Sakarya Pamukova

Sakarya Pamukova

Küçük bir yer. Turistik özellikleri ön planda değil. Burada, bir gün geçirdim, anlatabileceğim çok bir şey yok.

ULAŞIM

Pamukova, il merkezi Adapazarı’na, 40 km. uzaklıktadır. Buranın en büyük özelliklerinden biri de, bu yoldan geçen birçok otobüs firmasının duraklama tesislerinin bulunması.

Sakarya Pamukova

GENEL

İlçe merkezi, kendi adıyla kurulmuş olan ovada olup, kuzey ve güneyi, yüksek tepelerle çevrilidir. Ovanın ortasından akan Sakarya nehri ve ilçe merkezinden geçen yoğun kara  yolu, ekonomik katkı bakımından öne çıkıyor.

Pamukova ovası: İlçenin güneyindedir. Sakarya nehrinin bıraktığı alüvyonlarla oluşmuştur. Uzunluğu 25 km. ve genişliği ise 6.5 km.dir. En yüksek yeri, 100 metre, en alçak yeri ise 70 metredir. Ovada her türlü sebze ve meyve yetiştirilmektedir. İlçeye bağlı köylerin yarısı, bu ova üzerindedir.

İklim: yazın sıcak ve kışın ılık bir iklime sahiptir. Aynı zamanda, rutubetli bir havası vardır. Rutubetli havalarda, nem oranı: % 98 olur. Kışlar bol yağışlı ve ılıman, yazları ise sıcak olur.

NE YENİR. NE SATIN ALINIR

Yani: burada yetiştirilen en meşhur gıda ürünü: kuru soğan.

GEZİLECEK YERLER

Sakarya Pamukova Paşalar Kalesi

PAŞALAR KALESİ

İlçenin kuzeyinde bulunan Paşalar köyündedir. Sarp bir tepe üzerinde kurulu kaleye , yaklaşık bir saatlik yaya yürüyüş sonunda ulaşılıyor. Paşalar köyünden sonra, bir saat, yaya yürüyüş yapmak gerekiyor. Yani, ulaşım biraz sorunlu. Kalenin ne zaman yapıldığı konusunda net bilgiler yok. Ancak: Roma döneminde yapıldığı ve Bizans döneminde de kullanıldığı sanılıyor.

Kale bölgesinde: surlar, tepenin bulunduğu ana kayanın çevresinde, dairesel biçimde yerleştirilmiştir. Ancak, surların bir kısmı, günümüze ulaşmamıştır. Günümüze sağlam olarak ulaşan sur duvarları ise: iri ve kesme taşlardan, mezar stellerinden, sunak parçalarından, sütun parçalarından oluşmaktadır. Evet, sur duvarlarından sonra, kale içine girerseniz, burada tam bir rezillikle, defineciler tarafından açılan birçok çukurla karşılaşacaksınız. Büyük tahribat var.

KAYMAKAM SUYU YAYLASI

İlçe merkezinde, yaklaşık 800  metre yüksekliktedir. Sürekli yukarı doğru ilerleyerek, yaklaşık 15 km. yol gitmek gerekiyor. Böylece, yaylaya ve  kamp alanına ulaşılıyor. Doğal görünümüyle, her türlü ağacın bulunduğu ve bol oksijenli bir yer. Kamp kurmak mümkün.

Sakarya Pamukova Kırca Yaylası

KIRCA YAYLASI

İlçeye bağlı, Karapınar köyünden 13 km. uzaklıktadır. Her yıl, Temmuz ayında, burada yayla şenlikleri düzenleniyor.

Sakarya Sapanca hakkındaki gezi yazım için  Sapanca

Sakarya Taraklı

Sakarya Taraklı

En son olarak Nisan 2018 tarihinde buraya gittim, gezip gördüklerimi aşağıda okuyabilirsiniz.

Öncelikle şunu bilmenizi isterim. Maşukiye-Sapanca-Taraklı şeklinde yapılan paket turlara katıldığınızda, Maşukiye ve Sapanca bölgelerinde yoğun zaman geçirildiğinden, Taraklı’ya gelindiğinde büyük olasılıkla akşam saatleri oluyor ve buraya muhtemelen 20-30 dakika kadar zaman ayırılıyor. Ziyaretçiler, elbette bu zaman içinde, burayı yeteri kadar gezip görme şansına sahip olmuyorlar, bir de günün yorgunluğu nedeniyle, Taraklı kişilerin gözünde önemini yitiriyor ve buraya gelmenin tamamen bir zaman kaybı olduğu düşünülüyor. Ancak: söylediğim gibi gerek zaman olmaması ve gerekse bütün günün yorgunluğu nedeniyle, buranın önemini anlamak pek mümkün olmuyor.

 

Sakarya Taraklı

Ulaşım

Taraklı: Sakarya ilinin güneydoğusunda, Sakarya il merkezine 65 km uzaklıkta, İstanbul’a 200 ve Ankara’ya ise 270 km uzaklıktadır.

Sakarya Taraklı

Tarih

Taraklı, antik dönemde “Bytinia” olarak isimlendirilen bölgede bulunmaktadır. İsmi “Dablar” olarak bilinir. Hisartepe bölgesinde bulunan iki su sarnıcı: MÖ 2000 yıllarına tarihlenmektedir. Daha yakın tarihlere gelindiğinde ise, yani Osmanlı döneminde: Bizans’a bağlı ve Hıristiyan halkın yaşadığı bir bölge olarak görülür.

Bölge Osman Bey komutanlarından Samsa Çavuş tarafından muhtemelen 1289-1293 yılları arasında fetih edilir. Daha sonra, bölgede Osmanlı egemenliği ve kültürüne ait gelişmeler gözlenir. Özellikle Yavuz Sultan Selim, Mısır seferine çıkarken burada konaklamış ve Veziri Yunus Paşa tarafından, yine burada, Mimar Sinan’a bir cami yaptırılmıştır.

Sakarya Taraklı
Sakarya Taraklı

 

Genel

İlçenin yüz ölçümü 334 metre karedir ve bu alanın büyük bölümü ormanlıktır.

Hıdırlık Tepesi ve Taraklı Hisarlarının yamaçlarında, bu iki tepe arasındaki vadide kurulmuştur. Yani, ilçenin çevresi tepelerle çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 485 metredir. Eski İpekyolu üzerinde bulunmasına rağmen, Ankara-İstanbul yolu, Bolu üzerinden geçince, önemini kaybetmiştir. Günümüzde “Ankara Caddesi” olarak isimlendirilen ve Taraklıyı ortadan ikiye bölen eski İstanbul-Ankara yolu halen kullanılmaktadır.

Joseph Von Hammer: Osmanlı Tarihi isimli kitabında, burası hakkında yazdıkları “Osmanlı’nın ilk fetih ettiği yerler arasındadır” sözü ilgi çeker. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde, Taraklı hakkında:  “Geniş üzüm bağları, bakımlı bahçeleri ve dere çevresine kurulmuş 500’e yakın evden oluşan mamur bir kasaba, bir hamamı, beş hanı, altı mektebi, 200 dükkanı var. İlçe halkı şimşir kaşık ve tarak yapmaktadır ve bu nedenle bölgeye Yenice Tarakçı ismi verilmiştir” diye yazmıştır.

Sakarya Taraklı

Unesco

Taraklı, 2013 yılında Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi’ne aday olmuştur. Yani: Unesco’nun kriterlerine uygun ve korunması gereken bir kültür mirası olarak değerlendirilmiştir, bence, bu durum Taraklının gezilip görülmesi için en büyük etkendir.

Sakarya Taraklı

Cittaslow-Sakin Şehir

Cittaslow hareketi: 1999 yılında İtalya’da başlayan, büyük şehirlerin karmaşa ve koşuşturmasına karşın, küçük şehirlerdeki hayat kalitesini yavaş hareket çerçevesinde iyileştirmeyi hedefleyen bir oluşumdur. Aslında hareket İtalya’da Roma şehrinde, bir meydana açılması planlanan fast food zinciri mağazasına karşı yapılan bir tepki sonucu doğmuştur. İsmi de “Slow Food” yani “Yavaş Yemek” olarak isimlendirilmiş, zamanla “Cittaslow” yani “Yavaş şehir” olarak anılmaya başlanmıştır.

Hareket, İtalya dışında hızla yayılmış ve Norveç, İsveç, Güney Kore, Avusturya gibi birçok yerde yavaş şehir örnekleri vardır. Şehir merkezinde araba kullanımı yasaklanmış, hamburger mağazası zincirleri ve süpermarketler kapatılmıştır.

Yavaş şehir olarak seçilen şehirlerin logosu “Salyangoz” dur. Ülkemizde: Gökçeada, Yenipazar, Akyaka, Perşembe, Eğirdir, Yalvaç, Vize, Halfeti, Şavşat, Gerze, Uzundere, Göynük ve ardından, 2011 yılında Taraklı, bu ağa dahil edilmiştir.

Seçiminde en büyük etken: İlçenin en büyük özelliği göç almaması ve suç oranının yok denecek kadar az olmasıdır. Toplamda ise 7 ana başlık altında 59 kriter değerlendirilmektedir.

Sakarya Taraklı

Reklam filmi

Taraklının ülke çapında tanınmasındaki en büyük etkin, 2010 yılındaki bir reklam filmidir. Bu filimde: Şener Şen, Olgun Şimşek ve Binnur Kaya gibi sanatçılar oynamış ve filmde Taraklı “Mümkünlü kasabası” olarak lanse edilmiştir. Ünlü bir markanın reklam filmi, sürekli olarak yayınlandığında, Taraklı da ülke çapında tanınmış ve ünlenmiştir. Özellikle Şener Şen’in “Ben bu kasabada her şey mümkün demedim mi” sözü ilgi çeker.

Sakarya Taraklı

Turizm

Burada: Unesco tarafından da seçime esas olan: 100’den fazla Osmanlı dönemi mimari özelliklerini taşıyan, tescil edilmiş ev ve konak bulunmaktadır. Ayrıca: Mimar Sinan tarafından yaptırılan cami de bunlara eklenir. Ancak bu tarihi eserlerde, son yıllarda aslına sadık kalınarak, büyük bir restorasyon, bakım ve onarım çalışmaları yapılmış ve yapılmaktadır. Bunların sonucunda ise, İlçenin bozulmamış tarihi dokusu muhafaza edilmiş, Osmanlı ahşap mimarisinin en güzel örnekleri ortaya çıkarılmıştır.

Sakarya Taraklı

Fotoğraf

Görsel fotoğraf yarışmalarında dereceye giren eserlerden birkaç tanesi “Taraklı” yöresinde çekilen fotoğraflar arasından seçilmiştir. Çünkü: Taraklı, gerçekten büyük bir görsel zenginliğe sahiptir.

Sakarya Taraklı

Ne yenir

Buraya has, yöresel yemeklerin başında keşkek ve etli nohut gelir. Ayrıca, yine “Uhud tatlısı” denen bir tatlı türü vardır. Sakız haline getirilmiş bir tür buğday lapasından yapılır. Şeker katılmaz. Yapımında sadece buğday ve su kullanılır. Yapılması uzun sürdüğü için, sadece özel günlerde yapılır. Bu tatlının yapıldığı “Buğday çimi”: günümüzde Amerika’da kemoterapi karşıtı kanser hastaları tarafından tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Bunların yanında, yöreye özgü bir de köpük helvası vardır. Çöğen otu kökü, yumurta, şeker ve glikozdan yapılır, içine tahin katılır.

Ne Satın alınır

Buraya yolunuz düşerse, merkezdeki meydanda birçok satıcı göreceksiniz. Aslında buradan şimşir ağacından yapılmış objeler ve özellikle kaşık satın almanızı önereceğim, ama daha da önemlisi buradan gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için, buraya özgü “Uhud tatlısı” satın almalısınız.

Karavan Festivali

Her yıl, Haziran ayının ilk haftası içinde, daha önce futbol sahası olarak kullanılan alanda, gerekli alt yapı tamamlanarak düzenlenen “Karavan Festivali”: 2012 yılından bu yana yapılmaktadır. Yani: Haziran ayının ilk haftasında buraya giderseniz, kamping veya karavanda yaşamınızı sürdürebilirsiniz. Taraklı bunun için uygun şartlar hazırlıyor. Kamp yapanlar Hıdırlık Tepesinde çadırlar kuruyorlar ve karavanlar gelenler ise, Taraklıspor futbol sahasını kullanıyorlar.

Sakarya Taraklı

GEZİLECEK YERLER

Eğer tur ile burayı ziyaret ederseniz, muhtemelen başka yerlere de uğrayacağınızdan, buraya ayrılacak zaman genellikle 20-30 dakika kadar olur. Bu zaman için, turlar genellikle merkez meydanda serbest bırakılır ve ziyaretçiler, bu merkez meydandaki tarihi cami ve satıcıların tezgah ve dükkanlarını ziyaret ederek zamanı doldururlar.

Tabii: Taraklı bunlardan ibaret değildir, özellikle rehberiniz her ne kadar uzak dese de siz mutlaka çınarı ziyaret edin, sizi oraya götürmesini sağlayın. Yoksa merkez meydanda geçireceğimiz zaman, burayı tanımanız için yetmez, merkez meydanda söylediğim gibi, Taraklının en büyük özelliği olan tarihi özellik taşıyan evlerden sadece bir tanesi bulunuyor.

İlçenin ara sokaklarına dalıp, bu tarihi evleri görmenizi öneririm. Yukarı da da belirttiğim gibi, bu tarihi evler gerçekten muhteşem güzeldir. Ama söylediğim gibi, rehberler burayı sona bıraktıkları ve zaman kalmadığı için, çoğu zaman buranın güzelliklerini es geçmeyi tercih ediyorlar.

Sakarya Taraklı Evleri

Taraklı evleri

İlçede Hıdırlık Tepesi ve Taraklı Hisarının yamaçlarındaki vadide, yöreye has mimari özellikler taşıyan evler bulunmaktadır. Bu evlerin büyük kısmı, yaklaşık 300 yıllıktır.

Evlerin en büyük özelliği: “Osmanlı” şehir dokusunu oluşturan tarzdadır. Genellikle ahşaptan yapılmıştır. Ancak özellikle İstanbul’da, bu tür Osmanlı dönemi ahşap evleri yangın ve depremler sonucu yıkılınca, bu tür evlerin büyük kısmı yok olmuştur.

Sadece Anadolu’da birkaç yerde Safranbolu, Taraklı gibi yerlerde, bu tür evler kalmıştır. Bir kısmı konak olarak kullanılan ve bir kısmı ise harabe haldeki bu evler, genellikle üç katlı ve bahçelidir. Kafesli pencereleri, ahşap cumbaları, tarihi alınlıkları ve ilginç figürlere sahip kapı tokmakları görülmelidir.

Bu evlerin en büyük özelliği: Safranbolu evlerinden farklı olarak, birbirlerine benzememeleridir. Hepsinin kendine has tarzı ve boyası vardır. Bu evlerin arasındaki dere: yöreye ayrı güzellik katıyor. Ancak, günümüzde bu evlerin birçoğunun viran olduğunu göreceksiniz.

Çünkü Sit alanı ilan edildikleri için, sahipleri bu evlere çivi bile çakılmaz. Ancak, devlet tarafından da restore edilmediklerinden, içinde oturanların onarmasına da izin verilmeyince, evler çürümeye terk edilmiş haldedir.

Fenerli ev-Haşim ağa evi

Bu 19’ncu yüzyıl yapısı ev, mutlaka görülmelidir. Zaten, Taraklıda her yerden görülür. Aynı zamanda bölgenin en güzel yapısıdır. Zamanında Taraklının en büyük tüccarlarından olan Haşim Ağa tarafından yaptırılmıştır. Dört bir tarafı pencereli “Cihannüması” (buna fener denir) ile tanınır. Bu cihannüma, Haşim Ağa tarafından, Taraklıya gelenlerin kendi evini bulabilmeleri için yaptırılmıştır.

Sakarya Taraklı Yunus Paşa Camii
Sakarya Taraklı Yunus Paşa Camii
Sakarya Taraklı Yunus Paşa Camii

 

Yunus Paşa Camii

Hemen merkez meydanda görülmektedir. Yavuz Sultan Selim, 1517 yılında Mısır seferine giderken, burada bir gece konaklamış ve ardından veziri Yunus Paşa’ya bu caminin yaptırılmasını emretmiştir. Caminin mimarının Mimar Sinan olduğu söyleniyor. Caminin kubbesi kurşun kaplı olduğu için buraya “Kurşunlu cami” de deniyor.

Mimari olarak kare planlı ve tek minarelidir. Cephe duvarları ince yontu taşlarla yapılmış, saçak kornişleri işlenmiştir. Mimar Sinan: taş blokları yerleştirirken, taşların ortalarını oymuş, demir çubuklar yerleştirmiş ve sonra üzerine harç değil, eritilmiş kurşun döktürmüştür.

Cami, bu nedenle, uzun yıllar sağlamlığını muhafaza eden, ender eserlerdendir. Ayrıca, hemen yanında bulunan hamamın, buharları, bir tesisat döşenerek, buraya aktarılmış ve ısıtma sağlanmıştır. (Not: cami her ne kadar Mimar Sinan eseri olduğu söylense de, bazı söylentilere göre Mimar Sinan, buraya hiç gelmemiş, sadece caminin çizimlerini göndermiştir.)

Evet, ilçeye gelen ziyaretçilerin en çok uğradığı burası “bugüne kadar birçok deprem görmesine rağmen hala dimdik ayaktadır.”

Sakarya Taraklı Tarihi Hamam

Tarihi Hamam

İlçe merkezinde, Yunus Paşa camisinin yanındadır. Hamamdan çıkan buhar, ilk yapıldığında Yunus Paşa camisinde, alttan ısıtmada kullanılıyormuş. Hamam Osmanlı döneminden kalmadır. Ayrı bölümlerde: eski ve yeni olmak üzere iki havuz vardır. Caminin restorasyonu sırasında, hamam tamamen işlevini yitirmiş, yerden ısıtma özelliği kaybolmuştur.

 

Taraklı Müzesi-Kültür Evi

Merkez meydanda, eski konaklardan birisidir. Yapı 1930 yılından itibaren: okul, belediye binası ve hükümet konağı olarak kullanılmıştır. 2001 yılında ise restore edilerek kültür evi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Burada: yöresel kadın kıyafetleri, Taraklılı hattat Saim Özel’in eserleri, Taraklı evleri minyatürleri, demirden yapılmış çeşitli sanat eserleri sergilenmektedir.

Alman çeşmesi

Yunus Paşa çarşısındadır. 1930’lu yıllarda burada yaşanan susuzluğu çözmek için Alman Buderus firması tarafından bölgede yaptırılan 7-8 çeşmeden birisidir.

Sakarya Taraklı Çınar ağacı

Çınar ağacı

Yusuf Bey mahallesindedir. Yunus Paşa camisinden yürüyerek 15-20 dakika uzaklıktadır. 700 yıllıktır. Osmanlı devleti, topraklarına kattığı her yere çınar ağacı dikiyordu. Kültür Bakanlığı tarafından doğal anıt olarak tescil edilmiştir. Yakın geçmişte, bir yangın tehlikesi atlatmış, ancak zarar görmemiştir. Ağacın gölgesindeki çeşmeden 277 yıldır su aktığı söyleniyor.

Hisar Tepesi

Hisar Tepesinde tarihi kalıntılar bulunmaktadır. Kale ve su sarnıcı kalıntıları görülür. Tepedeki su sarnıcının MÖ 1000-2000 yılları arasına tarihlendiği söyleniyor. Burada bir de “Hıdır Dede Türbesi” vardır.

Sakarya Taraklı Termal Kil Hamam
Sakarya Taraklı Termal Kil Hamam

 

Termal-Kil Hamam

Taraklı-Geyve karayolu üzerinde, merkeze bağlı Hacıyakup Paşalar köyündedir. Osmanlı  döneminden kalma kil hamam, günümüzde kaplıca olarak kullanılmaktadır. İlçe merkezine 7 km uzaklıktadır. Burada 15 bin üyeli devre mülkler bulunuyor. Kas-iskelet hastalıkları tedavisinde kullanılıyor. Ortopedik operasyonlar sonrası, uzun süre hareketsiz kalma durumlarında, tedavi edici özellikleri olduğu söyleniyor. Spor yaralanmalarında da kullanılıyormuş.

Yunanistan Mykonos Adası

mykonos.4
Yunanistan Mykonos Adası

Yunanistan Mykonos Adası; Dünyanın önde gelen gezi dergilerinden “Conde Nast Traveller”: dünyanın en güzel 22 adasını seçti.

Okuyucular tarafından yapılan listede: 1’nci sırada: Mykonos adası bulunuyor.

Evet: İngiliz kaynaklı bu dergi, gerçekten dünyanın en güzel adası olarak burayı seçtiğine göre: bu adanın mutlaka sıra dışı özellikleri ve güzellikleri olduğunu düşünmeye neden oluyor.

Bu düşünceler ile: Mykanos adasına gittik ve gördüklerimizi sizinle paylaşıyoruz.

Buyurun: bu dünyanın en güzel olduğu iddia edilen ve hatta Endonezya-Bali ve Karayip Adaları-Bermuda adasından bile daha ön plana çıkan Mykonos adası.

ULAŞIM

Evet: buraya gerek deniz yolu ile ve gerekse uçak ile gitmek mümkün. Deniz yolu ile gittiğinizde, vize gerekmiyor.

mykonos.5
Yunanistan Mykonos Adası Genel

GENEL

Ada: 1615 yılında kurulmuş. Takip eden tarihi süreçte, 400 yıla yakın bir süre, Osmanlı yönetiminde kalmış. Yüzölçümü: 85 km. kare. Daimi nüfusu: 5500 civarında.

Küçük ve kayalık bir ada. Ama bunun yanında, en çok ziyaret edilen ve en pahalı Yunan adası.

Özellikle: yaz sezonunda fiyatlar tavan yapıyor ve yerli turistler (Yunanlılar) adayı terk ediyorlar.

Sezon dışında, yerli turistler (büyük çoğunluğu genç nesil) sabahlara kadar, plaj partilerinde gönül eğlendiriyorlar. Eğlenceli ama yeşillikten nasibini almamış ve kupkuru bir ada. Evlerin bahçelerinde, yalnızca kaktüs ve türevleri yetiştiriliyor.

Tüm Ege denizindeki, en hareketli gece hayatının, yaz sezonu boyunca burada yaşandığı söyleniyor. Bende: gece hayatı her yerde hareketli ancak buradaki gece hayatında yaşananların öyle pek hareketle ilgisi yok, daha çok sanırım serbestlik üzerine kurulu bir düzen ve buraya gelen insanların bu özelliği nedeniyle burayı seçmesi ön plana çıkmış.

Evet: adanın asıl müdavimleri dünya jet sosyetesi.

Nispeten: bizim Bodrum’a benzemiyor değil. Ama bir farklılık var. Biraz önce de söylediğim gibi: bu farklılık, çılgın yaşantısı ve her türlü cinsel tercihe açık olan toleranslı yaklaşımları. Daha çok: homo seksüellerin tercih ettiği bir yer olarak ön plana çıkmış.

Yoksa, yazının sonunda bana hak vereceğiniz gibi: buradaki eğlence, buradaki tabiat, buradaki deniz, buradaki yemekler, plajlar ve diğer olanların hepsi: Ege kıyılarında gerek diğer Yunan adalarının birçoğunda ve gerekse bizim kıyılarımızdaki yerleşim yerlerin de de var.

Ama diğer yerlerde olmayan tek ve başlıca olay; hemen biraz önce söylediğim gibi; cinsel tercih ve fantezilerin yaşandığı ve bu yaşananların engellenmediği, serbestçe yaşandığı bir yer olması.

Ada: elbette yalnızca eğlenceleri ile öne çıkmıyor.

Daracık sokakları, beyaz evleri, yollara taşmış pembe ve beyaz çiçekleriyle, bir Ege klasiği. Yunanistan’ın en gösterişli adalarından biri.

Yazının başında belirttiğim gibi, Yunanlılar, buraya iyi satıyorlar. Ancak: eğer amacınız: deniz, kum ve güneş tatili ya da gece eğlencesi değil ve gezmek, görmek, kültürü tanımak ise: bu ada size göre değil, yanlış adrestesiniz.

Yok hayır, bu sınırsız ve serbest tür eğlencelere katılmak istiyorsanız, o başka, adresiniz doğru. Ama, bu arada, medya tarafından, çıplak kız kaynıyor misali yayınlar yapılan adada, bu durumun pek te gerçeği yansıttığı söylenemez. Çünkü: hiçbir kız, buraya yanında partneri olmadan gelmiyor.

Ufacık-tefecik olmasının yanında, gelişen turizm nedeniyle, orijinal olarak yalnızca boş sokaklar kalmış. Özellikle: adanın insanları son derece bozulmuş ve ticarileşmişler. Bir tabak makarna için çekinmeden 20 Euro hesap istiyorlar.

Ayrıca; restoranlarda, bazen hoş olmayan muameleler oluyor, yani servis pek güzel değil. Bunun yanında: sokaklarda dolaşmak için, yarım saat yetiyor. Zaten: sokaklarında dolaşırken, kesinlikle kısa sürede birçok Türk görmeniz mümkün.

mykonos.1
Yunanistan Mykonos Adası

Yine de, bu adayı küçük bir tatil için seçti iseniz: adanın güzellikleri hakkında önerilerim şöyle olacaktır.

En güzel plaj: kavli livadi.
En marjinal plaj: Paradise ve Super Paradise.
En güzel plaj mekanı: Parnassos.
En aşırı pahalı plaj mekanı: Nammos.
En güzel havuz: Cavo tagoo oteli. Bu arada: Central pool denilen bir havuz var. Yalnız, bu havuzda kimse giyinik değil, giderken bunu göze alarak gidin.
En güzel gün batımı izlenen yer: little Venice’de herhangi bir bar.
En güzel öğle yemeği yenebilecek yer: Hagia Sostis
En güzel akşam yemeği yenebilecek yer: Katherine’s
En gidilmeyecek yer: Sea saltine.
En güzel ciks yer: El Pecado.
En manjinal kulüp: Cavo Paradiso.

mykonos.7.güzel.
Yunanistan Mykonos Adası Kumsallar

KUMSALLAR

Mykonos plajları: bohem etkinlikler açısında, St. Tropez ile rekabet halindedir. Bu adada, sayıları 15’i bulan plajlar buranın bir tatil adası olduğunun göstergesidir. Kendinize göre bir yer bulabileceğiniz çok sayıda plaj ve koy var.

Bu kumsallar: güney kıyısında bulunuyor. Bu kumsallarda (beachlerde) kız ve erkek gurupları ayrı ayrı bulunuyorlar. Neden bir arada oturmuyorlar diye düşünmeyin, çünkü erkek gurubundakiler erkek değil.

Ben size, bütün kumsallar hakkında kısa bilgi vermek istiyorum. Gezi tercihinizi kendiniz yapabilirsiniz. Mykanos kasabasından 4 km. uzaklıktaki kumsal: Platis gialos.
Bunun yanında: bence en güzel kumsalı: Psarou ve elia.

Psarou’da: nammos isimli plaj restoranı var. Nammos’un önü: Bodrum-Türkbükünün Yunan versiyonu gibi. Armatör çocukları: öğleden sonra, yatlarından çıkıp buraya geliyorlar. Burada: çok fazla çıplak yok. Bu da; daha çok yerli turistin burayı tercih etmesinden dolayı. Aileler genellikle burayı tercih ediyorlar.

Ama, dediğim gibi çok kalabalık oluyor. Şezlong bulmanız imkansız gibi. Rezervasyon deniliyor ama armatör çocukları, daima öncelikli. Yemek istediğinizde restoranda pek fazla sorun yok, beklerseniz masa bulabiliyorsunuz.

Psarou’da: en güzel ve havalı Yunan kızları var. Ama dediğim gibi, partnerleri olmayanı bulmak gerek.

Buraya: fabrikadan (şehir merkezinde otobüslerin kalktığı yerden) pylati otobüsleri ile gidebilirsiniz.

Elia’da ise: elia isimli plaj restoranı bulunuyor. Plajın sonunda: çıplaklar var. Ama: burası, daha sessiz ve sakin. Ulaşım zor olduğundan, pek rağbet edilmiyor.

Evet: Paradise Beach. Burası gerçekten muhteşem. Kendinizi bir anda, barın üstünde dans ederken ve dans ettiğiniz sürece, bedava içkinizi yudumlarken bulabilirsiniz. Ancak: bu mekanda, birçok erkek pareoları ile ortalıkta dolaşıyorlar. Ancak: ikili guruplar halinde ve el ele dolaşıyorlar.

EĞLENCE

Evet, burası: geylerin adası olarak bilinse de, aynı zamanda, sınırsız bir eğlencelerin olduğu bir yer. Gün batımı: muhteşem bir güzellik sunuyor.

Gün batımı denize vururken, kumsal ile dalgaların birleştiği bir yere oturun. Bir çilekli margarita veya uzo içerek ve kekikli zeytin tadarak , gün batımını izlediğinizde, bambaşka dünyalara gitmeniz mümkün.

Adanın merkezinde asla zaman öldürmeyin. Plajlardaki parti olayları çok daha muhteşem ve eğlendirici.

mykonos.8.güzel.
Yunanistan Mykonos Adası Gezi Planı

GEZİ PLANI

En yukarıda belirttiğim gibi: buraya deniz ve hava yolu ile gelmek mümkün. İstanbul’dan özel bir havayolu şirketi, 2005 yılından bu yana, bu adaya, doğrudan uçuşlar gerçekleştiriyor ve yılda yaklaşık 2000 kişi, ülkemizden havayolu ile burayı ziyarete gidiyor.
Çok yakın olması avantaj. İstanbul’dan bindiğiniz uçak, yaklaşık 60 dakikalık bir uçuş sonunda, sizi oraya ulaştırıyor.

Bu adanın havaalanı da ilginç. Pist sanırım yetersiz, uçak inince, pistte ilerliyor, pist sonuna varıyor ve sonra geri dönerek, terminal binası önüne yanaşıyor.

Tam hani Yunan-Türk sıkıntılarını düşünerek, gümrük kontrol bölümüne giriyor ve yaşayacağınız sıkıntıları düşünüyorsunuz ki; bir bakıyorsunuz, hiçbir sorgu-sual olmadan, yalnızca vize sayfasına bakarak, sizi adaya kabul ediyorlar. Neyse: formalitelerin olmaması güzel elbette.

Eğer birkaç kişilik bir gurup halinde gitti iseniz, Havaalanında, mevcut şirketlerden birinden araç kiralayabilirsiniz. Yapacağınız sıkı bir pazarlık ile, guruptaki kişi sayısına uygun bir araç kiralayabilirsiniz. Kiralamanızı öneririm.

Çünkü: sıkı bir pazarlık sonucu, van tipi bir aracı: günlüğü: 140-150 Euro arasında kiralayabilirsiniz. İlave olarak: günlük benzin ücreti ödemeniz gerekiyor ki, bu da, günlük: 20-25 Euro arasına.

Yalnız bu fiyatlar, sezon durumuna göre elbette farklılık gösterebilir. Bu arada: adada ağustos böceğinden çok motosiklet olduğunu söylemem gerek. Bunun yanında, yalnızca 31 tane taksi bulunuyor. Motosiklet veya araba kiralamasanız, en iyi ulaşım aracı: otobüs.

Evet: kiraladığınız araç veya taksi ile, otelinize gidiyorsunuz.

Otel odaları pek konforlu sayılmaz. Aslında: bu tür fazla konforu olmayan odaların fiyatları da yüksek değil. Zaten; sabah saat: 09.00’da çıkıp, gece saat: 04.00’de döneceğiniz otelden, fazla bir konfor beklemek saçmalık. Zamanınızın büyük bölümü otel dışında geçecek. Otel çalışanları kibar ve yardımsever insanlar. Akşam gezmeleri ile ilgili, size bir sürü önerilerde bulunuyorlar.

Evet: otele yerleşme işlemleriniz bitince, kendinizi şehir merkezine atın. Aracınız varsa, yel değirmenlerinin arkasındaki otoparka aracınızı bırakabilirsiniz. Kasabanın kuzey sınırını çizen küçük koyda: denize nazır, Venedik tarzı balkonlar var. Burası: Alefkandra Mahallesi ya da Little Venice olarak isimlendirilmiş. Gerçekten de: Venedik’e benziyor. Akşam güneş batarken bir şeyler içmeye ya da deniz kenarında güzel bir yemek yemeğe gidebilirsiniz.

mykonos.6.büyükboy resim
Yunanistan Mykonos Adası

Evet, kasabanın merkezi, insan kaynıyor, anlatılır gibi değil. Özellikle: renkli, tüysüz ve frapan erkekler ve erkek kılığına girmiş kadınlar göreceksiniz. Mikynos, artık dünyanın gey başkenti olmuş. Erkek erkeğe ve kadın kadına, el ele ve sarmaş dolaş dolaşan insanlar görecek ve şaşıracaksınız.

mykonos.8.yel değirmenleri.güzel.
Yunanistan Mykonos Adası

Bu bölgede: Limanın yanındaki tepenin üstünde, eski yel değirmenleri var. Bu değirmenler: bu adanın tüm resimlerinde, sanki bir adanın simgesi gibi çıkıyor. Burada; küçük ve dar sokaklara girip dolaşabilirsiniz. Çok sempatik restoranlar, barlar ve kulüpler var.

Balıkçı limanından, kuzeye doğru yani ticari limana doğru yürüyün. Geleneksel Yunan ev eşyalarının sergilendiği, küçük “Halk Müzesi” ne ulaşacaksınız. Hemen yanında: güney otobüs istasyonunun bitişiğinde, ilgi çekici “Arkeoloji Müzesi” var. Müzede: sergilenen buluntuların yanı sıra Delos sakinlerinin gömüldüğü, Rineia’dan gelen defin heykelleri ve diğer parçalar da görülmeye değer güzellikte.

Mykonos’un iç kısımları

Kıraç ve tozlu. Tekdüze manzarayı bozan yegane binalar: yamaçlara dağılmış 300’den fazla küçük ve beyaz şapeldir. Adanın ibadet merkezi: 16’ncı yüzyıldan kalma çan kuleleriyle, kırmızı çatılı “Tourliani Manastırı” tır. Bu manastır: adanın iç kesimindeki “Ano Mera” köyünün merkezindedir. Köyün: huzurlu ve küçük meydanında, keyifli bir öğle yemeği yiyebilirsiniz.

Adanın merkez meydanında, eğer, buradaki gezi sırasında: yemek ihtiyacı hissederseniz:

Önerim: Niko’s isimli restoran olabilir. Burada: harika bir yemek yiyebilirsiniz. Izgara ahtapot muhteşem güzel yapılıyor. Ayrıca: önerilere ilave olarak: balık restoranı olan Kounelas’da düşünülebilir. Niko’s isimli restoranda: yemek, uzo ve şarap, muhtemelen kişi başı: 45-50 Euro civarında, hesap ödemeniz gerekebilir.

Evet: bulunduğunuz: Little Venice bölgesinden, otobüs duraklarının bulunduğu yer olan ve fabrika diye anılan bölgeye doğru yürüyün. Bu yolda ve sokaklara daldığınızda; kendinizi Bodrum’un biraz daha temiz bir versiyonunda hissedeceksiniz. Bu yolda: ucuz dükkanlar var. Liman istikametinde ise: marka satan lüks mağazalar, butikler var.

Daha sonra: Astra bölgesine doğru yürüyün. Astra ve üzerinde bulunduğu sokağın barları: güzel. Burası: tam bir piyasa caddesi. Astra büyük bir mekan ama yine de, anormal kalabalık. Oradan memnun kalmasanız: Agyra’ya girin. Evet: bu mekanlarda, içkinizi yudumladıktan sonra, gecenizi noktalayabilirsiniz.

mykonos.2
Yunanistan Mykonos Adası

Diğer yeni bir güne: bir kumsalda ve denize girerek başlayabilirsiniz. En güzel kumsal olarak: Psarou ve buranın Namnos isimli plaj restoranını önerebilirim. Ancak: kesinlikle önceden restoranda yer ayırtın. (otelden telefon açabilirsiniz) Mekana girmeden önce; aracınız varsa, adanın en sonundaki: Lia Beach bölümüne kadar gidin ve çevreyi gezin.

Koylara girip çıkın. Büyük olasılıkla, yanlış yollara sapacaksınız. Doğa olarak: taş ve denizden başka bir şey yok. Ama; daha önce söylediğim gibi, Yunanlılar bunları çok iyi pazarlayıp satıyorlar. Örneğin: Lia Beach; her ne kadar çok güzel olarak öne çıkarılsa da, gördüğünüzde, hiçbir numara olmadığını anlıyorsunuz.

Evet; dönüp dolaşıp: Psarou’ya geliyorsunuz.

Yalnız: unutmayın ki, adada hayat çok geç başlıyor. Yani: erken saatlerde, buralarda pek fazla hareket göremezsiniz. Burası: gerçekten muhteşem bir deniz olan yer. Koyda: harika tekneler var. Zenginlik ve şıklık bir arada görülüyor.

Plajda: şezlong bulmanız veya kafanıza uygun bir yerde şezlong bulmanız, biraz zor olacak. N’ammos restoranda ise; güzel bir masa bulmak için uğraşmanız gerekecek. Plaj çok güzel ama, biraz fazla gürültülü. Aile plajı olması nedeniyle, çoluk-çocuk bağrışıp duruyor. Büyük olasılıkla: kısa bir süre sonra, kendinizi bara atacaksınız.

Bar’da: rose şarabı ve yanında leziz somonlu kanepe. Saat: 15.00 gibi, N’amosa geçebilirsiniz. Daha önce inatla rezervasyon yaptırdığınız masanıza oturduğunuzda: muhteşem yemekler ve içkilerin tadına bakmaya başlayacaksınız. Özellikle; mezeler ön planda ve humus harika yapılıyor. Bunun yanında: cacıki, ketalaki (buranın köftesi) ve özellikle: greek salad. Tüm bunlar damak tadı. Hesap mı? Muhtemelen 100-150 Euro arasında.

Müzik ve ambiyans muhteşem. Ama, yinede, saat: 19.00 gibi buradan ayrılın. Güneşin batışını izlemeniz gerek. Üzerinize, uygun kıyafetler (özellikle akşam rüzgarlı olması nedeniyle, biraz serin oluyor) alarak: Caprise gidin.
Capris’te: gün batımını izlemek, gerçekten çok keyifli. Ama; mutlaka Caprice olması gerekmiyor, çünkü Caprice, küçük bir mekan ve her saat içeride, insanlar parti düzenliyorlar.

Burada: birçok yer var. Örneğin: Aqua Taverne, Galleraki, Kastro. Buralarda da oturarak güneşin batışını izleyebilirsiniz.

Akşam yemeği için: saat: 22.00 gibi, Sea Satin Market düşünülebilir. Bu aradaki süreyi; yani yemek saatine kadar olan süreyi: sokaklarda gezinerek geçirebilirsiniz.

Butikler filan çok keyifli. Saatiniz gelince, yani saat: 22.00 gibi, Sea Satin Market’e gidebilirsiniz. Burası: deniz kıyısında, oldukça büyük bir bahçe. Yalnız: açık olan deniz tarafı, fazlaca eser. Korunaksız yani bu esintiye karşı bir masaya oturmamalısınız.

Neyse, yerinizi ayarladıktan sonra: burada mevcut, Türk usulü mezelerden tadın ve daha sonra balık (örneğin: sinarit ) düşünülebilir. Finalde ise: tatlı düşünülebilir. Tatlı önerim: Lokmares. Yani: bildiğiniz İzmir lokması.

Ama, o kadar lezzetli yapıyorlar ki, parmaklarınızı yiyebilirsiniz. Buranın, yani Sea Satin’in diğer bir özelliği de: banttan yüksek sesle Yunan müziği çalıyor olması. İnsanlar, bağırış çağırış bu parçalara eşlik ediyorlar. Hızlı parçalarda, herkes masaların üzerine çıkıp oynuyor.

Evet, günü buradaki eğlenceye katılarak bitiriyoruz ve otelimize dönüyoruz.

mykonos.3
Yunanistan Mykonos Adası

Diğer bir gün

Evet, bugün: Parage Beach’deki Kalua’ya gideceğiz. Ama, buraya gitmeden önce: (çünkü saat daha erken, buralarda hareket sabah saatlerinde başlamıyor) Paradise Beach’deki Cavo Paradiso’yu görmeye gidin. Ama: burada da erken saatlerde herhangi bir hareket yok, size ve özellikle genç ziyaretçilere, burayı da, akşam saatlerinde mutlaka görmelerini öneriyorum.

Evet: dönüyoruz, Kalua’ya.

Mykanos adasına giden herkesin, mutlaka gidip görmesini önereceğim bir yer. Saat: 12.00 gibi girdiğimiz mekandan; her türlü içkinin tadına bakarak ve çılgınca dans ederek, dans edenleri izleyerek, saat: 20.00 gibi çıkıyoruz.

İnsanlar: bar masalarının üzerinde dans ediyorlar. Ülkemizden ithal birçok güzel şarkının Yunanca sözleri, insanları harekete geçiriyor ve çılgınca eğleniyorlar. Tüm öğlen ve akşam, burada yaşadığımız muhteşem bir eğlencenin maliyeti kişi başı, muhtemelen: 100-150 Euro arası tutuyor.

Saat: 20.00 gibi, buradan çıkıp, adada çok ünü olan: Süper Paradise Beach’deki partiye gidiyoruz. Orası iyice kopmuş durumda. Yaş ortalaması: 24-26 civarında olan insanlar: masaların üzerinde dans ediyorlar. Hiç içki filan almadan: burada, 10-15 dakika kalıp, günün geri kalan kısmını değerlendirmek üzere: La Maison de Catherine bölgesine gidiyoruz.

Bu sefer: arabanız var ise, liman bölgesindeki otoparka bırakabilirsiniz. Catherine: sempatik, şık ve oldukça eski bir yer. Ama bence gidilmesi çok da şart değil. Öncelikle: pahalı olması dezavantajdır. Buranın tüm personeli: gey. Yeterli sipariş vermeseniz, yemek sonunda kahve ve tatlı almazsanız bozuluyorlar. Ama: siz, tatlı ve kahveyi, merkezdeki meydanda, herhangi bir yerde alın. Maksat değişiklik olsun.

Kyriaki Meydanında: waffel yiyebilirsiniz, çok lezzetli yapıyorlar. Burada: oldukça çok sayıda: gey barı var. Hatta, bir tanesinde ki buranın eski gey barıymış “Pierro’s dragqueen show’ları vardı. Evet, bu meydanda zaman geçirerek, günü noktalayabilirsiniz.

mykonos.9.güzel.
Yunanistan Mykonos Adası

Diğer bir gün

Bugünü, denize girerek ve güneşlenerek geçirmek isterseniz: Panormos Beach’e gidebilirsiniz. Pek öyle ahım şahım güzel bir yer değil. Farklı bir yere gitmiş olmak için deneyebilirsiniz. Ve ya; Kalo Livadi Beach’i deneyebilirsiniz. Burada: deniz harika ve tertemizdir. Öğlen yemeğini: burada, Sol Mar’da yiyebilirsiniz. Buranın yemekleri muhteşem, tam bir damak tadır.

Squid with pesto (fesleğenli sübye) denemelisiniz. Evet, yemek olarak burası, adanın en güzel lokantalarından biri. Mutlaka gidin. Kalo Livari Beach bölgesi: adanın nispeten güzel yerlerinin başında geliyor. Buraya: uzun zaman ayırmanız gerek.

Bunun dışında: adada bulunduğunuz da uzun zamanınız olduğunda: diğer şehir olan Ano Mera’yı da gezinti için düşünebilirsiniz. Zaten iki şehir arasındaki uzaklık fazla değil, birbirlerine yakın, 20 dakika civarında.

mykonos.yel değirmenleri.1
Yunanistan Mykonos Adası Hora Kasabası

MYKONOS (HORA) KASABASI

Adadaki tek büyük yerleşim yeridir. Limanda balıkçı teknelerini görebilirsiniz. Limanın yanında ise: moda fotoğrafçılarının rağbet ettikleri bir arka plan olan: eski ama hoş, yuvarlak kubbeli “Paraportiani Kilisesi” var.

Limanın arkasında: dar sokaklardan oluşan bir labirentteki beyaz badanalı evlerin balkonları: saksılar ve begonvillerle dolu. Her köşede: sanat galerileri, mücevherciler ve moda restoranlar bulabilirsiniz.

Ama; sabahın erken saatlerinde sokaklar boş olur. Bu şekilde, özellikle söylediğim gibi, sabahın erken saatlerinde çıkarsanız: adanın mimarisini görebilirsiniz. Evlerin parlak boyalı kapılarının ardında: serin avlular var. Dar sokakların taş yolları beyaz boyanarak belirlenmiş.

FOLKLOR MÜZESİ

Müzenin binası, 1700 yıllarından kalma bir malikanedir. İçeride onarılmış bir 19’ncu yüzyıl mutfağı ve yatak odasının yanı sıra, yine bu yüzyıllara ait birçok antika eşyayı da seyretmek mümkün. Bir köşede duran ve Mikonos’lulara o hüzünlü geçmişi hatırlatan, içi doldurulmuş Pelikan Petros’un ise ilginç bir hikayesi var.

1950 yılı kışındaki büyük fırtınada; Ada’ya zorunlu iniş yapan pelikan Petros. Adalılar kuşu bağırlarına basar. Çünkü: Pelikan’ın gelişiyle beraber Ada’nın kaderi sakin bir balıkçı köyü olmaktan, dünyanın en ünlü eğlence merkezlerinden biri olmaya doğru bir değişim yaşamaya başlar. Ancak, 1985 yılında Pelikan Petros, bir arabanın altında kalarak can verir.

PARAPOTİANİ KİLİSESİ

Ada’ya tepeden bakan bu kilise, sayıları 500’ü geçen kiliseler içinde görsel bakımdan en dikkat çekici olanıdır. Bunun sebebi de, beş ayrı küçük kilisenin tek bina olarak birleştirilmesiyle ortaya çıkan ilginç asimetrik görüntüdür. Fotoğraf tutkunlarının görmesi gereken kilise Meryem Ana’ya adanmış.

ALIŞVERİŞ

Dünyanın en ünlü markalarının satıldığı mağazalar, Ada’da yoğundur. Ayrıca: keten ve dantel perdeler, Mikonos’ta en çok satılan eşyalardandır. Kuyumcularda eski Bizans takılarının kopyaları, galerilerde ise müzelerdeki antik objelerin kopyaları ve Antik Yunan Desen’i motifli halılar ilginç olabilir.

Yunan adaları hakkındaki genel bilgiler.

Yunan adaları gezi planı.