Cumhuriyetin ilanından sonra, tepeye Atatürk heykeli dikilmiştir. Her yıl Sivritepe’de geleneksel “keşkek” günleri düzenlenir.

Samsun Ladik hakkındaki gezi yazım için  Ladik

İngiltere Londra St Paul’s Cathedral

İngiltere Londra St Paul’s Cathedral

İngiltere Londra St Paul’s Cathedral;
St Paul Churchyard adresindedir. Her gün saat: 08.30-16.00 arasında gezilebilir. Giriş ücretlidir, yetişkinler için 16 paund, öğrenciler için 14 paund, 6-17 yaş arası çocuklar için 6 paund ve aileler için (2 büyük 2 çocuk) 39 paund.

Burada: 400 yıldan fazla süredir, St Paul için adanmış bir katedral, City bölgesinin yüksek noktasında durmaktadır.

Büyük yangının (1666) ardından Ortaçağdan kalan St Paul Katedrali bir harabeye dönmüştü. Yeniden inşası için Wren görevlendirildiğinde, mimarın dört kolu da eşit uzunlukta olan Yunan haçı üzerine yaptığı plan, ciddi bir direnişle karşılaştı.

Wren: kendi zamanına uygun İngiliz Barok stilinde yepyeni bir tasarım yapmıştı.
Yetkililer: cemaatin ilgisini atlara çekecek olan uzun nefli ve kısa transeptli klasik Latin haçı modelinde ısrar etti.

Bu gibi engellere rağmen Wren; 1675-1710 yılları arasında tamamlanan ve birçok resmi törene ev sahipliği yapan bu harika Barok katedrali yaratmıştır.

Katedralde hizmetler 1697 yılında başlamıştır. 16.yüzyılda İngiliz Reformasyon sonrası inşa edilen ilk katedral olmuştur.

Katedralin yapımı için, açık renkli Portland taşı “Dorset” kullanılmıştır.

Londra şehrinin bu Anglikan Katedrali: İngiliz Protestan inanışı için yapılmış kilisedir ve mimar Wren’in dahiliğinin anıtı gibidir.

Biraz önce söylediğim gibi, 1710 yılında bittiğinde: muzaffer bir kubbenin yükseldiği, görkemli mermer ve mozaik yapı halini almıştır.

Yapının 113 metrelik bu incelikli kubbesi, dünyanın en yüksek kubbelerinden birisi olarak kabul edilmektedir.

 

Kutlamalar ve Anıtlar

Ludgate Hill’in zirvesinden, St Paul’s Cathedral’in önünde göz korkutan bir manzara vardır; basamakların 9 metreye çıktığı Great West Door.1981 yılında yapılan Lady Diana Spencer’in

Prens Charles ile olan düğünü gibi seramoniler için kullanıldı.

St.Paul’s Wellington Dükü (nef içinde) ve Amiral Lord Nelson (South Transept’te) gibi ulusal kahramanların anıtlarını da barındırmaktadır.

Amiral Nelson, Wellington ve Churchill’in cenaze törenleri burada yapılmıştır.

 

Harika Süslemeler

Kilise bir haç şeklinde yapılmıştır. Kraliçe Victoria yapıyı “kasvetli, pis ve dindarlık dışı” bir yer olarak tanımladığında, tavana mozaikler eklenmiştir. Koro sahnesi: İngiltere’nin en çok tanınmış ahşap oymacısı olan 18. yüzyıl uzmanı Grinling Gibbons tarafından dekore edilmiştir.
Katedralin her yerine yayılmış harika yaldızlı dökme demir işleri ise Fransız döküm ustası Jean Tijou tarafından yapılmıştır.
Yüksek mihrap: 1958 yılında, Wren’in bir gölgelik skecinden ilham alınarak yapılmıştır. Ayrıca, yine 1958 yılında mihrabın arkasındaki Amerikan Memorial Chapel (Amerikan Anıt Şapeli) açılmıştır. Burası: II.Dünya Savaşında Avrupa’yı korumak için ölen 28.000 Amerikalı onuruna yapılmıştır.

 

Kubbe

111.3 metre yüksekliğindeki kubbe, neredeyse Vatikan’daki St Peter’s Bazilikası kadar yüksektir. Dünyanın en büyük katedral kubbelerinden birisidir ve yaklaşık 65.000 ton ağırlığındadır. Katedralin altındaki alan, ibadet için başlıca yerdir.

Evet bu büyük katedralin muhteşem kubbesi: üçlü bir yapıya sahiptir. İç kubbe: iç mimari ve çok daha büyük ve etkileyici olması için dış kubbe ile orantılı olarak artmasına imkan sağlar.

Bu: Londra silüetinin üzerinde belirgin olan dış kubbe kabuktur. İç kubbe ise: katedral içinde yerden yukarıya doğru baktığınızda gördüğünüz boyalı kubbedir. Bu iki kubbe arasında, destek sağlayan üçüncü bir kubbe bulunur.

Wren: iç kubbenin mozaik ile dekore edilmesini istemiş, ancak 1708 yılında katedral komisyonu: mozaik pahalı olduğundan kubbenin monokrom boya ile James Thornhill tarafından boyanmasını uygun görmüştür.

Thornhill: 1715 yılında kubbe üzerinde çalışmaya başlamış ve dört yıl sonra boyama işlemi tamamlanmıştır. Bu gün gördüğümüz tasarımlar, 1853 yılında yeniden boyanmasına rağmen, Thornhill’in tasarımlarına sadık kalınmıştır. Çünkü: tasarımların orjinalleri, Londra şehrinin iklim ve aşırı sisi nedeniyle kötüleşmiştir.

 

Whispering Galeri

Kubbeyi 259 adım kadar tırmandığınızda, kubbenin iç çevresinde bulunan bu galeriye ulaşırsınız. Burası aynı zamanda “Fısıltı Galerisi” olarak da bilinir. Çünkü: burası karşı tarafta, kendi duvarına bir fısıltı sesi yapar, bu durum: inşaatın şirin bir cilvesi olarak kabul edilir. Burada: duvara dönükken bir şey fısıldarsanız, odanın karşısında, 32 metre uzaklıktaki bir kişi, sizi rahatlıkla duyabiliyor. Burada: kubbeyi dekore eden Thornhill’in yaptığı “St Paul” tablolarını görebilirsiniz.

Taş Galeri

Taş Galeri: kubbenin dışını çevreleyen Whispering Galerisinden yukarıya uzanan iki galerinin ilkidir. Taş Galeri, zemin seviyesinden 53.4 metre yüksekliktedir ve buraya ulaşmak için 378 adımlık bir merdiveni tırmanmak gerekir.

Golden Gallery-Altın Galeri

Altın Galeri: galerilerin en küçüğüdür ve bu galeriye tırmanmak için 528 adımlık merdiveni tırmanmak gerekir. Ziyaretçiler: Thames nehri ve Tate dahil güzel bir Londra panoramik manzarasını izlemek isterlerse, dış kubbeye yani 85.4 metre yükseklikteki en yüksek noktaya çıkarlar.

Top ve Haç

Orijinal top: 1708 yılında Andrew Niblett isimli bir vatandaş tarafından dikilmiştir. Ancak bu orijinal top ve haç: 1821 yılında R.E.Kepp tarafından yapılan yeni bir top ve haç ile değiştirilmiştir. Bunlar, 23 metre yükseklikte durmaktadır ve yaklaşık 7 ton ağırlığındadır.

 

Kripta-Mezarlık

Katedralin mezar yeri; milletin hayatına önemli katkı yapmış olanların günümüzdeki dinlenme yeridir.

 

Nelson Tomb

Lord Nelson, ünlü 1805 yılındaki Trafalgar Savaşında öldürüldü ve bir devlet cenaze töreni sonrasında burada gömüldü. O savaşta mağlup olan bir Fransız gemisinin ahşabından yapılan bir tabut içinde gömülmüştür.

Onun mezarını süsleyen siyah mermer lahit: aslında erken 16. yüzyılda Kral Henry VIII döneminde, Kardinal Wolsey için yapılmıştı. Uygun bir alıcı buluncaya kadar kullanılmadan kaldı ve bu taç yani güzel anıt, günümüzde Nelson mezarını süslemektedir.

 

Wellington Mezarı

Rab Wellington Cornish: granitten yapılmış basit ama heybetli bir tabutun içindedir. 1815 yılında Waterloo Savaşında Napolyon’u mağlup etmesiyle tanınır. Wellington türbesinin çevresindeki asılı pankartlar, onun cenaze alayı için yapılmıştır.

 

Sir Christopher Wren Mezarı

St Paul Katedralinin mimarı Wren’in mezarı: kriptonun doğu ucunda güney koridorundadır. Onun mezarı, basit bir taş ile işaretlenmiştir. Mezarı üstündeki Latince yazılmış kitabe, oğlu tarafından yazılmıştır ve kitabede şu sözler yazılıdır: “okuyucu, onun anıtını arıyorsan, çevrene bak”

Kriptonun bu bölümünde: pek çok sanatçı, bilim adamı ve müzisyenin mezar anıtı bulunmaktadır. Bilim adamı Sir Alexander Fleming: penisilini keşfetmiş, besteci Sir Arthur Sullivan ve heykeltıraş Henry Moore, ressamlar: Sir Joshua Reynolds ve Sir John Everett Millais.

 

St İman Chapel-İngiliz İmparatorluğunun Şapeli

Büyük yangının ardından, St Paul’s un yeniden inşası sırasında: bu şapel yakınlarında eski bir kilisenin temelleri bulunmuştur. 1960’larda bu şapel, İngiliz İmparatorluğunun manevi evi olmuştur. Özellikle, I. Dünya Savaşı sırasında kadınlar tarafından yapılan katkıların tanınması için burası hazırlanmıştır ki, Florence Nightingale dışında hiçbir kadın bu ödüle layık görülmemiştir.

 

Dış Cepheler

 

İngiltere Londra St Paul’s Cathedral;

Batı Cephesi

Batı ön cephede: katedralin azizine ait bir üçgen kabartma hakimdir. Diğer elçiler ve dört misyoner tarafından korunan St. Paul yukarıda durmaktadır. Bu: Roma kilise mimarisinin etkisiyle 1718-1721 yılları arasında Francis Bird tarafından yapılmıştır. Hemen ön tarafta: Queen Anne oyma heykeli görülüyor. Kendisi: katedralin tamamlanması sırasında, hükümdar idi.

 

Batı Towers

Barış, refah ve konukseverlik sembolüdür. İki batı kulesi: ananas ile süslüdür. Güneybatı kulesinin üstünde: 1893 yılında takılan ve çapı 5 metre olan bir saat bulunur. Saatin üstünde ise, saat zili ve Avrupa’nın en büyük sallanan çanı asılıdır.
Kuzeybatı kulesinde 12 çan asılıdır. Zaman çanları: her gün şu saatlerde çalınır: 09.45-10.15, 11.00-11.30-14.40-15.15.

 

Papazlar Meclisi Binası

Paternoster Meydanında, içe dönük, zarif bir tuğla binadır. Günümüzde: burada katedral idari merkezi bulunmaktadır.

 

Koleksiyonlar

Kütüphane

Kitaplar ve el yazmaları: Londra’nın en iyi korunmuş, 18.yüzyıl yapımı katedral iç kütüphanesinde yerleştirilmişlerdir. Günümüzde, bu kütüphanede: basılı kitaplar, el yazmaları ve broşürler dahil olmak üzere, yaklaşık 21.500 parça obje bulunduğu söyleniyor. Bu koleksiyonun büyük bölümü: günümüzde akademisyenler, öğrenciler ve her türlü araştırmacılar tarafından kullanılırlar.

Nesne Koleksiyonu

Nesne koleksiyonu içinde: modeller, resim ve arkeolojik taşlar bulunmaktadır. Ayrıca yine katedralin dekorasyonunda kullanılan nesneler de koleksiyon içinde görülür.

Mimari Arşiv

Bu arşiv: danışmanlar, yükleniciler, sanatçılar ve tasarımcılar tarafından yapılan çizimler, ilgili belgeleri içerir. Wren tarafından hazırlanan çizimler ve tasarımlar, günümüze kadar binanın mimari tarihini göstermektedir.

 

Katedralde bulunan heykeller/anıtlar

 

Saraybosna-Nicola Hicks

Ekim 2013 tarihinde katedrale yerleştirilen bu bronz heykelde: kollarında ölü ya da kötü bir şekilde yaralanmış başka bir adam tutan adamın görüntüsü betimlenmektedir. Heykel: 1993 yılındaki acımasız Bosna Savaşına duyulan öfke için yapılmıştır. Katedralin doğusunda, 1983 yılında Henry Moore tarafından yapılan “Anne ve Çocuk” heykelinin karşısındadır.

 

Sabah Kirişler-Yoko Ono

St Pauls katedralinde, açık pencereler ve yansıtıcı duvarlar ile belirgin bir iç parlaklık oluşturulmuştur. William Hunt tarafından hazırlanan bir temada: bina, aynı zamanda elinde parlak bir fener tutan İsa’nın elindeki feneri yani ışığı betimlemektedir. Yoko Ono: doğal bir kaynaktan yayılan ışığın yansımalarını yaratmak için birçok halat kullanarak katedral içinde çekici bir kurulum yaratmıştır.

 

Ayna-Rebecca Horn

Katedralin batı ucundaki bu medyatik heykel, Alman sanatçı Rebacca Horn tarafından yapılmıştır. Parça: derin bir kuyuya bakan bir yanılsama yaratarak bir döner ayna oluşturmaktadır. İzleyici: katedral tavanına asılmış ayna üzerinde ışıl ışıl olan bir ay görür.

Malezya Perlis

Malezya Perlis

Malezya’nın en küçük eyaleti Perlis’te manzara, düz pirinç tarlalarından birçoğu gizli mağazalar içeren ıssız kireçtaşı kaya çıkıntılarına doğru değişir. Tayland ile Kedah Eyaletleri arasındadır.

Başlıca şehirler, kraliyet şehri Arau ve Malezya ve Tayland demiryollarının buluştuğu Padang Besar’dır. Bu şehirde, Malay ve Tayland gelenekleri birlikte görülür.

Eyalet başkenti Kangar’ın güneyindeki Kuala Perlis’ten feribotla Langkawi’ye 1 saatte gidilir. Yerel pazarda uygun fiyatlara meyve satın alabilirsiniz. Burada gayet büyük bir yılan çiftliği bulunuyor. Sungai Batu denilen yerdeki bu yılan çiftliği, turistler tarafından ziyaret edilir.

Pirinç, eyaletin başlıca geçim kaynağıdır. Burada gezerken: yeşil pirinç tarlaları, tarlalardaki kamıştan yapılmış kulübeler görebilirsiniz. Köylerde ise, büyük bir sessizlik hakimdir ve şehirlerin gürültüsünden kaçanlar için, burayı çok uygundur. Köylerde, yüzlerce yıllık gelenekler halen sürdürülmektedir.

Kuala Perlis denilen yerde: gayet ucuz deniz ürünleri sunan restoranlar bulunmaktadır.