Bilecik Pazaryeri

 

Bilecik Pazaryeri: Pazaryeri denilince, aklıma gelen tek şey muhteşem lezzeti nedeniyle bozadır. Çünkü: yöre; yakınlarda bulunan: Bozüyük ve Söğüt ilçelerinin gölgesinde kalmış. Ama yine de, bu şirin ilçe, göletleriyle ünlüdür. Yani: yemyeşil orman tabakasının çevrelediği göletleri ve bu göletlerin kıyısında gerek kamp ve gerekse doğa yürüyüşleri yapmak, büyük bir keyif.

ULAŞIM

Bozüyük ilçesine çok yakın, yani Eskişehir-Bursa ana kara yoluna yakın sayılabilir. Pazaryeri-Bozüyük arasındaki uzaklık: 20 km. Pazaryeri-İnegöl arası uzaklık: 44 km. Pazaryeri-Bilecik arası uzaklık: 30 km. Pazaryeri-Bursa arası uzaklık: 76 km.

Bilecik Pazaryeri

TARİHİ

Yörenin tarihi süreç içindeki en önemli özelliği: Romalılar döneminde, Anadolu’dan gelip, Bursa bölgesine giden meşhur Roma Yolunun buradan geçiyor olması. Bu yolun geçtiği yerler, halen yöre insanı tarafından “Bağdat veya İpek Yolu” olarak biliniyor ve isimlendiriliyor.

Dolayısıyla: Romalılar döneminde, burada bir yerleşim bulunduğundan söz etmek mümkün. Bu yerleşim yerinin ismi ise: “Bithinia Themakion” veya “Armeno Kastron” olarak isimlendirilmiş. Bu ismin anlamı ise : “Ermeni Kalesi”. Ancak, bu bölgede Ermenilerin yaşadığına dair kanıt yok. Armeno ismi: bugünkü ismiyle Ahi dağının, antik dönemdeki ismidir.

Yani bu kelimenin anlamı: bu bölgede MÖ. 3000-2000 yılları arasında yaşamış Luvi halkının dilinde: Aytanrısı Ülkesidir. Roma ve Bizanslılar, bu dağların geçit yerlerine, çeşitli kuleler yaptırmış olduklarından, yerleşim yerine de, bu dağın ismine atfen isim verilmiştir.

Kayı aşireti: 1132 yılında, Söğüt bölgesine yerleşince, Ertuğrul Gaziye, Selçuklu hükümdarı tarafından verilen Domaniç Yaylasına, bulundukları yerden en kolay gidiş yolu: Pazaryeri’nden geçiyordu. Dolayısı ile, Osman Bey, bugünkü Pazaryeri’nin ( o dönemlerdeki ismi Ermeni Derbendi) yakınlarından geçen yolu sıkça kullandı.

Osman Bey; buraları ele geçirdikten sonra; oğlu Yahşi Pazarlu Beyi, idare etmesi için buraya gönderir. Bunun üzerine, bölgenin ismi: Yahşi Pazarlu Bey ismine atfen “Pazarlucuk” olarak değiştirilir ve zamanla “Pazarcık” olur.

Bilecik Pazaryeri

GENEL

Eski adı: Pazarcık’tır.

İlçe, Marmara bölgesindedir. Ancak, yörede, sert karasal iklim etkileri görülür.

Coğrafi yapı incelendiğinde ise: bölgenin engebeli ve dağınık olduğu görülür. İlçenin merkezinin denizden yüksekliği: 800 metredir. Arazi yapısı ise, doğu yönünde, alçalarak devam etmektedir.

İlçe topraklarının, büyük kısmı: yaklaşık % 90’lık bölümü, ormanlarla kaplıdır. Ormanlar dışında kalan alanlarda, bol miktarda şerbetçi otu yetişmektedir. Bir çeşit maya olarak kullanılan bu bitkinin, dünya üzerinde en iyi üretildiği yer, burasıdır. Peki, şerbetçi otu ne işe yarar derseniz; şerbetçi otu biranın ham maddesidir. Efes bira markasının, bu yörede, bu amaçla kurulmuş bir fabrikası var.

Bunun dışında ise, yöre insanı tarafından, yoğun olarak: fasulye ekim ve dikimi yapılmaktadır.

Bilecik Pazaryeri

BOZA

Boza: tarih sahnesinde, bilinen en eski “bira” olarak gündeme geliyor. Yani: üzüm şarabından daha eski bir geçmişi olduğu söylenir. Türkiye genelinde darıda yapılan boza: başka ülkelerde: mısır, arpa, çavdar, yulaf, buğday gibi tahıllardan da yapılmaktadır. Darı ununun kepeği alınır; kazanda kavrulur, yumruk veya tokmakla dövülür ve su eklenerek hamur haline getirilir.

Daha sonra bu karışım elekten geçirilir. Elekten geçirildikten sonra; boza veya hamur mayası ile mayalandırılarak, serin yerde, 3-7 gün arasında dinlendirilir. Dinlendirilen bu karışım: şeker veya pekmezle tatlandırılarak içilir. Yapıldığı yere göre içine katılan alkol oranı: % 2-6 arasında değişmektedir.

İşte, boza bu. Soğuk olarak içiliyor. Üstüne tarçın ilave edince, tadı  daha muhteşem oluyor. Uzun kış gecelerinde, içenin içini ısıtıyor. Ayrıca; vitamin deposu. Bozanın bünyesinde: A, B, C ve E vitaminleri var. Mayalanma sırasında ortaya çıkan laktik asit ise, hazmı kolaylaştırıyor. Ayrıca: süt yapıcı özelliği var ve hamile bayanlara öneriliyor. İçindeki yağ oranı ise: sıfır.

Bilecik Pazaryeri

NE YENİR

Burada, mutlak ve mutlaka: Boza tatmalısınız. Ayrıca: helva yemenizi öneririm. Meşhur helvayı tatmadan sakın dönmeyin.

NE SATIN ALINIR

İlçe merkezine bağlı Kınık köyünde: uzun yıllardır sürdürülen çömlekçilik alışkanlığı; günümüzde, çömlek dışında: su kabı, sürahi ve testi gibi ürünler yapılarak çeşitlendirilmiştir. Bunların yapımında: Kınık köyü yataklarından çıkarılan kırmızı kil kullanılmaktadır. Burada ortaya çıkarılan el sanatları: özellikle büyük metropol şehirlerde büyük ilgi görmektedir. Siz; bu yöreye geldiğinizde, Kınık köyünün bu muhteşem el sanatlarından mutlaka satın alın.

Bilecik Pazaryeri

GEZİLECEK YERLER

KARA MUSTAFA PAŞA CAMİSİ

Sultan IV. Murat’ın Sadrazamı Kara Mustafa Paşa, 17.yüzyılda İran seferine çıkarken, burada konaklar ve buraya kendi adını taşıyan: cami ve külliye yaptırır. Fakat, bu cami yapısı: işgal yıllarında Yunanlılar tarafından yıkılıp tahrip edilir ve günümüze sadece minaresi kalır. Ancak, bugün, bu caminin yerine, yeni bir cami yapılmıştır.

BOZCAARMUT GÖLETİ

İlçe merkezine 15 km. uzaklıktadır. Burada, güzel bir gölet var ve gölette, olta balıkçılığı yapılabiliyor. Göl kıyısında ise, çadırlı kamp kurmak mümkün. Göletin bulunduğu yerin deniz seviyesinden yüksekliği: 1050 metredir.

KÜÇÜK ELMALI GÖLETİ

İlçe merkezine 10 km. uzaklıktadır. Burada: çam ağaçlarıyla çevrili bir orman ve orman içinde kamp kurulabilecek, alt yapısı tamamlanmış bir bölge var. Bu bölgede: oyun sahaları, ahşap masa ve banklar, ocak, tuvalet ve çocuk parkı gibi tesisler bulunuyor. Ayrıca: burada gençlik ve izcilik kampları da yapılabiliyor. Bölgenin deniz seviyesinden yüksekliği: 950 metredir. Aldığım bilgiye göre: bu göleti: Amerika-Washington’da bulunan “Diablo Baraj gölüne” benzetenler var. Doğruluğu konusunda yorum mümkün değil, çünkü Diablo baraj gölünü görmedim.

PELİTÖZÜ GÖLETİ

İlçe merkezine 7 km. uzaklıktadır. Burası: çevresi çam ağaçları ile çevrilmiş bir göletin bulunduğu piknik alanı. Ulaşımın kolay olması nedeniyle, yöre insanı tarafından çok tercih ediliyor.

Bozöyük tanıtım yazısı. Bilecik Bozüyük

İnegöl tanıtım yazısı.

Bilecik tanıtım yazısı.

Eskişehir tanıtım yazısı.

 

Bilecik İnhisar

Bilecik İnhisar: Simgesinde “nar” olan, nar diyarı bir yöre. Başkaca tarihi ve turistik özellikleri yok. Sakarya nehri, burayı çok etkilemiş, amatör olta balıkçıları için, Sakarya nehri çok uygun.

Bilecik İnhisar

ULAŞIM

İnhisar ilçesi, bağlı bulunduğu Bilecik iline: 56 km. uzaklıktadır. İnhisar-Eskişehir arasındaki uzaklık: 78 km. dir. Ancak: her iki il merkezine ulaşmak için de, ilçe merkezinden sonra, Söğüt ilçesine ulaşmak gerekmektedir. Yani: uçurumu bol, kıvrıla kıvrıla giden yollar var.

Eskişehir daha yakın olmasa da, buranın insanı, genellikle Eskişehir ile bağlantılı olarak yaşamaktadır. İnhisar-Söğüt arasındaki uzaklık: 28 km. İnhisar-Sakarya arasındaki uzaklık: 158 km. İnhisar-İstanbul arasındaki uzaklık; 306 km. İnhisar-Bursa arasındaki uzaklık: 150 km.

Bilecik İnhisar

TARİHİ

1299 yılında, Osmanlı imparatorluğunun temelleri, Söğüt ilçesinde atılmıştır. Dolayısı ile, bu topraklar, Osmanlının ilk yerleşim alanları olarak değerlendirilir. Ancak, İnhisar yerleşmesinin, 1299 yılından da öncelere dayandığı bilinmektedir. Ancak: 1299 yılında, İnhisar halkı, yöredeki diğer yerleşimciler ile birlikte, Bizanslılara karşı savaşmışlardır. Osmanlı devletinin kuruluşunu müteakip, İnhisar, Bursa’ya bağlanmıştır.

Günümüzdeki yerleşimin: 1850 yıllarında kurulduğu bilinmektedir. 1989 yılında ilçe olmuştur. 1990 yılından sonra, merkez camisi arkası yönünde gelişme yaşanmıştır.

Yörenin ismi: yerleşimin güneydoğusundaki bir tepenin üzerinde bulunan bir mağara ve yakınında bulunduğu söylenen bir kaleden gelmektedir.

Bilecik İnhisar

GENEL

Bölge: engebeli bir araziye sahiptir. İlçe merkezi: batıdan doğuya doğru eğimli bir arazi üzerinde kurulmuştur. Sakarya nehri: ilçe merkezine 1 km. uzaklıktadır.

Yöre insanının ekonomik etkinliklerinin başında: tarım ve hayvancılık gelmektedir. Çünkü: herhangi bir sanayi tesisi bulunmamaktadır. Özellikle: tarım ön plandadır. Çünkü: Sakarya vadisinde bulunan arazilerin büyük bölümü, sulanabilmektedir. Ayrıca: yörenin iklimi de çok uygundur. Yörede: ılıman bir iklim egemendir.

Çalışan nüfusun: % 75’i, tarım sektöründe çalışmaktadır. Özellikle: meyvecilik yapılmaktadır. Arazinin iyi sulanan bölümlerinde: nar bahçeleri yoğunluktadır.

Bilecik İnhisar

NE YENİR-NE İÇİLİR

İnhisar yöresinde, mutlaka nar tatmalısınız.

NE SATIN ALINIR

Bu yörede: nar üretimi çok yoğun olması nedeniyle, nar ile yapılan ürünler ön plana çıkıyor. Özellikle: burada tatmanızı ve almanızı önereceğim: nar lokumu var. Muhteşem bir lezzet, mutlaka denemelisiniz.

GEZİLECEK YERLER

MAĞARA

İlçe merkezine bağlı, İnkaya tepesinde, tepenin Sakarya ırmağına bakan kuzey yamacındadır. MTA tarafından, 2002 yılında araştırılarak haritası çıkarılmıştır. Rakımı: 350 metre yüksekliktedir. Mağaranın tabanı: moloz, çakıl ve toprakla kaplıdır. Uzunluğu: 170 metre ve derinliği ise, yüzeyden yükseklik olarak: 40 metreye kadar gitmektedir. Mağara galerisinin tavan yüksekliği ise: 3-15 metre arasındadır. Galerinin genişliği ise: 5-25 metredir. Mağara içinde, çok sayıda yarasa yaşıyor.

Söğüt tanıtım yazısı.

Bilecik tanıtım yazısı.

 

İngiltere Londra Greenwich ve Blackheath

İngiltere Londra Greenwich ve Blackheath

Dünya zamanının belirlendiği Greenwich; gerek kara ve gerekse nehir üzerinde, şehrin doğu girişini belirler. Burada: National Maritime Museum ve Queen’s House görülmeye değer yerler arasında öne çıkar.
Greenwich zarif kitapçılar, antika mağazaları ve kalabalık pazarlarıyla dikkate değer. Hemen güneyde ise “Blackheath” bulunur.

 

ST ALFEGE CHURCH

Bu kilise dev sütunları ve urnalarla süslenmiş alınlıklarıyla Nicholas Hawksmoor’un hemen fark edilen güçlü tasarımlarından biridir.

1012 yılında Danimarkalı istilacılar tarafından burada katledilen Canterbury Başpiskoposu Aziz Alfege onuruna yapılmış daha eski bir kilisenin yerine 1774 yılında inşa edilmiştir. O zamanlar ,Greenwich Gent St Peter manastırı: pagan Vikinglere karşı, Hıristiyanlığın ana savunucusu olarak bilinen kiliseye aitti ve başpiskopos Vikingler tarafından kaçırılarak öldürüldü.

Kilise: Henry VIII, Thomas Tallis, General James Wolfe ve John Flamsteed gibi İngiliz tarihindeki birçok ünlü figür ile bağlantılıdır. Son inşa edilen kilise: Wren’in ünlü öğrencisi Nicholas Hawskmoor tasırımıdır.

Yapının içi 18.yüzyıl işçilik ve tasarımının güzel örneklerini içerir. Özellikle, ahşap oymalarının bazıları Grinling Gibbons’a ait olması önem taşır.

Bunlar II. Dünya Savaşında hasar gördüğü için restore edilmiştir. Altar ve galerinin demir parmaklıkları orjinaldir ve Jean Tijou’ya atfedilmektedir.

Girişte VIII Henry’nin eski kilisede vaftiz edilişini anlatan bir reprodüksiyon, 1759 yılında Quebec’te Fransızlar’a karşı savaşırken çarpışma sırasında ölen General Wolfe’un mezarını betimleyen pirinç levha ile 16.yüzyılda buraya gömülen besteci ve org sanatçısı Thomas Tallis’in anısını yaşatan pencere görülebilir.

 

RANGER HOUSE-WERNHER COLLECTİON

Chesterfield Walk Blackheath adresindedir. Greenwich park içindedir. Giriş ücretlidir, yetişkinler için 6.70 paund ödemek gerekir.

1700 yılında “Palladian” tarzında inşa edilmiştir. Özgün sahibi Amiral Hosier 1727 yılına kadar evi işgal etmiştir. 1748 yılında ise daha sonra Dışişleri Bakanı olacak olan Chesterfield Earl tarafından kullanılır.

1782 yılında yeni sahip Richard Hulse dir. 1850-1912 yılları arasında yaşamış elmas patronu Alman doğumlu Sir Julius Wernher’in ikametgahı olarak kullanılmıştır. 2002 yılından itibaren Wernher Koleksiyonu: burada teşhir edilmeye başlanmıştır.

Koleksiyon 12 oda boyunca yerleştirilen yaklaşık 700 eserden oluşmaktadır. Bu tablolar, porselen, gümüş ve mücevherler çarpıcı bir guruptur. Resimlerde özellikle eserleri bulunan sanatçılar: Gabriel Metsu, Filippino Lippi, John Hopper, George Romney, Sir Joshua Reynolds.

Ortaçağ döneminden kalma Bizans piyanosu, duvar halıları, mobilyalar ve porselenler de ilgi çekmektedir. Bergonzoli tarafından yapılan mermer heykel: “Melekler Aşkı” ismini taşır ve bir başkuş şeklinde Hindistan cevizi kabuğu içindeki yarı çıplak kadınla öpüşen bir melek figürü betimlenmektedir. Ayrıca: opal kertenkele ve mineli bir kafatası ilgi çekmektedir.

 

OLD ROYAL NAVAL COLLEGE

Bu deniz kolejli: 1873 yılında buradan ayrılmış ve yapıdaki tüm koğuş alanları, konferans salonları, derslikler ve ofisler müze odaları olarak kullanılmıştır. Müze odalarında bulunan objeler, 1937 yılında Ulusal Denizcilik Müzesine taşınmıştır.

Evet: Kara, Deniz ve Hava kuvvetleri personeli kolejleri birleştirilince, Greenwich bölgesindeki bu binaların ne yapılacağı konusunda uzun tartışmalar yapılmış ve ardından bu binalar hükümet tarafından, 1996 yılında Royal Naval College Greenwich Vakfı’da verilmiştir. Kraliyet Donanması, Aralık 1998 tarihinde bu siteden ayrılmıştır.

Evet: Sir Christopher Wren’in tasarladığı bu iddialı binalar VIII Henry, I Mary ve I Elizabeth’in yaşadığı 15.yüzyıldan kalma bir kraliyet sarayının yerine inşa edilmiştir.

Okulun şapel ile salon bölümleri halka açıktır. Batı cephesi Vanbrugh tarafından tamamlanmıştır.
Wren’in şapeli 1779 yılında yangında yıkılmıştır. James Stuart’ın eseri olan Yunan Canlandırmacı tasarım sayesinde iç mekan zarif alçı bezeklerle aydınlık ve havadardır.

 

Placentia Sarayı

Old Royal Naval College’nin üzerinde bulunduğu arazi: tarihi süreç içinde çeşitli alanlarda kullanılmıştır. 1427 yılında bu arazi: nehir yakınlarında bir saray inşa ettirmeyi düşünen Gloucester ve Regent Dükü tarafından seçilmiş ve saray inşaatına başlanılmıştı. Dikdörtgen kapalı ve Greenwich park olarak isimlendirilen arazi alanı içinde: şimdi Old Royal Naval College ve Ulusal Denizcilik Müzesi siteleri bulunmaktadır.

Dük: 1447 yılında öldüğünde: malikane/saray: Henry VI’nın eşi Anjou Margaret’in ikametgahı oldu. Saray: özellikle Henry VII döneminde, yeniden inşa edildi ve sonraki 200 yıl boyunca, Kraliyet Sarayı haline geldi.

Kral Henry VIII: 1491 yılında bu sarayda doğdu ve Aragonlu Katherine ve Anne Bolayn ile yaptığı evlilikler sırasında, zamanının çoğunu bu sarayda geçirdi. I. Elizabeth’de 1533 yılında, bu sarayda Anne Boleyn’den doğmuştur.

Greenwich parkında: sürekli oynadığı “meşe” ağacı: ülke çapında tanındı ve “Kraliçe Elizabeth’in Meşe” si olarak tanındı. Bu ağaç: 19.yüzyılda şiddetli bir fırtına sonucu ölünceye kadar, dik tutuldu.

I.James ve Charles I. dönemlerinde: Kraliçe Evi, sarayın bir parçası olarak inşa edildi. Ancak, saray: 1660 yılında bakımsızlıktan kurtarılması için yeniden inşa edildi. Queen Anne bloku altında eski sarayın kalıntıları görülebilir.

 

Royal Naval Hastanesi

William II. Greenwich’de yaşamak istemiyor, Kensington’u tercih ediyordu. Bunun üzerine: Kraliçe Mary ve Kral Charles: eski sarayın bulunduğu sitede blokları birleştirerek bir “Kraliyet Deniz Hastanesi” inşa ettirmeye karar verdiler. Sir Chriptopher Wren: bilirkişi olarak görevlendirildi.

Wren: hastanenin dört blok halinde yapılmasına karar verdi ve diğer önde gelen mimarlarla birlikte: 1696-1712 yılları arasında hastanenin inşaatı tamamlandı. Ancak, hastanenin tam olarak hizmete girmesi, 1752 yılına kadar uzadı.

Binalar: dört ayrı blok ve merkezde bir avludan oluşmaktadır. Nehir boyunca: King Charles ve Queen Anne blokları bulunur. Önde ise kubbeli binalar King William Blok ve Queen Mary Blokları bulunur.

 

Painted Hall

Burasının dekorasyonu tam bir başyapıttır. Sanatçı Sir James Thornhill: yapının iç dekorasyonunu 1727 yılında 9 yıllık bir çalışmanın ardından tamamladı. Burası: 1939-1998 yılları arasında Deniz Kuvvetleri tarafından kullanılmıştır. 1806 yılında Amiral Nelson’un cenazesi, St Paul Katedraline gömülünceye kadar burada bekletilmiştir.

18.yüzyılın başından kalma Resimli Salon James Thornhill’in zengin süslemeleriyle ilgi çeker. Göz yanıltıcı tavan resimleri, sütun ve frizler dikkate değer. Thornhill, batı duvarında yer alan resimlerden birinin alt kısmında, para almak için elini uzatmış bir halde kendisini de betimlemiştir.

TRAFALGAR TAVERN

Trafalgar Tavern: 1837 yılında inşa edilmiştir. Buranın bir zamanlar müdavimleri arasında bulunanlar: Charles Dickens, William Thackeray ve Wilkie Collins gibi seçkinlerdir. Burası: Charles Dickens’ın en çok sevdiği uğrak yerlerinden birisiymiş. Hatta: romanlarını resimleyen ünlü gıravür sanatçısı George Crukshank ile burada içki içip sohbet ederlermiş.

Ayrıca: bakanlar ve diğer ileri gelenler, önemli olayları kutlamak için “Westminster” ve “Charing Cross” dan nehir yoluyla buraya gelip, kendilerine balık ziyafeti çekerlermiş. Thames nehri, günümüzde kirlenmiş olsa da, mevsimi geldiğinde pub menülerinde yine balık hala ilk sıradadır. Çünkü; buranın o yıllardan günümüze kalan en meşhur yemeği ise “Whitebait” denilen küçük bir balık ve buzlu şampanya.

19.yüzyılın sonlarına doğru, bina sırasıyla denizci tüccarların mekanı, bir erkek kulübü, apartman daireleri için bir enstitü olarak kullanılmıştır. Ancak, 1965 yılında, yeniden restore edilerek Victoria tarzı bir pub olarak yeniden açılır.

Pub: büyüleyici panolarıyla öne çıkar.

 

GREENWİCH PARK-ROYAL PARK

Burası Londra şehrinde mevcut 8 Royal Park’tan birisidir. Her yıl Londralılar ve şehir ziyaretçileri burayı sık sık ziyaret ederler.

Orijinal olarak bir kraliyet sarayının arazisi olan ve günümüzde de kraliyet mülkü sayılan parkın çevresi 1433 yılında çitle çevrilmiş, tuğla duvarlar ise I.James döneminde inşa edilmiştir.

Daha sonra 17.yüzyılda, Versailles bahçelerini yaratan Fransız saray bahçevanı Andre Le Notre, Greenwich’e davet edilmiştir. Bunun sonucunda günümüzde hala burada birçok Fransız tarzı ağaçlar görülmektedir.

Güneyden tepeye doğru çıkan bu geniş cadde, onun tasarımının bir parçasıydı. Nehir tepeden tüm güzelliğiyle görünürken, havanın açık olduğu bir Londra manzarası izleyebilirsiniz. Özellikle: Docklands ve Blackheath ve Thames Nehri arasında Londra şehri, Thames nehri boyunca etkileyici manzaralar izlenebilir.

Parkın güneydoğu ucunda ve parkın gül bahçesinin kıyısında yer alan Ranger’s House, günümüzde büyüleyici Wernher Collection’u barındırmaktadır.

Tepenin eteğinde yer alan Greenwich köyüne giderken inmeniz gereken yokuş nedeniyle, güzel Blackhealth köyüne yapılacak görece kolay ve düz yürüyüşü tercih edebilirsiniz.

Park alanı günümüzde: Meridyen Hattı, Kraliyet Gözlemevi, Ulusal Denizcilik Müzesi, Old Royal Naval College ve Greenwich Denizcliik Dünya Mirası’na ev sahipliği yapmaktadır.

 

BLACKHEATH

Bu geniş koruluk, bir zamanlar, Londra’ya giren 1381 yılındaki köylü ayaklanmaları sırasında Wall Tyson’a bağlı isyancılar gibi büyük guruplar için bir toplanma noktası olmuştur.
Burası aynı zamanda İngiltere kralı I. James’in , İskoçya’ya ait bir oyun olan golfü İngilizlere tanıttığı yerdir.

Bugün bu koruluk alan görkemli George dönemi evleri ile çevresindeki sıra evler için de görülmeye değer. Johnny Deep tarafından “Karaip Korsanları” filmi burada çekilmiştir. 2012 Londra Olimpiyat Oyunlarında oyuncuların kalma yerleri buraya yapılmıştır. İlk Londra maratonu: 29 Mart 1981 tarihinde yapılmış ve buradan başlamıştır.

Güney yönünde yer alan Tranquil Vale’de kitap, el yazması ve antikaların satıldığı dükkanlar bulunur.

Evet: Blackheath: Londra’nın gerçek köylerinden birisidir. Burada: genellikle bir okul cazibesi bulunur. Güney doğu Londra’nın göbeğinde, Blackheath olarak adlandırılan bu odak noktasında: bir çiçekçi de dahil olmak üzere, köy mağazaları, fırıncılar, kasaplar, Blackheath Galerisi ve hatta bir manav, bir Pazar ve görkemli ve tarihi fundalık bulunmaktadır.

 

CROOM’S HİLL

Burası, 17. ve 19. yüzyıl başlarında düzenlenen Londra sokakları arasında en iyi korunmuş olanıdır. En eski binalar güney kısımdadır. Croom’s Hill’in ünlü sakinleri arasında İrlandalı aktör Daniel Day Lewis vardır.

Nevada caddesi, Burney caddesi ve Stockwell caddesi ve Greenwich parkınun bulunduğu bölge: Crooms tepesi olarak bilinir.

 

FAN MUSEUM

12.Crooms Tepesi. Adresinde, Greenwich alanının kalbinde ve Dünya Mirası içindedir. Müze: Salı-Cumartesi günleri arasında, saat 11.00-17.00 arasında açıktır. Pazar günleri ise saat 12.00-17.00 arasında açıktır. Müzeye giriş ücretli olup, yetişkinler için ( 10 kişilik gurup ile birlikte girilebilmektedir) 3 paund.

Londra’nın en tuhaf ve dünyada bir eşi daha bulunmayan Yelpaze Müzesi, 1991 yılında burada açılmıştır.

Helene Alexander’in çabalarıyla kurulan müzenin 17.yüzyıldan bugüne dünya çapında 4.000 yelpazeden oluşan koleksiyonu yapılan bağışlarla genişlemiştir.

Bunların arasında çeşitli sahne yelpazeleri bulunur.

Eğer oradaysa size sergiyi bayan Alexander gezdirecektir. Salı ve Pazar günleri öğleden sonraları: müzenin ziyaretçileri geleneksel ikindi çayı keyfini yaşarlar.

 

GENERAL WOLFE HEYKELİ

General James Wolfe’un heykeli: Old Greenwich Kraliyet Gözlemevi gibi aynı tepenin üzerinde nehre doğru bakmaktadır.

General Wolfe: Fransızlara karşı, Quebec’de İngiliz kuvvetlerine komuta etmiş ve hayatı pahasına büyük bir zafer kazanmıştır. Greenwich St Alfege kilisesinde gömülüdür.

Heykeli, 1930 yılında dikilmiştir. Yazıtta “Bu anıt, Kanadalı insanların bir hediyesidir ve Marques de Montcalm tarafından açılmıştır” yazmaktadır.

 

VANBRUGH CASTLE

1719 yılında, Kraliyet Deniz Hastanesinde Surveyor iken: mimar ve oyun yazarı Sir John Vanburgh tarafından inşa edilmiştir. Dışarıda mavi bir plakada “1719-1726 yılları arasında Sir John’un burada yaşadığı yazılıdır”

Kale: 1690-1692 yılları arasında İngilizler tarafından Fransa’daki Bastille cezaevinden modellenmiştir.

Modern zamanlarda, yapı: 1975 yılında öldürülen RAF personeli oğulları için Kraliyet Hava Kuvvetleri Hayırsever Fonu tarafından işletilen bir okul olmuştur. 1977 yılında bina restore edilmiştir.

 

BLACKWALL TÜNELİ

Tünel: East Greenwich ile Doğu Hindistan dock yolu arasında, Thames nehrinin altından bir yol sağlamaktadır. Tünelin ilk deliği, 22 Mayıs 1897 tarihinde açılmıştır. İkinci delik ise 2 Ağustos 1967 tarihinde açılmıştır.

Artan trafik yoğunluğu nedeniyle ikinci delik yani tünel açılmıştır.

Tünel açıldığında o anda, dünyanın en uzun sualtı tüneli olarak önem kazanmıştır. Tünel bölümünde yaşayan insanların evleri yıkılmış ve onlara belediye tarafından başka evler tahsis edilmiştir. Çünkü: 6 yıllık inşa süresi sırasında 641 kişi evinden olmuştur.

Tünel: yalnızca nehir yatağından 1.67 metre derinliktedir. Tünel içinde basınçlı hava kullanıldığından bazen baskı çok fazla hissedilir.

 

FOOT TÜNNEL

Bu tünel: Köpekler adası üzerinde: Cutty Sark Gardens ile Island Gardens arasındadır ve Thames nehrinin altından geçer.

Tünelin uzunluğu 371 metredir. Yükseklik 2.5 metredir.

Onun asıl amacı: Londra’nın güneyinde yaşayan halkın, Köpekler adası üzerinden geçerek Milwall Doklarına yani rıhtım çalışmalarına katılmalarıdır.

Sir Alexander Binnie tarafından tasarlanan tünel: 4 Ağustos 1902 tarihinde açılmıştır. Tünel: 200.000 camlı beyaz çini ile süslenmiştir.

Kırmızı tuğlalı ve cam kubbeli dairesel giriş binası: nehrin her iki tarafında da birbirine benzer ve bir asansör ve uzun sarmal bir merdiven içerir. Asansörler 24 saat açıktır.

Elbette şehir gezginleri için bu tünel ilginç gelebilir ama güvenlik kameraları olmasına rağmen, gece burada bulunmamanız önerilir.

 

GREENWİCH MARKET

Pazar 1831 yılında bugünkü yerinde kurulmuştur. 1958 yılında ise yalnızca meyve-sebze pazarı haline dönüşmüştür. 1984 yılında ise el sanatları, sanat ürünleri, gıda ve içecek pazarı haline gelmiştir. Pazarın kenarındaki yuvarlak dükkanlar depoya dönüştürülmüştür.

 

DÜNYANIN İLK DÜKKANI

Burasının dünyanın ilk dükkanı olduğu elbette bir iddiadır ama meridyene yakın olması bu iddiayı güçlendirmektedir. Dükkan: King William Walk ve Romney Road köşesindedir.

 

MİLLENİUM DOME ARENA

2000 yılında yapının üstündeki kubbe: ülkede milenyum kutlamalarının odak noktası olmuştur. Tüm dünyadan gelen uçaklar, Londra havaalanına inmeden önce burayı görürler. Yapının kubbesinin yüksekliği 50 metre, çapı ise 300 metredir.

Tüm dünyada, 10 milyondan fazla ziyaretçi, Millenium fuarını ziyaret etmişlerdir. 2000 yılı sonunda fuarın kapanmasından sonra, 5-6 yıl boyunca yapı boş durmuştur. Daha sonra ise bir eğlence kompleksine dönüştürülmüştür.

Arenanın bir bölümünde: konserler için büyük bir alan, küçük bir müzik mekanı, bir sinema kompleksi, restoran ve barlar, bir sergi merkezi ve kışın buz pisti haline dönüştürülen bir plaj bulunmaktadır.

Birçok ünlü gurup ve şarkıcı, burada konserler vermiş ve vermektedirler.
2012 Olimpiyat oyunlarında basketbol yarışmaları burada yapılmış, ayrıca yine Arena, buz hokeyi müsabakalarına ev sahipliği yapmaktadır.

İngiltere Londra Greenwich ve Blackheath EMİRATES TELEFERİK

 

EMİRATES TELEFERİK

Thames Cable Car olarak da bilinir. Teleferik hattı: Emirates Havayollarının sponsorluğunda yapılmıştır. Thames nehri boyunca ilerler. Hizmet: 28 Haziran 2012 tarihinde açılmıştır. Teleferik hattı: Thames Nehrinin diğer tarafında Kraliyet Dock (Arena yakınlarındadır) ile Greenwich arasında çalışır.