Rusya Irkutsk

Rusya Irkutsk

Irkutsk şehri: antik dönemde benzersiz yolların kavşağında ve Doğu Sibirya’nın başkenti olarak bilinmektedir.

Şehirden geçen “Trans-Sibirya” demiryolu: tam yarı yoldaki bir konaklama yeridir.

Tarihi Trans-Sibirya ekspresi güzergahı: 1889 yılında Çar Alexandra tarafından onaylanır ve o dönemdeki başkent St Petersburg şehrinden Pasifik Okyanusu kıyısındaki Vladivostok şehrine kadar uzanan bir demiryolu projesidir.

1891 yılında başlayan inşaat çalışmaları 1916 yılında tamamlanmıştır. Tamamlandığında toplam 9288 km uzunluğundaki demiryolu hattı dünyanın en uzun demiryolu hattıdır.

Trans-Sibirya demiryolu hattını kullanarak nostalji yapmak isteyen yolcular, Moskova ile Vladivostok arasındaki yolculuğu yaklaşık 6 günlük bir süreçte tamamlarlar.

9 Haziran 1967 tarihinde “Lenin Nişanı” verilen şehir: Moskova’dan 5042 km uzaklıktadır.

Şehir: Irkut ve Angara nehirlerinin birleştiği 379 metre genişlikteki yerde, Doğu Sibirya’nın düzlüklerinde kurulmuştur.

Şehrin büyük kısmı, Angara nehri kenarında bulunmasının yanında, manastır, eski kale ve nehir limanı gibi daha önemli yapılar, bir başka nehir kolu olan “İda” kenarındadır ve bunlar nispeten şehir merkezinden ayrılmıştır.

Şehrin 63 km aşağısında: dünyaca ünlü “Baykal gölü” bulunur. Bu göl: çok popüler ve bölgenin en önemli turizm destinasyonudur.

Efsaneye göre: öfkeli Baykal, onun itaatsiz kızı Angara’yı dışarı atmıştır.

Angara nehri: bölgedeki 300 nehirden biri olmasına rağmen, Baykal gölünden dışarı akan tek nehirdir.

Bölge: Orta Sibirya platosunda ve genellikle tepeler ve geniş vadilerden oluşur. Ortalama yükseklik 500-700 metredir.

Şehir toprakları 28 bin hektarlık alanı kapsamaktadır.

Şehirde 600.000 üzerinde nüfus barınmaktadır. Şehir nüfusu içinde 120’den fazla millet bulunmaktadır.

Şehir: Doğu Sibirya’nın önemli bir idari, endüstriyel, ticari, kültürel ve bilimsel merkezidir. Şehir içinde Bilim Merkezi, Rus Bilimler Akademisi, Doğu Sibirya Bilim Merkezi, RAMS Sibirya Şubesi bulunmaktadır.

Ayrıca, 21 yüksek öğrenim kurumu vardır. Rus Bilimler Akademisi’nin şehirde 9 büyük araştırma enstitüsü bulunmaktadır. Şehri ziyaret ederseniz, rahatlıkla bu enstitüleri ziyaret edebilirsiniz.

Buranın ekonomisinde başta gelenler: hidroelektrik santralarından sağlanan enerji, metaller, yağ ve yakıt ürünleri, kimyasallar, gıda sanayi denilebilir. Büyük nehirler ve Baykal gölü: balıkçılık ve enerji üretimiyle büyük öneme sahiptir. Ancak, özellikle şunu belirtmek isterim, buradaki ortalama kişi başı gelir düzeyi, Rusya’nın diğer birçok yerinden yaklaşık on kat daha fazladır.

Evet, başlangıç olarak şu söylenebilir: İrkust, Sibirya’nın tarihinin en olumlu yönden gelişmiş olan şehirlerinden birisidir.

 

TARİH

Irkutsk bölgesi, 13. yüzyılda Moğol kabileleri tarafından işgal edilmiştir. Çünkü, aynı dönemde Baykal gölü ve çevresi Moğol imparatorluğu tarafından ilhak edilmiştir. 17.yüzyılda ise Rus Çarlığı, Sibirya hanlığını işgal edince bölgede egemenlik kurmuştur.

1582 yılında, şehrin küçük bir kasaba olduğu görülür. Aynı dönemde burada bir manastır yapılır ve çevrede tarımsal faaliyetler yürütülür.

Ama şehrin kuruluşundaki temel amaç: 1686 yılındaki altın ve kürk ticaretinin gelişmesidir. 1682 yılında şehrin, bağımsız bir eyaletin merkezi olduğu görülür.

1661 yılında Angara nehrinin sağ kıyısında bir kale kurulur. Çünkü: Çin-Moğolistan ve doğu ve Rusya’yı birbirine bağlayan ulaştırma yolları, burada kesişmektedir ve kontrol altına alınmak istenilmiştir.

1690 yılında şehrin amblemi, İmparatorluk tarafından onaylanır. Bu amblem: “Coat” bölgesinin özgürlük ve zenginliğini vurgulamaktadır.

18.yüzyıla gelindiğinde, burada el sanatları gelişmeye başlar, özellikle altın ve gümüş işleme sanatı popüler olur.

1700’lü yıllarda şehirde çok sayıda fabrika inşa edilir. 1760 yılında Moskova ile karayolu bağlantısı yapılır. 1768 yılında şehirde ilk “fuar” düzenlenir.

19. yüzyılın ilk yarısında: Irkutsky Sibirya’nın büyük şehirleri arasında ilk sıradadır. Pasifik okyanusu ile Yenisey ırmağı arasında kalan geniş toprakların idari ve kültürel merkezi olarak bilinir.

Çin ile ticari ilişkilerin gelişiminde temel yer olarak kabul edilir. 1830 yılında Doğu Sibirya’nın altın madenciliği merkezi haline dönüşür. 1803 yılından itibaren resmen Sibirya’nın başkenti olur. 1805 yılında şehirde ilk matbaa kurulur.

Rusya Irkutsk
Rusya Irkutsk

 

1898 yılında şehirden Trans-Sibirya demiryolu geçer. Ama bu dönemin en büyük özelliği: 19. yüzyıl başlarından itibaren Çar I. Nicholas’a karşı başlatılan “Dekamberist” ayaklanmasının ardından, buraya sürgüne çok sayıda ressam, sanatçı, ordu subayı ve aristokrat gönderilmesidir.

Bunun sonucunda, şehirde kültürel ve entelektüel faaliyetler artmış ve şehir bölgenin bir kültür merkezi haline gelmiştir. Bu insanlara ait olan süslü ahşap evler, günümüzde de şehrin en popüler yapılarıdır.

Ancak: ağaçlıklı ve eski şehir; 1879 yılında yanmıştır. Bu yangında şehrin dörtte üçlük bölümü yanmıştır. Ama hemen ardından 1880’lerde Lena altın madeni rezervleri bulunmuş ve şehir yeniden ama daha büyük ve güzel şekilde inşa edilmiştir.

1900’lü yıllara gelindiğinde şehir: “Sibirya’nın Paris”i olarak nitelendirilmektedir. 1901 yılında su kemeri inşa edilir. 1903 yılında elektrikli aydınlatma başlar.

1917 yılında devrim sırasında şehir “kızıllar” ve “beyazlar” arasındaki kanlı çatışmalardan payını almıştır.

Ancak Sovyet iktidarı başa gelince: Sibirya Sovyet Merkezi Yönetimi ve Sibirya Halk Komiserleri Konseyi burada konuşlanır. Stalin ve Krusçev döneminde sanayileşme hızla devam eder. Günümüzde bile görüntüyü farklılaştıran yapılar inşa edilir.

Dünya savaşından sonra, şehir hızlı endüstriyel gelişime devam eder ve şehrin modern yüzü oluşur. Büyük şehir blokları ve mahalleler yapılır.

1990’dan sonra Rusya kendisini geliştirmiş ve İrkust da kendisini tekrar gösterir hale gelmiştir.
Yeni yapılar tarihi yansıtacak doğrultuda inşa edilmeye başlanmıştır. Şehir daha da güzelleşebilmesi için yeni sermayenin İrkust’un entelektüel geleneğini göz ardı etmemesi gerekir.

 

HAVAALANI

Şehirdeki havaalanı ismi “Kirensk” havaalanıdır. Irkutsky uluslar arası havaalanı: Avrupa, Güneydoğu Asya ve Uzakdoğu havaalanları bağlantılıdır. Havaalanı ile şehir merkezindeki Kirov meydanı arasında çalışan otobüsler, bu yolu yaklaşık 30 dakikada alıyorlar.

Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki uzaklık 8 km dir. 2 terminal vardır ve bunlar birbirine yürüme mesafesindedir.

Bu arada: Moskova ile Irkutsky şehri arasındaki uçak yolculuğu yaklaşık 5.5 saat sürmektedir ve bu yolculuğa çıkacakların aradaki 5 saatlik saat farkını da dikkate almaları gerekir ki, genellikle bu şehre Moskova’dan hareket eden uçaklar, akşam saatlerinde hareket ederler ve sabah saatlerinde buraya ulaşırlar.

 

İKLİM

Evet sanırım en önemli husus iklim, çünkü burası adı üstünde Sibirya ve genellikle soğuktur. Yıl içinde: Ekim-Nisan ayları arasındaki 6 aylık dönem ortalama sıcaklık 0 derece civarındadır. Ağır kış günleri sıcaklık – 15 derecelere kadar iner.

Ocak ayında -25 derece sıcaklık ölçülmüştür. Kar örtüsü yaklaşık yılın 160-170 günü görülür. Temmuz-Ağustos aylarında ise ortalama sıcaklık 17-19 derece civarındadır. Yani bu ülkeye gitmek için en uygun zaman: Haziran-Temmuz-Ağustos denilebilir.

Sonuç olarak: buraya ne zaman gidilir? Tüm yıl gidilebilir ama özellikle Sibirya soğuğunu yaşamak isteyenler kış döneminde gidebilirler, kışın da bu şehirde kış etkinlikleri popülerdir.

Rusya Irkutsk

İNSANLAR

Şehirde genellikle Ruslar yaşamaktadırlar. Bunlar şehir nüfusunun % 87’lik bölümünü oluştururlar. Bunun dışındakiler: Ukraynalılar, Belaruslular, Tatarlardır. Ortalama nüfus yoğunluğu kilometre kare başına 3 kişidir.

 

DİN

Şehirde yaşayanların % 30’luk bölümü Ortodoks, % 1’lik bölümü Müslüman ve ilginçtir büyük bölümü: dindar değil yani ateisttir. Bunlar içinde ataşe tapanlar yani Şamanlar yoğunluktadır.

Rusya Irkutsk

NE SATIN ALINIR

Şehirden hatıra olarak bir şeyler satın almak isterseniz, öncelikle: ahşap oymalar düşünebilirsiniz. Ahşap oyma kutular tipik Sibirya hediyelikleridir. Öte yandan: geyik derisinden yapılmış kürklü çizmeler de ilgi çeker.

 

NE YENİR

Bu şehirde özellikle: Baykal gölünün meşhur balığı “omul” tatmalısınız.

Rusya Irkutsk

İDARİ YAPI

Şehir 4 bölümden oluşmaktadır. Bunlar:
1.Right Bank
2.Ekim
3.Lenin
4.Sverdlov.

Rusya Irkutsk

 

KÜLTÜR

Şehirde 10 tiyatro, 3 konser salonu, 45 müze, 831 kütüphane (436 kütüphane kişisel, diğerleri Belediye’ye aittir.) 45 müze yılda 1 milyon üzerinde kişi tarafından ziyaret edilmektedir.
Öte yandan, yine şehirde iki filarmoni orkestrası bulunmaktadır.

Bunlar: 1958 yılında Leningrad konservatuarı mezunu Igor Sokolov tarafından kurulan orkestra ve Kasım 1974 tarihinde kurulan oda orkestrasıdır. Kasım 1978 tarihinde “Flarmoni Organ Hall” açılmıştır ve konserler burada düzenlenmektedir.

Rusya Irkutsk
Rusya Irkutsk

 

ŞEHİRDE GEZİLECEK YERLER

 

KARL MARX CADDESİ

Burası şehir merkezinin en güzel caddelerinden birisidir. Burada: özellikle Çar Alexander III anıtı yakınında, Angara nehri setinden başlar ve düz bir şekilde 2 km kadar uzanır.

Buranın diğer en büyük özelliği: buradaki binaların tasarımında St Petersburglu mimarların görev almalarıdır. Bu nedenle, buradaki sokak atmosferi ve binalar, Rusya’nın kuzeydeki başkenti St Petersburg’a benzemektedir. Burada: kafeler, restoranlar, barlar, sinemalar ve moda mağazaları bulunur.

 

Çar Alexander III Anıtı

Bu anıt: Trans-Sibirya demiryolu inşaatı onuruna 1908 yılında yapılmıştır. Anıtın bulunduğu meydan, şehrin en çok tercih edilen kamusal alanlarından birisidir.

1920 yılında burada bulunan imparator Alexander anıtı kaldırılmış, eritilerek yok edilmiş, kaide 43 yıl boş bırakılmış, ancak Trans-Sibirya demiryolunun 100. yılında yani 2003 yılında anıt 5 metre yükseklikte, St Petersburg’da yeniden döküm olarak yapılmıştır.

Anıtın toplam yüksekliği 13.5 metredir.

Anıtın dört tarafında Sibirya’da keşif ve geliştirmede emekleri olan kişilerin bronz heykelleri yerleştirilmiştir.

İmparatorun elinde: Büyük Sibirya demiryolunun inşaatını emrettiği kraliyet fermanı görülmektedir.

Rusya Irkutsk Lenin Anıtı

Lenin Anıtı

Bu bronz heykel, 1940 yılında Irkusty şehri için heykeltıraş Tomsky tarafından yapılmıştır. Anıt Lenin caddesi ve Karl Marx caddelerinin kesiştiği yerdedir.

NERPA AKVARYUMU

Evet, burası şehirde mutlaka ziyaret etmenizi önereceğim bir su canlıları gösteri merkezidir. Burada özellikle, Baykal gölünde yaşayan bir tür tatlı su fokları olan “nerpa” lar popülerdir.

Bunların gösterisinde: enstrüman çalmalarını, şarkı söylemelerini, basit matematik işlemleri yapmalarını ve hatta dans ettiklerini görebilirsiniz.

Rusya Irkutsk Taltsy Müzesi
Rusya Irkutsk Taltsy Müzesi

 

TALTSY MÜZESİ

Şehir merkezinden Baykal yolunun 47. km de bulunan bu bölgede eşsiz bir etnografik müze bulunur. Angara nehrinin sağ kıyısındadır.

Müzede 36 ahşap bina ve toplamda 40 mimari anıt görülür. 17. yüzyıl Rus ahşap mimarisinin bu eşsiz anıtlarının bulunduğu müze, ilk olarak 1966 yılında kurulmuştur.

Aslında Baykal gölüne varmadan, yol üzerinde bulunan bu köy: tipik bir Sibirya köyü iken, sonradan Sibirya’nın farklı bölgelerinden gelen etnik kültürlere de ev sahipliği yapmaya başlamış ve etnik kültürlerin köy yaşamları, burada bir “açık hava müzesi” şeklinde ziyarete açılmıştır.

Burayı ziyaret ederseniz: Rus yerel nüfusunun yaşam koşulları ve manevi kültürünü ve aynı zamanda Baykal bölgesinin yerli halklarını tanıyabilirsiniz.

Kırsal bölgede: aktif Kazan Şapeli (1679 yılında Urallar bölgesinin en eski dini yapısı), 18. yüzyıl Kazak polis evi ilgi çekmektedir.

Ayrıca, yine burada Sibirya düğün töreni, 19. yüzyıl Angara çömlek yapımı, 19. yüzyıl Sibirya köylü kulübesi, 19. yüzyıl Sibirya mezarlığı, 19. yüzyıl su değirmenleri görülür.

Burada bir de hediyelik eşya dükkanı bulunuyor. Buradan: hatıra olarak, yöresel özellikler taşıyan küçük bir kil heykel satın alabilirsiniz.

 

ULUSAL MÜZE

Müzenin bulunduğu bina, 1871 yılında tuğladan yapılmıştır. Ama yapılış amacı elbette müze değilmiş, o zamanlar bina yapılmasının ardından Coğrafya Derneğinin Sibirya Şubesi olarak kullanılmıştır.

 

SHELİKHOV ANITI

Rus denizci ve tüccar Gnigory Shelikhov (1747-1795): Alaska’yı keşfeden kişi olarak bilinmektedir. Bu yeni topraklarda: 1783-1786 yılları arasında, Kuzey Amerika’da ilk kalıcı Rus yerleşimini kurmuştur. Böylece Ruslar, Amerika kıyılarına ulaşmışlardır ve kendisine asilzade statüsü verilmiştir.
1795 yılında öldüğünde ise, kalıntıları Znamensy manastırı duvarları içinde toprağa verilmiştir.

 

ZNAMENSKY MANASTIRI

Znamensky kadınlar manastırı: Angara nehri ve Ushakovka nehrinin birleştiği yerde, sahilde bulunmaktadır ve Sibirya’nın en eski manastırlarından birisi olarak bilinir.

1991 yılında Aziz Innocent Kulchitsy emanetleri burada gömülmüştür. 1994 yılından bu yana, kilisede rahibeler tarafından bir törenle bu azizin hayatı canlandırılmaktadır.

Manastır nekropolünde ayrıca Prenses Trubetskaya ve çocuklarının kalıntıları da gömülüdür.

 

IRKUSTSK AKADEMİK DRAM TİYATROSU

Vali Goremykin girişimiyle ve şehrin tüccarlarının bağışlarıyla 1897 yılında mimar Sheter tarafından tasarlanmış ve yapılmıştır. 2000 yılında restore edilen tiyatro binası, Rusya’nın en iyi tiyatrolarından birisi olarak faaliyetini sürdürmektedir.

Burada Rusya’nın en iyi teknik ekipmanları bulunmaktadır. Sahne, ses ve ışık ekipmanlarının çoğu bilgisayarla kontrol edilmektedir.

Rusya Irkutsk Epifani Katedrali

EPİFANİ-BOGOYAVLENSKY KATEDRALİ

Şehrin tarihi merkezinde, federal bölgenin önemli eserlerinden birisidir. Bu Ortodoks kilisesi, Irkutsky cezaevinin dibinde: şehrin tarihi merkezinde yer almaktadır.

Taş yapılı bina: Ortodoks kilisesinin ikinci en önemli binasıdır ve 1718-1746 yılları arasında inşa edilmiştir. Aslında burada daha önce de, 1693 yılı yapımı bir kilise bulunmakta olup, 1716 yılındaki yangında tamamen yanmıştır.

İki yıl sonra, bina yeniden ama bu kez tuğladan yapılmıştır. İnşaat için fonlar: bölge sakinleri ve ziyaretçilerden karşılanmıştır. Yapıda: kutsal havariler Peter ve Paul adına yapılmış bir şapel dikkati çeker. Şapel, katedral yapısının ilk taşının konulmasının ardından 6 yılda açılmıştır.

1729 yılında çan kulesi tamamlanır. Paskalya haftasında bu çan kulesine tırmanmak serbesttir. 19. yüzyılda bölgede bir deprem oldu ve yapı hasar gördü.

1812 yılında, 12 ton ağırlığındaki dökme çan takıldı ve 1815 yılında yeni çan kulesi yapıldı. Devrim sonrasında, katedral kapatıldı. 1960’lı yılların sonunda ise: yapı Yerel Tarih Müzesi Müdürlüğüne verildi ve 20 yıl süren restorasyon çalışmaları başlatıldı. 1994 yılında katedral yeniden ibadete açıldı.

Rusya Irkutsk Krugobailkalsky Ekspresi
Rusya Irkutsk Krugobailkalsky Ekspresi
Rusya Irkutsk Krugobailkalsky Ekspresi

 

KRUGOBAİKALSKY EXPRES

Rahat dizel trenler, özellikle kış döneminde yani Ekim-Mayıs arasında “Circum-Baykal Expres” olarak hizmet verir. Tren salonları, modern ses ve video donanımı, Lcd monitörler ve ısıtma sistemiyle donatılmıştır. Her vagon 50 koltuk kapasitelidir.

Yolculuk sırasında: göl manzarası, doğa ve bitki örtüsü ve Sibirya topraklarının faunası hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Ayrıca yine yolculuk sırasında, Baykal gölü çevresindeki demiryolu inşaat faaliyetleri hakkında bilgiler de veriliyor.

Tur sırasında yer yer yürüyerek de gezilen yerler vardır. Buralarda bireysel yürüyüşler için serbest zaman veriliyor. Ancak bu yürüyüşler sırasında muhteşem göl manzarası inanılmaz güzellik yaratıyor.

Rusya Irkutsk Bratsk Hidroelektrik Santralı

BRATSK HİDROELEKTRİK SANTRALI

Bratsk HES hidroelektrik santralı: rezervuar hacmi açısından dünyada ikinci sırada yer almaktadır. Şehir merkezinin 6 km uzağındadır.

Kıtada ise en büyük enerji üreticisidir. Bu santralın yapımı sırasında, su rezerv alanındaki 100 den fazla köy boşaltılmıştır.

Bu köylerin boşaltılmasına “Angarsk Atlantis” ismi verilir ve olay Valentin Rasputin tarafından “Veda” isimli eserde ölümsüzleştirilmiştir.

Baraj: Baykal gölünü boşaltın en büyük nehir olan Angara nehri üzerine kurulmuştur. 1956 yılında yapıldığı söyleniyor ve barajın toplam uzunluğu 2 km imiş.

Barajın yapımından sonra, Baykal gölünün seviyesinin 5-6 metre daha yükseldiği söyleniyor. Angara ırmağı buradan sonra Yenisey ırmağına karışarak, kuzeye yöneliyor ve Kuzey Buz denizine dökülüyor.

Barajın sağ kıyısında, harika bir görünüm sunulan gözlem güvertesi bulunmaktadır. Özellikle bölgede yeni evlenenler burayı ziyaret ederler. Son bir not, burada fotoğraf çekmek kesinlikle yasak, sakın denemeyiniz.

Rusya Irkutsk Shubin House

SHUBİN HOUSE

Burası şehirdeki en eski ahşap yapılardan birisidir. İsmi, sahibinin adından gelmektedir. Ancak, yapının harap hali içler acısıdır.

Tek katlı ahşap ev: çamdan yapılmış ve oymalarla süslenmiştir. Zemin katta, Rus sobası görülebilmektedir. 1. katta sundurma bulunur.

Asma katta ise açık balkon vardır. 18. yüzyılda bir kattan daha yüksek ev yapmak yasakmış. O yüzden, asma kat yapılmıştır.

Evet şehirde bir zamanlar gayet çok olan ama günümüzdeki nadir bu ahşap yapı 1879 yılına tarihlenmektedir.

 

VOLKONSKY HOUSE

Kont Sergei Volkonsky: 1825 yılında bölgede başlayan ayaklanmayı destekleyen ve ayaklanmanın önde gelenlerinden birisi olarak tanınmaktadır.

Çar I. Alexander öldükten sonra yerine geçen Çar Nicolas I’e karşı başlatılan ayaklanma: başladığı gün akşamı kanlı bir operasyonla bastırılmıştır.

Bu ayaklanmaya katılanlar arasında “Puşkin” in de bulunduğu söyleniyor. Ayaklanma bastırıldıktan sonra elebaşları asılarak idam edilmiştir.

Ancak, bu infaz sırasında ilginç bir olay yaşanır. İnfaz sırasında kurtulan mahkumların cezalarının affedilmesi diye bir gelenek bulunmaktadır.

Bu infaz sırasında, mahkumların ipleri kopar ve mahkumlar ölümden kurtulur ve gelenek gereği af edilmeleri gerekirken, Çar Nicolas I: bu durumu kabul etmez ve yeni ipler getirilerek infaz devam eder ve mahkumlar ölür.

Bu olay üzerine daha sonraki dönemde infazların halk huzurunda yapılmasından vazgeçilir. İdam edilenler dışında olanlar ise, ülkenin diğer yerlerine sürgüne gönderilirler.

İşte Kont Sergei Volkonsky’de: İrkustky şehrine sürgün olarak gelenlerden birisidir. Ancak gerek kendisi ve gerekse eşi buradaki 20 yıllık sürgün süreçlerinde yöre halkı tarafından çok sevilmişler ve saygı görmüşlerdir.

Bu nedenle, onların yaşadıkları ev, ölümlerinin ardından müze olarak tanzim edilmiştir. Bu aradan: bu kişiler sürgün yaşamlarında özellikle Volkonsky’nin eşi Maria şehirde okul, hastane ve tiyatro ile konser salonu açılması konusunda büyük emekler harcamıştır.

Bu emekleri özellikle şair Puşkin tarafından gözlemlenmiş ve 6 şiirinde ilham kaynağı olarak kendisinden söz edilmiş ve hatta aralarında bir aşk olduğu bile gündeme gelmiştir.

Rusya Irkutsk Prens Viladimir Manastırı

PRENS VLADİMİR MANASTIRI

Bu manastır, şehrin “Right Bank” bölümündedir ve bu Ortodoks manastırı, bölgenin en önemli eseridir.

Kilise, 1888 yılında Prens Vladimir tarafından yaptırılmış, inşaat parası tüccar Litvintseva tarafından karşılanmıştır. İnsanlar: beyaz kiliseye hayırsever patron onuruna “Litvintsevskoy” ismini de vermektedirler.

Kilise: 1900 yılında okul olarak kullanılmış ve ardından Rus-Japon savaşı sırasında 1904-1905 yılları arasında Kızıl Haç Hastanesi olarak kullanılmıştır. 1922 yılında yapı yine manastıra çevrilmiştir.

Rusya Irkutsk Kurtarıcı Kilisesi

KURTARICI KİLİSESİ-SPASSKAYA CHURCH

Şehir merkezinde, Irkustkogo Kremlin bölgesindedir. Federal ölçekte bir mimari anıt olarak koruma altına alınmıştır. Şehrin ilk tuğla ve taş yapılarından birisi olarak önem kazanmaktadır.

Yapı 1672 yılında inşa edilmiştir, ancak günümüze ulaşamamış, 1716 yılında yanmıştır.

Bu eski tapınak, dörtgen şeklindedir. Günümüzdeki yapıda, sadece 19. yüzyılda uygulanan boya ile dekore edilmiş duvarlar görülebilmektedir.

Bu boyama resimler, binanın yalnızca içi değil, aynı zamanda dış duvarlarını da süslemektedir.

Ancak 70’li yıllarda dış boya restore edilmiştir. Tapınağın güney duvarı ve şapel: aziz görüntüleriyle dekore edilmiştir.

Devrim sonrası dönemde, tapınak diğer binalarla birlikte yıkılmış değildir ve 1931 yılında yapı kilise olarak değil, farklı örgütsel yapıları barındıran bir atölye olarak kullanılmıştır.

1960 yılında kilise tekrar ibadete açılmıştır. 2003 yılında güçlü bir rüzgar, kubbe tacını yerinden sökmüş ve 2006 yılında onarıma başlanmış ve 2010 yılında tamamlanmıştır.

Rusya Irkutsk Retro Tramvay

 

RETRO TRAMVAY

Eski Retro tramvayı ile şehirde ilginç bir tur yapmalısınız. Bu turda, şehrin mükemmel eski ve yeni bölümleri, tarihsel ve modern görüntüleri bir arada görülmektedir. 30 kişilik vagonlarla yapılan yolculuk 1 saat sürmektedir.

Rusya Irkutsk Beyaz Saray-Isu

BEYAZ SARAY-ISU

Şehir merkezinde Gagarin Bulvarındadır.

İmparatorluk tarzında düzenlenen bu 3 katlı yapı, 1804 yılında yapılmıştır. Başlangıçta Sibiryakova ailesi için yapılmış, bu aile 1825 yılına kadar burada yaşamış, en son 1830’lu yıllarda Sibiryakova Xenophon oğlu ölünde, Şehir konseyi: Rus klasisizm tarzındaki burayı satın almıştır.

Yapı: 1837-1917 yılları arasında, Doğu Sibirya valisi general tarafından ikametgah olarak kullanılmıştır. Devrim yıllarında ise, bina Sibirya’daki Sovyet CEC bürosuna ev sahipliği yapmıştır.

1918 yılından sonra, günümüze kadar olan süreçte, burası “Irkutsk Üniversitesi” tarafından kütüphane olarak kullanılmaktadır.

Yapı, her ne kadar “Beyaz Saray” olarak nitelendirilse de 1906 yılı öncesinde beyaz olan bina, bu tarihte sarı renk boyanmıştır. Yapıldıktan sonraki dönemde, bina hiçbir şekilde zarar görmemiştir.

Ancak 2006 yılında, alınan karar gereği, yapı yeniden beyaz boyanmıştır. Ana düzlem beyaz, detaylar hardal sarısı yapılmıştır.

 

GLORY MÜZESİ

Müzenin bulunduğu bina: 1878 yılında “Kalyginsky Sarayı” olarak mimar Kudelsky tarafından yapılmıştır.

Yapı, yapılışının ardından: bir halk kütüphanesi, amatör performanslar için bir tiyatro olarak kullanılmış ve 1930 yılında Kızıl Ordu’ya verilmiştir.

Bina günümüzde: askeri “Glory Müzesi” ne ev sahipliği yapmaktadır. Müze: 1975 yılında, Büyük vatanseverlik savaşı zaferinin 30. yıldönümünde kurulmuştur.

Evin bahçesinde, silah koleksiyonunu görebilirsiniz.

Rusya Irkutsk Baykal Gölü
Rusya Irkutsk Baykal Gölü
Rusya Irkutsk Baykal Gölü
Rusya Irkutsk Baykal Gölü

 

BAYKAL GÖLÜ

Sibirya’nın “mavi gözü” olarak bilinen; şehrin güneyindeki bu göl: yazılanlara göre 25 milyon yıl önce oluşmuş ve dünyanın en eski ve aynı zamanda en derin gölüdür.

Gölün derinliği 1637 metreye kadar ulaşmaktadır. Ayrıca, yine bu göl, dünya üzerindeki tatlı su rezervinin % 25’lik bölümünü teşkil etmesiyle önem kazanmaktadır.

Göl suları çok berraktır. İlkbaharda buz dağılmasından sonra, onun şeffaflığı derinliğin 40 metre altına kadar uzanmakta, yani suyun 40 metre altına kadar olan bölümü gayet net gözlemlenmektedir.

Göl: dünyanın en zengin ve olağanüstü tatlı su faunasına sahiptir. Gölde farklı türlerden onlarca balık bulunmaktadır. Tatlı suda yaşayan dünya üzerindeki tek memeli hayvan bu göldedir. Son zamanlarda Baykal Gölü üzerinde kış rekreasyon faaliyetlerinde önemli artış görülmektedir.

Bu faaliyetler, kışın buz balıkçılığı, fotoğraf ve video safarisi, buz yelkeni, trekking, dalış ve motosiklet ve at yollarındaki at binişiyle yürütülür.

Göl ve yakın çevresi, 1996 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Ancak gölde son yıllarda kirlenme olduğu söyleniyor. Özellikle 1966 yılında açılan Baykalsk Selüloz ve Kağıt Fabrikası, kapatılması için sivil toplum örgütlerinin tüm mücadelelerine rağmen, atık sularını göle bırakmaktadır.

 

Olkhan Adası

Göldeki bu büyük adı özellikle Buryat halk efsaneleriyle ilgi çekmektedir. Bu gizemli adanın “Şamanizm” merkezi olduğu belirtiliyor. Ayrıca burası dünyada değerli doğal potansiyele sahiptir. Farklı hava kalitesi, topraklarının büyük kısmının bozulmamış olması bunun kanıtıdır.

 

BOTANİK BAHÇESİ

Burası Sibirya bölgesindeki tek botanik bahçesidir. Baykal gölünün 70 km batısındadır ve 67 dönümlük alanı kapsamaktadır ve aynı zamanda doğa anıtı olarak koruma altındadır.

Sakarya Adapazarı

Sakarya Adapazarı

Aman dikkat, Adapazarı denilince, bu süreçte, bir de Sakarya karşımıza çıkıyor. Sakarya, bu bölgede bulunan bir il. Adapazarı ise, bu ilin, merkezinde bulunan bir ilçe statüsünde. Özellikle, 1999 yılındaki depremde, büyük hasar gören şehir, o an bulunduğu yerden daha farklı bir alanda, yeniden kurulmaya başlanmıştır.

Günümüzde, her ne kadar eski ve yeni yerleşim yerleri birlikte kullanılıyor olsa da, deprem olan bölgede, herhangi bir yeni yapılaşmaya izin verilmiyor. Yeni yapılaşmalar, yeni tespit edilen şehir bölgesinde yapılabiliyor.

 

Sakarya Adapazarı

ULAŞIM

Adapazarı, merkezi bir konumdadır. Ankara-İstanbul karayolu üzerinde bulunmaktadır. Adapazarı-İstanbul arası uzaklık: 148 km. Adapazarı-Ankara arası uzaklık: 306 kilometredir. Adapazarı-Bursa arası uzaklık: 158 km. Adapazarı-Bilecek arası uzaklık: 102 km. Adapazarı-Bolu arası uzaklık: 114 km. Adapazarı-Zonguldak arası uzaklık: 179 kilometredir.

Sakarya Adapazarı

TARİHİ

Tarihi süreç incelendiğinde, bölgede ilk yerleşimcilerin: Bitinyalılar ve ardından Bizanslılar olduğu görülmektedir. 1324 yılında, Orhan Gazi tarafından, Bizanslılardan alınan yerleşim birimlerine: “Ada Karyesi” yani “Adaköy” ismi verilmiştir.

Bugün şehrin bulunduğu yerde, zamanında 12 aile tarafından kurulan köy: 16.yüzyılda nahiye e 18.yüzyılda kaza büyümeye devam etmiştir. 1868 yılında, Adapazarı Belediyesi adıyla, Belediye teşkilatı kurulmuştur. 1877-78 yılları arasında ise, Osmanlı-Rus harbi sonrasında, bölgeye Kafkaslar ve Balkanlardan yoğun göçmen gelmiştir.

I. Dünya Savaşında, Yunanlılar tarafından, şehir 3 kere işgal edilir. Ancak, 1921 yılında, işgalden kurtarılır. 1940 ve 1950 yıllarında, bu kez, Karadeniz sahillerinden, Bulgaristan ve Yunanistan’dan, buraya, büyük göçler olur.

Nüfusu yoğunlaşan şehir, 17 Haziran 1954 tarihinde, vilayet olur.

Bölgenin tarihinde: 17 Ağustos 1999 tarihindeki deprem, elbette büyük önem taşımaktadır. Çünkü, bu deprem: Adapazarı’nda, büyük can ve mal kaybına neden olmuştur. Resmi kayıtlara göre: 4000’e yakın insan ölmüştür. Deprem yaşanan şehirde, zemin 3 metre kazıldığında su çıkıyormuş. Bu ortamda, koca bir şehir kuruluşuna nasıl izin verilir, anlamak mümkün değil.

Sakarya Adapazarı

GENEL

İl topraklarının: % 34 dağlar ve % 22 yaylalardan oluşuyor. İl topraklarının % 51’de tarım faaliyetleri sürdürülmektedir. Özellikle: fındık üretimi oldukça fazladır.

Bölgede: iklim olarak, Marmara bölgesi iklimi ve Karadeniz bölgesi iklimleri birlikte görülüyor. Yani, rutubetli bir hava ve ılıman iklim var. Kışlar: bol yağışlı ve az soğuk, yazlar ise sıcak geçiyor. Yağmur sürekli yağar veya yağma ihtimali vardır. Yağdığında ise, muhteşem ıslanırsınız.

Bölge: doğal bitki örtüsü yönünden oldukça zengindir.

Ekonomik faktörler değerlendirildiğinde ise, bölgede, büyük otomotiv endüstrisi bulunmaktadır. Ayrıca, şeker, ipek, yağ ve kereste endüstrisi de gelişmiştir.

Şehir merkezinde, şehre yeni gelenler için, mutlaka bir “Çar caddesi” gezisi gereklidir. Sonra Barlar Sokağına gidebilirsiniz. Çünkü, burası da, dünyanın alkol olmayan ilk ve tek barlar sokağı olsa gerek. Kafelerde oturup, rahatlıkla sigara tüttürebilirsiniz.

Sakarya Adapazarı Üniversitesi

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ

Sakarya Üniversitesi, 3 Temmuz 1992 tarihinde kurulmuştur. Üniversite bünyesindeki fakülteler: Fen-Edebiyat, Mühendislik, İlahiyat, Eğitim, Teknik Eğitim, İktisadi ve İdari Bilimler, Güzel Sanatlar ve Tıp. Enstitüler ise: Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri Enstitüleri. Bunların dışında: Devlet Konservatuarı var.

Sakarya Adapazarı

NE YENİR. NE İÇİLİR

Adapazarı şehir merkezinde, mutlaka tatmanızı önereceğim lezzetler şunlar: ıslama köfte, boza ve Boşnak böreği. Kazımpaşa köftecisinde: ıslama köftesi yemelisiniz. 1912 yılından bu yana hizmet veren bu köftecide: köfte yanında turşu ve soğan veriliyor.

İçecek olarak ise, şıra denemelisiniz. Tüm bunları beğenmeseniz, her köşe başında bulunan tavuk dönercileri deneyebilirsiniz. Burası, Türkiye’nin belki de tavuk döner en çok tüketilen bir beldesidir.

Kabak

Tüm bunları söyledim de: elbette, Adapazarı yöresinde söylemeden geçmem gereken bir husus daha var: patates ve kabak.

GEZİLECEK YERLER

Sakarya Adapazarı Orhan Camisi

ORHAN CAMİSİ

Şehir merkezindedir. Orhan Gazi tarafından yaptırılmıştır. Yapım tarihi olarak: 1323-1325 yılları arası düşünülmektedir. Ancak, zamanla hasar görüp yıkılınca, II. Abdülhamit döneminde yeniden yaptırılmıştır.

Sakarya Adapazarı Sakarya Müzesi

SAKARYA MÜZESİ

İlçe merkezindedir. 1910-1915 yılları arasında 5 katlı olarak inşa edilmiştir.

Bu binada: 1922 yılında, Atatürk ve annesi buluşmuş ve 3 gün kalmıştır. Yapı: 1983 yılında kamulaştırılmış ve dış görünümü, aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş ve müze olarak hizmete sokulmuştur.

Müzede: 207 adet eser sergileniyor. Bunlardan: 167 tanesi Etnoğrafik ve 40 tanesi arkeolojiktir. Ayrıca: Büyük önder Atatürk’e ait, 103 eser sergileniyor. Sergilenen diğer eserler arasında: yassı el baltaları, gözyaşı şişeleri, pişmiş toprak kaplar ve koku şişeleri, madeni ve cam eşyalar var.

Müzenin bahçesinde ise, Roma ve Bizans dönemlerine ait mimari parçalar, mezar taşları, sunaklar,  pişmiş toprak erzak küpü, yazıtlı taşlar ve sütun kaideleri sergileniyor.

DEPREM MÜZESİ

Şehir merkezinde, Cumhuriyet Mahallesi, Kavaklar caddesindedir. Burada: sergi stantları, kafeterya ve sinevizyon salonu bulunuyor. Burada: şehirde meydana gelen 1967 ve 1999 yılı depremlerine ait, fotoğraflar, yapay deprem yaratan elektronik bir stant, inşaat malzemeleri ve depremle ilgili diğer bir kısım obje sergileniyor.

Zaten bina: tamamen: fotoğraf, tablo, resim ve bu tür malzemelerin sergilenebileceği bir sanat galerisi şeklinde dizayn edilmiş. Bu müzenin yapılış nedeninin: bölgenin birinci derece deprem kuşağı olması nedeniyle, ziyaretçiler üzerinde deprem olgusunun sürekli canlı tutulmasının sağlanması imiş. Müze: 2004 yılında ziyarete açılmış.

Sakarya Adapazarı Orhon Kapısı

ORHON KAPISI

Tarihi ipek yolunun geçtiği tahmin e dilen yerde, Mimar Sinan tarafından yaptırılmıştır. Bugün, yalnızca ana gövdesi görülmektedir. Kemer, 1905 yılında, aslına uygun olarak: Vecihi Orhon tarafından onarılmıştır. Bu yüzden, bu kemere, günümüzde “Orhon kemeri” veya “Vecihi kapısı” denilmektedir.

JUSTİNİANUS KÖPRÜSÜ

Şehir merkezinde, Beşköprü mevkindedir. Günümüze kadar sağlam olarak gelmiş köprünün, Bizans imparatoru Justinianus döneminde yani 527-565 yılları arasında yaptırıldığı sanılıyor. Bizans döneminin en ünlü mimari anıtlarından biridir.

Aynı yörede bulunan beş Bizans köprüsünden biri olması nedeniyle, köprü “Beş köprü” olarak isimlendirilmiştir. Kesme taştan yapılan köprünün uzunluğu: 430 metredir. 9 kemerden oluşmaktadır. Kemer açıklıkları: 6.50 metredir. En büyük orta kemerin uzunluğu ise: 23 metredir.

Takip eden dönemde, köprüde restorasyon yapılmış. Ancak, restorasyon adı altında, köprü bayağı yenilenmiş, yani orijinal görünümünü kaybetmiş. Eskiden, Sakarya ırmağının bir kolu,  bu köprünün ayaklarının altından geçermiş. Sapanca gölünün sularını, Sakarya nehrine aktaran “Çark deresi” (Melas) üzerinde yapılmıştır.

Ama, daha sonraki dönemlerde derenin yatağı değiştirilmiş ve bu köprünün altındaki bölüm, kuruyarak tarla olmuş.

Günümüzde, köprü üstünden: Adapazarı-Arifiye demir yolu geçiyor. Aldığım bilgilere göre, köprünün altından yeniden bir su kanalı geçirilmesi için çalışmalar yapılıyormuş.

Sakarya Adapazarı Poyrazlar Gölü

POYRAZLAR GÖLÜ

Sakarya ırmağının yanındadır. Gölün diğer bir ismi ise,  Teke gölüdür. Sakarya ırmağı taştığında, fazla suları, Kapaklı Boğazından, bu göle boşaltılıyor. Genel olarak, Poyrazlar gölü, bu şekilde beslenmektedir. Evet, derin bir göl. Yalnızca, güney kıyıları sığ ve sazlık-bataklıktır. Gölde, tatlı su balıkları var.

Bu yüzden: olta balıkçılığı yapmak isteyenler tarafından tercih ediliyor. Bunun yanında: piknik yapmaya da uygun. Bu özellikleri nedeniyle, tercih ediliyor. Milli Park olarak belirlenen bu bölgeye ücret ödeyerek giriliyor.

Araç ile girmek isterseniz, ilave ücret ödemek gerekiyor. Piknik masaları, çocuk oyun aletleri, kameriyeler, iskeleler var.

Dibinin bataklık olması nedeniyle, gölde yüzmek yasak. Göl çevresinde, kalmak için uygun yer de yok. Günübirlik geziler için uygun.

Sakarya Adapazarı Kuzuluk Kaplıcaları

KUZULUK KAPLICALARI

Kuzuluk kasabasındadır. Bölgede, gayet güzel tesisler yapılmış. Merkezde: lokanta, eğlence merkezi, kafeterya ve alış-veriş merkezi bulunuyor.

Ayrıca, büyük bir otel kompleksi var. Ayrıca: Türkiye’nin en büyük devre mülk kompleksi buradadır. Toplam 1470 daire bulunmakta ve bu kaplıca evlerinde, sınırsız sosyal imkanlar sunulmaktadır.

Kaplıca suları, içme suyu olarak kullanıldığında, hazmı kolaylaştırıcı özellik taşıyor. Banyo olarak kullanıldığında ise: romatizma, siyatik ve mafsal ağrılarına iyi geliyor. Ayrıca: kronik bel ağrıları, spor yaralanmaları, nörolojik rahatsızlıklar, stres ortamlarına da iyi gelmektedir.

Suyun, kaynaktan çıktığı sıcaklık: 80 derecedir.

Sakarya Adapazarı Harman Tepe Kalesi

HARMAN TEPE KALESİ

Harman tepe köyü bölgesinde, doğal bir tepe üzerine kurulmuştur. Özellikle yağışlı havalarda, kaleye ulaşım çok zor. Gitmeye niyetlenirseniz, bunu mutlaka düşünün. Çünkü: kalenin çevresindeki alan sulak ve bataklık.

Kalenin Bizans döneminde, 12-13.yüzyıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. Sakarya nehri boyunca, birbirini gören, gözetleme kulesi niteliğindeki savunma yapılarından biridir. Ancak, bu kale dizilerinden, günümüze en sağlam olarak ulaşanların başındadır.

Yapı: yöresel taşlarla yapılmıştır. Sur duvarlarının kalınlığı: 2 metre, yüksekliği: 10 metre civarındadır. Sur duvarlarında: 5 x 5 metre ebatlarında, 6 adet burç bulunmaktadır. Bu burçların üst kısımlarında, değişik yönlere bakan pencereler mazgal delikleri var. Kalenin ana giriş kapısı: güneydedir. Farklı yönlerde ve değişik ebatlarda, 5 adet kemerli giriş bulunuyor.

Günümüzde, kalenin içi: ağaç ve bitkilerle sarılmış durumda. Yine de, günümüze epeyce sağlam olarak gelebilmiş kale, görülmeye değer. Uygun bir havada, mutlaka gitmelisiniz.

Ordu Ünye

Ordu Ünye

Karadeniz bölgesinin en modern ilçelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Ordu Ünye

ULAŞIM

Çarşamba uluslar arası hava alanının, Ünye’ye uzaklığı: 40 km. dir. Ünye’nin il merkezi Samsun’a uzaklığı ise: 89 km. dir. Ünye’nin Ordu il merkezine uzaklığı ise: 76 km. dir.

İç Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan en kısa yol da: Ünye-Niksar Kara yoludur. Bu yolun diğer adı: Tarihi İpek yoludur.

Ordu Ünye

TARİHİ

Ünye ve çevresinde yaşadığı öğrenilen ilk topluluk: Kaşkalar. Bunlar: MÖ.2000 yıllarından itibaren tarih sahnesine çıkarlar ve günümüzdeki Sinop ve Perşembe arasında kalan bölgede yerleşirler. Zaman zaman, komşuları Hititlerle büyük mücadele içine girerler. Ama: bu iki komşu devletin ömrü, MÖ. 9’ncu yüzyılda sona erer ve bu tarihten itibaren, bölgede İskitler egemenlik kurarlar.

MÖ. 8’nci yüzyıldan itibaren ise, Ege denizi kıyılarındaki kolonilerden gelenler, Karadeniz kıyılarında ve bu arada Ünye de de koloniler kurarlar. Yani: Ünye’nin kuruluşu olarak, MÖ. 750 tarihleri söylenebilir.

Bu dönemde: Ünye ve çevresinde Khalibler isimli bir kavim yaşamakta olup, bunlar demircilikle uğraşmışlardır. Bu demir madenleri; son dönemlere kadar, işletilmeye devam edilmiştir. Tarihi süreç içinde, bölgede: Persler ve İskender hakimiyetinin ardından; Karadeniz kıyılarında kurulan Pontus devletinin egemenliği görülür. Ancak: Pontus devletini kuranlar:

Yunanlı değildir. Bunlar: bir önceki Pers imparatorluğunun asilleridir. Devlet gelenekleri: Persler ile aynıdır. Onlar gibi: Ahuramazda (Hürmüz) adındaki tanrıya taparlar. Ancak: her zaman olduğu gibi, Yunanlılar yine tarih sahnesinde kendi görüşlerini yayma konusundaki ustalıklarını göstererek, Pontus Devletinin kökeninin Yunan olduğu konusunda, dünyayı ikna etmeyi başarmışlardır.

Bu arada: Pontus Devletinin, zamanla, özellikle Makedonyalı prenseslerle evlenme ve Helen kültürüne meyletmeleri nedeniyle, eski özelliklerini ve güçlerini kaybettikleri de bir gerçek olarak tarih sahnesinde görülmektedir.

MÖ. 1’nci yüzyılda: bölgede hakimiyeti ele geçirmek için, Roma ve Pontusluların mücadeleleri görülür. MÖ.71 yılında, Kelkit vadisinde yapılan savaşta, Pontuslar, Romalılara yenilir. MÖ. 63 yılında Pontus devleti yıkılınca, Romalılar, bölgede hakimiyeti ele geçirirler.

Abbasiler: Türk komutanı Ahmet İbn İnanç et-Türki komutasında, 893 yılında, bölgeyi ele geçirirler. 1080 yılında ise, Ünye dahil, bütün Karadeniz sahilleri, büyük Selçuklu İmparatorluğuna bağlanır.

Ünye’nin Türkleşmesi ve İslamlaşmasında önemli rol oynamış olan Danışmentlilerdir.

1346 yılında: Ünye, Hacı Emir Bey tarafından ele geçirilir. 1398 yılında: Sultan Yıldırım Beyazıt; Canik üzerine bir sefer düzenler ve Kubadoğlu Beyliğine ait Samsun şehrini alır.

Bunun üzerine; bütün Canik bölgesi emirlikleri, Osmanlı devletine tabii olmayı kabul ederler. Böylece: Ünye de Osmanlılara bağlanmış olur. Osmanlılar zamanında: Ünye çevresinde, uzun ve huzurlu bir dönem başlar.

1914 yılında, Ünye ve civarında, çok sayıda can ve mal kaybına neden olan seller olur. Aynı yıl, Osmanlı imparatorluğu, I. Dünya savaşına girer. Bu dönemde, Ruslar Harşit Irmağına kadar olan bölgeyi işgal ederler. Bunun üzerine, işgal edilen bölgelerde, yeni ve büyük bir Müslüman ahali göçü başlar.

Aynı sıralarda, Ruslarla işbirliği yapan Ermeniler, çeşitli yerlerde ve bu arada Canik bölgesinde isyan hareketlerine başlarlar. Savaşta, Ünye işgale uğramaz ama büyük kıtlık, göç ve sefalet çekilir. 1916 yılında, denizden Rus gemileri tarafından bombalanır.

Ordu Ünye

GENEL

İlçede: tipik Karadeniz iklimi görülür. Ancak, arkadan geçen dağ yükseltilerinin azalması nedeniyle, diğer bölgelere nazaran daha az yağış alır.

İlçenin ekonomisinin can damarını: fındık oluşturur. İlçede, yerleşimlerini büyük kısmını: fındık bahçeleri kaplar. Özellikle: Temmuz ve Ağustos aylarında, fındık hasadı nedeniyle, ilçe merkezindeki insanların büyük bölümü, köylere gider ve ilçe merkezi boşalır. Bunun dışında: son yıllarda, iklimin elverişli olması nedeniyle, burada, kivi üretimi artmaktadır.

 

NE YENİR

İlçede, başta hamsi olmak üzere, Doğu Karadeniz’e has, balık yemeklerinin tamamı yapılır. Ayrıca: birçok sebze ve otun yanı sıra, meyvelerin de yemekleri yapılır. Fasulyeden hamsiye, karalahanadan bibere, biber yaprağından kiraza, her şey tuzlanarak kışa saklanır.

Sahil kesiminde, balık yemekleri belirgin olarak ön plana çıkar. Özellikle: biraz öncede söylediğim gibi, hamsinin çeşit çeşit yemeği yapılır. İç kesimlerde ise, balık yerine et yemekleri, hamur işi ve sebze yemekleri öne çıkar.

Ünye’de: size önereceğim başlıca yiyecek çeşitleri: öncelikle hamsi. Eğer balık sevmeseniz: etli karalahana  dolması, Çerkez tavuğu, ısırgan çorbası, pide. Mısır unu; ekmek yanında, tatlı yapımında da kullanılır. Burma baklava, kabak tatlısı ve çalmaç denilen muhallebiyi deneyebilirsiniz.

Ordu Ünye

NE SATIN ALINIR

Öncelikle: sepet, sele ve hey olarak adlandırılan: ağaç örme işleri burada yaygın olarak yapılan el işlerinin başında geliyor.

Halen, ilçede faaliyetini sürdüren birkaç atölyede üretilen: su testileri, çiçek saksıları, güveç kapları ve süs eşyaları da ilginizi çekebilir.

Ordu Ünye

GEZİLECEK YERLER

Ordu Ünye Kalesi

ÜNYE KALESİ:

Ünye-Niksar kara yolu üzerinde, kale köyü sınırları içinde, ilçe merkezine 9 km. uzaklıktadır. Ünye’den şehir içi dolmuşlar ile veya taksi ile ulaşılabiliyor. Yolun solunda 200 metre yükseklikte bir tepenin üzerine kurulmuştur. Jeologların söylediklerine göre: kale, eski devirlerde yanardağ iken, faaliyetini tamamlamış ve yanardağın krateri üzerine inşa edilmiştir.

Kalenin ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Muhtemelen MÖ.200-250 yılları arasında yapıldığı  düşünülmektedir.  Pers kökenli Pontus kralı II. Mitridates, kaleyi bu krater üzerine yaptıran ilk kişi olarak bilinir.

Tarihin çeşitli dönemlerinde, kale, çeşitli uygarlıklar tarafından kullanılmıştır. Bu dönemlerde çeşitli eklentiler ve ilaveler yapılmıştır. Kaledeki kaya mezarları: 6.yüzyılda yapılır. Ayrıca: dehlizler, kuyular, mağaralar, kral mezarları, eski sur kalıntıları, uzun tüneller bulunmaktadır.

Duvar ve sur kalıntıları: kısmen Yunan ve Roma kısmen de Osmanlı mimarisi izlenimi vermektedir. Kaleyi en son kullanan Osmanlılar da bir takım eklemeler yapmışlardır.

Zirveye yakın bölümlerde: tüneller ve dehlizler var. Güney cephesinde, duvarlarda, 3 metre genişliğinde bir kaya mezar var. Mezarın üçgen alınlığında, her üç noktasında da Bizans’ı simgeleyen kartal figürleri bulunuyor.

Evet, kale gerçekten görülmesi gereken bir yer.  Çevresinde: yöresel yemeklerin yapıldığı kır lokantaları da bulunuyor.

Ordu Ünye Yunus Emre Türbesi

YUNUS EMRE TÜRBESİ

Büyük tasavvuf şairi Yunus Emre’nin mezarı: Ünye’dedir. Mezar: ilçe merkezine 2 km. uzaklıktaki, Kiraztepe mevkiindedir. Türbeye ulaşım: merkezden Çınar dibinden dolmuş ve taksilerle sağlanmaktadır.

Türbenin bulunduğu tepe, Ünye’ye kuş bakışı bakıyor. Türbenin bulunduğu bölgede yapılan araştırmalarda: birçok Selçuklu sanatı ile yazılmış mezar taşları bulunarak sandukanın içine konulmuştur. Ayrıca eski mezarın baş ve ayak uçlarında, Selçuklu tarzı mezar taşı bulunmuş, ancak taş yöredeki insanlar tarafından çimento ve sıva ile onarıldığı için üzerindeki yazılar okunamamıştır.

Ancak: daha önce, bu taşın üzerinde: “Ali İbni Emre” yazısının okunduğu söylenmektedir. Taştaki yazıların, Türkçe tercümesi “Ali oğlu Yunustur”. Ali ise, Yunus’un babasının adıdır.

Türkiye’nin 13 yerinde, Yunus Emre’nin türbesi ve mezarı olduğu iddia edilen yerler var. Ama bunlardan gerçekten en öne çıkanı: Ünye’deki mezardır.

Mezarın üzerine; 1998 yılında Ünye Belediyesi tarafından türbe yaptırılmıştır. Çünkü: Ünyeliler, Yunus Emre’yi çok sevmektedirler. Zamanla, burası bir ziyaret yeri haline gelmiştir. Türbe çevresinde herhangi bir yiyecek, içecek imkanı bulunmuyor.

AYA NİKOLA

Ünye’nin kuzeybatısında, şehir çıkışında bulunan küçük bir yarımada üzerindedir. Çevre duvarlarının günümüze ulaşan kalıntılarından, buranın bir kilise olduğu anlaşılmıştır.

Son yıllarda yapılan araştırmalarda, Hıristiyan aleminde “Noel Baba” olarak bilinen “Aya Nicholas (Aziz Nikola)”nın burada yaşadığı sanılmaktadır. Bu araştırmalarda elde edilen sonuçlara göre: Aya Nikola: Oğuz boylarından bir Türk ailenin çocuğudur.

Sarı Saltuk olan adı, 6 yaşında iken, ailesinin Hıristiyan olması sonucu Nicholas olarak değiştirilmiştir. Nikola, büyüdüğünde, Yarımadadaki bu kilisede rahiplik yapmış, denizcilikle uğraşmıştır.

Evet: Ayanikola, 1800’lü yıllarda Hıristiyan halkın yaşadığı küçük bir balıkçı köyü idi. Bu kilisede, o yıllarda yapılmış ve 1930’lardan sonra tamamen yıkılmıştır.

Hıristiyanlar için kutsal sayılan bu kiliseye, hastalar iyileştirilmek üzere götürülmüş, yeni evlenen çiftlerin mutlu olabilmeleri için burada evlenme törenleri düzenlenmiştir. Ayrıca: denizciler sefere çıkmadan önce, denizcilerin hamisi sayılan Aya Nikola’ya geldikleri ve dua ettikleri biliniyor.

Ordu Ünye Eski Evler

ESKİ ÜNYE EVLERİ

Tipik Karadeniz mimarisinin en güzel örneklerindendir. Şehir merkezinde bulunan evlerden, yaklaşık 80 tanesi, günümüze kadar ayakta kalabilmiştir. Mimari özellikleri ve süslemeleriyle ilgi çeken evlerden, bir kısmı, son dönemde restore edilmiştir.

Bunların dışındakilerin bir kısmı ise yıkık dökük olmasına rağmen, bazılarının içinde halen oturulmaktadır. Arzu ederseniz, oturanlardan izin alarak, bu tarihi evleri de gezebilirsiniz. Bu evlerin yoğun olarak bulunduğu Çarşı hamamının arkasına, yürüyerek ulaşabilirsiniz.

Bu bölgedeki gezinizde, küçük bir mola vermek isterseniz; Yunus Emre parkında, kendinize, yöreye has “Tereyağlı Ünye Pidesi” ziyafeti çekmenizi, özellikle öneririm.

Ordu Ünye Kadılar Yokuşu

KADILAR YOKUŞU

Osmanlı imparatorluğu döneminde, Ünye’den çok sayıda: ünlü kadı (hakim) yetişmiştir. Kadılık: Ünye’de babadan oğula sürmüştür. Zamanın kadıları ve kendilerinden sonra gelenler, bu yokuşta konak yaptırmışlar, oturmuşlar ve burası bir kadılar mahallesi haline gelmiştir.

Bugün, bu konaklardan birçoğu günümüze ulaşmıştır. Orijinal taş döşemeli yolu, taş işçiliğinin en güzel örneklerinin işlendiği giriş kapıları ve eski Ünye evleri ile, bir müze sokak gibidir.

Şehir merkezinden, kıyıya dik olarak iner. Cumhuriyet meydanına bağlanır. İlçede, mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir. Çünkü: tarihi Ünye evlerinin en güzelleri buradadır.

Ordu Ünye Kilise

KİLİSE

Orta yılmazlar Mahallesindedir. Ayakta kalan tek kilisedir. Yürüyerek ulaşmak mümkündür. Yalı mevkiindeki kesme taştan yapılan binanın çatısı kiremit örtülüdür. Süsleme ve resim bulunmayan sade bir yapıdır.

Yapının mimari biçimi nedeniyle, 17.yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. 1920’li yıllardaki mübadelede Rumların Ünye’yi terk etmeleri ile kapanan kilise, 1960’lı yılların başına kadar Ünye’ye elektrik sağlayan elektrik santralı olarak kullanılmıştır.

Ünye Belediyesi tarafından, 1994 yılında restore edilmiştir, içinin orijinal mimarisi bozulmuştur. Bugün düğün salonu olarak kullanılmaktadır.

Ordu Ünye Bakırcılar Arastası

BAKIRCILAR ARASTASI

İlçenin merkezindedir, yürüyerek ulaşabilirsiniz. Yüzyıllar boyunca, hem Ünye’nin hem de yörenin en önemli alışveriş merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Burada hala çekiç seslerini duyabilir, otantik eşyaları ve birer küçük müze gibi duran dükkanları gezebilir ve geçmişe bir yolculuk yapabilirsiniz.

1960’lı yıllara kadar: bu sokak içinde sıra ile bakırcı dükkanları vardı. Bakırcı esnafı, ellerinde çekiçlerle, bakırlara hayat verir ve yöre halkı için: çeşitli kullanım araçları, tencereler, tavalar, kazanlar, yemek kapları imal ederek satarlardı. Ayrıca: kalay işleri de yapılırdı. Bakırcılık: Ünye’de o zamanlar çok gelişmiş bir iş kolu idi.

Bugün ise, ustaların çocukları ve torunları, az sayıdaki dükkanlarında, ev ve mutfak eşyaları ve bunların yanında süs eşyaları, aksesuarlar ve turizme dönük ürünler üretmekteler. Bakırcılar çarşısında gezindikten sonra, çevredeki otantik kahvehanelerde, çay içerek yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

Ordu Ünye Saray ve Saray Surları

SARAY  VE SARAY SURLARI

Evet, burada çok güzel bir saray bulunuyormuş. Ancak: 1860 yılında, fırtınalı bir gecede, mutfağında ve ahırlarında çıkan bir yangın sonucu yanmış. Söylentilere göre: İstanbul’daki sultanlar kıskanmış ve bu yüzden saray yaktırılmış.

Bu resim: o dönemlerde sarayda misafir edilen bir Fransız ressam tarafından çizilmiş olup, bugün Paris Güzel Sanatlar Akademisinin giriş salonunun duvarında bulunmaktadır. Evet, bu saray: 19. yüzyılda, deniz kenarında, Sancak Beyi Süleyman Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Ordu Ünye Saray Surları

Cumhuriyet Meydanında, anıt çınar ağacının önünden, kuzeye giden yolun yanında görülecek surlar: bir saraya aittir. Surlar: 10 metre yüksekliğinde olup, 20-30 metrelik bir kısmı ayakta sağlam kalabilmiştir.

Ordu Ünye Anıt Ağaçlar

ANIT AĞAÇLAR

Cumhuriyet meydanında bulunan tarihi çınar ağacının, yaklaşık 500 yaşında olduğu hesaplanmıştır. Fatih Sultan Mehmet Caddesindeki çınar ağacının da, aynı yaşta, olduğu tahmin edilmektedir. Çınarın çevresi: 9 metre, çapı: 2.5 metre ve boyu: 30 metredir. Çınarın gövdesinden biri, 1950 yılında isabet eden bir yıldırım sonucu parçalanmış ve yanmış.

Fatih Sultan Mehmet Caddesindeki çınar ağacı: Fatih Sultan Mehmet’in, Trabzon fethinden dönerken, Ünye’de konakladığı sırada diktiği söylenmektedir. Trabzon’dan yelkenlilerle Ünye’ye çıkan Fatih Sultan Mehmet, buradan Ünye-Niksar yolu ile İstanbul’a ulaşmıştır.

Ünye’de, çınarın olduğu yere çadırını kuran Fatih, vezirine dönerek “Lala, burada hiç ağaç yoktur, tez çadırımın önüne bir fidan dikile, bir daha buradan geçmek nasip olursa, dibinde dinleniriz” demiştir. İşte, bugün Ünye’nin ortasındaki anıt çınar ağacı, böyle dikilmiştir.

Ordu Ünye Saray Camisi

SARAY CAMİSİ

Ünye’de, orijinal olarak, günümüze ulaşan tek camidir. 1710 yılında yapılmıştır. Zaman zaman onarım görse de, büyük ölçüde orijinalliğini korumuştur. Şehir merkezinde, çınar ağacının yanındadır, yürüyerek ulaşılabilir.

Ordu Ünye Çamlık

ÇAMLIK

İlçenin kuzeybatısındadır. İlçe merkezinden yürüyerek ulaşabilirsiniz. Cumhuriyet Meydanından başlayarak, Yunus Emre parkını takip ederek, Yalı kahvesinde, Ünye koyunun muhteşem manzarasının önünden, Yüzyıl parkını geçerek çamlığa ulaşabilirsiniz. Toplam uzaklık: 1 km. kadar. Ayrıca: buraya, ilçe merkezinde çınar dibinden dolmuş ve belediye otobüsleri de kalkıyor.

Denize bakan bir yamaç üzerindedir. Deniz ile sahil kara yolu arasındadır. Bütün Karadeniz boyunca, benzeri olmayan ender bir yerdir. Ön tarafı alabildiğine masmavi deniz, arkada ise çam ağaçları, sağında Fener kayalıkları ve solunda tertemiz kumlu koyları ile, bir tabiat harikasıdır. İçinde: çocuk parkı ve barbeküler ve taş masalar var.

Vatandaşların çok tercih ettikleri bir piknik alanı. Hatta: çevre ilçelerden bile çok sayıda gelen bulunur. Burada ayrıca bir motel ve restoran bulunuyor. Motel: 50 yatak kapasiteli ve Belediye tarafından işletilmektedir.

Çamlık bölgesinde: güneşin, koyların ve Ayanikola adasının üstünden batışının seyrine doyum olmaz.

Ordu Ünye Çakır Tepe

ÇAKIR TEPE

İlçe sınırları içindedir. İlçe merkezinden, dolmuşlarla, özel araçlarla veya yürüyerek, Ünye’nin otantik sokaklarından geçerek gidebilirsiniz. Kentin ve denizin kuş bakışı seyredilebileceği bir tepe üzerinde kurulmuştur.

Yaz akşamlarında,  doyumsuz manzarayı seyretmek için, tercih edilebilecek güzel bir yer. Burası: Ünye’nin bir balkonu gibidir. Yüzünüzü Ünye’ye döndüğünüzde: aşağıda şehir bütün muhteşemliği ile ayaklarınızın altında kalıyor. Deniz ise, masmavi bir halı gibi duruyor.

Burada özellikle pide yapan tesisler var. Ünye’ye gelip de burada pide yemeden ayrılmak, büyük bir eksiklik.

Ayrıca: küçük bir hayvanat bahçesi, çay bahçeleri ve ağaçtan yapılmış, iki adet otantik kafe var. Buranın diğer bir adı da “Sami Soysal Parkıdır. Önceki Belediye Başkanlarından Sami Soysal, burayı düzenleyerek Ünyelilere armağan etmiş.

Ordu Ünye Asarkaya Milli Parkı

ASARKAYA MİLLİ PARKI

İlçenin güneydoğusundadır. Şehir merkezine, 5 km. uzaklıktadır. Sahil kara yolundan, ayrılan stabilize bir yolla ulaşılır. Kente ve denize hakim bir tepe üzerinde kurulmuştur.

Denizden: 385 metre yüksekliktedir. Yabanı hayat yönünden de, zengin bir yerdir. Ağaçlar arasında dolaşırken, karşınıza aniden bir geyik ve kara çıkabiliyor. Piknik ve tabiatla baş başa olmak için ideal bir yer.

YAZ KONAĞI MAĞARASI

İlçeye, 3 km. uzaklıkta, Yaz konağı yolu üzerindedir. 2003 yılında keşfedilmiştir. 200 metre uzunluğunda ve 3 ayrı galeriden oluşmaktadır. Sarkıt ve dikitler ve benzerlerine az rastlanır kubbeli odalar bulunmaktadır.

Kireç taşından oluşmuştur.

Şu an için turizme açık değildir. Ziyarete açılması düşünülen kısım: yaklaşık 250 metredir. Bu kısmın yüksekliği: 10 metredir ve 20 metre yükseklikteki bir üst merkezden dökülen bir suyun aktığı görkemli bir boşluk ile son bulur. Buradan sonraki bölüme, ziyaretçilerin girişi uygun bulunmamaktadır.

Ordu Ünye Koylar ve Kumsallar

PLAJLAR

Karadeniz bölgesinin en geniş ve en temiz doğal plajları: Ünye kıyılarındadır. Uzunkum, Kavaklar ve İnciraltı Plajları, bunların bazılarıdır. Özellikle, çamlık kıyılarına gidenler, ilginç kaya şekillerini görebilirler. Karadeniz’in dalgalarının uzun yıllardır sabırla ve ustalıkla çizdiği, garip şekiller vererek figürler oluşturduğu bu kayalıklar, gerçekten ilginizi çekebilir.

Ordu Ünye Uzun Kum

UZUN KUM

Karadeniz’in en uzun plajlarından biridir.

Ordu hakkındaki gezi yazım için Ordu