Amerika Chicago Gezilecek yerler

 

Amerika Chicago Gezilecek yerler

MİCHİGAN AVENUE

Amerika Chicago Gezilecek yerler
Amerika Chicago Gezilecek yerler
Amerika Chicago Gezilecek yerler
Amerika Chicago Gezilecek yerler

 

Amerika Chicago Gezilecek yerler

Magnificent Mile-Muhteşem Mill


Chicagolular: Loop’un kuzeyinden Oak Street’e kadar olan 3 şeritli yola bu ismi verirler. Burada: şehrin son moda butikleri, mücevher mağazaları, alışveriş merkezleri, sanat galerileri ve kitapçıları bulunur.

Hatta: Mc Donalts’ın dünya üzerindeki zincir mağazalarının genel merkezi buradadır. Mc Donalts: burada bir şube açmaya niyetlenince, yöre esnafının düşüncelerine saygı göstererek, çok ağır başlı bir fast-foot mağazası açmıştır.

Evet, burası Chicago şehrinin en büyük alışveriş bölgesidir. Bu bölgede bulabileceğiniz butiklerden bazıları şunlardır: Cartier, Escada, Bulgari, Van Cleef, Chanel, Gvencihy, Prada, Ralph Lauren, Bottega Veneta, Hermes, Gucci, Louis Vuitton, Armani, Burberry, Hugo Boss, La Perla, Tiffany, Sermoneta.

Burada bulunanlar şunlardır


1. Wrigley Binası,
2. John Hancoock Center,
3. Old Chicago Water Tower District
4. Tribune Kulesi
5. Allerton Hotel

Amerika Chicago Gezilecek yerler
Amerika Chicago Gezilecek yerler
Wrigley Tower

Burası: hemen köprünün kuzeyinde: beyaz, pişmiş topraktan, saat kuleli bir binadır. Güney kulesi üzerinde bulunan saat, her yönden görülür. Saatin çapı: 5.97 metredir. Binanın cephesi: sırlı terra-cotta ile kaplandığından, pırıl pırıl beyaz bir cephe görüntüsü sağlamaktadır.

Diğer bir özellik, bina şehrin ilk klimalı binasıdır. Merkez kapılarının hemen önünde Chicago nehrinin kıyısında tenha bir park bulunmaktadır.

Özellikle, geceleri projektörlerle aydınlatıldığında, son derece etkileyici bir görüntü ortaya çıkar.

Amerika Chicago Gezilecek yerler
Amerika Chicago Gezilecek yerler
John Hancock Center

Michigan Avenue Streeterville bölgesindedir. John Hancock hayat sigortası şirketi tarafından kiralanan bina, isim hakkı olarak “John Hancock Center” ismini kullanmaktadır.

Burası: etkileyici dış cephesi, köşegen kemerli bir iskeleti olan, çelikten, 100 katlı bir yapıdır. Yükseklik 344 metredir. Baş tasarımcı Bruce Graham ve mühendis Fazlur Khan’dır.

Bina başladığında, 20’nci kata gelindiğinde, kredi sıkışıklığı nedeniyle, 1967 yılında inşaat kesilir. Ancak, 6 Mayıs 1968 tarihinde bitirildiğinde, dünyanın en yüksek binası oldu.

Günümüzde ise, Chicago şehrinin dördüncü en yüksek binasıdır. Amerika’nın ise, en yüksek altıncı binasıdır. Anten direkleriyle birlikte yükseklik: 459 metredir.

Binanın dış görüntüsü “siyah” olduğundan, muhteşem etkileyicidir.

Evet, binanın yüksekliği: 337.5 metredir. 100 katlı binanın, ilk 5 katında: mağazalar, sonraki katlarda: otoparklar, üst katta oturanlar için süpermarketler, yüzme havuzu, bürolar ve daireler bulunmaktadır.

Mülk olarak kullanılan, yaklaşık 700 daire bulunduğu söyleniyor. 44’ncü kattaki yüzme havuzu, Amerika’nın en yüksek yüzme havuzu olarak bilinmektedir.

94’ncü kata çıktığınızda burada bir seyir terası yani gözlem evi bulunuyor. Buradan: Michigan gölü kıyılarını, aşağıda Loop’tan İndiana’nın çelik atölyelerinden, Wisconsin’e kadar göl kıyısını ve Batı Yakasındaki semtleri görebilirsiniz. Hatta: buradan 4 eyalet ve 80 km. uzaklık, şehrin 360 derecelik bir panoramik görüntüsü izlenmektedir.


Son bir not

Gözlem evine merdiven kullanarak çıkış için, her yıl Şubat ayının son Pazar günü yarışma düzenlenir. Merdivenle buraya tırmanış zamanı rekoru: 9 dakika 30 saniyedir.

Gelelim kendi gezi notlarıma. Ben şehir ziyaretimde buraya çıktım. Giriş ücretliydi ve kişi başı 15 dolar ödemek durumunda kaldık. Asansörle çok kısa sürede seyir terasına çıktık ve burada: her tarafı camla çevrili bölümde, gezerek çevreyi izlemek mümkündür.

İç bölümdeki duvarlarda ise, binanın yapılış öyküsünü anlatan fotoğraflar görülüyor. Burada: en ilgimi çeken şu oldu: terasın altındaki boşluktan: en aşağıdaki trafik gürültüsünün yukarıya yani buraya kadar ulaşmış olması, yani bir uğultu vardı, buna dikkat ettiğimde trafik gürültüsü olduğunu duydum.

Ayrıca: burada duvarda bir duvar resmi var, buna dayanarak resim çektirdiğinizde, sanki binanın inşaatında çalışan bir işçi benzeri, yatar durumda bir fotoğrafınız oluyor.

Diğer ilgi çeken durum ise: buradan şehrin büyük bölümünün manzarasını izleyebilmek, Michigan gölünün kıyısının güzelliğini görmek ve çevredeki diğer yüksek binaların bir kısmının çatısındaki masmavi havuzları ve bu havuzlarda yüzenleri görmek oldu.

En son olarak ise, aşağıya indiğimizde, aşağıdaki bir kafeterya da “cheese cake” yemek oldu, tadını beğenmedim ama sizde deneyebilirsiniz.

Daha sonra ise: bu muhteşem binanın hemen önünde, merdivenlerde, arkadaki su sesleri eşliğinde gelip geçenleri ve binayı izlemek için bir süre oturup dinlendik. Bu arada: bina önünde fotoğraf çektirmeyi unutmayın derim.

Amerika Chicago Gezilecek yerler
Old Chicago Water Tower District
Amerika Chicago Gezilecek yerler
Amerika Chicago Gezilecek yerler
Amerika Chicago Gezilecek yerler
Chicago Water Tower

Kule: Michigan gölünden su çekmek amacıyla yapılan büyük bir su pompasına ev sahipliği yapmaktadır. Amerika’da, ikinci en eski su kulesidir. 1869 yılında inşa edilen kule: kireçtaşından yapılmıştır.

Boyu: 47 metredir. İçteki yükseklik: 42 metredir. Küçük bir ortaçağ Avrupa kalesini andırmaktadır.

Yapıldığı anda, çevresindeki tüm binaların en yükseği olan kule, günümüzde: gökdelenlerin arasında kalmıştır.

Evet: kule, özellikle 1871 yılındaki büyük Chicago yangınında önem kazanmıştır.

Yanmış bölgede, yalnızca bu kule, yanmadan günümüze kadar ulaşabilmiştir. Dolayısı ile, kule, eski Chicago yangınında, şehirden kurtarılan bir sembol olarak muhafaza edilmekte ve günümüzde “Turizm Sanat Galerisi” olarak kullanılmaktadır.

Burada: yerel fotoğrafçıların fotoğrafları sergilenmektedir. Kule: zaman içinde birkaç kere yıkım tehlikesi geçirmiş ama yerel halkın itirazları sonucu yıkılmamış ve şehrin en önemli simgelerinden biri haline gelmiştir.

Sonunda, kule 1962 yılında restore edilmiştir.

Ben buraya girdim, yapının içinde, büyük bir su pompası olduğunu düşündüğüm düzenek var, başkaca bir anlamı yok. En ilginç olan, kulenin hemen yakınında, cadde üzerinde bulunan ve halkın su içmesini sağlayan düzeneklerdir.

Bu düzeneklerde, bir tabak benzeri yerden, yukarı doğru bir karış gibi su fışkırıyor, ağzınızı buraya dayayıp, fışkıran su dan içebiliyorsunuz, ilginç.

Chicago Fire Departmen

Evet, burası şehrin başlıca yangın söndürme, önleme ve kurtarma temsilciliğidir.

Ama, New York şehrinden sonra, Amerika’nın ikinci büyük yangın departmanıdır.

Chicago Fire Departmen
Chicago Caddesi Pompa İstasyonu

1869 yılında yapılmıştır. Hemen yakınındaki pompa ile Michigan gölünden çekilen su: bu pompa istasyonu ile şehrin belli yerlerine pompalanmaktadır.

Bu pompa yapılmadan önce, kirlenmiş olan kıyı boyunca su alınırmış.

Çünkü: Chicago nehri, bütün şehrin kirini, Michigan gölüne veriyormuş.

Ama Chicago nehrinin akış yönü muhteşem bir mühendislik sonucu değiştirilince: Michigan gölünün kirlenmesi önlenmiştir. Kule, 1906 yılında işlerliğini kaybetmiştir.

Chicago Tribune Tower
Tribune Tower

Nehre gelmeden önce: şehrin en tuhaf gökdelenlerinden birisi olan ve katedrale benzeyen “Tribune Tower” ı görebilirsiniz.

Burası: 30 katlıdır. Yapı: 1925 yılında, “Chicago Tribune Gazetesi” için inşa edilmiştir. Ancak: yapımı öncesinde, dünyanın en büyük mimarlarının katıldığı bir yarışma ile, proje belirlenmiştir.

23 ülkeden toplam 233 mimarın katıldığı bu yarışmayı: Walter Gropius ve Eero Saarinen’e ait tasarım kazanmıştır.

Evet, kule, ilgi çekici bir mimariye sahiptir.

Son bir not: Tribune kulesi Alamo’da: buranın duvarlarında kullanılanlar dahil olmak üzere, birçok kaya parçası sergilenmektedir.

Hatta: Roma-Collezyum ve Çin Seddinde kullanılan kaya parçaları örnekleri de bulunmaktadır. New York Dünya Ticaret Merkezinden gelen bir çelik parçası da bu koleksiyona eklenmiştir.

Tüm bu nesneler, etiketlenmiş ve ziyaretçiler tarafından görülebilmektedirler. Koleksiyonun en ünlü kısmı: cam pencere arkasında sergilenen “ay taşı” dır.

Chicago Allerton Otel
Allerton Otel

25 katlı ve 110 metre yüksekliktedir. 1924 yılında mimar Fugard tarafından yapılan bina, 1998 tarihinde otel olarak kullanılmaya başlanmıştır. Mimari stil: Kuzey İtalya Rönesans stilidir. Buna göre: dekoratif tuğla, yontu taş kullanılmıştır.

İlk açıldığında 1000 odası bulunmaktadır. Otel ayrıca: spor ligleri, kütüphaneler, solaryum gibi çeşitli sosyal etkinlikler için de kullanılmaktadır.

Bölgedeki diğer yerler

Rush Street

Kuzey Michigan gölümün bir blok batısındadır. Buranın tarihi geçmişi, 1830’larda şehrin ilk kuruluş günlerine kadar gitmektedir. O zamandan bu yana, bölge: önemli konutlara ev sahipliği yapmıştır ki, bunların başında: Chicago Belediye Başkanı gelmektedir.

Günümüzde ise, burası şehrin önemli bir ticaret alanıdır. Günümüzde de, şehrin en zengin mahallerinden birinin parçası olarak devam etmektedir.

Mahallede: yüksek oy alan restoranlar, beş yıldızlı oteller, tanınmış kişilerin ikametgahları ve tanınmış barlar bulunmaktadır.

Rush Street üzerindeki, Chicago nehrini geçen köprü: şehrin ilk yüzer köprülerinden birisidir. Bu köprü, ilk yapıldığında açılıp-kapanması için halatlar kullanılırmış.

1849 yılında, buz fırtınasında, köprü yok olur. Bunun yerine: 1857 yılında, demir ve ahşaptan, asma köprü yapılır.

Evet: 1960 yılına gelindiğinde, Rush Street’in: şehrin gece hayatında etkili kabareler, barlar, kulüpler ve restoranlar ile dolduğu görülür. Özellikle: gece hava karardıktan sonra, ışıklı yaşantı ilgi çekmektedir.

 

Water Tower Place


845 Kuzey Michigan bölgesindedir. Pazartesi-Cumartesi arasında, saat: 10.00-21.00 arasında, Pazar günleri ise: 11.00 ile 18.00 arasında açıktır.

74 katlı gökdelenin, buraya ayrılan 7 katlı merkezinde: mağazalar ve restoranlar bulunuyor. Merkezde: 100’den fazla dükkan bulunuyor.

Binanın tasarımı: başarılı bir bölgesel alışveriş merkezi, bir mağaza, bir tiyatro, ofis, otel ve rezidansların girişlerini ve düşey sirkülasyonu sağlayacak şekilde yapılmıştır.

Katlar arasında yürüyen merdivenler var. Yürüyen merdivenlerin çevresinde ise; fıskiyeler güzel görüntü sunuyor.

Cam asansörler: cam atrium çevresinde düzenlenmiştir.
Evet, buraya mutlaka uğramanızı öneriyorum, çünkü burası tek başına bir cennet.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

Michigan Avenue Bridge


Köprü: Du Sable Köprüsü olarak da bilinir. Baskül tarzında yapılmış köprü, Michigan Avenue bölgesinde, Chicago River üzerindedir. 20’nci yüzyılın başlarında: şehrin güney tarafından kuzey tarafına bir bağlantı olması için yapılmıştır.

İnşaata, 1918 yılında başlanmış ve 1920 yılında tamamlanmıştır. Dekoratif çalışmalar, 1928 yılında tamamlanmıştır.

Buradan: Chicago nehri çevresindeki gökdelenlerin mükemmel manzarasını görebilirsiniz. Ayrıca, köprü üzerinde önemli dekorasyon heykel ve anıtları görülmektedir ki, ilginizi çekebilir.

Chicago Marina City

Marina City


Nehrin batı kıyısındadır. İki büyük mısır koçanının andıran ikiz kulelerdir. Dairesel beton kuleler, üst katlardaki pasta dilimi şeklindeki katlarıyla, yöre sakinleriyle görülen “North Shore” banliyölerinden motorlu tekneleriyle gelen iş adamları için, 500 teknelik iskelesiyle, nehrin sağ kıyısı boyunca uzanır.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

IBM Building

Marina City’nin hemen arkasında, tezat oluşturacak şekilde “Mies van der Rohe” nin siyah ve ayna cepheli “IBM” binası görülür. Burası: aynı zamanda “AMA Plaza” olarak da bilinir.

IBM satılan “Blackstone Group”, 1996 yılında bu binadaki yerine gelmiştir. IBM ürünleri satın almak isteyenlerin burayı ziyaret etmesi gerekiyor.

 

LOOP

Loop, genellikle iş hayatının yaşandığı bir yer olarak bilinir. Yani, şehrin ticari merkezidir.
“LaSalle Street”: finans ve bankacılık bölgesinin kalbidir. New York şehrinin “Wall Street” iyle aynı niteliği taşımaktadır.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

Aon Center

Loop bölgesinde, modern bir gökdelendir. 1974 yılında tamamlanmıştır. 83 katlı ve 346 metre yüksekliktedir. Şehrin en yüksek üçüncü binasıdır.

Son yıllarda: binanın üst katlarında: belirli bir mevsim veya tatili yansıtacak renklerle, geceleri aydınlatma yapılmaktadır. Şükran günü sırasında: turuncu renk, Noel zamanında: kırmızı renk ve ulusal meme kanseri bilinçlendirme ayı sırasında: pembe renk kullanılır.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

State Street

Şehir içinde, güney-kuzey istikametinde uzanan bir caddedir. Şehrin kalbinden geçer. Cadde: 1900’lerde, bir alışveriş merkezi haline gelmiş ve buraya araç girişi yasaklanmıştır. Ancak, 15 Kasım 1996 tarihinde burası yeniden trafiğe açılmıştır.

20’nci yüzyılın ikinci yarısında, burası yeniden alışveriş merkezi haline getirilmiştir. Bölgenin eski ihtişamını geri kazandırmak için, yeni projeler geliştirilmiştir.

Louis Sullivan

Bölgedeki önemli bir alışveriş merkezidir.

Carson, Pirie&Scott

Madison Street girişindeki demir süslemeleri kadar, devrim sonrasında enine uzatılmış pencereleriyle dikkat çeker. 1899 yılında açılmıştır.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

Playboy Mansion

Ev: “Playboy” dergisinin kurucusu Hugh Hetner’in evidir. Hefner: 1970’lerde: lüks partiler vererek medya aracılığı ile meşhur olmuştur.

Ev: 5 dönümlük alana kurulmuş, 1927 yılında yapılmış ve 1971 yılında, 1.1 milyon dolara Playboy tarafından satın alınmıştır.

Konakta 22 oda bulunmaktadır.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

Chicago Katedrali

Burası, şehrin Roman Katolik Başpiskoposluğu katedralidir. Aynı zamanda bölge kilisesidir. Yapı: 1871-1875 yılları arasında yapılmıştır.

Yapının boyu: 71 metre, genişliği: 38 metredir ve 2000 kişinin oturarak ibadet edebileceği düzeni bulunmaktadır. Tavan yüksekliği: 46 metredir. Sivri kulesi: 64 metre yükselmektedir.

4 Şubat 2009 tarihindeki büyük yangında, kilisenin çatısı ve içi, büyük hasara uğramıştır.

 

Marina City

State Street üzerinde: karma kullanımlı konutlar alanıdır. Şehrin en kuzey bölümündedir. Bunlar: mısır koçanı şeklinde, 179 metre boyunda 65 katlı kulelerdir.

Ayrıca, tüm nehre bitişik bir platform üzerinde bulunan, oditoryum binası ve ortasında bir otel binası bulunmaktadır. Nehir düzeyinden yükseltilmiş bir platform altında: küçük bir marina bulunmaktadır ve buraya gezi tekneleri bağlanmaktadır, zaten buranın isminin nedeni, bu Marina’dır.

Chicago Theater

Chicago Theatre

Başlangıçta: Katz Chicago Theater olarak bilinir.

Chicago şehrinde, tiyatro için bir dönüm noktası olmuştur. Yapı, 1921 yılında inşa edilmiştir.

Chicago Picasso’nun heykeli

Picasso’nun Heykeli

Washington ve Dearborn Street üzerindedir. 15 metrelik bu muhteşem güzel heykel, 1967 yılında dikilmiştir. Ağırlığı 147 tondur.

Heykel, paslanmadan pas rengine dönüşen “CorTen” çeliğinden yapılmıştır. Heykelin: kadın olarak mı, yoksa at olarak mı yapıldığı konusunda çeşitli tartışmalar vardır.

Bunun üzerine, ünlü heykeltıraş, şunu söylemiştir “bir kuşun şarkısını da anlamaya çalışabileceklerini”

Evet, sanırım bu heykele bakanların anlayıp anlamadıkları önemli. Son bir not: heykel yapıldığında, ünlü sanatçı Picasso’ya 100.000 Dolar ödeme yapılmak istenmiş, ama sanatçı bunu kabul etmemiş ve heykeli hediye olarak vermiştir.

 

Dört Mevsim Mozaiği

First National Plaza’da bulunmaktadır. Chagall tarafından yapılan 21.5 metrelik “Dört Mevsim Mozaiği”dir.

Chicago Federal Centre

Federal Center

1960-1964 yılları arasında yapılan bina: cam ve çelik tasarımı ile, oldukça basit ama çok çarpıcı görünüm sunmaktadır. Federal Bina: 42 katlı ve 111 bin m. Karelik ofis alanına sahiptir. Binanın boyu: 171 metredir. Adliye binası: en üst 10 katta bulunmaktadır.

Dış perde duvar: çeliktir ve güneş ışınlarını yansıtabilen düz siyah, grafit boya ile kaplıdır. Cam bölmeler, parlak alüminyum çerçevelidir.

Amerika’nın tümündeki hükümet binalarının en seçkin guruplarından biri olarak kabul edilen bu yapıda: Calder’in 16 metrelik parlak kırmızı “Flamingo” heykeli bulunmaktadır. Heykel: Alexander Calder tarafından yapılmıştır. Heykel, arkasındaki düz binaya tezat oluşturuyor.

 

Batcolumn

Loop’un hemen dışında, Sosyal Güvenlik Yönetim Binasında, Madison Street üzerinde bulunan bu anıt: Claes Oldenburg tarafından, ince tel kullanılarak yapılmıştır.

Yüksekliği 30.5 metredir. 1.608 çelik parçanın kaynak yapılmasıyla oluşturulmuştur.

Chicago Sears Tower

Sears Tower

Loop’un hemen dışındadır. “Willis Tower” olarak da bilinmektedir. Çünkü: 2009 yılında: Londra merkezli sigorta şirketi “Willis Group Holdings” binanın bir kısmını kiralamış ve binanın adlandırma hakkını elde etmiştir.

16 Temmuz 2009 tarihinde, bina resmen “Willis Tower” adını almıştır.

Bina hakkındaki ilk karar: 1969 yılında: Sears, Roebuck&Co isimli şirketin; Chicago genelinde dağılan ofislerinde çalışan 350.000 çalışanı için, büyük bir ofis binası yapılması kararı verildi.

Yapı tamamlandığında, New York şehrinde bitmemiş “Dünya Ticaret Merkezi” yüksekliğini aştı. Binanın tepesine: yerel televizyon ve radyo yayınlarını izlemek için, 2 anten takıldı.

Yapı: Mayıs 1973 tarihinde tamamlandı. İnşaat maliyeti olarak: 150 milyon Dolar harcanmıştır.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

110 katlıdır. Yüksekliği 442 metredir. En yüksek anten ucu, sokak yüzeyinden veya deniz seviyesinden 708 metre yüksekliktedir.

Bir zamanlar dünyanın en yüksek binası olarak önem kazanmıştır. 25 yıllık süreç sonunda, bu rekorunu: New York Dünya Ticaret Merkezi kulelerine bırakmıştır.

Günümüzde, dünyanın bağımsız en yüksek 7. binası olarak önem kazanmaktadır.

Binada: yaklaşık 40.000 yağmurlama başlığı, yangın söndürme önlemi olarak kullanılmıştır.

Aslında: bina ilk tasarlandığında, köşeli sigaralar gibi, bir araya toplanmış 9 kuleden oluşmaktadır.

Kuleler, farklı yüksekliklerde: paketinden fırlamış sigaralara benzerler. Yapının çelik çerçevesi hafifçe boyanmış ve 16.000 bronz penceresiyle beraber siyah alüminyum ile kaplanmıştır.

 

Evet, binanın 103’ncü katında “gözlem kulesi” var.

Gözlem kulesinin ismi “Skydeck” dir. Gözlem güvertesi, 22 Haziran 1974 tarihinde açılmıştır. Yerden 412 metre yüksekliktedir. Asansörler ile, buraya yaklaşık 60 saniye içinde ulaşabilirsiniz.

103’ncü kattaki bu gözlem terası kapalı ise, 99’ncu katta ikinci bir gözlem istasyonu bulunmaktadır.

Rüzgarlı bir günde, binanın sallanışını hissedebilirsiniz. Bina, batıya doğru 10 cm. kadar eğilebilmektedir.

Buradan muhteşem bir manzara izleyebilirsiniz. İllinois ovası ve karşıdaki Michigan gölünü izleyebilirsiniz. Hatta: 50 km. lik bir alanda, 4 eyalete yayılan, 360 derecelik bir görünüm vardır.

Bu görünümde: gökdelenler, spor stadyumları, heykeller, yeşil çatılar, Michigan gölünün kilometrelerce uçsuz-bucaksız görüntüsünü göreceksiniz.

Ayrıca: birçok binanın çatılarının yüzme havuzu veya yeşil alan olarak dizayn edildiğini görüp şaşıracaksınız.

Buranın en muhteşem ilginçliği ise: yer sokak seviyesinden metrelerce yüksekte, bir cam zemin üzerinde gezinmektir. Bu yeni yapılan cam fanus balkon gibi yerde, zemin de cam olduğundan, sanki boşlukta yürür gibi hissedeceksiniz.

Yerden 400 metre yüksekte, camın üzerinde durmak muhteşem bir heyecan veriyor. O heyecanı yaşamalısınız.

Şehrin en popüler turistik yerlerinden biri olan kule: her yıl, yaklaşık 1 milyon kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Evet, bu şehri ziyaret ederseniz, buraya çıkmadan sakın ayrılmayın.

En son not: buranın ziyaret yeri: hafta sonları ve tatil günlerinde, tüm gün açıktır. Ekim-Mart ayları arasındaki dönemde: saat 10.00 ile 20.00 arasında açıktır.

Nisan-Eylül ayları arasındaki dönemde ise: 09.00 ile 22.00 arasında açıktır. Son giriş, kapanış saatinden 30 dakika öncedir.

Ücretlere gelince: yetişkinler 17 dolar, çocuklar 11 dolar ücret ödemek durumundadırlar.

 

LİNCOLN PARK

Park: 1208 dönümlük bir alan üzerine kurulmuştur. Şehrin en büyük kamu parkıdır. Adını: Abraham Lincoln’den almıştır. Şehrin güneyinde, Ohio Street’in yanında 11 km. kadar uzanır.
Parkın kuzeyinde: eğlence alanları, plajlar ve limanlar bulunmaktadır.

Her yıl, 20 milyon kişi, park alanını ziyaret etmektedirler. Amerika’nın en çok ziyaret edilen ikinci parkıdır.

Park alanı içinde: 15 beyzbol sahası, 6 basketbol sahası, voleybol sahaları, futbol sahası, 35 tenis kortu, golf sahası ve okçuluk alanı bulunmaktadır. Ayrıca: kürek tesisleri ve liman bulunmaktadır.

Lincoln parkın diğer bir önemli yanı, burada çok sayıda heykel bulunmasıdır. Parkta yürürken, birçok sanat eseri heykel görebilirsiniz.

Özellikle: Abraham Lincoln heykeli ilgi çekmektedir.
Son bir not: buraya yolunuz düşerse ve zamanınız az ise, özellikle hayvanat bahçesini görün derim.

Chicago Abrahim Lincoln Anıtı

Abraham Lincoln Anıtı

1887 yılında yapılmıştır. Şehrin en önemli kamu heykellerinden biridir. Doğal görünümlü bir heykel olması nedeniyle, bir dönemin heykeltıraşlarını etkilemiştir.

Lincoln’ün konuşmalarından bazı bölümler, anıtın dibinde yazılıdır.

Chicago Lincoln Tomb

Lincoln Tomb

Burası: Amerika Başkanı Abraham Lincoln, karısı Mary Todd ve dört oğlunun mezar bölgesidir. Burada Abraham Lincoln’ün, sanatçı Gutzon Borglum tarafından yapılan bir bronz baş heykeli bulunmaktadır.

Bu baş heykelinin burun kısmının parlak olduğunu göreceksiniz. Çünkü: burayı ziyaret edenler, kendilerine şans getirmesini dileyerek bu baş heykelinin burun kısmını elleriyle ovuştururlar.

Chicago Lincoln Park Zoo

Lincoln Park Zoo

35 dönümlük bir alana kurulmuştur. Şehir sınırları içindeki en büyük hayvanat bahçesidir. İlk kuruluşu: 1868 yılına kadar iner. Burada birçok hayvan bulunmaktadır.

Bunlar: büyük kedigiller, kutup ayıları, penguenler, goriller, sürüngenler, maymunlar şeklinde yerleştirilmiş olup, 1250 civarında hayvan bulunduğu söylenmektedir.

Hayvanat bahçesindeki meşe ağacının, 1830 yılında dikildiği bilinmektedir. Buraya yolunuz düşerse harika maymun evini mutlaka görün.

Chicago Lincoln Park Conservator

Lincoln Park Conservatory

Michigan gölünün kıyısında, 3 dönümlük alana konuşlandırılmıştır. Botanik bahçesi içindedir. Burası: önemli bahçecilik çalışmaları, eğitim programları ve halkla ilişkileri geliştirmek için yapılmıştır.

Burada: güzel orkide koleksiyonları ve Güney Amerika ağaçları değil, Grandmothers Garden’da (Büyükannenin Bahçesi) gülhatmiler, sümbüller, aslanağızları ve papatyalar da görülmeye değerdir.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

Chicago History Museum

1856 yılında, Chicago şehrinin tarihini incelemek ve yorumlamak için kurulmuştur. Günümüzdeki binası: 1932 yılı yapımıdır. Müzede: Chicago ve Amerikan tarihine ait sergiler bulunmaktadır.

Müzenin kendi koleksiyonunda, 22 milyon çizim bulunur.

Evet sonuç olarak, burası: şehrin gelişi ve onun ilişkileri ve Amerikan tarihi üzerine etkilerini araştıran objelerin sergilendiği bir yerdir. Buraya yolunuz düşerse, Müze binası arkasındaki, Lincoln Park plazaya bakan yerde, Chicago odasını ve vitray koleksiyonunu görmenizi öneririm.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

Peggy Notebaert Doğa Müzesi

Chicago Bilimler Akademisine ait bir müzedir. 1999 yılında açılmıştır. Bu müze, şehirdeki çocuk ve yetişkin eğitimine yöneliktir. Buna ek olarak canlı bir kelebek koleksiyonuna sahiptir.

Evet, bu müze İliniois bölgesinin ekolojik tarihi ve biraz önce söylediğim gibi, canlı bir kelebek evine sahiptir. Kelebek evinde çoğu egzotik türden 200 kelebek türü bulunmaktadır.

Alfred Caldwell Lily Havuzu

Alfred Caldwell Lily Havuzu

Burası: Prairie School Peyzaj Mimarlığı tarafından tasarlanmıştır. Lincoln hayvanat bahçesinin yanındadır.

Havuz: 1936-1938 yılları arasında yapılmıştır. Zambak havuz: aslında nilüfer çiçekleri yetiştirmek için düzenlenmiştir. 1942 yılında: Caldwell, havuzu “mega şehir insanları için gizli bir bahçe “olarak adlandırmıştır.

Günümüzde ise, havuz aynı zamanda, Hayvanat Bahçesinin kuş üreme merkezi olarak da değerlendirilmektedir.

Chicago Navy Pear

NAVY PEAR

İşte, şehirde benim en çok hoşuma giden bir yerdir burası. Göl olmasına rağmen, uçsuz bucaksız görüntüsüyle denizi andıran büyük bir mavi su alanının hemen kıyısında kafelere oturup bir şeyler içmek, gelip geçeni ve denizi seyretmek gerçekten muhteşem güzel ve huzur veren bir duygu.

Navy Pear: Michigan gölü kıyısında, yaklaşık 1010 metre uzunluğunda bir sahil bandı veya iskele denilebilir.

İskele ilk olarak: 1916 yılında yapılmıştır. İskele, zamanında dünyanın en büyük iskelesiymiş. Uzunluğu 914 metre ve genişliği 89 metredir. İskele: bir nakliye ve eğlence alanı olarak dizayn edilmiştir.

İlk 10 yılında, Belediye iskelesi başarıyla birçok ziyaretçi çekmiştir. Ayrıca, I. Dünya savaşı sırasında, geçici olarak askeri bir tesis olarak kullanılmıştır.

1920’lerin sonlarına gelindiğinde ise, Navy Pear bölgesinin cazibesi azalmaya başlamış ve ziyaretçi sayısı düşmüştür.

Büyük kamyonların rekabeti nedeniyle, limandan nakliye de gerilemeye başlamıştır.

1927 yılına gelindiğinde ise, iskele, Dünya Savaşı gazilerinin onuruna “Navy Pier” olarak isim değiştirmiştir.

II. Dünya savaşı sırasında, burası yine donanmanın eğitim alanı olarak kullanılmıştır. Savaştan sonra ise, İliniois Üniversitesinin Chicago Şubesi olarak görev yapmıştır. 1965 yılında ise, Üniversite yeni yerine taşınınca, Navy Pier, çürümeye terk edilmiştir.

Takip eden tarihi süreçte: 1976 yılında, doğu ucunda bulunan “Oditoryum Binası” Jerome R. Butler Jr tarafından restore edilmiştir. 1989 yılında, Pier&Ewposition Kurumu kurulmuş ve iskele yönetiminden sorumlu hale getirilmiştir.

İskele reorganizasyonu için 150 milyon dolar harcanmıştır. 1992 yılında başlayan yenileme çalışmaları, 1994 yılında tamamlanmıştır.

Sonuçta, Chicago şehir alanında, çok başarılı bir eğlence merkezi ortaya çıkmıştır.

Chicago Navy Pear
1990’larda yeniden inşa edilen bölgeye: fast food büfeleri, dükkanlar, bir balo salonu, bir konser sahnesi ve kongre-sergi salonu dahil edilmiştir.

Ayrıca: bir dönme dolap, bir IMAX sinema salonu, Shakespeare oyunları sergilenen bir tiyatro, Funhouse (çeşitli aynalardan oluşan) bir Chicago çocuk müzesi, Vitray Windows Smith Müzesi eklenmiştir.

Bu tesisler yanında, buranın en büyük özelliği, büyük göl üzerinde teknelerle gezilerin yapılmasıdır. Çeşitli şirketler gezi turları düzenliyorlar. Hatta, bu gezilerin bazılarında: akşam yemeği veriliyor.

Haftanın bazı akşamlarında havai fişek gösterileri düzenleniyor. Göl üzerinde yapılan gemi gezilerine katılmanızı öneririm çünkü biraz açıldıktan sonra Chicago şehrinin muhteşem bir görüntüsünü görebiliyorsunuz.

Tekne turları: 1 Nisan- 31 Ekim tarihleri arasında yapılmaktadır. Ücretler: büyükler için 26 dolar, 12 yaş altındaki çocuklar için 7 dolar ve 12-17 yaş arasındaki çocuklar için 14 dolardır.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

Headhouse&Auditoriu

Navy Pier üzerindeki iki büyük binadan biridir. Oditoryum: mimar Charles Frost tarafından, 1916 yılında inşa edilmiştir.

Bina: 2 kulesiyle tanınır. Her kulede: yangın sistemi için, iki büyük 2 milyon litrelik su tankı bulunmaktadır. Günümüzde burası “Çocuk Müzesi” olarak kullanılmaktadır.

Binanın batı bölümünde: modern ve bilgisayarlı granit çeşmesi bulunan, 19 dönümlük “Gateway Park” bulunmaktadır.

Chicago Windy Tall Ship

Windy Tall Ship

Biraz önce söylediğim gibi, burada göl üzerinde güzel bir tekne turuna çıkmak isterseniz ve tarihi bir yolculuk olmasını dilerseniz, işte bu tekneyi tercih etmelisiniz. Bu tekne: 148 metre uzunluğunda, 4 direkli tarihi bir teknedir.

Yolculara: yelken macerası sunar. 150 yolcu kapasiteli bu tekne: 21 Nisan-28 Ekim tarihleri arasında etkindir. Biniş ücretleri, yetişkinler için 25-30 dolar, öğrenci ve büyükler için; 20-25 dolar, çocuklar için 10 dolardır.

Chicago Çocuk Müzesi

Chicago Çocuk Müzesi

Giriş ücretlidir. Çocuklar ve yetişkinler için, 12 dolar ücret alınır. Her ayın ilk Pazar günü, 15 yaş ve altındakiler için giriş ücretsizdir.

1982 yılında kurulmuştur. Müze: her gün 10.00 ile 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. Günümüzdeki düzenine ise 1995 yılında kavuşmuştur. Burada: 3 katlı, 57 bin m. Karelik alanda; eğitici sergiler, kamu programları ve özel etkinlikler düzenlenmektedir.

Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan dördüncü çocuk müzesidir. Ziyaretçi 10 yaş üstü çocuklar, burada; su yolları ile bir baraj inşa edebilirler, uçan bir makine oluşturabilirler, bir gökdelen tasarımı gerçekleştirebilirler.

Her yıl, yaklaşık 700.000 kişi tarafından ziyaret edilmektedir.

Chicago Dönme Dolap

Dönme Dolap

Göz alıcı bu dönme dolap: 1893 yılında düzenlenen “Kolombiyalılar Sergisi” için yapılmıştır. Dünya üzerinde yapılan ilk dönme dolaptır, ancak daha sonra modernleştirilmiştir. Dönme dolap 45 metre yüksekliğe çıkabilmektedir.

Atlı Karınca

Burada, 36 tane, el boyaması hayvanlar bulunan, müzikli bir atlı karınca bulunmaktadır.

Chicago Aeroballoon

Aeroballoon

Bu balon: 18 yolcusu ile, göl üzerinde ziyaretçilerini 107 metre yüksekliğe kadar çıkararak, Chicago şehir silüetinin muhteşem manzarasını sunmaktadır.

Imax Theatre

Burada: Chicago şehrinin en büyük düz film ekranı ve 2D ve 3D filmleri gösteriliyor.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

Chicago Shakespeare Tiyatrosu

Burası: kar amacı güdülmeyen, profesyonel bir tiyatro şirketi tarafından işletilmektedir. Özellikle yaz aylarında gösteriler yoğunlaşır ve genellikle Shakespeare eserleri sergilenir. Tiyatro salonu: 525 kişiliktir. Çok yönlü ve itme bir sahnesi bulunmaktadır.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

Vitray Windows Smith Museum

Giriş ücretsizdir. Giriş saatleri: 10.00 ile 20.00 arasındadır.
Bu müze, Navy Pier içinde, 2000 yılında açılmıştır.

Müze: vitray pencereler ve bu sanat üzerine Amerika’da açılmış ilk müzedir. Müzede, 4 galeride sergilenen 185 bireysel çalışma bulunmaktadır. Bunların çoğunluğu, başlangıçta Chicago bölgesindeki binalardan gelmiştir.

Koleksiyonda: dini temalar, sıra dışı öğeleri içeren portre ve basketbol oyuncusu Michael Jordan’a ait bir vitray çalışması sergileniyor. Pencerelerin çoğu: renkler ve karmaşık detayların vurgulanması için yapay ışık ile aydınlatılmaktadır.

Her parça: kurşun geçirmez cam bir katman tarafından korunmaktadır. Bunun nedeni: bu müze içinde, elinizde bir şeyler yiyerek dolaşabilme imkanının yaratılmasıdır.

Halbuki, dünya üzerinde hiçbir müze, yiyecek ile içeriye ziyaretçi almaz, ama bu müze: elinizde dondurma veya başka bir yiyecek ile ziyaretçi kabul etmektedir.

CHİCAGO MUSEUM OF SCİENCE& INDUSTRY- BİLİM VE ENDÜSTRİ MÜZESİ

MUSEUM OF SCİENCE& INDUSTRY- BİLİM VE ENDÜSTRİ MÜZESİ

South Lake Shore Drive bölgesindedir.

Şehrin en popüler müzesidir. Çünkü: sergilerin içine girip bir şey yapmak çok zevklidir. Bir kömür madenine girin, 5 metrelik insan kalbi modelinin çevresinde dolaşın, İkinci Dünya Savaşında ele geçirilmiş bir Alman denizaltısının yanına yaklaşın ve çok ender olarak üzerinde “Dokunmayınız” yazan düğmelere basıp her türlü kolu çekin.

Chicago Grand Park

GRAND PARK

Burası, 319 dönümlük büyük bir kentsel park alanıdır. 1847 yılında, bölge “Göl parkı” olarak seçilir. 1871 büyük yangınından sonra, şehrin bütün enkazı buraya gömülür ve dolgu oluşturulur.

19’ncu yüzyıl sonunda ise: park alanında büyük binalar ve ticari mülkiyet oluşturulması için düşünceler ortaya atılır. Ancak, 1836 yılında parkın açık alan olarak kalmasına karar verilir. Bir Chicago vatandaşı, mahkemeye dava açar ve 1911 yılında davayı kazanır.

Bunun üzerine, park, Michigan Avenue üzerinde bulunan binaların harika manzaralarını sunan, açık bir alan olarak kalmasına karar verilir.

Grand Park bölgesinde, tarihi süreç içinde bazı olaylar hafızalara işlenmiştir. 1968 yılında: Demokrat Parti kongresine katılan birkaç bin kişilik protestocunun buradaki gösterisi: 16.000 kişilik bir polis gücü tarafından acımasızca bastırılmış ve bu durum, şehrin itibarını sarsmıştır.

4 Kasım 2008 tarihinde ise, 125.000 kişilik bir kalabalık önünde, Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığını kabul eden Barack Obama, yine bu park alanında töreni gerçekleştirmiştir.

Parkın en önemli bölümleri

1. Milenyum Park.
2. Buckingham çeşmesi,
3. Chicago Sanat Enstitüsü
4. Müze kampüsü.

Michigan gölünün hemen kenarındaki park: performans alanları, bahçeleri, sanat eserleri, spor ve liman tesislerini içermektedir. Park alanı: genel olarak düzdür. Burada: halk toplantıları ve birkaç büyük yıllık olaylar düzenlenmektedir.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

Milenyum Park

Parkın kuzeybatı köşesindedir. Burası: 1998-2004 yılları arasında restore edilmiştir. Daha önceden, bu alan: çirkin demiryolu ve otopark alanlarıyla kaplıymış.

Bu restorasyonda: mimarlar ve sanatçılar tarafından, buraya: çeşitli objeler yerleştirilmiştir. Park: her gün saat: 11.00 ile 18.00 arasında açıktır.

Evet, buraya mutlaka uğramanızı öneriyorum.

Jay Pritzker Pavillion

Burası müzik pavyonu olarak bilinmektedir. Yani: açık hava konser alanıdır. Mimar: Gehry Partners.

Pavyon: 2004 tarihinde resmen açılmıştır. 120 metre yüksekliğinde, paslanmaz çelik şeritler, şişmiş bir kubbe gibi görülüyor yani bir tür havai kafes de denilebilir. Ayrıca: 95.000 m. Karelik büyük çim alan bulunmaktadır.

Konser alanı: 7000 kişi kapasitelidir ve 4000 kişilik oturma koltuğu bulunmaktadır. Ses akustiği: gerek oturma koltuklarının bulunduğu bölgede ve gerekse büyük çim alanda gayet güzel yayılmaktadır.

Burada, günümüzde: Grant Park Senfoni Orkestrası ve korosu konserler vermektedir. Ayrıca: Grant Park Müzik Festivali etkinlikleri de burada yapılmaktadır. Ülkenin tek ücretsiz açık hava klasik müzik konserleri serisi, burada düzenlenmektedir.

Chicago Cloud Gate

Cloud Gate

Hindistan doğumlu İngiliz sanatçı Anish Kapoor tarafından yapılmıştır.
2004-2006 yılları arasında inşa edilen heykel: fasulye gibi şekli nedeniyle “The Bean” olarak isimlendirilmiştir.

Heykel: 168 tane, paslanmaz çelik plakaların birlikte kaynaklanması ile yapılmış olup, son derece parlak ve dikişsiz yani ek yerleri belli olmayan bir görünüm sunmaktadır.

Heykelin: uzunluğu: 66 ve yüksekliği 33 metredir. Ağırlık ise, 110 tondur. Bu ölçüleri ile, dünyada türünün en büyüğüdür.

Heykel yüzeyi, görüntüyü yansıtır. Chicago’nun ünlü silüetini ve yukarıda bulutları yansıtmaktadır.

Ziyaretçiler heykelin çevresinde ve yüksek kemeri altında (3.7 metredir) yürüyebilirler. Evet, bu heykel, eşsiz yansıtma tekniğiyle, ziyaretçilerin ilgisini çeker, Chicago şehrini ziyaret ederseniz, bu heykeli mutlaka görün, geçin karşısına ve kendinizin veya yakınlarınızın fotoğraflarını çekin.

Hatta: Amerikalılar bile, bu yansımalar ile değişik fotoğraflar elde etmek için, resim çekiyorlar.
Heykelin altına girip, orada da resim çekebilirsiniz. İnanın çok ilginç resimler elde edeceksiniz.

Heykelin altında, heykele dokunarak değişik yansımalı görüntüler elde edilebiliyor.

Chicago Taç Çeşmesi

Taç Çeşmesi

Yine ilginç bir mekan daha. Burada: yanlarda oturma yerleri var. Genellikle çocuklar ve bir kısım büyükleri: yükseklikleri fazla olmayan ve üzerlerinde insan baş resimleri bulunan kulelerin arasında, yerde bir karış yüksekliğindeki su havuzu içinde yürüyerek serinliyorlar.

Bazıları bu suya oturuyorlar, bazıları suyla şakalaşarak sıcak yaz günlerinde serinliyorlar. Su ile oynamak istemeyenler ise, hemen kıyıdaki oturma yerlerinde oturuyorlar.

Ancak: havuzun ilginç bir özelliği var: hemen yanlarda, üzerlerinde insan başı bulunan kulelerde, insan başı resminin ağız bölümünden: kısa aralıklar ile, kol kalınlığında bir su akımı oluyor ve o sırada: bu suyun aktığı ortadaki havuz alanında bulunanlar, yalnızca ayaklarını ıslatmayı düşünürken, tamamen ıslanıyorlar.

Yani: bu durumu bilmeyenler için, tamamen ıslanmak ve günün sonu demek. Bu yüzden, buraya yolunuz düşerse: iki kulenin ortasındaki su havuzunda yürürken; aniden büyük bir su kitlesinin tepenize boşalabileceğini sakın unutmayın ve tedbirli olun derim.

Evet, gelelim bu etkinliği anlatmaya: Taç çeşmesi, görüntü heykeli ve interaktif bir çalışma olarak İspanyol sanatçı Jaume Plensa tarafından yapılmıştır. 2004 yılında açılmıştır.

Çeşme: sığ yansıtıcı bir siyah, granit bir havuz ve her ucunda 2 adet 15 metrelik cam blok kulelerden oluşmaktadır. Havuz: 232 metre uzunluğundadır.

Kule projesi: video ile, Chicagolu vatandaşların yüzlerini yansıtmak, yaşamın bir simgesi olan suyun dışarı akmasına izin vermek için oluşturulmuştur.

Kuleler üzerinde bulunan büyük LED ekranlara Chicago vatandaşlarının yüzleri yansıtılır ve ağızlarından sular fışkırtılır.

Anıt: dünyaca ünlü kamusal alan sanat koleksiyonlarından birisidir.

Bu kuleler: 15.2 metre boyutundadır. Kuleler: ışık yayan diyotlar ile, yüzlerinde orijinal videolar izlenmesine imkan yaratmaktadırlar.

Mayıs-Ekim ayları arasındaki dönemde: her kulenin ön yüzündeki bir boşluktan ki, genellikle insan yüzü şeklinin ağız kısmından: su akmaktadır.

Şehir sakinleri ve eleştirmenler: sanatsal ve eğlence özellikleri nedeniyle, taç çeşmeyi övmüşlerdir. Su kullanımı: halk ve su arasındaki fiziksel etkileşimi teşvik etmektedir.

İnsanlar, kulelerdeki video görüntülerinde, kendilerini görmek için ve yaz sıcaklarından kurtulmak için, buraya akın etmektedirler.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

Lurie Garden

Millenium park alanı içinde, güneyde, 2.5 dönümlük bir alanı kapsamaktadır. Açık alan meraklıları burayı tercih ederler. Eski bir bataklık alan ıslah edilerek, 16 Temmuz 2004 tarihinde açılmıştır.

Ziyaretçiler için: bahçede rehberli turlar düzenlenir. Ayrıca: bahçede piknik yapılabilir, interaktif gösteriler, konferanslar düzenlenir.

Chicago Wrigley Meydanı ve Milenyum Anıtı-Peristil

Wrigley Meydanı ve Milenyum Anıtı-Peristil

Burası: yürüyüş yolları ve dinlenme alanları içermektedir. Milenyum Anıtı: yaklaşık 12 metrelik boyutu ve Dor sütunları ile dikkati çeker. Zarif ve yarı dairesel şekildedir.

Geçmişle günümüz bağlar ve Milenyum Parkının kurucularının isimleri: Wrigley Meydanında, Milenyum Anıtının tabanındaki taş döşemeye kazınmıştır.

Bu kişiler: parkın oluşturulması ve korunması için parasal katkı sağlamışlardır. Anıtın merkezinde, Milenyum çeşmesi bulunmaktadır.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

Boeing Galeriler

Burada, park alanı içinde: sanatçıların çalışmalarını ve fikirlerini yansıtan modern ve çağdaş sanat eserlerini görebilirsiniz.

Parkın güney yakasında bulunan galeriler, çağımızın sanat ve mimarlık konusundaki yüksek kaliteli, tarihsel, sosyal ve kültürel eserlerini barındırmaktadır.

Chicago BP Köprüsü

BP Köprüsü

Burası, fırçalanmış ve paslanmaz çelik panellerle kaplanmış bir yerdir. Trafik gürültüsünden uzak, akustik bir bariyer şeklindedir. Tasarım: Jay Pritzker Pavillion tarafından yapılmıştır.

282 metre uzunluğundaki, uzun ve dolambaçlı bu köprü: Grant Park ve Michigan gölünün eşsiz manzaralarını sunmaktadır ki şehirliler burada koşu yapıyorlar.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

McDonald’s Merkezi

Burada bulabilecekleriniz: bisiklet kiralama, bisiklet tamiri ve parkı, kilitli duş ve havlu servisidir. Burası: bisiklet kullanımının teşviki için yapılmıştır.

Hatta: sabah bisiklete bindikten sonra, işe gitmeden önce, insanlar burada bulunan dolapları ve duşları (üyeler içindir) kullanabilmektedirler.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

Haris Tiyatrosu

Burada, her yıl Eylül-Mayıs ayları arasında, sahne sanatları ve kültürel kurumlar tarafından, kar amacı gütmeyen gösteriler düzenlenmektedir. Yani, kapalı alanda konser tercih edenler buraya gidiyorlar.

Şehrin en heyecan verici müzik ve dans şirketleri burada gösteriler sunmaktadırlar. Aynı zamanda uluslar arası firmalar da: burada gösteriler düzenlerler. Bu tiyatronun seyirci kapasitesi, 1500 kişidir.

Amerika Chicago Gezilecek yerler

Nichols Bridgeway

Burası, 625 metre uzunluğunda bir yaya yolu köprüsüdür. Kemer yüksekliği 60 metreye kadar çıkmaktadır. Millenium Park ve Chicago Modern Wing Art İnstitute’yi birbirine bağlamaktadır.

Mimar Renzo Piano tarafından tasarlanmış ve 2009 yılında açılmıştır. Köprü üzerinde: nefis bir manzara, şehir silüeti ve Michigan gölü görülmektedir.

 

Daley Bicentennial Plaza

Grant Parkın kuzeydoğusundadır. Burada: açık hava etkinlikleri düzenlenmektedir. Bunlar: yaz-kış paten sahaları, tenis kortları, satranç masaları ve diğer faaliyetleri içerir.

Chicago Buckingham Çeşmesi

Buckingham Çeşmesi

Grant Parkın merkezi parçasıdır. Dünyanın en büyük çeşmelerinden birisidir. Çeşme: bir rokoko düğün pastası şeklindedir.

1927 yılında, kardeşi Clarence anısına, Kate Sturges tarafından Buckingham şehrinin bir hediyesi olarak şehre verilmiştir. Edward H. Bennet tarafından, Paris-Versay Sarayı yakınlarında yapılmıştır.

Yüksekliği 7 metredir. 3 tabakadan oluşur. Çapı: 85 metredir ve bu ölçüleriyle, dünyanın en büyük çeşmesidir.

Her “denizatı”: Michigan gölü kıyısındaki eyaletleri (İllinois, İndiana, Michigan, Wisconsin) temsil eder. Su: 3 pompa tarafından pompalanmaktadır. 134 tane su jeti bulunmaktadır.

Çeşme: her yıl Nisan-Ekim ayları arasında açıktır ve su: her saatte bir 20 dakikada bir: ışık ve su ile ekran görüntüsü yaratmaktadır.

Merkez pompa ise, merkezde yükselen suyu: 46 metre yüksekliğe kadar iter. Müzik eşliğinde ve renkli spotlar ile, muhteşem bir animasyon gösterisi izleyebilirsiniz.

Park alanındaki diğer heykeller

Amerika Chicago Gezilecek yerler
Spearman Heykeli

5 metre yüksekliğindeki heykel, bronz atlı Kızılderili savaşçıyı tasvir etmektedir.

Heykel, 1928 yılında, Ivan Mestroviç tarafından yapılmıştır. Anıt: Kızılderililer anısına dikilmiştir.

Amerika Chicago Gezilecek yerler
John Logan Heykeli

Bu heykel, iç savaşın genel onuruna dikilmiştir. Anıt: Augustus Saint-Gaudens tarafından, 1897 yılında yapılmıştır.

Müze Kampüsü

Grant parkın güneydoğu ucundadır. Müze kampüsünde, şehrin en önemli 3 müzesi bulunmaktadır.

Bunlar

1. Doğa Bilimleri Müzesi.
2. Adler Planetarium.
3. Doğa Tarihi Field Museum ve Shedd Aquarium.

Chicago Doğa Tarihi Field Museum
Doğa Tarihi Field Museum

Naturel History Field Müzesi olarak isimlendirilir. Müze koleksiyonunda, 21 milyon yıl öncesine ait örnekler bulunmaktadır. Bunlar arasında özellikle geniş bir koleksiyon oluşturan “dinozor” iskeletleri görülmeye değerdir.

Müzede, ayrıca: dünyanın dört bir yanından gelen elmas ve değerli taşlara ait geniş bir koleksiyon görülür. Özellikle, Çin’e odaklanan ve 8000 yıllık bir geçmişe yayılan eserler bulunmaktadır.

Müzenin diğer ilginç bölümü: Mısır uygarlığına ait 23 insan ve birçok hayvan mumyasının bulunmasıdır. Ayrıca, ziyaretçilerin girebileceği 5000 yaşındaki bir mezar bulunmaktadır. Mezarın içinde hiyeroglifler görülür.

Chicago Shedd Aquarium

Chicago Shedd Aquarium
Shedd Aquarium

Şehrin tek kapalı akvaryum alanıdır. Burası: 30 Mayıs 1930 tarihinde açılmıştır. Şehrin tanınmış işadamı John Graves Shedd: akvaryum kurulması için 1924 yılında: 2 milyon dolar para bağışlamıştır. Aynı zamanda, akvaryum yapımı ve işletilmesi için “Shedd Aquarium Society” kurulmuştur.

Akvaryumda: 1500 farklı türden, yaklaşık 20.000 üzerinde su hayvanı bulunur. Dünyanın en büyük kapalı akvaryumu olarak kabul edilir.

Burada: tuzlu su balıkları da bulunmaktadır. Toplamda, burada: 1500 türden, deniz memelileri, kuşlar, yılanlar, kurbağalar ve böcekler bulunur.

Akvaryumdaki tuzlu su: ilk olarak, 1930 yılında trenlerle Florida’dan buraya getirilmiştir. 1970 yılına kadar tuzlu su taşınmasına devam edildi ve daha sonra, tuzlu su buradaki sistemlerle üretilmeye başlanmıştır.

Buranın, yıllık 2 milyon ziyaretçisi bulunmaktadır.

Burayı gezdiğimde dikkatimi çekenler: buraya girerken bir bahçeden geçiliyor ve bahçede: havuz fıskiyeleri çok orijinal.

Bahçeyi geçtikten sonra akvaryum bölümüne giriliyor. Akvaryum bölümünde, en ilgi çeken yer: beyaz balina ve yunusların bulunduğu büyük bir havuz. Havuzun üst kısmından bu hayvanları seyredebildiğiniz gibi, aşağıya inince camlı bölümden, su altındaki durumlarını görebiliyorsunuz.

Bunun dışında, gezinizde, yukarıda da belirttiğim gibi, yeryüzünde ender görebileceğiniz birçok deniz canlısını görebilirsiniz.

Son bir not: özellikle penguenler ilgimi çekmişti, bakıcılarının besledikleri anda penguenleri görmüştüm, muhteşem güzel bir görüntü idi.

Evet, gelelim akvaryum içindeki çeşitli bölgelerin tanıtımına:

Caribbean Reef

Burası: Karayip resif köpekbalıkları ve vatozlar gibi hayvanlar hakkında bilgiler içerir. Cam bir pencere arkasında, Karayip resiflerindeki su altı yaşamını ve büyük deniz hayvanlarını izleyebilirsiniz. Bu balıklar, günde 5 kez dalgıçlar tarafından beslenmektedirler.

Oceanarium

Pasifik kuzeybatı kıyısındaki denizaltı yaşamını burada görebilirsiniz. Burada: Beluga balinaları, deniz aslanları görebilirsiniz. Ama buranın yıldızları beyaz yunuslardır.

Yunus gösterileri, gün boyunca yapılmaktadır. Akvaryumun büyüklüğü sayesinde, yunuslar, seyircilere hızlarını ve hünerlerini gösterebilmektedirler.

Amerika Chicago Gezilecek yerler
Adler Plenetarium & Astronomy Museum

Batı Yarımkürede ilk inşa edilen planetaryumdur. Burası: Adler isimli bir hayırsever tarafından, 1930 yılında yaptırılmış ve 12 Mayıs 1930 tarihinde ziyarete açılmıştır. Burada: çekici multimedya gökyüzü gösterileri sunulmaktadır.

Merkez bölümünde, koltuklara oturuyorsunuz, bir süre sonra koltuklar yatar duruma geliyor ve salonun tavan bölümündeki kubbede; İngilizce uzay ve astronomi hakkında 40-45 dakikalık bir film gösterisi başlıyor ve ortam gerçekten ilgi çekici.

Ama: müze diyoruz ya, müze denilen bu yerde: yalnızca Aztekler’den kalma, bir üzeri çeşitli işaretlerle bezenmiş, tekerlek şeklinde taş parçası gördüm. Diğerlerinin hepsi, yalnızca fotoğraf, ülkemizdeki müzeleri düşününce, buraya müze demenin anlamsız olduğu kesin.

Bir de, müzenin hemen girişinde, hediyelik eşya satılan yer var, buraya uğramanızı öneririm, çünkü ilginç şeyler bulup satın alabilirsiniz. Bir de, müze çıkışında, merdivenlerinde fotoğraf çektirmek sanki bir gelenek olmuştur.

 

Museum of Surgical Science-Ameliyat Bilimleri Müzesi

1524 Nort Lake Shore Drive bölgesindedir.

Ölümle ve ölülerle ilgili olduğu için, bu müze biraz ürkütücü olabilir.

18. yüzyıl ameliyat gereçlerini, antik yapay kol ve bacakları yakından inceleyebilir ve 1873 yılına göre yeniden oluşturulmuş bir ecza dükkanını görebilirsiniz.

Chicago Art İnstitute of Chicago
Art İnstitute of Chicago

Michigan Avenue ve Adams Center bölgesindedir. Grant Park içindeki tek binadır. Burası, aynı zamanda, şehrin, en çok fotoğraflanan yerlerinin başında gelmektedir.

Müzenin girişinde: ziyaretçileri iki büyük aslan karşılar. Bunlar, 1894 yılında heykeltıraş Edward Kemeys tarafından hazırlanmış ve buraya konulmuşlardır.

Burası, daha önce bir sanat okulu olarak kullanılıyormuş. Zaten, 1879 yılında: büyük Chicago yangını sonucunda, molozlar üzerine kurulmuştur.

Bir yüzyıldan daha kısa sürede Fransız Emperesyonistleri, Post-Empresyonistler ve önemli 20. yüzyıl hareketlerinin yer aldığı muhteşem bir koleksiyona sahip olmayı başarmıştır.

Şehrin en popüler müzesi olan burada, dünyanın dört bir yanından gelen sanat eserlerinin bulunduğu geniş bir koleksiyon sergilenmektedir.

Yani, bu müzedeki kalıcı koleksiyonu tam olarak gezebilmeniz için: burada birkaç saat geçirmeniz gerekir. Müzede eserlerini görebileceğiniz sanatçıların başında: Claude Monet gelir. Ayrıca, yine çok beğenilen sanatçılardan: Jackson Pollock, Pablo Picasso, Henri Matisse, And Warhol gibi sanatçıların eserlerini görebilirsiniz.

Asya sergileri bölümünde ise: Çin, Kore, Japonya, Hindistan kökenli 5000 yıllık eserler bulunmaktadır. Ayrıca Afrika Sanatı bölümünde, yine Mısır eserleri sergileniyor.

CHİCAGO HARBOR LİGHTHOUSE

CHİCAGO HARBOR LİGHTHOUSE

Kuzey Breakwater South End. Bölgesindeki, bir deniz feneridir. 1892 yılında yapılmış ve 1917 yılında bugünkü yerine taşınmıştır. Günümüze kadar ayakta kalabilen tek deniz feneridir.

Dalgakıranın 1917 yılında yenilenmesi sırasında, deniz feneri bugünkü yerine taşınmıştır.

Günümüzde, iki kırmızı çatılı binaların arasında yükselen, onun bembeyaz konik kulesindeki fener, Navy Pier limanı girişini işaretlemeye devam etmektedir.

CHİCAGO BRONZEVİLLE-ZAFER ANITI

BRONZEVİLLE-ZAFER ANITI

35. Street üzerindedir.

Bronz heykeller: 1927 yılında Leonard Crunelle tarafından yapılmış ve buraya dikilmiş, anıtın düzenlemesi ise mimar John A. Nyden tarafından sağlanmıştır. Evet, orijinal granit ve bronz anıt: 1927 tarihinde inşa edilmiştir.

Anıtın dikiliş nedeni: I. Dünya savaşı sırasında, Fransa’da görev yapan Afro-Amerikalı İllinois Ulusal Muhafızlarından oluşan 8. Alayın başarılarının onurunadır. Anıtın üstündeki siyah asker, 1936 yılında eklenmiş, savaş alanlarında ölen bütün siyah askerler için adanmıştır.

Chicago Chine Town

CHİNA TOWN

Şehirdeki Çin mahallesi, 1905 yılında kurulmuştur. 20’nci yüzyılın ortalarında, buradaki Çinli nüfus, yaklaşık 14.000 kişi olmuştur.

Günümüzde ise, burada 70.000 kişi yaşamaktadır. Şehirde, Çin gıdaları arıyorsanız, burayı ziyaret etmeniz önerilir. Mahallede: Çin mutfağı ürünleri sunan şık restoranlara ve Çin çayı ikram edilen kafelere rastlamak mümkündür.

Ayrıca, alışveriş yapmak için de burası ziyaret edilir. Bu bölgedeki birçok mağazada, Çin kültürü ürünleri bulup satın alabilirsiniz.

CHİCAGO LAKE POİNT TOWER

LAKE POİNT TOWER

Bina: 1921 yılında yapılmıştır. Tasarımcıları ise: John Heinrich ve Mies van der Rohe’dir. Tasarım da: 4 kanatları olan bir bina yapılması düşünülüyordu.

Ama, sonuçta sadece 3 kanatlı bir bina yapılmıştır. Kanatlar arasında 120 derecelik bir açı vardı ve daha kısa sürede inşa edilmiştir.

Evet, bina 1968 yılında tamamlanmış ve 645 metre yüksekliğe ulaşılmıştır. Tamamlandığında, dünyanın en yüksek apartmanı olarak kabul edilmiştir.

Günümüzde burada: ofis ve perakende alanlar olarak kullanılmak üzere, 752 lüks daire devre mülk olarak kullanılmaktadır.

Bulgaristan Sofya

Bulgaristan Sofya

Özellikle, son 10 yılda, komşumuz Bulgaristan ve başkent Sofya: büyük bir değişim geçirmiştir. Ancak, bu değişim yeterince tanıtılamadığından, henüz bekledikleri turist akınını sağlayamadılar. Ama, unutmamak gerekir ki, şehir merkezinde, 300 civarında, bar-restoran-disko gibi eğlence merkezleri bulunmaktadır.

Yakın zaman önce, Avrupa Birliğine katılmış olmasına rağmen, halen, tam olarak fiyatların yüksek olmadığı ve özellikle Avrupa Birliğinin diğer şehirleri düzeyinin çok altında bulunduğunu unutmamak gerekir ve bu yüzden, gelecek yakın dönemde, Sofya şehrini ziyaret etmenizi öneririm, çünkü gün gelecek, buraya talep arttıkça, fiyatlar yükselmeye başlayacaktır.

Giriş için son bir not: özellikle merkezdeki Vitosa, tarihi dokusu ile muhteşem bir yerdir. Bunun yanında: sabah geç açılan ve akşam erken kapanan dükkanlar, sokaklarda gezinen ve pek güven vermeyen tipler, yoğun hırsızlık olayları, çeşitli yerlerdeki servis kalitesizliği, işte Sofya budur.

Bulgaristan Sofya

ULAŞIM

Sofya şehri, Plovdin şehrinin 134 km. kuzeyindedir. Ayrıca, Burgaz şehrine 340 km. ve Varna şehrine 380 km. uzaklıktadır.
Sofya havaalanı (SOF); şehir merkezinin 10 km. doğusundadır. Havaalanında 2 terminal bulunmaktadır. Ancak, bu terminaller arasında yürümek mümkün değildir ve her 30 dakikada bir, beyaz renkli servis otobüsleri bulunmaktadır.

Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım da ilk tercih edebileceğiniz ulaşım cinsi otobüstür. Sofya havaalanına hizmet veren, 2 otobüs çalışmaktadır. Bu otobüsler ile, şehir merkezine yapacağınız yolculuk, yaklaşık 30 dakika sürer.

Havaalanında, ayrıca bir çok Duty-free satış mağazası bulunmaktadır. Bunlarda, özellikle, Bulgar şarapları ve alkollü içkileri, hediyelik eşyalar bulup satın alabilirsiniz.

Havaalanında uçaktan indikten sonra, dışarıya yöneldiğinizde, çevrenizde çok sayıda taksici göreceksiniz. Bunlara kesinlikle uymayın, yoksa 5 Euro’luk bir seyahat, size 30 Euro’ya mal olabilir.

Havaalanı terminal binasından çıktıktan sonra, sağa dönün ve hemen orada, taksi durağı var, buradan düzgün bir taksiye binmeyi tercih edin. Yani, Havaalanından şehir merkezine ulaşımın taksi bedeli, 5-6 Euro’yu geçmemesi gerekir.

Bulgaristan Sofya

TARİHİ

Bölgede yerleşik ilk toplumun: Kelt kabilesine ait, Serdica denilen bir toplum olduğu bilinmektedir. Böylelikle, yörenin bilinen ilk ismi “Serdica” dır.

(Burada ilginç bir husustan söz etmek istiyorum, bazı şirketlerin tur programlarında: bu şehirden söz ederken Serdica değil “Sendika” olarak söz edilmekte ve tur gezginleri, rehberlerden kendilerini Sendika şehrine neden götürmediklerini sordukları duyulmuştur. Halbuki, Sendika diye bir şehir yok, Sofya şehrinin eski ismi, Sendika değil, Serdica’dır.)

Evet, tarihi sürece devam edelim. MÖ.4’ncü yüzyılda ise, bölge, Makedonyalı Philip ve oğlu Büyük İskender tarafından ele geçirilir. MÖ.29 yılında ise, bu kez, Romalılar görülür.

MS.100 yılında, bölgede, Romalılar tarafından: koruyucu duvarlar, genişletilmiş kuleler, hamam, bazilika, amfi tiyatro, büyük bir Forum, büyük bir Tiyatro binasının yapıldığı görülür. Ancak, İstanbul’un hemen dibinde, Roma döneminde, buranın pek fazla büyümesi mümkün olmaz, ayrıca bir kara şehri olması da büyüme ve gelişmeyi engeller.

447 yılına gelindiğinde, şehirde, Hunların işgali görülür.

809 yılında, şehir, I. Bulgar İmparatorluğunun başkenti olur. 1018 yılında ise, bu kez Bizans egemenliği görülür.

12 ile 14’ncü yüzyıllar arasında, şehir: ticaret ve sanatın geliştiği bir yer haline gelir. 19’ncu yüzyılın sonuna kadar “Sredets” olarak şehir anılır ve bilinir.

1382 yılında, bu kez, Osmanlılar yöredeki egemenliği ele geçirirler. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşları sonucunda, bölgede, Bulgaristan Prensliği kurulur. Yani, Bulgarlar, bağımsızlıklarını kazanmada, Rusların büyük etkisi olduğunu düşünürler. Hatta, Rus çarı Alexandre Levski’nin onuruna, şehirde büyük bir katedral yaparlar.

1879 yılında, Osmanlılara karşı yapılan çatışmalar sonucunda egemenliğini kazanan Bulgar devletinin başkenti olarak seçilmiştir.

Bulgaristan Prensliği, 1908 yılında, Bulgaristan Krallığı olur. Şehrin Sredets olan ismi, Sofia olarak değiştirilir.

Dünya Savaşı sırasında, şehir, müttefik uçakları tarafından bombalanır. 1944 yılında, işgalin bir sonucu olarak, şehir, Sovyet Kızıl Ordusu tarafından işgal edilir ve Alman Naziler ile ittifak eden Bulgaristan hükümeti devrilir.

1946 yılında, Bulgaristan Halk Cumhuriyeti kurulur. Ülkenin diğer yerlerinden göç nedeniyle, şehrin nüfusu hızla genişler. Bu arada, komşularımız, Osmanlı dönemini büyük bir hararetle anarlar ama öte yandan, yakın geçmişte, soydaşlarımıza yaptıkları kötü uygulamalar da tarih sayfalarına girer.

Bir zamanlar, ülkede yaşayan binlerce soydaşımız, büyük zorluklar ve baskı altında yaşamaya mecbur bırakılmış ve çoğunluğu, uzun yıllar yaşadıkları toprakları terk ederek, ülkemize sığınmışlardır ve bu durum da, Bulgaristan tarihinde, oldukça büyük bir kara leke olarak yer almıştır.

Bulgaristan Sofya

GENEL

Şehir: antik çağlardan bu yana: Karadeniz ve Ege denizi ile, Adriyatik denizi ve Orta Avrupa arasında bir geçiş noktası olmuştur. Özellikle, ülkemiz dışındaki gurbetçilerimiz için, ülkeye geliş ve gidişte önemli bir uğrak yeri olmuştur.

Şehir, coğrafi konum olarak: Balkanların kuzeyindedir. 1200 km. kare genişliğindeki Sofya vadisinin çevresi, Vitoşa dağları ile çevrilidir. Ortalama yükseklik: 550 metredir. Nüfus ise, 1.260 bin kişidir. Bu nüfus oranının, yaklaşık % 9.6’sını, Müslüman Türkler oluşturmaktadır.

Ancak, şehirde yaşayan insanların en büyük eksikliklerinin başında, İngilizce bilmemeleri geliyor, yani anlaşmak muhteşem zor, çünkü İngilizce bilen insan sayısı, çok az.

Ülkenin: başlıca üniversiteleri ve kültür kurumları, şehirde yoğunlaşmıştır. Bulgaristan Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen, yıllık on bin Euro dolaylarındaki kişi başı gelirleriyle, Avrupa Birliğinin yoksul üyeleri arasındadır. Çok fazla dış güç vardır.

AB pasaportuyla Romanya ve Bulgaristan’a özel bir statü tanınmıştır. Avrupa Birliğinin büyük üyelerinde iş buldukları takdirde, izinleri vardır, onun dışında sınırlı bir dolaşım hakkına sahiptirler, ayrıca turist olarak istedikleri yerlere gidebilirler.

Şehrin iklimi: genellikle karasal nemli iklim egemendir. Kışlar çok soğuk ve yazlar sıcak geçer. Yani, genellikle ülkenin diğer şehirlerine göre, daha soğuktur.

Çünkü, bulunduğu vadinin denizden yüksekliği fazladır. Genellikle, yaz aylarında, sık sık fırtınalar çıkar. En sıcak aylar: Haziran-Temmuz-Ağustos ve en soğuk aylar ise: Aralık ve Ocak aylarıdır. En yoğun yağış, Haziran ayında görülür.

Bulgaristan Sofya

PARA BİRİMİ

Bulgar para birimi “Leva” dır. Bunun diğer para birimlerine dönüşümü:
1 Euro = 1.95 Levadır.
1 Amerikan doları = 1.49 Levadır.
1 TL’nin kaç Leva olduğu hakkında bir yorum yapmak istemiyorum, malum Euro bu satırları yazdığım dönemde sürekli yükseliyor, Leva durumunu Euro ile karşılaştırmanızı öneririm.

Evet, dönüşüm oranları bunlar. Ama, son ve çok önemli bir öneri: şehirde alışveriş mekanlarında, ne dolar, ne Euro ve birçok yerde kredi kartı geçmiyor.

Kesinlikle Leva istiyorlar. Şehir gezisinde bir genel tuvalete girmek istediğimde görevli kadın 0.5 Leva istedi, yanımda Leva yok, sana 0.5 Euro vereyim dedim, kadın Euro’yu tanımıyordu,

Avrupa Birliği üyesi bir ülkedeki bu durumu çok garipsedim, ama sizler zor durumda kalmak istemiyorsanız, yanınızda mutlaka az da olsa Leva bulundurun.

Çünkü geçerliliği olan bir para birimi değil, harcamadığınız Levalar cebinizde hatıra olarak kalır, yani az az para bozdurun.

Bulgaristan Sofya

ŞEHİR İÇİ ULAŞIM

Şehir içindeki ulaşım: 1 metro hattı, 9 troleybüs (elektrikli otobüs) hattı, 16 tramvay hattı, 93 otobüs hattı ve 50 çok hızlı hareket eden minibüs hattı ile sağlanmaktadır.

Bu araçların 1 kişilik biniş bileti ücreti: 0.5 Euro’dur. Yani, 1 Levadır ve yolculuk ücretinin yerel para birimi olarak ödenmesi gerekir. Günlük kartlar 4 Leva ve 5 günlük kartlar ise 15 levadır. Bu kartlar ve biletler, gazete satış yerlerinden, toplu taşıma duraklarından satın alınabilir.

Ancak, unutmayın ki, şehirdeki toplu taşıma sistemi: saat: 01.00 ile, 05.00 arasında çalışmaz. Bu saatler arasında, taksiye binmek zorundasınız.

Özellikle, taksi sürücülerine dikkat etmenizi öneririm. Çünkü, genellikle fazla ücret tahsil etmeye çalışırlar. Çünkü, genellikle taksimetreleri leva üzerine programlıdır ve bunun Euro dönüşümünde, kesinlikle hile yapıyorlar.

Yani, bence taksi tercih ettiğinizde, gideceğiniz yeri söyleyin ve önceden pazarlık yapın. Aynı zamanda, resmi lisanslı bir taksi seçmeye kesinlikle dikkat edin. Bu tür taksilerin üstünde “Taksi” işareti bulunur ve sarı olur. Şehir içindeki taksi ile yapacağınız bir yolculuğun üst sınırı, 10 Leva olabilir.

Bulgaristan Sofya

NE YENİR-NE İÇİLİR

Bulgaristan ülkesinde özellikle et ve et ürünleri, et yemekleri çok ucuz, bu yüzden et yemekleri tercih edilebilir. Restoranlarda, garsonlara bahşiş vermek isterseniz, bu mümkün, yani bahşiş alıyorlar, böyle bir alışkanlıkları var.

Size gelen faturanın, yaklaşık % 15-20’lik bölümü kadar, garsona bahşiş verebilirsiniz. Yemek yiyecek yer derseniz, bu kesinlikle zor değildir. Özellikle: Vitoshka Bulvarı alanında, 20 civarında restoran bulunmaktadır.

Ayrıca, yine bu şehirde, dünyaca ünlü fast-foot restoranlar zincirinin üyeleri olan yerler de bulunmaktadır.

Pod Lipite

Bu restoran, geleneksel lezzetlerden tatmak isteyenler için idealdir. Yani, burada Bulgar yemeklerini deneyebilirsiniz.

Tambuktu

Burası, balık ürünlerinin öne çıktığı bir yerdir. Ayrıca, bu restoranın çevresinin birçok gece kulübü ile çevrili olması, güzel bir akşam yemeğinden sonra, bu kulüplere ulaşmanızı sağlar.

Zeytin

Şehrin tam merkezindedir. Özellikle: kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri için idealdir.

Spagett

TZUM alışveriş merkezinin hemen arkasındadır. Güzel yemekleri var.

Bulgaristan Sofya

Bulgaristan Sofya

NE SATIN ALINIR

Alışveriş için, yukarıda belirttiğim gibi, yanınızda mutlaka Leva bulundurun. Turlar şehir merkezinde genellikle Banya camisi önünde durur, mola verir ve görevli, size caminin hemen arkasında kırmızı çatılı ve aynalı bir bina var, bunun altında bir market var, buradan her türlü ucuz alışveriş (özellikle çikolata, viski gibi) yapabilirsiniz der.

Ancak: burada Euro, dolar ve kredi kartının geçmediğini söylemez, alışveriş yaparsınız kasaya varınca, aldıklarınızı bir kenara bırakır, hızlı ve sinirli bir şekilde marketi terk edersiniz.

Evet, size uyarı

sakın yanınızda Leva olmadan gitmeyin, Leva nerde bozdurulur, hemen buraya 20 metre uzakta, ana cadde üzerinde, trafik ışıklarının hemen yanında bir para bozdurma ofisi bulunuyor. Bence kasada alışverişinizin kaç leva yaptığını öğrenin ve para değişim ofisine gidip leva alın, sonra gelip alışverişi tamamlayın.

Sözünü ettiğim markette fiyatlar oldukça ucuz. (Örnek: çikolata paketleri 1.5 Euro, şaraplar 2.5 Euro civarındadır.

Mağaza ve dükkanlar: Pazartesi-Cumartesi günleri arasında, saat: 09.00 ile 18.30 arasında veya bir kısmı 19.00 a kadar açıktır. Bazı dükkanların, Pazar günleri de açıldığı görülür.

Peki ne satın alabilirsiniz?

Bu şehri ziyaret ettiğinizde, buraya has hediyelik bir şeyler düşünürseniz alabilecekleriniz arasında bulunanlar: Rus bebekleri, takılar, seramik, ahşap ürünler, işlemeli masa örtüleri ve danteller olabilir.

Bunların yanında: Bulgar şarapları, meyveli Brendi içecekleri, mastika satın alabilirsiniz.

Alışveriş mekanlarına geçmeden önce son bir not: Bulgaristan ülkesinde, % 20 oranında, KDV vergisi uygulanmaktadır. Bu uygulanan vergi oranı, yanınızda fatura bulundurmak ve beyan etmeniz durumunda, hava alanında, pasaport kontrolü yanında, Avrupa Birliğine üye olmayan ülke vatandaşlarına, yani bizlere iade edilmektedir. Biraz zorluk çıkarıyorlar ama kesinlikle hakkınızı aramanızı öneririm.

Sofia Mall

Alışveriş yanında, kafeteryalarda kahve içmek ve sinema izlemek mümkündür.

Pretty Things

Burada, orijinal ve el yapımı hediyelik eşyalar bulup satın alabilirsiniz.

Antika Pazarı

Alexander Nevsky bölgesinde, kapalı bir dar geçitte, günlük antika pazarı kurulmaktadır. Burada: tablolar, gramafonlar, hançerler, Rus askeri kaskları, komünist döneme ait hatıra eşyalar, eski keman, gümüş takılar, dini simge resimler ve süsler gibi birçok obje bulup satın alabilirsiniz.

Hatta, kilisenin arka tarafındaki bölümde: kadınlar tarafından geleneksel kumaş ve halı satılmaktadır. Fiyatlar genellikle, sizi yabancı gördüklerinde uçar ama kesinlikle pazarlık yapmanızı öneririm.

Bulgaristan Sofya

GECE HAYATI-EĞLENCE

Şehirde, gece hayatı ve eğlence düşünürseniz, büyük barlar ve kafelerin, Vitosha Bulvarının her iki yanında sıralandığını bilmeniz gerekir. Sheraton otelinin arkasındaki sokaklarda da çok şık ve lüks bar-kulüpler bulunmaktadır.

Yine de, burada unutmayın ki, çok sayıda: kumarhane yani casino, sex shop ve striptiz kulübü görebilirsiniz, yani normal bir gece kulübü bulamazsınız.

Jack Piano Bar

Rakovski caddesindedir. Birçok ünlü Bulgar yıldız, eğlenmek için burayı tercih ederler.

Tabu Clup

Burası, beş yıldız kategorisinde bir kulüptür. Yalnız gittiğinizde, burada size eşlik eden birini mutlaka bulacaksınız. Şehrin en prestijli bölgesinde, şehrin tam merkezindedir.

Fetiş Clup

Burası, özel bir yer yani bir anlamda “striptz kulübü” dür. Şehir merkezinde; Vilosha bulvarındadır.

Angels Bar

Burası da, Sheraton Sofia, Hotel Balkan içinde bulunan, erotik bir bardır. Her gece canlı müzik bulunur.

TURİZM

Şehir, Bulgaristan ülkesinin en çok ziyaret edilen yerlerinin başında gelmektedir. Şehirdeki sayısız eseri gezmek için yürümek yeterlidir, yani yürüyerek gezebilirsiniz.

Ancak, sokaklarda gezerken, size bir önerim var: sürücülere dikkat edin, Avrupa’nın birçok diğer şehrinde olduğu gibi, yayalara karşı pek hassas değiller, yani, trafik şartlarını sürekli kontrol edin ve tedbirli olun.

Bulgaristan Sofya

GEZİLECEK YERLER

Evet, Sofya şehrinin tanıtımından sonra, bu şehirde nereler gezilir. Aslında şehirde gezilecek çok sayıda yer var. Ancak turların klasik ve hızlı programı, şehirdeki gezilecek yerlerin sadece onda birini gezmenize yetecek kadardır.

Ben burada şehri özel olarak gezen, tur dışında gezen gezginler için ayrıntılı bir gezi programı hazırladım, Sizler, programda yazan yerleri inceleyip, beğendiğiniz yerleri, bir Sofya şehir haritasında işaretleyerek gezebilirsiniz.

Şehre girişte, bir köprüden geçiliyor. Sağ tarafı bir iç kale olarak düşünün, sur içi olarak sağ taraf halen bütün kamu binaları, yönetim binaları, anıtsal yapıları barındırıyor. Eskiden surların içine açılan kapılar, bazı nesnelerle süslüymüş, bu nesnelere günümüzde de rastlanılıyor.

Nitekim, şehir içinde, kartallı köprü ve aslanlı köprü denen ilginç yerler var. Aslanların oturduğu yerler, bir zamanlar kapıymış. Tünelden, şehir girişindeki tünelden çıkınca aslanlı kapı görülüyor.

Hemen onun dibinde bir kanal var, bu kanal da bir zamanlar şehir savunmasında hendek olarak kullanılıyormuş.

Bu yoldan devam ettiğinizde şehir merkezine ulaşılıyor. Burada: yani şehrin idari merkezinde, yolun sonunda 2’nci dünya savaşı anıtı görülüyor. Sağ yanda, çok büyük bir yapı var, tam karşıda Bulgaristan Parlamento binası görülüyor, üstünde Bulgar bayrağı dalgalanıyor.

Yine burada, Bulgaristan’ın bağımsızlığını kazanmasında büyük rolü olan Rus Çarı Alexandre Nevski’ye adanmış büyük katedral görülüyor. Bunun tam karşısında, çizgili bir yapı var, burası Piskoposluk Sarayı olarak kullanılıyor. Sonra, şehrin ana arteline dönülüyor.

Sol tarafta şehrin büyük kütüphanesi, sağ tarafta kral rezidansı var, ancak burada özellikle yerdeki sarı taşlara dikkat edin. Burası şehrin “Altın yolu” olarak bilinen yoldur. Sofya şehrinin en lüks yoludur.

Şehirde katedral ve kilise gezerken dikkat edin. Din adamları ziyaretçileri pek sevmezler. Özellikle: şapka, kısa pantolon ve kolsuz kıyafetlerle dini yapılara sokmazlar. Asla fotoğraf çekilmesine izin vermezler, fotoğraf çekimiz ücretlidir, para vermeden fotoğraf çekmeye kalkarsanız, resme el koyarlar.

Burada, hemen sağ tarafta, gül kurusu renkli bir bina göreceksiniz. Bir zamanlar burada Ataşelik yapan genç subay Mustafa Kemal (İstanbul’dan, burada katılacağı bir balo için yeniçeri kıyafeti ister) bir baloya katılır.

Yine, sağ tarafta, belirgin soğan başlığı görülen Rus kilisesi görülür. Sarı renkli, bina kral rezidansının ikincisidir. Burada, sanatsal etkinlikler ve sergiler düzenleniyor.

Sol yanda: merkez bankası ve bakanlık binaları bulunuyor. Sağ ve solda bulunan paralel ikiz binalar bakanlık binalarıdır ve bunlar kısmen özelleştirilmiştir. İçlerinde restoranlar bulunuyor.

Bulgaristan Sofya Oborishte

OBORİSHTE

Burası, şehrin tam merkezindedir.
Burada genel olarak: Rönesans dönemi yapıları ve kemerli ve sarı kaldırımlar görülür. Özellikle: Bulgaristan devletinin birçok bakanlık binaları ve elçilikler bu semtte bulunmaktadır. Ayrıca, yine bir kısım yüksek öğretim kurumu, buradadır. Bunun dışında, yine burada bulunanlar şunlardır:

Bulgaristan Sofya Vasil Levksi Anıtı

VASİL LEVSKİ ANITI

Şehirdeki en büyük ve lüks otel olan İntercontinental otelin önündeki meydandadır. Bulgaristan Prensliği kurulduktan sonra, başkentte inşa edilen ilk anıttır ve 1895 yılında açılmıştır.
Anıt: gri Balkan granitinden yapılmıştır. 13 metre yüksekliktedir. Anıtın bir kısım parçası ise, bronzdur.

TSURKVA SVETA SOFYA-ST. SOFİA KİLİSESİ

Şehirdeki, en eski Ortodoks kilisesidir. 527-565 yılları arasında, Bizans imparatoru Justinyen zamanında yapılmıştır. 14’ncü yüzyılda ise, kilisenin adı, şehre verilmiştir.

Osmanlı döneminde, kiliseye minare eklenerek, cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. 19’ncu yüzyıldaki deprem sırasında, minare yıkılmış ve bina terk edilmiştir.

1878 yılından sonra ise, Bulgar devleti kurulunca, yeniden restore edilmiş ve kilise olarak kullanılmaya başlanmıştır. Kilise yapısının hemen dışında, Bulgaristan için ölen askerlerin anısına yapılan Meçhul Asker Anıtının, sürekli yanan alevi görülür.

Bulgaristan Sofya Pametnik Na Neznayniya Voin

Bulgaristan Sofya Pametnik Na Neznayniya Voin

 

PAMETNİK NA NEZNAYNİYA VOİN-MEÇHUL ASKER ANITI

Hemen, Ayasofya kilisesinin yanındadır.

Anıt: vatanlarının savunmasında ölen Bulgar askerler için yapılmıştır. Anıtın mimarı: Nikola Nikolov’dur ve 1981 yılında açılmıştır.

Meçhul asker anıtının bulunduğu alanda: sonsuz bir alev, sürekli yanmaktadır. Ayrıca: Rus-Osmanlı savaşlarının yapıldığı yerler olan Stara Zagora ve Shipka geçitlerinden getirilen çim alanlar bulunmaktadır.

Bir de, Andrey Nikolov isimli, meşhur heykeltıraş tarafından yapılan ve Bulgaristan’ın ulusal sembolü olarak kabul edilen “Aslan heykeli” bulunmaktadır.

Ulusal törenler burada yapılmakta, ülkeyi ziyaret eden yabancı devlet adamları, burayı da ziyaret etmektedirler.

Bulgaristan Sofya Ulusal Opera ve Bale Binası

ULUSAL OPERA VE BALE BİNASI

Bulgar opera derneği, 1908 yılında kurulmuştur. 1909 yılında ise, ilk opera sahnelenmiştir. Ulusal opera ve bale binası: 1921 yılında açılmış, 1944 yılında, Dünya savaşı sırasında bombalanınca hasar görmüş ve 1947-1953 yılları arasında yeniden yapılmıştır.

Bulgaristan Sofya Natsionalen Voennoistoricheski Muzey

NATSİONALEN VOENNOİSTORİCHESKİ MUZEY-ASKERİ TARİH MÜZESİ

1914 yılında, Bulgar Milli Savunma Bakanlığı tarafından kurulmuştur. Müzede, 5000 m. Kare kapalı alan ve 40 bin m. Kare açık alan bulunmaktadır.

Bulgaristan Sofya St Alexander Nevsky Katedrali

Bulgaristan Sofya St Alexander Nevsky Katedrali

 

Bulgaristan Sofya  St Alexander Nevsky Katedrali

ST ALEXANDER NEVSKY KATEDRALİ

Şehir merkezinde, aynı adı taşıyan bir meydanda bulunmaktadır. Dünyanın en büyük Ortodoks katedrallerinden birisidir. Balkanlar yarımadasında, Belgrat şehrinde bulunan “St Sava Katedralinden sonra, ikinci en büyük katedraldir. Tepesinde, bakır ve altın kubbeleri olan, bir Neo-Bizans katedrali büyüklüğünde kilisedir. Altın kubbeler ve diğer altın bölümler, günümüzde pirinçtir.

Ayrıca, Sofya şehrinin sembolü ve en çok ziyaret edilen turistik yerlerinden birisidir. İsminin kökeni: bir Rus Prensi olan “Alexander Nevsky” den gelmektedir. Bu prens: 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşına katılmış ve elde edilen başarı sonucu, Bulgaristan bağımsızlığına kavuşmuştur. Yani bir anlamda, Osmanlı esaretinden kurtuluşlarının anısına, bu katedral yaptırılmıştır.

Yapının inşaatına, 1882 yılında başlanılmış ve büyük bölümü, 1904 ile 1912 yılları arasında inşa edilmiştir. 3000 m. Karelik bir alanı kapsamaktadır. İçinde aynı anda 10 bin kişi ibadet edebilmektedir.

Görkemli dış cephe işçiliği: İtalyan mermer, oniks taşı, kaymaktaşı kullanılarak yapılmıştır. İç bölümde ise, Bulgar ve Rus sanatçılar tarafından yapılan: fresk ve tahta oymacılığı işçiliği görülür. Binanın uzunluğu: 73.5 metre ve genişliği: 51 metredir.

Kilisenin yüksekliği ise, kaldırımdan itibaren: 50.52 metredir.

Kubbe: 46.27 metre yükseklikte ve 28 metre çapındadır. Ana kubbenin yanında, apsis üzerinde düz ve yarım kubbeler görülmektedir.

Yapının çan kulesi: 45 metre yüksekliktedir. İçinde: 12 çan bulunmaktadır ve bunların ağırlığı: 12 tondur. En hafif çan: 10 kg ağırlıktadır. Güzel bir günde, çanların sesinin, 30 km. uzaklıktan duyulduğu söyleniyor.

Evet, şehrin simgesi de olan bu katedral yapısı: 1924 yılında, Kültür anıtı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Katedral içinde bir de müze bulunmaktadır. Bu müzede, Avrupa düzeyinde, en büyük Ortodoks simgelerinin toplanıp sergilendiği söyleniyor.

Yazının diğer bölümlerinde belirttiğim gibi, buraya girmek mümkün, ancak çoğu zaman kapıda görevli var, kafanızda şapka olmasın, kısa şort ve bayanlar için kolları açıkta bırakan kıyafetlerle sokmuyorlar.

İçeride fotoğraf çekimine pek sıcak bakmıyorlar, özellikle cep telefonu ile birkaç fotoğraf çekmek mümkün oluyor ama sanırım fotoğraf makinası ile sıkıntı olur.

Yanının içinde, tam ortada bir küçük kürsü üstünde sanırım kutsal kitapları ve bir ikona var, insanlar tek tek sıraya giriyorlar, bu ikona önünde geldiklerinde tapınıyorlar, ara sıra papazlar ellerinde duman tüten bir nesne ile insanları tütsülüyorlar.

İçeride, mistik bir müzik, tütsünün garip kokusu, kenarda para karşılığı satılan ve yakılan adak mumları. Katedrale giriş ücretsiz.

SREDETS

Buranın kendine özgü mimarisi vardır. Burada bulunan yapılar:

Bulgaristan Sofya Knyaz-Borisova Gradina

Knyaz-Borisova Gradina

Şehrin, en eski ve en ünlü parkıdır. Park: 1884 yılında yapılmaya başlanmıştır ve dönemin Bulgar Çar’ı, Boris’in ismini almıştır.

Parkı ismi: sosyalist rejim sırasında değiştirilmiş ve “Özgürlük Parkı” olarak kullanılmış ve 1989 yılından sonra ise, yeniden eski isim kullanılmaya başlanmıştır.

Evet, başlangıçta, akasya ağaçları dikilmiş ve oluşturulan suni göl kıyıları çiçeklerle şekillendirilmiştir. Park alanı, devam eden yıllarda: sürekli olarak büyümüştür.

1986 yılına gelindiğinde ise, park alanı, Bulgar park ve bahçe sanatının bir anıtı olarak ilan edilmiştir.

Park alanında, yine başkaca bir yapı daha var.

Bulgaristan Sofya Borisova granida Tv Kulesi

Borisova Granida Tv kulesi-Old Tv kulesi

1959 yılında yapılan ve ülkenin ilk kulesi olan yapı, 105 metre yüksekliktedir. Kulenin mimarı: Podponev’dir. 14 katlı ve 3 platformu bulunmaktadır. Deniz seviyesinden, 600 metre yüksekliktedir.

1985 yılında, Vitosha dağı televizyon kulesi devreye girince, burası, eski televizyon kulesi olarak, tarihi bir yapı olarak koruma altına alınmıştır.

Bulgaristan Sofya Vasil Levski Ulusal Stadyumu

Vasil Levski Ulusal Stadyumu

Stadyum ismini, Bulgar ulusal kahramanı Vasil Levksi’den almıştır. Stadyum, resmi olarak 1953 yılında açılmış, ancak 1966 ve 2002 yıllarında yeniden inşa edilmiştir.

Stadyum, futbol maçları yanında, müzik şovlarına ve konserlerine de ev sahipliği yapmaktadır.

VAZRAZHDANE

Burada: şehirdeki ticari şirketler, sanayi üretim tesisleri, bankalar bulunmaktadır. Yani, şehrin ekonomik merkezi burasıdır.

Bulgaristan Sofya Marie Loise Bulvarı

MARİE LOİSE BULVARI

Şehrin merkezi bulvarıdır. Bulvar üzerinde ve yakınlarında, çok sayıda görülecek yer bulunmaktadır.

TSENTRALNİ HALİ-CENTRAL SOFİA MARKET HALL-SOFYA PAZAR MEYDANI

Şehir merkezinde, kapalı bir Pazar yeridir. Marie Louise Bulvarı üzerindedir. 1911 yılında açılmıştır. Ama, burada yapılan arkeolojik kazılar, Roma döneminde de, burada bir Pazar yeri bulunduğunu ortaya koymaktadır.

2000 yılında, burada büyük bir restorasyon çalışması yapılmıştır.

Günümüzde, 3 katlı bu Pazar yerinde:; 1000 civarında çalışan, gıda tezgahları ve mağazalar görebilirsiniz. Bunlarda: giyim, aksesuar ve mücevherat satılıyor ve ayrıca, fast-foot büfeleri bulunuyor.

Zemin katlarda: sebze, meyve, peynir, zeytin, et, şarap, alkollü içkiler, ekmek, hamur işleri satılmaktadır. Üst katlarda ise, geniş bir oturma alanı ile fast-foot yerleri bulunmaktadır.

Bulgaristan Sofya Tzum

TZUM

Burası, şehir merkezindeki bir mağaza merkezidir ve ilk olarak, 1957 yılında kentin bu ana bulvarı üzerinde açılmıştır. Yapının mimarı: Kosta Nikolov’dur. 20 bin metre karelik bir alana kurulmuştur.

7 katlıdır. 1986 yılına gelindiğinde, burada büyük bir restorasyon çalışması yapılmıştır. 1989 yılına kadar, yapıda bulunan mağazaların mülkiyeti devlette iken, daha sonra kişilere satılmıştır. Ancak, bu dönemin devamında, mağazalarda satılan ürünlerin fiyatları yükselmiştir.

Günümüzde, burada, dünyaca ünlü birçok firmanın ürünlerini bulmak mümkündür. Alışveriş meraklıları, burayı ziyaret etmelidirler.

Bulgaristan Sofya Trurkva Sveta Nedelya

Bulgaristan Sofya Trurkva Sveta Nedenya

TRURKVA SVETA NEDELYA-ST NEDELYA KİLİSESİ

Şehir merkezindeki bir Ortodoks kilisesidir. Aslında, bu kilise yapısı, yüzyıllar boyunca birçok kez yıkıma uğramış ve her seferinde yeniden yapılmıştır.

İlk kuruluşu, Ortaçağ dönemine kadar gitmektedir. Yani: 10’ncu yüzyılda ilk olarak kurulduğu düşünülmektedir. Hatta: 1578 yılında, şehri ziyaret eden bir Alman gezgin tarafından, bu ilk kilisenin kalıntıları olan taş temeller ve ahşap yapı bulunmuştur.

Günümüzdeki yapının mimarı: Vasilyov Tsolov dur. Eski bina: 1856 yılında, daha büyük ve görkemli bir katedral yapmak üzere yıkılmıştır. Bugünkü kilise yapısının uzunluğu: 35 metre ve genişliği 19 metredir. 1867 yılında ibadete açılmıştır.

Çan kulesi: 1879 yılında, Dondukov tarafından yapılmıştır. 1898 yılında ise, yeni kubbeler eklenmiştir. Kilise, son şeklini: 2002 yılında almıştır.

Burada yaşanan bir olay var. 1925 yılında, Çar III. Boris ve yakınlarının katıldığı büyük bir cenaze töreni sırasında, komünist isyancılar tarafından bomba patlatılmış ve 123 kişi ölmüştür. Tabii, aynı zamanda, kilise yapısı da büyük zarar görmüştür.

Burayı ziyaret ettiğinizde, özellikle Pazar günlerinde düğün töreni görebilirsiniz.

THURKVA SVETA NİKOLAİ-ST NİCHOLAS RUS KİLİSESİ

1912 yılında, Rus işçiler tarafından inşa edilmiş ve St. Nicholas’a adanmış bir kilisedir. Çatısı, yeşil fayanslarla kaplıdır. Ayrıca, 5 tane altın kaplama soğan kubbesi bulunmaktadır. Bu kubbeler yakın zamanda Moskova Patrikhanesi tarafından yenilenmiştir.

Kilisenin içinde: 1950 yılında ölen, eski Piskopos Serafin mezarı bulunmaktadır. Sofyalılar, bu mezarın hemen sağında duran bir kutu içine, elle yazılmış dileklerini içeren mesajlar atmaktadırlar.

Yani, bir tür dilek yeridir. Bu dileklerini attıktan sonra dua ederler ve dileklerinin gerçekleşeceğine inanırlar.

Bulgaristan Sofya Banya Bashi Camii

KODİ SEYFULLAH EFENDİ CAMİİ-BANYA BASHİ CAMİİ

Yaklaşık 500 yıl şehirde hüküm süren Osmanlının yaptığı, 70 civarındaki camiden, günümüze gelebilen tek camidir.

1576 yılında, şehir Osmanlıların kontrolünde iken ünlü Mimar Sinan tarafından tasarlanmış ve yapılmıştır. Caminin ismi, hamam kelimesinin kökeninden türetilmiştir. Caminin kubbe çapı: 15 metredir.

Caminin en büyük özelliği: doğal termal kaplıcalar üzerinde inşa edilmiş olmasıdır. Hatta, cami duvarları yakınlarındaki deliklerden, yükselen buharları görmek mümkündür.

Evet, Osmanlı bu şehirde, yaklaşık 500 yıl boyunca hüküm sürmüş ve bu yüzyıllarca egemenlik sırasında yapılan yüzlerce eserden, günümüze sadece bir-iki eser kalmıştır ki, bu cami bunlardan biridir. Camiyi ziyaret mümkün ama kılık-kıyafetinizin uygun olması gerekiyor.

TERMAL BANYOLAR

Caminin tam karşısında, 1911-1913 yılları arasında yapılan, Sofya Termal Banyoları bulunuyor. Hamam, iç bölümü ziyarete kapalı olmasına rağmen, dış bölümü ile de ilgi çekmektedir. Dış bölümde, süslü mozaik kubbeler bulunmaktadır.

Özellikle, Sofyalılar, burada bulunan çeşmelerden: kış aylarında, ılık ve lezzetli maden suyu içmek için sıraya girerler ve yanlarında getirdikleri şişelere su doldururlar. İlginizi çeker ve zamanınız varsa, siz de deneyebilirsiniz.

Buranın hikayesine gelince: bir Osmanlı beyinin kızı hastalanır (tüberküloz), buraya kızı için bir hamam yaptırır. Buradan akan suyun şifalı olduğuna inananlar bu suyu içerler.

Bulgaristan Sofya Natsionalen Dvorets Na Kulturata

NATSİONALEN DVORETS NA KULTURATA-ULUSAL KÜLTÜR SARAYI

NDK olarak kısaltılmış ismi bilinmektedir. Şehir merkezinde, çok fonksiyonlu: kongre, konferans ve sergi merkezi özellikleri olan bir yerdir. 8 katlıdır. 123 bin m. Karelik bir alana yapılmıştır. 13 salonu bulunmaktadır.

Yapının yapımında, 10 bin top çelik kullanılmıştır.

Evet: 1981 yılında hizmete açılmıştır. 2005 yılında, bu yapı: Kongre Merkezleri Örgütü tarafından, dünyanın en iyi kongre merkezi olarak ilan edilmiştir. Kongre merkezi: sergiler, gösteriler, konferanslar, konserler gibi etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.

Bulgaristan Sofya Aslanlı Köprü

ASLANLI KÖPRÜ

Vladaya nehri üzerindedir. 1889-1891 yılları arasında, Çek mimar Vaclav Prosek tarafından yapılmıştır.

Köprünün ismi: 4 adet bronz aslan heykelinden gelmektedir. Zaten, köprünün en tanınan özelliği, bu aslan heykelleridir. Bulgar para birimi olan “Leva” üzerinde, banknotlardan birinde, bu aslan heykeli tasvir edilmiştir.

Köprünün tüm metal elemanları: Avusturya da üretilmiştir. Elektrikle ışıklandırması, 1900’lü yılların başında gerçekleştirilmiştir.

MLADOST

Burada, çok sayıda ulusal ve uluslar arası şirketler, büyük mağazalar bulunmaktadır.

Bulgaristan Sofya Business Park Sofia

Bulgaristan Sofya Business Park Sofia

BUSİNESS PARK SOFİA

Bölgenin güney ucundadır. Burada, özellikle sosyalist dönemde inşa edilmiş birçok bina yanında, 2004 yılından sonra inşa edilmiş, endüstriyel işletmeler, apartman blokları ve yeni binalar görülmektedir.

Yani, burası daha çok konut ve ticari alanların yoğunlaştığı bir yerdir. Park alanında, yaklaşık 10 bin kişi çalışıyor ve buradaki ofisler ve merkezler, yine günde 10 bin kişi tarafından ziyaret ediliyor. Yani, burada muhteşem bir hareketlilik var.

VİTOSHA

Vitosha dağı eteklerindedir. Burada, özellikle lüks arazi ve villalar görülür. Burası, şehir merkezinin 8 km. güneyindedir. Şehrin en pahalı semtlerinden birisi olarak kabul edilir.

Çünkü, varlıklı iş adamları, hükümet yetkilileri ve sosyal ve politik yaşamın diğer birçok ünlüsü, burada yaşamaktadırlar.

Bulgaristan Sofya Natsionalen Historicheski Muzey

NATSİONALEN HİSTORİCHESKİ MUZEY-ULUSAL TARİH MÜZESİ

Bulgaristan ülkesinin en büyük müzesidir. 1973 yılında kurulmuştur. 2000 yılında ise, bugünkü yerine taşınmıştır.

Tatillerde kapalıdır. Giriş ücretlidir.

Günümüzde, bu müzenin koleksiyonlarında, arkeolojik özellik taşıyan, 650 bin objenin bulunduğu söyleniyor. Bunların, yüzde 10’luk bölümü sergilenmektedir.

Müze yapısı içinde: kütüphane, hediyelik eşya satış yeri, büfe, vestiyer gibi yerler de bulunmaktadır.

.

Bulgaristan Sofya Rotonda Sveti Georgi-The Churcuh of St George

ROTONDA SVETİ GEORGİ-ST GEORGE ROTUNDA-THE CHURCH OF ST GEORGE

Kilise yapısı: Serdica bölgesinde, antik kent kalıntıları arasındadır. Yani, Sheraton Balkan Otelin avlusundadır.

Erken Hıristiyanlık döneminin en eski yapısı olarak bilinmektedir. Bir Roma tapınağıdır.
Kırmızı tuğladan, 4’ncü yüzyılda, Romalılar tarafından yapıldığı düşünülmektedir.

Yapının freskleri, 12 ile 14’ncü yüzyıllar arasındaki döneme aittir. Özellikle: 2 metre yükseklikteki taç kubbenin üzerinde, 22 peygamberin freskleri, ilgi çekmektedir.

Ancak: Osmanlı döneminde, üzerleri kapatılan freskler, 20’nci yüzyılda ortaya çıkarılmıştır. Bu yapının hemen doğusunda, sekizgen şekilli bir Roma kamu binası ve döşeli cadde temelleri ortaya çıkarılmıştır ve görülmektedir.

ZHENSKİ PAZAR-KADINLAR PAZARI

Musala bulvarındadır.
Şehrin en büyük ve en işlek Pazar yeridir. Burada: meyve, sebze, peynir, salam, kurutulmuş meyve, fındık, ev yapımı helva ve diğer tatlılar bulup, tadabilir ve satın alabilirsiniz.

Burada, ayrıca, sahte giysi tasarımları da satılıyor. Başlangıçta yalnızca kadınlar bulunan Pazar yeri, daha sonra hem erkekler ve hem de kadınlar tarafından kendi ürünlerinin satışı için kullanılmaya başlanmıştır.

Pazar yerinde, birkaç kafe ve pastane de bulunuyor. Buraya yolunuz düşerse, kesinlikle çantalarınıza, cüzdanlarınıza dikkat etmenizi öneririm.

NAZİONALEN ARCHEOLOGİCHESKİ MUSEİ-ULUSAL ARKEOLOJİ ENSTİTÜSÜ VE MÜZESİ

Ulitsa Saborna bölgesindedir.
1892 yılında kurulmuştur. Müze: Osmanlı camisi olan “Büyük cami” içinde bulunmaktadır. Caminin sarmaşık kaplı görüntüsü ilgi çekmektedir.

Caminin duvarları: taş bloklar ve tuğladan yapılmıştır. Yıllar içinde, müzeyi genişletmek için, Bulgarlar tarafından ek binalar yapılmıştır.

Merkez salonda: Prehistorya dönemine ait hazinelerin bulunduğu alan görülür. Diğer 5 salonda ise, yine geçici sergiler düzenlenmektedir.

TOPRAK VE İNSAN ULUSAL MÜZESİ

Burası, 1986 yılında kurulmuştur ve müzede sergilenen 20 bin civarındaki obje içinde: dev kristaller, endüstriyel mineraller, Bulgaristan hammadde kaynakları, mücevher ve diğer bir kısım mineraller sergilenmektedir.

Yani bir anlamda, toprak altı objeler, burada sergilenmektedir. Değişik bir müze.

DOĞAL TARİH MÜZESİ

Çar Osvoboditel Bulvarı üzerindedir. 1889 yılında kurulmuş, 1907 yılında ziyarete açılmıştır. Bu müzede: hayvanlar alemine odaklı sergiler düzenlenmektedir.

Bunlar arasında, 1 milyon üzerinde özellikle fosiller ve kuşlar, böcekler, balıklar, bitkiler ve mineral örnekleri görülmektedir.

TSENTRALNA SOFİİSKA SİNAGOGA-MERKEZ SOFYA SİNAGOGU

Merkez hal arkasında, şehir merkezindedir. Avrupa’nın en büyük Sinegogların’dan birisidir. Avusturyalı mimar Grunanger tarafından tasarlanan yapı: Naziler tarafından yok edilmiştir.

Ancak, daha sonra yeniden inşa edilmiştir. Binanın geniş kubbesinin altındaki merkez bölümü, 2250 kg. ağırlığındaki bir avize ile aydınlatılmaktadır.

Dış duvarları: bitkisel ve geometrik motiflerle süslüdür. Günümüzde, burada 50-60 kişi aynı anda ibadet edebilmektedir.

Ancak bu Sinegog yapısını gezmek isterseniz, bence hiç denemeyin, çünkü çoğu kere kapalıdır, açık olduğunda ise ziyaretçi kabul etmiyorlar.

Bulgaristan Sofya Vitosha dağı ve Luyulin dağ kaplıcası

VİTOSHA DAĞI VE LUYULİN DAĞ KAPLICASI

Sofya şehri, Vitoşa ve Luyulin dağları ile çevrilidir.
Vitoşa dağı, 2290 metre yüksekliğiyle, Alp disiplini özelliklerini taşır. Her ne kadar yüksek olsa da, dağın zirvesinde, büyük bir düzlük bulunmaktadır.

Şehir merkezine, yalnızca 10 km. uzaklıktaki bu komplekste, mükemmel kayak pistleri bulunmaktadır ve 1930’lu yıllarda, burası, Milli Park alanı olarak ilan edilmiştir.

Yani, Bulgaristan ülkesinin en ünlü kayak merkezi, bu dağın yamaçlarında kurulmuştur. Burada, Avrupa’nın en uzun teleferiği (6800 metre uzunluğundadır) bulunmaktadır.

Bu teleferik ile, kayak tesislerine yapılan yolculuk, yaklaşık yarım saat sürmektedir. Yani, kayak tesislerinin zaten en büyük özelliği: şehir merkezine çok yakın olmasıdır.

Teleferik tercih etmeseniz de, buraya, Belediye araçlarıyla, kısa sürede ulaşım mümkündür.

Gelelim buradaki “Aleko” kayak tesislerinin özelliklerine: buranın elbette en büyük özelliği, yılın büyük bölümünde, burada kar bulunmasıdır.

Yani, kayak yapmanın mümkün olmasıdır. Dolayısı ile, burada, her türlü pist bulunmaktadır ki, çocuklar için ayrı, büyükler için ve hatta daha ileri düzey kayakçılar için ayrı pistler bulunmaktadır.

Ayrıca, burada çok sayıda kayak okulu bulunması, kayak bilmeyenlerin de burayı tercih etmelerine neden olmaktadır.

Şehre yakın olması yanında, kayak tesislerinde, ziyaretçilerin dinlenmesi veya gecelemesi için dağ evleri bulunmaktadır.

Bu dağ evlerinden en öne çıkanı ise, Rezen tepesinde bulunan “Aleko” dur. Aleko dağ evi, Çemi tepesine çıkılırken, genellikle ara durak görevi görür.

Bunun yanında, Vitoşa dağında, her mevsim turistlere hizmet vermekte olan, çeşitli oteller de görülmektedir.

Özellikle, 1350 metre yükseklikteki, Kopitoto oteli, Sofya şehrinin muhteşem panoramik manzarasının da görülebilmesi nedeniyle, olağanüstü güzelliktedir. Otelde, bu panoramik manzara dışında, her türlü konfor bulunmaktadır.

Bölgedeki bir diğer kayak merkezi ise “Pamporovo” dur. Burası, denizden 1655 metre yüksekliktedir ve özellikle son yıllarda, gerek Avrupa’dan ve gerekse ülkemizden birçok kayak meraklısını çekmektedir.

Bölgede sürekli kar bulunması (yıllık, genellikle 160-170 gün civarında kar bulunur), kar kalındığının genellikle 1.5 metrenin üzerinde bulunması, Aralık ayı başından, Nisan ayı ortalarına kadar kayak sezonunun sürmesi, buranın en büyük ve önem kazanan özellikleridir.

Bulgaristan Sofya Boyana Kilisesi

Bulgaristan Sofya Boyana Kilisesi

BOYANA KİLİSESİ

Şehir merkezine, 8 km. uzaklıktadır. Bulgaristan ülkesinin en değerli hazinelerinden birisidir.

Burası, UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. 2 katlı kilisenin, doğu kanadı orijinaldir ve 10 veya 11’nci yüzyılda inşa edilmiştir.

1259 yılında ise, kilisenin dünyaca ünlü freskleri yapılmıştır. Bunlar: Doğu Avrupa ortaçağ sanatının en güzel örnekleri olarak kabul edilmektedirler.

Bu fresklerde: 240 insan görüntüsü ve 89 ilahi sahne görüntüsü görülmektedir.

Kilise yapısında, 2006-2008 yılları arasında büyük restorasyon çalışmaları yapılmıştır. Bu restorasyonlarda, fresklerde bozulmanın önlenmesi için, ısı yayan ışıklandırmadan kaçınılmış ve ziyaretçilerin, içeride yalnızca 10 dakika kalmalarına izin verilmektedir. Fresklerin bozulmasının önlenmesi için büyük uğraş veriyorlar.

İçerideki ısının 17-18 derece civarında sürekli olarak bulunmasını sağlayan iklimlendirme sistemi yapmışlar

Denizli

Denizli

Denizli: Bu güzel kentimize, defalarca gittim. İlçelerinin tümünü gezdim, gördüm. Özellikle: Denizli şehir merkezinin, benim için ifade ettiği anlam: öncelikle Pamukkale, Karahayıt, şehir merkezindeki ve yakınlardaki yemyeşil parklar, yine şehir merkezindeki tekstil ürünlerinin ( özellikle havlu, bornoz, yatak takımları gibi) satıldığı çarşılar, mağazalar ve şehrin tam merkezinde bulunan havuzun üstündeki horoz heykeli.

Denizli

ULAŞIM

İl merkezi: kara, demir ve havayolu ulaşım imkanlarına sahiptir. Manisa ve Aydın üzerinden olmak üzere, iki farklı yoldan: İzmir’e bağlantı mevcuttur. Denizli-İstanbul arası uzaklık: 740 km. Denizli-Eskişehir arası uzaklık: 440 km. Denizli-İzmir arası uzaklık: 240 km. Denizli-Afyonkarahisar arası uzaklık: 264 km. Denizli-Ankara arasındaki uzaklık: 477 km. Denizli-Antalya arasındaki uzaklık: 222 km. Denizli-Muğla arasındaki uzaklık: 145 km.

Denizli Havaalanı, Çardak ilçesinde: ilçe merkezine 5 km. uzaklıktadır.

Denizli

TARİH

Denizli, tarih sahnesinde ilk kez, bugün bulunduğu yerden 6 km. kuzeyde, Eskihisar köyü çevresinde kurulmuştur. Bu antik şehir: MÖ.261-245 yılları arasında hüküm süren, Suriye kralı II. Antiyoküstheos tarafından kurulmuş ve ismi, karısının adına izafeten: Laodıcıa’dır.

Şehir, Türkler tarafından ele geçirilince, bugünkü “Kaleiçi” mevkiine taşınmıştır, çünkü burada su boldur. Selçuklular  döneminde, şehrin ismi, kayıtlarda: Ladik olarak geçer. Diğer bazı yazılarda ise “Tengizli” olarak geçer. Tengiz kelimesi: eski Türkçede “deniz” olarak geçer. Tengüzlü ise, değişerek, günümüze “Denizli” olarak gelmiştir.

Şehirde, tarihi süreç içinde: Hitit, Frig, Lidya, İon, Roma ve Bizans medeniyetleri görülür. Sonraki dönemlerde ise, Selçuklular ve Osmanlılar var. Türkler, ilk kez, 1070 yılında görülürler. Afşin Bey: bütün Anadolu’yu geçerek, Laodikya ve Honaz bölgesini ele geçirir. 1207 yılında, Selçuklu Hükümdarı Gıyasettin Keyhüsrev zamanında, Denizli ve çevresi, Selçuklulara bağlanır. 1306 yılında ise, Denizli’nin Türkleştirilmesi tamamlanır.

Şehir: 1366 yılında, bir deprem sonucu tamamen harap olur.

1391 yılında, Yıldırım Beyazıt, Denizli topraklarını Osmanlı hakimiyeti altına alır.

1702-1880 yılları arasında, bölgede yine büyük depremler görülür ve 12 bin civarında insan ölür. O dönemde, kale civarında bulunan şehir merkezi: depremler sonucu oturulamayacak hale gelir. Bunun üzerine, şehir daha yukarıya, günümüzdeki şehir merkezine doğru çekilir.

15 Mayıs 1919 tarihinde; Yunanlılar İzmir’i işgal edince, Denizli ve yöresinde kurtuluş mücadelesine etkin katılımlar olur. 24 Haziran 1920 tarihinde, Buldan Yunanlılar tarafından işgal edilir. 4 Eylül 1922 tarihinde ise, buradan atılırlar.

Denizli

GENEL

İl topraklarının: yüzde 47 dağlar, yüzde 28 ovalar, yüzde 23 platolar ve yüzde 2 yaylalardan oluşur.

Denizden yüksekliği, rakımı: 428 metredir.

İl merkezi yakınlarında, hemen göze batacak şekilde bir dağ var: Honaz Dağı. Yüksekliği: 2571 metredir. İl merkezinin, 17 km. güneydoğusundadır. Yamaçları dik ve meyillidir. Tüm bunların yanında: Honaz dağı koruma altına alınarak, “Milli Park” ilan edilerek, koruma altına alınmıştır. Yılın büyük bölümünde, tepelerinde yükseklik nedeniyle kar görülebiliyor.

İl, Ege bölgesinde bulunmasına rağmen, Ege bölgesinin iklimi görülmez. Az da olsa iç bölgelerin karasal iklimi hissedilir. Kışlar: ılık ve yağışlı geçmektedir.

Denizli

DENİZLİ CAM

Paşabahçe tarafından, Denizli Cam üretim tesislerinde: el imalatı cam ev eşyaları üretiliyor. Burada üretilen ürünler, dünyada belli bir ün kazanmış durumda. El imalatı şeklinde üretim yapan ve emek-yoğun çalışılan “Denizli Cam” tesislerinde, 5000 yıllık camcılık geleneği sürdürülüyor. Kuruluş: “Denizli” markasıyla; el imalatı cam ev eşyası üretiyor.

1500 derecede çalışan yüksek fırınlarda ergitilen ham maddeden elde edilen sıvı cam: pipo denilen çelik çubuklara alınarak, üfleme yöntemiyle, çeşitli kalıplarda şekillendiriliyor. Bu kalıplar: sabit ve döner üfleme şeklindedir. Tasarım konusunda büyük çalışmalar yapılıyor. Her yıl 300 adet özgün ürün, müşterilerin beğenisine sunuluyor. Günümüz itibarıyla, fabrika: yıllık 10 400 ton üretim kapasitesine ve 20 bin adet ürün çeşidine sahiptir.

Buranın alışveriş mağazasını ziyaret ettiğinizde, mutlaka hoşunuza gidecek ve satın almak isteyeceğiniz ürünler bulacaksınız.

Denizli Horozu

DENİZLİ HOROZU

Uzun ve güzel ötüşleriyle, renk ve vücut yapısıyla tanınıyor. Gözleri: siyah ve sürmelidir. Bacakları: koyu gri veya mor, ibik: balta ibik şeklinde, genel rengi ise: siyah-kirli beyaz karışım halindedir. Canlı ağırlığı: ortalama: 3-3.5 kg. civarındadır. Sesi: tonuna ve netliğine göre sınıflandırılır.

Ses tonuna göre: ince, davudi ve kalın ses olmak üzere, üç tür vardır. Birinci yılda ötüş uzunluğu: 20-25 saniye sürmektedir. Bir Denizli horozu, 58 saniye sürekli öterek, Guiness Dünya Rekorlar kitabına girmiştir.

İyi bir Denizli horuzunda: görünüş canlı, bacaklar ve boyun uzun, göğüs kuvvetli ve geniş, kuyruk geniş, dik ve uzun olmalıdır. Bazı antik yazıt ve figürlerde, horoz resmi görülmektedir. Bu da, Denizli horozunun antik dönemlerden bu yana, bölgede bulunduğunun en büyük kanıtıdır.

Denizli

TEKSTİL SANAYİİ

Denizli’nin önde gelen sanayi sektörü durumundadır. 1950’li yıllarda, Denizli yöresinde, ev ve atölye tipi küçük sanayi şeklinde, ham bez üretimi yapılmaktaymış. Ancak, özel girişimcilik ve  modern sanayi tesislerinin kurulmasıyla, Denizli de ilk tekstil tesisleri ortaya çıkmıştır. Tekstil tesisleri: Çırçır sanayi, iplik sanayi, dokuma sanayi, boya-apre-baskı ve terbiye sanayi olarak gelişmiştir.

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ

Pamukkale Üniversitesi, 1992 yılında kurulmuştur. Günümüzde, burada: 32 bin civarında öğrenci, 1420 akademik personel, 1034 idari personel bulunmaktadır. 17 yıllık eğitim döneminde: 29 bin öğrenci mezun olmuştur.

Üniversite bünyesinde: 3 enstitü, 7 fakülte, 5 dört yıllık yüksek okul, 8 meslek yüksek okulu bulunmaktadır. Bu kurumlarda: tıp, mühendislik, iktisadi ve idari bilimler, fen bilimleri, sosyal bilimler, güzel sanatlar, eğitim bilimleri ve teknik bilimler gibi alanlarda, öğrenciler yetiştirilmektedir.

NE YENİR.NE İÇİLİR

Denizli  denilince, elbette bir sürü yemek akla geliyor ama öncelikle “Denizli Kebabı” sizler için önereceğim başlıca yemek. Konya’daki tandır  kebabına benzer. Etin yenilebileceği en güzel kebap türüdür. Kuyuda değil, odun ateşinde pişer. Etler, fırına kancalarla asılır. Koyun etinin ön kolundan yapılır.

Özellikle: çarşı içinde: Bayram yerinde ki lokantalarda, tandır yemeği sakın ihmal etmeyin. Buraya gittiğinizde, hangi mekan kalabalık ise, onu tercih etmenizde yarar var. (reklam nedeniyle, isim vermek istemiyorum)

Ancak, sadece gündüz bulabilirsiniz. Fiyat biraz yüksektir, buna da hazırlıklı olmak gerek. Öğleden sonra, saat: 14.00-15.00 gibi giderseniz, büyük olasılıkla, usta, size kebap kalmadı diyecektir. Öğle yemeğinde de tıklım-tıklım dolu olduğundan yer bulmakta zorlanırsınız. Yine de değer, mutlaka yemelisiniz.

Elinizle yemek zorundasınız. Çünkü, çatal-bıçak verilmiyor. Yerken: bir parça pide, bir parça et kavranır, tuza banılarak yenilir. Özellikle, etlerin altındaki pidenin tadına doyulmaz. Bu kebap, bünyenize hiçbir ağırlık vermez, yağlı filandır diye korkmayın. Ama rahatsız olabilecek olanlar, yazın sıcaklarında yememelidirler. Yanında kuru soğanı sakın ihmal etmeyin.

NE SATIN ALINIR

İl merkezinde, özellikle Kale içinde, bakırcılık meşhurdur. Burada: birçok sofra takımı, çanaklar, kaşık, kepçe, kevgir, sini, leğen, yemek tencereleri, kazanlar, ibrik gibi mutfak eşyaları imal ediliyor. Daha çok  turistlere yönelik, bakır süs eşyaları da çok görülüyor. İlginizi çekerse, satın alabilirsiniz.

Bunun dışında: Denizli yöresinden alabileceğiniz başlıca hediyelikler: özellikle ve özellikle, havlu ve bornoz. Bunun dışında: ev tekstil ürünleri, masa örtüleri, yatak takımları, sehpa örtüleri, çeyizlikler, giysiler. Özellikle: Denizli yöresinde bolca bulunan tekstil ürünü satan: mağaza ve çarşılardan, hiç düşünmeden, her fiyatta ve her zevke uygun tekstil ürünü satın alabilirsiniz.

BABADAĞLILAR ÇARŞISI

Şehrin tam merkezindedir. Havlu, bornoz ve diğer tekstil ürünlerinin satıldığı bir çarşı. Babadağlı bir gurup iş adamının girişimiyle, 1976 yılında hizmete açılmış. Halen, çarşıda 200 dükkan var. İli ziyaret eden, yerli ve yabancı turistlerin mutlaka uğradıkları bir yer. Burada, yerli üretim, her türlü tekstil ürünü, toptan veya parekende bulmak ve satın almak mümkün.

Burayı gezerken: kumaşlar ve havluların kokularının birbirine karıştığını ve bu şekilde bir çarşı parfümü oluştuğunu göreceksiniz. Burada satılan ürünlerin başında, “okuluk” el havluları geliyor.

Okuluk havlu, aslında, bir mesaj içeren, küçük el havlularına verilen genel bir ad. Düğün, sünnet, hayır yemeği gibi özel gün ve törenler için, bölgede, geleneksel ve yöresel olarak dağıtılan bir tür havlu. Son günlerde, kilo ve düzineler halinde, paketlerle ve uygun fiyatlarla satın alınabiliyor. Tane olarak da alabiliyorsunuz.

GEZİLECEK YERLER

Denizli il merkezinde: daha önce söylediğim gibi: gayet rahatlıkla gezebileceğiniz merkez çarşısı var. Bunun dışında: tekstil atölyelerinin alışveriş mağazalarına gidip, ucuz ve uygun alışverişler yapabilirsiniz. Ana kara yolu üzerinde bulunan çeşitli tekstil fabrikalarının alışveriş mağazalarından alışveriş yapabilirsiniz.

Ayrıca: Denizli de son yıllarda açılan Alışveriş Merkezlerinin sosyal tesislerinden yararlanabilir, buralarda bir şeyler yiyebileceğiniz restoranlardan ve alışveriş mekanlarından yararlanabilirsiniz. Bunun dışında: Çamlık mevkiinde ve diğer yeşilin egemen olduğu parklarda gezinebilirsiniz.

Şehir dışındaki gezintileriniz için ise, şehir merkezine yakın: dünyaca ünlü “Pamukkale”.

Denizli Pamukkale, Karahayıt, Travertenler, Hierapolis Antik Kenti

PAMUKKALE, KARAHAYIT, TRAVERTENLER, HİERAPOLİS ANTİK KENTİ

Pamukkale bölgesi ve bölgedeki diğer yerleri (Karahayıt, Travertenler, Hierapolis antik kenti ve çevresini) gezmek isteyenler için, yine bu sitede “PAMUKKALE” adı altında, uzunca ve ayrıntılı bir yazı bulunmaktadır. Bu yazıdan yararlanabilirsiniz. Türkiye’nin turistik ilk beş resmi içinde, Pamukkale daima kendine yer bulur. Bu dünyaca ünlü turizm merkezimizi, bu yörede bulunmanız halinde, mutlaka ve mutlaka gezmelisiniz.

Pamukkale tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazıma ulaşmak için. 

Denizli Atatürk Evi Etnografya Müzesi

ATATÜRK EVİ ETNOGRAFYA MÜZESİ

Saraylar mahallesindedir. Müzenin bulunduğu binanın, yapılış tarihi hakkında kesin bilgiler yok. Ancak, 19.yüzyıl sonlarında yapıldığı düşünülüyor. Bina: 2 katlıdır. Plan olarak, orta sofalı ve sofaya açılan odalardan oluşmaktadır. Bina: Cumhuriyetin ilk yıllarında parti binası olarak kullanılmış. Ulu önder Atatürk, 4 Şubat 1931 tarihinde, Denizli’ye geldiğinde, burada kalmış. 1 Şubat 1984 tarihinde ise, müze olarak ziyarete açılmış.

Evet, müzenin gezilmesiyle ilgili önerilerim şunlar:

Alt Kat: burada, kadın takıları, işlemeli kadın cepkenleri ve el işlemeleri sergileniyor. Ayrıca: ahşap oyma hat örnekleri de var. En geniş odada ise, tüfekler, kılıçlar, Yatağan palaları, tabancalar, işlemeli kadın giysileri, el işlemeleri sergileniyor. Burada, bir de sancak var. Bu sancak: İzmir’in düşman işgalinden kurtarılmasının ardından, Denizli Bayramyerinde düzenlenen mitingde kullanılmış.

Denizli Atatürk Evi Etnografya Müzesi

Üst Kat: Burada, mankenlerle canlı görüntüler yaratılmaya çalışılmış. Sedirler üzerinde, üstlerinde işlemeli kadın ve erkek giysileri bulunan mankenler oturtulmuş. Oda içinde: dede, nine ve diğer aile bireyleri görülüyor. Bu katta: Atatürk’ün Denizli’yi ziyaretinde kaldığı oda, çalışma odası olarak düzenlenmiş. Atatürk’ün yatak odası olarak kullandığı oda da, bu katta.

Denizli İncilipınar Vali Recep Yazıcıoğlu Kültür Parkı

İNCİLİPINAR VALİ RECEP YAZICIOĞLU KÜLTÜR PARKI 

Ege bölgesinin en büyük parkıdır. Ortada bir gölet var. Türk büyüklerinin anıtları ile süslenmiş bir park. Burada, büyük çınar ağaçları var. Soğuk su kaynakları, havuzlar, çocuk parkları, piknik alanları ve spor alanları bulunuyor. Güzel bir mesire yeri. Özellikle sıcak yaz günlerinde ziyaret edilebilir.

CANKURTARAN

Burası, bir orman içi dinlenme yeri. Vali çeşmesi olarak da biliniyor. Denizli-Acıpayam yolu üzerinde, il merkezine 20 km. uzaklıktadır. Ulaşım sorunsuz, asfalt yol var. Honaz dağı milli park sınırları içindedir. Buranın denizden yüksekliği: 1400 metredir. Yıllık ziyaretçi kapasitesi: günlük, 500 civarındadır. Burada: soğuk sular, kır kahvesi, bungalov, seyir terası, futbol sahası, masa-banklar, çeşmeler ve tuvaletler var.

Denizli Çamlık

ÇAMLIK

İl merkezine 3 km. uzaklıktadır. Çamlık, Denizli ilinin en lüks ve sosyetik semti. Özellikle, Çamlık girişinde, lüks restoranlar bulunuyor. Çamlık: günübirlik gezintiye uygundur. Çamlık orman içi dinlenme yerinde: kır gazinosu, büfe, otopark, çocuk oyun alanları, çeşmeler, tuvaletler, yağmur barınakları, koşu parkuru bulunmaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: 400 metredir. Şehir içinden kısa sürede ulaşılabilen, güzel bir piknik ve mesire yeri. Buranın diğer bir özelliği de, çok iyi ışıklandırılmış olması nedeniyle, gece de piknik yapılabilmesidir. Işıklandırma ve emniyet önlemleri yeterli. Ancak, giriş ücretli. Park içinde, orman yangın söndürme ekibi, sürekli olarak nöbet tutuyor.

GÖLEMEZLİ ŞANLIALP ÇAMUR KAPLICALARI

Merkeze bağlı, Gölemezli kasabasının, Kavakbaşı köyündedir. Pamukkale’ye 4 km. uzaklıktadır. Aslında bu kasabada, dört ayrı kaynak kullanılıyor. Çamur kaplıcaları: özellikle, deri, sedef, mantar, egzama hemoroit, kireçlenme, romatizmal hastalıklara iyi geldiği söyleniyor.

Denizli Laodikya

LAODİKYA

İl merkezinin 6 km. kuzeyindedir. Kent, MÖ.261 yılında, II. Antiokhos tarafından kurulmuştur. Kentin ismi ise, Antiokhos’un eşinin isminden (Laodike) gelmektedir.

Kent: MÖ.1.yüzyılda, Anadolu’nun en önemli yerlerinden biridir. Özellikle, Romalılar kente büyük önem vermişler ve Romalılar zamanında, kentte büyük sanat eserleri yapılmıştır.

İmparator Caracalla zamanında, burada sikke basılmış, halkın da katkılarıyla, şehirde, imar faaliyetlerini girişilmiştir. Tüm bunların yanında, Anadolu’nun 7 ünlü kilisesinden biri, bu şehirde kurulmuştur. Doğal olarak, burada Hıristiyanlığın çok önemli olduğu ortala çıkmaktadır.

Kent, MS.60 yılındaki bir deprem sonucu yıkılarak yok olmuştur.

Denizli Laodikya

Günümüzde, kentte günümüze kadar gelebilmiş, ayaktaki yapılar şunlar:

Denizli Laodikya

Büyük Tiyatro:

Kentin kuzeydoğusundadır. Roma döneminde yapılmıştır. Yaklaşık 20 bin kişiliktir. Cavea ve orkestra bölümleri oldukça sağlam durumdadır.

Küçük  Tiyatro:

Büyük tiyatronun, 300 metre yakınındadır. Roma döneminde inşa edilmiştir. Yaklaşık 15 bin kişilik olduğu düşünülmektedir.

Stadyum ve Gymnasium:

Kentin güneybatısındadır. Her iki yapı da, bir bütün olarak yapılmıştır. Stadyum: MS.79 yılında yapılmıştır. Uzunluğu: 350 metre, genişliği: 60 metredir. Oturma sıralarında: 24 basamak bulunmaktadır. Ancak, büyük bölümü tahrip olmuştur. Gymnasium: MS.2.yüzyılda yapılmıştır. İmparator Hadrianus ve eşi Sabina’ya ithaf edildiğine dair yazıtı bulunmaktadır.

Denizli Laodikya Meclis Binası

Meclis Binası:

Kentin güneybatısındadır. Dikdörtgen planlıdır. Ana girişi, doğu cephededir.

Denizli Laodikya Zeus Tapınağı

Zeus Tapınağı:

Kentin sütunlu caddesinin doğu kesiminde, küçük tiyatronun yanındadır.

Anıtsal Çeşme:

Kentin ana caddesi üzerindedir. Roma  döneminde yapılmıştır. Havuz ve nişleri var. Bizans döneminde onarım görmüştür.

Büyük Kilise:

Sütunlu caddenin güneyindedir. Yalnızca, taşıyıcı bölümlerinden bir kısmı günümüze kadar ulaşmış, ayaktadır. Ana girişi batıdadır.

Denizli Honaz Dağı

HONAZ DAĞI

Afyon-Denizli ile Afyon-İzmir kara yolu üzerinde bulunan Milli Park: Ege Bölgesinin en yüksek dağı olan, 2528 metre yüksekliğindeki Honaz Dağı bünyesinde kurulmuştur.

Düşey yönlerdeki faylanmalar sonucu, dağ, oldukça dik bir görünüm kazanmıştır. Dağ üzerinde, yoğun bitki örtüsü görülür. Yaban hayatı açısından da, oldukça zengindir. Özellikle: dağ keçisi yoğun olarak bulunmaktadır. Ayrıca: yaban domuzu, tavşan,  tilki, porsuk, sansar gibi hayvanlar görülmektedir.