İspanya Toledo

İspanya Toledo

Toledo, tarihi ve turistik anlamda, İspanyanın en önemli şehirlerinin başında gelmektedir.

Dünyanın en büyük ortaçağ şehirlerinden olduğu için, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Don Kişot’un yaratıcısı ünlü yazar Servantes: Toledo şehrinde doğmuştur.

Aynı zamanda, şehir, üç büyük dinin bir arada ve barışçıl bir şekilde yaşadığı bir yer. Büyük İspanyol krallığına uzun süre başkentlik yapmıştır. Ortaçağdaki hali, günümüzde olduğu gibi duruyor.

El Greco gibi muhteşem bir sanatçı, Saraydan davet alınca buraya geliyor ve beğenerek, ömrünün kalan kısmını, yani son 37 yılını burada geçiriyor.

Araplar, buraya gelirken, yanlarından birçok şey getirmişlerdir. Bunlar arasında: sulama sistemi, dut, narenciye, Şam fıstığı sayılabilir.

Aynı zamanda, burada, o dönemlerde, yani 13’ncü yüzyılda, bir tercüme okulu kurulmuştur. Bu okulda: İslam bilginlerinin eserleri tercüme edilmiştir. Çünkü: aynı dönemde, Avrupa karanlık çağda yaşamakta olmasına rağmen, Endülüs’te muhteşem bir medeniyet egemendir.

Burada: yani Toledo’daki eğitim kurumlarında öğrenci olabilmek için, Avrupa’nın birçok  bölgesinden öğrenciler akın etmektedirler. Okulda: Arapça, İbranice, İspanyolca ve Latince çeviriler yapılıyormuş.

GENEL ÖZELLİKLERİ

Toledo şehri, coğrafi olarak bir tepe üzerinde kurulmuştur. Bu tepenin çevresinde, at nalı şeklinde kıvrım yaparak dolaşan, Tako nehri akıyor.

Tako nehri: İber yarımadasının en büyük nehridir. İspanya içinden doğar, aşağı yukarı, dörtte üçü İspanya topraklarında akar. Sonra,45 km. lik İspanya-Portekiz sınırını oluşturur ve Portekiz içinde  devam ederek,  Lizbon şehrinin hemen ağzında büyük bir denize dönüşür ve şehri ikiye ayırdıktan sonra, Atlas Okyanusu’na dökülür. Günümüzde, şehir her ne kadar koruma altında olsa da, 28 bin kişinin yaşadığı bir yer.

İspanya Toledo

ULAŞIM

İspanya Toledo; Madrid-Toledo arası uzaklık:70 km. dir. Madrid şehrinin güneyindedir. Yol: otobandır. Otobüsler ile, şehre 1 saatte ulaşılmaktadır.

Eğer, Toledo’ya: tur organizasyonları dışında ( ki ben size öneririm, çünkü tur organizasyonları, tam bir koşuşturmaca ile geçiyor, verilen zamanlar çok kısıtlı, kendiniz trenle giderseniz, gerek maddi açıdan daha az ödemek durumunda kalıyorsunuz ve gerekse Toledo şehrinde daha çok zaman geçirebiliyorsunuz. Trenle gitmenin tek dezavantajı, rehber bulunmaması, hayır, buyurun size rehber, çıkarın bu yazının bir çıktısını, alın yanınıza, Toledo’da muhteşem ve detaylı bir gezi sizi bekliyor) gitmek isterseniz, tren önerebilirim. Tren: Atocha tren istasyonundan hareket ediyor.

Tren ile Toledo’ya gidip dönüş, 16 Euro. Toledo’daki tüm müzelere giriş ücreti ise, kişi başına: 8 Euro. Yani: güzel bir Toledo gezisi, bir kişi için: 24 Euro olabiliyor. Tur organizasyonları ise, 50 Euro. Rehberiniz: işte bu notlar. Tercih sizin. Toledo’ya trenle giderseniz: Tren istasyonunun, bir zamanlar kral Alfonso’nun burayı ziyareti için yapılmış güzel bir bina olduğunu görebilirsiniz. 1920’li yıllarda ise, Toledo şehrinde yaşayan bir kısım akşamcı sanatçı (Salvador Dali, Luis Bunuel gibi) burada toplanırlarmış.

Son bir not: tur organizasyonu ile yapılan gezilerde, şehirdeki birçok yeri göremiyorsunuz. Yalnızca: katedral ve Santo Tome Kilisesi. Ama, elbette şehir bunlardan ibaret değil. Ancak, sizi gezdirmek için tutulan otobüsün zamanı elbette çok değerli, tam bir koşuşturmaca.

İspanya Toledo Çelik

TOLEDO ÇELİK

İspanya Toledo, metal işleme endüstrisinin çok yoğun yapıldığı bir yer olarak öne çıkıyor. Roma döneminden bu yana, kılıç yapım endüstrisi, bir sektör haline gelmiştir ve özellikle: Vizigotlar ve Araplar döneminde, en yüksek noktasına ulaşmıştır.

Tarihi süreçte, Toledo şehri, başkentliği Madrid’e kaptırınca, bayağı fakirleşiyor ve bunun üzerine: Kral III. Carlos tarafından, 18’nci yüzyılda, burada büyük bir kılıç atölyesi kuruluyor.

Toledo şehrinde, çelik çok önemlidir. Bu çelik ürünlerinin günümüzdeki en büyük müşterisi: Amerikan Sinema Endüstrisi: Holywood. Bunlar: tarihi filmlerdeki bütün kılıç ve tarihi kıyafetleri burada yaptırıyorlar.

Tarihi süreç içinde ise: Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman gibi padişahların, kılıçlarının Toledo’da yaptırıldığı söylenir. Özellikle: şehri çevreleyen ırmağın suyunun, çeliğin kaliteli olmasında büyük etken olduğu söyleniyor.

Şehirdeki en büyük hediyelik eşya endüstrisi de, zaten çeşitli boyutlardaki çelik objeler üzerine yoğunlaşmıştır. Yani, burada gezerken, damaskino dedikleri, kılıç yapımında ve metal işlemede kullanılan zanaat türü çok önem kazanıyor.

Ama, damaskino’ya, aynı zamanda “Şam işi” diyenler de var. Yani: damaskinolar çok meşhur. Günümüzde: damaskino işi, kolyeler, küpeler, bilezikler yapılıyor ve ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Aslında: bunları daha önce söz ettiğim gibi, tur organizasyonunun sonunda topluca götürdükleri kılıç atölyesinde görmek mümkün ama, siz yine de,  Toledo’nun ara sokaklarında bunlara merakınız varsa, inceleyin, bence daha ucuza alma şansınız olabilir.

Özellikle: damaskino işi, küçük ve değişik boyutlarda hediyelik eşya bulup satın alabilirsiniz, özellikle küçük kılıçlar ilginizi çekebilir.

İspanya Toledo Ne Satın Alınır
İspanya Toledo Ne Satın Alınır

NE SATIN ALINIR

İspanya Toledo; yazı da belirttiğim gibi: çelik ve çelik ürünleriyle ünlü bir yer. Elbette: ziyaretçiler için, çelik olduğu söylenen, minik ürünler revaçta, özellikle minik kılıçlar var. Bunun yanında, buzdolabı süsleri olabiliyor.

Tur organizasyonu ile giderseniz: şehir içinde alışveriş yapmamanız ve gezi sonunda, bir çelik imalathanesine götürüleceğiniz söyleniyor. Bu çelik imalathanesi: ilginç bir yer. İçeride, reyonlar var. Reyonlarda: söylenenlere göre, ustaların ve öğrencilerin yaptıkları eserler, ayrı reyonlarda sergileniyor.

Elbette, ustaların yaptığı söylenen eserler, daha pahalı. Bilmiyorum ama ben burada, satın alacak bir şeyler bulamadım veya şöyle söylemekte yarar var, sunulan objeler çok pahalı. Her ne kadar, organizasyon sorumluları, belli yüzdelerle indirim yapılacağını söylemelerine rağmen, klasik organizasyon  durumu, yani turu getir, indirim yapalım, ama önce bindirim, sonra indirim misali.

Bence: alışveriş yapmayı düşünenler, Toledo şehir içindeki ara sokaklardaki küçük dükkanları tercih etmelidirler, onlar da beğendiğiniz  bir obje konusunda, indirime hazırlar.

Evet,  Toledo şehrinden: küçük metal hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz. Ayrıca: badem ezmesi de olabilir.

İspanya Toledo Tarihi Süreç

TARİHİ SÜREÇ

Fenikeliler: doğu Akdeniz kıyılarında günümüzdeki Lübnan ülkesi sınırları içinde kalan topraklarda yaşamaktadırlar ve denizcilikle geçinmektedirler. Buna bağlı olarak, zamanlarının büyük bölümünü, kendi topraklarından uzak, denizlerde ticaret yapmak üzere koloniler kurmakla geçirmektedirler.

Bu dönemde: İsrailoğulları, Fenikelilerin komşusudurlar. Fenikeliler, İsrailoğullarına, şöyle derler: “Biz topraklarımızda yokken, sizler, bizim topraklarımıza, mal-mülkümüze göz dikmeyin, saldırmayın ki, biz de sizi, gittiğimiz yerlere götürelim, zenginlikleri paylaşalım”.

İsrailoğulları bunu kabul eder ve muhteşem denizci bir ırk olan Fenikeliler, gittikleri bütün yerlere, yanlarında İsrailoğullarının temsilcilerini de götürürler. Yani, İspanya topraklarına ilk ayak basanlar: Fenikelilerdir. Bunların denizcilik renkleri: kırmızı-beyazdır ve İspanya topraklarının bazı yerlerinde, bu kırmızı-beyaz simgesel olarak görülmektedir. Avrupa’nın en eski kurulmuş olan şehri de: Cadiz şehridir.

Cadiz şehri,

MÖ.1100 yıllarında, Fenikeliler tarafından  kurulmuştur. 1800’lü yıllarda, Cadiz bölgesinde, ünlü şair ve büyük araştırmacı Domingo tarafından yapılan araştırmalarda: Roma dönemine ait olduğu sanılan, bir takım çanak-çömlek bulunmuştur.

Bu çanak-çömlek üzerinde: sanki yılan gibi kıvrılan kadınlar görülmektedir. Bunlar, sanki doğu sarayından gelmiş gibi kıvrıla kıvrıla raks etmektedirler. Altında ise, Cadizli kadınlar yazmaktadır. İşte: İspanyanın milli dansı olan “Flemenko” nun kökeninin buraya dayandığı tahmin edilmektedir. Yani, çok eski dönemlere  dayanmaktadır. Bu çanak-çömlek üzerinde resmedilen ve Cadizli kadınlar olarak isimlendirilen kadınlar: aslında, Roma öncesinden, Cadiz şehrini kuran, Fenikeliler döneminden kalmadırlar.

Ancak,

Fenikeliler, gittikleri yerlerde: denizden elde ettikleri ürünler bitince, başka yerlere göçmektedirler. İsrailoğulları ise, denizci bir ırk olmadıklarından, beğendikleri yerde konaklamakta, hatta yeni yerleşim yerleri kurmakta ve uzun yıllar oralarda yaşamaktadırlar.

İşte, Toledo da, İsrailoğulları yani Yahudiler tarafından kurulmuş bir yerleşim yeridir. Kelime anlamı: “Toletum” yani ibranice “jenerasyon” demektir. Yahudiler, şehri hala Toletum olarak söylerler.

Daha sonra: İspanya tarihine baktığımızda: bu kez, karşımıza Romalılar çıkıyor. MÖ.2’nci yüzyılda, İspanya, Roma imparatorluğu topraklarına katılır. Romalılar, Akdeniz’de büyük bir süper güç olduklarında, karşılarındaki en büyük rakip ise: Fenikelilerin devamı olan Kartacalılardır. Bunun sonucu olarak: MÖ.2’nci yüzyılın sonlarında, Romalılar ile Kartacalılar arasında, Pön savaşları olur. Bu savaşlar sonucunda: Romalılar, Kartacalıları yenilgiye uğratır ve böylelikle, MÖ.2’nci yüzyılda, İspanya toprakları, Romalılar tarafından ele geçirilir.

İspanya Toledo

Romalılar:

Her ne kadar, İspanya topraklarını ele geçirseler de, bu topraklar üzerinde, yoğun bir kültürel iz bırakmazlar. Halbuki: özellikle Anadolu toprakları üzerinde, büyük bir Bergama krallığı ve İyon medeniyetlerinin kültürel mirasına konmalarına ve bunları küçük ayrıntılarla pekiştirmelerine rağmen, burada böyle bir miras söz konusu değildir. Bunun sonucunda, günümüzde de, İspanya toprakları üzerinde, yoğun bir Roma kültür ve medeniyet izleri görülmez. Bu arada, Romalılar, Toledo şehrine de önem vermezler.

Toledo şehrinin önemi

Roma imparatorluğunun yıkılması ve Vizigotların burayı ele geçirmeleriyle artar. Romalıların çökmesine yakın dönemlerde, kuzeyden gelen Germenik kavimler, Roma imparatorluğunun etkisi altındaki ülkeleri ve bu arada İspanyayı yağmalamaya başlarlar. 400’lü yılların başında, önce Gotlar, daha sonra ise Ostragotlar bölgeye gelirler. 562 yılına gelindiğinde ise, bu kez Vizigotlar bölgeyi ele geçirirler. Toledo şehrini başkent ilan ederler.

Toledo şehrine, korunma amaçlı, sur sistemi yaparlar. Aslında, günümüzde,  şehirde iki sur sistemi bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi, Vizigotlar döneminde yapılan daha küçük  sur sistemi ve ikincisi ise, Araplar  döneminde yapılan ve şehir büyüdüğü için daha büyük sur sistemidir.

Vizigotlar döneminde,

Bunlar Hıristiyan olduklarından, ilk dini yapılar yani kiliseler yapılmaya başlanır. Yani: daha sonra, Araplar döneminde yapılan  tüm cami yapılarının altında, Vizigotlar döneminde yapılan bu kiliseler bulunmaktadır. Burada hassas bir nokta var. Bizler, Müslüman olarak burayı ziyaret ettiğimizde, elbette, kiliseleri ve dini yapıları görünce, bunların daha önce cami olduğunu bilmenin verdiği, siniri yaşıyoruz. Ancak, unutmamak gerekir ki, Müslümanlar burayı ele geçirdiklerinde, yaptıkları bütün camilerin altında veya camiye çevirdikleri  tüm yapıların eski Vizigotlar döneminden kalma kilise olduğunu unutmamak gerek.

Evet, Vizigotlar her ne kadar Hıristiyan da olsalar, o dönemde, Hıristiyanlar arasında, birçok mezhep bulunuyor. Vizigotlar da, Aryanizm denen bir mezhebe üyeler. Ancak: doğu ve batı Hıristiyanları arasındaki bitmek bilmeyen çekişmeler: Toledo da toplanan ilk konsül toplantısı ile giderilmeye çalışılıyor. 589 yılında: İspanya toprakları üzerinde toplanan ilk konsül sonucunda ( tarihte ilk konsül toplantısı, İznik şehrimizde yapılmıştır) Toledo başpiskoposu Rekavido, halkın önünde, Katolik mezhebini seçiyor. Elbette, Vizigot kralı da, Katolikliği kabul etmiştir. Böylece, bu tarihten sonra, İspanyada Katoliklik başı çekmiştir.

681 yılına gelindiğinde ise, İspanya topraklarında yeni bir konsül toplanır ve Toledo’daki kilisenin, yani bugünkü katedralin, İspanyol şehirlerindeki dini yapıların en kutsalı olduğu kabul edilir. Bu çok önemli. Çünkü: Toledo’nun dini önemi: Vizigotlar döneminden, yani yüzyıllar öncesinden gelmektedir.

Evet, tarihi süreç incelendiğinde, Toledo’nun, Araplar tarafından ele geçirilmesiyle ilgili anlatılan ilginç bir hikaye görülüyor. Bu: Filorinda isimli bir kızın hikayesidir. 711 yılı, Vizigotlar dönemidir. Aynı yıl: İspanya’nın kuzey Afrika’dan devşirdiği iki şehir var. Bunlar: Seuta ve Medinya şehirleridir.

Seuta şehri: tam Cebelitarık boğazına hakim, kilit bir noktadadır. Şehrin valisi, o zamanlar ki soyluluk geleneğine göre, başkent Toledo’da ki Vizigot sarayına, saray gelenek ve göreneklerini öğrensin diye kızı Filorinda’yı gönderir.

Filorinda:

Sapsarı saçları, güzel mi güzel bir kız. Bir gün: Toledo şehrini çevreleyen Tako ırmağında yıkanırken, Vizigot kralı onu görür ve kendisine sahip olamayarak, kıza oracıkta sahip olur. Durum, hemen Seuta valisi babaya iletilir. Baba çıldırır, kızını oraya nedime olarak gönderdiğini ve intikam alacağını söyler.

Bu sırada, Seuta şehrinin kapılarına, başka bir güç dayanmıştır. Bunlar: günümüzdeki Suriye-Şam evlerinden çıkmış, Emeviler’dir. Seuta valisi, intikam duygusu ile, şehrin kapılarını, Emeviler’e açar ve böylece, yanında ordusu ile birlikte İspanya  topraklarına çıkan ve geriye dönüşü engellemek için geldikleri gemileri yakan Tarım Bin Ziyad: bütün İspanyol topraklarını, İslam medeniyetine katar.

Emeviler: 732 yılına gelindiğinde; Pirene dağlarını aşıp, Fransa’daki Polte şehrine kadar ilerlerler. Ancak, burada durdurulurlar ve daha sonraki süreçte kuzeyden-güneye doğru gerilemeye başlarlar. Yani: bir anlamda: gerek Müslümanlar ve gerekse Hıristiyanlar açısından, 732 yılı büyük önem taşımaktadır. Çünkü: durdurulduktan sonra, İspanyanın kuzey, doğu ve batı kesimlerinde alınan topraklar, Hıristiyanlara geri verilmeye başlanıyor. Hıristiyanlar, bu olaya, yani Müslümanlardan toprakların geri alınmasına: Rekondista diyorlar. Bunun  kelime anlamı: Fetih.

Bu fetih hareketi: 700’lü yıllarda başlıyor ve tamamlandığı tarih ise: 2 Ocak 1492. Yani: bu  tarihte, bütün İspanya toprakları, tekrar Hıristiyanlaştırılmıştır. Zaten: Hıristiyanlar, bunu çağ atlatan bir tarih olarak kabul ederler. Ortaçağın bitişi: bizim tarihimizde “İstanbul’un fethi” olarak bilinirken, Hıristiyan tarihinde “bu fetih olayı” olarak bilinir. Yani: İstanbul’un fethini, bizden başka, çağ atlatan bir olay olarak tanıyan ülke yok. Hiristiyanlar, bu tarihi çok önem vermektedirler. Çünkü: bu tarihte Hıristiyanlaşmanın tamamlanması, yani fethin tamamlanması ile, Amerika’nın keşfi gerçekleşmiştir. Fetih tarihi uzasa idi, Amerika’nın keşfi de uzayacaktı.

Evet

2 Ocak 1492 tarihi, İspanya toprakları üzerindeki son Müslüman kalesi şehir olan Granada şehrinin düştüğü tarihtir. Böylece, İspanya toprakları üzerindeki 800 yıllık İslam medeniyeti bitmiştir.

Bu tarihin bir diğer önemli yanı: aynı dönemde Hıristiyanlık dini uygulamaları içinde, engizisyonun öne çıktığı dönem olmasıdır. Halk içinde dini açıklama törenleri, ilk olarak, 1481 yılında, Sevilla şehrinde başlamıştır. Onun öncesinde ise, özellikle fetih dönemi tamamlanana kadar: genel anlamda, Hiristiyanlar-müslümanlar ve Yahudiler, birçok yerde ve özellikle  Toledo şehrinde barış içinde yaşamaktadırlar. Özellikle, Toledo şehrinde, çok sayıda Yahudi bulunmaktadır. Çünkü, yazının başında belirttiğim gibi, Toledo şehri Yahudiler tarafından kurulmuştur. Ama, 1492 yılına gelindiğinde, yani fetih  tamamlandığında, Toledo başta olmak üzere, İspanya ülkesinde, bir tek Yahudi kalmaz ve hepsi ülke dışına sürgün edilirler. Hatta, bunların büyük kısmı, Osmanlı topraklarına yani Anadolu’ya gelerek, Osmanlı içinde: gerek tabiplik ve gerekse ticaret gibi alanlarda üstün başarı göstermişlerdir.

1085 yılına gelindiğinde, Toledo şehri: Kral VI. Alfonso ( günümüzde Toledo şehrinin hemen girişinde, büyük bir heykeli görülüyor) tarafından, ele geçirilir. Bu dönemde, şehir Hıristiyanlaşır. İslam yöneticileri, şehrin anahtarını teslim ederken, şehirdeki  dini yapılara dokunulmayacağı konusunda anlaşılır ve gerçekten dini yapılara dokunulmaz. Hıristiyanlar kiliselere, Yahudiler Sinegoglara gitmeye devam ederler.

İspanya Toledo

Toledo’nun tarihinde,

İspanya Toledo; Madrid şehrinin büyük önemi bulunmaktadır. Bu yüzden: burada, biraz Madrid şehrinden söz etmek gerekmektedir.

Maiyrit şehrinin kelime anlamı, Arapçada “pınarlar mekanı” dır. Şehir: Araplar tarafından kurulmuştur. Kurulmasındaki en büyük etken ise: Toledo şehrini, kuzeyden gelebilecek saldırılara karşı korumaktır. Yani: ilk defans noktasıdır. Çünkü: Müslümanlar İber yarımadasını ele geçirdiklerinde, yalnızca kuzeydeki birkaç şehri hükümranlıkları altına alamamışlardır.

Ancak: gel zaman, git zaman, bu görev tersine dönmüştür ve bu kez, Hıristiyanların Toledo şehrine  yürümelerinde ve Toledo’yu ele geçirmelerinde, Madrid  şehri, bir ön şehir işlevini sürdürmeye başlamıştır. Yani, Toledo şehrini ele geçirmede kullanılmıştır.

İspanya Toledo

1561 yılına gelindiğinde, dönemin, dünya üzerindeki en büyük imparatorlarından olan I. Carlos ( germenler, V. Carl ve Osmanlılar Şarlken demektedirler) un oğlu, II. Felibe döneminde: başkent Granada, bir Arap şehri olması nedeniyle değiştirilmiş ve Madrid, yeni başkent olarak seçilmiştir.

İspanya Toledo

GEZİ PLANI-ROTASI

İspanya Toledo; şehrine, tur organizasyonu ile giderseniz: herhangi bir tercih şansınız yok. Organizasyonun götürdükleri ve gösterdikleri ile yetinmek zorundasınız. Yani: yaklaşık 4-5 saat süren bir koşuşturmaca, keyif almak pek mümkün değil.

Ama kendi imkanlarınız ile giderseniz (tren öneririm) gerek maddi olarak ve gerekse Toledo da geçireceğiniz zaman açısından, çok daha keyif alacağınız kesin. Kendi başınıza gittiğinizde, tek eksik,  Toledo hakkında sizlere bilgi verebilecek bir rehberin yanınızda olmaması. Ama: işte bu  yazı, sizler için, bu eksikliği doldurmak için, inanın bu  yazıyı okuduktan sonra, hiçbir şeye ihtiyacınız kalmayacak ve Toledo şehrini, muhteşem ve eksiksiz olarak gezebileceksiniz.

Evet: gezi rotamıza gelince: Toledo şehrine girip, otobüsten indiğinizde veya trenden indikten sonra, Arap dönemi surlarındaki kapıdan girince: yürüyen merdiven ile, Alkazar’ın bulunduğu Sokodaver meydanına doğru ilerleyin. Evet, yürüyen merdiven dedim, Toledo’lular, turistler için gerçekten muhteşem bir güzellik yapmışlar ve surların bir bölümüne yürüyen merdiven yerleştirerek, ziyaretçilerin daha gezinin başlangıcında yorulmasını engellemişler.

Daha önce de söz ettiğim gibi,

Şehirde iki sıra sur var. Bunlar yani ilk gördüğünüz dış surlar, Araplar döneminde yapılmış surlardır. Bunlara dış surlar diyoruz. Bunların içinde, biraz daha şehir merkezine yakın surlar var, onlar da Vizigotlar döneminden kalma surlardır. Daha sonraki dönemlerde, Hıristiyanlar, Araplar döneminden kalma surlar üzerine: melek ve aziz heykelleri koyarak, bunları yer yer Hıristiyanlaştırmaya çalışmışlardır. Vizigot surlarının üzerinde ise: bir kapı üzerinde, bir üçgen görülüyor. Bu üçgen üzerinde, bir ay ve bir güneş tasvir edilmiştir. Yani, bu kapıya güneş kapısı deniliyor.

Bu surlar içinde bir takım kapılar var, bu kapılardan girilerek surların içine giriliyor. Biraz önce girdiğiniz kapı, bunlardan biridir.

Yürüyen merdivenli kapıdan girdiğimizde, hemen yan tarafta bir kilise yapısı görülüyor. Ancak, özellikle sağ yandaki kapısına bakmalısınız. İslami stilde yapılmış, arkada apsis bölümünde, sanki Romaneks tarz görülüyor, yani Romaneks ve İslami stil bir arada kullanılmış.

Evet, Sokodaver meydanına geliyoruz. Arkazar’ın hemen karşısındadır. Sokodaver kelimesinin anlamı “dar yol” dur.

Ama aynı zamanda, dar yolda kurulan pazar anlamına geliyor. Soko: pazar ve dover: büyükbaş hayvan anlamına geliyor. Sonuç olarak, burada eskiden büyükbaş hayvan pazarı kuruluyormuş.

Aslında, şehirde daha da dar yollar var. Hatta: yalnızca bir insanın geçebileceği darlıkta yollar olduğunu duydum.

Sağ tarafta Alkazar ve orada da uzun kuleleri olan katedral görülüyor. Önce Sododaver meydanı, sonra katedral ve sonra Santomedo kilisesi. Meydanın en büyük özelliği: gayet sakin olması ve çevresinde, birkaç dükkan, restoran ve kafeterya bulunması. Tuvalet ihtiyacı için, şehirde genel tuvalet yok. Ancak, buradaki kafelere girip, küçük bir şeyler içerek, tuvalet ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz söylenmesine rağmen, benim önerim, dünyaca meşhur bir hamburger firmasının tesisine girin ve herhangi bir sıkıntıya düşmeden, temiz tuvaleti kullanın. Meydanda, bunu bulabilirsiniz.

İspanya Toledo

Meydanın bir diğer özelliği:

Bir zamanlar, yerel hükümete karşı yapılacak protestoların burada yapılıyor olmasıymış. Bu meydana açılan sokaklardan birinde, ünlü biri yetişmiştir. Bu kişi: bir bisikletçi. İspanyolların, 1959 yılında yapılan ulusal bisiklet yarışını ilk kazanan kişi, bu sokakta yaşayan birisidir. Bu kişi, aynı zamanda, Toledo şehrinin sütçüsüdür, bisikletiyle süt dağıtırken, Toledo şehrinin inişli-çıkışlı sokaklarında tam bir bisiklet cambazı oluyor ve bisiklet konusunda İspanyanın en büyük ödülünü, tam 5 kez kazanıyor, aynı zamanda “dağlar kralı” lakabını da kazanıyor.

Meydandan sonra: şehrin en geniş sokağından ilerleyerek katedrale doğru gidiyoruz. Bu geniş sokak: her iki tarafından alışveriş mekanları bulunan bir yer.

Katedralde gezdikten sonra, yürüyerek şehrin sokaklarını keşfedebilirsiniz. Ben her zaman olduğu gibi, şehirde gezmeniz ve görmenizi önereceğim yerleri, ayrıntıları ile aşağıda anlatacağım. Sizler, müstakil olarak gittiğinizde, bir şehir haritası edinin ve haritada, aşağıda yazdıklarımdan ilginizi çeken yerleri işaret ederek, tek tek gezin. Tur organizasyonu ile gittiğinizde, maalesef böyle bir şansınız yok.

Son olarak: San Martin köprüsü üzerinden geçmeyi ve gezdiğiniz, gördüğünüz yerleri mutlaka ve mutlaka fotoğraflamayı unutmayın.

ALCAZAR

Şehirde, çok güzel bir alcazar var.

Alcazar bölümünde bugün görülen yapı: İmparator Şarlken döneminde inşa edilmiştir. Toledo şehrinin en yüksek yerindedir. Burası, daha sonra askeri bir akademiye çevrilmiştir. Hatta: 1936-1939 yılları arasındaki, İspanyol iç savaşı sırasında: ( bu savaş bir ideoloji savaşı olduğu için, İspanyadaki bütün her hane halkında bir kişi bu savaşta ölmüştür) Alkazar, o zamanki milliyetçilerin kalesiymiş. 1936 yılında, burada, Cumhuriyetçiler  tarafından, milliyetçiler sıkıştırılır.

Hatta: cumhuriyetçiler, kale kumandanının oğlunu esir alırlar. Kale kumandanına: “kaleyi hemen teslim et, yoksa oğlunu öldüreceğiz” derler. Bunun üzerine, kale kumandanı, oğluna hitaben “oğlum,  ruhunu tanrıya öv ve aslanlar gibi, kral İsa için şehit ol” diye seslenir. Sonra: çocuk öldürülür.

Tarihi süreç içinde ,yakın zamanda Topçu Okulu olarak kullanılmış ve günümüzde ise, Silah Müzesi olarak ziyarete açıktır. Sağ tarafta, dört kulesi olan bir şato görüntüsü veriyor. Arapça da, Alcazar kelimesi anlamı: “Alkasır”dan gelmektedir. Buradaki bir takım kelimeler Arapça kökenlidir. 4000 kadar kelime, günümüz İspanyolcasına, Arapçadan girmiştir. Bunlardan biri de, kasır kelimesidir. Kale anlamına gelir.

Buradaki ilk yapılaşma:

3’ncü yüzyılda, buraya bir Vizigot sarayı yapılarak başlamıştır. Takip eden dönemde ise, 11’nci yüzyılda, Müslüman mağribi döneminde, El Cid tarafından, bir Müslüman yapısı yapılmıştır. Daha sonra ise, Kastilya döneminde, bu kez Kral V. Carlos tarafından, burada, kraliyet sarayı yapıldığı görülüyor.

Ancak: Alcazar yapısı, tarihi süreç içinde, birçok kez yangınlar geçirir ve tahrip olur. Yukarıda söz ettiğim gibi, günümüzde “Silah Müzesi” ve “Kütüphane” olarak kullanılıyor. Ancak, İspanyanın en büyük kütüphanesidir.

İspanya Toledo Katedral

KATEDRAL

ÖNEMİ

Diğer Katolik şehirlerinde olduğu gibi, bir yerin şehir olabilmesi için, katedrali bulunması gerekmektedir ki, Toledo şehrinin bu katedrali, İspanya’daki diğer bütün katedrallerden daha üstündür. Kiliseler: Papa tarafından vaftiz edildikten sonra katedral olarak adlandırılırlar. İspanya’nın Kardinali, başkent Madrid şehrinde değil, burada yaşamaktadır. Toledo katedrali, hiyerarşik olarak, ülkedeki diğer  bütün dini yapılardan üstündür.

Bir diğer öne çıkan özellik: Avrupa’da bulunan gotik mevcut yapılar içinde, büyüklük bakımından ilk sıradadır.

İspanya Toledo Katedral

DIŞ BÖLÜMÜ

Katedralin ana cephesi: düzensiz bir meydana bakıyor. Ama, bu ana cephenin görüntüsü muhteşem.

Meydanda, katedralin hemen yanındaki bina: Kardinalin sarayı, yani burada başpiskopos yaşıyor. Katedral ile saray arasında ise, bir köprü bulunuyor.

Meydanın diğer yapısı ise; 16’ncı yüzyılda, büyük sanatçı El Grekonun oğlu Horse Manuel tarafından yapılmış, Belediye Binasıdır. Buradaki kule, özellikle görülmeye değerdir.

Bu arada: meydanda, bol miktarda satıcı var. Özellikle: gerek Madrid ve gerekse Toledo şehrini ve katedrali anlatan ve “Türkçe” yazılı broşürlerin satışını yapan satıcılar ilgi çekiyor. Bu broşürlerin Türkçe basılı olması ilginç ama aynı zamanda güzel bir görüntü.

Katedrale gelince: sol tarafa baktığınızda: asimetrik bir kule görülüyor. Bu kule: gotik dönem özelliklerini yansıtmaktadır. Kulenin yüksekliği: 90 metredir ve şehrin hemen hemen her yerinden görülmektedir. Kulenin içinde: 1753 yılında dökülen ve 17 ton ağırlığında olduğu söylenen, büyük bir çan var. Bu çan “Çapmana Gorda” ismiyle biliniyor. Yapının güneyinde başka bir kule var. Ancak, bu kulenin yapımı, yarım bırakılmıştır.

İspanya Toledo Katedral
Yapının ön cephesinde:

3 kapı görülüyor. Bunlardan: ortada bulunan kapı: bağışlanma kapısıdır. Bu kapıdan giren ve bağışlanmayı dileyen insanlar: doğruca, günah çıkarma kabinlerine yönelirler. Diğer kapılardan: sol taraftaki kapı: kıyamet kapısı olarak bilinir. Sağ taraftaki kapı ise: İsa’nın son yargısı kapısı olarak bilinir. Çünkü: İsa göğe yükselirken, çarmıha geriliyor, 3 gün canlı kaldıktan sonra göğe yükseliyor.

40 gün sonra tekrar geri geliyor, son yargısını veriyor ve bu son yargıda, iyiler cennete, kötüler cehenneme gidiyorlar ve böylelikle; aynı zamanda, İsa gelmeden önce, Arafta kalmış olan iyi ruhlar da kurtarılmış oluyorlar. İşte: bu kapının üzerinde, bu olay betimleniyor.

Orta kapının, yani bağışlanma kapısının üzerinde: Meryem görülüyor. Meryem: 7’nci yüzyılda, Vizigotlar döneminde, Toledo’nun  başpiskoposu olan İldefonso’ya: tören giysisi veriyor. Bu sahne, birçok yerde görülüyor, Meryem ananın göklerden inip, Aziz İldefonso’ya tören kıyafeti vermesi, katedral içinde de tasvir edilmiştir.

İspanya Toledo  Katedral

İÇ BÖLÜMÜ GENEL BİLGİLER

Katedrale giriş ücretli. Kapıdan bilet almak gerekiyor. Daha da önemlisi: katedral içinde, asla fotoğraf ve video çekimi yapmamanızı öneririm. Çünkü, gördüklerinde, çocuk gibi azarlıyorlar. Lütfen buna dikkat edelim. İçeriye adım attıktan sonra, gerek fotoğraf makinaları ve gerekse video kameraları ve cep telefonları ile çekim yapmaya uğraşmayalım.

Önce, kısa bilgi. Katedral kelimesi anlamı: “Katedra” kelimesinden geliyor. “Başpiskoposun mekanı, oturduğu yer “ olarak anlamlandırılmaktadır. Katolik inanca göre, her şehrin, bir katedrali vardır. Ancak, bu yapı, diğer bütün dini yapılardan üstündür.

Yapının tarihi süreç içindeki yerine gelince: Vizigotlar, kan dökülmeden şehri ele geçirirler. Ancak, bu sırada şehirde yaşayan Müslümanlar, şart olarak, şehirdeki dini yapıların yıkılmamasını isterler. Burayı ele geçiren Kral 6. Alfonso, bunu kabul eder ve dini yapılara dokunulmaz.

Bir gün: Kral, şehir dışına gittiğinde, kraliçe ve başpiskopos; aynı yerde bulunan caminin içine girerler ve bir Altar koyarlar ve minaresine de çan takarlar.

Kral şehre döndüğünde, bunu görünce çok sinirlenir ve başta kraliçe olmak üzere, bunu yapanları yani başpiskoposun katledilmesini emreder.

Bu sırada: şehirdeki Müslümanların lideri, Ebu Velit: “yapmayın, bıraktık kilise olarak kullanılsın” deyince, büyük bir katliam önlenir. Kilise içine: bir “ulema taşı” konur ve o taş, buranın aynı zamanda bir Müslüman mekanı olduğunu ifade eder.

1223 yılına gelindiğinde ise,

Günümüzdeki yapının temeli atılır. Yani: o zamana kadarki yapı, cami haliyle kilise olarak kullanılmıştır.

Günümüzde görülen yapının, yani katedralin yapımına: 1223 yılında başlanır ve 1496 yılında tamamlanır. Dolayısı ile, baktığımız zaman, çok uzun bir süreç. Daha sonraki tarihlerde ise eklemeler yapılır. Ne zaman? İspanyollar ne zaman ki, Meksika, Peru, Maya, Aztek, İnka medeniyetlerine ulaşıyorlar, 1500’lü yılların ilk yarısında. Oralardan gelen altın ve gümüş miktarı, o zamana kadar Avrupa’da bulunmuş olan altın ve gümüş miktarının yüz mislidir. Bunlar yani zenginlikler ülkeye geldikçe, katedral yapısına da eklemeler yapılıyor. Çünkü: bütün zenginlikler kiliseler, dini yapılar için harcanıyor. Bu nedenle, buradaki sanat eserleri, inanılmaz değerlidir.

Evet, 16’ncı yüzyılda, çok önemli siparişler verilmiş ve bu siparişlerin parası, yeni keşfedilen kıtalardan gelen zenginliklerle ödenmiştir.

Yapıda: en son olarak: apsisin arkasında görülen transperan isimli bölüm, barok üslupla eklenmiştir. Ancak: kökeni Fransa’ya  dayanan gotik süslemelerde görülür. Bunlar, daha çok: bir sürü sivrileri ve oymaları olan süslemelerdir. Daha sonra ise, Rönesans’ın gelmesiyle, özellikle El Greko’nun oğlu tarafından yapılan Rönesans eklemeleri görülür. En son ise, biraz önce söylediğim gibi: apsisi arka bölümünde görülen aydınlık açıklık, barok üslupla yapılmıştır. Yani, yapı kendi içinde daha çok gotik üslupla yapılmış olmasına rağmen, eklemeler gotik üslupla yapılmıştır.

Gotik üslupla yapılan kiliselerin ana yapısına baktığımız zaman: bunların transepti olan kiliseler olduğu görülür. Yani: Latin haçı şeklindedir. Latin haçı şekline baktığımız zaman ise, bir kolun uzun, diğer kolun kısa olduğu görülür. Kısa olan kola: transept denir. Transepti yani kısa kolu olmayan kiliselere ise: bazilika  denir. Yani: bazilika ile kilise arasındaki fark budur. Yani, bazilikalar, daha dikdörtgen planlı kiliselerdir.

Buraya baktığımızda:

Arka tarafta bulunan “koro” bölümü: Latin haçı şeklindeki yapının tam ortasında bulunmaktadır. Koro mahallinin hemen arkasında, ana şapel, yani büyük şapel görülüyor. Şapeller: büyük dua odalarıdır. İki yanda, onlarca şapel bulunmaktadır. Bunlar: ortaçağ döneminde, özel olarak insanların gelip dua ettikleri ve kilisenin güzelleştirilmesi ve zenginleşmesi için bağış yaptıkları bölümlerdir. Daha sonraki tarihlerde ise, küçük dua odaları olarak adlandırılmışlardır.

Dolayısı ile, buradaki bütün bölümler, “Nef” olarak isimlendirilirler. Katedralde, ana Nef çok yüksektir. Taşıyıcı kolonlar var, bu kolonların sayısı 88. Bu  taşıyıcı kolonlar arasında tonozlar var. Bütün bu çapraz tonozlar ve taşıyıcı kolonlar: gotik mimarinin özellikleridir. İki yana doğru baktığınızda, ana Nefi destekleyen, daha kısa yan Nefler görülüyor.

Sonuç olarak: yapının120 metre gibi bir inanılmaz uzunluğu var.

KATEDRAL İÇİ BÖLÜMLERİN GEZİLMESİ

ŞAPEL

Katolik inancına göre, her yerleşim yerinin bir koruyucu azizi vardır.  Toledo şehrinin koruyucu azizi, İldefonsodur. İnanışa göre: Meryem ana, gökten iner, elinde çok süslü bir tören giysisi bulunmaktadır ve bu çok süslü tören giysisini, İldefonsoya giydirir.

Meryem ananın gökten yere indiğinde, ayak bastığına inanılan taş burada bulunuyor. Hıristiyan inancına göre, bu taşa el sürmek kutsal bir olay. Önemli olan niyet, siz de el sürebilirsiniz.

HAZİNE BÖLÜMÜ

Katolik inancına göre, Kortis Krispi ayinlerinde kullanılan bir kupa var. Kortis Krispi ayini nedir? İsa, son akşam yemeğinde, havarilerini çevresinde toplar ve ekmek uzatır ve şöyle der “yiyin, bu benim bedenim” ve şarap uzatır şöyle der “için, bu benim kanım”

Bütün İncillerde, bu olay tasvir edilmiştir. Daha sonra, İsa’nın göğe yükselişi, ay takvimine göre hesaplanır ve 21 Mart tarihinden itibaren, dolunayın ilk görüldüğü Perşembe başlar ve üç gün devam eder, bundan 50 günlük süre sonra: Mayıs sonu ve Haziran ayı başlarında ise “Kortis Krispi” ayini kutlanır.

Kırmızı halılar döşenir, yukarılara brandalar serilir, palmiye dalları ile her taraf süslenerek, geçiş törenleri yapılır ve bu ayin, en güzel şekilde, burada yani Toledo şehrinde kutlanır.

İşte, bu tören geçişlerinde: Hazine bölümünde görülen, yaklaşık200 kg. lık kupa: büyük bir platform üzerine konur ve insanlar, bu platformun altına çökerek, omuzları üstünde bunu taşırlar.

Bu muhteşem kupa: Hazine bölümünün en değerli eseridir. Kardinal Kisneron tarafından yaptırılmıştır. Bu kardinal: tarihi süreçte yeri olan biridir. O dönemde, Şarlken olarak bilinen krala mektup yazarak “gel İspanyanın varisi kalmadı, tahta çık” diyen önemli bir kişiliktir.

5000 parçalık değerli taşlardan oluşmaktadır. Yani, gümüş ve altının haddi hesabı yok. Bu değerli taşların, birbirine bağlanması için, 12.500 çivi kullanılmıştır. Kupanın orta yerinde: İsa’nın bedenini simgeleyen Kominyon ekmeğinin: törenlerde konulduğu bir cam bölüm var.

Kupanın altı da, muhteşem işçilik gösterir.

Altının bu süslemelerini görebilmeniz için, alt tarafa bir ayna yerleştirilmiştir. Buradan, kupanın altındaki barok tarzı yapılmış oturtmalık görülüyor.

Hazine bölümüne girdiğinizde, sağ tarafta: Fransa kralı 10.Lui’nin (aziz mertebesine ulaşmıştır) göndermiş olduğu, el yazması incil’ler görülüyor. Diğer yanda: aşağıda bir kılıç var. Kılıç: General Franko tarafından, o dönemdeki kardinale hediye olarak gönderilmiştir.

Bir de, İtalyan diktatör Mussolini tarafından, general Frankoya hediye edilen bir haç var. Sol tarafta bulunan bu haç, dönemin büyük Rönesans ustası Anjelico tarafından yapılmıştır. Tahta üzerine yağlı boya olarak dizayn edilen haçın üzerinde: bir yanda, İsa canlı olarak betimlenmiş, diğer yanda ise, ruhunu teslim etmiş ve göğe yükselmiş olarak betimlenmiştir. Haçın, süslemeli olan arka bölümünü görmek için, burada yine ayna kullanılmıştır.

KORO BÖLÜMÜ

Ana şapelin hemen altında, katedral yapısının tam ortasındadır. Koro başkanı, koroyu buradan yönetmektedir. Hemen önünde, ilahi kitabını koyduğu bölüm var. Bunun altında “kartal” görülüyor. Kartal, Aziz Yuhanna’nın kartalıdır. Aziz Yuhanna denince, kendisinin, ülkemizde, Selçuk ilçesi girişindeki Aya Sulluk Tepesinde gömülü olduğunu belirtmek isterim.

Burada bulunan demir parmaklıkların bile, sanatsal önemi var. Korodakiler, ayakta iken, bu demir parmaklıklara dayanırlar. Ama oturma yerlerinde ise, asıl önemli olan sırtlıklar ortaya çıkar. Ceviz ağacından yapılmış bu ahşap sırtlıklara baktığınızda: burada işlenen tasvirlerin, Granada şehrinin alınışını yani fethini betimlediği görülür. Özellikle, en sonunda, Granada kalesinin anahtarları, Katolik krallara teslim ediliyor ve böylelikle Hıristiyan Rekondistası ( yani İspanyanın tamamen Hıristiyanlaşması, Müslümanlardan arındırılması) tamamlanmış sayılıyor.

Korodakilerin oturma yerleri ise yine ahşaptan yapılmış ve oturulmadığında, alt bölümleri izleyenlere bakıyor. Bu alt bölümlerde de: eski ahitte önemli olan yani Hıristiyanlık için önemli olan bir takım sahneler ve tasvirler işlenmiştir.

Yine bu bölümde, yukarı kata  baktığınızda ise, akik taşından yapılmış kolonlar görülüyor. Bu akik taşından kolonlar, 52  tanedir. Bunların, eski camide kullanılmış akik taşı kolonlar olduğu söyleniyor. Zaten, ortaçağda, bu tür devşirme malzemeler, yeni yapılan yapılarda sıkça kullanılmıştır.

Yukarıda, ayrıca kaymak taşından yapılmış süslemeler var. Bunun aşağısında ise, eski ahitten peygamber ve önemli dini kişilerin tasvirleri işlenmiş, görülüyor. Tasvirler, en sağda , koro mahallinin sağ tarafından, Meryem ana ve çocuk İsa tasvirleri ile son buluyor. Bu tasvirlerin başlangıcı ise, Adem-Havva’ya kadar uzanıyor.

ANA ŞAPEL BÖLÜMÜ

Yan şapeller, ufak dua odaları olarak bilinir. Ana şapel ise, kardinalin duayı yönettiği yerdir.

Burada: bir tane Altar var. Yani, bizdeki mihraba denk geliyor. Önceleri: kardinal, Altarın önüne geçer, yüzü tanrıya, sırtı insanlara dönük olarak vaaz verirmiş. Daha sonraki dönemlerde ise, yüzü insanlara dönek olarak vaaz vermeye başlamışlar. Dolayısı ile, burada vaaz kürsüsü bulunuyor. Ama ilk dönem kiliselerinde, bu vaaz kürsüsü, apsisin daha da içinde bulunuyormuş.

Arka bölümde: fon dekor oluşturması için, bir Kekablo bulunuyor. Bu bölüm: 16’ncı yüzyılda yapılmıştır. Daha önce sözünü ettiğim gibi, ülke dışından gelen zenginlikler hep buraya ve dini yapılara akmış ve yeni eklentiler yapılmış. Yeni yerler keşfedildikçe, oralardan gelen bir takım zenginlikler bu tür yapılarda vücut bulmuş. Dolayısı ile, buradaki Altar arkalığına ve biraz önce gezdiğiniz koro mahalline baktığınızda, bunların ceviz ağacından yapıldığı yani ahşap muhteşem sanat eserleri olduğu görülür.

Bu bölümdeki süslemelerde, varak boyalar kullanılmıştır. Tabii, yine İncil’den sahneler betimlenmiştir. Bu sahnelerin hepsini anlatmaktan öte, birkaç tanesi hakkında bilgi vermek istiyorum. Çünkü, hepsini anlatmak, sayfalar alabilir.

Örneğin:

En üst sahneye bakın. Burada: İsa’nın çarmıha gerilişi gösteriliyor. Ama, bu çarmıha gerilişte, İsa’nın bir yanında Meryem öte yanında ise Vaftizci Yahya var. Biraz daha yanlarda ise, iki kişi daha görülüyor. Çünkü: İsa, 2 adi suçlu ile birlikte çarmıha gerilmiştir. Hatta, 4 kişilerdir. Dönemin Romalı valisine  derler ki “bir tanesini affet, hatta özellikle İsa’yı affet, çünkü bu adam vaaz veriyor, insanlara kötü bir şey yapmamış”

Ancak: İsa, o dönemlerde, bütün Yahudilere “Şeriat değişti, Yahudi şeriatı artık aynı şeriat değil, on emre uyulmuyor, hani çalmayacaktın, hani öldürmeyecektin, hani komşun aç iken sen tok yatmayacaktın” demektedir. Tabii bu durum, bir takım insanların çıkarlarına ters düşmekte ve İsa sevilmeyen bir konuma getirilmektedir. Özellikle “İsa’yı affetmeyeceksin” şeklinde, dönemin Roma valisi Pontus Platus’a büyük baskılar olur.

Bunun sonucunda, vali, 4 kişi arasından, azılı bir katili affeder ve İsa, yanındaki iki adi suçlu ile birlikte, çarmıha gerilir. Hatta, çok ilginç bir hikaye de söz konusudur. Diğer adi suçlulardan biri der ki “hani sen mucizeler yaratıyordun, hani tanrının oğluydun, hadi kurtarsana bizi” Tam o sırada bir karga gelir ve bunu söyleyen suçlunun gözünü oyar.

Evet, yukarıdaki ilk sahnede, çarmıha geriliş betimlenmiştir. Burada, İsa’nın bedeni griye çalmış bir renktedir.

Hemen onun altında “doğum sahnesi” görülmektedir.

Burada, Meryem ve melekler var. Meryem ve meleklerin aşağı tarafından doğum görülüyor. Doğumda da, arkada hayvan figürleri görülüyor. Yanda ise, Yusuf görülüyor. Yusuf; Meryem’in nişanlısıdır. Cebrail, Meryem’e görünür ve “temiz bir şekilde hamile kalacaksın” diye müjde verilir. Ama, Meryem’in hamileliği ortaya çıkınca, Yusuf buna kızar. Bunun üzerine: Cebrail, Yusuf’a da görünür ve “Ey Yusuf, yavuklun, temiz bir şekilde tanrının oğluna hamile kalmıştır, bırak ondan şüphe etmeyi” der. Bunun üzerine, Yusuf: gerek Meryem’in ve gerekse İsa’nın hamisi olmuştur.

Dolayısı ile, eserde, Yusuf ve Meryem görülüyor, yerde yatan ise, bebek İsa.

Hayvan betimlemelerine gelince, onunda şöyle bir hikayesi var. Bu doğum olayı: bugün Filistin topraklarında bulunan “Beytüllahim” denilen yerde olmuştur. Bu yörede: insanlar, yeraltında ve yarı mağara evlerde yaşamaktadırlar. Doğum olayı sırasında ise, Meryem, Augustus döneminde yapılan ilk nüfus sayımına gitmektedirler, yani seferidirler. Bu bölgeden yani Beytüllahim’den geçerken, misafir olurlar ve kendilerine konaklamaları için, diğer tüm misafirlere olduğu gibi, ahır verilir. Dolayısı ile, doğum sırasında arkada hayvanlar görülüyor. Bir takım inciller’de, bu hayvanların “hohlayarak” İsayı ısıttıkları söylenir.

Yine, sol tarafta: İsa’nın, Goldoda tepesine doğru, haçını sırtında taşıması betimlenmiştir. O zamanlar, Roma adına kutsal toprakları, bir vali yönetiyordu. Resimde: bir direğe bağlanmış ve kırbaçlanan İsa, betimleniyor.

Doğum sahnesinin hemen sol tarafından, sünnet sahnesi görülüyor. Bu da ilginçtir. Çoğu zaman unutulur. İsa, Yahudi doğmuştur ve Yahudilerde, doğumun 8’nci gününde, sünnet olunmaktadır.

Doğum sahnesinin diğer yanında: “masumların katli” sahnesi görülüyor. İncillerde yazdığına göre: İsa’nın doğumundan hemen sonra, doğudan, 3 müneccim kral, yöreye gelir. Bu krallar, aslında kahindirler ve o dönemdeki bölge yöneticisi Herot ( Romalı valinin bir alt konumdadır) ile konuşurlar. Derler ki “biz Yahudilerin yeni doğmuş kralının yıldızını gördük ve ona tapınmaya geldik, yerini bize söyler misiniz?”

Herot, bunun üzerine: “kral benim, kim bu yeni doğmuş kral, hemen 2 yaşın altındaki bütün çocukları öldürün” emrini verir.

Dolayısı ile, ellerinde kılıçları olan kişiler yani askerler, bu betimlemede, çocukları katletmektedirler.

GİYSİ BÖLÜMÜ

Kardinaller, ayine başlamadan önce, tören giysilerini burada giymektedirler. Ancak, burası da katedralin en değerli odalarından biridir. Çünkü: burada, inanılmaz güzel tablolar bulunmaktadır.

Aynı zamanda, odanın tavan freski de muhteşem güzelliğiyle  dikkat çekmektedir. Freskin yapılış tarihi olarak 17’nci yüzyıl söyleniyor. Luka Jordana isimli sanatçının yaptığı freskte: barok resim stili kullanılmıştır. Sanatçı: İspanyol ve Napolilidir. Freskin en büyük özelliği: ortasına baktığınızda, İbranice “Allah” yazılı olmasıdır. Buradan, tanrısal bir ışık süzülüyor, o ışık doğruca Meryem anayı aydınlatıyor.

Burada, yine daha önce benzerleri görülen bir sahne betimlenmiştir. Meryem ana ve elinde tören kıyafeti, Aziz İldefonso’ya, tören kıyafetini veriyor.

Diğer tarafta ise, Toledo manzarası ve bir köprü görülüyor. Bu köprü: günümüzde de görülen, San Martin köprüsüdür.

Odanın iki yanında ise: yukarıda sözünü ettiğim, değerli tablolar bulunuyor. Bunlar, daha çok ünlü sanatçı El Greko tarafından yapılmıştır. Hemen karşıda görülen tablo ise: İsa’nın soyulması tablosudur. Burada, İsa’nın üzerinde, kan kırmızısı bir tunik var. Çarmıha gerilmeden önce, Romalı askerler tarafından, bu  tunik çıkarılıyor ve çıplak olarak çarmıha geriliyor. Yani: çarmıha gerilmeden hemen önceki hali görülüyor. Fakat: ilginç olan şu: resimdeki konstras çok önemli. Çevresindeki insanlar, inanılmaz haşin ve vahşi bir şekilde tasvir edilirken, İsa’nın yüzünde inanılmaz asil bir ifade resmedilmiştir. Diğer ilginç bir nokta: İsa’nın eli ve parmaklarının durumudur. İsa, elini tunik dışına çıkarmış ve El Greko’nun bütün eserlerinde görülen bir işaret yapmaktadır. Bunun anlamı net olarak bilinmiyor olsa da, o zamanlarda, gerçek Hıristiyanların, birbirlerine kendilerini tanıtmak için kullandıkları bir el işareti olduğu sanılıyor.

Burada, bir de yine ünlü ressam Goya’nın bir tasviri görülüyor.

Goya: genellikle saray ressamı olarak çalışmış, portre yapmış olup, yaptığı başlıca dini içerikli resim budur.

Bir de, hemen karşıda Carravaggio’nun bir resmi var. İtalyan barok döneminin en iyi ressamlarındandır. Dünyada ışık ve gölge kontrasını en iyi veren, en realist ressamlardan biridir.

Burada, son olarak, bir takım kardinallerin kıyafetleri ve sancaklar sergileniyor. Bu sancaklar arasında, Müslüman sancakları da var. Üzerinde hilal bulunan bu sancaklar, yapılan savaşlar sonucunda ele geçirilerek, buraya konulmuşlar.

TOPLANTI ODASI

Katedral içinde, gezilecek son yer burasıdır. Burada: kardinaller ve rahipler, din adamları toplantı yapıyorlar. Bu odanın özelliği: gelmiş-geçmiş tüm kardinallerin, burada resimlerinin sergileniyor olmasıdır. Vizigot kardinallerinden başlanarak, yani 690 yılından günümüze kadar olan bütün kardinal resimleri var. En son olarak, 2009 yılında ölmüş olan kardinalin resmi görülüyor.

Bu resimlerin üstünde ise, sağ ve solda, Meryem’in hayatıyla ilgili tasvirler var. Bunlar arasında: Meryem’e müjdeden tutun da, daha sonra oğlunun yani İsa’nın çarmıha gerilişi tasvirleri görülüyor.

İGLESİA  DE SANTO TOME KİLİSESİ

Kiliseyi: Toledo şehrinde yaşayan: gerek dindarlığı ve gerekse fakirlerin, işçilerin ve çalışanların koruyucusu olan “Kont Orgaz”: 12’nci yüzyılda yaptırmıştır. Hatta: Kont, öldükten sonra, bütün servetini hayır kurumlarına bağışlamıştır.

Kilisenin süslemeleri: yine burada yerleşik “El Greko” isimli sanatçı tarafından yapılmıştır. El Greko: aslında “Girit” doğumla, yani “Yunan” kökenlidir. Fakat: 1541-1614 yılları arasında yaşayan bu sanatçı doğduğunda, Girit; Venedik Cumhuriyetinin toprağıydı. El Greko: Girit’ten çıkıyor ve şansını Venedik’de  deniyor. Ünlü ressam Tiziano’nun atölyesinde çalışıyor. Daha sonra ise; İspanya’ya geliyor ve Toledo şehrini gördükten sonra, çok beğeniyor, ömrünün son 37 yılını burada geçiriyor. Zaten, asıl adı farklı olmasına rağmen, El Greko ismi, kendisine İspanyollar tarafından verilen bir isimdir.

Kilisenin rahibi: El Greko’dan: 1312 yılında ölmüş olan Orgaz Kontunun cenaze töreninin resmedilmesini ister. Efsaneye göre: kont, tabuta konulduğunda, iki tane aziz görülür. Bu azizler: kontun naşını, kendi elleriyle mezara yerleştirirler. Tablo da, bu efsanenin resmedilmesi istenir.

Bunun üzerine: El Greko tarafından, günümüzde, hemen Orgaz Kontunun mezarının kenarında bulunan, bu muhteşem yağlıboya tablo yapılır. Eserin adı: “Kont Orgaz’ın Gömülmesi”

Bu eser: El Grekonun, artık stilinin tamamen oturmuş olduğu bir dönem eseridir.

Resme baktığınızda: Orgaz Kontunun üzerinde bir zırh var, bu zırh ve iki taraftaki azizlerin tören giysileri, inanılmaz bir kontras içindedir.

Resmin diğer bir özelliği: inanılmaz net biçimde, ikiye ayrılmış olmasıdır. Aşağı bölüme bakıldığında; soylular var. Soyluların hepsi siyah giyinmiş, bunların yüzleri, kompozisyonu, net biçimde iki bölüme ayırıyor.

Aşağıda: yaşayan insanların dünyası betimlenmiştir. Yukarı bölümde ise: ruhani ve cennetvari bir dünya betimlenmiştir. Yukarıda, ayrıca mistik bir doğum sahnesi var. Bu doğum sahnesi, bulutlar şeklindedir. Tam ortada bir melek var, bu melek elinde bir bebek tutuyor. Bu bebek: Orgaz kontunun yeniden dünyaya geliş halinin betimlenmesidir. Bunun üstündeki kompozisyonda ise: bir üçlü betimleme var. Burada: İsa, Meryem ve vaftizci Yahya görülüyor. Bu üçlü betimleme: batı kiliselerinde görülmez, daha çok doğu kiliselerinde görülür, yani Bizans sanatını yansıdır. Çünkü, resmi yapan sanatçı El Greko’nun, Giritli yani Bizans sanatının etkisinde olduğunu düşünmek gerek.

Bu tasvirde: İsa ortada görülür, bir yanında Meryem, diğer yanında ise Vaftizci Yahya görülüyor. İyi insanların ruhlarının cennete ulaşması için, şefaat dilemektedir.

Resmin aşağı bölümüne baktığınızda: görülen asillerin, tamamen İspanyanın Katolik, yani dine dayalı, kasıp kavuran tutuculuğu çok net biçimde hissedilmektedir.

Resmin bir diğer özelliği: yüzlerin, ellerin ve vücutların uzayarak tasvir edilmesidir. Çünkü: eserin yapıldığı, 1586 yıllarında, bu akım ressamlar tarafından yoğun olarak kullanılmıştır.

Resimde: bize doğru bakan tek bir kişi görülüyor.

Evet, bu sanatçı El Greko’nun kendisidir. Ayrıca, sol tarafta görülen çocuk: El Greko’nun çocuğunun resmidir. Çocuğun elinde bir mendil var, mendilin üzerinde: sanatçının imzası bulunuyor ve ayrıca: 1578 yazılıdır. Aslında resim: 1586 yılında yapılmış olmasına rağmen, sanatçı buraya, çocuğunun doğum yılı olan 1578 yazmıştır. Yani, resim yapıldığında, çocuk 8 yaşında görülmektedir.

Evet, yukarıda söylediğim gibi: resmin hemen altında, Kont Orgaz’ın mezarı var. Buraya mutlaka girmeli ve bu muhteşem resmi: görmelisiniz ve hatta: birkaç dakika zaman ayırarak, bu muhteşem eseri, ayrıntılı olarak izlemelisiniz.

SİNEGOGLAR

İspanyada yalnızca 3 Sinegog bulunuyor. Bunlardan, 2 tanesi, Toledo şehrindedir. Şehrin güneybatı yamacındaki bu 2 Sinegog: 14’ncü yüzyılda inşa edilmiştir. İsimleri: Sinigoga El Transito ve Sinegoga De Santa MariaLa Blanca.

Her iki yapı da, mimari stil açısından, güçlü magribi özellikler göstermektedir.

Sinagoga De Santa Maria La Blanca

1203 yılında inşa edilmiştir. Mimaride, İslam etkisi görülüyor. Yapı, 15’nci  yüzyılda, kiliseye dönüştürülmüş ve daha sonraki yıllarda ise, marangoz atölyesi, mağaza, kışla ve dönemin fahişelerinin sığınma evi olarak kullanılmıştır.

Sinagoga El Transito

Toledo şehrinin büyük çoğunluğu Yahudi iken: 1357 yılında inşa edilmiştir. Burada, özellikle İspanyol Yahudi sanatı, doruk noktalarına ulaşmaktadır. İbranice sıva yazıtları muhteşem. Çan kulesi: 1492 yılında, Yahudiler, İspanyadan sürülünce, Hıristiyanlar tarafından, yapıya eklenmiştir.

Yapı, dıştan bakıldığında, çok sade bir görünüm sunmaktadır. Sokağa bakan, yalnızca 7 penceresi var. Napolyon’a karşı yapılan savaşlarda, burası askeri kışla olarak da kullanılmıştır. 1977 yılında ise, ulusal bir anıt ilan edilerek, koruma altına alınmıştır.

MEZQUİTA DEL CRİSTO DE LA LUZ CAMİSİ

Puerta dela Bisagrakapısının üstündedir. İsminin kelime anlamı: “Işık ve Mesih Camisi”dir.

Burası: 10’ncu yüzyılda, cami olarak yapılmış, ancak daha sonradan kiliseye çevrilmiştir. Bu nedenle, cami yapısının hemen üstünde, haç görülüyor.

Günümüze ulaşan en eski ve tek camidir. Yani, İspanyadaki en eski Magribi eserlerinden biridir. Caminin boyutları: 8.60×7.74 metredir. Sütunlar ve at nalı kemerli, dokuz küçük bölgesi bulunmaktadır. Halen, müze olarak ziyarete açık tutulmaktadır.

Burayı ziyaret ederseniz, görebilecekleriniz: yapının cephesinde, Arapça yazılı bir kitabe var. Bu kitabede: yapının: “999 yılında, Musa Ali tarafından inşa edildiği” yazılıdır. Şehirdeki en önemli, Müslüman dönemi yapısıdır.

JUAN DE LOS REVES SAN

İspanya Toledo; Burası: kral Ferdinant ve kraliçe İsabella tarafından, bir zafer anısına, mimar Gues Juan’a yaptırılmıştır.

Aziz John adına adanmıştır. Yapının inşaatına 1476 yılında başlanılmış ve 1504 yılında, görkemli dehlizleriyle birlikte tamamlanmıştır.

1835 yılında, Napolyon işgali sırasında  zarar gören yapı, daha sonra restore edilerek, günümüze ulaşmıştır.

ROMAN SAN KİLİSESİ-MUSEO DE SANTA CRUZ

İspanya Toledo; Burası, günümüzde müze olarak kullanılan bir kilisedir. Büyüleyici yapı: 13’ncü yüzyılda yapılmıştır. Kilisenin çan kuleleri: camilerde olduğu gibi, yanının dışında durmaktadır.

Toledo şehrinin bu en ilginç kilisesinin içinde, Magribi ve Hıristiyan unsurların mimari özellikleri olan at nalı kemerler ve Rönesans üslubu kubbe görülmektedir.

Bütün iç duvarlarda ise, çeşitli ressamlar tarafından yapılan başpiskopos portreleri ve kıyamet günü tasvir edilmiş Romaneks resimler görülmektedir.

Evet, burası, günümüzde müze olarak ziyarete açıktır. Müzede sergilenen eserleri yapan sanatçılar : El Greko, Ribera, Goya. Bunun dışında çeşitli heykeller, el yazmaları, altın ve gümüş objeler de sergileniyor.

İspanya Marbella

İspanya Marbella

 

Evet, 1950-1960 yılları arasında, Avrupa jet sosyetesi için büyük bir mıknatıs haline gelen bu mekan: İspanya’nın Akdeniz kıyılarındaki en kaliteli tatil yeridir. Aynı zamanda, “Andalucia” özerk topluluğunun Malaga eyaletinin bir şehridir.

Şehir: Sierra Blanca dağının eteklerinde, Akdeniz kıyısında, Cebelitarık boğazındadır.

Aradan geçen yıllarda: gerek Marbella ve gerekse yakınındaki diğer tatil yerlerinde, gerilemeler görülmüştür. Çünkü: Kuzey Afrika’ya yakın olması, buradaki bütün suçluların Marbella yöresine doluşmalarına ve ardından bir dizi seri cinayet işlenmesine neden olmuştur.

Bunun sonucunda, elbette buranın çekiciliği azalmıştır. Ancak, günümüzde bölge eski cazibesinin bir kısmını geri kazanmıştır denilebilir.

Günümüz Marbella’sında belirgin izler bırakan iki adam vardır. Bunlar: 1950’li yılların başında: “Marbella Clup Hotel” i inşa ettiren, Avusturyalı Prens Alfonsso von Hohenlohe ve eski Belediye Başkanı, zengin işadamı ve Atletico Madrid futbol takımının başkanı Jesus Gil’ dir.

Evet, günümüzde buraya gidildiğinde: Kuzey Avrupalı (İrlanda, Almanya, İngiltere) ve Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Amerikalı turistleri görebilirsiniz. Hatta, bunların bir kısmının burada daimi mülkü bulunmaktadır.

Marbella: gezmek için inanılmaz derecede çekici bir yerdir. Sahilde, günümüzde restoranların sıralandığı şık bir yürüyüş yolu vardır ve yaşlı palmiye ağaçlarının gölgelendirdiği eski Alamedası, “Salvador Dali” bronz eserleriyle süslenmiş ileri teknoloji eseri “rambla” (bulvar) ya açılır.

Sahil kenti yarım ay şeklinde sahile uzanıyor. Sahilde ise, yeni liman ve limanda yatlar bulunuyor. Sahilde kafeler ve restoranlar sıralanmıştır. Markaların hakim olduğu butikler, turistlerin uğrak yerleridir.

Endülüs sahilleri, tüm dünyada olduğu gibi, tatil köyleri, oteller ve yazlık villalarla doludur. Ancak, bu tatil sitelerinin ve evlerin taşıdıkları dış çizgilere bakınca, bunların Araplara ait olduğunu anlamamak mümkün değildir. Araplar, kültürleriyle olmasa da, zenginlikleriyle, yeniden Endülüs’e dönmüşlerdir.

1272 yıl önce İspanya’ya İslam uygarlığını getiren Araplar, bugün dünyayı bir sel suyu gibi basan tüketim ekonomisinin oyununa gelerek, İspanya sahillerine petrolden sağladıkları gelirleri dökmüşlerdir.

ULAŞIM

Buraya ulaşmak için, Malaga havaalanını kullanabilirsiniz. Veya daha küçük uçakların inebildiği Cebelitarık havaalanını kullanabilirsiniz ki, havaalanından otomobil ile buraya ulaşmak, yaklaşık 1.5 saat sürmektedir.

Malaga havaalanından Marbella merkezine bir taksi ile gitmek isterseniz, muhtemelen 65-70 Euro ödemeniz gerekir.

TARİHÇE

Arkeolojik kazılarda, Marbella ve çevresindeki dağlarda, Paleolitik ve Neolitik dönemlerde insan yerleşmesinin bulunduğu anlaşılmıştır. MÖ.7’nci yüzyılda, Fenikeliler burada birkaç koloni kurmuşlardır.

Ancak, yine de Fenike dönemine ait herhangi bir buluntu ele geçirilememiştir. Fenika ve daha sonra Kartacalılar, bölgede yerleşirler. Ardından ise Romalılar gelir.

Şehirde “Old Town” olarak nitelendirilen “El Casco Antiguo” ve Murallas del Castillo (Mağribi kale duvarları): daha önceki dönemlere ait devşirme yapı malzemesi kullanılarak inşa edilmişlerdir.

Verde ve Guadalmina nehirleri boyunca, çeşitli Roma yerleşimleri kalıntıları görülür. Romalılar döneminde, şehre “Salduba” ismi verilmiştir.

Müslümanların bölgede bulunduğu yıllarda: 10’ncü yüzyılda, Malaga sahili güçlendirilmiş ve sahil boyunca çeşitli deniz feneri kuleleri inşa edilmiştir.

1485 yılında ise, şehir kan dökülmeden Kastilyalı Crown tarafından ele geçirilmiştir. 1554 yılında inşa edilen ana kapı, önünde bir köprü ve hendek bulunmaktadır. 1664 yılında, Marbella, şeker kamışı ile tanışır. Ardından, bölgede çok sayıda şeker fabrikaları yapılır.

Dünya savaşı sonunda, Marbella, 900 nüfuslu küçük bir yerdi. 1943 yılında ise, bölgede turizm gelişmeye başlamıştır. 1954 yılında “Marbella Club” ün kurulmasıyla, film yıldızları, işletme yöneticileri ve birçok soylu, tatil için bölgeye akın etmeye başlamışlardır.

İspanya Marbella

GEZİLECEK YERLER

İspanya Marbella

CASCO ANTİGUO (ESKİ KENT)

Antik şehir surları arasında, kuzey ve doğu yönlerinde ilerleyen “Barrio Nuevo” ve “Barrio Alto” denilen iki tarihi banliyöden oluşmaktadır.

Surlarla çevrili yerin içindeki bölüm, 16’ncı yüzyıldan kalma durumunu aynen muhafaza etmiştir. Ancak, yakın geçmişte, muhteşem bir şekilde yenilenmiştir.

Casco’nun bembeyaz sokakları ve meydanı: herhangi bir “Pueblos Blancos” kasabasına kafa tutacak düzeyde güzeldir. Caddeler: şık ve bakımlı binalar ve ilginç detaylarla doludur. Amaçsızca, bunların çevresinde dolaşmak bile ziyaretçilere keyif verir.

Eski şehrin merkezinde “Plaza de los Naranjos” yani “Portakal ağaçları meydanı” bulunmaktadır. Bu meydanda ise, yine antik döneme ait bazı yapılar görülür.

İspanya Marbella

17’nci yüzyıldan kalma “Ayuntamiento” binası, şehirdeki en pahalı barlara bakmaktadır. Yine burada bulunan “Town Hall”: Mudejar mimari tarzıdır ve iç duvar freskleri ve çatısı: gotik ve Rönesans unsurları taşımaktadır.

1568 yılında inşa edilen yapı, Belediye Başkanı evi olarak kullanılmaktadır. Yine, şehrin en eski dinsel yapısı olan, 15’nci yüzyılda yapılmış “Santiago Şapel” i de görebilirsiniz.

Bölgenin diğer gözde yapıları arasında ise: 16’ncı yüzyıldan kalma “İglesia de la Encarnacion” sevimli “Plaze de Altamirano” Rönesans dönemine ait “Palacia Baazan” ve eski Arap kalesinin surları sayılabilir.

Son olarak: burada “Emita del Santo Cristo de la Vera Cruz” isimli kuleyi görmenizi öneririm. Barrio Alto bölümündedir. Kare bir kuledir. 15’nci yüzyılda inşa edilmiştir. Çatısının sırlı seramikleri ilgi çekmektedir.

MUSEO DEL GRABADO CONTEMPORANEO-ÇAĞDAŞ İSPANYOL GRAVÜR MÜZESİ

Müze: Magribi surlarına yakın, “İglesia de la Encarnacion” un arkasındaki bir sokakta saklanan “Modern Baskılar Müzesi”, hastane olarak inşa edilmiş bir Rönesans köşkünün içindedir. 1992 yılında müze ziyarete açılmıştır.

Mirasına ait büyük bir koleksiyona, Picasso’nun birkaç çalışmasına ve modern sanat sunumuna dair cesur bir politikaya sahiptir. Genel olarak gravür tekniklerinin öğretilmesi için adanmış bir müze denilebilmektedir.

Dört kattan oluşan binanın kendisi bile giriş ücretine değerdir. Ancak, Pazar günleri müze kapalıdır, giriş ücreti, yetişkinler 3 Euro, öğrenciler 1.5 Euro’dur.

BONSAİ MÜZESİ

1992 yılında açılan bu müzede: zeytin ağaçları ve yöreye özgü bitki türlerine ait geniş bir koleksiyon sergilenmektedir.

İspanya Marbella
İspanya Marbella
İspanya Marbella

PUERTO BANUS

Burası, Marbella’nın güneybatısındaki bir “marina” yani “yat limanı” alanıdır. Mayıs 1970 tarihinde inşa edilen marinada: lüks bir yat limanı ve alışveriş kompleksi bulunmaktadır. Aynı zamanda “Costa del Sol” bölgesinin en büyük eğlence merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Ancak, biraz önce de söylediğim gibi, burası daha ziyade üst gelir gurubuna hitap eden bir yer, yani pahalı alışveriş merkezleri ve restoranlar var.

Yine de burası, her yıl 5 milyon kişi tarafından ziyaret ediliyormuş. Marina bölümünde, 920 yat kapasitesi var. Buraya: 8-50 metre uzunluğundaki tekneler bağlanabiliyor.

En önemli konuklarının ise, Suudi Arabistan kralı ve yine dünyanın çeşitli zenginleri olduğu söyleniyor.

Barlar, butikler ve gece kulüpleriyle dolu liman sokaklarında gezebilirsiniz. Marinanın her tarafında ise plajlar var. Buraya yolunuz düşer ve değişik bir şey görmek isterseniz, Dali tarafından yapılan 3.5 ton ağırlığındaki “gergedan” heykelini görmenizi öneririm.

Evet, bu ünlü marina, en çok da milyonerleri görmeyi umut eden ziyaretçilerin çekim alanıdır. Çünkü: tekneleri ve sahiplerini izlemek eğlencelidir. Üstelik, rıhtımda: bir sürü kaliteli ama pahalı balık restoranı ve Amerikan tarzı restoranlar da bulunuyor.

İspanya Marbella
İspanya Marbella

PLAJLAR

Marbelle sınırları içinde, 27 km. lik sahil alanında, 24 tane plaj bulunmaktadır. Sahil: genellikle kumluk olup, bazı yerlerde çakıl vardır. Özellikle yaz aylarında doluluk oranı orta yüksekliktedir. Bu plajlardan birkaç tanesi hakkında kısa bilgi vermek istiyorum.

El Alicate

Costa Mar bölgesindedir. Yakınlarında restoranlar ve golf sahası var. Kumsal: siyah volkanik kumdur. Deniz orta dalgalıdır. Plajın uzunluğu 1900 metre, genişliği 15 metredir.

El Cable

Balıkçı limanı yakınındadır. Sahilin uzunluğu 800 metre , genişliği 50 metredir. Burada deniz sakin ve dalgasızdır.
Ancak, kumsalın bir kısmı çakıllıdır.

Lindavista

Okaliptüs ağaçlarının yoğun bulunduğu plaj bölgesinin uzunluğu 1000 metre, genişliği 40 metredir. Bu plaj bölümünde, çeşitli su sporları yapılabiliyor, yani çocuklu aileler için idealdir. Kumsal: beyaz kum, deniz ise sakin yani dalgasızdır.

Playa de la Bajadilla

Marbella balıkçı limanına ulaşmadan önce, Venüs Beach devamındadır. Plajın uzunluğu 800 metre, genişliği 20 metredir. Kumsa.: siyah volkanik kum, deniz ise dalgasız, yani sakindir.

Playa de la Fontanilla

Şehrin en güzel plajlarından birisidir. Bir şehir plajından beklenen tüm imkanlara sahiptir. Çünkü aynı zamanda, şehre yakınlığı ile yoğun tercih edilmektedir ki, bende size burayı önereceğim.

Burada, bol şezlong ve şemsiye var. Ayrıca, plajın hemen arka bölümünde gezinti yapılan yerlerde, restoranlar ve dükkanlar var. Sahilin uzunluğu 900 metre, genişliği 30 metredir. Kumsal: altın sarısı kum, deniz ise orta dalgalıdır.

İspanya Marbella

ŞEHİR MERKEZİ YAKINLARINDA GEZİLECEK DİĞER YERLER

LAS CHAPAS İLÇESİ

İlçe, belediyenin doğu kısmında aynı adı taşıyan nehrin ağzına yakın bir yarımada üzerindedir. Geçmişi 8’nci yüzyıla kadar uzanır. Çünkü, burada bazı eski demir madenleri bulunmaktadır ki bunların Fenikeliler zamanında kullanıldığı ve buraya bir yerleşim yeri kurulduğu tahmin edilmektedir.

Ayrıca, burada yapılan kazılarda: tabaklar, çanaklar, lambalar ve seramikler bulunmuştur. Burada, ayrıca iki tane antik gözetleme kulesi kalıntısı vardır. Günümüzde, yine burada önemli oteller bulunur.

MİJAS

Sahilde yer alan “Fuengirola” bir paket tatil mekanı ve daha çok tren istasyonuna yarayan bir servis merkezidir. Birkaç kilometre gerisindeki “Mijas pueblo” ise ayrı bir yerdir.

Yabancıların istilasına uğramamış olan bu sevimli ve eski kasaba, plaj, apartman ve trafikten kaçıp şöyle bir gezinmek veya bir yerde oturup yemek yemek için keyifli bir yerdir.

REFUGİO DE JUANAR

Eğer sahilden bir parça uzaklaşmaya ihtiyacınız varsa, burası gidilebilecek tek yerdir.
Marbella ile Puerto Banus’un arkasındaki tepelerde bir güzellik abidesi.

Buraya ulaşmak için Marbella’dan Ojeen’e giden yola girip çam ağaçlarının arasından tabelaları takip ederek yolun sonundaki bir restorana ulaşmanız gerekir.

Buradan işaretli yedi yürüyüş yolu çevreye yayılır. En kısa olanı 2.4 km. sonra sizi geride bıraktığınız sahile bakan bir manzara noktasına götürür.

SAN PETRO DE ALCANTARA

Marbella’ya giderken sahilden 1 km. uzakta kalan bu yer, trafiğe kapalı caddeleriyle ve şık Plaze de la İglesias’ı ile insanların gezindiği keyifli küçük bir İspanyol kasabasıdır.

Kasaba yakınındaki artmakta olan sitelere yönelik birçok dilde ürünü bulabileceğiniz kitapçılar ve gazete bayileri, restoranlar ve mağazalar bulabilirsiniz.

TORREMOLİNOS

Bugünlerde bir bira ve tatil mekanı olarak edindiği ünü unutturmaya çalışmaktadır. Yetkililerde yeşillendirilen meydanlar ve trafiğe kapalı alanlarla bölgeyi nezihleştirme konusunda Marbella’yı kendilerine örnek almışlardır. Yine de Torremolinos, halen gece hayatının son derece canlı olduğu bir yerdir.

MARBELLA CLUB HOTEL

Otel: Costa del Sol yanındaki: Puerto Banus bölgesinde “Golden Mine” sahilindedir. 1954 yılında: Prens Alfonso tarafından kendi özel konutu olarak yaptırılmıştır. 1980’lerin ikinci yarısına gelindiğinde ise, kapsamlı olarak yenilenmiş ve genişletilmiştir.

Otelin 121 suit odası ve plajı bulunmaktadır. Ayrıca, 42 bin metrekarelik bölgesinde, Endülüs tipi bahçeler içinde, villalar bulunmaktadır. Son yıllarda, otelde, ziyaretçiler için “golf” tesisleri kurulmuştur.

Otelin ünlü konukları arasında: Ava Gardner, Audrey Hepburn, Gary Grand sayılabilir.

Datça Gezilecek yerler

Datça Gezilecek yerler
 

Datça gezilecek yerler: Datça yarımadası, ülkemizin en güzel, tarihi, turistik ve doğal güzellikleriyle dolu olan bir yerdir.

 

Datça Gezilecek yerler Balıkaşıran Mevkii
 

BALIKAŞIRAN MEVKİİ

Datça Gezilecek Yerler: Burası, Datça yarımadasının en dar yeridir. Datça merkeze 40 km uzaklıktadır.

Burada genişlik yaklaşık 1 km. dir. 800 metreye kadar indiği de söyleniyor. Koyun çevresi ormanla kaplıdır. Koyun kıyısı ise çakıllıdır. Bazı yerler sazlıktır.

Burada: sağda Ege denizi, solda ise Akdeniz uzanır. Ancak herhangi bir tesis yoktur. Burada sadece karavan veya çadırla kamp yapmak mümkündür. Ancak herhangi bir tesis olmadığından her türlü ihtiyacınızı önceden karşılamanız gerekmektedir. Ateş yakmak da yasaktır.

Burada elbette bir rivayet bulunmaktadır.

Homeros’un anlattığı rivayete göre “eskiden balıkçılar bir denizden diğer denize geçmek için bu dar yeri kullanırlarmış. Hatta rüzgarlı havalarda, sırtlarında kayıklarını ve eşyalarını bir denizden öbür denize taşırlarmış. Bu yüzden bölge “Kayıkaşıran” olarak da bilinir.

Ancak bunun yanında bir söylenti daha bulunmaktadır. Balıkçıların bu bir taraftan öte tarafa geçmelerini esprili olarak “balıkların bir denizden diğerine atlamaları” şeklinde de betimlerler. Bu yüzden bölgenin ismi “Balıkaşıran” olmuştur.

Balıkaşıran bölgesiyle ilgili tarihi süreçte yine ilginç bir olay vardır. Bu olayı: Knidos kentini anlatırken yazdım, oradan okuyabilirsiniz, ancak kısa bir not: Knidoslular, Lidyalıların karadan yaptıkları saldırılardan korunmak için burayı kazmayı denemişlerdir.

Son birkaç not: yörede yine sıkça söylenen bir söz bulunmaktadır “balıkaşırandan öteye akıllı adam geçmez” Yine bir rivayet “balıkaşıranı aşan, oralara aşık olur bir daha geri dönmek istemezmiş” Biter mi, hayır “Ege’de tutulan bir balık, canlı halde Akdeniz’e bırakılabilirmiş.”

Datça Gezilecek yerler İskele Mahallesi
 

İSKELE MAHALLESİ

Datça gezilecek yerler: 1947 yılına kadar Datça merkezi Reşadiye Mahallesi iken, İskele Mahallesi olmuştur. Datça’da: resmi kurumlar, sivil kuruluşlar, alışveriş ve eğlence merkezleriyle konaklama tesislerinin birçoğu İskele Mahallesindedir.

 

DATÇA LİMANI

Datça gezilecek yerler: Datça limanında birçok restoran ve otel bulunuyor. Limanda: birçok restoran, kafe, bar, alışveriş mağazaları bulunmaktadır. Ayrıca: bir anfitiyatro vardır.

Datça Gezilecek yerler Liman Demeter Heykeli
 

Demeter Büstü ve Aslan Heykeli

Bunlar: 1850 yılında Knidos kazıları sırasında İngiliz Charles Newton tarafından İngiltere’ye British Museum’a götürülen eserlerin kopyalarıdır.

Datça Gezilecek yerler Liman Aslan Heykeli
 

(Bu iki heykelin hikayesini merak edenler için Knidos antik kenti bölümünü okumalarını tavsiye ederim.)

Datça Knidos

Datça Gezilecek yerler Liman Fok Badem Heykeli
 

Fok Badem Heykeli

Datça gezilecek yerler: Limandaki bu heykel, burayı ziyaret edenler tarafından yoğun fotoğraf çektirilen bir yer olarak tanınıyor.

Peki fok badem? Aydın-Didim ilçesi açıklarında, 2006 yılında henüz 1.5 aylık yavru ve yaralı bir Akdeniz fok yavrusu bulunur.

Bu yavru Foça Fok Rehabilitasyon Merkezinde tedavi edilir ve “Badem” ismi verilerek tekrar denize salınır. Ancak bu dişi fok balığı sık sık Datça’ya gelirdi.

Ancak 2012 yılından bu yana gelmemektedir, izi kaybolmuştur. Bunun üzerine, Datça Belediyesi tarafından Heykeltıraş Elbruz Denge’ye 2012 yılında “Fok Badem Heykeli” yaptırılır ve limana konur.

 

ESKİ KNİDOS-BURGAZ ÖREN YERİ

Datça gezilecek yerler: Burgaz Ören Yeri, Datça merkeze 2 km uzaklıktadır. Deniz seviyesinden 12 metre yüksekte, küçük bir yarımada üzerindedir.

Aşağıda Knidos şehri tarihçesinde belirttiğim gibi, Knidos şehri bugünkü yerine yerleşmeden önce, ilk olarak burada kurulmuştur.

Burgaz ören yerindeki kazı çalışmaları, 1993 yılından bu yana sürdürülmektedir.

Ören yeri: 1400 x 400 metre boyutlarındadır ve deniz kıyısı boyunca uzanmaktadır. Kent, sur duvarları ile çevrilmiştir. Bu sur duvarlarında, düzensiz yamuk dikdörtgen ve çokgen taş örgü teknikleri, karışık olarak kullanılmıştır.

Alanın güneybatısındaki sığ sularda ise deniz surları ve bir kule kalıntısı görülür.

Deniz kıyısında, MÖ 4’ncü yüzyıla tarihlenen iki liman kalıntıları da bulunmaktadır.

Bölgedeki kazılarda en eski olarak, MÖ 8’nci yüzyıla tarihlenen yerleşim katları bulunmuştur.

Burgaz ören yerinin: MÖ 4’ncü yüzyılda kısmen terk edildiği, ancak deniz kenarında depolama ve liman yükleme alanlarının bulunduğu, daha iç kısımlarda ise tarıma bağlı bir yaşamın sürdürüldüğü ve nekropol alanının varlığı anlaşılmıştır.

Datça Gezilecek yerler Plajlar

DATÇA MERKEZDE BULUNAN PLAJLAR

Datça gezilecek yerler: Hepsi de Mavi Bayraklı olan 3 plaj bulunmaktadır. Bunlar:

Hastaneönü Plajı

Taşlık Plajı

Kumluk Plajı.

Her üç plajda da Mavi Bayrak özelliklerinden olan duş, kabin ve cankurtaran gibi hizmetler Belediye tarafından sağlanmaktadır.

Datça Gezilecek yerler Hastane Altı Plajı

HASTANE ALTI PLAJI

Datça gezilecek yerler: Datça merkezinde Devlet Hastanesi binasının tam altında, Öğretmenevi’nin doğusundadır. Bu sahil, Club Datça Tatil köyüne kadar devam ediyor.

Oldukça kolay ulaşılan bir konumu nedeniyle tercih edilmektedir.

Ancak çok fazla geniş ve büyük değildir. Kumsalı küçük çakıllı, denizin ilk girişi de çakıllı, sonrası birkaç metre sonrası kumludur. Deniz ise soğuk, temiz ve berraktır. Sığdır. Bu yüzden, özellikle yüzme bilmeyenler ve çocuklu aileler tarafından tercih edilir. Özellikle sezonda aşırı kalabalık olduğunu unutmamak gerekir.

Datça Gezilecek yerler Kumluk Plajı

KUMLUK PLAJI

Datça gezilecek yerler: Datça merkezindedir. Hastane altı plajından kıyı boyunca limana doğru yürürseniz, Kumluk Plajına ulaşırsınız. Plaj: İlkokulun yanından başlar ve Cumhuriyet Meydanına kadar ilerler.

Plaj yaklaşık 300 metre uzunluktadır.

Sahil tamamen ince kumdan oluşmaktadır.

Deniz ise sığdır ve yavaş derinleşir. Bu yüzden yüzme bilmeyenler ve çocuklu aileler tarafından tercih edilmektedir.

Plajın yanında, trafiğe kapalı kumluk bir yol var. Bu yol boyunca çok sayıda yeme-içme mekanları ve konaklama yerleri bulunmaktadır.

Sahilde dizilmiş bu işletmelerden şezlong ve şemsiye kiralayabiliyorsunuz. Ancak akşam saatlerinde plajı akşama hazırlamak için şezlongları topluyorlar, buna göre akşamüstü saat 4-5 gibi plajdan ayrılmanız gerekiyor. Öte yandan, açık havada, denizle iç içe bir akşam yemeği için oldukça güzel bir tercih olabilir.

Datça Gezilecek yerler Kumluk Plajı

Son bir not: Her yıl Mayıs ayının ilk Pazar günü yapılan “Akdeniz’den Ege’ye Dostluk ve Barış Yürüyüşü etkinliğinde, Akdeniz kıyısındaki Kumluk Plajından toprak testilere doldurulan sular, Ege kıyısındaki “Gereme Koyuna” dökülüyor.

 

TAŞLIK PLAJI

Datça merkezinin batısındadır. Limandan Ilıca Kampinge doğru yürürseniz Taşlık Plajına ulaşırsınız. Plaj yaklaşık 400 metre uzunluktadır. Plaj: adı üstünde irili-ufaklı çakıl taşlarıyla doludur.

Plajın hemen yanından trafiğe kapalı Taşlık yolu geçiyor. Bu yol üzerinde yeme-içme yerleri sıralanıyor. Sahilde, bu işletmelerin şezlong ve şemsiyeleri bulunuyor, bir şeyler yiyip-içmek karşılığında şezlong ve şemsiyeleri ücretsiz kullandırıyorlar.

 

Ilıca Göletİ

Liman bölgesi bitiminde; Taşlık plajının hemen üst tarafında, denizin hemen yanı başında “Ilıca göleti” isimli doğal gölet vardır. Bu göl yörede oldukça popülerdir.

Bu göletten kükürtlü ve sıcak su kaynamaktadır. Suyun kaynadığı yerin çevresi duvarlarla çevrilmiş ve bu küçük gölet oluşturulmuştur. Sular, göletin duvarları arasındaki oyuktan, hızlı bir şekilde denize doğru akıyor. Denizdeki kişiler, bu suyun altında duş alıyorlar. Denize akan bu tatlı su nedeniyle, burada deniz az tuzludur.

Ayrıca: bu gölette koruma altında bulunan ve “doktor balıklar” olarak isimlendirilen bir tür balıklar vardır. Bu balıklar özellikle cilt hastalığı bulunanlar, bu göle girdiklerinde balıklar, ciltteki ölü deriyi yiyerek tedavi ediyorlar.

Kent Park

Taşlık plajın bitimindedir. Datça merkezinin tek yeşil alanıdır.

AZGANLI PLAJI

Taşlık plajından, güney yönde 1 km kadar yürüyerek buraya ulaşabilirsiniz.

Hava Radar Komutanlığını geçince sola döndüğünüzde, kıyıya çıkılıyor. Güneye devam ederseniz, 1.5 km sonra tertemiz denizi olan bu şirin plajı bulursunuz.

Datça Gezilecek yerler Kargı Koyu

KARGI KOYU

Datça merkeze 3 km uzaklıktadır.

Datça merkezden buraya sık dolmuş ve Belediye otobüsü ulaşımı olmaktadır. Bu yüzden yani merkeze yakın olduğu için sezonda çok fazla kalabalık oluyor. 

Çanak şeklindeki koyun çevresi dağlarla çevrilidir. Koyun doğal güzelliği, okaliptüs ağaçları ve kuzey rüzgarlarına kapalı oluşu çekiciliğini artırmaktadır.

Datça Gezilecek yerler Kargı Koyu

Sahil: çakıllıdır.

Deniz turkuaz rengiyle ilgi çeker. Koy az rüzgar alır ve deniz suyu berraktır. Yüzmeye uygundur. Denizin içi ise kum değil, taştır. O yüzden deniz ayakkabısı kullanmanız önemle tavsiye edilir.

Koyda sahil boyunca: kafe ve restoranlar bulunmaktadır. Bu kafe ve restoranlara ait şezlong ve şemsiyeler vardır.

Ayrıca, yine burada “Halk Plajı” bölümü bulunuyor, buradan ücretsiz yararlanabilirsiniz.

Datça Gezilecek yerler Eski Datça
 

ESKİ DATÇA MAHALLESİ

Datça gezilecek yerler, Eski Datça Mahallesi, Datça merkeze 2.5 km uzaklıktadır. Datça ilçesinin en küçük Mahallesidir.

Marmaris üzerinden Datça merkeze gelirken, önce buradan geçiliyor ve sonra limana ulaşılıyor. Mahallenin 3 km güneyinde İskele Mahallesi ve 4 km kuzeyinde ise Reşadiye Mahallesi bulunmaktadır.

Burası, iskele mevkiindeki modern Datça kent merkezinden farklı olarak, eski yapıların çoğunlukta olduğu bir yerdir.

Zaten bu yüzden Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Çünkü Datça yarımadasının ilk yerleşim merkezlerinden birisidir.

Buradaki ilk yerleşimin MÖ 11’nci yüzyıla kadar indiği düşünülmektedir.

Datça Gezilecek yerler Eski Datça
 

Buranın eski ismi “Dadya” dır.

Taş evler, begonvil çiçekleriyle süslenmiş taş sokaklar, renkli dükkanlar, kafe, bar ve restoranlardan oluşmaktadır. Denizden biraz uzak bu bölgede zeytin ve badem ağaçları bulunmaktadır.

Eski yapılar restore edilerek çoğunlukla Eski Datça Otelleri olarak hizmete açılmıştır.

Ayrıca: taş döşeli sokaklarda el sanatlarıyla uğraşan ve ürünlerini satan tezgahlar ve minik dükkanlar doludur. Buralarda Datça’nın meşhur çimdik oyası yapan kadınları izleyebilirsiniz.

Burada: ağaçların altında oturup, serinlemek için buranın meşhur acı bademlerinden yapılan “Datça gazozu” içmelisiniz ve bademli dondurmalardan yemelisiniz.

Eski Zeytin Değirmeni

Burada eskiden zeytinyağı üretiliyormuş. Eski zeytin değirmenlerine “Mengen” ismi veriliyor. Burada bulunan mengen de, 2015 yılında restore edilmiş ve günümüzde turistik tesis olarak kullanılıyor.

Datça Gezilecek yerler Can Yücel Sokak
 

Can Yücel Sokak ve Can Yücel Evi

Datçanın bu bölgesi özellikle şair Can Yücel ile anıldığı için, şairin ismi bu sokağa verilmiştir. Burada “Can Yücel Evi” bulunuyor ve ev günümüzde müze olarak düzenlenmiştir. Can Yücel, hayatının son 10 yılını burada geçirmiştir.

Evin bahçesinde bulunan kütüphanede: Can Yücel’e ait kitaplar, fotoğraflar ve yazarın el yazıları ve daktilosu sergileniyor. Ayrıca ziyaretçiler için bir anı defteri bulunuyor. 

Datça Gezilecek yerler Can Yücel Evi
 

Ancak ev sadece yılda bir gün ziyarete açıktır. (Can Yücel’in ölüm yıldönümü olan 12 Ağustos tarihinde) Çünkü halen evde, Can Yücel’in ailesi kalmaktadır, yani gidip kapıyı çalmamak gerekir. Sadece evin kapısında fotoğraf çektirebilirsiniz.

Datça Gezilecek yerler Datça Orhanın Yeri
 

Can Yücel evini göremezseniz bile, ünlü şairin sürekli gittiği kahve olan “Orhan’ın yerine” mutlaka uğrayın, şaire ait anılar ve şairin yarım kalmış şarabını görün. Orhan’ın yeri: dut ağaçlarının altında oldukça samimi bir yerdir.

Burayı ziyaret ederseniz, patlıcanlı gözleme yemeyi unutmayınız. Bir de “Karabaş otu çayı” denemelisiniz.

Datça Gezilecek yerler Emecik Mahallesi
 

EMECİK MAHALLESİ

Datça gezilecek yerler, Emecik Mahallesi, “Alavara Mevkii” olarak da bilinir. Kızlan Mahallesinin ardından, Datça’nın en kalabalık 2’nci Mahallesidir. Yarımadaya girişte ilk köydür. Yani hemen Balıkaşıran’dan sonra gelir. Datça ilçe merkezine 20 km uzaklıktadır.

Emecik dağı, 747 metre yüksekliktedir ve bu dağın çevresi ormanlarla kaplıdır, burada yaban hayatı zengin olmasına rağmen son yıllarda bilinçsizce doğaya bırakılan zararlar maddeler ve yapılaşma nedeniyle yaban yaşamı tehdit altındadır.

Evet, Emecik Mahallesi bu Emecik dağının eteklerinde, tepelerde kuruludur.

öylenenlere göre, geçmişte İspanyol korsanları bu köye cüzzamlıları bırakırlarmış. Köyün havası ve suyu o kadar güzelmiş ki, bu köye bırakılan cüzzamlılar bile iyileşiyorlarmış.

Bölgenin Doğal Sit alanı olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Datça Gezilecek yerler Aktur
 

Datça Aktur

Datça yarımadasının hemen girişinde Emecik köyünde Aktur Sokaktadır.  

Datça merkezine 30 km uzaklıktadır.

Datça Gezilecek yerler Aktur Sahili
 

Site, iki birimden oluşmaktadır. Bunlar: Çiftlik ve Kurucabük koylarıdır. İki birimin arasındaki uzaklık 4 km dir. Her iki birim arasında, site tarafından ücretsiz ulaşım sağlanmaktadır.

Çam ağaçlarıyla kaplı oldukça güzel bir ormanlık doğal alandır.

Datça Gezilecek yerler Aktur
 

Denizin temizliği ve maviliği ilgi çeker.

Burada: şık yazlıklar ve tatil evleri bulunmaktadır. Ayrıca kiralık villalar da bulunuyor. 1 km uzunluğundaki Aktur plajı: Mavi Bayrak ödüllüdür ve her yıl bu ödülü almaya hak kazanmaktadır.

Datça Gezilecek yerler Aktur Sahili
  

Oldukça büyük bir sitedir. Site içinde: banka, sağlık ocağı, eczane, postane, üç tane süpermarket, yelken okulu, beş tane restoran, bar-disco, su altı dalgıç okulu, okuma salonu ve uluslararası bir kampingi bulunmaktadır. (Bu kamping ile ilgili ayrıntılı bilgi aşağıdadır.)

Datça Gezilecek yerler Aktur Kamping
 

Aktur Datça Kamping

Aktur Tatil Köyünün hemen yanındadır.

Datça merkeze 30 km uzaklıktadır. Karavan veya çadır kampı için uygundur. Kamp kurulabilecek 140 alan ayrılmıştır. Alanda 420 kampçı konaklayabilmektedir. Ancak çadır ve karavan kiralama hizmeti yok, yani kendi karavan veya çadırınızı götürmeniz gerekiyor.

Kalabalıktan uzak, çam ağaçlarının altındaki kamp alanında, her türlü ihtiyaç karşılanabilmektedir. Yakınlarda çamaşır makinası, tuvaletler, banyolar, yemek pişirme yerleri bulunmaktadır. Karavan veya çadırlara elektrik hizmeti veriliyor. Ancak bölgede ateş yakmak yasaktır. Yemek yapmak için mutfak kullanılıyor.

 

Özil Kalesi

Mahallenin Özil mevkiinde, kayalık bir tepe üstündedir. Kalıntılar oldukça geniş bir alana yapılmış durumda görülmektedir.

Karaincir Tatil Köyünden sonra kaleyi görmek isterseniz, yamaçlara tırmanmanız gerekir. İlginç olan husus, kalıntıların hemen yakınına bir Tatil Köyü yapılmış olmasıdır. Tepenin biraz ilerisinde, Apollon kutsal alanı bulunmaktadır.

Kalede ilk Knidos şehri döneminden kalma sur duvarları ve yapı kalıntıları bulunmaktadır. Ayrıca, Bizans döneminde de ilaveden sur ve duvarlar yapılmıştır. Bizans dönemindeki yapıları ayırt eden en önemli özellik Horasan harçla örülmüş olmalarıdır. Sonuç olarak, antik dönemde burası önemli bir yerdir.

Datça Gezilecek yerler Sarı Liman Apollon Kutsal Alanı
 

Sarı Liman-Apollon Kutsal Alanı

Marmaris-Datça karayolu üzerinde, Emecik köyü yakınlarında, Emecik dağı eteklerinde, Sarı Liman çevresinde bazı kalıntılar görülmektedir.

Alanda 1998-2006 yılları arasında arkeolojik araştırma kazıları yapılmıştır.

Bu çalışmalarda, kazı alanında Knidos-Dor kökenli bir şehir bulunduğu tespit edilmiştir.

Kutsal alan: doğusuna denizi alacak şekilde, eğimli bir yamaca kurulmuştur. Ve kademeli üç terastan oluşmaktadır.

Bunlar: Yukarı Teras, Helenistik Dor Tapınağı ve Aşağı Teras araştırılmıştır.

Datça Gezilecek yerler Sarı Liman Apollon Kutsal Alanı
 

Alt Teras

Burada çeşitli yapılar vardır. Burada bulunan buluntulara göre, kutsal alan MÖ 7’nci yüzyıldan itibaren MS 7’nci yüzyıla kadar bir  kült merkezi olarak kullanılmıştır.

Yukarı Teras

Burada Erken Bizans dönemine ait Büyük Bazilika ortaya çıkarılmıştır. Bazilika: 20 x 14 metre boyutlarında, üç neflidir. Doğusunda içten yuvarlak, dıştan beş cepheli bir apsisi, batısında ise bir narteksi vardır.

Orta Teras. Helenistik Dor Tapınağı

Orta Teras’ta, Helenistik dönemde Dor düzeninde inşa edilmiş Apollon Tapınağı ve sunak bulunmaktadır.

Burada doğu-batı yönünde konumlandırılmış yapının cephesi, doğuya bakar.

Tapınak: klasik Dor tapınaklarında görüldüğü gibi, 3 basamaklı bir yükselti üzerinde konumlanmıştır.

Ancak tapınak yapısı oldukça fazla tahrip olmuş durumdadır. Çünkü yapıya ait pek çok mimari blok, kutsal alandaki diğer yapılarda ve geç dönem kilisesinde devşirme olarak kullanılmıştır.

Alanda bulunan çok sayıdaki mimari parça değerlendirildiğinde, tapınağın Helenistik dönemde inşa edildiğine karar verilmiştir.

Tapınak kalıntılarının güneydoğu köşesinde bulunan Apollon rahiplerine ait bir yazıtta, Kutsal Alanın Apollon’a adandığı düşünülmektedir.

Ayrıca: yine tapınağın güneybatı köşesinde, MÖ 4’ncü yüzyıla ait bir Knidos sikkesi bulunmuştur. Buna göre, tapınağın MÖ 3’ncü yüzyıl başlarında yapıldığı tahmin edilir.

Tüm bu buluntular ışığında, buranın Heredot yazıtlarında adı geçen “Apollon Tapınağı” olduğuna karar verilmiştir.

Knidos bölgesinde Apollon’un 2 farklı sıfat altında tapınımı görülmektedir. Bunlardan ilki, Heredot tarafından söz edilen “Apollon Triopios” dur.

Bir diğer sıfat ise “Karneios” dur. Bu sıfata Peloponnesos ve tüm Dor dünyasında rastlanmaktadır.

Tarihçi yazar Heredot’un yazdığı mitolojik bir öyküye göre: Kaneios; Zeus ve Europa’nin oğlu olan ve Apollon ile aşk yaşayan kişidir.

Knidos ve tüm 6 kentte yaşayan ve Dor Hexaopisi’ne bağlı Dor halklarının en coşkulu ve büyük bayramları, yaz mevsiminin son ayına da ismini veren “Karneia” şenlikleridir.

Bu şenliklerde: geleneksel koşu yarışmaları, müzik, şiir ve tiyatro yarışları düzenlenir. Kazananlara çeşitli ödüller verilir. Başlangıçta ödül olarak “Üç ayaklı kazan” verilirdi. Ancak bir kural vardı, kazanan ödülü tapınağa bağışlamak zorundaydı. Yani, ödül kutsal alan dışına çıkarılamazdı.

Datça Gezilecek yerler Sarı Liman Apollon Kutsal Alanı
 
Buluntular ve Sonuç:

Kazılarda elde edilen buluntular ise: Mısır, Fenike, Etrüks kökenli ithal malların tanımlandığı geniş bir hinterlandı kapsamaktadır.

Şimdiye kadar Doğu Yunan üretimi olarak bilinen ancak Knidos malı olduğu kesinleşen, kireç taşı ve pişmiş toprak figürler ile çanak-çömlek ürünleri oldukça fazla zengin çeşitlilik göstermektedir.

Kutsal alanda bulunan epigrafik veriler ve adak eşyaları oldukları anlaşılan değerli eserler, özellikle Arkaik çağda, Emecik Kutsal Alanının Apollon ile ilişkilendirilmesini sağlamıştır.

Kazılarda, ayrıca MÖ 8’nci yüzyıla tarihlenen tapınma eşyaları, pişmiş toprak ve yerel kalker taşından yapılmış heykelcikler bulunmuştur. Bulunan bu heykelcikler arasında, 80 cm uzunluğunda ve başı kopmuş bir erkek heykeli dikkate değerdir.

Bu buluntular, Marmaris Arkeoloji Müzesine teslim edilmiş ve halen orada sergilenmektedir.

Datça Gezilecek yerler Sarı Liman Apollon Kutsal Alanı

Emecik kutsal alanının, hem yeni ve hem de eski Knidos’a hizmet verdiği düşünülmektedir.

Kutsal alanda bulunan buluntular, alanın MS 12’nci yüzyıla kadar kesintisiz kullanıldığını göstermektedir.

Ancak Emecik kutsal alanı, özellikle MÖ 7 ile 6’ncı yüzyıllarda yaşamıştır. Kutsal alanda bulunan Apollon Tapınağı, bu tarihlerde Dor düzeninde inşa edilmiştir.

Ancak sonraki dönemde, tapınağın üzerine kilise inşa edilmiş ve tapınak yapısı çok fazla tahrip edilmiştir.

 Evet, kazı çalışmaları sürdürülürken, Tapınak ve çevresinde önceki ve sonraki dönemlere ait başka tapınak ve kilise izleri bulunmuştur.

Sonuç, yöreyi ziyaret ederseniz, bence mutlaka zaman ayırın ve bu kutsal alanı gidin gezin görün.

 

PLAJLAR

Datça Gezilecek yerler Karaincir Koyu
 

Karaincir

Datça ilçe merkezine 15 km uzaklıktadır. Koya ulaşmak için Aktur ve Karaincir minübüslerini kullanmak gerekir.

250 metre uzunluğundaki plaj ise ince kumludur.  Plajın genişliği ise 3 ile 25 metre arasında değişmektedir.

Koyda ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz tesisler bulunmaktadır. Sahil, şezlong ve şemsiye kiralayan tesisler tarafından işgal edilmiş durumdadır. Ancak zaten küçük olan koy, izinsiz şemsiyeler yüzünden adım atılamaz hale gelmiştir. (Son aldığım bir bilgiye göre, bu şemsiyeler kaldırılmış ve sahil açılmıştır.)

Koyda deniz sığdır, bu yüzden özellikle çocuklu aileler tarafından tercih edilir. Hatta Datça’nın birçok yerindekinin aksine, deniz burada ılıktır. Yüzmek için deniz içinde biraz yürümek gerekiyor.

Kuzey rüzgarlarına kapalı olması ve çevresinde yiyecek-içecek tesislerinin bulunması nedeniyle tercih edilmektedir.  

Koyda, sahilin ilerisinde ise Karaincir adaları bulunuyor.

Datça Gezilecek yerler Karaincir Tatil Köyü
 

Plajın üst bölümünde: 600 konutlu yazlık bir site (Karaincir Tatil Köyü) ve kamping bulunuyor. Sitenin hemen kuzeyinde, Marmaris-Datça karayolu geçiyor. Kamping alanında ise karavan ve çadır kampı bulunuyor.

 

Güllük plajı

Datça merkeze 15 km uzaklıkta, Marmaris istikametindedir. Buraya ulaşmak için, karayolundan sonra sahile doğru 500 metre yürümek gerekiyor.

Karaincir koyundan bir önceki koydadır.

Perili köşk ve Adaburnu Gölmar Tesisleri burada bulunmaktadır.

Plajın hemen karşısında ise yakın adalar vardır.

Plaj: iri kumludur. Deniz ise çabuk derinleşir. Bu yüzden yüzme bilmeyenler için uygun değildir. Sonuç olarak, sakin ve sessiz bir ortam arzulayanlar tarafından tercih edilmektedir. Son bir not: 28 Haziran 2017 tarihinde Güllük mevkiinde bir orman yangını çıkmıştır.

Datça Gezilecek yerler Perili Köşk
 

Perili Köşk Plajı

Datça merkezinin doğusundadır. “Adaburnu” olarak da bilinir. Datça merkeze 15 km uzaklıktadır.

Çevresinde Güllük plajı ve Adaburnu Gölmar tesisleri bulunmaktadır. Öbür yanında ise Karaincir koyu bulunmaktadır.  

Peki neden böyle bir isim verilmiştir. Söylenenlere göre, burada çok önceleri bir köşk yapılmış ve rüzgar nedeniyle köşkten uğultular geliyormuş ve bu yüzden yöreye “Perili Köşk” ismi verilmiştir.

Datça Gezilecek yerler Perili Köşk
 

Şu anda yani günümüzde de burada sadece bir yapı bulunuyor ve otel olarak kullanılıyor. Bu ev “Muğla Evleri” mimari stili kullanılarak yapılmıştır.

En büyük özellik: yörenin rüzgarlı olmasıdır. Bu rüzgar, yörede bir uğultu yaratıyor ve bu uğultu, perilerin fısıltısı gibi değerlendiriliyor.

Datça Gezilecek yerler Perili Köşk
 

Evet, burası genelde sakin ve kalabalıktan uzak bir ortamdır. Denizin dibi kum ve oldukça sığdır. Özellikle ada ile plaj arası çok aşırı sığdır.

Deniz çok temiz ve berraktır. Ancak burayı ziyaret etmek isterseniz, yanınızda şemsiye bulundurmanızda yarar var, çünkü burada şezlong ve şemsiye bulunmuyor.

Sahilin hemen karşısında bir ada bulunuyor. Sahilden, adaya geçmek için, deniz içinde bir yol bulunuyor ancak bu yolun gizli olduğu söyleniyor. 

Datça Gezilecek yerler Alavara Koyu
 

Alavara Koyu-Meriç

Emecik koyundan sonra, orman içinden buraya ulaşan toprak yol oldukça bozuktur. Ege denizi yani Kuzey yakasının doğal güzelliği olan bir yeridir. Çam ağaçlarıyla kaplı, çok güzel bir yerdir. Burası genellikle doğa yürüyüşçüleri tarafından yoğun kullanılıyor.

Alavara kalesi

Kale oldukça yüksek ve sarp kayalık bir yerdedir, yani ulaşımı oldukça sıkıntılıdır. Zaten, kale hakkında herhangi bir bilgi de bulunmuyor.

Datça Gezilecek yerler Kızlan Mahallesi
 

KIZLAN MAHALLESİ

Datça gezilecek yerler, Kızlan Mahallesi, Datça-Marmaris karayolundaki köy, Datça merkeze 8 km uzaklıktadır. Datça girişinde, yel değirmenleri görüldüğünde, 100 metre sonra sağda “Kızlan Mahallesi” tabelası görülmektedir.

Datça yarımadasının en kalabalık köyüdür. Aynı zamanda en serin yeridir. Çünkü köy sırtını dağlara yaslamıştır.

Datça Gezilecek yerler Kızlan Mahallesi
 

Köy ismini: “Kızıl alan” yani “Kırmızı toprak” tan almıştır.

Köyün başlıca özelliği: hem Akdeniz ve hem de Ege denizinde kıyı şeridi olan bir yer olmasıdır. Datça’nın en uzun iki sahil şeridine sahiptir.

Datça Gezilecek yerler Kızlan Mahallesi
 

Köyün Akdeniz’e açılan güney kıyıları: yarımadanın en çok rüzgar alan bölgesidir ve windsuf yapmaya oldukça elverişlidir. Burada sörf eğitim merkezleri bulunmaktadır.

Burada, konaklamak için küçük tesisler bulunmaktadır.

Ayrıca: burada bulunan 2 zeytinyağı fabrikasında, organik zeytinyağı üretimi yapılmaktadır.

Her yıl Mayıs ayının ilk Pazar günü: geleneksel olarak yapılan “ Akdeniz’den Ege’ye Dostluk ve Barış Yürüyüşü” yapılmaktadır.

Bu yürüyüş Kızlan köyünde bitmektedir. Yürüyüşün bitiminin ardından, köyde şenlikler düzenleniyor. Yürüyüşte: Akdeniz’den Kumluk Plajından sembolik olarak toprak testilere doldurulan su alınarak Gereme Katıyalı bölgesinde Ege denizine dökülmektedir.

Datça Gezilecek yerler Kızlan Yel Değirmenleri
 

Kızlan Yel değirmenleri

Değirmenler, Datça merkeze 10 km uzaklıktadır.

Datça yarımadasında bulunduğu tespit edilen 28 tane yel değirmeninden 6 tanesi burada, Kızlan köyünün girişinde bulunmaktadır.

Değirmenler, karayolu ile köy arasındadır ve aralarındaki uzaklık oldukça azdır.

Bunlar, hafif yükseltiye sahip bir tepeden, düzlük alana doğru arka arkaya sıralanmıştır.

Değirmenler, muhtemelen 1900’lü yılların başında yakın çevrede yaşayan varlıklı Rumlar tarafından yaptırılmıştır. Yörede bulunan diğer değirmenler fazla faaliyette bulunmadıklarından, Kızlan değirmenleri, yıllarca yarımadanın ihtiyacını karşılamıştır. 1950’li yıllardan sonra ise motorlu değirmenler çıkınca, bu yel değirmenlerine olan ilgi azalmış ve terk edilmişlerdir.

Yel değirmenlerinin hepsi dairesel plandadır.

Değirmenler 3 katlıdır. Üst katı buğday öğütmek, orta katı buğdayı depolamak ve giriş katı ise ağırlama ve teslimat için kullanılmıştır.

Yel değirmenlerinin çapları 6 metredir. Yükseklikleri ise 5.5 metredir. Duvarları: moloz taştan yığma olarak yapılmıştır. Taş işçilikleri oldukça güzeldir. Duvarların kalınlığı yaklaşık 1 metre civarındadır.

Değirmenlerin girişleri genellikle güney yönündedir. Taş kemerli kapılarının yüksekliği 170 metre civarındadır. Değirmenlerin çatısı konik biçimindedir ve genellikle çinkodur. İçlerindeki mekanizma ise, tamamen ahşaptan yapılmıştır.

1,2, 3 ve 4’ncü sıradaki değirmenler, uzun süredir kullanılmıyor ve bu yüzden kısmen yıkık durumdadır. Yel değirmenlerinin mülkiyeti özel kişilere aittir. Ancak restore edilerek korunmaları sağlanmamaktadır. 5 Numaralı değirmen restore edilmiş ve günümüzde konut olarak kullanılmaktadır. Buraya girmek yasaktır.

6 Numaralı değirmen Hazineye aittir. 2009 yılında Datça Kaymakamlığı tarafından restore edilmiş ve kiraya verilmiştir. Günümüzde lokanta olarak kullanılmaktadır. Ancak bu lokanta “Turizm Otelcilik Okulu” tarafından işletilmektedir. Deniz manzaralı hoş bir ortam bulunmaktadır.

En tepede bulunan değirmen içinde, orijinal değirmen sistemini, çarklarını, ahşap malzemeleri görüp fotoğraflayabilirsiniz. Ancak boş ve bakımsız olan değirmenleri görebilmek için otların arasında biraz yürümeniz gerekiyor.

 

Datça Wineyard

Değirmenaltı Mevkiindedir. Marmaris yolu üzerindedir.

Bölgenin şarap üreticisidir. Burada Datça’nın yerel şarabını tadabilirsiniz.

Taştan inşa edilmiş bir yel değirmeni çevresinde kurulu, konaklama tesisi ve bağlardan oluşan muhteşem güzel manzaralı bir tepede bulunmaktadır. Manzarası nedeniyle, gün batımı ve şarap tadımı için yoğun tercih edilmektedir. Yani, özellikle gün batımını izlemeye gitmelisiniz.

Burada: bir etkinliğe katılarak bir bağ turu yapabilir ve ardından üretim tesislerini görebilir, peynir tabağı alarak şarap tadımını deneyiniz. Ancak unutmamak gerekir ki, gezim için en geç saat 16.00’da burada bulunmanız gerekiyor. Daha sonra şarap satın alabilirsiniz. Öneri isteyenler için “ballı şarap” düşünülebilir.

 

PLAJLAR

Datça Gezilecek yerler Gebekum
 

Gebekum Kumul Alanı

Datça yarımadasının güney kısmında, Kocadağ’ın güney sahilindedir. Datça merkeze 4 km kala, Perili köşk tabelasından sapıp yaklaşık 1 km toprak yoldan ilerleyerek buraya ulaşabilirsiniz.

Kumluk alan: Sörf Tatil Köyü ve Yolluca Ada arasında: 7 km uzunluğunda ve 200-400 metre arasında genişliktedir.

Bu kumluk alan “Koruma” altına alınmıştır. Çünkü bir zamanlar buradan inşaatlar için kum alınıyormuş. Günümüzde burada sahilden kum almak kesinlikle yasaktır.

Çünkü buraya has bir özellik var. Kumsal, rüzgarın etkisiyle kendisini çoğaltıyor ve yayılıyor. Yani bir bakıyorsunuz kumda kendi kendine tepecikler oluşuyor. Bir bakıyorsunuz başka tepeler oluşuyor.

Ayrıca: bu kumul hareketleri nedeniyle, hemen karşısındaki adaya, denizden yürüyerek ulaşmayı sağlayacak şekilde bir sığlık alan oluşmuştur.

Sonuç olarak bu kumul: binlerce yıl önce, deniz hareketlerinin yöredeki kara tabakası ile etkileşimi sonucunda oluşmuştur.

Kumluk alanın, 6 milyon yaşında bir fosil kumulu olduğu söyleniyor.

Kumsalda 5 tanesi endemik olmak üzere 100’den fazla bitki türü yaşamaktadır. Bunlar: ağaç, çalı, odunsu ve otsu bitkilerdir. Kumulda, 19 kuş türü belirlenmiştir.

Burada sörf yapılan turistik tesisler bulunmaktadır. Çünkü yukarıda belirttiğim gibi, koyda rüzgar eksik olmuyor.

Datça Gezilecek yerler Gereme
 

Gereme

Kızlan köyüne 7 km uzaklıktadır. Ege tarafındadır.

Yolu topraktır. Zaten bu toprak yol, rüzgar güllerine ulaşmak ve ormancılar için yapılmıştır.

Koyda herhangi bir tesis veya yapılaşma yoktur. Bu yüzden yiyecek ve içeceklerinizi yanınızda getirmeniz gerekiyor.

Koy, piknik yapmak için uygundur. Çünkü koyun hemen dibinde orman bulunmaktadır. Yani ön taraf uçsuz bucaksız deniz, arka taraf ise ormandır.

Denizi ise oldukça güzeldir ama taşlıktır. Hatta o kadar fazla taşlık ki denize girer veya çıkarken kayıp düşme olasılığı vardır.

Deniz hemen derinleşmiyor, bu yüzden çocuklar için uygundur. Sahil de taşlıktır.

Burada çadırlı kamp ta yapılmaktadır ancak ateş yakmak yasaktır.

 

Katıyalı

Gereme’den devam ederseniz, Katıyalı piknik alanına ulaşırsınız.

Burada: sakin ve berrak denizde, denize girmekte mümkündür. Buranın en büyük özelliği: her yıl geleneksel olarak düzenlenen “Akdeniz’den Ege’de dostluk ve barış yürüyüşünün” burada tamamlanmasıdır.

 

Kızlanaltı Plajı

Burgaz Uzun Azmak ve Gebe kum koruma alanı arasındaki plajdır. Marmaris-Datça karayolunu kullanarak buraya ulaşmak mümkündür. Karaincir ve Aktur dolmuşlarıyla buraya ulaşmak mümkündür.

Kızlanaltı köyüne ait araziler nedeniyle “Kızlanaltı Plajı” ismini almıştır.

Yay biçiminde uzanan kumsalı oldukça güzeldir. Ancak oldukça uzun olan bu sahil şeridinde bir işletme yoktur. Bu yüzden şezlong, şemsiye veya soyunma kabini yoktur.

Tüm sahil kumdan oluşur. Deniz yavaş yavaş derinleşmektedir. Uygun ve güçlü rüzgarlar nedeniyle, özellikle wind sörf meraklıları buraya tercih etmektedirler.

 

REŞADİYE MAHALLESİ

Datça gezilecek yerler, Reşadiye Mahallesi Datça’nın ilk yerleşim merkezidir. Mahalle ilk olarak 1908 yılında kurulmuş ve ilk kurulduğundaki ismi “Elaki” dir. Cumhuriyetin ilanının ardından, 1928 yılında yöre “Datça” olarak isimlendirilmiş ve bu mahalle ise “Reşadiye Mahallesi” ismini almıştır. Mübadele dönemine kadar, bu mahallede Türkler ve Rumlar bir arada yaşamışlardır.

1947 yılına kadar ilçe merkezi olan Reşadiye Mahallesi, daha sonra yerini İskele Mahallesine bırakmıştır.

Ancak burası “Kentsel Sit Alanı” olarak ilan edilmiş ve koruma altına alınmıştır. Bu yüzden: eski yerleşim büyük ölçüde korunmuştur.

Kıyılı olmayan, iki katlı taş evlerin ve tarihi konakların bulunduğu turistik bir yerdir.

Burada: dev çınar ağacı bulunan meydanlar, begonviller, incir, dut, zeytin ve badem ağaçları bulunmaktadır. Bu köyde: muhteşem bir konak bulunmaktadır.

Burada havuzlu ve saunalı turistik konaklama tesisleri bulunmaktadır.

Datça Gezilecek yerler Mehmet Ali Ağa Konağı
 

Mehmet Ali Ağa Konağı-Kocaev

Osmanlı dönemi Muğla Valisi Mehmet Ali Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Giritli Ali Ağaki: Datça yarımadasını, Osmanlı Sultanından dirlik olarak alınca, yöreyi kolayca denetleyebileceği bir merkez oluşturur. Reşadiye Mahallesinin en tepesine (o dönemde Datça’nın merkezi Reşadiye Mahallesidir.), denize doğru bakan görkemli bir konak yaptırır.

Takip eden dönemde konak, Ali Ağa’nın mirasçıları tarafından “Tuhfezadelerin malikanesi” olarak anılır.

Çünkü “tuhfe” Arapçada “armağan” demektir. Yani, buranın atalarına bir armağan olarak verildiğini belirtmek istemişlerdir.

Datça Gezilecek yerler Mehmet Ali Ağa Konağı
 

Bugün görülen konak, 1800’lü yılların başında, Tuhfezade Mehmet Ali Ağa’nın babası tarafından yaptırılmıştır. O yıllarda Ağa, aynı zamanda Rodos’un belde yöneticisidir. 1950’li yılların başında, aileden hayatta kalan olmayınca, konak ve diğer miras, Tereke Hakimi tarafından, satışa çıkarılır, birkaç kez el değiştirir, tütün deposu, sinema, okul ve düğün salonu olarak kullanılır. Ancak bu dönemde kısmen yıpranır. Son olarak 2000’li yıllarda yine konak bir aile tarafından satın alınır.

Datça Gezilecek yerler Mehmet Ali Ağa Konağı
 

Akdeniz mimarisinin özelliklerini yansıtmaktadır. Bölgede “Kocaev” olarak da bilinmektedir.

Konak: geniş bir arazi içinde, iki katlı olarak düzenlenmiştir.

Yapının zemin katı: taş duvarlarla örülmüştür.

Datça Gezilecek yerler Mehmet Ali Ağa Konağı
 

Birinci kat ise ahşap direklere oturtulmuştur. Ahşap malzeme ve taş birlikte kullanılmıştır. Burada hol ve beş oda bulunur. Odalarda külahlı ocaklar vardır.

Bu katta, bir de “Osmanlı hamamı” bulunmaktadır. Hamam, külhanlı ve kubbelidir.

Muhteşem tarihi konak: 2002-2004 yılları arasında restore edilerek 18 odalı bir butik otele dönüştürülmüştür.

Datça Gezilecek yerler Mehmet Ali Ağa Konağı
 

Otel günümüzde oldukça yoğun tercih edilmektedir. Çünkü büyüleyici bir ortam sunmaktadır.

 

Reşadiye Camii

Reşadiye Mahallesi bir tepenin eteklerine yayılmış durumda iken, bu cami, tepenin en üst noktasında yapılmıştır. Cami, Osmanlı mimari stilini yansıtır, tek kubbelidir. Caminin avlusu, teraslar halinde aşağıya doğru inmektedir. Yükseklik nedeniyle oldukça rüzgarlı bir ortamdadır.

Datça Gezilecek yerler Olive Farm
 

Olive Farm Güller Dağı Çiftliği

Olive Farm: 1995 yılında bir Amerikalı tarafından kurulmuştur.

Kuruluş amacı: burada üretilecek kaliteli zeytinyağı ve yan ürünlerini, Amerika’ya göndermektir. Ancak 2005 yılında kurucu Amerikalı yaşlanınca, burayı bir İstanbullu kişiye satmış ve Amerika’ya geri dönmüştür.

Veeeee, gelelim bir başka iddiaya ki ben bu iddianın doğru olduğunu düşünüyorum. Knidos tanıtım yazımı okursanız, orada 1967-1977 yılları arasında bir Amerikalı Profesor olan Iris Lowe isimli kadının kazı yaptığı ve bu kazılarda bulduğu pek çok eseri yurt dışına kaçırdığı anlatılmaktadır.

Iris Lowe’in kazı izni, 1977 yılında bu durumun anlaşılması üzerine iptal edilir. Bunun üzerine, 1995 yılında yine bir Amerikalı, Richard Rosenberg yöreye gelir.

Reşadiye köyünde Güllerdağı çiftliği adı altında geniş bir arazi satın alır ve Türk vatandaşlığına başvurur, kabul edilir ve Reşat adını alır.

Zeytinciliğe başlar, kurduğu şirket kanalı ile Amerika’ya zeytin ürünleri göndermeye başlar, ancak sonradan anlaşılır ki, zeytinyağları arasında, yüzlerce tarihi eseri gizleyerek yurt dışına kaçırmıştır.

Yoksa bir Amerikalı, buralarda ne işi var, bir de tam Irıs Lowe’in bölgeden ayrılmasının sonrasında….

 

Datça Gezilecek yerler Olive Farm
 

Evet, Olive Farm: 500 dönümlük bir arazi üzerine kurulan burada zeytin ağaçları bulunmaktadır.

Datça Gezilecek yerler Olive Farm
 

Burada: günümüzde organik zeytinyağı, sirke, zeytin ağacından yapılan ahşap oyuncaklar, mutfak eşyaları, doğal reçeller, pekmez, sabun ve zeytinyağı bazlı doğal bakım ürünleri üretilmektedir.

Ayrıca, arazide bulunan bir çiftlik evinde hem konaklama, hem de alışveriş yapma imkanı sunulmaktadır. Konaklama yerinde 13 oda bulunmaktadır.

 

HIZIRŞAH MAHALLESİ

Datça gezilecek yerler, Hızırşah Mahallesi, Datça’nın merkeze yakın köylerindendir. Köyün merkeze olan uzaklığı 5 km dir.

Arşivlere göre, 1911 yılındaki bir belgede köyün ismi “Batı” iken “Hızırşah” olarak değiştirildiği yazılıdır.

Kıyıdan uzak, Datça ovasının batısında ve iç kesimde bulunmaktadır.

Çevresi, yüksek dağlarla çevrilidir ve bu dağların arasındaki vadilerde badem tarımı yapılmaktadır.

Merkezde ise, Akdeniz mimarisinin hakim olduğu yörede, eski yapılar ve dar sokaklar yoğunluktadır.

Badem, bal, zeytin üreticiliği ve ipek dokumacılığı yapılmaktadır. Burayı ziyaret ederseniz ipek böceği yetiştiriciliği ve dokuma atölyelerini mutlaka ziyaret ediniz.

Burada konaklama imkanı yoktur, genellikle yerel halka yakın olmak isteyenler tarafından ziyaret edilmektedir.

Datça Gezilecek yerler Hacetevi Tepesi
 

Hacetevi Tepesi

Hızırşah Mahallesi, sırtını 355 metre yükseklikteki Hacetevi Tepesine dayamıştır.

Burası “Çare yeri” olarak da anılmaktadır. Neden “Çare yeri”?

Yöre halkının inanışına göre: burada 70 metre karelik bir alanda, çevresi taşlarla çevrili 3-4 tane çukur bulunmaktadır.

Bu çukurlarda dilek tutarak yaklaşık yarım saat uyumak ve uyurken görülen rüya, yaşlılara yorumlatılıyormuş.

Hacetevi tepesine çıkan yollara bilgi panoları yerleştirilmiştir. Panolarda hem yol tarifi hem de Hacetevi ile ilgili bilgiler bulunmaktadır. Patika yollar yeniden düzenlenmiştir.

Ancak burayı ziyaret etmek isteyenler için de uyulması gereken kurallar bulunuyor. Şöyle ki: Hacetevi tepesine gündüz çıkılır, çıkmadan önce abdest alınır, yanında su ve yiyecek götürülür. Sonra çukurlardan birinin içine uzanılır ve rüyaya yatılır.

Dönüşte aynı yoldan dönülmez. Götürülen yiyeceklerden artanlar, hayvanlar için bırakılır. Yarım veya bir saatlik uykuda görülen rüyalar, köyün yaşlılarına anlatılır ve yorumları istenir.

Günümüzde tepeye yerli ve yabancı turistler, hastalar, hamileler ve öğrenciler çıkıp dilek tutuyorlarmış.

Burada: antik dönemden kalma tarım terasları vardır. Bu tarım terasları, antik dönemden günümüze kadar fazla bozulmadan gelebilmiştir. Bu terasların, MÖ 4’ncü yüzyıldan itibaren, özellikle bağcılık faaliyetlerinde kullandığı anlaşılmaktadır.

Çünkü bu tarım terasları, özellikle yörenin en büyük çanak-çömlek ve özellikle amfora üretimi yapılan Kiliseyanı atölyelerine oldukça yakındır. Teraslarda üretilen şaraplar, bu atölyelerde amforalara doldurularak muhtemelen dış pazarlara gönderilmiştir.

 

Hızırşah Yel Değirmenleri

Değirmenyaka Mevkiinde 2 tane yel değirmeni vardır. Ancak bu yel değirmenlerinin günümüze sadece beden duvarları ulaşmıştır. Değirmenlerden bir tanesinin beden duvarlarının örgüsü, Hızırşah Kilisesinin duvar örgüsüne benzemektedir. Bunların Rumlar tarafından yapıldığı düşünülmektedir. Değirmenler zamanla işlevlerini kaybetmiş ve terk edilmişlerdir.

Datça Gezilecek yerler Hızırşah Mahallesi İpek Dokuma Atölyesi
 

İpek Dokuma Atölyesi

2009 yılında Datça Kaymakamlığı tarafından hayata geçirilen “Hızırşah köyü” Geleneksel El Sanatları Yaşatma ve Geliştirme Projesi ile ipek böceği yetiştiriciliği tekrar yaşatılmaya çalışılmıştır.

Proje kapsamında, Hızırşah Mahallesindeki eski bir okul binası, Kaymakamlık tarafından onarılarak İpek Dokuma Atölyesine dönüştürülmüştür. Buraya yine proje kapsamında dokuma tezgahları alınmıştır.

Evet, burada ipekli kumaşlar dokunuyor. Dokunan kumaşlar, ceviz, gelincik, karadut gibi bitkilerle boyanıyorlar. Boyanan ipekli kumaşlar: gömlek, şal, bluz, masa örtüsü, elbise gibi ürünlere dönüştürülerek atölyede ziyaretçilere satışa sunuluyor.

 

Antik Seramik ve Amfora Yapım Atölyeleri

Mahalle merkez yerleşiminin 1 km doğusunda Kilise yanı mevkiindedir.

Antik Knidos şehri, şarap üretimi ve üretilen şarapların Akdeniz ve Karadeniz’deki büyük pazarlara dışsatımı yapılmasıyla ünlüdür.

Bölgede şarap üretiminin gelişmesine bağlı olarak şaraplar için amfora ve seramik atölyeleri yapılmıştır. Bu atölyelerden birisi de yukarıda belirttiğim gibi Kiliseyanı mevkiindedir.

1980 yılında Hızırşah köyü için açılacak yeni yol inşaatı harfiyatında, köyün yaklaşık 700 metre uzağında çeşitli amfora yapım atölyeleri bulunmuştur.

1986-1992 yılları arasında burada resmi arkeolojik kazı çalışmaları yapılmıştır.

Bu kazılarda: yörede büyük seramik fırınları, sarnıç, yıkama havuzları ve değişik üretim artığı parçalar bulunmuştur. Ardından bölge Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Yörede bulunan fırınlar:  Arkaik, Helenistik ve Roma dönemine aittir ve çanak-çömlek üretiminde kullanılmıştır.

Burada bulunan fırınlardan birinin; MÖ 4’ncü yüzyıl sonu ile MÖ 3’ncü yüzyıl başına ait, çoğu mühürlü olan amphoralar deposundan oluşmuş, daha eski bir dolgunun ortasına yapıldığı anlaşılmıştır. Bu fırın daha çok amfora üretiminde kullanılmıştır.

Antik döneme ait Reşadiye çömlekçileri, amforalar haricinde günlük seramikler de üretmişlerdir. Bunlara ait örnekler, kazılarda ele geçirilmiştir.

Datça Gezilecek yerler Hızırşah Camii
 

Hızırşah Camii

Mahalle yerleşiminin 700 metre doğusunda yol kodundan 5-6 metre yüksektedir. Selçuklu Camii olarak da bilinir. Cami günümüzde köyün dışında bulunmaktadır. Muhtemelen köy, eskiden cami çevresinde kurulu iken, sonradan bugünkü yerine taşınmıştır.

Caminin kitabesi yoktur.

Menteşoğulları Beyliği döneminde, MS 13 ile 15’nci yüzyıllar arasında yaptırılmıştır. Tek kubbeli cami, kare planlıdır. Beylikler dönemine ait mimari özellikler taşır. Son cemaat yeri, ana kubbede olduğu gibi, kiremitle kaplanmış üç küçük kubbe ile örtülüdür.

Caminin ismi neden “Hızır Şah” dır? Hızır Şah, 1400’lü yıllarda yaşayan ve bu bölgede vefat eden bir din bilginidir. Hızırşah’ın bu bölgeye yerleşim, bölgeyi İslamlaştırdığı tahmin edilmektedir.

Cami, birçok kere restore edilmiş ve 2013 yılında ibadete açılmıştır. Ancak restorasyonlar sonucunda cami, orjinalliğini tamamen yitirmiş ve yenilenmiştir. Caminin haziresinde çok sayıda mezar vardır.

 

Hızırşah Kilisesi

Datça merkeze 3 km uzaklıktadır. Caminin 400 metre doğusundadır.

Eski ismi “Taksiarhon kilisesi” dir. Günümüzde mülkiyeti Datça Belediyesine aittir.

Kilisenin, 1850’li yıllarda, burada daha önce bulunan bir kilise yıkılarak üzerine yapıldığı tahmin edilmektedir. Kilise inşaatında moloz taş ve tuğla kullanılmıştır. Kilise, Cumhuriyet sonrasındaki mübadele dönemine kadar Rumlar tarafından kullanılmış, Rumlar bölgeden ayrılınca bir süre arkeolojik parçaların saklandığı bir depo olarak kullanılmıştır. Daha sonra ise 2015 yılında Belediye tarafından restore edilerek “Kültür ve Sergi Evi” olarak ziyarete açılmıştır.

Datça Gezilecek yerler Papazın İni
 

Papazın Evi-Papazın ini

Hızırşah köyünde, Yarık dağının kuzey yamacındadır. Oldukça dik bir yamaçtadır. Kireç taşının oyulmasıyla yapılmıştır. Ancak bu kaya oyuğunun önü duvarla örülmüştür. Önceleri burası bir gömü alanı olarak kullanılmış, daha sonra ise kutsal bir yer olmuştur.

Yörede yaşayanlar tarafından bilinen ismi “Papazın İni” dir. Mağaranın içinde Hıristiyanlık dönemine ait fresk türü bir duvar resmi bulunmaktadır. Resim: toprak ve saman karışımı bir harç üzerine yapılmıştır. Alt kısımları oldukça fazla tahrip edilmiştir. Resmin merkezinde, bir taht üzerinde Meryem ve kucağında çocuk İsa vardır.

 

Batır Kalesi

Mahalle yerleşimini doğudan çevreleyen 142 metre yükseklikteki Batır Tepesi üzerindedir. Kale kalıntılarının bulunduğu bölge, 1 ve 3’ncü derece arkeolojik Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Ancak herhangi bir arkeolojik araştırma yapılmamıştır.

 

KARAKÖY

Datça gezilecek yerler, Karaköy Datça yarımadasının Ege tarafındadır. Datça merkeze uzaklık 8 km dir. Turizmden çok tarımla geçinen bir yerleşim yeridir. Bu yüzden konaklama tesisleri azdır.

 

Körmen Kairos Marina

2019 yılında tamamlanan bu marinada birçok tekne barınmakta ve bakımları yapılmaktadır. Marinanın yanındaki iskeleden “Bodrum” feribot seferleri yapılmaktadır.

Datça Gezilecek yerler Mesudiye Mahallesi
 

MESUDİYE MAHALLESİ

Datça gezilecek yerler, Mesudiye Mahallesi Datça merkeze 18 km uzaklıktadır.

Datça Gezilecek yerler Mesudiye Mahallesi
 

Datça’dan sonra muhteşem güzel çam ağaçlarıyla kaplı ve bol kıvrımlı bir yoldan buraya ulaşılır. Datça’nın en çok ziyaretçi çeken ve en hareketli yeridir. Yarımadada en çok konaklama tesisi burada bulunmaktadır. Bu tesislerin birçoğu küçük işletmeler şeklinde düzenlenmiştir, bungalow tipi konaklama yerleri de bulunmaktadır.

PLAJLAR

Datça Gezilecek yerler Hayıtbükü
 

Hayıtbükü

Sezon zamanı oldukça fazla kalabalıktır. Denizi temiz ve sığdır. Kumsal: kum ve küçük çakıl karışımıdır. Kumsal fazla büyük değildir. Bu yüzden özellikle çocuklu aileler tarafından tercih edilmektedir. Çevresinde, sahilin hemen arkasında kafe, çay bahçesi, pansiyon ve marketler sıralanmış durumdadır.

Bunların hemen kıyıdaki şezlonglarını kullanmak için, menülerini tatmanızı yani biraz para harcamanızı istiyorlar ve bu durumda şezlongları ücretsiz kullandırıyorlar. Yani, sahilde şezlonglar üst üstü yığılmış gibi duruyor.

Yani sahil bir şezlong bükü gibi görünüyor. Sonuç derseniz, plajın büyük kısmı işletmelere kiralanmış ve bu işletmeler tarafından plaj, şezlonglarla doldurulmuştur, oldukça kalabalık bir yer, tercih sizin.

Datça Gezilecek yerler Kızılbük
 

Kızılbük-Gabaklar

Hayıtbükü yanındaki yokuştan yürüdüğünüzde, aşağıda bu gizli kalmış muhteşem güzel koyu görebilirsiniz. Burada: palmiyeler ve hurma ağaçları denize karışır. Datça merkeze 20 km uzaklıktadır.

Burası, yörenin en güze ve en temiz denizine sahip olmasıyla ünlüdür. Manzarası da harikadır.

Uzun zaman gizli kalmış olan bu koyda, günümüzde bir tesis bulunmaktadır. Bu tesiste: konaklamak için ahşap evler ve bungalovlar bulunmaktadır. Buraya çadır kurup kamp yapmak da mümkündür. Kampçılar arasında çok popüler bir yerdir.

Datça Gezilecek yerler Ovabükü
 

Ovabükü

Hayıtbükü ile Palamütbükü arasında kalıyor. Yolu biraz sıkıntılıdır. Yol virajlı ve gidiş-geliş tek şerittir. Ovabükü, Datça merkeze 15 km uzaklıktadır.

Sakin bir yer olarak dikkat çeker. Yani sessiz ve kalabalık olmaması en büyük özelliğidir.

Ancak buranın denizi iyi yüzme bilenler için uygundur, yani çocuklu aileler için denizi uygun değildir. Kıyıdan birkaç adım attıktan sonra deniz derinleşiyor, hemen boy oluyor. Ayrıca, deniz biraz dalgalıdır.

Deniz suyu ise oldukça uygun sıcaklıktadır. Ne bunaltıyor ne de üşütüyor.

Datça Gezilecek yerler Ovabükü
 

Ancak sahili taşlıktır, bu yüzden mutlaka deniz ayakkabısı giymenizi öneririm.

Kıyısında küçük pansiyonlar bulunmaktadır. Ancak bu işletmeler, sahili şezlonglarla doldurmamışlardır, yani gerekirse kendi plaj sandalyelerinizi kullanabilirsiniz.

Eğer bu işletmelerden yiyip içip hizmet alırsanız, işletmelerin şezlong, şemsiye, duş ve tuvaletini ücretsiz kullanabiliyorsunuz.

Burayı ziyaret ederseniz, özellikle lezzetli gözlemeleri mutlaka tadınız.

 

 SINDI MAHALLESİ

Datça gezilecek yerler, Sındı Mahallesi, Datça merkeze 20 km uzaklıktadır.

Datça yarımadasında kıyısı bulunmayan bir yerleşim yeridir. Dağlar arasındadır ve denizle bağlantısı yoktur. Tepelerin arasına gizlenmiş konumdadır. Burada yoğun tarım faaliyeti sürdürülmektedir.

Ayrıca: yürümeyi sevenler için doğa yürüyüşü parkurları bulunmaktadır. Burayı ziyaret ederseniz, Sındı Tarımsal Kalkınma Kooperatifinden, yöresel ürünler (badem ürünleri, zeytin, zeytinyağı, bal gibi) satın alabilirsiniz.

 

YAKA MAHALLESİ

Datça gezilecek yerler, Yaka Mahallesi, Datça merkeze 22 km uzaklıktadır. Datça merkezi, Knidos’a bağlayan yol üzerindedir.

Yarımadanın içlerindedir. Eğimli bir arazide kurulduğu için hane sayısı da azdır. Ancak evlerin tümü güneydeki vadi ve vadinin gerisindeki deniz manzarasına yönlendirilmiştir.

Köyün nüfusu, bugün büyük oranda kıyı kesimine yani Palamutbükü sahiline yerleşmiştir. Zaten mahallenin muhtarlığı da Palamütbükü’ne taşınmıştır.

Çünkü: Yaka Mahallesi kıyılarında, günümüzdeki Datça’nın en ünlü koyu Palamutbükü koyu bulunmaktadır.

Datça Gezilecek yerler UKKSA
 

UKKSA

UKKSA: Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisidir.

Köyün içinde bulunan merkezin bahçesi heykellerle doludur. Burası “Datça Açık Hava Heykel Müzesi” olarak kullanılmaktadır.

Datça Gezilecek yerler Heykel Müzesi
 

Yüzlerce yıllık muhteşem zeytin ağaçlarının arasında: sanatçı Nevzat Metin’in eski okul binası restore edilerek, sanatçı ve sanatseverlere kapılarını açmıştır.

Bahçeye serpiştirilmiş yüzlerce heykel, resim, seramik ve fotoğraf sergileri bulunmaktadır. Burada ayrıca sanat kampı, atölye etkinlikleri düzenlenmektedir.

Datça Gezilecek yerler Palamutbükü
 

PALAMUTBÜKÜ

Datça merkeze 25 km uzaklıktadır. Datça’nın Akdeniz’e bakan bölümünde konuşlanmıştır.

Gerek karayolu ve gerekse tekne ile ulaşmak mümkündür. Zaten günü birlik gezi teknelerinin başlıca uğrak yerlerinden biridir. Datça merkezden buraya dolmuşlarla da ulaşabilirsiniz.

Neden Palamutbükü? 19’ncu yüzyıl başlarından itibaren bölgede palamut ağacı meyvesinin (pelit) ticareti yapılmaya başlanır. Zaman içinde palamut ağacının kerestesinin de değerlendirilmesiyle beraber bu faaliyet kereste ticaretine döner.

Ancak günümüzde yöre halkı tarafından bölgede arıcılık ve hayvancılık yapılmaktadır. Bu yüzden yöreye “Palamutbükü” isim verilir.

Burada küçük bir liman ve uzunca 2 km uzunlukta bir kumsal vardır. Bu sahilin bazı kısımları kumlu, bazı kısımları ise çakıl taşlıdır.

Denizi taşlık ve oldukça temiz yani berrak ve soğuktur. Ancak hemen derinleşiyor, bu yüzden çocuklu aileler için uygun değildir.

Denizde boyunuzu geçen yerde bile, denizin içindeki çakılları ve yüzen balıkları rahatlıkla görebiliyorsunuz. 25 metre derinlikteki netliğe sahip su da zıpkınla balık avcılığı yapılmaktadır.

Sahil boyunda, küçük restoranlar, kafeler ve konaklamak için pansiyonlar bulunuyor. Bu işletmelerin şezlong ve şemsiyeleri hemen önlerinde sıralanmaktadır.

Sahilin az ilerisinde, bir ada bulunmaktadır. Adanın ismi Palamutbükü Adasıdır. Üzerinde yaşam yok, çorak bir adadır.

Datça Gezilecek yerler Kumyer Kalesi
Datça Kumyer Kalesi

Kumyer Kalesi

Kalenin bulunduğu Kumyer mevkii, antik dönemde Knidos antik kenti için önemli bir yerdir. Günümüzde bulunan kale kalıntılarının, Roma ve Bizans döneminden kaldığı tahmin edilmektedir.

 

CUMALI MAHALLESİ

Datça gezilecek yerler, Cumalı Mahallesi, Datça merkeze 25 km uzaklıktadır.

Halkın büyük kısmı badem ve zeytin tarımıyla uğraşmaktadır. Palamutbükü’nün liman kısmındaki bazı turistik işletmeler, Cumalı Mahallesine aittir. Ayrıca: bölgenin doğal arazi yapısı nedeniyle, ilginç yürüyüş parkurları bulunmaktadır.

 

Çeşme Mahallesi

Knidos’dan Palamütbükü’ne inen yol üzerindedir.

Yöre sakinleri tarafından “Çeşmeköy” olarak da bilinir. Neden “Çeşme Mahallesi” ismi verilmiştir? Mahalle bir çanağa benzer, bu çanağın en alt kısmında bir meydan ve meydanda mahalleye adını veren bir çeşme bulunmaktadır.

Ancak bu çeşmenin yapılış tarihi ve yaptıranı bilinmemektedir. Ancak muhtemelen 1938 yılında Mehmet Bilgili isimli bir usta tarafından yapıldığı düşünülmektedir.

Cumalı Mahallesi merkezine 2 km uzaklıktadır. Cumalı Mahallesinden, nüfus ve bina yoğunluğu bakımından daha büyüktür ve ticaret daha canlıdır.

1983 yılında burada liman hizmete açılınca, özellikle yat turizmi hızla gelişmiştir.

Datça Gezilecek yerler Çeşmeköy Camii
 

Çeşmeköy Camii

Osmanlı döneminde inşa edilmiştir. Cami restore edilmektedir. Ancak bu restorasyon projesi, “Tarihi Kentler Birliği” tarafından düzenlenen 2015 yılı proje dalında başarı ödülü kazanmıştır.

 

Çeşmeköy antik köprü

Köprüye ulaşmak isterseniz, Çeşmeköy meydanından yaklaşık 700 metre yürümeniz gerekiyor. Antik döneme ait kemerli köprünün, Helenistik dönem yapısı olduğu düşünülüyor.

 

YAZI

Datça gezilecek yerler, Yazı Mahallesi, Datça yarımadasının en batısındadır. Datça merkeze 29 km uzaklıktadır.

Bölge: kentsel sit alanı statüsünde koruma altındadır.

Burada: zeytincilik, badem ve bal üretimi yapılmaktadır.

En büyük özelliği: Knidos antik kentine en yakın yerleşim yeridir. Knidos harabelerine giden yol, buradan geçmektedir.

Buraya yolunuz düşerse, bademli incir tatlısını mutlaka tadınız.

 

DATÇA YARIMADASINDA AKDENİZ TARAFINDAKİ KOYLAR

 

LİNDOS

Datça’nın en doğusundaki en güzel koylardan birisidir. Datça sınırı burada bitmektedir ve Marmaris’e geçilir.

Lindos koyuna gitmek için, Çatı koyuna giderken kullanılan toprak yoldan geçmek gerekir. Bu yolun uzunluğu yaklaşık 2 km dir. Koyun çevresi tamamen çam ağaçlarıyla doludur ve deniz ulaşımı daha kolay ve rahattır.

Datça Gezilecek yerler Hurmalıbük
 

HURMALIBÜK

Burada çok sayıda Datça Hurması ağacı bulunduğundan bu ismi almıştır. Buraya genellikle tekne gezileriyle geliyorlar, karadan ulaşım çok azdır.

Deniz yolu ile buraya ulaştığınızda, hurma ağaçlarının nasıl orada ulaştığına şaşkınlıkla izleyeceksiniz. Ağaçların sanki oraya özellikle dikildiğini tahmin edeceksiniz.

Hurmalıbük alanında, yürüyüş yolları bulunmaktadır. Ancak bu parkurlar: engebeli ve zordur. Bu yüzden, genellikle tekne turları ile burası ziyaret edilmektedir. Denize gelince, tertemiz ancak rüzgar alır.

GÜNLÜCEK BÜKÜ

Hisarönü körfezindedir. Hurmalıbük koyundan hemen sonra gelmektedir. Günlücek kıyıları boyunca, 10 civarında büyüklü küçüklü bük vardır.

ÇİFTLİK KOYU-KURUCABÜK-KOVANLIK

Marmaris-Datça arasında olan bu birbiriyle yan yana olan üç koy, Datça merkeze 30 km uzaklıktadır. Her üç koyda da tatil siteleri bulunuyor. Koylar, tamamen çam ormanlarıyla kaplıdır. Deniz: kumludur. Site içinde: haftanın belirli günlerinde bulunan Pazar ilgi çeker.

Datça Gezilecek yerler Armutlu su koyu
 

ARMUTLU SU KOYU

Armutlu burnunun kuzeyinde, dağların içinde kalmış küçük bir koydur.

Kıyısı çam ağaçlarıyla kaplıdır. Koy, mavi yolculuk tekneleri tarafından ziyaret edilir. Karadan ise, Kargı koyu yürüyüş patikasından buraya ulaşmak mümkündür. Deniz suyunun oldukça berrak olması nedeniyle, yörede “Akvaryum Koyu” olarak isimlendirilmektedir.Datça yarımadasında mükemmel dalış alanlarından birisidir.

GÖKLİMAN

Armutlusu koyunun hemen arkasındadır. Bu iki koyu bir kara parçası birbirinden ayırmaktadır. Gökliman koyu da “Akvaryum koyu” olarak isimlendirilmektedir. Kapalı bir koydur, deniz oldukça berraktır.

İNCEBURUN KOYU

İnceburun: Kızlan ile Karaköy arasındadır. Buraya sadece deniz yolundan ulaşmak mümkündür. Yani günlük tekne turlarıyla buraya gidebilirsiniz.

İnceburun’da fener bulunuyor. Küçük koy, fenerin batısındadır.

Knidos’tan başlayıp, doğuya doğru uzanan dağların, çam ağaçlarıyla denize ulaştığı yerdedir. Koyda, herhangi bir işletme ve tesis yoktur.

Ancak, burada oldukça temiz olan deniz, koyun açıkta bulunması nedeniyle derindir.

Son bir not, İnceburun koyunda oldukça fazla arı bulunmaktadır ve arı saldırılarından korunmak için mutlaka tedbirli olmanız ve burada bir şeyler yiyip içmemeniz önerilir.

DOMUZ ÇUKURU-DOMUZBÜKÜ

Burada sadece tekne ile ulaşmak mümkündür ve Datça merkeze tekne ile 1 saat uzaklıktadır. Karayolu ulaşımı yoktur. Bu yüzden tur teknelerinin uğrak yeridir.

Uzun sahili: kum ve çakıllıdır.

Deniz suyu oldukça temiz ve berraktır.

Sadece bir tane doğa ile uyumlu konaklama tesisi bulunuyor. O tesiste de sadece bungalovlar bulunuyor.

Burada konaklarsanız, geceleri: muhteşem ve çok yıldızlı bir gökyüzü ile hemen karşıdaki Sömbeki adasının ışıklarını izleyebilirsiniz.

Çevrede yürüyerek ulaşılan bir mağara ve değişik şekillerde kayalıklar bulunmaktadır.

Ayrıca: burası yaklaşık 4-5 saatlik doğa yürüyüşü yapmak için tercih ediliyor.

Datça Gezilecek yerler Dilek Mağarası
 

Dilek Mağarası

Buraya küçük bir tekne ile girmek mümkündür. Ancak genellikle günübirlik tur tekneleri mağaranın yakınına kadar yaklaşabiliyorlar ve tur programlarında mutlaka bulunuyor.

Burada denizin derinliği: 12 metre civarındadır. Burada yüzülmekten ziyade herkes para atarak dilek tutuyor. Buraya metal para atıp, dilek dilenmektedir.

KURUBÜK

Datça’da enfes koylardan birisidir.

Koyda denize girmek oldukça keyifli olmasına rağmen, hiçbir işletme, tuvalet, duş gibi tesisler yoktur. Yani buraya huzur bulmak isteyenler geliyor. Deniz için deniz ayakkabısı kullanmak şarttır. Öğleden sonra günübirlik ve mavi tur tekneleri yanaşıyorlar. Yukarıda belirttiğim gibi herhangi bir işletme yok, yanınızda mutlaka su getirmeyi unutmayınız.

Datça Gezilecek yerler Akçabük
 

AKÇABÜK

Akçabük Kamp Alanı: oldukça güzel manzaralara sahip bir alandadır. Toplamda 50 dönümlük arazide, kendi çadırınızı kurabilir veya işletmenin kurduğu çadırları kullanarak konaklayabilirsiniz.

Hatta, büyük aile çadırları da vardır. Kamp alanında elektrik yoktur, acil hallerde sadece güneş enerjisinden elektrik temin edilmektedir. Kamp alanının denizi ise oldukça temizdir. Sahil kumludur.

Kamp alanında yiyecek satın almak mümkün değildir, bu yüzden burayı konaklamak için tercih ederseniz yiyecek ve içeceklerinizi yanınızda getirmeniz şarttır.

BAĞLARÖZÜ

Datça merkezden, Knidos’a varmadan 6-7 km öncedir. Buraya ulaşmak için: Knidos yolundan aşağıya doğru, toprak yolda 1 km kadar yürümek gerekiyor.

Burada piknik yapıp denize girmek mümkündür. Denize gelince, denizi taşlıktır.

DATÇA YARIMADASINDA EGE DENİZİ TARAFINDAKİ KOYLAR

BÜYÜK ÇATI VE KÜÇÜK ÇATI KOYLARI

Datça gezilecek yerler: Bu koylara karadan ulaşım yoktur, sadece denizden ulaşım mümkündür.

Birbirlerine oldukça yakın bu koylar genel olarak Çatı Koyları diye tanınır.

Datça ilçe merkezine 45 km uzaklıktadır ve Gökova körfezine bakmaktadırlar.

Datça yöresinde Bördübet Limanına yakındırlar ve koyların çevresi yemyeşil çam ve günlük ağaçlarıyla çevrilidir. Burada doğa ile baş başa huzurlu anlar geçirebilirsiniz. Rüzgara karşı korunaklı olan koylarda genellikle yatlar ve mavi tur tekneleri demirlemektedir.

MURDALA

Datça gezilecek yerler: Datça ilçe merkezine 38 km uzaklıktadır. Koya giden yollar Cumalı köyünden geçer. Ardından 10 km boyunca, bozuk ve toprak bir yoldan ilerlemek gerekir.

Murdala koyunda ise, tepelerde çam ve sandal ağaçları, düzlüklerde ise zeytin ve incir ağaçları bulunur. Yeşilin her tonunu barındıran doğa harikası koyda sahilin bir kısmı kayalık, bir kısmı ise kumluktur. Koyda site şeklinde yapılaşma bulunmaktadır.

DEĞİRMENBÜKÜ

Yazı Mahallesinden, 6-7 km uzaklıktadır. Yolu toprak, taşlık ve bozuktur. Sahilde piknik yapıp denize girebilirsiniz.

Datça hakkında genel bilgiler, tarihi ve ulaşımı

Datça Knidos gezisi.