Rusya Moskova şehir içi ulaşımı: Moskova’da günlük olarak kullanabileceğiniz, şehir içi ulaşım araçları: öncelikle metro olmak üzere, sonra taksi ve otobüslerdir.
Özellikle: metro: gerek çok yaygın bir ağı olması, fiyatlarının uygun olması ve bir kısım metro istasyonunun, tam bir sanat eseri gibi resimlerle süslenmesi nedeniyle, mutlaka dikkatinizi ve ilginizi çekecektir.
Yani: metroya binmeyi tercih etmeseniz bile, bir kısım istasyonu mutlaka gidin ve görün, gerçek sanat şaheserleri.
Bunun yanında: ulaşımla ilgili olarak ayrıntılı bilgiler vereceğim.
Rusya Moskova Metro
MOSKOVA METROSU
Metro hatlarının uzunluğu: 200 km. aşar. Şu anda: metroda, 11 hat üzerinde, 160 istasyon var. Ancak, günümüzde, buna sürekli yenileri eklenmektedir.
Her gün yaklaşık 8 milyon kişi taşınıyor. Burada en çok dikkatinizi çekecek olan şu ki: herkes bir koşuşturmaca içindedir. Yürüyen merdivenlerde, merdivenin hareketi ile ilerlemeyi düşünmezler, yanınızdan koşarak ve hızla geçmeye çalışan Moskovalılar göreceksiniz.
Saat: 06.00-01.00 arasında çalışan metro için, tek gidiş yeşil jetonlar 0.45 dolar (13 ruble), 10 binişlik biletler ise 3.70 dolar(107 ruble) ve 60 binişlik için “Travel Card” alabilirsiniz.
Evet, Moskova Metrosu: Londra ve Paris Metrolarından sonra, dünyadaki en iyi üçüncü metro. Moskova metrosunun avantajları: mimari güzelliği, durakların gösterişi ve trenlerinin hızı.
Özellikle: “Mayakovskaya”ve “Komsomolskaya” istasyonlarındaki yer altı salonları; muhteşemdir ve mutlaka görülmesi gereken yerlerdir, fırsat yaratıp görmelisiniz
Ancak: Metrodaki yazılar oldukça küçük harflerle yazılmış ve şemalar garip bir biçimde düzenlenmiş.
Zaten: biliyorsunuz, Rusların kullandığı alfabe: Latin harfleri değil. Sonuçta: bir şey anlamak çok zor oluyor.
Ama: Metro hatlarını ve renklerini gösteren bir harita edinirseniz, bu zorluğu büyük ölçüde halledersiniz.
Tüm bunların yanında: yazının en başında söylemek istediğim bir şey daha var.
Kesinlikle: akşam geç saatlerde metro kullanmayın, pek tekin değil.
Bir de: metro istasyonuna girerken ve içeride: asla polisle göz göze gelmemeye çalışın, çünkü polisin yapısı biraz ilginç, ne olur ne olmaz.
Rusya Moskova Otobüsler
OTOBÜSLER
Kısa mesafeler için uygundur. Saat: 05.30-23.00 arasında çalışırlar. Biletler: kiosklardan (0.35 dolar) ya da aracın şoföründen (0.40 dolar) satın alabilirsiniz. Ancak: otobüs şoforlerinin yabancı dil bilgisi hiç yok. Yani: nereye gidiyor, bilet ne kadar, anlamak mümkün değildir.
Rusya Moskova Taksiler
TAKSİLER
Şehir için ulaşımda: metroya alternatif olarak “çasnik” denilen taksiler kullanılıyor. Taksiler için farklı büyüklükteki araçlar kullanılıyor. Yol üzerinde, elinizi kaldırırsanız, içinde yalnızca sürücüsü olan araçlar, hemen duruyor. Ancak: çoğu taksici, taksimetresini kullanmıyor. O nedenle: araca binmeden önce, pencereden gideceğiniz yeri söyleyin ve fiyat konusunda anlaşın.
Zaten: siz o taksici ile konuşurken, anlaşamamanız ihtimaline karşılık, hemen arkasına 2-3 taksi daha yanaştığını göreceksiniz. Gideceğiniz yere göre değişmekle birlikte 200-400 ruble aralığı genelde normal. Yalnızca: güvenliğiniz açısından, içinde sürücüsünden başka herhangi bir kişi olan araca sakın binmeyin. Bu arada: damalı taksiler de var, ama bunlar telefonla çağrılıyor ve son derece pahalı.
Şehir içinde her türlü mesafe için 6 doların altında ödemeniz yeterlidir. Dediğim gibi, araca binmeden önce pazarlık yapmanızda yarar var. Yanınızda: otelinizin kartı bulunmalı ve bunu şoföre gösterdiğinizde, ondan mutlaka fiyat almalı ve kafanıza uymasa pazarlık yapmalısınız.
Moskova’da belki dikkatinizi çekecektir, çoğu aracın içinde veya yanında bekleyen şoför göreceksiniz. Normal aileler bile, bu şehirde özel şoför kullanmayı tercih ediyorlar.
Çin ülkesi çok büyük hatta muhteşem büyük bir ülkedir. Bu ülkede, gezmek için birçok alternatif var. Ama bizim ülkemizden buraya giden ziyaretçilerin sanırım en büyük düşünceleri: egzotik bir ortam görmek, tarihi yerleri görmek ve alışveriş yapmak denebilir.
Çünkü: bu ülkede alışveriş imkanları muhteşem. Her türlü malın ve cihazın burada, aslına çok benzeyen sahtesini çok uygun fiyatlar ile satın alabilmek mümkündür. Bu arada hemen bir şey anlatmak istiyorum.
Bir arkadaşım, ülkeye gittiğinde, yakınlarından birinin çocuğunun isteği üzerine, 8 gb. lık bir flash bellek satın almak ister. Ülkede bir satıcıya gittiğinde, birçok flash bellek çeşidi içinden 8 gb. Lık bulunmadığını, 16 gb. Lık flash belleğin de uygun fiyata satıldığını görür ve bunu satın alır.
Ancak,
Ülkedeki sahteciliği bildiğinden, dükkandan çıkmadan önce flash belleği, dükkan içinde bilgisayara takarak kapasitesini görmek ister, satıcı flash belleği bilgisayara takar ve 16 gb lık olduğu ekranda görülür ve benim arkadaş, bunu içi rahat bir şekilde satın alır. Günler geçer ve Türkiye’ye geldiğinde, komşu çocuğuna flash belleği verir ve bir süre sonra, çocuk geri gelir ve flash belleğin üzerinde 16 gb yazmasına rağmen, aslında 1 gb lık bir kapasiteye sahip olduğunu söyler.
Tabii benim arkadaşta muhteşem bir şaşkınlık, hemen bilgisayarlar açılır kontrol edilir ve evet, gerçekten flash bellik, 1 gb lık tır. Ancak, sahtecilik o derece üst düzeydedir ki, ekran açıldığında flash belleğin 16 gb lık kapasitesi olduğu görülür ancak içine bilgi yerleştirilmeye sıra gelince, 16 gb lık bilgi almaz. Büyük olasılıkla, satış anındaki kontroller için, bilgisayar ekranında, flash belleğin kapasitesinin 16 gb olarak görünmesi için ilave bir program yüklenmiş.
İşte böyle, sahteciliği düşünün. Yani, Çin ülkesinde, bir şey satın almak için bir dükkana girdiğinizde, kesinlikle unutmayın ki, o dükkanda gördüklerinizden yalnızca “satıcı” gerçek, diğer tüm ürünler sahtedir.
Elbette,
Normal bir ürünü almak istediğinizde, muhteşem bir fiyatlar karşılaşıyorsunuz ve bu ülkede aynı ürünü görüp satın almak istediğinizde size söylenen muhteşem düşük fiyat, insanı tahrik ediyor ve fazla düşünmeden, bu sahte ürünleri satın almanıza neden oluyor. Tercih sizin, orijinal ürünün sahtesini alıp, bir süre kullanıp, bozulduğunda çöpe atmak ta var, ama aynı ürünün gerçeğini çok yüksek fiyatlara satın alıp, uzun yıllar kullanmak ta var.
Evet, bu küçük anıdan sonra, biz yine ülke hakkında, gezi planı ve rotası hakkında bilgiler vermeye devam etmek istiyorum.
Yazının başında belirttiğim gibi, ülke çok büyük. Ben kişisel olarak, elbette bu ülkenin küçük bir bölümünü gezdim-dolaştım ve bunun dışındaki bölümleri hakkında: çeşitli yayınlardan, kitaplardan okuduğum bilgileri size anlatacağım. Çünkü, bu büyük ülkenin tamamını gezmek, en azından benim açımdan mümkün değildi.
Sizlere: bu gezi planında, ülkenin eyaletlerini ve bu eyaletlerdeki özellik arz eden şehirleri, tek tek anlatacağım. Sizler, bunları okuduktan sonra, ilginizi çeken şehirleri tek tek belirlemeli ve bunların birbirine yakınlıklarını da değerlendirerek, kendinize bir gezi planı oluşturmalısınız.
Çünkü, her zaman söylediğim gibi, bir ülkeye giderken, insanların o ülkeden beklentileri çok farklı oluyor. Bir kısım ziyaretçi tarihi yerleri sever ve tercih ederken, diğer bir kısım ziyaretçi tarihi yerleri asla sevmiyor, alışveriş veya doğal güzellikleri tercih ediyorlar.
Sizler, bu tercihleriniz doğrultusunda, yazılarımı okuduğunuzda, kendinize güzel bir gezi planı-rotası yapabilirsiniz.
Çin Gezi planı
GANSU EYALETİ:
Buradaki şehirler: Lanzhou, Dunhuang.
Lanzhou şehri: Burası, nispeten ıssız ve sakin bir bölgedir. Bu yüzden de ulaşımı zordur. Ama, burada ki dazu kaya oymaları muhteşem güzellikleriyle, buraya gelen ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.
Duhnuang şehri: Burası, ülkenin doğusunda, Uygur bölgesinde ve nispeten ıssız ve ulaşımı zor bir yerdedir. Ama, bu şehirde muhteşem bir heykel ve kalıntı geçmişi var ve görülmeye değer “Mogao mağaraları” var.
GUANGDONK EYALETİ:
Buradaki şehirler: Guanzzhou (Kanton)
Kanton şehri: Hong Honk’un hemen yakınında bulunması, buraya olan ilginin artmasına neden oluyor. Ülkenin ilk büyük limanı olarak öne çıkıyor. Ülkenin büyük yerleşim yerlerinden biridir ve gezilecek yerleri yoğundur.
GRANVİN EYALETİ:
Buradaki şehirler: Guilin,
Guilin şehri: Vietnam sınırına yakın olması nedeniyle, şehirde azınlıklar çoğunlukta ve bunların yarattıkları kültürün etkileri görülüyor. Buranın en önemli özelliği: gökyüzünün altında, dünya üzerindeki en güzel nehirler ve tepeler olarak öne çıkmaktadır.
Yani, Çin ülkesinin birçok kartpostalında görülen bu görüntüleri, burada kendi gözlerinizle izleyebilirsiniz. Muhteşem bir doğal görüntü güzelliği var. Bu şehirde, Li Jiang nehri üzerinde, tam gün süren tekne turuna katılabilirsiniz. Ayrıca: Fil hortumu vadisi ve Reed Flute mağarasını mutlaka gezmelisiniz.
HEBEİ EYALETİ:
Buradaki şehirler: Pekin, Chengde, Dandong.
Pekin: bütün Çin ülkesi turlarında, başkent olması nedeniyle, görülecek ilk yerlerden biridir. Burada: ayrıntılı bilgi vermeden önce, kısa notlar şeklinde gezilecek yerler şunlardır:
Pekin şehrinde: yemek olarak “pekin ördeği” mutlaka tadın ve Çinli akrobatların muhteşem gösterilerinin sergilendiği “akrobasi show” gösterilerini mutlaka izleyin.
Çin Gezi planı
HENAN EYALETİ:
Buradaki şehirler: Luoyang,Şaolin
Luoyang şehri: Burası, günümüzde gelişmiş endüstriyel yapılarıyla dikkat çekiyor. Ama, diğer öne çıkan özelliği, İmparatoriçe Wu Zetian tarafından da çok sevilen ve yörede yaygınlaştırılan “Şakayık” çiçekleridir.
Şaolin şehri: Buranın manastırı önem kazanmaktadır. Çünkü, bu manastırda, dönemin keşişleri, dövüş sanatlarını geliştirmişlerdir.
HUBEİ EYALETİ:
Buradaki şehirler: Wuhan
Wuhan şehri: Yanzte ve Han nehirlerinin birleşim noktasında bulunması ve Yanzte nehri üzerinde yapılan turistik gemi yolculuklarında önemli bir durak noktası olarak dikkati çekmektedir. Özellikle, Yangzte nehri üzerindeki iki katlı köprü, Çin ülkesinin gurur kaynağı olarak görülmektedir.
HUNAN EYALETİ:
Buradaki şehirler: Changsha.
Changsha şehri: Bu şehir, özellikle Çinli lider Mao’nun memleketi olarak önem kazanıyor.
Çin Gezi planı
JİANGSU EYALETİ:
Buradaki şehirler: Şanghay, Nanjing.
Nanjing şehri: Ülke içinde, nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu şehirdir. Yanzte nehrinin kıyısında olması, ayrı bir önem kazandırıyor. Şehir, eski ve yeninin iç içe geçtiği ve birlikte yaşandığı bir yer olarak öne çıkıyor.
Şanghay şehri: İşte ülkenin en meşhur şehirlerinden biri. Yaklaşık 18 milyon nüfusu ile, dünyanın en büyük şehirlerinden biridir. Huang nehrinde güzel bir tekne gezintisi yapabilir ve ayrıca, Çin akrobatların akrobasi gösterilerinden birine gidebilirsiniz.
ŞEHİRDE GEZİLECEK YERLER:
Liman ve Kordon Boyu-Bund bölgesi.
Nanjing caddesi.
Shangay şehir müzesi.
Pearl Tower televizyon kulesi
Yu Yuan Bahçeleri
Fransız bölgesi-Xintland bölgesi.
Yeşim Buda Tapınağı.
SHANXİ EYALETİ:
Buradaki şehirler: Datong.
Datong şehri: Ülkenin doğusunda, yüksek bir platoda kurulmuştur. Sert bir iklimi var. Yungang mağaraları, görülmeye değerdir.
SAHDONG EYALETİ:
Buradaki şehirler: Jinan, Qingdao, Qufu.
Jinan şehri: Buraya, yağmurların bol olduğu yaz döneminde ortaya çıkan bir çok su kaynağı nedeniyle, pınarlar şehri adı verilmiştir. Ayrıca: Taishan yani Tai dağı, bölgede bulunmaktadır. Taishan, ülkenin en önemli tepesidir. Taoculuk felsefesinin burada ortaya çıktığı bilinmektedir. Yani, dünyanın en çok tırmanılan bu tepesi, dini özellikleri öne çıkan bir yer, bir anlamda haç yeridir.
Qingdao şehri: Sarı deniz kıyısında bir liman ve tatil merkezi olarak öne çıkmaktadır. Şehirdeki Alman kültürünün izleri dikkati çekiyor. Hatta, burada üretilen bira çok meşhur.
Qufu şehri: Burası, ünlü düşünür Konfüçyus’un doğum yeri olarak önem kazanmaktadır. Tapınaklarının bolluğu ile, bir zamanlar Pekin şehir merkezindeki Yasak şehir ile yarışır hale gelmiştir.
SHAANXİ EYALETİ:
Buradaki şehirler: Xi’an.
Xi’an şehri: İşte, ülkenin tarih severler açısından en önemli şehirlerinden birisi. Pekin şehrine, uçak ile, 1.5 saatlik uzaklıktadır. Toprak savaşçılar ve atlar müzesi burada bulunuyor. Son yıllarda, Çin ülkesinde ortaya çıkarılan en büyük kültür mirası, tarihi güzellik ve muhteşem bir güzellik. Bu ülkeyi ziyaret edenlerin mutlaka ve mutlaka görmesi gereken bir yer.
ŞEHİRDE GEZİLECEK YERLER:
Şehir surları,
Çan kulesi,
Davul kulesi,
Büyük cami,
Büyük ve küçük Yaban Kazı Pagodası.
Banpo köyü,
Toprak Savaşçılar ve Atları Müzesi.
SİCHUAN EYALETİ:
Buradaki şehirler: Chengdu, Chonqing, Leshan.
Chengdu şehri: yumuşak ve nemli iklimi ve dört mevsim çiçeklerin açtığı bir yer olarak biliniyor. Yani, doğa severlerin ilgisini çeken bir yer. Özellikle, bu şehirde dev pandaları görebilirsiniz. Yani, dünya üzerinde panda denilince, bu şehir akla geliyor.
Changqing şehri: Buranın en büyük özelliği, tarihi yapıları bulunmasa da, Yangzte nehri üzerinde yapılacak tekne gezilerinin başlangıç noktası olmasıdır.
Leshan şehri: Burası, Buda felsefesinin doğduğu, Emei dağı ile ilgi çekiyor. Ayrıca, nehir kıyısında, büyük bir Buda heykeli görülmeye değer.
YUNNAN EYALETİ:
Buradaki şehirler: Kunming, Lijang, Dali
Kunming şehri: Buranın en öne çıkan özelliği, ılıman iklimidir. Bunu s onucunda, burası Çin ülkesinin çiçek bahçesi gibi bir yöresi olarak önem kazanmaktadır.
Lijang şehri: Bir dağ yamacında kurulmuş olan şehir, otantik görüntüsüyle ilgi çekiyor. 1999 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine alınması, bunun en büyük kanıtı.
Dali şehri: Burası, gezginlerin bir uğrak yeri olarak öne çıkıyor.
ZHEJANG EYALETİ:
Buradaki şehirler: Hangzhou.
Hangzhou şehri: Bu şehir, Xihu gölü ile öne çıkıyor. Ayrıca, bu şehir ülkenin ipek ve çay üretim merkezidir. Buraya yolu düşenler, ipek ve çay almalılar.
Başkent Budapeşte şehrine 46 km uzaklıktadır. Otobüsle yaklaşık 45-50 dakikada ulaşılıyor. Trenle de ulaşım mümkündür. Yazının hemen en başında şunu belirtmekte yarar var, burayı gezmeyi düşündüğünüzde, hani karşınıza muhteşem bir kale yapısı çıkmasını beklemeyin.
10-13’ncü yüzyıllar arasında, Macaristan kralları burada ikamet ediyorlardı ve 13’ncü yüzyılda Buda şehrine taşındılar. 1526 yılında Mohaç savaşının ardından, Estergon 1 aylık kuşatmanın ardından, 1543 yılında, Sultan Süleyman idaresindeki Osmanlı güçleri, burayı ele geçirdiler.
Ardından, burası Budin Beylerbeyliğine ait bir sancak merkezi olmuş ve başına Yahya Paşazade Mehmet getirilmiştir. 1664 yılında Evliye Çelebi: Ordu ile birlikte Macaristan seferine gittiğinde, Estergon kalesini uzun uzun anlatır.
Bu anlattıklarında benim de ilgimi çeken bölüm: 2 Macar birbirlerine beddua etmek isterse “Estergonlu belasına uğrayasın” derlermiş. Kalenin suyu: Tuna nehrinden, at koşulu dolaplarla gelir ve sarnıçlara doldurulurmuş.
Yine Evliye Çelebi tarafından, kalede 200 tane bir ve iki katlı ev bulunduğu yazılıdır. Ama bahçe bulunmamaktadır. Kalenin büyük dış kapısının önünde, asma demir zincirleri olan bir köprü vardır.
Bu köprü, her gece bekçiler tarafından kaldırılır ve kapıya siper edilirmiş. Evet, Evliya Çelebi, kale hakkında daha birçok bilgi vermiş, ancak ben okuru bunaltmamak adına, ayrıntıya girmiyorum.
1593 yılına gelindiğinde, kalenin içindeki Sokullazade Lala Mehmet Paşa komutasındaki 5000 Türk muhafız, Alman, Leh, Çek ve İtalyanlardan oluşan 80.000 kişilik haçlı ordusu tarafından kuşatılır.
Macaristan Estergon kalesi ve çevresi:
Yardım alma ihtimali olmamasına rağmen, kalede bulunanlar, kaleyi düşmana teslim etmeyi kabul etmezler. Ancak günler geçtikçe kalede susuzluk ve kıtlık baş gösterir ve yapacak fazla bir şey kalmaz.
Son olarak, yeniçeri askerlerinin ayaklanması üzerine, teslim olmaktan başka çare bulunmadığı kabul edilir ve teslim olunur. Esirler Tuna nehrindeki gemilere bindirilerek Visegrad şehrine götürülürler.
Estergon kalesinin elden çıkması ve orada verilen şehitler, bütün milletimizi yürekten yaralar ve nesilden nesle gelen ünlü “Estergon Türküsü” söylenir. Burada hassas husus: olaya bizzat tanıklık eden Osmanlı tarihçesi İbrahim Peçevi tarafından savunmanın destanlaştırılmasıdır.
1605 yılında, Estergon kalesi, yine Türkler tarafından kuşatılır ve 1 aylık kuşatmanın ardından ele geçirilir. Burada ilginç olan husus, bir önceki sefer kaleyi teslim etmek zorunda kalan Sokulluzade Lala Mehmet Paşa, bu kere Sadrazam olarak ordunun başındadır ve kaleyi ele geçirmiştir.
Takip eden süreçte, 78 yıl daha Osmanlı hudut boylarını savunan mücahitler tarafından kullanılan kale, 1863 yılında yine elimizden alınır ve “Estergon Türküsü” tüm ülkede, keder ve hüzünle birlikte, insanların hafızalarına işlenir. Kalenin bulunduğu yer, günümüzde Macarların en büyük dini merkezi konumundadır.
Macaristan Estergon kalesi
Macaristan Estergon kalesi ve çevresi:
Tuna nehri kıyısında, hemen karşı kıyıda Slovakya ülkesi toprakları bulunuyor. Burada, 2 ülkeyi Maria Valeria Köprüsü birbirinden ayırıyor. Köprü II. Dünya savaşında, Naziler tarafından 1945 yılında yıkılmış ve 2001 yılında yeniden inşa edilmiştir.
Macaristan Estergon kalesi
Burayı ziyaret ettiğinizde, önce bu köprüden karşıya yani Slovakya topraklarına geçin ve buradan, Estergon kalesinin tam karşıdan muhteşem manzarasını izledikten sonra, aynı yoldan geri dönerek Estergon kalesine çıkmanızı öneriyorum.
Zaten burayı ziyaret ettiğinizde, eminim ki, Tuna üzerinden göreceğiniz manzaraya bayılacaksınız ki, fotoğraflardan bunu görebilirsiniz.
Esztergon Kalesi
Estergon kalesi: tam Tuna nehrinin bir “S” çizdiği yerde bulunuyor, yani konumu stratejik, bir zamanlar Tuna nehri üzerinden geçen bütün gemiler, tam bu dönemeç noktasındaki Estergon kalesini tutanlara, vergi ödüyorlarmış ve kalenin değeri bu yüzden çok fazla imiş.
Günümüzde, kaleden pek bir şey kalmamış görünüyor. Sadece, Bazilikanın aşağısına bakılınca, tepenin kenarında eski duvarlar ve burç kalıntıları görülebiliyor.
Osmanlı döneminde inşa edilmiş saray ve kalenin bir bölümünün kalıntıları, 1930’lu yıllara kadar tamamen toprak altında kalmış ve halen arkeolojik çalışmalar sürdürülüyor. Hatta: Bazilikanın hemen altında bir minare göreceksiniz.
Burası eski bir cami kalıntısı, duyduğuma göre, burası bir özel şirket tarafından alınmış ve restorasyon çalışması yapılıyormuş. Zaten burada Osmanlının ardından gelen Avusturyalılar öyle bir yıkım yapmışlar ki, Estergon tamamen yıkılıp tüm Osmanlı izleri yok edilmiş ve yeniden yapılmış, Osmanlıdan günümüze sadece bir yıkık cami ve hamam kalmıştır.
Bazilikanın bahçesinde dolaştığınızda, bir kuyu göreceksiniz. Bu kuyudan, kaleye Tuna nehrinden su temin ediliyormuş.
Ayrıca, yine kalenin bir metalden yapılmış maketi görülüyor. Bazilikanın yeşil büyük kapının bulunduğu yerdeki kale duvarları yok edilmiş, çünkü bazilikanın kapısının çok uzaklardan görülmesi istenmiş.
Ayrıca Macar Kralı St Stephen’in taç giymesinin anısına yapılmış bir heykel görülüyor. Bu heykelde, krala tacı, Papa tarafından takılıyor ve kutsanıyor.
Kale hakkında son bir not: hemen kalenin girişinde bir Macar flüt çalıyor. Türk olduğunuzu söylediğinizde veya öğrendiğinde: flütle, Türk ezgilerini muhteşem icra ediyor, inanamayacaksınız, her şehre göre çalabildiği parçalar var, hatta 10’ncu yıl marşı, İstiklal Marşı. Dinledikten sonra elbette birkaç bozukluk atmak adet olmuş.
Giriş ücretsizdir. Macaristan ülkesinin en büyük kilisesidir. Avrupa’nın ise 3’ncü büyük kilisesidir. İlk Macar kralı Stephan, MS 1000 yılında buradaki katedralde taç giymiştir.
Aynı zamanda Macar Klasizm mimari stilinin en güzel anıtsal örneğidir. Yapı 1822-1870 yılları arasındaki dönemde inşa edilmiştir. Elbette daha önce burada ilk yapı, kilise, sonra cami, sonra yine kilise var, bu son kilise yıkılarak günümüzdeki muhteşem yapı yapılıyor.
Bir önceki kiliseden tek kalan, Bazilikaya girdikten sonra, hemen ileride sağ bölümdeki bir alanda, bu alanda hemen kapının solunda, gerek II. Viyana kuşatmasında ordusu ile gelerek şehri kurtaran Polonya kralının resmi var.
Bu kral, aynı zamanda bu Bazilikanın yapımına da büyük para yardımında bulunmuştur. Bu küçük bölümde, içeri girdiğinizde, sağ bölümde duvardaki bölüm, eski kiliseden alınarak buraya aktarılmıştır.
Bu kalıntılar, yani Güney kanattaki Bakocz Şapeli, ortaçağdan günümüze gelen bu kalıntıyı barındırıyor. 1600 yılından kalma bu kalıntı, duvara monte edilmiş ve orijinal yani bir önceki kiliseden kalmadır. Burası Macar Rönesans’ının en önemli kalıntısıdır.
Macaristan Estergon Bazilikası
Dikkatle bakın ve biz yani Türklere ne gözle baktıklarını ve duygularını düşünün. Bu duvar kabartmasındaki meleklerin gözleri oyulmuş, çünkü Müslümanlar bu şekildeki suretler önünde namaz kılmayı günah kabul ederek, bunların gözlerini oyuyorlarmış. Görüntü maalesef kötü.
Gelelim yapıya, kubbe 71 metre yüksekliktedir. Kubbenin bir özelliği de, burayı yapan İtalyan mimarlar, bu tür yapılarda kubbenin dışarıdan ve uzaktan daha haşmetli görülmesi için, kubbenin üstüne, dışarıdan bir ek kubbe yapıyorlarmış, burada da aynı teknik kullanılmış.
Hemen girişteki sütunların yüksekliği 22 metredir. Hemen üstte en sağda gördüğünüz ve bazilikanın duvarındaki büyük tablo, iki kısımdan oluşuyor. Aslında tek parça olarak görünmesine rağmen, üstteki ve alttaki bölümlerin renk farklılığını hissedeceksiniz, çünkü üst ve alt bölümler 2 farklı ressam tarafından, farklı zamanlarda yapılmıştır.
Bazilikanın ücret karşılığı girilen bir de “Hazine” bölümü bulunuyor. Burada ben girmedim ama koleksiyonda, 9’ncu yüzyıldan kalma bir elmas ve gotik tarzın en güzel örneklerinden bir suki kadehi bulunduğu söyleniyor. Ayrıca, yine ortaçağ döneminden kalma tekstil örnekleri varmış.
SZENTENDRE
Tuna nehrinin kıyısındaki bu küçük yerleşim yeri, Pilis Tepesinin eteklerine kurulmuştur. Budapeşte şehrine çok yakın olması nedeniyle, çok sayıda ziyaretçi çekmektedir.
Osmanlı işgalinden kaçan Sırplar, bu şehre yerleşmiş ve şehirde Akdeniz karakteri korunmuştur.
Arnavut kaldırımlı dolambaçlı sokaklarda yürürken, 18’nci yüzyıl Barok mimari yapı örneklerini görebilirsiniz.
Şehrin hemen ortasında, diğer birçok yerde olduğu gibi “Veba Anıtı” bulunuyor. Anıt 1763 yılında yapılmıştır.
Arnavut kaldırımlı sokaklarda, Tuna nehri kıyısında nehir manzarasını izleyerek gezinebilirsiniz. Ancak buranın en büyük özelliği: tabiat güzelliği yanında, alışveriş olanaklarıdır. Burada: Tuna nehri kıyısına paralel bir iç cadde, tamamen alışveriş mekanlarıyla doludur.
Buralarda: Budapeşte şehir merkezinden daha uygun fiyatlı birçok hediyelik eşya bulup satın alabilirsiniz. Benim önerim: bu caddede, birbirine 400 metre mesafede 2 Türk alışveriş mağazası bulunuyor.
Bunlar zaten kapılarına astıkları Türk bayrakları ile kendilerini tanıtıyorlar. Ama maalesef aralarında rekabet var, yani birinden ucuz diye ki, gerçekten diğer dükkanlara bakarak ucuz bir şey satın aldığınızda ve öbür dükkana gittiğinizde, satıcı, sizin önceki dükkandan alışveriş yaptığınızı bilerek, yani almayacağınızı düşünerek, fiyatı iyice aşağıya çekiyor.
Bu yüzden, bence, hoşunuza giden ve satın almak istediğiniz ürünlerin her iki dükkandan da fiyatlarını alıp, sonra satın alma faslına geçmenizdir.
Ayrıca, bu Türk dükkanlarından biri, yani caddenin sonundaki dükkanda, sıcak Türk çayı içebilir, tuvaleti ücretsiz kullanabilir, aldıklarınızı, gezinizin sonunda teslim almak üzere emanet bırakabilirsiniz.
Peki ne satın alınır? Buranın bir tür kırmızı toz biberi meşhur, (Paprika Haz) bu kırmızı biberler acılı ve acısız olarak, küçük şişelerde satılıyor. Acı biber meraklıları düşünebilir. Ayrıca: yine burada, buraya has içki türleri var.
Tokaji denen şarap cinsi, ünlü ama esas buraya has ve sert bir içki türü var. Palinka denen (bir tür Brendi) ve içinde, içkinin yapıldığı meyvenin bir parçası bulunuyor ve gözle görülüyor, ama bunun çok sert olduğunu duydum.
Başkaca: yine hoşa gidebilecek yüzlerce hediyelik çeşidi ve magnetler var. Ama söylediğim gibi, hediyelik bir şeyler satın almayı düşünenler, burayı ziyaret edeceklerse, alışverişi buraya bıraksınlar çünkü fiyatlar gerçekten uygun.
Bunun dışına: burada şehir meydanında hemen sağda bulunan dondurmacıdan dondurma almanızı, özellikle taze naneli dondurma almanızı öneririm, değişik bir tat, denemelisiniz.
Bunların dışında, burada yapabileceğiz fazlaca bir şey yok, Tuna nehrinin kıyısında banklar var, oturup nehri izleyebilirsiniz.
Macaristan Visegrad
VİSEGRAD
Szendtenre şehrinden sonra, yine Tuna nehri kıyısındaki bu yerleşim yerine gidebilirsiniz. Tur şirketleri, Estergon turunda, aslında 3 yer satıyorlar ama buraya uğramıyorlar, çünkü bir önceki Szendtenre şehri, daha çok ilgi çekiyor ve insanlar orada alışveriş için daha uzun zaman istiyorlar. Visegrad ise, tepede kalıyor yani ana yoldan uzak ve tarihi kalıntılarıyla dikkat çeken bir yer.
Tuna nehri kıyısında, kayalık tepelerde konumlandırılmış ve bir zamanlar stratejik konumuyla önem kazanmış bir yerdir. Özellikle Romalılar döneminde, burada büyük bir kale inşa edilmiştir. Bu ilk kale, 1241-1242 yıllarındaki Moğol saldırıları sırasında imha edilmiştir. 1235-1270 yılları arasında ise, Macar Kralı Bela IV. Tarafından burada yeniden kale inşa edilmiştir.
Günümüzde, burada kale ve 1320 yılında yapılan kral sarayı kalıntıları gezilebiliyor. Özellikle, 1458-1490 yılları arasında Kral Matthias tarafından yeniden yapılan muhteşem Rönesans sarayı ilgi çekiyor. Bunun hemen ortasındaki Herkül heykeli bulunan havuzu mutlaka görün.