Slovakya Genel

Slovakya Genel

Slovakya ile bilgiler vermeden önce, ilk olarak söylemek istediğim şu: bazı kaynaklara göre: Avrupa’nın coğrafi merkez noktası bu ülkede Kremnicke Bane köyünde bulunan “St John the Baptist” kilisesindedir. (Nasreddin hoca örneği: aksini ispat etmek mümkün mü? ) Evet: bu kilisenin yakınlarındaki bir kaya üzerinde, bu konuda bilgi veren bir tablo/pano bulunuyor.

Slovakya: bütün Avrupa’da en ucuz ülkelerden birisidir. Ülkenin denize kıyısı yoktur. Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Ukrayna ile çevrilmiştir. Ülkenin üç tepe üzerine kurulduğu kabul edilir ki, bayraklarında bu üç tepe ve üstündeki haç görülür.

Alp dağlarının zirvelerine çıkmak, doğanın içinde yürümek, eski bir köy kafesinde kısa molalar vermek, dinlenmek. Orta kısımlar ve kuzeyde dağlar, güneyde ise alçak düzlükler görülür. En yüksek yeri “Gerlachovsky Stit” denilen yerdir ve burada yükseklik 2655 metredir.

Karpatlar, ülkenin yarısını kaplamaktadır. Ayrıca: Slovakya, Avrupa’da Avusturya’dan sonra en fazla ormanlık alanın bulunduğu ülkedir ve ülkenin % 40’lık bölümü ormanlarla kaplıdır.

Ülkenin en önemli nehirleri: başta Tuna olmak üzere, Vah ve Hron nehirleridir.

Ülkenin başkenti Bratislava’dır. Diğer önemli şehirleri: Kosice ve Trencin’dir.

Ülke nüfusu: 5.400.000 kişidir.

Giriş kısmı için son bir not: “paraşüt” icat eden kişinin bir Slovak olduğunu biliyor muydunuz? Evet, paraşüt 1870 yılında doğan Slovak Stefan Baniç tarafından, 1914 yılında Amerika’daki çalışmaları sırasında bulunmuştur.

Kendisi, 1914 yılında Amerika’da yüksek bir binadan atlayarak, patent komitesine buluşunu kabul ettirmiştir. Ardından: I. Dünya savaşı sırasında, paraşüt, Amerikan ordusunda kullanılmıştır.

Son bir not: Slovakya, dünyanın en yaşanılır ülkelerinde ilk sıralarda yer alırken, buna tam tezat olarak dünyanın en fazla yolsuzluk yapılan ülkeleri sıralamasında da ilk sıralarda yer almaktadır.

TARİH

Slav kabileleri: bu topraklara MS.5’nci yüzyılda gelmişler ve 8’nci yüzyılda, burada kurulan Nitra Prensliği: komşusu Moravya ile birlikte “Moravya İmparatorluğu” nu kurmuşlardır.

Takip eden 800 yıllık bölümde ise: Slovakya toprakları, Macaristan krallığının bir parçası olarak, Macarların egemenliği altında kalmıştır. Bu dönemde, Çek toprakları da Almanlar tarafından işgal edilmiştir.

1526 yılına gelindiğinde: Kanuni Sultan Süleyman komutasındaki Osmanlı ordusu: Mohaç savaşını kazanarak Budapeşte’yi ele geçirir ve bunun üzerine, Macaristan’ın büyük bölümü Osmanlı egemenliğine girer.

Macarların geri kalan bölümü ise: Habsburgların himayesine girerek Slovakya topraklarında yaşamaya başlarlar. Bu dönemde: Bratislava, bu bölgenin başkenti konumuna girmiştir.

1683-1699 yılları arasında, Osmanlılar bölgeden çekilince: Slovakya’nın önemi azalır, ancak yine de Slovakya: 20’nci yüzyıla kadar, Macaristan’ın bir parçası olarak Avusturya İmparatorluğu içinde kalır.

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu: I. Dünya savaşının ardından yıkılınca: 1918 yılında: Çekler ve Slovaklar birleşip “Çekoslovakya” yı kurdular. 1948 yılından sonra ise: ülke Demir Perdenin bir parçası haline geldi.

41 yıllık bu süreç sırasında: 5 Ocak 1968 tarihinde iktidara gelen Alexander Dubcek: siyasi bir liberalleşme dönemi başlattı, ancak kısa süre sonra: Prag baharı denilen bu dönem: SSCB ve Varşova Paktı ülkelerinin askeri birliklerinin ülkeyi işgal etmesiyle sona erdi.

1989 yılına gelindiğinde: bu kez “Kadife Devrim” yapıldı ve 41 yıllık komünist rejim bitti ve 1992 yılında her iki ülkenin Parlamentoları, ayrılma kararı aldılar.

1 Ocak 1993 tarihinde Çekoslovakya: Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak ikiye ayrıldı. Ardından gelen süreçte: ekonomi alt üst oldu ve kötü yöneticiler de buna katılınca; her iki ülkede de insanlar zor günler yaşadılar.

1998 yılında, Slovakya’da Mikulas Dzurinda, Başbakan olunca: ekonomik ve sosyal reformlar başladı ve Slovakya, önce NATO’ya ve sonra 2004 yılında da Avrupa Birliğine katıldı. Bu ayrılma konusunda bir iki cümle söylemek istiyorum.

Aslında: Çekler; ayrılmaya pek taraftar değillermiş, ama Slovaklar illa ayrılalım demişler ve Çekler Prag şehrini kapmışlar ve Slovaklara: üçün biri kalmış. Yine de her fırsatta: Çekler tarafından küçük görülmelerinin ezilmişliğiyle: konuşurlar ve efelenirler, ama her seferinde de Çeklerin hezimetine uğrarlar.

PARA BİRİMİ

Ülkede; 2009 yılından itibaren “Euro” kullanılmaktadır.

DİN

Slovakların büyük kısmı: Katolik’tir. Nüfusun % 62’si Katolik, % 5.9 Protestan ve kalan bölümü Ortodoks’tur.

Slovakya Genel

İKLİM

Ülkenin iklimi ılımandır. Karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak yazları nispeten ılık ve kışlar soğuk geçer. Aslında, ülkede bölgeden bölgeye iklim farklılıkları görülür. En soğuk ay: Ocak ayı ve en soğuk yer: Tatras’tır. Yaz sıcaklıkları 21 derece ortalamasındadır ve dağlarda, kar 130 gün kalır.

Slovakya Genel

İNSAN

Ülkenin insan profilinin: % 86’lık bölümünü Slovaklar ve % 11’lik bölümünü Macarlar oluşturmaktadır. İnsanlar yardımsever ve sıcakkanlıdır. Ülke insanının en büyük özelliği “buz hokeyi” ne karşı duydukları aşırı sevgi ve ilgidir. Futbol da çok sevilmektedir. Ülkenin kızları da güzellikleriyle biliniyor.

 

DİL

Slovakya ülkesinde insanlar: “Slovakça” konuşurlar. Bunun dışında, ülkede en bilinen yabancı dil “Çekce”dir. Özellikle genç nüfusun büyük bölümü, ana dili dışında, ikinci bir yabancı dil bilmektedirler. Ama yine de bu ülkede İngilizce bilen nüfus çok azdır. Özellikle: polis birimlerinde İngilizce bilen polis mümkün değildir.

Slovakya Genel

NE SATIN ALINIR

Bu ülkeyi ziyaret ederseniz: almanızı önereceğim objelerin başında: seramik, kristal cam, oyma ahşap objeler ve yerel giysili bebekler gelmektedir. “crpaks” isimli ahşap sürahi: özellikle yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Hatta: UNESCO tarafından da koruma altına alınmış kültür varlığı olan “fujaras” isimli bir tür enstrüman da tercih edilebilir.

“Valaskas” süslü bir çeşit halk baltasıdır. Yalnız şunu belirtmek isterim: ben Bratislava şehrinde kaldığım 1 günlük sürede, bunların hiçbirini göremedim. Yani, bunların Slovakya’ya has hediyelik eşyalar olduğu söyleniyor ama sık karşılaşılan objeler değiller, tercih sizin merakınız varsa, arayıp bulabilirsiniz.

Alışveriş mekanları: saat 09.00-18.00 arasında açık bulunmaktadır. Cumartesi günleri ise, mekanlar saat 12.00 de kapanırlar.

Slovakya Genel Yemekleri

NE YENİR

Geleneksel Slovak mutfağında: özellikle domuz eti ve kümes hayvanları yani tavuk, ördek, kaz ve hindi eti kullanılır. Bunun dışında: un, patates, lahana ve süt ürünleri de yaygındır.
Slovakya’nın geleneksel yemeği “bryndzove halusky” dir ve patates hamuru ile yapılır.

Bryndza: koyun sütü ile yapılmış bir tuzlu peynir çeşididir. Bu, Avrupa Birliği içinde yalnızca Slovakya’da üretilir ve pastorize koyun sütünden yapılır.

 

TATİL-BAYRAM GÜNLERİ

1 Ocak Cumhuriyetin kuruluşu.
1 Mayıs İşçi Bayramı
8 Mayıs Faşizm üzerine zafer günü
5 Temmuz Aziz Kiril ve Methodius günü
29 Ağustos Slovak ulusal ayaklanması yıldönümü
1 Eylül Slovak cumhuriyeti Anayasası günü
15 Eylül Lady acılar günü/Kutsal Meryem Ana günü
1 Kasım Azizler günü
17 Kasım Özgürlük ve Demokrasi günü için mücadele
24 Aralık Noel ertesi
25 Aralık Noel günü
26 Aralık Aziz Stephen günü

Slovakya Genel
Slovakya Genel

TURİZM

Evet, bu ülkeye her yıl 500 bin civarında turist geldiği söyleniyor. Komünist yönetim döneminin üzerinden uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen, ülkede hala ve özellikle poliste rüşvet alınıp verildiği söyleniyor.

Yazının baş bölümünde belirttiğim gibi, yolsuzluk ta öne çıkıyorlar. Slovakya’da turizm denilince ilk akla gelenler: mağaralar, Ortaçağ kaleleri ve kaplıcalar ve kayak tesisleridir.

Özellikle: Bratislava şehri ve “Tatras” mevkii ziyaret edilmektedir.

Sonuç olarak: Slovakya şöyle söylenebilir: Çeklerle ayrıldıklarında, turizm açısından para basan “Prag” şehrini Çeklere kaptırmış ve ancak yol üzerinde bir mola istasyonu olabilecek “Bratislava” bunlara kalmıştır.

Bratislava şehrinde de birçok tarihi ve turistik yapı bulunmasına rağmen, hemen dibindeki Viyana şehrinde, Avusturyalılar kadar bu turistik objelerin ve tesislerin satışını yapamamaları ile tanınırlar.

Siz, bu bölgede gezerken, hani bir ülke veya bir başkent daha göreyim diyerek: Slovakya’nın başkenti Bratislava şehrine geçiyorsunuz, ama inanın tam bir hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.

Yani, burayı ziyaret ederken, çok şey beklememek gerekir. Bratislava şehri haricinde bir yeri görmedim.

 

İtalya da Pizza

 

İtalya da Pizza

İtalya da pizza, mutlaka yemelisiniz.

Ama önce isterseniz pizza hakkında, pizzanın İtalya’da ortaya çıkışı hakkında küçük ve kısa bir bilgi.

Pizzanın ortaya çıkışı

Osmanlılar, İtalya’yı ele geçirdiklerinde, kendileri ile birlikte lahmacunu da getirmişler.

Lahmacun, malum Arapçadan gelen bir kelime. Lah, et ve macun hamur, yani etli hamur. İtalyanlar lahmacunu görünce, kendileri de yapmak istemişler ama o zamanlar halk fakir olduğu için, açtıkları hamurun üstüne, et koyamamışlar, peynir ve domates koyma yolunu seçmişler.

Ayrıca, halkın yine fakirliğinin büyük etkisi, hamurun doyurucu olması için ince hamur değil, kalın hamur kullanmışlar.

Bu durumda, ortaya pizza çıkmış. Bunu tadan zamanın Kraliçesi Margarita o kadar beğenmiş ki, ilk pizzanın adını da, bugün hala kullanıldığı şekilde “margarita” olarak isimlendirmişler.

Pizzanın Amerika Yolculuğu

İtalya’nın malum kuzey ve güneyi ekonomik yaşam bakımından birbirinden farklı. Kuzey daha zengin olması nedeniyle, kuzeyde yapılan pizzalar, ince hamurlu ve bol malzemeli. Güney nispeten daha fakir olduğu için, güneyde yapılan pizzalar doyurucu olması istendiğinden daha kalın hamurlu ve malzemesi daha az.

Sonuçta, Amerika’ya pizza kültürü, İtalyanlar tarafından götürülmüştür. Ancak, malum güneyde yaşayan İtalyanlar Amerika’ya göç ettiklerinden, pizzanın kalın hamurlu olanı Amerikan kültürüne eklenmiş. Bu nedenle, Amerikan pizzaları genelde kalın hamurlu yapılır.

Siz, İtalya’ya gittiğinizde, mutlaka pizzayı tadın. İtalya da pizza, Çünkü; malum İtalya pizzanın anavatanı. Mümkün olduğunca, merkezi yerlerde değil, ara sokaklardaki küçük pizzacılarda tadın. Pizzanın, anavatanında çok daha muhteşem damak tadında ve güzel yapıldığını düşüneceksiniz.

Ancak, tattığınızda, kendi ülkemizde yediğiniz pizzaların onlardan çok daha kaliteli, bol malzemeli ve damak tadına uygun olduğunu göreceksiniz. Ayrıca, malum domuz eti durumu var.

Sonuçta, İtalya’da, mutlaka, küçük bir dilim dahi olsa pizza yenmeli. Benim tercihim, pizza restoranına oturmadan önce, sergilenen pizzalara bakın, seçin ve ondan sonra seçtiğiniz pizzanın servis edilmesini isteyin.

Genelde, peynir ve domates soslu pizza yani margarita düşünülebilir. Ama yediğimde, sanki domatesli hamur yediğimi hissettim. Küçük bir dilim veya bir bütün yenilebilir. Yanında, kola (İtalyanlar asla kola içmiyorlar) düşünülebilir.

Dikkat etmeniz gereken nokta: asla restorana girip sipariş vermeyin, çünkü en az bir saat ve yaklaşık iki saate yakın zamanınız kaybolur. Zamanınız önemli ise, mutlaka sergilenen pizzalar içinden sipariş verin, mikrodalga fırında ısıtıp, daha hızlı servis yapıyorlar.

Roma ve daha kuzeyde, ince ve bol malzemeli, daha güneyde ise, kalın hamurlu ve az malzemeli pizza, afiyet olsun.

Pisa

Siena

Dubai Bur Dubai

Dubai Bur Dubai

Bugünkü gezimize: halicin denize birleşmeden önce, yay çizdiği bölümden yani Deira’nın karşısındaki bölümden  başlayacağız.

Bur Dubai denilen bu bölüm: kentin ticaret merkezidir. Buradaki en eski iş merkezi: Beit Al Wakeel; 1930’lu yılların başında: İngiliz acenteleri ve ticaret misyonlarının ofisleri olarak inşa edilmiş. Aynı zamanda: 1946 yılında kurulan; kentin ilk bankası British Bank of the Middle East’in genel merkezi de burada.

Dubai Bur Dubai

AL FAHİDİ FORT

Burası bir kale. Kenti: kara saldırılarına karşı korumak için: 1787-1799 yılları arasında yapılmıştır. Bu büyük kalede: Portekiz etkisi görülür. Geçmişte: saray, askeri garnizon ve hapishane olarak kullanılmış.

Bir süre de: Emir’in ikametgahı ve yönetim merkezi olarak da kullanılmış. Ama: herhangi bir saldırı durumunda: kıyı sakinleri, burayı sığınak olarak kullanmışlar.

Dubai Bur Dubai

Evet kalenin içinde gezimize devam ediyoruz. Kalenin yanında bulunan açık alanda: inci avlarında kullanılan, ahşap bir “dhow” teknesi var.

Kalenin içinde bir müze var.

Dubai Bur Dubai

DUBAİ MUSEUM

Haliç kıyısından içte kalıyor. Al İbn Talip Street üzerindedir. 1971 yılında, kale içinde bu müze hazırlanmış. Köşe kuleleri: çamur sıvalı. Basit ve yüksek duvarlı, kare bir yapı. All Fahidi Street üzerinde bulunuyor. Cadde üzerindeki modern apartman bloklarının ve iş yerlerlerinin arasında: hemen gözünüze çarpacak bir yapı.

Müze: 2 bölümden oluşuyor. Bahçede: eski Dubai yaşantısından günümüze kalan; kayıklar, ev örnekleri ve silahlar sergileniyor. Ama müzenin asıl önemli bölümü: kalenin altında yapılan ve soğutmalı yeni müze bölümü. En son teknolojik olanaklar kullanılarak, Dubai’nin geçmişten bugüne, bütün geçirdiği aşamalar burada, ışık ve foto gösterimleriyle, adım adım anlatılıyor.

Çöl yaşamından, geleneksel Arap evine, camilere, çarşıya, hurma bahçelerine varana kadar, Dubai ile ilgili her şey, kalenin altında yapılan müze bölümünde sergileniyor. Çölde yapılan arkeolojik çalışmalar, bir köşede anlatılıyor. Bir başka köşede: balmumu heykeller,  Dubai’nin ilk kurulduğu yıllarda başlayan, Bedevi kabilelerinin yaşantılarını gözler önüne seriyor.

Tüm bunların yanında: yer altı galerilerinde; eşsiz parçalar da sergileniyor. Burada sergilenen nesneler arasında: El Ghusais ve Jumeira’da yürütülen arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan: Demir Çağı buluntuları ve 6’ncı yüzyıldan kalma parçalar var.

En sonda ise: bir alışveriş merkezi var. Burada: Dubai ile ilgili, aklınıza gelebilecek her türlü hediyelik eşya bulmanız mümkün. Peçeli yüzleriyle kadın görüntülerinin bulunduğu buzdolabı süsleri, Burj Al Arap oteli süsleri, en ilgi çekenler.

Müzeden çıkınca: hemen karşıda, her türlü ipek ürünü bulabileceğiniz bir yer var. Çünkü: Hintliler, en kaliteli Hint ürünlerini burada satıyorlar. Her dükkanda: farklı güzellikle: sariler, ipekler, elbiselik kumaşlar görecek ve inanın kendinizi alışveriş yapmamak için zor tutacaksınız ama aslında alışveriş yapmamak mümkün değil.

Kale ve haliç arasında: bir cami var.

Dubai Bur Dubai

JUMA GRAND MOSQUE

Kentin simgesi. Hemen haliç kıyısında, Dubai Museum önündedir.

En eski camilerden biri. İlginizi çekerse girebilirsiniz. Yalnızca, Müslümanların girmesine izin veriyorlar. Caminin: 9 büyük ve 45 küçük kubbesi var. Minaresi: 70 metre yüksekliğinde ve kentteki en yüksek minare özelliğine sahip. 1900’lü yıllarda yapılan cami: 1200 kişi kapasiteli ve 1998 yılında, yeniden inşa edilmiş.

Dubai Bur Dubai

BURJ DUBAİ HALİFE

Yeryüzünün en yüksek binasıyla, Arap dünyasını da onurlandırmış oldular. Sanırım uzun süre de bu onuru muhafaza edecek. Çünkü: dünyada, şu anda yapımı süren gökdelenlerin hiçbirinin bu yüksekliği geçeceği planlanmamış. Zaten: Mısır piramitleri 400 yıl, Amerika-Chicago’daki Sears Tower; 20 yıl süresince, dünyanın en yüksek yapıları olma özelliklerini korumuşlar.

828 metrelik yüksekliği ile, dünyanın en yüksek binası unvanına sahip. İğneye benzeyen, çelik ve camdan oluşan gövdesi ile “dikey şehir” olarak anılıyor. Dünyanın, kendi başına ayakta duran en yüksek binası. İnşaat: toplam, 1325 günde tamamlanmış. Maliyeti: 4.1 milyar dolar.

Dubai Bur Dubai
Burj Dubainin baş mimarı: George Efstathiou.

Ağırlığın dengeli bir şekilde dağıtılması için: 3 kanat halinde “Y” şeklinde inşa edilmiş. Yapımında: 33 bin metreküp beton ve 31 bin ton çelik kullanılmış.

Rüzgarlarda: 1.8 metreye kadar esneme özelliğine sahip. Ayrıca: çeliğin güneşte genleşmesi nedeniyle de, 0.9 metreye kadar genişleyebileceği belirtiliyor.

Kulenin, en yüksek ve en alt noktaları arasındaki sıcaklık farkı: 10 dereceye ulaşabiliyor.

Dubai Bur Dubai

Kulenin tepesi: yaklaşık 96 km uzaklıktan görülebiliyor. Binanın 124. katındaki gözlem yerinden: 80 km. uzaklıktaki İran toprakları görülebiliyor. Evet, bina, dünyanın gözlem bölümü en yüksekte bulunan binası özelliğine de sahip.

Evet, binada 200 kat var. 160 kat yerleşim yeri olarak kullanılırken, diğer katlar hizmetler için ayrılmış. 122. katta restoran, 123.katta jimnastik salonu ve 143.katta gece kulübü bulunuyor.

Binada kullanılan klimaların, günde 12 ton uzu eritecek kadar güçlü olduğu ve su sisteminin günde 250 bin galon su sağlayacağı belirtiliyor.

Kuledeki 57 asansör, 1044 daire ve ofislerin yer aldığı 49 kata servis sağlıyor. Asansörlerin çalışmaması halinde: kulenin tepesine, 3000 basamak merdivenle çıkılıyormuş. Asansörler: dünyanın en uzun asansörleri özelliğine sahip. 2 dakikada 500 metre hızla yol alıyorlar.

Otel kısmı ise

7 yıldızlı ve 160 odalı. İsmi: George Armani. İtalyan modacı Armani tarafından döşenen otelde: 8 restoran, spa, yüzme havuzu, kütüphane, jimnastik merkezi ve toplantı salonu ve ziyafet salonları bulunuyor. Tabii: fiyatları, muhteşem uçuk.

Dubai Bur Dubai

BASTAKİYA

Müze ile haliç kıyısı arasında kalan bölge: Burası: 1990’ların ortasına kadar, az sayıda insanın bir arada yaşamak zorunda kaldıkları, yıkık-dökük evlerle dolu, harap bir yerleşim alanıymış. Ancak: Dubai Belediyesi Tarihi Yapılar Müdürlüğünün yürüttüğü restorasyon çalışmaları sonucunda: yeni bir görünüm almış ve kentsel  dönüşüm konusunda, Arap dünyasına örnek olmuş.

Buradaki dar sokaklar: fotoğraf çekmek için ideal yerler.

Evet, burası: haliç kıyısında ve Emiri Divan (Yönetici Sarayı) civarında bulunuyor.

Burada göreceğiniz, 15 metreye kadar yükselen rüzgar kuleleri: daha çok İran’da kullanılan, eski bir havalandırma yöntemidir. Kare şeklindeki kulenin, açık dört tarafı, rüzgarı yakalayıp, ev halkının yemek yediği, oturduğu ve uyuduğu, aşağıdaki odalara yönlendirir. Evlerin: gözenekli yapısı nedeniyle, ısı etkinliği düşük olan mercan taşı duvarları içindeki ısıyı; en düşük seviyede tutar.

Zemin katta: mahremiyet ve güvenlik nedeniyle: birkaç havalandırma deliği dışında, pencere yok. Bu delikler: kahverengi sıvalı binaların arasındaki dar sikka yollarına, ayrı bir hava veriyor.

Tarihi Bastikiya evleri arasında: özellikle şunlar ön plana çıkıyor.

MAJLİS GALLERY

Bir İngiliz göçmeni olan Alison Collins’in; 1989 yılında, kendi evinde kurduğu bir mekan.

XVA GALLERY

Huzur verici avlusunun çevresinde; bir kahve dükkanı var.

BASTAKİAH DİSTRİCT

Ortadoğulu avangard tasarımcıların ürünleri sergileniyor. Eski bir Dubai, geleneksel binasıdır. Sanat galerileri ağırlıklı. Bölgenin en eski ve en büyük evlerinden biri. Burada aynı zamanda, 2005 yılından bu yana hizmet veren bir Arap-İran restoranı var.

ARABİC CALLİGRAPHY MUSEUM

Yine bir müze.

STAMP MUSEUM

Bir pul müzesi.

Evet, Bastakıya bölgesindeki gezimiz bitiyor. Haliç kıyısındaki yolu takip ederek, Juma Grand Mosque’nin hemen yanındaki, bir alışveriş merkezine gidiyoruz.

BUR DUBAİ SOUK

Halice paralel şekilde, Al Fahidi Fort ve Juma Grand Mosque’tan; aşağıya doğru uzanıyor. Dokuma dükkanları ve tezgahların arasında: kentin ilk iş hanı olan “Beit Al Wakeel”i göreceksiniz.

BEİT AL WAKEEL

Bina: 1930 yılında Şeyh Said tarafından yaptırılmış. İngiliz deniz nakliye şirketi buraya yerleşince, adı: Gray Mackenzie Building olarak anılmaya başlamış. 1995 yılında restore edilmiş ve geleneksel bir sahil restoranı olarak, günümüzde faaliyetini sürdürüyor.

Dubai Bur Dubai

DUBAİ OLD SOUK ABRA STATİON

Hemen Bur Dubai Souknun yanında. Haliçteki yoğun tekne trafiğini seyredebileceğiniz, güzel bir yer. Buradan: bir abra (deniz taksisi) ya binebilirsiniz. (ücreti 1 dirhem) Bu abra ile: halicin Deira kıyısındaki Al Sabkha Abra Station’a gidebilirsiniz.

Evet, bu deniz yolculuğu boyunca: haliç kıyısının korunmuş binalarının, muhteşem manzarasını görebilirsiniz. Deira bölgesine geçmek için, buradan abrolara binmek gerekiyor.

Evet gezimize devam ediyoruz.

Daha modern ürünlerin satıldığı “Al Fahidi Street” : bütün elektronik markaların da bulunduğu ve uygun fiyatla satıldığı bir yer. Burada ayrıca: Hint yarımadasından gelen çeşitli ipekli kumaşlar ve dokumalarla dolu dükkanlar var.

İç tarafta kalan, Bur Dubai anayolu “Khalid Bin Al Waleed Road” üzerinde: bilişim teknolojisine yönelik dükkanlar var.

Dubai Bur Dubai

AL-AİN CENTER

Burada: özellikle bilgisayar ürünleri satılıyor. Bilgisayarla ilgili aradığınız her şeyi buradan bulabilirsiniz. Her türlü aksesuar, PC, harici sabit diskler, USB gibi ürünleri bulabilirsiniz. Ayrıca: dijital fotoğraf makinaları da bulabilirsiniz.

Evet, burası bilgisayar tutkunları için tam bir cennet. Zaten diğer adı: Computer Plaza. Kime sorsanız gösterir.

Bu cadde üzerinde ilerleyin, Trade Centre Road ile kesişen kavşakta, yine büyük bir alışveriş merkezi var. Burası: Dubai’nin en büyük alışveriş merkezi.

Dubai Bur Dubai

BURJUMAL CENTRE

It Halid bin El yakınlarındadır. Bölgenin en nezih alışveriş merkezidir. Diğerleri: nispeten daha kozmopolit.

Çok büyük bir yer, gez gez bitmeyecek bir yer. Bu alışveriş merkezinde: genellikle lüks butikler var. Bunlar: Dolce&Gabbana, Cartier, Calvin Klein ve Tiffany gibi. Premium marka ve mağazalar ve lüks butikler, burada müşterilerini bekliyor.

Özellikle: yiyecek bölümü çok iyi. Bütün dünya mutfaklarını tatma şansınız var. Çin, Japon, Tayland, Kore, İran mutfakları, fast-food markaları, hepsi burada.

Dubai Bur Dubai

Bu alışveriş merkezinin önünden: Dubai’nin en sıra dışı gezi araçlarından olan “Wonder Bus” hareket ediyor.

Dubai Bur Dubai

AL SEEF ROAD

Burası: balıkçılar, yürüyüş severler ve koşu yapanlar için ideal bir yer. Burada: 125 metre yüksekliğinde “National Bank of Dubai Building” bulunuyor. Uruguaylı ünlü mimar Carlos Ott tarafından tasarlanmış. Yelkenli biçimindeki, ilgi çekici cam ön cephesi: özellikle gündüzleri güzel bir görüntü oluşturuyor.

Güneş ışınları ön cam panellere vurduğunda: göz alıcı bir parlaklık oluşuyor.

Bankanın hemen yanında: mavi renkli: Dubai Chamber of Commerce Building var.

Dubai Deria hakkındaki yazım için Deira

Dubai alışveriş hakkındaki yazım için alışveriş