Yunanistan Patras

Yunanistan Patras

Yunanistan Patras; Yunanistan ülkesinde, Atina ve Selanik şehirlerinin ardından, en büyük 3’ncü şehirdir.

Korint körfezi ile Akdeniz birleşim bölgesindedir.

Şehrin ismi: Osmanlı döneminde “Balyabadra” dır.

Tam bir öğrenci şehridir.

Şehrin iklimi: ılımandır. Yazlar nispeten serin ve nemli olur. Kışlar ise ılımandır. Kışın dağlık bölgelerde kar yağışı görülür.

Bereketli toprakları ve büyük kültürel değeri olan anıtlarla bezenmiştir.

Ayrıca: şehir, Yunanistan’daki üç büyük arkeolojik sit alanına (Antik Olympia, Delphi, Epidaurus) kolay erişim sağlayan bir konuma sahiptir. Bu yüzden her yıl binlerce turist buradan geçerler.

Yunanistan Patras

TARİHİ

Şehrin kuruluş efsanesi şöyledir. “Dorlar tarafından Spartalılar kovulunca, Miken döneminin sonunda Prevgenis ve oğlu Patreas burada bir yerleşim kurmuşlardır.

MÖ 146 yılında bölge Romalıların eline geçti. 1205 yılında Franklar tarafından ve 1460 yılında Türkler tarafından ele geçirildi. 1687-1715 yılları arasında burası bir Venedik Kolonisiydi. 1828 yılında özgürlüğünü kazandı.

Şehir tarihi süreç içinde, limanı nedeniyle sürekli işgal edildi. Romalılar, Galyalılar, Franklar, Venedikliler ve Türkler tarafından işgal edildi. Ancak limandan yapılan ticaret nedeniyle şehir hızla büyüdü. Yolların hepsi denize açılan şehirde, güzel neoklasik yapılar bulunmaktadır.

Yunanistan Patras

ULAŞIM

Patras şehri, Atina şehrine 215 km uzaklıktadır. Atina yolculuğu yaklaşık 3 saat 15 dakika sürmektedir. Sezon boyunca Patras ile Ancona, Venedik, Bari ve Brindisi arasında feribotlar her gün yolcu taşırlar. İyonya adaları: Korfu, Kefalonya ve Igoumenitsa da buraya yakındır.

Yunanistan Patras Liman-New Port of Patras

LİMAN-NEW PORT OF PATRAS

Geçmişte Patras Limanı, bağımsızlığın ilk yıllarından itibaren önemli bir ithalat ve ihracat merkezi olarak modern Yunanistan’ın ekonomik yaşamında önemli rol oynamıştır. Ancak daha sonraki yıllarda, Pire Limanının gelişmesiyle buranın limanının trafiği azalmıştır. 1893 yılında Korint Kanalının açılmasıyla, Ege denizi ve İyonya denizi birbirine bağlanmıştır. Sonuç olarak: Peleponnese Yarımadasının çevresini dolaşmaya gerek kalmadığından, Patras ve Pire arasındaki deniz geçişi azalmıştır.

Yunanistan Patras Liman-New Port of Patras

Evet, günümüzde yine de şehrin limanı: Yunanistan ülkesinin batıya açılan kapısı olarak kabul edilir.

Şehrin limanından, tüm yıl boyunca İyon adalarına ve İtalya’ya feribot seferleri yapılmaktadır. Yaz sezonunda burası ile İtalya arasında 40’dan fazla feribot kullanılmaktadır.

Yunanistan Patras Patrino Karnavali-Patras Karnavalı

PATRİNO KARNAVALİ-PATRAS KARNAVALI

Yunanistan ülkesinin ve Avrupa’nın en büyük karnavalıdır. Her yıl: tek bir kutlamadan çok bir dizi etkinlik olarak kutlanır. 17 Ocak tarihinde başlar, çocuklar için geçit törenleri, oyunlar ve aktiviteler içerir. Kutlamaların zirvesi, tüm şehir ve binlerce ziyaretçinin şamandıralar ve guruplar ile büyük geçit töreni ve karnaval kralının törensel yakma töreni için bir araya geldiği Karnavalın son haftasında gerçekleşir.

Yunanistan Patras Patrino Karnavali-Patras Karnavalı

Evet 150 yıllık bir geleneğe dayalı bu karnaval, tamamen İtalyan kökenlidir ve ülkenin geri kalanının pagan karnaval gelenekleriyle ilgili değildir.

Karnaval, yaklaşık 180 yıl önce yerel burjuvazinin konaklarında maskeli olarak başlamıştır.

1870 yılında ilk geçit töreni yapılmıştır. İtalyan şehirleriyle olan ticari ilişkiler sayesinde hızla gelişmiştir. 20’nci yüzyıl ortalarında, karnaval bugünkü şeklini almıştır. Çünkü yerel halk, karnavalı, savaş sonrası yılların sıkıntılarından kurtulmanın bir kaçış yolu olarak algılamıştır.

Yunanistan Patras Patrino Karnavali-Patras Karnavalı

Uygulamada ise “boules” yani karşı cinse ait giysilerin yardımıyla doğaçlama bir maskeli balo şeklindedir. Ayrıca: mumlu yumurta savaşı, çikolata savaşı ve Patras gece kulüplerinde, sosyal kulüplerde ve Belediye Tiyatrosunda ve tavernalarda danslar düzenlenmektedir.

Evet: günümüzde de devam eden karnaval şenliklerinde: devasa dekore edilmiş arabalar, otobüsler ve renkli kağıt hamuru figürleri şehrin sokaklarını doldurmaktadır.

En önemli figür ise “Karnaval Kralı” dır. Ayrıca: bir “Karnaval Kraliçesi” de seçilmektedir.

Karnaval geçit töreni “Nyhterini podarati” Pazar günü abartılı geçit töreninden önce Cumartesi akşamı yapılmaktadır. Bu geçit töreninde, binlerce karnaval katılımcısı, şehrin loş sokaklarında meşaleler tutan guruplar halinde dans ederler.

Pazar gecesi kapanış töreninde: Karnaval Kralının “Patras Limanındaki” şamandırasının yakılmasından sonra veda eder. Ayine: konserler, danslar ve sayısız havai fişek gösterişi eşlik eder. İnsanlar: Karnaval Kralına ateşe kadar eşlik ederken çevresindeki sokakları doldururlar.

Sonuç olarak: şimdiye kadar gördüğünüz en büyük partiyi hayal ederek karnavalı gözünüzde canlandırabilirsiniz. Yüksek sesli karnaval müziği, DJ’ler ve pullu ve tüylü kostümler giyen boyalı yüzlere sahip yüzlerce karnaval müdavimi göreceksiniz.

Yunanistan Patras Şarap Festivali

ŞARAP FESTİVALİ

Her yıl Temmuz ayının son on günü, Erineos’un Ana Ziria ilçesinde Şarap Festivali düzenlenir. Festival boyunca ücretsiz şarap servis edilir, müzik ve dans gösterileri sunulur.

 

NE YENİR-NE İÇİLİR

Şehirde yemek için birçok yer vardır. En popüler restoran ve tavernalar: liman gezinti yolundadır. Buralarda güzel deniz manzarası eşliğinde lezzetli yemekler yemek mümkündür. Şehir merkezinde genellikle Kral George Meydanında ve Patra’nın ana caddeleri boyunca, birçok kafe ve bar bulunur.

Yöresel lokantalarda. Tavşan yahnisi,  spagetti, tencerede dana eti, kuzu ve keçi gibi yöresel lezzetler veya yağ ve kekik, haşlanmış keçi gibi yöresel etlerin tadına bakabilirsiniz. Deniz kenarındaki tavernalarda her türlü taze balık bulunur.

Peki burada ne içilir denirse, ilk akla gelen elbette yörenin lezzetli şaraplarıdır. Yemeğinize yöresel şarap, uzo veya rakı eşlik edebilir. Riga Fereou caddesi: mağazalar, kafeler ve barlarla doludur.

Yunanistan Patras Üniversitesi-University of Patras

PATRAS ÜNİVERSİTESİ-UNİVERSİTY OF PATRAS

Patras Üniversitesi, 1964 yılında Patras şehrinde kurulmuş ve 1966-1967 Akademik yılında faaliyete başlamıştır. Üniversitenin kurulması, Yunanistan’daki Akademik Eğitime büyük katkı sağlamıştır.

Üniversite kampüsleri: Messolonghi, Agrinio, Aigio, Pyrgos, Amaliada’da bulunur. Şehir merkezindeki kampüs ise, Rion banliyösündedir. Rion banliyösü, şehir merkezinin 7 km kuzeydoğusundadır. Rio banliyösü: birçok okul, ticari mağaza, restoran, eğlence merkezi ve otel ile canlı bir destinasyon haline gelmiştir. Patras Üniversitesinin hemen yanında, Bölge Genel Hastanesi bulunmaktadır.

Müstakil bu kampüs: Panachaico dağının eteğine, Korint Körfezi ve Orta Yunanistan dağlarının su üzerinden güzel manzarasına sahiptir.

Günümüzde 35 bölümlü üniversitede: 30.185 lisans öğrencisi, 3.755 yüksek lisans öğrencisi bulunur. Öğretim üyesi sayısı ise 693’dür.

Şehirde öğrenci potansiyeli böyle güçlü bir üniversite bulunması özellikle şaşırtıcı bir gece hayatı yaşanmasına sebep olmaktadır.

Yunanistan Patras Plajlar

PLAJLAR

Şehirde çeşitli plajlar vardır. Patra plajları: Mora’nın doğu kıyısındadır ve her birinin kendine özgü özellikleri bulunur.

Yunanistan Patras Rio Plajı

Rio Plajı

Şehir merkezinin 8 km doğusundadır. Rio plajının tertemiz suları ve birçok otel ve plaj barları bulunur. Hem yazın hem de kışın oldukça kalabalıktır. Şehir gürültüsünden kaçmak isteyenler, buradaki otellerde konaklayabilirler. Plajda tüm gece açık kalan ve yüksek sesle müzik çalan çok sayıda plaj barı vardır. Köy çoğunlukla Mora’yı Sterea’ya bağlayan dünyanın en büyük ikinci kablo köprüsü olan Rio-Antirrio köprüsü ile ünlüdür.

Psathopyrgos Plajı

Psathoyrgos, Patra şehir merkezinin yaklaşık 16 km doğusunda bi sahil köyüdür.

Burada birkaç turizm tesisi bulunmaktadır. Kumsal temizdir ve limanda taze balık tavernaları bulunur. Çünkü bu köyde yaşayanların büyük çoğunluğu balıkçılıkla uğraşır. Plaj barları ve diğer su sporları aktiviteleri yoktur. Bu yüzden burası sessizdir. Genellikle aileler tarafından tercih edilir.

Rodini Plajı

Popüler bir turizm beldesidir. Patra şehir merkezinin 17 km doğusundadır. Plaj: Ano Rodini ve Kato Rodini olmak üzere iki köye bölünmüştür. Turizm açısından en gelişmiş kısım: sahile daha yakın olan Kato Rodini köyündedir. Sahil temizdir ve genellikle yazlık evleri olan aileler arasında popülerdir. Bölgede birçok otel ve kiralık oda bulunur. Ayrıca sahil şeridinde bazı plaj barları vardır.

Lambiri Plajı

Patra şehir merkezinin 29 km doğusunda bulunan küçük bir plajdır. Birkaç kişi yazlık evlerini burada yaptırmıştır. Aileler arasında oldukça popülerdir. Bölgede az sayıda turizm tesisi bulunmaktadır. Plaj oldukça temizdir ve kıyıda bulunan balık tavernalarında taze balık bulmak mümkündür. Kıyı çakıllıdır, deniz suyu oldukça soğuktur.

Yunanistan Patras Dalış

DALIŞ

Patra’da birkaç dalış merkezi bulunmaktadır. Batı Mora’daki ve İyonya denizinin Zakynthos ve Kefalonia gibi yakın adalarındaki ilginç resiflere v kayalık adacıklara dalış gezileri düzenleniyor ve kurslar veriliyor.

Ayrıca: ilginç dalış alanları bulunmaktadır. Bunlar: Psathopyrgos köyündeki Nestos batığı, yeni başlayanlar ve gece dalışları için ideal olan maksimum 18 metre derinlikteki Drepano tüpleri ve ayrıca Lampiri plajındaki resiflerdir.

İyon Dalgıçları

Bu dalış merkezi, 2003 yılında kurulmuştur. Merkezde, gerek yeni başlayanlar ve gerekse ileri düzey dalgıçlar için hizmet verilmektedir. Merkezde: sertifikalı dalgıç eğitmenleri ve kiralık ekipmanlar bulunur.

Yunanistan Patras Dalış Merkezi

Patras Dalış Merkezi

Şehir merkezindeki dalış merkezinde teorik dersler verilmektedir. Ayrıca mağazada modern dalış sistemleri ve aksesuarları satılmaktadır.

Yunanistan Patras Gezilecek Yerler

GEZİLECEK YERLER

Yunanistan Patras Şehrin bölümleri

ŞEHRİN BÖLÜMLERİ

Şehir, deniz kıyılarından eski kaleye kadar uzanır ve 2 kısma ayrılır.

Yunanistan Patras

Bu kısımlar:

Yukarı Kale bölgesi

Aşağı bölge.

YUKARI ŞEHİR-ANO POLİ

Akropolis’in batısındadır.

Yunanistan Patras Roma Odeum

ROMAN ODEUM

Eski şehir merkezinin batı tarafındadır. Burası her türlü antik şeyi görebileceğiniz bir arkeolojik parka dönüşmüştür.

Atina Odeumundan önce inşa edilmiştir.

MS 2’nci yüzyılda inşa edilmiştir.

Ancak: birbirini izleyen istilalar, savaşlar ve depremler sonucu ağır şekilde tahrip olmuştur. Yapılarının büyük kısmı toprak altına gömülmüştür. 1889 yılında liman inşası için kazı çalışmaları yapılırken: Odeum tesadüfen bulunmuştur.

Bulunan Odeum: 1956 yılına kadar süren çalışmalar sonucunda Odeum orijinal şeklini almıştır.

MS 170 yılında Patras şehrini ziyaret eden coğrafyacı Pausanias şöyle yazılarında “Atina’nın ki dışında şimdiye kadar gördüğüm en güzel dekorasyona sahip” yer olarak tanımlamıştır.

Odeum’un çevresi: mozaiklerin, lahitlerin ve diğer antik buluntuların olduğu bir arkeolojik alana dönüştürülmüştür.

Günümüzde Roma Odeon’u: kültürel etkinliklerin ana mekanı olarak kullanılmaktadır. 2300 seyirci kapasitelidir. Özellikle: yaz aylarında en iyi Yunan ve yabancı sanatçı guruplarına ev sahipliği yapan Uluslararası Patras Festivaline ev sahipliği yapmaktadır.

Yunanistan Patras Deniz Feneri-Faro

DENİZ FENERİ-FARO

Deniz kenarında, Saint Andrew katedralinin karşısındadır.

Fener: 1878 yılında Saint Nicholas iskelesine yapılmıştır. Yüksekliği 17 metredir. Ancak 1972 yılında yıkılmış ve 1999 yılında günümüzde görülen deniz feneri inşa edilmiştir. Ancak günümüzde deniz feneri olarak işlev yapmaz. Daha çok turistik anlamı vardır. Öte yandan şehrin sembolüdür.

Yunanistan Patras Deniz Feneri-Faro

Buradan limanın nefes kesen panoramik manzarasını görmek mümkündür.

Deniz fenerinin altında büyük bir televizyonu olan bir kafe vardır. Burada özellikle futbol yayınları kalabalıklar tarafından topluca izlenmektedir. Kafenin hemen dışında ise çocuk oyun alanı bulunur.

SPİNNEY-DAYLİO-GROVE

Çam ağacı kaplı tepe, şehrin sözde “Veranda” sıdır.

Çamlarla kaplı bir tepedir. Avusturyalı orman uzmanı Steggel’in gözetiminde Patras ilkokulu öğrencileri tarafından Mart 1913 yılında ağaçlar dikilmiştir. Yani çocuklar tarafından oluşturulmuş küçük bir orman gibidir.

Güzel patikalar ve çevreleyen uzun ağaçların sunduğu gölge ve bu inanılmaz manzaralar nedeniyle yürüyüş ve koşular için popülerdir. Şehirde gezilecek en iyi yerlerden birisidir.

Tepede Roma döneminden kalma bir kale kalıntıları bulunmaktadır.

Burada ayrıca: şehrin limanı ve Patras körfezinin nefis manzarasını görebilirsiniz.

Yunanistan Patras Fortres-Patra Kalesi

PATRAS FORTRES-PATRA KALESİ

Eski kentin yukarısında, PAnachaiko dağının eteklerinde, şehrin en yüksek noktasındadır. Roma Odeonunun hemen yukarısında inşa edilmiştir. Denizden yaklaşık 800 metre yukarıdadır.

Yunanistan Patras Fortres-Patra Kalesi

Buradaki ilk kale: MS 551 yılındaki depremden sonra, Bizans İmparatoru Justinian tarafından, önceki yapıların antik Akropolis’in malzemeleri kullanılarak yaptırılmıştır. Antik dönemde kentin merkezi, bugünkü kalenin yerinde duran Akropolis’di.

Yunanistan Patras Fortres-Patra Kalesi
Patrinella heykeli-Ağlayan Hayalet

Kale surlarında: bu devşirme malzemelerin bazıları halen görülebilmektedir. Özellikle: mermer bir Roma heykelinin başı, şehirde efsanelere konu olmuş, şehri hastalıklardan koruduğuna, Patras şehrinde önde gelen biri öldüğünde ağlayan bir kız çocuğuna dönüştüğüne inanılmış ve “Patrinella” ismi verilmiştir.

Yunanistan Patras Fortres-Patra Kalesi

Patrinella, kalenin güneydoğu kulesindedir.

Bir başka söylentiye göre, Patrinella, Osmanlı işgali sırasında erkeğe dönüşmüş bir kadındı. Yine inanışa göre: Patrinella, gece yarısı zincirleri sürükleyerek şehrin sokaklarına çıkar.

Yunanistan Patras Fortres-Patra Kalesi
Evet kaleye devam edelim.

MS 805 yılında: kale, şehri ve sakinlerini korsan kuşatmasından korumuştur. Bu durum, kasabanın koruyucusu olan Saint Andrew’in bir mucizesi olarak kabul edilir. Haçlılar: Ortaçağ döneminde kaleyi güçlendirir ve genişletirler. Daha sonra ise son Bizans İmparatoru Constantinos Paleologos, kalede bazı düzenlemeler yapar.

Yunanistan Patras Fortres-Patra Kalesi

Tarihi süreç içinde: kale: Franklar, Bizanslılar, Türkler ve diğerleri tarafından ele geçirilmiştir. 1828 yılına kadar kale Türk hakimiyeti altında kalır.

2’nci Dünya savaşına kadar sürekli kullanımda olan kale, şehri: savaş ve kuşatma yıllarında korumuştur.

Yunanistan Patras Fortres-Patra Kalesi

Bugün görülen kale: üç tarafı derin bir hendekle çevrili, kuleleri ve burçları olan, geniş neredeyse üçgen bir dış muhafazadan oluşmaktadır.

Gelelim günümüze: kale günümüzde ziyarete açıktır. Yazın kale içinde bulunan 600 seyirci kapasiteli küçük tiyatroda kültür etkinlikleri yapılır. Ayrıca: şehrin limanı ve karşı kıyılarının muhteşem manzarasını izlemek mümkündür.

 

AŞAĞI ŞEHİR

 

AGİOU NİKOLAOU

Şehrin en ünlü yaya caddesidir. Burada bulanan Eski Şehir bölgesinde çok çekici neoklasik konaklar bulunmaktadır. Buradan 192 basamaklı bir merdivenle: antik Akropol kalıntıları üzerine inşa edilen kaleye çıkılır.

Yunanistan Patras King George I Square

KİNG GEORGE I SQUARE-KRAL GEORGE MEYDANI

Daha önce Kalamogdarti, Otto (Yunanistan’ın ilk kralının ismi) ve 1862 yılından sonra National olarak adlandırılan, şehrin merkez meydanıdır. 1863 yılında kraliyet tahtı George I’ya geçtiğinde meydan onun adını alır. Bağımsızlık savaşından sonra Patras şehrinin harap olmuş merkezini yeniden inşa etme planının bir parçası olarak yapılmıştır.

Yunanistan Patras King George I Square

Eski şehirden farklı olarak yeni şehir birkaç büyük kare meydandan oluşan bir ızgara planına göre inşa edilmiştir. Bu meydan ise şehrin merkezi olacak şekilde tasarlanmıştır.

Yunanistan Patras

Günümüzde George Meydanı, daha önce olduğu gibi, siyasi toplantıların, mitinglerin, kültürel etkinliklerin ve karnaval etkinliklerinin meydanıdır.

Yunanistan Patras King George I Square

Meydanın kuzeyinde Neoklasik Apollo Tiyatrosu bulunur. Ayrıca meydanda, iki havuz bulunmaktadır. Havuzlarda Yunan mitolojisinden esinlenen heykeller bulunmaktadır. Meydanın çevresi birçok kafeterya ve fast food restoranı ile çevrilidir.

Yunanistan Patras Apollo Belediye Tiyatrosu

APOLLO BELEDİYE TİYATROSU

Şehir merkezinde Geogiou meydanının doğu tarafındadır.

Avrupa’nın ilk opera binalarından birisidir. İtalya Milano şehrindeki La Scala Di Milan  Opera binasının bir kopyasıdır.

1830 yılında Alman Mimar Ernesto Tsiller tarafından tasarlanmıştır. Kendisi, 1872 yılında Tüccarlar Derneği binasını da tasarlamıştır. Tiyatro salonunun seyirci kapasitesi 200-300 kişi arasındadır.

1988 yılından bu yana, Patras Belediyesi Bölge Tiyatrosuna ev sahipliği yapmaktadır. Büyük Yunan topluluklarına ev sahipliği yapmış ve yapmaktadır.

 

BOUD MEYDANI

Meydan ismini, 1843 yılında İngiltere’den Patras şehrine gelen ve limanın kuru üzüm ticareti nedeniyle sağlanan ekonomik gelişmenin yaratıcısı Thomas Boud’dan almıştır.

Bugün, şanlı devrimin savaşçılarına küçük bir hediye olarak 1821 yılında Fighters Squars adını aldı.

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

CATHEDRAL OF SAİNT ANDREW-AGİOS ANDREAS KATEDRALİ

Şehrin koruyucu azizi Andrew: İsa’nın ilk öğrencisidir. Daha önce Vaftizci Yahya’yı takip ederken, İsa ile karşılaştıktan sonra kardeşi Petrus ile birlikte onun takipçisi olurlar. Kendisiyle ilgili çok fazla kayıt bulunmadığı söyleniyor. İsa’nın ölümünden sonra vaaz etmek için Yunanistan’a geldiğine inanılıyor. Ancak İmparator Neron tarafından Hıristiyanlara yapılan zulüm sırasında tutuklanır ve daha sonra MS 66 yılında limanın yakınındaki bir alanda çarmıha gerilerek öldürülmüştür.

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Saint Andrew şehrin koruyucu azizidir. Ancak aynı zamanda: Ukrayna, Rusya, Romanya, İtalya Amalfi, Malta Luqa ve Portekiz Esqueira gibi birçok yerin de koruyucu azizidir. Ayrıca: ABD Ordusu koruyucularının koruyucu azizi olarak da kabul edilir. Ama özellikle İskoçya’da tanınır. İskoçya ulusal bayrağı: “X” şeklindeki haçı taşır ve bayram günü olan 30 Kasım, İskoçya’da ulusal bayram olarak kutlanır. (İnanışa göre, Havari, X şekilli bir haç üzerinde çarmıha gerilmiştir. Bu yüzden Aziz Andrew haçı: X şeklindedir. Yine söylentilere göre: Havari Andreas, layık olmadığı için İsa ile aynı tür çarmıhta çarmıha gerilmeyi reddettiği için alçakgönüllülüğünün bir örneği olarak bu tür bir çarmıha gerilmiştir.)

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Şehrin merkezinde en dikkat çeken yapıdır. Demeter kutsal alanının bulunduğu yerde, 1836-1843 yılları arasında yapılmıştır. Daha sonra çarmıha gerildiği yere büyük bir kilise inşa edilmiştir.

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Dini değerleri:

Kilisenin içinde: azizin kafatası ve şehit olduğu haçın bir kısmı bulunur. Azizin kafatasının üstünün küçük bir parçası ve küçük parmağı; 1964 yılında Papa Paul VI emriyle, İtalya’dan buraya getirilmiştir. Kafatasının kabul törenine binlerce kişi katılmıştır. Kafatası şehrin sokaklarında düzenlenen bir alayla dolaştırılmış ve sonra kilisenin içine yerleştirilmiştir. Halen  mihrabın yanında özel bir gümüş muhafaza içindedir. Haç parçaları ise, Ortaçağ’dan beri Marsilya şehrinde St Victor kilisesinde saklanıyordu. 1980 yılında Patras şehrine iade edildi. 

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Katedralin yapımı

Katedralin yapımına; Kral George I döneminde, 1908 yılında başlamış ve 66 yıllık inşaat süresinin sonunda 1974 yılında ibadete açılmıştır. İlk başladığında kilisenin mimarı Anastasios Metaxas (ölümü: 1937) ve ardından Georgios Nomikos olmuştur. Kilise, 1974 yılında Patras Büyükşehir Piskoposu Nikodimos tarafından açılmıştır.

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Mimari özellikleri:

Yapı: çok sayıda kemeri ve çan kulesiyle Bizans mimari stilindedir. Kilisenin uzunluğu 60 metre ve genişliği 52 metredir.

Merkez kubbenin yüksekliği 46 metredir ve bu özelliği nedeniyle Balkanlarda en yüksek kubbeye sahip kilise olarak öne çıkmaktadır.

Merkezi kubbenin çatısında: Hz İsa’yı simgeleyen 5 metrelik bir altın kaplama haç vardır. Ayrıca İsa’nın havarilerini temsil eden 12 küçük haç bulunur.

Yapının içinde ise: harika dini ikonlar ve şaşırtıcı tasarım ve dekorasyon dikkat çeker. Yapının içi: Bizans tarzı duvar resimleri ve mozaiklerle süslüdür. Ayrıca etkileyici bir oyma ahşap avize vardır. Nefin sonunda Aziz Andrew ve Meryem Ana’nın “Yaşam Kaynağı” ikonları bulunur.

Kilisenin kapasitesi 7 bin kişidir.

Evet, kilise bu mimari ölçüleriyle, Yunanistan ülkesinde birinci ve Balkanlar’da ise dördüncü büyük Bizans tarzı kilisedir.

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Karşısındaki kilise

Bu kilisenin karşısında yine Saint Andrew’e adanmış, 1835-1843 yılları arasında inşa edilen ve ünlü mimar Lysandros Kaftatzoğlou tarafından tasarlanan eski bir kilise vardır. Havari Andrew’in burada şehit düştüğüne inanılıyor.

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Çatıdaki tüm vücut simgeleri, büyük din ressamı Dimitris Hatziaslanis tarafından boyanmıştır. Kilisenin önünde ve sağ tarafından, kutsal alanın yanında, Havari’nin mermer mezarı yer almaktadır. Burada bulanan kutsal emanetler, MS 4’ncü yüzyıl ortalarında İmparator Konstantin tarafından İstanbul şehrindeki “Aziz Havariler Kilisesi” ne nakledildi. Latinler İstanbul’u işgal ettiğinde, kalıntılar İtalya’ya kaçırıldı. Yukarıda belirttiğim gibi, kalıntılar 26 Eylül 1964 tarihinde Papa Paul tarafından Patras şehrine gönderildi.

Kilisenin hemen yanında bir su kaynağı bulunur ve buranın Havari Andrew’in MS 66 yılında son nefesini bıraktığı yer olduğu söylenir. Burası Demetra pınarıydı, çünkü burada daha önce Demeter tapınağı vardı. Bu noktada bulunan pınarın hasta insanlara şifa dağıttığına inanılır. Söylenenlere göre, Havari Andrew, burada vaazlar veriyordu ve bu pınarın yanında çarmıha gerilmiştir.

Evet, gerek Aziz Andreas kilisesi ve gerekse Katedral, dünyanın her yerinden Hıristiyanlar için bir hac yeri oluşturur.

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Her yıl 30 Kasım günü, Havari Andreas ve kilisenin bayram günü olarak tüm Patras şehrinde büyük bir kutlama yapılmaktadır. Bu kutlamaya, dünyanın her yerinden Hıristiyanlar gelirler.

Yunanistan Patras The Archaeologıcal Museum of the Future

THE ARCHAEOLOGICAL MUSEUM OF THE FUTURE

Atina-Patras ulusal karayolu üzerindedir. Şehrin kuzey kesiminde bulunmaktadır.

Pazartesi günleri hariç her gün ziyarete açıktır.

Küçük müze daha önce, 1938 yılından beri üç katlı neoklasik bir binada bulunuyordu.

Yeni müze, Temmuz 2009 tarihinde ziyarete açılmıştır. Yapının mimarı Bobotis’tir.

Yunanistan ülkesinin en büyük 2’nci müzesidir. Şehri ve denizle olan güçlü ilişkisini simgeleyen Titanyum kaplı küresel kubbenin suda durduğunu görebilirsiniz. Bu su bölümü, yapay bir havuzdur ve 5400 metre kare büyüklüktedir.

Burada bulunan üç büyük odada: Achaia’nın arkeolojik buluntuları: gayet güzel bir şekilde sergileniyor.

Yunanistan Patras The Archaeologıcal Museum of the Future

Bu sergilemelerde: Patras’ın eski sakinlerinin cenaze törenleri, özel ve kamusal alandaki yaşam gün yüzüne çıkarılıyor.

Bence en büyük özellik: buluntular cam kasalarda değil, ziyaretçilerin eserlere bir nefes alma mesafesinde yaklaşabileceği kadar yakın sergileniyor olmasıdır.

Mükemmel durumdaki mozaikler: Roma villalarından kaldırılarak müzeye getirilmiş ve yerleştirilmiştir.

Yunanistan Patras The Archaeologıcal Museum of the Future

Mezarlar ve bir lahit de, orijinal yerlerinden buraya taşınmıştır.

Müzede: bir Roma konutunun parçaları, Roma döneminin orta sınıf bir evi ve lüks bir özel banyo gibi benzersiz buluntular da görülebilir.

Ayrıca: antik dönemde: insanların yaşamı, dokuma, balık tutma, avcılık, ev dekorasyonu, saç şekillendirme, makyaj, takı, giyim, oyuncak ve aşk hayatına dair bölümler ve objeler bulunmaktadır.

Müzede özellikle: mozaikler, pişmiş toprak ve kaymaktaşı vazolar, klasik, Helenistik ve Roma dönemlerine ait antikalar, Athena’nın Roma döneminden kalma mermer heykeli, büyük Roma döşemeleri ve klasik ve Helenistik dönem seramikleri görülmelidir. Özellikle balık ve ahtapotlarla süslenmiş Miken seramik kapları ilgi çeker.

Yunanistan Patras The Archaeologıcal Museum of the Future Triton Mozaiği

Triton sahneli mozaik zemin

Patras şehrinde bulunan bir Roma villasının mozaik zeminidir. Mozaiğin bir kısmı, Geç Roma dönemine ait, ikiz bir mezar tarafından tahrip edilmiştir.

Yunanistan Patras The Archaeologıcal Museum of the Future Triton Mozaiği

Panonun merkezinde, denizatına binen Triton tasvir edilmiştir. Sahne: sekizgenleri oluşturan üçgenler ve karelerden oluşan bir sistemden oluşur. Siyah çizgisel geometrik bezemelerle çevrilidir.

Yunanistan Patras Folk Art Museum-Halk SAnatları Müzesi

FOLK ART MUSEUM-Halk Sanatları Müzesi-Tarih ve Etnoloji Müzesi

Halk sanatı müzesi 1977 yılında kurulmuştur.

Eski Belediye Hastanesi olarak bilinen, Danimarkalı mimar CH.E Hansen’in yaptığı Neoklasik binadadır.

Burası, savaş zamanı yetimhanesiyle tanınan ünlü Skagiopouleio Mahallesidir.

Müzede bulunan sergiler arasında: tarihi değere sahip belgeler, nadir basımlar, kitap koleksiyonu ve benzerleri bulunur.

Müzede bulunan materyaller, hem öğrenciler hem de araştırmacılar için eğitici olması amacıyla bölümlere ayrılmıştır. Bu bölümler: Ulaşım, ekmek ve şarap üretimi ile tekstil bölümleridir.

Yunanistan Patras Folk Art Museum-Halk SAnatları Müzesi

Müzenin en dikkat çekici sergilerinden birisi, Yunanlıların Üçüncü Ulusal Meclisinin Yunanistan’ın başbakanı Ioannis Kapodistrias (1827) tarafından gönderilen resmi belgedir. Bu belgede, tüm savaşçıların imzaları bulunmaktadır.

Müze büyük bir kütüphane ve fotoğraf arşivine de sahiptir. Arkeoloji ve mimarlık açısından Patra şehrinin tarihi ile ilgili tartışmalar ve konferanslar düzenlenir. Günlük olarak birçok öğrenciyi ve yetişkini müzeye çeken şapka yapımı, ayakkabıcılık veya balmumu yapmak için birçok geleneksel çalışma odası mevcuttur.

Yunanistan Patras Old Municipal Hospital-Eski Belediye Hastanesi

OLD MUNİCİPAL HOSPİTAL-ESKİ BELEDİYE HASTANESİ

Agiou Nikolaou caddesindedir.

Danimarkalı mimar Hansen tarafından yapılmıştır. Etkileyici bir neoklasik mimari stildedir.

Bina: 1872-1973 yılları arasında hastane olarak kullanılmıştır.

Bina 1991 yılında restore edilmiş ve günümüzde Kültür Merkezi olarak kullanılmaktadır.

 

ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER

Yunanistan Patras Achaia Claus Şaraphanesi

ACHAİA CLAUS ŞARAPHANESİ

Şehir merkezinin 8 km güneydoğusunda yemyeşil bir tepenin üzerindedir.

Kuruluşu

Achaia Clauss Şaraphanesi, 19’ncu yüzyılda bir Alman ticaret şirketiyle bölgeye geldiğinde, bölgenin doğal güzelliğine kapılan Bavyeralı Gustav Clauss tarafından kurulmuştur. Bavyeralı Gustav, 1854 yılında kuru üzüm ihracat şirketinde çalışmak üzere Patras bölgesine gelmiştir. Patras çevresindeki üzüm bağları ve ürettikleri harika şaraplar karşısında etkilenir. Kısa süre sonra küçük bir bağ satın alır ve başlangıçta kendi tüketimi için şarap üretmeye başlar. Arkadaşları tarafından bu şarapların çok sevilmesi üzerine, Clauss büyük ölçekli bir şarap imalathanesi kurmaya karar verir. Achaia Clauss Company: 1861 yılında kurulur.

Clauss, başlangıçta Almanlar, Yunanlılar ve Maltalılarla birlikte çalıştı. Bu şu anlama geliyordu: “Bir arada üç ayrı dini topluluk barış içinde bir arada yaşıyordu, bunlar Protestan, Ortodoks ve Katolik Hıristiyanlardı.”

Yunanistan Patras Achaia Claus Şaraphanesi

Çok geçmeden Yunan ve uluslararası pazarlarda, özellikle Avrupa’da büyük başarı elde eder. Ptras Mavrodaphne’si çok beğenilir. Efsaneye göre: Achaia Clauss: 2’nci Dünya Savaşında Naziler arasında o kadar popüler olur ki, Yunanistan’ı işgal eden Naziler, şaraphaneyi öylece bırakır, tahrip etmezler.

1908 yılında Gustav Clauss ölümünün ardından, 1’nci Dünya savaşı da bitmiştir. Yunanistan ülkesindeki bütün Almanlar ülkeden kovulurlar. Şaraphaneye ise, savaş tazminatı olarak Yunan devleti tarafından el konulur. Daha sonra ise şaraphane: üzüm tüccarı Vlasis Antonopoulos tarafından satın alınır.

Ancak Antonopoulos da maddi sorunlar yaşar ve şaraphaneyi günümüzdeki sahibi Nikos Karapanos’a satar. Aradan on yıllar geçmesine ve sahibi değişmesine rağmen, Achaia Clauss Şaraphanesi geleneksel şarap üretimi yöntemini sürdürmektedir. Şu anda, genç şaraplardan butik tarzı şaraplara kadar 32 şarap ve dört içki üretilmektedir.

Evet gelelim günümüze ve ziyarete:

Günümüzde Şaraphane oldukça popüler bir turizm merkezidir. Yılda binlerce yabancı ziyaretçi tarafından ziyaret edilmektedir.

Peloponnese’de ziyaretçileri ağırlayan 30’dan fazla şarap imalathanesi ve üzüm bağı vardır.

Burada: taş binalar, asırlık devasa meşe fıçıları, geleneksel şarap mahzenleri bulunmaktadır.

Burada şarap yollarında yürüyüş yapın ve aromatik şarapların tadına bakın. Şarap uzmanları, ziyaretçilere şarap yapma sanatını öğretirler. İşaretli yollar: ziyaretçileri üzüm bağlarına ve şarap imalathanelerine, arkeolojik alanlara, kiliselere, manastırlara ve müzelere götürür.

Üzüm bağları: 6700 hektardan fazla alanı kaplar. Burada, ülkenin en ünlü şarap markalarından bazıları üretilmektedir.

Burayı ziyaret ederseniz, özellikle “Mavrodaphne” isimli koyu kırmızı ve tatlı şarabı tatmanız önerilir. Mavrodaphne: Mora yarımadasında yetişen kırmızı şaraplık bir üzüm türüdür. En çok tatlı şarap üretiminde kullanılır, ancak bazen sek şarap üretiminde de kullanılır.

Özellikle “İmperial Cellar”, bu şarabın en güzel üretildiği yer olarak ünlüdür. Bu devasa mahzende: her biri bir devlet başkanına veya ziyarete gelen bir ünlüye adanmış eski fıçılar bulunur. Bu gelenek: 1885 yılında Avusturya İmparatoriçesi Elizabeth’in bölgeye gelmesiyle başlamış ve yıllar boyunca sürdürülmektedir.

Burayı ziyaret ederseniz ünlü 1979 Achia Clauss Mavrodaphne Grand Reserve denemeniz önerilir.

Evet tanıtımı bitirmeden önce, yöredeki birkaç şarap imalathanesi hakkında ayrıntılı bilgi vermek istiyorum.

Yunanistan Patras Rio Kalesi

RİO KALESİ

İyon denizinden, Korint körfezine deniz geçişini korumak için Osmanlı döneminde Sultan II Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Burada bulunan deniz geçidi “Küçük Çanakkale Boğazı” olarak da isimlendirilir.

Yunanistan Patras Rio Kalesi

1499 yılında geçidin ilk tahkimatı yaptırılmıştır. 1532 yılında burası İspanyollar tarafından ele geçirilir. Daha sonra Türkler tarafından tekrar geri alınır. 1603 yılında Malta Şövalyeleri kaleye büyük hasar verirler. 1687 yılında kalede onarımlar yapılır ve bugün sahip olduğu görüntü ortaya çıkar. Bu onarımda: yeni kuleler ve burçlar yapılırken surlar da güçlendirilir. Kale, 1715 yılında yine Türkler tarafından ele geçirilir ve 1828 yılındaki kuşatmanın ardından, Türkler kaleden çekilirler.

Yunanistan Patras Rio Kalesi

Kale, uzun bir süre hapishane olarak kullanılır. 2’nci Dünya savaşında ise kaleye Almanlar yerleşir.

Yunanistan Patras Tecihso Dymaion-Kastro Tis Kalogrias

TEİCHOS DYMAİON-KASTRO TİS KALOGRİAS-KALOGRİA KALESİ

Kale: şehir merkezinin 35 km güneydoğusundadır. Mavra Ori isimli Kara dağların kayalık tepelerinin tepesinde, mükemmel stratejik konumdadır. Araxos köyünden birkaç yüz metre uzaktadır.

Tahkimat: Miken döneminde, muhtemelen MÖ 1300 civarında büyük kireç taşı bloklardan yararlanılarak inşa edilmiştir.

Antik Yunan Mitolojisine göre: Dyme topraklarını Eleanların akınlarından korumak için: yarı tanrı Herkül tarafından inşa edilmiştir.

Tepenin üç tarafını koruyordu. Tepenin dördüncü tarafı ise: uçurum ve lagün tarafından doğal olarak korunuyordu.

Yunanistan Patras Tecihso Dymaion-Kastro Tis Kalogrias

Duvarın uzunluğu 250 metredir. Kalınlığı ise 4.5 ile 5.5 metre arasında değişir. Yüksekliğinin ise 8.4 metre olduğu tahmin edilmektedir. Sur duvarları, çevresi boyunca ustaca kıvrımlı şekilli olarak uzanır. Ayrıca: etkileyici duvarlar, anıtsal kapılar, burçlar, evler ve görkemli sunaklar görülür.

Kalenin iç kısmına erişim: duvarın her iki yanında, birer tane olmak üzere 3 kapı ile sağlanmaktadır. Güneydoğu tarafındaki ana kapı: ayrıca bir kapı kulesiyle korunmaktadır.

Akropolün içinde: birbirini izleyen yerleşim evrelerine ait, ev kalıntıları bulunmuştur. Bu kalıntılardan anlaşıldığına göre: site, Miken döneminde (MÖ 1680-1040) yılları arasında kullanılmıştır.

Takip eden tarihsel dönemlerde, burada sürekli insan yaşamı devam etmiştir. MÖ 220-217 yılları arasındaki savaş sırasında, Achaean ve Aitolianlar arasındaki savaş sonunda site, Aitolia Generali Eutichidas tarafından ele geçirilir. Daha sonra ise Makedonya Kralı Philip V tarafından savaşsız olarak alınır.

Roma döneminde Akropol; Dyma İmparatorluk kolonisinin bir parçasıydı. Muhtemelen Romalı yerleşimciler tarafından iskan edilmişti.

Bizans döneminde de, site kullanılmaya devam edildi. Orta Bizans döneminde (MS 10-12’nci yüzyıllar arasında) kalenin orijinal biçiminde önemli değişiklikler oldu. Akropolü ikiye bölen bir haç ve güneydoğu köşesine bir kule inşa edildi. Orta kapı ise kullanılmıyordu ve bir duvarla kapatılmıştı.

Venedikliler, 1408 yılında Akropolü ele geçirdiler. 1687-1715 yılları arasında, Phokis’te dağlık bir kasabadan, 1000 yerleşimci o dönemde ıssız olan bölgeye yerleştiler. 19’ncu yüzyılda, bir kısım gezgin, bölgeye geldiklerinde, Teichos Dymaion’un ıssız olduğunu yazmışlardır.

2’nci Dünya Savaşı sırasında, site, bir dizi silah barınakları, sığınakla, depolar ve yatakhaneler şeklinde kullanıldı. İtalyan işgal birlikleri burada bir askeri kamp kurdular, böylece tarih öncesi kalıntılarda geri dönülemez büyük hasarlar yapıldı.

 ŞEHİR DIŞINDA GEZİLECEK YERLER

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi

ANTİK OLYMPİA BÖLGESİ

Mora bölgesindedir. Patras şehir merkezine otobüsle 2-2.5 saat uzaklıktadır.

Şehir, Antik Yunanistan’da Olimpiyat Oyunlarının gerçekleştirildiği, Elis iline bağlı bulunan antik bir kenttir ve antik kentin yakınlarında bulunan modern Olimpiya şehrinde yaklaşık 10 bin kişi yaşamaktadır. Antik kent: 1989 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesine” dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Antik Olympia şehri: Olimpiyat Oyunlarının doğduğu, tanrıların ve insanların babası kutsal Zeus’a adanan şehirdir.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi

Burada biraz Olimpiyatlardan söz etmek gerek:

Olimpiyat oyunları, MÖ 776 yılında, Pelopannese bölgesindeki Alpheios Nehrinin, ormanlık vadide başladığı başlangıç çizgisinde, Zeus şerefine, her dört yılda bir yapılmıştır. Bu etkinliğe, Yunanca konuşan dünyanın tamamı katılmıştır. Bu oyunlar, atletik yarışmalardan daha fazlasıdır. Oyunlar döneminde, normal şartlarda şehir devletleri arasındaki düşmanlıklar askıya alınır ve Olimpik Ateşkes uygulanırdı. Olimpiyat oyunları, bin yılda, sadece iki kere aksamıştır.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Zeus Tapınağı

Zeus Tapınağı ve Palaestra

MÖ 470-457 yılları arasında inşa edilen Zeus Tapınağı: MÖ 5’nci yüzyılda Peloponnese’de, ayrıca güney İtalya’da ve Sicilya’da inşa edilen büyük Dor tapınaklarının bir modelidir.

MÖ 420 dolaylarında heykeltıraşlık yapan Painios; Nike tarafından kalıcı olarak ikonografik zafer alegorilerini etkiledi ve 19’ncu yüzyılın neoklasik sanatını şekillendirdi. Roma dönemine atıfta bulunan Olympian Palaestra, sporcuların antremanları için bir meydan ve açık bir alan ve oyunlar öncesinde zihinsel ve fiziksel hazırlıklar için bir yerdi. Buranın mimarisi bir standart olarak değeri her durumda tartışılmazdır.

Evet, buraya Altis veya kutsal ağaç deniyordu.

Duvarlarla çevrili alan, Zeus Tapınağının yanında birçok anıt ve binayı çevreliyordu.

Pasajlar, daha küçük tapınaklar ve heykel kaideleri görülmektedir. Yapıların bir kısmı mesken iken, diğerleri idari veya törensel işleve sahipti.

Zeus Tapınağı: her şeyin merkezinde duruyordu. Güneş ışığında altın parıldayan fildişinden oyulmuş muazzam heykeliyle karşı karşıya olduğunuzu hayal edebilirsiniz.

Çünkü: Zeus’un en görkemli Tapınağının bir parçası: antik dünyanın harikalarından biri olan: devasa altın ve usta zanaatkar Pheidias tarafından yapılan tanrının fildişi heykeli durmaktaydı.  

Heykelin uzunluğu 13.5 metredir. Günümüzde heykel yerinde yoktur. Ancak burayı ziyaret ederseniz, heykelin ölçeğini tahmin edebilirsiniz. Ayrıca: Praxiteles’in Hermes heykeli gibi diğer ünlü eserlerini görebilirsiniz.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Antik Stadyum

Antik Stadyum

Burası en önemli yarışmaların yapıldığı yerdi. Kemerli girişin altından geçin ve sayısız Vip konuğun, sıradan halk ile (ancak kadınlar buraya giremiyorlardı) bir arada bulunduğu yere ulaşırsınız. Günümüzde görülen stadyum: MÖ 5’nci yüzyılda Zeus Tapınağı ile aynı dönemde inşa edilmiştir.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Antik Stadyum

Stadyum 7 bin metre karelik bir alana sahiptir. 40 binden fazla seyirci kapasitelidir. Burada: taş hakem stantları, koşu şeritleri ve sahaya hakimlerin ve sporcuların girdiği bir kemer bulunmaktadır. Kemerin yüksekliği, antik efsanelerin ünlü kahramanı Harekles’in boyuna eşittir.

Stadyum: 20’nci yüzyılın ortalarında bulunmuştur. Yani, 2’nci Dünya Savaşı sırasında Hitler’in düzenlediği kazılarda bulunmuştur.

 

Hipodrom

Stadyumun güneyindedir. Savaş arabası yarışları için kullanılıyordu.

Günümüzde ayaktadır. Ancak burada daha sonraki dönemde inşa edilen bazı kalıntılar bulunmaktadır. Roma İmparatoru Neron’un özel konut olarak inşa ettirdiği villalar ve hamamlar bulunur. Hıristiyanlık, Roma İmparatorluğunun resmi dini haline geldikten sonra, Olimpiyat Oyunlarını ir pagan festivali olarak kabul ettikleri için, yavaş yavaş prestiji kaybedildi. İmparator I Theodosius’un bu oyunları hukuka aykırı ilan etmesiyle, MS 393 yılında, Olimpiyat Oyunları tamamen sona erdi.

Ancak: 18 Ağustos 2004 tarihinde Atina Modern Olimpiyat Oyunlarına ev sahipliği yaptığında, bu harika yıllar geri geldi. Olympia’daki Stadyum eski bir spor olan “Gülle atmanın” yeniden canlandırılmasına tanıklık etti. Son oyunların orada gerçekleşmesinden yaklaşık 1611 yıl sonra, hem erkekler hem de kadınlar yarıştılar. Elbette Olympia, hala her Olimpiyat için olimpiyat meşalesinin yakıldığı yerdir.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Arkeoloji Müzesi

Arkeoloji Müzesi

Müzede: tüm zamanların en büyük mermer heykellerinden biri olan Praxiteles’in Hermes ile karşı karşıya geleceksiniz. Heykel: güzellik, denge ve zanaatkarlık ürünüdür. Tanrı Hermes’i bir ağaç gövdesine yaslanmış, bebek Dionysos’u sol kolunda kucaklarken tasvir eder.

Müzenin özel salonu Zeus Tapınağına adanmıştır.

Müzede ayrıca: tarih öncesi çağlardan erken Hıristiyanlık dönemine kadar uzanan, siteden düzinelerce başka buluntu da vardır. Pelops ile Oinomaos arasındaki araba yarışını ve Lapithler ile Centaurlar arasındaki mücadeleyi tasvir eden Paionios Nike ve Zeus Tapınağındaki anıtsal frizler görülmeye değerdir.

Dünyanın en zengin koleksiyonlarından biri olan Antik Yunan zamanından kalma bir bronz ürün koleksiyonu, müzede sergilenmektedir.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Hermes Heykeli
Hermes Heykeli

Praxiteles Hermes Heykeli, 1877 yılında Olympia’daki Hera tapınağının kalıntılarının kazısı sırasında ortaya çıkarılmıştır. Praxiteles’in eseri olduğuna inanılıyor. Figür: Parian mermerinin en iyi kalitesinden yontulmuştur. 2.10 metre boyunda ve kanat ayaklı haberci tanrı Hermes’i tasvir ediyor. Yakışıklı yüz ve kaslı gövde, parıldayan bir yüzeye sahip, alışılmadık derecede cilalıdır. Sanat tarihçesi John Boardman: bunu yarı şaka yollu bir şekilde, heykeli okşayan kadın tapınak işçilerine bağlar. Öte yandan: heykelin arkası çok kaba, yüzeyde açıkça görülebilen törpü ve keski izleri ile uzmanlar heykelin eksik olduğunu düşünüyorlar. Yunan Mitolojisinin reenkarnasyonunu tasvir ediyor. Hermes’e Zeus tarafından bebek Dionysos’u; Nymphelere götürmesi emredildi, böylece bebeği emzirsinler diye. Yükseltilmiş sağ kolunda, muhtemelen şarapların gelecekteki tanrısı Dionysos ile ilgili bir sembol olan bir gurup ağzı tutuyordu. 

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Nike Heykeli
Nike Heykeli

Paionios’un Nike’ı: MÖ 425-420 yılları arasına tarihlenir. Bu mermer heykel, Yunan Zafer Tanrıçası Nike’ı temsil ediyor. Bu parça: 1875 yılında Olympia’da kazı yapan arkeologlar tarafından bulunmuştur. Arkeologlar ayrıca orijinal kaidenin bir yazıtla süslenmiş kısımlarını ortaya çıkardılar. Yazıtta: “Messanians ve Naupaktians, bu heykeli savaş ganimetlerinden Zeus Olympios’a adadılar. Mendeli Paionios bunu yaptı ve tapınağın akroteri yapımı yarışmasını da kazandı.”

Yazıttan hareketle, parça muhtemelen Peloponnesos Savaşı sırasında bir Atina zaferini temsil ediyordu. Şüphesiz, Messenia’daki Pylos Savaşı (MÖ 425) dır.

Nike’ın klasik özelliği olan orijinal kanatları kaybolmuş olsa da modern izleyici, cildine yapışan ve böylece rüzgar etkisi yaratan “ıslak perdesi” giysisiyle uçuşta olduğunu hissedebiliyor.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Hera Tapınağı

Hera Tapınağı

Olympia’daki en eski ve en iyi korunmuş tapınaktır.

Burası Olimpiyat meşalesinin Yunanistan’ın Olympia kentinde güneş ışınlarının Olimpiyat ateşinin yakılmasıyla başladığı ve ardından Yunanistan çevresinde taşındığı yerdir. Olimpiyat meşalesi, daha sonra oyunların açılış törenine kadar çeşitli ülkelerde tur yapar ve ardından ev sahibi ülkeye taşınır.

Diğer Kalıntılar

Bouleuterion, Prytaneion, Gymnasion, Palaistra, Paionios’un Nike kaidesi. Her birinin kendi hikayesi vardır.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Olimpiyat Oyunları Tarihi Müzesi

Olimpiyat Oyunları Tarihi Müzesi

Müzede: Olympia’daki Zeus Tapınağı ve Yunanistan çevresindeki diğer müzelerden 463 eser bulunmaktadır.

Yunanistan Patras Pitoresk Nafpaktos-Naupaktos

PİTORESK NAFPAKTOS-NAUPAKTOS

Patras şehir merkezine 24 km uzaklıktadır. Günümüzde burası sadece muhteşem bir sahil kasabası değil aynı zamanda her köşesinde görülebilen tarihle dolu bir yerdir.

Korint körfezine erişimi kontrol eden stratejik olarak çok önemli bir konumdadır.

Bölgenin tarihi akışını değiştiren iki savaş yaşanmıştır.

Naupactus Savaşı: Atina ve Mora orduları arasında, antik Yunanistan’da yapılan bir deniz savaşıdır.

Lepanto Deniz Savaşı: 1571 yılında yapılmıştır. İspanyol deniz güçlerinin, Osmanlı İmparatorluğu deniz güçlerine karşı kazandığı bir zaferdir. Büyük İspanyol yazar Miguel de Cervantes, sol elini bu savaşta kaybetmiştir. Her yıl Ekim ayının ilk veya ikinci hafta sonunda: Nafpaktos kasabasında, savaşın anısına düzenlenen renkli bir festival görülebilir.

Yunanistan Patras Pitoresk Nafpaktos-Naupaktos Venedik Kalesi

Venedik Kalesi

Nafpaktos kasaba merkezini çevrelemektedir. Kale: Nafpaktos Limanında deniz kenarında biter. Tarihsel olarak burası şehri savunan donanma gemilerinin limanıydı. Bugün yerlerini özel yatlar işgal etmektedir. Bir yanda eski bir deniz feneri, diğer yanda iki heykelin bulunduğu büyük bir sur görülür. Bu heykeller: Yunan ulusal kahramanı Anemogiannis ve İsyanyol yazar Cervantes’e aittir.

Yunanistan Patras Pitoresk Nafpaktos-Naupaktos Cami

Cami

Cami: limana dik, küçük bir caddede, beyaz bir cephe arkasında bulunmaktadır. Denizin önünde dev bir kubbe görülür. Nafpaktos, 300 yıldan daha fazla Osmanlı hakimiyeti altında kalmıştır. Bu dönemde, kasabayı süsleyen birkaç camiden günümüze sadece bir tanesi sağlam gelmiştir. Fethiye Camii: Osmanlı dönemi süresince şehrin ana camisi olmuş ve 1499 yılında kenti ele geçirdikten sonra Sultan Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Ancak: Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra cami kapatılmış ve bir sergi alanına dönüştürülmüştür. Günümüzde sadece özel günlerde açılmaktadır.

Yunanistan Patras Pitoresk Nafpaktos-Naupaktos Botsaris Evi

Botsaris Evi

İki farklı kuleden oluşmaktadır. Kulelerden birisi 15’nci yüzyılda Venedikliler ve diğeri 16’ncı yüzyılda Osmanlılar tarafından inşa edilmiştir. Caddenin üzerindeki bir köprü bu iki kuleyi birbirine bağlar. Yüzyıllar boyunca şehir valileri bu kulelerde yaşamıştır. Bağımsızlıktan sonra General Notis Botsaris bu evi satın almıştır. Günümüzde, burada bir şehir müzesi vardır. Müzede: Leponto Savaşı ile ilgili resimler ve haritalar sergileniyor. Evi, muhteşem bir bahçe çevreliyor.

Yunanistan Patras Pitoresk Nafpaktos-Naupaktos

Saat kulesi

Aşağı ve Yukarı şehirlerarasındaki ana bağlantı olan Sideroporta’da surlar boyunca yürümeye devam ederseniz: 1914 yılında yapılan Kasaba Saat Kulesini görebilirsiniz. Kulenin kuzeyindeki bölgeye cami bölgesi denir. 1829 yılında Nafpaktos kurtuluşuna katılanlar bu bölgeye yerleşirler. O dönemden günümüze kalan birkaç ev arasında en güzel olanı Tzavela Konağıdır. Yakınındaki dev bir ağacın bulunduğu kordon: iki Osmanlı dönemi harabesine (cami ve hamam) ev sahipliği yapmaktadır.

Yunanistan Patras Pitoresk Nafpaktos-Naupaktos

Venedik Kalesi

Tepenin üzerindedir. Orijinal kale, MÖ 5’nci yüzyıla kadar uzanır. Ancak günümüzde görülen kale, çoğunlukla Nafpaktos’da Venedik Cumhuriyetinin bir parçası olarak Orta çağ döneminden kalmadır. Kaleye yürüyerek veya araba ile çıkmak mümkündür. Ancak yürüyerek çıkmanız önerilir çünkü farklı açılardan muhteşem bir manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.

Yunanistan Patras Riion-Antirrion Köprüsü

RİON-ANTİRRİON KÖPRÜSÜ

Bu otoyol köprüsü: Korint körfezi üzerindedir.

Köprü: 1880 yılında Yunanistan Başbakanı Harilaos Trikupis zamanında ilk olarak yapılması gündeme gelmiştir ve bu yüzden, aynı zamanda, bu isimle de anılmaktadır.

Rio ve Antirio arasında inşa edilmiştir. Peloponnese’yi Yunanistan ana karasına bağlar. Korint körfezinin 3 kilometrelik boğazını geçer. Çok açıklıklı ve kablo desteklidir.

Yunanistan Patras Rion-Antirrion Köprüsü

Köprü; 1998-2004 yılları arasında yapılmıştır. Mimar Berdj Mikaelian’dır. Ayak sayısı 2 tanedir. Toplum uzunluğu: 2.252 metredir. Genişlik 27 metre, ana açıklık 560 metredir. Direk yüksekliği 113 metredir. Boğazda suyun derinliği 65 metredir.

Olimpiyatlardan hemen önce açılan köprüden ilk geçenler, Olimpiyat meşalesini taşıyan sporcular olmuştur.

Yunanistan genel özellikleri

Atina tanıtımı ve gezilecek yerler

 

Arjantin Patagonya

Arjantin Patagonya

Patagonya’nın Arjantin bölümünü gezmek için en kolay yol: Buenos Aires şehrinden uçakla buraya “Trelew” şehrine uçmaktır. Buenos Aires şehrindeki iç hatlar uçuşlarının yapıldığı “Aeroparque Jorge Newbery” havaalanını kullanmanız gerekir ve burası şehir merkezine 15 dakika uzaklıktadır.

Buradan uçağa bindiğinizde Patagonya’nın Arjantin bölümündeki “Trelew” şehrine yaklaşık 3.5 saatlik uçuş sonrası ulaşabilirsiniz.

Patagonya’da Arjantin bölgesi 3 alandan oluşmaktadır.

Bunlar: Göller Bölgesi, Atlantik Patagonyası ve Güney Patagonya bölgeleridir.

Muhtemelen sadece bir veya iki alanı ziyaret etmek için yeterli zamanınız olacaktır ve buna göre gezinizi planlamanızı öneririm. Göller Bölgesinde: karlı dağlar, şirin kasabalar vardır. Atlantik Patagonyası bölümü daha kentseldir ve geleneksel çay saati hayatın bir parçası olarak devam etmektedir. Güney Patagonya ise: turistler ve yerliler, akuamarin göller ve yükselen dağlar ihtiva etmektedir.

Patagonya’da yaban hayatı koruma altındadır ve ziyaretçilerin de yaban hayatına karşı saygılı olmaları gerekir. Ancak, yoğun turistik sezondan kaçınmak için burayı “Eylül-Şubat” ayları arasındaki dönemde ziyaret etmeniz önerilir.

Burada resmi dil “İspanyolca” olmasına rağmen, popüler şehirlerde İngilizce yaygın olarak kullanılır. Özellikle otel personelleri ve rehberler İngilizce bilirler. Bölgede resmi para birimi “Arjantin Pezosu” yani “ARS” dir. Bunun dönüşümü ise, 1 ARS= 0.25 Amerikan dolarıdır.

Eğer burada bir şeyler yemek isterseniz, başlıca alternatif balık olacaktır. Ayrıca nefis şaraplar da bulunur. Yöre mutfağı Avrupa damak tadından etkilenmiştir. Çay evleri, çikolatacılar ve pastaneler bunların başındadır. Patagonya’da geç saatlerde yemek yenir ve akşam yemeği genellikle saat 20.00 gibi başlar.

Arjantin Patagonya Göller Bölgesi

Arjantin Patagonya Göller Bölgesi

 

GÖLLER BÖLGESİ

Arjantin Patagonya’sının kuzeybatı ucunda göller bölgesi bulunur. Buranın doğusunda Şili Patagonya’sı ve batısında Atlantik Patagonya’sı bulunur. Bölge nefis kesici manzaralar içermektedir. Buraya: uçak, otobüs ya da araba ile ulaşmak mümkündür. Buenos Aires şehri ile Bariloche arasında doğrudan uçuşlar bulunmaktadır.

Bariloche ve diğer göl şehirleri arasındaki ulaşım için ise otobüs seferleri vardır. Atlantik Patagonya’sının “Puerto Madryn” şehri yaklaşık otobüsle 14 saat uzaklıktadır. Güney Patagonya’nın Trelew şehri ise 21 saat uzaklıktadır.

Arjantin Patagonya San Carlos de Bariloche

Arjantin Patagonya San Carlos de Bariloche

 

San Carlos de Bariloche

Burası görkemli dağlar ve ormanlar ile Nahuel Huapi gölü kıyısında “Bariloche” lakabıyla bilinen “San Carlos de Bariloche” bölgenin en önemli merkezidir ve 1902 yılında kurulmuştur. Buranın ismi, insanlar bu bölgeye gelmeden önce “Andes Mountain Range” doğu bölgelerinde yaşayan yerlilerden gelmektedir.

“Nahuel Huapi Gölü” ve çevresindeki milli park üzerinde yükselen “Bariloche” açık havada: açık havanın tadını çıkarmanız ve yerel yemekleri tatmanız için huzurlu bir ortam sağlar. Ama “Bariloche” daha çok doğal güzelliğe sahiptir.

Kasaba: Buenos Aires şehrine 1640 km uzaklıktadır. Herhangi bir mevsimde, insanlar buraya dinlenmek için gelirler ve burada gerekli tüm hizmet ve olanaklar ziyaretçilere sunulmaktadır.
“Bustillo” daha çok yerel kentsel ortamı ile önem kazanır ve burada Avrupa mimarisi hissedilir. Temmuz-Ağustos aylarında burada pastoral kayak koşulları bulmak mümkündür. Ocak ayında ise yürüyüş ve rafting yapılabilir. Ancak burası en iyi Kasım-Mart ayları arasındaki dönemde ziyaret edilmelidir.

Bariloche’den: Cerro Catedral denen lüks kayak bölgesine gidilir. Burası: Arjantin ülkesinin en ünlü, popüler ve muhteşem kayak merkezidir. Ayrıca yine Bariloche’nin 50 km kuzeyinde “Villa La Angostura” ve 112 km kuzeyinde: 7 göller olarak da bilinen “De Los Andes San Martin” kasabaları bulunmaktadır. Buralar gerek yerel zanaat pazarları ve gerekse panoramik manzaraları ile öne çıkarlar.

Arjantin Patagonya San Martin de los Andes

San Martin de Los Andes

Burası Arjantin Patagonya’sında en göz kamaştırıcı şehirlerden birisidir. Şehir: Lacar gölü kıyısında, Lanin Milli Parkı ile çevrilidir.

Şehrin taş ve ahşaptan oluşan kendine özgü mimarisi, zengin kültürü onun bölgenin popüler yerlerinden biri olmasını sağlamıştır. Burada ziyaretçiler: dağ bisikleti, kano, binicilik, yürüyüş, tırmanma ve alabalık-somon balık tutma etkinliklerine ve sayısız eğlencelere katılırlar.

Kışın ise, şehir kayak ve snowboard gibi kış sporları için uygun ortamlar sunar. Çünkü “Chapelco dağı” şehrin birkaç kilometre uzağındadır. Ziyaretçiler burada ailecek Sibirya huskies köpekleri tarafından çekilen kızaklar üzerinde, ormanda gezinti yapabilirler.

Bu şehir, ayrıca el yapımı çikolata yapımı ile ünlüdür. Yıllardır Patagonya’nın en önemli çikolata üreticileri burada yerleşmişler ve burada yapılan çikolatalar gelenekselleşmiştir.

Arjantin Patagonya Catedral Dağı

Catedral Dağı

Dağın zirvesi gotik tarzlı ortaçağ tapınağı kulesini andırmaktadır. Burası “San Carlos de Bariloche” şehrine 19 km uzaklıktadır ve kış sporları yapmak isteyen, dünyanın birçok yerinden gelen ziyaretçiler tarafından tercih edilmektedir.

Dağ deniz seviyesinden 1030 metre yüksekliktedir. Güney Amerika kıtasında en güzel kayak yapılabilecek yer olarak önem kazanır. Burada 600 hektarlık alanda iyi işaretlenmiş 53 pist bulunmaktadır.

Tüm kayak disiplinleri için pist mevcuttur. Freestyl ve snowboard uğraşanlar için, özel yeteneklerini gösterebilecekleri yerler bulunmaktadır.

Arjantin Patagonya Güney Patagonya Bölgesi

 

GÜNEY PATAGONYA BÖLGESİ

Bu bölgede özellikle öne çıkanlar: Perito Moreno Buzulu, Fitz Roy dağı ve Cueva de las Manos’tur.
Güney Patagonya: hem kültür gezisi ve hem de doğal güzellikleri arayanları çekmektedir. Patagonya’nın en güney ucunda, Şili sınırının doğusundadır. Bölgenin ziyaretçilerinin en çoğu: “El Chalten” ya da “El Calafate” denilen şehirlere inerler.

 

EL CALAFATE KASABASI

Santa Cruz platosunda bulunan ve 7 Aralık 1927 tarihinde kurulan “Calafate” yani bu kasabanın ismi sarıçiçekleri olan bir tür bitkidir. Calafateliler şöyle demektedirler ki, ülkemizde de bu sözü birkaç yerde duymuştum “Her kim Calafate yerse, daha fazlasını yemek için mutlaka buraya dönecektir” Kasaba Fitz Roy dağı eteklerinde kurulmuştur.

Kasabadan itibaren yükselen buz alanları ve yemyeşil ormanlar ilgi çeker. Cesur yürüyüşçüler: bölgenin bu muazzam alanları arasındaki sivri tepelerde yürüyüş yaparlar.

Evet: 7000 nüfuslu (yani bir anlamda ıssız kasabadır da denilebilir) bu kasaba Patagonya bölgesine yolu düşen gezginler için bir başlangıç noktasıdır. Özellikle: Los Glaciares milli parkı içinde bulunan “Perito Moreno” buzulu görülüyor ve sonra bölgeye dağılınıyor. Park alanı buraya 80 km uzaklıktadır.

Çevredeki doğal güzellikleri görmek ister ve kamp ve yürüyüş yapmak isterseniz: burayı ziyaret etmeniz önerilir. Hatta: bir kısım ziyaretçinin burada günler, haftalarca kaldığı söyleniyor.

Evet: buranın geçmişi çok eskiye gitmiyor. Kasaba 1985 yılında kurulmuştur. Ama: Şili ülkesinin burada hak iddia etmesi üzerine, uluslar arası hakem kurulunun oluşturduğu mahkemeye gidilmiş ve mahkeme buranın Arjantin’e verilmesi lehine oy kullanmış ve böylece El Calafate, Arjantin sınırları içinde kalmıştır.

Ancak: tam bir turizm merkezi haline getirilen kasaba, Patagonya bölgesindeki diğer kasabalara nazaran daha pahalıdır.

El Calafate yakınlarındaki “El Chalten” isimli küçük bir komşu kasaba vardır. İki kasaba arasındaki uzaklık, 1.5-2 saat kadar çekmektedir.

Arjantin Patagonya La Estela

 

La Estela

Burası: Viedma gölü kıyısında ve La Leona nehri ağzında, Estancia bölgesinin en güzel yerlerinden birisidir. Burada turizme yönelik çeşitli aktiviteler yürütülmektedir. Çünkü burası Patagonya’nın en muhteşem manzaralarına tanıklık yapmaktadır.

Perito Moreno buzulu, buraya 170 km uzaklıktadır. El Calafate uluslar arası havaalanı 90 km uzaklıktadır.

 

Parque Nacional Los Glaciares-Los Glaciares Milli Parkı

1927 yılında kurulan Milli park 1940 yılına kadar büyümüş ve El Calafate kasabasından yaklaşık 2 saat sürüyor. Burası 1981 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi”ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Park alanına geldiğinizde: rehberler ziyaretçileri bir tekneye bindiriyorlar ve Güney Amerika’nın en büyük üçüncü gölü olan “Lago Argentino” da ilerlenerek Aregentino gölüne doğru uzanmış ve hareket eden “Perito Moreno” buzulu çevresinde geziliyor.

Ancak, milli park alanında, 600.000 hektarlık toplam alanda: “356” tane buzul bulunduğu söyleniyor. Ancak bunlardan 14 tanesi dev buzuldur.

Arjantin Patagonya Perito Modeno Buzulu

 

Perito Modeno Buzulu

Bu buzulu ziyaret etmek isteyenler yakınlardaki “El Calafate” isimli kasabadan düzenlenen turlara katılmalıdırlar. Özellikle Hielo&Aventura isimli tura katılmanızı öneririm. Her gün saat 08.00’de hareket eden bu mini yürüyüş turu, kişi başı 460 ARS yani 105 Amerikan Dolarıdır.
“Glacier National Park”ın güney ucunda ve Güney Patagonya bölgesinin en görkemli buzullarından birisidir.

Dünya buzullarının % 95’lik bölümü küresel ısınma nedeniyle yavaş yavaş yok olurken, Perito Moreno buzulu büyümeye devam etmesiyle ilgi çekmektedir. Her yıl binlerce ziyaretçi, Perito Moreno buzulunun yükselen kristal kütlesini hayretle izlemek için buraya akın ederler.

Evet biraz önce sözünü ettiğim gibi park alanında 14 tane dev buzul var. Ama bu dev buzulların en muhteşemi, Lago Argentina gölünde yüzen ve 250 kilometre kare büyüklüğünde olan bu buzuldur.

Buzulun uzunluğu 30 kilometre, genişliği 5 kilometredir ve yüksekliği, su seviyesinden 60 metredir. Ancak, bunu olağanüstü kılan, sürekli hareket etmesidir. Buzulun günde 2 metre kadar ileri hareket ettiği ölçülmüştür.

Dünyanın en çok ziyaret edilen bu buzulu, dünya üzerindeki en büyük üçüncü tatlı su rezervidir. Aynı zamanda dünyanın en dinamik ve erişilebilir buzuludur. Güneşli bir havada burayı ziyaret ederseniz, buzulun muhteşem açık mavi rengi mutlaka ilginizi çekecektir.

Park alanına geldiğinizde: rehberler tarafından bir tekneye bindiriliyorsunuz ve Güney Amerika’nın en büyük üçüncü gölü olan “Lago Argentino” da yaklaşık 1 saatlik tekne turu yapılıyor. Bu turda, özellikle Argentino gölüne doğru uzanmış ve hareket eden “Perito Moreno” buzulu çevresi geziliyor.

Turun ardından: geri dönülerek milli parkın kara bölümüne çıkılıyor. Patikalardan iniliyor ve muhteşem manzara eşliğinde, hava güzel ise “Perito Moreno” buzulunu uzaktan da seyretme şansına sahip olabiliyorsunuz.

Bu seyir esnasında: birkaç dakikalık fasılalarla, metrelerce büyüklükteki buz duvarlarından kopan küçük buzul parçalarının top sesi kadar güçlü bir ses çıkararak koptuğunu ve göl yüzeyine düştüğünü görebilirsiniz. Parçalanıp suya düşen buzul parçalarının çıkardığı ses gerçekten muhteşemdir.

Buzuldan düşen parçalar, hemen ardından yüzen buz dağlarına dönüşüyorlar.
Burayı ziyaret edeceklere, buzulun güney sınırında mini bir yürüyüş yapmalarını öneririm. Bu mini trekking yani buzul turu, inanılmaz bir deneyim ve heyecan olacaktır.

Argentino gölü çevresinde “Uppsala” ve “Spegazzini” buzullarını da görebilirsiniz.

Arjantin Patagonya Fitz Roy Dağı

 

Fitz Roy Dağı

Parque Nacional Los Glaciares parkındaki dağ alanında en yüksek tepe 3375 metre yükseklikle, Fitz Roy dağının granit zirveleridir. El Chalten şehrinden itibaren yürüyerek Fitz Roy dağına ulaşılabilir.

Kaptan Robert Fitzroy; içinde Charles Darwin ve arkadaşlarının bulunduğu, HMS Beagle gemisiyle bölgede keşiflerde bulunmuştur.

Evet, bu pürüzlü ve granit duvar gibi yükselen dağ: Güney Patagonya’nın ayaklı kulesi gibidir. Zirveler, genellikle bulutların arasındaki pus tabakasında gizlenmiş olarak dururlar.
Gezginler: “Fitz Roy Expendiciones” denilen yerde, deneyimli dağ rehberleri eşliğinde, tamamen uygun donatıldıktan sonra, güvenilir bir yürüyüş hizmeti alınabilmektedir. Ancak rezervasyon gerekir.

2 Şubat 1952 tarihinde, Fransız dağcı gurubu, dağın Güneydoğu Ridge bölümüne tırmanmışlardır. Zirveye tırmanış için, günümüzde 15 ana hat bulunmaktadır.

 

Laguna Terro Gölü

Fitz Roy nehrinin kıyısından ilerlediğinizde, 3600 metre yükseklikteki Cerro Torre dağı istikametinde yürüyerek ulaşılır. Sonuçta: karla kaplı dağlar ve buzullarla iç içe olan Torre Gölüne ulaşmak mümkündür.

Arjantin Patagonya Eller Mağarası

Cueva de las Manos-Eller Mağarası

Eller Mağarası: “Francisco P.Moreno” milli parkı içindedir. Mağaranın içine ulaşmak için Perito Moreno buzulundan yaklaşık 13 millik bir yolculuk yapmak gerekir ki, buraya gezi düzenleyen tur firmaları, bu yolu 4×4 çeker jeeplerle düzenliyorlar.

Bu tuhaf mağara gizemini günümüze kadar korumuştur. Onun duvarlarındaki el izlerinin, MÖ.10.000 yıllarına kadar geriye gittiği düşünülmektedir. Burada: Patagonya’daki avcı-toplayıcı toplumun mağara sanatına dair üç farklı stil görülmektedir.

Arkeologlar: mağara duvarlarına kazınmış küçük parmak izlerinin “Teheulche” kabilesine ait olduğunu düşünmektedirler. Detaylı resimler ise: yerli guanacos av sahnelerini anımsatmaktadır.
“Eller Mağarası” UNESCO tarafından Güney Amerika’daki en önemli kültür sitelerinden birisi olarak seçilmiştir.

 

Estancia Cristina

Güney Patagonya bölgesinde, Glacier National Park yanındaki burası: 1900’lerin başında İngiliz öncü ve sığır yetiştiricisi Joseph Percival Masters tarafından kurulmuştur. Etkileyici manzarası ilgi çekmektedir.

Göl kıyısındaki bu tarihi ev: 35 mil uzunluğundaki “Upsala Glacier” gölü kıyısında, Güney Amerika’nın tüm büyük buzullarını keşfetmek için ideal bir platformdur. Buraya yolunuz düşer ve zamanınız varsa “Anita Caterina Nehri”nde bir balıkçılık turana da katılmanızı öneririm.

Arjantin Patagonya Atlantik Patagonya Bölgesi

 

ATLANTİK PATAGONYASI BÖLGESİ

Burası: Atlantik okyanusu kıyılarında ve Patagonya bölgesinin doğusundadır. Burada: yaban hayatı ve antik Gall köyü bulunmaktadır. Bölgenin en önemli şehirleri: Trelew ve Puerto Madryn şehirleridir. Bunlar arasında tren yolu hattı bulunmaktadır ama yaban hayatını izlemek için bu şehirlerden planlı turlara katılmak mümkündür. Puerto Madryn şehrinden, Peninsula Valdes yarımadasına yapılacak bir otobüs yolculuğu yaklaşık 3.85 dolardır.

Arjantin Patagonya Trelew Şehri

 

TRELEW ŞEHRİ

Yukarıda sözünü ettiğim gibi, uçakla buraya geldiğinizde karşınıza çıkacak ilk şehir burasıdır. Şehir 100.000 nüfusludur. Buenos Aires şehri ile uçak bağlantıları şehrin “Almirante Zar” uluslar arası havaalanı ile yapılmaktadır. Havaalanı şehir merkezine 10 dakika uzaklıktadır.

Şehir: Chubut nehri ağzından 25 km uzaklıkta, Buenos Aires şehrinden 1436 km güneydedir. Şehir güney bölgesinde kıyı, dağlar ve alt yapısı ile kuzeyde birbirine bağlanan yollar nedeniyle stratejik konumdadır.

İlk olarak 28 Temmuz1865 tarihinde, Golfo Nuevo (günümüzdeki Puerto Madryn) denilen yere, içinde 153 Galli göçmen olan “Mimoza” gemisi gelir ve onlar Chubut nehrinin sol yakasında Rawson yerleşim yerini kurarlar. Galce kolonizasyonun öncüsü “Lewis Jones” tur ve onun onuruna şehre “Lewis” in şehri anlamına gelen “Trelew” ismi verilmiştir.

O günden bu yana Chubut nehrinin alt vadisi çeşitli bitkilerin üretimi için tarıma ayrılmıştır. Günümüzde, Trelew şehrinde: Lodwig Williams, Peter Jones ve Jasiah Williams’a ait Galce Koloninin 3 çiftliği bulunmaktadır. 1867 yılında çiftlikler arasında sulama kanalları yapılmış ve ardından burada özellikle buğday olmak üzere kalitesi mükemmel ürünler üretilmiştir.

Ardından bu ürünlerin ihracı için burayı Bahia Nueva (günümüzdeki Puerto Madryn) bölgesine bağlayacak demiryolu inşa edilmesi fikri doğdu. Bu Galce girişimi hükümet tarafından uygun bulundu ve 20 Ekim 1884 tarihinde demiryolu yapımına başlandı. 25 Mayıs 1889 tarihinde tren yolu hizmete açıldı.

Merkez tren istasyonu çevresinde bir banka, postane, otel ve ilk ticaret yerleri açılarak burada yeni bir yer doğmuştur. Bu yeni yer: vadide geliştirilen tarımsal faaliyetler için bir hizmet alanı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Bu yeni yerleşim yerindeki belediye: 1903 yılında imzalanan bir kararname ile oluşturulmuştur. 1904 yılında ilk belediye meclisi bir araya gelmiş ve belediye başkanı seçilmiştir.

Evet günümüzde, günlük havayolu bağlantısı olduğundan: konferanslar ve toplantılar şehirde yoğun olarak yapılmaktadır.
Şehirde iki yılda bir “Uluslar arası Koro Festivali” Eylül ayında düzenlenir ve uluslararasında kültürel değişimi ifade etmesi açısından popülerdir. Her yıl Ekim ayında ise “Chubut Eisteddfod” müzik festivali düzenlenir.

Her yıl 28 Temmuz tarihinde: Gwyl Glaniad tarafından bölgeye Galce gelişi kutlanmaktadır. Aralık ayında ise “Hayvancılık Fuarı” etkinliği düzenlenmektedir. Arjantin’de yün üreticilerin % 80 lik bölümü bu fuara katılmaktadırlar.

 

Luis Pueblo Müzesi

Bu bölgesel müze, şehrin kurucusu “Lewis Jones” adına kurulmuştur. Burada: doğa bilimi ve Aborjin ve Galler kültürü izlerini görebilirsiniz. Ayrıca: bölgenin 19. ve 20. yüzyıllardaki günlük yaşamı ve iletişim nesneleri görülebilir.

Arjantin Patagonya Görsel Sanatlar Müzesi

Görsel Sanatlar Müzesi

Yerel ve il düzeyinde plastik sanat eserlerinden oluşan kültürel mirasın kalıcı bir bölümünü içerir.

Evet, şehir yakınlarında: balinalar, yunuslar ve penguenlerden oluşan doğa manzaralarını izlemek mümkündür.

Arjantin Patagonya Valdes Yarımadası

Valdes Yarımadası-Peninsula Valdes

Atlantik Patagonyasının doğu sahil şeridinde bulunan “Peninsula Valdes” bölümü: Macellan penguenleri, Dukes filleri, denizaslanları ve Guanaco gibi nesli tehlike altında olan türlerin yani deniz yaban hayatının sığınağıdır.

Plajlar ve kayalıklarla kaplı bölge, doğal rezerv alanı olarak yaban hayatı gözlemciliği için idealdir ve 1999 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi”ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
Yarımadada, yanınızda sertifikalı bir doğa bilimci rehber olmadığı takdirde, gezi bölgesi belirli alanlarla sınırlandırılmıştır.

Arjantin Patagonya Southern

Arjantin Patagonya Southern

 

Southern Right Whale

Haziran-Aralık ayları arasındaki dönemde, burada balinalar izlenebilmektedir. Çünkü: onlar çiftleşmek ve yavrularını doğurmak için güvenli ve sakin sular olan buraya gelirler. Yani, buranın en popüler yanı: dik kuyrukları ile su yüzeyi üzerine atlayan balinalardır.

Tüm dünyadan binlerce turist, bu dev deniz memelileri tarafından sunulan harika bir gösteriye tanık olmak için buraya gelirler. Bir büyük balina, görkemli ve şık bir şekilde hemen yakınlarınızda atladığında, muhteşem bir heyecan duyacaksınız. Balinalar sizi 5 metreye kadar yükselen kuyrukları ile selamlayacaklardır.

Balinaların kavisli vücudu ve sırt yüzgeci vardır. Yetişkin bir dişi balina 13-16 metre arasındadır. Erkek balinalar 12 metre uzunluğa ulaşırlar. Yetişkin balinalar 30-40 ton arasında ağırlıktadırlar. Onların dişleri yoktur ve genellikle planktonları yiyerek beslenirler.

Başının üstünde iki spiracles bölümü vardır ve buradan hava soluyarak nefes alırlar. Karınlarında siyah beden üzerinde beyaz lekeler vardır. Yeni doğduklarında 5.5 metre boyundadırlar. Gebelik ve emzirme dönemleri ayrı ayrı 12 ay sürer.

 

Puerto Piramides

Puerto Piramides: Peninsula Valdes yarımadasındaki tek yerleşim yeridir ve Trelew şehrine 170 km uzaklıktadır. Yerleşim yerinin Golfo Nuevo kıyısındaki dik yamaçlar dikkat çeker. Southern Right bölgesindeki balina izleme turlarına buradan çıkılır.

 

Dorodillo

Burası “Koruma Alanı” dır. Puerto Madryn şehrinden yalnızca 15 km uzaklıktadır. Burada: eğlence, dinlenme ve kıyıdan gözetleme yapmak mümkündür. Buradan: Peninsula Valdes yarımadasında yaşayan deniz filleri ve denizaslanları izlenebilir.

Arjantin Patagonya Deniz Filleri

 

Deniz Filleri (Elephant Seals)

Ağustos-Kasım ayları arasındaki dönemde: buraya yani “El Arenal Plajı”na yaklaşık 20 bin deniz filinin çiftleşmek için buraya geldiği söyleniyor. Erkek deniz filleri: Ağustos ayı başlarında buraya gelirler ve çok eşli bir harem oluştururlar. Erkekler kolayca tespit edilir. Sürü veya 160 dişiden oluşan harem lideri “Alfa” olarak adlandırılır. Erkeklerin bir alt rütbeli olanlarına ise “Betha” ve “Gamma” isimleri verilir.

Genellikle büyük genç erkekler arasında çalmak veya komşu dişilerle çiftleşmek gibi çatışmalar görülür. Erkek 3.5 ton ağırlığa erişir ve büyük bir gövde ve benzeri burun yapısı ile karakterize edilmektedir.

Erkekler: Ağustos ayında “Punta Delgada Punta Notre Valdes” yarımadasına ulaşırlar ve kıyı boyunca yerleşirler ve kendi topraklarını işaret ederler. Bunu kabul etmeyenler arasında, kanlı kavgalar ve acımasız çatışmalar olur.

Dişiler ise bir ay sonra yani Eylül ayında sahile ulaşırlar. Onlar zaten bir önceki yıldan hamile bulunmaktadırlar. Onlar erkek tarafından işgal edilmiş kıyıya çıkarlar. Her dişi yılda bir yavru doğurmaktadır. Doğumdan sonra dişi, erkek tarafından yeniden döllenir ve 30 gün boyunca dişi kendi yavrusunu emzirir. Böylece dişilerin tüm hayatı, hamilelikle geçer.

Yavrular doğduklarında 45 kg ağırlıktadır ve yaklaşık 3 hafta boyunca dişiler tarafından emzirilirler. Yetişkin erkek ve dişi genç hayvanlar, bir süre sonra deri değiştirirler.
Deniz filleri: Kasım ayı sonuna kadar Valdes yarımadasında görülebilirler. Daha sonra, onlar yılın geri kalanını geçirmek üzere Fakland adaları, Georgias, Orcadas ve Güney Sandwich adalarına geri dönerler.

Arjantin Patagonya Deniz Aslanları

Arjantin Patagonya Deniz Aslanları

 

Deniz Aslanları-Sea Lion

Yine aynı bölgede “Punta Loma” bölgesinde görülen denizaslanları ise, ön ve arka kanatlarını kullanarak hareket ederler. Bunlar: çakıl bir yoldan ilerlenerek güneyde “Le Folies” denilen bir gemi batığının bulunduğu “Parana Plajı” bölgesindedirler. Burası aynı zamanda aktiviteler ve denizaltı avcılık hayranları için popüler bir yerdir. 12 km lik bir yolculuğun ardından gelir.

Kayıtlara göre “Punto Loma” 1967 yılında kurulmuştur. Chubut eyaletinin ilk doğal rezerv alanıdır. Amacı: Güney Amerika deniz aslanlarının kalıcı kolonilerini korumaktır.

Deniz aslanlarının erkekleri koyu kahverengi-grimsi bir renge sahiptir ve yelesi vardır. Uzunlukları 2.5 metreye ulaşır ve ağırlıkları ise 350 kg kadardır. Ancak dişiler farklıdır. Dişiler 1.8 metre uzunluğa ulaşır, ağırlıkları ise en fazla 100 kg olur. Dişiler Kasım ayında doğururlar. Doğumlar bazen Aralık ayı ve Ocak ayına kadar sürer.

Bölgede nadir de olsa şişe burunlu yunuslar da görülebilir. Bunlar 1.5 metre uzunluğunda, siyah ve beyaz olarak ikili ve onlu guruplar halinde dolaşırlar, hızlı yüzücülerdir.

Arjantin Patagonya El Doridollo Plajı

 

El Doridollo Plajı

2001 yılında Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınan bu bölge, 30 kilometreyi kapsayan kara ve deniz manzarası sunmaktadır. Burası balinaların sığ kıyılarda izlenebildiği birkaç yerden birisidir. Dişi balinalar tarafından, buranın sıcak ve sakin suları, Kasım ayında balinalar yavrularını doğurmak ve beslemek için seçilir.

Yavrular doğduktan sonra, 40 gün süresince yağ tabakalarını geliştirmek için, anneleri onları deniz dibindeki çakıl tabanda dinlenmeye alırlar ve onları kendi yüzgeçleri ile taşırlar. Burada balinaları izlemek için en iyi zaman gel-git zamanıdır. Uçurumun kuzey ucundaki kulübe: her yıl Golfo Nuevo bölgesine gelen balinaların nüfusunu saymak için biyologlar tarafından kullanılıyormuş.

Arjantin Patagonya Punta Tombo

 

Punta Tombo

Trelew şehrinin 110 km güneyindedir. Puerto Madryn denilen yerden ise yaklaşık 107 km güneydedir ve bu aradaki uzaklık araba ile 2 saatlik çakıllı yolda yolculuk gerektirir. Sürücülerin çok dikkatli olduğu gözlemlenir. Yani yol uzun ve yorucudur. Buraya Trelew ve Peurto Madryn şehirlerinden organize turlar düzenlenmektedir.

Bu bölge ilk bakışta boş görülebilir yani bir anlamda Patagonya’nın bozkırıdır. Ancak burada yün üretimi yapılmaktadır. Yıllar önce konaklamak için buraya yerleşen öncü aileler kırsal hayatı geliştirmişlerdir. Buraya yolunuz düşerse, zengin Patagonya kuzu mangalı tatmayı unutmayın.

Burada: 3 kilometre uzunluğunda ve 600 metre genişliğinde dar kayalık şerit korunan alandır ve kum, kil ve çakıllar kaplıdır.

Hafifçe eğimli bu araziye erişmek ve yaban hayatı ama özellikle penguenleri gözlemlemek için biraz güçlü olmak gerekir.

Penguenlerin yuvaları çoğu zaman soğuk olan geniş plajlarda çalıların altındadır. Ama inanın penguenlerin yaşam alanlarını ve etkileşimlerini gözlemlemek muhteşem bir güzelliktir. Bölgede, penguenler dışında karabatak ve diğer yerli tür kuşlar da bulunmaktadır.
Penguenleri özellikle sabah ve akşam saatlerinde, burada en yoğun olarak bulundukları zamanlarda gözlemlemelisiniz.

Yüksek sezonda, burada yaklaşık 1 milyon civarında penguenin çiftleşmek için toplandığı söylenmektedir. Böylece kıtanın en büyük penguen kolonisi burada toplanmaktadır. Bunlara “Macellan pengueni” ismi veriliyor.

Arjantin Patagonya Macellan Penguenleri

 

Macellan Penguenleri

Macellan penguenleri: deniz kuşu olarak bilinir. Mükemmel yüzücüdürler ve karada uçma yetenekleri yoktur. Bunların ortalama boyları 50 cm. dir. Erkek penguenler dişilere göre biraz daha büyüktür ve onların gagası uzun ve geniştir. Bunlar yaklaşık 4 veya 5 kg ağırlığındadır ve 5 yaşına geldiklerinde cinsel olgunluğa erişirler.

Macellan penguenleri: her yıl Eylül-Mart ayları arasındaki dönemde buraya göç ediyorlar.
Eylül ayında: erkek penguenler, bir önceki yıl yumurta bırakılan yuvaları bulurlar ve yaklaşık 40 günlük bir beraberlik yani flört dönemi sonucunda erkek ve dişi penguenler çiftleşirler. Dişi yuvaya genelde dikkatle iki yumurta bırakır. Martılar ve diğer yırtıcılardan korumak için, 40 günlük süreçte her iki ebeveyn tarafından bu yumurtalar korunur. (bu durum yani hem dişi hem de erkek kuşun korumacılık içgüdüsü diğer kuş türlerinde görülmemektedir)

Bu süreç sonunda doğan yavrular ilk anda 80 gr ağırlıkta ve grimsi renktedirler. Bunlar: kalamar, küçük balıklar ve diğer gıdalarla beslenirler. 2.5 aylık olana kadar, yani Aralık ayı sonuna kadar ebeveynlerine bağımlıdırlar. Daha sonra Şubat ayı başında, yeni doğmuş penguenler artık genç penguen durumuna gelirler ve ilk tüylerini değiştirirler.

Mart ayında ise, tamamen kendi besinlerini denizden karşılar hale gelirler ve üreme döngüsü tamamlanır. Göç yolları ile Brezilya’nın kuzey bölgelerine giderler.

Arjantin Patagonya Paleontoloji Müzesi

 

Paleontoloji Müzesi-Trelew Egido Feruglio Paleontoloji Müzesi-MEF

Burası Patagonya’nın Arjantin bölgesinde dinozorların şaşırtıcı varlığını vurgulayarak insan ırkının doğumundan 65 milyon yıl önce ilk mikroorganizmaların varlığını kanıtlamaktadır.
Müze turu yaklaşık 1 saat sürer. Bu turda, müzede bulunan 4 galeride sergilenen 1700 fosil ile Patagonya’nın tarih öncesi dönemlerine doğru bir yolculuk yapabilirsiniz. Burada 150 milyon yıllık dinozor iskeleti ve 60 milyon yıllık kaplumbağa fosili ilgi çekmektedir, çünkü bunlar çok nadirdir.

 

Doğal Paleoreservas

Burası şehir merkezine 23 km uzaklıktadır ve “Bryn Gwyn Jeopark” olarak bilinmektedir. Burada 40 milyon yıllık bir eskiye yolculuk yapılabilir. Campo Las Bardas dağlık arazisindeki parkurda açık ve derin dağ geçitlerinde ve aşınmış yamaçlarda 35 mil uzunluğunda bir doğa rezervi bulunmaktadır. Burada yaklaşık 35 milyon yıl öncesinden günümüze kalan deniz fosilleri ve mineraller görülür.

 

Taşlaşmış Orman

Trelew şehrinden itibaren “Ameghino” bölgesine doğru yürüdüğünüzde taşlaşmış ormana ulaşılır. Carlos Ameghino Florentino ve çeşitli doğa bilimcileri burada fosiller aradılar. Bu araştırmalar sonucunda buranın günümüzden 500 milyon yıl öncesinden kaldığı tespit edildi. Şehir merkezinden 100 km uzaklıktaki bu alanda şimdi soyu tükenmiş ve milyonlarca yıl öncesinden kalan fosil kalıntıları ve dev ağaç kalıntıları görülebiliyor.

 

Welsh Kültürü

Şehirde Gal izleri ve onların simgelerini belirleyen kültürlerin izleri bulunmaktadır.

Arjantin Patagonya Wels Chapels

Welsh Chapels

Celtic kökenli Gallerliler Patagonya’da ilk kalıcı yerleşimi burada kurdular. Bu yerleşim yerinde: ilk kurulan yerlerden biri olan bu yapıda: toplantı odası, mahkeme ve okul yanında, tüm Protestanların ibadet ettiği şapel bulunuyordu.

Ardından bölgede 34 şapel kurulduğu anlaşılmıştır. Bu yapılar onlar için: gerçek birer sosyal merkez olarak hizmet vermiştir. Dini işlevler yanında, şarkı, müzik ve edebiyat mekanları olarak görev yapmışlardır. Aynı zamanda siyasi ve iş toplantıları da buralarda düzenlenmiştir.

Şehir banliyölerinde, bu şapellerden 4 tanesi görülebilmektedir.
Şehirdeki kurucu Galilerle ait kültürel etkinlikler şunlardır:

Chubut Eisteddfod: Bu etkinlik her yıl Ekim ayında düzenlenmektedir.
Welsh Çay: Bu mistik gelenek yılın her günü yapılmaktadır. Onların çay evleri her gün saat 14.00-20.00 arasında bu hizmeti sunmaktadır.

Tipik Siyah Welsh Kek: Tipik Galce kara kek fabrikası, ilk olarak bu şehirde kurulmuştur. Bu kek türü 1865 yılında vadiye gelen ilk yerleşimciler tarafından oluşturulmuş ve daha sonra bunlar fabrikalarda üretilmeye başlanmıştır.

Günümüzde bu fabrikalardan iki tanesi gezilebilmektedir. Bu gezinizin ardından, tipik siyah Galce pastasından almayı unutmamanız önerilir.

Arjantin Patagonya Güneş ve Plajlar

Güneş ve Plajlar

Patagonya denilince elbette ilk akla gelen buzullar ve soğuk havadır. Ancak: Trelew şehrinde vadide konumu nedeniyle ılıman ve kuru bir hava hakimdir. Kış aylarında sıcaklık 0-15 derece arasında, yaz aylarında ise 38 dereceye kadar yükselmektedir. Bu yüzden, şehir yakınlarında güneşli plajlar bulunur.

Şehir merkezine 20 km uzaklıktaki “Union Beach” Atlantik Okyanusu üzerinde küçük çakıllı plajları ve doğal çevrenin zenginliğiyle tercih edilmektedir. Burada özellikle: su sporları aktiviteleri popülerdir ve sörf ile rüzgar sörfü başta gelir. “Playa” ve “Shire” gibi plajlar: açık denizdedir.

Buralarda gel-git ve onların morfolojik özellikleri farklıdır. Genellikle dalgaların boyu 1.5 metreyi aşmaktadır. Gel-git olayları ise 3-4 saatlik süreçlerde görülür.

Evet, şehir plajlarında iklim aşırı soğuk değildir ve rüzgar yoktur. Patagonya’da denize girmek için en ideal yer buralardır.

Arjantin Patagonya Puerto Madryn şehri

 

PUERTO MADRYN ŞEHRİ

Trelew şehrine 67 km uzaklıkta olan, havaalanı bulunmayan, Trelew şehrindeki havaalanı kullanılarak ulaşılabilen bu şehir; Patagonya’nın en canlı yerlerinden olan bu şehir: Atlantik Okyanusuna bakan küçük bir platoda kayalıklar üzerinde bulunmaktadır.

Chubut eyaletinin doğu kıyısında, Nuevo körfezinin büyük bir doğal amfitiyatrosudur. Şehir günümüzde 80.000 nüfus barındırmaktadır. Valdes yarımadasına 50 km yakınlıktadır. Bu nedenle: doğal deniz yaban hayatını ve balinaları izlemek için bölgeye gelenler, burada konaklamakta veya turlara buradan katılmaktadırlar.

Burada: derin bir su limanı bulunur. Ama aynı zamanda alüminyum üretimi, balıkçılık ve turizm odaklı bir sanayi şehridir.

Şehir: 28 Nisan 1865 günü, buradaki doğal limana “Mimoza” gemisiyle gelen 150 Galli göçmen tarafından kurulmuştur. Ardından: İtalyan ve İspanyol göçmenler de bölgeye gelmişler ve Trelew şehri ile Madryn şehirleri arasındaki demiryolu inşasında çalışmışlardır. 1889 yılında şehirde inşa edilmiş tren istasyonu, yeni otobüs terminali için orijinal yapısı korunarak restore edilmiştir.

Bu bölgede, ilk yerleşimciler “Punta Cuevas” denilen yere yerleşmişlerdir ve kalıntılar hala görülmektedir. Şehir özel coğrafi konumu nedeniyle, yıl boyunca düşük yağış alır. Ortalama sıcaklıklar kışın 5 derece ve yaz döneminde 35 dereceye kadar çıkar. Maksimim sıcaklık 14 derecedir.

Evet, balina izlemek için buraya gelen ziyaretçiler: Haziran-Aralık ayları arasındaki dönemde, Puerto Piramides denilen yere gelen balinaları izleyebilirler. Southern Right Whale denilen yerdeki balinalar: gerek Trelew şehri ve gerekse bu şehirden hareket eden turlarla izlenebilmektedir.

 

Su Altı Dalışı

İlave olarak, yani Trelew şehrinden farklı olarak, burada su altı dalışları da yapılabilmektedir. Geleneksel dalışlar için son yıllarda burada çok sayıda resif tasarlanmıştır. Yani burası bir anlamda Arjantin ülkesinin dalış başkenti olarak bilinir. Özellikle denizaslanları ile yapılan dalış çok popülerdir.

Arjantin Patagonya Doğa Bilimleri Müzesi

 

Doğa Bilimleri Müzesi

Burası deniz ekosisteminin zenginliğini korumak ve yaymak amacıyla kurulmuştur. Özellikle müzenin “Galce Salonu” tüm yerli halklar ve sömürgeciler tarafından yapılan el sanatlarının entegrasyonu ve geliştirme sürecini sergilemektedir.

Ayrıca “Botanik” ve “Jeoloji” özelliklerine adanmış bir oda da bulunmaktadır. Burada Patagonya kıyı şeridi ve bozkır bölümünün tam bir açıklaması sunulmaktadır. Bunların yanında, ziyaretçiler: deniz sahil bölgesinin özellikleri, balıklar, omurgasızlar, kuşlar, deniz memelilerine ait bilgiler alabilmektedirler.

 

Pujol Sarayı

Burası 1917 yılında, öncülerden Agustin Pujol ve Anita Howel tarafından “Madryn kalesi” olarak inşa edilmiştir. 1883 yılında Agustin Pujol; Chubut kıyısında karaya çıkmış ve bir tüccar ve yerel tedarikçi olarak buraya yerleşmiştir. Ardından “Telsen” ve “Madryn” olarak bilinen ve gelişmekte olan mezraları bağlayacak yollar inşa ettirerek önemli toplumsal çalışmalara önderlik etmiştir.
Yapı: güçlü bir neoklasik tarzda inşa edilmiştir. Oyma taş ve duvarlar ile merdiven ilgi çeker. Kulesinden körfeze giren gemiler görülebilir. Pujol evi: 1971 yılında hükümet tarafından kamulaştırılmıştır ve müze haline dönüştürülmüştür. Daha sonra ise kültürel miras ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Punta Arenas şehrinden sonra, yarım günlük karayolu yolculuğu sonrasında “Ushuaika” şehrine ulaşılıyor. Karayolu ile Ushuaika şehrine ulaşmak için mutlaka Şili topraklarından geçmek gerekiyor. Önce arabalı vapurla “Tierra del Fuego” adasına ve oradan Şili üzerinden Arjantin’e geçiliyor.

Arjantin ve Şili arasında: 1904 ve 1977 yılları arasında “Beale kanalı”ndaki adaların paylaşımı ve deniz sınırlarının belirlenmesi konularında büyük anlaşmazlıklar ortaya çıkmış ve iki ülke savaşın eşiğine gelmiştir. Ardından “Papa” araya girmiş ve iki ülke arasında anlaşma sağlanmış ve Picton, Lennox ve Nueva adaları Şili ülkesine verilmiştir.

Arjantin Patagonya Ushuaika

Ushuaika

Buranın en büyük özelliği Patagonya’nın diğer şehirlerinde olduğu gibi burada aşırı rüzgarların olmayışıdır. Çünkü şehir kuruluş yapısı itibarıyla rüzgarlara açık değildir yani korunaklıdır.

Şehre gelen gezginler, şehrin özellikle: renkli ahşap evlerini, tepelerini, dağlarında hiç eksilmeyen kar yığınlarını ve buzul manzaralarını görmek isterler.

Gelelim şehrin hikayesine; 1890’lı yılların sonunda altın arayıcısı göçmenler buraya akın ederler. 1902 yılında buraya bir hapishane yaptırılır. Şehre altın aramaya gelen: İspanyol, Hırvat, Litvanyalı ve diğer bir kısım göçmenler; bir süre sonra ülkelerine geri dönmeyip buraya yerleşirler.

1947 yılında hapishane kapanınca, hükümet buraya daha fazla sayıda insan yani yerleşimci çekebilmek için, yatırımlara teşvik verir ve vergi indirimleri sağlar. Arjantin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı buraya bir askeri üs yapar. Günümüzde bu eski ünlü hapishane gezilebilmektedir.

Ardından, 2001 yılında, ülkedeki ekonomik bunalımdan kaçanlar, buradaki hızla gelişen turizm potansiyelini gördüklerinden gelip yerleşirler ve şehir nüfusu hızla artar.

Fin del Mundo-Dünyanın Sonu

Arjantinliler, Ushuaika şehrini “Fin del Mundo” yani “Dünyanı Sonu” diye pazarlamaktadırlar. Ushuaika şehrinin güneyindeki “Navarino” adasının küçük “Puerto Williams” kasabası; Antartika’ya en yakın yerleşim yeri olarak bilinir. Ancak buraya ulaşım: Ushuaika şehrindeki denizcilerin tekneleri ve uçaklarla sağlandığından Puerto Williams yalnızca 3000 nüfuslu küçük bir kasaba olarak kalmıştır.

 

Martial Buzulu

Sudazı Uznuaia şehrine7 kilometre uzaklıktadır. Buraya 15 dakika süren telesiyej ile ulaşılır. Buzulun üzerinde yürümek mümkündür. Buzulun üstünden Beagle kanalının muhteşem manzarasını izlemek mümkündür.

Bu toprakların asıl sahibi olan yerliler, günümüzden 11.000 yıl önce buraya yerleşmişlerdir. Avustralya Aborjinleriyle akrabalıkları olduğu düşünülen “Selknam” ve “Yamana” yerli gurupları dışında, burada “Haushlar” ve kanocu olarak isimlendirilen “Alakaluf” yerlileri de bulunmaktadır. Bunlar: 19. yüzyılın sonlarına doğru “Tierra del Fuego” yani “Ateş Toprakları” nı aralarında paylaşmışlardır.

Arjantin Patagonya Tierre del Fuego

Tierra del Fuego-Ateş Toprakları

Bu bölgeye “Ateş Toprakları” denilmesinin nedeni: Yamana yerlilerinin kulübelerinin önünde sürekli ateş yakmalarına dayanmaktadır. Bu ateşle, yerliler hem ısınır, hem de duman aracılığı ile aralarında haberleşirlermiş. Macellan’da henüz denizdeyken: ilk önce bu ateşlere dikkat etmiş ve bölgeye bu nedenle “Ateş Toprakları” ismini vermiştir.

Selknam yerlileri: denizle ilgili değillermiş. Bu yüzden: en dar yeri4 kilometre olan Macellan boğazını nasıl geçip te Tierra del Fuego’daki “Isla Grande” yani “Büyük Ada” ya nasıl ulaştıkları bilinmemektedir. Bunların büyük olasılıkla kanocu Alakaluf yerlilerinden yardım aldıkları düşünülür. Veya ağaç gövdelerinden yaptıkları sandallarla buraya taşındıkları düşünülmektedir. Selknam yerlilerini, daha sonra Haush yerlileri takip etmiştir.

Beyazlar: uzun yıllar “Tierra del Fuego” bölgesine girmemişlerdir. Çünkü yerliler 19. yüzyılın sonlarına kadar topraklarını başarıyla korumuşlardır. Ancak büyük çiftliklerin kurulmasının ardından, bölgedeki dengeler bozulmuştur. Beyazlar, bölgeye yerleştiklerinde yerlilerin avlanma sahalarını daraltmışlar, Selknam yerlilerinin en  büyük besin kaynaklarından olan “guanakaları” öldürüp köpeklerine yedirmişlerdir.

Selknamlar “guanakaların” sahipleri olmadığını düşündüklerinden beyazların getirdikleri “koyunların” da sahibi olmadığına karar vermişlerdir. Böylece beyazların koyunlarını alıp kendi ailelerini beslemişlerdir. Bunun üzerine çiftlik sahipleri çok sinirlenmişler ve her Selkham kellesine ödül koymuşlardır.

Ardından hain ve vahşi bir katliam başlamış ve beyazlar arasında bir yerli öldürüp kulağını çiftlik sahiplerine götürenler ödüllerini almaya başlamışlardır. Ancak, bazı beyazlar, yerlileri öldürmeyip yalnızca kulaklarını kesiyorlar ve çiftlik sahiplerine götürüyorlarmış ve bu durum öğrenildiğinde, çiftlik sahipleri yerli kellesine ödül vermeye başlamışlar.

Ancak bölgedeki asıl yerli kıyımları; beyazların Avrupa’dan getirdikleri ve yerlilerin bağışıklıkları olmayan “suçiçeği” ve “kızamık” gibi hastalıklar ile olmuştur.

Sonradan bölgeye gelen Hıristiyan misyonerleri, yerlileri bu hastalıklardan kurtarmaya çalışmışlarsa da Selknam yerlilerinin sayıları hızla düşmüş ve 1945 yılında yalnızca 25 kişi kalmıştır.

Hatta en son saf Selknam yerlisi:1974 yılında ölmüştür. Günümüzde ise tahminen 500 kadar melez yerlinin, merkez dışındaki bazı yerleşim yerlerinde yaşadıkları söylenmektedir.

Evet, bu kıyımlara ve yok etmelere rağmen, gerçekte Selknam yerlilerinin kimseye zararlarının olmadığı da söylenmektedir. Çünkü: bunlar at binmeyi ve kano kullanmayı bilmeyen yaya yerliler olarak tanınmaktadırlar.

Tarım nedir bilmezler, yalnızca hayvan olarak köpek beslerlermiş. Bir yerlinin diğer bir yerli üzerinde otorite kurması mümkün olmazmış, yalnızca toplum içinde yaşlıların sözü dinlenirmiş.

Para diye bir şey yokmuş ve sadece hediye ve takas yöntemleri kullanılıyormuş. Miras yolu ile bir aile veya kişinin zenginleşmesi de mümkün değilmiş. Çünkü ölenler, sahip oldukları ile birlikte gömülüyormuş.

Yani: ne köle, ne işçi, ne patron ve zengin var. İnandıkları bir tanrı da yokmuş. Sadece Xon gibi bir şaman benzeri karaktere inanırlarmış. Bu karakter, transa geçerek avın nerede olduğu konusunda onlara yardım edermiş. Ayrıca düşmanlara karşı kara büyü yapmasıyla tanınırmış.

Yamana yerlileri ise: kanolarıyla adalar arasında gezinir ve fok balıklarını avlarlarmış. Kadınlar ise kabuklu deniz hayvanlarını toplarlarmış.

Bunlar sürekli göçebe olarak yaşadıklarından kayalıklarını barınak olarak kullanırlar ve birbirlerine sokularak ısınırlarmış. Ayrıca vücutlarına sürdükleri yağında, bu aşırı soğuk iklimden korunmalarını sağladığı söyleniyor. Ayrıca kanolarının içinde ateş yakarlarmış.

Hatta yine söylenenlere göre Hıristiyan misyonerler buraya geldiklerinde, yerlilere giysi giydirmek isterler ve çıplak yaşamaya alışmış yerliler bunun üzerine hasta olmaya başlarlar. Selknam yerlilerini kırıp geçiren beyaz adam hastalıklarının, Yamana yerlilerinin de sonunu getirdiği bilinmektedir.

Evet: bu bölgede Beagle Kanalında deniz otobüsü ile gezebilirsiniz. Bu gezinizde: denizaslanlarını ve ünlü yazar Jules Verne’in “Dünyanın sonundaki fener” olarak betimlediği deniz fenerini görebilirsiniz.

 

Fernando Cordero Rusque Müzesi

Eğer bu bölgenin ilk sakinleri ya da kaşifleri ve yerleşimcilerinin geçmişi hakkında bir şeyler öğrenmek isterseniz, bu müzeyi ziyaret etmelisiniz. Müzenin koleksiyonunda: yerel faunanın ilginç görüntüleri, arkeolojik ve antropolojik eserler, Şili’nin bu bölgesinde altın madenciliğinin tarihçesi, Selknam yerlilerine ait dünyaca ünlü fotoğraf sergisi bulunmaktadır.

Tiearra del Fuego: aynı zamanda bol balıklar ile ünlüdür ve özellikle alabalık boldur. Rio Grande nehri, kendi kategorisinde dünyanın en iyi nehri kabul edilir. Burada yaklaşık 5 kg lık alabalıklar tutulabilir. Hatta14 kg luk alabalık tutulduğu da görülmüştür.

Özellikle “White Lake” büyük ve ağır alabalık tutulması için idealdir. Daha güneydeki “Desire gölü” de alabalık tutulması için elverişlidir.

Şili Patagonya

 

Brezilya Sao Paulo Genel

Brezilya Sao Paulo Genel

Brezilya’nın 26 eyaletinden birisinin başkenti, en büyük şehridir ama aynı zamanda nüfusa göre dünyanın en büyük şehirlerinden birisidir. Şehrin nüfusu 10.886.518 kişidir. Ama çevresindeki metropollerle birlikte nüfus neredeyse 19.000.000 kişidir. Batı yarımkürede ikinci büyük şehirdir. Küresel ölçekte ise 4. sıradadır. Dünyanın üçüncü büyük metropolüdür.

Güneydoğu Brezilya da bulunan şehir, gökdelenleri, gastronomi ve sağlam kültürü ile tanınır. Brezilya’nın güneydoğusundaki en işlek liman olan “Santos”a 49 km. uzaklıktadır. Santos’a tren ve otoyol hatları ile bağlanmıştır. Kıyıdan uzaklıklara gelince: Costa dos Alcatrazes 186 km, Guaruja 93 km. Ilhabela 204 km. Santos ise 74 km.dir.

Şehir kamu parkları ve Atlantik yağmur ormanları kısımlarının içide çok sayıda ev sahipliği yapmaktadır. Zaten “Serra do Mar” tepeleri üzerine kurulmuştur. Tepelerden doğan “Tiete” ırmağı, şehrin hemen doğusundan geçer. Bölgenin başlıca zenginlik kaynağı: 800 metre yükseklikteki kahve plantasyonlarıdır. Şehrin rakımı 760 metredir.

Şehirde her yıl düzenlenen “Sao Paulo Uluslar arası Sanat Bienali ve film festivalleri” dünya çapında popülerdir ve ayrıca birçok dans, müzik ve tiyatro festivalleri düzenlenmektedir.

Brezilya Sao Paulo Genel

ŞEHRİN TARİHİ GEÇMİŞİ

Sao Paulo şehri: 1553 yılında Portekiz sömürge döneminde Katolik rahipler tarafından kurulmuştur. Cizvit rahipler: yerli Kızılderililerden güvenli bir yer bulmak için 1553 yılında Mar dağlarına kadar yürüdüler ve Piratininga platosuna ulaştıklarında onlar ideal bir yer buldular. İspanya’daki gibi soğuk rüzgarlar ve sağlıklı ve taze topraklar ve iyi sular onların dikkatlerini çekti.

Onlar “Tamanduatei” ve “Anhangabau” nehirlerinin yanında alçak bir tepe üzerine 25 Ocak 1554 tarihinde ilk yerleşim yerini inşa ettiler ve bu tarih, Sao Paulo şehri yıldönümü kutlamaları tarihi olarak belirlendi. O dönemlerde şehir yerli halkları köleleştirme ve değerli metalleri ve taşları bulmak için yapılan seferlerin başlangıç noktası oldu.

1700’lü yıllarda burası küçük bir kasaba iken, topraklarının verimli olması ve özellikle yüksek rakımda kahve üretimine elverişli olması nedeniyle hızla büyümüştür.

1815 yılında şehir Sao Paulo eyaletinin başkenti oldu ve 1826 yılında Largo Sao Francisco Hukuk Fakültesi açıldı.

19.yüzyıla gelindiğinde ise şehir: ticaret, bankacılık ve sanayi merkezi haline gelmiştir. Ancak: özellikle dış ülkelerden gelen binlerce göçmen nedeniyle şehirde gecekondulaşma artmış ve milyonlarca insan şehrin çevresindeki hiçte elverişli olmayan yerlerde yaşamaya başlamışlar ve çevre kirliliği de üst düzeylere ulaşmıştır.

Bunun yanında 20. yüzyılda yaşanan olağanüstü büyüme sonrasında, eski binalar yerini çağdaş mimari örneği yapılara bırakmıştır. Tarihin merkezin çevresinde 17. yüzyıldan kalan kiliseleri, sonraki süreçte gökdelenlerin gölgesi kapatmıştır.

Brezilya Sao Paulo Genel

 

ULAŞIM

Şehir: Rio de Janeiro şehrine 355 km uzaklıktadır. Şehrin havaalanı “Sao Paulo/Congonhas” (CGH) olarak isimlendirilir. Brezilya ülkesinin iki numaralı havaalanıdır ve şehrin güney merkezindedir ve şehir merkezine 8 km uzaklıktadır. Trafiğin durumuna bağlı olarak bu uzaklık yaklaşık 15 dakika sürmektedir.

Havaalanı son yıllarda yenilenen terminali ile hoş bir ortam sunmaktadır.
Şehrin bir diğer uluslar arası havaalanı Guarulhos Uluslar arası Havaalanıdır. Burası otobüsler ile, Congonhas havaalanına bağlanmaktadır.

Brezilya Sao Paulo Genel

 

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Şehir içi trafiği özellikle sabah saat: 08.00-10.00 ve akşam saat 18.00-20.00 arasında tam bir keşmekeşe dönüşmektedir. Zaten haftanın belli günlerinde araçların bir kısmının şehir içi trafiğe çıkmasına izin verilmiyor.

 

Metro

Şehirdeki metro hattı: Amerika ve Avrupa’daki metrolar gibi kapsamlı değildir ama yine de metro sizi istediğiniz birçok yere götürecektir. Metro sistemli ve büyüktür. Metro hatları: Mavi-Yeşil-Kırmızı ve aralarındaki transferi sağlayan Sarı renklerle belirlenmiştir.

Mavi hat: Jabaquara ile Tucuruvi bölgeleri yani kuzey-güney rotasını kapsar.
Yeşil hat: Vila Prudente istasyonu ile Vila Madalena arasındaki bağlantıyı sağlar.
Metro bileti, tek biniş için 3 R dir. Metro ve otobüs entegre biletler ise 5.10 R dir. Tek bilet 3 saat içinde 4 biniş için izin verir.

 

TATİLLER

1 Ocak Yılbaşı
25 Ocak Şehrin yıldönümü
24 Şubat Karnaval
10 Nisan Kutsal Cuma
12 Nisan Paskalya
1 Mayıs İşçi Bayramı
11 Haziran Corpus Chisti
9 Temmuz Anayasa Devrimi
7 Eylül Brezilya Bağımsızlık günü
12 Ekim Aparecida Bayramı
15 Kasım Cumhuriyetin ilanı
20 Kasım Afro Brezilya vicdan günü
25 Aralık Noel

 

İNSANLAR

Bu şehirde yaşayan insanların etnik çeşitliliği hayret uyandırmaktadır. Örneğin: Japonya dışında en çok Japon bu şehirde yaşamaktadır. Bunun dışında: İtalyan, Arap ve Yahudi kültürü de yoğundur. Şehirde nüfus içinde 70’den fazla farklı milletten insan bulunduğu söyleniyor. Özellikle 1 milyon Japon vatandaşı yoğunluk yaratmaktadır.

Brezilya Sao Paulo Genel

GÜVENLİK

Güvenlik Sao Paulo şehrinde ciddi bir konudur. Özellikle geceleri ve hafta sonlarında dikkatli olmanız önerilir. Otobüslerde ve Praça da Se denilen yerde yankesicilere dikkat ediniz. Araba sürüyorsanız: kırmızı ışıkta soyulabilirsiniz. Bu yüzden özellikle gece geç saatlerde kırmızı ışıklarda yavaşlamayınız ve durmadan devam ediniz.

 

PARA

Şehirde (R ) ile ifade edilen dolar kullanılmaktadır.
Hafta sonları hariç, para değişimi kolaydır. Şehrin birçok seyahat acentası ve döviz büroları iyi fiyatla değişim yapmaktadırlar.

 

İKLİM

Burası güney yarımkürede bulunduğu için iklimler tam ters çevrilir. Kış dönemi: Haziran ve Ağustos aylarıdır. Bu aylarda geceleri serin olmasına rağmen, gündüz sıcaklıkları 20 derece civarındadır.
Şehirde “tropikal ılıman” iklim hakimdir. Nem oranı yıllık ortalama % 78 düzeyindedir. Yıllık ortalama sıcaklık ise 19 derecedir. Şehirde yağışlı havalar Ekim-Mart ayları arasındaki dönemde görülür. Ocak ve Şubat aylarında, iyi yağış düşer. Temmuz ve Ağustos ayları ise tamamen kuraktır. Şehirde en son kar yağışı 100 yıl önce görülmüştür.

 

GECE HAYATI-EĞLENCE

Şehirde gece hayatı son derece canlıdır. Ancak: trafik sıkışıklığını unutmamak gerekir, yani gayet renkli ve güzel bir gece eğlencesinden dönerken, trafiğin ortasında sıkışıp kalabilirsiniz.

Brezilya Sao Paulo Genel

NE YENİR-NE İÇİLİR

Şehrin etnik kökeninden söz ederken: özellikle ve yoğun olarak İtalyan, Japon ve Arap etkisinin olduğunu söylemiştim. Buralarda dolaşırken irili ufaklı yüzlerce restoran görmek mümkündür. Şehirde 12.000 restoran bulunduğu söyleniyor.

Şehirde yaşayan Brezilyalı yerliler: “paulistanos” olarak isimlendirilmektedir ve bu insanlar ne için yaşar denildiğinde şu söylenir “çalışmak ve yemek yemek için” Kaju suyu ve bir “esfiha” escarole ve peynir ile doldurulmuş sıcak bir ekmek: mutlaka ilginizi çekecektir.

Feijoada/Feijon

Bu yöresel yemek: domuz eti ve fasulye ile yapılmaktadır ve tüm Brezilya şehirlerinde en geleneksel yemektir ve yalnızca Çarşamba ve cumartesi günleri yapılır.

Churrascaria

Brezilya ülkesini ziyaret ettiğinizde “churrascaria” yemeden ayrılmak olmaz. Bu bir yemek türüdür ve yemek genellikle çeşitli mezelerin masaya gelmesiyle başlar. Bunlar: salata, suşi, sıcak yemek çubuğu ile devam eder. Kısa bir süre sonra “Gaucho” giyimli garsonlar sığır eti bulunan ve barbekülerde pişirilmiş büyük şişlerle gelirler.

Müşteriler garsonlara et isteyip istemediklerini işaret ederler. Bunlar arada dolaşarak isteyenlere bu şişlerin üzerindeki etlerden keserler. Bu şişler üzerinde bulunan etler: tavuk, sosis, ızgara, ızgara balık şeklindedir.
(Rio de janeiro şehrini anlatan yazımda bundan söz etmiştim, hatırlayanlar olacaktır “10 dolara istediğin kadar et ye lokantası”)

Pastel

Bu bir tür en iyi Brezilya aperatifidir. Bu hamur: sığır eti, domates, fesleğen ve peynirle doldurulur ve yağda kızartılarak servis edilir. Sao Paulo şehri sokaklarında, açık hava pazarlarında veya “Pastelerias” denilen pastel satıcılarında bulabilirsiniz, mutlaka deneyin.

Padaria

Padarias veya pastaneler: Brezilya’da günlük kafeler gibidir. Brezilyalılar: hızlı bir kahvaltı ve mükemmel bir kahve veya meyve suyu için sabahları buralara akın ederler. Onlar öğle yemeğinde pizza, taze pao de queijo (sıcak peynirli ekmek) yerler.

Pizza

Sao Paulo şehri sakinleri pizza yemeyi severler. Hatta birçokları evlerine pizza siparişi verirler. Özellikle: güneşte kurutulmuş domates ve kalamata zeytin ile yapılan ve “roka” ismi verilen pizza cinsi yaygındır.

Öte yandan: şehirdeki Pazar yerlerinde kurutulmuş meyve, fındık, Hindistan cevizi suyu, Kuzeydoğu Brezilya “acaraje” ve diğer geleneksel yemekleri, “esfihas” ve “escarole” ve “tofu” ile doldurulmuş kepekli “esfiha” dahil olmak üzere, şehirde birçok geleneksel yemek türü bulunmaktadır.

Sonuçta: Sao Paulo şehri gerçekten yemek ve gıda alanındaki çeşitlilik açısından dünya çapında üne sahiptir. Ancak, birçok yemek türünde et olarak “domuz” kullanıldığından bizler için galiba biraz seçici olmak gerekecektir.

Brezilya Sao Paulo Genel

Gelelim içeceklere: Starbucks, şehirdeki zenginler arasında moda haline gelmesine rağmen, burada özellikle yerliler arasında yine de Brezilyalı kahve tüketilir.

Çünkü Brezilya dünyanın en büyük kahve üreticisidir. Bir kafede ya da “padaria” denilen yerde kısa bir mola verip: “cafezinho” yani “espresso”, cafe com leıte veya kafe pigado içebilirsiniz. Bazı kahve cinslerine sıcak çikolata da ilave ediliyor.

Diğer geleneksel içecek “Hindistan cevizi suyu” dur. Tüm Sao Paulo şehri sokaklarında bunu bulmak mümkündür. Özellikle sıcak bir günde serinlemek için idealdir.

Barlarda ise: diğer meyve suları ile karıştırılarak çeşitleri yapılmaktadır. Bunu içmeyi düşünürseniz, size sorulduğunda şeker isteyip istemediğini belirtmeniz gerekir, çünkü şeker ilavesi olmadığında tadı ekşidir.

Brezilya Sao Paulo Genel

Brezilya Sao Paulo Genel

 

ALIŞVERİŞ-NE SATIN ALINIR

Şehirde 32 alışveriş merkezi bulunduğu söyleniyor. Pek çok dükkan: Cumartesi ve pazartesi günleri arasında, saat 10.00 da açılırlar ve yaklaşık saat 18.00 de kapanırlar. Ancak alışveriş merkezlerinin çoğu saat 12.00 de açılır ve saat 22.00 de kapanır.

Pazar günleri açılmazlar.

Şehirdeki başlıca alışveriş merkezleri: “Higienopolis”, “Ibirapuera” ve “Rua Oscar Freire” dir.
Estado caddesi yakınlarındaki “Mercadao” yani “Büyük Pazar” da iyi bir merkezdir ve buradan meyve-sebze alışverişi yapılır veya bir şeyler yemek mümkündür.

“Guarana” ise şık kumaşlar ve giysiler almak için idealdir.

Pazar günleri “Avenida Paulista” üzerinde bulunan MASP çevresindeki alan: iki büyük Açıkhava pazarına ev sahipliği yapmaktadır. Müzenin altında büyük bir antika pazarı kurulur ve karşısındaki boşluk alanda ise, el sanatları pazarı kurulur. Bu bölümde ayrıca sokak gıda bölümü bulunur.

 

Calixto

Cumartesi günleri, “Benedito” denilen yerde “Calixto” denen Pazar kurulur. Burası bir antika ve el sanatları pazarıdır. Sabah canlı müzik ile başlayan pazarın merkezinde food-court yani yemek yerleri bulunur.

Öğlen burada yemek yiyerek, tüm gününüzü gayet güzel geçirebiliyorsunuz. Zaten Pazar yani alışveriş yanında, birçok insan bu canlı müzik etkinliğine katılmak için buraya gitmektedirler.

Ayrıca: hemen pazarı çevreleyen sokaklarda da ilginç mağazalar ve küçük restoranlar bulmak mümkündür. Özellikle Teodoro Sampaio isimli sokak geleneksel Brezilya enstrümanları satan fantastik dükkanlarla doludur.

Brezilya Sao Paulo Genel

Belediye Çarşısı

Çarşı: vitray pencereli, güzel bir neo-klasik bina içindedir. Burayı ziyaret ederseniz: yanınızda değerli eşya bulundurmamanızı veya sıkı sıkı takip etmeniz önerilir. Çarşının çevresindeki sokaklarda şehrin büyük ve eski binalarını görmek mümkündür.

 

Praça da Republica Pazar

Burası da şehrin en büyük açık hava pazarlarından birisidir. Burada Kuzeydoğu Brezilya’nın taze gıda maddeleri satılır. Atıştırma veya bir içki içip canlı müzik dinlemek isterseniz, yine uygun küçük yerler vardır. Pazarın bulunduğu meydan ise, şehrin en güzel eski binalarının bulunduğu bir yer olarak önem kazanır.

Brezilya Sao Paulo Genel

Ceasa

Ceasa, Brezilyanın en büyük gıda pazarıdır ve hatta 7.5 milyon metre karelik bu Pazar: Latin Amerika’daki en büyük gıda pazarıdır. Burada Brezilya ve ötesinde meyve çeşitlerini görebilirsiniz. Pazar: Çarşamba, Cumartesi ve Pazar günleri açıktır. Şehir merkezinin biraz dışında olduğu için taksi ile gitmenizi öneririm. Salı ve Cuma sabahları, burada çiçek ve bitki pazarı kuruluyor.