Isparta Yenişarbademli

Isparta Yenişarbademli


Isparta Yenişarbademli: İl merkezine 105 km uzaklıktadır. Şarkikaraağaç ilçesine 51 km, Beyşehir ilçesine 51 km uzaklıktadır.

Beyşehir gölünün batısında, Toros dağlarının kuzey uzantısı olan Amanos dağları yamaçlarındadır.

Denizden yükseklik 1150 metredir. İlçe arazisinin büyük bölümü ormanlıktır. Kiraz üretimi yoğundur ve üretilen kirazlar yurt dışına ihraç edilmektedir. İlçe sınırlarının tamamı, Milli Park ve Birinci Derece Doğal Sit alanıdır.

 

TARİHİ

İlçe tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olup Roma ve Bizans dönemlerinde “Gorgorum” ismiyle bilinmektedir.

Bölge 1380 yılında Osmanlı hakimiyetine girmiştir. 1810 yılında Konya iline bağlanmış ve 1868 yılından itibaren “Yenişar” olarak isimlendirilmiştir. 1954 yılında ise “Yenişarbademli” Belediyesi kurulmuştur. 1991 yılında Şarkikaraağaç İlçesinden ayrılarak Isparta iline bağlanmıştır.

 

PINARGÖZÜ KÜLTÜR ŞENLİKLERİ

Her yıl Temmuz ayında yapılır.

Yenişarbademli Dağcılık Şenliği

DAĞCILIK ŞENLİĞİ

Her yıl Mayıs ayının 2’nci haftasında Dedegöl dağı Melikler yaylasında yapılır. Ana kamp yeri, Melikler yaylasında 1700 metre yüksekliktedir.

Yaka köyüne 7 km ve ilçe merkezine 10 km uzaklıktadır. Çam ormanı içinde bulunan kamp yerine toplu ulaşım sağlanmaktadır. Kamp alanında ortalama hava sıcaklığı gündüz 20-25 derece ve gece 5-7 derece arasındadır.

Yenişarbademli Melikler Yaylasıdan Dedegöl dağının görünümü

 

GÖKYÜZÜ GÖZLEM ŞENLİĞİ

Her yıl Temmuz ayının sonunda gözlem şenliği yapılıyor.

Etkinliğin yapıldığı Melikler Yaylasındaki “Cennet” adı verilen şenlik alanı, 1700 metre yüksekliktedir. Melikler yaylası, Yenişarbademli ilçesine 15 km ve Isparta il merkezine 95 km uzaklıktadır. 

Yenişarbademli Melikler Yaylası Gökyüzü Gözlem Şenliği

Burada dünyada 68, Asya kıtasında 3 ve Türkiye’de ilk defa “Karanlık Gökyüzü Gözlem Parkı” kurulmuştur. Park aynı zamanda uluslararası karanlık gökyüzü parkı olmaya adaydır. 

Yenişarbademli Gökyüzü Gözlem Şenliği

Burada yapılan ölçüm sonucunda, en karanlık yer olduğuna karar verilmiştir. Şenlik alanının karanlık olması, gözlem için avantajdır. Bu yüzden ışıkla kirletilmemesi sağlanıyor.

İnsan gözünün karanlığa alışması 10 dakika sürüyor ama tek bir ışık kaynağı bu alışma sürecini derhal sıfırlıyor.

Alanda mangal ve ateş yakmak yasaktır.

Ayrıca belli bir saatten sonra alana araçla girip çıkılması da yasaklanıyor.

Gözlem gecesi, 3 bin kişinin, uyumadan gökyüzünü çıplak gözle gözlemlediği söyleniyor.

2020 yılında Melikler Yaylasında Perseid meteor yağmuru döneminde, 4’ncü düzenlenen gökyüzü şöleninde, Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğretmenlere doğa eğitimi verilmiştir. 

 

PINARGÖZÜ KÜLTÜR ŞENLİKLERİ:

Her yıl Temmuz ayında geleneksel Pınargözü Kültür Şenlikleri yapılmaktadır. Etkinlik programında: yerel halk dansları ve yöresel halk müziğinin yaşatılması için amatör veya profesyonel ses sanatçıları konserleri, sanat çalıştayı, çocuklar için jonklör etkinliği, geleneksel toplu yemek, düzenlenen etkinlikte tempoyu ve coşkuyu süregen kılmak için yaylada yapılan güncel çeşitli yarışmalar düzenlenir. 

 

 

 

Yenişarbademli Meslek Yüksek Okulu

YENİŞARBADEMLİ MESLEK YÜKSEK OKULU

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesine bağlı Yüksekokul bünyesinde “Ormancılık ” bölümü vardır. 

Yenişarbademli Belediyesinin işlettiği 120 yatak kapasiteli kız ve erkek öğrenci pansiyonu bulunmaktadır. Ayrıca, ilçede ev ya da apart imkanı mevcuttur. Mezun olan öğrenciler dikey geçiş sınavıyla Orman Fakültelerinin Orman Mühendisliği ve Orman Endüstri Mühendisliği bölümlerine, dikey geçiş yapıp lisans eğitimlerini tamamlayabilmektedirler. 

Yenişarbademli’de; Karaçam, Ardıç, Göknar gibi asli ağaç türlerinin buluştuğu ormanlar mevcut olup buralarda öğrenciler uygulama yapabilmektedirler. 

 

 

Yenişarbademli

GEZİLECEK YERLER

Yenişarbademli Melikler Yaylası


MELİKLER YAYLASI

Dedegül dağı eteklerindedir. İlçe merkezine 15 km uzaklıktadır. Yenişarbademli-Aksu karayolu üzerinde, Vali Çeşmesi mevkiinden, güney yönünde 2 km ilerlendiğinde, yayla alanına ulaşılır.

 

Yenişarbademli Melikler Yaylası
 

Evet Melikler Yaylasının en önemli özelliklerinden birisi de, Türkiye’nin en karanlık noktası olmasıdır. Manzara güzel olduğu için yıldız gözlemi ve gece çekimleri için oldukça uygun konumdadır.

Bu konuda yukarıda daha ayrıntılı açıklamamı bulabilirsiniz. (Gökyüzü Gözlem Şenliği)

Kamp alanı çevresi çam ağaçlarıyla çevrelidir. Dedegöl dağının mükemmel manzarasına sahiptir. Düzlük bir alandadır. 

Rakım 1735 metredir. Bu nedenle yazın dahi geceleri soğuk olabiliyor. Kışın ise genellikle yoğun kar nedeniyle yolu kapanıyor. 

Yayla alanında çadırda konaklayabilirsiniz. Alanda kullanma suyu vardır. 

Pınargözü Mağarasına, Yaka Kanyonuna yürüyüş yapabilir, 2298 metre yükseklikteki Dedegöl dağına tırmanış yapabilirsiniz.

 

Yenişarbademli Dedegöl Dağı
 
Yenişarbademli Dedegöl dağı yolu

DEDEGÖL DAĞI

Orta Torosların en yüksek tepesi olup 2992 metre yüksekliktedir ve Isparta’nın en yüksek tepesidir.

Değişik bir husus var, dağın ismi Dedegöl, ama zirvesinin ismi Dedegül’dür. Çünkü: söylentilere göre, doruğa yani zirveye adını veren gülleri, erenlerden sayılan bir dede dikmiş, zamanla doruk dedegül olarak isimlendirilmiştir.

Tepesinde yılın 11 ayı kar bulunur. 2000 metre rakımdan sonra ormanlık alan biter.

Burada: dağ yürüyüşü, kamp, tırmanma için uygun yerler vardır.

Dedegöl dağının iki tane zirvesi vardır. Zirvelerden bir tanesi, Melikler yaylasına yakın alanda konumlanan ve zirve defteri ile bayrak içeren herkesin uğradığı zirvedir. 

Diğer zirve ise oraya çıktıktan sonra yatay 1.2 km yürünerek ulaşılabilen diğerinden 6 metre daha yüksek olan asıl zirvedir. Yalnız asıl zirve tarafı pek uğrak bir nokta değildir ve orada bayrak ve zirve defteri yoktur. Ancak manzara muhteşemdir, kayalıklara bakmaktadır. Hem Eğridir gölü, hem de Beyşehir gölü görünür. 

Çıkış ve inişi Barla dağından (gelincik dağı veya gelincik ana dağı olarak da bilinir) nispeten daha kolay denilebilir. 

 

Paroıs de Legende:

Tırmanma dedim de, Dedegöl kaya tırmanışı açısından rehber olan “Paroıs de Legende” isimli kitapta yer alan tüm dünyadaki 19 tırmanış bölgesinden birisidir.

Yani, bu kadar değerlidir. Sebebi ise, yekpare kaya blokları ve 500-600 metre uzunluğunda olmasıdır.

Kitapta, bölge tüm detaylarıyla anlatılıyor.

Kaya kütlesinin özellikleri, bölgeye nasıl gidileceği gibi hususlar vardır.

Dünyadaki pek çok dağcı, bu kitabı okuyarak bölgeye geliyormuş.

Evet, ben Dedegöl’ün tırmanış için nasıl önemli bir yer olduğunu ve tüm dünyada tırmanışçıların burayı biliyor, dünyada sadece 5 ülkede bulunan kaya tırmanış parkuru buradadır.

Yenişarbademli Dedegöl Dağı
 
 
Yenişarbademli Dedegöl dağı
 

Melikler Yaylası ve Dedegül dağının çevresi, endemik bitki örtüsü açısından oldukça zengindir.

Dağın güneyinde “kartos suyu” denen bir su kaynağı vardır.

Bu “kartos suyu”, Antalya ili Beşkonak kasabasında bulunan “Köprülü Kanyon Milli Parkına” adını veren köprü çayının başlangıcıdır.

Evet sonuç olarak Dedegöl dağının zirvesinde, muhteşem manzaraların izlendiği söylenmektedir. Isparta, Konya, Antalya sınırının kesiştiği yerdedir. Aynı anda üç il sınırına ayak basabilirsiniz. 2000 metreden sonra ormanlık bölge biter. Aşağıda 35 derece sıcağı ve yüksek nemi geride bırakmış, tatlı bir serinlik, aşırı oksijenin pırıl pırıl yaptığı bir beyin, yorgunluktan arınmış bir beden ile tırmanış yaparsınız. 

Zirve serindir, gölgede yazlık kıyafetle üşürsünüz. Kıştan kalma karlar azalsa da hiç eksik olmaz. 

 

Yenişarbademli Yaka Kanyonu
 

Yaka Kanyonu

Kanyonun girişi, Melikler Yaylasının hemen alt kısmındadır.

Kanyonun bitim yeri ise Isparta’nın Aksu ilçesine bağlı Yaka köyüdür.

Kanyonun Anamas Dağından gelen kar sularının milyonlarca yıllık aşındırma süreciyle şekillendiği söylenir. Zaten kanyonun en büyük özelliği, Anamas dağından gelen kar sularının kanyonun içinden akmasıdır. Kar sularının mevsimsel değişimleri, kayaçların kimyasal ve fiziksel ayrışmasını hızlandırarak kanyonun derinleşmesine katkıda bulunmaktadır. 

Dağın kuzey batısında, köyle aynı adı taşıyan kanyon 4 km uzunluğundadır.

Yani kanyon yürüyüşü 4 + 4 km toplam 8 km sürüyor.

Genişliği ise yer yer 1.5-2 metre kadardır. Sarp ve yalçın kayalıkların duvar yüksekliği 30-100 metre arasında değişmektedir.

Yenişarbademli Yaka Kanyonu
 

Kanyonun içinde pek çok doğal havuzlar ve şelaleler vardır.

Geçişi zor bir kanyon değildir, sadece kış aylarında geçilmemesi önerilir, çünkü suyun ısısı oldukça düşüktür, kanyon geçişi sırasında vücut bazen tamamen ıslanmaktadır.

Yenişarbademli Yaka Kanyonu

Hatta yine bu su içinde yürürken alabalıkları görebilirsiniz.

Yaban hayatı açısından çeşitli kuş türleri, küçük hayvan türleri ve renkli kelebeklerin varlığı, kanyonun mikroklima özelliklerinin jeolojik yapıyla olan ilişkisini göstermektedir. Nemli ve korunaklı kanyon ortamı, farklı ekolojik nişlerin oluşmasına imkan tanımaktadır. 

Öte yandan, kanyonun genişliği çok dar olduğundan yağışlı havalarda, su seviyesi aniden yükselebilmektedir.

Bu yüzden, kanyon geçişi düşünenlerin yazın geçmesi önerilir. Ayrıca kanyon ziyaretçilerinin kaymaz ayakkabı ve kask kullanımı zorunludur. Nemli kayalık yüzeyler ve ani kaya düşmesi riski nedeniyle dikkatli olunmalı, güvenlik ekipmanları eksiksiz taşınmalıdır. 

Çünkü yazın kanyon içindeki akıntı kurur.

Sadece bazı yerlerde, bazı çukurlarda su birikintileri kalır.

Sonuç olarak kanyon geçişi için en uygun mevsim Haziran ayıdır.

Son bir not: Yaka kanyonu zorlu coğrafyası nedeniyle askeri birlikler tarafından komando eğitimleri için de kullanılmaktadır. 

Yenişarbademli Karagöl
 

 

Karagöl

Dedegöl dağının doğusunda Kurucuova denen yerdedir.

Şaman döneminden kalma inanışlarla efsaneleri bol olan bir göldür. 

2335 metre yüksekliktedir.

2500 metre kare büyüklüğe sahiptir.

Buzul gölüdür, minik ama derin bir göldür.

Güzel bir doğaya sahiptir ve çevresinde ve Dedegül dağının eteklerinde bulunan Dedegül çiçeği ile dikkat çeker.

Son bir not: Dedegöl dağına Melikler yaylasından çıkacaksanız, göle ulaşmanız mümkün değildir. Çünkü 3000 ramıma ulaşıp, yani zirve yapıp 2400 rakıma inmeniz, sonra tekrar zirveye, zirveden aşağıya inmeniz gerekir, bu da tam 18 saatinizi alır. 

 

Kuyu kuyu Mağarası

Dedegöl dağında 1996 yılında, Kuyukuyu mağarası keşfedilmiştir.

Mağara 832 metre derinliği ve 1231 metre uzunluğu ile dünyada en derin mağaralar arasında 118 ve ülkemizde ise 2’nci sıradadır.

Yenişarbademli Kubadabad Sarayı
 

 

KUBADABAD SARAYI

İlçe merkezine 2.5 km uzaklıkta, Beyşehir gölünün kuzeybatı kısmındadır.

Torosların bir kolu olan Anamos dağlarının eteklerindeki küçük alüvyon ovasında, göle doğru çıkıntı yapan kayalık tepe ile toprak tol denen bronz çağı höyüğü ile çevresine yayılan bir külliyedir.

Sarayı ilk bulan Konya Müzesi Müdürü M. Zeki Oral’dır.

Kendisi İbn-i Bibi’nin Selçuknamesini tarayarak, pek çok eser yanı sıra Kubad Abad ve Keykubadiye’yi bulmuştur.

İlk sondaj çalışmaları, kendisi tarafından 1949-1950 yıllarında yapılmıştır.

İlk bilimsel kazılar ise, Prof Otto Dorn tarafından, Müzeler Genel Müdürü Mehmet Önder’le anlaşarak 1965 yılında yapılır.

Sultan Alaaddin Keykubat tarafından, Beyşehir gölünün güzelliklerinden etkilenilerek 1236 yılında yaptırılan bir saraydır.

Sarayın mimar ve nakkaşı Emir-i Şikar Saadettin Köpek’tir.

Binanın planını İbn-i Bibi: Alaaddin Keykubat’ın binanın planını çizerek üzerinde açıklamalar yapıp resmettiğini yazar.

Saray kompleksinin çevresi bir surla çevrilmiştir.

Sultan buraya saray yaptırırken, çevresine de şehir kurulmasını emreder.

Saray tamamlandığı yıl, Alaaddin Keykubat ölür ve bu sarayda oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev oturur.

Saray kompleksinde, büyük ve küçük saraylar yanında, 16’ya yakın yapı kalıntısı ile av hayvanları için birbirinden çitlerle ayrılmış bir park bulunur. Büyük sarayın altında, göl kıyısında küçük tersane görülür.

Yenişarbademli Kubad-ı Abad Sarayı

Büyük Saray

50 x 35 metre boyutlarındadır. Planı simetrik bir düzen gösterir.

Beyşehir gölüne doğru uzanan geniş bir terası vardır.

Güney ve doğusu odalarla çevrilmiş, oldukça düzgün taş döşeli büyük bir avlusu vardır.

Buradan, büyük salon ve tuğla döşeli yüksek taht eyvanı ile harem ve misafirlere özgü odaların bulunduğu asıl saray bölümüne geçilir.

Burada yapılan kazılarda, sarayın son derece zengin çini süslemelerle kaplı olduğunu gösteren buluntularla karşılaşılmıştır.

Çinilerde: ayakta ve oturur vaziyette insan figürleri, çeşitli kuşlar, çift başlı kartal, hayvan ve sembolik figürler görülür.

Kazılarda ele geçen çiniler Konya Çini Eserleri Müzesinde sergileniyor.

13’ncü yüzyıl tarihçilerinden İbn Bibi: Saray hakkında “duvarlarının güzelliği kıskançlıktan gökkuşağı rengini solduran, firuze ve lacivert renklerdeki döşemeleri … Büyük sarayın duvarlarını süsleyen göz kamaştırıcı firuze (turkuvaz), lacivert çiniler onun tanımına çok uygundur” demiştir.

Yenişarbademli Kız kalesi Adası
 

 

KIZ KALESİ ADASI

Sarayın 3 km kuzeydoğusunda Beyşehir gölündedir.

Ada: Sarayın haremliği ve tersanesidir. Sultanlar kendilerini tehlikede hissettiği anlarda bu adalarda (Kız Kalesi, Mada ve Kilise Adası) konaklamayı tercih ettikleri bilinmektedir. Günümüzde Kilise ve Mada adalarında harap durumdaki kalıntılar arasında görülen çini buluntuları, adaların Selçuklular tarafından kullanıldığını açıkça göstermektedir. 

Bu kaleden geriye, harçlı duvar yıkıntıları, sur ve saray kalıntıları kalmıştır. Adada bir zamanlar 230’dan fazla kuş türü varmış ve bu yüzden adaya kuş cenneti deniliyor. 

Burası, Türkiye’de Manyas’tan sonra en önemli kuş cenneti alanlarından birisidir.

Adada 10’un üzerinde kuş türü bulunur.

Yenişarbademli Pınargözü Mağarası
Yenişarbademli beyçam Anıt Ağacı

PINARGÖZÜ MAĞARASI

İlçe merkezine 8 km uzaklıkta Çaydere ormanları içindedir.

Mağara yolu üzerinde, 700 yaşından büyük, 30 metrelik Beyçam Anıt Ağacını mutlaka görmelisiniz. 

1550 metre rakımdaki mağaranın uzunluğu 15 km dir ve Türkiye’nin en uzun mağarasıdır.

Mağaranın içinde çok güçlü su akmaktadır, ayrıca birçok sifon ve büyük çağlayan, şelaleler, gölcükler, damlataş havuzları vardır.

Yenişarbademli Pınargöz Mağarası
 

Buradan çıkan suyun ısısı Temmuz ayında bile 5 derece civarındadır, yani oldukça soğuktur, bu su Beyşehir gölünü besler.

Bu mağaranın 1995 yılına kadar yapılan uzun süreli araştırmalarla 16 km lik bölümü ölçülmüş, ancak sonuna kadar henüz ulaşılamamıştır. Belirlenen son nokta, + 660 metre yukarıdadır. Mağara uzunluğu itibarıyla Türkiye’nin en büyük mağarasıdır. Turizm açısından Avrupa’nın da en büyük mağarası olarak kabul edilmektedir. 

Mağara çevresinde 213 tür bitki varlığı tespit edilmiştir. 

Doğa yürüyüşü, mağara keşfi gibi aktiviteleri sevenler için oldukça cazip bir yerdir. 

 

 

Şarkikaraağaç tanıtımı.

Beyşehir tanıtımı.

Isparta tanıtımı.

 

Afyonkarahisar Çobanlar

Afyonkarahisar Çobanlar
 

Afyonkarahisar Çobanlar: Küçük bir yer, tarihi ve turistik özellikleri pek ön plana çıkarılmamıştır,  

 

ULAŞIM

İl merkezine 25 km uzaklıktadır. İlçe Konya karayoluna 6 k m ve Çobanlar Tren istasyonuna ise 4 km uzaklıktadır.

Afyonkarahisar Çobanlar
 

 

GENEL

İlçe düz ve geniş bir arazi üzerinde konuşlanmıştır. Orta dereceli yüksek dağlar arasında kalır. Deniz seviyesinden yükseklik 990 metredir. İlçe merkezinde tipik Osmanlı yapısını andıran avlulu evler bulunmaktadır.

Ancak eski yapı bu kerpiç evler, 2002 tarihindeki depremde ağır hasar görmüş, oturulamaz hale geldiklerinden daha sonra yıkılmışlardır.

İlçede İç Anadolu ve Ege bölgesi iklimleri görülür. Türkiye’nin en iyi domatesi burada yetiştirilir ve yetiştirilen domateslerin büyük bölümü yurt dışına ihraç edilir.

 

TARİHİ

Akarçay kenarındaki höyük, bu bölgede eski Tunç çağından başlayan bir yerleşim bulunduğunu gösterir.

Bir söylentiye göre: Danişmentlileri oluşturan Avşar boylarından Süleymanlı koluna mensup bir gurubun bu bölgeye yerleştiği, Çobanlar, Işıklar ve Sülümenli beldelerinin bu oymak tarafından kurulduğu, hatta kurucuların kardeş olduklarıdır.

Danişmentlilerin dağılmasıyla onlara bağlı birçok oymak ve boy, baştan başa özellikle batı Anadolu başta olmak üzere Anadolu’nun birçok yerine dağılmışlardır.

Çobanlar halkının kökenini bu aşirete mensup olduğu, hatta birkaç kitapta Çobanların 1151 yılında fetih edildiği yazılıdır.

Kanuni Sultan Süleyman zamanında vergi kayıtlarında Çobanlar isminin Çobanlar-ı Kebir (Büyük Çobanlar) olarak adlandırıldığı görülür.

İlçe 1926 yılında nahiye yapılmış ve 1955 yılında belediye olmuş ve 1990 yılında ilçe olmuştur.

 

GEZİLECEK YERLER

Çobanlar Termal Kaplıca
 

 

ÇOBANLAR TERMAL KAPLICA

Termal kent Mahallesindedir.  

Termal kaplıca 5000 metre kare kapalı alana sahiptir. Kaplıca Çobanlar Belediyesi tarafından bir özel firmaya 29 yıllığına kiralanmıştır ve 1.5 yıllık tadilat ve altyapı çalışmalarının ardından, 2.7.2025 tarihinde kaplıca hizmete alınmıştır. 

Bayanlar ve erkekler olmak üzere 2 bölümdür.

Çobanlar Termal Kaplıcaları

Her bölümde ayrı ayrı olmak üzere zemin katta 123 metre karelik termal havuz, termal havuz içinde jakuzi, 4 tane şelaleler ve havuz kenarında şezlonglar vardır.

Çobanlar Termal Kaplıca
 

Ayrıca havuz kenarında bir adet Şok havuzu vardır. 

Türk hamamı kısmındı ise göbek taşı, kese odası ve banyo için kurnalar, sauna, buhar odası vardır.

Termal havuz bölümünde buharlaşma oluşmaz çünkü tesiste iklimlendirme sistemi vardır. Kaplıca suyunun özellikle romatizmal hastalıklara iyi geldiği söyleniyor.

Tesisin önünde: mangal alanı ve çocuk bahçesi bulunuyor. 

Çobanlar Göynük Beldesi
 

 

GÖYNÜK BELDESİ

İlçe merkezine 15 km uzaklıkta, il merkezine ise 39 km uzaklıktadır.

Göynük kelimesinin anlamı: güneşte yanmış, acısı olan, elemli, üzüntüden ağlar duruma gelmiş, kızarmış, hicran, ızdırap, keder ve hararet gibi anlamlara gelmektedir.

Göynük beldesi civarında, önemli Frig şehirlerinin kurulduğu tahmin edilmektedir.

Tarihi kaynaklar ve bu bölgede bulunup, günümüzde Afyonkarahisar Müzesinde sergilenen bazı buluntular, bu fikri doğrulamaktadır.

 

Tekke

Köyde bulunan tekke, Yargeldi Sultan (köydeki inanışa göre Akşemsettin) tarafından kurulmuştur.

Yargeldi Sultan; çağdaşları Karaca Ahmet Sultan, Seyyid Hasan Basri ve Hayran Balı Sultan ile birlikte Hacı Bektaş Dergahında eğitim almıştır. Rivayetlere göre, Afyonkarahisar’ın fethine katılmış ve daha sonra Göynük köyüne yerleşerek burada tekkesini kurmuştur. 

14’ncü asırda yaşadığı düşünülmektedir. 

Yargeldi Sultan’ın türbesi de buradadır. Türbenin halk hekimi olarak bir takım rahatsızlıkları tedavi ettiğine inanılır. Çevre halkı tarafından ziyaret edilen türbenin: bayılma ve benzeri hastalıklar için şifa bulunacağına inanılıyor. 

 

Kara kuyu

Rivayete göre:

Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemsettin, Hicaz’a gitmek üzere 1458 yılında yola çıkmış, bugünkü Göynük köyünün bulunduğu yere geldiğinde yanındakiler iyice susadıklarını belirtmek için “Göynüdük” demişlerdir.

Akşemsettin elindeki asayı yere üç defa vurmuş, oradan temiz, sol, soğuk su fışkırmıştır.

Susayanlar kana kana içmişlerdir.

O suyun başında konaklamışlar, ancak o sırada Akşemsettin hastalanıp ölmüştür.

Vasiyeti üzerine oraya gömmüşlerdir. Kara kuyu hala bol ve temiz suyu ile köylülerin susuzluğunu giderir.

Özellikle Ramazan ayında her aile oruçlarını Kara kuyunun suyu ile açmak ister, kuyu başında kalabalık kuyruklar olur.

Çobanlar Akşemsettin Türbesi

Akşemsettin Türbesi

Göynük köyünde Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemsettin’in mezarı bulunduğu söyleniyor.

Burada ben daha önce Bolu şehrinin Göynük kazasında da Akşemsettin türbesi bulunduğunu ve hatta yılın bir döneminde Akşemsettin şenlikleri düzenlendiğini biliyorum, bu yüzden burada da gerek beldenin isminin Göynük olması ve gerekse Akşemsettin türbesinin bulunması, bilmiyorum, sanırım Akşemsettin, bu iki yöre arasında paylaşılıyor, yorum yapmıyorum.

Ancak burada bulunan Akşemsettin Türbesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu tarafından “Dinsel yapı” olarak tescillenmiştir.

 

KOCAÖZ KASABASI

Bu kasabanın eski ismi Fekeli’dir.

Kasaba il merkezinin 36 km doğusundadır. İlçe merkezine ise 6 km uzaklıktadır. Bolvadin ilçe merkezi ise 25 km uzaklıktadır.

Yapılan çevre incelemelerinde, beldenin tarihinin Arkaik döneme kadar uzandığı bilinmektedir. Nehir kenarında bulunan mezar höyüklerinin Bronz çağından kaldığı düşünülmektedir. Antik çağda, Anabura kasabası buradaydı.

Çobanlar Anabura-Anabora
 

 

Anabura-Anabora

Şehir kalıntılarında yapılan çevre incelemesinde tarihi Arkaik devre kadar uzanmaktadır.

Frig vadisinin önemli şehirlerinden olan Anabura, Roma döneminde de gelişmiş ve bölgenin en önemli şehirlerinden birisi haline gelmiştir.

Bu şehrin harabeleri, Ilıca mevkiindedir. Akşehir’in Ulupınar köyündeki yaylada tek parça 30 cm yükseklikteki kaya üzerinde Antıocheia-Anaboyria yazılı sınır yazısı, Anabora şehrinin sınırlarının Yalvaç’a kadar uzandığını gösterir.

Çobanlar Anabura-Anabora
 

Şehir harabeleri, kaya mezarlar, çeşmelerdeki Grekçe kitabeler ve mimari parçalar, buranın tarihinin birer vesikasıdır.

Feleli Molla oğlu çeşmesi aynasında, Roma dönemine ait mezar steli vardır.

İstiklal Mahallesindeki İzzetlerin çeşmesindeki Grekçe kitabe, Roma dönemine ait olup, bu harabelerden gelen mimari parçalardır.

Afyonkarahisar müzesinde bulunan Artemis heykeli buradan çıkmıştır.

Ancak böyle yazmama rağmen, Afyonkarahisar arkeoloji müzesinde bu heykeli bulup göremedim, resmini çekemedim, yani Artemis heykelleri genellikle Efes yöresinden çıkar, burada Artemis heykeli, keşke görseydim veya bir resmi olsaydı, sizlerle paylaşırdım.

Evet hani üst kısımda buranın yani Anabura kentinin, Frig ve devamında Roma döneminde çok önemli bir şehir olduğunu belirttim ama inanın daha fazla bilgi, ayrıntılı bilgi yok.

 

Yeraltı şehri

2003 yılında çiftlik yapımı için temel kazılırken bir yeraltı şehri bulunmuştur. Yeraltı şehrinde incelemelerde bulunan Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi yetkilileri, MS 2 ile 4’ncü yüzyıla tarihlenen yer altı şehrinin 8 kat olduğu, ancak 2 katını gördüklerini söylemişler, gerekli temizlik çalışmalarından sonra ayrıntılı bilgi sahibi olunacağını söylemişlerdir.

Ancak aradan geçen yıllara rağmen burada herhangi bir araştırma yapılmamış ve yeraltı şehrinin girişi toprakla kapanmıştır.

Evet isterdim ki, size bu yeraltı şehri hakkında ayrıntılı bilgi vereyim ve siz de gidin burayı görün, ancak gitmeyin, görmeyin, çünkü tüm uğraşıma rağmen hiçbir bilgi bulamadım, yetkililerin mazereti sağlam, ödenek yok.

Sadece bilginiz olsun, olur da ileride burayı turizme açmaya niyetlenirlerse bir gittiğimizde umarım görürüz, veya bir gören olursa bilgi verirse seviniriz.

 

 

Afyonkarahisar şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Afyonkarahisar Sultandağı

Afyonkarahisar Sultandağı
 

Afyonkarahisar Sultandağı: Sırtını Sultandağı’na vermiş, önünde Akşehir gölü olan, Afyonkarahisar il sınırlarında olmasına rağmen Konya iline daha yakın ve bereketli toprakları olan bir ilçedir. Burada ülkemizin en lezzetli kirazları yetiştirilir.

ULAŞIM

Sultandağı’nın diğer yörelere uzaklıkları şöyledir. Afyonkarahisar 68 km, Konya 20 km. Beyşehir 135 km. Isparta 163 km, Konya 158 km, Ankara 273 km. dir.

GENEL

İlçe, Ege bölgesi ve İç Anadolu bölgesinin kesişim noktasındadır. Göller bölgesi olarak adlandırılan alanın kuzeyinde, Eber-Akşehir gölleri ve Batı Torosların İç Anadolu’daki uzantısı olan Sultandağı’nın eteklerinde kuruluştur.

Denizden yükseklik 1020 metredir. İklim, kışlar soğuk ve karlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçer. Sanayi ve el sanatları gelişmemiştir. Sulanabilir alanlarda meyvecilik yapılmaktadır.

Kiraz, vişne ve elma üretimi yapılır. Dört deresi Asmalı mevkiinde, orman sahasında geyik üretim merkezi bulunur.

Buradaki geyikler koruma altındadır. Akşehir ve Eber göllerinin bir kısmı Sultandağı sınırları içindedir ve bu göllerde turna ve sazan balığı avcılığı yapılır, kamış ve hasır otu biçilir.

İlçenin bulunduğu alan, depremler bakımından oldukça aktif bir alandır. Çevresindeki diğer merkezlerden kaynaklanan depremlerden etkilenmekle birlikte, 3 Şubat 2002 tarihinde Sultandağı merkezli 6.1 şiddetinde bir deprem meydana gelmiştir.

Bu deprem hem ilçeyi hem de çevredeki diğer yerleşimleri ciddi şekilde etkilemiştir. Kuzeyde alüvyal zemin üzerinde yer alan yerleşimlerde çok ciddi can ve mal kayıpları yaşanmıştır.

 

TARİHİ

Yörenin tarihi çok eskilere kadar gider. Ancak özellikle Bizans ve Selçuklu dönemlerinde doğu ile batı yolları arasında ulaşım noktası olmasıyla önem kazanmıştır.

Anadolu-Bağdat ipek yolunun, Sultandağı’ndan geçmesiyle ticari önem kazanmıştır.

Eski adı İshaklıdır. Çünkü Selçuklu döneminde uç beylerinden İshak bey tarafından kurulmuştur. İshak beyin mezarı çarşı camisinin güneyindedir ve 1989 yılında Belediye tarafından onarılmıştır.

Selçuklular ile Bizanslılar arasında Bolvadin savaşı sırasında, Selçuklu hükümdarı Melikşah, ordusu ile Sultandağı eteklerine çekilmiş ve buraya Sultandağı ismi verilmiştir.

Yöre 1958 yılına kadar Bolvadin’e bağlı iken, çevresindeki köylerle birlikte Sultandağı ilçesi olarak yeniden teşkilatlanmış ve ismi İshaklı değil Sultandağı olarak değişmiştir.

2002 yılında burada büyük bir deprem olur ve 15 kişi hayatını kaybeder.

 

NE SATIN ALINIR

Sultandağı’ndan mevsimi uygunsa kiraz alın, yoksa katmer ve bükme gibi hamur işlerinden satın alabilirsiniz.

 

NE YENİR-NE İÇİLİR

Buralara yolunuz düşerse, özellikle haşhaş ezmesi ve tahin kullanılarak yapılan hamur işlerini (lokul, yağlıkuş, bükme, börek) yemeniz önerilir.

Bunlar geleneksel usullerle pişiriliyor. Ayrıca yine etli, peynirli ve tahinli pide önerebilirim. Özellikle tahinli pide.

Sultandağı Kirazı
 

 

SULTANDAĞI KİRAZI

Burada bir tür kiraz yetiştiriliyor ve “gılli” ile “karaballı” olarak isimlendirilen bu tür kirazlar: yenmesinin yanında genellikle kozmetik ve ilaç sanayiinde kullanılıyor.

Çünkü bu kirazlar, aroma, renk ve tat olarak diğer kiraz türlerine benzemiyor.

Kozmetik, kiraz nasıl kozmetikte kullanılır, özellikle bayanların kullandıkları rujların renklerinin elde edilmesinde Sultandağı’nın gilli isimli ufak tefek ama kullanışlı kiraz kullanılıyor.

İlaç sanayiinde ise, kirazın sapı ve çekirdeği kullanılıyor.

Bu kirazlara “Tadiki” ismiyle lisans alınmış ve büyük bölümü yurt dışına ihraç ediliyor. Hatta, bu kirazların İngiltere kraliçesine gittiği biliniyor.

Dünyaca ünlü bu kirazın geldiği yer, kıraç bir bölgenin ortasında kalan küçük bir alandır.

Çin ve Şili kirazlarının en güçlü rakibi Türk kirazı kirazların kraliçesi olarak biliniyor.

Sultandağı Meslek Yüksek Okulu
 

SULTANDAĞI MESLEK YÜKSEK OKULU

Afyon Kocatepe Üniversitesine bağlı okul, 1994-1995 yılında eğitim ve öğretime başlamıştır. 3 programla eğitime devam etmektedir. 

Bankacılık ve sigortacılık, otobüs kaptanlığı ve gıda teknolojisi programları vardır.

Gerek teknik ve gerekse sosyal programlarla, kamu ve özel kuruluşların ihtiyaç duyduğu ara eleman yetiştirilmektedir.

Son yıllarda yapılan inşaat ve iyileştirme çalışmalarıyla okul küçük bir kampüs haline gelmiştir. 3 blokta faaliyet gösteren okulda, 11 derslik, 1 konferans salonu, 1 bilgisayar laboratuvarı, 1 gıda laboratuvarı ve 1 kütüphane bulunmaktadır. 

Sultandağı
 

 

GEZİLECEK YERLER

Sultandağı ilçesinde gezilip görülmesi önerilen yerler şunlardır: İlçe merkezinde bulunan Kervansaray ve Taş hamam, Yeşilçiftlik beldesinde bulunan Deliklikaya ve Dereçine beldesinde bulunan Buzluk mağarası, Taş köprü ve Lale çeşmesidir.  

Sultandağı Çarşı Camii
 

ÇARŞI CAMİSİ

Günümüzde görülen cami 1912 yılında Hacı İsmail oğullarından Muzaffer Bey tarafından Akşehirli Agop kalfa ve arkadaşlarına yaptırılır.  

Daha önce yapılan eski camiden günümüze sadece minaresi kalmıştır.

Doğu kapısı üstündeki kitabeden, ilk caminin 1458 yılında Karamanoğlu İbrahim Bey hükümdarlığı zamanında yapıldığı anlaşılmaktadır.

Sultandağı Çarşı Camii

Bu camide, kutsal emanetlerden “Sakal-ı Şerif” saklanmaktadır. 

Caminin orijinal minaresi, kesme taştan, üstü ise tuğladan yapılmıştır.

Şerefe altlarında tuğladan süsler bulunur.

Minare üstündeki kitabede, minarenin tamirinin 1814 yılında yapıldığı yazılırdır.

İkinci tamir ise, 1938 yılında Bolvadinli Seydi usta tarafından yapılmıştır.

Sultandağı Laleli Çeşme

LALELİ ÇEŞME

Çeşme kuzeye dönük, kesme taştan yapılmış ve mermerle kaplanmıştır.

Eni 3 metre, derinliği 2 metredir. 14 mermerle örtülmüştür.

İki su olukludur.

Tas yerinin her iki tarafında birer lale ve karanfil kabartmaları vardır.

Bu kale kabartmalarından dolayı, Laleli çeşme ismini almıştır.

Kitabe taşının yeri olmasına rağmen, taş yoktur, bu yüzden kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir.

Kitabe yerindeki süs ve yazı bu çeşmeye ait değildir.

Ancak Osmanlı mimarisi özellikleri görülür. Çeşmenin arkasına sonradan abdest almak için musluklar yapılmıştır.

Çünkü hemen yan tarafta bulunan camiye gelenler, buradan abdest alırlar. 1585 yılına ait bir yazılı belgede, bu bölgede Kervansaray, mektep ve Laleli çeşme gösterilmiştir.

Sultandağı Sahip Ata Kervansarayı
 

SAHİP ATA (İSHAKLI) KERVANSARAYI

İlçe merkezinde Çavuş Mahallesi Zübeyde Hanım Bulvarında Çarşı camisinin yanındadır.

Taç kapıların üzerindeki kitabelerden anlaşıldığına göre: 1249 yılında Selçuklu döneminde, II. İzzeddin Keykavus’un saltanatının ilk yıllarında, Vezir Sahib Ata adıyla tanınan Fahreddin Ali Bin El Hüseyin (Sahipata) tarafından yaptırılmıştır.

Sahip Ata, Selçuklu döneminde çok sayıda eser yaptırdığından dolayı “Ebül-hayrat” diye anılır.

Kervansaray, 1885 yılında Keskinzade Sadettin Efendi tarafından tamir ettirilmiş ve daha sonra 1925 yılına kadar ambar olarak kullanılmıştır.

Son olarak 1964 ile 1975 yılları arasında aralıklarla Vakıflar, binayı restore ettirmiştir.

Buranın en önemli özelliği, Afyonkarahisar’daki en büyük kervansaray olmasıdır. Çünkü ana yolun ana duraklarından biridir.

Sultandağı Sahip Ata Kervansarayı
 

 

Mimari planı

Yapı: kapalı bir kışlık bölüm ve onun önünde köşk mescitli avlusu bulunan, Sultan hanları tipinin önemli bir örneğidir.

Yapıyı kuşatan kalın duvarları ve bunların üstündeki dayanak kuleleriyle bir kale gibi görünür.

Kareye yakın ( 36 x 34 metre) planlı avlu kısmına, doğu yönündeki abidevi taç kapıdan girilir.

Ancak mukarnaslı taç kapının tepesi yıkık durumdadır.

Kapının nişinin köşe dolguları bir sıra rozetle süslenmiştir.

Portalın yani kapının yüksekliği 5.10 metredir. Genişliği ise 7.27 metredir.

Üç satırlık süslü kitabe, geniş kapı kemerinin arasına yerleştirilmiştir.

Avlunun zemini taşla kaplıdır. Üst örtüye çıkmak için, bazı hanlarda yer alan merdiven düzeni, burada yoktur.

Üst örtüye ulaşmak için taşınabilir merdiven kullanıldığı düşünülmektedir.

Kervansarayın kışlık kısmına, doğu cephesinde bulunan taç kapıdan girilir.

Kapı cepheden dışa taşkın ve oldukça sadedir.

Dışa doğru eğimli, yarım tonoz şeklindeki geniş kemer üzerinde altı satırlık kitabe bulunur.

Kapalı kısım, uzunlamasına tonozlarla örtülü 24 x 24 metre ölçülerindedir.

İçerisi oldukça loş olan bina, aydınlık kubbesi ve batı duvarlarında bulunan mazgal şeklindeki pencerelerden ışık alır.

Sultandağı Sahip Ata Kervansarayı
 

Köşk Mescit

Avlunun tam ortasında, küçük bir köşk mescit vardır.

Oldukça harap durumdaki köşk mescidin duvarları kesme taştan yapılmış olup, batı duvarının bazı bölümlerinde Roma-Bizans dönemi lahit parçaları kullanılmıştır.

Kemer ayarlar arasında kalan alanda, kesme taştan oluşan birinci kat zemin döşemesi, kısmen çökmüştür.

Bunun sebebinin, bölgede 2002 yılında olan deprem olduğu düşünülmektedir.

Ölçüleri dıştan dışa 7.06 x 7.06 metre, kare planlıdır. İçten ise 4.37 x 4.41 metre boyutlarındadır.

Kıbleye uyum sağlamak için, ana eksene çarpık konumda yerleştirilmiş, kıble yönüne doğru 20 derece kaydırılmıştır.

Bu özelliği yani avlu içinde ana eksene göre farklı konumlanan başka örnek yoktur.

İbadet mekanı, zeminden yükseltilmiştir.

Mescide, kuzey yöndeki merdivenle çıkılır. Mescidin dört köşesinde ve kemerlerinde, basit taş süslemeler vardır.

Sultandağı Sahip Ata Kervansarayı
 

Kervansaray günümüzde restoran ve kafeterya olarak turizme açılmıştır.

Sultandağı Çifte Hamam-Taş Ambar
 

 

ÇİFTE HAMAM-TAŞ AMBAR

İlçe merkezinde, Selçuklu Mahallesinde Çakırağa caddesinde Sahip Ata kervansarayının arkasındadır.

Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir.

Bir ara depo olarak kullanıldığı için halk arasında Taş Ambar olarak da bilinmektedir.

16’ncı yüzyılda Osmanlı döneminde yaptırılmıştır.

Ancak kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

Yapının temel inşa malzemesi, kaba yontu moloz taştır.

Beden duvarlarında, kesme taş da kullanılmıştır.

Kapı ve pencere sövelerinde mermer malzemeye rastlanır.

Hamam doğu-batı doğrultusunda çifte hamam olarak inşa edilmiştir.

Kuzeydoğu tarafından erkekler bölümü girişi, güneydoğusunda ise kadınlar bölümü girişi vardır.

Erkekler bölümü soyunmalık mekanının giriş taç kapısı, kuzeydoğudaki pencere ile dışarıya doğru çıkıntı oluşturur.

Taş kapı iki kısımlıdır.

Sivri kemerli taç kapının alt kısmı girintili olarak yapılan kitabe kısmı bulunur.

Kitabenin altında, kemerli giriş açıklığı bulunur.

Erkekler bölümünün aydınlatılması için taç kapının iki yanına, dikdörtgen planlı sivri kemerle geçilen, demi parmaklıklı pencereler bulunur.

Güneydoğu kadınlar bölümü giriş kapısı, sivri kemerden geçilen üst kısmı ile kemerli alt kısmı bulunur.

Batı cephesindeki külhan bölümü, yol seviyesinin yükselmesine bağlı olarak oldukça alçak seviyede kalmıştır.

Erkekler bölümündeki soyunmalık mekanı, kubbe örtülüdür.

Doğu ve batı kısmında ahşap malzemeden yapılmış soyunmalıklar bulunur.

Su deposu sıcaklık bölümünün batısındadır.

Kuzey güney doğrultulu üzeri beşik tonoz örtülüdür.

Erkekler bölümü soyunmalık kapısında kitabe yeri olmasına rağmen, kitabesi yoktur.

 

DELİKLİ KAYA

Yeşil Çiftlik kasabasındadır.

Burada bir kaya var.

Kaya hakkında anlatılan efsaneye göre, Yunanlılar Kurtuluş savaşında buraya geldiklerinde, bir anne ve bebeği bir kayanın içine saklanırlar.

Kaya, anne, bebek ve bebeğin beşiğini alabilecek büyüklüktedir ve anne ile bebeği, bu kayaya saklanarak Yunanlılardan kurtulurlar.

Bu kaya ziyaret edilebiliyor, ama ziyaret edenler, kayadan hala sallanan beşik ve bebek sesi geldiğini söylerler, siz de ziyaret ederseniz, dinleyin bakalım.

Sultandağı Buzluk Mağarası
 

BUZLUK MAĞARASI

1300’lü yıllarda, Bursa, Osmanlı devletinin başkenti olur.

Padişahın kızı hastalanır.

Hekimler, hastalığın tek çaresinin buz olduğunu söylerler.

Yazın ortasında buz bulmak sorundur.

O sırada, sarayla muhafız olarak bulunan Dereçineli yani Sultandağı’na bağlı bir kasabadan olan asker huzura çıkar ve buz bulabileceğini söyler.

Askerin emrine develer verilir ve asker yola çıkar.

Sultandağı’ndaki buz mağarasına gelir, istediği kadar buzu alır, samanların içine yerleştirir ve yaz sıcağında Bursa’ya götürür.

Padişah çok memnun olur ve askere “Dile benden ne dilersen” diye sorar.

Asker köyünde kendisine bir ev yaptırılmasını diler ve Padişahın emri ile askerin köyünde bir ev yapımına başlanır.

3 katlı olarak planlanan ev, 2 kat olunca durur, çünkü evin yapıldığı yer rüzgara açık olduğundan sadece 2 katı tamamlanabilir.

Evin kalıntıları, günümüzde de hala durmaktadır.

Sultandağı Buzluk Mağarası
 

Evet bu efsaneden sonra gelelim Buzluk Mağarasını anlatmaya:

Buzluk mağarası, Dereçine kasabasının güneyindedir.

Buraya ulaşmak için Afyon-Konya karayolu kullanılır.

Küçük Kirazlı Yaylasına gelmeniz gerekiyor.

Kalan yolu ise yürüyerek gideceksiniz ki, yaklaşık 4 saat yürümeniz gerekiyor.

Yani biraz zahmetli bir yolculuk ve özellikle oldukça yüksek, soğuk ve karlı bir bölgede bulunan mağaraya çıkmak için yaz dönemini tercih ediniz.

Sultandağı Buzluk Mağarası
 

Mağara girişi, sadece 1 kişinin sığabileceği büyüklüktedir.

Girişten 5 metre sonra buzlanma başlıyor ve aşağı inildikçe hava daha da soğumaya başlar ve bazı yerlerde görülen buzlanmalar ve buz sarkıtları, sıra dışı manzaralar sunuyor.  

Sultandağı Taş Köprü
 

 

TAŞ KÖPRÜ

Köprü Karapınar ile Sultandağı ilçelerini birbirine bağlayan yol üstündedir. Yani tarihi ipek yolu üzerindedir.

Köprü, Akşehir ve Eber gölü arasındaki su akıntısının üzerine yapılmıştır.

Bir zamanlar Eber gölü, bu köprüye kadar uzanıyormuş ve Eber gölü taştığında köprü de gölün suları altında kalıyormuş.

Bunun önlenmesi için 1968 yılında buraya beton borular ilave edilmiştir.

Ancak 1995 yılından bu yana gölün sularının çekilmesi ve derenin kuruması nedeniyle, köprü nehir yatağı üzerinde kalmıştır.

Köprü Kurtuluş savaşında Türk kuvvetleri tarafından yıkılmış, düşman gittikten sonra yeniden onarılmıştır. Şimdi yanına geçit için yeni köprü yapılmıştır.

 

 

 

Afyonkarahisar şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.