Macaristan Gezilecek yerler

Macaristan Gezilecek yerler BALATON GÖLÜ

BALATON GÖLÜ

Macaristan Gezilecek yerler; Budapeşte’ye 15 dakika uzaklıkta. Kelime anlamı: çamurlu göl. Macaristan denize kıyısı bulunmayan bir ülke olduğu için, göl, bazen Macar Denizi olarak da adlandırılıyor. Her şeyi ile, minyatür bir Akdeniz. Ayrıca: Avrupa’nın en geniş gölü unvanına da sahip. Uçtan uca uzunluğu: 77 km. Genişliği ise: 4 ile 14 km. arasında değişmektedir. Deniz seviyesinden yüksekliği: 104 metre.

Macarlar tarafından, yaz aylarında tercih edilen bir yer. Tatil bölgesi. Gölün Siofok ile Fonyod arasındaki güney sahili: şık otel ve tatil merkezleriyle dolu. Suyunun sıcaklığı, yüzmeye elverişli. Yaz aylarında, göl suyu: 25 derece. Bu özellikleri nedeniyle, göl çok fazla sayıda turist çekiyor. Gölde, yüzmenin yanında, balıkçılık, yelkencilik ve diğer bazı su sporları da yapılıyor.

Kuzey bölümü ise, tarihi eser ve doğal güzellikleriyle dikkati çekiyor. Özellikle, Tıhany yarımadası, tarihi öneme sahip bir alan.

Kışın ise, göl buz tutuyor. Buz kalınlığı: 15 cm. kadar ulaşabiliyor. Bu dönemde de; buz tutmuş göl yüzeyinde, buz pateni ve kızak kayma etkinlikleri yapılabiliyor.

Gölün hemen yanında: Sarmellek Havaalanı var. Birçok ülkeden, bu havaalanına doğrudan uçuşlar düzenleniyor.

Macaristan Gezilecek yerler Baja

BAJA

Burası, günümüzde tatil ve spor merkezi olarak biliniyor. Petöfi ve nagy Pandur adalarındaki kumsallar: yüzmek için çok güzel yerler. Burada: görülecek yerler arasında: ıstvan Türr Müzesi, Istvan Nagy Galerisi, Bunyevac Köy Evi var.

Macaristan Gezilecek yerler Sopron

SOPRON

Burası: kırmızı şaraplarıyla ünlü bir şehir. Avusturya sınırında bulunan şehir: 1920’li yıllarda yapılan referandum ile, Macaristan sınırlarına katılmış. Şehir: II. Dünya Savaşında tamamen yıkılmış. Yeniden kurulması, yaklaşık 50 yıl sürmüş.

Meydanları: gotik yapılarla çevrilmiş olan bu ortaçağ şehrinde, Liszt Ferenc Müzesi oldukça zengin. Macarlar yerleşmeden önce, buraya yerleşen Romalılar, yaklaşık 400 yıl kalmışlar. Macarlar: özgün Roma surlarını güçlendirerek, kale inşa etmişler. Dolayısı ile: kalenin içindeki iç şehir: çok sayıda kapı ile korunmuştur. Buradaki yangın kulesi (FO ter) kentin bir sembolü durumundadır. Kule: Roma kapısı üzerine, 16.yüzyılda yapılmıştır. 61 metre yüksekliğindedir. Gözcü olarak hizmet vermektedir. Bugün müze olarak kullanılan: The Old Synagog: Avrupa’nın en büyük Yahudi anıtları arasında yer alıyor.

Budapeşte’den tren ve otobüs seferleri ile gidilebiliyor.

PEYÇ

Tuna ve Drava nehirleri yakınlarındaki Meçek Dağı eteklerinde kurulu, 2000 yıllık bir kent. Budapeştenin 200 km. güneyinde. Akdeniz iklimi ve ünlü bir üniversite kenti. Macaristan’ın ilk üniversitesi: 1367 yılında, burada kurulmuş. Akdeniz ikliminden dolayı Peyç’de: orkide, kayısı, erik, armut, şeftali, ceviz, badem, incir ve en önemlisi üzüm yetiştiriliyor. Evliya Çelebinin anlatımlarına bakılırsa: “Peyç armudunun 170 türü yetiştiriliyormuş. Kendisi Peyç’de bir beyin konuğu iken, 42 değişik armut yemiş.” Bölgede, ünlü “Kadarka” şarabının adı, Üsküdar’dan (Skadar) geliyor.

Peyç: 1543-1686 yılları arasında, Osmanlı egemenliğinde kalmış. Pecuy olarak anılıyor. Osmanlı tarihinde, biraz da, burada doğmuş olan tarihçi İbrahim Peçevi (1574-1650) ile ünlenmiş. Bir ara, Macaristan’ın eski başkenti Szekesfehevar’da valilik yapan İbrahim Peçevi’nin eseri “Peçevi Tarihi”, Osmanlıların 1520-1640 yılları arasındaki dönemini kapsıyor.

Osmanlılar egemenliğinde kent, Ortadoğu havalı bir ticaret merkezine dönüşmüş.

Osmanlılar, kenti aldıktan bir süre sonra, ana meydanına: Aziz Bartolomeo Kilisesi’ni yıkarak, Gazi Kasım Paşa Camisini yapmışlar. Ancak, kenti terk ettiklerinde ise, cami yine kiliseye çevrilmiş. Ancak: mimari özellikleri tamamen yok edilir.

Ancak: 1950 yılında yapılan restorasyonda: Macarlar geçmişlerine saygı yaklaşımı içinde, binadaki Barok ekleri kaldırırlar ve binaya yeniden Osmanlı kimliğini kazandırırlar. Şu anda: Peyç kentinin ana meydanına damgasını vuran; Osmanlı kubbeli yapının üzerinde, hilal ve haç bulunuyor. Barışsever dünya halkları için, önemli bir görüntü.

Evet, üniversite kenti olması nedeniyle, Peyç kentinin genç bir nüfusu var. Geç Barok, Neo-Rönesans, Neo-klasik yapılar tüm kenti sarmış. Eski kentin surları ile burçları hala ayakta. Kentteki, 100 metrelik Kaptalan Sokağında, 5 tane müze bulunuyor. Bu müzelerin hemen yakınında da: ünlü Çontvari Müzesi bulunuyor.

Bu müze hakkında bir söylenti var. Şöyle ki: Çontvari’nin ölümünden sonra, Paris’te açılan sergisini gezen Picasso: içeride bir saat yalnız bırakılmasını istemiş ve sonra sergiden çıkarken “Yüzyılımızda, benim kadar büyük bir ressam olduğunu bilmiyordum” demiş. Yani: bu Müze, sanatseverler için mutlaka çok hoşa gidecek eserleri barındırıyor.

Peyç şehrine damgasını vuran yapı malzemesi: seramik. Çatılar: seramikle kaplı, heykeller, çeşmeler seramikten. Kentte; 1868 yılında açılan fabrika, Peyç Jolnay Seramiği ile çok ünlenmiş. Seramik üretiminden dolayı, Peyç ile Kütahya kardeş kent olmuşlar.

Kanuni Sultan Süleyman

ZİGETVAR

Peç şehrinin, 33 km. batısındadır. (25-30 dakika uzaklıkta) 1566 yılında, Türklerin yaptırdığı Sultan Süleyman Camisi, daha sonradan Ortodoks kilisesine çevrilen Ali Paşa Camisi, 1960 yıllarında restore edilen Zigetvar Kalesi ve Tarih Müzesi; Zigetvar şehrinin tarihi zenginlikleri olarak öne çıkıyor.

Evet, burada, Osmanlı İmparatorluğu tarihinin en görkemli sultanı, Kanuni Sultan Süleyman’ın mezarı bulunuyor.

Macaristan ZİGETVAR

Kanuni, 1566 yılının, 6 Eylül günü, 72 yaşında, küçük Macar kenti, Zigetvar’daki çetin savaşlar sırasında öldü. Ancak; kalenin düşmesinden iki gün önce ölmüş. Askerler arasında moral bozukluğu yaratmaması için, ölüm haberi gizlenmiş. Cesedi bozulmasın diye, iç organları çıkarılarak ilaçlanmış ve iç organları otağının bulunduğu yere gömülmüş.

Bedeni ise, fetihten sonra, İstanbul’a getirilerek, Süleymaniye Camisinin avlusundaki, bugünkü yerine gönülmüş. İç organlarının gömüldüğü yere, “Süleyman’ın kalbinin gömülü olduğu türbe” anlamına gelen “Türbek” deniliyor. Daha sonra, oğlu II. Selim, buraya türbe ve çevresine de müştemilat yaptırdı.

Ancak: 150 yıl sonra, bu yapılar kayboldu. Zivetgar kalesini ele geçiren Harburg Hanedanı, bu yerin üzerine bir kilise diker. Kilisenin adı: Türbek kilisesi. Kiliseyi ziyaret edenlerin, papazlara en çok sorduğu soru ise, hep aynı olmuş. “Süleyman’ın kalbi nerede gömülü?”

Macaristan Zivetgar

Savaş, Türklerin zaferiyle sonuçlandı ve bu bölgede, 23 yıl sürecek olan Osmanlı hakimiyeti başladı. Kale alındıktan sonra: Osmanlılar, kale içinde, hemen Sultan Süleyman Camisini inşa etmişler. Caminin özgün mihrabı, hala duruyor. Mihrap üzerinde: damla pencere oldukça ilginç. Caminin minaresi:  doğal tahribata dayanamamış, boyunun üçte ikisini yitirmiş.

Macaristan Zivetgar

Zivetgar kalesinin mazgalları; Osmanlılar tarafından eklenmiş.

Günümüzde: orada bir park var. Zivetgar kentine, yaklaşık 2 km. uzaklıkta açıldı. Török-Magyar Baratsag Park. Yani: “Türk-Macar Dostluk Parkı.” Bu parkta: Kanuni Sultan Süleyman ve Miklos Zrinyi adına dikilmiş bir anıt bulunuyor.

Zivetgar kentinde: bir de Osmanlı biçemli pencerelere sahip, bir Barok Kilise var. Yapının aslı, 1596 yılında inşa edilen “Ali Paşa Camisi”. Cami, daha sonra kiliseye çevrilmiş ve bir çan kulesi eklenmiş.

Ardından, Macarlar restorasyonda, değişik Barok eklerini kaldırınca, yapının Osmanlı kimliği öne çıkmış. Kilisenin kubbesinde ise, ilginç bir fresko var. Kanuni Sultan Süleyman, hasta yatağında ölümü beklerken; 2400 askeriyle kaleyi savunan Macar Komutan Mikloş Jrinyi ise ölüme gidiyor.

Kasabadaki savaş müzesini, o silahları ve illustrasyonları mutlaka görün. Diğer gezilecek yerler: Fransisken ve Barok kiliseleridir. Ayrıca, şehirde bir Türk Evi bulunuyor. Şehirdeki tarihi mekanlar ise: Andrassy Sarayı ve Zrinyi Miklos Müzesi’dir.

Macaristan Gezilecek yerler Szentendrei Ezstergom

SZENTENDREİ-EZSTERGOM

Evet, büyük olasılıkla, buraya tur ile gitmeniz yönünde taleplerle karşılaşacaksınız. Turlar, bu geziyi, size: kişi başına: 50 Euro ücret verecekler. Ancak: siz, yerel olanakları kullanarak, buraya gitmeye kalkarsanız: kişi başına, yemek dahil, en fazla: 25 Euro ödersiniz.

ULAŞIM

Szentendrei şehrine, kendi imkanlarınızla gitmek isterseniz: Metronun kırmızı hattı üzerinde bulunan: Batthyany Ter istasyonuna ulaşmanız gerekiyor. Oradan ise: HEV yani banliyö trenine binerek, 40 dakikalık bir yolculuk yapmanız şart.

Ancak: bu yolculuk sırasında: Budapeşte’den satın aldığınız bilet geçmiyor, yeni bilet almanız gerekiyor. Lütfen buna dikkat edin, trende elinde ceza makbuzu ile dolaşan ve özellikle turistlere ceza yazmak için can attığı her halinden belli olan, görevliye fırsat vermeyin, mutlaka banliyö trenine binmeden önce, yeni bilet alın.

Evet: 40 dakikalık bu tren yolculuğundan sonra: Szentendrei şehrine varıyorsunuz ve 10 dakikalık bir yürüyüşten sonra, şehir merkezine ulaşıyorsunuz.

Eğer, tren değil, otobüs ile gitmek isterseniz: öncelikle metro ile “Arpad Hid”e gidin. Burada: Estergon ve Szentendre otobüslerinin kalktığı, ilk durak var. Kişi başı: 5 Euro ödeyerek, 1 saatlik yolculuk sonucunda, şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Bu arada: insanların köpekleri ile, belediye otobüslerine rahatça bineceklerini göreceksiniz.

Burası

Budapeşte şehrinin kuzeyinde ve yaklaşık 20 km. uzaklıkta. Şehirde: 2 katlı, sevimli evler var, özellikle: elişi ürünler ve hediyelik eşyalar satılıyor. Yollar: parke taşlı ve dar sokaklar, sanki bir Akdeniz kasabası havasını yansıtıyor.

Zaten: şehir merkezinde dolaşan kızların üzerinde, bikini gördüğünüzde, gerçekten deniz kıyısında bir yerde miyim diye mutlaka düşüneceksiniz, ama sokak aralarında dolaşırken, birden karşınıza Tuna nehri çıkıyor.

Evet: bu şehirden sonra, önünüzde iki seçenek var. Ya: Visegrad’a gitmek, ya da Estergon’a gitmek. Estergon’a gitmenizi öneriyorum. Sonuçta: tarihi geçmişimizde, Estergon’un özel bir yeri var. Estergon’a gitmek için: Tren istasyonunun yanından kalkan otobüslere binmeniz gerek. Otobüs yolculuğu, yaklaşık: 1 saat sürüyor.

Macaristan Gezilecek yerler

Estergon’a varıyoruz.

Burası: Macaristan’ın ilk başkenti. Bu nedenle: tarihi özellikleri öne çıkıyor. Burada, kalenin içinde bulunan bazilika ise, yine önemli bir kilise.

Bunun yanında: daha önce Budapeşte gezileriniz için, eğer buraya gelecekseniz, oradan herhangi bir şey almamanızı, çünkü burada her şeyin çok ucuz olduğunu söylemiştim.

Kesinlikle: burada bulunduğunuz zamanın bir kısmını: alışveriş yapmak için mutlaka ayırın. Hatta ve hatta: belki de bir kısım tekstil veya ayakkabı, bot, çizme gibi ürünü, çok uygun fiyata aldığınızda, üretim yerine bakın, büyük olasılıkla “Made in Turkey” cümlesini görebilirsiniz.

Macaristan Estergon Kalesi

ESTERGON KALESİ

Kale: uzun yıllar, Osmanlı imparatorluğuna aitmiş. Kale: Osmanlı tarihinde büyük önem taşımaktadır. Kale: 3 Ağustos 1543 tarihinde, Kanuni Sultan Süleyman zamanında, Osmanlılar tarafından 30 günlük bir kuşatma sonucu ele geçirilmiştir.

Kalenin bulunduğu bölge: bir sancakbeyliği haline getirilerek, Budin Beylerbeyliğine bağlanır.

Ancak: 1594 yılında, kale: Alman, Leh ve Venediklilerden oluşan 80 bin kişilik büyük bir ordu tarafından kuşatılır. Kuşatan orduya göre, çok daha küçük bir ordu ile (1400 kişi) savunulan Estergon kalesi, o sırada kalede bulunan Sokullu Mehmet Paşa’nın oğlu Anadolu Beylerbeyi Sokulluzade Lala Mehmet Paşa’nın komutasında, kahramanca savunulur.

Ancak, uzun süreli kuşatma sonucu, kalede gerek yiyecek ve gerekse su stokları tükenir ve 28 gün sonra teslim olmak zorunda kalırlar. Yapılan anlaşmaya göre: herkes, malı ve silahı ile birlikte gidecekti. Düşman: kendi gemileri ile, gazileri Visegrad kalesine taşıdı. Ancak: Estergon’un kaybı, büyük acı ve üzüntüye neden oldu.

Osmanlı tarihçisi İbrahim Peçevi: bu muhteşem savunmanın “Estergon Kalesi” türküsü ile, Türk belleklerine yerleşmesine sebep olur.

1605 yılında: Osmanlılar tekrar kaleyi kuşatırlar. Sadrazam Sokulluzade Lala Mehmet Paşa: 30 günlük bir kuşatmanın ardından, 29 Eylül 1605 tarihinde, kaleyi ele geçirir. Evet, kale bu tarihten sonra, 78 yıl boyunca Osmanlıların elinde kalır. 1683 yılında; Osmanlıların, II. Viyana Kuşatmasındaki başarısızlıklarının ardından, Avrupa devletleri tarafından oluşturulan kutsal ittifak; diğer tüm yerlerde olduğu gibi, Estergon kalesinde de kendini gösterir ve kale, elden gider.

Kale hakkında, o dönemlerde

Evliya Çelebinin notlarından bir kısmı şöyle: Kalede, 200 adet bir ve iki katlı ev var. Ama, bahçe yok. Kalenin suyu: Tuna nehrinden, at koşulu dolaplarla geliyor ve kaledeki sarnıçlara dolduruluyor. Kalenin büyük dış kapısı önünde, asma demir zincirli bir köprüsü var. Her gece, bekçiler kapıyı kaldırıp, siper ederler. Kalede: on basamak taş merdivenle çıkılan kiliseden bozma, Kızılelma camisi var. Bu caminin mağfel ve minberi: Mimar Sinan tarafından yapılmış.

Bu cami içinde bulunan, altın sıvanmış bir dolap kapısı üzerinde: Evliya Çelebi’nin babası Dergah-ı Ali Kuyumcubaşı Derviş Mehmet Zilli Baba: tarafından kaleme alınmış bir beyit yazılı imiş. Kalenin: 50 tane topu varmış. Kale Beyi, Dizdarağaları ve Yeniçeriler, Macarlar gibi giyinirler ve gören onları Macar zannederdi. Macarcayı da çok güzel konuşurlarmış. Kalede, üç tane mehter takımı bulunuyormuş.

Evet, büyük seyyahın Estergon için yazdıkları, 16 sayfadan oluşmaktadır. Yazdıklarına göre: Estergon varoşları: 12 mahalle ve 2900 haneden oluşmaktadır. Her ne kadar çarşısı, pazarı mükemmel olsa da, Estergon’da o zamanlar “Han” bulunmuyormuş.

Çünkü: Estegonlular “Türk memleketinde, han ayıptır” der ve bütün yolcuları kendi evlerinde ağırlarlarmış. En büyük camisi: “Mahkeme Camisi” imiş. Bu cami: Türkler çekildikten sonra, Avusturyalılar tarafından yıktırılmış ve 1850 yılında, yerine büyük bir kilise inşa edilmiştir. Macarlar: “Bu kilisenin kubbesi, Roma’daki Sen Piyer Kilisesi kubbesinden sonra, en büyük kubbedir” diye övünürler.

Evet, belki de, bu yazdıklarım biraz uzun oldu ve sıkıldınız. Ama, amacım: bu kalenin bizim tarihi geçmişimizdeki gerçekten büyük olan önemini vurgulamak. Gezerken: bu duygular ile gezin. Surlar üzerinde dolaşırken, Tuna’yı izlerken, o devirlerdeki bir nöbetçinin yaşadığı duyguyu hissetmeye çalışın.

Evet, kale, günümüzde yani şu anda müzeye çevrilmiş. Maalesef kaleden geriye kalan çok küçük bir parça. Üstüne çıkıldığında: Ağustos ayında bile, dondurucu soğuklara ev sahipliği yapabilen bir kale. Ancak: tepeye çıkıldığında görünen Tuna nehri manzarası, Osmanlının buralara neden gelmiş olduğunu bir kez daha hatırlatır. Kalenin içinde: Macaristan’ın en büyük kilisesi var.

MacaristanEstergon Bazilikası

ESTERGON BAZİLİKASI

Ülkenin en büyük kilisesi. İçine girip gezmenizi tavsiye ederim.

Bu kilisenin yerinde: buradaki Osmanlı hakimiyeti döneminde, bir cami varmış. Ancak: takip eden tarihi süreçte, burada Avusturyalılar hüküm sürerken: bu camiyi yıkmışlar ve yerine bu kiliseyi inşa etmişler.

Kilisenin avlusundan, Tuna’nın ayırdığı, Slovakya kıyılarını görebilirsiniz. Bulunduğunuz yer, Macaristan toprakları, nehrin karşı kıyısı ise, Slovakya toprakları. İki ülke: aralarında bir köprü ile birbirine bağlanmış.

Yükseklik korkunuz yoksa: yuvarlar merdivenlerinden tırmanarak, kilisenin çan kulesine tırmanabilir ve buradan çevreyi seyredebilirsiniz. Ayrıca: çan kulesinin içinde bir eko sistem bulunduğunu hissedebilirsiniz. Bunu hissetmek için: birkaç kelime konuşmanız, belki de bir şarkı söylemeniz yeterli gelecek.

Kilisenin içinde: Hıristiyan dinine ait semboller dolu. Bodrum katında ise, birçok kardinal seviyesinde, din adamlarının mezarları var.

ESKİ SANATLAR MÜZESİ

Kale yakınlarında: Eski Sanatlar Müzesi denen bir galeri var. Burada bir tablo var. Tabloda, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi anı resmedilmiş. Ama ilginç olan, İsa’yı çarmıha gerenlerin, öz be öz, bizim yeniçeri vatandaşlarımız, Osmanlı Türkleri olması.

Evet, tablo böyle resmedilmiş. Bu Avrupalının bize karşı duyduğu kini anlamak için, küçük bir örnek. Bu resimleri gören büyük-küçük insanlar; düşünün, bize yani Türklere karşı nasıl sempati duyabilirler, mümkün değil.

Amerika’da Araba Kiralama

Amerika’da Araba Kiralama

 

Amerika’da Araba Kiralama; Amerika’da araba kiralama, farklı eyaletlerde farklı uygulamalar olabiliyor.

Ben sizlere, Chicago da araç kiralama yöntemlerini anlatmak istiyorum.

Yaş standardı

Öncelikle, araç kiralamak için 21 yaşını doldurmak gerekiyor, ayrıca doğal olarak ehliyet şart. Türkiye’den alınmış ehliyet kabul ediliyor.

Amerika’da araç kullanma ehliyet alma yaşı 16 ama, araç kiralama için 21 yaşını doldurmak gerekiyor.

Araçların yılı

Kiralanan araçlar, kesinlikle son model, yani 2023 yılı içinde iseniz, size 2023 model bir araç vermek zorundalar. Araçlar, küçük, orta ve büyük boy olarak ayrılıyor ve farklı fiyatlandırılıyor, küçük araç genelde minik Japon modeli araçlar, orta araçlar ise, konforlu Amerikan araçları, büyük araçlar ise, genelde 7-9 kişi alabilen araçlar oluyor.

Yöntem

Araç kiralamak için bir şirkete gittiğinizde, kimliğinizi ibraz ediyorsunuz, geçerli bir adres ve mevcut bir formu doldurduktan sonra araç kiralayabiliyorsunuz. Araç kira bedeli yanında ki, bu bedel aracın biraz önce belirttiğim gibi boyutlarına göre değişiyor. Normal bir Amerikan otomobilin günlük kirası, tam kasko sigortası dahil 30 dolar civarındadır.

Sigorta

Sigorta sizin arzunuza göre değişen bir meblağ ile, kira bedeline ekleniyor. Tam kasko, herhangi bir kaza anında, aracı olduğu yerde bırakıp gidecek ölçüde büyük bir sigortayı ifade ediyor. Bu tür sigorta en yüksek bedeli gerektiriyor, yani orta standart bir araba için, günlük 30 dolara yakın bir bedel.

Yakıt durumu

Aracı size deposunda bir miktar ve çoğu zaman dolu depo ile veriyorlar ve iade ederken aynı ölçüde depo yakıt yani benzin dolu olarak istiyorlar.

Sanırım biliyorsunuzdur, Amerika da benzini galon olarak satıyorlar, yani 3.5 litre bir galon benzin ediyor.

Amerika’da 3.5 litre yani bir galon benzinin fiyatı, ülkemizdeki bir litre benzinin fiyatına eşittir. Ayrıca her benzinlikte farklı fiyatlar görmek mümkün, özellikle merkezlere yakın yerlerdeki benzinliklerde benzin fiyatları yüksek, benzin alırken, benzinliği seçmenizde yarar var, bazen büyük fiyat farklılıkları olabiliyor,

Ayrıca, Amerika’da mazot benzinden daha pahalı, halbuki, ülkemizde mazot ucuz diye mazotlu araçlar tercih ediliyor. Amerika’da bunun tersi, mazot pahalıdır. Çünkü mazot çevreyi daha çok kirletiyormuş, malum onlar için çevre kirliliği her şeyin başında gelen bir konu, ilginç, mazot pek tercih edilmiyor ve fiyatı benzinden pahalıdır. 

Son bir not, araç kiralamak isteyenler, Amerika’da trafik durumu ile ilgili yazımı okumalıdırlar. 

Amerika’da trafik durumu, polis ve cezalar için bilgilendirme yazısı.

 Amerika New York şehrindeki yemek kültürü hakkındaki yazım için New York Yemek

Amerika’nın genel özellikleri hakkındaki yazım için  Genel

 

Yunanistan Kalymnos adası

genel.1
Yunanistan Kalymnos adası

Yunanistan Kalymnos adası: 

Bodrum yarımadasının hemen ilerisinde, çok yakın. İstanköy adasının yukarısında. Bizde bilinen ismi: Kilimli.

ULAŞIM

Pothia’da havaalanı var. Buraya: Selanik’ten ve Atina’dan ; nadir charter uçuşları düzenleniyor. Atina; Kalymnos adası arası uçuş süresi: 1 saat.

Feribot seferleri de var. Pire Limanından yaklaşık 10 saat sürüyor. Ayrıca: Kos (1 saat), Sakız (7 saat), Midilli (11 saat), Rodos (5 saat) ve Samos (4 saat) uzaklıkta.

kalymnos.tarih.1
Yunanistan Kalymnos adası Genel Özellikleri

GENEL ÖZELLİKLERİ

Nüfusu: 16235 kişi. Uzunluğu 21 km. ve genişliği ise 13 km. dir. Kıyı şeridi, korunaklı koylardan oluşur.

Adada: 2 verimli vadi var, bunlar: Vahti ve Pothia. Bu iki verimli vadi dışında, tamamen çıplak. Bu vadilerde ise: zeytin, portakal ve üzüm bağları var.

Adanın en büyük özelliklerinden biri de: sık sık deprem olması.

Bu adada yaşayanlar, yüzyıllar boyunca, dalış yetenekleriyle ünlenmişler. Herhangi bir üniforma veya ekipman kullanmadan, yalnızca nefeslerini tutarak dalıyorlardı.

kalymnos.süngerler.1
Yunanistan Kalymnos adası

Adayı çevreleyen denizde bol miktarda bulunan sünger, ada halkının da süngerciliğe yönelmesine sebep olmuştur.

Ancak: 20’nci yüzyılın başlarında: burada, süngerciliğe büyük zararlar veren değişimler yaşanır.

Pek çok aile, yeni bir hayat kurmak için, Amerika’ya ve Avustralya’ya göç eder. Sonuçta, ada nüfusu, önemli ölçüde azalır.

Geleneksel süngerciliğin getirisi: geçmişe oranla büyük ölçüde azalmış olmasına rağmen, turizm, bu boşluğun yerini doldurmuş. Günümüzde ada, Avrupa’dan tatil yapmaya gelen aileler ile dolup taşıyor.

Günümüzde, hala her yaz, sünger avcılarından oluşan küçük bir filo: denize açılır ama artık eskisi kadar ürün çıkarılamıyormuş. Dalgakıranın üzerindeki denizkızı balıkçıların uğuru imiş. Denizkızının; rehberlik yapması ve süngercileri koruması için dini bir tören düzenleniyor.

Kalymnos: kıyı şeridindeki çarpıcı uçurum ve mağaralarıyla, çıplak bir arazi yapısına sahip.

11.000 civarındaki nüfusu ile, 12 adaların en büyük kasabalarından biri ve adadaki en önemli liman.

kalymnos.kaya tırmanışı.1
Yunanistan Kalymnos adası Kaya Tırmanışı

KAYA TIRMANIŞI

Birkaç yıl öncesine kadar, adada yaşayan insanların kaya tırmanışı ile ilgisi yoktu. 1996 yılında, yalnızca tırmanış için, bir İtalyan çift buraya geldi ve kaya tırmanışı gündeme gelmeye başladı. Kireçtaşı kayalıklardaki, uçurumlar ve şaşırtıcı yollar; adayı, dağcılar için bir cennet haline getiriyor.

Gerek profesyonel dağcılar ve gerekse yeni başlayanlar için ideal tırmanma parkurları var. Farklı zorluk dereceleri ve kaliteli kalker kayaların yarattığı çeşitli güzergahlar bulunuyor. Ayrıca: sarkıtlar var. Kalker kaya kalitesi, mükemmel ve kolay bir erişim var.

Kayalıklar: şehir merkezlerinden, en fazla yürüyerek 5 ile 20 dakika uzaklıkta. Bu da büyük avantaj. Adada: bazıları yüksek ve sarp olmak üzere, toplam 44 kaya var. Yeni başlayanlar için çok kolay yollar olduğu gibi, maceraya hevesliler için de, zor rotalar bulunuyor. 10 ile 200 metre arasında uçurumlar var.

En iyi tırmanma noktası:

Massouri köyü civarındadır. Kalymon Belediyesi tarafından: Uluslara arası Dağcılık Festivalleri düzenlenerek, kaya tırmanışı teşvik edilmektedir. Bu tip ilk festival: Ekim 2000 tarihinde yapılmıştır. Daha sonra ise: 2004 ve 2006 yıllarında yapılmış. 600’den fazla kişi, bu zevk ve heyecan dolu etkinliklere katılmış. Gerek ünlü olanlar ve gerekse bu işe yeni başlayan tırmanıcılar; adaya akın ediyorlar.

Adayı ziyaret etmek için en iyi dönemler: ilkbahar ve sonbahardır. Yazlar: çok sıcak. Yağışlı sezon: Aralık ayında başlar ama burada pek yoğun yağış olmaz.

Evet: adada, lezzetli şarap ve muhteşem kaliteli bal üretiliyor. Ayrıca: aromatik ve baharat kokulu otlar da var. Bunlar: yerli halk tarafından, yerel yemeklerin hazırlanmasında kullanılıyorlar. Ama; bunanın en önemli ürünü: elbette sünger. Tarihi süreçte: adanın bir çok erkeği, bu süngerleri toplamak uğruna, denizde kayboldu ya da öldü.

Ancak: sentetik sünger çıkınca: doğal süngerlerin hükmü azaldı ve ada insanının gelirleri kayboldu. Bunun üzerine turizme ağırlık verilmiş. Yine de: adanın birçok dükkanında: doğal sünger bulup satın alabilirsiniz. Hediyelik eşya dükkanları: adanın başkenti çevresinde ve Massouri ve Panormos civarında bulunuyor.

Bu dükkanlarda, ziyaretçilere: sünger, ev ve kişisel eşyalar bulmak mümkün. Ayrıca: deri ürünler, el sanatları, seramik, kilim, simgeler, keten ve dantel, heykeller ve tablolar, yabanı otlar ve baharatlar bulmak mümkün. Dükkanlar: saat: 09.00-13.00 ve 17.00-21.00 arasında açık bulunduruluyor. (malum siesta var)

kalymon.tatlı yiyecek.1
Yunanistan Kalymnos adası

Ayrıca: bu adada yemenizi önereceğim bir tatlı türü var. Hamur, şurup ve kremadan yapılan tipik bir tatlı. Adı; galaktompoureko.

 

kalymnos.viev of pothia
Yunanistan Kalymnos adası Gezi Rotası

GEZİ ROTASI

POTHİA

Ana merkez: “Pothia” adanın güney kıyısındaki yamaca tırmanan parlak renkli evleriyle ilgi çekici bir yer. Adanın güneydoğusunda kurulmuş. İki tepe arasındaki yemyeşil vadide, şirin bir yerleşim yeri.

Dükkanlar, bankalar, açık hava sineması, bir kültür merkezi, küçük bar ve kafeler var. Pothia’nın ilerisinde, Horio’da bulunan ortaçağ kalesi (Pera Kastro), net bir şekilde görülüyor. Açık hava sinemasına gidebilirsiniz.

En yakın plajı: Therma

Pothia’da bir müze var: Sea World Müzesi. Bu ilginç ve küçük müzede: bu adada ve dünyanın diğer kısımlarında, denizden toplanan eserlere ait koleksiyon sergileniyor.

Bunlar: kabuklar, süngerler, harika mercanlar, amforalar gibi. Müze yakınında: bir dalış merkezi var. Burada: eski sünger teknelerini görebilirsiniz.

kalymnos.kuzey kesimi.emborios
Yunanistan Kalymnos adası Emporio

EMPORİO

Pothia’nın 24 km. kuzey batısındadır. Küçük evler ve dar sokakların bulunduğu küçük bir köy. Anayolun sonunda, adanın son köyü. Köyün: beyaz badanalı, mavi kubbeli çan kulesi olan güzel bir şapeli var.
En yakın plajı: Emporio ve yürüme mesafesindedir.

KANTOUNİ

Pothia’nın 3 km. kuzey batısındadır. Buraya sürekli çalışan otobüslerle ulaşım mümkün.
Güzel bir kumsalı var. Turizm burada yoğunlaşıyor. Yerel mutfak lezzetlerinin sunulduğu güzel restoranlar var. Ayrıca: Köyün yakınlarında; volkanik tüf bir kaya, doğal güzelliği oluşturuyor. Plajın kuzey ucunda, bir mağara bulunuyor.

MASSOURİ

Pothia’nın 9.5 km. kuzeybatısındadır. Beyaz badanalı evleri, denize nazır inşa edilmiş. Adanın en popüler turistik tesisi, buranın batısında bulunuyor. Hemen karşıdaki Telendos adasına, gitmek istediğinde, 10 dakikada ulaşmak mümkün. Bu adada da: yemyeşil ormanlar ve çamların altında mükemmel meyhaneler var. Buradaki: canlı gece kulüpleri, sabaha kadar açık kalıyor.

MRYTİES

Pothia’nın 9 km. kuzey batısındadır. Şirin bir sahil köyüdür. Burada: görkemli bir kaya yerleşimi var. Bunun arkasındaki güzel evler, benzersiz bir atmosfer yaratıyor. Birkaç pansiyon, kafe ve meydana ve tüm bunların yanında, güzel bir plaj var.

kalymnos.vathys vadisi.1
Yunanistan Kalymnos adası Vathy

VATHY

Pothia’nın 13 km. doğusundadır. Zengin vadinin her yanına dağılmış güzel evler var. Doğal körfez, koya doğru genişleyerek, bir fiyort görüntüsünü almış. Bu vahşi ve inanılmaz güzellikteki koyda: birkaç konaklama tesisi ve güzel restoranlar var.

Yunan adaları genel özellikleri.