İngiltere Londra Smıthfıeld

İngiltere Londra Smıthfıeld

İngiltere Londra Smıthfıeld;

City surlarının kuzey yakası tarih boyunca City’nin resmiyetine dayanamayanlar ya da şehirde istenmeyenler için bir sığınak olmuştur. Bunları 17.yüzyıldaki Huguenotlar: sonraki yüzyıllarda Avrupa’dan, daha sonra da Bengal’den gelen göçmenler oluşturmuştur.

Bu topluluklar atölyeler ve fabrikalar kurmuş, beraberlerinde etnik restoranları ve ibadethanelerini de getirmişlerdir.

Spitalfield, adını St Mary Spital’ın Ortaçağ manastırından alır. Middlesex Street’de giysi tezgahları kurulduğu için 16. yüzyılda Petticoat Lane (Lüpon Sokağı) olarak anılırmış.

Burası hala doğuda Bengal yiyecek dükkanlarıyla dolu Brick Lane’e uzanan kalabalık bir sokak pazarıdır. Smithfield ise Londra’nın et pazarıdır. Hemen yakınlardı yerleşim bölgesi ve sanat merkezi olan Barbican bulunur.

 

GEZİLECEK YERLER

SMİTHFİELD MARKET

İngiltere Londra Smıthfıeld;

Charterhouse Street.EC1 adresindedir.
Smithfield bir meydandır ve Farrington City’nin kuzeyinde bulunur. Bölgenin en büyük özelliği uzunca bir geçmişi olan “et pazarı” dır.

Bu Pazar: Londra merkezinde geçmişten günümüze kalan tek toptan Pazar yeridir. Londra şehir merkezinde, listelenerek koruma altına alınmış üç binadan biridir. Buranın 800 yıllık bir hayvan pazarı geçmişi vardır.

Bu pazarda 12. yüzyıldan bu yana canlı hayvan alım satımı yapılıyormuş, ama pazarın ilk resmi beratı 1400 yılından kalmadır.

1648 yılında ise, ilk kez sığır pazarı olarak kurulmuş ve 19.yüzyılın ortasına kadar da bu amaçlar kullanılmıştır.

Bugün, kesilmiş et ve tavuk pazarı olarak varlığını sürdüren Pazar, eskiden şehir surlarının dışında kalan Smithfield’da bulunuyordu.

Buranın kanlı bir geçmişi vardır çünkü burada birçok halka açık idam töreni yapılmıştır. Birçok siyasi mahkum, dini reformcu, muhalif ve İskoç yurtsever ve önemli tarihi şahsiyet ki bunlar arasında köylü isyanı liderlerinden William Wallace ve Wat Tyler sayılabilir, burada idam edilmişlerdir.

Pazar 1850’lerden sonra Charterhouse Street’deki yerine taşınmıştır.

Adı London Central Meat Market olarak değiştirilmiş olmasına karşın hala eski adıyla bilinir. Eski binalar Victoria dönemi mimarı Horaca Jones’un eseridir. Ama 20.yüzyılda bazı eklemeler yapılmıştır.

Özellikle 1990’ların sonlarından itibaren, burada yeni birçok pub ve kulüp açılmıştır. Özellikle: birçok işçi tarafından buradaki mekanlar gece hayatının öncüleri olarak kullanılmaktadır. Bölgedeki bazı publar sabahın erken saatlerinde kahvaltı servisi verirler. Et pazarının merkezin dışına taşınması gündemdedir.

 

ST BOTOLPH ALDERSGATE

İngiltere Londra Smıthfıeld;

Aldensgate Street EC1 adresindedir.

Burada ilk kilise, 1108 yılında yapılmış, 1418 yılında genişletilmiş ve bir sonraki yüzyılda yeniden yapılmış ve 1739 yılında güvensizlik nedeniyle yıkılmıştır.

Evet, günümüzdeki mevcut bina ise, 1744 yılından kalmadır. 19.yüzyılın sonlarında ise, kilisenin içi: mimar JF Bentley tarafından yenilenmiştir.

O; oyma tavan yaptı ve dekoratif alçı ilaveler ile yan bölümler, korkuluk ve cephe güzelleşti, mevcut oturma sıralarını değiştirdi.

1941 yılında şehir Alman bombardımanı ile etkilenirken, buradaki eserler bombardımanı hasarsız atlattı. 1941 yılında bir bomba, çatıyı delerek içeriye düşmesine rağmen patlamadı.

Kilisenin 18.yüzyılın sonunda tamamlanan George dönemi dış cephesi, iç mekanında öne çıkan alçı bezekli tavan dekorasyonu, zengin oymalarıyla kahverengi ahşaptan yapılmış org mahfazası ve palmiye oyması üzerinde duran meşe vaiz kürsüsü gibi ilgi çekici detayları gözlerden gizler.

Şimşirden yapılma orijinal sıralar, kilisenin içinde değil galerilerde korunmuştur. Buradaki anıtların bir kısmı daha önce burada bulunan bir 14.yüzyıl kilisesinden kalmadır.

Son bir not: 1976 yılında lezbiyen ve gay Hıristiyanlar, diğer kiliselerden dışlanmış kişiler için: burası güvenli bir dini yer olarak önem kazandı. Temmuz 2005 tarihinde, kilisede tüp patlaması sonucu 7 kişi hayatını kaybetti.

 

CHARTER HOUSE

İngiltere Londra Smıthfıeld;

Chasterhouse Square.EC1 adresindedir.

Tudor tarzı geçit evi: meydanın kuzey tarafındadır ve VIII Henry döneminde kapatılan Chartreuse manastırının bir zamanlar bulunduğu yere geçişi sağlar. Hatta: ortaçağ döneminde burada büyük bir veba çukuru bulunduğu söyleniyor.

Yapılan arkeolojik çalışmalara göre: 1348 yılındaki veba salgınında ölen 50 bin kişinin buradaki mezarlığa gömüldüğü anlaşılmıştır.

Charterhouse Sutton Hastanesinin üzerinde bulunduğu bu site: veba kurbanları için bir mezar yapılmak üzere, 14.yüzyılda satın alınmıştır. 1371 yılında: Sir Walter de Manny tarafından buraya bir manastır kurulmuştur.

1535 yılında, manastırdaki keşişler: Kral Henry VII Yasasına uymayı kabul etmediler, bazıları idam edildi ve manastır 1537 yılında dağıtıldı.

Yapı: Norfolk Dükü’ne satıldı. 1558 yılında Elizabeth, Westminster Abbey’de taç giyme töreni öncesinde, buraya uğradı.

1611 yılında ise: yapı Thomas Howard’a satıldı. Kendisi: erkek çocukları eğitmek ve yaşlı erkeklerin bakımını sağlamak için kurulan bir hayırsever vakfa sahipti ve servetini bu vakıf için kullanıyordu.

Yapı, bu dönemde genişletildi ve vakfa bağlı olarak bir erkek vaiz okulu ve beyler ve emekliler için bir imarethane kuruldu. Buranın “charterhouse” ismi, vaiz okulundan gelmektedir. Ama asıl önemli olan, bu vaiz okulunda okumuş ünlülerdir.

Bunlar arasında: John Wesley, yazar William Thackeray ve izcilerin kurucusu Robert Baden Powel sayılabilir.

Hala: paralı ve yatılı olarak hizmet veren vaiz okulu, 1872 yılında Surrey bölgesindeki Godalming’e taşınmıştır. Okulun eski yerinde ise; 1933 yılından sonra: St Batrholomew Hastanesi Tıp Koleji oldu ve şimdi Barts ve Tıp ve Diş Hekimliği Okulu olarak, Londra Queen Mary Üniversitesi tarafından işgal edildi.

Şapel ve revakların bir kısmı, bugüne kadar ayakta kalabilmiştir. Charterhouse bugün yardım kuruluşlarının desteklediği 40’ı geçkin yoksul barındırmaktadır.

 

CLOTH FAİR

İngiltere Londra Smıthfıeld;

Bu sevimli ve 150 metre uzunluğundaki sokak, adını, Ortaçağ ve Elizabeth döneminde 1855 yılına kadar her yıl Smithfield’da düzenlenen giysi ve kumaş panayırı Bartholomew Fair’den almıştır.

No.41 ve No.42’deki 17.yüzyıldan kalma iki katlı evler çok hoştur. Bunların giriş katları günümüzde modernize edilmiş olmasına karşın, cumbalı pencereleri dikkate değerdir. Bu evler, günümüzde otel olarak kullanılmaktadır.

1984 yılında ölen şair John Betjeman hayatının büyük bir kısmını 43.numaralı yerde geçirmiştir. Bu ev, günümüzde onun adını taşıyan bir şarap barına dönüştürülmüştür.

 

ST BARTHOLOMEW-THE-GREAT

İngiltere Londra Smıthfıeld;

Kilise, West Smithfield EC1 adresindedir.

Şehrin en eski kiliselerinden biri olan bu yapı, 1123 yılında, mezarı içeride yer alan keşiş Rahere tarafından “Augustinerinen tarikatı” için kurulmuş ve 1143 yılından bu yana sürekli kullanılır olmuştur.

1230 yılında transepts ve büyük nef eklenmiştir. (Transepts bugüne kadar ayakta gelebilmiştir ancak nefin çoğu, 16. yüzyılda kaybolmuştur)

13.yüzyıl tarihli kemer, VIII Henry’nin manastırı kapatması ve binanın nefinin yıkılmasına kadar kilisenin giriş kapısı olarak kullanılmıştır.

Bugün kemer West Smithfield’dan mezarlığa kadar uzanır. Dağılmasının ardından, burası yerel bir bucak kilisesine dönüştürülmüştür.

Kilise: 1860 yılında ve ikincisi 1886 yılında Victoria döneminde olmak üzere iki kere restore edildi.

Günümüzde: Smithfield alanı içinde: St Bartholomew Hastanesi, Smithfield Market, birçok restoran, bar ve pub bulunmaktadır.

Alanın tam merkezinde ise: bu kilise vardır. Bu tarihi kilise: 1666 Büyük Yangını ve Dünya savaşındaki bombalamalardan zarar görmeden atlatmıştır.

Bu yüzden: kilise, günümüzde harika mimarisiyle ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Öte yandan: kilise, birçok film çekiminde ve televizyon programında da kullanılıştır. (The Other Boleyn Girl, The Golden Age Elizabeth gibi)

 

BARBİCAN

İngiltere Londra Smıthfıeld;

Silk Street adresindedir. Burası Avrupa’nın en büyük sanat merkezidir.

1960’ların şehir planlamasının kararlı bir örneği olan konut, ticaret ve sanat kompleksi, II. Dünya Savaşı sırasında bombalarla yıkılan bir alana 1962 yılında yapılmaya başlanmış ve 20 yıl kadar tamamlanarak 3 Mart 1982 tarihinde Queen Elizabeth II tarafından açılmıştır.

Yüksek katlı apartmanlar, bir süs havuzu ve çeşmeleri de içine alan sanat kompleksi Barbican Centre’ın çevresini sarar. Bu yüzden çok sayıda girişi vardır. Bu çok katlı apartmanlar içinde bulunan “zigurat” denilen beton yapı: Londra’nın en çirkin binası seçilmiştir.

Eski şehir duvarı burada köşe oluşturur ve duvarın kalıntıları hala görülebilir. (Özellikle Museum of Londan’dan)

Barbican sözlüğü bir kapı üzerindeki savunma yapısı anlamına gelir.

Dış dünyaya kapalı, kendine yeten bir kompleks tasarlarken, mimarlar belki de buradan yola çıkmış olabilirler.

Karanlık girişler ve yükseltilmiş yaya yolları ziyaretçileri City’nin işlek kalabalığından hemen uzaklaştırır, ancak tabelalara ve sarı çizgilerle belirtilmiş yürüyüş rotalarına karşın, komplekste yön bulmak kolay değildir.

Barbican Centre’da iki tiyatro ve bir konser salonunun yanı sıra, iki sinema, iki galeri, çocuklara yönelik ve müzik konulu bölümleri olan mükemmel bir kütüphane ve limonluk da vardır. Guildhal School of Music& Drama da buradadır.

Londra Senfoni Orkestrası ve BBC Senfoni Orkestrası, Barbican Merkez Konser salonunda gösteri düzenlemektedirler.

 

ST GİLES CRİPPLEGATE

İngiltere Londra Smıthfıeld;

Fore Street adresindedir. Bu yapı: Londra şehrinde kalan birkaç ortaçağ kilisesinden biridir ve modern Barbican bölgesinin tam merkezinde bulunur.

Bu bölgede 1000 yıldır bir kilise bulunduğu tahmin edilmektedir. Peki St Giles kimdir?

Kendisi MS.7.yüzyılda Güney Fransa’da yaşamış bir keşiştir ve onun bayram günü 1 EYLÜL günüdür.

Giles’in: sakatlar, dilenciler ve demircilerin koruyucu azizi olduğu söyleniyor. Hatta: Ortaçağ döneminde, Batı Avrupa’da en saygın aziz olarak biliniyor.

Yapımı 1550 yılında tamamlanan kilise, 1666 Büyük Yangınından kurtulabilmişse de, II. Dünya Savaşı’nda atılan bir bombayla kulesi dışında yerle bir olmuştur. Taş kule 1682 yılında ilave edilmiştir.

1950’lerde Barbican sakinleri tarafından kullanılması için yenilenen kilise, keskin modernliğiyle öne çıkan Barbican ile tam bir zıtlık oluşturur. Kilise, İngiltere’deki iki orga sahip az sayıdaki kiliseden birisidir.

Oliver Cromwell, Elizabeth Bourchier ile 1620 yılında burada evlenmiş, şair John Milton 1674 yılında kiliseye gömülmüştür. Kilisenin güney tarafında Roma ve Ortaçağ dönemlerinden iyi korunmuş şehir surları görülebilir.

Kilise son olarak 1966 yılında restore edilmiştir. Burayı ziyaret ederseniz, özellikle 19.yüzyıl yapımı doğu penceresini mutlaka görmenizi öneririm.

 

WHİTBREAD’S BREWERY

İngiltere Londra Smıthfıeld;

Samuel Whitbread 1736 yılında 16 yaşında Bedford’da çırak olarak başladığı bira üretimine, 1796 yılındaki ölümüne kadar devam etmiş ve 1750 yılında satın aldığı Chiswell Street’deki bira fabrikasında yıllarca bira üretmiştir.

1780 yılında burası dünyanın en büyük bira fabrikası olarak önem kazanmıştır. Firma: Samuel Whitbread’ın ölümünden sonra oğluna geçmiştir. 1961-1970 yılları arasındaki dönemde ise, şirket, İngiltere’nin en büyük üçüncü bira fabrikası olarak görülür.

1976 yılında kapanan fabrika, özel günler için kiralanan salonlara dönüştürülmüştür ve halka açık değildir. Bugün kokteyllerin verildiği Porter Tun salonu, 18 metrelik genişliğiyle, Avrupa’nın en büyük kereste destekli tavanına sahiptir.

Bu caddede yer alan 18.yüzyıl binaları, dönemlerini yansıtan iyi örneklerdir ve dış cepheleri görülmeye değerdir. Binalardan birinde bulunan plakada, birahanenin 1787 yılında III. George ve Kraliçe Charlotte tarafından ziyaret edildiği belirtilir.

Whitbread, günümüzde İngiltere’nin en başarılı 100 şirketinden birisidir.

 

BUNHİLL FİELDS

Bu alan 1665 yılındaki büyük veba salgınından sonra tuğla duvar ve kapılarla çevrili bir mezarlık şeklinde planlanmıştır.

Yirmi yıl sonra, ibadetlerinde İngiltere Kilisesinin onayladığı dua kitabına uymayanların (Nonconformistler) kilise mezarlıklarına gömülmeleri yasaklandığından, bu kişilerin son yolculuklarına uğurlanacakları yer olarak belirlendi.

Mezarlık, City’nin bitiminde kalır ve büyük çınarların gölgelediği güzel bir alandır. Defin alanı: Quaker Bahçeleri olarak bilinir.

Daniel Defoe, John Bunyan ve William Blake gibi ünlü yazarlara adanmış anıtların yanı sıra, Cromwell ailesinin üyelerine ait mezarlar da burada görülebilir. Buraya son defin işlemi: 1854 tarihinde yapılmıştır. Bu tarihe kadar yaklaşık 120.000 defin yapıldığı söyleniyor.

John Milton ünlü epik şiiri “Kayıp Cennet” i mezarlığın batısında bulunan “Bunhill Row” da yaşarken yazmıştır.

 

WESLEY’S CHAPEL-LEYSİAN MİSSİON

Metodist kilisesinin kurucusu John Wesley şapelin temel taşını 1778 yılında koymuştur. Yapı: mimar George Dance tarafından tasarlanmıştır. Yapıldığı dönemde: Chapel, Londra şehrinde bir üs olmuştur. Londra şehrinde, keşfedilmeyen bekleyen bir mimari harikadır.

Bu arada: “Methodist” likle ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum. Bu mezhep, İngiltere kilisesi içinde bir yenilenme hareketi başlattı.

Bu mezhebin başındaki John ve Charles Wesley: bir Anglikan rahibin oğulları olarak Oxford Üniversitesinde okudular ve dini hayatlarında çok gayretli faaliyetlerde bulundular.

Wesley 1791 yılındaki ölümüne kadar burada vaaz vermiş ve ölünce şapelin arkasına gömülmüştür. Şapelin hemen yanındaki evinde, Wesley’in kitapları ve mobilyaları gibi kişisel eşyalarından bazıları sergilenir.

1891 yılında Wesley’in ölümünün 100. yılı anısına Chapel restore edilmiş, yeni oturaklar ilave edilerek vitray pencereler eklenmiştir. 1972 yılında ise güvensiz olduğu gerekçesiyle chapel kapatılmış ve 1978 yılına kadar olan süreçte, onarım ve restore faaliyetleri sürdürülmüştür.

1978 tarihinde, açılışının 200.yıldönümünde, Queen Elizabeth II ve Edinburg Dükü tarafından yeniden açılmıştır.

Wesley’in katı dini prensiplerine uygun olarak yalın ve ağırbaşlı bir dekorasyona sahip olan şapelde, gemi direklerinden sütunlar dikkate değer. Bu gemi direklerinden sütunlar: George III tarafından bağışlanmıştır.

Şapelin altında Metodist kilisesinin tarihini anlatan küçük bir müze bulunmaktadır.

İlk İngiliz kadın Başbakan Barones Thatcher da (dönemi 1979-1990) bu kilisede evlenmiştir. Günümüzde: chapel her yıl geleneksel “Dünya Methodism” gününde, yerel topluluklar, hacılar ve binlerce ziyaretçi tarafından ziyaret edilmektedir.

 

JOHN WESLEY’S HOUSE

49.City Road.EC-1 adresindedir.

Abisi Charles ile birlikte Methodizm’in kurucusu olan JohnWesley bu evi ve bitişiğindeki şapeli City’nin kuzey ucuna 1779 yılında yapmıştır.

Evet: Londra şehrinde, 18. yüzyıldan kalan ve Wesley tarafından inşa edilen ve Metodist toplumlara vaaz verdiği bu ev: özellikle bu mezhebin inananları tarafından yoğun olarak ziyaret edilmektedir.

Evi ziyaret ederseniz: ona ait olan eşyalarla birlikte, çalışma ve dua odasını orijinal haliyle görebilirsiniz.

 

PETTİCOAT LANE

Middlesex Street adresindedir. Burası: erkekler, kadınlar ve çocuklar için özellikle giysi satılan bir yer olarak bilinir.

Bu sokak kraliçe Victoria döneminden beri burada kurulan pazarıyla biliniyordu. Ancak sokağın adı daha renksiz bir ifadeye sahip olan Middlesex Street olarak değiştirildi.

Günümüzde yeni adı resmen kabul edilse de, yıllardır giysi ticareti merkezi olduğu için eski adı da kullanılmaktadır.

Her Pazar sabahı Petticoat Lane ve civarındaki sokaklarda kurulan Pazar da aynı ismi taşır. Wentworth caddesi üzerindeki açık küçük Pazar: 09.00-15.00 arasında açıktır.
Pazarın kaldırılması yönünde girişimlerde bulunulduysa da, 1936 yılında çıkarılan bir kanunla para izin verilmiştir.

Burada çok çeşitli mallar satılır, ancak giysiler, özellikle deri ürünleri boldur. Neşeli ve gürültülü bir ortamda Cockney aksanıyla konuşan tezgahtarlar müşterileri çekmek için şakacı bir dil kullanırlar.

Sokaklarda 1000’den fazla tezgah bulunduğu söyleniyor. Burada alışveriş yapmak isteyenlerin pazarlık yapmayı iyi bilmeleri gerekir.

Burada çoğu etli sandviçler somon fümeli bagel’lar gibi geleneksel Yahudi yiyecekleri satan çok sayıda yer vardır.

 

WHİTECHAPEL ART GALLERY

1901 yılında kurulan sanat galerisinin güzel Art Nouveau ön cephesi, C.Harrison Townsend’in eseridir. Londra şehrinde, kamu tarafından finanse edilen ilk galeridir. Eğitim ve sosyal yardım projeleri için uzun yıllara dayanan bir geçmişi önem kazanmaktadır.

Galeri 1980’lerde ve 2007-2009 arasında genişletilmiştir. Galeri: uluslar arası merkezli bir rol oynar ve çağdaş sanat için bir mihenk taşıdır.

Bölgenin sanat pazarının ve Brick Lane’in yakınlarında bulunan galeri, Doğu Londra sakinlerini sanatla buluşturmayı amaçlar.

Bugün, burada, uluslar arası çağdaş sanatçıların eserlerini kapsayan kaliteli sergiler düzenlenir. 1950’lerde ve 60’larda Jackson Pollock, Robert Raucshenberg, Anthony Caro ve John Hoyland gibi sanatçılar eserlerini burada sergilemişlerdir.

David Hockney de ilk sergisini 1970 yılında burada açmıştır.

Galeride sanat kitaplarına yer veren kapsamlı bir kitapevi ile sağlıklı yiyecekler sunan bir kafede bulunur.

 

OLD SPİTALFİELDS MARKET

Horner Square-Spitalfields bölgesinde bulunan burası kapalı bir Pazar yeridir. Haftanın yedi günü açıktır ama özellikle hafta sonları çok canlıdır.

1638 yılında, Charles I: burada et ve kümes hayvanları satılması için izin vermiştir. Daha sonra: 1682 yılında, burası: Charles II döneminde, Londra’nın yeni banliyölerindeki insanları beslemek için büyüyerek gelişmiştir.

1885-1895 yılları arasında; Pazar bölgesi George Sherrin tarafından yeniden tasarlanmış ve inşa edilmiştir.

Günümüzde Londra şehrinin en iyi pazarı olarak bilinen burada: organik sebze-meyve, ekmekler, turşular gibi kaliteli yiyecekler satılır.

Hafta için günlerde açık olmasına karşın, Pazar günleri, özellikle giysiler, ıvır zıvır, süsler, yaratıcı tasarım modasıyla ikinci el giysilerle ilgilenen büyük kalabalıkları kendisine çeker.

 

CHRİST CHURCH SPİTALFİELDS

Spıtalfıeld.Commercıal Street adresindedir.

Gençliğinden itibaren Sir Chistopher Wren ile çalışmalar yapan Nicholas Hawksmoor’un Londra şehrindeki 6 kilisesi içinde en güzellerinden birisidir.

Christ Church 1711 yılında parlamentonun Elli Yeni Kilise Yasası ile vakfedilmiş ve 1714-1729 yılları arasında inşa edilmiştir.

Bu vakıf yasasında aslında 50 kilise yapılması düşünülmesine rağmen, yalnızca 12 tanesi yapılmış ve bunlardan 6 tanesi, biraz önce de belirttiğim gibi Hawksmoor tarafından tasarlanmış ve yapılmıştır.

Amaç, İngiltere kilisesinin yerini sağlamlaştırmak ve Huguenot bölgesinde güç gösterisinde bulunmaktı.

Protestanları, Huguenot’lar; Katolik Fransa’nın zulmünden kaçarak buraya gelmiş ve ipek dokumacılığında çalışmaya başlamışlardı.

1729 yılında tamamlanan kilisede 1850’li yıllarda birçok değişiklik yapıldı. 1960’lı yıllarda terk edilen yapı yıkımın eşiğindeydi.

1976 yılında Friends of Christ Church Spitalfields kiliseyi eski ihtişamına kavuşturmak amacıyla kuruldu ve bu amaca 2004 yılında ulaşıldı. Günümüzde bu yapı, bir konser mekanı olarak kullanılmaktadır.

Kilisede: opera, klasik müzik, yerel sanatçılar Gilbert&George katılımı ile düzenlenen kutlamalar, akşam yemekleri, pop performansları gibi birçok etkinlik düzenlenmektedir.

Christ Kilisesi: hala çevresindeki sokaklara hakimdir. Kilisenin portikosu ve kulesinin oluşturduğu boyut ve güç etkisi, iç mekandaki yüksek tavan ve salonda da kendisini gösterir. Kilisenin taş işçiliği ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

 

FOURNİER STREET

Caddenin kuzey yakasındaki 18.yüzyıl tarihli evlerde yaşayan ve hayatlarını ipek dokumacılığı ile kazanan Fransız Protestanlarına gün ışığı sağlamak amacıyla, bu evlerde büyük pencereli tavan arası odaları yapılmıştır.

Fransız ipek dokumacıları: Fransa’nın Nantes, Lyon ve diğer şehirlerinden buraya göçmüşler ve buradaki ipek endüstrisini geliştirmişlerdir.

Onların kaldıkları evler: ince ahşap lambrileri, oyulmuş merdivenleri, şömineleri ve gayet iyi ustalar tarafından yapılmış son derece ince detaylı işçilikleriyle ilgi çekmektedirler. Evlerin üst zeminlerinde: buradaki ipek tezgahlarına ışık sağlanması için, biraz önce de belirttiğim gibi büyük pencereler yapılmıştır.

Evlerin zemin katları ise, üretilen ürünlerin satıldığı yerler olarak kullanılmıştır. Son bir not: bu Fransız göçmenler niye buraya geldiler? Çünkü: 1600’lerin başlarında Fransa’da Katolikliğe karşı Protestanlık gelişiyordu ancak zorla din değiştirme baskıları nedeniyle, 40.000 Huguenot, mülteci olarak buraya göç ettiler.

Ancak: 19.yüzyılda: Londra’da sanayi devriminin gelişmesi üzerine: Hindistan ve Çin ülkelerinden, buraya ucuz ipek gelmeye başladı ve Spitalfields ipek ticareti bunun üzerine zayıflamaya başladı ve Huguenots taşındı.

Ancak yine de günümüzde de, bu caddede oturan göçmenlerin çoğu dokumacılıkla uğraşmaktadır. Bugün kalabalık atölyelerdeki dikiş makinalarının başında çalışan Huguenotlar’ın yerini Bengalli göçmenler almıştır.

Neyse ki çalışma koşulları düzeltilmiş ve bu küçük atölyelerin büyük bir kısmı artık şehir dışında bulunan modern fabrikaların satış mağazalarına dönüştürülmüştür.

Caddenin güney tarafında, ünlü mimar Sir Thomas Hawksmoor tarafından 1729 yılında inşa edilen heybetli Christ Church görülür. (yukarıda ondan söz etmiştim)

 

LONDON JAMME MASJİD

59.Brick Lane adresindedir.

Mescit bu civarda yaşayan Müslümanların ibadet yeridir. Kelime anlamı, Bengalce’de “Büyük Cami” demektir. Doğu Londra’daki en eski yapılardan birisidir.

Mescidin tarihçesi bu bölgeye gelen göçmenlerin tarihine de ışık tutar.

Binanın çok uzun bir geçmişi vardır. İlk olarak; 1743 yılında Fransız Protestanları Huguenotlar için şapel olarak yapılmıştır. 1898 yılında Sinagoga çevrilmiş, 20. yüzyılda ise Metodist kilisesi olmuştur.

1976 yılından bu yana, burası cami olarak kullanılmaktadır. Londra’da Müslüman toplumu için bir odak noktasıdır. İbadet mekanı olmasının yanında: İslami literatür ile ilgili olarak çalışma gurupları tarafından düzenlenen konferanslara da ev sahipliği yapmaktadır.

Aynı anda 3000 kişi ibadet edebilmektedir.

Caminin çevresindeki mahallede ise: ağırlıklı olarak Bengalliler oturmaktadır. Pazar günleri, burada kurulan “Brick Lane Market” isimli pazarda: Asya baharatları, sarı ipek ve çeşitli biblolar satılmaktadır.

 

SPİTALFİELDS CENTRE MUSEUM OF IMMİGRATİON& DİVERSİTY

Huguenot ipek tüccarının 1719 tarihli evinin arkasında küçük bir Victoria dönemi sinagogu saklıdır. O dönemde şehre gelen Huguetonlar, İrlandalı topluluklar ve Polonya’dan gelen Yahudi cemaati için arka bahçede, 1869 yılında yapılmıştır.

Burası Londra şehrinin en eski üçüncü Sinagogudur. Nazi işgali altındaki Avrupa’dan kurtarılan bazı çocuklar burada barınmışlardır.

1960’lara kadar Sinagog olarak kullanılan yapının: bodrumundaki toplantı odasında, düzenli anti-faşist toplantılar düzenlendi.

Evet, burada, günümüzde: şehre gelen göçmenlerin ve Yahudilerin tarihini aydınlatan sergiler düzenlenir.

 

BRİCK LANE

Bu sokak, eskiden tuğla ocaklarının içinden geçerdi ve buraya “Whitechapel Lane” denir, tuğla ve toprak birikintileri bulunurdu.

Bölgeye ardı ardına gelen göçmen dalgaları sonucu: 17.yüzyılda, burası Huguenots’ların konut alanı haline geldi ve usta dokumacılar ve terziler burayı bir dokuma ve moda merkezi haline getirdiler.

Ardından: vasıflı ve vasıfsız işgücü için, göçmenler gelmeye devam ettiler. 19.yüzyılda buraya İrlandalılar ve Yahudiler göç ettiler ve bu göç 20.yüzyıla kadar devam etti. 20.yüzyılda ise bölgeye Bengaldeşli göçmenler büyük guruplar halinde gelmeye başladılar.

Günümüzde ise şehirdeki Bengallilerin oturduğu kalabalık bir bölgedir.

Sokaktaki 18.yüzyıl evleri ve dükkanları değişik milliyetlerden birçok göçmeni barındırır.
Göçmenler hayatlarını yiyecek, baharat, ipek ve sari satarak kazanmaktadırlar.

Bengalliler, Yahudilerin oturduğu bu bölgeye 19.yüzyılda denizci olarak gelmişlerdi. O zaman bölgede Yahudiler çoğunluktaydı. Burada hala birkaç Yahudi dükkanı vardır.

No. 159 daki bagel dükkanı 24 saat açıktır.

Pazar günleri burada ve çevrede Petticoat Lane’in devamı niteliğinde bir Pazar kurulur.
Brick Lane’in kuzey ucundaki Black Eagle Brewery, 18. ve 19. yüzyılın endüstriyel mimarisi ve sonradan eklenen aynalı cam binasıyla dikkati çeker.

 

DENNİS SEVERS HOUSE

Folgate Street No.18 deki, 1724 yılından kalma bu evde, eksantrik tasarımcı, icracı buluşlar yapan ve oyuncu Dennis Severs, ziyaretçilerini 17. ve 19.yüzyıllar arasında dolaştıracak tarihi bir iç mekan yaratmıştır. Ev: bodrum üzerine, 4 kat ve terastan oluşmaktadır.

Mutfak, yemek odası, sigara içme odası ve yatak odası üst kattadır.

Ev, ziyaretçileri, Sever ın deyimiyle “sade bir evin içine bakmaya değil, bir zaman tüneline, hayal gücüyle çıkılacak bir maceraya” da evet derler. Odalar, sanki içeride yaşayanlar biraz önce dışarı çıkmış casına bir yaşanmışlık havası taşır. Ocak ve yanan mumlar, kalıcı kokular görülmektedir.

Tabakların yanındaki ekmekler, bardaklarda şarap ve kaselerde meyveler vardır. Mum alevleri titreşir ve dışarıdaki taşlık sokaklarda yankılanan at toynaklarının sesleri duyulur.
Alışkın olduğumuz müze sergilerinden farklı olan bu teatral deneyim 12 yaşından küçük çocuklara göre değildir.

Sanatçı David Hockney gibi kişiliklerin övgülerini toplayan evin bir benzeri daha yoktur.
Hemen yakınlarda, George dönemi kırmızı tuğlalı evlerin titizlikle 1720 lerde inşa edilen eski şehir evlerinden ikisi yer alır.

 

COLUMBİA ROAD MARKET

İngiltere Londra Smıthfıeld;

Colombia pazarı: 1869 yılında Angela Burdett Coults tarafından kurulmuştur ve 400 tezgahta gıda maddeleri satılmıştır.

Ancak, bu Pazar 1886 yılında kapatıldı. Buraya: Charles Dickens tarafından, üç katlı, gotik bir kemer ve konutlar inşa edildi. 1940 yılındaki Alman bombardımanında Pazar isabet aldı ve büyük hasar gördü.

1958 yılında ise, burada Yahudi tüccarlar tarafından yine cumartesi ve Pazar günleri Pazar kurulmaya başlandı.

Ancak bu kez, gıda değil kesme çiçek ve bitki satılmaya başlandı.

Bu pazarda egzotik çiçek ve bitkiler arasında dolaşmak, şehirde bir Pazar (sadece Pazar günleri açıktır) sabahı yapabileceğiniz en keyifli şeylerden biridir. Pazar günü sokak: çiçeklerle bir vaha haline dönüşür. Havada çiçek kokusu yoğunlaşır.

Victoria döneminden kalma dükkanların bulunduğu bir sokağa kurulan Pazar, hoş kokularıyla farklı bir deneyim sunar.

Burada kurulan tezgahların yanı sıra birçok dükkanda da taze etmek, çiftlik peynirleri, antikalar ve çoğu çiçeklerle ilgili olmak üzere pek çok ürün satılır.

Ama en çok: bahçe aksesuarları, sabun, şamdan, Budist objeler ve bitkiler, çalılar, çiçek soğanları ve taze kesilmiş çiçekler satılır.

Burada, ayrıca bir İspanyol şarküterisi ile soğuk kış günlerinde kendinize bagel ve sıcak çikolata ziyafeti çekebileceğiniz güzel bir kafe bulunur.

Pazarın saat 15.00 gibi kapandığını unutmayın.

,

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı

Afrika kıtasının güneybatı ucunda bulunan burası: daha önceleri “Cape Yarımadası Milli Parkı” olarak bilinmektedir. Park alanı içinde: Masa dağı ve özellikle nadir bitki örtüsü ilgi çekmektedir ve Mayıs 1998 tarihinde bölge: UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Çünkü masa dağı milli parkı ve Cape Floristik bölgesi: dünyanın en zengin ve tek floristik bölgesidir. Buradaki bitki örtüsü içinde: 460 farklı bitki türü bulunduğu söyleniyor. Nadir ve nesli tükenmekte olan bitkiler, bu alanda biyo çeşitlilik yaratırlar. Bazı çok özel ve nadir bitkiler parkta çoğu yerde görülebilirler.

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı
Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı

 

Öte yandan: yine burada yabanıl hayvan türleri de görülüyor ve bunlar arasında bulunanlar: Dassies, kirpiler, mongooeses, kemerli kertenkele, yılan ve kelebeklerdir. Birçok kuş türü arasındakiler ise: sığırcık, kaya kerkenezleri ve su kuşlarıdır.

Ama park alanının en ünlü sakinler: Boulder Beach bölgesinde bulunan Jackass Penguenleridir. Ağustos ve Ekim ayları arasındaki dönemde ise: açıklarda kambur balinalar görülebilir.

Masa dağının zirvesinde: Table Mountain Cafe dükkanı ile Oniki havariler tepesi arasında turlar düzenlenir. Yürüyüş turları 3 terminallidir. 15 dakikalık Dassie yürüyüş turu: kuzey, batı ve güney bölümlerine ait manzaraları içerir.

30 dakikalık Agama Walk yürüyüş turu: Cape Town ve Cape yarımadasının muhteşem manzarasını izletir. En uzun Klipspringer yürüyüş turu ise: platonun kenarından ilerler ve Platteklip George üstünde biter.

Plato boyunca: restoranlar ve piknik masaları bulunmaktadır.

 

Table Mountain Bölümü

Bu bölüm: Signal Hill, Aslan Başı, Masa dağı gerisindeki Şeytan Tepe, Oniki havari tepe ve Orange Kloof denilen yerden oluşmaktadır.

Masa dağı: 1857 yılında “Ulusal Anıt” olarak kabul edilerek koruma altına alınmıştır. Güney Afrika’nın en çok ziyaretçi çeken yeridir. Burası aynı zamanda milli bir parktır.

Masa dağı; güneyde Cape Point, kuzeyde Signal Hill bölümüne kadar uzanır ve aynı zamanda dünyanın en küçük, ama en farklı çiçeklerinin bir arada bulunduğu bir yerdir.

Masa dağının üst düzlüğünü sık sık örten beyaz sis tabakasına “masa örtüsü” denir. 1085 metre yükseklikteki MacLear Beacon tepesi: Masa dağının en yüksek noktasıdır. Masa dağı yerel dilde “Khoekhoe” olarak anılır ve yerli sakinler bunu “Hoerikwaggo” olarak söylerler, yani “deniz dağı” demektir.

Dağ: 1086 metre yükseklikte ve yaklaşık 3 km genişliktedir. Masa dağı: yaklaşık 260 milyon yaşındadır. Karşılaştırma açısından bakılırsa: Himalayalar 40 milyon yaşında, Alpler 32 milyon yaşındadır.

Dağ: daha küçük dağlarla çevrilmiştir. Şehirden bakıldığında: sağ yanda “Lions Head” (Aslan kafası) ve “Signal Hill” görülür. Sol tarafta ise “Devils Peak” (Şeytan Tepesi) bulunmaktadır. Signal Hill (Sinyal Tepesi): bir zamanlar denizdeki gemilerle iletişim kurmak için bir sinyal noktası olarak kullanılmıştır.

Günümüzde de, buradan her gün öğle saatlerinde top atışı yapılmaktadır. Özellikle: akşam saatlerinde Signal Hall tepesine giderseniz: Masa dağının karşısında, Cape Town şehrinin ışıklandırılmış, muhteşem romantik görünümünü izleyebilirsiniz.

Masa dağının batı yüzü: “Twelve Apostles” (Oniki Havari) denilen bir dizi belirgin kaya oluşu bulunmaktadır.

Bölgede: fauna ve flora önemlidir. Çünkü masa dağı: 1500 çeşit nadir bitkiye ev sahipliği yapmaktadır. Dağın doğu yamacında: ünlü “Kirstenboch National Botanical Garden” bulunuyor.

Mevsim ne olursa olsun; burada mutlaka şaşırtıcı çiçekler görülmektedir. Hatta: muhteşem yabani orkideler ve gümüş ağacı bu şaşırtıcı bitkilerin bir kısmıdır.

Dağda: çeşitli yabani hayvanlar da bulunmaktadır. Bunlar arasında: kaya tavşanları, oklu kirpiler, geceye özgü küçük bir antilop türü olan grbok ve Habeş maymunları sayılabilir.

Dağda: 300’den fazla patika bulunmaktadır. Eğer dağda bir yürüyüş planlıyorsanız: bu yürüyüşleri düzenleyen çeşitli şirketlerle irtibat kurmanız gerekir.

1998 yılında Dünya Çevre Gününde, Güney Afrika Devlet Başkanı Nelson Mandela: Masa dağını “Dünya’ya bir hediye” olarak ilan etti. 2004 yılında ise: burada bulunan inanılmaz 8200 çeşit bitki türü nedeniyle, bölge UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesine” dahil edilerek koruma altına alınmış, Doğal Dünya Mirası olarak kabul edilmiştir

Restaurant

Masa dağı üstünde self-servis hizmet verilen bir restoran bulunmaktadır. Burada: sıcak kahvaltı, menüler, kahve bar, sıcak yemekler gibi değişik bir yelpaze sunulmaktadır. Restoran 120 kişi kapasitelidir.

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı Silvermine Bölümü
Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı Silvermine Bölümü

 

Silvermine Bölümü

Silvermine denilen burası, şehir merkezine 10 dakika uzaklıktadır. Bu bölümde: iyi işaretli parkurları kullanarak dağ bisikleti gezisi yapabilirsiniz. Ayrıca doğa yürüyüşü yapmakta mümkündür. Özellikle: hafta sonlarında yerli halk ve turistler burayı ziyaret ederler.

Buradan kısa yürüyüşler ile: False Bay ve Cape Point denilen yerlere ulaşmak mümkündür.

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı Cape Point-Cape of Good Hope Bölümü
Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı Cape Point-Cape of Good Hope Bölümü

 

Cape Point-Cape of Good Hope Bölümü

Buraya giriş ücretlidir. Yetişkinler için 105R ve çocuklar için 50R ödemek gerekir. Feniküler için ise: yetişkinler için 52R ve çocuklar için 22R ödemek gerekir. Buraya ulaşmak için bir araba veya otobüs ile 40 dakika yolculuk yapmanız gerekir.

Burası, en güney bölümü kapsamaktadır. Cape Point ve Cape of Good Hope uzanır.
Buranın en büyük özelliği: en güney uçta olmaları ve Atlantik ile Hint Okyanuslarının birleşme yeridir. Cape Town: Cape yarımadasının 60 km güneybatı ucundadır. Cape Point: milli park alanı içinde bir doğal rezerv alanıdır ve güney bölüme düşer.

Burayı ziyaret ederseniz, Ümit Burnu denilen yeri görebilirsiniz. Zaten, daha önceki ismi “Fırtınalar Burnu” olan bu mekan: aynı zamanda çok sayıda batık gemi barındırmaktadır ve bunlar özellikle: batıdan doğuya “Cape Litters” sahilindedir ve bu bölgede 26 kayıtlı batık görebilirsiniz.
Bölgede ayrıca: Vasco da Gama ve Bartolomeu Dias gibi kaşiflerin anıtları da görülebilir.

UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Zengin ve çeşitli flora ve fauna: 7.750 hektarlık alanı kapsamaktadır. Bu bölgede: babunlar ve zebraların yanı sıra 250’den fazla kuş türü bulunmaktadır. Yani: Cape Point: doğa tutkunları için bir cennettir. Dünyanın başka hiçbir yerinde büyümeyen 1.100 yerli bitki türü görebilir ve fotoğraf çekebilirsiniz.

1859 yılında burada ilk deniz feneri (Da Gama Peak) tamamlandı ve günümüzde de deniz seviyesinden 249 metre yukarıda durmakta, Güney Afrika kıyısındaki tüm deniz fenerleri için merkezi izleme noktası olarak kullanılmaktadır.

Bu tarihi binaya ulaşmak isterseniz, deniz seviyesinden 127 metre yükseklikteki alt istasyona gelen tekneler ile, 3 dakikalık bir feniküler yolculuğu yapmanız gerekir. Bu yolculuk sonunda: eski deniz fenerinin altındaki izleme noktasına ulaşabilirsiniz.
Bölgedeki ikinci deniz feneri: birkaç metre uzakta 87 metre yüksekliktedir ve 1914 yılında inşa edilmiştir.

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı False Körfezi

False Körfezi

Buranın gizli koyları ve iki feneri: bu olağanüstü yarımada boyunca: dağ zebra ve cesur babun maymunları ile karşılaşabilirsiniz. Ayrıca: su samuru, kertenkele, yılan, kaplumbağa, böcekler de görülebilir.

Boulders Simonstown pitoresk köyü yakınlarında: tenha koylar ve plajlar dizisi görülür. Simon bölgesinin kayaları ve güneyindeki bu plaj bölgesi: büyük bir Afrika pengueni kolonisini barındırmaktadır. Plaj bölümü: dev mermer şeklindeki kayalarla: rüzgar, ağır dalgalar ve akıntılara karşı koruma sağlamaktadır.

Aynı zamanda: burası Atlantik kıyılarına nazaran daha sıcaktır. Bu koloni: dünya üzerinde yalnızca birkaç penguen kolonisinden birisi olarak önem kazanmaktadır. Plaj: bir koy bölümünde kaldığından özellikle çocuklar için idealdir. Ama: penguenlere dokunmak ve onları beslemek uygun değildir.

Çünkü: onlar şirin ve sevimli görünmelerine rağmen, gagaları jilet gibi keskindir ve onlar kendilerini tehlike altında hissettiklerinde, parmak veya burun ısırmak konusunda tereddüt etmezler.

Yüksek ses çıkarmaları nedeniyle “Jackass penguenleri” olarak isimlendirilen bu sevimli kuşların yuvalama sezonları: Şubat-Ağustos ayları arasındaki dönemdir. Dünya üzerindeki penguen sayıları ilk olarak 1956 yılında sayıldıklarında 150.000 damızlık çift var iken, 2009 yılında sayıldıklarında yalnızca 26.000 çift damızlık penguen kaldığı görülmüştür. Yani sayıları hızla azalmaktadır.

Bu kayalıklardaki penguen kolonosi ile buraya 1983 yılında yerleşmiştir. 2005 yılı sayımlarına göre, burada 3900 kuş bulunuyor iken, 2011 yılında kuş sayısının 2100 olduğu görülmüştür. Bu sayısal düşüşün temelinde: aşırı avlanma, petrol sızıntıları, deniz kirliliği, habitat tahribatı ve sorumsuz turizm faaliyetlerinin olduğu düşünülmektedir.

Kumların üzerinde piknik yapabilir ve yüzebilirsiniz. Dünya üzerinde penguenlerle yüzme şansının olduğu başka bir yer yoktur. Ancak biraz önce de söylediğim gibi gerek penguenlerin keskin gagaları ve gerekse gel-git için tedbirli olmanızı öneririm.

Evet, park alanını tanıttıktan sonra: buraya ulaşımda kullanılan teleferik hattı ile ilgili bilgi vermek istiyorum.

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı Cableway-Teleferik
Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı Cableway-Teleferik

 

Cableway-Teleferik

Masa dağı teleferiği: zirveye ulaşım için gereken zorlu yürüyüş ve tırmanış için güzel bir çözüm olmuştur. Teleferik sistemi: 1929 yılında hizmete girmiştir. Ancak: daha sonraki süreçte, günlük yolcu sayısı 600.000 kişileri ulaşınca, yoğun talebi karşılamak üzere teleferik sistemi: 4 Ekim 1997 tarihinde İsviçre’den ithal edilen ve son teknoloji kullanılan sistemle değiştirilmiştir.

Günümüzde: hava durumu izin verdiği sürece, her gün düzenli olarak çalışır. Teleferik kullanım ücretleri: yetişkinler için 105R, 18 yaş altı çocuklar için 100R, 4 yaş altı çocukla için ücretsizdir. Sıra beklemek istemiyorsanız, önceden internet üzerinden bilet satın almanızı öneririm. Yoksa: uzunca bir sıra beklemek zorunda kalabilirsiniz.

Kalkışlar: “Lower Cable Station” denilen yerden yapılır. 65 kişilik kabinle yapılan yolculuk yaklaşık 6 dakika sürer. Teleferik saniyede 10 metre hızla ilerler. Rüzgarlı havalarda: teleferik kabininin tabanı su ile doldurulur ve denge sağlanır. Kabinler: hızla ilerlerken aynı zamanda 360 derece dönerek, yolcularına muhteşem manzarayı izleme fırsatı sunarlar.

Üst teleferik istasyonu: deniz seviyesinden 1067 metre yüksekliktedir. Şehri 1000 metre yüksekten izleme şansı bulacağınız zirveye ulaşıldığında: burada “Masa dağı posta damgasını taşıyan mektuplar gönderebileceğiniz ve hediyelik eşyalar satın alabileceğiniz bir mağaza bulunur.

Ayrıca: çok sayıda seyir platformu bulunur. Açık havada: teleferik istasyonunun bulunduğu alanın çevresindeki bu seyir platformlarının bulunduğu plato boyunca yürürseniz: kuzeyde Waterfront ve Masa dağı körfezi; batıda Camps körfezi ve Twelve Apostles: doğuda Stellenbosch Cape burnu olmak üzere şehrin birçok yerini görebilirsiniz.

Teleferik sistemi, günümüze kadar olan süreçte 22 milyon insanı: Masa dağı tepesine ulaştırmıştır.

Buraya bir gezi yaparsanız: dağın zirvesinden kuşbakışı olarak çevrenin mükemmel bir manzarasını izleme şansı bulursunuz. Buradan: Cape Town hayatının bütün varlıkları, aşağıda minyatür halde görülür. Ayrıca: körfezdeki sayısız gemiler, tarihi binalar, yükselen gökdelenler, varlıklı banliyölerin güzel evleri, hoş plajlar ve kasvetli gecekondular görülür.

Ancak: buraya çıkmadan önce, mutlaka hava durumunu takip etmeniz önerilir. Çünkü: dağın tepesinde hava her an değişebilir. Bir an parlak güneş ışığı varken, ardından kısa sürede: gökyüzü bulutlarla kaplanabilir ve dağın zirvesinde, tepede duran, eteklere kadar yayılan ve “Masa Örtüsü” denilen görüntü ortaya çıkabilir. Ancak: buraya çıkmayı düşünenler için altın kural “Zirveyi görebiliyorsanız, zirveye çıkın”

Güney Afrika Cape Town Alışveriş

Güney Afrika Cape Town Tarih

Brezilya Salvador

Brezilya Salvador

Bu tarihi ve eski şehir: güzel plajları, canlı kültürü ve dünyanın en büyük karnaval kutlamaları ile tanınmaktadır. Dolayısı ile “Brezilya’nın mutluluk başkenti” olarak anılmaktadır. Şehrin isminin kelime anlamı “kurtarıcı” demektir.

Amerika’nın en eski şehirlerinden birisi, Brezilya’nın en büyük üçüncü (Sao Paulo ve Rio de Janeiro şehirlerinin ardından) şehridir ve Brezilya ülkesinin kuzeydoğu bölgesindeki “Bahia” devletinin başkentidir.

Şehir eskiden şeker ve köle ticaretinin önemli bir merkezidir. Günümüzde de sömürge mimarisinin çarpıcı kiliseleri ve plazaları ile dikkati çeker.

All Saints körfezi kıyısındaki şehir: güneşlenme, yüzme ve sörf için ideal harika plajlar sunmaktadır.

Şehrin en çekici tarafı yıllık karnaval kutlamalarıdır. Bu abartılı olay dünyanın en büyük eğlence festivali olarak kabul edilir, müzik, dans, geçit törenleri, kostümler ve sokak partileri içerir.

Son bir not: süper model “Adriana Lima” bu şehirlidir.

Brezilya Salvador

ŞEHRİN KISA TARİHÇESİ

1500-1501 yılları arasında, Portekiz filosu ilk olarak buraya yani Bahia kıyılarına gelmiştir. Ancak kıyıları keşfetmek için buraya gelen ilk Avrupalının 1531 yılında “Martim Alfonso de Sousa” olduğu bilinmektedir.

1549 yılında ise, yine Portekizli işgalciler, buraya gelerek ilk yerleşimi kurmuşlardır. Yaklaşık 10 bin kişilik Portekiz gurubu: “Tome de Souza” denilen yerde karaya indiler.

İlk yerleşim: All Saints koyuna bakan yüksek bir kayalık üzerine yapılmıştır ve bölge gerek limanı ve gerekse şeker sanayi ve köle ticareti nedeniyle hızla büyüyüp gelişmiştir.

Şehir, Afrikalı kölelerin en yoğun yaşadığı şehirlerden birisi olmuştur. Köleler şehrin hızla büyüyüp zenginleşmesini sağlamışlardır. 1650 yılına kadar, burası güney yarımkürenin en büyük metropolü olmuştur.

1551 yılında ise, buraya Katolik piskopos Julius III, Portekiz Lizbon şehrinden gelmiş ve burası Brezilya ülkesinde bir Katolik merkez haline dönüşmüştür. Takip eden süreçte, şehir “alt” ve “üst” şehir olmak üzere ikiye ayrılarak büyümüştür.

Alt şehirde: liman ve Pazar bulunurken üst şehir genellikle yerleşim yerlerine ayrılmıştır. Her iki bölüm arasındaki bağlantı için 19. yüzyılda feniküler ve asansör yapılmıştır.

1624 yılında Hollandalılar Portekiz hakimiyeti altındaki şehri kuşatır. Hollandalılara karşı: Portekizliler Brezilyalılarla birlikte karşı koyarlar ve şehri savunurlar. Takip eden süreçte, şehir 1760 yılına kadar Brezilya’nın başkenti olur. Ardından ise şehir, sanayileşme yanında bir ulusal kültür ve turizm merkezi olur.

Brezilya Salvador

ULAŞIM

Şehrin “Peputado Luis Eduardo Magalhaes” uluslar arası havaalanı: şehir merkezine 28 km uzaklıktadır. Şehir: Recife şehrine 850 km uzaklıktadır ve karayolu ile 13-14 saat sürer. Brasilia şehri 1540 km uzaklıktadır ve 24 saat karayolu yolculuğu gerekir. Şehir ile Rio de Janeiro şehri arasındaki uzaklık 1620 km dir ve karayolu ile 30 saat yolculuk gerektirir.

 

NÜFUS

Şehirde 3.5 milyon civarında nüfus bulunmaktadır. Nüfusun büyük kısmı: kısmen Siyah Afrikalıların soyundan gelmektedir.

 

İKLİM

Şehir özellikle tropikal yağmur ormanları nedeniyle yıl boyunca sabit olan sıcaklıklara sahiptir. Yani hava genellikle sıcak ve nemlidir. En kurak dönem Eylül ayıdır. En yağışlı dönem ise Nisan-Haziran ayları arasındadır.

 

NE YENİR

Yerel lezzetler: Abara, fasulye ve baharatlar ile doldurulmuş bir pişmiş muz yaprağı vardır. Yerel mutfakta: deniz ürünleri ve bol baharat tercih edilir. Deniz ürünlerinden: balık ve karides başta gelir. Özellikle palmiye ağacından çıkarılan bir tür yağ: sömürge döneminden bu yana birçok yemekte yoğun olarak kullanılmaktadır.

Hindistancevizi suyu da, birçok yemek türü ve özellikle deniz ürünlerinde kullanılır. Şeker kamışı posası: tatlıların hazırlanmasında kullanılır. Buraya yolunuz düşer ve yerel lezzetleri tatmak isterseniz, özellikle “moqueca” yani bir tür balık ve karidesten yapılan güveci denemeniz önerilir.

 

NE SATIN ALINIR

Alışveriş merkezleri

1.Iguatemi
2.Salvador AVM
3.Barra AVM
4.Paralela AVM

 

TURİZM

Şehir, Brezilya ülkesinde kıyı şeridi en uzun (80 km) şehirlerden birisidir. Atlantik Okyanusu boyunca büyük oteller sıralanmıştır. Plajlar: yelken, yüzme ve dalış için çok uygundur. Ayrıca güçlü dalgalara açık koylarda sörf yapılabilir.

Salvador şehrinde kıyı boyunca yaklaşık 35 kilometrelik bölümde, Barra’dan başlayıp Flamenko’da biten plajlar bulunmaktadır.

 

PLAJLAR

Salvador şehri plajlarla çevrilidir.

Brezilya Salvador Porto da Barra Plajı

 

Porto da Barra Plajı

İnsanların çoğu Salvador şehrinde “Pordo da Barra” plajını en popüler yer olarak kabul ederler. Plaj: dünyanın en büyük koylarından birinin girişindedir.

Bu plaj: Bahia bölgesinde ilk Avrupa yerleşimi olan “Vila Velha” bölgesindedir. 1549 yılında Brezilya’nın ilk genel valisi ve Salvador kurucusu Tome de Souza: 1.000 kişilik yanındakilerle birlikte buraya geldi ve buradaki halkı sürgüne zorladı.

Burası çeşitli yayın organları tarafından dünyanın en iyi 3. plajı seçilmiştir.
Deniz: yüzmek için sakin, net ve mükemmeldir.

Plajın güney ucunda, şehrin kuruluş yeri anısına Portekizli heykeltıraş Joao Fragosa tarafından yapılan, mavi ve beyaz çini duvarlı bir heykel yani “Malta haçı” vardır.

Plaj: spor turnuvaları ve canlı gösterilere ev sahipliği yapmaktadır. Ünlü müzisyenlerin buluşma noktasıdır. Şarkılara ilham kaynağı olmuştur. Ayrıca küçük balıkçı tekneleri bölgeye ayrı bir hava vermektedir. Geleneksel balık pazarını da görebilirsiniz.

Ama hafta sonları ve özellikle Pazar günleri çok kalabalık olur. Sandalet, güneş gözlüğü ve benzeri öğelerinize iyi sahip olmanız önerilir, yoksa çalınır. Hatta genellikle bunları çalanlar, masum görünüştü çocuklardır.

Brezilya Salvador Farol da Barra

 

Farol da Barra

Farol, bir işaret anlamına gelir. Burada “deniz feneri” bulunduğundan isim türemiştir. Deniz feneri plajın sonundadır. Deniz fenerinin resmi adı “Forte de Santo Antonio da Barra” dır.
Şehrin “Barra de Bay” mahallesi girişindedir ve eski bir Portekiz kalesinin içindedir.

Güney Amerika’nın en eski deniz feneri olarak bilinir ve 1639 yılında inşa edilmiş, 1839 yılında yenilenmiştir. Kulenin yüksekliği 22 metredir. Fenerin bulunduğu yerden muhteşem bir okyanus ve günbatımı manzarası izlenebilir. Fenerin altında küçük bir müze bulunmaktadır.

 

MAB-Museu Nautico-Farol da Barra-Forte de Santo Antonio

Burası devletin en eski müzesidir.
Burada Brezilya’nın ilk başkentine ait nesneler sergilenmektedir. Ayrıca: haritalar, grafikler, sömürge günlerinde mal ve köle taşıma, batık Avrupa gemisinden kurtarılan malzemeler sergilenmektedir.

Plaj: özellikle çocukların oynaması için güvenilirdir ve sığdır ve ilaveten korumalı havuzlar bulunur. Plajın ucu ise sörfçüler bölgesidir.

CAPOEİRA

CAPOEİRA

Bu yöreye özgü bir tür danstır. Hatta: dans ve dövüş sanatı olarak da bilinir. Dövüş teknikleri, dans figürleriyle birleştirilir. Köken olarak: Afro-Brezilya belirtiliyor, yani Portekizliler tarafından bölgeye getirilen Afrikalı kölelere dayandırılıyor.

Bu gösteride 2 rakip, birbirlerine dokunmadan akrobatik hareketlerle bu savaş dansını gerçekleştirirler. Bir oyuncu rakibini dengesiz bırakırsa başarılı olmuş sayılır.

20.yüzyılın ilk yarısında, şehirde: Salvador doğumlu ustalar tarafından Capoeire okulları açılmıştır. 1892 yılında bu okullar bir ara yasaklanmış ve ardından 1938 yılında yeniden açılmıştır.

 

KARNAVAL

Dünya üzerindeki en büyük partinin burada yapıldığı, bizzat “Guinnes Rekorlar Kitabı” tarafından tescil edilmiştir.

Bir hafta süren ve şehrin cadde ve sokaklarında 25 km boyunca uzanan bu eğlence etkinliklerine, yaklaşık 4 milyon kişinin katıldığı söyleniyor. Partinin organizasyonu ise, 100 bin kişi yürütülmektedir. Evet sokaklar karnaval sırasında insanlarla doludur.

Çünkü karnavalın bir parçası olmak inanılmaz heyecan yaratır. Kamyonlar üstüne müzik enstrümanları yerleştirilir. Bu kamyonun arkasındaki dans kitlelerine katılabilirsiniz.

 

Rei Momo

Karnaval Kralına: şehrin anahtarı teslim edilir ve parti resmen başlar.
Campo Grande mahallesinde sokaklara: Camarotes tribünleri yerleştirilir. İsteyenler kalabalık tarafından çiğnenmekten korkanlar, partiyi buradan izlerler.
Bu sırada: yüksek volümlü ses sistemleri yerleştirilerek, şehrin en sevilen sanatçıları ve dansçıları partiyi hareketlendirirler.
Karnaval sırasında genel olarak: Samba-Reggae müzikleri çalınır.

 

Lavagem Bonfim do

“Bonfim” kelime anlamı temizlemedir. Bu festival aşağı şehirde başlar ve kiliseye olan 9 km lik bir yürüyüş ama dans edilerek yapılan bir yürüyüş ile devam eder. Bu sırada “blocos” yani “davullar” çalar. Çok eğlenceli bir etkinliktir.

 

Filhos de Gandy

Şehrin en büyük festivallerinden birisidir. Festivale katılanlar beyazlar giyerler ve türban takarlar. Onların liderine “Gandi” denir.

Brezilya Salvador OLODUM

 

OLODUM

Bunlar Salvador şehrinde 1979 yılında kurulmuş bir perküsyon gurubudur. Amaçları: Afro Brezilyalılar arasında kendine güven ve gurur duygusunun teşvik edilmesi, ırkçılığa karşı konulmasıdır.

Çeşitli albümleri bulunan gurup: “Pelourniho” denilen yerde, her Salı gecesi canlı performans sergilemektedirler. Ayrıca yine burada çeşitli hediyelik eşyaların satıldığı dükkanlar bulunuyor, ama bir Salı akşamı burayı ziyaret ederek, dünyaca tanınan gurubun kendine özgü müziklerini canlı olarak izleyebilirsiniz.

Brezilya Salvador

 

GEZİLECEK YERLER

Şehir “Aşağı şehir” ve “Yukarı şehir” olarak iki bölüme ayrılmıştır. Her iki bölüm arasındaki bağlantıyı ise popüler bir turistik yer olan “Elevador Lacerda” denilen asansörle birbirine bağlamaktadır.

Brezilya Salvador Elevador Lacerda

 

Elevador Lacerda

Bir bu tür asansördür ve 1873 yılında açılmıştır. Şehrin en popüler turistik yerlerinden birisidir. Şehrin çarpıcı manzaralarını sunmaktadır. Brezilya’da açılmış ilk asansördür.

İlk dönemlerde şehir merkezi Aşağı şehirde iken, zamanla Yukarı şehirde varoşlar artmış ve bu ikisinin birleştirilmesine gerek duyulmuştur.

Asansör 4 kafes ile 72 metrelik bir uzaklığı birbirine bağlamaktadır. 24 saat faaliyette olan asansör aynı anda 128 kişi taşımaktadır ve yolculuk 21 saniye sürmektedir. Günde yaklaşık 28.000 yolcu taşıdığı söyleniyor.

Brezilya Salvador AŞAĞI ŞEHİR-CİDADE BAİXA

 

AŞAĞI ŞEHİR-CİDADE BAİXA

18.yüzyıla kadar tek bir caddeden oluşan bu bölüm, takip eden süreçte daha fazla alana genişletilmiştir. Günümüzde ticaret, iş ve esnaf ağırlıklı bir merkezdir.

Asansörden çıkarken, sola giden yolda “Igreja Conceicao da Praia” kilisesi vardır ve yol plajlara gider. Evet bu yol üzerinde birçok eski bina olmasına rağmen, birçoğu kötü durumdadır ve bazıları restore edilmiştir.

Muhteşem festivallerin başlangıç yeri burasıdır. Bunlar arasında en güzeli “Lavagem Bonfim do” festivalidir. Ancak günümüzde gece oldukça kalabalık olmasına rağmen, bu bölge gün boyunca tehlikelidir. Yanınızda mutlaka birkaç kişi veya turla burayı gezmeniz önerilir.

 

All Saints Bay

Körfez, alt şehrin 85 metre aşağısındadır.
Bu körfez Amerigo Vespucci’nin 1 Kasım 1501 tarihinde buraya gelmiş ve bu tarih “All Saints” günü kutlamaları için seçilmiştir.

Büyük ve güzel koy: Atlantik okyanusunun sakin ve berrak suları, geniş mangrov, tuzlu bataklıklar ve mercan resifleriyle doludur.

Burada “Castro Alves” isimli ünlü şairin heykelini de görebilirsiniz. Kendisi 24 yaşında ölmüş, toplumun sefaleti hakkında yazdığı şiirlerle tanınmaktadır.

 

Senhora da Conceiçao da Praia

Bu kilise: Elevador Lacerda’nın güneybatısındadır. Portekiz’den getirilen mermerlerle 1739-1765 yılları arasında inşa edilmiştir. Cephesinde çapraz kuleleri ve iç eğimli köşeleri, barok mimarisi özelliklerini yansıtmaktadır.

Tavan boyamaları 1773 yılında Jose Joaquim da Rocha tarafından yapılmıştır. Ziyaret edenlerin burayı mutlaka görmeleri önerilir.

Brezilya Salvador Igreja Conceicao da Praia
Brezilya Salvador Igreja Conceicao da Praia

 

Igreja Conceicao da Praia

Largo da Conceiçao da Praia adresindedir.
1739 yılı yapımıdır. Yapı Portekizden getirilen taşlar ve balina yağı kullanılarak yapılmıştır. Rokoko ve neoklasik tarzların harmanlanmasıdır.

İçinde özellikle tavan boyamalarını mutlaka görmenizi öneririm. Bu tavan resimleri 1772 yılında Bahia Resim Okulu kurucusu Jose Jaaquim da Rocha tarafından yapılmıştır.
Bonfim temizliği festivali buradan başlamaktadır.

Brezilya Salvador Mercado Modelo

 

Mercado Modelo

Elevador Lacerda karşısında, Praça Visconde de Cairu denilen yerde bulunan burası bölgenin cazibe merkezidir ve yolcu gemilerinin durduğu limandaki bir Pazar yeridir. Bu Pazar yeri ilk olarak 1860 yılında Cayru meydanında kurulmuştur ve gemiler mallarını boşaltmak için buradaki gümrük binasının bulunduğu yere demirlemişlerdir.

Buranın bodrum katında, yeni gelenler köleler zincirlenmiş olarak satılmıştır. Ancak 1986 yılında kundaklama sonucu kısmen tahrip edilmiştir. 1969 ve 1984 yıllarında ise iki büyük yangın geçirmiştir.

Günümüzde gümrük binası denilen bu 2 katlı binada: 263 dükkan bulunmaktadır ve “Modeli Pazar” olarak isimlendirilen bu Pazar, ülkenin en büyük el sanatları alışveriş merkezidir. Evet, burası özellikle el sanatları ve hediyelik eşya satın almak isteyenler tarafından yoğun olarak tercih edilmektedir.

Burada ayrıca: biber, puro ve çeşitli gıda maddeleri de satılmaktadır. Pazarlık yapmanız önerilir. Yapının üst katında, tipik Bahia yemekleri sunulan restoranlar ve muhteşem deniz manzarası bulunmaktadır. Bu restoranlarda: karides çorbası tatmanızı öneririm.

Ayrıca: yukarıda giriş kısmında sözünü ettiğim “capoeira” yani yerel dövüş sanatı gösterileri burada düzenlenmektedir. Son bir not: mekan özellikle yazın çok sıcaktır ve sürekli olarak dilenci doludur.

Brezilya Salvador Forte Sao Paulo Marcelo
Brezilya Salvador Forte Sao Paulo Marcelo

 

Forte Sao Paulo Marcelo

Ziyarete kapalıdır.
Bu heybetli kale yapısı 1623 yılında askeri mimar Francisco Frias tarafından yapılmaya başlanmıştır. 1924-1625 yılları arasında şehri işgal eden Hollandalılar tarafından tamamlanmıştır. Limanı kapatan geniş bir platform üstündedir. Kıyıdan yaklaşık 300 metre uzakta bir resif üzerindedir.

 

Museu Costa Pinto

Burada 18. ve 19. yüzyılda özel mülkiyetin elindeki bir takım öğeler, sanat eserleri ve objeler sergilenmektedir. Özellikle: altın takı, resim ve porselenlere ait geniş bir koleksiyon sergilenmektedir. Ama buranın en özel koleksiyonu, Bahia kadınları tarafından giyilen dekoratif bir tür broş olan “balangandas” koleksiyonudur. Ayrıca çeşitli dönemlere ait mobilyalar görülüyor.

 

Campo Grande

Burası şehrin en işlek kavşaklarından birisidir ve Kasım 1822 Piraja savaşında Portekizliler yenilerek 2 Temmuz 1823 tarihinde Brezilya güçlerinin şehre girmesinin anısına burada bir anıt bulunmaktadır. Şehrin havaalanı ismi de “Campo Grande” dir.

Brezilya Salvador MAM-Solar do Un Hao-Museum de Arte Moderna

MAM-Solar do Un Hao-Museum de Arte Moderna

Contorno Av. Bölgesindedir. Santos körfezi kıyısında en güzel mimari topluluklardan birisidir.
Buranın yolları ıssızdır ve gasp için idealdir, bu yüzden buraya gitmek isteyenler taksi kullanmalıdırlar.

Müzenin bulunduğu yer: 18. yüzyıla kadar şeker gönderileri için bir aktarma noktası olarak hizmet görmüştür ve bir efsaneye göre: burada öldürülen kölelerin hayaletleri dolaşmaktadır. Müzenin bulunduğu bina: 17. yüzyılda inşa edilmiştir ve Peter do Unhao isimli yargıç için malikane olarak yapılmıştır.

Yapan ise İtalyan kökenli Brezilyalı modernist mimar Lina Bardi’dir. Eski şapel bireysel gösterilere ev sahipliği yapar. Orijinal beyaz ve mavi Portekiz fayansları ile döşeli yapı ise kalıcı bir modernist/çağdaş koleksiyona ev sahipliği yapmaktadır.

Evet, bu müzede Brezilyalı modernist ressamların eserleri bulunmaktadır. Bunlar: resim, çizimler, baskılar, serigrafi, heykeller, duvar halıları ve diğer nesnelerdir. Eserleri sergilenen sanatçılar ise: Amaral, Djanira, Portinari, Ianelli, Rubem Valentim, Carybe, Sante Ccaldaferri.
Geçici sergilerde, Brezilya’nın her yerinden çağdaş sanatçıların eserleri sergilenir.

“Parque das Esculturas” isimli heykel bahçesi ise, körfez manzarası ve gün batımı manzarası ile ilgi çekiyor. Burada Caribe ve Mario Cravo gibi sanatçıların heykelleri görülür.
Müzede: cumartesi akşamları caz konserleri düzenleniyor. İskeledeki restoran popülerdir.

Brezilya Salvador Nosso Senhor Bonfim Kilisesi

 

Nosso Senhor Bonfim Kilisesi

Cidade Baixa denilen aşağı şehirde, Montserrat isimli bir tepecik üzerindedir. Praça Senhor Bonfim adresindedir.

Kilisenin kuruluş öyküsü: Portekizli donanma kaptanı Theodozio Rodrigues de Faria denizde çok şiddetli bir fırtınaya yakalanır ve kurtulur. Kendisi Brezilya’ya çok düşkündür ve azizin resmini getireceğine söz verir ve ardından Bonfim Sanctuary Bazilikasını yaptırır. 19. yüzyıl ortalarında, İsa’nın çarmıhta bulunan bir görüntüsünün kopyası kiliseye yerleştirilir. Kilisenin 18. yüzyılda inşa edildiği düşünülüyor.

Burası zamanla Katoliklerin en önemli dini merkezlerinden biri olmuştur. Brezilya’da çok ünlü ve popülerdir.

Ardından burası kutsal haç yeri olmuş ve özellikle mucizelerle umut arayanlar tarafından yoğun ziyaret edilen bir yer haline gelmiştir. Nefin sağındaki oda: minnettar sayısız cüzdan boyutunda fotoğraflarla kaplıdır. Ayrıca: ziyaretçiler el bileğine takılı olan veya kapıda bulunan iplerden alarak, buraya dilekte bulunarak bağlarlar. Bu rokoko tarzı yapının iç dekorasyonu neoklasiktir.

1949 yılında: Katolik Fransisken Irma Dulca Pontes: burada bir tavuk bahçesi kurmuş ve fakirlere yardım etmeye başlamıştır. Ayrıca insanlara tıbbi tedavi ve eğitim imkanları da yaratınca, kendisi “Nobel Barış Ödülü”ne aday gösterilmiş, öte yandan Katolik kilisesi azizlik için de aday olmuştur.

Brezilya Salvador YUKARI ŞEHİR-CİDADE ALTA

 

YUKARI ŞEHİR-CİDADE ALTA

Burası yerli halk tarafından “PELO” olarak bilinir. Bir kayalık üzerine yerleşmiştir.
Burada çok renkli ve tarihsel bir merkez olan “Pelourinho” vardır. Şehrin en iyi otelleri, dükkanları ve restoranları bu bölümde bulunmaktadır.

Akşamları burada müzik ve canlı etkinlikler düzenlenmektedir. Salvador şehri: buradaki Katolik evlerin ve mekanların çokluğu nedeniyle “Kara Roma” olarak da isimlendirilmektedir. O kadar çok kilise vardır ki, her gün ayrı bir kiliseye gidilebilir.

Şehrin “Tarihi Merkezi” buradadır ve UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Brezilya Salvador Palacio Rio de janeiro Branco-Rıo Branco Sarayı

 

Palacio Rio de janeiro Branco-Rıo Branco Sarayı

Pelourinho-Tome de Sousa-Belediye meydanındadır.
Salvador şehrinin merkezinin batı tarafına hakim ve körfeze bakan güzel bina, 1549 yılında çamur ve kil ile inşa edilmiş ve valilik sarayı olarak kullanılmıştır.

Brezilya’nın en eski sarayıdır. Napolyon’dan kaçan Portekiz kralı D. Petro II ve ailesi, Rio de Janeiro şehrine gitmeden önce 1808 yılında bir süre burada kalmışlardır.

Ülkenin ilk genel valisi Tome de Souza burada yaşamıştır. Ancak yangın ve bomba hasarı sonucu, binanın eski ihtişamı kalmamıştır ve 20. yüzyılın başında yeniden inşa edilmiştir. Yani 1912 yılında eski Cumhuriyet döneminde burası bombalanarak imha edilmiştir.

Çünkü: Cumhuriyetin ilanından sonra yeni ve kapsamlı reform isteyenler, Bahia bölgesinde iç siyasi anlaşmazlıklara neden olmuşlardır. 1937 yılında ise Bahia Cumhuriyetindeki popüler ayaklanmalara karışmış ve Portekizli ünlü simaları ağırlamıştır.

Ayrıca 1980’lerin başlarında yenileme çalışmaları yapılmıştır. Özellikle; Fransa’dan gelen demir ve kristal bir merdiven aracılığı ile erişilen; 19. ve 20. yüzyıl freskleri bulunan rokoko tarzı “Aynalar Salonu” ilgi çekmektedir.

Brezilya Salvador Carmelite Kilisesi

 

Carmelite Kilisesi

Bunlar iki Carmelite kilisesi olarak bilinirler. Kökeni hakkında pek sağlıklı bilgi bulunmamaktadır.

Carmelite kardeşlik öyküsü: 12.yüzyılda haçlılardan itibaren başlar ve kuruluş yeri olarak kuzey Filistin çölleri belirtilmektedir. Avrupa’nın birçok büyük şehri ve Amerika’da buna bağlı toplumlar bulunmaktadır.

Diğer tarikatların aksine, bunların kurucusu yoktur. 1214 yılında Kudüs patriği Albert bu tarikat mensuplarına yakın bir yerde her gün birlikte ekmek ve şarap ile kutlama yapmalarını ve haftalık toplantılar düzenlemelerini teşvik etti.

Bu kural, Carmeliteler için bugün de takip edilen bir yaşam formülüdür. Kudüs elden çıkınca, bunlar bir süre sonra Batı’ya göç etmeye başlamışlar ve Sicilya, İtalya, İspanya, Fransa ve İngiltere’ye yerleşmişlerdir.

Kilise: Pelourinho bölümünün kuzeyindedir ve 1788 yılında yapılmıştır, ancak daha sonra yanmış ve 1850 yılında yeniden yapılmıştır. Burada 18. yüzyıldan kalma, köle olarak bilinen Francisco Manuel das Chagas tarafından yapılan Chains Mesih heykeli önem kazanmaktadır.

 

Galeria Fundaçao Pierre Verger

Rua da Misericordia-Misericordia kilisesi önündedir.
1996 yılında ölen fotoğrafçı ve etnolog Fransız Pierre Verger bu evde yaşamıştır. Buradaki sergilenen fotoğraflar, her 6 ayda bir yenilenir. Özellikle: 1950-1970’li yıllar arasında hem günlük hem de dini ritüelleri detaylandıran fotoğraflar çekmiştir.

Brezilya Salvador TARİHİ MERKEZ
Brezilya Salvador TARİHİ MERKEZ

 

TARİHİ MERKEZ

Şehrin tarihi merkezi: 1985 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Burası: 16. yüzyılın ortalarından itibaren Portekiz şehircilik geleneklerine göre kurulan ve günümüze kadar bu güzelliklerin korunduğu bir yerdir. Şehrin büyük kısmında sokaklarda renkli evler eski özelliklerini korumaktadırlar.

1990’lı yılların başından itibaren, buradaki binaların cephelerinde büyük bir yenileme ve restorasyon faaliyetleri yürütülmüştür. Bu yenileme çalışmalarında, mahallede yaşayanlar (Afroların torunları) buradan ayrılmak zorunda kalmışlardır.

Brezilya Salvador Pelourinho
Brezilya Salvador Pelourinho

 

Pelourinho

“Pelourinho” boyunduruk anlamına gelir. Yani: köle cezalandırılan ahşap direğin adıdır.
Yukarı şehirdeki bu bölüm, şehrin en önemli turistik merkezlerinden birisidir. Latin Amerika’da sömürge mimarisinin en büyük koleksiyonu bulunan bu mekan UNESCO tarafından dünya kültür merkezi olarak seçilmiştir.

Özellikle kölelerin şehirdeki yaşamında büyük önemi vardır. Afrikalı köleler, şeker tarlalarında çalıştırılmak üzere, burada satılmışlardır yani burası yenidünyanın ilk köle pazarıdır. Ayrıca burası vatandaşların cezalandırılması için de kullanılmıştır.

Sonuç olarak, burası Portekiz sömürge dönemi mimarisinin en önemli bölümlerinden birisidir. Her ne kadar otorite ve adaletin sembolü olarak bilinse de aslında adaletsizliklerle ünlenmiştir.

Zamanla: burası hızla gecekondularla dolmuştur. Ancak 1990’lı yılların başında büyük bir restorasyon çalışması yapılmış ve burada oturanlar bölge dışına taşınmışlardır.

Günümüzde, buradaki oteller ve konaklarda: ressamlar, müzisyenler, yazarlar gibi üst düzey kişiler yaşamaktadırlar. Bölgenin sokakları: özellikle hediyelik eşya dükkanları, restoranlar ve diğer çok sayıda dükkan bulundurmasıyla tanınır. Ayrıca: barlar ve gece hayatının yoğun yaşandığı kulüpler de görülür.

Burada güzel bir akşam yemeği yemek isterseniz “Restaurante Escolar” güzel bir seçim olacaktır. Bu mekanda her akşam tipik bölge yemekleri servis edilmektedir.

Brezilya Salvador Salvador Katedrali-Catedral Bazilika de Salvador

Salvador Katedrali-Catedral Bazilika de Salvador

Terreiro de Jesus adresindedir.
Terreiro de Jusus meydanı: Pelourinhos bölgesinin ama meydanı ve merkezidir. Burada çok sayıda kilise bulunmaktadır ve bazen sokaklarda Capoeira ve Samba gösterileri düzenlenmektedir.

Ama bu meydanın en önemli yapısı: Salvador Katedralidir.

Şehrin en eski Cizvit kilisesidir ve ilk olarak 1512 yılında yapılmıştır.
Günümüzde görülen yapı ise 1670 yılından kalmadır ve Brezilya’nın en eski katedralidir. Kilisenin cephesi 17. yüzyılda Cizvitler tarafından inşa edilmiştir.

Cizvit mimarisinin en görkemli örneğidir. Yapının içi tamamen mermer duvarlarla kaplıdır. Yapının içinde dikdörtgen bir koridor ve her biri kendine ait özellikler taşıyan 16. yüzyıldan kalma dini sanat eserleri ile günümüze gelen yanal şapeller dizisi bulunur.

Mimari ve dekorasyonu “Mannerist” özellikler için en iyi örnektir. Cephe Portekiz’den getirilen “Lioz” taştan yapılmıştır. İki çan kulesi bulunur. Kilisenin zengin barok mobilyaları 17. yüzyıldan kalmadır ve tavan ve ahşap paneller Portekiz çinileriyle süslüdür.

 

Fundaçao-Casa Jorge Amado

Mavi renkli bu bina: Largo de Pelourinho meydanındadır. Bina yerel edebiyat kurulu kurucusu yazar Jorge Amado hakkında nesnelerin sergilendiği bir yerdir ve onun sergileri halka açıktır yani ücretsizdir.

 

Igreja Da Ordem Terceira Carmo-Carmo Kilisesi

Largo Carmo adresindedir.
Bugünkü yapısı yangın tarafından tahrip edildikten sonra 19. yüzyılda yapılmıştır. Ama burada 1636 yılından itibaren dini bir yapı olduğu biliniyor. Yapı tipik barok özellikleri ve zarif mimarisiyle dikkat çekiyor. Kilise ikiz çan kuleleriyle çevrilidir. Küçük bir müzede bulunan ve 2000’den fazla tane yakut tarafından tasvir edilen “kan” objesini mutlaka görmelisiniz. Ayrıca burada İsa’nın muhteşem ve son derece değerli heykelleri bulunuyor.

Brezilya Salvador Igreja Senhora Do Rosario Dos Pretos-Siyah Halk Kilisesi

Igreja Senhora Do Rosario Dos Pretos-Siyah Halk Kilisesi

Largo Pelourinho adresindedir.
Largo üzerinde duran ve Pelourinho’nun en önemli merkezlerinden biri olan kilise: Rosario dos Pretos zamanında inşa edilmiştir. İnşaatta: birçok serbest köleler, inşaatçılar ve sanatlarlar çalışmıştır. Ancak, kilise neredeyse bir yüzyıl sonra tamamlanmıştır. Zirveler rokoko mimari boyalı gökyüzü mavi yapılmış, 18. yüzyıl heykelleriyle süslenmiştir. Ayrıca yine burada bir köle mezarlığı bulunur.

Brezilya Salvador Sao Francisco Manastır ve St Francis Kilisesi-Igreja E Convento Sao Paulo Francisco

Sao Francisco Manastır ve St Francis Kilisesi-Igreja E Convento Sao Paulo Francisco

Cruzeiro de Sao Paulo Francisco adresindedir.
Şehrin en çarpıcı dini yerlerinden birisidir.
Burada ilk dini yapı 1587 yılında kurulmuş ve Hollanda istilası sırasında tahrip edilmiştir. Günümüzde görülen barok manastır ve kilisenin inşaatına ise 1686 yılında başlanmıştır ve özellikle iç dekorasyonu önem kazanmaktadır. Binanın inşaatında Afrikalı köle kuvveti kullanılmıştır.

İç dekorasyonda neredeyse her şey altın kaplıdır ve burada yaklaşık 1 ton civarında altın kullanıldığı söylenmektedir.

Kilise dışındaki bazı duvarların alt kısımları, Lizbon şehrinde yapılan beyaz çini yani “azulejo” ile kaplıdır. Tavandaki detaylara dikkat etmelisiniz. Süslü oymalar ve güzel boyanmış ahşap paneller de dikkat çeker.

Evet, bu dini yapı, şehirde Portekiz sömürge mimarisinin en iyi örneklerinden birisidir.

Brezilya Salvador Monte Serrat Fort ve Beach

Monte Serrat Fort ve Beach

Burası günümüzde “Ponta Humaita” olarak bilinmektedir. Bu bölgede: deniz feneri, kilise dağı Cerra ve 17. yüzyılda sömürge döneminde kayda değer bir koleksiyon barındıran “Our Lady of Manastırı” nın bulunduğu küçük bir dini kompleksten oluşmaktadır.

Kale ilk olarak 1538-1587 yılları arasında Portekizliler tarafından inşa edilmiş, ancak 1624-1638 yılları arasında Doğu Hindistan şirketi askerlerinin saldırısına uğramış ve ardından tekrar inşa edilmiştir.

Evet günümüzde burası şehrin popüler tarihi ve turistik noktalarından birisidir. Ama özellikle akşam üstü burayı ziyaret etmeniz önerilir çünkü aşırı sıcaktır. Buradan tüm körfezin muhteşem manzarasını görebilirsiniz.

Yapıda bir de “Silah Müzesi” bulunuyor.

Evet buranın plaj bölümüne gelince: All Saints Bay körfezi önündeki 36 adanın manzarasını izleyerek denize girmek mümkündür.

Brezilya Salvador Costa Azul Park

 

Costa Azul Park

Park aynı adı taşıyan semtte bulunmaktadır.

Jardim dos Namorados yakınlarındaki bu park alanı 14 hektar büyüklüğündedir. Park 1950’li yıllarda açılmıştır. Park alanında: futbol sahası, egzersiz ekipmanları, bisikler yolları, 600 kişilik amfi tiyatro, çeşitli gıda yerleri, park yeri, Camurujipe nehri üzerinde bir köprü gibi tesisler bulunur.

Park alanı özellikle hafta sonlarında spor ve eğlence etkinlikleri için kullanılır ve şehirdeki birçok aile tarafından yoğun olarak tercih edilir.

Brezilya Salvador City Park

 

City Park

Burası “Atlantik Ormanı” koruma alanı olarak açılmıştır. Park alanı 2002 yılında tamamen yenilenmiştir.
Park alanında: 5000’den fazla fidan ve 46 yatak kapasiteli “Çiçek Hall” bulunmaktadır.
Ayrıca çocuklar için oyun alanları vardır. Sporseverler için parkın kenarında koşu parkuru ayrılmıştır.

Brezilya Salvador Pituaçu Park

 

Pituaçu Park

Burası 1973 yılında devlet tarafından düzenlenmiştir. 450 hektarlık bir alanı kapsamaktadır.
Burası “Atlantik Ormanı” bitkileri ve hayvanlarının görülebileceği bir yerdir.
Ayrıca burada bulunan “Pituaçu” barajı: şehrin su ihtiyacını karşılamaktadır.
Ayrıca park alanında 1907 yılında yapılmış suni bir gölet bulunmaktadır. Gölette iskeleden tekne kiralamak mümkündür.