Muğla Datça; Akdeniz kıyısında, küçük ve şirin bir kasaba. Dağların ve şelalelerin arasından kıvrılarak uzanan bir yoldan; çam, zeytin, badem ve narenciye ağaçlarının eşsiz güzelliği ve mis kokuları arasından geçerek ulaşılıyor.
ULAŞIM
Marmaris-Datça arası uzaklık: 67 km. Yaklaşık 1 saat yolculuk yapmak gerekir. Bir zamanlar: Marmaris-Datça arasında 372 tane viraj sayılıyormuş. Son 10 yılda, Marmaris-Datça yolu genişletildi ve rahat seyahat edilebilir hale getirildi. Artık: 372 viraj yok. Yolun tamamı asfalt ve geniş.
Datça’ya uçakla gitmek isterseniz: Dalaman Havaalanına iniş yapmanız gerekir. Datça-Dalaman Havaalanı arası uzaklık: 160 km. dir. Bodrum Havaalanından, Datça’ya gelirseniz, havaalanından sonra Bodrum üzerinden feribot ile Datça’ya gelebilirsiniz. Yolculuğunuz yaklaşık 2 saat sürer.
Datça-İzmir arası uzaklık: 330 km. dir. Ulaşım zamanı ise, yaklaşık 4 saattir. Datça-İstanbul arası, otobüsler ile 14 saat yolculuk yapılıyor.
Datça-Ankara arası uzaklık: 830 km. ve Datça-Bodrum arası uzaklık ise: 245 km. dir.
GENEL
Doğanın bozulmadığı, cennetten bir yer olup, stres ve üzüntüden uzak bir yaşam isteyenler için, ideal bir yerdir. Ege denizi ile, Akdeniz’i buluşturan 235 km. lik sahil bandında, pırıl pırıl, masmavi, akvaryum niteliğinde, 52 irili-ufaklı koya sahiptir. Büyük yerleşim yerleri ve sanayi tesisleri yoktur.
OKSİJEN
Dünyada, oksijeni en yüksek yerler içinde, ikinci gelmektedir. Bu nedenle: astım ve kalp rahatsızlığı çekenler kişiler için, ideal bir yerdir. Kuzeyden esen sıfır rutubetli rüzgar sayesinde, yaşam çok rahat bir şekilde geçirilir. Tarihi geçmişte de, Datça Yarımadasının, insanları iyileştirdiği rivayet edilmektedir.
Datça
DENİZ
Denizde sörf yapabilir, yüzebilir ve dalabilirsiniz. İlçede: 7 mavi bayraklı plaj bulunmaktadır. Bunlar: Aktur Tatil Sitesi Plajı, Aktur Kamping Plajı, Karaincir Plajı, Hastane Altı Plajı, Billurkent Tatil Sitesi, Periliköşk Plajı.
GÜNEŞ
365 günün, 300 günü güneşli geçmektedir.
DATÇA HURMASI
Bu ağaç tam 65 milyon yıl geçmişten gelen bir tür. Yarımadanın en ücra köşelerinden birinde karşınıza çıkıverir.
EL SANATLARI
Datça’nın en değerli el sanatı: iğne oyasıdır. İğne oyası yapımında kullanılan, has ipeğin istenildiği gibi bükülerek pişirilmesiyle elde edilir.
Bu ipek ipliklerden, iğne ile motifler elde edilir veya büyük eşya örtüleri yapılır. İğne oyası bu örtüleri, Cumartesi günleri kurulan pazar yerinden, butiklerden ve hediyelik eşya satan dükkanlardan satın alabilirsiniz.
Ayrıca: İlçe merkezine, 3-5 km. uzaklıktaki köylerdeki evlerden de satın alabilirsiniz. Evet, Datça’dan ne satın alalım? İğne oyası.
DATÇA’NIN 3 B’Sİ
Datça üç “B” siyle ünlü derler. Balı, bademi ve balığı. Oysa, Datça’nın ününe ün katan bir şey varsa, bu da yolların sapalığı olmuştur.
Halkının: çıkmaz sokak diye tanımladığı, kuzeyini Ege, güneyini Akdeniz almış. Bu kadar bakir ve vahşi bir doğaya sahip olmasını, aslında büyük ölçüde coğrafi sıkıntılara borçlu.
BADEM
Datça bademi, Türkiye’nin en lezzetli bademidir. En kalitelisi: Nurlu, en kolay yeneni, kabukları ince olan Dişli bademdir. Bademin dış kabukları, yeşil ve taze iken yenilenine çağla denir. Datça bademi, günümüzde, dünyanın en iyi bademi olarak kabul edilmekte olup, ikinci sırada Amerikan bademleri gelmektedir.
TARİHİ
Datça’nın binlerce yıl önceye dayanan tarihi, hala araştırılıyor. Oldukça, fazla sayıda arkeolojik kalıntı barındıran yarımada, tarih boyunca önemli uygarlıklara yataklık etmiştir. Bunlardan en önemlisi: Knidos antik kentidir. Yarımadada bulunan, yakın döneme ait 28 kilise kalıntısı, bölgenin aynı zamanda, mistik bir kökene sahip olduğunun kanıtıdır.
Evet, Datça, önce Kayralıların, MÖ.1100 yılından sonra da Dorların egemenliği altında kalmıştır. Dorlar, Hexapolis Birliği altında, 6 şehir kurmuşlar. Bu şehirlerden biri olan, Knidos, Datça Yarımadası üzerine kurulmuş ve birliğin merkezi olmuş.
Pers saldırılarına (MÖ.546) karşı koymak için, Dorlar, Balıkaşıran denilen yerde kanal açarak yarımadayı, ada yapmak istemişlerdir. Ancak, umulduğundan daha sert ve keskin çıkan kayalar, çalışanların el ve yüzlerinde yaralar açınca, tanrıların gazabına uğradıklarına inanarak vazgeçmişlerdir. Persler dostça karşılanmışlar. Perslerden sonra, Datça Yarımadası, Atinalıların, Romalıların ve 1282 yılında Germiyanoğullarından Menteşe Bey’in yönetimine geçmiştir.
Datça: 1390 yılında, Yıldırım Beyazıt tarafından, Osmanlı İmparatorluğuna katılmış, Sultan Reşat zamanında, adı Reşadiye olarak değiştirilmiştir. Cumhuriyet döneminde ise, Datça adını almıştır.
Datça KnidosKnidos
KNİDOS
Yarımadanın ucunda bulunuyor. Tarihçi Diyotoros: Knidos’ta yaşayanların, Teselya’dan gelen göçmenler olduğunu ileri sürüyor. Burada yapılan kazılarda: yöredeki yerleşimin başlangıcının, MÖ.7’nci yüzyıla tarihlendiğini açığa çıkarmıştır.
Knidos’lular, MÖ.4’ncü yüzyılın ortalarına kadar Datça’nın kuzey doğusundaki yarımadada yaşamışlar, sonra da bugünkü yere yerleşmişlerdir.
Heredot’a göre: Sparta’lılar, Knidos’u, bir koloni kenti olarak kurmuşlar. Zamanla, güçlü bir konuma gelen Knidos, komşu kentleri: Lindos, Kamiros, Italyysos, Kos, Halikarnasos ve Delos ile birlikte Dor Hexapolisini oluşturmuşlardır.
Fenikeliler ile denizcilikte yarışacak kadar ilerlemişlerdir. Bunun sonucu olarak da: Lipori’de, kendine ait bir koloni, Miletos’un Nil deltasındaki koloni kenti Naukratis’de de: imalathane kurmuşlardır.
Knidoslular, gün geçtikçe genişleme politikası güden Lydialılara karşı, bir önlem olarak, Yarımadayı karadan ayıracak kanalın yapımına başlarlar. Ancak; MÖ.546 yılındaki Pers saldırısı nedeniyle tamamlayamazlar. Persler; Knidos’a zarar vermezler.
MÖ.540 yılında, diğer İon kentleriyle birlikte, Delphi’de bir hazine binası yaptırırlar. Bu yüzyılda Knidos, şarap ihraç eden önemli bir ticaret merkezi konumuna gelmiştir.
İskender’e boyun eğmişler, bundan sonraki dönemlerde de, Knidos’un ismi tarihte pek geçmemiştir. Roma İmparatorluğu ile Seleukos Kralı III. Antiokhos arasındaki savaşta, Roma’nın tarafını tutmuş, bu nedenle de Bergama Krallığına katılmıştır.
Bizans döneminde, sönük bir yerleşim olarak varlığını sürdürür. Bir süre piskoposluk merkezi olur, MS.7’nci yüzyılda tamamen terk edilir.
Bir zamanlar: Kansas City’de yaşayan bir genç: karikatür çizmektedir. Ancak, bu genç adam, gazete gazete dolaşıp, çizdiği karikatürleri pazarlamak istemektedir.
Ama, bütün gazete sahipleri: ona, karikatüre yetenekli olmadığını ve başka şeylerle uğraşması gerektiğini söylerler. Ancak, karikatür, bu genç insanın hayatının en önemli bölümü, hatta rüyasıdır.
Sonunda: mahalli kiliselerden birinin rahibi: bu genç adamı, kilisenin faaliyetlerinin resimlerini çizmesi için işe alır. Ama, genç adamın, bir stüdyoya ihtiyacı bulunmaktadır. Hem resim çizebileceği ve hem de uyuyabileceği bir stüdyo.
Kilisenin garajı, tam bu iş için uygundur. Ama fareler tarafından istila edilmiş bu garaj, her ne kadar olumsuz koşullar yaratsa da, genç adam burada çalışmaya başlar ve birlikte günlerini geçirdiği o farelerden biri, zamanla: genç adam ile birlikte, dünya çapında şöhrete ulaşır.
Dünyanın her tarafında tanınan bu fare “Mickey Mause” ve bu muhteşem objeyi yaratan genç adam ise “Walt Disney” dir.
Wald Disney ardılları: takip eden süreçte, dünyanın çeşitli yerlerinde “Disneyland” adı altında, Disney kahramanlarının canlandırıldığı büyük eğlence parkları kurmaya başlarlar. Bu parkların günümüzde önde gelenleri: burada yani California bölgesindeki, sonra “Euro Disneyland” olarak bilinen Fransa-Paris şehrindeki ve daha sonra Japonya ve Hong Hong ülkelerinde kurulmuştur.
Hatta: bir ara, ülkemizde de, özellikle “Ankara” da kurulması gündeme gelmiş, ancak bunlar bir hayalden öteye geçememiştir.
Biz gelelim: Disneyland’a:
Evet, gittiğinizde göreceğiniz üzere, buranın kapısında “Here you leave today and enter the world of yesterday, tomorrow and fantasy” yazıyor yani “çocukluğuna geri dönmek” işte, buranın simgesi bu. Bunu yaşamak istiyorsanız, burayı ziyaret etmeli ve buradaki hayatı yaşamalısınız.
Ama, buraya gitmeden önce, şunu unutmayın: burada uzun kuyruklar ve dakikalar-saatler süren sıra beklemek zorunda kalacaksınız ve bunu peşinen kabullenin ki, zevk alın, geziniz ızdırap haline gelmesin.
Amerika Los Angeles Disneyland
GENEL
Los Angeles şehir merkezinin 44 km. güneydoğusunda, Santa Ana Freeway üzerindedir.
Bu merkez: 1955 yılından bu yana: Wald Disney ve ardılları tarafından, filmlere cesaret veren fantezilerin, bütün zevklerini yaşatmaktadır.
Evet: dünyanın en büyük eğlence parkı ve önemli bir turizm merkezi olan bu park alanında, sinema teknikleri ve gelişmiş teknoloji ürünleri kullanılmaktadır.
Amerika Los Angeles Disneyland
GEZİ
Disneyland kompleksi için: 1,2 veya 3 günlük passholder satın alabilirsiniz. Hatta: haritaları içeren bir broşür alın.
Passholder
Disneyland Tema parklarında, büyülü bir deneyim için ziyaretçilere esneklik sağlamaktadır. Ayrıca: değerli indirimler, olağanüstü teklifler ve özel etkinliklere katılmanızı sağlar. Bunlar: yıllık olarak satılmaktadırlar.
Biletler
3 yaş altı çocuklar ücretsizdir.
10 yaş üzerindeki herkes, yetişkin olarak kabul edilir ve bu şekilde bilet ücretine tabidir.
Main Street yani “Ana cadde” den başlayın. Zaten, burası park girişidir. Bu cadde üzerinde yürüyün.
MAİN STREET
Burada bulunan bütün ev ve mağazalar: gerçeğinden dörtte üç oranında daha küçüktür. Çünkü: dış dünyanın gerçeklerinden kaçmak için; her şey, gerçek boyutundan daha küçük yapılmıştır. Burada, özellikle, her türlü Disney hatıra eşyaları dolu olan “Viktoria” mağazasını ziyaret etmeyi unutmayın.
Ancak, bu mağazalarda fazla oyalanmayın.
Amerika Los Angeles Disneyland
Disney Galeri
Burada, Disneyland ile ilgili objelerin satışı yapılmaktadır. Ayrıca: Paris-Disneyland’ının bir modeli bulunmaktadır.
Amerika Los Angeles Disneyland
Disneyland Railroad
Bu bir mini trendir. Parkın çevresini gezmek istiyorsanız, bu otantik ve buharlı treni denemelisiniz. Trenin durakları: New Orleans meydanı, Mickey Toontown ve Tomorrowland ve Main Street bölgesindedir.
1.2 kilometrelik hatta, güzel bir yolculuk yapabilirsiniz ki, bence mutlaka deneyin. Tüm yolculuk, yaklaşık 20 dakika sürüyor. Ama, herhangi bir durakta da inebilirsiniz.
İtfaiye Arabası
Bu sirenli bir erken dönem yangın motorlu arabanın Disneyland versiyonudur. Konuklar, bu araba ile bir yolculuk yapabilmektedirler.
Horse Drawn Tramvay
Bu, at tarafından çekilen bir tramvaydır ve Main Street üzerinde bulunur. Atlar, günde 4 saat çalıştırılmaktadırlar.
Omnibu
Bu çift katlı bir otobüstür.
Amerika Los Angeles Disneyland
Disneyland Hikayesi
Burada, orijinal haritalar, resimler, videolar ve hatıra objeler bulunmaktadır ve Disneyland ile ilgili nostaljik bir alan yaratılmıştır.
Amerika Los Angeles Disneyland
Bayrak Retreat Töreni
Disneyland bölgesinde, her öğleden sonra, bayrak büyük bir törenle aşağıya alınır. Disneyland bandosu, bu sırada vatanseverlik şarkıları çalar ve aşağıya çekilen bayrak katlanarak toplanır.
Karakter Selamlama
Ziyaretçiler, Disneyland’a geldiklerinde, Mad Hatter Mağazası ve City Hall tarafında, Disney karakterleri tarafından selamlanırlar.
Buradaki mağazalar
Müzik Şirketi: burada, Disney müziğiyle ilgili cd, video ve ses kasetleri satılıyor.
Şeker Sarayı: burada, taze yapılan şekerlemeler satılmaktadır.
Çin klozet: Disney seramik hediyelikleri satılır.
Kristal Sanat: Disney karakterlerine ait, kristal koleksiyon ürünleri satılıyor.
Disney Vitrin: Tüm aile için Disney giyim eşyaları satılıyor.
Emporium: Disneyland bölgesinin en büyük hediyelik eşya dükkanıdır.
Yeni Yüzyıl Takı: burada, Disney takıları satılıyor.
Mad Hatter: Disney şapkaları satılıyor.
Amerika Los Angeles Disneyland
FANTASYLAND
Burada: Disney hikayelerinin kahramanları ve kötü adamlar ile karşılaşacaksınız. Bu kahramanlar arasında: Kar Beyaz, Uyuyan Güzel ve Külkedisi var. Ayrıca: Londra üzerinde uçan “Peter Pan” ve “çay bardağı” yine, görebileceğiniz Disney kahramanlarıdır.
Evet, bu büyüleyici arazi, ünlü çocukluk hikayelerinin sihir ve mucizelerini yaşatıyor. Unutulmaz karakterler ve çarpıcı mimari, sizleri mutlaka etkileyecektir.
Amerika Los Angeles Disneyland
Alice in Wonderland
1958 yılında açılmıştır. Burada bir tırtıl (strollers yani raylar üzerinde yürüyen tren) var ve bunun ile, Alice ile gemiye tırmanın. Yol boyunca: bazı ünlü karakterler ile buluşacaksınız.
Amerika Los Angeles Disneyland
Bibbidi Bobbidi Boutique
2009 yılında açılmıştır. Burası, bu küçük prenses için gerçek bir rüya kalesidir. Burada, bir prenses kostümü için gerek duyulan her şey bulup satın almak mümkündür. Özellikle kız çocukları için muhteşem keyifli bir yer.
Elbette, yanınızda cüzdanınızı götürmeniz gerekiyor. Satılanlar arasında küçük bir örnek vermek gerekirse: saç modeli, ışıltılı makyaj, prenses kanat, prenses kese ve mücevherlerinden oluşan bir paket: 45 dolara satılmaktadır.
Amerika Los Angeles Disneyland
Casey Jr Circus Train
1955 yılında açılmıştır. Bu küçük tren, tepelik bir alanda dolaşmaktadır. Ziyaretçiler, farklı sirk arabalarına binebiliyorlar.
Amerika Los Angeles Disneyland
Dumbo Uçan Fil
1955 yılında açılmıştır. Bir su havuzunun bulunduğu yerden yönetilen uçuş ile, binilen fil maketleri, havada uçmaktadırlar. Fantasyland üstünde uçmak mümkün oluyor.
Amerika Los Angeles Disneyland
Küçük bir dünya
1966 yılında açılmıştır.
Buradaki binaların cepheleri: pastel renklerle boyanmıştır. Burada: dünyanın dört bir yanından gelen yerli kostümleri ve stilize hayvan şekline bürünmüş bebekler göreceksiniz. Bu bebekler: ses-animatronik düzen sahibidirler.
Amerika Los Angeles Disneyland
Kral Arthur Carrousel
1955 yılında açılmış bir atlı karıncadır.
Burada, dünyanın en büyük atlıkarınca yolculuğu yapılır. Binilen objelerin hiçbiri, birbirinin aynısı değildir. 72 beyaz parlak boyalı at objesi: el işi ile Almanya’da yapılmış ve Amerika’ya sevk edilmiştir.
Dönü sırasında, atların tümü, yukarı ve aşağıya hareket ederler.
Amerika Los Angeles Disneyland
Mad Tea Party
1955 yılında açılmıştır. Bu çay fincanlarına bindiğinizde: gemiye tırmanılmakta ve bu sırada fırıl fırıl dönmektedirler. Ziyaretçiler, fincan içindeki tekerleği döndürerek, ekstra dönü sağlayabilirler. Bu yolculuk, özellikle geceleri çok eğlencelidir.
Matterhorn Bobsleds
1959 yılında açılmıştır.
Bu yüksek bir rollercoster’dir. Araç: raylar üzerinde, buz sarkıtları ve sis içinde ilerlemektedir. Özellikle, İsviçre dağ konumları canlandırılmıştır. Buna binmek için, çeşitli şartlar var. 3 yaşından küçük çocuklar ve çeşitli rahatsızlıkları olanların binmesine izin verilmiyor.
Amerika Los Angeles Disneyland
Bay Kurbağa Wild Ride
Gel ve Toad Hall ile, Londra şehir sokaklarında bir yolculuk yapılıyor. Bu yolculuk sırasında, kızgın bir yargıç, sizi yani ziyaretçiyi karşılıyor.
Amerika Los Angeles Disneyland
Peter Pan
1955 yılında açılmıştır. Korsan gemisi: Londra sokaklarında uçar. Gemi şeklindeki oyuncaklara biniliyor.
Amerika Los Angeles Disneyland
Pinokyo Daring Yolculuğu
1983 yılında açılmış bu bölümde: Pinokyo’yu izlemek mümkündür.
Sleeping Beauty Castle
Burası: Disneyland’ın odak noktasını oluşturur. Kalenin kulelerinin yüksekliği, hendek üzerinden 77 feet’tir. Kalenin tasarımında: Almanya Neuscwanstein bölgesindeki Kral II. Ludwing kraliyet kalesinden etkilenilmiştir.
Amerika Los Angeles Disneyland
Snow White Scary Adventures
1955 yılında açılmıştır. Burada: Ride ve güzel prenses Snow White hikayesini yeniden yaşamak mümkündür. Bu, gayet yavaş bir yolculuk olmasına rağmen, özellikle Wicked kraliçesinin bulunduğu sahneler, küçük çocuklar için korkutucu olabilmektedir, bu konuda dikkat etmelisiniz.
Storybook Land Canal
Burada bulunan teknelere binerek, bir kanal boyunca, Disney sinema klasiklerinin minyatür kopyaları ile bir yolculuk yapabilirsiniz. Teknelerin her biri, ayrı Disney karakterini almıştır.
Amerika Los Angeles Disneyland
TOMORROWLAND
Burada: yenilikler ve keşiflerle ilgili objeleri göreceksiniz. Burası: sürekli yenilenmekte ve teknolojik gelişmenin hızını yakalamaktadır. Buradaki geziler: bir denizaltıyı, baş döndürücü bir uzay dağını, Yıldız turlarını ve toplu taşımacılıkta yaşanan son gelişmeleri ziyaretçilere yaşatmaktadır.
Amerika Los Angeles Disneyland
Astro Orbitor
Burası, havada uçan oyuncakların olduğu bir yerdir.
Amerika Los Angeles Disneyland
Autopia
2 km uzunluğundaki bu yarış pistinde, Autopia ile kendi yarışınızı yapabilirsiniz. Her araç, rehber eşliğinde sürülür. Ziyaretçi, yalnızca aracın hızını kontrol edebilir.
Amerika Los Angeles Disneyland
Captain EO
Burası, bir 3D film gösterim merkezidir.
Amerika Los Angeles Disneyland
Monoray
2.5 mil uzunluğundaki bir yolda: ziyaretçiler, monoray sistemiyle taşınırlar.
Amerika Los Angeles Disneyland
Nemo Denizaltı
Bu bir denizaltıdır ve bu denizaltıya binerek, Nemo ve arkadaşlarının sualtı dünyasını ziyaret edebilirsiniz.
Space Mountain
Bu bir uzay aracı olarak tasarlanmış oyuncaktır. Ancak, aydınlatma teknolojileri sayesinde, yolculuk sırasında göktaşları ve yıldızlar beliriyor ve kendinizi uzayda seyahat ettiğiniz duygusuna kaptırıyorsunuz. Evet, Disneyland’ın en popüler yolculuklarından biri olan bu heyecanı mutlaka yaşayın. Her ne kadar buna binmek için, muhtemelen 3 saat kadar beklemeniz gerekse de, inanın değecektir.
Amerika Los Angeles Disneyland
NEW ORLEANS KARE
Burası, bir Fransız mahallesidir. Mahallede: perili köşk ve Karayip korsanlarını göreceksiniz. Hazine ve doğaüstü sırlar, şemsiye ve korsan bağırışları duyacaksınız.
Amerika Los Angeles Disneyland
Haunted Mansion
Burası bir binadır. Burada: perili tablolar, büstlerle süslü bir koridor var. Bir hareketli platform üzerinde yürüyerek, hayaletler ve hortlaklar bulunan bir yolculuk yapıyorsunuz. Ancak, çocuklar bu yolculuktan ürkebilirler, çocuklu aileler dikkat.
Amerika Los Angeles Disneyland
Karayip Korsanları
Burada, yavaş hareket eden bir tekne yolculuğu yapılıyor. Ziyaretçiler, sesli animasyon eşliğinde, bir korsan teknesiyle seyahat ediyorlar. Korsanların bir İspanyol teknesini yağmalaması izleniyor.
Amerika Los Angeles Disneyland
ADVENTURELAND
Burada: heyecan ve entrika dolu heyecanlı ve cesur bir yolculuk sizi bekliyor. Indiana Jones maceralarının yaşandığı, kayıt bir tapınak alanına gireceksiniz.
Karanlık ormanlarda, Jungle Cruise heyecanına ortak olacaksınız. Eğer cesaretinize güveniyorsanız, bu gizemli keşif yolculuklarına katılmanızı öneririm.
Evet, burada ilginç bir tekne gezisi yapacaksınız. Ama, bu tekne gezisinde, Asya, Afrika ve Güney Pasifik yöreleri, plastik kaplanlar ve timsahlar ve yapma ağaç dallarının arasında dolaşacaksınız.
Bu yolculuk sırasında biraz dinlenmek isterseniz: “Tiki Juice Bar” a uğrayın ve serinletici ananas suyu için. Eğer bir şeyler yemek isterseniz, bu kez “Bengal Barbeque” denilen yerde oturun ve “tavuk, sığır eti ve sebze kebaplarından” oluşan menüden bir şeyler seçebilirsiniz.
Evet, bu bölgedeki etkinlikleri tek tek inceleyelim:
Amerika Los Angeles Disneyland
Enchanted Tiki Room
Burası, 1963 yılında açılmıştır. Burada, Disney’in ilk ses animatronic performansı sunulmaktadır. Kuşlar, çiçeklerin sesleri, fantezi müzik senfonisi olarak sunulur. Bunun yanında, ani bir tropikal fırtına çıkar. Evet, buradaki gösteriler, her saat, 20 dakika sürmektedir.
Indiana Jones Tapınağı
1995 yılında açılmıştır. Burada, İndiana Jones’in izinden giderek, bir araba ile, ormanlarda tapınak aranır. Ama, bu arama sırasında, Mara laneti görülür ve korkunç bir kaderle karşılaşılır. Yolculuğun sırasında: lav yanan havuzların bulunduğu bir köprüden geçecek ve büyük ve yuvarlanan bir kayanın üstünden atlayacaksın.
Jungle Cruise
İlk olarak 1962 yılında açılmış, 1994 yılında çeşitli ilaveler yapılmıştır. Bu gezi bir tekneyle yapılır. Tekne ormanın içinde ilerlemektedir. Amazon ve Kongo suaygırları dolu nehir suları ve yağmur ormanları. Bu yolculuk, özellikle geceleri çok eğlencelidir.
Tarzan Treehouse
Burası, 1999 yılında açılmıştır. Tarzan efsanesini yaşarken, Disney film karakterlerinin bulunduğu “Treetop ev” ile karşılaşacaksınız. Tarzan ve Jane’in yaşadığı ağaç ev, 40 metre uzunluğa kadar uzanır ve 80 metre boyundadır. Evin bulunduğu ağaç: 300.000 den fazla yapay yaprak ve 50.000 çiçek içermektedir.
Bu bölgedeki mağazalar
Buradaki mağazaların başında: Alaaddin ve Aslan kral hatıra eşyaları, peluş hayvanlar ve giyim ürünleri satılmaktadır. Bu giyim ürünleri: İndiana Jones ve Hawaiian gömlek, tropikal giysiler ve güneş kremleridir.
Amerika Los Angeles Disneyland
CRİTTER ÜLKE
Burada, demiryolları ve şelalelerin muhteşem gürültüsü arasında Splash dağını gezeceksiniz. Bu gezinizde, en sevilen yaratıklar ile, Winnie the Pooh’un maceralarını izleyeceksiniz. Ayrıca: iriyarı ayılar ve tavşanları göreceksiniz.
Burası: Disneyland’ın en sessiz bölümlerindendir. Güneşli bir günde, gölge bulmak isterseniz, burayı tercih etmelisiniz.
Winnie the Pooh
2003 yılında açılmıştır. Burada: Pooh ve Winnie katılabilirsiniz. Bu keyifli yolculuk boyunca: özellikle yeni arkadaşlar bulacaksınız.
Davy Crockett Explorer Kanolar
İlk olarak 1956 yılında açılan bu bölüm, daha sonra yenilenerek, 1971 yılında yeniden açılmıştır. Bu kanolar ile, nehir üzerinde: Tom Sawyer adası çevresinde, kürek çekerek yolculuk yapılmaktadır. Yalnızca gündüz saatlerinde açık olan bu etkinlik, uzman rehberler aracılığı ile yürütülmektedir.
Splash Mountain
Bu bölüm: 1989 yılında açılmıştır.
Buraya yapılan yolculuk sırasında: ses ve animatronik figürler eşlik etmektedirler. Yolculuk masumca başlar. Yeni bir ev aramak için başlayan yolculukta, Rabbit hikayeleri yolculuğu hareketlendirir. Ancak: unutmamak gerekir ki, entrikacı Fox ve bumbling ayı onu, kovalamaktadır.
Siz yani ziyaretçi farkına varmadan; sulu bir final geziyi noktalandırır. Son inişte, fotoğrafınız çekilmektedir ve bu fotoğrafı daha sonra satın alabiliyorsunuz. Evet, unutmayın bu yolculuk ıslak olarak tamamlanıyor. Islanmak istemiyorsanız, arkalarda bir koltuk istemelisiniz.
Mağazalar
Bu bölümdeki mağazalarda: Briar Patch peluş karakterleri, Pooh Corner ve Splash Mountain resimleri bulup satın alabilirsiniz.
MİCKEY TOONTOWN
Burası: değişik mimarisi ve heykellerle dolu, minyatür bir metropoldür. Mickey ve Minnie ve diğer Disney kahramanlarının şirin evlerini göreceksiniz.
FRONTİERLAND
Eski batının kahramanları, burada sizi karşılayacaklardır. Big Thender Mauntain demiryolu üzerinde ilerleyeceksiniz. Tom Sawyer Adası maceralarına şahit olacaksınız.
Burada yaşayacağınız demiryolu gezinizde: eski batının ilk yerleşim yeri olan “Frontierland” bölgesine kadar gideceksiniz. Ancak bu gezinizde de: yerliler ve vahşi hayvanlarla karşılaşabilirsiniz. Hatta: bu gezinizde: kulübesi yanan ve bir yerli oku ile öldürülmüş göçmenin, yerde yatan balmumu heykelini görüp ürkebilirsiniz.
Yelkenli Gemi Columbia
1958 yılında açılmıştır. Amerika Birleşik Devletlerinde inşa edilen, ilk üç direkli yelkenli gemi modelidir. Bu gemi modeli ile, Tom Sawyer Adası çevresinde bir cruise turu yaşayacaksınız. Ayrıca: geminin mutfak ve güvertesini ziyaret edebilirsiniz.
Amerika Los Angeles Disneyland
Big Thunder Mountain Demiryolu
1979 yılında açılmıştır. Roller coaster’a binerek, zaman içinde geri bir yolculuk yapıyorsunuz. Bu yolculuk sırasında: bir altın madenciliği kasabasına gidiyorsunuz. Tren ilerlerken: bindiğiniz açık vagonda, tünel ve mağaralarda ve virajlarda sıkı tutunmanız gerektiğini unutmayın. Hatta: bu yolculuk sırasında, heyelanlar, depremler ve yarasa saldırıları yaşayacaksınız. Bu yolculuk ,özellikle geceleri çok eğlencelidir.
Big Thunder Ranch
Burası, zamanı geri götüreceğiniz bir batı vahasıdır. Burada: küçük çocukların favori alanlarından biri bulunur ve bu alanda: keçi, koyun, inek, eşek ve at bulunur. Çocuklara, hayvanların bakımı ile ilgili bilgiler verilir. Noel zamanında, burada ren geyiği bulunan kızağı ile Noel Baba gösterisi düzenlenmektedir.
Frontierland Shootin Exposition
Burada, lazer silahları ile atış yapılan bir poligon bulunmaktadır.
Amerika Los Angeles Disneyland
Mark Twain Riverboat
Bu buhar gücüyle çalışan tekerlekli çarkı olan bir teknedir. Tom Sawyer adası çevresinde, bir cruise turu yapılmaktadır. Rahatlatıcı bu yolculuğu denemelisiniz.
Tom Sawyer Adası Rafts
Bunlar otantik görünümlü sallardır ve Tom Sawyer adasına ulaşım sağlanmaktadır.
Amerika Los Angeles Disneyland
Tom Sawyer Adası Korsanları Lair
Tom Sawyer adası, korsanlar için bir cennettir. Adanın mağaralarını ziyaret edebilirsiniz. Ziyaretçiler bu mağaralarda hazine aramak için gidebiliyorlar ama dikkat, ganimet almak için bekleyen canlı korsanlar sizi karşılamaktalar, korkmayın.
Macaristan Budapeşte Tuna nehri ve köprüler; Tuna nehri; Almanya’nın güneyinden doğuyor ve Karadeniz’e dökülüyor.
Uzunluğu: 2779 km. Toplam: 10 ülkenin sınırları içinden geçiyor.
Nehir taşımacılığına çok uygundur. Hollanda’dan Ren nehrinden başlayan seyahat kanalları geçişleri ile, Tuna üzerinden Karadeniz’e kadar seyahat ediliyor.
Yazın buharlaşma ve kuraklık arttığında, suları azalır. Kışın ve ilkbaharda ise suyu fazlalaşır. Nehir yatağından çevreye yayılır.
Bu durumda, bir deniz görüntüsü alır. Nehrin ortalama genişliği: 400-500 metre olmasına rağmen, bazı yerlerde, 1200 metreye ulaşır.
Macaristan Budapeşte Tuna nehri ve köprüler
Tuna nehri üzerinde: Budapeşte şehrinde, üç tane ada bulunuyor. Bunlar: Tuna nehrinin en büyük adası: Csepel-sziget (Csepel adası), Hajoyari-sziget ve Lupa-sziget adalarıdır.
Tuna nehri konusunda burada size bazı bilgiler vermek istiyorum. Hani, bir türkü var, “Tuna nehri akmam diyor” şeklinde dizeleri olan. Burada elbette Tuna nehri akıyor, ama uzaktan baktığınızda, nehrin aktığını fark edemiyorsunuz, Tuna’nın bu güzel şehri terk etmek istemediğini düşünüyorsunuz bir an.
Diğer konu
Mavi Tuna. Evet, Tuna nehrine baktığınızda, mavi renk görmek mümkün değil, alenen kahverengimsi bir rengi var. Bunu Macarlara sorduğunuzda, çok ilginç bir yanıt veriyorlar. Macarlar diyorlar ki “Tuna nehri, yalnızca aşık olanlara mavi görünür”
Yanınızda, eşiniz, sevgiliniz varsa, buyurun bu cevabı değerlendirin, siz Tuna nehrini mavi görmüyorsanız, demek ki aşık değilsiniz, yanınızdakine bunu nasıl izah edeceksiniz.
İşte böyle, Tuna nehri. Bu nehir üzerinde, 9 tane köprü var. Bunlardan: 7 tanesi trafiğe açık. Diğer 2 tanesi ise kapalı.
Bu köprülerden en ünlüsü: Lanc Hid yani Zincirli köprüdür. Bir diğer adı: Aslanlı köprü. Bu köprüde bazen, özellikle Cumartesi akşamları, trafiğe kapatılıyor.
Macaristan Budapeşte Tuna nehri ve köprüler Szecsenyi Lanchid
SZECSENYİ LANCHİD (ZİNCİRLİ KÖPRÜ)
Köprü: şehrin ilk köprüsü. Aslanlı köprü de deniliyor. Zincir köprü ismini ise: birer gerdanlığı andıran asma zincirlerinden alıyor. Uzunluğu: 380 metre. Genişliği ise; 16 metre.
Macaristan Budapeşte Tuna nehri ve köprüler
1839-1849 yılları arasında yapılmıştır. Ancak: Tuna nehri üzerindeki tüm köprüler gibi, bu köprü de, II. Dünya Savaşı sonrasında yıkılmış, ancak 1949 yılında, eski planlarına sadık bir şekilde tekrar inşa edilmiştir.
Macaristan Budapeşte Tuna nehri ve köprüler
Buda tarafına geçen, en eski ve en ünlü köprü, zincirli köprüdür. Buda kalesinin üzerinde bulunduğu tepenin (Varhegy) altında biter. Köprü, yaz döneminde hafta sonlarında trafiğe kapatılır ve çevresinde etkinlikler düzenlenir.
Macaristan Budapeşte Tuna nehri ve köprüler
İki başında da, her bir ayağın üzerinde, aslan heykelleri var. Peşte yakasında: günümüzde “Four Seasons Hotel” olarak hizmet veren “Gresham Sarayı”na, Buda yakasında da, tepeden aşağı mağrur bakan “Kraliyet Sarayı”na açılıyor.
Gündüz hantal bir görüntü verse de, gece karanlık olup ta ışıklandırıldığında muhteşem bir manzara ortaya çıkıyor. Bu yüzden: şehri tanıdan tüm broşürlerde, bu köprünün gece ışıklandırılmış görüntüsünün resmi kullanılıyor.
Köprü ilk yapıldığında
Mimarı İngiliz William Clark : eğer köprü bittiğinde bir hata olursa, kendini öldüreceğini söyler. Bu sözünün ağırlığı ile, köprüyü hatasız yapmaya gayret eder. Gün gelir, köprü biter ve tüm halk tarafından incelendiğinde, köprüde hiçbir mimari ve statik hata bulunmaz.
Ancak, bir çocuk, en büyük hatayı, daha doğrusu eksikliği görür ve kendi üslubu ile söyler. Aslan heykellerini yapan bir heykeltıraş, aslanların dillerini yapmayı unutmuş. Köprüyü süsleyen aslanların dili yoktur.
Çocuk, aslanların dillerini yutup yutmadıklarını sorar. Bunun üzerine, aslan heykellerinin dillerinin bulunmadığı görülür ve bunun üzerine, köprüyü yapan mimarın sözlerini hatırlayan heykeltıraş, Tuna nehrine atlayarak, intihar eder.
Bu köprü: bazen, araç trafiğine kapatılıyor. (benim zamanımda, Cumartesi günü akşamı idi) Bu akşamlarda, köprünün üzeri panayır yeri gibi oluyor. Köprünün iki tarafından konserler, köprü üzerinde yiyecek-içecek ve hediyelik eşya satıcıları doluşuyor. Caddenin kenarına konulan masalara oturup bir şeyler yiyip içebiliyorsunuz. Bu da size yorgunluğunuzu unutturacaktır.
Macaristan Budapeşte Tuna nehri ve köprüler Liberty Bridge
LİBERTY BRİDGE
1894 yılında inşa edilmiştir. 1896 yılında, İmparator Franz Joseph tarafından açılmıştır. Köprünün inşaatı: çelik bir kemer kombinasyonudur. Asma köprü gibi görünür.
Macaristan Budapeşte Tuna nehri ve köprüler Petöfi Köprüsü
PETÖFİ KÖPRÜSÜ
Köprü: ismini: ünlü Macar Şairi ve İhtilalcisi Sandor Petöfi’den almıştır. 1933 yılında yapımına başlanan köprü 1937 tarihinde bitirilmiştir. Ancak, şehirdeki diğer köprüler gibi, bu köprüde, II. Dünya Savaşı sonunda, Alman askerleri tarafından, geri çekilirken bombalanarak imha edildi.
Bunun üzerine, Sovyet ordusu, buraya geçici bir köprü kurdu. Daha sonra ise, 1950-1952 yılları arasında, köprü yeniden inşa edildi. Köprünün yeni açılışı: 1952 yılına rastlar.
Macaristan Budapeşte Tuna nehri ve köprüler
Köprünün Buda tarafındaki ayağına kurulmuş “Zöld”: Avrupa’nın önde gelen açık hava diskolarındandır. Burada: her gece canlı pop, rock ve elektronik müzik dinleyebilirsiniz. Ancak, yaz aylarında açık.
Burada, 2 katlı bir dans pisti de var. Köprünün yine Buda tarafında, Cafe Del Rio isimli bir eğlence mekanı var. Burası da, genç ve kalabalık ziyaretçileri buraya çeker. Dans, içki, yemek sunuluyor. Her gece, binlerce insan kulübe geliyor.
Buranın müşterilerinin çoğu üniversite öğrencileridir. Çünkü: köprünün Goldman György ter denilen ayağında: Budapeşte Teknoloji ve Ekonomi Üniversitesi kampüsü var. Uzunluğu: 514 metre ve genişliği ise: 25.6 metredir.
Macaristan Budapeşte Tuna nehri ve köprüler Elizabet Köprüsü
ELIZABET KÖPRÜSÜ
1897-1903 yılları arasında yapılmış. Tamamlandığında, dünyanın en uzun asma köprüsü imiş. Adını: İmparator Franz Joseph’in eşi Macaristan’ın kraliçesi Elizabeth’den almış. Çok sevilen bu kraliçe, trajik şekilde suikaste kurban gitmiş. Köprünün, Buda tarafındaki küçük bir bahçenin ortasında kraliçenin bronz heykeli bulunuyor.
Macaristan Budapeşte Tuna nehri ve köprüler
II. Dünya Savaşında, diğer köprüler gibi yıkılmış ve 1964 yılında yeniden inşa edilmiş. Sonuçta: Budapeşte’nin en yeni ve en zarif köprüsü olarak öne çıkıyor.
Tuna nehrinin en dar kısmında yapılmış.
Uzunluğu: 290 metre. Bu köprünün özel aydınlatması: ünlü Japon aydınlatma tasarımcısı Motoko İshii tarafından yapılmış, maliyetler ise Japonya tarafından karşılanmıştır.
Kar beyaz rengi nedeniyle, Budapeşte’nin en zarif köprüsü olarak biliniyor.
Macaristan Budapeşte Tuna nehri ve köprüler Margitsziget Adası
MARGİTSZİGET ADASI (MAGRİT ADASI)
Peşte yakasından, Magrit köprüsü ile karaya bağlanan bir ada konumunda. Magrit ve Arpad köprüleri arasında kalıyor. Yürüyerek, 20 dakikada gitmek mümkün. Tuna nehrinin kenarındadır.
Günümüzde, burada, bir spor tesisi, ilköğretim okulu, olimpik yüzme havuzu, bol sinek üremesine neden olan nilüfer çiçekleri ile bezeli Japon bahçesi ve otel bulunuyor. Bu otel: Grand Danibius Oteli. Bütçesi uygun olanların kalması için, şiddetle tavsiye ederim.
Tüm bunların yanında: bir de yüksek su kulesi var. Bu kule: 1911 yılında yapılmış ve UNESCO tarafından koruma altına alınmış.
Adanın bir bölümünde: gezinmek için ilginç bir araç var. Carriage, bringo coach denilen Açıkhava, araba modeli bir tür bisiklet. Newyork, Central Park’daki gezinti bisikletleri gibi.
Halka açık bir ada. Uzunluğu: 2.5 km. Ada boyunca: bisiklet kiralayıp, bir gezinti yapabilirsiniz. Bu adada: bol ağaçlı bir park var. Yeşillikler içinde bir yer. Burada: hafta sonları piknik yapılabiliyor.
Macar halkı spor yapmaya düşkün. Özellikle parklarda, koşu yapan insanlar göreceksiniz. Magrit adasının koşu parkutu: 5 km. uzunluğunda.
Budapeşte’de bulunduğunuz dönem
Yaz mevsimi ise: adanın ortasındaki devasa havuza girebilirsiniz. Şehir halkı, burada havuz kenarında güneşleniyor. Sere serpe çimlere uzanıyorlar, güneşleniyorlar.
Hatta: sonbahar mevsiminde ; adada, meşhur Sziget Müzik Festivaline gidebilirsiniz. Evet, bu adada, her yıl, Doğu Avrupa’nın en büyük rock-elektronik müzik festivallerinden biri düzenleniyormuş.
Ada hakkında bir söylenti var. “ Kral IV.Bela, ülkesinin işgal edilmesinden usanmış ve işgal biterse, ilk doğan çocuğunu, bu adada bir manastır yaptırarak din işlerine adayacağına dair, kendi kendine söz verir.
Ülkesi işgalden kurtulduğunda, kralın, Margit isimli bir kızı olur. Ve söz verdiği gibi, manastır yaptırıp, kızını buraya kapatır.
Ancak: Margit, çok genç yaşta, bu manastırda ölür. O günden sonra: adanın ismi Margit adası olarak anılmaya başlanır. Sonraki yıllarda: Osmanlı işgali sırasında, buradaki manastır yıkılır.